Gazi University
Department

Department of Philosophy

Gazi University

80

Archived Theses

1

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Cahit Tanyol'un sosyolojiye katkıları

Türk sosyoloji tarihi kitaplarında yer alan sosyologların arasında ismi duyulmakla beraber, üzerinde fazla inceleme yapılmamış sosyologlarımızdan biri olan Cahit Tanyol (1914-??) ile ilgili hazırlanan bu tez, onun sosyoloji bilimine olan katkılarını ortaya koymak amacı ile yazılmıştır. Tanyol, Türk sosyoloji tarihi açısından önemli olduğu gibi, yapmış olduğu tarihsel karşılaştırmalarla eserlerinde tarihsel veriler de kullanmaktadır. İncelemelerini yaparken kullanmış olduğu yöntemi, ?tarihsel olaylara sosyolojinin bakış açısı ile bakmak? şeklinde özetleyebiliriz. Bu tezde Cahit Tanyol'un toplumsal sorunlara bakış açısı, bu sorunları nasıl çözmeye çalıştığı üzerinde durulmuş ve bu noktada Tanyol'un sosyolojiye katkıları belirlenmeye çalışılmıştır.Sosyolojinin yanında edebiyat ve felsefe alanlarında da çalışmalar yapan Tanyol'un birçok kitabı olmakla beraber, birçok dergide yayınlanmış makalesi ve gazetelerde yayımlanmış bine yakın yazısı bulunmaktadır. Bu çalışmada Tanyol'un edebiyat eserleri, şiirleri ve felsefe kitabı konunun dışında tutulmuştur. ?Sosyolojik Açıdan Din, Ahlak, Laiklik ve Politika Üzerine Diyaloglar? isimli eseri temel alınarak; din, ahlak, laiklik, politika, irtica-şeriat vb. kavramları açıklanmıştır. Ayrıca bu çalışma Cahit Tanyol'un Türk sosyoloji tarihindeki yerini öğrenmek isteyenlere bir kaynak niteliği taşıyabilir.Cahit Tanyol'un topluma bakışı, yazmış olduğu eserler, tarihe sosyoloji ile bakışı, toplumsal konuları incelerken yapmış olduğu tarihsel karşılaştırmalar önemli tespitler içermektedir. Tanyol, Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu, ekonomik, siyasal, toplumsal sorunları ele alırken bilimsel bir tavır sergilemektedir. Birçok eserinde yakın tarihten bahseden Tanyol, sosyolojik açıklamalar yapmaktadır. Bu çalışmada da günümüz dünyasında yaşanan toplumsal sorunlara hiç değilse farklı bir bakış açısı sunmak amaçlanmaktadır.Anahtar Kelimeler: Türk Müslümanlığı, İslamiyet, laiklik, şeriat, irtica faaliyetleri, din, ahlak, eğitim, hukuk, dil, kültür, uygarlık, milliyetçilik, örf-adetler, gelenekler, töre, sanat, politika, Türkler ile Kürtler, türban, köy monografileri, toplum, birey, aydın din adamı, laik tavır, doğu-batı ayrımı, Alevilik, Sünnilik, Kemalizm, Türkçülük.

Sosyal yapıSosyolojik analizTanyol, Cahit
Nebile Eroğul
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık felsefesi çerçevesinde anestezi ve cerrahi birimlerde hasta savunuculuğu tutumlarının belirlenmesi

