Galatasaray University
Discipline

Public Relations and Publicity

Galatasaray University

626

Archived Theses

12

DOIs Assigned

2%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Postmodern pazarlamada hazcı ve faydacı tüketim tutumlarının belirlenmesine yönelik bir araştırma

Endüstri devriminden sonraki ilk yıllarda pazarda rekabet az üretim kitlesel üretim biçimindeydi. Rekabetin az olması tüketicilerin sınırlı sayıdaki firmanın ürünlerini satın alıp temel ihtiyaçlarını giderecek kadar tüketim gerçekleştirmesine yol açıyordu. Ancak firmaların "Ne üretirsem, onu satarım" düşüncesi ilerleyen dönemlerde pazarda arzın talebi geçmesi sebebiyle yerini müşteri istek ve beklentilerini de dikkate alan müşteri odaklı yaklaşıma bırakmaya başlamıştır. Müşteri odaklılığın bu çıkış noktasından sonra özellikle 1990lardan sonra globalleşmenin de etkisiyle müşteriyi tamamen söz sahibi konumuna getirmiştir. Çünkü tüketici yalnızca yerel boyutta değil uluslar arası boyutta alışveriş gerçekleştirmeye başlamış, ürünler ve üretim süreçleri hakkında daha çok bilgi sahibi olmuş, alternatifleri artmıştır. Tüm bu gelişmelerden sonra bir hizmetin veya ürünün satın alınmasında ihtiyaçtan çok istekler birincil rol almaya başlamıştır. İstekler doğrultusunda yapılan tüketim sonucunda da tüketici ürün veya hizmetten fayda sağlamak yerine mutluluk ve haz duymaya başlamıştır. Hedonik tüketim dendiği zaman anlık satın alma davranışının tüketici bilinçaltında eğlence, haz, mutluluk ve zevk ilişkilendirildiği tüketimden bahsetmek mümkündür. Bu bağlamda tezin ilk bölümünde postmodern pazarlama ve pazarlama iletişimi arasındaki ilişkinin incelenmesi için geleneksel pazarlamanın tanımları, tarihçesi ve pazarlamanın gelişim evreleri ve güncel pazarlama trendlerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde postmodern tüketici davranışlarından hazcı (hedonik) ve faydacı tüketici davranışları ve postmodern pazarlama ile bu davranışların ilişkileri irdelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise herhangi bir sosyal medya hesabına sahip ve aktif olarak kullanan ve 18-55 yaş arası alışveriş yapan kadın ve erkek tüketicilere erişilmiş hedonik ve faydacı tüketim alışkanlıkları anket yöntemiyle sorgulanmıştır. Araştırma bulgularına göre hedonik tüketimde; hedonik tüketim düzeyinin erkeklere göre kadınlarda daha fazla olduğu, hedonik tüketimin medeni duruma göre farklılık göstermeyeceği, hedonik tüketimin yaş gruplarına göre farklılık gösterdiği ancak eğitim durumu ve aylık gelire göre farklılık göstermediği sonuçlarına ulaşılmıştır. Faydacı tüketimde ise; erkeklerin kadınlara göre daha fazla bu tüketim biçimini tercih ettiği bulgusuna ulaşılmıştır . Faydacı alışveriş yapma medeni durum, aylık gelir ve yaşa göre farklılık göstermemektedir. Öğrenim durumu arttıkça faydacı alışveriş gerçekleştirme eğilimi de artmaktadır. Korelasyon testine göre ise hedonik alışveriş yapanlar ve faydacı alışveriş yapanlar arasında ters yönlü bir ilişki vardır. Sonuç kısmında ise araştırmadan elde edilen sonuçlar ve bu sonuçlar ışığında postmodern pazarlama alanında nasıl kullanılacağına dair çıkarımlar bulunmaktadır.

FaydacılıkHedonizmPazarlama+5
Ece Genç
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Demografik özelliklerin tüketici karar verme tarzları ve sürdürülebilir tüketim davranışına etkisi: İzmir ili örneği

Endüstri Devriminden sonra yaşanan gelişmeler sonucunda bireyler tüketime odaklı bir şekilde yaşamaya başlamıştır. Tüketime odaklı olarak yaşam standartları değişen tüketicinin, tatmin etmek istediği ihtiyaçları da değişmiştir. Zorunlu ihtiyaçlarının yanı sıra tüketiciler toplum içinde var olmak, eğlenmek, mutlu olmak gibi çok çeşitli nedenlerden dolayı tüketme eylemini gerçekleştirmek istemiştir. Fakat tüketicinin bu eylemlerinin, dünya üzerinde yaşayan diğer canlıların hayatını tehlikeye attığı görülmüştür. Tüketicinin demografik özelliklerine bağlı olarak karar verme tarzlarının zamanla değişim göstermesi sürdürülebilir tüketim davranışının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu yüzden demografik özelliklerin tüketici karar verme tarzları ile sürdürülebilir tüketim davranışı üzerindeki etkisinin ele alınması gerektiği düşünülmüştür. Bu bağlamda demografik özelliklerin tüketici karar verme tarzları ile sürdürülebilir tüketim davranışı üzerinde nasıl bir etkisinin olduğunu tespit etmek araştırmanın amacını oluşturmuştur. Bu amaç doğrultusunda, araştırmanın evreni İzmir‟de nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu 6 ilçe olarak belirlenmiştir. Bu evrenden kota örnekleme yöntemine göre 598 kişi araştırma anketine katılmıştır. Araştırma verilerinin analizi SPSS 22 ve AMOS 21 programlarında gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, demografik özelliklerin hem tüketici karar verme tarzları hem de sürdürülebilir tüketim davranışında oldukça önemli olduğu görülmüştür. Aynı zamanda tüketici karar verme tarzları ile sürdürülebilir tüketim davranışı arasında hem pozitif hem de negatif bir ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Demografik Özellikler, Tüketici Karar Verme Tarzları, Sürdürülebilir Tüketim Davranışı.

DemografiDemografik özelliklerKarar verme+7
Sezen Garip
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijital oyunların öznel iyi oluşa etkisi: Y kuşağına yönelik bir araştırma

Dijital oyunların birey hayatının ayrılmaz bir parçası olmaya başladığı günümüz toplumlarında dijital oyun oynamanın oyuncular üzerindeki etkilerini anlamak git gide daha önemli olmaya başlamıştır. Bu alanda yapılan ulusal ve uluslararası araştırmaların sonuçları dijital oyunların el-göz koordinasyonu, karar alma, dikkat ve görsel-uzamsal yetenek gibi bilişsel yetenekler üzerinde faydalı etkileri olduğunu göstermektedir. Dijital oyunlar benzersiz bir eğlence biçimidir, çünkü oyuncuları oyunun senaryosunun bir parçası olmaya teşvik ederler. Yapılan araştırmalar (Ryan ve Diğerleri, 2006; Przybylski ve diğerleri, 2011; Batı, 2011) göstermektedir ki, dijital oyun oynayan bireyler; oyun oynamayan bireylere göre daha mutludur. Çünkü dijital oyun oynamak, bireyler için stres giderici, haz verici ve rahat bir ortam sağlar. "Dijital oyun oynama ve dijital oyun mecrasında bulunma, kişilerin gündelik yaşam içerisinde bir boş zamanı değerlendirme etkinliğinden ziyade, bireylerin öznel iyi oluşları üzerinde nasıl bir etkide bulunduğu" bu çalışmanın temel konusudur. Araştırmanın amacı ise Y kuşağı olarak (1981- 2000 arası doğumlular) adlandırdığımız dijital oyun oynayan bu bireylerin öznel iyi oluşları üzerindeki etkilerinin ölçmektir. Araştırmada, araştırmacı tarafından geliştirilen dijital oyun oynama nedenleri soru formu ile Tuzgöl-Dost (2004) tarafından geliştirilen öznel iyi oluş ölçeği kullanılmıştır. Anket olarak toplanan veriler SPSS20 programıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları katılımcıların cinsiyet, dijital oyun oynama nedenleri, oyun oynama sıklığı, oyun oynama platformu, oyun türü, oyun oynama süresi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık gösterirken, gelir, medeni durum, yaş ve kişilik değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulgusuna ulaşılmıştır. Araştırmanın sonucu kısaca, dijital oyunların öznel iyi oluş değişkenleri bağlamında pozitif ilişkili olduğu yönündedir.

Bilgisayar oyunlarıKuşaklarOyunlar+5
Murat Sağlam
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Konaklama işletmelerinde algılanan hizmet kalitesinin müşteri tatminine etkisi; şehir otellerine yönelik bir uygulama

Her sektör için rekabet artık sadakat yaratma yeteneği ile doğru orantılı bir yarış haline gelmiştir. Hizmet sektörü için zaten önemli olan müşteri sadakati artık sadık müşteri niceliği ile ölçülmektedir. Konaklama sektöründe de diğer sektörlerde olduğu gibi sadakat, memnuniyetle, memnuniyet tatminle, tatminde algılanan hizmet kalitesi ile sıkı sıkıya bağlıdır. Bu çalışma kapsamında da konaklama işletmelerinden İstanbul, Ankara ve İzmir'de bulunan şehir otellerinin müşteri sadakatinin temeli sayılan algılanan hizmet kalitesi ve müşteri tatmini incelenmiştir. Algılanan hizmet kalitesinin tatmine etkisini bu etkinin şiddeti ve yönünü tespit etmek bu araştırmanın ilk amacıdır. Demografik özelliklere konaklama sıklıklarına ve nedenlerine göre algılanan hizmet kalitesi ve tatmin üzerinde oluşan farklılıkları tespit etmek de bu araştırmanın bir diğer amacıdır. Verilerin toplanması sırasında Cronin ve Taylor tarafından algılanan hizmet kalitesi ölçeği Servperf ile tatmini ölçmek için Voss ve arkadaşlarının ölçeğinden yararlanılmıştır. Anket formunda bu ölçeklerin yanı sıra demografik özelliklere ilişkin ifadeler ile konaklama sıklıklarına ve nedenlerine ait ifadelerde yer almıştır. Araştırma evrenini İstanbul, Ankara ve İzmir şehir otellerinde konaklayanlar oluşturmaktadır. Örneklem için oteller seçilirken yargısal örnekleme yönteminden, katılımcılar seçilirken uygun örnekleme yönteminden yararlanılmıştır. Son olarak çevrimiçi yapılan anketler için kartopu örneklem yöntemi kullanılarak araştırmada çeşitlilik sağlanmıştır. Toplamda 428 anket geri dönmüş, 411 tanesi değerlendirilmeye alınmıştır. Testler SPSS 23 programında yüzde, frekans gibi betimleyici analizlerle yapılmıştır. Ayrıca değişkenler arası ilişkileri tespit etmek amacıyla uygulanan korelasyon ve regresyon analizleri ile gruplar arası farklılıkları tespit etmek amacıyla bağımsız örneklemler için T testi ve tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır. Algılanan hizmet kalitesinin ve alt boyutlarının müşteri tatmininin dörtte üçünü açıkladığı sonuç olarak çıkmıştır.

