
2,476
Archived Theses
64
DOIs Assigned
3%
DOI Rate
Discipline
Kadın futbolcularda sportif masajın fiziksel ve psikolojik etkileri
Bu çalışma, kadın futbolcularda sportif masajın fiziksel ve psikolojik etkilerinin ne düzeyde olduğunu belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiş olup, çalışmada fiziksel özelliklerde üst ve alt ekstremite anaerobik güç, statik sağ, sol ve çift ayak denge, dinamik sağ ve sol ayak denge, esneklik, 20 m ve 30 m sürat, psikolojik özelliklerden de sportif güdülenme ve durumluk kaygı özellikleri ele alınmıştır. Çalışmada kullanılan denek gurubu, Gaziantep ilinde 18-25 yaşları arasında, çeşitli kulüplerde aktif olarak futbol oynayan sağlıklı kadın sporcular arasından gönüllü olanlardan randomize olarak seçilen toplam 19 sporcudan oluşmaktadır. Ölçümler 2015-2016 futbol sezonu bitiminde antrenmanların ve müsabakaların sona erdiği dönemde 3'er gün arayla yapıldı. Sporculara herhangi bir antrenman veya diyet program uygulanmadı. Psikolojik özellikler için Sporda Güdülenme Ölçeği ile Durumluk Kaygı Envanteri kullanılmıştır. İstatistik analizler için SPSS 22.00 bilgisayar programından yararlanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, egzersiz öncesi yapılan ısınma programlarına masaj uygulanmasının da eklenmesi ile anaerobik güç, denge, sürat ve esneklik değerlerini olumlu yönde etkilediği, psikolojik açıdan da uyaran yaşamaya yönelik güdülenme düzeyini arttırdığı ve durumluk kaygı düzeyini de olumlu yönde etkilediği sonuçlarına ulaşılmıştır. Sonuç olarak, kadın futbolcularda masaj+ısınma uygulamasının, diğer uygulamalara nazaran fizyolojik, fiziksel ve psikolojik performansları olumlu yönde etkilediği ve bu alanda yapılacak olan çalışmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Farklı şiddetlerde anaerobik egzersizin dinamik denge performansına akut etkileri
Bu çalışmanın amacı farklı şiddetlerdeki anaerobik egzersizin dinamik denge performansına akut etkisini incelemektir. Çalışmaya 23.70 ± 1.45 yıl yaş ortalamasına sahip 20 sedanter erkek gönüllü olarak katıldı. Deney dizaynı olarak tek körlü randomize kontrollü çapraz deney tasarımı kullanıldı. Dinamik denge ölçümü için dominant tek bacak ile izokinetik denge cihazı üzerinde dinamik denge testi, anaerobik egzersiz yüklenmeleri için ise Wingate anaerobik güç testi uygulandı. Deneklerin dinamik denge performansları kontrol uygulaması olarak anaerobik egzersiz yüklenmesi olmadan bir kez ölçüldü. Takip eden dört günde anaerobik egzersizin akut etkisini ortaya koymak için deneklere farklı şiddetlerde (%2.5, %5.0, %7.5 ve %10.0) anaerobik egzersiz uygulamaları randomize olarak uygulandı. Her uygulamadan hemen sonra dinamik denge testi tekrarlandı. Dinamik denge testi sonucunda genel denge, anterior-posterior denge ve medial-lateral denge puanları elde edildi. Elde edilen sonuçların analizi için tekrarlı ölçümlerde tek yönlü varyans analizi ve LSD düzeltme testi kullanıldı. Genel ve anterior-posterior denge puanlarında %10.0 ve %7.5 uygulamalarındaki düşüş, diğer uygulamalara göre anlamlı bulundu (p < 0.05). Medial-lateral denge puanında ise %10.0, %7.5 ve %5.0 uygulamalarındaki düşüş diğer uygulamalara göre anlamlı olduğu belirlendi (p < 0.05). Ayrıca %7.5 uygulamasına kadar denge puanları kademeli olarak düşerken, %10.0 uygulamasında denge puanlarında artış görülmüştür. Sonuç olarak anaerobik egzersizin düşük şiddetlerde dinamik denge performansını olumlu etkilediği, yüksek şiddetlerde ise dinamik denge performansına olumsuz etki ettiği söylenebilir.
Orta öğretim öğrencilerinin serbest zamanlarını değerlendirmelerinin öğrenmeye ilişkin tutumlarına etkisi
Bu araştırma, Adıyaman ilinde öğrenim gören ortaöğretim öğrencilerinin serbest zaman alışkanlıkları ile öğrenmeye ilişkin tutumlarının ele alındığı betimsel bir araştırmadır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak "Öğrencilerinin Serbest Zaman Alışkanlıkları ile Öğrenmeye İlişkin Tutum Ölçeği" kullanılarak nicel veriler toplanmıştır. Ortaöğretim öğrencilerinden toplanan veriler, öğrencilerin kişisel özelliklerine ve araştırmada ele alınan diğer değişkenlere göre analiz edilerek raporlaştırılmıştır. Bu araştırmanın evrenini, Adıyaman ilindeki çeşitli ortaöğretim okullarında öğrenim gören öğrenciler, örneklemini ise bu evren içerisinde basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 478 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrenmeye ilişkin tutum ölçeğinin alt boyutlarından Beklenti alt boyutu ile katılımcıların boş zamanlarında kitap okuyup okumamalar ve günlük internete ayırdıkları süre arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Bununla birlikte öğrenmeye ilişkin tutum ölçeğinin alt boyutlarından olan öğrenmenin doğası alt boyutu ile katılımcıların boş zamanlarında sinema veya tiyatroya gidip gitmemeleri ve öğrenim gördükleri sınıf arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra öğrenmeye ilişkin tutum ölçeğinin alt boyutlarından Kaygılanma alt boyutu ile katılımcıların evde ailesine yardımda bulunup bulunmaması ve cinsiyeti arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Ayrıca, öğrenmeye ilişkin tutum ölçeğinin alt boyutlarından Açıklık boyutu ile katılımcıların boş zamanlarda gazete ve dergi okuyup okumamaları arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Ancak katılımcıların boş zamanlarında spor yapıp yapmamaları ve boş zamanlarında kazanç sağlayıcı bir etkinlikte bulunup bulunmamaları arasında herhangi bir anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Serbest zaman, öğrenci, eğitim, öğrenme.
12 haftalık temel tenis eğitiminin çocuklarda tenis becerisi, kuvvet ve basit reaksiyon zamanı özelliklerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, 12 haftalık temel tenis eğitiminin tenis becerisi, kuvvet parametreleri ve basit reaksiyon zamanı özelliklerine etkisinin belirlenmesidir. Çalışmaya 12 yaş grubunda toplam 24 erkek çocuk denek gönüllü olarak katıldı. Gönüllüler kontrol ve deney grubu olarak ikiye gruba ayrıldı. Deney grubuna 12 haftalık temel tenis tekniklerini içeren tenis antrenman programı uygulandı. Kontrol grubuna bu süre boyunca herhangi bir antrenman programı uygulanmadı. 12 haftalık periyottan bir gün önce ve sonra deneklerden veriler alındı. Kuvvet parametreleri olarak el kavrama kuvveti, sırt ve bacak kuvveti, duvarda squat kuvveti testleri; tenis becerisi için ITN forehand ve backhand vuruş ve servis testleri; reaksiyon zamanı parametreleri için görsel ve işitsel basit reaksiyon zamanı testleri uygulandı. Verilerin analizi için SPSS 22.0 programında bağımlı ve bağımsız t testleri kullanıldı. Deney grubunun ölçülen tüm özelliklerinde ön-son testler arasında anlamlı farklılık saptandı (p<0.05). Kontrol grubunun ölçülen hiçbir özelliğinde anlamlılık görülmedi (p>0.05). Deney ve kontrol grupları karşılaştırıldığında ise tüm özelliklerde deney grubu lehine farklılık görüldü (p<0.05). Sonuç olarak 12 haftalık temel tenis antrenmanının kuvvet, reaksiyon ve temel tenis becerilerine olumlu etkileri olduğu söylenebilir.
Futbolcularda aerobik egzersizin oksijen tüketim kapasitesi ve vücut kompozisyonu üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, aerobik egzersiz programının futbolcularda oksijen tüketim kapasitesi ve vücut kompozisyonu üzerine etkisini incelemektir.. Araştırmaya Gaziantep ilinde 18-25 yaş arasında 24 sağlıklı erkek futbolcu gönüllü olarak katıldı. Denekler rastgele yöntem ile deney grubu (n=12, yaş:21.66 ± 2.30) ve kontrol grubu (n=12, yaş: 22.00±1.95) olarak iki farklı gruba ayrıldı. Deney grubuna 8 hafta süreyle haftada 3 gün aerobik egzersiz programı uygulandı. Her iki grupta normal futbol antrenmanlarına devam etti. Aerobik egzersiz programına başlamadan önce ve bittikten sonra vücut ağırlığı, Vücut kitle indeksi (VKİ), Vücut yağ yüzdesi (VYY), sistolik kan basıncı (SKB), diastolik kan basıncı (DKB), İstirahat kalp atım sayısı (İKAS), maksimal kalp atım sayısı (KASmax), maksimal iş yükü (WRmax), maksimal dakika ventilasyon (VEmax) ve maksimal oksijen tüketim kapasitesi (VO2max) ölçümleri yapıldı. Bireylerin oksijen tüketim kapasiteleri gaz analiz sisteminde Ramp protokolu kullanılarak saptandı. Verilerin analizi için grup içi karşılaştırmalarda Paired, Sample t testi, gruplar arası için Independent Sample t testi kullanıldı. Deney grubunun ön test ve son test verileri karşılaştırıldığında vücut ağırlığı, VKİ, VYY, SKB, DKB, İKAS, KASmax, WRmax, VEmax ve VO2max değerlerinde anlamlı farklılıklar saptandı (p<0.05). Kontrol grubunun VO2max değerinde anlamlılık saptandı (p<0.05). Diğer ölçümlerde ise herhangi bir anlamlılık bulunmadı. Grupların ön test ve son test ölçümleri karşılaştırıldığında deney grubu lehine tüm verilerde anlamlılık bulundu (p<0.05). Sonuç olarak futbolculara uygulanan aerobik egzersiz programının oksijen tüketim kapasitesi ve vücut kompozisyonu üzerine pozitif yönde olumlu etkisi olduğu söylenebilir. Düzenli ve planlı olarak yapılan aerobik egzersizlerin aerobik kapasite ve vücut kompozisyonu değerlerinin geliştirildiği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Futbol, Aerobik Egzersiz, Vücut kompozisyonu, VO2max.
Şanlıurfa ili Halfeti ilçesindeki görev yapan öğretmenlerin boş zaman değerlendirme alışkanlıklarının araştırılması
Bu çalışma Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesinde görev yapan öğretmenlerin boş zaman değerlendirme alışkanlıklarının araştırılması amacıyla hazırlanmıştır. Araştırma evrenini 2014-2015 yılları arasında Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesinde görev yapan 516 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada tüm evrene ulaşılmaya çalışılmış ancak 386 öğretmene ulaşılmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak; katılımcıların demografik bilgilerini belirlemeye yönelik sorular, rekreatif aktivite katılım ölçeği kullanılmıştır. Araştırmamızda istatiksel analizler SPSS 22.0 paket programında yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde frekans, yüzde, bağımsız gruplar t-testi ANOVA ve Tukey çoklu karşılaştırma testleri kullanılmıştır. Yapılan anket araştırması sonucunda bölgedeki öğretmenlerin boş zaman aktivitelerinin yaptığı etkilere yönelik verdikleri cevaplara bakıldığında kişilerde mutlu edici, dinlendirici ve eğitici gibi olumlu yönlerde etkiler yaptığıdır; kişileri iş doyumu ve heyecan verme yönünden ise etkilemediği ortaya çıkmıştır. Boş zaman aktivitelerinin katılımcıların yaş ve medeni durumuna göre değişmediği ancak yaş arttıkça aktiviteye katılım sayısında azalma olduğu, erkeklerin aktiviteyi daha çok tercih ettikleri görülmektedir. Ayrıca boş zamanlarda yapılan etkinlikler alt boyutu ile boş zaman etkinliklerine katılım şekilleri alt boyutları arasında erkeklerin kadınlara göre daha yüksek puan aldıkları, yani daha olumlu etkiler bıraktığı anlaşılmıştır. Öğretmenlerin medeni durum, yaş ve çocuk sayısına göre boş zaman değerlendirme ölçeği toplam puanları ile alt boyutları arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmektedir.