Hastalanan bireyin insan olmaktan doğan haklarının yanı sıra hastalığı dolayısıyla sahip olması gereken hakların tümüne hasta hakları denilmektedir. Hasta hakları daha iyi sağlık ortamı için hasta ve sağlık personelinin birlikte sahip çıkması gereken haklardır. Savunuculuğun önemi, hasta haklarını koruma konusunda yatar. Savunuculuk olmadan, hakların etkin korunduğu söylenemez. Hasta haklarının korunabilmesi için sağlık ekibi üyelerine önemli görevler düşmektedir. Bu araştırma ile Antalya Eğitim Araştırma Hastanesi'nde ameliyat olacak ve anestezi uygulanacak hastaların, hasta hakları konusunda bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, çalışmayı kabul eden 400 hastaya, 32 sorudan oluşan anket formu uygulandı. Ameliyat olacak hastaların çoğunluğunun hasta hakları birimleri hakkında ve hasta hakları konusunda yeterli bilgi sahibi olmadığı ve sağlık personelleri tarafından yeterince aydınlatılmadıkları tespit edilmiştir. Toplumumuz insanının haklarını bilinçli bir şekilde savunabilme ve aldığı hizmeti sorgulayabilme eksikliği toplumsal ve kültürel bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Hasta haklarının sağlık hizmetlerinin önemli bir destekleyici öğesi haline gelmesine yönelik kapsamlı çabalara ihtiyaç vardır. Sağlık hizmetlerinin hasta memnuniyetine uygun şekilde insan hak ve onuruna yakışır biçimde sunulması için, hasta ve hasta yakınları ile sağlık personelinin eğitimini hedefleyen çalışmalar gereklidir.Anahtar Sözcükler1. Hasta Savunuculuğu2. Tıp Etiği3. Anestezi4. İnsan Hakları5. Sağlık Felsefesi

AnesteziAntalyaCerrahi+6
Sehtap Kaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Muhammed Aziz Lahbabi'de özgürlük problemi

1929 yılında Amerikan borsalarının çöküsü ile Batı'da ortaya çıkan büyükekonomik bunalımdan sonra özellikle Fransa'da insan problemine yeni bir yaklasımortaya çıktı. Bu yaklasımın sahibi Emmanuel Mounier'ye (1905-1950) göreMateryalistler, maddi hayatın manevi yönünü, Spiritüalistler ise manevi hayatın maddiyönünü unutuyorlardı. Materyalizm ve Spiritüalizmi uzlastırma çabasından ortayaçıkan bu görüse Personalizm denir. Bu akımdan etkilenen ancak bu akımın yalnızcabir temsilcisi ya da taklidi olmaktan çok, Doğu kültürünün özellikleri ile bu fikirleriyeniden yorumlamaya çalısan Muhammed Aziz Lahbabi (1922-1993) hemPersonalizm açısından, hem de dolayısı ile felsefe tarihi açısından dikkate değer birdüsünürdür. Bu tezde Lahbabi'nin felsefesi özellikle özgürlük problemi açısından elealınmıstır.Kitapları dünyanın birçok diline çevrilmis olan (Fransızca, ?ngilizce, Rusça,Çince ve Arapça) Lahbabi'nin dilimize çevrilen sadece iki eseri (?slam Sahsiyetçiliği,Kapalıdan Açığa Kültür ve Medeniyetler) bulunmaktadır. Bu çalısma, henüzTürkçe'ye çevrilmemis ve `Liberté ou Libération (1956)' (ÖzgürlüktenÖzgürlesmeye) adı ile Fransızca kaleme alınmıs olan eserin, `Minal Hürriyetilattaharrur (1972)' adı ile Arapça yazılmıs olan nüshası üzerinden yürütülmüstür.Dolayısı ile bu çalısma, Lahbabi'nin özgürlük problemine yaklasımınınirdelenmesinin yanı sıra bu eserin de dilimize kazandırılması açısından genis birtercümeyi de ihtiva etmektedir.iiiLahbabi'nin felsefesi, ruhun soyutlanmasına karsı bir tepki ve kapitalizminhükümdarlığına karsı bir direnmedir. Sahısların özgürlüklerini çalan ve hükmedensistemlere, özellikle de fasizm, komünizm ve küresel kapitalizme karsıdır. Busistemlerin temel kavramlarını elestirir ve bu kavramların karsısına Lahbabi,özgürlüğü ve hemen ardından gelecek olan özgürlesmeyi koyar. Özellikle üzerindedurduğu ve kendine has bir kavram olarak karsımıza çıkan kavramı ise, özgürlüktençok özgürlesmedir. Çünkü özgürlük genel anlamda mekânsızdır. Özgürlesmedinamiktir. Bir eylemdir. Tarihi bir eylem ve sartları değistiren bir harekettir. Bireyinözgürlesmesi; kendisinin varlığını kabul etmesi ve kendisini fark etmesidir. Lahbabi,insanın bireysel olarak varlıktan sahsa doğru olan yolculuğunun aslında özgürlüktenözgürlesmeye doğru bir gidis olduğunu ifade eder.Ülkemizde daha çok teist ve ateist varolus filozoflarının bakısı ile özgürlükkavramı tartısılmakta ve değerlendirilmektedir. Bu çalısma ile Personalizm'in bakısaçısıyla, özellikle de Lahbabi'nin ?slam Personalizmi adıyla anılan düsünceleriçerçevesinde özgürlüğün ele alınısına hiç değilse dikkat çekmis olmakamaçlanmaktadır.