Hizmet kalitesiHizmet sektörüKalite+3
Oya Altınsoy Gür
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal emek ve yabancılaşma ilişkisi: Turizm işletmelerinde bir araştırma

Küreselleşme ve medyanın etkisiyle günümüzde hizmetin nasıl sunulduğu giderek daha önemli hale gelmektedir. Bu durumdan hizmet sektörünün önemli bir parçası olan turizm işletmeleri de etkilenmektedir. İşletmeler bu bağlamda rekabet avantajı olarak müşteri memnuniyetini arttırmaya yönelmektedir. Müşteri memnuniyetinin sağlanması, sürdürülmesi ve arttırılması büyük ölçüde müşterilerle birebir iletişimde bulunan çalışanların performansına bağlıdır. Duygusal emek kavramı tam da bu noktada devreye girmektedir. Duygusal emek duyguların müşteri memnuniyetini sağlamak adına kontrol edilmesidir. İşletmeler bu amaçla insan kaynakları biriminin önderliğinde birtakım duygusal davranış kuralları belirlemektedir. Çalışanlar müşterilere hizmet sunarken bu kurallara uymak zorundadır. Emek yoğun bir yapıya sahip olan turizm sektörü çalışanlar için uzun ve yorucu çalışma saatlerinin de etkisiyle fiziksel olarak oldukça yıpratıcı olabilmektedir. Yenilenen hizmet anlayışıyla birlikte fiziksel emeklerine ek olarak duygusal emeklerini de ortaya koymak durumunda kalmaları çalışanların kendilerini daha fazla baskı altında hissetmelerini olası hale getirmektedir. Ağırlaşan çalışma şartlarına ek olarak duygularının bile kontrol edilmek istenmesi çalışanların yabancılaşma yaşamasına zemin hazırlamaktadır. Bugüne kadar yapılan çalışmalar incelendiğinde turizm alanında duygusal emek ve yabancılaşma ilişkisini açıklamaya çalışan araştırmaların az sayıda olduğu görülmüştür. Bu nedenle çalışmanın literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Duygusal emek ve yabancılaşma arasındaki ilişkinin incelenmesi bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Bu amaçla Manisa ili ve İzmir'in Seferihisar ilçesinde (Sığacık mahallesi) yer alan turizm işletmelerinde çalışanlara uygulanan anket çalışmasıyla turizm sektöründe duygusal emek ve yabancılaşma ilişkisi açıklanmaya çalışılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Duygusal emek, yabancılaşma, turizm işletmeleri

Duygusal emekTurizm işletmeleriYabancılaşma
Ekin Günay Büte
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu Diplomasisi 2.0: Sosyal medya çağında değişen diplomatik iletişim

Bu çalışmada kamu diplomasisi kavramı, geleneksel diplomasi döneminden günümüze kadar, diplomatik iletişimin doğal gelişim süreci içerisinde ele alınmış ve son olarak da web 2.0 teknolojisi ile olan ilişkisi açısından incelenmiştir. Kamu diplomasisinin devlet dışı aktörlerle daha karmaşık bir hal alan uluslararası çevrenin gerekliliklerine uyum sağlama çabası olarak ortaya çıktığı düşüncesi ana çıkış noktası olarak bu çalışmaya yön vermiştir. Kamu diplomasisi ve sosyal medya bütünleşmesi, diplomasinin 21. yüzyıla adaptasyon sürecinin en önemli aşamasını oluşturmaktadır. Bu anlamda sosyal medya, kendine özgü norm ve kurallarıyla ve diyaloğa dayalı olan doğası nedeniyle diplomasi uygulayıcılarını bir hayli zorlamaktadır. Çalışmada Türkiye'de bulunan altı büyükelçiliğin Twitter üzerinden yürüttükleri iletişim faaliyetleri kamu diplomasisi kapsamında, Kent ve Taylor'un diyalogsal iletişim kuramı perspektifinden incelenmiştir. Elde edilen bulgular büyükelçilik sosyal medya hesaplarının diyalogsal iletişim anlayışından uzak, daha çok bilgi vermeye yönelik olarak kullanıldığı yönündedir. Büyükelçilik hesaplarının tümünün diyalogtan kaçınma davranışı sergilediği görülmüş ve bu durumun nedenleri sonuç kısmında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kamu diplomasisi, diplomatik iletişim, diyalogsal iletişim, Twitter, büyükelçilik

DiplomasiKamu diplomasisiSanal diplomasi+6
Burcu Sezgin
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessDE

The reasoning on Necmettin Erbakan's discourses

Discourses are the leading factors that affect political attitudes and behaviors. The reasoning in Necmettin Erbakan's discourses has an importance in Turkish political scene and it is also important for raising future politicians of Turkey. The method of this post-graduate thesis is content analysis. Since the reasoning in Erbakan's discourses was primarily analysed, it was the first subject matter that adressed in the thesis. As for the second chapter, the political discourse by the subject matter was explained. Definition of political discourse and its coexistence with reasoning that appeal to people's mind are perhaps the most essential needs of Turkish political life. The first two chapter were intended for presenting the ways of preserving mind from making mistakes, being able to give the right decision by analyzing reasoning and ratiocination in political discourse. In the third chapter, the examples from Necmettin Erbakan's life and discourses were discussed. General informations were given in this chapter in order to shed light on chapter four. In the framework of the general informations given in the first three chapter, the content anaylysis done by analyzing Necmettin Erbakan's assembly speech on April 22, 1996 in chapter four. In the content analysis part, discourses of Necmettin Erbakan's were analyzed in terms of reasoning. In conclusion, Necmettin Erbakan's ability in political discourse is remarkable. His definition of topics by sectioning them in different sections, his frequently usage of scientific data and his persuasion-orianted efforts are exceptional. It is remarkable that he divided the topics into sections, made comparisions between statistics and scientific data and made use of comparisions frequently in his speech. Keywords: Political communication, Political discourse, Reasoning.

Fatih Yılmaz
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik ilişkilerde partnerler arasında yaşanan iletişim problemleri ve transaksiyonel analizdeki yaşam kurguları arasındaki ilişkinin incelenmesi: Genç yetişkinler üzerine bir araştırma

İnsanın senaryosu doğduğu andan itibaren başlar. Hangi çevrede doğduğu nasıl bir anne babaya ait olduğuyla birlikte doğar. Şekillenme sürecinde ilk etkenler doğduğu çevre ve daha sonrasında kendinin oluşturacağı çevre ve ilk modelleri olan anne ve babasıdır. Herkes kendi senaryosunun senaristi, yönetmeni ve oyuncusudur. Filmin konusu doğduğunda belirlenmiştir. Sıra senaryoyu yazmaya geçer. Akılda kalan bir senaryo yazmak ise insanın kendini tanımasıyla mümkündür. İnsan aitlik hissiyle hayatına bomboş bir sayfayla başlar. Sayfaları yaşadıkları doldurur. İlk satırlarında ailesini anlatır, doğduğu çevreyi anlatır, onlardan öğrendiklerini yazar. Sonra devreye onlardan öğrendiklerini uyguladığı zamanların anıları girer. O noktada ise kendini sorgulama tanıma ve okey olup olmadığına karar verme durumuyla savaşmaktadır. Yaşam senaryosu bu şekilde şekillenir ve davranışlarda yaşamın pozisyonlarının tanımı olur. Senaryonun devamlılığı yaşam pozisyonları içinde yaşadıkları hissettikleri ve yapıp yapmadıklarıdır. Kendi dünyasını yaşamaktadır. Bazen çatışmalar olur, kavgalar olur, bazen de romantik komedi tadında yaşanır. Bazen de korkularla yüzleşilir. Bazen de fantastik hayallerin peşinde koşar. Hayatını kişi kendi şekillendirmektedir. Senaryonun içinde yer alanlar kişinin özetini oluşturur. Sen kimsin? diye sorulur ve kişi ben kimim diye sorar kendine. Hayat kendini arayışın hikayesidir. İlk sayfalar diğer sayfaların belirleyicisi olmaktadır. Çünkü insan ilk sayfalarını öyle bir benimsiyor, öyle kazıyor ki beynine ilişkilerinde, iş hayatında, aşk hayatında, yaşlılığında ve gençliğinde hep o ilk sayfada anlattığı şeylerin izlerini görüyor. Tanıdık geliyor ama çoğu kez nedenini sormuyor. Çünkü kimse sormadı. Sorduğu zaman ise senaryo artık finali hak ediyor ve yepyeni bir senaryoya geçiliyor ve yepyeni kurgularla hayat yeniden şekillendiriliyor. Birey hayatını daha farkındalıkla ve daha kendini tanıyarak yaşıyor. Söz konusu araştırma romantik ilişki içerisinde yer alan üniversite öğrencilerinin yapılan görüşmeler ışında hayatlarından ne istediklerini öğrenmeleri ve kendi farkındalıklarını artırmalarını sağlamayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda araştırma kapsamında genç yetişkinlere öncelikle aşk tutumları ve yaşam pozisyonları ölçeği uygulanarak aşk tutumlarının ve yaşamdan beklentilerinin ölçülmesi amaçlanmıştır. Çiftlerle birebir yapılan mülakatlarda sorulan sorularla ise yetişkinlerin kendileri ve ilişkileri hakkında sormaktan çekindikleri, farkına varmadıkları konuların farkına varmalarını sağlamayı amaçlamıştır. Yaşam kurgularının ve kurgularını gerçekleştirme biçimlerinin iletişimlerine etkisi olup olmadığı gözlemlenmek istenmiştir. Aşk insanın karşına doğduğu anda çıkmaktadır. Çocukların ilk aşkı, ilk bağlandıkları kişi anneleridir. Ve sonrasında kendi oluşturduğu ya da zorunda kaldığı çevreye göre şekillenir. Rol aldığı birçok davranışı hayatına istemsizce yansıtır. Bu araştırma bu davranışların hangi durumlarda ortaya çıktığı üzerinde durmaktadır. Birebir yapılan görüşmeler ve alınan sonuçlar, farkındalık, yaşam senaryosu, yaşam kurguları ve aşk tutumları çerçevesinde irdelenmektedir. Söz konusu araştırma Ege Üniversitesi Genç Yetişkinlerinin romantik ilişkilerinde yaşamış oldukları iletişim problemlerinin transaksiyonel analiz çerçevesinde incelenmesini içermektedir. Bu bağlamda genç yetişkinlerimizin öncelikle aşk tutumlarını belirlemek adına aşk tutumları ölçeği uygulanmıştır. Buradaki amaç her yetişkinin birbirinden fazla aşk tutumunu içinde barındırdığını ama birkaç tutumda daha belirgin özellikler gösterdiğini kanıtlamak olmuştur. Ardından uygulanan yaşam pozisyonları ölçeği de transaksiyonel analiz çerçevesinde yaşam senaryoları hakkında çıkarımlar yapılmasını kolaylaştırmıştır. Çiftlerle birebir yapılan mülakat görüşmelerinde sorulan sorular ışığında iletişim problemlerinin nedenleri, kişilerin kendilerini tanıyıp, tanımadıkları, kişilerin hayata karşı bakışları, bir ilişkiden beklentilerinin ne olduğu hakkında birçok çıkarımda bulunma fırsatı yakalanmıştır. İnsanın iletişimi uyandığı anda başlıyor. Önce kendisiyle iletişim kuruyor. Günün akışını da kendisiyle nasıl uyandığı belirliyor. Kahvaltıda ne yapsam diye düşünüyor. Sonrada diğer insanlarla iletişim başlıyor. Mahallede, iş yerinde, alışveriş yaparken ve gün içinde her şey iletişim kurmak için tasarlanmış bir halde iletişimin kurulmasını bekliyor. İnsan iletişime zorunda bırakılıyor. Kişinin sergilediği tavırlar ve davranışlar var. Kendisine, ailesine, arkadaşlarına ve sokaktaki insana karşı sergilemiş olduğu tavırlar kişiliğini oluşturuyor. Aşk hayatın her alanında var. Ait olma içgüdüsü insanın doğuştan itibaren aldığı ve uyguladığı yegane şeylerden birisidir. Ömrü boyunca onu elde etmek için uğraşır. Bir işe ait olmak istiyor. Bir aile ait olmak ister. Kendine ait olmak ister. Başkalarına ait olmak ister. Aşkı ait olma hissi şekillendirmektedir. Bu çalışma genç yetişkinlerin ait olurken nasıl davrandığını, kendini ne kadar iyi tanıyıp tanımadığını, aşık olduğu insandan beklentilerinin farkında olup olmadığını, kendi aşk tanımının ne olduğunu bilip bilmediği göstermesi ve kişilerin ilişkilerine dair sormaktan kaçındıkları sorularla farkındalık kazandıran literatür olması açısından önem arz etmektedir.