Bedensel engelli sporcuların spora katılım motivasyonlarının yaşam doyuma etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı takım ve bireysel spor yapan bedensel engelli sporcuların spora katılım motivasyonlarının yaşam doyumuna etkisini tespit etmektir. Araştırmanın amacı doğrultusunda çalışmamızın evrenini 18 yaş ve üstü takım ve bireysel spor yapan sporcular oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklem grubunu ise Yozgat, Ankara, İstanbul ve Hatay illerine spor yapan 141 erkek 73 kadın toplamda 214 sporcu oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Tekkurşun vd. (2018) tarafından geliştirilen 22 maddeden oluşan "Engelli Bireylerde Spora Katılım Motivasyonu Ölçeği (ESKMÖ)" ve katılımcı sporcuların yaşam doyumlarını ortaya çıkarmak için Kaba vd. (2018) Tarafından geliştirilen, ''Yetişkin Yaşam Doyum Ölçeği'' kullanılmıştır. Bununla birlikte katılımcıların yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, spor türü, spor yapma amacı gibi farklı demografik bilgileri ölçmek amacıyla araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde ölçekler basıklık çarpıklık katsayı değerine göre normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Buna göre ölçeklerin değerlendirilmesinde parametrik testler kullanılmıştır. Normal dağılıma sahip olan ölçekler de niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki bağımsız grup arasındaki farkı bulmak için Bağımsız örneklem t testi, ikiden fazla bağımsız grup karşılaştırmalarında ise Tek yönlü varyans analizi (Anova) uygulanmıştır. Anova sonucunda fark var bulunduğunda, fark yaratan grubu bulmak için ise çoklu karşılaştırma testi uygulanmıştır. Araştırma sonucuna göre spora katılım motivasyon ölçeği ile genel yaşam doyumu arasında pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (r=0,42; p<0,05). Sporu hangi düzeyde yapma değişkenine göre yapılan değerlendirmede profesyonel sporcuların amatör sporculara kıyasla yaşam doyum ve spora katılım motivasyonu puanlarının daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Takım ve bireysel yapan bireylerde spora katılım ve yaşam doyum puanlarında anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Bedensel engelli, Yaşam Doyum, Motivasyon
Spor yapan çocukların ebeveynlerinin spor farkındalıkları ve spora bağlılıklarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, spor yapan çocukların ebeveynlerinin spor farkındalıkları ve spora bağlılıklarının incelenmesidir. Araştırmamızın evrenini Ankara ilinde ikamet edip spor yapan çocukların ebeveynleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem grubu ise ilgili evren içerisinden kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen voleybol branşında aktif katılım sağlayan çocukların ebeveynlerinden 436 kişi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Uyar ve Sunay (2019) tarafından geliştirilen "Spor Farkındalığı Ölçeği" ve Sırgancı, Ilgar ve Cihan (2019) tarafından geliştirilen "Spora Bağlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada hata payı 0,05 olarak alınmıştır. Sonuç olarak spor farkındalığı ölçeğinin geneli ve alt boyutlarında cinsiyet, öğrenim durumu, medeni durum, sporla ilişki durumu ve gelir düzeyi değişkenlerine göre anlamlı farklar görülürken, yaş değişkenine göre herhangi bir anlamlı farka rastlanmamıştır. Spora bağlılık ölçeğine bakıldığında ise cinsiyet, yaş, medeni durum ve gelir düzeyi değişkenlerine göre ölçeğin geneli ve alt boyutlarına herhangi bir anlamlı fark olmadığı, sporla ilişki durumu değişkenine göre ölçeğin geneli ve tüm alt boyutlarında anlamlı farklar olduğu görülmüştür. Spor farkındalığı ölçeği ile spora bağlılık ölçeği arasında ise orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Antrenörlerin Makyavelizm ve narsistlik durumlarının incelenmesi
Sporcuların başarıya ulaşmalarında kendi performanslarının yanında, antrenörlerin sayısız katkılarının bütünü sporcunun performansına yansır, antrenör bu başarı yolcuğunda programlarını uygularken göz ardı etmememiz gereken antrenörlerin psikolojik sağlamlık düzeyleri de önemlidir. Bu psikolojik durumlardan makyavelizm ve narsistlik durumları da içerisinde bulunmaktadır. Araştırmanın amacı antrenörlerin makyavelizm ve narsisizm durumlarını incelemektir, bu amaç doğrultusunda 101 kadın, 209 erkek olmak üzere toplam 320 antrenör katılım sağlamıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak makyavelizm ölçeği ve narsistlik kişilik envanteri ölçeği kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediği çarpıklık ve basıklık testi ile verilerimiz normal sınanmıştır. İkili kategoriden oluşan değişkenler için t testi, üç veya daha fazla kategorik değişkenler için tek yönlü varyans analizi ANOVA kullanılmıştır. Ayrıca, yaş ile makyavelizm ve narsistik durumları arasındaki ilişkinin tespiti için ise pearson korelasyon testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, antrenörlerin makyavelizm durumlarının yüksek olduğu alt boyutların demografik değişkenleri medeni durum, spor branşı, mesleki tecrübe, kardeş sayısı, ekonomik algı, alkol kullanım durumu, genel toplamda ise alkol kullanım durumu, yaşanılan yer değişkeni yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yaş değişkeni düşük çıkmıştır. Eğitim durumunda anlamlı bir farklılık çıkmamıştır. Narsisizmde medeni durum, ekonomik algı, eğitim durumu, mesleki tecrübe, alkol kullanım yüksek yaş ise düşük çıkıştır. Cinsiyet değişkeninde ise anlamlı bir farklılık yoktur. Antrenörler üzerine yapılan bu çalışmada makyavelizm ve narsisizm durumlarında makyavelizm boyutları daha öne çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Beden eğitimi ve spor, Antrenör, Narsistlik, Makyavelizm, Spor psikolojisi
Farklı alanlarda eğitim gören üniversite öğrencilerinin sağlık okur yazarlığı ve fiziksel aktivite düzeylerinin incelenmesi
Sağlık okuryazarlığı, bireylerin sağlıkla ilgili bilgileri anlama, değerlendirme ve kullanma becerisini ifade ederken, fiziksel aktivite düzeyi ise bireylerin günlük hayatta ne kadar fiziksel olarak aktif olduklarını yansıtmaktadır. Bu çalışmanın amacı da farklı alanlarda eğitim alan üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeyleri ile sağlık okuryazarlıkları arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Çalışma kapsamında, farklı fakültelerde okuyan üniversite öğrencilerinden örneklem seçilmiş ve sağlık okuryazarlığı düzeylerini belirlemek için uygun ölçme araçlarının kullanılması sağlanmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden olan tarama deseninin kullanıldığı bu çalışmanın evrenini ülkemizde eğitim görmekte olan tüm üniversite öğrencileri oluştururken; örneklemini evren üzerinden ulaşılabilen 359 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Elde edilen veriler SPSS 22 paket programında değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre üniversite öğrencilerinin sağlık okuryazarlığı düzeyleri yüksek; fiziksel aktivite düzeyleri orta ve genellikle düşük, sağlık okuryazarlığı düzeyleri demografik değişkenlere bağlı olarak anlamlı farklılık göstermemektedir. Ancak üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeyleri demografik değişkenlere bağlı olarak anlamlı farklılık göstermektedir. Çalışmada son olarak üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeyleri ile sağlık okuryazarlıkları arasında anlamlı bir ilişki bulunduğu; sağlık okuryazarlığı düzeylerinin bölümler arasında anlamlı düzeyde farklılık olmadığı fakat fiziksel aktivite düzeylerinde, spor bilimleri fakültesi ile diğer bölümler arasında istatiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular ışığında üniversite öğrencilerinin sağlık okuryazarlıkları ve fiziksel aktivite düzeylerinin de yükseltilmesi için gerekli önerilerde bulunulmuştur. Üniversite öğrencilerinin sağlık okuryazarlığı ve fiziksel aktivite düzeylerinin yükseltilmesi için çeşitli önlemlerin alınması ve eğitim programlarının düzenlenmesi gerekmektedir.
Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinde kişilik tipleri ve riskli davranışlar arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerindeki riskli davranışları (anti-sosyal davranışlar, alkol kullanımı, sigara kullanımı, intihar eğilimi, beslenme alışkanlıkları, okul terki ve madde kullanımı) Eysenck Kişilik Kuramı kapsamında incelemektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya Yozgat Bozok Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 475 üniversite öğrencisi katılmıştır. Veriler Google Formlar üzerinden çevrimiçi olarak toplanmıştır. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Eysenck Kişilik Anketi Gözden Geçirilmiş Kısaltılmış Formu ve Riskli Davranışlar Ölçeği Üniversite Formu kullanılmıştır. Veriler, IBM SPSS 22.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Katılımcıların demografik bilgilerini belirlemek için yüzde, standart sapma ve frekans hesaplamaları yapılmıştır. Katılımcıların riskli davranış düzeylerini ölçmek ve baskın olan kişilik tipini tespit etmek için betimsel istatistikler yapılmıştır. Cinsiyet değişkeninin analizinde Bağımsız Örneklem T Testi kullanılırken, bölüm, algılanan gelir düzeyi, ikamet yeri, anne ve baba eğitim düzeyi ve kardeş sayısı değişkenlerinin analizinde Tek Yönlü ANOVA testi kullanılmıştır. Değişkenler arası korelasyonların analizinde ise Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, katılımcıların dışadönüklük ve nörotisizm düzeylerinin orta, yalan ve psikotisizm düzeylerinin ise düşük olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların sergiledikleri riskli davranışlarının da düşük düzeyde olduğunu tespit edilmiştir. Katılımcıların kişisel özellikleri ile kişilik tipleri ve riskli davranışları arasına anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Kişilik tipleri ile riskli davranışlar arasında da pozitif yönde korelasyonlar olduğu görülmüştür. Araştırma sonuçları ilgili literatür çerçevesine tartışılmış ve çeşitli önerilere ver verilmiştir.
Lise öğrencilerinin spora yönelik tutumları ve stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, lise düzeyinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin spora yönelik tutumları ve stresle başa çıkma tarzları arasında bulunan ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, lise düzeyinde öğrenim görmekte olan öğrenciler oluşturmakta iken, araştırmanın örneklemini ise, kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile belirlenen, 353 lise düzeyinde öğrenim görmekte olan öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu Şahin ve Durak (1995) tarafından geliştirilen Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği ve Şentürk (2012) tarafından geliştirilen Spora Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verilerini toplanmadan önce, katılımcılara gönüllü onam formu imzalatılmış ve araştırmaya sadece gönüllü katılımcıların katılım göstermesi sağlanmıştır. Verilerin yüz yüze doldurulması sağlanarak ve ölçekler ile ilgili ön bilgilendirmeler yapılmıştır. Verilerin toplanmasının ardından veriler SPSS programına aktarılarak analizlerin yapılması sağlanmıştır. Verilerin normal dağılımını belirlemek amacıyla araştırmada kullanılan ölçeklerin alt boyutlarının basıklık ve çarpıklık değerlerine bakılmış ve değerlerin ±2 aralığında olduğu tespit edilmiştir ve verilerin normal dağılım gösterdiği kabul edilerek parametrik testler uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, lise öğrencilerinin stresle başa çıkma tarzı ve spora yönelik tutumlarının bağımsız değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca spora yönelik tutum ile kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım alt boyutları arasında pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki bulunduğu, sosyal destek arama alt boyutu ile arasında pozitif yönlü düşük düzeyde bir ilişki bulunduğu; çaresiz yaklaşım ve boyun eğici yaklaşım ile spora yönelik tutum arasında ise negatif yönlü düşük düzeyde bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir.
Özel eğitim okullarında görev yapan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin beden eğitimi ders programlarına ve derslerinde karşılaştıkları sorunlara ilişkin görüşleri
Araştırmanın amacı, özel eğitim okullarında görev yapan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin beden eğitimi ders programlarına ve derslerinde karşılaştıkları sorunlara ilişkin görüşlerinin incelenmesidir. Mevcut çalışma, nitel araştırma kapsamında mülakat yöntemi ile yürütülmüştür. Araştırma kapsamında, Yozgat ve Ankara illerinde özel eğitim okullarında görev yapan 8 beden eğitimi öğretmeni ile yarı-yapılandırılmış görüşme formu kapsamında görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler yoluyla toplanan ham veriler kodlanarak kategorilere ayrılmış ve bu kategoriler altında veriler düzenlenerek anlamlı bir bütün haline getirilmiştir. Katılımcıların görüşleri doğrudan olduğu gibi aktarılmıştır. İfadeler analiz sonucunda şekillere dönüştürülmüş ve frekansları belirlenmiştir. Verilerin modellenmesi sürecinde ise MAXQDA paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretim programlarının bazı durumlarda yetersiz olduğu, kapsayıcılık açısından eksiklikler barındırdığı ve uygulanabilir olmayan hedefler içerdiği de ifade edilmiştir.
Beden eğitimi, spor ve kpss kavramlarına yönelik: Bir meta-sentez betimleme
Bu çalışmada, Türkiye' de spor, kpss ve beden eğitimi, kavramları ile ilgili olan araştırmaların durumunu, yapılmış araştırma bulgularından hareketle ortaya yeni verilerin konulması hedeflenmiştir. Araştırmada nicel, nitel ve karma araştırma bulgularını daha net bir şekilde ortaya koymak için nitel araştırma yöntemlerinde meta-sentez betimlemeden faydalanılmıştır. Meta-sentez çalışmanın amacına hizmet edebilecek, 2000-2024 yıllarında hazırlanmış 85 Yüksek Lisans ve Doktora Tezi ile 84 Makale olmak üzere toplam 169 çalışma nitel, nicel ve karma araştırma yöntemleri kullanılarak araştırma kapsamına alınmıştır. Toplanan verilerin daha doğru ve güvenilir şekilde işlenebilmesi amacıyla her çalışma, bu çalışmaya özgü oluşturulan kodlama sistemine uygun şekilde çalışma türü, örneklem grubu, düzey ve inceleme sıra numarasına göre kodlanmıştır. Bu kapsamda ele alınan çalışmalar, 8 ana tema altında gruplandırılmıştır. Beden eğitim ve spor, sınav kaygısı, öğretmenlik yeterlilik durumları, mevzuat ile tüm psikososyal alanlar konuları derinlemesine analiz edilerek ortaya konulmuştur. Sonuç olarak beden eğitimi ve spor alanının psikososyal alanda multidisipliner bir yer teşkil ettiği için önemli olduğu, KPSS'ye hazırlık sürecinin, tüm paydaşları etkilediği, kaygı veren bir süreç olduğu, lisans eğitimlerindeki dersleri bitirmek, atanabilmek, askerlik ve evlilik gibi yoğun bir dönemde ciddi anlamda psikolojik problemler yaşandığı ve tüm bu etkenlere rağmen KPSS hazırlıklarını sürdürmekte olduğu görülmüştür.
