
101
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Kaligrafinin tarihsel gelişimi ve öğretim teknikleri
Binlerce yıllık insanlık tarihinin önemli sanat dallarından birisi olan kaligrafi (Güzel Yazı) sanatı ülkemizde fazlaca yaygın olmasa da yurt dışında büyük ilgi görmektedir. Ülkemizde görülen bu eksiklik üzerine, yazı sanatı üzerine araştırma yapmaya karar verdim. Yazı sanatının geçmişten günümüze nasıl geldiğini, nasıl geliştiği ve bu yazı sanatının öğretim teknikleri üzerinde nasıl etkili olduğunu araştırıp çalışmalarımı geliştirdim. İlk yazı benzeri imajlardan oluşan çalışmaların mağara resimleri ile başladığı ve zamanla insanlar arasında iletişim biçimine dönüştüğü görülür, İnsanlar her zaman daha güzelini yapma ve bulma içgüdüsüyle hareket ederler ve bundan dolayı yazı sanatı geliştikçe yapılan çalışmaların da daha estetik bir yapıya ulaştığı görülmektedir. Bu gelişim süreci güzel yazı yazma sanatı yani kaligrafinin oluşmasını sağladı ve bu sanatın ayrı bir dalı olarak gelişmeye başladı. Ortadoğu İslam kültürlerinde Hat, Avrupa da Latin, Uzakdoğu ülkelerinde ise Çin yazısıyla şekillenen kaligrafi diğer bazı sanat dallarıyla da benzerlikler göstermektedir. Günümüzde kullanılan yazı karakterleri matbaa bulunmadan önceki Roma dönemi kapital yazılarına temellenmektir. Matbaanın bulunuşundan sonra kaligrafi sanatı günümüzde önemini artırarak sürdürmüştür.
Alberto Giacometti ve Francis Bacon'in eserlerindeki mekan anlayışı
Bu yüksek lisans tez çalışması ?mekan? olgusunu 20. yüzyılın iki büyük sanatçısı Alberto Giacometti ve Francis Bacon'ın mekan anlayışıyla incelemektedir. Figüratif sanat eğilimleri ile merkezinde insan görünümünü kapsayan mekan tasvirleriyle, sanatlarını ortaya koyan bu isimlerin mekan anlayışlarını; felsefi, sosyolojik ve sanat tarihsel anlamda etraflıca tanımlamak amaçlanmaktadır.Yapılan çalışma sonucunda her iki sanatçıda da varlık olarak insanın; savaş, yıkım, ölüm, değersizlik ve kötücüllük karşısında umut etme ve yeniden inşa etme bağlamında yaşamın anlam ve amacının özsel olarak sürekli diri tutabileceği gerçeği belirlenmiştir.Bu tez çalışmasında Alberto Giacometti ve Francis Bacon'ın çalışmalarının bir yüzyılın insan gerçeğinin, mekanda nasıl anlam bulduğu ve mekanla beraber birbirlerini nasıl etkileyip varettikleri incelenmiş son derece rafine bir şekilde hem kadim hem de güncel veriler elde edilmiştir.Gerçekliği mekan ile ilişkili olarak ele alan iki sanatçıda da mekan ve insan ilişkisi birbirlerini içeren ve etkileyen unsurlar olarak gözlemlenmiş. Bu unsurları bir yüzyılın sanat ve insan ilişkisi bağlamında özetlemek, belirleyicilikleri çok net olan iki büyük sanatçıyla, bir sonuç olarak ele almak çalışmanın amacını oluşturmuştur.