Duygusal ilişkiGelecek kurgularıGençler+6
Umut Erdem
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İletişim temelli eğitim programlarının kurum çalışanlarının duygusal emek davranışları üzerindeki etkileri

"İletişim Temelli Eğitim Programının Kurum Çalışanlarının Duygusal Emek Davranışları Üzerindeki Etkileri" başlıklı Yüksek Lisans tezi kapsamında iletişim temelli eğitim programı, duygusal emek ve duygusal davranış kuralları konu edilmektedir. Duygularımız hayatımızdaki pusulalarımızdır. Bu pusulayı doğru ve etkili kullanabilmek duyguların eğitimi ve iletişim becerilerini geliştirmek ile mümkündür. İletişim becerilerini geliştirmek, öğrenme isteği yaratmak, duygusal eğitim sürecinde kişinin kendisini tanıyabilmesi, karşı tarafın duygularının farkına varabilmesi ve sorumluluk alabilmesi önemlidir. Duyguları yönetebilmek ve denetleyebilmek duyguların eğitimi ile mümkündür. Modern yönetim anlayışında çalışanların duygularına önem verildiği belirtilmektedir. Hizmet sektöründe müşteri ile etkileşim içinde bulunan çalışanların empati kurabilmeleri, duygularını kontrol edebilmeleri, kurumun beklediği davranışı sergileyebilmeleri, duygusal emek kavramı ve duygusal davranış kurallarına dikkat çekmektedir. İletişim Temelli Eğitim programı ile çalışanların duygu yönetim becerisini geliştirmeleri sonucu sergilemekte oldukları duygusal emek davranışlarının çalışan-çalışan ve çalışan-müşteri kalitesini arttırmaları, duygu kontrolünü sağlayarak, kurumun beklediği davranışları sergileyerek yaptıkları işten doyum almaları hedeflenmektedir. Anahtar Kelimeler: eğitim, iletişim becerileri, duygusal emek, duygusal davranış kuralları

Duygusal davranış kurallarıDuygusal emekEğitim programları+2
Sultan Başaran
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal sorumluluk projelerinin bölgesel kalkınmadaki rolü ve alanda yeni medya kullanımının önemi

"Sosyal Sorumluluk Projelerinin Bölgesel Kalkınmadaki Rolü ve Alanda Yeni Medya Kullanımının Önemi" başlıklı tez çalışması, bölgesel kalkınmaya yönelik yürütülen KSS projelerinin uygulandıkları bölgelerinin gelişimine hangi yönlerden katkı sağladığını incelemekte ve bu süreçte yeni medya kullanımının rolü üzerinde durmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın birinci ve ikinci bölümlerinde kurumsal sosyal sorumluluk, bölgesel kalkınma ve yeni medya konularına yönelik bir kavramsal zemin oluşturulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde Türkiye'de yürütülen bölgesel kalkınmaya yönelik KSS projelerinden iki proje örneklem kapsamında değerlendirilmiştir. Örnekleme yönelik derinlemesine görüşme ve doküman analizleri ile elde edilen bulgular durum çalışması deseninde yorumlanmıştır. Bulguların yorumlanması ile elde edilen sonuçlar ve yeni çalışmalara yönelik öneriler çalışma sonunda paylaşılmıştır.

Bölgesel kalkınmaKalkınmaKurumsal sosyal sorumluluk+3
Serkan Kırıkçı
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası imaj perspektifinden Türkiye Azerbaycan ilişkileri

Bir ülkenin imajı, uluslararası ilişkilerin oluşumunda en önemli faktörlerden birisidir ve günümüzde imaj kavramının artan önemi, bilgi teknolojilerin hızlı gelişimi, medya ve diğer iletişim araçlarının toplumsal algı ve görüşleri yönlendirebilme özelliğinin, devletin uluslararası düzeyde siyasi karar verme süreciyle doğrudan bağlantılı görülmektedir. Tezin amacı, kültürel ve etnik bağlamda birbirine yakın olan bu ülkelerin faaliyetlerinin başarılı bir dayanışma modeli olarak sunulması, hem Türkiye, hem de Azerbaycan açısından imaj konsepti kapsamında, gelecekte ortak çalışmaların hayata geçirilmesine zemin oluşturarak katkıda bulunmasıdır. Özellikle, bu yönde akademik çalışmaların artması ümit edilmektedir. Yapılan literatür taramasında, her iki ülkenin uluslararası imaj yönetimi çerçevesinde sınırlı çalışmaların bulunması, bu konuya yönelik ilginin artmasına katkıda bulunabilir. Çünkü günümüzde oluşturulan ve yönetilen imaj bir ülke açısından ekonomik gücü kadar stratejik bir öneme sahiptir ve özellikle ülkeye yönelik algının oluşmasında tesirli bir faktör olarak görülmektedir. Bu çerçevede çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Bu çalışma, genel olarak, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin kuramsal açıdan değerlendirmesi yapılmıştır. İkinci bölümde, Azerbaycan ve Türkiye arasında siyasal ilişkilerin tarihsel gelişimi ele alınarak, günümüzdeki boyutuna kadar incelenmiştir. Üçüncü bölümde, iki ülke arasında kurulmuş olan ekonomik işbirliği ele alınmaktadır. Bölgesel bağlamda bu işbirliğini pekiştiren enerji ve ulaşım projelerinin gerçekleştirilmesiyle her iki ülkenin elde edeceği olanaklar ve uluslararası alanda bu bölgenin bir enerji merkezine çevrileceği yönünde gelecek perspektifler incelenmektedir. Dördüncü bölümde ise, Türkiye ve Azerbaycan'ın uluslararası tanıtımında yükselen eğilimler değerlenderilerek, her iki ülke arasındaki ilişkilerin uluslararası imaj açısından analizi yapılmıştır. Aynı zamanda, ülke imajını pekiştiren etkinliklerin organize edilmesiyle sağlanan olanaklar, örneğin uluslararası etkinlikler gibi bazı örnekler üzerinden ele alınmıştır. Özellikle, son yıllarda Azerbaycan'da düzenlenen uluslararası spor ve kültürel etkinliklerin ülke imajına sağladığı katkı çerçevesinde bir değerlendirme yapılarak, imaj üzerinde olan tesiri incelenmiştir

AzerbaycanEkonomik ilişkilerSiyasi ilişkiler+4
Elsana Babashova
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Halkla ilişkilerde diyalogsal iletişim: Yeni medya üzerinden bir değerlendirme

Yeni medyanın etkisi, hayatın her alanında kendini göstermektedir. Zaman ve mekan ayrımı olmaksızın, anında ve çift yönlü simetrik iletişime imkan tanıyan yapısı ile sosyal medya halkla ilişkilerde diyalog ve çift yönlü simetrik iletişimin olanaklarını sağlamaktadır. Literatürde, geleneksel medya ve halkla ilişkiler iş birliği içerisinde tek yönlü ve asimetrik şekilde yürütülen kurum ve paydaşları arasındaki ilişkilerin, yeni medya ile birlikte diyalogsal bir zemine taşınabileceğine ilişkin görüşler yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı, diyalogsal halkla ilişkilerin boyutlarının, özellikle sosyal medya platformlarında ne derece karşılandığına ilişkin genel bir değerlendirme ortaya koymaktır. Derinlemesine görüşmeler yoluyla, sosyal medya kullanıcılarının kurum ile ilişkilerinde, diyalogsal iletişim algıları ve deneyimleri değerlendirilmiş, ardından görüşmeler sırasında öne çıkan kurumların resmi Twitter hesapları, diyalogsal prensipler açısından nicel içerik analizi ile ölçülmüştür. Her iki araştırmadan elde edilen bulgular, kurumların diyalogsal halkla ilişkilerden beklenilen düzeyde yararlanmadığını ortaya koymaktadır. Sosyal medya platformlarının çift yönlü ve diyalogsal iletişime imkan tanıyan yapısına karşın kurumların bu alanları, ağırlıklı olarak geleneksel medyanın yapısına uygun tek yönlü, asimetrik yöntemler ile yönettikleri görülmüştür. Halkla ilişkilerin daha etik bir alana taşınması ve ideal yönde gelişimini sürdürebilmesi için örgüt ve kamuları arasındaki diyalogsal iletişimin geliştirilmesine yönelik araştırmaların devam etmesi gerekmektedir.