Ortaokul öğrencilerinin beslenme davranışları ile fiziksel aktivite düzeylerinin bazı değişkenler bakımından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ortaokul düzeyinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin beslenme davranışlarının ile fiziksel aktivite düzeylerinin bazı değişkenler bakımından incelenmesidir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın Evrenini Yozgat ili genelinde ortaokul düzeyinde öğrenim görmekte olan öğrenciler oluşturmakta ilen araştırmanın örneklemini ise kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile belirlenen 390 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Beslenme Davranışları Ölçeği ve Fiziksel Aktivite Soru Formu kullanılmıştır. Araştırma dahilinde toplanan verilerin dağılımını belirlemek amacıyla araştırmada kullanılan ölçeklerin basıklık ve çarpıklık değerlerine bakılarak normal dağılım gösterdiği tespit edilmiş ve frekans ve yüzde analizleri, Bağımsız Örneklem T Testi, Bağımsız Örneklem T Testi ve Korelasyon Testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, araştırmaya katılan öğrencilerin yaş, cinsiyet, sınıf değişkenleri ile beslenme davranışları arasında ve fiziksel aktivite düzeyleri ile yaş, cinsiyet, sınıf değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunduğu ve araştırmaya katılan öğrencilerin beslenme davranışları ile fiziksel aktivite düzeyleri arasında istatistiksel olarak pozitif yönlü düşük düzeyde bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Yıl, xi + 99 Sayfa
13-17 yaş aralığında taekwondo sporcularının müsabaka öncesi zihinsel dayanıklılık ve kaygı düzeyinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı 13-17 yaş aralığındaki ergen bireylerin müsabaka öncesi kaygı durumlarının zihinsel dayanıklılıkları arasındaki ilişkiyi incelenmesidir. Derinlemesine bir analiz gerçekleştirilebilmek amacıyla evren daraltılarak Yozgat ili içerisinde yer alan 13-17 yaş aralığındaki aktif 129'u kadın 70'i erkek 199 taekwondo sporcusu örneklem grubu olarak belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak McGeown vd., (2018) tarafından geliştirilen ve Türkçeye uyarlaması Soylu vd., (2019) tarafından yapılan, Ergenler İçin Bireylerin Zihinsel Dayanıklılık Ölçeği ve sporcuların kaygı düzeylerini ölçmek ve değerlendirebilmek amacıyla Smith vd. tarafından 1990 yılında geliştirilen Türkçeye uyarlaması Karadağ ve Aşçı (2020) tarafından yapılan Sporda Kaygı Ölçeği kullanılmıştır.
Aerobik ve anaerobik egzersizin dolaşım parametrelerine akut etkileri
Bu çalışmada aerobik ve anaerobik egzersizin dolaşım parametrelerine akut etkilerini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmaya 23 sedanter erkek gönüllü olarak katılmıştır. Gönüllülerin kalp atım sayısı, oksijen satürasyonu, sistolik kan basıncı ve diastolik kan basıncı genel ısınmadan önce, genel ısınmadan sonra, anaerobik egzersizden sonra ve aerobik egzersizden sonra olmak üzere dört farklı uygulamada akut olarak ölçülmüştür. Uygulamalar arasındaki farklılığın belirlenmesi için tekrarlı ölçümlerde tek yönlü varyans analizi ve LSD düzeltme testleri kullanılmıştır. Elde edilen verilere göre kalp atım sayısı, oksijen satürasyonu ve sistolik kan basıncı uygulamalar arasında anlamlı farklılıklar oluşmuştur (p<0.05). Diastolik kan basıncında uygulamalar arasında anlamlı farklılık görülmemiştir (p>0.05). Özellikle anaerobik egzersizden sonra dolaşım parametrelerinde daha belirgin değişimler saptanmıştır. Sonuç olarak ısınmanın, anaerobik ve aerobik egzersizin dolaşım parametrelerini akut olarak etkilediği söylenebilir.
Yüzme egzersizinin genç erkeklerde solunum fonksiyonları ve solunum kaslarına akut, kronik ve kombine etkileri
Yapmış olduğumuz bu çalışmada amaç, yüzme egzersizinin solunum fonksiyonlarına ve solunum kaslarına akut, kronik ve kombine etkilerini belirlemektir. Bu amaç ile 30 genç erkek (15 deney grubu, 15 kontrol grubu) çalışmaya dahil edilmiş ve deney grubuna 8 hafta süre ile yüzme egzersizi uygulanmıştır. Deney grubu 8 haftalık periyottan bir gün önce ve bir gün sonra 100m serbest stil yüzme performansı sergilemiştir. Deney grubunun yüzme performansından hemen önce ve hemen sonra, kontrol grubunun ise 8 haftanın başında ve sonunda solunum fonksiyonları ve solunum kas kuvvetleri ölçülmüştür. Elde edilen veriler Repeated Measures One Way ANOVA, LSD, Independent Sample T test ve Paired Sample T testleri ile analiz edilmiştir. Yüzme egzersizinin akut olarak solunum kas kuvvetini ve solunum fonksiyonlarını olumsuz etkilediği (p<0.05), kronik olarak ise olumlu etkileri olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Kombine etkiye bakıldığında ise kronik adaptasyonun akut etkinin olumsuz çıktılarını azalttığı görülmüştür (p<0.05). Sonuç olarak yüzme egzersizi solunum kas kuvveti ve solunum fonksiyonlarını akut olarak olumsuz, kronik ve kombine olarak da olumlu etkilediği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Yüzme, Antrenman, Solunum
İnspiratuar kas antrenmanının Down sendromlu bireylerde solunum fonksiyonları ve solunum kas kuvvetine etkisi
Bu çalışmanın amacı inspiratuar kas antrenmanının down sendromlu bireylerde solunum fonksiyonları ve solunum kas kuvvetine etkisinin incelenmesidir. Bu amaçla 9 deney, 7 kontrol grubu olmak üzere 16 down sendromlu birey çalışmaya katılmıştır. Deney grubuna 4 hafta ve haftada 5 gün inspiratuar kas antrenman cihazı ile solunum kası antrenmanı yaptırılmıştır. Her iki gruba da 4 haftalık periyotun öncesinde ve sonrasında solunum kas kuvveti (maksimal inspiratuar basınç, MIP) ve solunum fonksiyon testleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 programında analiz edilmiştir. Ortalamalar 2x2 mixed faktör ANOVA ve LSD düzeltme testleri ile yüzdesel değişim ortalamaları Mann Whitney U testi ile incelenmiştir. İstatistiksel analiz sonucunda solunum kas kuvvetinde ve solunum fonksiyonlarında 4 hafta sonunda deney grubunda anlamlı bir değişim görülmüş ve bu değişim kontrol grubuna göre yüzdesel olarak da farklı bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak inspiratuar kas antrenmanının down sendromlu bireylerde solunum kas kuvveti ve solunum fonksiyonlarını olumlu yönde etkilediği söylenebilir. Anahtar sözcükler: Down sendromu, solunum, inspiratuar, antrenman, kuvvet
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin okul sporlarına bakış açısı ve karşılaştığı sorunlar
Okul sporları, Uluslararası Okul Sporları Federasyonu (ISF) talimatları doğrultusunda, mahalli, ulusal, uluslararası düzeyde ve farklı yaş kategorilerinde gerçekleştirilen organizasyonlardır. Okul sporları konusunda uluslararası literatürde birçok çalışma bulunmakla birlikte ülkemizde bu konuda yapılan çalışmalar sınırlı sayıdadır. Araştırmanın amacı, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin okul sporlarına bakış açılarını incelemek ve karşılaştıkları sorunlar ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini, Malatya ilinde görev yapan, en az on yıllık deneyime sahip ve okul sporlarına her yıl katılan on beden eğitimi öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışmada, nitel araştırma deseni içerisinde yer alan fenomenolojik yaklaşımlardan "Görüşme" yöntemi kullanılmıştır. Görüşme soruları, alanında uzman akademisyenlerin görüşleri doğrultusunda hazırlanmış ve yapılan görüşmeler ses kayıt cihazı ile kayıt altına alınmıştır. Daha sonra görüşme kayıtları deşifre edilerek metin haline getirilmiş ve kodlamalar yapılmıştır. Bakış açısı kapsamında; katılımcıların okul sporları algısı, beklentileri ve mevcut durum ile ilgili görüşleri ele alınmıştır. Karşılaşılan sorunlar; katılım, okul yönetimi, veli profili, eğitim sistemi, iletişim ve ekonomik durum ana temaları altında incelenmiştir. Okul sporlarına katılım noktasında öğrencilerin istekli olduğu fakat çeşitli etkenlerden dolayı (veliler, sınavlar, akademik beklentiler) katılımın istenen seviyede olmadığı saptanmıştır. Okul yönetimlerinin, okul sporlarına yeterince destek sağlamadığı ve okul sporları ile ilgili tüm iş yükünün sadece beden eğitimi öğretmenlerinde olduğu görülmüştür. Öğrenciyi destekleyen ve yönlendiren veli oranının çok düşük olduğu ve bu durumun okul sporlarını olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Mevcut eğitim sistemindeki ders yoğunluğunun spora katılımı olumsuz etkilediği ve beden eğitimi dersine ayrılan sürenin yetersiz olduğu anlaşılmıştır. Organizasyonlarda yetkililere iletilen sorunların çözümü noktasında yapılan çalışmaların yeterli olmadığı ortaya çıkmıştır. Faaliyetlerde önemli ekonomik sorunlar yaşandığı, sportif tesisler, araç-gereç ve ulaşım olanaklarının yeterli olmadığı saptanmıştır. Okul yönetimi ve velilerin sporu desteklemesi, profesyonel bir işletim ağının kurulması ve beden eğitimi öğretmenlerinin ekonomik olarak desteklenmesi önerilmektedir.
Beden eğitimi öğretmenlerinin öğretmen yeterlik ve öğretmen liderlik düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma, Gaziantep ilinde görev yapan beden eğitimi öğretmenlerinin öğretmen liderlik ve yeterlilik düzeylerinin incelenmesi amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Araştırma 2017-2018 eğitim-öğretim döneminde Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı okullarda görev yapan 217 (44 kadın, 173 erkek) beden eğitimi öğretmeni arasından gönüllük esasına göre seçilen bireyler üzerinde uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak iki ölçek kullanılmıştır. "Öğretmen Yeterlik Ölçeği" ve "Öğretmen Liderlik Ölçeği" ile katılımcıların bir takım özelliklerini belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 22.0 programından yararlanılarak İstatistiksel yöntem olarak, yüzde, frekans ve ortalamalar hesaplanarak, Öğretmenlerin liderlik rollerine ilişkin beklenti ve algı puanlarının karşılaştırması için Paired Sample t testi, Öğretmen yeterlikleri ve liderlik rolleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson Korelasyon testi, çalışmada ele alınan değişkenler için ikili gruplarda İndependent sample t testi, çoklu grupların karşılaştırmasında One Way ANOVA analizi kullanılmıştır. Çoklu gruplarda farkın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için Post Hoc Tukey LSD testi yapılmıştır. Sonuç olarak, Beden eğitimi öğretmenlerinin öğretmen liderlik rollerine ilişkin algı ve beklentilerinin genel olarak yüksek olduğu belirlenmiştir. Ancak beklenti ve algı puanlarının karşılaştırmasına bakıldığında, kurumsal gelişme ve mesleki gelişim açısından beklenti puanlarının daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma grubunun öğretmen yeterliliklerine ilişkin inançlarının da oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. Beden eğitimi öğretmenlerinin yeterlilik inançlarının arttığı durumlarda, öğretmen liderlik rollerine ilişkin beklenti ve algılarınında arttığı belirlenmiştir. Erkek beden eğitimi öğretmenlerinin öğretmen yeterliliklerine ve öğretmen liderlik rollerine ilişkin olan inançlarının daha yüksek olduğu, Beden eğitimi öğretmenlerinin yaş grupları arttıkça genel öğretim yeterliliğine ilişkin inançlarında arttığı, Öğretmen yeterlilik inançlarının meslekte çalışma yılı açısından, meslekte çalışma yılı 16 yıl ve üstü olanların bireysel faktörler alt boyutundan elde ettikleri puanların diğer gruplardan daha düşük olduğu, kıdem yılı yüksek olanların algı liderlik rollerine ilişkin algılarının negatif, beklenti düzeyinde ise meslektaşlarla işbirliğine yönelik beklentilerinin daha olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar sözcükler: Beden Eğitimi, Öğretmen, Liderlik, Yeterlik
Türkiye ve Iraktaki spor işletmelerinde hizmet kalitesi anlayışının incelenmesi
Bu çalışma, Türkiye ve Irakta bulunan spor merkezlerine giden üyelerin, spor merkezleri ile ilgili algılanan ve beklenen hizmet kalitesinin değerlendirilmesine yönelik olarak gerçekleştirilen betimsel bir çalışmadır. Araştırma evreni, Türkiye'de Gaziantep, Irakta Erbil kentlerinde bulunan spor merkezlerine devam eden bireylerden oluşmaktadır. Örneklem grubu ise 500 Türk ve 179 Iraklı'dan oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak, spor merkezlerinde verilen hizmetlerin kalitesini belirlemek amacıyla Lam (2000) tarafından geliştirilen ve Gürbüz ve arkadaşları (2005) tarafından Türkçeye uyumluluk çalışması yapılan Hizmet Kalitesi Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler bilgisayar ortamına kodlanıp SPSS 22.0 programından yararlanılarak istatistiksel analizler yapılmıştır. İkili grupların karşılaştırılmasında Independent Samples t testi, çoklu grupların karşılaştırılmasında One-Way ANOVA testi kullanılmıştır. Çoklu gruplarda anlamlı farklılığın hangi gruplardan kaynaklandığını belirlemek amacıyla da Post Hoc LSD testi kullanılmıştır. SERVQUAL puanlarının oluşturulması için, algılanan hizmet puanından beklenen hizmet puanı çıkarılarak + ve - değer alabilen SERVQUAL puanı elde edilmiştir. Sonuç olarak, araştırma grubunun hem Türkiye'de hem Irak'ta çalışmada ele alınan spor merkezlerine yönelik hizmet kalitesi anlayışları olumsuzdur. Zira servqual puanları tüm alt boyutlarda negatif çıkmıştır. İki ülke arasında yapılan karşılaştırmada Türkiye'deki spor işletmelerinin hizmet kalitesi puanlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Türklerde kadınların erkeklere göre personel ve soyunma odası hizmetlerinden yüksek beklentileri bulunurken, personel ve programdan daha iyi hizmet algıladıkları bulunmuş, Iraklı erkeklerin ise soyunma odasına yönelik beklentileri yüksek bulunurken, tüm alt boyutlarda kadınlardan daha yüksek bir hizmet kalitesi algıları olduğu görülmüştür. Iraklı grubun personel alt boyutunda gelir durumu yüksek olanların personel hizmetlerinden beklenti puanlarının daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Türk grubunda gelir durumu orta ve yüksek olanların uygulanan programa yönelik hizmet kalitesi algılarının daha olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Benzer şekilde gelir durumu yüksek olanların soyunma odası algılarınında daha olumlu olduğu belirlenmiştir. Irak grubunun beklenen ve algılanan hizmet kalitesinde eğitim seviyesi açısından pek farklılık görülmezken, Türk grubunda eğitim seviyesinin yükselmesine paralel olarak beklenti puanı artmakta, algı puanlarının azalmakta olduğu görülmüştür. Spor merkezine üyelik süresi yüksek olanların hizmet kalitesi algılarınında yüksek olduğu belirlenmiştir. Tesis kullanım sıklığı açısından beklenen hizmet kalitesi puanlarında her iki ülkedeki bireylerin görüşlerinde herhangi bir farklılığa rastlanamazken, algılanan hizmet kalitesi puanlarına göre her iki ülkede de spor tesislerinde uygulanan programdan memnuniyet düzeyi yüksek olanların tesisi daha çok kullandıkları tespit edilmiştir. Spor merkezini günlük kullanım süresi açısından algılanan hizmet kalitesi puanlarında, günlük kullanım süresi 1 saatten az olanların soyunma odası boyutunda düşük bir hizmet kalitesi algısına sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır.