12-15 yaş ergenlerin resimlerinde görme biçimleri
Bu araştırma beş ana bölümden meydana gelmektedir. Bu araştırmanın birinci bölümünde; problem durumu, problem cümlesi, alt problemler, varsayımlar, sınırlılıklar, araştırmanın amacı ve önemi başlıkları yer almaktadır. İkinci bölümde sanat eğitimi, yaratıcılık, ergenlik, çocuğun çizgisel gelişimi konuları yer almaktadır. Sanat eğitimi bölümünde görme biçimleri, sanatsal öğrenme, sanat nedir, sanat sorunu, sanatçı kimdir, sanatçı sorunu, sanat eseri sorunu, sanat eleştirisi gibi konular ele alınmıştır. Yaratıcılık bölümünde ise altı alt başlık halinde incelenmiştir. Ergenlik konusunda ergenliğin tanımı, ergenlikte biyolojik, bedensel, cinsel, zihinsel, toplumsal değişimler ele alınmıştır. Çocuğun çizgisel gelişiminde ise çocuğun çizgisel gelişimini kapsayan tüm evrelere değinilmiştir. Katalogda ise 12-15 yaş aralığındaki ergenlere yaptırılan resimler analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde ise yöntem bölümü yer almakta, yöntemde genel bilgilendirmenin yanında araştırmanın modeli, çalışma grubu, verilerin analizi, evren ve örneklem yer almaktadır. Dördüncü bölümde ise öğrencilere yaptırılan resimlerin yani katalogların yer aldığı bulgular ve yorumlar bulunmaktadır. Beşinci bölümde ise değerlendirme, sonuç ve öneriler yer almaktadır. Bu bölümde işlenen konular ve yaptırılan ergen resimleri ile ilgili bir değerlendirme yapılmış, değerlendirme sonucunda bu yaştaki ergenlerde meydana gelen değişimlerin resimsel açıdan önemi ve yansıması üzerine önemli sonuçlar elde edilmiş, sonuçlara dayanarak öneriler ortaya konulmuştur.Araştırmanın sonunda ergenlerde meydana gelen özellikle bilişsel (gerçekçilik, soyut düşünme gibi), bedensel, biyolojik ve toplumsal değişimlerin ergenin resimsel gelişiminde ve değişiminde önemli yer tuttuğu görülmüştür.Anahtar Sözcükler: Ergen, resim, yaratıcılık, imge, sanat
Müziğin resim sanatında tarihsel süreci 20.yy sanatına etkisi ve yansıması
Sanat tarihinin başlangıcı, insanlık tarihinin başlangıcına kadar uzanmaktadır.Müzik, şiir ve resim, farklı elemanlara sahip olmalarına rağmen, onları ortak kılanbağlara da sahiptir. İnsanoğlu belki de `iz' bıraktığını görebildiğinden bu yana , birbaşka anlatımla; fiziki varlığının izini gördüğünden itibaren, duyduğunu, sezdiğini ifadeetme yollarını aramıştır. İnsanoğlu ilk izi kalıcı kılmak, daha sonra görünmeyenvarlığını görünür `iz'e dönüştürmek ve bunu tekrar kendine, kendisi için olmasıgerekene mal etmek uğraşına girmiştir. Bu uğraş önce elinin izinin, sonra sesinin izininkalıcı olması çabası olmuştur.İnsan kendi varlığı ile varolabilmenin yollarını bulduğundan bu yana, sanatdenilen olguyla bütünleşmiştir. Seslerdeki, sözlerdeki ve çizgilerdeki; uyum, denge gibiortaklık bugün de haz kaynağı olabilmektedir. Sesler, çizgiler ve sözler, kendi içindekideğerlerle yansımakta, insan ise bunları bir şekilde ilişkilendirme çabası içinegirebilmektedir.Ne kadar geriye gidersek gidelim resimle ve müzikle mutlaka karşılaşırız. Cilalıtaş devri resimleri karşısında tarih öncesi sanatıyla aracısız olarak karşı karşıyagelebiliriz. Ama seslerin kalıcı olamaması nedeniyle çok yakın çağlar için bile ancakvarsayımlar yapabiliriz. Bunun nedeni resmin somut olması, buna karşın müzik yakınbir geçmişe kadar kayıt altına alınamasıdır. İlk çağlardan bu yana, resim ve müzikiiibirbirini etkilemiştir. Daha doğrusu sanatçılar usta oldukları sanat disiplininin dışındadiğer sanat dallarından esinlenmişler ve bunun etkilerini de eserlerine yansıtmışlardır.Tez kapsamında resim sanatı, mağara duvar resimlerinden başlayarak 20. yyresmine kadar dinsel, düşünsel ve kavramsal boyutuyla ele alınmıştır. 20. yy resmi isegenel hatlarıyla irdelenmiş; daha sonra resimsel çözümlemeye gidilmiş ve inceleenmiştir