DiyalogHalkla ilişkilerYeni medya
Pınar Kılınç
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sivil toplum kuruluşlarında kurumsal itibar yönetimi: Farklı alanlarda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları üzerine bir araştırma

Sivil toplum kuruluşları (STK'lar) toplumlarda yaşanabilecek ekonomik, çevresel, sağlık ve sosyal problemlerin çözümlerinde destek olmaktadır. STK'lar toplumsal birliktelik anlayışının hâkim olduğu kuruluşlardır. Bir başka ifade ile STK'lar ülkelerin toplumsal ve siyasal gelişimleri yanı sıra toplumların sosyal birliktelik ve demokratik alanda yer alabilmeleri açısından önem taşımaktadır. Toplumlar için çeşitli alanlarda ve dikkat çekici katkıları olan bu kuruluşların, kurumsal itibar konusunu derinlemesine incelemeli ve yönetebilmelidir. STK'ların güçlü itibarları oldukça, toplum karşısındaki saygınlık, güvenirlilik oranı artacak, diğer STK'lara göre daha fazla tercih edilebilecek, üye ve gönüllü sayısı, finansal kaynakları daha fazla artacaktır. Belirtilen noktalardaki başarının hepsi güçlü itibarın kazanılması ile gerçekleşebilmektedir. Kurumsal itibar yönetiminin taşıdığı önem nedeniyle tez çalışmasının konusu STK'nın kurumsal itibarı etkili yönetilip yönetilmediği üzerinde olacaktır. Bu çalışma ile STK'larda itibarın nasıl algılandığı, hangi kavramlarla anıldığı, itibar oluşturmada kullanılan özelliklerin neler olduğu, STK'larda itibar yönetimi ve itibar kriz yönetimi nasıl gerçekleştirildiği, üst yönetimlerin itibara bakış açıları ve itibar yönetimi alanında çalışan kişilerin uzmanlık alanlarının ne olduğunun ortaya konulması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda ZENNA Kurumsal Marka Yönetim Araştırmaları ve Danışmanlık A.Ş. Şirketi tarafından gerçekleştirilen 'Sivil Toplum Kuruluşları Algı' Araştırması sonucunda bilinirliği ve itibar yönetimi performans skoru en yüksek çıkan dokuz STK ile araştırma örneklemi oluşturulmuştur. Örneklem dâhilinde STK yöneticileriyle ya da kurum itibarı ile ilgilenen uzman kişilerle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerden elde edilen veriler ile birlikte STK'ların itibarlarını nasıl yönettiklerine dair sonuçlar verilmeye çalışılmıştır.

Kurumsal itibarSivil toplumSivil toplum örgütleri
Fatih Aksoy
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İtibar yönetiminde sosyal medyanın rolü ve önemi

İtibar kavramı kurumlar ve bireyler için önemli ve hayati olarak tanımlanmaktadır. Olumlu itibar ise, doğru iletişim kanalları kullanılarak planlanan iletişim faaliyetinin sonucu olarak ifade edilmektedir. İnternet ve bilgi teknolojisindeki gelişmelerin sonucu olarak iletişim dijitale dönüşmüştür. Mobil hale gelen olan iletişimin çıktısı olan sosyal medyanın, hem bireysel hem de kurumsal boyutta kullanılabilecek önemli bir araç olduğu ortaya konmaktadır. Kurum algısını değiştirebilecek güce sahip olan sosyal medyanın da, kurumlar tarafından paydaş iletişim platformu olarak kullanıldığı gözlenmektedir. Bu değişikliklerin bir sonucu olarak, sosyal medyanın kurumsal itibar alanındaki rolünü ve önemini inceleme gerekliliği ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla itibarın nasıl yönetildiğini ve bundan böyle nasıl yönetileceğini belirlemek zorunlu hale gelmiştir. Kurum itibar algısının, sosyal medya ortamında var olan iletişim araçları aracılığıyla üretilen mesajlardan olumlu ya da olumsuz olarak şekillendiği ortaya konmaktadır. Kurumlar ve bireyler sosyal medyaya dahil olmasalar da, bu dinamik ortamdan çeşitli şekillerde etkilenmektedir.

Kurumsal itibarSosyal medyaİtibar
Merve Şatırer
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de halkla ilişkiler endüstrisi: Kadın profesyonellerin mesleki deneyimleri

Halkla ilişkilerin tarihsel gelişimine, yaşanan bu süreçte kadın profesyonel ve akademisyenlerin katkılarına ve halkla ilişkilerin kurumsallaşma yıllarına dair literatürde kaynaklar bulunmaktadır, fakat alanın profesyonelleşmesi süreci ile bu süreçte ikinci kuşak olarak niteleyebileceğimiz kadın profesyonellere ve alanın profesyonelleşmesi sürecine ilişkin bilgi sınırlı kalmaktadır. Bu nedenle de yürütülen bu tez çalışmasından elde edilen bulgularla katkı sağlanması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, Türkiye'de hem sayıca çoğunluğu oluşturan hem de halkla ilişkilerin kavranması, gelişmesi ve ilerlemesi adına büyük katkılarda bulunan kadın profesyonellerin deneyimlerine dair bir kavrayışa sahip olunduğunda Türkiye'deki halkla ilişkiler mesleğine ilişkin bilgiler edinilebilir. Çalışma, halkla ilişkilerin profesyonelleşme sürecine ve geçirdiği değişimleri, kadınlaşan bir alanın meslek üzerindeki etkilerini ve profesyonellerin toplumsal cinsiyet kavramının halkla ilişkiler pratiklerine yansımalarını ortaya koymak adına on bir ajans başkanı ve on dört orta düzey yönetici olmak üzere toplamda yirmi beş kadın profesyonelle görüşmeler yürütülmüştür. Görüşmeler sonucunda elde edilen bulgular betimleyici analiz ile yorumlanarak ortaya konmuştur. Elde edilen bulgular ışığında, kadın profesyoneller halkla ilişkiler mesleğine, sektörüne ilişkin ortaya koydukları tanımlamalarında ve halkla ilişkiler profesyonellerinin sahip olması gereken özellikleri ve görev tanımlarını oluştururken toplumsal cinsiyete ilişkin tanımlamalardan uzak durmayı tercih ettikleri; halkla ilişkilerin bilimsel temellinde analitik düşünce ekseninde yürütülmesi gereken bir meslek olduğu; profesyonelliği ise kadın kimliklerinden ayrı bir kavram olarak tanımlamaları; kadın olmalarından kaynaklı olumsuz durumlarla karşılaştıklarında pasif ve aktif güçlenme stratejilerine başvurmaları varılan sonuçlar arasında yer almaktadır.

Begüm Ekmekçigil
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimlerde halkla ilişkiler aracı olarak festival kullanımı; ege bölgesindeki büyükşehir beledİyeleri üzerine bir içerik analizi

Yapılan çalışma, Ege Bölgesi'ndeki büyükşehir belediyelerinin halkla ilişkiler aracı olarak festivalleri nasıl kullandıklarını incelemeyi amaçlamaktadır. Festivaller, yerel yönetimlerin halkla ilişkiler stratejileri içinde önemli bir rol oynamakta ve yerel halkın belediyelerle olan etkileşimini güçlendirmektedir. Bu bağlamda, İzmir, Manisa, Aydın, Denizli ve Muğla büyükşehir belediyelerinin 2023 yılı içinde düzenledikleri festivaller, içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Araştırmanın verileri, doküman analizi ve gözlem yöntemleri kullanılarak toplanmıştır. Belediyelerin festivallere yönelik yayımladığı broşürler, afişler, web siteleri ve sosyal medya paylaşımları detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Ayrıca, belediyeler için festivallerin planlanması ve uygulanması süreçleri hakkında derinlemesine bilgi sağlamıştır. Festivaller sırasında yapılan gözlemler ise etkinliklerin nasıl gerçekleştirildiğini değerlendirmeye yardımcı olmuştur. Çalışmanın bulguları, Ege Bölgesi'ndeki büyükşehir belediyelerinin festivalleri, halkla ilişkiler hedeflerini gerçekleştirmek için etkili bir araç olarak kullandıklarını göstermektedir. Festivaller, belediyelerin halkla doğrudan etkileşime geçtiği, kültürel değerleri ve yerel mirası tanıttığı, sosyal bağları güçlendirdiği ve ekonomik canlanmaya katkıda bulunduğu etkinliklerdir. Ayrıca, festivallerin tanıtım stratejilerinde dijital platformların ve sosyal medyanın etkin bir şekilde kullanıldığı tespit edilmiştir. Yapılan çalışma, yerel yönetimlerin halkla ilişkilerde festivalleri nasıl kullandığını ve bu festivallerin yerel halk üzerindeki etkilerini ortaya koymaktadır. Festivallerin, belediyelerin halkla ilişkiler stratejilerinde önemli bir yer tuttuğu ve yerel halkın katılımı ve memnuniyeti üzerinde olumlu etkiler yarattığı sonucuna varılmıştır. Bu bulgular, yerel yönetimlerin halkla ilişkiler faaliyetlerini geliştirmelerine yönelik önemli bilgiler sunmaktadır. Anahtar Sözcükler: Festival, Ege Bölgesi, Halk, Halkla İlişkiler, Belediye

Mehmet Cihad Işık
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Galatasaray brand identity positioning: Can it be a model for Kyrgyzstan?

The importance of brand identity and positioning for companies is on rise. In today?sme-too market, where competitive environment is becoming strong, business sphere applies todifferentiation of products and services. This research focuses on brand identity andpositioning of Galatasaray Sports Club and football in Kyrgyzstan and its contribution to thecountries? image.The purpose of this research is to understand the Galatasaray Sports Club branddevelopment and its validity as a brand model for Kyrgyz football and to make a contributionto Kyrgyzstan?s image by developing the football clubs in the country.Beside the literature review, both qualitative and quantitative methods are used. As aquantitative method, questionnaire based survey conducted to explore perceived GalatasarayBrand Identity and Positioning.Galatasaray became one of the leading sports club in Turkey during its more thanhundred years of history. With its sportive and management performance, the club successfullypositioned itself in football industry and leveraged its brand name in a global scale.Nevermore, the club?s brand identity successfully communicates and utters who the club is.Football in Kyrgyzstan is also on increase. However, analyzes of Galatasaray SportsClub development stages and application of the same model, can make an importantcontribution to promote and develop Kyrgyzstan. Thus, Kyrgyz football clubs shouldcommunicate and analyze Galatasaray Sports Club very well.

Galatasaray
Seyitbek Tillekov
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Popüler kültür ve toplumsal cinsiyet açısından Lavazza takvim fotoğraflarının çözümlenmesi

Bu çalışma, küresel bir kahve markası olan Lavazza'nın 1993-2012 yılları arasında basılan takvim fotoğraflarının çözümlenmesi amacı ile yapılmıştır. Takvim fotoğraflarında popüler kültür ve toplumsal cinsiyet konularının ele alındığı çalışmada öncelikle, popüler kültür, tüketim kültürü, beden kültürü, toplumsal cinsiyet, fotoğraf ve reklam kavramları hakkında kuramsal bir çerçeve çizilmiş, kahve kültürü ve Lavazza markası üzerinde durulmuştur. Daha sonra Lavazza takvim fotoğrafları Dyer'in (1982) sıraladığı sözsüz iletişim araçları (görünüş, davranış, hareketlilik, aksesuar ve dekorlar) dikkate alınarak, yıllara göre popüler kültür ve toplumsal cinsiyet açısından çözümlenmiştir. Fotoğraf çözümlemelerinin popüler kültür açısından genel olarak değerlendirilmesi; ?Lavazza takvim fotoğraflarının ünlü yüzleri?, ?Lavazza takvim fotoğraflarındaki mitolojik figürler?, ?Lavazza takvim fotoğraflarında yer alan edebiyat kahramanları?, ?Lavazza takvim fotoğraflarına taşınan çizgi roman karakterleri?, ?Lavazza takvim fotoğraflarında sanatın izlerini sürmek?, ?Lavazza takvimlerinde fotomanipülasyondan faydalanılması? başlıkları altında yapılmıştır. Çözümlenen fotoğrafların toplumsal cinsiyet açısından genel olarak değerlendirilmesi ise; ?Lavazza takvim fotoğraflarında cinselliği ile öne çıkan kadın bedeni?, ?Lavazza takvim fotoğraflarında ikinci planda kalan cinsel yönelimler?, ?Lavazza takvim fotoğraflarına model olan ideal ölçülü bedenler?, ?Lavazza takvim fotoğraflarında aile içi roller bakımından kadın ve erkek?, ?Lavazza takvimlerindeki kraliçe kadınlar ve süper kahraman kadınlar?, ?Lavazza takvim fotoğraflarında beyaz ırktan daha az temsil edilen siyahi ırk?, ?Lavazza takvim fotoğraflarında yerel ve ulusal unsurların kullanılması?, ?Lavazza takvim fotoğraflarında Doğu imgesi? başlıkları ile verilmiştir. Bulgular, Lavazza takvim fotoğraflarında, sözel olmayan iletişim araçları olan görünüş, davranış, hareketlilik ile aksesuar ve dekorların hem popüler kültür hem de toplumsal cinsiyet açısından değiştiğini göstermektedir. Çalışmada ayrıca, yarı yapılandırılmış mülakatlara da yer verilmiştir.