8 haftalık TRX ekipmanı ilen yapılan statik ve dinamik egzersizlerin denge ve anaerobik performans üzerine etkileri
ÖZET 8 HAFTALIK TRX EKİPMANI İLE YAPILAN STATİK VE DİNAMİK EGZERSİZLERİN DENGE VE ANAEROBİK PERFORMANS ÜZERİNE ETKİLERİ Süleyman ANBARCI Yüksek Lisans Tezi, Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Doç. Dr. Mürsel BİÇER Haziran 2018, 73 sayfa Bu çalışmanın amacı, TRX ekipmanı ile yapılan statik ve dinamik egzersizlerin denge ve anaerobik performans üzerine etkilerini araştırmaktır. Çalışmaya Gaziantep Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencisi 35 gönüllü katıldı. TRX statik antrenman grubu (TRXS), TRX dinamik antrenman grubu (TRXD) ve Core Antrenman grubuna (CAG) 8 hafta ve haftada 3 gün kuvvet antrenmanları uygulandı. Kontrol grubuna (KG) ise herhangi bir antrenman programı uygulanmadı. Gruplara dinamik denge ve Wingate alt ekstremite ve üst ekstremite anaerobik performans testleri uygulandı. Grupların ön test-son testleri arasında; TRXS, TRXD ve CAG gruplarının genel denge, üst ekstremite anaerobik güç ve alt ekstremite anaerobik güç değerlerinin ortalamalarının son test lehine istatistiksel farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0.05). Ayrıca genel denge, üst ekstremite anaerobik güç ve alt ekstremite anaerobik güç değerlerinin gruplara göre istatistiksel fark göstermediği tespit edilmiştir (p>0.05). Üst ekstremite anaerobik güç grup*zaman etkileşimi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak TRX statik, TRX dinamik ve core antrenmanlarının anaerobik güç ve denge değerleri bakımından pozitif yönde etkileri olduğu söylenebilir. Anahtar Sözcükler: Anaerobik güç, Core, Denge, TRX.
Sporcu ve sedanter üniversite öğrencilerinin öznel iyi oluş ve temel psikolojik ihtiyaçlarının incelenmesi
Bu çalışma, sporcu ve sedanter üniversite öğrencilerinin öznel iyi oluş ve temel psikolojik ihtiyaçlarının belirlenmesi amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın modeli nedensel karşılaştırma modeli olarak belirlenmiştir. Çalışmanın evreni 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Gaziantep Üniversitesinde öğrenim görmekte olan öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklem grubunu ise randomize yöntem ile ve gönüllülük esasına dayalı olarak seçilen 436 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin elde edilmesinde Tuzgöl (2005) tarafından geliştirilen Öznel İyi Oluş Ölçeği'nin, Özen (2005) tarafından lise formu geliştirilerek lise öğrencileri üzerinde geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış 37 maddeden oluşan "Öznel İyi Oluş Ölçeği" ile öğrencilerin psikolojik ihtiyaçlarını tespit etmek amacıyla Deci ve Ryan (2000) tarafından geliştirilen; Kesici, Üre, Bozgeyikli ve Sünbül (2003) tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılan "Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde "İlişkisiz Örneklemler İçin t–Testi" ve "İlişkisiz Örneklemler İçin Tek Faktörlü ANOVA" analizleri yapılmıştır. Sonuç olarak, spor bilimleri alanında öğrenim gören öğrencilerin, öznel iyi oluş ve temel psikolojik ihtiyaçları özelliklerinin diğer bölümlerde öğrenim gören öğrencilere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca üniversite öğrencilerinin temel psikolojik ihtiyaçlarının, öznel iyi oluş özelliklerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Kadın üniversite öğrencilerinin, öznel iyi oluş özellikleri ile özerklik ihtiyaçları arasında pozitif yönde kuvvetli bir ilişkiye rastlanmıştır. Diğer alt boyutlar ile ve temel psikolojik ihtiyaçlar ölçeğinin alt boyutlarının birbirleri arasındaki ilişki orta düzeyde ve pozitif yönde çıkmıştır. Erkek üniversite öğrencilerinin ise öznel iyi oluş özellikleri ile özerklik, ilişki ihtiyaçları arasında kuvvetli, pozitif yönde bir ilişkiye rastlanmıştır. Yeterlik ihtiyacı ile ve temel psikolojik ihtiyaçlar ölçeğinin alt boyutlarının birbirleri arasında orta düzeyde ve pozitif yönde ilişkilere rastlanmıştır. Dolayısıyla üniversite öğrencilerinin temel psikolojik ihtiyaçlarının arttığı durumda öznel iyi oluş özelliklerinin de arttığını söyleyebiliriz.
11-15 yaş çocuklarda temel judo eğitiminin statik ve dinamik denge üzerine etkisi
Bu araştırmada 11-15 yaş çocuklara temel judo eğitimindeki antrenmanların, dinamik ve statik denge üzerine etkilerinin ortaya konması amaçlanmıştır. Araştırmaya rastgele seçilen 11-15 yaş temel judo eğitimi antrenman grubu (25 Erkek, yaş 11,42 ±0,50 yıl) ve kontrol grubu (25 Erkek, yaş 13,62 ±1,02 yıl) olmak üzere toplam 50 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Temel judo eğitimi antrenman grubuna haftada 3 gün 90 dakikalık periyotlar halinde 8 hafta süren judo antrenmanı uygulanmıştır. Kontrol gurubuna ise herhangi bir fiziksel aktivite uygulanmamıştır. Deney ve kontrol gurubu için ön test ve son test ölçümleri yapılarak değerlendirilmeleri istatistiksel olarak yapılmıştır. Judo branşında yer alan motorik özelliklerden denge, esneklik,dikey sıçrama, vücut yağ ölçümleri, el kavrama kuvveti yapılarak yapılacak temel judo eğitimi antrenmanlarına başlanmadan önce ve antrenmanların uygulanmasından sonra test ölçümleri yapılıp daha sonra, fiziki performans ortaya konmaya çalışılmıştır. Elde edilen veriler p<0.05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Deney gurubunda, sağ ve sol el kavrama kuvveti, dikey sıçrama, durarak uzun atlama, esneklik, flamingo denge ve Y denge testleri ortalama değerleri karşılaştırıldığında istatistik olarak anlamlılık bulunmuştur (P<0.05). Ancak vücut yağ ölçüm testleri ortalama değerleri karşılaştırıldığında istatistik olarak belirgin farklılık tespit edilmemiştir (p>0.05). Kontrol gurubunda farklılık tespit edilmemiştir (p>0.05). Sonuç olarak, temel judo eğitimi antrenmanları yapan çocukların denge ve bazı motorik performanslarının arttığı bunun yanında temel judo eğitimi antrenman içeriğine denge performansını arttırabilecek denge çalışmalarına yer verilmesi durumunda denge performansına olumlu yönde etkisinin olabileceği söylenilebilir. Anahtar Kelimeler: Judo, Denge, Antrenman
Adölesan dönemi judocu çocuklarda denge antrenmanlarının reaksiyon zamanı üzerine etkileri
Bu çalışma, adolesan dönemi judocu çocuklarda denge antrenmanlarının reaksiyon zamanı üzerine etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmaya 40 erkek adolesan dönemi judocu ve denekler deney (20 Erkek yaş= 13,25 ± 0,91 yıl) ve kontrol (20 Erkek yaş = 12,60± 0,99 yıl) grubu olarak ikiye ayrılmışlardır. Araştırmada ön test ve son test ölçümleri yapılmıştır. Deney ve kontrol grubuna 20 dk. ısınma hareketleri yaptırılmıştır. Deney grubuna 8 hafta boyunca haftada 3 gün denge antrenmanı ve 90 dakikalık judo antrenmanı uygulanmıştır. Kontrol grubu judo antrenmanına devam etmiştir. İstatistiksel işlemlerde grupların ön test ve son test ölçümleri aralarındaki anlamlılık için Paired Samples T-Testi uygulanmıştır. Deney grubu ile kontrol grubu arasındaki farklılığın analizi için Independent Samples T-Testi uygulanmıştır. Araştırmada yaş, boy, kilo, sağ el pençe kuvveti, sol el pençe kuvveti, dikey sıçrama, esneklik, vücut yağ ölçümleri, görsel ve işitsel reaksiyon zaman testleri uygulanmıştır. Kontrol gurubu değerlendirildiğinde sağ el kavrama kuvveti, esneklik, denge sol ayak, görsel reaksiyon zamanı ortalama değerlerinde anlamlılık bulunmuştur (p<0.05). Sol el kavrama kuvveti, dikey sıçrama, vücut yağ yüzdesi(VYY), denge sağ ayak ve işitsel reaksiyon ortalama değerlerinde anlamlılık bulunmamıştır(p>0.05). Deney gurubu ölçümlerinde sağ ve sol el kavrama kuvveti, esneklik, VYY, denge sağ ve sol ayak, görsel ve işitsel reaksiyon ortalama değerlerinde anlamlılık bulunmuştur (p<0.05).Dikey sıçrama ortalama değerlerinde anlamlılık bulunmamıştır(p>0.05). Kontrol ve deney grubu ön test ve son test farklarının karşılaştırılması yapıldığında ise ortalama değerlerinde anlamlılık bulunmamıştır(p>0.05). Sonuç olarak, deney gurubunun düzenli antrenmana katılmaları, fiziksel parametrelerin reaksiyon zamanı ve vücut dengelerini daha iyi kontrol etmeleri açısından etkili olduğu söylenebilir. Anahtar kelimeler: Adölesan Dönemi, Reaksiyon Zamanı, Judo
Savunma ve dövüş sporları yapan sporcular ile diğer bireysel sporları yapan sporcuların saldırganlık düzeylerinin incelenmesi
Şiddet ve saldırganlık sporda son zamanlarda çok konuşulur hale gelmiştir. Bu bağlamda özellikle savunma ve dövüş sporları yapan sporcuların saldırganlık düzeyleri ilgi çekici bir durum halini almıştır. Bu araştırmanın evrenini Türkiye'deki savunma ve dövüş sporu yapan sporcular, örneklemi ise 295 erkek 355 kadın olmak üzere 650 bireysel spor, savunma ve dövüş sporu yapan sporcu oluşturmuştur. Araştırmada Kiper (1984) tarafından geliştirmiş olan saldırganlık ölçeği uygulanmıştır. Verilerin normallik durumlarına bakılmış ve verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Verilerin analizinde yüzde, frekans, Independent Sample T testi ve One Way Anova testleri kullanılmıştır. Cinsiyet, spor branşı, yaş, spor yapma yılı, eğitim durumu, anne eğitim durumu ve baba eğitim durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı sonuçlara ulaşılmıştır. Cinsiyete göre değerlendirildiğinde; erkeklerin kadınlara göre Edilgen saldırganlık ve genel saldırganlık eğilimlerin daha yüksek, savunma ve dövüş sporu yapanların diğer bireysel sporları yapanlardan daha yüksek ortalama sahip olduğu bulunmuştur. Sporcuların yaşa göre saldırganlık durumları incelendiğinde sonuçların gençlerin lehine olduğu sonucu bulunmuştur. Elde edilen verilerde sporcuların spor yapma yılına göre değerlendirildiğinde yıkıcı, edilgen, genel saldırganlık düzeylerinde anlamlı sonuçlar elde edilmiştir (p<0.05). Sporcuların eğitim durumları, anne baba eğitim durumlarına göre saldırganlık düzeyleri incelendiğinde yıkıcı, edilgen, genel saldırganlık ve atılganlık düzeylerinde anlamlı sonuçlar elde edilmiştir (p<0.05).
