526
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Fen bilgisi öğretmenlerinin laboratuvar uygulamaları ile ilgili yeterlilikleri, tutumları ve karşılaşılan problemler
Bu çalışma, fen bilgisi öğretmenlerinin laboratuvar uygulamalarındaki yeterlilikleri ve uygulamalar sırasında karşılaşılan sorunları belirlemek ve sorunların çözümü ile ilgili genel bir bakış açısı oluşturabilmek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma tarama modelinde kurgulanmış betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın yöntemi nicel ve nitel yaklaşımların bir arada kullanıldığı karma araştırma yöntemidir. Çalışma 2013–2014 eğitim öğretim yılında Bitlis il, ilçe ve köylerinde görev yapan 110 fen bilgisi öğretmenleri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Laboratuvar Uygulamaları Yeterlilik Ölçeği, Laboratuvar Tutum Ölçeği, Fen Eğitiminin Bugünkü Durumu Hakkında Görüşler Formu ve Öğretmenlerin Laboratuvar kullanımlarına ilişkin görüşlerini belirleme formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde nicel ve nitel analiz teknikleri kullanılmıştır. Nicel veriler frekans, yüzde, bağımsız gruplar t testi, Anova, korelasyon teknikleri ile analiz edilmiş, hesaplamalar SPSS 21 paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öğretmenlerin açık uçlu sorulara verdiği cevaplar nitel analiz teknikleri kullanılarak yapılmıştır. Bu amaçla öğretmenlerin cevapları kodlama ile benzer kategorilere ayrılmış, elde edilen veriler betimsel olarak incelenmiştir. Araştırma sonunda; öğretmenler, Fen Bilimleri derslerinde, laboratuvarları kullanmanın öğrencilerin derse ilgisini çekme ve etkili öğrenme sağlamadaki önemini açıkça ifade etmişlerdir. Fen bilimleri dersi öğretmenlerinin laboratuvar çalışmalarına yönelik yeterlilik görüşleri incelendiğinde; genel olarak laboratuvara karşı olumlu tutum içinde oldukları laboratuvar yöntemlerini ve tekniklerini bilme ve uygulama noktasında kendilerini yeterli buldukları belirlenmiştir. Fen bilimleri dersinde öğretmenlerin, laboratuvar uygulamaları ile ilgili yeterlilik düzeyleri cinsiyet, mesleki kıdem, görev yapılan okulun bulunduğu yerleşim birimi, mezun olunan fakülte, hizmet içi eğitime katılma durumu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Fen bilgisi öğretmenliği, biyoloji, kimya, fizik öğretmenliği ve alanlarından mezun olan Fen bilimleri dersi öğretmenlerinin mezun oldukları bölüme göre laboratuvar çalışmalarına yönelik yeterlilik görüşleri arasında anlamlı bir farklılığın bulunmadığı belirlenmiştir. Fen bilimleri dersinde öğretmenlerin, laboratuvar tutumlarının cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterdiği ve buna göre erkek öğretmenlerin, kadın öğretmenlere kıyasla, laboratuvar tutumlarının, anlamlı bir farkla, daha olumlu olduğu tespit edilmiştir. Laboratuvar kullanma sıklıkları açısından öğretmenlerin laboratuvar tutumları anlamlı olarak farklılık göstermektedir. Öğretmenlerin laboratuvar tutumlarının mesleki kıdem, görev yapılan okulun bulunduğu yerleşim birimi, mezun olunan fakülte ve hizmet içi eğitime katılma durumu açısından farklılaşmadığı gözlenmiştir. Bununla beraber, öğretmenlerin, laboratuvarlardaki araç-gereçleri yeterince tanımadıkları, kullanamadıkları ve bu araç-gereçlerin bakım ve onarım bilgisine sahip olmadıkları, laboratuvar yöntemini uygulamada kullanılan öğretim yöntem ve tekniklerini derslerde yeterince kullanamadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Fen Bilgisi Öğretmenleri, Laboratuvar Uygulamaları, Karşılaşılan Güçlükler, Laboratuvar Yeterlilikleri, Laboratuvar Tutumları.