Cinsel kimlikFotoğrafKahve+2
Zaliha İnci Karabacak
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocuklara yönelik yeni medya ortamındaki siyasi içeriğin göstergebilimsel analizi

Bu çalışmanın amacı çocuklara yönelik içerikle hazırlanan yeni medya ortamındaki siyasi içeriği göstergebilim vasıtası ile analiz edebilmektir. Bu amaçla, çalışmada öncelikle Başbakanlık ve bakanlıklar ile bunlara bağlı kurumlara ait olan çocuk web sayfaları; google arama motorunda ?çocuk? arama kategorisinde yer alan ve en çok ziyaret edilen ilk 10 çocuk web sayfası, en çok üye sayısına sahip sosyal medya ağı olan Facebook?ta yine ?çocuk? arama kategorisinde yer alan ve en çok takipçi sayısına sahip ilk 10 çocuk topluluk sayfası incelenmek üzere seçilmiştir. Seçilen sayfalarda yer alan göstergeler göstergebilimsel analiz yöntemi ile incelenmiş ve sonuçta, yeni medyanın resmi kurum sayfalarında dolaylı olarak, diğer çocuk web sayfaları ile sosyal medya topluluk sayfalarında ise doğrudan siyasi mesajlar içerdiği tespit edilmiştir.

FacebookGösterge bilimMedya+5
Ayşe Aslı Sezgin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Argümantasyon yoluyla fikir iklimi oluşturma: Nazım Hikmet Ran ve Necip Fazıl Kısakürek örneği

Bu çalışmada, mantık konusuyla giriş yapılarak formal ve informal mantığın açıklamaları ve kıyasları yapılmıştır. Fikir iklimi oluşturmadaki öneminden dolayı retorik sanatı ve diyalektik yöntem ele alınıp, daha sonra da Stephen Toulmin'ın Argümantasyon Kuramı açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, Nazım Hikmet Ran ve Necip Fazıl Kısakürek'in sanatçı, şair, tiyatro, dil, din, milli edebiyat ve kadın konuları üzerine oluşturdukları hükümleri içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Varılan sonuç doğrultusunda fikir iklimi oluşturmada argümanların, akıl yürütmenin, hitabın ve dolayısıyla ikna ediciliğin gücü ispatlanmıştır.

Akıl yürütmeArgümantasyonArgümantasyon tabanlı bilim öğrenme+3
Neva Boynukalın
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Gündem kurma perspektifinden algı yönlendirme: Alkol düzenlemesi yasası örneği

Günümüzde Medya artık dördüncü güç olarak kabul edilmekte ve bu gücü kitleler üzerindeki etkisinden almaktadır. Kitle iletişim araçları sayesinde medya, kitleleri etkilemekte, yönlendirmekte, gündemlerini belirlemekte ve algılarını organize etmektedir. Önemli bir kitle iletişim aracı olarak değerlendirilen gazeteler, günde milyonlarca okuyucuyla buluşmaktadır. Gazetelerin temel misyonu halkı bilgilendirmektir. Köşe yazılarının bilgi vermesinin ötesindeki önemi ise, köşe yazıları aracılığıyla insanların bir konu hakkındaki fikirlerini şekillendirdiği ve yeniden inşa ettiğidir. Chomsky?ye göre bu bilgilendirmede, haberleri birinci derecede belirleyen güç odakları vardır. Bu odaklar, haber içeriğinden, kelimelerin seçime, neyin ön planda tutulup, neyin arka planda kalacağına dek her şeye karar vermektedir. Bu bağlamda gazetelerin haber vermekten çok algıları organize ettikleri söylenebilir. Alkol yasası farklı ideolojiler tarafından, farklı argümanlarla değerlendirilmiş bir konudur. Burada amaç köşe yazılarının ait olduğu ideoloji çerçevesinde konuyu ele alması ve okuyucunun algısını bu doğrultuda yönlendirme eğilimidir. Bu bağlamda tarafsızlık konusuna da eleştiri yapılmakta ve tarafsızlığın iyi ya da kötü olup olmadığından ziyade mümkün olup olmadığı üzerinedir. Çalışma için Türkiye?de yayın yapan gazetelerden üçü seçilmiştir. Bu gazeteler; Cumhuriyet, Zaman ve Milliyet?tir. Yapılan içerik analizleri neticesinde gazetelerin tek yönlü sunuma ağırlık verdikleri görülmektedir. Bu bağlamda gazetelerin kendi ideolojilerinden hareketle, kanaatlerini okuyucuda inşa etmek için kelime seçimlerini yaptıkları görülmektedir. Buradan hareketle tarafsızlık konusu da kendi içine bir sonuca varmış ve kitle iletişim araçlarının ve içinde bulunduğu sosyolojik ve ekonomik bağlamlar dikkate alındığında bunun mümkün olmadığı anlaşılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER; 1.Algı 2.Algı yönlendirme 3.Algı organizasyonu 4.Gündem belirleme 5.Alkol düzenlemesi

Esra Bozkanat
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Motivasyon açısından örgütsel vizyon algısının önemine ilişkin bir araştırma

Bu çalışmada, motivasyon açısından örgütsel vizyon algısının öneminin açıklanması amaçlanmıştır. Yapılan literatür taramasında elde edilen bilgiler, örgütsel vizyonun açık, anlaşılır ve net bir şekilde ifade edilmesi ve örgüt mensuplarıyla paylaşılmasının çalışan motivasyonunu olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Tezde; vizyon sahibi örgütlerin taşıdıkları özellikler, paylaşılan vizyonun önemi, başarılı olan ve en iyi seçilen şirketlerin personel motivasyon süreçleri, betimsel tarama yönteminden faydalanılarak, bu şirketlere ait kurumsal web siteleri, yapılan röportajlar, araştırmalar, anketler, yayınlanan basın bültenleri, wikiler ve süreli yayınlar incelenmiştir. Ayrıca motivasyonel süreçte vizyonun önemi tartışılmıştır. Örgüt ve örgüt bağlamında vizyon kavramı, örgütsel amaca ulaşmada vizyonun önemi, örgütlerde vizyon ihtiyacının anlaşılması, algı kavramının kavramsal ve olgusal temelleri, motivasyon unsurlarının algı yönetiminde kullanılması, kurumsal algı yönetimi bileşenleri incelenmiştir. Örgütsel vizyon algısının motivasyon sürecindeki önemine değinilmiştir. Örgütün vizyon sahibi olmasının, örgütün mensuplarını olumlu yönde etkilediği tartışılmış ve yapılan araştırmalar yorumlanmıştır. Bu bağlamda, Great Place to Work Institute tarafından "En İyi İşverenler" listesinde, Dünyada, Avrupa'da ve Türkiye'de birinci sırada yer alan; sırasıyla SAS Institute, Microsoft ve Axa Sigorta A.Ş örgütsel vizyon olguları ve personellerini nasıl motive ettikleri, yapılan röportajlar, basın bültenleri, kurumsal web siteleri ve çalışanlarla yapılan görüşmeler, son bir yıl baz alınarak, betimsel bir yöntemle derlenmiş ve elde edilen veriler literatür taraması ile elde edilmiştir. Anahtar Sözcükler: 1. Örgüt 2. Vizyon 3. Örgütsel Vizyon 4. Algı 5. Motivasyon

Yaşar Beril Baki
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi döneminde hastane seçiminde internet kullanımı: Sultan 2. Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi örneği

Bu çalışma, pandemi dönemlerinde sağlık iletişimi bağlamında internet kullanım alışkanlıklarının incelenmesi ve bu süreçlerde yaşanan mevcut değişimlerin değerlendirilmesi amacı ile yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmış, yüz yüze görüşme tekniği ile Sultan 2. Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde katılımcılara uygulanmıştır. İnternet kullanıcılarının demografik özellikleri ve hastane tercihinde internet ve sosyal medyanın etkisine ilişkin ifadelerin tanımlayıcı istatistiklere yönelik; frekans değerleri, standart sapmaları, ortalama değerleri ve yüzdelik değerleri belirlenmiştir. Bu aşamadan sonra ise gruplar arasında fark olup olmadığını görebilmek için t-testleri ve Anova testi uygulanmıştır. Pandemi döneminde, hastane seçimi öncesinde bireyin internet üzerinde araştırma yaptığı konular arasında; yataklı tedavi hizmetleri, kurumun sayfası, kurumun sosyal hesapları, kullanıcı yorumları, hastane ile ilgili haberler ve videolara yönelik yoğun bir şekilde araştırma başlamış ve bu araştırma seviyesi yaklaşık olarak %80 düzeyine ulaşmıştır. İnternet ve sosyal medyadan edinilen bilgilerin kişinin sağlık davranışı ve hastane tercihini belirleme noktasında ilk sırada yer alması, kurumun internet üzerindeki paylaşımlarını yeterli ve açıklayıcı bulma, diğer kullanıcıların sosyal medyada sağlık ile ilgili yaptığı paylaşımları önemseme ifadelerine katılım oranının pandemi döneminde artış gösterdiği ve yaşanan bu artışın orta yaş grubunda yoğunlaştığı sonucu elde edilmiştir.

Hastane tercihiHastanelerKriz iletişimi+5
Arzu Civelek
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Simülasyon teorisi bağlamında Nerve filmi ve Clickbait dizisinin analizi

İçinde bulunulan 21. yy. dijital bir süreci beraberinde getirmiştir. Teknolojik gelişmeler her alanda ilerleme göstermiş, farklı evrenler meydana getirmiştir. Gerçeklik algısı insan tasavvurundan çıkarak; ayırt etme ve fark etme özellikleri yitirilmeye başlanılmıştır. Jean Baudrillard ve onun kuramı olan simülasyon, 21. yy dünyasının gelişimini 1980'li yıllarda ele almıştır. Bu çağ televizyon ile başlayıp sinema ve sanal evrenlerin oluşumunun yolunu çizen medyanın, sosyalleşmesi üzerinden ilerleme göstermiştir. Sinema sektörü, içinde yer alan dizi ve filmler çağın özetini bildirmektedir. Bu çalışmada incelenen Nerve filmi ve Clickbait dizisi bize simülasyon evreninin nasıl kurgulanıp işlerlik kazandığını ortaya koymuştur. Ele alınan bu çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi kullanılarak dizi ve filmin senaryosunun ve kurgusunun analizi yapılmıştır. Sosyal medyanın teknolojik gelişmeler ile birlikte insanı irade, gerçeklik, gözetim konularında algısal bağlamda hareket alanını kısıtlayan ve değiştiren bir mecraya dönüştürdüğü sonucuna varılmıştır.