Genç futbolcularda pliometrik antrenman programının sportif performans parametrelerine etkisi
Kuvveti ve hareketin hızını bir araya getirmeyi hedef alan çalışmalar pliometrik alıştırmalar diye isimlendirilmektedir. Bu çalışmada amacımız genç futbolcularda pliometrik antrenman programının sportif performans parametrelerine etkisini ortaya koyabilmek ve bu açıdan sportif olarak antrenman ve antrenman planlaması üzerine antrenörler ve sporculara önerilerde bulunabilmektir. Çalışmaya düzenli futbol antrenmanı yapan 17-22 yaş arası gönüllü 24 erkek futbolcu katıldı. Deney ve kontrol grubu olarak iki farklı grup oluşturulup 8 hafta boyunca deney grubuna haftada 3 gün pliometrik antrenman programı uygulandı. Her iki grup normal futbol antrenmanlarına devam etti. Antrenmana başlamadan önce ve antrenman bittikten sonra boy, vücut kitle indeksi (BMI), vücut yağ ağırlığı, vücut yağ yüzdesi (VYY), aerobik güç (VO2max), anaerobik güç, sürat ve esneklik değerleri ölçüldü. Pliometrik antrenman grubuna drop jump, box jump, squat jump, split squat jump, overhead slam ve pliometrik şınav olarak bilinen egzersizler uygulandı. Anaerobik güç ölçümü için dikey sıçrama testi kullanıldı. Esneklik Testi (Sit and Reach) ile sürat testi (30 m) uygulandı. İstatistiksel analiz için grup içi karşılaştırmalarda Paired Sample t test, gruplar arası karşılaştırmalar için Independent Sample t testi kullanıldı. Deney grubunun pliometrik antrenman programı sonrası VYY, anaerobik güç, VO2max, sürat ve esneklik değerlerinde anlamlılık bulundu (p<0.05). Kontrol grubunun, VYY ve VO2max değerlerinde anlamlılık bulundu (p<0.05). Gruplar karşılaştırıldığında deney grubu lehine anaerobik güç, sürat ve esneklik değerlerinde anlamlılık bulundu (p<0.05). Ağırlık, VKİ, VYY ve VO2max verilerinde ise herhangi bir anlamlı farklılık bulunmadı (p>0.05). Araştırmamızın sonucunda genç futbolculara uygulanan pliometrik antrenman programının sportif performans parametreleri üzerinde olumlu etkisi olduğu düşünülmektedir. Düzenli ve programlı bir şekilde yapılan pliometrik antrenmanların sportif performansı olumlu yönde artıracağı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Pliometrik antrenman, Sportif performans, Futbol.
12-14 yaş grubu bayan yüzücülerde 8 haftalık aerobik antrenman programının solunum ve dolaşım parametrelerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, 12-14 yaş bayan yüzücülerde 8 haftalık aerobik antrenman programının solunum ve dolaşım parametrelerine etkisini incelemektir. Çalışmaya, Gaziantep ilinde ulusal müsabakalara katılmış 12-14 yaş arasında toplam 22 bayan yüzücü gönüllü olarak katıldı. Denekler randomize yöntem ile deney grubu (n=11, yaş: 13.12±0.69) ve kontrol grubu (n=11, yaş: 12.56±0.53) olarak iki farklı gruba ayrıldı. Deney grubuna 8 hafta boyunca haftada 3 gün aerobik antrenman programı uygulandı. Her iki grup da normal yüzme antrenmanlarına devam etti. Deneklere antrenmana başlamadan önce ve antrenman bittikten sonra, dolaşım parametreleri olarak, istirahat kalp atım sayısı (İKAS), sistolik kan basıncı (SKB), diastolik kan basıncı (DKB) ölçümleri yapıldı. Bu değerler Omron M6 Comfort cihazı ile ölçüldü. Solunum parametreleri olarak vital kapasite (VC), zorlu vital kapasite (FVC), zorlu ekpirasyon volümü (FEV1) ve zorlu ekspirasyon oranı (FEV1/FVC) ölçümleri yapıldı. Bu değerler M.E.C. Pocket Spiro USB-100 cihazı ile ölçüldü.Verilerin istatistiksel analizi için grup içi karşılaştırmalarda Paired Sample t test, gruplar arası karşılaştırmalar için Independent Sample t testi kullanıldı. Anlamlılık seviyesi p<0.05 olarak belirlendi. Yaptığımız çalışmada deney grubuna uygulanan aerobik antrenman programı sonrasında İKAS, SKB, DKB, VC, FVC, FEV1 ve FEV1/FVC değerlerinde anlamlılık bulundu (p<0.05). Kontrol grubunun dolaşım parametrelerinde İKAS değerinde p<0.05 düzeyinde anlamlılık bulundu. SKB ve DKB değerlerinde anlamlılık bulunmadı (p>0.05). Kontrol grubunun solunum parametrelerinde FVC ve FEV1 değerlerinde anlamlılık bulundu (p<0.05). VC ve FEV1/FVC değerinde ise anlamlılık bulunmadı (p>0.05). Sonuç olarak yüzücülerde aerobik antrenmanların solunum ve dolaşım parametreleri üzerinde olumlu etkisi olduğu düşünülmektedir. Düzenli olarak yapılan aerobik antrenmanların solunum ve dolaşım parametrelerini geliştirdiği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Aerobik Antrenman, Solunum Parametreleri, Yüzme.
Farklı spor branşlarında eğitim alan ilköğretim öğrencilerinin fiziksel uygunluk parametrelerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı oyun ve fiziki etkinlik dersi alan ve buna ek olarak farklı spor branşlarında eğitim alan ilkokul öğrencilerinin fiziksel uygunluk parametrelerinin karşılaştırılmasıdır. Araştırmaya, Ankara İli Yükselen Kolej'inde 2017-2018 eğitim-öğretim yılında okuyan, 1. Sınıf öğrencilerinden 57 kız, 65 erkek olmak üzere toplamda 122 öğrenci katılmıştır. (Ortalama yaş= 7,13±,33 yıl) Öğrencilerin fiziksel uygunluk parametrelerini belirlemek için sırasıyla esneklik testi, denge testi, durarak uzun atlama testi, 30 metre sprint testi, 10x5 mekik koşusu testi, t-testi, 20 metre mekik koşusu testi uygulanmıştır. İstatistiksel analizler SPSS 16.0 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. İstatiksel verilerin normal dağılım gösterip göstermedikleri değerlenmek için Kolmogrov-Smirnov Analiz testi uygulanmıştır. İstatistiksel analiz sonucu değerler normal dağılım göstermedikleri için Mann-Whitney U Testi uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda 7-8 yaş evresinde sürat, çeviklik parametrelerinin daha hızlı gelişim göstermeleri nedeniyle iki grup arasında anlamlı fark ortaya çıktığı söylenebilir. Aynı zamanda bu yaş evrelerinde çocukların hareketi en iyi performans göstermesi değil, hareketleri doğru bir şekilde uygulayabilmeleri hedeflenir. Bu sebep ile esneklik, denge ve kardiyovasküler dayanıklılık testleri arasında anlamlı bir fark ortaya çıkmadığı söylenebilir. Durarak uzun atlama testinde ise erkeklerde anlamlı bir fark çıkmasının sebebi ise bu yaş grubunda erkeklerin kassal kuvvet değerlerinin gelişimi kızlara göre daha iyi olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Oyun ve fiziki etkinlik, Spor, Fiziksel Uygunluk
Üniversite öğrencilerinin fiziksel aktiviteye katılımları ve özgüvenleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; üniversite öğrencilerinin fiziksel aktiviteye katılımları ve özgüvenleri arasındaki ilişkiyi belirlemek ve demografik değişkenlerin özgüven durumu üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışmada, veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ -kısa form) ve Akın (2007) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan 33 maddelik Öz-Güven Ölçeği uygulanmıştır. Bu doğrultuda; betimsel tarama modelindeki araştırma Yozgat Bozok Üniversitesi farklı bölümlerinde eğitim gören toplam 500 gönüllü öğrenciye kolayda örneklem tekniği kullanılarak belirlenmiştir. İstatistiksel analizler IBM-SPSS 20 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. İstatistiksel verilerin normal dağılıp dağılmadığını tespit etmek için Kolmogorov Simirnov testi uygulanmıştır. Değişkenlerin normal dağılmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle verilerin analizi için nonparametrik testler uygulanmıştır. İki grubun ortalamaları arasında farkı tespit etmek için Mann Whitney U testi, 2'den fazla grup için Kruskal Wallis-H testi yapılmıştır. Ayrıca iki tane ölçülmüş değişken arasındaki ilişkinin yönünü ve büyüklüğünü belirlemek için Spearman Korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda; farklı bölümlerde öğrenim gören öğrencilerin fiziksel aktivitelere katılımı ile özgüvenleri arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin demografik değişkenleri incelendiğinde de cinsiyet, barınma biçimi, aylık harcama miktarı, eğitim gördüğü alan ve aile spor geçmişine göre anlamlı ve pozitif yönde bir fark tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Özgüven, Fiziksel Aktivite, Üniversite Öğrenci.
Sporcuların algıladıkları antrenör liderlik davranışlarının öz yeterlilik düzeylerine etkisi
Bu araştırmanın amacı; sporcuların algıladıkları antrenör liderlik davranışlarını ve öz yeterlilik düzeylerini farklı değişkenlere göre belirleyerek, aralarındaki ilişkiyi tespit etmektir. Araştırmaya 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı ve Halkoyunları Federasyonunun düzenlemiş olduğu halkoyunları yarışmasına katılan 284 kadın, 128 erkek toplam 412 sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak katılımcıların kişisel bilgilerini toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "Demografik Bilgi Formu" ile beraber, Öcel (2002) tarafından Türk kültürüne uyarlama çalışması yapılan "Öz Yeterlik Ölçeği" ve Toros ve Tiryaki (2006) tarafından Türk kültürüne uyarlanan "Sporda Liderlik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde öncelikle tanımlayıcı istatistikler incelenmiştir. Bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenler üzerindeki etkisinin incelendiği araştırma soruları için parametrik test varsayımlarının sağlandığı durumlarda bağımsız gruplar t testi, varyans analizi; parametrik test varsayımlarının sağlanmadığı durumlarda Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis-H testi kullanılmıştır. Sporcuların antrenörlerinin liderlik özelliklerine ilişkin algıları ile öz yeterlik algıları arasındaki ilişkinin belirlenmesinde Pearson's korelasyon analizi ve linear regresyon analizleri kullanılmıştır. Verilerin analizi aşamasında betimsel istatistiklerin hesaplanmasında, parametrik ve parametrik olmayan testlerde SPSS 20 programları kullanılmıştır. Ölçeklerin doğrulayıcı faktör analizleri Lirsel 8,4 ile yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, liderlik ölçeğinden algıladıkları puanların halk oyuncuların cinsiyet, eğitim durumu, halkoyunları oynama süresi, yaşadığı yer, anne baba eğitimi, sosyo ekonomik durum değişkenlerine göre farklılaştığı; öz yeterlik puanlarının cinsiyet, eğitim durumu, halkoyunları oynama süresi, yaşadığı yer, anne baba eğitimi, yaşadığı yer, sosyo ekonomik durum değişkenlerine göre farklılaştığı görülmüştür. Antrenör liderlik özelliklerinin sportif öz yeterlik algısının anlamlı birer yordayıcıları olmadıkları bulunmuştur. Bununla birlikte sporcunun yaşadığı yer, eğitim durumu, ekonomik durumu ve anne eğitim düzeyi de sporcu öz yeterliğinin anlamlı birer yordayıcısıdır. Ayrıca envanterler arasındaki korelasyon sonuçları incelendiğinde halk oyunu sporcularının antrenörlerinin eğitici ve öğretici, demokratik, sosyal destek, ödüllendirici, otokratik liderlik davranışlarına ilişkin algıları ile öz yeterlik algıları arasında pozitif yönde, düşük düzeyde anlamlı bir ilişki gözlenmektedir.
