
12
Archived Theses
12
DOIs Assigned
100%
DOI Rate
Archived Theses
Sosyal bilgilerde toplumsal cinsiyet eşitliği eğitiminin tarihsel dönüşümü (1924-2024)
Bu araştırmanın amacı, Cumhuriyet Dönemi’nden günümüze Türkiye’de uygulanan ilkokul ve ortaokul öğretim programları ile güncel Sosyal Bilgiler ders kitaplarında toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın temsillerinin tarihsel dönüşümünü incelemektir. Nitel araştırma yaklaşımıyla yürütülen çalışmada doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın veri kaynaklarını, 1924–2024 yılları arasında uygulanan Sosyal Bilgiler öğretim programları ve tarihsel karşılıkları ile 2024–2025 eğitim-öğretim yılında okutulan 5, 6 ve 7. sınıf Sosyal Bilgiler ders kitapları oluşturmaktadır. Veriler, Fairclough’un üç boyutlu eleştirel söylem analizi modeli doğrultusunda çözümlenmiştir. Bulgular, erken dönem programlarında eşitlik söyleminin yurttaşlık, görev ve ulusal birlik kavramları üzerinden dolaylı biçimde kurulduğunu göstermektedir. Güncel programlarda hak, eşitlik, katılım ve farklılıklara saygı daha görünür olmakla birlikte toplumsal cinsiyet eşitliğinin sistematik bir eğitim amacı olarak yapılandırılmadığı belirlenmiştir. Ders kitaplarında kadınların görünürlüğü artmasına rağmen bazı metinsel ve görsel içeriklerde geleneksel rollerin sürdüğü görülmüştür. Sonuç olarak eğitim materyallerinin eşitlikçi bir bakışla düzenli olarak gözden geçirilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin bütüncül ve sürekli bir yaklaşımla ele alınması önerilmektedir.
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin okul dışı öğrenme ortamları ile ilgili görüşleri (Erzincan ili örneği)
Araştırmanın amacı, Erzincan’da görev yapan Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin okul dışı öğrenme ortamlarının öğrenme üzerindeki etkilerine ve ortamların kullanımına ilişkin görüşlerini belirlemektir. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Çalışma grubunu, 2025–2026 eğitim-öğretim yılında Erzincan ilinin merkez ilçesindeki devlet ve özel ortaokullarda görev yapan 31 Sosyal Bilgiler öğretmeni oluşturmuştur. Veriler, uzman görüşleri doğrultusunda hazırlanan görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Açık uçlu sorulardan elde edilen veriler içerik analiziyle çözümlenmiş; belirlenen tema ve alt temalar, araştırmanın alt problemleri doğrultusunda betimsel olarak sunulmuş ve doğrudan alıntılarla desteklenmiştir. Kapalı uçlu sorulardan elde edilen verilerin analizinde frekans ve yüzdeye dayalı betimsel istatistiklerden yararlanılmıştır. Bulgular, öğretmenlerin okul dışı öğrenme ortamlarını yalnızca gezi alanları olarak değil, “insanın olduğu her yer” ve “yaşayarak öğrenme sunan her ortam” biçiminde tanımladıklarını göstermiştir. Öğretmenler, bu ortamların öğrenci gelişimine çok yönlü katkı sağladığını belirtmişlerdir. Ayrıca bu ortamların etkili kullanılabilmesi için belediyeler, müzeler ve üniversitelerle sistematik iş birliği kurulması gerektiğini vurgulamışlardır. Öğretmenlerin önerileri; finansal destek sağlanması, etkinliklerin öğretim programına doğrudan dâhil edilmesi ve bürokratik işlemlerin sadeleştirilmesi üzerinde yoğunlaşmıştır. Araştırma, okul dışı öğrenme uygulamalarının geliştirilmesine yönelik yerel veriler sunmuştur.
Üniversı̇te öğrencı̇lerı̇nde dı̇jı̇tal bağımlılık, sosyal kaygı ve algılanan sosyal destek arasındakı̇ ilı̇şkı̇sı̇nı̇n incelenmesı̇
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin dijital bağımlılık, sosyal kaygı ve algılanan sosyal destek düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırmada ayrıca bu değişkenlerin çeşitli demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığı belirlenmiş ve algılanan sosyal destek ile sosyal kaygının dijital bağımlılığı yordama gücü değerlendirilmiştir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesinde öğrenim gören 201’i kadın (%51,1), 192’si erkek (%48,9) olmak üzere toplam 393 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Dijital Bağımlılık Ölçeği, Sosyal Kaygı Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklemler t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda algılanan sosyal destek ile dijital bağımlılık arasında negatif yönlü düşük düzeyde, algılanan sosyal destek ile sosyal kaygı arasında negatif yönlü düşük düzeyde ve dijital bağımlılık ile sosyal kaygı arasında pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Dijital bağımlılık düzeylerinin günlük dijital cihaz kullanım süresi ve anne eğitim durumuna göre; sosyal kaygı ve algılanan sosyal destek düzeylerinin ise anne ve baba eğitim durumuna göre anlamlı biçimde farklılaştığı saptanmıştır. Çoklu doğrusal regresyon analizi sonucunda sosyal kaygının dijital bağımlılığın anlamlı bir yordayıcısı olduğu, algılanan sosyal desteğin ise anlamlı bir yordayıcı olmadığı belirlenmiştir. Kurulan modelin dijital bağımlılıktaki toplam varyansın yaklaşık %29’unu açıkladığı görülmüştür. Elde edilen bulgular, üniversite öğrencilerinde dijital bağımlılığın sosyal kaygı ile yakından ilişkili olduğunu ve sosyal kaygının dijital bağımlılığın önemli bir yordayıcısı olduğunu göstermektedir.
