
94
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Yelkenkanat (deltakanat) pilotlarının optimal performans duygu durumu ve boş zaman sıkılma algısı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, yelkenkanat pilotlarının boş zamanlarda sıkılma algıları ve optimal performans duygu durumu arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini farklı kategorilerde (başlangıç, orta seviye, pilot, deneyimli, eğitmen) 314( kadın 59 =26.47 ss= 4.12 yaş; erkek 255 = 30.98 ss= 6.80) yelkenkanat pilotu oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veri toplama aracı 3 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde bireyin demografik özelliklerini tanımlamaya yönelik kişisel bilgilerin bulunduğu sorulara, ikinci bölümde Boş Zamanlarda Sıkılma Algısı Ölçeği (BZSAÖ) ve üçüncü bölümde ise Sürekli Etkinlik Tecrübe Ölçeği-2 (SETÖ-2) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, tanımlayıcı istatistikilerle birlikte Mann Whitney U, Kruskal Wallis H ve Post-hoc Bonferonni testleri kullanılmıştır. Serbest zamanlarda sıkılma algısı ve optimal performans duygu durumu arasındaki ilişkinin belirlenmesinde Spearman Brown Korelasyon testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, yelkenkanat pilotlarının cinsiyet, katılım düzeyi, katılım sıklığı, yaş, eğitim durumu, gelir düzeyi, pilotluk seviyesi, bağlı olunan kurum değişkenlerine göre sürekli etkinlik tecrübe ölçeği açısından (p<.05); cinsiyet, katılım düzeyi, katılım sıklığı, yaş, eğitim durumu, gelir düzeyi, pilotluk seviyesi, bağlı olunan kurum değişkenlerine göre boş zamanlarda sıkılma algıları açısından anlamlı farklılıkların olduğu tespit edilmiştir (p<.05). Yelkenkanat pilotlarının serbest zamanlarda sıkılma algısı ve optimal performans duygu durumu arasındaki ilişki için yapılan korelasyon analizi sonucuna göre, ölçek ortalama ve sıkılma alt boyutunda pozitif-doyum alt boyutunda negatif ve düşük yönde bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir (ölçek ortalama r: .219, sıkılma r: .233, p<.05; doyum r: -.122, p<.05). Anahtar kelimeler: Serbest zaman, macera rekreasyonu, boş zamanlarda sıkılma algısı, optimal performans duygu durumu, yelkenkanat.
Turizmin çeşitlendirilmesi kapsamında "rekreasyon turizmi": İzmir - Çeşme örneği
Bu çalışmanın amacı İzmir-Çeşme yöresi özelinde turizmin çeşitlendirilmesi kapsamında rekreasyon turizmini inceleyerek, sektörde ürün çeşitlendirmesi adına turizm işletmelerinde sayısı artan rekreasyon faaliyetlerine yönelik arz ve talep potansiyellerinin araştırılması ve elde edilen bulgular ışığında eksik ve olumlu yönlerin tespit edilmesidir. Çalışmada veri toplama yöntemi olarak nitel veri analizi tekniklerinden görüşme yöntemi kullanılmıştır. Örneklem Çeşme sınırları içinde yer alan ve bünyesinde turizm amaçlı rekreasyon etkinliklerinin bulunduğu 7 işletmenin sahipleri, pazarlama ve satış müdürleri ile çalışanlarının yer aldığı topluluk içinden seçilmiştir. Çalışmada araştırmacı tarafından ses kaydına alınan katılımcı değerlendirmeleri yazıya dökülerek bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Veriler iki farklı kişi tarafından "Nvivo 10" nitel analiz bilgisayar programı aracılığı ile tema ve alt temaları dikkate alınarak kodlanmış, verilerin birbiriyle örtüşen temaları gruplandırılmıştır. Elde edilen veriler daha önce belirlenen temalara göre kategorilendirilmiş ve içerik analizi ile kodlar düzenlenmiştir. Kodlayıcılar arasındaki uyumu gösteren Cohen kappa istatistiği (r= 0.87) hesaplanmıştır. Değer, kodlar arasında çok iyi düzeyde uyum olduğunu göstermektedir. Kişisel bilgi formlarından elde edilen verilerin analizi sonucunda katılımcıların demografik özelliklerine ve işletmelerin tesis kapasitelerine ilişkin bulgular grafikler halinde sunulmuştur. Katılımcıların araştırma sorularına verdiği cevaplardan yola çıkarak veriler dört ana tema altında analiz edilmiştir. Bu ana temalar, "rekreasyonel turizm algısı", "dünyada ve Türkiye'de rekreasyonel turizm eğilimleri", "Türkiye'nin rekreasyonel turizm potansiyeli" ve "geliştirilebilir rekreasyonel turizm çeşitliliği" şeklinde sıralanmıştır. Rekreasyonel turizm algısı ana teması altında "gelir kaynağı olması", "turizm alanındaki sorunların bu alanın oluşmasını sağlaması", "tatil için tercih sebebi olması" ve "iletişim kurmayı kolaylaştırması" kodlarına ulaşılmıştır. Dünyada ve Türkiye'de rekreasyonel turizm eğilimleri teması altında "yerli turist için ekonomik engeller olduğu", "turizm fuarlarının önemi", "yatırımların karşılık bulması", "yatırımların arttırılması gerektiği" ve "Türkiye'de eğilimlerin yetersizliği" kodları elde edilmiştir. Türkiye'nin rekreasyonel turizm potansiyeli ana teması irdelendiğinde "gelişmekte olduğu", "Çeşme için konaklama ve arazi yetersizliği", "yapısına uygun aktivitelerin üretilmesi gerektiği", "Urla ve Karaburun tercih edilmekte", "büyük potansiyele sahip" ve "güçlüklerle karşılaşıldığı" kodları tespit edilmiştir. Son olarak, geliştirilebilir rekreasyonel turizm çeşitliliği teması altında ise "projeler geliştirilmesi gerektiği", "yatırımların arttırılması gerektiği", "sorunlara ortak çözüm merkezlerinin geliştirilmesi", "belediye desteğinin önemi", "alt-üst yapı çalışmalarının gerekliliği" ve "reklam ihtiyacının olduğu" kodlarına ulaşılmıştır. Sonuç olarak, çalışmada elde edilen çıktılar kapsamında, Çeşme yöresi özelinde ülkemizde turizmin çeşitlendirilmesi adına rekreasyon faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik araştırmacılar, işletmeciler, kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları için öneriler getirilmiştir.
Pansiyonda kalan lise öğrencilerinin serbest zaman doyum düzeylerinin incelenmesi (Manisa ili örneği)
Bu çalışmanın amacı, Manisa ili Yunusemre ilçesinde bulunan lise pansiyonlarında kalan öğrencilerin serbest zamanlarında, planlanan fiziksel aktiviteye dayalı rekreasyonel etkinliklere (öncesi-sonrası) ilişkin serbest zaman doyum düzeylerinin karşılaştırılmasıdır. Çalışmanın araştırma grubu Manisa ilinde bulunan (Manisa Spor Lisesi, IMKB Kız Meslek Lisesi, İmam Hatip Lisesi, Sağlık Meslek Lisesi, Turizm Otelcilik Lisesi, Fen Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi ve MOSTEM) Lise pansiyonlarında kalan öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışma grubunu ise Gençlik Spor Bakanlığının 2018/1 Proje Çağrı programı kapsamında "Yurtlar Canlansın Spor Yapmayan Kalmasın" isimli ortaöğretim pansiyon öğrencilerine yönelik bir proje kapsamında planlanan serbest zaman etkinliklerine katılan 113 gönüllü kız-erkek lise pansiyon öğrencisi oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Serbest Zaman Doyum Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde; frekans, aritmetik ortalama, standart sapma; bağımsız örneklemler için PairedSamples t- testi, tek faktörlü MANOVA testleri kullanılmıştır. Bu çalışmanın Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısının ön testi 0.96, son test 0.90 olarak hesaplanmıştır. Tez kapsamındaki etkinliklere düzenli katılan öğrencilerin Serbest Zaman Doyum Ölçeği (SZDÖ)neilişkin puanlarının anlamlı bir şekilde yükseldiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak öğrencilerin pansiyonlarda serbest zaman etkinliklerini geçirecek yeterli alanlarının olmadığı, bu yüzden büyük bir çoğunluğunun serbest zamanları değerlendirirken (bazen) güçlük çektiği ve okul dışı etkinliklere yeterince katılamadıkları görülmüştür. Bu doğrultuda pansiyonlarda kalan öğrenciler için çeşitli serbest zaman etkinlik alanları düzenleyerek; bu alanlarda düzenli bir şekilde etkinliklere katılımlarının sağlanası önerilebilir. Anahtar kelimeler: Lise öğrenci, Pansiyon, Serbest Zaman İlgilenim, Serbest Zaman Doyum
Yelken ve rüzgar sörfü yapan bireylerin serbest zaman motivasyonu ve heyecan arayışları
Bu araştırmanın amacı yelken ve rüzgâr sörfü katılımcılarının serbest zaman motivasyonları ve heyecan arayışlarının incelenmesidir. Araştırmanın evrenini Türkiye Yelken Federasyonu onaylı yelken sporları merkezlerinde, yelken ve rüzgâr sörfü etkinliğine katılan farklı kademelerdeki katılımcılar, örneklem grubunu ise yaşları 18 ila 42 arasında değişkenlik gösteren 218 kadın, 399 erkek katılımcı toplamda 617 yelken ve rüzgâr sörfü katılımcısı oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları, giriş bölümüne demografik değişkenlerin sorgulandığı kişisel bilgi alanı eklenmiş ve katılımcıların bilgilerini rahatça aktarabileceği şekilde dizayn edilmiştir. Pelletier vd., (1989) tarafından geliştirilen Serbest Zaman Motivasyon Ölçeği (SZMÖ), Zuckerman (1994) tarafından geliştirilen Heyecan Arama Ölçeği (HAÖ) olarak kullanılmıştır. üç ayrı ölçme aracı bir araya getirilerek bütünleşik bir anket formu oluşturulmuştur. Ölçüm araçlarından elde edilen veriler istatistik analizleri yapılmak üzere elektronik ortamdaki istatistik paket programına aktarılmıştır. Verilerin istatistiksel gösterimi olarak tanımlayıcı istatistik ve frekans analizleri yapılmıştır. Kolayda örnekleme yöntemine göre elde edilen verilerin analizinde istatistiki yöntem olarak; frekans, aritmetik ortalama, standart sapma; bağımsız örneklemler için t testi, tek faktörlü MANOVA, ANOVA ve Pearson Korelasyon testleri kullanılmıştır. Verilerin parametrik testlerin ön şartlarını sağlayıp sağlamadığına Skewness ve Kurtosis (verilerin normal dağılım durumu) değerleri ve Levene (varyansların eşitliği) testi sonuçları incelenerek karar verilmiştir. Ölçeklerin güvenirliklerini belirlemek için de Cronbach Alpha katsayısı hesaplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde ve yorumlarda, p<.05 anlamlılık düzeyi dikkate alınmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, yelken ve rüzgâr sörfü katılımcılarının heyecan arama düzeyleri ve serbest zaman motivasyonlarına bağlı olarak cinsiyet, branş, refah düzeyi, branş düzeyi ve yılda harcanan gün sayısı değişkenlerinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Bununla birlikte, yelken ve rüzgâr sörfü katılımcılarının serbest zaman motivasyonları ile heyecan arayışları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Serbest zaman, rekreasyon, macera rekreasyonu, serbest zaman motivasyonu, heyecan arama, yelken, rüzgâr sörfü.
Heyecan arayışı ile yaşam doyumu ve serbest zamanda algılanan özgürlük düzeyi ilişkisi: İzmir korku evleri örneği
Çalışmanın amacı İzmir ilinde bulunan korku evlerindeki seanslara katılan bireylerin heyecan arayışı ile yaşam doyumu ve serbest zamanda algılanan özgürlük düzeyi arasındaki ilişkilerin incelenmesi ve çeşitli demografik değişkenlere göre karşılaştırılmasıdır. Çalışmanın evrenini İzmir ilinde bulunan korku evlerindeki seanslara katılan bireyler oluştururken, çalışma grubunu ise bireyler içerisinden kolayda örneklem metodu ile seçilen, yaş ortalamaları 197 erkek (Ortyaş=25.89 ± 7.71) ve 155 kadın (Ortyaş=25.56 ± 7.11) olmak üzere 352 (Ortyaş=25.74 ± 7.44) gönüllü birey oluşturmuştur. Katılımcılara araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu, Türkçe'ye uyarlama çalışmaları; Çelik ve Turan (2016) tarafından "Heyecan Arayışı Ölçeği Kısa Formu" (HAÖ), Durak, Şenol Durak ve Gençöz (2010) tarafından "Yaşam Doyumu Ölçeği" (YDÖ) ve Yerlisu Lapa ve Ağyar (2017) tarafından yapılan "Serbest Zamanda Algılanan Özgürlük Düzeyi Ölçeği" (SZAÖÖ) uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde istatistiki yöntem olarak; frekans, aritmetik ortalama, standart sapma; bağımsız örneklemler için t testi, ANOVA ve Pearson Korelasyon testleri kullanılmıştır. Verilerin parametrik testlerin ön şartlarını sağlayıp sağlamadığına Skewness ve Kurtosis (verilerin normal dağılım durumu) değerleri ve Levene (varyans eşitliği) testi sonuçları incelenerek karar verilmiştir. Sonuç olarak, katılımcıların serbest zamanlarını değerlendirirken bazen zorluk çektikleri, korku evi seanslarına genellikle arkadaşlarıyla katıldığı, fiziksel etkinliklere katılımın tüm ölçek ortalama puanlarını artırdığı sonucuna varılmıştır. SZAÖÖ, YDÖ ve HAÖ toplam ortalama puanlarının yüksek olduğu ve çeşitli demografik değişkenlere göre farklılaştığı, SZAÖÖ ile YDÖ arasında düşük seviyede ve pozitif yönde SZAÖÖ ile HAÖ arasında orta seviyede ve pozitif yönde bir ilişki olduğu görülmektedir. Anahtar kelimeler: Korku evi, Yaşam Doyumu, Heyecan Arayışı, Serbest Zamanda Algılanan Özgürlük, Serbest Zaman
Doğa ve macera rekreasyonu etkinliklere katılan bireylerin serbest zaman doyum ve mutluluk düzeylerinin incelenmesi: Fethiye destinasyonu örneği
Bu çalışmanın amacı, doğa ve macera rekreasyonu etkinliklerine katılan bireylerin serbest zaman doyumu ve mutluluk düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi ve çeşitli demografik özelliklere göre karşılaştırılmasıdır. Çalışmanın evrenini Türkiye'den Fethiye destinasyonunda gerçekleştirmek üzere; yamaç paraşütü, bungee jumping, macera parkuru, rüzgar sörfü, tüplü dalış, rafting, kanyon yürüyüşü ve uçurtma sörfü vb. gibi doğa ve maceraya dayalı etkinliklere katılan bireyler oluşturmaktadır. Çalışma grubunu ise doğa ve macera rekreasyon katılımcısı arasında, 18-56 yaşları arasında değişen toplam 321 gönüllü oluşturmuştur. Çalışmada kullanılan veri toplama aracı olarak demografik bilgilerin bulunduğu sorulara, "Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu" ve "Serbest Zaman Doyum Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, tanımlayıcı istatistiklerle birlikte bağımsız örneklemler için t-testi, MANOVA ve ANOVA kullanılmıştır. Serbest zaman doyumu ve mutluluk arasındaki ilişkinin belirlenmesinde Pearson Korelasyon testi ve etkinin ortaya konması için ise Regresyon testinden faydalanılmıştır. Bu doğrultuda çalışmamızın sonucunda, doğa ve macera sporuna katılan bireylerin mutluluk seviyelerinin yüksek olduğu, SZDÖ alt boyut ortalama puanına göre ilk sırayı "rahatlama" doyumunun aldığını tespit edilmiştir. Mutluluk verilerine ilişkin olarak; katılımcıların eğitim durumu, refah düzeyi, çalışma durumu, fiziksel aktivitelere katılım durumu ve serbest zamanları değerlendirmede güçlük çekme durumlarına göre istatistiksel anlamlı farklılıkların olduğu sonucu görülmektedir. SZDÖ ilişkin ise tüm demografik değişkenlerde farklılıklara rastlandığı; erkek, bekar, lisansüstü eğitim alan, refah düzeyi yüksek olan, tam zamanlı çalışan, doğa ve macera etkinliklerine arkadaş grubu ile katılan, fiziksel aktiviteleri düzenli yapan ve serbest zamanları değerlendirirken hiçbir zaman güçlük çekmeyen katılımcıların serbest zaman doyum düzeyleri, diğerlerine göre daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. SZDÖ ile OMÖ-K arasında pozitif yönde bir ilişki ortaya çıkmış ve bu ilişkinin etki seviyesi ise 16% olarak belirlenmiştir. Bu doğrultuda, serbest zaman doyumunun bireyin mutluluk seviyesini artırdığı sonucunu ortaya koymaktadır.