İlkokullarda yabancı dil öğretiminde yaşanan sorunlara ilişkin öğretmen görüşleri
Bu araştırmanın amacı, ilkokullarda İngilizce dersinde yaşanan sorunlara ilişkin sınıf ve İngilizce branş öğretmenlerinin görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırma, tarama modelinde olup, betimsel bir nitelik arz etmektedir. Araştırmada veriler, 58 maddeden oluşan anket formu hazırlanarak elde edilmiştir. Araştırmanın evrenini 2016–2017 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa ilinin Viranşehir ilçesindeki ilkokullarda görev yapan sınıf ve İngilizce branş öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise Şanlıurfa ilinin Viranşehir ilçesinde tesadüfî örnekleme yöntemi ile seçilen 176 sınıf ve 25 İngilizce öğretmeni olmak üzere toplam 201 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada elde edilen verileri çözümlemede SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde (%), frekans, aritmetik ortalamadan faydalanılmıştır. Ayrıca demografik verilere dayalı görüşler arası anlamlı farkın olup olmadığını tespit için ise bağımsız gruplar t testi ve varyans analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; araştırmaya katılan öğretmenlerin İngilizce eğitiminde % 19,4'ü kendilerini yeterli, % 44,3'ü kısmen yeterli, ve % 36,3'ü ise kendilerini yeterli görmemektedirler. Ayrıca sınıf öğretmenleri birleştirilmiş sınıflarda işlenen İngilizce dersinde hedeflenen kazanımlara ulaşmada, zorluk çekmekte ve zaman problemi yaşanmaktadırlar. Araştırmanın sonuçlarına göre, İngilizce öğretmenleri, sınıf öğretmenlerine göre, öğrencilerin sınıf içerisinde birbirleriyle İngilizce konuşma etkinlikleri yapacakları ortamları daha fazla sunmaktadır. Yine İngilizce öğretmenleri, sınıf öğretmenlerine göre, ilkokul sınıflarındaki İngilizce dersinde, öğrencilerle iletişimi İngilizce olarak daha çok sağlamaktadırlar. Ayrıca sınıf öğretmenleri, İngilizce öğretmenlerine göre ilkokul sınıflarındaki İngilizce dersinde konuları yetiştirme konusunda daha fazla zaman problemi yaşamaktadırlar. İngilizce öğretmenleri, sınıf öğretmenlerine göre, ilkokul İngilizce dersi müfredatının, öğrencilerin yabancı dil gelişimleri açısından onların yaş seviyelerine daha uygun olduğunu ve İngilizce müfredatında yer alan İngilizce ders saatlerinin arttırılması gerektiğini düşünmektedirler. Araştırmaya katılan kadın öğretmenler, erkek öğretmenlere göre, birleştirilmiş sınıflardaki İngilizce derslerinde öğrencilerin eksik olduğu temel derslerin (Türkçe, matematik) öğretimini daha çok işlemektedirler. İlkokullarda İngilizce öğretiminde karşılaşılan sorunlar, yabancı dil öğretiminde kullanılan temel dil öğretim alanlarının (Okuma, yazma, dinleme, konuşma) dikkate alındığı ayrı ayrı araştırmalar yapılabilir. İngilizce dersinin ilkokul birinci sınıflarda yer alıp almamasına yönelik öğrenci, öğretmen, idareci, akademisyen ve veli gibi birçok paydaşın örnekleme dahil edilmesi ile geniş çaplı bir durum çalışması da yapılabilir. Anahtar Kelimeler: İlkokul, İngilizce Öğretimi, Sınıf Öğretmeni, İngilizce Öğretmeni, Yabancı Dil Öğretimi.
