Eskişehir Osmangazi University
Institute

Institute of Health Sciences

Eskişehir Osmangazi University

82

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Hiperisinin MA-10 leydig kanser hücrelerinde sitotoksik, morfolojik ve apoptotik etkilerinin araştırılması

Başlık: Hiperisinin MA-10 Leydig Kanser Hücrelerinde Sitotoksik, Morfolojik ve Apoptotik Etkilerinin Araştırılması Amaç: Antikanser özellikleri gösterilen hiperisinin MA-10 Leydig kanser hücreleri üzerinde sitotoksik, antiproliferatif, morfolojik ve apoptotik etkilerinin araştırılması amaçlandı. Yöntem: MA-10 Leydig kanser hücreleri in vitro ortamda kültüre edildi. Hiperisinin 30, 40, 45, 50, 55, 60, 70, 80, 90 ve 100 μM uygulanması sonucunda 24, 48 ve 72 saat sonra canlı hücre sayıları MTT testi ile saptandı. Morfoloji incelemesi inverted mikroskopta ve hematoksilen-eozinle boyanmış preparatlarda yapıldı. Anneksin V ve kaspaz 3/7 kitleri ile canlı ve apoptotik hücre oranları belirlendi. Ayrıca Bax, Bcl-2 ve kaspaz 3 immünoboyaması yapıldı. Bulgular: 24, 48 ve 72 saatlik MTT testi ile hiperisinin hücrelerde doza bağlı sitotoksik etkisi saptandı. İnverted mikroskop ve hematoksilen-eozin boyama yöntemleri ile hücrelerde morfolojik bozulmalar olduğu görüldü. Anneksin V ve kaspaz 3/7 sonuçları hiperisinin hücrelerde canlılık oranlarını düşürdüğü, apoptoz ve ölü hücre oranlarını ise arttırdığı saptandı. Artan hiperisin dozlarına bağlı olarak Bcl2, Bax ve kaspaz 3 immünopozitiflik oranlarında kontrole göre artışlar görüldü. Sonuç: Hiperisin MA-10 Leydig kanser hücrelerinde doza bağlı olarak sitotoksik, apoptotik, antiproliferatif etkiler göstermekte ve hücre morfolojisini bozmaktadır. Anahtar kelimeler: MA-10 Leydig kanser hücresi, hiperisin, sitotoksite, apoptoz

Antineoplastik ajanlarApoptozisHiperisin+4
Rıfat Ertekin
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Vazoaktif intestinal peptit (VİP)/pitüiter adenilat siklaz aktive edici peptit (PACAP)' in amiyotrofik lateral skleroz patogenezine karşı etkilerinin araştırılması

Amaç: Bu tez çalışmasında SOD1G93A ALS modeli farelerde alt ve üst motor nöronlar üzerine VİP ve PACAP-38' in etkilerinin araştırılması ve karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Transgenik SOD1G93A ve yabanıl tip fareler ile Kontrol (n=10), ALS+SF (n=10), ALS+VİP (n=10), ALS+PACAP (n=10) deney grupları oluşturuldu. ALS+SF grubuna intraperitoneal (i.p.) serum fizyolojik uygulanırken, ALS+VİP grubuna i.p. 5 nmol/kg VİP ve ALS+PACAP grubuna i.p. 25 ng/kg PACAP enjeksiyonları uygulandı. Pre-semptomatik 30. gün sonunda farelerin alt motor nöronlardaki ultrastrüktürel değişiklikler, semptomatik 105. gün sonunda beyin kimyası, alt motor nöron kantifikasyonları ve dendritik diken yoğunlukları ve mikroglial morfoloji, post-semptomatik 120. gün ve sonrası ağırlık, motor performans ve sağkalım değerlendirmelerinin ardından lumbar omurilik dokusunda inflamasyon belirteçleri ve büyüme faktörlerinin gen ekspresyonları değerlendirildi. Bulgular: ALS+SF grubu lumbar omuriliğinde bütünlüğü bozulan ultrastrüktürel yapıların tedavi gruplarında Kontrol grubuna yakın morfoloji gösterdiği, ALS+PACAP grubunda motor nöron sayısı ve dendritik diken yoğunluğunun, ALS+VİP grubunda ise sadece dendritik diken yoğunluğunun ALS+SF grubuna göre anlamlı derecede arttığı, reaktif mikroglia sayısının ise tedavi gruplarında ALS+SF grubuna göre anlamlı derecede azaldığı tespit edildi. Motor performansın ALS+PACAP grubunda önemli ölçüde arttığı, sağkalım süresinin ise her iki tedavi grubunda ALS+SF grubuna göre anlamlı derecede uzadığı görüldü. Sonuç: Sonuç olarak, SOD1G93A ALS modeli farelerde PAC-38 daha etkin gözükmekle beraber VİP ve PACAP-38 tedavi edici etkinlik göstermiştir.

