
1,863
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Bilişim teknolojilerine karşı gösterilen direncin analizi ve ikna modeli: Sağlık alanında uygulama
Bu çalışmada Türkiye'deki sağlık personellerinin çalıştıkları hastanede kullandıkları bilişim sistemine karşı gösterdikleri direncin altında yatan sebepler incelenmiştir. Direnç gösterme sebepleri üç kategoride (kurumsal sebepler, inovasyondan kaynaklı sebepler ile personelden kaynaklı sebepler) toplanmıştır. Kuruma olan duygusal bağlılığın ve personelin yenilikçiliğinin, ilgili kurumda kullanılan bilişim sistemini kullanma niyeti üzerindeki etkisini araştırmak üzere hastane personelleri ankete tabii tutulmuştur. Bunun için Adana, Ankara, Diyarbakır ve Mardin illerindeki hastanelerde görev yapan personeller arasından rassal olarak seçilen 743 hastane personeli araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırma modeli olarak Teknoloji Kabul Modeli'nden ve araştırma yöntemi olarak Yapısal Eşitlik Modeli'nden yararlanılmıştır. Analiz için Lisrel (8.54) yazılımı kullanılmıştır. Sonuçta personelin yenilikçiliğinin ve personelin çalıştığı kuruma olan duygusal bağlılığının bu sistemi kullanma niyeti üzerinde pozitif etkisi olduğu ancak kullandıkları bilişim siteminin pozitif özelliklerinin, bu sistemi kullanma niyeti üzerindeki etkisinin ise anlamlı olmadığı sonucu ortaya çıkmıştır. Araştırma modeli daha sonra Çukurova Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü'ndeki öğrencilerin, kullanılacak bir mobil uygulama üzerindeki görüşleri alınarak değerlendirilmiştir. Analiz için iki grup oluşturulmuş ve tanıtıma katılım kontrol değişkeni altında iki grup, bağımsız örneklem "t" testi yardımıyla test edilmiş ve gruplar arasında fark olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırma modeli ve test modelinin sonuçları karşılaştırılmış ve bir öneri modeli sunulmuştur.
(s,S) stok kontrol sistemine ilişkin parametrelerin simülasyon tabanlı optimizasyonu
Üretim yapan firmalarda stoklar firmanın maliyetlerinde önemli bir etkiye sahiptir. Firmalar karlılıklarını artırmak, maliyetlerini azaltmak için kendi kısıtlarına uygun stok kontrol politikası belirleyebilirler. Firmalar etkili stok kontrolü ile üretimlerini aksatmadan ve aşırı stok tutmadan üretimlerini devam ettirmenin yanı sıra maliyetlerini azaltabilir, maliyet raporları için düzenli bir şekilde stok dengesini sağlayabilirler. Bu çalışmada üretim yapan bir işletmede, tek kalemli stok kontrol modeli simülasyon yöntemi ile stokastik olarak modellenmiştir. Simülasyon programıyla entegre çalışan genetik algoritma, benzetimli tavlama algoritması ve simülasyon optimizasyonu aracı kullanarak optimum toplam stok maliyetini veren stok kontrol parametreleri belirlenmeye çalışılmıştır ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. Genetik algoritma ve benzetimli tavlama algoritmalarında kullanılan parametreler algoritmanın etkin çalışması için önem arz etmektedir. Bu nedenle genetik algoritma ve benzetimli tavlama algoritmalarının performansını geliştirebilmek için parametreler ile bir dizi deney yapılmıştır. Stok maliyetinin farklı durumlar altında nasıl etkilendiğinin incelenebilmesi için program sipariş miktarı, tedarik süresi ve siparişlerin gelişler arası süresi faktörlerinin farklı seviyeleri için çalıştırılmış ve elde edilen toplam stok maliyeti değerleri karşılaştırılmıştır. Sonrasında bu faktörlerin etkisinin incelenebilmesi için karşılaştırmalı deneyler yapılmıştır.
Küresel inovasyon endeksi başarıları ile üniversite başarıları arasındaki ilişki
Bu çalışmada ülkelerin Küresel İnovasyon Endeksi başarıları ile sahip oldukları ünivresitelerin uluslararası başarıları arasındaki ilişkinin tespit edilmesine yönelik analizler yapılmıştır. Üniversite başarıları için dünya üniversitelerinin başarılarını ölçen HEEACT ve ARWU sıralamalarının verileri kullanılmıştır. Çalışmada önce ülkelerin Küresel İnovasyon Endeksi verileri ile ayrı ayrı HEEACT ve ARWU sıralamalarının verileri kullanılarak Ki-Kare testleri uygulanmış ve yapılan testlerin sonucunda anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Bu ilişkinin yönü ve şiddeti için Korelasyon testleri yapılmış ve ülkelerin inovasyon ortamları ile üniversitelerinin başarıları arasında güçlü doğrusal bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak verilerin, ülkelerin bulundukları kıtalar ve ekonomik-siyasal gruplar da eklenerek K-Means Kümeleme Analizi yöntemi ile kümelemeleri yapılmış; Küresel İnovasyon Endeksi, HEEACT ve ARWU başarılarının bulundukları kıta ve ekonomik-siyasal gruplara göre değişkenlik gösterdiği gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Küresel İnovasyon Endeksi, HEEACT, ARWU, Üniversite Başarısı, İnovasyon Ortamı
Development of models for the prediction of quality performance of cotton/elastane core yarn
Core yarn is a type of yarn that has a filament fiber in the center with a different fiber wrapped around it. They have a raising importance in the textile industry. That's why error free production for cotton/elastane core yarns and the design of models that can correctly predict the product quality parameters from fiber quality and spinning parameters are needed more and more. Since the multivariate data size reduces the successful prediction chance, the ways to decrease the dimension of data matrix was investigated. Principal Component Analysis (PCA) and Analysis of Variance (ANOVA) were both used to reduce the dimension of input matrix. Since cotton/elastane yarn quality performance prediction problem is non linear, Artificial Neural Networks (ANN) and Support Vector Machines (SVM) were proposed to predict the quality control parameters of core yarns. Both inputs from PCA, ANOVA and the unreduced input matrix were used to compare the power of each size reduction. The predicting models were designed using the data from a textile plant. Mean Square Error (MSE), Mean Absolute Percentage Error (MAPE) and R squared values were used as performance indicators. Neural Networks with PCA reduced input matrix was shown to have the best MSE and MAPE values. The best model has shown to have over 90% success rate in MAPE for most of the yarn quality characteristics.
Depo yerleşimi problemi için çok kriterli karar verme yaklaşımları: Bir otomotiv işletmesi uygulaması
İşletmelerin depolarına doğru malzeme seçimi ve yerleşimi, depoların verimli kullanımı açısından büyük bir öneme sahiptir. Depoya yerleştirilecek malzeme seçilmesi sürecinin, firmanın prosesle ilgili sorumlu ve yetkili olan çalışanlar tarafından birlikte değerlendirilmesi çok önemlidir. Fakat işletmelere ait bu tip kararların verilmesi, nitel ve nicel kriterler birlikte yer aldığı için belirsizlikler taşımaktadır. Bu sebeple birden fazla kriterli karar verme metotları bu tip kararların verilmesinde yardımcı olmaktadır. Bu tür yöntemler birden fazla karar vericinin olduğu belirsizliklerin ortaya konulduğu problemleri aynı anda değerlendirerek en doğru kararın verilmesinde yardımcı olmaktadır. Bu çalışma, Adana'da faaliyet gösteren bir otomotiv firmasının deposunda uygulanmıştır. Çok kriterli karar verme yöntemleri olan AHP (Analitik Hiyerarşi Prosesi), TOPSIS ve Bulanık TOPSIS kullanılmıştır. Yapılan uygulama, depoya en uygun malzemenin yerleşimi konusunda her üç yöntemin de etkin yöntemler olarak kullanılabileceğini göstermiştir.
Yüksek gerilim hatlarında kullanılan alüminyum alaşım oranlarının optimizasyonu
Günümüzde elektrik enerjisinin iletiminde 6101 Serisi alüminyum alaşımları yaygın olarak kullanılmaktadır. Elektrik enerjisi iletiminin en önemli kalite değerleri olan mukavemet ve iletkenlik bakımından Alüminyum (Al) diğer iletkenlere göre önemli avantajlara sahiptir. Dünyanın hemen hemen her yerindeki yüksek gerilim havai hatlarında enerji iletimi Al tel ile sağlanmaktadır. Yüksek gerilim havai hatlarında kullanılan 6101 serisi alüminyum alaşımlarının temel hammaddeleri magnezyum (Mg) ve silisyum (Si) elementidir. Dünyada geleneksel iletkenlerin dezavantajları göz önüne alındığında alternatif olarak değerlendirilen 6101 serisi alüminyum alaşımlarının karışım oranları ve döküm parametreleri hala net olarak saptanamamıştır. Standartlarda belirtilen ve geniş aralıklar içerisinde bulunan alaşım oranlarının optimum değerlerini saptamak ve alaşım oranlarının mukavemet ile iletkenlik arasındaki etkisini araştırmak amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Çalışmada 6101 serisi alüminyum alaşımlı iletkeninin bileşiminde kullanılan Magnezyum (Mg), Silisyum (Si), Bakır (Cu), Demir (Fe), Titanyum (Ti), Bor(B) miktarlarının iletkenlik ve mukavemet üzerindeki etkisi incelenmiş ve iletkenlik ile mukavemet değerlerini maksimize edecek Mg, Si, Cu, Fe, Ti, B girdi değerleri hesaplanmıştır. Yapılan çalışmada Osmaniye şehrinde yer alan bir iletken firmasında üretilen 6101 serisi alüminyum alaşımlı iletken verileri dikkate alınmıştır.
Veri madenciliği yöntemleri ve türk müziği analizlerinde kullanılması üzerine bir uygulama
Teknolojideki gelişmeler ve teknolojinin kullanımının bireysel boyutlara kadar indirgenmesine paralel olarak veri sayısı da günden güne artmaktadır. Bilgisayar kullanımının artması, akıllı telefon ve tablet kullanımının yaygınlaşması, internet erişiminin büyük düzeyde her yere yayılması insanların sürekli olarak veri oluşturmasına sebep olmaktadır. Veri kümelerinin giderek artması, bu verilerin kontrol altında tutulmasıyla ve etkin bir şekilde kullanımıyla ilgili çalışmaların yapılmasını, verilerin yönetilmesini bir gereklilik haline getirmiştir. Günümüzde veri bilimi daha çok üretim, ekonomi, bilişim, eğitim, sağlık vs. gibi alanlarda kullanılsa da bu bilimin verinin olduğu her yerde kullanılabilmesi mümkündür. Veri madenciliğinin ve veri madenciliği yöntemlerinin incelendiği bu çalışmada Türk Müziği repertuarındaki eserlerden oluşan 42.662 veriyi ihtivâ eden bir veri tabanı oluşturularak veri madenciliği çalışması yapılmıştır. Yapılan veri madenciliği çalışmasında veriler temizlenmiş, bütünleştirilmiş ve güftesinde arûz vezni kullanılan eserlerin Türk Müziğinde "Usûl" dediğimiz ritmik kalıplarla bağlantısının olup olmadığı istatistiksel analizlerle ve farklı veri madenciliği algoritmalarıyla incelenmiştir. Çalışma sonucunda usûl ve form kavramının arûz vezniyle bağlantılı olduğu sonucu ortaya koyulmuştur.