21. yüzyılBenzetimBenzetim tekniği+5
Fahrettin Ersöz
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Toplumsal dönüşümler ve siyasal halkla ilişkiler: Türkiye'de 1946'dan 2002'ye seçim kampanyaları

Seçim süreçlerinde siyasal aktörler, etkili siyasal halkla ilişkiler çabaları göstererek, seçmenleri kendisine oy vermeye ikna ederler ve rızalarını kazanmaya çalışırlar. Siyasal aktörlerin söylemleri, vaatleri, Türkiye'de ve dünyada ekonomik veya toplumsal olgulardan bağımsız değildir. Bu çalışmanın amacı; Türkiye Cumhuriyeti'nde çok partili hayata geçişten itibaren ekonomik ve toplumsal dönüşümlerin ışığında, seçim kampanyalarını ve kampanyalarda meydana gelen değişimleri siyasal halkla ilişkiler bağlamında incelemek ve bir panoramasını çıkarmaktır. Akademik literatürde, seçim kampanyaları hakkında tek tük belirli dönemlere odaklanmış çalışmalar olsa da siyasal halkla ilişkiler hakkında detaylı bütünlüklü analizler, özellikle de seçilen süre göz önüne alındığında, nadir hatta yok denecek kadar azdır. Araştırmanın önemi; kampanya süreçlerinin ekonomik ve toplumsal yapıyla bağlarını kurması ve zamanın ruhunu birincil verilerden çıkarak bütüncül bir şekilde sunmasıdır. Çalışma, medya araştırmalarına tarihsel bir bakış açısıyla siyasal halkla ilişkilerin dönüşümünü göstermesi ile özgün bir katkı sağlamaktadır. Çalışma, niteliksel yöntemle, betimleyici tarihsel analiz olarak tasarlanmıştır. Araştırmada 1946-2002 yılları arasındaki genel seçimlerin seçim kampanyaları incelenmiştir. Partilerin seçim kampanyalarındaki söylemlerini incelemek üzere araştırma birimi, dönemin gazete, radyo ve televizyon yayımlarıdır. Araştırma sonucunda; kampanyaların başlangıçta seçmenlere partiyi ve lideri tanıtma amacına yönelik icra edilirken zamanla siyasal pazarlama şekline dönüştüğü, halkın seçim süreçlerinde değerli hale gelmesi ile söylemin önem kazandığı, partilerin birinci öncelikli söylemlerinin ekonomik ve ikinci öncelikli söylemlerinin demokrasi odaklı olduğu tespit edilmiştir.

Halkla ilişkilerKampanyaSeçim kampanyaları+5
Serdar Analı
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bir kamu diplomasisi türü olarak şehir diplomasisi: Eskişehir Büyükşehir Belediyesi örneği

Teknolojinin hızlı gelişimi ve kullanımının artmasıyla diplomasi, kamu diplomasisi faaliyetleri devletten devlete ve devletten halka olarak iletişimin sağlanması ve onların menfaatlerinin korunması olarak ortaya çıkmıştır. Teknolojik gelişmeler küresel dünyanın oluşması sürecini hızlandırmış, böylece diplomatik ilişkiler devletlerin yanı sıra şehirler arasında da yürütülmeye başlanmıştır. Bu süreçte, şehirlerin uluslararası alanlarda ülkenin tanınırlığını arttırmak ve çıkarlarının sağlanması için faaliyetler düzenlemesi şehir diplomasisi olarak tanımlanmaktadır. Şehir diplomasisi yerel yönetimler aracılığıyla yürütülmektedir. Çoğu yerel yönetimler ise belediye kurumlarıyla uluslararası ilişkilerini geliştirmek için çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışma, belediye faaliyetlerini şehirler bağlamında değil ülkelerle birlikte değerlendirmektedir. Bu araştırmanın amacı Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin gerçekleştirdiği kültür-sanat, turizm, eğitim programları, spor müsabakaları, siyasi görüşmeler ve kardeş şehir ilişkileri, ekonomik iş birliklerini alanında yapılan faaliyetleri, yumuşak güç, kamu diplomasisi ve onun alt başlığı olan şehir diplomasisi bağlamında incelemektir. Araştırmanın teorik kısmı için literatür taraması yapılması, uygulama kısmı içinse Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin web sayfasında yayınlanan haberlerin nitel içerik analizine tabi tutulması benimsenmiştir. Araştırmanın sınırlılıkları dolayısıyla çalışmada Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin kamu diplomasisi çerçevesinde web sitesinde yer alan 2011, 2015 ve 2019 yıllarında kamu diplomasisi çerçevesinde yaptığı belediyecilik faaliyetleri analiz edilmiştir. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin nitel içerik analizinden elden edilen sonuca göre, kamu diplomasisi ve şehir diplomasisi alanlarında önemli çalışmalar gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır.

BelediyelerDiplomasiEskişehir Büyükşehir Belediyesi+3
Yasemin Özçakıl
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de devlet - vatandaş ilişkisi ve vatandaşlık pratiklerini yeniden sorgulamak

Türkiye'de devlet – vatandaş ilişkisini ve vatandaşlık pratiklerini konu edinen bu çalışmanın amacını devletin vatandaşlar üzerindeki toplumsal etkisini inceleyerek Türkiye'de demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla neden işleyemediğini, sivil alanın neden genişleyemediğini sorgulamak oluşturmaktadır. Ayrıca çalışma Türkiye'de demokratikleşme kapsamındaki çabaların niçin tam olarak başarıya ulaşamadığını; çoğulcu bir yapının oluşumuna nelerin engel olduğunu; farklı ideolojilere sahip partilerin iktidara gelmiş olmasına rağmen, her alanı düzenlemeye çalışan patrimonyal yönetim anlayışıyla beraber buyurgan devletçi anlayışın her seferinde neden yeniden ortaya çıktığını ve kendini farklı formlarda nasıl yeniden ürettiğini konu almaktadır. İlaveten çalışmada devlet ve iktidar ile ilişki kurabilmek için şekillenen vatandaşlık pratikleri de konu alınmaktadır. Bu kapsamda Osmanlı İmparatorluğundan itibaren günümüzü de kapsayacak şekilde dönemsel olarak devlet – vatandaş ilişkisi ve vatandaşlık pratikleri ele alınmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden olan yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş; görüşmelerden elde edilen veriler, tematik analiz metodu kullanılarak organize edilmiştir. Gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda Türkiye Cumhuriyetinde devlet – vatandaş ilişkisinin daha çok devlet tahakkümü çerçevesinde şekillendiği görülmüştür. Bunun yanı sıra yönetim geleneğini Osmanlı İmparatorluğu gibi patrimonyal yönetim anlayışından devralmış Türkiye Cumhuriyetinde de iktidarların patrimonyal yönetim anlayışını devam ettirdikleri, hatta neo-patrimonyal anlayışa evrildikleri sonucuna ulaşılmıştır. Patrimonyal yönetim anlayışı sonucu toplumun hak ve özgürlükler temelinde değil görev ve sorumlulukları bulunan bir yapı olarak konumlandırıldığı ve dolayısıyla vatandaşın özne olarak kabul edilmediği, itaatin ön planda olduğu ve şekillendirilmesi gereken bir kitle olarak düşünüldüğü görülmüştür. Bunun yanı sıra aşkın anlayış sonucu sivil toplum örgütlerinin devlete ve iktidara bağımlı oldukları bu nedenle 'devlet toplum kuruluşu' işlevi gördükleri sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada tespit edilen patrimonyal psikoloji iktidarların, iktidarlarını devam ettirebilmek için büründükleri psikolojiyi açıklaması açısından çalışmanın sonuçlarındandır. Diğer taraftan vatandaşlık pratikleri kapsamında toplum, cemaat toplumundan cemiyet toplumuna geçişi oturtamamış, eleştirel kültür yerine itaat kültürünü benimsemiş, melez bir bilinç geliştirmiş ve devleti baba rolüyle eşleştirmektedir şeklinde sıralamak mümkündür. Son olarak iktidarların halkla ilişkiler çalışmalarını makbul vatandaş yetiştirme amacıyla kullanarak kitleleri konsolide etmek, ideolojilerini aşılamak ve meşruiyetlerini devam ettirmek için araçsallaştırdıkları görülmüştür.

Cumhuriyet DönemiDevletDevlet-halk ilişkileri+7
Ömer Faruk Zararsız
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Değişen dünyada dönüşen siyaset: Türkiye'de siyasetin medyatikleşmesi

Medyatikleşme kavramı son on yıldır medya ve iletişim çalışmalarında büyük bir ilgi görmüştür. Bu ilginin en önemli nedeni günümüzde medya yoluyla dolayımlanmış iletişimin insan yaşamının hemen her alanına nüfuz etme açısından büyük bir mesafe kat etmiş olmasıdır. Ancak medyatikleşme kuramının temel ilgi alanı bu dolayımlanmış iletişim biçimleri ile toplumsal ve kültürel değişim arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Medyatikleşme kuramı özellikle son on yılda din, siyaset, hukuk, aile, eğitim, spor, sanat gibi toplumsal alanlardan küresel ısınma ve iklim değişikliği gibi güncel konulara kadar pek çok alana uzanarak pek çok disiplinden beslenmiştir. Bu çalışma siyasetin medyatikleşmesine odaklanmaktadır. Siyasetin medyatikleşmesi kuramı, siyasetin merkezi fonksiyonlarını yürütme ve siyasal iletişimi sürdürme açısından medyaya bağımlı hale gelmesini ve bu durumun siyaset üzerindeki etkilerini açıklamaya yönelik bir çerçeve çizmektedir. Çalışmanın amacı Türkiye'de siyasetin medyatikleşmesinin kapsamını, temel dinamiklerini ve siyaset açısından doğurduğu sonuçları nitel bir yöntemle kavramaktır. Bu amaca yönelik olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi 27. Dönem milletvekilleri ve gazetecilerden oluşan bir çalışma grubu ile nitel görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nitel analiz ile elde edilen bulgulardan 2 tema, 17 kategori ve 91 kod elde edilmiştir. Buna göre Türkiye'de siyasetin medyatikleşmesinin yapısal ve kişisel faktörleri ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar Türkiye'de medyanın siyasetin gündemini belirleme konusunda etkili olduğunu, siyasal aktörlerin ise medyayla ilişkilerinde iletişimsel bir özerklik kaybı hissettiklerini ortaya koymuştur. Medyanın haber değeri kriterleri ve ticari kaygıları siyasetle önceliklerinin farklılaşmasına neden olmakta, siyasetçiler ise eylem ve söylemlerinde genellikle medyanın bu önceliklerini dikkate almaktadır. Medya danışmanları siyasetçiler açısından son derece önemli görülmekte ve siyasetçilerin eylem ve söylemleri üzerinde etkili olan bir danışmanlık yürütmektedir. Çalışmanın en önemli bulgularından biri de yeni medya ile ilgilidir. Yeni medya ve özellikle sosyal ağlar siyasetçilerin geleneksel medyaya olan bağımlılığını büyük ölçüde azaltmakta iken, aynı anda gazetecilerin siyasetçilere erişimini kolaylaştırmaktadır. Elde edilen sonuçlar sosyal ağların güçlü rolüne rağmen geleneksel medyanın siyasal aktörler tarafından önemsendiğini göstermiştir. Medya mantığının siyasal alana olan etkisi medyanın siyaset sahnesinin bir aktörü olarak algılanmasını pekiştirmektedir. Yine siyasetçilerin kişisel alanlarını medyaya taşıması siyasetin medyatikleşmesinin göstergelerinden biridir. Medyatikleşmiş bir siyasette tüm milletvekilleri mümkün olduğunca medyada yer almak isterken Türkiye'de siyasi deneyim düzeyinin, siyasetçinin parti içindeki konumunun ve partinin meclis içindeki konumunun bir milletvekilinin taşıdığı haber değeri üzerinde önemli etkileri olduğu sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte, bulgularda medyanın tarafsız ve ekonomik anlamda bağımsız olmasının, demokratik işlevleri açısından öneminin güçlü bir şekilde vurgulandığı görülmüştür.