Görsel sanatlar öğretmeni yetiştirmede görsel kültür eğitimine yönelik bir eylem araştırması
Teknolojik gelişmelerle birlikte görsel uyarıcıların ön plana çıktığı günümüz dünyasında, imgelerin, teknolojinin olanaklarıyla yeniden üretimi, sosyal yaşamı olduğu kadar sanatı, sanatın anlamını ve üretimini de değiştirip dönüştürmektedir. Görüntüleme teknolojilerinin yaşamsal deneyimlerde olduğu kadar sanat alanında kazandığı önem, bu alanları görsel kültür çalışmaları yoluyla inceleme gereği doğurmuştur. Bu anlamda yakın zamanda sanat eğitimi alanındaki teorik tartışmalar, eleştirel pedagoji ve disiplinlerarasılık gibi paradigmalarla ilişkilendirilen görsel kültür egitiminin sanat eğitimine dahil edilmesine odaklanmaktadır. Bu araştırmanın; sanat, eğitim, kültür, toplum, yeni teknolojiler ve medyalar arasında varolan bağlantıları ortaya çıkarmak ve önemini vurgulamak açısından önem taşıyacağı düşünülmektedir. Araştırmada, bu bağlantıların, günümüzde Görsel Sanatlar Eğitiminin geleneksel bağlarının yanısıra yeni bir eğilim olarak ortaya çıkan, teori ve pratiği birleştiren görsel kültür çalışmaları yoluyla öğretilmesine yönelik etkinlikler hazırlanmaya çalışılmıştır. Alanyazında konuyla ilgili araştırma ve kaynakların yetersizliği dolayısıyla bu araştırma bir çok açıdan önem taşımaktadır. Sanat eğitimi veren kurumlarda, diğer disiplinlere de açılımı sağlayacak doğrultuda, sosyo-kültürel alan ve çeşitli medyalar ile gerçekleşen gündelik görsel deneyimleri içeren, eleştirel bir yaklaşımı sağlayacak herhangi bir ders içeriği yeterince bulunmamaktadır. Görsel kültür çalışmalarının sanat eğitimine nasıl dahil edilebileceğini belirlemeyi amaçlayan bu araştırmada, eylem araştırması deseni kullanılmıştır. Araştırmacının Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü'nde Araştırma Görevlisi olmasından dolayı araştırmanın ortamını Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Resim Anasanat Atölye dersinde oluşmuştur. Araştırmanın katılımcılarını 2012-2013 öğretim yılı Güz ve Bahar Döneminde, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü'nde Resim Anasanat Atölye dersini alan 12 dördüncü sınıf öğrencisi ve bu dersi yürüten öğretim elemanı oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, 1 Ekim 2012 – 4 Nisan 2013 tarihleri arasındaki 11 haftalık sürede 44 ders saatinde yapılandırılmıştır. Araştırmada, dersin video kayıtları, araştırmacı günlüğü, öğrenci günlükleri, yarı yapılandırılmış görüşmeler, öğrencilerin sanatsal çalışmalarını içeren döküman incelemesi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri içerik analizi yöntemi kullanılarak çözümlenmiş, elde edilen bulgular araştırma soruları çerçevesinde yorumlanmıştır. Sonuçlardan yola çıkarak uygulamaya ve daha sonraki araştırmalara yönelik öneriler geliştirilmiştir. Araştırmada ulaşılan sonuçlardan önemli görülen bazıları şu şekildedir: • Görsel kültür çalışmaları ile öğrencilerin, imajların sosyal ve kültürel işlevlerine karşı farkındalık geliştirdikleri, eleştirel yorumlarda bulundukları ve bu bağlamda günlük deneyimlerinden faydalandıkları görülmüştür. • Bu araştırma ile öğrencilerin sosyal içerikli konuları sanatsal bir bakış açısıyla sorguladıkları ve bu anlamda hem çağdaş sanat üretimi hem de sosyal konulara karşı farkındalık kazandıkları görülmüştür. • Öğrencilerin okuma ve araştırma yapmaya karşı olan önyargılarını zamanla kırdıkları görülmüştür. • Öğrenciler, görsel kültür çalışmalarının onlara gelecekteki öğretmenlik deneyimlerinde fayda sağlayacağını belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Sanat Eğitimi, Görsel Kültür, Eleştirel Pedagoji, Disiplinlerarası Öğrenme.