Toplam verimli bakım için yazılım seçimi ve süreç iyileştirme
Gelişen teknolojiye ayak uydurmak işletmelerin vizyondan çok misyonu haline gelmiştir. Bu yüzden işletmeler yönetim şekillerinde revizyonlar yaparak gerek sektörde ayakta kalmayı gerekse sürekli iyileştirme amaçlayarak ileri gitmeyi hedeflemektedir. Buradan yola çıkarak önceleri arızi bakım (aslında onarım) şeklinde uygulama yapan bir firmanın, gelişerek değişen teknolojiye ayak uydurarak TVB'ye geçişi tez çalışmasında ele alınmıştır. Çalışmanın amacı TVB uygulamasını kolaylaştırmak için seçilecek yazılımın kriterlerini önceliklendirmektir. Bu çalışmada 7/24 çalışan bir işletmeye Toplam Verimli Bakım uygulaması yapılmıştır. Sürece uygun bakım takip programı seçmek için Analitik Hiyerarşi Prosesi kullanılmıştır. Bu seçimi yapmadan önce bir bakım programında olması gereken kriterler belirlenmiştir. AHP ile yapılan analizde seçilecek bakım programında en öncelikli iki kriter "Makine Tanımlama" ve "Arıza Tanımlama" olarak belirlenmiştir. Tesise uygun yazılımı seçtikten sonra sistem diyagramı oluşturarak sürece uygun olup olmadığı denetlenmiştir. Sistem diyagramı oluşturduktan sonra problemler saptanmış, bunlara çözüm üretilmiştir. Süreç iyileştirmesi yapılarak saptanmış problem ortadan kaldırılmış ve yeni bir tasarım ortaya konmuştur. Bu tasarım projelendirilip hayata geçirilmiştir. Proje "Otomatik Numune Alma Kiti" olarak adlandırılmıştır. İlgili firmanın çalışanları TVB çalışmalarına ve çalıştaylarına katkıda bulunmuş, bu şekilde bir dayanışma ve işbirliği ile sistem iyileştirilmiştir. Verimlilik ve dolayısıyla maliyet konularında sürece ciddi katkılarda bulunulmuş, bakım süreci iyileştirilmiştir.
Üçüncü parti tersine lojistik sağlayıcı firmaların çok kriterli bir yaklaşımla sınıflandırılması
Günümüzün rekabetçi iş ortamı, işletmeleri maliyetleri düşürmeye ve verimliliği artırmaya yöneltmektedir. Bu bağlamda lojistik faaliyetler, özellikle tersine lojistik, stratejik bir önem kazanmıştır. Tersine lojistiğin ekonomik, çevresel ve yasal zorunluluklar nedeniyle önemi artmasına rağmen bu alanın doğasında olan belirsizlikler firmaların süreçleri etkin yönetmesini zorlaştırmaktadır. Bu nedenle, birçok firma tersine lojistik hizmetlerini dış kaynaklardan yani Üçüncü Parti Tersine Lojistik (3PTL) firmalarından temin etmektedir. Bu durum, 3PTL firmalarının çeşitli kriterler dikkate alınarak değerlendirilmesini gerektirmektedir. Çok kriterli karar verme teknikleri, 3PTL firmalarının değerlendirilmesinde en yaygın kullanılan yöntemlerdir. Literatürdeki çalışmaların hemen hemen tamamı, 3PTL firmalarının çok kriterli karar verme teknikleri kullanılarak sıralanması ve/veya seçimi üzerinedir. Buna karşın, 3PTL firmalarının çok kriterli karar verme teknikleri kullanılarak sınıflandırılmasına ilişkin çalışmalar çok sınırlıdır. Bu çalışmada, bir çok kriterli karar verme tekniği olan MARCOS yöntemine dayalı MARCOS-SORT olarak adlandırılan bir sıralı sınıflandırma metodolojisi geliştirilmiştir. Bu metodoloji, tekstil sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin hizmet aldığı 3PTL firmalarının sınıflandırılması için kullanılmıştır. Yapılan bir dizi duyarlılık analizi ile, limit profil değerlerindeki değişimlerin sınıflandırma sonuçları üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Ayrıca, alternatif bir sıralı sınıflandırma yöntemi kullanılarak elde edilen sonuçlar MARCOS-SORT yöntemiyle karşılaştırılmış ve iki yöntem arasındaki sınıflandırma sonuçlarının benzerlik düzeyi analiz edilmiştir. Son olarak, MARCOS-SORT ile elde edilen sonuçların, 3PTL firmalarının yönetiminde kullanımına ilişkin öneri ve yorumlar sunulmuştur.
Endüstriyel vanalarda kullanılan dişli kutularının imalat süreçlerinin simülasyon modelleme ile analizi ve iyileştirilmesi
Günümüzde yoğun rekabetin yaşandığı pazarlarda, işletmeler müşteri memnuniyetini sağlamak ve mevcut pazar payını korumak için büyük bir çaba sarf etmektedir. Rekabet avantajı elde etmede en önemli unsurlar ise, teslimat sürelerine uymak ve istenilen ürün kalitesini sağlamaktır. Bu kapsamda işletmeler, imalat süreçlerini analiz ederek kaynaklarını verimli bir şekilde kullanabileceği ve müşteri beklentilerini karşılayabileceği üretim planları geliştirmelidir. Endüstriyel vanalar, endüstriyel tesislerde ve altyapı sistemlerinde sıvıların, gazların veya buharların akışını kontrol etmek için kullanılan kritik elemanlardır. Bu vanalarda yer alan dişli kutuları ise güç iletimini ve kontrolünü optimize etmeyi sağlayan oldukça önemli bileşenlerdir. Bu nedenle dişli kutularının tasarımı ve kalitesi, endüstriyel vanaların verimlilik, dayanıklılık, güvenlik gibi özellikleri üzerinde oldukça etkilidir. Dolayısıyla, dişli kutusu imalat süreçlerinin analiz edilerek iyileştirme çalışmalarının yürütülmesi, işletmelere zaman, maliyet ve kalite açısından avantaj sağlayacaktır. Bu tez çalışmasında, endüstriyel vana üreticisi bir firmanın dişli kutusu imalat sürecinin iyileştirilmesi amaçlanmış ve bu amaç doğrultusunda dişli kutularının daha kısa sürede, daha düşük maliyetle ve daha yüksek kalitede üretilebilmesi için alternatif üretim senaryoları geliştirilmiştir. Bu kapsamda öncelikle hangi dişli kutusu modeli üzerinde çalışılacağına analitik hiyerarşi süreci ve TOPSIS yöntemleri ile karar verilmiştir. Ardından, mevcut imalat süreci simüle edilmiş ve darboğaz oluşturan istasyon belirlenmiştir. Darboğaz olarak belirlenen istasyona yönelik olarak fason imalat yaptırma ve yeni tezgâh yatırımı yapma alternatifleri belirlenmiştir. Daha sonra alternatif senaryolara ilişkin simülasyon modelleri oluşturulmuştur. Oluşturulan modellerde, alternatif senaryolarda oluşabilecek kalite problemleri ile yeni tezgâh yatırımına ilişkin tezgâh hızı ve yatırım maliyeti dikkate alınmıştır. Ele alınan alternatifler üretim adetleri, maksimum tamamlanma zamanı, kar ve kalite unsurları açısından kıyaslanmıştır. Elde edilen sonuçlar, firmanın yeni tezgâh yatırımı yapmasının, fason imalat yaptırmaktan daha karlı olduğunu göstermiştir.
Orta yoğunlukta lif levha (MDF) üretim parametrelerinin optimizasyonu
Orta yoğunlukta lif levha (MDF) üretiminde üretim parametreleri ürünün tipine göre değişmektedir. Her yeni ürün geçişinde bu parametreleri uygun değerlere ayarlamak için maliyeti yüksek deneme üretimleri yapmak ve kalitesizlik maliyetine katlanmak gerekir. Deneme üretimleri kaynaklı maliyetin önüne geçmek için matematiksel modelleme ile çözüm aranmıştır. Bu çalışma global ölçekli bir MDF üretim firmasının Adana tesisinde yapılmıştır. Öncelikle firma için kritik bir ürün seçilip o ürüne ait bir yıllık üretimler takip edilmiş ve çalışmaya konu veriler tutulmuştur. MDF üretimindeki yönetimin belirlediği tüm üretim parametreleri dikkate alınmıştır. Beklenen kalite çıktı değerleri için tüm üretim parametrelerinin optimum değerleri bulunmuştur. Vida tutma ve çekme kalite çıktıları üzerinde etkili olan üretim parametreleri istatiksel analiz ile belirlenmiştir. Çekme ve vida tutmayı maksimize eden tek amaç fonksiyonları oluşturulmuştur. Bu amaçlar dikkate alınarak çok amaçlı önceliklendirmesiz hedef programlama ile optimum/etkin üretim parametre değerleri elde edilmiştir.
Ağaç bazlı panel endüstrisinde mdf hammadde karışımının belirlenmesi ve maliyet optimizasyonu
Orta yoğunluklu lif levha (MDF) üretiminde kalite kriterlerini etkileyen faktörlerin en önemlilerinden biri ürün reçetesinde kullanılan hammadde miktarlarıdır. Bu çalışma ağaç endüstrisinde faaliyet gösteren bir işletmenin, MDF üretim süreci için hammadde kullanım miktarlarının çekme mukavemeti, eğilme direnci ve yüzey sağlamlığı üzerinde etkisini araştırmak için yapılmıştır. MDF levhanın çıktı parametrelerinden çekme mukavemeti, eğilme direnci ve yüzey sağlamlığı üzerinde etkili olan hammaddelerin belirlenmesi için geçmiş üretim verileri analiz edilmiştir. Üretim maliyetini minimize; çekme mukavemeti, eğilme direnci ve yüzey sağlamlığını maksimize eden tek ve çok amaçlı matematiksel modeller oluşturulmuştur. Çok amaçlı modellerin çözülmesinde önceliklendirmeli hedef programlama yaklaşımı ile etkin çözümler elde edilmiştir.