Kayak ve snowboardçularda kayak merkezi tercihi,optimal performans duygu durumu ve heyecan arayışı ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı kayak ve snowboard yapan bireylerin kayak merkezi tercihi, optimal performans duygu durumu ve heyecan arayışı arasındaki ilişkinin saptanmasıdır. Araştırmada veri toplamak amacıyla kayak ve snowboard katılımcılarına kişisel bilgi formu, Kayak ve Snowboarda İlişkin Heyecan Arama Ölçeği (KSİHAÖ), Kayak Merkezi Tercih Ölçeği (KMTÖ) ve Sürekli Etkinlik Tecrübe Ölçeği Kısa Formu (SETÖ-2) uygulanmıştır. Verilerin analizi 5 farklı örneklem grubu üzerinden 3 aşamalı şekilde yürütülmüştür. Birinci aşamada Kayak Merkezi Tercih Ölçeği (KMTÖ)'nin geliştirilmesinde odak grup görüşmesi için iki grup olmak üzere toplam 2 kadın 10 erkek yaşları 23 ile 63 arası değişen kayak ve snowboard antrenörleri ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada Kayak ve Snowboard'a İlişkin Heyecan Arama Ölçeği (KSİHAÖ)' nin Türk kültürüne uyarlama çalışmasının dilsel eşdeğerliği için 38, test-tekrar test ve ölçüm güvenirliği için 53 kişiden veriler toplanmıştır. Kayak Merkezi Tercih Ölçeği (KMTÖ) ve Kayak ve Snowboarda İlişkin Heyecan Arama Ölçeği (KSİHAÖ) yapı geçerliği, iç tutarlılık (Cronbach Alpha) ve İki yarı test güvenirliği (Split-Half) çalışmaları için 622 (kadın 167 X = 24.33 ss=5.72 yaş; erkek 455 X = 27.52 ss= 7.83 yaş) katılımcıdan veriler toplanmıştır. Üçüncü aşama olarak ise çalışmaya ilişkin hipotezlerinin test edilmesinde kayak ve snowboard ile ilgilenen 510 (kadın 126 X = 23.94 ss= 5.79 yaş; erkek 384 X = 27.33 ss= 7.87 yaş) doğa ve macera rekreasyonu katılımcısına ulaşılarak analizler gerçekleştirilmiştir. Kayak ve Snowboarda İlişkin Heyecan Arama Ölçeğinin Türkçeye uyarlama çalışması öncelikle dilsel eşdeğerlik analizi yapılmış ve analiz sonucunda ölçeğin her bir maddeye ilişkin korelasyon katsayılarının .46 ile .85 arasında değiştiği, madde toplam puanları açısından korelasyon katsayısının ise .83 (p<.01) olduğu belirlenmiştir. KSİHAÖ'nin faktör yapısını incelemek için yapılan KMO (Kaiser-Meyer-Olkin) değerinin 0.88 ve Barlett Sphericity değerleri ise 2789.44 (p< .001. sd= 45) olarak bulunmuştur. Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) sonuçları değerlendirildiğinde maddelerin faktör yük değerlerinin ".58 ile .81" aralığında değiştiği ve maddelerin yüksek faktör yük değerlerine sahip olduğu elde edilmiştir. Maddelerin açıkladığı varyans faktör 1 için %44 ve faktör 2 için %19 olarak tespit edilirken maddelere ilişkin toplam varyans % 64 olduğu belirlenmiştir. Gerekli modifikasyon işlemlerinden sonra modelin mükemmel ve yeterli uyum indekslerine ulaştığı ve maddelerin faktör yük değerlerinin .55 ile .86 arasında değiştiği sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda faktör 1 "yenilik arayışı" ve faktör 2 "risk arayışı" olarak adlandırılmış ve Türk kültürü için kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) sonrası 622 kayak ve snowboard katılımcısından elde edilen iç tutarlılık katsayısı "yenilik arayışı" alt boyutu için .86 ve "risk arayışı" alt boyutu için .77 olarak hesaplanmıştır. Test-tekrar test güvenirliği sonuçlarına göre ise "yenilik arayışı" alt boyutu için korelasyon katsayısının .98 (p<.01) olduğu; "risk arayışı" alt boyutuna ilişkin korelasyon kat sayısının .98 (p<.01) olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kayak Merkezi Tercih Ölçeği (KMTÖ)'nin faktör yapısını incelemek için yapılan KMO (Kaiser-Meyer-Olkin) değerinin 0.95 ve Barlett test değeri ise 7928.86 (p< .001. sd= 253) olarak bulunmuştur. Daha sonra yapılan Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) sonuçlarına göre KMTÖ'nün 4 faktörlü yapıda oluştuğu görülmüştür. Maddelerin faktör yük değerlerinin ".34 ile .84" aralığında değiştiği ve maddelerin açıkladığı varyans faktör 1 için %44, faktör 2 için %6.5, faktör 3 için % 5.2 ve faktör 4 için %4.7 olarak tespit edilirken; maddelere ilişkin toplam varyans % 61 olarak belirlenmiştir. Gerekli modifikasyon işlemlerinden sonra modelin mükemmel ve yeterli uyum indekslerine ulaştığı ve maddelerin faktör yük değerlerinin .34 ile .83 arasında değiştiği görülmektedir. Ölçeğe ilişkin faktör 1 "konaklama ve taşıma", faktör 2 "alternatif etkinlikler", faktör 3 "destek hizmetleri" ve faktör 4 "doğa ve çevre" olarak isimlendirilmiştir. DFA analizi sonrası 622 katılımcılardan elde edilen Cronbach Alpha iç tutarlılık güvenirlik katsayısı "konaklama ve taşıma" alt boyutu için .89, "alternatif etkinlikler" alt boyutu için .78, "destek hizmetleri" alt boyutu için .88 ve "doğa ve çevre" alt boyutu için .71 olarak hesaplanmıştır. Ölçeğin iki yarı korelasyonu Spearman-Brown formülü ile hesaplandığında ilk yarı için .94, Guttman Split-Half korelasyonu .94; ikinci yarı için Spearman-Brown .95 ve Guttman Split-Half korelasyon değeri .94 olarak hesaplanmıştır. Araştırma verilerinin "Normal Dağılıma Uygunluk Test" sonuçlarına göre; veri seti normal dağılıma uygunluk sağlamıştır. Araştırmaya ilişkin korelasyon analiz sonuçlarına göre kayak merkezi tercihi ile optimal performans duygu durumu arasında (r= .249, p<0.01); kayak merkezi tercihi ile heyecan arayışı arasında (r= .196, p<0.01); heyecan arayışı ile optimal performans duygu durumu arasında (r= .549, p<0.01) istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Araştırmada kurgulanan modelin tespit edilmesi için yapısal eşitlik modeli analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre model 1'de kayak merkezi tercihinin optimal performans duygu durumu üzerinde etkisinin olduğu (β= .187, p<.01) ve p değerinin istatistiksel olarak anlamlı (p< .01) olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Model 2'de kayak merkezi tercihinin heyecan arayışı üzerinde etkisinin olduğu (β= .932, p<.01) ve p değerinin istatistiksel olarak anlamlı (p< .01) olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Model 3'te heyecan arayışının optimal performans duygu durumu üzerinde etkisinin olduğu (β= .581, p<.01) ve p değerinin istatistiksel olarak anlamlı (p< .01) olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Model 4'te heyecan arayışı aracı değişken olarak ele alınmıştır. Başlangıçta model 1'de kayak merkezi tercihinin optimal performans duygu durumu üzerinde etkisi varken, aracı değişken olarak heyecan arayışı modele dahil edildiğinde kayak merkezi tercihinin optimal performans duygu durumu üzerindeki etkisi ortadan kalkmış, p değerinin anlamsız (p >.05) olduğu ve kayak merkezi tercihi, heyecan arayışı, optimal performans duygu durumunun birbirine olan etki düzeyi artış göstermiş ve p değerinin anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır (β= .722, p<.01). Anahtar Kelimeler: Rekreasyon, Kayak, Snowboard, Heyecan Arama, Optimal Performans Duygu Durumu, Kayak Merkezi Tercihi
Öğretmenlerin rekreatif etkinliklere katılımlarında serbest zaman katılım engelleri ve mesleki tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, toplum mimarı olan öğretmenlerin rekreatif etkinliklere katılımlarında serbest zaman katılım engelleri ile mesleki tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu Manisa ili Turgutlu ilçesinde ilkokul (130), ortaokul (182) ve lisede (265) görev yapmakta olan toplamda (577) öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan öğretmenlerden (303)'ü erkek, (274)'ü kadındır. Araştırmaya katılan gönüllü öğretmenlere "Boş Zaman Engeli Ölçeği" Gürbüz ve diğ. (2012) ve "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" Ergin (1992) doldurmaları istenmiştir. Verilerin istatistiksel analizi SPSS20 programı ile gerçekleştirilmiştir. Ulaşılan bulgular serbest zaman engeli ve mesleki tükenmişlik düzeyi perspektifinde tartışılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi aşamasında, tanımlayıcı istatistikilerle birlikte Independent t testi ve Anova t testi kullanılmıştır. Öğretmenlerde boş zaman engeli ile mesleki tükenmişlik düzeyi arasındaki ilişkinin belirlenmesinde Pearson korelasyon testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, öğretmenlerin medeni durum, yaş, mesleki kıdem, görev yaptığı okul türü ve serbest zaman etkinlikleri ile uğraşı durumlarına göre boş zaman engeli ölçeği açısından (p<.05); yaş, mesleki kıdem, görev yaptığı okul türü ve serbest zaman etkinlikleri ile uğraşı durumlarına göre mesleki tükenmişlik ölçeği açısından anlamlı farklılıkların olduğu tespit edilmiştir (p<.05). Araştırmaya katılan öğretmenlerin boş zaman engeli ile mesleki tükenmişlik düzeyi arasındaki ilişki için yapılan korelasyon analizi sonucuna göre, pozitif yönlü ve düşük düzeyde bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir (ölçek ortalama r: 0,140, p<.01). Çalışma sonucunda Turgutlu ilçesinde görev yapmakta olan öğretmenlerin rekreatif etkinliklere katılımlarında serbest zaman katılım engelleriyle karşılaştığı ve mesleki tükenmişlik yaşadığı saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Serbest Zaman, Serbest Zaman Engeli, Rekreasyon, Tükenmişlik, Mesleki Tükenmişlik, Tükenmişlik Sendromu.
Rekreatif bir etkinlik olarak bale kavramına ilişkin metaforik algılar: İzmir ili örneği
Bu araştırmanın temel amacı, bale dansı kavramına metaforik anlamda açıklık getirmek için İzmir İli Dokuz Eylül Üniversitesi Konservatuvarı Bale Bölümü öğrencileri ile Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel bale okulları öğrencilerinden rekreatif bale dansı yapanların metaforik algılarının karşılaştırılmasıdır. Araştırmadan elde edilen bulgularile bale dansı kavramına yönelik yapılmış araştırmaların Türk literatürüne kazandırılması ve bale dansı kavramının metaforik belirteçlerini açıklayan çalışmalara rastlanmaması sebebiyle araştırmanın literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırma kapsamında profesyonel (lisanslı yarışmış, yarışmalara katılan, üst kademeli, deneyimli, dereceli, vb..) ve rekreatif (serbest zamanlarında keyif almak için dans eden) bale dansçıları arasından amaçlı örneklem yoluyla seçilmiş 25katılımcınin bale dansı kavramına yönelik metaforik algıları, metafor tekniği kullanılarak toplanan veriler ışığında incelenmiştir. Araştırmaya katılan profesyonel ve rekreatif bale dansçılarının bale dansı kavramına ilişkin sahip oldukları algıları ortaya çıkarmak amacı ile her birine "Bale yapmak………..benzer. Çünkü; …………….." cümlesi verilerek bu cümleleri tamamlamaları istenilmiştir. Profesyonel ve rekreatif balerin ve baletlerin kendi el yazıları ile geliştirdikleri metaforlar toplanmıştır. Toplanan bu belgeler değerlendirmeye alınmıştır. Araştırmada nitel analiz yöntemlerinden betimsel ve içerik analiz yöntemleri kullanılmıştır. Elde edilen veriler, bilgisayar ortamında düz yazı haline getirilerek Nvivo for Windows programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Katılımcıların demografik bilgilerinin değerlendirilmesi amacıyla nicel analiz yöntemi kullanılmış ve frekans ve karşılaştırmalı tablolar şeklinde bulgular sunulmuştur. Katılımcılar bale kavramına yönelik 17 farklı metafor üretmişlerdir. Üretilen metaforlar ortak özellikleri dikkate alınarak 3 farklı kavramsal kategori altında toplanmıştır. Bunlar; uçmak, dans etmek ve ruh'dur. İçerik analizin sonucunda ortaya iki model çıkmıştır. Bu modeller "profesyonel katılımcıların metaforik algılarına ilişkin bütünleşik model" ve "rekreatif katılımcıların metaforik algılarına ilişkin bütünleşik model" şeklinde sunulmuştur. Nicel araştırma sonuçlarından da birkaç cümle ekleyelim (örnek yaş gurubu sonucu, eğitim sorusu vb) Bu araştırma sonucunda rekreatif bale katılımcılarının gerek fiziksel gerek sosyal gerekse psikolojik alanlarda önemli kazanımlar elde ettikleri görülmektedir. Bu nedenle özellikle küçük yaşlarda ebeveynlerin çocuklarını küçük yaşlarda bale dansına yönlendirmeleri öneri olarak sunulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Profesyonel bale dansçısı, Rekreatif bale dansçısı, Bale
Gençlerin serbest zaman etkinliklerine yönelik tutumları ile doyum ve mutluluk düzeyleri arasındaki ilişki: Manisa gençlik merkezleri örneği
Manisa Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'ne bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren gençlik merkezlerinden hizmet alan bireylerin serbest zaman etkinliklerine yönelik tutum, doyum ve mutluluk düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi ve çeşitli demografik değişkenlere göre karşılaştırılması araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırma evrenini, Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesindeki gençlik merkezleri katılımcıları, örneklem grubunu ise MGSİM bağlı olan gençlik merkezlerindeki katılımcı bireyler içerisinden uygun örneklem modeli ile 441 kişi oluşturmuştur. Araştırma gurubuna kişisel bilgi formu, Boş Zaman Tutum Ölçeği (BZTÖ), Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu (OMÖ-K) ve Serbest Zaman Doyum Ölçeği (SZDÖ) uygulanmıştır. Ölçeklerin faktör yapısını test etmek için Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) kullanılmıştır. Bağımlı değişkenlerde bağımsız değişkenler açısından anlamlı farklılıkları test etmek amacıyla Independent Samples T Testi, ANOVA ve MANOVA testine bakılmış; ANOVA ve MANOVA analiz tablolarında anlamlı farklılıkların kaynağını tespit etmek için ise Post-Hoc Tukey Testi kullanılmıştır. Ölçme araçları parametrik koşulları sağlamadığında ise non-parametrik karşılıkları yapılmıştır. Elde edilen bulgular literatür eşliğinde tartışılarak yorumlanmıştır. ANOVA analizi sonuçlarına bakıldığında, katılımcıların OMÖ-K'na ilişkin ortalama puanları arasında "eğitim durumu" değişkenine göre anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Sonuçlar incelendiğinde, "ilköğretim"e devam eden katılımcıların toplam ortalama puanları ile "üniversite" ve "lise" eğitimine devam eden katılımcıların ortalama puanları arasında "eğitim durumu" değişkenine göre anlamlı farklılık olduğu ve "ilköğretim"e devam eden katılımcıların OMÖ-K'na ilişkin ortalama puanları "üniversite" ve "lise" eğitimine devam eden katılımcılardan daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada, mutluluğun bir belirleyicisi ve serbest zaman tutumunu, doğrudan ve dolaylı bir şekilde serbest zaman doyumunu yordayıcıları olarak önceliklendirilmesinin ve gerekçelendirilmesinin önemini göstermektedir. Sonuç olarak gençlik merkezlerinde yapılan etkinliklere katılımın serbest zaman tutum ve doyumu artırdığı, bununla birlikte katılımcıların mutluluk düzeylerini yükselttiği tespit edilmiştir.
Özel gereksinimli çocukların rekreatif etkinliklere katılımları ile yaşam kaliteleri arasındaki ilişkinin ebeveyn rolü açısından incelenmesi: Manisa ili örneği
Çalışmanın genel amacı özel gereksinimli çocukların rekreaktif etkinliklere katılımı ile yaşam kaliteleri arasındaki ilişkinin ebeveyn rolü açısından incelenmesidir. Bu çalışma özel gereksinimi olan çocukların serbest zaman etkinliklerine katılımında ailenin rolünü belirlemek, katılımın çocuğun günlük yaşam kaliteleri üzerine olan etkilerini incelemek ve bu bağlamda serbest zaman etkinliklerine katılım engellerine ilişkin bir durum tespiti yapmayı amaçlamaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu Manisa ili merkezinde bulunan 10 özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde 8-18 yaş arası öğrenim gören özel gereksinimli öğrenciler ve aileleri oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak; çocukların serbest zaman aktivite düzeylerini belirlemek için "Boş Zaman Aktivitelerine Katılımı Değerlendirme Formu", ailenin bu konudaki rolünü belirlemek için ise "Boş Zaman Aktivitelerine Karar Vermede Ailenin Rolü Formu" kullanılmıştır. Yaşam kalitesini değerlendirmek amacıyla Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ)'nin 8-18 yaş için geliştirilmiş ebeveyn formu uygulanmıştır. Çalışma sonuçlarından elde edilen verilerin analizlerinde Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ) için t testi, ANOVA; Serbest Zaman Aktivitelerine Karar Vermede Ailenin Rolü Formu için ise Ki-Kare analizi uygulanmıştır. Çalışmanın sonuçları incelendiğinde, çalışmaya katılan özel gereksinimli çocukların ve ailelerin yaşam kalitelerinin ve serbest zaman etkinliklerine katılımlarının beklenilen düzeyde gerçekleşmediği tespit edilmiştir. Çocukların eğitim gördükleri rehabilitasyon merkezlerinin ve ailelerin bu konuda bilinçlendirilmesi aynı zamanda rekreaktif etkinliklere yönlendirilmesi gerekmektedir.