Resim - yemek
Bu araştırmada 'Resim-Yemek' başlığı altında, 'yemek' konusunun Avrupa ve Türk resminde ele alınış biçimleri incelenerek Fatma Demir'in aynı konulu yapmış olduğu resimlerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Araştırmada öncelikle sanat ve resim sanatında konu sorunu incelenmiştir. İkinci bölümde, Batı resim sanatında ve Türk resim sanatında, 'yemek' konusunun işlenişi Avrupa ve Türk resminde Rönesans'tan günümüze dönemsel etkileri resim çözümlemeleri ile yapılmıştır. Konu, siyasal, sosyal ve psikolojik etkileşimler bağlamında literatür tarama ve eser inceleme yöntemi ile bulgulanmıştır.İnsan yaşamının temel ihtiyaçlarından olan yemek konusu, resim sanatının başlangıcı olan mağara resimlerinden günümüze resim sanatının önemli konularından biri olmuştur. Zaman içerisinde insanın yaşadığı toplumsal çevreye bağlı olarak seçilen mekânlar, yemek objeleri ve yansıtılmak istenen duygu da değişim göstermiştir. İhtiyaçlar, din ve tabiat resim sanatının en önemli belirleyicileri olmuştur. Resmin din himayesinden bağımsız hareket etmesi ile günlük yaşam sahneleri içerisinde yemek konusu sıklıkla işlenir. Yemek konusunun sıklıkla işlenmesi tür resminin ortaya çıkması ve konu çeşitliliğinin artması eş zamanlı olduğu görülmüştür.Yeni gerçekçi eğilimlerle birlikte biçimler sadeleşmiş ve insan odaklı olma eğilimi göstermiştir. Bu bağlamda ressamlar, yemek olgusu ile insan olgusunu daha derin felsefi bir bakış açısı ile değerlendirme yolunu seçmiştir.Fatma Demir'in uygulama çalışmalarında eskizlerle belirlenen yaşam içinde 'yemek' konusu farklı şekillerde incelenerek, varsa sanat tarihindeki resimlerle etkileşim ve bağlantıları açıklanarak farklı malzeme ve tekniklerde (tuval üzerine yağlıboya, akrilik) resmedilmiş ve analizleri yapılmıştır.
İlköğretim okullarındaki ikinci kademe görsel sanatlar dersi programının işlenişinde karşılaşılan temel sorunlar
Bu araştırma, ilköğretim okullarında görev yapan Görsel Sanatlar öğretmenlerinin ders programının işlenişinde karşılaştıkları temel sorunları tespit etmek ve bu doğrultuda çözüm önerileri geliştirmek amacı ile yapılmıştır.Toplumların eğitim düzenleri oluşturulurken faydalanılan alanlardan birisi de sanat eğitimi alanıdır. Hem kültürün geliştirilmesi hem de bireylerin ruh sağlığını dengede tutabilmesi açısından bu gereklidir. Çocuğun gelişiminde kendini tanıması ve kişiliğini bulmasında Görsel Sanatlar Eğitimi önemli bir yere sahip olmasına rağmen bu derse gereken önem verilmemektedir.Türk Milli Eğitim sisteminin sanata ve sanat eğitim amaçlarına bakıldığında olumluluk ve olumsuzlukları bir arada görmek mümkündür. Genel eğitimin olumlu olumsuz yönleri ile tartışılması bir yana, yeterince önemsenmeyen, öneminin farkına varılmayan sanat eğitimi biraz da kendi yapısından kaynaklanan bir takım sebeplerle temele oturtulamamıştır.Dersin işleniş amaçlarına dair bilgi yetersizlikleri, sosyo-kültürel ortam, araç-gereç ve donanım bakımından yoksun okulların