Heterojen filolu araç rotalama problemi için matematiksel modelleme yaklaşımlarının karşılaştırılması
Araç rotalama problemleri son yıllarda literatürde oldukça sık çalışılan bir alandır. Aynı zamanda gerçek hayat problemleri içinde çok önemli bir rol oynamaktadır. Araç rotalama problemlerinin çözümlenmesi taşıma maliyetlerini oldukça azaltır aynı zamanda rotaların etkin bir şekilde planlanmasıyla vakit kayıplarının da önüne geçilmiş olur. Rotalar doğru belirlendiği takdirde hem araç sayısı hem de aracın kullandığı yakıt miktarı minimize edilmiş olur. Böylelikle firmalar daha az araçla daha verimli dağıtımlar yapabilir, bu dağıtımlar esnasında kullanılan yakıt gibi operasyonel giderlerden de tasarruf etmiş olurlar. Yapılan tez çalışmasında kapasiteli ve heterojen filolu problemler seçilmiştir. Problemler için üç alternatif matematiksel model hazırlanmıştır. Hazırlanan modeller iki indisli yaklaşım, makine çizelgeleme tabanlı model yaklaşımı ve üç indisli yaklaşımdır. Bu üç farklı model Lingo programına uyarlanmıştır (Lingo 2025 (Lindo Systems)). Tez kapsamında kullanılan modellerden ikisi daha önce literatürde var olan modellerdir diğeri ise tez çalışması kapsamında oluşturulmuştur. Tezin sonuç kısmında programdan elde edilen çıktılar karşılaştırılmıştır.
Öğrenme ve bozulma etkileri altında esnek akış tipi çizelgeleme problemi
Günümüz üretim sistemlerinde verimlilik yalnızca makinelerin etkin kullanımıyla sınırlı kalmamakta insan faktörlerinin dinamik yapısı da üretim performansını doğrudan etkilemektedir. Çalışanların zamanla kazandıkları deneyimler (öğrenme etkisi) ve beceri kaybı (bozulma etkisi) gibi davranışsal unsurları dikkate almak çizelgeleme çalışmalarının doğruluğunu artırmaktadır. Bu çalışmada öğrenme ve bozulma etkisinin birlikte var olduğu esnek akış tipi bir sistemdeki gerçek bir çizelgeleme problemi ele alınmıştır. Öncelikle çalışmanın uygulamasının yapıldığı işletmede ortaya çıkan problem tanımlanarak, literatür araştırması gerçekleştirilmiştir. Öğrenme ile bozulma etkilerini birlikte içeren hazırlık sürelerinin çalışan ve sıra bağımlı olduğu bu esnek akış tipi çizelgeleme problemi için karma tamsayılı doğrusal programlama modeli geliştirilmiştir. İşlerin toplam ağırlıklı gecikme zamanını en iyileyecek şekilde hem makinelere, hem de çalışanlara atanması sağlanmıştır. Model, esnek akış tipi sistem iki farklı aşama sayısı, öğrenme ve bozulma etkilerinin dört farklı versiyonu ve bunların değişen oranları, değişen iki iş sayısı gibi farklılaşan veri setleri üzerinde test edilmiştir. Daha az aşama, sadece öğrenme etkisinin olduğu ve daha az iş sayısının bulunduğu veri setlerinde çözüme kısa sürede ulaşmak mümkünken, daha fazla aşama ve işin olduğu ve öğrenme ile bozulma etkilerinin birlikte yer aldığı veri setlerinde optimum sonuca ulaşmak bazen mümkün olmazken, bazen de uzun süre almaktadır. Çalışmada ele alınan gerçek hayat problemi gibi büyük ölçekli ve karmaşık problemlere pratik çözümler üretmek amacıyla ağırlıklı en erken teslim tarihi kuralına dayalı bir sezgisel yöntem geliştirilmiş ve probleme uygulanmıştır. Geliştirilen sezgisel yöntem ile işlerin önceliklerini ve teslim zamanlarını dikkate alarak iş sıralaması ve çalışan atamaları etkin bir şekilde belirlenmiş ve bu sayede toplam ağırlıklı gecikme süresi makul değerleri kabul edilebilir hesaplama sürelerinde elde edilmiştir.
Çok amaçlı modelleme ile çatışma alanlarında sağlık tesisi yeri seçimi: Suriye İdlib uygulaması
Suriye Krizi 15 Mart 2011'de başlamıştır ve günümüzde dünyadaki en kanlı ve karmaşık çatışmalardan birisidir. Bu felaketin üzerinden 8 yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen; siviller, hala bölgedeki çatışmalardan ve yıkımlardan zarar görmeye devam etmektedir. Bunun sonucu olarak, bu durum insan hayatını hiçe saymaktadır ve ihtiyaç halindeki insanların sayısı günden güne artmaktadır. Özellikle çatışma alanlarında yaşamak zorunda olan insanlar; sağlık, sığınak, yiyecek ve diğer ihtiyaçlar ile ilgili ciddi zorluklarla karşılaşmaktadır. Bu nedenle, bu çalışmada, Suriye'nin İdlib ilindeki sağlık ocağı yerleşimlerinin belirlenmesine odaklanılmıştır. Veri, ildeki toplam 338 topluluktan ve 23 alt bölgeden oluşan bir örnekten çekilmiştir. Karışık tam sayılı-ağırlıklı hedef programlama modeli formüle edilmiş ve Coğrafi Bilgi Sistemi (ArcMap) ile birleştirilmiştir. Geliştirilen model bir optimizasyon paket yazılımı ile çözülmüş ve bunlara ilaveten konu ile ilgili detaylı bir çalışma gerçekleştirmek için duyarlılık analizleri yapılmıştır. Bu doğrultuda, modelin çıktılarının ve gerçekleştirilen duyarlılık analizlerinin bu gibi durumlarda karar vericilere yardımcı olması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Sağlık ocağı, Çok amaçlı model, Ağırlıklı hedef programlama, Coğrafi bilgi sistemi (CBS), Analitik hiyerarşi prosesi (AHP)
Esnek akış tipi çizelgeleme probleminin hibrit metasezgisel yaklaşım ile çözümü
Esnek akış tipi üretim sistemleri, akış tipi sistem ve paralel makine sistemlerinin birleşiminden oluşan özel bir yapıya sahiptir. Bu çalışmada, hazırlık zamanları ve aşamalar arası geçiş zamanları bulunan esnek akış tipi çizelgeleme problemlerine bir hibrit Genetik Dağınık Arama metasezgisel yöntemi yardımıyla çözüm bulunmaya çalışılmıştır. Çalışmanın amacı, tüm işlerin bitme zamanı olan makespan değerini en küçüklemektir. Bu bağlamda öncelikle küçük boyutlu problemlerin çözümü için literatürde çalışılan model kullanılmıştır. Ancak çalışılan problem NP-zor bir problem olduğu için büyük boyutlu problemlerin çözümü için Hibrit Genetik-Dağınık Arama metasezgisel yönteminden yararlanılmıştır. Bu yöntem ile elde edilen sonuçlar literatürde önerilen diğer meta-sezgisel yöntemler ile karşılaştırılmıştır. Küçük boyutlu problemler için oluşturulmuş 4608 problemden 2672'sinde, büyük boyutlu problemlerde ise incelenen 1536 problemin 1276'sında makespan performans değişkenine göre önerilen hibrit algoritma literatürde önerilen yaklaşımlardan daha iyi sonuç vermiştir. 815 küçük boyutlu problem için hem önerilen algoritma hem de literatürde önerilen algoritma en küçük değeri bulmuştur. Önerilen hibrit yaklaşımın Genetik Algoritma ile kıyaslanması ise 192 büyük boyutlu problem üzerinde ayrıca yapılmıştır. Büyük boyutlu problemlerden incelenen 192 problemin 155'inde ise önerilen hibrit algoritma, Genetik Algoritma'dan makespan kriteri bakımından daha iyi sonuç vermiştir.
Posta dağıtım işletmelerinde lojistik merkezlerinin belirlenmesi
Dünya geneline baktığımızda özellikle küresel lojistik Doğu'ya kaymaktadır. Türkiye stratejik öneminden dolayı Kuzey-Güney, Doğu-Batı arasında bir koridor olarak görev almaktadır. Ülkemizin önemli ticaret yolları üzerinde bulunması (Avrupa ve Asya arasında geçiş olması, İpek Yolu'na sahip olması vb.), dünya coğrafyasında kilit limanlara sahip olması gibi artılara sahip olması iyi bir lojistiğe sahip olmasına yetmemesi ile birlikte Türkiye'yi avantajlı duruma getirmektedir. Ülkelerin ekonomik büyümelerinde ve yatırımlarında, evrensel pazarda gitgide artan rekabet ortamından daha büyük dilim alabilmelerinde dış ticaretin önemi çok büyüktür. Ülkelerin dış ticarette kendilerini geliştirebilmeleri lojistik stratejileri geliştirmeleriyle bağlantılı olmuştur. Ekonomik kalkınmada, küresel ticarette rakiplerle yarışabilmek için karmaşık bir yapısı olan dış ticaret süreçlerinde lojistik dikkate alınması gereken kavramlardan birisi haline gelmiştir.
Savunma sanayinde prototip ürün devreye alınmasında modelleme ve maliyet optimizasyonu
geçen gün önem kazanıyor olmasına rağmen özellikle savunma alanında ülkeler özüne inmeli, savunmasının temelini kendi ülkesinde kurmalıdır. Savunma sanayii, genel sanayi politikalarının stratejik bir unsuru olup, ulusal güvenlik ve ülkelerin katma değeri yüksek ekonomiye sahip olması açısından kritik öneme sahiptir. Savunma sanayinin sivil sektörlerle benzer yanları olmasına rağmen, tek bir proje için çok büyük miktarda Ar-Ge ve yatırım gerektirmesi, yüksek kalite standartları, ileri teknoloji kullanımı, sınırlı sayıda alıcısı olan ve politik etkilere açık pazara sahip olması bakımından diğer sektörlerden ayrılmaktadır. Ülkelerin teknolojik alt yapısının gelişmesinde lokomotif rol almaktadır. Bu sebepten bu alanlardaki yatırımlar, ülkelerin stratejik hedefleri arasında yer almaktadır. Bu çalışmada, Yurt İçi Geliştirme ve Üretime Dayalı Savunma Projelerinin başarısının belirleyicilerinden biri olan hızlı ve düşük maliyetle üretimin yapılması için prototip ürünün bir simülasyon modeli oluşturulmuştur. Prototip ürünün seri üretim hattı modeli Arena 10.0 programı üzerinde modellenmiş olup, OptQuest modülü ile sistem kısıtlara için belirlenen senaryolar kapsamında maliyet minimizasyonu yapılmıştır. Model gerçek bir proje üzerinden örnek üretim çalışması ile tartışılmış ve sonuçlar değerlendirilmiştir.