Amyotrofik lateral sklerozMotor korteksMotor nöron hastalığı+6
Işıl Tan Yılmaz
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin liderlik özelliklerinin ve atılganlık düzeylerinin incelenmesi

Başlık: Hemşirelerin Atılganlık Düzeyleri ve Liderlik Özelliklerinin İncelenmesi Amaç: Araştırma, hemşirelerin atılganlık düzeyleri ve liderlik özelliklerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte bir araştırmadır. Araştırma Eskişehir ilinde üç hastanede yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini araştırmaya katılmayı kabul eden 367 hemşire oluşturmuştur. Veriler Ocak 2021- Mayıs 2022 tarihleri arasında Kişisel Bilgi Formu, Liderlik Yönelimleri Ölçeği ve Kendini Belirleme (Güvengenlik) Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Veriler parametrik testler ile analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin %86,9'unun kadın, %36,0'ının 42 yaş ve üstünde, %72,4'ünün lisans mezunu olduğu görülmüştür. Bilimsel programlara katılan, atılganlık ve liderlik eğitimi alan, mesleğini severek yapan ve lisansüstü eğitime sahip hemşirelerin diğerlerine göre liderlik yönelimleri ölçeği tüm alt boyutları puan ortalaması daha yüksektir (p<0,05). Bilimsel programlara katılan, atılganlık ve liderlik eğitimi alan, mesleğini severek yapan ve lisansüstü eğitime sahip hemşirelerin diğerlerine göre kendini belirleme ölçeği çekingen alt boyutu puan ortalaması daha düşüktür (p<0,05). Sonuç: Araştırmaya katılan hemşirelerden bilimsel programlara katılan, atılganlık ve liderlik eğitimi alan ve mesleğini severek yapan hemşirelerin liderlik özelliklerini daha çok sergiledikleri, eğitim seviyesi arttıkça liderlik yönelimlerinin her birini etkili şekilde kullanabildikleri, aynı zamanda atılganlık özelliklerini daha fazla sergiledikleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: atılganlık, liderlik, hemşirelik

AtılganlıkHemşirelerHemşirelik+2
Aybüke Çelik
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Diyabetik yetişkinlerde çok frekanslı biyoelektriksel impedans yöntemi ile ölçülen total ve segmental vücut analiz parametrelerinin incelenmesi

Giriş: Diyabet vücut kompozisyonu parametrelerini etkilemektedir. Değişen vücut kompozisyonlarının incelenmesi ve diyabetle olan ilişkisinin takip edilmesi kişilerin teşhis, tedavi ve önleme basamaklarında önemlidir. Amaç: Fiziksel aktivite ve vücut kompozisyonu parametrelerini, özellikle faz açısı, iç organ çevresi yağlanma alanı, segmental yağ ve kas değerleri arasındaki ilişkinin diyabetik hastalarda değerlendirmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmaya toplam 93 katılımcı (diyabet olmayan, n=31; tip 2 diyabetli, n=63) gönüllü olarak dahil edilmiştir. Katılımcıların fiziksel aktivite düzeylerini belirlemek için Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi kullanılmıştır. Vücut kompozisyon parametreleri çok frekanslı Biyoelektriksel impedans yöntemiyle Tanita MC 780 Black ile ölçülmüştür. Tüm istatistiksel testlerde p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar şeklinde değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırma bulgularında çalışmaya dahil edilen bireylerin iç yağlanma alanları diyabet olmayanlarda ortalama 50cm2 iken tip 2 diyabetlilerde 90cm2'ye bulunmuştur. Ödem yüzdesi (Ecw/Tbw) diyabet olmayanlarda %41,24 iken diyabetlilerde %44,91 olarak daha yüksek bulunmuştur (p<0.05).Tip 2 diyabetli bireylerde iç organ çevresi yağlanma alanı, ödem oranı, her segmentte yağ oranları diyabet olmayanlarda daha yüksek bulunmuştur (p<0.01). Yağsız kas kütlesi ve faz açısı değerleri diyabet olmayanlarda, diyabetli bireylere oranla daha yüksek bulunmuştur (p<0.001). Sonuç: İncelenen tip 2 diyabet grubunda fiziksel aktivite seviyesi yetersizdir. Sunulan çalışmada diyabetli yetişkinlerde vücut kompozisyonu parametrelerinden segmental yağ oranlarının, iç organ yağlanma alanlarının normalden yüksek çıkması, ödem oranlarının daha yüksek bulunması; kas kütlesi ve yağsız kütle oranlarının normalden düşük çıkması, faz açısı değerlerinin daha düşük bulunması fiziksel aktivite düzeyinin önemi göstermiştir.