FelsefeLahbabi, Mohammed AzizÖzgürlük
Yasin Elçi
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kierkegaard'da kişi ve özgürlük problemleri

Bu tez Kierkegaard felsefesinin merkezinde yer alan `Ben' kavramını ve bu kavramın Özgürlükle ilişkisine yer vermektedir. Çünkü Kierkegaard'ın bütün felsefesi bu kavram etrafında açılarak ilerler. Her ne kadar Kierkegaard genellikle, dini düşünceleriyle ön plana çıksa da, aslında onun bu husustaki tavrının altında yine `Ben' kavramı yatmaktadır.İnsanın bir `Ben' olarak ele alınması kuşkusuz Kierkegaard'la başlamamıştır. Fakat Kierkegaard'ı burada ayıran yan, `Ben'in varoluşunu ortaya koymasındaki farklı görüşleridir.`Ben'i bir sentez olarak ele alır. O, ruh ve beden'in sentezidir ama aynı zamanda zorunluluk ve olabilirliğin; sonsuz ve zamansalın da sentezidir. Aslında tek bir sentez vardır; o da ruh-beden sentezidir. Diğer iki sentez, bu birinci sentezin farklı görünümleri olarak ifade edilmektedir. Bu tezde özellikle üzerinde durulan konulardan biri de işte bu sentezlerin açıklanmasıdır.Ben'in sentezinde yer alan bu öğeler arasındaki dengelerinin değişmesi, farklı kişilikleri oluşmasına neden olur. Bunlar Estet, Etikçi ve Dini Ben olarak adlandırılır. Estetikçiye, Don Juan, Faust ve Baştan Çıkarıcı; Etikçiye, Agamemnon ve son olarak Dini Ben'e H.Z. İbrahim kişilikleri örnek olarak verilir. Tez'de bu insan kişilikleri üzerinde özellikle durulmuştur.Bu tezde özellikle değinilen diğer bir konu ise varoluş alanlarıdır. Birbirinden farklı insan tipleri, farklı alanlarda yer alırlar. Estet (Estetikçi), Estetik; Etikçi, Etik ve Dini Ben, Dini Varoluş alanında bulunur.Son olarak `Ben'in bir `Özgürlük' olarak ele alınmasına değinilmektedir. Özellikle insanın bir `Ben' olarak özgürlüğü tam anlamıyla hangi varoluş alanında elde ettiği üzerinde durulmuştur.

Benlik kavramıKierkegaard, SorenÖzgürlük
Mustafa Sarp
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Wilhelm Freidrich Nietzsche ve Fyodor Mihailoviç Dostoyevski'de insan problemi