Talaşlı imalat sektöründe risk analizi
Bu çalışmada metal sektöründe faaliyet gösteren bir firmada Hata Türü ve Etkileri Analizi (FMEA) yöntemi ile risk analizi yapılarak bu alanda ortaya çıkabilecek tehlikeler gösterilmiş, önlenmeye veya azaltılmaya çalışılmıştır. Sistem Davranış Odaklı Güvenlik Yönetimi (DOGY) ile incelenerek güvensiz davranışlar tespit edilmiştir. Güvensiz davranışların değerlendirilebilmesi için FMEA ve Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) yöntemlerinden faydalanılmıştır. FMEA ile elde edilen Risk Öncelik Sayısı (RÖS) ile AHP ile elde edilen puanlar birleştirilerek tehlikeleri değerlendirebilmek için farklı bir yaklaşım sunulmuştur. Bu yaklaşım ile elde edilen en önemli üç tehlikeli davranış, dalgınlık, hızlı hareket etme ve makineden çıkan talaşı el ile ayırma olarak tespit edilmiştir. Çalışmanın sonucunda metal sektöründe karşılaşabileceğimiz önemli tehlikeler ve önlenebilmeleri için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: FMEA, DOGY, Risk Analizi, Metal Sektörü, AHP
Çok kriterli karar verme yaklaşımı ile mobil uygulamalarda başarı faktörlerinin değerlendirilmesi
Çalışmada, mobil uygulama yazılımcılarının ve kullanıcılarının görüşleri dikkate alınarak, mobil uygulamalardaki başarı faktörlerinin öncelikleri belirlenmiştir. Literatür taraması yapılmış, ardından mobil uygulama geliştirme konusunda uzman bir yazılımcı ile görüşmeler gerçekleştirilerek belirlenen kriter ve alt kriterlerin Analitik Hiyerarşi Prosesi aracılığı ile önem değerleri hesaplanmıştır. Mobil uygulama kullanıcılarının beklentileri ve düşüncelerinin anlaşılması amacıyla anket uygulaması yapılmış ve katılımcılardan toplanan veriler analiz edilmiştir. Anketlere ait analiz sonuçları ve Analitik Hiyerarşi Prosesi aracılığı ile belirlenen alt kriterlerin önem değerleri bir arada değerlendirilerek, nihai bir alt kriter sıralaması yapılmıştır. Nihai sıralamaya göre en önemli bulunan alt kriter mobil uygulamanın kolay kullanım özelliğine sahip olması olarak belirlenmiştir.
İş sürekliliği yönetiminde (BCM) kritik başarı faktörlerinin belirlenmesi ve önceliklendirilmesi
Küreselleşme, gelişen teknoloji ve bilgisayar kullanımının artması ile birlikte günümüzde iş sürekliliği yönetiminin önemi oldukça artmış ve kesintilerin kurum işleyişine etkisi kritik bir konu haline gelmiştir. Kurumların birbirlerine aktivitelerinde giderek yakınsaması kurumları birbirlerine daha fazla bağlamış ve dolayısıyla kurumların kesintiye olan tahammülleri büyük ölçüde azalmıştır. Yakın dönemde yaşanan felaketler ve bilgi sistemlerine olan saldırılar iş sürekliliği yönetiminin kritik düzeyde önemli olduğunun bir göstergesidir. Bu çalışma, iş sürekliliği yönetimindeki kritik başarı faktörlerinin önceliklendirilmesi ve Türkiye' deki çalışanların iş sürekliliği yönetimi farkındalık düzeyini ölçme amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla ilk olarak iş sürekliliği yönetimindeki kritik başarı faktörlerinin önceliklerini ortaya koyacak şekilde bir anket hazırlanmıştır. Sonrasında, AHP tekniği ile, hem nitel hem de nicel verileri kullanarak, iş sürekliliği yönetiminde kritik başarı faktörlerinin önceliklendirilmesine imkan sağlayacak bir model önerisi getirilmiştir. Ayrıca, rasgele seçilen 292 kişiye uygulanan anket ile, iş sürekliliği yönetiminde kritik başarı faktörlerinin önem sırası ortaya konulmuştur. Anket aracılığıyla elde edilen veriler, SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Uzman tarafından değerlendirilen AHP sonuçlarına göre en önemli kritik başarı faktörü metodoloji ve proje yönetimi olurken, anket sonuçları dikkate alındığında katılmcılara göre en önemli kritik başarı faktörünün üst yönetim desteği olduğu görülmüştür.
Vardiyalı çalışanların iş sağlığı ve güvenliği bilinç düzeylerinin ölçülmesi ve bir gıda fabrikasındaki iyi uygulama teknikleri
İnsanlığın varoluşundan bu yana gereksinimlerini gidermek için zorunlu olarak gerçekleştirdiği üretme eylemine paralel olarak bu süreçte karşılaştığı tehlike ve riskler gün geçtikçe farklılık göstermiş, değişen risklere karşı alınması gereken önlemler gün geçtikçe çeşitlilik kazanmıştır. Gelişen endüstrileşme ve teknolojik gelişmeler neticesinde günümüzde potansiyel risklere karşı alınan önlemler "İş Sağlığı ve Güvenliği" başlığında incelenmekte olup iş kazaları ve meslek hastalıklarının sıfıra indirilmesi hedeflenmektedir. Bu hedefe ulaşmakta en büyük rol çalışana düşmektedir. Bu çalışmada 6331 İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde çalışanların yükümlülükleri incelenmeye çalışılmıştır. Aynı zamanda Adana'da yer alan bir gıda firmasında çalışanların iş sağlığı ve güvenliği bilinci, kuralları uygulanma alışkanlıkları ve vardiyalı çalışmalarda uygulanabilirlikleri sorgulamak adına yapılan anket çalışması sonuçları SPSS.20 programı kullanılarak analiz edilmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak çalışanların hangi kıdem veya görevde olursa olsun İş Sağlığı ve Güvenliği kurallarına üst yönetim tarafından uygulanacak cezai işlem çekincesinden değil iş kazası veya meslek hastalıklarına maruz kalmamak için uydukları yargısına varılmıştır.
Çok kriterli karar verme teknikleri ile teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren firmaların performans sıralaması
Teknokentler; üniversiteler sanayi işbirlikleri ve kurumlarla ortak bilgi paylaşımı yapılan araştırma merkezleridir ve bünyesinde çok çeşitli firmalar bulundurmaktadır. Gelişen teknoloji ve rekabet beraberinde yenilikler yapmayı mecbur kılmış, teknokent bünyesindeki firmalar sanayi kuruluşlarına ve inovatif yenilik yapmak adına değişik projeler sunarak kendilerini ispat etmeye çalışmışlardır ve halen de çalışmaktadırlar. Bu sebeple daha önce yapılmamış bu çalışmada, uzman kişiler ile görüşülerek ve Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin performans değerlendirme formları araştırılarak ve uzman görüşleri alınarak Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde faaliyet gösteren firmaların sıralama problemi için değerlendirme kriterleri belirlenmiştir. Değerlendirme kriterleri, ana ve alt kriterlerden oluşan hiyerarşik bir yapıda oluşturulmuştur. Oluşturulan kriterlerin önem seviyelerini belirlemek için anket soruları oluşturulmuş ve bu alanda uzman kişilerin görüşleri alınmıştır. Anket formatı anketin doğruluğunu arttırmak amacıyla tamamen oransal ve sayısal değerlere dönüştürülmeye çalışılmıştır. Elde edilen anket sonuçlarına göre, değerlendirme kriterlerinin ağırlıklandırma yöntemi çok kriterli karar verme metotlarından olan Analatik Hiyerarşi Yöntemi (AHP) ile elde edilmiştir. AHP yöntemi ile kriter ağırlıklarının belirlenmesi sonucu yine çok kriterli karar verme yöntemlerinden bir diğeri olan TOPSIS yöntemi ile entegre edilerek Çukurova Teknokent Bölgesindeki firmaların sıralaması için örnek bir uygulama yapılmıştır.
Üretim sistemlerinde karma ve saf dağılım modellerinin etkinlik karşılaştırılması
Bu çalışmada kuyruk sisteminde işlem süresi herhangi bir bilinen teorik saf dağılıma uymadığı zaman, karma dağılım modeli ile temsil edilmesi konusu çalışılmıştır. Karma dağılım modelinin performansını belirleyebilmek için işlem süresinin normal karma dağılımlardan ve üstel karma dağılımlardan oluştuğu kuyruk sistemleri için incelenmiştir. Kuyruk sistemi analizi için parametre belirlenirken özellikle işlem süresi üzerinde durulmuştur. testi uygulanarak işlem süresi için istatistiksel dağılım modeli ve parametreleri tahmin edilmeye çalışılmıştır. Bilinen herhangi bir teorik saf dağılıma uymadığı durumlarda ampirik dağılım oluşturulmuştur. Fakat ampirik dağılımı oluşturmak özellikle belirli aralıkta veri yığılması mevcutsa çok uzun sürdüğünden dolayı, bu veriler normal karma dağılım yaklaşımıyla temsil edilmeye çalışılmıştır. Veri setinin P-P, Q-Q grafikleri, Akaike ve Bayesian bilgi kriterleri yardımıyla bileşen sayısı belirlenmiştir. Beklenti-Maksimizasyon algoritması çalıştırılarak her bir bileşenin ortalama, standart sapma ve karma oranı hesaplanmıştır. Normal karma dağılım ve ampirik dağılım yaklaşımları ile hesaplanan kuyrukta bekleme süreleri teorik sonuçlar ile karşılaştırıp performansı değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Karma Dağılım, Saf Dağılım, Kuyruk Teorisi, Beklenti Maksimizasyon Algoritması
Spor müsabakalarında dinamik bilet fiyatlandırma probleminin modellenmesi ve uygulaması
Bu çalışmada, spor müsabakası biletlerine yönelik bir dinamik fiyatlandırma modeli önerilmektedir. Mevcut durumda biletlerin fiyatlandırılması sabit fiyatlandırma stratejisine göre yapılmaktadır. Bu stratejide, birkaç kulüple yapılan müsabaka dışında tüm müsabaka biletlerine aynı fiyat uygulanmaktadır. Oysaki her müsabakanın kendine has özellikleri olup, bilet fiyatının müsabakaya özgü olarak belirlenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde futbol kulüpleri bilet satışlarındaki yüksek gelir elde etme fırsatını ikinci-üçüncü şahıs veya firmalara kaptırmaktadır. Bu durum daha önce yapılmış çalışmalarda da belirtilmektedir. Buna göre düşük fiyattan satılan biletler, başka kişilerce %224'leri aşan kar payıyla ikincil piyasada satılmaktadır. Bu potansiyel karın futbol kulüpleri tarafından elde edilmesini sağlayan bir dinamik fiyatlandırma modeli önerilmektedir. Böylelikle bilet fiyatları belli faktörlere dayalı olarak sürekli olarak değişmektedir. Modelin ihtiyaç duyduğu talep oranının tahmin edilmesi bulanık mantık yöntemi ile sağlanmaktadır. Benzer şekilde müsabaka özelliklerinin bilet fiyatlarına yansıtılmasını sağlayan müsabaka çarpanının da elde edilmesinde bulanık mantık yönteminden faydalanılmaktadır. Fiyatın zaman içerisindeki davranışına dayalı olarak, dinamik fiyatlandırma modeline ait çok sayıda durum oluşturulmuştur. Bütün durumlar simülasyon ortamında modellenmiş ve optimize edilmiştir. Sonuç olarak, %10,93'lere varan gelir artışı sağlanmıştır.