Biyoelektriksel empedansDiabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2+4
Tuğçe Köktaş
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hipertansiyon tanılı geriatrik bireylerde sağlık okuryazarlığı ile antihipertansif ilaç tedavisine uyum arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırma hipertansiyon tanılı geriatrik bireylerde sağlık okuryazarlığı ile antihipertansif ilaç tedavisine uyum arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla planlanan tanımlayıcı- kesitsel araştırma türündedir. Gereç-yöntem: Bu araştırma için 01.01.2021- 30.06.2021 tarihleri arasında Gebze Fatih Devlet Hastanesi kardiyoloji, kalp ve damar cerrahisi, dahiliye ve nefroloji servislerinde veri toplanılmış olup, örneklem seçim kriterlerine uyan 284 yaşlı birey ile yürütülmüştür. Araştırma verilerinin toplanmasında tanımlayıcı özellikler veri toplama formu, Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği (TSOY-32) ve Antihipertansif İlaç Tedavisine Uyum Ölçeği (AİTUÖ) kullanıldı. Araştırmada kullanılan ölçekler ile demografik karşılaştırmalarda Independent Sample T-Test ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) analizi kullanılmıştır. Çalışmada nitel (kategorik) değişkenler arasında ilişki olup olmadığı Ki Kare analizi ile incelenmiş ve Pearson Ki Kare ve Fisher Exact testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada bireylerin yaş ortalaması 73.15 ± 7.18 yıl, %51.1' i kadın, %48.9' u erkektir. Bireylerin %47.9' u 180 ay ve üzerinde hipertansiyona sahiptir, Çalışmaya katılan yaşlı bireylerin çoğunluğu (%27.8) yetersiz sağlık okuryazarlığına sahiptir. Kadınların %87.7' si mükemmel sağlık okuryazarlığına sahiptir. Yaş arttıkça sağlık okuryazarlığı düzeyi de artmaktadır. Kan basıncı evde olan yakını tarafından ölçülen kişilerin %37.2' si mükemmel sağlık okuryazarlığına sahiptir. Bireylerin %85.6' sı antihipertansif ilaç tedavisine uyumludur. Evde tansiyon aleti bulunan bireylerin %84.4' ü ve yakını tarafından tansiyonu ölçülen bireylerin %82.6' sı ilaç tedavisine uyumludur. Diüretik ilaç kullanan bireylerin %39.9'u ilaç tedavisine uyumludur. Sonuç: Çalışmada yapılan analiz sonucunda TSOY düzeyleri ile antihipertansif ilaç tedavisine uyum durumları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0.05). Anahtar Kelimeler: Hipertansiyon, geriatrik birey, sağlık okuryazarlığı, antihipertansif ilaç tedavisine uyum, hemşirelik.

Antihipertansif ajanlarGeriatriHipertansiyon+3
Pınar Erman
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Gebelerin sanal doğumhane ziyaretinin doğum uyumuna etkisinin değerlendirilmesi