Beden eğitimi ve spor yüksekokulu öğrencilerinin yaşam kaliteleri ile stres düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Öğrencilerinin Yaşam Kaliteleri İle Stres Düzeyleri Arasındaki İlişkinin araştırılmasıdır. Araştırmaya 2018-2019 Eğitim öğretim yılında Beden eğitimi ve spor yüksekokulunda okuyan 287 erkek 227 kadın olmak üzere toplam 514 üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırmanın yöntemi ilişkisel tarama modeli niteliğindedir. Araştırmanın evrenini; 2018-2019 yılında Yozgat Bozok Üniversitesi BESYO'da öğrenim gören ve Ahi Evran Üniversitesi BESYO'da öğrenim gören üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklemini ise; anketleri doldurmayı kabul eden 514 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama amacıyla kişisel bilgi formu, Algılanan Stres Ölçeği ve WHOQOL-BREF Yaşam Kalite Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; genel öğrencilerin yaşam kalitesi arttıkça stres/rahatsızlık algısı ve yetersiz özyeterlik algısı azalmakta ya da stres/rahatsızlık algısı ve yetersiz özyeterlik algısı arttıkça yaşam kaliteleri azalmaktadır. Yaşam kaliteleri ile stres düzeyleri arasındaki ilişkinin ele alındığı mevcut çalışmada araştırmanın birinci alt problemi olarak öğrencilerin cinsiyet değişkeni ile YK ölçeğinin alt boyutları arasındaki ilişki incelendiğinde; yaşam kalitesi ölçeğinin sosyal alan boyutunda erkek öğrencilerin puan ortalamaları kadın öğrencilerin puan ortalamasından anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak üniversite öğrencilerinin yaşam kalite düzeyleri arttıkça stres düzeylerinin anlamlı düzeyde azaldığı gözlemlenmektedir. Bu bağlamda yaşam kalite düzeyinin cinsiyet, öğrenim gördükleri üniversite, branşları, ikemetgah, alkol, sigara kullanımına ve gelir düzeyleri değişkenleri üzerinde olumlu ve olumsuz yönde etkilediği görülmüştür. Çalışmamız toplum olarak öğrencilerin yaşam kalite düzeylerinin yükseltilmesi ve devletin farkındalığını arttırma noktasında literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Uluslararası spor organizasyonlarının kentler üzerine etkisi (23.işitme engelliler olimpiyatları Samsun örneği)
Günümüzde, Dünyanın başka bölgelerinde olduğu gibi Türkiye'de de büyük ölçekli etkinliğe ev sahipliği yapma eğilimi, özellikle markalaşma, tanıtım, pazarlama ve yatırım fonlarını, yerel ve bölgesel kalkınmanın bir aracı olarak kullanılmasıyla artmıştır. Bu strateji sanayisizleşme sorunu yaşayan ülkelerde kentsel ve bölgesel kalkınmanın önemli bir aracı haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, uluslararası spor organizasyonlarının düzenlendiği şehre sosyal, kültürel ve ekonomik etkilerinin belirlenmesidir. Bu amaçla, uluslararası spor organizasyonlarının kentler üzerine etkisine yönelik yerel halk tarafından sosyal, kültürel ve ekonomik etkilerini algılamaları araştırılmıştır. Ölçekte yer alan ifadelerin faktör analizi yapılarak yedi alt boyuta ayrılmıştır. Çalışmanın evren içerisinden örneklem büyüklüğü ± 0.05 örnekleme hatası ile 520 olarak belirlenmiştir ve yerel halka 520 adet anket uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde, yüzde, frekans, bağımsız örneklemler için t-testi, korelasyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, uluslararası spor organizasyonlarının kentler üzerine etkisine yönelik yerel halk tarafından sosyal, kültürel ve ekonomik etkilerini algılamalarını belirlemek amacıyla ekonomik yararlar boyutu ile araştırmaya katılan yerel halkın meslek, gelir durumu ve turizm altyapısının gelişimi boyutu ile yerel halkın meslek ve gelir durumları; şehrin imajını geliştirme ve sağlamlaştırma boyutu ile yerel halkın cinsiyetleri; çevresel ve kültürel koruma boyutu ile yerel halkın yaşları; sosyal ve çevresel problemler boyutu ile yerel halkın gelir durumları arasında farklılık tespit edilmiştir. Ayrıca, turizm altyapısının gelişimi boyutu ile şehrin imajını geliştirme ve sağlamlaştırma boyutu ve ekonomik maliyet boyutu ile turizm altyapısının gelişimi boyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Spor, Olimpiyat, Uluslararası Spor, Spor Organizasyonları, Spor Oyunları.
Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde görev yapan personelin spor yapma alışkanlıklarının incelenmesi
Bu araştırmada Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğünde görev yapan personelin spor yapma alışkanlıklarının belirlenmesi ve incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 2018 yılında Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde çalışan personele yönelik olup, araştırmanın evrenini, GSB bağlı Merkez ve Taşra Teşkilatında çalışan bütün personel oluştururken Bakanlığın hizmet birimlerinden SHGM görev yapan, 199 kadın ve 134 erkek olmak üzere toplam 333 personel ise araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Ankara Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığınca hazırlanan, Ankara Üniversitesi akademik ve idari personeli ile öğrencilerinin spora katılım durumlarının belirlenmesini amaçlayan dört bölümden oluşan anket formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS istatistik programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Çalışmada tanımlayıcı istatistiksel teknikler cinsiyete göre farklılığına ait ilişkisiz örneklemler için T-testi, yaş, eğitim durumları vb. gruplarına göre farklılığını belirlemek için Kruskall Wallis H-testi analizi, yaş gruplarına, eğitim durumlarına ait farklılığın hangi gruplardan kaynaklandığını bulmak amacıyla Bonferronni testi kullanılmıştır. Hata payı 0.05 olarak alınmıştır. Araştırma sonucuna göre; katılımcıların en fazla ilgi duydukları ve katılımda bulunduğu sporlar ağırlık çalışması (vücut geliştirme vb.), zindelik aktiviteler (aerobik, yoga, pilates vb.), takım sporları (basketbol, futbol, voleybol vb.) oldukları saptanmıştır. Bunun sonucunda katılımcıların sağlıklı yaşam ve mutlu olmak, zayıflamak, eğlenmek, zihinsel ve kişisel gelişimlerine olan katkılarıyla spora yöneldikleri ve bunun yanında takım sporları aracılığı ile sosyalleşmesine, iletişim kurmasına, birbirlerine saygı, sevgi, hoşgörü, yaklaşmasına olumlu katkılar sağladığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Spor, Spor yapma alışkanlığı
Yüzme havuzu kullanıcılarının memnuniyet düzeylerinin belirlenmesi ve yaşam kalitelerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; Yozgat Gençlik ve Spor İl müdürlüğüne bağlı Yarı Olimpik Kapalı Yüzme Havuzu kullanıcılarının, kullandıkları spor tesisinden memnuniyet düzeylerinin belirlenmesi ve yaşam kalitelerinin incelenmesidir. Araştırmayanın evrenini 2018 yılı, Ekim, Kasım, Aralık aylarında yüzme havuzu kullanıcısı olan 299 gönüllü katılmıştır. Bu araştırmada katılan katılımcıların demografik özelliklerini, yaşam kalitesi ve memnuniyet düzeylerini belirlemek amacıyla betimsel araştırma modelinden yararlanılmıştır. Katılımcıların yaşam kaliteleri ve memnuniyet düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla ilişkisel araştırma modelinden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programına aktarılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde katılımcıların demografik özelliklerini betimlemek amacıyla frekans analizinden, ikili gruplar için bağımsız gruplar t-testinden, üç veya daha fazla gruplar için ise tek yönlü varyans analizi ANOVA analizinden yararlanılmıştır. İki değişken (Spor Tesisleri Memnuniyeti ve Yaşam Kalitesi) arasındaki ilişkisi saptamak amacıyla da pearson korelasyon testi gerçekleştirilmiştir. Testlerde istatistiksel anlamlılık düzeyi (p> 0.05) olarak belirlenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, erkeklerin kadınlara göre tesisi daha çok kullandığı, erkeklerin kadınlara göre tesislerden daha memnun oldukları, kadınların genel anlamda erkeklere göre daha düşük yaşam kalitesi düzeylerine sahip oldukları, gelir durumu ve memnuniyet değişkenleri arasında istatiksel açıdan fark olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yüzme, yaşam kalitesi, memnuniyet.
Bireysel spor ve takım sporu yapan sporcuların çoklu zekâ ve kinestetik zekâ türünün incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, bireysel spor ve takım sporu ile ilgilenen sporcularda, uğraştıkları spor dallarının çoklu zekâ kuramlarından olan kinestetik zekâları üzerindeki etkisini ve aralarındaki farkını araştırmaktır. Araştırmada yer alan sporcular kız bireysel, kız takım, erkek bireysel ve erkek takım sporcusu olmak üzere 4 gruptur. Yaş aralıkları 10 ile 20 yaş arasındadır. Yozgat Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından kayıt ve lisans altına alınmış sporculardır. Araştırma grubunu oluşturan sporcular; Basketbol, Futbol, Hentbol, Voleybol, Atletizm, Badminton, Okçuluk, Cimnastik, Judo, Güreş, Taekwondo, Yüzme branşlarıyla uğraşmaktadır. 300 bireysel, 283 takım sporcusu olmak üzere 583 kişidir. Katılımcılardan, cinsiyet, yaş, doğum yeri, kiminle ikamet ettiği, branş, sportif başarı derecesi, milli sporculuk durumu, anne-baba eğitim düzeyi, ailenin sportif geçmişi bilgilerini elde etmek amacıyla sosyo-demografik bilgi formunu ve 80 sorudan oluşan "Çoklu Zekâ Alanlarını Değerlendirme Ölçeği" ni doldurmaları istenmiştir ve 8 zekâ alanına göre sonuçlar belirlenmiştir. Bulunan sonuçlarda bireysel spor yapan ve takım sporu yapan sporcuların çoklu zekâ alanları arasında anlamlı farklılık olup olmadığına bakılmıştır. Ayrıca bireysel spor yapan sporcuların ve takım sporu yapan sporcuların kendi içlerinde cinsiyetlerine göre ve milli sporculuk durumlarına göre aralarında anlamlı fark olup olmadığına bakılmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 24.0 paket programına işlenerek analiz işlemleri bu program aracılığı ile işlenmiştir. Normallik durumunun belirlenmesi için normal dağılım eğrilerine, Kolmogorov-Smirnov testi sonuçlarına bakılmıştır. Çalışmadan ortaya çıkan sonuca göre; sporcuların çoklu zekâ alanları arasında ilgilendikleri spor dallarına (takım sporu, bireysel spor) ve cinsiyetlerine göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar vardır. Buradan yola çıkarak; bu çalışmada elde edilen sonuçlar ile ileriki zamanlarda yapılacak daha kapsamlı çalışmalardan elde edilecek sonuçların benzer çıkması durumunda "çoklu zekâ alanları" olgusu çocukları spor branşlarına yönlendirmede ya da sporda yetenek seçimi yaparken kullanılabilecek kriterlerden birisi haline gelebilir. Anahtar Kelimeler: Spor, Çoklu Zekâ Alanları, Bireysel Spor, Takım Sporu.
Kadın sporcuların cinsiyet rolleri ile saldırganlık düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma kadın sporcuların cinsiyet rolü özellikleri ile saldırganlık düzeyi ilişkisini çeşitli değişkenler açısından belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi Ankara ilinde faaliyet gösteren amatör ve profesyonel kulüplerde lisanlı olarak spor yapan 137 kadın sporcudan oluşmaktadır. Bu araştırmada, veri toplama aracı olarak İpek İlter (Kiper) tarafından geliştirilen "Saldırganlık Envanteri" (Kiper 1984) ile BEM tarafından geliştirilen Türkçeye uyarlaması Kavuncu (1987) tarafından gerçekleştirilen "BEM Cinsiyet Rolü Envanteri" ve araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmanın verilerinin analizinde parametrik dağılımlarda bağımsız gruplar t testi (independent sample t test) ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmış, ANOVA analizlerinin anlamlı bulunan gruplar arası farklılıklar için ikinci seviye testi olan Tukey HSD kullanıldı. Araştırmanın sonucuna göre kadınsılık tutumu ile yıkıcı, edilgen ve genel saldırganlık arasında pozitif yönde ilişki bulunmuştur. Sporcuların yaşlarının büyümesiyle birlikte saldırganlık düzeylerinde azalma tespit edilmiştir. En düşük Cinsiyet rolü puanları spor yılı olarak en fazla tecrübeye olan kadın sporcularda tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın, spor, saldırganlık, cinsiyet rolü.