Bozulabilen ürünler için tazelik ve stok düzeyine duyarlı optimal dinamik fiyatlandırma politikalarının geliştirilmesi
Hızlı tüketim ürünleri kısıtlı raf ömrü dolayısıyla, üretildikleri tarihten kısa bir süre sonra ürün ömrünü tamamlar. Raf ömrünü satılamadan veya kullanılamadan tamamlayan ürünler atılırsa, hem maddi hem de manevi kayıplar ortaya çıkar. Gereksiz yere market raflarını işgal eden bu ürünler, aynı zamanda marketlerin verimsiz bir stok yönetim politikası izlemesine de neden olmaktadır. Gerek üretici, gerek satıcı, gerekse de tüketici açısından oldukça yüksek maliyetlere sebebiyet vermek dışında, bu tarz fiyatlandırma politikaları nedeniyle elde kalan ve bozulan ürünler çevre problemlerini de beraberinde getirmektedir. Ele alınan çalışma kapsamında, raf ömrü sona ermek üzere olan ve genellikle atıl hale gelen ürünlerin stokları için yeni bir fiyatlandırma politikası geliştirilerek, bu ürünlerin diğer stoklarına oranla satılabilirliğinin artırılması sağlanmak istenmektedir. Böylece bu çalışmada, yaşantımızdaki ürün sürdürülebilirliğinin daha etkin gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla; hem market maliyetlerini minimum seviyeye indirecek, hem de ürün kullanım oranlarını maksimize edecek fiyatlandırma model yaklaşımı önerilmiştir. Önerilen bu yaklaşım farklı dinamik fiyatlandırma modelleri için tez kapsamında uygulamaya alınmış, sonuçlar analiz edilerek tartışılmıştır.
Farklı işgücü seviyelerinin olduğu üretim hatlarında atama problemi optimizasyonu
Bu çalışmada bir üretim hattında farklı becerilere sahip işgücü ataması için bir matematiksel model geliştirilmiştir. Model, otomotiv endüstrisindeki belirli bir kaynak prosesinde üretilen bir ürüne işçi atamasında test edilmiştir. İlk olarak ürünü üretebilmek için gerekli olan işgücü ile ilgili veriler zaman etüdü ile toplanmış ve analiz edilmiştir. Zaman etüdü ile işçilerin beceri seviyeleri, üretilecek ürün için gerekli olan beceri seviyesi (minimum ve maksimum), beceri matrisi oluşturulmuştur. Üretim maliyetini en küçükleyen matematiksel modelin girdi parametreleri olarak üretim alanından toplanan veriler kullanılmıştır. Yapılan analizlere, üretim maliyetini azaltmak ve verimliliği artırmak için, her iş için doğru beceri seviyesine sahip işgücünün atanması gerektiğini göstermiştir. Uygulama otomotiv sektöründe, kaynaklı imalat hattında bir ürün seçilerek yapılmıştır. Hatta 5 istasyon 14 iş bulunmaktadır.Bununla beraber işletmede o hatta çalışabilecek 27 operatör vardır, atama kriterleri baz alınarak operatörler optimum şartlar altında işlere atanabileceği bir modelleme çalışılmıştır. Matematiksel model raporlarında ve model üzerinde yapılan model genişletme analizlerinde elde edilen sayısal sonuçlar, doğru işgücünün doğru işe atanmasıyla işçilik maliyetlerindeki düşüşle beraber işin yapılma süresine olan etkisini ve yetkinlik seviyelerinde farklılıkların önemini de göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Matematiksel Modelleme, Atama Problemleri ,Zaman Etüdü
Yedek parça stok yönetiminde çok kriterli karar verme metotlarına dayalı simülasyon-optimizasyon yaklaşımı
Envanter yönetimi firmaların başarısında kritik bir rol oynamaktadır. Bu nedenle üretim sisteminde bulunan tüm varlıkların envanter kontrolü ve planı etkin bir şekilde yapılmalıdır. Yedek parça grupları, sayı ve çeşitliliğinin çok olması envanter yönetimini daha karmaşık bir problem haline getirmektedir. Yedek parça eksikliği üretim faaliyetlerinin aksamasına ve maliyet kayıplarına neden olabilmektedir. Bu çalışmada yedek parçaların kritikliği için kriterler literatür çalışması ve uzman değerlendirmeleri ile belirlenmiştir. Büyük ölçekli bir alçı firması için entegre AHP-TOPSIS yöntemi ile en kritik yedek parça seçilmiştir. Seçilen yedek parça grubu için entegre ABC-FSN analizi ile kritik yedek parçanın en sık kullanılan üç çeşidi belirlenmiştir. Bu üç çeşidin toplam maliyet üzerindeki önem seviyeleri belirlenmiş ve maliyet fonksiyonuna yansıtılmıştır. Amaç fonksiyonu ve kısıtlar dikkate alınarak kritik yedek parçanın üç çeşidi için simülasyon optimizasyon ile en uygun (s,S) parametre değerleri belirlenmiştir. Çalışmada ayrıca yedek parçaların muadillik durumları da dikkate alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Yedek parça, (s,S), AHP, TOPSIS, simülasyon-optimizasyon
Dinamik tesis düzenleme ve malzeme taşıma aracı atama kararlarının matematiksel modellemesi
Günümüzde değişen rekabet ortamında müşteri beklentilerinin karşılanması için kalitenin yanında düşük maliyet ve hızlı cevap verilebilirlik gibi kriterler de önem kazanmıştır. Bu durum, işletme maliyetlerinin azaltılması ihtiyacını doğurur. Çünkü ürünün üretilmesi sırasında işletme içerisindeki taşımalar, üretim süresi ve maliyetini artıran önemli etkenlerden biridir. Bu taşımalarla beraber taşıma araçlarının atanması önem kazanmaktadır. Bu çalışma, departmanlar arası malzeme taşıma maliyetlerini ve departmanların yer değiştirme maliyetlerini minimum yapmayı amaçlamaktadır. Bu amaçlar doğrultusunda tesis içerisinde departmanların konumunu belirleyen Dinamik Tesis Düzenleme Problemi (DTDP) incelenmiştir. Paralel esnek bölme yapısı ve taşıma aracı atanması ile beraber ele alınan DTDP için yeni bir matematiksel model önerilmiştir. Departmanlar eşit olmayan alanlara sahip olup paralel bir bölmeye atanmaktadır. Önerilen yaklaşım, karma tam sayılı programlama ile modellenmiş olup literatürden alınan bazı problem örnekleri üzerinde test edilmiştir. Sonuçlar, önerilen modelin bilinen problem örneklerinde etkin sonuçlar ürettiğini göstermektedir. Buna göre, tesis düzenleme kararlarıyla birlikte malzeme taşıma araçlarının atanması kararlarının farklı tesis düzenlerinin oluşmasını sağladığı görülmüştür.
Atölye tipi üretim sistemlerinin toplam ekipman etkinliği, değer akış haritalama ve matematik programlama modeli kullanılarak çizelgelenmesi
İşletmelerin rekabetin arttığı günümüz şartlarına adaptasyon sağlayabilmeleri için etken bir şekilde mevcut makine ve ekipmanlarını kullanabilmeleri ve dolayısıyla verimli bir üretim süreci gerçekleştirebilmeleri gerekmektedir. Bu çalışmada, önce, toplam ekipman etkinliği kullanılarak hat verimlilikleri belirlenmektedir. Daha sonra, iyileştirme yapılabilecek alanların belirlenebilmesinde değer akış haritalama kullanılarak mevcut durum ve kayıpların ortadan kaldırıldığı gelecek durum haritaları oluşturulmaktadır. Son olarak, mevcut ve iyileştirilmiş kapasiteleri dikkate alan bir matematik programlama modeli önerilmektedir. Bu model ile gecikme süreleri minimize edilmektedir ve Gantt şeması yardımıyla da çizelgeleme yapılmaktadır.
Multi objective shelter location-allocation in conflict areas: A case study in north of Syria
The Syrian crisis broke out in March 2011. Millions of affected people have left their homes, and many of them were displaced as well. Individually, internally displaced persons (IDPs) are encountering difficulties in terms of shelters, health, food, and other urgent needs. In this way, we concentrated on determining shelter locations within a region of Idleb-Syria in this study. For this aim, we employed real data from the region which were collected from the direct beneficiaries and produced a mixed integer model utilizing weighted goal programming model based on humanitarian context which is determined by Focus Group Discussions (FGDs). The aims of the suggested model included maximizing mainly covered demand, cash for work, shelters with scalable up, portable water, sanitation and hygiene (WASH) facilities and covered people with vulnerable humanitarian criteria such as; people with disabilities, children attending school, pregnant/lactating women and people with chronic diseases and concurrently minimizing cost while taking into account shelter capabilities and restrictions of located shelters. Furthermore, GIS (Geographic Information System) was employed. The proposed model was solved via an optimization software and we reached a global optimum solution. Moreover, sensitivity analyses were conducted to strengthen the study. As a result, decision makers can be availed from the model's outputs and sensitivity analyses to obtain a compromised solution in such a disaster in nearby countries.