Amaç: Kadınların doğum süreçlerinde uyumlu olup olmadıklarını hem kendi bakış açısıyla hem de doğumu takip eden ebenin bakış açısıyla değerlendiren ölçek geliştirmek ve primipar gebelerin sanal doğumhane ziyaretinin doğum uyumuna ve normal doğuma ilişkin inançlarına etkisini değerlendirmektir. Yöntem: Birinci aşama, Karabük Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi'nde(KEAH) doğumhane ve lohusa servislerinde gerçekleştirilen metodolojik çalışmadır. Literatür taraması ve odak grup görüşmeleri sonucunda madde havuzları oluşturulmuştur. 300 lohusaya "Doğum Uyumu Öz Değerlendirme Ölçeği(DUÖDÖ)" ve 300 lohusayı doğumda takip eden ebelere "Doğum Uyumu Ebe Değerlendirme Ölçeği(DUEDÖ) uygulanmıştır ve geçerlik-güvenirlik analizleri yapılmıştır. İkinci aşamada KEAH'nin gebe polikliniklerinde randomize kontrollü çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Müdahale grubuna (n=40) sanal doğumhane ziyareti gerçekleştirilmişken, kontrol grubu (n=40) yalnızca rutin bakım almıştır. Veriler, Anket formu, DUÖDÖ, DUEDÖ ve Normal Doğuma İlişkin İnanç Ölçeği(NDİÖ) kullanılarak toplandı. İstatistiksel analizlerde ki-kare, bağımlı-bağımsız gruplarda t testi, kolerasyon analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Birinci aşamada yapılan geçerlilik-güvenilirlik analizleri, DUÖDÖ'nün 22 maddeden ve iki alt boyuttan (ebe-gebe ilişkisi uyumu ve doğum ortamı uyumu); DUEDÖ'nün ise 17 maddeden tek boyuttan oluştuğunu göstermektedir. Cronbach Alpha değerleri DUÖDÖ için 0,949 ve DUEDÖ için 0,937 olarak belirlenmiştir. İkinci aşamada ise müdahale grubu, kontrol grubuna göre DUÖDÖ ve DUEDÖ puanlarında anlamlı bir artış göstermiştir(p<0,05). Ayrıca, DUÖDÖ ile DUEDÖ toplam puanları arasında pozitif zayıf bir ilişki tespit edilmiştir. Müdahale grubundakilerin NDİÖ puanları ile DUÖDÖ puanı ve ebe-gebe ilişkisi alt boyutu puanı arasında pozitif yönde zayıf ilişki saptanmıştır(p<0,05). Sonuç: Çalışma, DUÖDÖ ve DUEDÖ'nün Türk toplumu için geçerli-güvenilir ölçüm araçları olduğunu ortaya koymaktadır. Sanal doğumhane ziyareti, primipar gebelerin doğum uyumunu ve normal doğuma ilişkin inançlarını olumlu yönde etkilemektedir. Anahtar kelimeler: Doğum, Ebelik, Uyum, Doğum uyumu, ölçek geliştirme, doğumhane, sanal doğumhane ziyareti, normal doğum inançları, gebe değerlendirmesi, ebe değerlendirmesi

DoğumDoğum odalarıGebelik+5
Merve Akıncı
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Periferik sinirlerde akrilamid kaynaklı nörotoksisitenin nörobiyofizik yöntemlerle araştırılması

Başlık: Periferik sinirlerde akrilamid kaynaklı nöroksisitenin nörobiyofizik yöntemlerle araştırılması. Amaç: Akrilamid (AKR) hem insanlarda hem de deney hayvanlarında kanıtlanmış nörotoksik etkiye sahiptir. AKR maruziyetinin hem merkezi hem de periferik sinir sistemini etkilemekte olup, Akrilamidin neden olduğu nöropatinin altında yatan mekanizmalar tam olarak bilinmemektedir. Yapılan çalışmada sıçan siyatik sinirinde sinir iletimi ile ilgili parametreler ve sinir uyarılabilirlik göstergelerinin ölçülerek, nörobiyofizik yöntemlerle incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Deneylerde Sprague- Dawley türü 20 adet erişkin erkek sıçan her bir grupta 10 hayvan olacak şekilde kontrol grubu (salin i.p., KON) ve deney grubu (akrilamid i.p., AKR) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Deney grubuna salinle çözünmüş 50 mg/kg/gün miktarda, 11 gün boyunca akrilamid intraperitoneal (i.p.) olarak enjekte edilirken, kontrol grubuna ise aynı miktarda salin intraperitoneal (i.p.) olarak enjekte edilmiştir. 12. gün kan serumu örnekleri alınmış, sinir uyarılabilirlik ve bileşik aksiyon potansiyeli kayıt deneyleri gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Elde edilen nörobiyofizik bulgular, akrilamidin sıçan siyatik sinir bileşik aksiyon potansiyeli genliğinde, alanında ve iletim hızlarında anlamlı azalmaya neden olduğunu göstermiştir. Biyokimyasal parametreler ise bu etkinin kaynağının oksidatif stres olduğunu göstermiştir. Histopatolojik incelemelerde ise sinir lif çapı, miyelin kılıf kalınlığı ve akson çapının azaldığı gösterilmiştir. Sonuç: Akrilamid nörotoksisitesi periferik sinirlerde oksidatif stres kaynaklı, fonksiyonel ve yapısal değişimlere neden olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Akrilamid, nörotoksisite, sinir iletim hızı, bileşik aksiyon potansiyeli, sıçan