Hentbol hakemlerinin stres faktörlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Türkiye Hentbol Federasyonu Süper ligi, 1. Ligi ve 2. Liginde görev alan hentbol hakemlerin stres faktörlerinin incelenmesidir. Bu araştırmanın çalışma evrenini Türkiye Hentbol Federasyonuna bağlı olarak A, B ve C klasmanlarda görev yapan 220 hentbol hakemi oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise rastgele yöntemlerle seçilmiş 42 kadın, 78 erkek 120 hakem olurşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında araştırmacı ve danışman tarafından oluşturulan Sosyo-Demografik Veri Formu ile Çakmak tarafından 2011 yılında geliştirilen 50 soru ve bireysel, çevresel ve örgütsel olmak üzere 3 alt boyuttan oluşan 5' li Likert Tipi hakemlerin bireyseli çevresel ve örgütsel stres kaynakları ölçeği kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda, bireysel faktörler boyutunda cinsiyetler arasında anlamlı farklılık görülmüştür. Çevresel ve örgütsel faktörler ile medeni durum arasında anlamı fark bulunduğu tespit edilmiştir. Stres faktörleri ile yaş değişkeni arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Stres faktörleri ile eğitim düzeyi değişkeni arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Stres faktörleri ile hakemlik yılı arasında örgütsel faktörler boyutunda 6-10 yıl ile 16 yıl ve üzeri süredir hakemlik yapan hakemlerin skorları arasında anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Stres faktörleri ile hakemlik dışında yapılan meslek arasında bireysel faktörler boyutunda antrenör ile öğrenci olan hakemlerin skorları arasında anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Stres faktörleri ile hakemlik branşında spor yapma durumu arasında bireysel faktörler boyutunda hakemlik branşından spor yapan hakemler ile farklı bir branşta spor yapan hakemlerin skorları arasında anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır. Stres faktörleri ile hakemlik klasmanı arasında bireysel faktörler boyutunda B klasmanı ile C klasmanı skorları arasında anlamlı fark olduğu saptanmıştır. Stres faktörleri ile hakemlik yapma sebebi arasında bireysel faktörler boyutunda hobi ve maddi kazanç skorları arasında anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır.
Devlet okullarında öğrenim gören suriyeli öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutumlarının incelenmesi
ÖZET Bu araştırmada Suriye kökenli lise öğrencilerinin Beden Eğitimi ve Spor dersine tutumları incelenmiştir. Bu araştırma, tarama modeli kapsamında ilişkisel tarama modeli kullanılarak yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel bilgiler formu veGüllü ve Güçlü tarafından 2009 yılında oluşturulan "Ortaöğretim Öğrencileri İçin Beden Eğitimi Dersi Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Hatay ilinde öğrenim gören Suriye kökenli lise öğrencileri araştırma evrenini oluşturmaktadır. Hatay ili Altınözü ve Yayladağı ilçelerindeöğrenim gören Suriye kökenli lise öğrencileri ise örneklem olarak belirlenmiştir. Ölçek formları toplam 350 öğrenciye gönüllülük esas alınarak ve gizliliğe önem verilerek rastgele dağıtılmış, kısa süre içerisinde yanıt vermeleri istenmiştir. 314 ölçek formu geri dönmüş, eksiklikleri görülen 36 form dikkate alınmamış ve toplam 314 ölçek formu analiz için uygun bulunmuştur.Elde edilen veriler SPSS 25 paket programı ile analiz edilmiştir. İkili karşılaştırmalar için Mann-Whitney U Testi, çoklu karşılaştırmalarda Kruskal-Wallis H Testi kullanılmıştır.Ölçeğin güvenirliliği Cronbach's Alpha katsayısı ile belirlenmiştir. Araştırma sonucunda; "Suriye kökenli lise öğrencilerinin Beden Eğitimi ve Spor Dersine yönelik tutumlarının", "cinsiyet", "Düzenli spor yapma", "spor yapma sıklığı", "lisans", "spor geçmişi", "ailede spor yapan olması", değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. "yaş","sınıf","Türkiye'de bulunma süreleri","Anne eğitim durumu" ve "Baba eğitim durumu" değişkenlerinde herhangi bir anlamlı farklılıklar tespit edilememiştir. Anahtar Kelimeler: Lise öğrencisi, Mülteci, Tutum.
Passolig elektronik bilet uygulamasının Türkiye profesyonel futbol ligi üzerine etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, son dönemlerde sıkça tartışılan PASSOLİG Elektronik Bilet Sistemi uygulamasının Türkiye Profesyonel Futbol Ligi üzerine etkilerinin ele alınarak incelenmesidir. Futbol, Dünya'da olduğu gibi Türkiye'de de spor tarihinin en popüler ve taraftar sayısı en fazla olan oyunudur. Bu durumdan dolayı dünyada ve ülkemizde de futbol bir eğlenceden ziyade makroekonomi modeline ve sosyal hayatı belirleyen bir akım haline gelmiştir. Küresel etkisi ve insan üzerindeki sosyal ve kültürel boyutu düşünüldüğünde ekonomik planlamalar bunun üzerine inşa edilerek; futbol federasyonu, yöneticiler ve kulüpler bu etkiyi mümkün olduğu kadar çeşitlendirip gelir şekline dönüştürmüşlerdir. Tüm bu açıklamalar ışığında futbol ekonomisinin tekeli haline getirilmeye çalışılarak yeni yöntemlerle ''PASSOLİG Elektronik Bilet Uygulaması'' daha kalıcı ve kontrol edilebilir dönüşüm haline getirilmiştir. Futbol oyununun temelinde, kulüpler ve taraftarlar arasında rekabet ortamının olması dolayısıyla rekabet şiddeti de doğurmaktadır. Türk futbolundaki şiddet olaylarının önüne geçmek amacıyla 6222 Sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliği Önleyici Kanun çerçevesinde PASSOLİG Elektronik Bilet Uygulaması 19 Nisan 2014 tarihinde yürürlüğe koyulmuştur. PASSOLİG Elektronik Bilet Uygulaması yürürlüğe girdikten sonra taraftarlar arasında boykot edilmiş konu mahkemeye taşınmıştır. "PASSOLİG Kart" satışlarında ücret talep eden firma eleştirilmiş, stadyuma gelen taraftar ortalamalarında düşüş yaşanmıştır. Nitel araştırma yöntemine göre hazırlanan bu çalışmanın verileri 19 Nisan 2014 tarihinde yürürlüğe giren PASSOLİG Elektronik Bilet Uygulamasının medyada çıkan haberler, haber yorumları, PASSOLİG Elektronik Bilet Uygulaması temalı panellerden elde edilen bilgiler, gazetelerin genel yayın yönetmenleri ve taraftar grupları ve dört büyük takımı destekleyen taraftarlar ile yapılan mülakatlar oluşturmaktadır. Doküman incelemesi, içerik analizi ve söylem analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda PASSOLİG Elektronik Bilet Uygulaması stadyumlardaki şiddeti azaltmak ve şiddet gösteren kişilerin tespit edilmesi konusunda gerekli bir uygulama olduğu fakat PASSOLİG Elektronik Bilet Uygulamasının taraftarlara yeterli derecede tanıtılamadığına ve anlatılamadığı ayrıca yetkili firmanın PASSOLİG tanıtımında yeterince etkili olamadığı tespit edilmiştir. Ayrıca PASSOLİG Elektronik Bilet Uygulaması ile birlikte stadyumlar içerisinde ki şiddet olaylarının önüne geçildiği, taraftarların ailesi ile birlikte gidip hoşça vakit geçirebildiği ortamlar haline geldiği saptanmıştır.
Futbolcuların sosyal fobi düzeyleri
Bu çalışma futbol oynayan gençlerin sosyal fobi düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç ile Elazığ Belediyesi (Elaziz Belediye) Spor Kulübü tarafından açılan spor okullarında futbol oynayanlar çalışmanın evrenini oluşturmuştur. Çalışmaya gönüllü olarak toplam 412 sporcu katılmıştır. Araştırmanın amaçları doğrultusunda sporcuların sosyal fobi düzeylerini belirlemek için kişilerin korku veya kaçınma davranışı gösterdikleri iki boyutlu "Liebowits Sosyal Fobi'' ölçeği kullanılmıştır. Liebowits Sosyal Fobi ölçeğinin Türkiye'ye uyarlanması, geçerlilik ve güvenirlilik çalışması yapılmış, şeklinden yararlanılmıştır (1). Verilerin çözümlenmesi ve yorumlanmasında demografik dağılımlarını belirlemek için frekans ve yüzde; Kolmogorov-Simirnov testi yapılmış normal dağılım gösteren boyutlarda T-testi ve Anova testi normal dağılım göstermeyen boyutlarda Man-Whitney U ve Kruskal-Wallis H testi boyutlar arası ilişki düzeyini belirlemek için spearman-korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre sporcuların sosyal fobi, korku ve sosyal kaçınma boyutlarında cinsiyet, anne baba eğitim durumu, içe dönüklük ve dışa dönüklük değişkenlerine göre anlamlı fark olduğu görülmektedir (p<0.05). Aynı zamanda sosyal fobi korku ve kaçınma arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Analiz sonuçlarına göre sosyal fobi korku düzeyi arttıkça kaçınma düzeyi de artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kaçınma, Kaygı, Sosyal Fobi, Spor, Futbo
Farklı branş öğretmenleri ile beden eğitimi öğretmenlerinin öz yeterlilik algılarının karşılaştırması
Bu araştırmanın amacı, farklı branş öğretmenleri ile beden eğitimi öğretmenlerinin öz yeterlilik algılarının karşılaştırması olarak belirlenmiştir. Araştırma grubu, Adıyaman İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı okullarda öğretmenlik yapan 240 (123 kadın, 117 erkek) bireyden oluşmaktadır. Araştırma verilerinin elde edilmesinde Köse (2007), tarafından Türk kültürüne uyarlanan öğretmenler ve öğretmen adaylarına uygulanabilen 'Öğretmen Öz Yeterlik Algısı Ölçeği', kullanılmıştır. Ölçeğin tamamı için hesaplanan iç tutarlılık katsayısı .94 iken, alt boyutlar için hesaplanan iç tutarlılık katsayıları sırası ile "Öğrenci Güdülenmesi" boyutu için .82, "Öğretim Stratejileri" boyutu için .86 ve "Sınıf Yönetimi" boyutu için .88'dir. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 22.0 programından yararlanılmıştır. İstatistiksel yöntem olarak İndependent samples t testi ve OneWay ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, beden eğitimi öğretmenlerinin sınıf yönetimi alt boyutunda diğer branş öğretmenlerinde daha olumlu algıya sahip oldukları belirlenmiştir. Ayrıca, çalışmada yer alan öğretmenlerin düzenli olarak egzersiz yapan öğretmenlerin öz yeterlik algılarının daha olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Öğretmen, Beden Eğitimi, Öz Yeterlik
Mahkumların sportif rekreasyon aktivitelerine katılımlarının bazı biyobelirteçler üzerine etkileri
Bu çalışmanın amacı, denetimli serbestlik kapsamındaki mahkumlarda rekreatif aktivitelerin bazı biyobelirteçler üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya Gaziantep İlindeki denetimli serbestlikten yararlanan 18-65 yaşları arasındaki 40 erkek mahkum denek (N:40, yaş:35,65±)gönüllü olarak katılmıştır. Deney dizaynı olarak çalışmaya katılan deneklere, araştırmacı tarafından oniki haftalık rekreatif amaçlı fiziksel aktivite (Eğitsel oyunlar, Basketbol ve Voleybol) programı uygulandı. Deneklere çalışma öncesinde demografik bilgileri alındıktan sonra mesura ile bel ve kalça ölçümleri yapıldıktan sonra, kan örnekleri alındı. Mahkumlardan rekreasyon aktivite öncesi ve sonrasında alınan kan örneklerinde brain-derived neurotrophic factor ELISA yöntemi ile, bakır ve çinko, atomik absorbsiyon yöntemi, serotonin, testosterone, estradiol, dehydroepiandrosterone, kortizol, insulinkemilüminesans yöntem ile ve lipit parametreleri spektrofotometrik olarak çalıştırılmıştır. Uygulama öncesi ve uygulama sonrasında tespit edilen özellikler arasındaki ilişkilerin araştırılmasında Çok Değişkenli Ölçeklendirme Analizi Tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS for windows 20.0 istatistik programı kullanıldı, aritmetik ortalama (AO), standart sapma (SD) tanımlandı. Rekreatif aktivite öncesi ve sonrası gruplardan elde edilen sonuçlar birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmada; VKİ (Vucut Kitle Endeksi) önce ve sonra ölçümleri arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır (p=0,072). Bel bölgesi ölçümlerinde anlamlı olarak fark bulunmuştur. (p=0,032). Sigara kullanımında azalmalar olduğu görülmüştür. Bazi biyo belirteçlerde ise; Brain derived neurotrophic factor değeri, Testosteron, Serotonin, Çinko değerleri anlamlı yükselirken, Totalkolesterol, Kortizol ve Estradiol değerleri anlamlı düşüş göstermiştir.