Uluslararası spor organizasyonlarında gönüllü motivasyonu ile serbest zaman doyum düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Son yıllarda, ülkemizde ve dünyada önemi giderek artmakta olan spor etkinlikleri, bireylerin serbest zamanlarında, etkinliklerin bir parçası olabilmesi açısından fırsatlar sunmaktadır. Bununla birlikte uluslararası spor organizasyonları açısından bu durum, bireylerin gönüllü katılımcı olarak destekleri ile ev sahibi şehir ve ülkeler için önemli bir insan kaynağı oluşturmaktadır. Son yıllarda yapılan bazı çalışmalarda Öz-Belirleme Kuramı ile ilişkilendirilen ve Ciddi Serbest Zaman Perspektifi içerisinde de birçok boyutuyla incelenen gönüllülük kavramının, uluslararası spor organizasyonlarının da vazgeçilmez parçalarından biri olduğunu göstermektedir. Spor gönüllülerinin organizasyonlara ve organizasyonların da spor gönüllülerine katkılarının karşılıklı olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı; uluslararası spor organizasyonlarında görev alan gönüllülerin motivasyon faktörleri ile serbest zaman doyum düzeyleri arasındaki ilişkinin karşılaştırılması ve farklı demografik değişkenlere göre incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, uluslararası spor organizasyonlarının sergilenmesinde büyük önem arz eden gönüllü katılımının motivasyon ve serbest zaman doyum düzeyleri açısından geliştirilmesine katkıda bulunulması hedeflenmiştir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden "betimsel ve ilişkisel tarama modeli" kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından hazırlanan "kişisel bilgi formu" ile birlikte, 25 maddeden oluşan "Uluslararası Spor Organizasyonları İçin Gönüllü Motivasyonları Ölçeği" ve 24 maddeden oluşan "Serbest Zaman Doyum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu ise, ülkemizde gerçekleştirilen 25. Balkan Salon Atletizm Şampiyonası, Vodafone 41. İstanbul Maratonu, UEFA Süper Kupa 2019 Finali ve Samsung 31. Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı uluslararası spor organizasyonlarına katılan ve amaçlı örneklem yoluyla belirlenen; 24,00 (±7,299) yaş ortalamasına sahip, 99 kadın 168 erkek olmak üzere, toplam 267 spor gönüllüsü bireyden oluşmaktadır. Elde edilen bulgular, uluslararası spor organizasyonlarında gönüllülük faaliyetlerine katılım gösteren bireylerin en önemli motivasyon faktörlerinin değerlerin ifadesi ve spor sevgisi faktörleri olduğunu gösterirken; bunun yanı sıra vatanseverlik, kişilerarası ilişkiler ve kariyer yönlendirme faktörlerinin de önemli derecede motive edici faktörler olduğu görülmektedir. Gönüllü katılımcıların serbest zaman doyum düzeyleri açısından ise en önemli faktörlerin fiziksel ve eğitimsel boyutları olduğu görülürken; bu faktörleri takiben sosyal ve psikolojik faktörlerinin de gönüllü katılımcıların serbest zaman doyum düzeyleri açısından önem arz eden boyutlar olduğu söylenebilir. Bununla birlikte katılımcıların genel motivasyon ve genel doyum düzeylerinin de oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yapılan t-testi sonuçları incelendiğinde cinsiyet değişkeni ve motivasyon faktörleri açısından değerlerin ifadesi alt boyutunda anlamlı bir fark tespit edilmiştir. Bununla birlikte gönüllü katılımcıların cinsiyet değişkeni açısından serbest zaman doyum düzeylerinde herhangi bir anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. MANOVA testi sonuçları incelendiğinde ise, sporla ilgilenim değişkeninin, gönüllü katılımcıların motivasyon ve serbest zaman doyum düzeylerine etkisi olduğu söylenebilir. Korelasyon testi sonuçları uluslararası spor organizasyonlarında gönüllülük faaliyetlerine katılan bireylerin motivasyon faktörleri ile serbest zaman doyum düzeyleri arasında önemli bir ilişki olduğunu göstermektedir. Yine regresyon testi analiz sonuçları incelendiğinde, kişiler arası ilişkiler ve dışsal ödüller değişkenlerinin serbest zaman doyumu üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu görülmektedir. Çalışma sonuçları ve literatür ile birlikte, motivasyon ve serbest zaman yaklaşımları da göz önüne alındığında; uluslararası spor organizasyonlarında görev alan gönüllülerin serbest zaman doyumu ve motivasyon faktörleri arasında güçlü bir bağ olduğu düşünülmektedir. Uluslararası spor organizasyonlarında görev alan gönüllülerin motivasyon faktörleri ile serbest zaman doyum düzeylerinin incelenmesi amacıyla yapılan bu çalışmanın literatüre önemli katkıları olacağı düşünülmektedir.
Huzurevinde kalan yaşlılarda rekreatif etkinliklerin aktivite teorisi kapsamında uygulanabilirliğinin incelenmesi
Aktivite teorisi temel alınarak sorun ve ihtiyaç odaklı yaşantıya dayalı etkinliklerle zenginleştirilmiş bir aktivite programının, yaşlılara tanımlanarak etkinliklerin öğretime özgü görevleri yapabilmelerini fark etmeleri ve böylelikle kendilerine ait farkındalıklarının desteklemesi hedeflenir. Yaşlıların kendilerini tanımaları ve hala bir şeyleri yapabildiklerini görmeleri yaşam süreleri içerisinde büyük yer tutmaktadır. Kendilerinde engel gördükleri tüm sorunları aşabilmelerinin en kolay yolu ise serbest zamanlarını dilediğince verimli geçirebilmektedir. Bu doğrultuda bu araştırmanın amacı, dezavantajlı gruplardan birisi olarak tanımlanan huzurevinde yaşayan yaşlı bireylerin aktivite teorisi kapsamında gönüllü katılımlarını rekreatif etkinlikler aracılığı ile teşvik ederek, serbest zaman aktivitelerine katılımında engelleyici faktörlerinin azaltılmasına ve/veya ortadan kaldırılmasına yönelik deneysel bir çalışma ortaya koymaktır. Yaşlıların yaşam kalitesini arttırıcı etkinliklerde bulunmak önemli bir toplumsal sorumluluktur. Toplum tabanlı bir uygulama olarak huzurevlerinde kalan yaşlıların planlanan etkinlikler ile rekreatif amaçlı serbest zamanlarını değerlendirerek hareketsiz yaşam etkilerini azaltmaya destek olunması hem alan yazına hem de yaşlıların sürdürülebilir etkinlik anlayışı ile yaşam felsefelerine katkı sağlaması beklentileri bu araştırmanın önemini ortaya koymaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, İzmir ilinde bulunan kamuya bağlı Bornova Nevvar Salih İşgören Huzurevi'nin 65 – 87 yaş aralığında yaş ortalaması 74 olan ve çalışmaya gönüllü olarak katılan 20 yaşlı birey oluşturmaktadır. Bu araştırmanın araştırma desenini "fenomenoloji (olgubilim)" deseni oluşturmuştur. Araştırma da nitel araştırma yöntemlerinden gözlem, görüşme ve doküman analizinden (günlüklerden) yararlanılmıştır. Çalışmada nitel analiz yöntemlerinden betimsel ve içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Elde edilen veriler Nvivo for Windows program analizi yardımıyla bilgisayar ortamında düz yazı haline getirilerek hazırlanmıştır. Araştırmanın bulgular bölümünde huzurevi katılımcılarına uygulanan rekreatif etkinlikler etkinlik öncesi ve etkinlik sonrasında yapılan görüşmelere ilişkin bulgular, katılımcılardan etkinlik boyunca tutmaları istenen günlüklere ilişkin bulgular ve huzurevinde çalışan, uzman görüşü olarak nitelendirilen eğitmenin gözlem notlarına ilişkin bulguları yer almıştır. Sonuç olarak katılımcıların aktivite teorisi kapsamında rekreatif etkinlikler aracılığıyla engellerini azalttıklarını söyleyebiliriz. Bununla birlikte katılımcılarımız yaşam kalitelerini yükseltmiş kendilerini daha yararlı görmelerine ve rekreatif etkinlikleri sevmelerine ve daha fazla keyif almalarına vesile olmuştur. Anahtar Kelimeler: Yaşlılık, Huzurevi, Rekreasyon, Aktivite Teorisi
Karate hakemlerinin zaman yönetimi davranışları ile serbest zaman tutumları arasındaki ilişkinin bazı değişkenlere göre incelenmesi
Serbest zamanlarını yoğun müsabaka temposu içerisinde görev alarak sürdüren hakemlerin, zamanlarını iyi değerlendirmeleri, hem bireyin etkili ve verimli olmasına hem de spor branşının etkinliğine katkıda bulunmaktadır. Karate hakemlerinin zaman yönetimi davranışları ile serbest zaman tutumları arasındaki ilişkiyi incelemek bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu, Türkiye Karate Federasyonu'nda aktif olarak hakemlik ile uğraşan aday-bölge-milli-uluslararası 126 kadın 176 erkek toplam 301 hakemden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan gönüllü hakemlere Britton ve Tesser (1991)'ın geliştirdiği Zaman Yönetimi Ölçeği'nin (ZYÖ) geçerlik ve güvenirlik çalışması Alay ve Koçak (2002) tarafından ülkemiz için uyarlanan ve Ragheb ve Beard (1982)'nin geliştirdiği Boş Zaman Tutum Ölçeği'nin (BZTÖ) geçerlik ve güvenirlik çalışması Akgül ve Gürbüz (2011) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan ölçekler uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel analizi SPSS20 programı ile gerçekleştirilmiştir. Ulaşılan bulgular serbest zaman tutum ve zaman yönetimi davranışları perspektifinde tartışılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde; frekans, ortalama, standart sapma, Pearson Corelation, ANOVA ve MANOVA testi kullanılmıştır. Bu çalışmanın Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısının BZTÖ için 0,98, ZYÖ için 0,91 olarak hesaplanmıştır. Elde edilen bulgular literatür eşliğinde tartışılarak yorumlanmıştır. Yapılan analizler sonucunda BZTÖ "serbest zaman değerlendirme durumu" açısından sadece "davranışsal" alt boyutunda anlamlı farklılaştığı görülmüştür. Sonuçlar incelendiğinde anlamlı farkın tespit edildiği davranışsal alt boyutta serbest zamanlarını gazete, dergi ve kitap okuyarak, sanat etkinliklerine katılarak değerlendirdikleri ortaya çıkmaktadır. ZYÖ alt boyutlarında "cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, hakemlik kademesi, haftalık serbest zaman yeterliliği, serbest zaman değerlendirme durumu" değişkenleri açısından anlamlı farklılıkların olduğu tespit edilmiştir. BZTÖ ve ZYÖ alt boyutlarında ki ilişki incelendiğinde zaman harcattırıcılar ile BZTÖ alt boyutları arasında anlamlı düzeyde negatif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Hakemlerin zaman tuzaklarından ve zaman kaybettirici alışkanlıklara devam ettiği sürece serbest zaman tutumlarında da azalma meydana geldiği sonucuna ulaşılmıştır.
Serbest zamanda algılanan özgürlük ve mutluluk düzeyi ilişkisi (Dans okulları örneği)
Araştırmanın amacı, Türkiye'de çeşitli illerde dans okullarından rekreasyonel amaçlı eğitim alan bireylerin, serbest zamanda algılanan özgürlük ve mutluluk düzeyi ilişkisinin belirlenmesidir. Araştırmanın evrenini Türkiye illerinde bulunan dans okullarındaki eğitimlere katılan bireyler oluştururken, çalışma grubu ise dans okullarından eğitim alan bireyler içerisinden 424 erkek ve 563 kadın olmak üzere toplam 987 (Ortyaş=25.43 ± 6.66) gönüllü birey oluşmaktadır. Katılımcılara araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu, Türkçe'ye uyarlama çalışmaları; Doğan ve Çötok (2011) tarafından yapılan "Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu-OMÖ-K" ve Yerlisu Lapa ve Ağyar (2017) tarafından yapılan "Serbest Zamanda Algılanan Özgürlük üzeyi Ölçeği" (SZAÖÖ) uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde istatistiki yöntem olarak; frekans, aritmetik ortalama, standart sapma; bağımsız örneklemler için t testi, ANOVA ve Pearson Korelasyon testleri kullanılmıştır. Verilerin parametrik testlerin ön şartlarını sağlayıp sağlamadığına Skewness ve Kurtosis (verilerin normal dağılım durumu) değerleri ve Levene (varyans eşitliği) testi sonuçları incelenerek karar verilmiştir. Bulgulara göre, dans okullarında eğitim alan bireylerin medeni durum, çalışma durumu, haftalık serbest zaman süresi, serbest zamanda güçlük çekme durumu, dans okullarına üyelik durumu, eğitimlerden yararlanma sıklığı ve aldığı dans eğitim değişkenleri bakımından algılanan özgürlük düzeylerinde; medeni durum, yaş, haftalık serbest zaman süresi, serbest zamanda güçlük çekme durumu, dans okullarına üyelik durumu, eğitimlerden yararlanma sıklığı ve aldığı dans eğitim değişkenleri bakımından ise mutluluk düzeylerinde anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, SZAÖ ile OMÖ-K arasında düşük seviyede ve pozitif yönde bir ilişki olduğu görülmektedir. Sonuç olarak, Türkiye'de faaliyetlerini sürdüren dans okullarında etkinliklere katılan bireylerin serbest zamanda algıladıkları özgürlük ve mutluluk seviyelerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca çalışmada, mutluluğun bir belirleyicisi olan serbest zamanda algılanan özgürlük, doğrudan ve dolaylı olarak bir şekilde kişinin mutluluğuna etki ettiğini göstermektedir. Bu açıdan çalışmamızın örneklem grubunu oluşturan bireylerin dans merkezlerinde yapılan etkinlik/eğitimlere katılımı algılanan özgürlük ve mutluluk düzeylerini artırdığı söylenebilir.
Serbest zamanda sıkılma algısı, akıllı telefon bağımlılığı ve yalnızlık düzeyi ilişkisi (Lise öğrencileri örneği)
Araştırmanın amacı, lise eğitimi veren okullarda öğrenim gören öğrencilerin serbest zamanda sıkılma algısı, akıllı telefon bağımlılığı ve yalnızlık düzeylerinin belirlenmesi ve çeşitli demografik değişkenlere göre incelenmesidir. Araştırma evrenini, Manisa İli Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı lise eğitimi veren okullarda öğrenim gören öğrenciler oluştururken, çalışma grubunu ise öğrenciler içerisinden akıllı telefon sahibi olan ve kolayda örneklem metodu ile seçilen yaş ortalamaları 505 erkek (Ortyaş=16.26± 1.11) ve 564 (Ortyaş=16.17± 1.04) kadın olmak üzere toplam 1069 (Ortyaş=16.21± 1.08) gönüllü öğrenci oluşturmuştur. Katılımcılara araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu, Türkçe'ye uyarlama çalışmaları; Noyan vd. (2015) tarafından yapılan "Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği-Kısa Formu" (ATBÖ-KF), Kara, Gürbüz ve Öncü (2014) tarafından yapılan "Serbest Zamanda Sıkılma Algısı Ölçeği" (SZSAÖ) ve Yıldız ve Duy (2014) tarafından yapılan UCLA Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu (UYÖ-KF) uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde istatistiki yöntem olarak; frekans, aritmetik ortalama, standart sapma; bağımsız örneklemler için t testi, MANOVA, ANOVA ve Pearson Korelasyon testleri kullanılmıştır. Verilerin parametrik testlerin ön şartlarını sağlayıp sağlamadığına Skewness ve Kurtosis (verilerin normal dağılım durumu) değerleri ve Levene (varyans eşitliği) testi sonuçları incelenerek karar verilmiştir. Araştırma bulgularında; ATBÖ-KF'ye ilişkin ANOVA test sonuçlarının "telefon kullanma saati" ve "fiziksel aktivitelere katılım sıklığı", UYÖ-KF'ye ilişkin ANOVA test sonuçlarının "günlük telefonu kontrol etme", "telefon kullanma saati", "akıllı telefon bağımlılığı durumu", "serbest zamanı değerlendirmede güçlük çekme" ve "fiziksel aktivitelere katılım sıklığı" ve SZSAÖ'ye ilişkin MANOVA test sonuçlarının ise "cinsiyet", "günlük telefonu kontrol etme", "telefon kullanma saati", "akıllı telefon bağımlılığı durumu", "serbest zamanı değerlendirmede güçlük çekme" ve "fiziksel aktivitelere katılım sıklığı" değişkenlerine göre farklılaştığı belirlenmiştir. SZSAÖ alt boyutlarından "sıkılma" alt boyutu ile UYÖ-KF arasında pozitif yönde düşük düzeyde ve "doyum" alt boyutu ile UYÖ-KF arasında ise negatif yönde düşük düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Sonuç olarak; katılımcıların ATBÖ-KF, UYÖ-KF ve SZSAÖ'ye ilişkin ortalama puanları çeşitli demografik değişkenlere göre farklılaştığı, öğrencilerin ATB düzeyi puan ortalamalarının yüksek olduğu, serbest zamanda sıkılma algıları yükseldikçe yalnızlık düzeylerinin yükseldiği ve serbest zamandan doyumlarının azaldığı, fiziksel aktivitelere katılım yükseldikçe ise akıllı telefon bağımlılığı ve yalnızlık ve sıkılma algısı düzeylerinin azalarak, doyumlarının arttığı sonucuna varılmıştır.
Manisa Celal Bayar Üniversitesi öğrencilerinin akıllı telefon internet bağımlılığı ve fiziksel aktivite düzeylerinin arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma Manisa Celal Bayar Üniversitesi öğrencilerinin Akıllı telefon, İnternet bağımlılığının ve Fiziksel Aktivite düzeyleri arasındaki ilişkinin bazı demografik değişkenler (yaş, cinsiyet, fakülte vb.) açısından farklılaşıp farklılaşmadığını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu; 2018-2019 Eğitim öğretim yılı Manisa Celal Bayar Üniversitesinin Mühendislik fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Spor Bilimleri Fakültesi ve Uygulamalı Bilimler Yüksekokulunda eğitim öğretim faaliyetlerine devam eden 868 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcılara "Kişisel Bilgi Formu", "Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği (ATBÖ)", "İnternet Bağımlılığı Ölçeği (İBÖ)" ve "Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (UAFAA)" uygulanmıştır. Parametrik dağılan veriler için, demografik değişkenlere ilişkin farklılıkların tespit edilebilmesinde Independent Sample T-Test ve ANOVA testi kullanılmıştır. Gruplar arasında tespit edilen istatistiksel farkın hangi gruplar arasında olduğunu belirlenmesinde Post-hoc testlerinden LSD testi kullanılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkinin belirlenmesinde Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. UAFAA-KF ile ATBÖ-KF ve İBÖ arasındaki ilişkiyi tespit etmek için korelasyon analizi uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına göre, UAFAA-KF ile ATBÖ-KF (r= -0.075; p<0.05) ve İBÖ (r= -0.076; p<0.05) arasında düşük seviyede ve negatif yönde bir ilişkinin olduğu, ayrıca ATBÖ-KF'nun ile İBÖ (r= 0.660; p<0.05) arasında orta seviyede ve pozitif yönde bir ilişkinin olduğu, İBÖ ve UAFAA-KF toplam puanlarının erkek katılımcılarda daha yüksek olduğu, serbest zamanlarını kampüs dışında değerlendiren katılımcıların ATBÖ-KF puanlarının daha yüksek olduğu, spor kulübüne üye olan katılımcıların UAFAA-KF puanlarının daha yüksek olduğu, gelir düzeyi değişkenine göre çok "kötü" ve "çok iyi" grubunda olan katılımcıların UAFAA-KF'na ilişkin toplam ortalama puanlarının daha yüksek olduğu, yurtta kalan katılımcıların UAFAA-KF puanlarının daha düşük olduğu ve haftalık serbest zaman süresi "1-5 saat" olan katılımcıların ATBÖ-KF puanlarının daha yüksek olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Sonuç olarak, Fiziksel aktivite yapan bireylerin akıllı telefon bağımlılığı üzerinde pozitif etkisi olduğu aynı zamanda akıllı telefon bağımlılığı düzeylerinin arttıkça internet bağımlılığı düzeylerinin de arttığı görülmüştür. Fiziksel aktivite etkinliklerinin çeşit ve içeriğinin artırılarak üniversite öğrencilerinin bağımlılık riskinin düşürülmesi açısından önemli olduğu düşünülmektedir.