1928 yılında yayımlanan "Kız ve Erkek Çocuklara Kıraat Kitabı" ile "2016-2017 Türkçe Ders Kitabı"ndaki metinlerin tema ve metin türleri yönünden karşılaştırılması
Tarihsel süreç içerisinde Türkçe eğitimi değerlendirildiğinde, Cumhuriyet'in kurulmasıyla birlikte ana dili eğitimi çalışmalarının hız kazandığı ve bu alanda devrim niteliği taşıyacak çalışmaların yapıldığı görülmektedir. Her şeyden önce denilebilir ki, Osmanlı dönemindeki din merkezli eğitim politikası, Cumhuriyet'in kurulması ile birlikte yerini millî ve laik bir eğitim politikasına bırakmıştır. Cumhuriyet döneminde bu maksatla eğitim toplantıları (Heyet-i İlmiye, Eğitim Şurası, Maarif Kongresi vs.) yapılmış, Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkarılmış, öğretim programları yeniden düzenlenmiştir. Bu dönemde, Türkçe Öğretim Programları ile belirlenen hedeflerin öğrenciye kazandırılmasında temel araç konumunda olan ders kitaplarının programa uygun şekilde hazırlanması için gösterilen çabalar günümüzde de devam etmektedir. Eğitimde izlenen strateji ve yöntemlerin sürekli geliştirilmesi, materyallerin niteliklerini de değiştirmiştir. Bu çalışma, 1928 yılında okuma becerisinin kazandırılmasına yönelik olarak hazırlanan Kız ve Erkek Çocuklara Kıraat Kitabı ile 2016-2017 eğitim-öğretim yılında okutulmak için hazırlanmış olan 1. Sınıf Türkçe Ders Kitabı'nda yer alan metinlerin Türkçe Dersi Öğretim Programı'nda yer alan temalar ve türler bakımından incelenerek karşılaştırılmasından oluşmaktadır. Bu nedenle çalışma nitel bir çalışma olup doküman metodu kullanılarak içerik analizi yapılmıştır. Her iki ders kitabındaki metinler, tematik açıdan zengin ve eğitsel değerleri yüksek metinlerdir. Kız ve Erkek Çocuklara Kıraat Kitabı'ndaki metinlerin, bir kısmının türünün özelliğini taşımadığı, Türkçe Ders Kitabı'ndaki metinlerin türünün özelliklerini yansıtan metinler olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: 1. sınıf, ilk mektep, Kız ve Erkek Çocuklara Kıraat Kitabı.
8. sınıf fen bilimleri dersi basit makineler ünitesinde algodoo yazılımı ile desteklenen 5e modelinin öğrenci başarı ve tutumuna etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı 8. sınıf öğrencilerinin Fen Bilimleri dersi basit makineler ünitesinde Algodoo yazılımı ile desteklenen 5E modelinin öğrencinin akademik başarı ve tutumuna etkisinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini 2016–2017 öğretim yılında Bingöl ili Solhan ilçesindeki Öğretmen Veli Tuğa Ortaokulu 8. sınıfta öğrenim görmekte olan 44 öğrenci oluşturmuştur. Kontrol grubunda 5E modeli, deney grubunda ise Algodoo yazılımı ile desteklenen 5E modeli uygulanmıştır. Araştırmada yarı deneysel desen kullanılmıştır. Uygulama altı hafta sürmüştür. Araştırmada veri toplama araçları olarak, Basit Makineler Akademik Başarı Testi (Ayazgök, 2013) ve Fen ve Teknoloji Dersine Yönelik Tutum Ölçeği (Nuhoğlu, 2008) kullanılmıştır. Verilerin analizinde iki bağımsız grup arasında puanları açısından fark olup olmadığını belirlemek için Bağımsız Örneklemler t-Testi, eğitim öncesi ve sonrası her bir grubun akademik başarısının kendi içerisinde değerlendirilmesi için ise Eşleştirilmiş Örneklem t-Testi (Paired Samples t-Test) uygulanıp, p < 0.05 düzeyi anlamlı olarak kabul edildi. Uygulama öncesinde Basit Makineler Akademik Başarı Testi puanlarını incelediğimizde, kontrol ve deney grup ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlendi. Uygulama sonrasında Basit Makineler Akademik Başarı Testi puanlarının kontrol ve deney grup ortalamaları arasındaki farkın deney grubu lehine anlamlı olduğu belirlendi. Araştırma sonucuna göre Fen Bilimleri dersinde Algodoo simülasyon yazılımı ile desteklenen 5E modeli kullanılan deney grubundaki öğrencilerin kontrol grubundaki öğrencilere göre basit makineler ünitesindeki akademik başarı puanları arttığı görülmüştür. Öğrencilerin eğitim süreci öncesinde ve sonrasında Fen ve Teknoloji Dersine Yönelik Tutum Ölçeği puanlarının kontrol ve deney grup ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlenmiştir. Fen Bilimleri dersinde basit makineler ünitesinde kontrol ve deney gruplarındaki öğrencilerin tutumları arasında fark yoktur. Fen Bilimleri dersine karşı tutumları orta seviyededir. Fen Bilimleri dersi anlatımında anlamakta güçlük çekilen noktalarda Algodoo simülasyon yazılımından yararlanılabilir. Basit makineler ünitesinin yanı sıra Fen Bilimleri dersinde yer alan diğer ünitelerde de Algodoo simülasyon yazılımına yer verilebileceği söylenebilir.