Türkiye ve Avrupa demiryollarının ilişkisel network veri zarflama yöntemi ile etkinlik analizi
Bu çalışmada, UIC veri tabanından seçilen 14 Avrupa ve Türkiye Demiryollarının 2000-2017 yıllarına ait verileri kullanılarak, İlişkisel Network Veri Zarflama Analizi ile etkinlikleri analiz edilmiştir. Analiz ile 14 demiryolunun sistem, üretim ve tüketim süreci etkinlikleri, Lingo 17.0 Programı kullanılarak kurulan doğrusal programlama modelleri ile tahmin edilmiştir. 14 demiryolunun her yıl için etkinlik sıralaması yapılmış, üretim ve tüketim süreci etkinlikleri performans matrisleri ile yorumlanmıştır. Etkinlik analizi sonucu elde edilen etkinlik puanları veritabanı kullanılarak, üretim, tüketim ve sistem etkinliklerine etki eden faktörlerin tanımlanması için Tobit Regresyon Analizi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda 18 yıl için 14 demiryolunun etkinlik sıralamaları ve sıralamalara etki eden anlamlı değişkenler tanımlanmıştır. Sistem etkinliğine etki eden en önemli değişkenler, yolcu ve yük treni doluluk oranı, kişi başına düşen gayri safi milli gelir ve nüfus yoğunluğu olarak bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Demiryolları Etkinliği, İlişkisel Network Veri Zarflama Analizi, Tobit Regresyon Analizi.
Bilişim teknolojilerinin demir çelik üretimi yapan işletmeler üzerindeki yansımaları: insan kaynakları departmanlarında endüstri 4.0 etkisi
İnsanların ihtiyaçları değişmeye başladıkça bazı olguların da ortaya çıkması kaçınılmaz hale gelmiştir. Özellikle insanların kendi başlarına yapamadıkları işlerde makinelerin desteklerine ihtiyaç duyduğu noktada bazı buluşların ortaya çıkması zorunluluğu doğmuştur. Tam da bu noktada, 1700'lü yılların sonunda başlayan ve günümüze kadar uzanan Endüstri Devrimleri kendini göstermeye başlamıştır. Bu çalışmada, son yıllarda yaygınlaşan Endüstri Devrimleri içerisinde 4. devrim olan Endüstri 4.0 ile ilgili araştırmalar ve özelde İnsan Kaynaklarında Endüstri 4.0 yansımasını incelemek amaçlanmıştır. Bu kapsamda bir anket çalışması düzenlenmiş ve katılımcılara Endüstri 4.0'ın İnsan Kaynakları süreçlerine etkileri ve oluşturacağı sonuçlar sorulmuştur. Elde edilen bulgulara göre, güvenilirlik analizi sonuçlarından anketin güvenilir olduğu bulunmuştur. Katılımcıların demografik analiz incelemesi yapılarak sorulara verdikleri yanıtların sıklıkları incelenmiştir. Ki kare testi yapılarak çalışmadan elde edilen hipotezler ortaya konmuştur. Sonrasında çok kriterli karar verme teknikleri ile en önemli sorunlar ağırlıklandırılmış ve en uygun çözümler sıralanmıştır. Bu kapsamda, sorunların önem düzeyleri AHP yöntemiyle ağırlıklandırılmış ve çözümler TOPSIS yöntemiyle sıralanmıştır. Anahtar Kelimeler: Endüstri 4.0, İnsan Kaynakları, Demir çelik, Teknoloji, Çok Kriterli Karar Verme Teknikleri
Knn ve yapay sinir ağları kullanarak sistem etkinliği ve kalite kaybı tahmini
Tez çalışmasında, otomasyona dayalı seri üretim yapan sistemlerde oluşan kalite kayıplarının önceki veriler kullanılarak ve analiz edilerek tahmin edilmesi ve çıkan sonuçların çalışanların performans değerlendirme sistemi için girdi sağlaması amaçlanmıştır. Bu çalışma sistemin verimliliği artırılacak ve sistemin devamlılığını güçlü bir şekilde sürdürmesine katkı sağlanacaktır. Çalışma sırasında geriye dönük 650 günlük veri kullanılmış olup bu veriler; KNN ve Yapay Sinir Ağları algoritmalarının MS Excel programına entegre edilmesi ile kalite kaybı tahminlemesi yapılmıştır. Yapılan tahminlemeler sonucu oluşan sapmalar incelenmiştir. Oluşan sapmalar ile ilgili karşılaştırma tabloları oluşturulmuş ve sonuç olarak en az sapma ile tahminleme yapan yöntemin Yapay Sinir Ağları algoritması olduğuna karar verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yapay Sinir Ağları, KNN, MS Excel Solver, Kalite Kaybı.
Optimization models of integrated load consolidation and transportation mode selection problem on intermodal network
This thesis deals with clustering, three dimensional bin packing, pick-up routing, train assignment and transport mode assignment problems for intermodal transportation networks. The research problem is called pick-up routing problem with a three dimensional (3D-PRP) loading constraints, clustered backhauls at operational level, and train loading and transport mode selection at tactical level for an intermodal transportation network. During the first stage, we propose a hybrid approach, which packs the orders firstly using machine learning, then routing using a genetic algorithm approach. During the second stage, a mathematical model is formulated to solve the train-loading problem to minimize the total costs by incorporating various cost types, in which detention and demurrage costs are taken into account. Allocation of export containers to transportation modes is also provided. A fuzzy-based approach is performed to determine the risk weights of the transportation modes. Developed graphical user interface allows the end-user to control the calculations visually. Computational results for real-world data and new randomly generated instances reveal that the proposed approaches produce highquality solutions.
Endüstri mühendisliği alanındaki lisansüstü tezlerin veri madenciliği ile çalışma konu önceliklerinin belirlenmesi
Günümüzde birçok yüksek lisans ve doktora tezi yazılmaktadır. Bu yazılan tezlerin konularının belirlenmesinde günümüz eğilimlerini yakalaması ve reel anlamda işletmelerin sorunlarına çözüm getirmesi üniversitelerin proaktif çözümler üretmesi açısından önem arz etmektedir. Yapılan bu araştırmada YÖK tez veri tabanında yer alan 1975 -2018 yılları arasında endüstri mühendisliği çatısı altında yazılmış olan yüksek lisans ve doktora tezlerinin başlık, özet ve anahtar kelimeleri dikkate alınarak araştırmada ele alınmıştır. İndirilen tez verileri MSSQL veri tabanında saklanmıştır. Tezler YÖK'ün endüstri mühendisliği sınıflandırmaları dikkate alınarak tez çalışması kapsamında yazılan Naive Bayes algoritması ve Weka programında hazır paket halinde gelen BAGGING, J48, JRIP, KNN, NB, NBM, SMO algoritmalar ile sınıflandırılmıştır. Çalışmanın öne çıkan sonuçları olarak tez sayıları üniversitelere ve dönemlere göre değişiklik gösterdiği görülmektedir. Bunun yanı sıra çalışma kapsamına dâhil edilen tezler en fazla %20,7'lik bir oran ile Optimizasyon kategorisi altında sınıflandırıldığı görülmektedir. Bu sonucun ortaya çıkmasında en başarılı sınıflandırma algoritması ise KNN algoritması olmuştur. Bununla birlikte tüm tez çalışmalarının %14'lük bir oranı İstanbul Teknik Üniversitesi çatısı altında yayınlanmıştır. Bu sonuç ilgili üniversiteyi Endüstri Mühendisliği alanında en fazla tez çalışması yapan üniversite yapmıştır.
Kapasite kısıtlı araç rotalama probleminin yabani ot ve hibrit metasezgisel algoritmalarla çözümü
Lojistik planlamada araç rotalama problemleri operasyonel bazda firmalar için önemli kararlardan birisini oluşturmaktadır. Bu tez çalışmasında; özellikle lojistik planlarının oluşturulmasında sıklıkla karşılaşılan araç rotalama problemi incelenmiştir. Araç rotalama problemi Np-Zor sınıfındaki popüler bir optimizasyon problemidir. Problemin karakteristiğinden dolayı büyük ölçekli veri setlerini kesin çözüm yöntemler ile çözmek çok zordur. Makul sürelerde optimale yakın çözümler için sezgisel ve metasezgisel algoritmalar yaygın olarak kullanılmaktadır. Bundan dolayı bu çalışmada araç rotalama problemi; tasarruf algoritması ve genetik algoritmayla çözülmesinin yanında yabani ot algoritması ve bu yaklaşımlardan oluşturulan hibrit yöntemler ile çözülerek bu algoritmaların performansları karşılaştırılmıştır. Böylelikle, kapasite kısıtlı statik araç rotalama problemine yeni bir hibrit çözüm yöntemi önerilmiştir. Sonuçlar önerilen yaklaşımın kısa sürede optimale oldukça yakın sonuçlar verdiğini göstermektedir. Buna ek olarak problemin dinamik koşullar altında davranışını incelemek için tek depolu, çok araçlı, dinamik talepli, kapasite kısıtlı araç rotalama problemi ele alınmıştır. Statik problem için önerilen çözüm yaklaşımları dinamik koşullara adapte edilmiştir. Problemin uygulama problemlerine implementasyonu için çalışma sonucunda ortaya çıkan çözüm yaklaşımlarını temel alan bir arayüz programı tasarlanmıştır.