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin çocuk sevme ile mesleki etkililik düzeylerinin karşılaştırılması
Amaç: Beden eğitimi ve spor öğretmenlerin çocuk sevme durumlarının meslekte etkili olmalarını etkileyip etkilemediğinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, Manisa ilinde 2021–2022 eğitim-öğretim yılında ortaokul, lise okullarında görev yapan 201 beden eğitimi ve spor öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli ve kolayda örneklem yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerin toplanmasında kişisel bilgi formu, Barnett Çocuk Sevme Ölçeği ve Beden Eğitiminde Öğretmen Etkililiği Öz-Değerlendirme Ölçeği (BEÖE-ÖD) kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların çocuk sevme ve mesleki etkililik özdeğerlendirme ölçek puanları yüksek bulunmuştur. Çocuk sevme düzeyleri ile cinsiyet ve çocuk sayısı degişkenleri arasında fark tespit edilmiştir. Mesleki etkililik ile çocuk sayısı değişkeni arasında anlamlı fark tespit edilmiştir. Çocuk sevme ile mesleki etkililik arasında pozitif fakat düşük düzeyde ilişki bulunmuştur. Sonuçlar: Çocuk sevme düzeyini etkileyen özelliklerden cinsiyet ve çocuk sayısı dışında diğer değişkenlerde anlamlılık tespit edilmemiştir. Bu farklılık kadın öğretmenler ve çocuğu olan öğretmenlerin lehinedir. Mesleki etkililik öz değerlendirme düzeyini etkileyen özelliklerden çocuk sayısı dışında diğer değişkenlerde anlamlılık tespit edilmemiştir. Öğrenci-öğretmen değerlendirmesi alt boyutunda bir çocuğu olan öğretmenlerin iki veya daha fazla çocuğu olan öğretmenlerden kendilerini daha fazla etkili gördükleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi, Öğretmenlik, Spor, Çocuk Sevme, Sevgi, Mesleki Etkililik
Ortaokul öğrencilerinin farklı spor branşlarına olan tutumlarının beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutumu yordama gücü
Amaç: Araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin farklı spor branşlarına olan tutumlarının beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutumu yordama gücünün ince-lenmesidir. Ayrıca cinsiyet, sınıf ve okul değişenlerine göre öğrencilerin tutumları-nın karşılaştırılması istenmiştir. Gereç ve Yöntem: Araştırma İzmir ili Buca ilçesinde bulunan üç ortaokulda öğrenim gören 435'i kadın (%48,5), 461'i erkek (%51,5) olmak üzere toplam 896 gönüllü öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmanın veri toplama araçları Atletizme yönelik tutum ölçeği, Basketbol tutum ölçeği, Hentbol tutum ölçeği, Voleybol tu-tum ölçeği, Futbol tutum ölçeği, Beden eğitimi ve Spor Dersi tutum ölçeği (BEDYTÖ) ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon ve Çoklu Doğrusal Regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Yapılan çoklu doğrusal regresyon analizi sonucunda sırasıyla Atle-tizm, Futbol, Basketbol ve Voleybola yönelik tutum BEDYTÖ' nin "derse ilgi" alt boyutun düşük düzeyde negatif yönlü fakat anlamlı bir ilişkiye (Düzeltilmiş R2=.199) sahip olduğu bulunmuştur. BEDYTÖ' nin "öğretmene karşı tutum" alt boyutunun Atletizm ve Basketbola yönelik tutum tarafından çok düşük düzeyde pozitif yönlü fakat anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu, Hentbola yönelik tutum negatif yönlü çok düşük düzeyde anlamlı ilişkiye sahip olduğu tespit edilmiştir (Düzeltilmiş R2=.027). BEDYTÖ' nin "ders saati" alt boyutunun Atletizm, Futbol ve Basketbola yönelik tutum ders saati değişkeninin negatif yönlü çok düşük düzeyde fakat anlam-lı bir ilişkiye sahip olduğu ve Hentbola yönelik tutum pozitif yönlü çok düşük dü-zeyde fakat anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu bulunmuştur (Düzeltilmiş R2=.068). Sonuç: Yapılan araştırma sonucunda ortaokul öğrencilerinin Atletizm, Futbol, Voleybol, Hentbol, Basketbol branşlarına yönelik tutumlarının beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutumlarının yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tutum, Beden Eğitimi, Ortaokul Öğrencileri, Spor Branş-ları
Öğretmen adaylarının ders temelli bağ kurma ve algılanan ders bağlılığı arasındaki ilişki, "öğretim ilke ve yöntemleri dersi örneği"
Amaç : Bu çalışmanın amacı üniversitelerin öğretmen yetiştiren programlarında öğrenim gören öğretmen adaylarının, meslek bilgisi derslerinden olan seçilmiş "Öğretim İlke ve Yöntemleri" dersini alan öğrencilerin; ders temelli bağ kurma ve algılanan ders bağlılığı arasındaki ilişkiyi analiz etmektir. Gereç ve Yöntem : Araştırma, 2020 - 2021 akademik öğretim yılı güz döneminde, "Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi" ve "Eskişehir Teknik Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi" öğrencilerinden oluşan öğretim ilke ve yöntemleri dersini almakta/almış olan 248 (% 64)'ü kadın ve 142 (% 36)'sı erkek yaş ortalamaları; x̄ = 20,58 toplamda 390 öğrenci tesadüfi olmayan kolayda örnekleme yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Araştırma kapsamında detaylı olarak incelenen Öğretim ilke ve yöntemleri dersine ilişkin derse bağlılık ile ilgili teoriler ve modeller temel alınarak ders bağlılığı kavramını açıklayan 6 temel boyut belirlenmiştir. Bu boyutlar; Duygusal ve Bilişsel, Derse Hazırlanma, Derse Katılım, Öğretim Elemanı, İlgi Odak ve Not Alma şeklinde belirlenmiştir. Verilerin analizinde yapısal eşitlik modeli -Structural Equation Model- (SEM) uygulanmıştır. Sonuçlar : "Öğretim ilke ve yöntemleri" dersi, ders bağlılık ölçüm modeline ilişkin geçerlilik ve güvenilirlik değerlerine baktığımızda, güvenilirlik değeri (α) en yüksek 0,89 olarak duyuşsal-bilişsel faktöründe olduğu görülmüş olup, algılanan ders/öğrenme bağlılığı ise; X2/df değeri=1.335 olduğu görülmekte ve bu değer <3 olduğu için kabul edilebilen referans düzeyindedir. RMSEA değerine baktığımızda 0,029 değeriyle mükemmel bir uyum sağladığını görmekteyiz. Diğer bütün fit değerler mükemmel uyum sağlamış olup, frekans aralığında anlamlılık düzeyine ulaşmıştır. Araştırmada; ders temelli bağ kurma yaklaşımı, bazı değişkenlerin etkisi ve yükleri sonucunda, algılanan ders bağlılığını olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ders bağlılığı, Derse katılım, Öğretim ilke ve yöntemleri dersi (ÖİYD), Algılanan öğrenme bağlılığı (AÖB).
Futbolcularda statik ve dinamik core antrenmanların fiziksel performans üzerine etkisi
Amaç: Bu çalışma; statik ve dinamik core antrenman çeşitlerinin, futbolcularda fiziksel performans üzerine etkisinin olup olmadığını ve etkisi var ise hangi core antrenman çeşidinin daha etkili olduğunu ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya; Akhisarspor kulübünde futbol oynayan 45 sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar dinamik core antrenman grubu (n=15), statik core antrenman grubu (n=15) ve kontrol grubu (n=15) olarak üçe ayrılmıştır. Statik core antrenman grubunda ve dinamik core antrenman grubunda bulunan futbolcular 8 hafta haftada 3 gün antrenman yapmıştır. Kontrol grubu ise sadece takım antrenmanına devam etmiştir. Araştırmada futbolculara, vücut kütle indeksi, bel-kalça oranı, sürat testi (10m,20m,30m), patlayıcı kuvvet testi, koordinasyon testi (altıgen), pro agility testi ve fonksiyonel hareket analizi testleri ön test ve son test olarak uygulanmıştır. İstatistiksel analizler için eşleştirilmiş gruplar t-testi kullanılmış, anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmamızda; 10 m sürat koşusu ve dikey sıçrama testlerinde dinamik core egzersiz grubunda gelişme tespit edilmiştir (p<0,05). Agility çeviklik testi ve bel/kalça oranı testinde ise statik core egzersiz grubunda gelişim tespit edilmiştir (p<0,05). Bel çevre testinde istatistiksel olarak sadece kontrol grubunda anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Kalça, 20 m ve 30 m sürat koşusu, altıgen, durarak uzun atlama ve fonksiyonel hareket analizi testleri açısından değerlendirildiğinde ise hem statik hem de dinamik egzersiz gruplarında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0,05). Gruplar arasında ön test puan ortalamalarına göre; vücut kütle indeksi, bel, kalça, 10 m, 20 m, 30 m, dikey sıçrama, altıgen, agility, durarak uzun atlama ve foksiyonel hareket analizi parametrelerinde gruplara göre anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Ancak bel/kalça oranı ön test puan ortalamalarında kontrol ve dinamik core egzersiz gruplarında istatistiksel olarak statik core egzersiz grubuna göre anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Gruplar arası son test puan ortalamalarına göre ise; vücut kütle indeksi, bel, kalça, bel/kalça oranı, 10 m, 20 m, 30 m, dikey sıçrama, altıgen ve durarak uzun atlama parametrelerinde gruplara göre anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Ancak agility ve fonksiyonel hareket analizi parametrelerinin son test puan ortalamalarında gruplara göre anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuçlar: Elde edilen sonuçların kondisyonerler ve antrenörlere kasılma tipi bakımından ne tür egzersizler uygulayabilecekleri hakkında bilgi sağlayarak diğer yönden patlayıcı kuvvet, sürat, koordinasyon, çabukluk ve genel kuvvet gibi becerilerin önemli olduğu sporlarda core egzersizlerinin uygulanış biçimi, miktarı ve gerekliliği ile ilgili sorulara uygulanan antrenmanlar özelinde cevap oluşturduğu düşünülmektedir.
Adolesanların yeme davranışları, zihinsel dayanıklılık ve fiziksel aktivite düzeyinin ilişkisel incelenmesi
Amaç: Adolesanların yeme davranışları, zihinsel dayanıklılık ve fiziksel aktivite düzeyinin ilişkisel değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya Manisa'da iki lisede 614(%66.5)'i erkek 310(%33.5)'i kadın toplam 924 öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Verilerin elde edilmesinde Adolesanların Yeme Davranışlarını Saptama Ölçeği (AYDSÖ), EİZDÖ-UF Ölçeği -Uzun Formu (EİZDÖ-UF), UFADA(UFADA) ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS25 paket programı kullanılmıştır. Veri analizinde betimsel tekniklerin yanı sıra t test, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır, gruplar arasında farkın tespitinde ise Tukey testi, ayrıca Pearson Korelasyon testi kullanılmıştı. Tip 1 hata .05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: EİZDÖ-UF, AYDSÖ ve UFADA puanlarının ilişkisine bakıldığında aralarında düşük düzeyde pozitif, istatistiksek açıdan anlamlı ilişki saptanmıştır. UFADA faktörü açısından EİZDÖ-UF, AYDSÖ puanlarının aktivite düzeyi yüksek olanların lehine bulunmuştur. EİZDÖ-UF, AYDSÖ ve UFADA puanları cinsiyet değişkenine göre erkeklerin lehine farklı bulunmuştur. Öğrencilerin okul değişkenine göre ise EİZDÖ-UF, AYDSÖ ve UFADA puanları Meslek ve Anadolu Lisesinde öğrenim gören öğrencilerin lehine bulunmuştur. Sınıf değişkeni açısından ise 12. sınıfların AYDSÖ puanları 9., 10. ve 11. sınıflardan düşük bulunmuştur. Sonuç: Araştırmanın sonucunda EİZDÖ-UF, AYDSÖ ve UFADA puanları aralarında düşük düzeyde pozitif ilişkili bulunmuştur. EİZDÖ-UF, AYDSÖ ve UFADA puanlarında cinsiyet, okul, sınıf değişkenlerine göre farklılık saptanmıştır. UFADA düzeyi yüksek olanların AYDSÖ ve EİZDÖ-UF puanları yüksek bulunmuştur. Buna göre adolesanların düzenli ve uygun şiddette fiziksel aktivite yapmaları onların yeme davranışlarını ve zihinsel dayanıklılıklarını destekleyeceği düşünülebilir.
Güreş temel becerilerinin öğretiminde akran öğretim modelinin etkisi
Amaç: Bu çalışma ortaokul öğrencilerine serbest güreş temel becerilerinin öğretiminde akran öğretim yöntemi ile geleneksel öğretim yönteminin karşılaştırılması amacı ile yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma grubunu önceden güreş sporu yapmamış 50 kadın / erkek öğrenci oluşturmuş, araştırma hastalık ve devam edememe durumlarından dolayı 36 öğrenci ile tamamlanmıştır. Akran öğreticilere 4 hafta süreyle günde 2, toplamda 8' er saat olmak üzere diğer öğrencilerin görmeyeceği şekilde serbest güreşe ait bazı becerilerinin öğretimi gerçekleşmiştir. Güreş becerileri edinen akran öğreticiler elde ettikleri bu becerileri sonrasında akranlarına öğretmesi ile uygulama sürdürülmüştür. Kontrol grubu ise geleneksel öğretim metodu ile aynı teknikler eğitmen tarafından uygulatılarak öğretimi sağlanmıştır. Video sistemi ile kayıt altına alınan becerilerin uygulanması, deney ve kontrol grubu olduğu belirtilmeden değerlendiricilere gönderilmiş ve değerlendirmeleri alınmıştır. Bulgular: Deney ve Kontrol grupları arasında t test sonucuna göre Koltuk altından geçme ve Çift ayak dalma'' becerilerinde anlamlı farklar bulunurken, Tek ayak dalma ile Kol çekme becerisinde farklılık görülmemiştir. Kadınlarda ise Koltuk altından geçmede farkın olduğu görülürken (p<05), Kol çekme, Tek ayak dalma ve çift ayak dalma becerilerinde fark yoktur (p> 0,5). Erkeklerin son test puanlarında ''koltuk altından geçme'' ve ''çift ayak dalma'' becerisinde anlamlı fark vardır (p< 0,5). ''Tek ayak dalma'' ve ''kol çekme'' becerisinde anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0,5). Tekniklerin toplam puanları üzerinden yapılan istatistiksel analiz sonucunda ise deney grubunun değerlerininin kontrol grubunun değerlerine göre istatistiksel olarak yüksek olduğu görülmüştür. Sonuçlar: Araştırmamız sonuçlarına göre Güreş temel becerilerinin öğretiminde, Akran öğretim modeli ile geleneksel öğretim modeli karşılaştırıldığında beceri toplam puanları bakımından Akran öğretim modelinin daha etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.