MedyatikleşmeSiyasal değişmeSiyasal dönüşüm+4
Büşra Sönmez
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu diplomasisinin bir alt türü olarak dijital sağlık diplomasisi: Pandemi döneminde Çin büyükelçiliği Twitter kullanımı

Diplomasi içinde bulunduğu dönemin şartlarına göre şekillenmekte ve yeni tanımlamalara ihtiyaç duymaktadır. Örneğin, sağlık olgusu insanlık var olduğundan bugüne kadar karşımıza çıkmaktadır. Sağlığa ilişkin sorunlar küreselleşmeyle bölgeselden genele yayılmaktadır. Bu durum ülkeler arası ilişkilerde karşımıza çıkan kamu diplomasisinin uygulama ve bir yandan da yumuşak gücü olan sağlık diplomasisi kavramını ortaya çıkarmıştır. Sağlık diplomasisi temel olarak uluslararası toplumla ilişkilerin sürdürülmesinde ve dış politikanın ilerletilmesinde güven kazanmak ve olumlu imaj oluşturmak gibi önemli bir yere sahiptir. Kitle iletişim araçlarının sunduğu olanaklarla değişen küresel ortamda ise dijital diplomasi kavramı ortaya çıkmıştır. Çalışmada vurgulanan dijital sağlık diplomasisi kavramı da küresel sağlık sorunlarının yaşandığı ortamda gerçekleşen diplomasiyi tanımlamak için kullanılmıştır. Bu doğrultuda dışa kapalı bir toplum olan Çin Halk Cumhuriyet'inin Covid-19 küresel salgınıyla birlikte dijital sağlık diplomasisi oluşturmak amaçlı büyükelçiliklerinin bulunduğu ülkelerde %50,26'lık bir artış ile Twitter hesaplarının sayısını artırmış olması iyi bir örnektir. Bu doğrultuda Çin Ankara Büyükelçiliği resmi Twitter hesabı üzerinden salgının ilk duyurulduğu 31.12.2019 ve 31.12.2020 tarihleri arasındaki bir yıllık süre zarfında salgına yönelik paylaşımlarının dijital sağlık diplomasisi kapsamında nasıl kullanıldığı analiz edilmiştir.

BüyükelçilikCOVID 19Kamu diplomasisi+6
Ali Çömez
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Halkla ilişkiler çalışanlarının sosyal paylaşım ağlarında benlik sunumu

Kişinin günlük yaşamda kendisiyle ilgili ortaya koyduğu ve/veya çevresindeki kişilerde gözlemlediği bir durum olan benlik sunumu, halkla ilişkiler önde gelmek üzere pek çok alanda kişilerarası iletişimde belli bir algı ve kanaat oluşturma yaklaşımıyla bütünleşik mühim bir konudur. Özde kişinin kendisi hakkında yaptığı değerlendirmelere istinaden kendisine ilişkin inançlarının bütünü demek olan ve kendine saygı olgusuna dayanak teşkil eden benlik kavramı, psikolojide kilit bir konumda olup doğrudan veya dolaylı etkisi itibariyle çok sayıda disiplinlerarası araştırmayla incelenmiştir. Bir meslek grubu odağında benlik sunumunun nasıl olduğuyla ilgili çalışmalara bakıldığında, gelişen internet teknolojisi sayesinde iletişim kurma ve kendini ifade etme bağlamında bireylere özgür bir ortam sağlayan sosyal medya ile benlik sunumu ilişkilendirmesinin bazı meslekler için yapıldığı görüldüğü halde, halkla ilişkiler çalışanlarına yönelik araştırmalara ise rastlanmamıştır. Bu çerçevede halkla ilişkiler mesleği odağında gerçekleştirilen bu çalışmada, halkla ilişkiler çalışanlarının kendini sunma davranışı bakımından sosyal paylaşım ağları aracılığıyla nasıl bir benlik sunumu yaptıklarının, nasıl bir iletişim gerçekleştirdiklerinin ve paylaşımda bulunurken mesleklerini temsil etme biçimleri itibariyle nasıl bir yaklaşım içerisinde bulunduklarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, TÜHİD (Türkiye Halkla İlişkiler Derneği) üyesi olan üç ve olmayan iki halkla ilişkiler ajansından beşi yönetici ve on üçü ajans çalışanı toplam on sekiz katılımcı ile yirmi bir başlıkta altmış adet soruyu içeren derinlemesine görüşme formu kullanılarak açık uçlu cevaplandırmaya dayalı görüşmeler yapılarak gerçekleştirilmiştir. Her görüşmecinin konuşması tezin genel çerçevesini oluşturan görüşme formundaki tüm soruları ihtiva eden yirmi sekiz tematik konuyla detaylandırılmış beş ana tema kapsamında irdelenirken, katılımcıların kendi sosyal paylaşım ağlarında paylaştıkları fotoğraflar ise, Instagram paylaşımları nezdinde, içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre, halkla ilişkiler çalışanlarının sosyal paylaşım ağlarını işle ve kendileriyle ilgili paylaşımlarda bulunarak etkin şekilde kullandıkları belirlenmiş, kişisel tercihlerini yansıtan beğenileri etrafında görsel ve fotoğraflar eşliğinde paylaşım yaptıkları gibi, bireysel kimlik inşasına yönelik paylaşımların yanı sıra mesleki açıdan da varlıklarını ortaya koyacak biçimde davrandıkları görülmüştür. Araştırma sonucunda, iletişimde yeni bir boyut olarak öne çıkan web tabanlı sosyal paylaşım ağlarının halkla ilişkiler mesleğine sağladığı katma değerin mesleğin öneminin farkına varılması ve sektörel mahiyetinin doğru anlaşılabilmesi bakımından oldukça önemli bir konumda olduğu değerlendirilmiştir.

Benlik sunumuHalkla ilişkilerSosyal ağlar+3
Ayşe Usta
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Aldatıcı paketleme pratiği üzerine bir inceleme: Türkiye'deki kek paketleri örneği

Bu tez çalışması, halka ilişkiler ve pazarlamada pek çok pratikte kullanılan tüketiciyi aldatmaya yönelik taktiklerin, paketleme pratiğinde de kullanılma olasılığından yola çıkılarak yapılmıştır. Aldatıcı paketleme pratiği konusu, Türkiye'deki paketli kek ürünleri örneği üzerinden incelenmiştir. Araştırma kapsamında kek paketleri nicel içerik analizi yöntemi ile incelenmiş ve bu yöntemle seçilen birimlerden elde edilen verilerden hareket edilerek aldatma pratiğinin doğası üzerinde çıkarımlar yapılmaya çalışılmıştır. Tüketicinin aldatılması ile amaçlananın ve beklenilen sonuçların neler olduğu ampirik araştırma sonucunda elde edilen bulgulardan hareketle, o bulguların ima ettikleri olasılıklar üzerinde niteliksel bağlar kurularak saptanmaya çalışılmıştır.Bulguların gösterdiği gibi, Türkiye'deki kek paketlerinde gerek üretilen, gerek gizlenen enformasyon ile gerekse enformasyonların ürünleri karşılaştırmayı güçleştirici biçimde manipüle edilmesi yoluyla aldatıcı pratikler kullanıldığı saptanmıştır. Her ne kadar, bu tez çalışmasında incelenen örneklerde bu pratiklerin birbirini destekler nitelikte kullanıldığı kanıtlanamasa da, paketler üzerinde aynı anda birden çok aldatıcı pratik bulunduğu görülmüştür.Elde edilen nicel verilerden yola çıkılarak üreticilerin, satıcıların, halkla ilişkiler uygulayıcılarının ve pazarlamacıların, ürünlerinin karakterleri ile ilgili olarak tüketicinin bilmesini istedikleri enformasyonu sağladıkları, ancak tüketicinin bilmesinde dezavantaj gördükleri enformasyonları ise sahteleri ile değiştirdikleri, vermedikleri veya gizlemeye çalıştıkları söylenebilir. İncelenen her birimde aldatıcı pratiklerin kullanıldığının görülmesi üzerine bu uygulamaların rastlantısal olamayacağı, tüketicinin ve toplumun iyiliği ve sağlılığının olumsuz etkilenmesi pahasına, ticari çıkar peşinde koşan profesyonellerce aldatıcı pratiklerin kasıtlı olarak planlandığı ve uygulandığı düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Pazarlama İletişimi, Aldatma, Paketleme Pratiği, Kek Paketleri.