Bu tezin amacı; W. F. Nietzsche ve F. M. Dostoyevski'nin insan anlayışlarını ortaya koymak ve düşünürlerin insan problemini ele alışlarındaki benzerlikleri ve farklılıkları değerlendirmektir. Çalışmanın girişinde düşünürlerin genel felsefeleri verilmiş sonraki bölümlerde de insan anlayışları ortaya konmuştur.Nietzsche'ye göre insanlar moralizasyon seviyeleri ve gücü isteme derecelerine göre dört farklı tipe ayrılırlar. Bunlar; `yırtıcı hayvan', `sürü insanı', `özgür insan' ve `üstinsan'dır. Yırtıcı hayvan, Nietzsche'nin üstinsanına giden yolda hayvana daha yakın olarak nitelendirdiği soylu insandır. Sürü insanı ise, yaradılışı gereği güçsüz, ahlaklı ve dindar insandır. Özgür insan, mevcut değerlerin değişiminin zorunluluğunu hissettiği anda onları nihilizm karşısında aktif kalarak aşan ahlak dışı insandır. Özgür insan henüz yaratıcı olamadığı için kendini feda ederek üstinsanın ortaya çıkmasına zemin hazırlayan insanlık aşamasıdır. Nietzsche'nin amacı; birer décadence değerinden başka bir şey olmayan mevcut değerleri ortadan kaldırmak ve Tanrı'nın ölümüyle insanda meydana gelen boşluğu yeni değerler yaratacak üstinsanla doldurmaktır. Dostoyevski'de birbirinden farklı dört insan tipine rastlanır; `Tanrı'dan uzak insan', `sıradan insan', özgürlüğünün sınırları görebilmek adına `üstinsan olmaya çalışan insan' ve başkaları için acı çekmekten mutluluk duyan, herkesin her şeyden sorumlu olduğunu düşünen `mükemmel insan'. İnsanın eksik, tamamlanmamış bir varlık olduğunu savunan Nietzsche'ye göre, amaç üstinsana ulaşmak, ona yol açmak olmalıdır, çünkü o, yaşamın anlamıdır. Hayatın bütününü coşku ve hazla onaylayan üstinsan; realiteyi olduğu gibi gören, realitenin kendisi olan insandır. Üstinsan bir hedeftir ve insanın, üstinsana ulaşmada bir köprü olmasından başka bir değeri yoktur. Dostoyevski'de ise amaç; insanlıktır.Ona göre insan, küçük bir evrendir ve varoluşun merkezindedir. Evrenin gizinin insanda olduğunu düşünen Dostoyevski'de, insan sorununu çözmek demek, Tanrı sorununu çözmek anlamına gelir. İnsanın en gizli kalmış yönlerini dahi ortaya koymaya çalışan düşünür, insan yazgısının özgürlükle koşullu olduğunu düşünür. Çünkü onun için insan ve insan yazgısı her şeyden önce bir özgürlük temasıdır.Anahtar Sözcükler1. İnsan2. Tanrı3. Nihilizm4. Özgürlük5. Üstinsan

Dostoyevski, Fiodor MihayloviçFelsefi düşünceNietzsche, Friedrich Wilhem+1
Ebru Sarıbaş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Jacques Lacan ve felsefesi

Bu çalışma; yirminci yüzyılın ünlü düşünürlerinden olan Jacques Lacan'ın, düşünce tarihindeki yerini belirlemek için kaleme alınmıştır. Lacan, bilinçdışı ve dil konusunda önemli düşünceler öne sürmüştür. Bunun yanında; Lacan, psikanalizi bilimsel bir temele oturtmak için çok uğraşmıştır. Lacan göre; psikanaliz, bilinçdışının bilimidir. Bilinçdışı ile dil arasında da bir ilişkinin olduğunu vurgulamıştır. Lacan; bilinçdışının, dil gibi yapılandığını savunmuştur. Yani; dil, bilinçdışının varolma koşuludur. Dil; aynı zamanda, öznenin ortaya çıkmasını da sağlar. Öznenin ortaya çıkmasında ?Ayna Evresi? önemlidir. ?Ayna Evresi?yle; özne, aynadaki kendi imgesini ?Ben? sanarak, sembolik düzene ilk adımını atar. ?Gerçek? ile ?simge? arasında bir bölünme söz konusudur. Lacan'a göre; ?Gerçek?, tam olarak ifade edilemez. Lacan düşüncesinde; semptom ile gösteren-gösterilen ilişkisi de önemlidir.Anahtar Sözcükler1.Bilinçdışı2.Dil3.Ayna Evresi4.Gerçek5.Semptom