Sınıf öğretmenlerinin serbest zaman doyumu öğretmenliğe ilişkin tutumu ve psikolojik iyi oluşlarının incelenmesi (Manisa ili örneği)
Bu çalışmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin serbest zaman doyumu, öğretmenliğe ilişkin tutumu ve psikolojik iyi oluşlarının incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu, Manisa ili Yunusemre ilçesinde çalışan serbest zaman katılımcısı 298 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan gönüllü öğretmenlere, ''Genel Bilgi Formu'', "Serbest Zaman Doyum Ölçeği (SZDÖ)'', "Öğretmenlik Mesleğine İlişkin Tutum Ölçeği (ÖMİTÖ)" ve ''Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (PİOÖ)'' uygulanmıştır. İstatistiksel analiz SPSS 20 programı ile yapılmıştır. Veriler analiz edilmeden önce dağılımın normalliği sınanmıştır. Gruplar arasındaki farklılıklar cinsiyet, medeni durum, meslek yılı, yaş ve serbest zaman katılım sıklığı açısından incelenmiş olup analizlerde t testi, Mann-Whitney U testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (Anova) ve Kruskal-Wallis H testi; post-hoc analizinde ise Scheffe ve Tamhane's T2 kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişki Pearson korelasyonu ile incelenmiştir. Etkinin ortaya konması için ise regresyon analizinden faydalanılmış ve moderatör etki analizi yapılmıştır. Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayısı SZDÖ .94, ÖMİTÖ .95 , PİO .87 olarak bulunmuştur. Yapılan analizlerle, cinsiyet değişkeninde SZDÖ eğitimsel, rahatlama ve estetik doyum alt boyutları ile PİO ve ÖMİTÖ'de; medeni durum değişkeninde SZDÖ fiziksel ve estetik doyum alt boyutlarında; meslek yılı değişkeninde SZDÖ eğitimsel, sosyal, rahatlama, estetik doyum alt boyutlarında; yaş değişkeninde SZDÖ sosyal, rahatlama doyum alt boyutları ile PİO ve ÖMİTÖ'de; serbest zaman katılım sıklığı değişkeninde SZDÖ tüm alt boyutları ile PİO ve ÖMİTÖ'de anlamlı farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Pearson korelasyon analizi sonucu, sınıf öğretmenlerinin SZDÖ, ÖMİTÖ ve PİOÖ arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiş ve yapılan regresyon analizi ile PİOÖ'nun SZDÖ ile ÖMİTÖ arasında kısmi aracılık etkisi olduğu ortaya konmuştur. Bu bulgular aracılığıyla, serbest zaman doyumunun ve psikolojik iyi oluşun sınıf öğretmenlerinin mesleğe ilişkin tutumu üzerinde pozitif etkisi olduğu görülmüştür. Çalışma bulgularının öğretmenlerin hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlerine rehberlik etmesi açısından önemli olduğu düşünülmektedir (p<0.05).
Serbest zaman doyumu ile yaşam kalitesi arasındaki ilişki: Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi örneği
Bu çalışmanın amacı Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde çalışanların (doktor, diyetisyen, biyolog, psikolog, hemşire, hasta bakıcı, memur, hizmetli, güvenlik),serbest zaman doyumları ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi bazı değişkenlere göre incelemek ve aralarındaki ilişkiyi belirlemektir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden "betimsel ve ilişkisel tarama modeli" kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan ''Kişisel Bilgi Formu'' ile birlikte 24 maddeden oluşan "Serbest Zaman Doyum Ölçeği" ve 30 maddeden oluşan '' Çalışan Yaşam Kalite Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem grubu ise, Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde çalışan seçkisiz olmayan örneklem yöntemlerinden kolayda örneklem yoluyla seçilen toplam 401 (226'sı kadın ve 175'i erkek) çalışandan oluşmaktadır. Elde edilen bulgular, Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde çalışan katılımcıların serbest zaman doyumu düzeylerinin en önemli faktörleri sırasıyla "fiziksel", "eğitimsel" ve "estetik" faktörler olduğu ve bununla birlikte "sosyal" ve "psikolojik" boyutları takip ettiği tespit edilmiş, "rahatlama" faktöründe ise en az katkı sağlayan faktör olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların çalışan yaşam kalitesi düzeyleri faktörlerine bakıldığında ise; en önemli faktör ''mesleki tatmin'' boyutu olduğu tespit edilmiştir. Bunu takiben ''tükenmişlik'' alt boyutu ve ''eş duyum yorgunluğu'' olduğu tespit edilmiştir. Toplam puanlar üzerinden katılanların genel doyum düzeyleri orta seviyede, genel yaşam kalitesi düzeyi ise düşük olduğu tespit edilmiştir. Yapılan t-testi sonuçları neticesinde cinsiyet değişkeni açısından serbest zaman doyum düzeylerinde bir farklılık tespit edilmemiştir. Bununla birlikte çalışan yaşam kalitesi açısından da cinsiyet değişkeninde farklılık olmadığı tespit edilmiştir. MANOVA testi sonuçları incelendiğinde serbest zaman doyumun, çalışan yaşam kalitesi üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir. Korelasyon testi sonuçları Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde çalışan gönüllü katılımcıların serbest zaman doyum düzeyleri ile çalışan yaşam kalitesi arasında önemli bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonuçları ve literatür ile birlikte, serbest zaman doyum ve çalışan yaşam kalitesi arasında güçlü bir bağ olduğu düşünülmektedir. Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde çalışanların serbest zaman doyum ve çalışanların yaşam kalitesi düzeyleri belirlemek amacıyla yapılan bu çalışmanın kurumlara sağlık çalışanları için serbest zaman etkinliklerinin düzenli olarak kurumlarında yapılabilmesi adına spor bilimleri fakültesi ile protokol imzalanarak istihdamın yaratılması önerilmektedir. Kuruluşta çalışanlara ve literatüre önemli katkıları olacağı düşünülmektedir.
Sosyal izolasyon sürecinde üniversite öğrencilerinin serbest zamanda sıkılma algısı ve internet bağımlılığı ilişkisi
Araştırmanın amacı, sosyal izolasyon sürecinde üniversite öğrencilerinin serbest zamanda sıkılma algısı ve internet bağımlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi ve çeşitli demografik değişkenler açısından karşılaştırılmasıdır. Araştırma evrenini, Manisa Celal Bayar Üniversitesi'nde eğitim-öğretimine devam eden öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise öğrenciler arasından kolayda örneklem yöntemi ile seçilen 296 kadın (Ortyaş=20.64 ± 2.36) ve 207 erkek (Ortyaş=21.29 ± 2.72) olmak üzere toplamda 503 gönüllü birey oluşturmaktadır. Katılımcılara araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu dahil olmak üzere Türkçeye uyarlama çalışmaları; Kutlu, Savcı, Demir ve Aysan (2016) tarafından yapılan "Young İnternet Bağımlılığı Testi- Kısa Formu" (YİBT-KF) ve Kara, Gürbüz ve Öncü (2014) tarafından yapılan "Serbest Zamanda Sıkılma Algısı Ölçeği" (SZSAÖ) uygulanmıştır. Elde edilen verilerin dağılımını tespit etmek için Skewness, Kurtosis değerleri ve Levene Test sonuçları incelenmiştir. Verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edildikten sonra istatistik analiz yöntemlerinden; yüzde, frekans, aritmetik ortalama, Bağımsız Gruplar T Testi, ANOVA, MANOVA, Pearson Korelasyon ve Regresyon Testi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda katılımcıların cinsiyet, yaş, eğitim durumu, serbest zaman olanakları, haftalık serbest zaman süresi, serbest zamanı değerlendirmede güçlük çekme durumu, günlük internet kullanma süresi, günlük çevrim içi durumu, internette sıklıkla vakit geçirilen platform, sosyallik durumu, pandemi öncesi ve sırasında fiziksel aktiviteye katılma durumu değişkenleri açısından YİBT-KF'den elde ettikleri skorların anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Katılımcıların SZSAÖ'den aldıkları puanlar ise belirtilen değişkenlere ek olarak evde yaşayan kişi sayısı değişkeni açısından da anlamlı farklılık göstermiştir. Ayrıca YİBT-KF'nin SZSAÖ faktörlerinden sıkılma ile arasında pozitif yönde güçlü bir ilişki görülürken doyumsuzluk ile arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, serbest zamanda sıkılma algısı bireylerin internet bağımlılık düzeylerine anlamlı derecede etki etmektedir. Üniversite öğrencilerinin sosyal izolasyon sürecinde serbest zamanda sıkılma algısı arttıkça internet bağımlılık düzeylerinin de arttığı tespit edilmiştir. Elde edilen verilerin dağılımını tespit etmek için Skewness, Kurtosis değerleri ve Levene Test sonuçları incelenmiştir. Verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edildikten sonra istatistik analiz yöntemlerinden; yüzde, frekans, aritmetik ortalama, Bağımsız Gruplar T Testi, ANOVA, MANOVA, Pearson Korelasyon ve Regresyon Testi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda katılımcıların cinsiyet, yaş, sınıf, eğitim durumu, serbest zaman olanakları, haftalık serbest zaman süresi, serbest zamanı değerlendirmede güçlük çekme durumu, serbest zamanı iyi değerlendirme durumu, günlük internet kullanma süresi, günlük çevrim içi durumu, internette sıklıkla vakit geçirilen platform, sosyallik durumu, pandemi öncesi ve sırasında fiziksel aktiviteye katılma durumu değişkenleri açısından YİBT-KF'den elde ettikleri skorların anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Katılımcıların SZSAÖ'den aldıkları puanlar ise belirtilen değişkenlere ek olarak evde yaşayan kişi sayısı değişkeni açısından da anlamlı farklılık göstermiştir. Ayrıca YİBT-KF'nin SZSAÖ faktörlerinden sıkılma ile arasında pozitif yönde güçlü bir ilişki görülürken doyumsuzluk ile arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, serbest zamanda sıkılma algısı bireylerin internet bağımlılık düzeylerine anlamlı derecede etki etmektedir. Üniversite öğrencilerinin sosyal izolasyon sürecinde serbest zamanda sıkılma algısı arttıkça internet bağımlılık düzeylerinin de arttığı tespit edilmiştir.
Ortaokul öğrencilerinin dijital oyun bağımlılığı ve akademik erteleme davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi (İzmir ili örneği)
Bu araştırmanın amacı, ortaokul grubundaki öğrencilerin dijital oyun bağımlılığı ve akademik erteleme davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Ortaya konulacak çalışmada ortaokul öğrencilerinin dijital oyun oynamada bağımlılık düzeylerinin belirlenmesi ve bu belirlenen bağımlılık düzeylerinin öğrencilerin akademik erteleme davranışları arasındaki ilişkinin tespit edilmesi açısından önemlidir. Araştırmanın evrenini, İzmir ilinde devlet ve özel okullarda öğrenim gören öğrenciler oluşturacaktır. Ölçme araçlarının uygulanması ile ilgili düzenlemelerin yapılması ve verilerin toplanmasının ardından yanlış ya da eksik girilmiş verilerin araştırma dışında tutularak analizin üç aşamalı olarak yapılması planlanmaktadır. Birinci aşamada; araştırmada demografik özellikler hakkında bilgi toplamak amacıyla Demografik Bilgi Formu, dijital oyun bağımlılığı düzeyini belirlemek amacıyla Mehmet Barış Horzum, Özlem Çakır Balta, Tuncay Ayas tarafından 2008 yılında geliştirilen ve uyarlanan dijital oyun bağımlılığı ölçeği , akademik erteleme düzeyinin belirlenmesi amacıyla Çakıcı tarafından 2003 yılında geliştirilen akademik erteleme ölçeği kullanılcaktır. İkinci aşamada ise; elde edilen veri setindeki dağılımın normalliği için Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk testleri gerçekleştirilecek, basıklık ve çarpıklık katsayıları incelenerek histogram üzerinde değerlendirilecektir. Verilerin parametrik test varsayımlarını yerine getirmesi doğrultusunda özelliklerine göre betimleyici istatistik, değişkenler arası ilişkiler, korelasyon ve regresyon analizleri, farklılıkların tespit edilmesinde ise ikili gruplar için t-testi, ikiden fazla gruplar için ANOVA ve MANOVA farklılıkların hangi gruplar arasında olduğunun tespit edilmesi için Post-Hoc analizleri yapılacaktır. Üçüncü ve son aşamada ise tesadüfi örnekleme yöntemiyle ortaokul öğrencileri katılımcılarından toplanacak veri setinin normallik, basıklık ve çarpıklık analizi sonrası hipotez testleriyle alt problemlere cevap aranacaktır. Elde edilecek bulgular literatür eşliğinde tartışılarak yorumlanacaktır. Çevrim içi oyunlara ayrılan zaman öğrencilerin akademik başarılarına etki etmektedir. Bu nedenle ortaokul öğrencileri ile gerçekleştireceğimiz çalışmanın literatüre katkısı olacağı düşünülmektedir. Araştırmada ortaokul öğrencilerinin dijital oyun bağımlılık düzeylerinin belirlenmesi ve bu öğrencilerin akademik erteleme düzeyleri arasındaki ilişkinin saptanması amaçlanmaktadır.
Sportif aletli dalış sporcularında zihinsel dayanıklılık, başarı ihtiyacı güdüsü ve bilinçli farkındalık düzeylerinin farklı demografik değişkenlere göre incelenmesi
Bu araştırmanın amacı sportif aletli dalış sporcularında zihinsel dayanıklılık, başarı güdüsü ve bilinçli farkındalık düzeylerinin farklı demografik değişkenlere göre incelenmesidir. Araştırmada, araştırma yöntemi olarak nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 69 kadın 127 erkek aktif sportif aletli dalış sporcuları oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, Sheard ve ark. (2009) tarafından geliştirilen, Türkçe uyarlama çalışması Altıntaş tarafından (2015) yılında yapılan "Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri", Heckert ve ark. (1999) yılında geliştirdikleri, Türkçe uyarlama çalışması Sivri tarafından (2010) Türk spor kültürüne uyarlamasını Çetinöz tarafından 2016 yılında yapılan "Başarı İhtiyacı Güdüsü Envanteri" ve Brown ve Ryan, (2003) tarafından yılında geliştirilen, Özyeşil ve ark. tarafından (2011) yılında Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan "Bilinçli Farkındalık Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25. Paket programı kullanılmış tanımlayıcı istatistikler, T-testi, One Way ANOVA analizi ve Korelasyon analizi yapılmıştır. Çalışma durumu değişkenine göre yapılan analizde yarı zamanlı çalışanlar ile tam zamanlı çalışanlar arasında başarı ihtiyacı güdüsü ve bilinçli farkındalık değişkenleri arasında anlamlı ilişkiye rastlanmıştır (p≤0,05). Çalışmada serbest zamanda güçlük çekme değişkenine göre bilinçli farkındalık boyutunda istatistiksel açıdan anlamlı fark tespit edilmiştir (p≤0,05). Korelasyon analizi verilerine göre sporcuların zihinsel dayanıklılık, başarı ihtiyacı güdüsü ve bilinçli farkındalık boyutu arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı fark tespit edilmiştir (p≤0,05). Sportif aletli dalış sporcularının zihinsel dayanıklılığı, başarı ihtiyacı güdüsü ve bilinçli farkındalık düzeyleri arasında istatistiksel açıdan orta düzeyde pozitif yönlü bir ilişkiye rastlanmıştır(p≤0,05). Sonuç olarak, sportif aletli dalış aktivitesine düzenli katılımın zihinsel dayanıklılık ve başarı ihtiyaçları güdüsünü artırdığı söylenebilir. Ayrıca, bröve düzeyi ve tam zamanlı çalışanlarda bilinçli farkındalık düzeyinin yüksek olduğu anlaşılmaktadır.
Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin sıkışmışlık hissi ve telefon bağımlılığı düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmada, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde bulunan öğrenci katılımcıların sıkışmışlık hissi ve telefon bağımlılığı düzeylerinin incelenmesidir. Çalışmada araştırma yöntemi olarak nicel araştırma yöntemlerinden kolaydan örnekleme modelinden yararlanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi, 97 kadın 193 erkek öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel bilgi formu, Akıllı Telefon Bağımlılığı (Kısa Form) ölçeği ve Sıkışmış Hissetme ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25.0 paket programı kullanılmıştır. Normallik sınaması analizlerinde basıklık ve çarpıklık değerleri (+1,5 ve -1,5) dikkate alınırken (Tabachnick ve Fidell, 2013); homojenlik sınamasında Levene testi uygulanmıştır. Normal dağılım gösteren değerler için parametrik testlerden ikili karşılaştırmalar için Independent T testi, ikiden çok karşılaşma için One Way Anova testi kullanılmıştır. Ayrıca Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularında akıllı telefon bağımlılığının cinsiyet ve sınıf değişkenine göre anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Sıkışmış hissetmenin alt boyutu olan dışsal faktörler de t testi analizi sonucunda; yaş değişkenine göre anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Sıkışmışlık hissi alt boyutlarının kendileri arasında yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Sıkışmışlık hissi alt boyutları olan dışsal faktörler ve içsel faktörler akıllı telefon bağımlılığı ile orta düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışmada Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin sıkışmış hissetme ve telefon bağımlılığı arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sıkışmışlık hissi alt boyutları arasında yüksek düzeyde anlamlı ilişkinin, dışsal faktörler ve içsel faktörler ortalamalarının artmasının akıllı telefon bağımlılığının artmasını etkilediği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Üniversite, Öğrenci, Sıkışmışlık Hissi, Telefon Bağımlılığı
Rekreatif bir etkinlik olarak tekerlekli patenin bireylerde denge ve çeviklik üzerine etkisi
Amaç: Bu araştırmanın amacı rekreatif bir etkinlik olarak tekerlekli patenin bireylerde denge ve çeviklik üzerine etkisinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ), Spor Bilimleri Fakültesinde (SBF) birinci sınıfta okuyan ve daha önce hiç paten, tekerlekli paten kaykay deneyimi olmayan 17 erkek, 13 kadın olmak üzere toplam 30 üniversite öğrencisi katılmıştır. Katılımcıların 15'i deney grubu (7 erkek yaş ort.=19,14 ± 1,06, 8 kadın yaş ort.=18,75 ± 0,70) ve 15'i kontrol grubu (10 erkek yaş ort.=18,6 ± 0,69, 5 kadın yaş ort.= 18,6 ± 0,89) olarak ikiye ayrılmıştır. Kontrol grubu hiçbir aktiviteye katılmamış olup, deney grubu 8 hafta boyunca haftada 3 gün tekerlekli paten antrenmanı yapmıştır. 8 haftalık antrenman programı öncesi ve sonrasında katılımcılara boy, kilo ölçümü, Y denge testi ve T çeviklik testi uygulanmıştır. Çalışmada kullanılan materyaller ve planlanan program Manisa'da tekerlekli paten çalışmalarına uygun hareket imkanı sağlayan açık ve kapalı alanlarda gerçekleştirilmiştir. Ön ve son testte elde edilen veriler, istatistik paket programı ile değerlendirilmiş ve anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Gruplar arası farklılığın analizi için Mann-Whitney U testi, grup içi farklılığın istatistiksel analizi için Wilcoxon testi kullanılmıştır. Bulgular: Analiz sonuçlarına göre deney grubunun ön test son test sağ ayak denge, sol ayak denge ve çeviklik değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Kontrol grubunun ön test son test sağ ayak denge (p<0,05) değerleri arasında anlamlı bir fark tespit edilirken, sol ayak denge ve çeviklik değerleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Analiz sonuçlarına göre deney ve kontrol gruplarının sağ ayak denge ön test, sol ayak denge ön test ve çeviklik ön test değerleri arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Sağ ayak denge son test, sol ayak denge son test ve çeviklik son test değerleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç: Çalışma sonucunda deney grubuna uygulanan tekerlekli paten antrenmanların denge ve çeviklik becerilerini arttırdığı gözlemlenmiştir (p<0,05). Tekerlekli paten antrenmanlarının rekreasyonel katılımcılarda denge ve çeviklik becerilerini arttırdığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Rekreasyon, Tekerlekli Paten Antrenmanı, Denge, Çeviklik
Rekreasyon eğitimine ilişkin akademisyen görüşlerinin incelenmesi
Rekreasyon eğitiminin, bireylerin zamanlarını yönetmelerinde, yaşam kalitelerini artırmalarında, psikolojik ve fizyolojik yönden yenilenmelerinde önemli bir role sahip olduğu düşünülmektedir. Bu araştırmada, rekreasyon alanında çalışan akademisyenlerin görüşlerinin incelenmesi ve rekreasyon eğitimine ilişkin sorunlara çözüm önerileri getirilmesi amacıyla tasarlanmıştır. YÖNTEM Araştırmanın çalışma grubu amaçlı örneklem yöntemlerinden biri olan maksimum çeşitlilik örneklem tekniği ile seçilip rekreasyon alanında çalışan 25 akademisyenden oluşmaktadır. Araştırmada nitel veri toplama yöntemlerinden görüşme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada yapılan görüşmeler Pandemi süreci nedeniyle Zoom programı üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgilere ilişkin (yaş, cinsiyet, medeni durum vb.) sorular ve yarı yapılandırılmış görüşme soruları yer almaktadır. Toplanan verilerin betimsel ve içerik analizi kullanılarak NVIVO paket programı ile modellemesi, temaların oluşturulup sunulması sağlanmıştır. BULGULAR ve SONUÇ Araştırmada elde edilen bulgularda araştırmaya katılan kadın ve erkek akademisyenlerin 35-66 yaş arasında olduğu ve çeşitli akademik unvanlara sahip olduğu görülmüştür. Araştırmada katılımcılara yöneltilen toplam 6 soru bulunmakla birlikte elde edilen bulgularda sorulan sorulara ilişkin kısa başlıklarda akademisyenlere göre rekreasyon eğitimin anlamı 8 tema, üniversitelerdeki rekreasyon eğitiminin sorunları 8 tema, rekreasyon eğitiminde yeniden yapılandırma 7 tema, rekreasyon eğitiminin toplumsal ve bireysel kazanımları 17 tema, kamu ve özel sektörlerle iş birliği 9 tema ve rekreasyon uzmanlarının istihdam fırsatı bulduğu unvanlar başlığı altında 15 tema bulunmuştur. Kısa başlıkların temalarında bireye ve topluma bir değer, rekreasyon kültürünün olmayışı, istihdam alanı yaratılması, rekreasyon alanları planları, dijitalleşme, rekreasyon uzmanı vb. temalar ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, üniversitelerde rekreasyon eğitiminin yeterli düzeyde olmadığı, eğitim içeriğinin geliştirilmesi için yeniden yapılandırılmaya ihtiyaç duyulduğu, eğitim yetersizliğinden kaynaklı istihdam sorunlarının görüldüğü, üniversitelerle kamu ve özel sektör iş birliklerinin zayıf olduğu ve rekreasyon alanında uzman akademisyenlerin alana özgü oluşturulmuş ders içeriklerine bağlı olarak eğitim vermesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: rekreasyon eğitimi, akademisyen, inovasyon, istihdam
Üniversite öğrencilerinin pandemi sürecinde internet bağımlılığı, iletişim becerileri ve duygularını ifade etme ilişkilerinin incelenmesi
Araştırmanın amacı, pandemi sürecinde üniversite öğrencilerinin internet bağımlılığı, iletişim becerileri ve duyguları ifade etme düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi ve çeşitli demografik değişkenler açısından karşılaştırılmasıdır. Araştırma evrenini, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde eğitim-öğretimine devam eden öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklem grubunu öğrenciler arasından kolayda örneklem yöntemi ile seçilen 279 kadın ve 164 erkek olmak üzere toplam 443 gönüllü birey oluşturmaktadır. Katılımcılara araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu dâhil olmak üzere "İnternet Bağımlılığı Ölçeği", "Duyguları İfade Etme Ölçeği" ve "İletişim Becerileri Ölçeği" uygulanmıştır. Elde edilen verilerin dağılımını tespit etmek için Skewness, Kurtosis değerleri ve Levene Test sonuçları incelenmiştir. Verilerin normal dağılım göstermediği tespit edildikten sonra istatistik analiz yöntemlerinden; yüzde, frekans, aritmetik ortalama, Mann-Whitney U, Kruskall Wallis-H, ANOVA ve Pearson Korelasyon Testi Testi gerçekleştirilmiştir. Bulgular sonucunda katılımcıların, cinsiyet, düzenli spor yapma durumu, internete bağlanma araçları internette bağlı kalma süreleri(gün-saat) ve interneti kullanım amaçları değişkenleri açısından İnternet bağımlılığı ölçeğinde, Duyguları ifade etme ve İBÖ istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir. İBÖ ile Duyguları ifade etme arasında istatistiksel olarak pozitif yönde ve orta düzeyde anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Ayrıca İnternet bağımlılığı ile İBÖ arasında istatistiksel olarak negatif yönde ve düşük düzeyde anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Sonuç olarak, İnternet bağımlılığı puanı yüksek olan bireylerde iletişim becerileri puanın düşük olduğu tespit edilirken iletişim becerileri puanı yüksek olan bireylerde internet bağımlılığı puanının düşük olduğu tespit edilmiştir. Duyguları ifade etme puanı yüksek olan bireylerin de iletişim becerileri puanlarının yüksek olduğu ve kadın katılımcıların daha yüksek puana sahip olduğu tespit edilmiştir.
Judo sporcularının başarı algısı ve mutluluk düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı judo sporcularının başarı algısı ve mutluluk düzeyleri arasındaki ilişkinin bazı demografik değişkenler açısından farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Araştırma grubunu 2021-2022 yıllarında Manisa Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde spor yapan 314 lisanslı judo sporcusu oluşturmuştur. Araştırmada katılımcılara ''Kişisel Bilgi Formu'', Roberts ve ark. (1998) tarafından geliştirilen, Türkçe uyarlaması Kazak ve Çetinkalp (2006) tarafından yapılan ''Başarı Algısı Ölçeği'' ile Hills ve Argyle (2002) tarafından geliştirilen, Türkçe uyarlaması Doğan ve Akıncı Çötok (2010) tarafından yapılan "Oxford Mutluluk Ölçeği" (Kısa Formu-OMÖ-K) kullanılmıştır. Parametrik dağılan veriler için Independent Sample T-Test ve ANOVA testi kullanılmıştır. Gruplar arasında tespit edilen istatistiksel farkın hangi gruplar arasında olduğunu belirlenmesinde Post-hoc testlerinden LSD testi kullanılmış, istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre sporcuların eğitim durumları ile mutluluk düzeyleri arasında anlamlı farklılık bulunmuş, çoklu karşılaştırma sonucuna göre lise ve lisans düzeylerinde anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Kemer rengi ve mutluluk düzeyleri arasında anlamlı ilişki bulunmuş, sarı kemer ile kahverengi kemer arasında çoklu karşılaştırma sonucuna göre anlamlı farklılık görülmüştür (p<0,05). Katılımcıların cinsiyet, spor yaşı, millilik düzeyi, haftada kaç saat antrenman yaptığı değişkenlerine göre anlamlı sonuç bulunamamıştır (p>0,05). Korelasyon sonuçlarına göre başarı algısı ve mutluluk düzeyleri arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak judo sporcularının başarı algısı ve mutluluk düzeylerinin birbirini etkilediği saptanmıştır. Eğitim düzeyi ve kemer rengi, judo sporcularının başarı algısı ve mutluluk derecesi üzerinde düşünülebilecek önemli faktörler olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Judo, Sporcu, Başarı Algısı, Mutluluk
Macera rekreasyonunda heyecan arayışı, serbest zaman motivasyonu ve serbest zaman tatmini arasındaki ilişkinin incelenmesi: Çok hafif hava araçları (çhha) pilot örneği
Bu araştırmanın amacı, maceraya dayalı hava sporlarından olan Yamaç Paraşütü, Yelken Kanat, Planör gibi Çok Hafif Hava Araçlarını (ÇHHA) kullanan pilotların etkinliğe katılım motivasyonlarının belirlenmesi, katılım motivasyonu ile heyecan arama düzeylerinin ilişkisi ve etkinlik sonunda bireysel olarak sağlanan tatmin düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini Türkiye' de Çok Hafif Hava Araçları pilotluğuyla ilgilenen ve bu konuda Türk Hava Kurumu tarafından onaylanmış farklı kademelerdeki pilotluk lisansına sahip ya da lisansı eğitimi alan bireyler oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise yaşları 18 ila 67 yaş arası değişkenlik gösteren 118 kadın, 488 erkek katılımcı olmak üzere toplam 606 Çok Hafif Hava Aracı pilotu oluşturmaktadır. Katılımcılar hava sporları ile ilgili THK onaylı kuruluşlar, üniversite kulüpleri, özel eğitim veren okullar, hava sporları ile ilgili forum, blog ve internet üzerinden oluşturulan gruplara kayıtlı üyeler arasından olasılıklı örnekleme tekniklerinden basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Araştırmanın yöntem kısmında, üç ayrı ölçme aracı bir araya getirilerek bütünleşik bir anket formu oluşturulmuştur. Oluşturulan bu formun giriş bölümüne demografik değişkenlerin sorgulandığı kişisel bilgi alanı eklenmiş ve katılımcıların bilgilerini rahatça aktarabileceği şekilde dizayn edilmiştir. Ölçüm araçları olarak ise, Pelletier ve ark. (1991) tarafından geliştirilen Serbest Zaman Motivasyon Ölçeği (SZMÖ), Zuckerman (1994) tarafından geliştirilen Heyecan Arama Ölçeği (HAÖ) ve Beard ve Ragheb (1980) tarafından geliştirilen Serbest Zaman Tatmin Ölçeği (SZTÖ) kullanılmıştır. Ölçüm araçlarından elde edilen veriler istatistik analizleri yapılmak üzere elektronik ortamdaki istatistik paket programına aktarılmıştır. Verilerin istatistiksel gösterimi olarak tanımlayıcı istatistik ve frekans analizleri yapılmıştır. Katılımcıların motivasyonları, heyecan arama düzeyleri ve tatmin düzeyleri arasında demografik özelliklerine ilişkin farkı belirlemek için öncelikle "Levene" değerleri incelenerek varyansların homojenliği doğrulanmış daha sonra "t testi" ve "tek yönlü varyans analizi" (ANOVA) uygulanmıştır. Ölçeklerin ortalama puanları arasındaki ilişkinin düzeyini belirleyip yorumlamak için "pearson korelasyon testi" yapılmıştır. "Doğrusal regresyon analizi" ile ölçekler arasındaki etki test edilmiştir. Verilerin istatistiksel analizinde ve yorumlarda, p<.05 anlamlılık düzeyi dikkate alınmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, pilotların heyecan arama düzeyleri, serbest zaman motivasyonları ve serbest zaman tatminlerine bağlı olarak cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu ve gelir seviyesi değişkenlerinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Bununla birlikte, pilotların serbest zaman motivasyonları ile serbest zaman tatminleri arasında orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı (r: ,41; p< .05) ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Doğrusal regresyon analizi ile serbest zaman motivasyonu (β=.41, t=11.22, p=.00) ve heyecan aramanın (β=.12, t=3.24, p=.00) serbest zaman tatminini olumlu yönde etkilediği sonucuna varılmıştır. Araştırmanın macera rekreasyonuna yönelik alan yazına olan katkıları tartışılarak gelecek araştırmalara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Serbest zaman, rekreasyon, macera rekreasyonu, serbest zaman motivasyonu, heyecan arama, serbest zaman tatmini, çok hafif hava araçları, yamaç paraşütü, yelken kanat
Önleyici terapötik rekreasyon uygulaması; işitme engellilere yönelik çalışma
Bu çalışmanın amacı, Serbest Zaman Beceri Modeli kapsamında üretilmiş Terapötik rekreasyon programı aracılığıyla gönüllü üniversite öğrencilerinin engelli bireylere yönelik tutum, yaşam doyumu ve serbest zamanı anlamlandırma düzeylerindeki değişimlerin incelenmesidir. Bu amaçla araştırmada nicel teknikler kullanılmış olup betimsel bir araştırmadır. Celal Bayar Üniveristesindeki öğrenciler örneklem grubunu ise rastgale örnekleme yöntemiyle seçilen 45 deney grubu (Xyas=21,00 +/- 2,31) ve 40 kontrol grubu (Xyas=21,27 +/- 1,48) olmak üzere toplam 85 öğreciden oluşmaktadır. Çalışmamıza katılan katılımcıların 43'ü kadın (Xyas=20,43 +/- 2,08) 42'si ise erkek (Xyas=21,77 +/- 1,94) katılımcılardır. İki farklı gruba (deney ve kontrol) ayrılmış ve deney grubu 8 hafta boyunca işaret dili eğitmi verilip işitme engellilerle, serbest zaman etkinliklerine katılımları sağlanmıştır. Çalışmanın amacına ulaşmak için 3 farklı ölçekten faydalanılmıştır. Katılımcıların boş zamanın anlamına ilişkin davranışlarını anlamak için Henderson (1996) tarafından geliştirilmiş ve Türkçe adaptasyonu Gürbüz ve diğ. (2007) tarafından yapılmış "Boş Zamanın Anlamı" ölçeği, yaşam doyumlarını anlayabilmek için Diener ve diğ. (1985) tarafından geliştirilmiş ve Türkçe'ye uyarlaması Köker (1991) tarafından yapılan "Yaşam Doyumu Ölçeği" ve son olarak Dökmen (2000) tarafından geliştirilen "Engellilere Yönelik Tutum" ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimleyici istatistikler ortalama yüzde ve frekans değerleri kullanılmıştır. Alt boyutları oluşturan tüm maddelerin normal dağılım gösterip göstermediğinin belirlenmesinde Kolmogrof-Smirnof ve Shapiro-Wilks testlerinden faydalanılmış ve normal dağılımlar göstermediği anlaşılmıştır. Bu yüzden öntest-sontest karşılaştırmları için Wilcoxon İşaretli Sıralar testinden; ikili karşılşatırmalar için ise Mann Whitney-U testinden faydalanılmıştır. Yapılan Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Mann Whitney-U test analizi sonucunda kontrol grubunun işitme engellilere yönelik tutum ölçeği puanlarının ön testleri ve son testleri arasında anlamlı farklılıklar yokken; deney grubunun son testinin puanları ön test puanlarından anlamlı derecede düşük bulunmuştur. (p<0,05). Ayrıca deney grubunun boş zamanın anlamı ölçeği alt boyutlarının (İçsel Motivasyon (z=-,420); Boş Zamanın Kullanımı (z=-3,368)) son testleri ön testlerinden anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. (p<0,05). Yaşam kalitesi açısından ise; kontrol grubu ve deney grubunun ön testleri ve son testleri arasında anlamlı farklılıklar ortaya çıkmamıştır. (p>0,05) Topluma yönelik gerçekleştirilen önleyici TR çalışmlarının engellilere ilişkin tutum ve serbest zaman becerileri üzerine pozitif etkiye sahip olduğu söylenebilir.