durumuyla birleşince Görsel Sanatlar dersi öğretmenleri, programı uygularken çeşitli problemlerle karşılaşmaktadır. Ankette karşılaşılan bu problemlere ilişkin 63 görüş yer almaktadır. Öğretmenlerin bu görüşlere katılma dereceleri sorgulanmaktadır. Verilerin toplanmasında kullanılan araç Likert tipi bir ölçektir. İstatistiksel çözümlemeler için SPSS (The Statistical Packet for the Social Sciences) paket programından yararlanılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda bulgular ve yorumlar kısmı oluşturulmuştur.Dünyanın değişen ve gelişen şartlarına göre sanat eğitiminin gerekliliği tartışma götürmeyecek bir gerçektir. Uluslararası ilişkiler alanındaki hızlı değişme ve gelişmeler yeni, çağdaş eğitim politikalarının oluşturulmasını zorunluluk haline getirmiştir. Eğitim-öğretimin en önemli öğelerinden biri olan öğretmenlerin karşılaştıkları problemleri tespit etmek, ortadan kaldırmak ve eğitimi çağdaş standartlara ulaştırmak ülkelerin eğitim politikalarında ilk sırada olmalıdır.Araştırma verilerinden elde edilen bulgulara göre ilköğretim okullarında görevli Görsel Sanatlar dersi öğretmenlerinin hedeflenen amaç ve davranışları kazandırmalarını engelleyecek pek çok problem ortaya çıkmıştır.
Primitif kültürlerin dışavurumculuğa etkileri
XX. yüzyılın başlarında Afrika sanat biçimleri ve İlkel Okyanusya kültürleri Avrupa entelektüalizmi üzerinde olağanüstü derin bir etki bırakmıştı. Bu etki özellikle Alman dışavurumculuğu ve onunla birlikte çağdaş bir gelişim gösteren Fransa'daki fovizm hareketi üzerinde olmuştu. Kübistlerin plastik mantığında vurgulanmış kompozisyonlar ile Afrika heykelinin plastik biçimlerinin alımlama gücü kabul edilmişti. Bu sentetik ve analitik kübizmin sonuçlarından doğan plastik özgürlük Avrupalı sanatçıların üzerinde ilkel sanata karşı derin bir etki bıraktı.Alman sanatının modern Yeni İlkelcileri olan Die Brücke dışavurumcuları sanatsal ifadelerini İlkel Afrika, Polinezya, Halk Sanatı ve Okyanusya Kültürlerinin arkeolojik ve etnolojik mirasından yararlanmaya yöneltti. Bu yönelim dolayısıyla Almanya'nın içinde bulunduğu savaşın kahramansı olarak yüceltilmediği dolayısıyla idealist felsefenin dışlandığı bir tutum, bir karşı çıkış olarak Almanya'nın militer politikasının dışında yer almıştı. Ancak bu politik koşullar altında dışavurumcu sanatçılar Batı'nın sömürgeci-militarist ve Grek-Roma ülküsünün dışlandığı komünal bir yaşamın örneklendiği ilkel insanın, tinsel dünyasına girerek modern ile ilkeli, uygar ile yabanıl olanı buluşturmuştur. Böylelikle dışavurumcu yapıtlar Batı'nın ilkel sanata ve yaşamına karşı oluşturduğu kültürsüzlük yargılarını ve ilkel kültürlerin üretimlerini küçümsemelerinin altında yatan sömürgeci hegemonyayı sarsmışlardı. Dışavurumcular sayesinde ilkel kültürlerin estetik objelerinin modern XX. Yüzyıl sanatına katkıları, geçmiş ilkel sanatların modern Avrupa sanatının eserleriyle olan bağının ortaya çıkması ile ancak bir anlam ve önem kazanabilmiştir.