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının bazı kimya konularındaki akıl yürütmelerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı fen bilgisi öğretmen adaylarının bazı Kimya Konularındaki Akıl Yürütmelerini (KKAY) incelemektir. Bununla birlikte fen bilgisi öğretmen adaylarının KKAY'leri cinsiyet, sınıf ve mezun olduğu lise türü değişkenleri açısından incelenmiştir. Bu sebeple araştırma kesitsel tarama türündedir. Çalışmaya Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen bilgisi Öğretmenliği programına kayıtlı 210 (180 Bayan, 30 Erkek) öğrenci katılmıştır. Çalışmada Cloonan ve Hutchinson (2011) tarafından geliştirilmiş olan "Kimya Konuları Akıl Yürütme Testi" (KKAYT) veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. KKAYT 38 maddeden oluşmaktadır. KKAYT atom-molekül teorisi, atomun yapısı, kimyasal bağlar, kimyasal denge, kimyasal kinetik, kimyasal reaksiyonlar, kinetik molekül teorisi, faz dengeleri, termokimya ve termodinamik konularını içermektedir. Katılımcıların KKAY'nin cinsiyet, sınıf ve mezun olduğu lise türü düzeylerine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği t-testi ve ANOVA yöntemleri ile incelenmiştir. Çalışma sonucunda fen bilgisi öğretmen adaylarının çoğunun bu çalışmada incelenen kimya konuları ile ilgili olarak doğru olmayan akıl yürütmelere sahip oldukları belirlenmiştir. Araştırma verileri cinsiyet değişkenine göre incelendiğinde öğretmen adaylarının KKAY'nin anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Ayrıca fen bilgisi öğretmen adaylarının KKAY'nin sınıf düzeyine göre anlamlı farklılık görülmediği belirlenmiştir. Ek olarak fen bilgisi öğretmen adaylarının KKAY'nin mezun olduğu lise türü değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. Ancak bu farklılık mezun olduğu lise türü bazında teker teker incelendiğinde sadece düz lise-anadolu lisesi türleri arasında anlamlı farklılığın olduğu, diğer lise türleri arasında ise anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir. Çalışmada katılımcıların KKAY'nin düşük olduğu ve bu çalışma grubu için KKAYT'nin zor olduğu sonucunda ulaşılmıştır.
English teachers' and learners' perceptions of the effectiveness of teaching communicative language strategies
The objectives of the study are to illustrate ' The Perceptions of the Teachers' and Learners' of Effectiveness of Teaching Communicative Language Strategies' in secondary schools 12th grade inside Erbil city in the north of Iraq in terms of gender, ages, and branches with considering different socio- economic. To achieve these goals the researcher based on descriptive study and a quantitative data tool used to collect the results that were (a questionnaire for the students, questionnaire for the teachers, questionnaire for the supervisors, written and oral test, and classroom observation and checklist). The sample taken from the students is 510 both (male and female), (scientific, and literary), from age 16- 20. The results of the students' questionnaire show that their teachers do not apply communicative language strategies, and most of them still use grammar- translation method for English language teaching. They like group work to share their ideas, but the large of the classes do not allow them to apply this, and also they do not have the chance of oral presentation that is one important strategy in communicative learning and mostly depend on their native language to comprehend English language. The result of the tests show that female better than male, scientific branch students' degree higher than literary and those students their age equal or younger than 18 scored higher in compare with older than 18. About the teachers' perception some of them do not believe on importance and usefulness of the communicative approach for teaching EL for some reasons such as, (large number of the students in the classes, lacks of the audio- visual aids, and lacks concerning culture factors). Teachers do not apply communicative strategies to enable the learners' to create motivation so as to learn and acquire the main language skills. Concerning supervisors they believe that teachers need high proficiency in order to apply communicative approach. And also they mentioned that teachers have low resources and less time for material preparation. With a great number of them have responded that teachers have lack of training and full understanding of communicative approach. The other point that supervisors' mentioned that the existing syllabus is not suitable for communicative activities and most EL teachers do not use technology facilities in their classes and they have low ability to communicate in the target language which is EL in their classes that would be the mean to motivate students'' to communicate with each other in the EL.