Uluslararası öğrencilerin; serbest zaman etkinliklerine aktif katılımları yoluyla sosyal uyumlarının analizi: Celal Bayar Üniversitesi örneği
ULUSLARARASI ÖĞRENCİLERİN SERBEST ZAMAN ETKİNLİKLERİNE AKTİF KATILIMLARI YOLUYLA SOSYAL UYUMLARININ ANALİZİ: CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ Bu çalışmanın amacı, Celal Bayar Üniversitesi'nde öğrenim görmekte olan uluslararası öğrencilerin serbest zaman etkinliklerine aktif katılımlarının, sosyal uyumlarına etkilerinin incelenmesidir. Uluslararası öğrencilerin serbest zaman etkinliklerine katılımlarına ilişkin kazanımları, üniversitede sunulan etkinliklerde elde ettikleri deneyimleri ve algıları tespit edilerek incelenmiştir. Bu araştırmada, katılımcıların bakış açılarını, ilgi, istek ve görüşlerini ortaya koymaya fırsat vermesi nedeniyle nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Bu araştırmanın katılımcılarını, CBÜ'de öğrenim gören ve 2014-2015 dönemi içerisinde üniversitede düzenlenen serbest zaman etkinliklerine aktif katılım gösteren 10 farklı ülkeden 23 uluslararası öğrenci oluşturmuştur. Araştırmacı, serbest zaman etkinliklerini CBÜ Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu akademisyenleri ve öğrencileri ile ortak bir program çerçevesinde düzenlemiş olup; CBÜ Rektörlük Uluslararası İlişkiler Ofisi ve Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu akademisyenleri ve öğrencilerinin uluslararası öğrenciler için üniversitede düzenlenledikleri serbest zaman etkinliklerine gözlemci olarak katılım göstermiş ve etkinlikler sonrasında da öğrenciler ile birebir görüşmeler yapmıştır. Uluslararası öğrencilerin serbest zaman etkinliklerine ait katılım deneyimleri ve algıları nitel araştırma yöntemi ile ele alınarak, kültürleşme teorisi çerçevesinde değerlendirilmiştir. 2014-2015 dönemi içerisinde serbest zaman etkinliklerine aktif katılım gösteren uluslararası öğrenciler üzerinde bir durum (örnek olay) çalışması yapılmıştır. Bu araştırmanın araştırma desenini ise; bütüncül tek durum deseni oluşturmuştur. Elde edilen veriler, bilgisayar ortamında düz yazı haline getirilmiştir. Daha sonra veriler, "Nvivo 11 Pro for Windows" programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Ayrıca alanında uzman 2 kişi tarafından da kodlanan verilerin birbirleriyle örtüşen temaları gruplandırılmıştır. Görüş birliği ve ayrılığı tespit edilen kodlar, Cohen kappa formülüne yerleştirilerek hesaplanmıştır. Kodlayıcılar arasındaki uyum hesaplaması, r= 0.80n bulunmuştur. Bunun sonucunda hesaplanan değerler ile puanlayıcılar arasında iyi düzeyde bir uyum olduğu gözlemlenmiştir. Kişisel bilgi formlarından elde edilen bilgilerin analizi sonucunda öğrencilerin demografik özelliklerine ilişkin bulgular oluşturulmuş ve bu analizler grafikler ile sunulmuştur. Serbest zaman etkinliklerine katılan uluslararası öğrencilerin aktif katılımları ve bu katılımların "sosyal uyumları"na sağladığı katkılar, "Serbest zaman etkinlik kazanımları" teması altında; öğrencilerin üniversiteden "istekler ve beklentilerine" ilişkin görüşleri ise "İstekler ve beklentiler" ana teması altında sunulmuştur. Sonuçlar bölümünde, uluslararası öğrencilerin serbest zaman etkinliklerine katılımlarından elde ettikleri kazanımlara ilişkin görüşleri, üç (3) alt tema ve buna bağlı olarak ortaya çıkan on (10) kod ile sunulmuştur. Bu alt temalar, "Sosyo-kültürel kazanımlar", "Psikolojik kazanımlar" ve "Fizyolojik kazanımlar" olarak ortaya çıkmıştır. "Sosyo-kültürel" kazanımlar boyutunun altında "sosyal uyum" temasını içeren "kültürleşme" (çokkültürlülük), "sosyalleşme", "aidiyet duygusu", "akademik başarı" ve "grup olma"; "Psikolojik kazanımlar" boyutunda "psikolojik destek", "heyecan", "mutluluk" ve "kişisel gelişim" ve "Fizyolojik kazanımlar" boyutunda ise "fiziksel zindelik" kodlarına ulaşılmıştır. Serbest zaman etkinlikleri ile ilgili beklentiler ve istekler boyutunda ise "farklı etkinlikler", "kararlara katılım", "ortak etkinlikler", "tanıtım", "sürdürülebilirlik", "sosyal aktiviteler" ve "yayın desteği" konularına ilişkin temalar incelenmiş ve sunulmuştur. Sonuç olarak, serbest zaman etkinliklerine aktif katılımın, uluslararası öğrencilerin sosyal uyumlarına olumlu katkılar sağladığı ve yanı sıra psikolojik ve fizyolojik durumlarına da katkı sağladığı sonucu ortaya çıkmıştır. Ayrıca uluslararası öğrencilerin serbest zaman etkinliklerine ilişkin, üniversiteden de istekler ve beklentilerinin olduğu belirlenmiştir. Serbest zaman etkinliklerinin, öğrencilerin istekler ve beklentileri ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak üniversite bünyesinde çeşitlendirilmesi, bu konuda çalışan rekreasyon uzmanlarının desteği ile güçlendirilmesi ve sürdürülebilirliğinin sağlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Uluslararası öğrenciler, sosyal uyum, serbest zaman etkinlikleri, rekreasyon, kültürleşme
Sürdürülebilir etkinlik yönetim anlayışı kapsamında özel sektör rekreasyonel faaliyetlerinin incelenmesi
Amaç: Özel sektörde uygulanan rekreasyonel faaliyetlerde sürdürülebilirlik anlayışının incelenmesidir. Yöntem: Sürdürülebilir etkinlik yönetim anlayışı kapsamında özel sektör rekreasyonel faaliyetlerinin incelenmesi konulu bu araştırmada, İzmir ilindeki telekomünikasyon şirketinde çalışan üst ve orta düzey yöneticilerin ilgi, istek ve görüşlerini ifade ettikleri için nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Mayıs –Haziran 2015 tarihleri arasında, İzmir ilindeki 4 farklı telekomünikasyon şirketinin toplam 23 yönetici oluşturmuştur. Yöneticilere ve araştırmacıya uygun yerde birebir görüşmeler yapılmıştır. Yöneticilerin sürdürülebilir etkinlik yönetimi ile ilgili algı ve deneyimleri nitel araştırma yöntemiyle ele alınarak, planlanmış davranış teorisi çerçevesinde incelenmiştir. Özel sektörde uzun süre masa başında çalışan şirket çalışanlarının fiziksel, zihinsel ve sosyolojik açıdan rekreasyonel faaliyetlere ihtiyaçlarına ilişkin sürdürülebilir nitelikte etkinlik yönetimine gereksinim duyulduğu olgusunda yola çıkılmıştır. Böylelikle araştırma desenini ; "fenomonoloji (olgu bilim)" yaklaşımı oluşturmaktadır. Görüşmeden elde edilen veriler, bilgisayar ortamında düz yazı haline getirilmiştir. Daha sonra veriler, "Nvivo 11 Pro for Windows" programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Ayrıca alanında uzman 2 kişi tarafından da kodlanan verilerin birbirleriyle örtüşen temaları gruplandırılmıştır. Görüş birliği ve görüş ayrılığı tespit edilen kodlar Cohen's Kappa formülüne yerleştirilerek hesaplanmıştır. Kodlayıcılar arasındaki uyum olarak hesaplaması sonucunda r=0.84 bulunmuştur. Bu nedenle hesaplanan değerler, puanlayıcılar arasında iyi düzeyde uyum olduğunu göstermektedir. Bulgular: Kişisel bilgi formlarından elde edilen bilgilerin analizi sonucunda yöneticilerin demografik özelliklerine ilişkin bulgular oluşturulmuş, grafikler ve şekiller ile sunulmuştur. Elde edilen verilerin analizi sonucunda yöneticilerin, "iş yerinde rekreasyonel etkinliklerin uygulanması", "iş yerinde rekreasyonel etkinliklere katılım sonucunda elde edilen kazanımlar" ve "rekreasyonel etkinliklerin "sürdürülebilir etkinlik yönetim anlayışı" na ilişkin görüşler ana temaları altında sunulmuştur. Sonuçlar: Yöneticililerin iş yerinde rekreasyonel etkinliklerin uygulanmasına ilişkin görüşlerine bağlı olarak; etkinlikler teması altında "eğitsel aktiviteler, geziler", "piknik etkinlikleri", "sportif faaliyetler", "sanatsal etkinlikler", "yeme içme faaliyetleri", "rekreatif oyunlar", "eğlence organizasyonları" ve "doğa etkinlikleri" kodlar sonucu ortaya çıkmıştır. İş yeri rekreasyon etkinlikleri kazanımlarına ilişkin beş(4) alt tema ortaya çıkmıştır. Bu temalar; "fizyolojik kazanımlar", "psikolojik kazanımlar", "sosyolojik kazanımlar" ve " kurumsal kazanımlar" dır. Sürdürülebilir etkinlik yönetiminin önemine ilişkin; "örgüt kültürü", " örgütsel bağlılık" ve sürdürülebilir etkinlik yönetimi" temaları sunulmuştur. Buna bağlı olarak; " verimlilik", " ekip çalışması", "örgütsel değerler", misyon- vizyon belirleme", başarı artışı", aidiyet duygusu" kodlarına ulaşılmıştır. Bu araştırma sonucunda; yönetici görüşlerine ilişkin özel sektörde rekreasyonel faaliyetlerin çalışanların örgütsel bağlılığına, verimliliğine, başarısının yanı sıra psikolojik, fizyolojik, sosyal durumlarına katkı sağladığı sonucu ortaya çıkmıştır. Ayrıca yöneticilerin iş yeri rekreasyonel faaliyetlerin sürdürülebilirliğine ilişkin beklentilerinin olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Bu araştırma sonucunda; yönetici ve çalışanların psikolojik, fizyolojik ve sosyolojik beklentilerini karşılamak ve şirket etkinliklerinin geleneksel hale getirilebilmesi adına özel sektörlerde "iş yeri rekreasyonu" adı altında bir birim sağlanması önerilmektedir. Ayrıca rekreasyonel etkinliklerin yönetim sürecine ilişkin bir model önerisi geliştirilmesi ve kamu ve özel sektör alanlarına uyarlama yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Rekreasyon, etkinlik yönetimi, yönetim, sürdürülebilirlik, sürdürülebilir etkinlik, özel sektör
Serbest zaman etkinlikleri kapsamında bireylerin sosyal ilişkilerinde kararlılık ve sosyalleşme düzeylerinin incelenmesi: Oryantiring örneği
Bu araştırma Türkiye Oryantiring Federasyonu bünyesinde yer alan lisanslı sporculardan, 2015-2016 sezonunda gerçekleştirilen Oryantiring müsabakalarına katılan lisanslı sporcuların, "serbest zaman etkinlikleri kapsamında sosyal ilişkilerinde kararlılık ve sosyalleşme düzeylerinin incelenmesi" amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmada, olgu ve olayları nesnelleştirerek gözlemlenebilir, ölçülebilir ve sayısal olarak ifade edilebilir bir şekilde ortaya koyan bir araştırma türü olan Nicel araştırma yöntemlerinden, Genel Tarama Modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni 121 kadın 208 erkek olmak üzere toplam 329 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırma verileri Şahan (2007: 165) tarafından geliştirilen "Spor ve Sosyalleşme Ölçeği" ve Haraburda (1996: 16) tarafından geliştirilen, Sarı (2010:113-114) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan "Çok Alanlı Kararlık Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Demografik özelliklere ilişkin bulgular arasında, cinsiyete, serbest zaman etkinliklerine katılım şekillerine, serbest zaman etkinliğine başlamada en çok etkisi olan rol sahibine, serbest zaman etkinliğine yaptığı katılım sıklığına ve serbest zaman etkinliği ile ilgilenme amacına göre dağılımları incelenmiştir. Verilerin normallik sınamasında Skewness (Çarpıklık) ve Curtosis (Basıklık) değerlerine bakılmıştır. Sporcuların, "Spor ve Sosyalleşme Ölçeği" ve "Çok Alanlı Kararlılık Ölçeği" pualarının Öğrenim durumu ve yaşanılan yerleşim yerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirtmek için Tek Yönlü ANOVA testi kullanılırken; "Spor ve Sosyalleşme Ölçeği" ve "Çok Alanlı Kararlılık Ölçeği" puanlarının yaşanılan yerleşim yerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için Tek Yönlü MANOVA testi yapılmıştır. Ortaya çıkan farkın kaynağını belirlemek amacıyla Post Hoc test olarak Tukey testi kullanılmıştır. Spor ve Sosyalleşme Ölçeği ile Çok Alanlı Kararlılık Ölçeği düzeyi alt boyutları arasındaki ilişkilerin tespitinde Pearson Kolerasyon analizi kullanılmıştır. Ayrıca Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Ayrıca "Spor ve Sosyalleşme Ölçeği" ve "Çok Alanlı Kararlılık Ölçeği" puanlarının kadın ve erkek grupları arasındaki farkı bulmak için ise ındependent T testten faydalanılmıştır. Araştırmada hata payı 0.05 kabul edilmiştir. Sonuç olarak, doğa sporları kamplarında gerçekleştirilen serbest zaman etkinlikleri, bireylerin sosyalleşmesine ve serbest zaman etkinliklerinin sosyal alanda bütünleşmesine olan katkısında, bireylerin kendi tercihleri ile katılımlarının önemli rolü olduğu görülmektedir. Üniversitelerin Spor Bilimleri Fakülteleri bölümlerinin dışındaki bölümlerde de toplumda serbest zaman etkinliği olarak değerlendirilebilen oryantiring sporu ile ilgili çalışmalara yönelmelerinin toplumsallaşma açısından faydalı olacağını ortaya koymuştur. Serbest zaman etkinliklerinin sosyalleşme süreci üzerindeki etkisi dikkate alınarak üniversitelerin gerçekleştirdikleri spor şenliklerinin, eğitim ve öğretim dönemlerinin geneline yayılması sağlanmalıdır.
Üniversite öğrencilerinde fiziksel aktivite ve kalp atım hızı değişkenliği ile sağlıklı yaşam davranışı ve yaşam kalitesinin incelenmesi
Bu çalışma, Spor Bilimleri Fakültesi ile Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite seviyelerinin, kalp atım hızı değişkenliği ile sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve yaşam kalitesi bakımdan bir farklılık var mı onu tespit etmek için yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi 2015-2016 öğretim yılında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören ve araştırmaya katılmayı kabul eden 132 öğrenci (58 kadın, 74 erkek) oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği ve Yaşam Kalitesi Kısa Formu SF36 kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada fizyolojik bir ölçüm olan Kalp Atım Hızı Değişkenliği ölçümü ise Nexus 10 cihazı ve Biotrace yazılımı kullanılarak yapılmıştır. Öğrencilere araştırmanın amacı açıklanmış ve yazılı onayları alındıktan sonra doldurmalarını istediğimiz ölçekler verilmiştir. Sonrasında kişilerin Kalp Atım Hızı Değişkenlikleri ölçülmüştür. Yapılan bu ölçümler ile toplanan veriler SPSS21 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. İstatistiksel değerlendirmede Pearson korelasyon analizi, regresyon analizi ve 2 yönlü çoklu varyans analizi (MANOVA) teknikleri kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda spor yapan ve yapmayan öğrencilerin kalp atım hızı değişkenliklerine göre sağlıklı yaşam biçim davranışlarının alt boyutlarının farklı etkilendiğini gördük. Dolayısıyla da yaşam kalitelerinde de farklılıklar ortaya çıkmıştır. Anahtar kelimeler: Sağlıklı Yaşam, fiziksel aktivite, yaşam kalitesi, kalp atım hızı değişkenliği.
Sosyal latin danslarının beden algısı, öz-yeterlik ve sosyal beceri üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışma, sosyal Latin danslarının, bireylerin beden algısı, öz-yeterlik ve sosyal becerileri üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini dans eden ve dans etmeyen 18-35 yaş arası bireyler oluşturmaktadır. Ölçme aracı olarak Sosyal Fizik Kaygı Envanteri, Beden Bölgelerinden ve Özelliklerinden Hoşnut Olma Ölçeği, Kendini Fiziksel Tanımlama Envanteri, Genel Öz-Yeterlik Ölçeği ve Sosyal Beceri Envanteri kullanılmıştır. İstatistiksel değerlendirmede ise Pearson korelasyon analizi, regresyon analizi ve 2 yönlü çoklu varyans analizi (MANOVA) teknikleri kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçları incelendiğinde sosyal latin dansları ile ilgilenen bireylerin, dans etmeyen bireylere oranla fiziksel benlik algısı, sosyal beceri ve beden bölgelerinden ve özelliklerinden hoşnut olma seviyelerinin daha yüksek, sosyal fizik kaygı seviyelerinin ise daha düşük olduğu, buna ek olarak dans etmenin öz-yeterlik üzerinde önemli bir etkiye sahip olmadığı belirlenmiştir. Sunulan çalışma, sosyal latin danslarının daha pozitif bir beden algısına önderlik ettiğine dair ön bulguları ortaya koymaktadır. Gelecekte bu konunun daha uzun vadeli çalışmalar dahilinde incelenmesi önerilmektedir.
Yerel halkın spor etkinliklerine yöneliminin spor turizmine desteği ve spor turizminin topluma olan etkileri
Son yıllarda dünya genelinde spor turizmi ya da spor ile ilgili turizm türlerinin çok önemli ölçüde gelişme gösterdiği uzmanlar tarafından belirtilmektedir. Spor turizmi konusundaki çalışmalar bu alanda birbirinden farklı birçok pazarın bulunduğunu ortaya koymuştur. Dolayısıyla bu araştırma, 18-33 yaş aralığındaki (n=1140) Eskişehir, Ankara ve İzmir illerinde yaşayan yerel halkına, spor turizminin etkilerinin ve toplumsal verilen desteğin yerel halkın spora yönelimleri üzerindeki etkisine ilişkin bölge sakinlerinin algı düzeylerinin ölçülmesi amacına hizmet etmesi ve alan yazına yol gösterici bir çalışma olması amacıyla spor turizminin toplum üzerine etkisi ve toplumsal desteğinin, halkın spora yönelimleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmada kullanılan veri toplama araçları; Araştırmacıların demografik bilgilerini içeren "Kişisel Bilgi Formu", (Erkan ve Koçak,2023) tarafından Türkçeye uyarlanan "Spor Turizminin Toplum Üzerindeki Etkisine İlişkin Bölge Sakinlerinin Algısı ve Desteği Ölçeği", (Çevik, vd.., 2018) tarafından Türkçeye uyarlanan Spor Etkinliklerine Yönelim Ölçeği" ölçme araçlarından yararlanılmıştır. Araştırma verileri yüz yüze olarak kolayda örnekleme yönteminden yararlanılarak toplanmış ve elde edilen veriler SPSS programında düzenlendikten sonra ilgili analizler gerçekleştirilmiştir. Bireylerin demografik özelliklerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Yerel halkın spora yönelimlerinin spor turizmini üzerindeki etkisine ilişkin bölge sakinlerinin algısı ve desteği arasındaki ilişkiyi incelemek için korelasyon analizi, etkiyi belirlemek için regresyon analizi kullanılmıştır. ii Araştırmanın bulguları göz önüne alındığında spor turizminin etkilerinin kadınların spora yönelim düzeylerini pozitif bir şekilde arttırdığı görülmektedir. Bunun yanı sıra halkın spora yönelimlerinin spor turizmini üzerindeki etkisine ilişkin bölge sakinlerinin algısı ve desteği arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Sonuç olarak, spor turizminin bireylerin spora yönelimleri üzerinde anlamlı etkileri olduğu karşımıza çıkmaktadır. Bu etkilerden yola çıkarak yerel yönetimlerin ve büyük spor organizatörlerinin bu etkileri göz ardı etmeden yapacakları organizasyonları planlamaları hem o organizasyonun yapıldığı destinasyona hem de orada bulunana yerel halka olumlu etkilere neden olacağı yapılan çalışmada karşımıza çıkmaktadır.