1950 sonrası Türk resim sanatında doku
Araştırmada 1950 sonrası Türk resim sanatında doku öğesi kuramsal bir çerçevede incelenmiştir. Ayrıca resimlerinde dokunun öğesini kullanmasıyla öne çıkan sanatçıların doku öğesine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmanın birinci bölümünde; doku'nun tanımı, dokuların ortak özellikleri, dokuların algılanması, dokuların oluşumları açıklanmış ve doku çeşitleri olarak; doğal doku, görsel (yapay) doku, güncel doku, optik doku ve dinamik dokulara yer verilmiştir. 1950 sonrasında Türk resim sanatına değinilmiş, Türk resim sanatında dokunun kullanımı, yeri ve öneminden bahsedilmiştir.Araştırmanın ikinci bölümünde, araştırmanın modeli, katılımcılar, veri toplama süreci, verilerin analizi ve yorumlanması yer almaktadır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir.Araştırmada, amaçlı örnekleme yöntemi ile Türk resim sanatında, tuval resminde doku unsuru ile dikkat çeken altı sanatçı, örneklem olarak belirlenmiştir. Resimlerinde doku öğesine yer vermelerinden dolayı Devrim Erbil, Mehmet Güleryüz, Halil Akdeniz, Erkan Özdilek, Ahmet Yeşil ve Ünsal Kınıklı ile yapılan görüşmelere yer verilmiştir.Bu araştırmada, araştırmanın problemi doğrultusunda hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Verilerin analizleri yapılırken, içerik analizinden yararlanılmıştır. İçerik analizinde temelde yapılan işlem, birbirine benzeyen verileri belirli kavramlar ve temalar çerçevesinde bir araya getirmek ve bunları okuyucuların anlayabileceği bir biçimde düzenleyerek yorumlamaktır. Araştırmada, tanımlanan bulgular araştırmacı tarafından açıklanmış, ilişkilendirilmiş ve yorumlanmıştır. Bulguların yorumlanmasında, katılımcıların görüşlerinden doğrudan alıntılar yapılmıştır.Araştırmanın üçüncü bölümünde, görüşme yapılan sanatçıların, dokunun önemine ilişkin görüşleri, 1950 sonrası Türk resim sanatında doku unsurunun tuval resminde değişimine ilişkin görüşleri, Avrupa resim sanatçılarıyla Türk resim sanatçılarının yapıtlarındaki doku farklılıklarına ilişkin görüşleri, sanatçıların kendi resimlerindeki doku ve kullandıkları malzemelere ilişkin görüşleri yer almaktadır.
Gelişen teknoloji ile birlikte değişen sanatçı-alıcı buluşması
Araştırmada her geçen gün gündelik hayatı ve toplum yaşamını değiştirerek yeni bir forma sokan teknolojinin sanat üzerindeki etkilerine kısaca değinilmiştir. Günümüz sanatının en son eğilimi olan, sanal galerilere ya da ?e-galeriler? diye adlandırılan, internet üzerinden sanat eserlerinin sergilenmesini sağlayan sanal galeriler ile geleneksel sanat galerileri arasındaki farklar tartışılmıştır. Ayrıca araştırmada sanat sunucusu, sanat alıcısı ve sanat galerisi sahipleri üzerinde yapılan anket ve sonuçlarına yer verilmiş olup, Türkiye'nin önde gelen bazı sanatçılarının bu konu hakkındaki görüşlerine yer verilmiştir.Araştırmada rasgele seçim modeli ile seçilmiş olan, Antalya, İstanbul, Denizli, Kütahya, Erzurum, Burdur illerinde 825 kişi üzerinde anket uygulaması yapılmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde frekans ve yüzdeler kullanılmıştır. Çalışmada seçilen sorular sadece konu üzerine odaklanma hedefi taşımakta olup, sosyal bilimlerde anket hazırlama teknikleri ve bilginin korunması prensipleri çerçevesinde anket hazırlanmıştır. görüşme içeriklerinin ve sorulan soruların amaç ve hedeflerine kısaca değinilen çalışmada, görüşme sonuçlarının da yorumlarına yer verilmiş, görüşme metinlerinin birer kopyası eklerde verilerek, ileriki çalışmalara kaynak olması hedeflenmiştir.Gerek çalışma sonuçları, gerekse günümüzde yaşanan gelişmeler, teknoloji devrinin sanatı da sanal bir devrime sokmakta olduğunu ve geleceğin sanat ortamları olarak sanal ortamların, bienallerin, trienallerin, sergi salonlarının yerlerini aldığı, sanatın kısmen ticarileşmeye başladığı, kısmen de özgürleştiği ve daha fazla sanat alıcısına ulaşabilme yeteneği kazandığı sonucu çıkarılmıştır.