Ayna evresiBilinçdışıDil+3
Mustafa Yıldırım
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Durkheim sosyolojisi ve Durkheım'ın sosyolojik düşünceye katkıları

Bu araştırmada, Durkheim sosyolojisi ve Durkheim'ın sosyolojik düşünceye katkıları çeşitli yönleriyle incelenmiştir.Birinci bölümde, problem durumu, araştırmanın amacı, önemi, yöntemi belirtilmiştir.İkinci bölümde, Durkheim'ın hayatı, Durkheim'ın yapıtları, Durkheim'ı etkileyen düşünce akımları ele alınmıştır. Ayrıca bu bölümde Durkheim'ı etkileyen A. Comte'nin pozitivist sosyolojisi ve sosyolojik düşünceye katkıları üzerinde de durulmuştur.Üçüncü bölümde, Durkheim sosyolojisinin genel özellikleri ana başlığı altında, Durkheim'a göre sosyolojinin konu ve yöntemi, Durkheim'ın toplumsal işbölümü anlayışı ve bu alt başlık altında mekanik ve organik dayanışma konuları, ayrıca Durkheim'ın intihar anlayışı ve türleri, Durkheim'ın din teorisi ve Durkheim'ın din teorisinde ulaştığı sonuçlar, Durkheim'ın bilgi kuramı ve bilgi sosyolojisi konuları ele alınmıştır. Araştırmanın bu bölümünde son olarak Durkheim'ın sosyolojik düşünceye katkıları üzerinde durulmuştur.Araştırma sonunda Durkheim sosyolojisi ve Durkheim'ın sosyolojik düşünceye katkıları ile ilgili bazı sonuçlara ulaşılmış, bu sonuçlar tartışılmış ve bazı öneriler geliştirilmiştir.

Durkheim, EmileSosyoloji
Hasan Turhan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kierkegaard ve Heidegger'de kaygı kavramlarının karşılaştırılması

Bu çalışma Kaygı kavramı çerçevesinde Kierkegaard ve Heidegger felsefelerini karşılaştırmayı hedeflemiştir. Kaygı kavramının her iki düşünür için anlamsal ifadesine yer vermek kaydıyla düşünürlerimizin temel felsefelerinde kaygıyla bağlantılı olarak ortaya çıkan ölüm, zamansallık, tarihsellik ve hiçlik konularının analizi tezin kapsamı içerisindedir.Öncelikle Kierkegaard'ın ve Heidegger'in genel felsefeleri serimlenmiş ve daha sonra düşünürlerimizin genel felsefelerini kaygıyla ilişkilendirerek yorumsal bir karşılaştırma denemesi yapılmıştır. Her iki düşünürümüzün de eleştiriler üzerine kurmaya çalıştığı felsefelerinin arka planında yer alan kimi düşünürlere de tezin bütününde yer yer değinilmiştir.Kaygı problemi hem Kierkegaard ve hem de Heidegger felsefesinin kilit kavramı olmakla birlikte tüm felsefeleri de bu kavram üzerinden hareketle gelişir. Kierkegaard için bu Hıristiyanlığın yeniden yorumlanması olarak dini temeller üzerine kurulmuşken, Heidegger dini kavramları felsefesinde konu edinmez. Ancak her ikisinin de kesiştiği nokta dinin kavramları olan ölüm, hakikat, hiçlik, vicdan suç ve yazgıdır. Heidegger, bu kavramları kaygıyla ilişkilendirirken dünyasallıktan, somuttan yola çıkar. Kierkegaard ise sonsuzluğa, kendisini yabancı ve yalnız hissettiği bu dünyadan Tanrı'yla irtibata geçeceği ebediliğe ulaşmak için kaygının anlamına değinir.Kaygı her iki düşünür için de korkudan farklıdır. Bu iki kavram arasındaki temel fark; korkunun ait olduğu bir nesnesinin olmasıdır.Oysa kaygının korkudaki gibi belirgin bir nesnesi yoktur. Kaygı dünyanın hiçliği karşısında duyulan kaygıdır. Dünya içinde var olmanın aynı zamanda ölüyor olmaya işaret ettiği bir temel ruh halidir. Yaşıyoruz ama öleceğiz. Ne zaman? Verilecek cevap sadece ?Şimdi Değil? olacaktır. Bu belirsizlik günlük yaşam içerisinde bir kaçışa neden olur. Bu Kierkegaard için umutsuzluk, Heidegger içinse düşmüşlüğün işaretidir.Heidegger'in felsefesini de laikleşmiş bir din bilimi olarak ele alırsak her iki düşünürümüz için gerçek olan tek bir durum vardır; o da insanın geçiciliği ve bu geçiciliği karşısında oluşan kaygılı ruh halinin ona göstereceği doğru bir yol olarak, bir ben olma, gerçek bir benliğe sahip olma sorumluluğunun yalnızca kendisine ait olduğu tek varlık olarak insanı görmeleridir. Bu ise ölümü ölebilmek iradesidir.Anahtar Sözcükler1.Kaygı2.Korku3.Varoluş4.Dasein5.Ölüm