Rekreatif aktivitelere katılımın futbol hakemleri üzerinde örgütsel bağlılıkları ve yaşam doyumlarına etkisi: Eskişehir ili örneği
Bu çalışma Eskişehir ilindeki hakemlerin rekreatif aktivitelere katılımlarının örgütsel bağlılık ve yaşam doyumlarının olan etkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmanın örneklemini N=87 hakem oluşturmaktadır. Çalışmamızda veri toplamak amacı ile demografik soruların yanında "Anlamlı Etkinliklere Katılım Ölçeği", "Üç Boyutlu Örgütsel Bağlılık Ölçeği" ve "Yaşam Doyum Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler Google formlarda oluşturulan online anket ile toplanmıştır. Toplanan verilerin istatistiksel analizi SPSS 26.0 programı ile yapılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular değerlendirildiğinde yaşam doyumu puanlarını gelir düzeyi ve medeni durum değişkenleri özelinde anlamlılık gösterdiği görülmektedir. Ülkemizde kamu kurumları başta olmak üzere rekreasyonun kâğıt üzerinde değil iş hayatının ve sosyal yaşantının tam içinde yer alması ve daha anlaşılır kılınması gerekmektedir. Rekresyonun performansa, yaşam doyumuna, örgütsel bağlılığa ve bireylerin yenilenmesine olan etkileri sıkça gündeme getirilerek Ülkemizde rekreasyonun içinde yer aldığı politikalar güdülmelidir.
Lise öğrencilerinin elektronik boş zamanlarda yapay zekâ farkındalık düzeylerinin nomofobi üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu araştırma, lise öğrencilerinin elektronik boş zamanlarda yapay zekâ farkındalık düzeylerinin nomofobi üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın evrenini 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Eskişehir İlinde öğrenim gören lise öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklemini ise 154 kadın, 140 erkek olmak üzere 294 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin toplanması amacıyla Türkmen (2022) tarafından geliştirilen katılımcıların elektronik boş zamanlarda yapay zekâ farkındalık düzeylerini ölçmeye yönelik Elektronik Boş Zamanlarda Yapay Zekâ Farkındalığı Ölçeği ile katılımcıların nomofobi düzeylerini ölçmeye yönelik Yıldırım ve Correia (2015) tarafından geliştirilmiş ve Türkçe'ye uyarlaması Yıldırım vd., (2016) tarafından gerçekleştirilmiş Nomofobi Ölçeği kullanılmıştır. Nomofobi Ölçeğinin dört boyutuna dayanarak katılımcılar üç kümeye ayrılmıştır. Öncelikle hiyerarşik kümeleme analiziyle grup sayısı belirlenmiş, ardından K-ortalamalar analiziyle katılımcılar düşük, orta ve yükse k düzeyde nomofobikler olarak üç grupta sınıflandırılmıştır. Kümelerin demografik özelliklerine ilişkin bulgular Ki-kare analiz sonuçlarına göre incelenmiştir ve aile gelir düzeyi, sınıf ve yaşa göre anlamlı farklılıklar bulunmadığı ancak cinsiyet, şarj cihazını yanında taşıma, uyumadan önce telefonla vakit geçirme ve uyanır uyanmaz telefonu kontrol etme davranışlarında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. ANOVA sonuçlarına göre nomofobinin bilgiye erişememe, iletişime geçememe ve rahat hissedememe boyutlarında cinsiyete göre anlamlı farklılıklar bulunmuş, bağlantıyı kaybetme boyutunda ise fark bulunmamıştır. Ayrıca araştırmada, bireylerin nomofobi düzeyleri ile elektronik boş zamanlardaki yapay zekâ farkındalıkları arasındaki ilişki incelenmiştir ve MANOVA analizinin bulgularıyla da örtüşen çoklu doğrusal regresyon analizi sonuçlarına göre bireylerin e-boş zamanlarda davranışsal ve duyuşsal yapay zekâ farkındalığı arttıkça nomofobi düzeylerinin de anlamlı biçimde arttığı ortaya çıkmıştır. Bu bulgular, nomofobik bireylerin teknolojiyle daha iç içe yaşadıklarından dolayı yapay zekâ farkındalıklarının da daha yüksek olduğuna işaret etmektedir.
Farklı eğitim modellerinin çocukların boş zaman eğitim düzeyleri üzerine etkisinin incelenmesi: Başka bir okul mümkün (BBOM) örneği
Bu araştırma, farklı eğitim modellerine sahip iki ilkokulda öğrencilerin boş zaman kavramını algılama biçimlerini, boş zaman eğitimi farkındalıklarını ve beraberinde boş zaman eğitimi bileşenlerine yönelimlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, 2023- 2024 Eğitim Öğretim yılında Ankara ilinde bulunan Meraklı Kedi İlkokulu ve Ömer Halisdemir İlkokulu'nun dördüncü sınıf öğrencileri, bu öğrencilerin ebeveynleri ve öğretmenleriyle yürütülmüştür. Nitel araştırma yöntemi benimsenerek oluşturulan çalışma durum araştırması deseni ile yürütülmüştür. Veri toplama tekniği olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Kodlama ve temalaştırma süreci MAXQDA 24 paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiş, veriler içerik analiziyle değerlendirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen verilerin analizi sonucunda öğrencilerden 43, ebeveynlerden 50, öğretmenlerden 79 kod ortaya çıkarılmış ve kodlar boş zaman eğitimi bileşenleri teması çerçevesinde toplanmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin boş zamanı algılama ve değerlendirme biçimlerinin, eğitim gördükleri okulun pedagojik yaklaşımıyla yakından ilişkili olduğu görülmüştür. Meraklı Kedi İlkokulu öğrencileri boş zamanı üretkenlik, keşif ve bireysel gelişim fırsatı olarak değerlendirirken; Ömer Halisdemir İlkokulu öğrencileri daha çok oyun ve dinlenme süreci olarak tanımlamıştır. Sonuç olarak, boş zaman eğitiminin çocukların sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimini destekleyen önemli bir alan olduğu, bu nedenle ilkokuldan itibaren yapılandırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Gebelikte rekreatif faaliyet olarak yapılan pilates egzersizlerinin beden imajı ve duygu durumu üzerine etkisinin incelenmesi
Bu tez çalışması, gebelik sürecinde rekreatif amaçlı yapılan pilates egzersizlerinin kadınların beden imajı ve duygu durumu üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Gebelik, kadınların bedenlerinde ve psikolojik durumlarında belirgin değişimlerin yaşandığı özel bir dönemdir. Bu süreçte fiziksel aktivitenin, özellikle pilates egzersizlerinin hem fiziksel hem de psikolojik iyilik hali üzerinde olumlu etkileri olduğu bilinmektedir. Pilates; kontrollü nefes, beden farkındalığı, denge ve esneklik gibi bileşenleriyle gebelikte görülebilen duruş bozuklukları, kas gerginlikleri ve sırt-bel ağrılarının azaltılmasına katkı sağlamaktadır. Bunun yanı sıra, kaygı düzeylerinin düşürülmesi, ruh halinin iyileştirilmesi ve beden imajının güçlendirilmesi gibi psikolojik faydalar sağladığı bildirilmektedir. Bu çalışma kapsamında, gebelik döneminde pilates egzersizi yapan ve yapmayan anne adaylarının beden imajı algıları ve duygu durumları karşılaştırılarak, pilates egzersizlerinin bu değişkenler üzerindeki etkileri incelenecektir. Elde edilecek bulguların, gebelik sürecinde kadınların fiziksel ve psikolojik iyilik halini desteklemeye yönelik egzersiz temelli yaklaşımlara bilimsel katkı sağlaması beklenmektedir.
Kadın mahkumlarda egzersizin psikolojik algılar üzerine etkisi
Yapılan çalışmanın amacı; Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan kadın mahkumların öncelikli olarak psikolojik algı düzeylerini belirlemek ve egzersizin bu algılar üzerindeki etkisini saptamaktır. Çalışma hem kuramsal hem de uygulamalı olarak iki aşamada yapılmıştır. Çalışmanın kuramsal tarafını suç ve suçluluk kavramları oluştururken, uygulama kısmını ise çalışmanın evrenini oluşturan ve Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan 202 kadın mahkumdan seçilen ve örneklemi temsil eden 121 kadın mahkum oluşturmaktadır. Çalışma grubunun seçiminde örneklem yöntemi olarak tam sayım kullanılmıştır (Ortyaş= 32.66 ± 10.024). Araştırmada veri aracı olarak; araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu, bireylerin fiziksel aktivite düzeylerini belirlemek amacıyla İnce ve ark. (2009) tarafından Türk kültürüne uyarlanan "Fiziksel Aktiviteye Hazır Olma Anketi", katılımcıların psikolojik algılarını saptamak amacıyla Ryff (1989) tarafından geliştirilen ve Akın tarafından (2008) Türk kültürüne uyarlanmış olan "Psikolojik İyi Olma Ölçeği", 1963 yılında Rosenberg tarafından geliştirilen ve ülkemizdeki geçerlik ve güvenirlik çalışması Çuhadaroğlu (1986) tarafından yapılan "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği", Beck (1963) tarafından geliştirilen ve geçerlilik- güvenilirlik çalışmasını Hisli' nin (1988) yaptığı "Beck Depresyon Envanteri", Spielberger ve ark. (1970) tarafından geliştirilen ve geçerlik- güvenirlik çalışması Öner ve Le Compte (1985) tarafından yapılan "Stai Kaygı Envanteri" kullanılmıştır. Anket uygulaması ile elde edilen veriler SPSS 21 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde kadın mahkumların kişisel özellikleri ve demografik faktörleri tanımlamak amacıyla betimsel istatistik yöntemleri kullanılmıştır. Ayrıca iç tutarlık güvenirlik kat sayısı (Cronbach's Alpha) analizi, normal dağılım koşullarının karşılanması ile egzersizin kadın mahkumların benlik saygısı, depresyon, kaygı ve psikolojik iyi olma gibi psikolojik algı düzeylerine etkisini saptamaya yönelik olarak bağımlı gruplarda T testi, deney ve kontrol gruplarının psikolojik algı düzeylerinin ortalamaları arasındaki farkın anlamlılık düzeyini saptamak amacıyla Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmış (Anova) ve sonuçlar 0.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Tek Yönlü Varyans Analizi (Anova) sonuçlarının istatistiksel olarak anlamlı çıkması ile farkın hangi gruplar arasında olduğunu saptamaya yönelik olarak ise Post-Hoc testlerinden LSD analizi yapılmıştır. Sonuç olarak; Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan kadın mahkumların çalışmaya başlamadan önce katılım gruplarına göre (Deney, Kontrol 1 ve Kontrol 2) psikolojik algı durumlarına bakıldığında psikolojik algı düzeyi yüksek olan kadın mahkumların sırası ile egzersize ve aktivitelere katılım istekleri daha yüksek iken, psikolojik algı düzeyleri düşük olan kadın mahkumların ise hiçbir etkinliğe katılmayı istemedikleri görülmektedir. Kadın mahkumların katılım gruplarına göre çalışma öncesi ve sonrası psikolojik algı düzeylerine bakıldığı zaman ise; egzersize katılanların (Deney) psikolojik algı düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir değişme olmamasına karşın değişimin olumlu yönde olduğu görülmekte iken, aynı değişimin etkinliklere katılan (Kontrol 1) ve hiçbirine katılmayanlar (Kontrol 2) için olumlu bir yönde olmadığı hatta bazı alt ölçeklerde de istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir düşüş yaşandığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Kadın Suçluluğu, Mahkum, Psikolojik Algılar, Egzersiz.
Yetişkin bireylerde egzersizde davranışsal düzenlemeler, serbest zaman engelleriyle baş etme stratejileri ve fiziksel aktivite düzeyi ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; fiziksel aktiviteye katılan yetişkin bireylerde egzersizde davranışsal düzenlemeler, serbest zaman engelleriyle baş etme stratejileri ve egzersiz düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın evrenini Antalya ilinde yaşayan ve fiziksel aktiviteye düzenli katılım sağlayan bireyler oluştururken, araştırma örneklemini ise rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 185 kadın (Ortyaş=36.31±12.19) ve 162 erkek (Ortyaş=27.98±8.26) toplam 347 (Ortyaş=32.42±11.32) yetişkin birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; bireylerin serbest zaman içerisinde egzersiz aktifliğini ölçmek amacıyla Godin ve Shephard (1985) tarafından geliştirilen ve Türkçe adaptasyon çalışması Yerlisu Lapa ve Yağar (2015) tarafından yapılan "Serbest Zaman Egzersiz Anketi" kullanılmıştır. Katılımcıların serbest zamanlarında karşılaştıkları engellerle baş etmek için geliştirdikleri stratejilerinin düzeyini belirlemek amacıyla, Hubbard ve Mannell (2001) tarafından geliştirilen, Elkins (2004) tarafından rekreasyonel kampüs sporlarına modifiye edilen ve Beggs vd. (2005) tarafından geçerliği doğrulanan, Türkçe adaptasyonunun Yerlisu Lapa (2012) tarafından gerçekleştirilen "Serbest Zaman Engelleri ile Baş Etme Stratejileri Ölçeği" kullanılmıştır. Bireylerin öz-belirleme kuramı kapsamında egzersize güdüsel yönelimlerini belirlemek amacıyla, Markland ve Tobin (2004) tarafından geliştirilen, Ersöz vd. tarafından Türkçe adaptasyonu gerçekleştirilen "Egzersizde Davranışsal Düzenlemeler Ölçeği-2" kullanılmıştır. Araştırmada tanımlayıcı istatistik dışında, çıkarımsal istatistiği ve farklılığı tespit etmek için homojenlik ve normal dağılım koşulları yerine geldiği için parametrik testlerden Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Tamhane's T2 analizi uygulanmıştır. Korelasyon katsayıları ise normal dağılım gösterdiğinden Pearson Çarpım-Moment Korelasyon Katsayısı ile hesaplanmıştır. Ölçeklerde etki değerlerini belirlemek amacıyla Linear Regresyon Analizi yapılmış, ön koşulu olan homojenlik ve normal dağılım koşulları için One-Sample Kolmogrorov-smirnov Testi uygulanmıştır. Ayrıca nitel verilerde korelasyon Pearson Ki Kare testi ile hesaplanmıştır. Toplanan veriler, SPSS 22.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuç olarak; fiziksel aktiviteye düzenli katılan yetişkin bireylerde; egzersizde davranışsal düzenlemeler ve serbest zaman engelleriyle baş etme stratejileri ile serbest zaman egzersiz katılımları arasında pozitif ilişki olduğu yönünde bulgulara ulaşılmıştır. Örnekleme dâhil edilen yetişkin bireylerin yaş değişkenine bağlı olarak; serbest zaman engelleriyle baş etme stratejileri ve egzersizde davranışsal düzenlemeler ölçekleri arasında pozitif yönde bir ilişki bulunurken serbest zaman egzersiz katılım ölçeğinde negatif bir ilişki tespit edilmiştir. Bireylerin egzersize devam süreleri ile kullanılan ölçekler arasındaki farka ilişkin bulgular ise egzersizde davranışsal düzenlemeler ve serbest zaman egzersiz katılım ölçeklerinde anlamlı bir farklılık olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Serbest Zaman Engelleri ile Baş Etme, Serbest Zaman Egzersizi,Egzersizde Davranışsal Düzenlemeler, Yetişkin Bireyler
Rekreatif amaçlı bisiklet kullanıcılarında algılanan özgürlük ve akış deneyimi ilişkisi
Araştırmanın Amacı: Türkiye'deki bisiklet kullanıcılarının akış deneyimleri ile serbest zamanda algılanan özgürlük düzeyleri arasında bir ilişki olup olmadığını belirlemek ve araştırma bulgularına dayanarak serbest zaman alan yazınına katkıda bulunmaktır. Materyal ve Metot: Çalışma grubu, Türkiye'de rekreatif amaçlı bisiklet kullanan bireyler içerisinden, bu araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 244 (Ort.yaş=32.09 ± 10.65) kadın ve 602 (Ort.yaş=36.78 ± 12.52) erkek olmak üzere toplam 846 (Ort.yaş=35.43 ± 12.19) kişiden oluşmaktadır. Katılımcılar Serbest Zamanda Algılanan Özgürlük Ölçeği (SZAÖÖ) ve Rekreasyonel Akış Deneyimi Ölçeği (RADÖ)'ni cevaplamışlardır. Verilerin analizi için tanımlayıcı istatistikler, MANOVA, t testi ve regresyon istatistiki yöntemleri kullanılmıştır. Bulgular: Analiz sonuçlarına göre, "cinsiyet", "medeni hal", "haftalık serbest zaman süresi", "bisiklet etkinliğine katılım durumu", "bisiklet festivallerine katılım durumu", "bisiklet kullanım süresi (haftalık saat ve yıl)" ve "refah seviyesi" değişkenlerinin SZAÖÖ toplam puanlarında ve "bisiklet etkinliğine katılım durumu", "bisiklet festivallerine katılım durumu", "bisiklet kullanım süresi (haftalık saat ve yıl)", "refah seviyesi" "bisiklet kullanım tercihi" ve "serbest zamanları değerlendirmede güçlük çekme durumu" değişkenlerinin ise RADÖ toplam puanlarında İstatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: SZAÖÖ'nin RADÖ'ni istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde yordadığı ve katılımcıların serbest zamanda algılanan özgürlük düzeylerinin rekreasyonel akış deneyimi düzeyi varyansının %16'sını açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açık alan rekreasyonu etkinlikleri katılımcılarında macera davranışı, psikolojik sağlamlık ve öznel iyi oluş ilişkisinin belirlenmesi
Çalışmanın amacı, açık alan rekreasyonu etkinlikleri katılımcılarında macera davranışı, psikolojik sağlamlık ve öznel iyi oluş ilişkisinin çeşitli demografik değişkenlere göre karşılaştırılması ve ölçekler arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Bu doğrultuda nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Mevcut çalışmanın evrenini Türkiye'de açık alan hava, kara ve/veya suda yapılan macera etkinliklerine katılan bireyler, çalışma grubunu ise yamaç paraşütü, yelken kanat, dağ bisikleti, trekking, rüzgar sörfü ve uçurtma sörfü gibi açık alan macera etkinliklerine katılan 179 (Ortyaş=33.56 ± 12.88) kadın ve 217 (Ortyaş=28.94 ± 10.89) erkek olmak üzere toplam 396 (Ortyaş=31.47 ± 12.23) birey oluşturmuştur. Katılımcılar kolayda örneklem yolu ile belirlenen gönüllülerden oluşmaktadır. Çalışmada, açık alan macera rekreasyonu etkinlikleri katılımcılarının demografik bilgilerini tanımlamak üzere hazırlanan kişisel bilgi formu, Macera Davranışı Arama Ölçeği (Güngörmüş, Yumuk ve Gürbüz, 2022), Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (Doğan, 2015) ve Öznel İyi Oluş Ölçeği (Kırmızıer, 2018) kullanılmıştır. Verileri toplama işlemi, açık alan macera etkinliği katılımcılarına ulaşılarak sağlanmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS 26 ve AMOS-26 paket programına aktarılmış ve analiz için hazır hale getirilmiştir. Analizlerde öncelikle verilerin normal dağılıp dağılmadığını sınamak üzere çarpıklık ve basıklık analizleri yapılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçüm araçlarının Cronbach Alpha iç tutarlık katsayıları hesaplanmıştır. Katılımcıların "MDAÖ", "KPSÖ" ve "ÖİOÖ" elde ettikleri verilere t testi, ANOVA ve Pearson Korelasyon testleri yapılmıştır. Ayrıca oluşturulan modeldeki gözlenen ve gözlenmeyen değişkenler arasındaki nedensel ilişkilerin test edilmesinde Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) yöntemi kullanılmıştır. Modelin uygunluğunun değerlendirilmesi için farklı uyum indeksleri incelenmesi için Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yapılmıştır. Elde edilen bulgular, MDAÖ'nde cinsiyet, medeni hal, serbest zamanları değerlendirmede güçlük çekme, tercih edilen macera rekreasyonu etkinliği ve katılınan macera rekreasyonu etkinliği risk seviyesi; KPSÖ'nde refah seviyesi, haftalık serbest zaman süresi ve serbest zamanları değerlendirmede güçlük çekme ve ÖİOÖ'nde medeni hal, refah seviyesi, haftalık serbest zaman süresi, serbest zamanları değerlendirmede güçlük çekme, tercih edilen macera rekreasyonu etkinliği ve katılınan macera rekreasyonu etkinliği risk seviyesi değişkenleri açısından anlamlı farklılıklar olduğunu göstermiştir. Ayrıca, MDAÖ hava koşulları alt boyutu ile KPSÖ ve ÖİOÖ arasında pozitif yönde ve düşük düzeyde; MDAÖ ve KPSÖ ve ÖİOÖ arasında pozitif yönde ve düşük düzeyde; KPSÖ ve ÖİOÖ arasında pozitif yönde ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Yapısal Eşitlik Modeli sonuçlarına göre, MDAÖ'nin hava koşulları alt boyutunun ÖİOÖ üzerinde doğrudan bir etkisi olduğu ve MDAÖ'nin hava koşulları alt boyutunun ÖİOÖ üzerindeki etkisine KPSÖ'nin kısmi aracılık yaptığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, çeşitli demografik değişkenlerin bireylerin macera davranışı aramaları, psikolojik sağlamlıkları ve öznel iyi oluşlarında farklılığa neden olabilecek nitelikte olduğu belirlenmiştir. Ayrıca macera davranışı aramanın, öznel iyi oluş üzerinde olumlu etkileri olduğu ve psikolojik sağlamlığın ise bu olumlu etkilere kısmi aracılık ettiği görülmüştür. Bu bağlamda, bireylerin psikolojik sağlamlık seviyelerini ve öznel iyi oluş seviyelerini artıracak açık alan macera etkinlikleri ile ilgili eğitim, program ve uygulamaların artırılması önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Açık alan rekreasyonu, Macera rekreasyonu, Macera davranışı arama, Psikolojik sağlamlık, Öznel iyi oluş.