Ortaokul 5. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersine yönelik kaygılarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; ortaokul 5.sınıf öğrencilerinin Fen Bilimleri dersine yönelik kaygı düzeyini belirlemek ve çeşitli bağımsız değişkenlere göre (öğretmen cinsiyeti, öğrenci cinsiyeti, okul türü, ailenin eğitim durumu, karne notu) anlamlı farklılık gösterip göstermediğini incelemektir. Araştırmanın verileri 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır ilinin dört merkez ilçesi olan Bağlar, Yenişehir, Sur ve Kayapınar ilçelerinde rastgele belirlenen 4 devlet ortaokulu ve 1 özel ortaokuldan seçilen 1014 ortaokul 5. sınıf öğrencisi üzerinden alınmıştır. Araştırmaya 522 (%51.5) erkek ve 492 (%48.5) kız olmak üzere toplam 1014 ortaokul öğrenci katılmıştır. Veri toplama araçları olarak Fen ve Teknoloji Dersi Kaygı Ölçeği ile Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma verileri SPSS 20.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulguları 0.05 anlamlılık düzeyine göre yorumlanmıştır. Bu araştırmada ortaokul 5. sınıf öğrencilerinin Fen Bilimleri dersine yönelik kaygı puanlarının çeşitli değişkenler bakımından betimlenmesi amaçlandığı için ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, tek yönlü varyans analizi ve bağımsız örneklem t-Testi kullanılmış olup, analizler sonucunda farkın anlamlı çıkması durumda farkın büyüklüğünü belirlemek için etki değeri (eta-kare) hesaplanmıştır. V Araştırma bulgularına göre; ortaokul 5. sınıf öğrencilerinin Fen Bilimleri dersine yönelik kaygı puanlarına ilişkin ortalama ve standart sapma değerlerine bakıldığında, kaygı puanlarının düşük düzeyde (1.00-1.79) olduğu görülmüştür. Araştırmanın bağımsız değişkenlerinden biri olan öğrenci cinsiyetine göre Fen Bilimleri dersine yönelik kaygı puanlarına ilişkin bağımsız örneklem t-Testi sonuçlarında; öğrencilerin Fen Bilimleri Dersi kaygı puanları ile cinsiyetleri arasında anlamlı bir farkın olmadığı (p> .05) görülmüştür. Öğretmen cinsiyetine göre öğrencilerin Fen Bilimleri dersine yönelik kaygı puanlarına ilişkin bağımsız örneklem t-Testi sonuçlarında ise; fen bilimleri öğretmeni bayan olan öğrencilerin Fen Bilimleri dersine yönelik kaygı puan ortalamalarının (x 1.7384); fen bilimleri öğretmeni erkek olan öğrencilerin ortalamasına (x 1.4830) göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın bir diğer alt problemi olan resmi ortaokuldaki öğrenciler ile özel ortaokuldaki 5. sınıf öğrencilerinin Fen Bilimleri dersi kaygı puanları arasında anlamlı bir farklılaşmanın olmadığı görülmüştür. Ailenin eğitim durumuna göre öğrencilerin Fen Bilimleri dersine yönelik kaygı puanları sonuçlarına bakıldığında ise; ailenin eğitim durumuna göre öğrencilerin Fen Bilimleri dersine yönelik kaygı puanları arasında anlamlı bir farkın bulunmadığı görülmüştür. Ancak; ailenin eğitim durumu yükseldikçe öğrencilerin kaygı puan ortalamalarının düştüğü (x 1.6260); ailenin eğitim durumu düştükçe ise öğrencilerin kaygı puan ortalamalarının yükseldiği söylenebilir (x 1.8042). Son olarak araştırmanın bir diğer alt problemi olan Fen Bilimleri ders notuna göre öğrencilerin Fen Bilimleri dersine yönelik kaygı puanlarına ilişkin sonuçlara bakıldığında; öğrencilerin kaygı puanlarının Fen Bilimleri dersi notuna göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüş olup, karne notu yükseldikçe kaygının azaldığı, karne notunun düştükçe ise kaygının arttığı tespit edilmiş ve etki değeri (eta-kare) 0.69 olarak bulunmuştur.
Ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin yaratıcı metinlerinde metinlerarasılık
Metin, belirli bir iletişim bağlamında, bir ya da birden çok kişi tarafından sözlü ya da yazılı olarak üretilen anlamlı bir yapıdır. Metin, çok farklı düzeylerde dille iletişimde bulunmak amacıyla cümlelerden oluşan, cümlelerle oluşturulan anlatma ve anlaşma aracıdır. Metnin oluşumunda sesten paragrafa dil birimleri kullanılır. Metinde cümlelerin arka arkaya anlamsal bir bağlantı kurularak sıralanmasıyla paragraflar oluşur. Paragrafta bir ana fikir etrafında sıralanmış cümleler bulunur. Metinde paragraflar düşünce birimidir. Bir paragraftan diğerine geçerken dil, düşünce ve anlam birliği sağlanır. Metindeki bir paragrafta giriş, gelişme ve sonuç bölümleri bulunur. Paragraflar metinde anlatılan konunun boyutuna göre uzunluk ya da kısalık gösterir. Birkaç cümleden oluşan paragraflar olduğu gibi tek cümleden oluşan paragraflar da vardır. Paragrafların bir araya gelmesinden de bir metin (makale, fıkra, söyleşi, deneme, hikâye, roman vb.) oluşur. Her metnin bir ana düşüncesi vardır. Metinde ana düşünceyi destekleyen yardımcı düşünceler paragraflarda dile getirilir. Ana düşünce metinde bir cümle olarak belirtilebileceği gibi yazının bütününde de belirtilebilir. Metin giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşur. Bir metnin taşıması gereken birçok önemli ve kanıtlayıcı ölçütlerden söz edilebilir. Bu ölçütler alan yazınında metinsellik ölçütleri olarak adlandırılır. Bunlar; bağdaşıklık, tutarlılık, amaçlılık ve kabul edilebilirlik, bilgisellik, durumsallık ve metinlerarasılık ölçütleridir. Metin birliklerinin bir araya gelerek oluşturdukları bütünün bir metin olarak nitelenebilmesi için bu ölçütleri karşılaması beklenir. Metinlerarasılık, okuma sürecinde okurun zihninde başka metinlerin canlanması olarak ifade edilebilir. Bir metnin önceki metinlerle ilişkili olması ve sonraki metinler için bir beklenti oluşturması durumudur. Her metin, doğal olarak yazarın ve okuyucunun içinde bulunduğu çevre, durum ve yaşanılan gerçeklerin ürünüdür. Bu açıdan bakıldığında metin kendisinden önceki metinlerle bir etkileşim ve bilgi akışı içindedir. Bu sebeple öğrencilerin metinlerarası ilişkiyi nasıl ve ne kadar sağladıklarını bilmek, bu yönde yapılacak çalışmalara ışık tutacaktır. Çalışmanın amacı öğrencilerin yaratıcı metinlerindeki "Metinlerarası" kavramını kullanma düzeylerini tespit etmektir.