Felsefi düşünceHeidegger, MartinKaygı+3
Dilek Tepeli
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın Marifetname'sindeki kozmolojik görüşlerinin analizi ve günümüz bilimi açısından değerlendirilmesi

Kozmoloji, insanlığın başlangıcından günümüzekadar tarihsel sürecin her döneminde filozofların,düşünürlerin, din adamlarının ve hatta halkın dikkatin çekmiş, bu konuda değişik teori ve düşünceler iler sürülmüştür.Biz bu çalışmamızda 18. yy. Osmanlı coğrafyasında ki kozmolojiye bakışı, Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın nazarında tahlil edip, İbrahim Hakkı'nın marifetname'sinde bahsettiği Batlamyus Sistemi, Kopernik Sistemi ve İslam Astronomisi başlığı altında ki kozmolojiyle ilgili teorilere 18.yy. Osmanlısında ki müslümanların nasıl baktıklarını anlamaya çalıştık. Ayrıca 20.yy. başlarında ortaya atılan ve günümüzde en geçerli teori olan ve bilimsel olarak temellendirilen Big Bang (Büyük Patlama) teorisinden bahsederek, kozmoloji biliminin günümüze kadar ki gelişim sürecini incelemeye çalıştık.

18. yüzyılKozmolojiMarifetname+1
Arif Ünal
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Jürgen Habermas düşüncesinde üç kavram: Önyargı, eylem ve kamusallık

Filozof, sosyolog, toplumsal tarihçi gibi kimlikleri ile günümüz düşünürleri arasında özel bir yer işgal eden Jürgen Habermas, yaşamının farklı dönemlerinde ve bu dönemlere ait farklı eserlerinde dile getirdiği önyargı, eylem ve kamusallık kavramları arasındaki ilişki bu araştırmanın konusunu teşkil etmektedir. Bu konuyu seçmekteki amaç Habermas'ın farklı dönemlerinde farklı konularla ilgilenmesine rağmen düşünce sisteminin bir bütünlük arz ettiğini göstermektir. Zira bu üç kavram her ne kadar birbirinden uzak görünse de arka planda birbirine yaslanan unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır.Habermas önyargı kavramını hermeneutik çalışmaları içerisinde ele almıştır. Eylem kavramını geliştirdiği ?İletişimsel Eylem Kuramı? çerçevesinde detaylandırmıştır. Kamusallık kavramını ise ilk dönem çalışmalarına konu edinmiş olup, Burjuva kamusallığının dönüşümü ile açıklamıştır.Sosyoloji, iktisat, felsefe, iletişim, siyaset gibi farklı çalışma alanları kapsamında değerlendirilen eserlerinden yararlanılarak hazırlanan bu çalışma da öncelikle düşünsel arkaplan konu edilmiştir. Habermas'ı tanımaya olanak sunan bu bölümün ardından ise tezin ana temasını oluşturan kavramlar tüm boyutlarıyla ele alınmıştır.

AksiyonFelsefi düşünceHabermas, Jürgen+2
Fatma Kılınç Hatipoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00