İlkokul 4. sınıf din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitabındaki karakterleri niteleyen değerlerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan ilkokul 4. sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitabında yer alan karakterlerin kök değerler açısından analiz edilmesidir. Araştırma, nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde yürütülmüş; veri toplama yöntemi olarak doküman incelemeden yararlanılmıştır. Ders kitabında yer alan metin, etkinlik ve görsellerdeki karakterler; karakterizasyon özellikleri, rol model işlevleri ve kök değerleri temsil etme durumları açısından incelenmiştir. Araştırma sonucunda ders kitabında toplam 66 farklı karakter tespit edilmiştir. Aynı karakterin ders kitabında birden fazla kez yer aldığı durumlar tek karakter olarak değerlendirilmiş ve karakter sayısı bu doğrultuda hesaplanmıştır. Karakterlerin önemli bir kısmının öğrenciler için olumlu örnek oluşturabilecek rol model özellikler taşıdığı belirlenmiştir. Analizler sonucunda öğretim programında yer alan on kök değerin tamamının ders kitabında temsil edildiği görülmüş; ancak bu değerlerin karakterler ve üniteler arasında dengeli biçimde dağılmadığı saptanmıştır. En sık temsil edilen kök değerin sevgi (f=91) olduğu, bunu sırasıyla sorumluluk (f=87), yardımseverlik (f=57), saygı (f=40), dürüstlük (f=36), adalet (f=24), dostluk (f=19), sabır (f=12), öz denetim (f=7) ve vatanseverlik (f=4) değerlerinin izlediği belirlenmiştir.
Genç yetişkinlerde teknoloji bağımlılığı, duygusal tepkisellik ve psikolojik dayanıklılığın incelenmesi
Bu çalışmada, genç yetişkinlerde teknoloji bağımlılığının, duygusal tepkiselliğin ve psikolojik dayanıklılığın incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, 18-25 yaş aralığındaki 472 genç yetişkin ile yürütülmüştür. Veri toplama araçları olarak Teknoloji Bağımlılığı Ölçeği, Duygusal Tepkisellik Ölçeği ve Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı, Bağımsız Örneklemler t-Testi ve PROCESS Makro (Model 4) yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulguları, teknoloji bağımlılığı ile duygusal tepkisellik arasında pozitif, teknoloji bağımlılığı ile psikolojik dayanıklılık arasında negatif, duygusal tepkisellik ile psikolojik dayanıklılık arasında ise negatif yönde anlamlı ilişkiler bulunduğunu göstermiştir. Aracılık analizi sonuçları, duygusal tepkiselliğin teknoloji bağımlılığı ile psikolojik dayanıklılık arasındaki ilişkide aracı role sahip olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca erkek katılımcıların teknoloji bağımlılığı ve psikolojik dayanıklılık puanlarının, kadın katılımcıların ise duygusal tepkisellik puanlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Yaşamlarına ilişkin önemli kararları almakta zorlanan bireylerin teknoloji bağımlılığı ve duygusal tepkisellik düzeylerinin daha yüksek, psikolojik dayanıklılık düzeylerinin ise daha düşük olduğu saptanmıştır.