AkrilamidHayvan deneyleriNefrotoksisite+4
Nuray Semiz
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Prenatal ve postnatal dönemde yüksek yağlı diyetle beslenmenin beyaz ve kahverengi yağ dokusu üzerine etkilerinin kantitatif olarak araştırılması

Amaç: Obezite genellikle beyaz yağ dokusu (BYD) artışı ile ilişkilendirilirken, kahverengi yağ dokusu (KYD) Uncoupling protein-1 (UCP-1) protein aracılığıyla enerji harcamasını ve termogenezisi düzenler. Amacımız, prenatal ve postnatal dönemlerde yüksek yağlı diyet (YYD) ile beslenmenin BYD ve KYD'nin yapısal özellikleri ve UCP-1 aktivasyonu üzerindeki etkilerini incelemektir. Yöntem: Sekiz dişi Wistar-Albino sıçan, çiftleşme sonrası standart diyet (SD) ve YYD gruplarına ayrıldı. Yavrular, sütten kesildikten sonra kendi içinde SD ve YYD alt gruplarına (SDSD, SDHF, HFSD, HFHF) bölündü. Postnatal 63. gününde hayvanlar sakrifiye edildi ve örnekler alındı. Adiponektin, leptin, TNF-α, IL-6 ve IL-1β düzeyleri ELISA yöntemiyle ölçüldü. Hematoksilen-eozin boyama yöntemiyle KYD ve BYD histolojik olarak incelendi ve stereolojik analizleri yapıldı. KYD'deki UCP-1 düzeyi Western-Blot yöntemiyle belirlendi. Bulgular: Annesi YYD ile beslenen yavruların daha yüksek vücut ağırlığı ve karın çapı, daha düşük IL-1β ve IL-6, adiponektin düzeylerine sahip oldukları bulundu. Sütten kesme sonrası YYD ile beslenen yavruların ve annesi SD diyetle beslenenlerin daha yüksek UCP-1 düzeyine sahip olduğu gözlendi. BYD'de hem anne hem de yavru YYD uygulanmasının adiposit çapında artışa ve birim adiposit sayısında azalmaya neden olurken, KYD'de anne ve yavruya YYD uygulanmasının farklı etkileri olduğu tespit edildi. Sonuç: YYD, adiposit morfolojisini etkileyerek obezite riskini artırabilir. Hem maternal hem de gelişim dönemindeki YYD'nin etkilerinin incelenmesi ve erken dönem beslenme programlarının düzenlenmesi, sağlıklı büyüme ve gelişmenin sağlanması ve obezitenin önlenmesi açısından önemlidir.