Rüzgâr sörfü sporcularının kullandıkları sörf markalarına yönelik marka güveni, marka tutkusu, marka tatmini ve marka sadakati düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma, rüzgar sörfü sporcularının marka güveni, marka tutkusu, marka tatmini ve marka sadakati düzeylerini ve bu değişkenler arasındaki ilişkileri incelemektedir. Çalışma, bu konuda geniş bir literatür incelemesi ve kapsamlı bir saha araştırması içermektedir. Çalışmanın temel amacı, rüzgar sörfü sporcularının markalara karşı tutum ve davranışlarını anlamak ve bu bilgileri marka yönetimi stratejilerine entegre etmektir. Araştırma, sporcuların demografik özellikleri, marka tercihleri ve markalarla olan duygusal bağlarını detaylı bir şekilde analiz eder. Araştırmada, marka güveni, tutkusu, tatmini ve sadakati ile ilgili mevcut literatür geniş bir şekilde incelenmiştir. Bu inceleme, marka ile tüketici arasındaki ilişkilerin çok boyutlu doğasını ve bu ilişkileri etkileyen faktörleri ortaya koymaktadır. Çalışma, nicel bir araştırma yöntemi kullanarak, rüzgar sörfü yapan bireyler üzerinde anket tabanlı bir saha çalışması gerçekleştirmiştir. Anket, marka tutkusu, güveni, tatmini ve sadakati ölçmek için özel olarak tasarlanmıştır. Ayrıca, katılımcıların demografik bilgileri de toplanmıştır. Araştırma sonuçları, rüzgar sörfü sporcularının markalara karşı yüksek düzeyde tutku ve sadakat gösterdiğini ortaya koymuştur. Marka güveninin ve tatmininin, bu sadakat üzerinde önemli bir etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca, sporcuların demografik özelliklerinin (yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, gelir seviyesi) marka tercihleri üzerinde belirgin bir etkisi olduğu bulunmuştur. Çalışmanın analiz kısmında, elde edilen bulgular detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir. Marka güveni ve tatmininin marka sadakati üzerindeki etkisinin yanı sıra, marka tutkusunun bu ilişkiyi nasıl şekillendirdiği üzerinde durulmuştur. Ayrıca, demografik faktörlerin ve kişisel deneyimlerin tüketicilerin marka tercihleri üzerindeki rolü tartışılmıştır. Araştırma, rüzgar sörfü sporcularının marka tercihlerinin, hem duygusal hem de fonksiyonel faktörler tarafından yönlendirildiğini ortaya koymaktadır. Çalışmanın sonunda, markaların rüzgar sörfü sporcularına yönelik daha etkili pazarlama ve marka yönetimi stratejileri geliştirmesi için pratik öneriler sunulmuştur. Bu öneriler, hedef kitleye özgü pazarlama stratejileri geliştirmekten, müşteri geri bildirimlerine önem vermek ve uzun süreli müşteri ilişkilerine yatırım yapmaya kadar çeşitlilik göstermektedir.
Rekreatif bir faaliyet olarak Latin danslarında beden beğenimi ve öz-güvenin mental iyi oluş ile ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırma rekreatif bir faaliyet olarak Latin dansları yapan bireylerin bedeni beğenme, özgüven ve mental iyi oluş ile ilişkisinin incelenmesini amaçlamıştır. Araştırmanın örneklem grubunu rekreatif amaçlı Latin dansları yapan 14-50 yaş aralığındaki ve yaş ortalaması 25,06±6.93 olan 89 kadın, 94 erkek toplam 183 birey oluşturmaktadır. Nicel araştırma yöntemi kullanarak Latin dansları yapan bireylere, birtakım demografik soruların bulunduğu kişisel bilgi formu, Tylka ve Wood-Barcalow (2015) tarafından geliştirilen Türkçe uyarlaması Anlı vd. (2015) tarafından yapılan 'Bedeni Beğenme Ölçeği', Bandura'nın öz-yeterlik teorisi temel alınarak Akın (2007) tarafından geliştirilen 'Özgüven Ölçeği' ve Demirtaş & Baytemir (2019) tarafından geliştirilen 'Warwick-Edinburgh Mental İyi Oluş Ölçeği (Kısa Formu)' uygulanmıştır. İstatiksel verilerin değerlendirmesinde, SPPS 25.0 programından yararlanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde tanımlayıcı istatistikler, skewness – kurtosis, güvenirlik ve geçerlik, ANOVA, aşamalı (stepwise) regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın analizinden elde edilen bulgulara göre, Latin dansları yapan bireylerin bedeni beğenme ve özgüvenlerinin mental iyi oluşa etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca demografik değişkenlerin etkilerinin de incelendiği bu araştırmanın literatüre katkı sağlayacağı ve gelecek çalışmalara ışık tutacağı öngörülmektedir.
Gençlik merkezlerinin aktif yaşamdaki rolü: Engeller, motivasyon
Araştırmanın amacı, gençlik merkezlerinden hizmet alan gençlerin aktif yaşam engelleri ile serbest motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek ve çeşitli demografik değişkenlere göre karşılaştırmaktır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma evrenini, 2023 yılı içerisinde Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesindeki Antalya Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'ne bağlı olan gençlik merkezlerinden hizmet alan bireyler, örneklem grubunu ise bu bireyler içerisinden 343 (Ortyaş=21,23 ± 2,73) kadın ve 201 (Ortyaş=21,50 ± 2,90) erkek olmak üzere toplam 544 (Ortyaş=21,33 ± 2,80) birey oluşturmuştur. Katılımcılar kolayda örneklem yolu ile belirlenen gönüllülerden oluşmaktadır. Araştırmada, araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu, Aktif Yaşam Engelleri Ölçeği ve Serbest Zaman Motivasyon Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin normal dağılıp dağılmadığını sınamak üzere çarpıklık ve basıklık analizleri yapılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçüm araçlarının Cronbach Alpha iç tutarlık katsayıları, yapı güvenirlik ve açıklanan ortak varyans katsayıları hesaplanmıştır. Verilerin analizinde MANOVA, ANOVA, Pearson Korelasyon ve basit doğrusal regresyon testleri yapılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizinde ve yorumlarda, anlamlılık düzeyi 0,05 olarak dikkate alınmıştır. MANOVA analizi bulgularına göre, "fiziksel aktivitelere katılım durumu" ve "serbest zamanlarını değerlendirmede güçlük çekme durumu" değişkeninin AYEÖ ve SZMÖ alt boyutları üzerindeki temel etkisinin anlamlı olduğunu ve AYEÖ ve SZMÖ'nin tüm alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılık olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların SZMÖ'nin "içsel motivasyon" ve "dışsal motivasyon" alt boyut ortalama puanları ile AYEÖ toplam ve tüm alt boyut ortalama puanları arasında negatif yönde ve düşük düzeyde; "motivasyonsuzluk" alt boyut ortalama puanları ile AYEÖ toplam ve tüm alt boyut ortalama puanları arasında ise pozitif yönde ve orta/yüksek düzeyde bir ilişkinin olduğu tespit ediliştir. Sonuç olarak, SZMÖ ve AYEÖ toplam ortalama ve alt boyut ortalama puanlarının çeşitli demografik değişkenlere göre farklılaştığı, özellikle serbest zamanlarını değerlendirmede güçlük çekmeyen ve fiziksel aktivitelere katılımı olan gençlerin serbest zaman motivasyonlarının arttığı ve aktif yaşam engellerinin azaldığı belirlenmiştir. Ayrıca gençlerin serbest zaman motivasyonu arttıkça aktif yaşam engellerinin azaldığı sonucuna varılmıştır.
Hekimlerin bilinçli farkındalık ile algılanan stres düzeylerinin serbest zaman değerlendirme alışkanlıkları perspektifinde incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, hekimlerin bilinçli farkındalık ve algılanan stres düzeylerinin belirlenmesi, çeşitli demografik değişkenlere göre karşılaştırılması ve bilinçli farkındalık ve algılanan stres arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Mevcut çalışmada Manisa ilindeki devlet hastanelerinde çalışan hekimler içerisinden kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen 119 kadın (Ortyaş = 30,04± 4,80) ve 162 erkek (Ortyaş = 32,03± 8,04) olmak üzere 281 (Ortyaş = 31,19± 6,92) gönüllü katılımcı yer almıştır. Araştırmada, araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu, Bilinçli Farkındlaık Ölçeği ve Algılanan Stres Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimleyici istatistik, değişkenler arasındaki farklılıkların belirlenmesinde bağımsız gruplar için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve basit doğrusal pearson korelasyon ve regresyon testleri uygulanmıştır. Ölçeklerin güvenirliklerini tespit etmek için de Cronbach's Alpha iç tutarlık katsayısı hesaplanmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizinde ve yorumlarda, anlamlılık düzeyi 0,05 olarak dikkate alınmıştır. Yapılan fark analizleri sonucunda çeşitli demografikler açısından ölçeklerde fark bulunmuştur. Ayrıca, ölçekler arasında ilişki tespit edilmiştir. Sonuç olarak bilinçli farkındalık ve algılanan stres kavramları hekimler açısından değerlendirildiğinde önem arz etmektedir.
Kırsal bölgelerin rekreasyonel spor turizmi ile kalkındırılmasına yönelik bir model önerisi
Dünyada dolayısıyla ülkemizde de gelişen bir çalışma alanı olan kırsal bölgelerin rekreasyonel spor turizmi ile kalkındırılması hedefi doğrultusunda, Antalya İli Gündoğmuş İlçesi'nin tarihi ve doğal güzellikleri ile rekreasyonel spor turizm potansiyelinin, uzman görüşlerine dayanarak belirlenmesi ayrıca yerel halka alternatif sürdürülebilir geçim kaynaklarının oluşturulmasına yönelik bir model oluşturulması araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu ilgili branşlarda (bisiklet, kaya tırmanışı, koşu, yamaç paraşütü, mağaracılık, yürüyüş ve kano) ikişer uzman ve yerel halktan bölgeyi bilen katılımcılardan oluşturulan iki gruptan toplamda 28 kişi oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda görüşme, odak grup görüşmesi, gözlem, haritalama teknikleri, kullanılarak veriler toplanmıştır ve nitel veri analizinden faydalanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz, içerik analizi ve duygu analizi kullanılmıştır. Araştırmada gerçekleştirilen saha gözlemleri, çeşitli branşların icra edilebileceği potansiyel rotaları ve alanları kapsamıştır. Katılımcılarla yapılan detaylı görüşmeler, bu faaliyetler için gerekli asgari standartların belirlenmesine olanak tanımıştır. Araştırma sürecinde toplanan veriler, her bir faaliyet için uygun olan alanların ve rotaların belirlenmesinde kullanılmış ve bu bilgiler Google Earth Pro programı aracılığıyla haritalandırılarak görselleştirilmiştir. Bu metodolojik yaklaşım, araştırmanın alanları ve rotaları daha sistemli ve veriye dayalı bir şekilde belirlemesine imkan sağlamıştır. Sonuç olarak, Gündoğmuş İlçesi'nde çalışma dahilindeki tüm branşlarda (bisiklet, kaya tırmanışı, koşu, yamaç paraşütü, mağaracılık, yürüyüş ve kano) rekreasyonel spor turizm potansiyelinin olduğu belirlenmiş ve bölgenin rekreasyonel spor turizmi ile kalkındırılmasına yönelik bir model önerisi ortaya çıkartılmıştır. Anahtar Sözcükler: Rekreasyonel spor turizmi, Gündoğmuş İlçesi, Kırsal kalkınma, Modelleme.
Açık alan rekreasyonuna katılan bireylerin serbest zamanda algıladıkları özgürlük ve stresle başa çıkma tutumlarının incelenmesi
Araştırmanın Amacı: Açık alan rekreasyonuna katılan bireylerin serbest zamanda algıladıkları özgürlük ile stresle başa çıkma tutumlarının çeşitli demografik bilgilere göre karşılaştırılması ve birbirleri ile arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Materyal ve Metot: Çalışma grubu Alanya ilçesinde açık alan rekreasyonu katılan 191 (Ort. yaş =28,01 ± 10,75) erkek ve 132 (Ort. yaş =23,43 ± 7,34) kadın olmak üzere toplam 323 (Ort. yaş =26,14 ± 9,75) gönüllü bireyden oluşmaktadır. Katılımcılar demografik bilgiler içeren kişisel bilgi formu, Serbest Zamanda Algılanan Özgürlük Ölçeği (SZAÖÖ) ve Stresle Başa Çıkma Tutumları Envanteri (SBTE)'ni cevaplamışlardır. Verilerin analizi için tanımlayıcı istatistikler, çarpıklık ve basıklık değerleri, Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısı, Anova, Tukey HSD, bağımsız gruplarda t testi ve Pearson korelasyon testleri kullanılmıştır. Bulgular: Analiz sonuçlarına göre, SZAÖÖ toplam ortalama puanı "refah düzeyi", "açık alan rekreasyon etkinliklerine katılım yılı", "haftalık serbest zaman süresi" ve "serbest zamanı değerlendirmede güçlük çekme durumu"; SBTE toplam ortalama puanı ise "cinsiyet", "medeni durum" ve "eğitim durumu"; değişkenleri açısından anlamlı farklılıklar (P<0,05) oluşturmuştur. SBTE'nin alt boyut ortalama puanlarında ise farklı değişkenler açısından anlamlı farklılıklar gözlemlenmiştir. Ayrıca SZAÖÖ ve SBTE ortalama puanları arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Çeşitli demografik değişkenlerin bireylerin serbest zamanda algılanan özgürlük ile stresle başa çıkma tutumlarının farklılığa neden olabilecek nitelikte olduğu belirlenmiştir. Ayrıca serbest zamanda algılanan özgürlüğün stresle başa çıkma tutumları üzerinde olumlu etkileri olduğu saptanmıştır.
Rekreasyonda algılanan sağlık çıktıları ve yaşam doyumu ilişkisi: Alanya halkı örneği
Çalışmada Alanya'da yerleşik olarak yaşayan bireylerin rekreasyonel etkinliklere katılımlarında algılanan sağlık çıktıları ve yaşam doyumlarına etken olan faktörlerin demografik değişkenlere göre karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Antalya ili Alanya ilçesinde bulunan bireyler oluştururken, çalışma grubunu ise Alanya'da serbest zaman etkinliklerine katılan kolayda örneklem metodu ile seçilen bireyler içerisinden 203 erkek ve 224 kadın olmak üzere 427 gönüllü birey oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Yaşam Doyum Ölçeği", "Rekreasyonda Algılanan Sağlık Çıktıları Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen demografik bilgiler ve rekreasyon katılımları yer alan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Katılımcıların kişisel bilgilerine yönelik dağılımları belirmek için yüzde ve frekans, verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla çarpıklık ve basıklık katsayıları, değişkenler arasındaki farklılıkların belirlenebilmesi için t testi ve ANOVA testi, gruplar arası farklılıkların belirlenebilmesi için ise TUKEY testinden faydalanılmıştır. Ayrıca Pearson korelasyon testi ile ölçeklerin ortalama puanları arasındaki ilişki, regresyon testi ile de etki seviyesi belirlenmiştir. Ölçeklerin güvenilirliklerinin tespit edilebilmesi için Cronbach's Alpha iç tutarlılık katsayıları hesaplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde ve yorumlarda, anlamlılık düzeyi 0,05 olarak dikkate alınmıştır. Bulgular, çeşitli demografik değişkenlere göre YDÖ ve RASÇÖ'da anlamlı farklılıkların bulunduğunu ve YDÖ ve RASÇÖ arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki olduğunu göstermektedir. Ayrıca, yaşam doyumu düzeyindeki bir birimlik artış, rekreasyonda algılanan sağlık çıktısı düzeyinde 0,36'lık bir artışa neden olmaktadır.