Sporcularda zihin gezintisi ile psikolojik esneklik arasındaki ilişkide stresin aracı sporda bilinçli farkındalık ve algılanan sosyal desteğin düzenleyici rolü
Amaç: Sporcularda zihin gezintisi ile psikolojik esneklik arasındaki ilişkide stresin aracı rolünü ve dolaylı etkinin bilinçli farkındalık ile algılanan sosyal desteğe göre değişimini incelemektir. Materyal ve Metot: Araştırma ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 18 yaş ve üzeri 350 lisanslı sporcu oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde Kişisel Bilgi Formu, Zihin Gezinmesi Ölçeği (MWQ), Sporda Psikolojik Esneklik Ölçeği (SPEÖ), Algılanan Stres Ölçeği (PSS-10), Sporcu Bilinçli Farkındalık Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25, AMOS 26 ve Hayes (2022) tarafından geliştirilen PROCESS Macro Model 21 kullanılmıştır. Aracılık ve koşullu dolaylı etkiler bootstrap yöntemi ile test edilmiştir. Bulgular: Zihin gezintisinin psikolojik esnekliği negatif, algılanan stresi ise pozitif yönde anlamlı olarak yordadığı belirlenmiştir. Algılanan stresin psikolojik esneklik üzerinde negatif yönde anlamlı bir etkisinin bulunduğu ve zihin gezintisi ile psikolojik esneklik arasındaki ilişkide aracı rol üstlendiği saptanmıştır. Ayrıca sporda bilinçli farkındalığın zihin gezintisi ile algılanan stres arasındaki ilişkiyi, algılanan sosyal desteğin ise algılanan stres ile psikolojik esneklik arasındaki ilişkiyi anlamlı biçimde düzenlediği belirlenmiştir. Sonuç: Bulgular, zihin gezintisinin psikolojik esneklikle doğrudan ve dolaylı ilişkili olduğunu göstermektedir. Algılanan stres açıklayıcı, bilinçli farkındalık ve algılanan sosyal destek ise koruyucu faktörler olarak belirlenmiştir.
Kaygının kabul ve kararlılık terapisi bağlamında psikolojik katılık ve temel işlevsel süreçlerle incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, beliren yetişkinlik dönemindeki bireylerde kaygının, Kabul ve Kararlılık Terapisi (KKT) kuramsal çerçevesi doğrultusunda psikolojik katılık ve temel işlevsel süreçler bağlamında incelenmesidir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde yürütülmüş, kuramsal model PATH analizi ile test edilmiştir. Çalışma grubunu toplam 461 beliren yetişkin oluşturmuştur. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, Pearson korelasyon analizi, Path analizi ve Bootstrap aracılık analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulguları, kaygı ile ruminasyon, bilişsel kaynaşma, yaşantısal kaçınma ve psikolojik katılık arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Path analizi sonuçlarına göre yaşantısal kaçınma, bilişsel kaynaşma ve ruminasyonun psikolojik katılığı anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur. Ayrıca yaşantısal kaçınma, ruminasyon ve psikolojik katılığın kaygının anlamlı yordayıcıları olduğu saptanmıştır. Aracılık analizleri sonucunda, psikolojik katılığın yaşantısal kaçınma, bilişsel kaynaşma ve ruminasyon ile kaygı arasındaki ilişkilerde aracı role sahip olduğu belirlenmiştir. Bulgular, psikolojik katılığın KKT’nin temel süreçleri ile kaygı arasındaki ilişkide önemli bir mekanizma olduğunu göstermektedir. Araştırma bulguları, beliren yetişkinlik döneminde kaygının anlaşılmasında psikolojik katılık, bilişsel kaynaşma, yaşantısal kaçınma ve ruminasyonun önemli değişkenler olduğunu göstermektedir. Sonuçların, KKT temelli önleyici ve müdahale programlarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Çocuk kitaplarında kültürel unsurlar: Metin Özdamarlar kitapları
Bu araştırmanın amacı, Metin Özdamarlar'ın çocuk kitaplarında yer alan kültürel ögeleri belirlemek ve sınıflandırmaktır. Araştırma nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde doküman analizi yöntemiyle yürütülmüş, elde edilen veriler betimsel analiz yoluyla çözümlenmiştir. Çalışmanın inceleme nesnesini popülerlik ölçütleri ve Millî Eğitim Bakanlığı ders kitaplarında yer alma durumu dikkate alınarak belirlenen Metin Özdamarlar'a ait on çocuk kitabı oluşturmaktadır. Kültürel ögelerin tespit ve sınıflandırılmasında alan yazından yararlanılarak oluşturulan bir çerçeve esas alınmış; ögeler günlük yaşam, kişiler arası ilişkiler, değerler ve eğitim, edebiyat-sanat ve müzik, gelenekler ve folklor, sosyal yaşam, coğrafya ve mekân ile atasözü ve deyimler olmak üzere sekiz kategori altında incelenmiştir. Araştırma sonucunda incelenen eserlerde toplam 875 kültürel öge tespit edilmiş; kültürel ögelerin en yoğun biçimde kişiler arası ilişkiler kategorisinde yer aldığı, bu kategoriyi sırasıyla atasözü ve deyimler, değerler ve eğitim, sosyal yaşam, günlük yaşam, edebiyat-sanat ve müzik, gelenekler ve folklor ile coğrafya ve mekân kategorilerinin izlediği görülmüştür. Araştırma bulguları, Metin Özdamarlar'ın çocuk kitaplarının kültürel aktarım açısından zengin ve çok boyutlu bir yapıya sahip olduğunu; tarih bilinci, millî değerler ve gündelik yaşam kültürüne ilişkin unsurların çocuk okura sistemli ve işlevsel bir biçimde sunulduğunu ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar, söz konusu eserlerin kültürel kimlik oluşumu ve değer aktarımı bakımından önemli bir kaynak niteliği taşıdığına işaret etmektedir.