Adipoz dokuBeslenmeBlotting-western+4
Gülay Madan
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım ünitesindeki hastaların algıladıkları çevresel stresörler ile anksiyete durumu ve uyku kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Başlık: Yoğun bakım ünitesindeki hastaların algıladıkları çevresel stresörler ile anksiyete durumu ve uyku kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi Amaç: Araştırma, yoğun bakım ünitesindeki hastaların algıladıkları çevresel stresörler ile anksiyete durumu ve uyku kalitesi arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amaçlı planlanan tanımlayıcı ve analitik araştırma türündedir. Gereç-Yöntem: Araştırma verileri, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nde ikinci ve üçüncü basamak yoğun bakım birimlerinde (dahiliye, koroner, anestezi, göğüs yoğun bakım) 28 Şubat - 20 Kasım 2022 tarihleri arasında toplandı. Verilerin toplanmasında "Hasta Tanıtım Formu", "Yoğun Bakım Ünitesi Çevresel Stresörler Ölçeği (YBÜÇSÖ)", "Pittsburg Uyku Kalitesi Ölçeği (PUKİ)", "Spielberger Durumluk Kaygı Envanteri (STAI-S)" kullanılmıştır. Verilerin analizinde Independent Sample-t test, ANOVA, Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis H, Bonferroni düzeltmesi, Spearman korelasyon katsayısı, Binary Lojistik Regresyon analizinden yararlanılmıştır. Bulgular: Araştırmada, hastaların yaş ortalaması 62,18±13,98'dir, %61,5'i erkek, %38,5'i kadındır. YBÜÇSÖ puan ortalaması 72,72±12,67, STAI-S puan ortalaması 43,95±6,05'dir. PUKİ puan ortalaması 6,91±3,12 ile hastalar ortalama olarak kötü uyku kalitesine sahiptir. PUKİ puanları ile YBÜÇSÖ ve STAI-S puanları arasında pozitif yönde, zayıf derecede ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki vardır (p<0,001). YBÜÇSÖ ile STAI-S puanları arasında pozitif yönde, zayıf derecede ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki vardır (p<0,001). Lojistik regresyon analizinde YBÜÇSÖ puanlarında 1 birimlik artış, kötü uyku kalitesi riskini %5 ve STAI-S puanlarında 1 birimlik artış, kötü uyku kalitesi riskini %9,3 arttırmaktadır. Sonuç: Hastaların çevresel stresörlerden etkilenme ve anksiyete düzeyi orta düzeye yakındır. Yoğun bakım ünitesinde algılanan çevresel stresör düzeyi arttığında durumluk kaygı düzeyide artmaktadır. Algılanan çevresel stresör ve durumluk kaygı seviyesi arttığında uyku kalitesi kötüleşmektedir.

AnksiyeteHasta bakımıHemşirelik bakımı+6
Merve Karaca
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Tele hemşirelik ile gerçekleştirilen bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı stresle başa çıkma becerileri eğitim programının palyatif bakım hemşirelerinde stres algısı, psikolojik sağlamlık ve merhamet yorgunluğu üzerine etkisinin değerlendirilmesi

Amaç: Çalışmanın amacı tele-hemşirelik yolu ile gerçekleştirilen bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı stresle başa çıkma becerileri eğitim programının palyatif bakım hemşirelerinin stres algısı, psikolojik sağlamlık ve merhamet yorgunluğu üzerine etkisinin belirlenmesidir. Yöntem: Çalışma tek kör, 90 günlük takip süresi olan randomize konrollü deneysel tasarımda yürütüldü. Araştırma Eskişehir ilinde bulunan iki hastanede, palyatif bakım kliniklerinde görevli 42 palyatif bakım hemşiresiyle (21'i müdahale, 21'i kontrol ) gerçekleştirildi. Müdahale grubuna stresle başa çıkma becerileri eğitim programı uygulandı ve beş ödev verildi. Kontrol grubu Ruh Sağlığı Destek Sistemi (RUHSAD) uygulamasına yönlendirildi. Veriler ön test ve son test olarak toplandı. Veriler kişisel veri formu, Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ), Stresle Başa Çıkma Ölçeği (SBÇÖ), Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (PSÖ) ve Merhamet Yorgunluğu ölçeği ile toplandı. Araştırma protokolü NCT05830448 kodu ile ClinicalTrials.gov veri tabanına kaydedildi. Bulgular: Müdahale grubunda ASÖ son test puanlarının ön teste, fark analizine ve grup*zaman analizlerine göre anlamlı düzeyde azaldığı bulundu (p<0.05). Müdahale grubunda SBÇÖ son test puanlarında ön teste ve fark analizlerine göre anlamlı düzeyde artma görüldü (p<0.05). Ancak grup*zaman analizlerinde anlamlılık tespit edilmedi (p>0.05). PSÖ'nde müdahale grubunda grup içi ve gruplar arası son test puanında anlamlı düzeyde artma gözlemlendi(p<0.05). Uygulanan müdahalenin merhamet yorgunluğuna etki etmediği bulundu (p>0.05). Sonuç: Bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı stresle başa çıkma becerileri eğitimi palyatif bakım hemşirelerinde stres algısını azaltıp, stresle baş çıkma becerisini ve psikolojik sağlamlığı arttıracak bir program olarak belirlendi.

Başa çıkmaDavranışçı yaklaşımHemşireler+7
Özge Aydoğan Aşır
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00