Veri zarflama analizi ile Karayolları Genel Müdürlüğüne bağlı bölge müdürlüklerinin trafik güvenliği bakım-onarım hizmetlerinin etkinliğinin ölçülmesi
Bu çalışmada Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluğundaki 17 bölge müdürlüğünce yürütülen, trafik güvenliği kapsamında yapılan bakım-onarım çalışmalarının performansının ölçülmesi amacıyla girdilerin çıktılara dönüştürülme sürecinin nispi etkinliği veri zarflama analizi yöntemiyle ortaya koyulmuş ve tam etkin olamayan bölge müdürlüklerinin tam etkin etkin hale gelebilmesi için gerekli öneriler sunulmuştur. Performansını ortaya koyabilecek 4 girdi ve 4 çıktı belirlenmiş olup Karayolları Genel Müdürlüğü bakım-onarım harcamalarından elde edilen 2013-2017 yılı verileri değerlendirilerek etkin bölge müdürlükleri tespit edilmiştir. Etkin olan bölge müdürlükleri referans alınarak etkin olmayan bölge müdürlüklerinin etkin hale gelebilmesi için girdi ve çıktılardaki hedeflenen değerler her bölge müdürlüğü için tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Veri Zarflama Analizi, Etkinlik, Bakım-Onarım, Trafik Güvenliği
Türkiye'de yenilenebilir enerji kaynaklarının AHP ve Bulanık Topsis yöntemleri ile değerlendirilmesi
Günümüzde ülkelerin ekonomik ve sosyal kalkınma için ihtiyaç duyduğu en temel kaynak enerjidir. Artan nüfus, küresel büyüme ve endüstrileşmenin sonucu olarak enerji ihtiyaçları günden güne artmaktadır. Artan enerji talebini karşılamak için kullanılan fosil yakıtlar ise giderek azalmaktadır. Bu nedenle fosil yakıtlara alternatif olarak yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen enerjinin önemi zorunlu bir ihtiyaç olarak ön plana çıkmıştır. Ülkelerin ekonomik rekabette bulunabilmeleri için temiz, ucuz ve kolay elde edilip kullanılabilen enerji kaynaklarından faydalanmaları kaçınılmaz olmuştur. Yenilenebilir enerji kaynaklarının ülkemizdeki mevcudiyeti, ilk kurulum maliyeti, sürekliliği, verimi gibi kriterlerin tamamının birden değerlendirilebilmesi açısından çok kriterli karar verme yöntemleri bu çalışmada yol gösterici olmuştur. Sanayide, ulaşımda, haberleşmede, tarımda kısacası günlük hayatımızın her alanında kullandığımız temel enerji kaynaklarından bir tanesi elektrik enerjisidir. Nüfus artışı, teknolojik gelişmeler ve sanayileşme sonucu elektrik enerjisine olan ihtiyaç da artmaktadır. Bu nedenle Türkiye'nin elektrik enerjisi üretiminde kullanılacak yenilenebilir enerji kaynaklarının seçimi bir "çok kriterli karar verme problemi" haline gelmektedir. Bu çalışmada başta enerji ve enerji kaynakları olmak üzere yenilenebilir enerji kaynakları, Türkiye'deki yenilenebilir enerji kaynaklarının durumu, çok kriterlikarar verme yöntemlerinden Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) ve Bulanık TOPSIS (Technique for Order Preference by Similarity to an Ideal Solution) yöntemleri bağlamında ele alınmaktadır. Adı geçen yöntemlerin modellenmesi ve karşılaştırmalı analizini hedefleyen bu çalışmanın, Türkiye'deki elektrik enerjisi üretiminde kullanılacak yenilenebilir enerji kaynağının seçim kararına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Dinamik esnek atölye tipi çizelgeleme probleminin bakım kısıtları altında çözümü
Esnek atölye tipi üretim sistemlerinde karşılaşılan çizelgeleme problemleri NP-zor sınıfına giren kombinatoriyal optimizasyon problemleridir ve klasik atölye tipi çizelgeleme problemlerinden farklı olarak operasyon sıralamanın yanı sıra işlerin paralel makinelere atanması da dikkate alınmaktadır. Paralel makinelerin her zaman uygun durumda bulunmaması ve gerçek hayatta karşılaşılan dinamik olaylar nedeniyle bu problemler dinamik esnek atölye tipi çizelgeleme problemine dönüşmekte ve çözümü zorlaşmaktadır. Bu problemlerin çözümü için daha hızlı ve daha etkili sonuçlar elde etmek amacıyla birçok yöntem geliştirilmektedir. Bu çalışmada, yeni iş gelişlerinin yer aldığı, makinelerin toplu olarak belirli dönemlerde bakıma gönderildiği dinamik esnek atölye tipi üretim sistemleri için robust çizelgeleme problemi ele alınmıştır. Problemin çözümünde farklı yeniden çizelgeleme yöntemlerinin matematiksel modelleri (Robust, Gecikmesiz Çizelge ve Sona Eklemeli Çizelge) karşılaştırılmıştır. Önerilen modeller deneysel veri setleri ile farklı bakım periyotları ve farklı yeni iş geliş zamanları için toplam 45 problem senaryosu üzerinde farklı perfomans değişkenleri (makine doluluk oranı, gecikmeler ve maksimum tamamlanma zamanı) kullanılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, bu senaryolarda Robust Çizelgede ortalama makine doluluk oranı % 72 olup diğer yöntemlerden daha iyi sonuç vermiştir.
Türkiye'de tüketicilerin gıda israfını engellemeye yönelik tutumlarının analizi ve mobil uygulama tasarımı
İhtiyaçtan fazla üretilen, tedarik edilen veya tedarik zincirinin herhangi bir aşamasında tüketim dışı kalan yiyecekler gıda israfı olarak tanımlamaktadır. Bu israfın azaltımına yönelik girişimler gerek dünya gerekse ülkemiz düzeyinde yapılmakta olup israfın giderilmesi zorunluluk halini almıştır. Bu çalışmada, halen tüketilebilir durumda olan gıda ürünlerinin israfını önlemek amacıyla aşağıdaki çalışmalar yapılmıştır; • Gıda tedarikçilerine, tüketici davranışlarıyla ilgili analiz verisinin sağlanması • Tüketicilerin ve gıda tedarikçilerinin kullanabileceği mobil uygulama tasarımı ve kodlaması Çalışmada, gıda israf noktası olarak gıda tedarikçileri olan restoran, kafe, market ve süpermarketler seçilmiştir. Tüketici davranışlarını ölçmek adına, anket metoduyla çalışmaya veri tabanı oluşturulmuştur. Anket soruları, perakende sektöründe çalışan bir uzmanın, tüketici yönelimi kriteri olarak belirlediği parametreleri israf noktalarında ölçecek şekilde hazırlanmıştır. Elde edilen veriler, belirlenen hipotezler uyarınca SPSS programı ile analiz edilmiştir. Uzmanın tüketici yönelimi kriteri olarak belirlediği yukarıda detayı verilen 4 parametre, 3 alternatif ile birlikte anket yanıtlarının tutarlılığını tespit etmek amacıyla AHP yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir.Her iki analizin ortak sonuçları, literatür bilgileri de dikkate alınarak mobil uygulama tasarımında kullanılabilecek anlamlı veriler haline dönüştürülmüştür.
Sürekli üretim sistemleri için talep tahmini ve karar destek sistemi geliştirilmesi: Kimya sektöründe örnek bir uygulama
İşletmelerin gelecekte yapacakları stratejik kararlar için taleplerini iyi analiz etmeleri gerekmektedir. Talep tahminleri analizinde en önemli girdi geçmiş verilerdir. Geçmiş talep verilerinin doğru analiz edilmesi işletmelerin doğru karar almasına fayda sağlayacaktır. Kimya sektöründe katma değeri yüksek ürün üreten işletmelerin, tedarik zincirini optimum kaynak kullanımı ile yönetmesi için doğru bir talep tahmin sistemine sahip olması gerekmektedir. Çalışmada, nicel talep tahmini sistemine sahip olmayan, hammadde stok seviyesi yüksek, nihai ürünlerinde stoksuzluk ve aşırı stokta tutma eğilimi olan kimya sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin, zaman verileri analiz yöntemleri ile, ABC-XYZ ürün sınıflandırma analizi sonucunda A ve X grubunda yer alan ürünleri için talep tahmini yapılmıştır. 32 farklı ürün ilk olarak ABC sınıflarına ayrılmış sonrasında varyasyon katsayısı göz önünde bulundurularak XYZ sınıflandırması yapılmıştır. A ve X grubunda yer alan ürünler için Ocak 2011 ve Aralık 2018 arasındaki 96 aylık talep miktarı veri seti kullanılarak ARIMA ve Holt-Winter yöntemleri ile 3 dönemlik talep tahmini yapılmıştır. ARIMA ve Holt Winter yöntemleri tahmin sonuçları MAPE, MAD ve RMSE hata kriterleri ile karşılaştırılmıştır. %8,1'e kadar daha iyi sonuç veren Holt-Winter yöntemi için en düşük MAPE değerini sağlayacak parametre optimizasyonu yapan karar destek sistemi geliştirilmiştir.
Deprem sonrası arama kurtarma konteynerleri yerleşim yerinin şans kısıtlı programlama modeli ile belirlenmesi
Bu çalışmada deprem sonrasında arama kurtarma faaliyetlerinde ve tıbbi yardım için kullanılacak olan deprem yardım konteynerlerinin yerleşim yerlerinin belirlenmesi için bir şans kısıtlı matematiksel model önerilmiştir. Şans kısıtlı matematik modeller deterministik modellerden bir kısıt veya kısıt kümesinin olasılıklı olması durumunda kullanılan modellerdir. Şans kısıtlı matematiksel modeller çözümü olasılık içerdiğinden dolayı zor ve sezgisel çözüm yöntemlerinin tercih edildiği matematiksel modellerdir. Bu çalışmada önerilen matematiksel model p-medyan olarak adlandırılan sınıfa aittir. Modelin çözümünde Binary Genetik Algoritma yönteminden yardım alınmıştır. Model sonuçları üç senaryo altında karşılaştırılmış ve senaryo sonuçları arasındaki farklar incelenmştir. Anahtar Kelimeler: Deprem, Yardım Konteynerleri, Şans Kısıtlı Modelleme, Stokastik Modelleme, Yer Seçimi Problemi
Hastane yönetimi için yeni bir endüstri 4.0 olgunluk modeli geliştirilmesi ve örnek bir uygulama
Teknolojinin gelişmesi ve Endüstri 4.0 devrimi ile birlikte hastaneler de bu değişimden etkilenmiştir. Bunun sonucunda hastane yönetiminde yeni kavramlar ve teknikler ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada Endüstri 4.0'ın getirdiklerinin hastaneler açısından neleri değiştirdiği ve bu sektörü nasıl etkilediği sorularına odaklanılmıştır. Bu yenilikler ve değişimler göz önüne alınarak hastaneler için bir Endüstri 4.0 Olgunluk Modeli oluşturulmuştur. Bu Olgunluk Modeli ile birlikte hastanelerin eksikliklerini görebilecekleri ve süreçleri takip edip, değerlendirebilecekleri bir araç sunulması amaçlanmaktadır. Endüstri 4.0 süreçleri hastane yönetimi gibi yeni alanlarda belirsizlikler içermektedir. Bu nedenle belirsizlikler altında çözüm sağlamaya yönelik olması nedeniyle bu çalışmada yöntem olarak Tereddütlü Bulanık Analitik Hiyerarşi Prosesi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, geliştirilen modelde yer alan başlıkların önem sırası şu şekildedir; Teknoloji, Yönetim ve Organizasyon, Akıllı Hastane ve Akıllı Hizmet, Tedarik Zinciri ve Yönetimi, Sanayi ve Kamu Desteği, Strateji ve Çalışanlar ve Kültür. Üç örnek hastanenin Endüstri 4.0 olgunluk puanları ölçülmüştür. Bu sıralamanın ışığında, hastanelerde Endüstri 4.0 devriminin olgunluğa ulaşabilmesi için Teknolojinin en önemli etken olmasının yanı sıra Yönetim ve Organizasyonun etkisinin de en az teknoloji kadar önemli olduğu ortaya çıkmıştır.