Okul öncesi eğitim programı (2024) (OEP-2024) Türkçe alan becerilerine ilişkin okul öncesi öğretmen görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırma, OEP-2024 kapsamında Türkçe alan becerilerinin (dinleme-izleme, konuşma, okuma, erken okuryazarlık) öğretimine dair öğretmen görüşlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Erzincan'da görev yapan 20 okul öncesi öğretmeniyle yürütülen bu nitel durum çalışmasında, veriler yarı yapılandırılmış görüşmelerle toplanmış ve içerik analiziyle çözümlenmiştir. Araştırma bulgularına göre; öğretmenler materyal olarak en çok hikâye kitapları ve kartlarını kullanmakta, sonrasında ise akıllı tahta ve projeksiyon gibi teknolojilerden faydalanmaktadır. Öğretim sürecinde drama, canlandırma ve etkileşimli hikâye anlatımı öne çıkan tekniklerdir. Ölçme-değerlendirme aşamasında ise portfolyo, anekdot kayıtları ve gözlem formları gibi süreç odaklı araçların geleneksel yöntemlerin yerini aldığı görülmektedir. Süreçte karşılaşılan temel sorunlar; çocukların kısa dikkat süreleri, bireysel gelişim farklılıkları ve ekran bağımlılığı olarak belirlenmiştir. Bu engelleri aşmak için öğretmenler etkinlikleri sadeleştirmeyi ve aile katılımını sürece dahil etmeyi önermektedir. Sonuç olarak öğretmenlerin OEP-2024'ün beceri temelli vizyonuna uyum sağladığı, ancak özellikle aile eğitimi ve fiziksel imkânların geliştirilmesi noktasında desteğe gereksinim duydukları saptanmıştır. Aile katılımının yetersizliği ve kalabalık sınıf mevcutları, Türkçe alan becerilerinin kazandırılmasında yapısal engeller olarak öne çıkmaktadır. Bu bulgular doğrultusunda; velilerin etkileşimli okuma konusunda bilinçlendirilmesi, sınıf mevcutlarının küçültülmesi ve öğretmenlere yönelik mesleki gelişim programlarının düzenlenmesi önerilmektedir. Araştırmanın, okul öncesi Türkçe eğitimi alanında OEP-2024'ün uygulamaya yansımalarını değerlendiren güncel bir kaynak niteliği taşıdığı düşünülmektedir.
Genç yetişkinlerde evlilik kaygısının profilleri
Bu araştırmada genç yetişkinlerde evlilik kaygısının benlik saygısı, romantik ilişki doyumu, toplumsal cinsiyet algısı, bağlanma stilleri ve psikolojik belirtiler bağlamında ortaya çıkan farklı profillerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 18-29 yaş aralığında yer alan ve evli olmayan 287 kadın (%52,4) ile 261 erkek (%47,6) olmak üzere toplam 548 genç yetişkinle yürütülmüştür. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Evlilik Kaygısı Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, İlişki Değerlendirme Ölçeği, Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği, Bağlanma Stilleri Ölçeği ve DASS-8 aracılığıyla elde edilmiştir. Verilerin analizinde betimleyici istatistikler, Gizil Profil Analizi, multinomial lojistik regresyon analizi (R3STEP) ve BCH yöntemi kullanılmıştır. Gizil Profil Analizi sonucunda üç profil belirlenmiştir: ilişkisel açıdan uyumlu ve koruyucu psikolojik kaynaklara sahip bireyler (Profil 1); ilişkisel açıdan kısmi uyumlu ve potansiyel riskli bireyler (Profil 2); kırılgan, çoklu semptom gösteren yüksek riskli bireyler (Profil 3). BCH sonuçları profillerin evlilik kaygısı düzeyleri açısından anlamlı biçimde farklılaştığını ve en yüksek evlilik kaygısının Profil 3’te yer aldığını göstermiştir. Multinomial lojistik regresyon analizi sonuçlarına göre cinsiyet, yaş ve romantik ilişki durumunun profil üyeliğini anlamlı düzeyde yordamadığı; aile birlikteliği değişkeninin ise yalnızca Profil 2 ile Profil 3 karşılaştırmasında sınırlı düzeyde ayırt edici olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, bu araştırma evlilik kaygısının genç yetişkinlerde psikolojik kaynaklar, bağlanma örüntüleri, romantik ilişki deneyimleri ve psikolojik belirtilerle birlikte ele alınması gereken çok boyutlu bir yapı olduğunu ortaya koymuştur.