Fen bilgisi öğretmenlerinin düşünme stilleri ve epistemolojik inançlarının kullandıkları yöntemler ve ölçme araçlarına etkisi
Bu çalışmanın amacı, Fen Bilgisi öğretmenlerinin epistemolojik inançları ile kullandıkları öğretim yöntem ve teknikleri, ölçme-değerlendirme araçları, düşünme stilleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2016-2017 akademik yılında, Elazığ ilinde görev yapmakta olan fen bilgisi öğretmenleri, örneklemini ise 200 fen bilgisi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla epistemolojik inançları belirlemeye yönelik Schommer' in (1998) geliştirip Karhan (2007) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan "Epistemolojik İnanç Ölçeği" ve Sternberg-Wagner (1992) tarafından geliştirilen, Türkçe geçerlik, güvenirlik çalışmaları Buluş (2005) tarafından gerçekleştirilen "Düşünme Stilleri Ölçeği" kullanılmıştır. Bunun yanı sıra araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ve öğretmenlerin kullandıkları öğretim yöntem ve tekniklerini, ölçme-değerlendirme araçlarını belirlemeye yönelik form kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanılayıcı analizler, t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Mann Whitney U testi (MWU), Kruskal Wallis testi (KWH) ve Pearson Korelasyon analizleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, epistemolojik inançlar incelendiğinde, fen bilgisi öğretmenlerinin "bilginin kaynağı uzmandır ve öğrenme yetenek işidir" boyutunda gelişmiş epistemolojik inanca sahip oldukları, "öğrenme çabaya bağlı değildir" boyutunda güçlü bir inanç taşımadıkları, "bilgi tek ve kesindir" boyutunda ise gelişmemiş inanca sahip oldukları tespit edilmiştir. Araştırmada, epistemolojik inançların bazı boyutlarında cinsiyet değişkenine göre kadın öğretmenlerin lehine bulgular ortaya çıkmıştır. Epistemolojik inançların bazı boyutlarında, öğretmenlerin düşük kıdemlerde gelişmiş olan inançlarının kıdemleri arttıkça gelişmemiş inançlara doğru dönüştüğü görülmüştür. Fen bilgisi öğretmenlerinin epistemolojik inançları arasında mezun olunan kurum değişkenine göre anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır. Fen bilgisi öğretmenleri ölçme-değerlendirme araçları olarak en çok çoktan seçmeli ve boşluk doldurmalı soruları kullandıkları görülürken; en az veya hiç kullanılmayanların ise yapılandırılmış grid, portfolyo ve günlük olduğu görülmüştür. Öğretim yöntem ve tekniklerinden ise en çok, düz anlatım yöntemi ve soru cevap tekniğini kullanırken, en az istasyon, altı şapka ve analoji tekniğini kullandıkları belirlenmiştir. Epistemolojik inançlar ile kullanılan öğretim yöntem ve tekniği, ölçme-değerlendirme aracı arasındaki ilişkiler incelendiğinde güçlü ilişkilerin bulunmadığı ortaya çıkmıştır. Araştırma bulgularına göre, fen bilgisi öğretmenleri çoğunlukla, yasama, hiyerarşik ve yargı düşünme stillerine sahipken; en az muhafazakâr, oligarşik ve global düşünme stillerine sahip oldukları tespit edilmiştir. Cinsiyet değişkenine göre monarşik, global ve muhafazakar düşünme stilleri boyutlarında erkek öğretmenler lehine farklılıklar bulunmuştur. Düşünme stillerinin bazı boyutlarında kıdem değişkenine göre farklılıklar bulunmuştur. Mezun olunan kurum değişkenine göre ise yasama düşünme stili boyutunda eğitim fakültesi mezunları lehine anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Düşünme stilleri ile diğer değişkenler arasındaki ilişkiler incelendiğinde; belirli bir düşünme stilinin baskın olarak kullandığı öğretim yöntem ve tekniği, ölçme-değerlendirme aracı bulunmadığı belirlenmiştir. Sadece bazı düşünme stilleri ile öğretim yöntem ve teknikleri, ölçme-değerlendirme araçları arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Düşünme stillerinin epistemolojik inançlarla arasında anlamlı bir ilişki görülmemiştir. Araştırma sonucunda, Milli Eğitim Bakanlığı'nın, ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin gelişmiş epistemolojik inançlara sahip olmaları için çaba gösterilmesi, düşünme stilleri profilleri konusunda bilinçlendirilmesi, bu amaçla üniversitelerle işbirliği yaparak konferanslar düzenlenmesi, eğitim fakültelerine epistemolojik tabanlı dersler eklenmesi, öğretmenlere hizmetiçi eğitimle hem epistemolojik inançlarının geliştirilmesi hem düşünme stilleri konusunda bilinçlendirilmeleri hem de alternatif yöntem ve teknikler konusunda bilgilendirilmeler yapılması gerektiği şeklinde önerilerde bulunulabilir.