Bulanık talep altında bütünleşik toplama-demontaj-dağıtım problemi
Bu tez çalışması, teknolojik gelişmeler, hızlı kentleşme ve değişen tüketim alışkanlıkları sonucu artan elektronik atık problemine odaklanmaktadır. Sürdürülebilir çevre ve ekonomik kazanımlar için atık yönetiminin önemini vurgulayan çalışma, ömrünü tamamlamış elektronik ürünler için bulanık talep koşulları altında bütünleşik bir toplama, demontaj ve dağıtım problemi modelini ele almaktadır. Tezin temel amacı; toplama, demontaj ve talep merkezlerini içeren bir tersine tedarik zinciri ağını, taleplerin belirsizliği ortamında optimize etmektir. Bu optimizasyon, hem demontaj hattındaki iş istasyonu maliyetlerini hem de lojistik süreçlerdeki nakliye maliyetlerini eş zamanlı olarak en aza indirmeyi hedeflemektedir. Probleme çözüm sunması amacıyla karma tamsayılı matematiksel bir model geliştirilmiştir. Bu model, toplama ve dağıtım aşamaları için Araç Rotalama Problemi (ARP) yaklaşımını, demontaj süreci için ise Demontaj Hattı Dengeleme (DHD) prensiplerini incelemiştir. Geliştirilen modelin etkinliği, önce örnek problemler ve ardından rassal olarak üretilmiş veriler üzerinde test edilerek modelin sınırları belirlenmiş ve parametrelerin model üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Geliştirilen model örnek problemler üzerinde hipotetik veriler üretilerek test edilmiş ve analizler yapılmıştır. Son olarak yapılan çeşitli analizler ile parametrelerin model üzerindeki etkinliği tartışılmıştır. Bu çalışma ile tersine tedarik zincirlerindeki belirsizlik yönetimine ve elektronik atık yönetimi literatürüne önemli bir bilimsel katkı sağlanması hedeflenmektedir.
Tersine lojistik kapsamında kâğıt atık toplama alanları kurulumu için arz potansiyelinin modellenmesi
Doğal dengenin bozulması ve kısıtlı kaynaklar, atık geri dönüşümü ile ilgili konuların yakın zamanda fazlaca ilgi görmesine sebep olmuştur. Atık kâğıtların geri dönüşü ise tersine lojistik ağ tasarımı bünyesine dâhil olmaktadır. Çalışmada tersine lojistik ağ tasarımında minimum maliyet amaç fonksiyonu ile karma tam sayılı doğrusal programlama modeli geliştirilmiştir. Problem; çok ürünlü, çok aşamalı, tek periyotlu yer-tahsis problemidir. Çözüm yaklaşımı olarak deterministik varsayımlar altında özel bir şirkete ait ağ yapısı ile ele alınmıştır. Veriler modellemeye girdi olarak alınmış, farklı senaryolar üzerinden duyarlılık analizleri yapılarak çözüm yaklaşımı değerlendirilmiştir. Çalışma yer-tahsis problemine üretimi toplanan atıkların kalite cinsini de katarak farklı bir boyuta taşıması bakımından farklıdır. Ayrıca karar destek sistemi ile de model dinamik hale getirilmiştir.
Analysis of inventory routing problem with simulation and big data approach
In supply chain environments, inventory and routing are key elements to company's survival and sustainability. Unsatisfactory inventory control and routing will hurt company profitability and market competitiveness. Therefore, the solution of inventory routing problem (IRP) should provide optimal inventory level for each supply chain member and also obtain efficient route that minimizes the routing cost over periods. At this point, hybrid methodology can empower analyst to minimize the risk and cost of the changes in the IRP. In this paper, new hybrid methodologies that include two parts are developed to solve the IRP. In the first part, a new hybrid method including simulation optimization and artificial intelligence based simulation is created to solve the IRP in which three different routing strategies are evaluated for uneven demand patterns including intermittent, erratic, and lumpy demand. In the second part, big data and sentiment analysis are used to transform customer reviews into meaningful information and to create value. Then, artificial intelligence and simulation optimization are employed to analyze the IRP. Numerical results proposed by the hybrid methodologies showed that dynamic and stochastic IRP can be successfully solved when the method is properly set up.
Kısıtlar teorisi yaklaşımı ile süreç analizi ve ürün karması optimizasyonu
İşletmelerin hızla ilerleyen teknoloji ile birlikte dijitalleşen uluslararası pazardaki rekabet gücünü koruyabilmesi için üretim süreçlerini etkin bir şekilde yönetmesi gerekmektedir. Böyle bir küresel ortamda sadece ürün veya hizmet üretmek yeterliliğini kaybetmiştir. Günümüz ekonomik koşulları ve üretim sürecindeki maliyet kalemleri göz önünde bulundurulduğunda karlılığın arttırılması büyük önem taşımaktadır. Firmaların pazar payını ve karlılıklarını arttırabilmeleri için, her üretim sisteminde en az bir tane kısıtlı kaynak olduğunu ve bu kısıtlı kaynağa yönelik çözüm bulunması gerektiğini savunan kısıtlar teorisi, oldukça önemli bir yönetim disiplinidir. Sistemdeki darboğazın tespit edilip yönetilmesi ile birlikte üretim sürecindeki beklemeler ortadan kalkacağı için ürünler zamanında üretilip müşteriye sunulabilecektir. Ayrıca üretim hattındaki darboğaz kaynağın verimliliği arttırılacağı için maliyetler azalacak, böylece firma karlılık hedefine ulaşabilecektir. Bu çalışmanın amacı kısıtlar teorisinin beş adımlı sürekli iyileştirme süreci ile sistemdeki kısıtlı kaynaklar varlığında optimum ürün karması belirlemektir. Bu çerçevede metal işleme sektöründe faaliyet gösteren bir işletmedeki çoklu darboğaz probleminin çözümüne yönelik araştırma yapılmıştır. Yapılan uygulama ile sistemdeki kaynakların kapasite kullanım oranları incelenerek darboğazlar tespit edilmiş ve optimal ürün karması belirlenmiştir. Alternatif olarak belirlenen senaryo ile yeni bir algoritma önerilmiş ve elde edilen sonuçlar mevcut durumla karşılaştırılmıştır. Ele alınan problem tamsayılı doğrusal programlama modeli olarak ifade edilmiş ve GAMS.ide programı ile çözülmüştür.
Airjet iplik üretim makineleri üretim parametrelerinin deney tasarımı ve moora yöntemi ile belirlenmesi: Bir tekstil işletmesi örneği
Tekstilde en sık kullanılan iplik eğirme yöntemlerinden biri Konvansiyel Ring iplik eğirme sistemleridir. Ancak bu sistemin maliyet ve üretim miktarı gibi diğer sistemlere göre dezavantajları bulunmaktadır. Bu dezavantajlar üretici firmaları farklı iplik eğirme yöntemlerine yöneltmiştir. Ring iplik eğirme sistemine alternatif olarak geliştirilen bazı sistemler bulunmaktadır. Bunlar; kompakt ring ipliği , Sirospun ring ipliği ve Duo spun, açık uç-rotor, friksiyon eğirme ve hava jetli eğirme iplik eğirme sistemleridir. Ele alınan çalışmada maliyetlerinin düşük olması ve üretim hızının yüksek olması ve iplikteki yüzey tüylülüğünün mevcut eğirme teknolojilerine göre düşük olması nedeniyle Vortex iplik eğirme makineleri tercih edilmiştir. Bu sistemin avantajlarının yanında çeşitli dezavantajları da bulunmaktadır. Sistemin en büyük dezavantajı ise mukavemet ve tuşedir. Konu ile ilgili önceki çalışmalar incelendiğinde; tekstilde kalite parametrelerinin uygun kombinasyonlarının belirlenmesinde en çok tercih edilen yöntemlerden biri de TAGUCHI yöntemidir. Bu yöntem diğer yöntemlerin aksine çok daha az deneme ile ürünlerin kalitesini arttırarak, kaliteyi geliştirmede üretici firmalara yol göstermektedir. Bu yöntem ile elde edilen veriler varyans analizi yöntemi ile değerlendirilmiştir. Uygulanan TAGUCHI metodunda anlamsız faktör tespit edildiği için, ilgili faktör ile ilgili faktör seviyesi değişikliği yapılarak ÇKKV yöntemlerinden biri olan MOORA yöntemi ile de problem çözülmüştür. Bu çalışmada, SANKO Gaziantep iplik üretim işletmelerinden alınan veriler kullanılarak en uygun makine parametre kombinasyonu seçilmiştir. 30/1 inceliğindeki %100 viskon iplikler için en uygun makine parametre hızı; her iki yöntemle de, 1.2 mm spindle, eco noozle ve 450 m/dk makine hızı olarak seçilmiştir.
Acil servislerde yapay sinir ağları ile tahminleme ve kaynak planlaması
Acil ve ölümcül hastaların, hastanede ilk tedavi gördükleri birim olan acil servis (AS) biriminin çok etkin olması gerekir. AS biriminin etkin olabilmesi için de sahip olduğu kaynakların çok verimli kullanılması gerekir. Genellikle, sağlık sistemlerinde kaynak optimizasyonu yapabilmek için simülasyon modellerinden faydalanılır. AS'de ideal yatak sayısının tespit edilmesi çok önemlidir, çünkü bir çok kaynak yatak sayısına göre planlanır. Bu çalışmada ideal yatak sayısını bulmak amacıyla bir simülasyon modeli geliştirilmiştir. Simülasyon modelinin tasarlanması için gerçek sistemle ilgili bilgilere gereksinim vardır ve bu bilgilerden en önemli girdi parametresi hasta geliş sıklıklarının tahminidir. 10 farklı makine öğrenme algoritması kullanılarak hasta geliş sıklığı tahmin edilmeye çalışılmış, makine öğrenme algoritmalarının girdi olarak kullanacağı ideal öznitelik kümesi de kapsamlı öznitelik seçim yöntemi ile belirlenmiş ve en önemli öznitelik verisi ortalama geliş oranı olarak belirlenmiştir. Uzun Kısa Vadeli Hafıza (LSTM) modeli tahminde mutlak ortalama hata yüzde oranı %46,7 ile en başarılı algoritma olmuş ve simülasyon metodu yardımıyla acil serviste hasta kalış süresi %7 azalmıştır.