Bilgisayar destekli öğretim ve gezi gözlem tekniğinin ışık ünitesinin öğretiminde kullanılması
Bu çalışma, Milli Eğitimin mevcut programı olan araştırma sorgulama dayalı öğretime (ASDÖ) alternatif olarak uygulanan bilgisayar destekli öğretim (BDÖ) ve gezi gözlem tekniğinin (GGT), öğrencilerin ışık ünitesindeki akademik başarılarına ve fene karşı tutumlarına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma Gaziantep ili Şahinbey ilçesinde yer alan Mustafa Necati ortaokulundaki 138 tane 7. sınıf öğrencisiyle yürütülmüştür. Araştırmada ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın gruplarını deney 1 (BDÖ yöntemi uygulanan grup), deney 2 (BDÖ-GGT yöntemlerinin bir arada uygulandığı grup) ve kontrol grubu (ASDÖ yöntemi uygulanan grup) oluşturmaktadır. Araştırma iki farklı uygulayıcı tarafından eş zamanlı olarak 4 hafta süreyle tüm gruplara uygulanmıştır. Her iki uygulayıcının da 3'er tane çalışma grubu (deney 1, deney 2 ve kontrol ) olmak üzere toplam 6 grupla yürütülmüştür. Araştırmada öğrencilerin akademik başarısını ölçmek için ışık ünitesi akademik başarı testi (IÜABT) ve fen karşı tutumlarını belirlemek amacıyla fene karşı tutum testi (FKTT) kullanılmıştır. Ölçekler uygulayıcılar tarafından tüm gruplara ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Ayrıca her iki uygulayıcıda deney 2 gruplarına son test uygulaması yapmadan önce Gaziantep ilindeki Turkcell Gezegenevi ve Bilim Merkezi'ne gezi düzenlenmiş ve geziden sonra bu gruplara son test uygulamalarını yapmışlardır. Araştırmada MANOVA, ANCOVA, ANOVA ve bağımlı örneklem t-testi analizleri yapılmıştır. Araştırmadaki tüm grupların bağımlı örneklem t-testi analiz sonuçlarına göre, IÜABT ön test-son test puan ortalamalarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır (p=.000). Sonuç olarak uygulanan tüm yöntemlerin, grupların kendi içindeki ilerlemelerine katkı sağladığı söylenebilir. IÜABT son test puanları ANCOVA analizi sonuçları incelendiğinde, öğrencilerin akademik başarısını artırmada en etkili yöntemin BDÖ-GGT sonra ASDÖ yöntemi ve etkisi en az olanın da tek başına uygulanan BDÖ yönteminin olduğu görülmektedir. Bu bulgulara göre, öğrencilerin akademik başarısını artırmada tek başına uygulanan BDÖ'nün diğer yöntemler kadar etkili olmadığı sonucuna ulaşılabilir. Araştırmadaki tüm grupların bağımlı örneklem t-testi analiz sonuçlarına göre, çalışma sonucunda tüm grupların FKTT ön test-son test puan ortalamalarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık ortaya çıkmamıştır (deney 1p=.782, deney 2p=.192, kontrolp=.717). Ayrıca çalışmadaki tüm grupların FKTT son test ANOVA analiz sonuçlarına göre, gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır (p=.019). Bu anlamlı farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için yapılan Tukey HSD testi sonucunda deney 1 ve deney 2 arasında anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir (p=.014). Bu farklılığın nedeni ise BDÖ'ye ek olarak uygulanan GGT uygulamasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Araştırmanın sonucu olarak 7. sınıf öğrencilerine uygulanan yöntemler, öğrencilerin akademik gelişimi ve başarısına olumlu yönde katkı sağlamıştır ancak öğrencilerin fene karşı tutumlarında gelişim göstermemiştir.