AldatmaAmbalajlamaKek kalitesi+1
Seçil Toros
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim öğrencilerinin sosyalleşmeleri ve iletişim becerilerini geliştirmelerinde Türk halk oyunlarının rolü

Araştırmanın amacı Bu çalışmanın amacı Türk halk oyunları oynayan öğrencilerin, ülkemizin kültürel zenginliğini halk oyunları üzerinden ne ölçüde tanıdıklarını araştırmak; farklı sosyal gruplara katılım, akranları ve yetişkinlerle olan iletişim kurma sürecinde ne tür iletişim becerileri kazandıklarını ortaya koymaktır.Halk oyunlarımız sosyal yanı ağır basan bir faaliyet olarak göze çarpmaktadır. Halk oyunu oynayan çocuk ve gençler, sadece basit bir folklorik olayı yerine getirmekten öte, bilakis halk oyunları üzerinden ve ortamında yeni iletişim becerileri kazanarak farklı bir sosyalleşme süreci yaşamaktadırlar. Bu sosyalleşme süreciyle halk oyunu oynayan çocuk ve gençlerde çeşitli değişimler yaşanmakta, estetik değer ve anlayışlarında sürekli bir gelişme gözlenmektedir. Sosyal açıdan gözlenen bu değişim ve gelişmenin başka sosyal çalışmalara da yansıdığı ileri sürülebilir. Kolektif biçimde oynamanın avantajı ile kişiye çevresiyle kaynaşmayı, beraber hareket etmeyi, paylaşmayı ve kendini ifade etmeyi öğreten halk oyunları, güçlü bir sosyalleşme aracıdır.Çocuk ve gençlerin halk oyunları aracılığıyla sosyalleşmeleri, eskisine göre daha güçlü iletişim becerileri geliştirmeleri konusunun araştırılmasıyla elde edilecek bulgu ve sonuçlar, bu alandaki diğer araştırma ve çalışmalara, politika belirleme ve geliştirmeye katkıda bulunabilir.Araştırmada; anket, görüşme ve gözlem teknikleri kullanılmıştır. 100 ilköğretim öğrencisine anket uygulanarak veriler elde edilmiş ve yorumlanmıştır. Sınıf öğretmenlerinin gözlem ve görüşleri alınmıştır. Ayrıca Türkiye Halk Oyunları Federasyonu Başkanı ile görüşülmüştür. Kendisine sorular sorularak düşünceleri alınmıştır. Bunların yanı sıra, çalışmamda kendi gözlemlerim ve deneyimlerim de belirtilmiştir. Anket, görüşme ve gözlem teknikleri kullanılarak bulgular elde edilmiş ve yorumlanmıştır.Anahtar Sözcükler1.Sosyalleşme2.İletişim becerileri3.Halk Oyunları4.Folklor5.Çocuklar

FolklorHalk oyunlarıSosyalleşme+3
Yunus Yılan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Kimlikliklerin inşasında kurumsal dergilerin rolü: Türk Yurdu ve Ülkü

Kimlik konusu sosyal bilimler içerisinde son dönemlerde en çok ilgi çeken konuların başında gelmektedir. Sosyoloji, psikoloji, siyaset bilimi gibi çalışma alanlarının her biri kimliği kendi alanı çerçevesinde değerlendirmektedir. İletişim bilimi açısından kimlik konusu bu çalışmada değerlendirilmektedir.Kimliklerin inşa edilebilir yapısına değinilerek, kimliğin benlik ve kişilik kavramlarından bağımsız düşünülemeyeceği değerlendirilmesi yapılmaktadır. Kimliklerin toplumsal ilişkilerle öğrenilen toplumsal değerler ve kişisel özelliklerin sentezi ile meydana geldiği üzerinde durulmaktadır; bu aynı zamanda tezin kuramsal yapısını oluşturmaktadır. Amacımız Türk Ocakları ve Halkevleri kurumlarının dergileri olan Türk Yurdu ve Ülkü aracılığıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda ve ilk yıllarında halka sunulan kimliğin ne olduğunu ve kurumların kimlikleri hangi söylemlerle nasıl inşa ettiklerini ortaya çıkarmaktır. Nitel analiz yöntemi kullanılarak dergi yazıları belirli başlıklar altında toplanarak, söylemler kimliğin iki önemli kategorisi olan aynılık ve farklılık yaratmaları açısından yorumlanmaktadır. Sonuç olarak denilebilir ki; Cumhuriyet'in ilk yıllarında dergiler kişilere değerleri ve düşünceleri medyatik yolla sunarak, insanların kendilerini neye yakın veya neye uzak olduklarını belirlemelerini sağlamaya çalışmışlardır. Her bir derginin kendi siyasi yapısına uygun kimlikler inşa etmeye çalıştıkları ortaya çıkmaktadır.

DergilerKimlikKimlik oluşumu+3
Ayşe Gül Soncu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Reklamda çocuk: Çocuğa yönelik olan ve olmayan ürünlerin tanıtıldığı gazete reklamlarında yer alan çocuğun temsil edilme biçimleri

Türkiye'de ve dünyada tüketimi artırmak amacıyla ürünün veya hizmetin kendi özelliğinden kaynaklanan faydanın reklamlardaki sunumu tek başına yeterli olmamaktadır. Reklamcılar bu faydayı düzanlam boyutunda göstermelerine karşın reklamlarda yananlam boyutunda tüketicileri psikolojik olarak yönlendirecek mesajlar gizlemektedirler. Bu mesajlarda, etkileyiciliği fazla olması ve etkilenen hedef kitlenin genişliği sebebiyle çocuk unsuru giderek artan sıklıkta kullanılmaktadır. Reklam ve çocuk üzerine yapılan araştırmaların çoğu kitle iletişim aracı olarak televizyon reklamlarını değerlendirmişlerdir. Gazete reklamları üzerine bu şekilde bir araştırma olmaması, bu çalışmaya özgün bir nitelik kazandırmaktadır. Bu çalışmada gazete reklamlarında yer alan çocuk figürü göstergebilimsel yöntemle irdelenerek çocuğun temsil edilme biçimlerinin saptanması amaçlanmıştır. Çalışmanın sonunda ulaşılan sonuçlardan biri, çocuğun reklamlarda daha çok yetişkin gibi kullanıldığı, ürünün veya hizmetin çocuğun kullanımına uygun olmamasına karşın alıcısının ve uygulayıcısının çocuk gibi gösterilmesidir. Reklamlarda her ne kadar çocuk üzerinden mesaj verilse de amaç ebeveyni, yetişkini etkilemektir. Bu nedenle reklamlarda çocuğun çok çeşitli hal ve durumlarda temsil edilişine rastlanmıştır ancak en çok tercih edilen temsil biçimi çocuğun sağlıklı ve mutlu görüntüsüdür.Anahtar Sözcükler: Reklam, Çocuk, Ebeveyn, Tüketim, Göstergebilim

GazetelerGösterge bilimReklam ortamları+4
Nilay Akgün Akan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel imaj açısından sosyal sorumluluk projelerinin önemi ve yapılan uygulamalara ilişkin değerlendirmeler

Küreselleşme, ekonomik ve teknolojik alanlarda sürekli ve hızlı gelişmeler ve bunların etkisiyle hedef kitlenin daha bilinçli bir hale gelmesi gibi etkenler sonucunda örgütlerin topluma karşı sorumluklarının arttığı günümüzde, sosyal sorumluluk; örgütsel imajın en önemli unsuru haline gelmiştir. Bu sebeple örgütler, paydaşlarının nezdinde olumlu bir imaja sahip olmak için toplumsal fayda amaçlı sosyal sorumluluk projelerinin üzerinde yoğunlaşmışlardır.Literatürde yer alan benzer çalışmalar ve çevremizde gördüğümüz örnekler, sosyal sorumluluk projelerinin örgütsel imajı olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Böylece sosyal sorumluluk projeleriyle güçlü ve etkili bir imaja sahip olan örgütler, bir yandan yapmış oldukları projelerle toplumsal fayda sağlarken diğer taraftan da rekabet ortamında avantajlı bir konum elde etmektedirler.Bu anlayış doğrultusunda bu çalışmada, örgütlerin yapmış oldukları sosyal sorumluluk projelerinin örgütsel imaj açısından öneminin açıklanması amaçlanmıştır. Bu sebeple konuyla ilgili yoğun bir literatür taraması yapılmıştır. Aynı konuda herhangi bir çalışma bulunmamasına rağmen tezin temel varsayımlarını kanıtlayıcı nitelikte olan yerli ve yabancı kitap, makale, sempozyum ve yüksek lisans ve doktora tezlerini dikkate alarak kapsamlı bir inceleme yapılmıştır. Bunun yanı sıra çalışmada sosyal sorumluluk alanında yapılan proje örneklerinin örgütsel imaj açısından öneminin örnekler üzerinde incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda Türkiye'de tanınmış üç farklı örgüt tarafından yapılan üç adet sosyal sorumluluk projesinin, projeyi gerçekleştiren örgütün imajı açısından önemi ayrı ayrı ele alınmıştır. Çalışmada bu sosyal sorumluluk projelerinin daha çok örgütsel imajı güçlendiren bir araç olarak kullanıldığı görülmüştür. Tezin sonunda giriş bölümünde ifade edilen varsayımların doğru olduğu yönünde sonuca ulaşılmıştır.Anahtar Sözcükler:1.Örgüt2.Örgütsel İmaj3.Paydaş4.Sosyal Sorumluluk5.Toplumsal Fayda

Sosyal sorumlulukÖrgüt imajıİmaj
Meryem Salar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Reklam etiği: Türkiye örneğinde televizyon reklamları

Günümüzde gelişmiş teknoloji sayesinde kendini daha da geliştiren reklamcılık, artan rekabet ortamında ayakta kalabilme mücadelesi veren işletmelerin, firmaların vazgeçilmez bir aracı haline gelmiştir. Bu rekabet ortamında ürünlerin, hizmetlerin daha fazla tüketiciye ulaşması noktasında pek çok reklamda etik ilkeler ihlal edilmiştir.Bu çalışmada, etik kavramı bağlamında reklam etiği ve televizyon reklamlarındaki etik dışı unsurlar açıklanmaya çalışılmış ve televizyon reklamlarında karşılaşılan etiğe aykırı durumlar tartışılmıştır. Ayrıca Türkiye örneğinde reklamların değerlendirildiği çalışmada, reklamlarda hangi etik öğelerin önemli olduğu ve bu öğelerin reklamlarda nasıl yer aldığı ortaya konulmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda bazı önerilerde bulunarak, televizyon reklamlarında karşılaşılan etik sorunların azaltması amaçlanmıştır.Bu çalışmada Medya Takip Merkezi'nden alınan veriler doğrultusunda 1 Ocak 2010-31 Aralık 2010 zaman aralığında 12 ay süreyle televizyonda yayınlanan reklamlar içinden yirmi reklam göstergebilim çözümleme yöntemi ile analiz edilmiş ve analiz sonucunda reklamlarda kadın ve çocuklarının kullanımının yaygın olduğu, haz, tutku, gibi unsurlar ile korku teması işlenerek insanların tüketime teşvik edildiği ve tüketicilerin aldatıldığı ve/veya yanıltıldığı gibi etik dışı unsurların kullanımı tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler1. Etik,2. Reklam,3. Televizyon Reklamları,4. Reklam Etiği,5. Göstergebilim.

EtikReklam ahlakıReklamcılık+2
İbrahim Çelik
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Politik psikoloji bağlamında Ermeni kimliğinin siyasallaştırılması (Haytoug dergisi örneği)

ABD'de yaşayan yaklaşık 1 buçuk milyon Ermeni'nin büyük bir çoğunluğu kimliğini siyasallaştırmıştır. Ermeni kökenli Amerikalıların önemli bir kısmı evlatlarını ?düşman Türk? propagandasına maruz bırakarak ve kimliğindeki mağdur öğeleri nesilden nesile aktararak kindar gençler yetişmesine sebep olmaktadır. Ermeni kimliğinin ve bu kimliğin belkemiğini oluşturan diasporanın temeli 1915 olayları veya Türk-Ermeni ihtilafına dayanmaktadır. Diaspora iki çeşit propaganda etkinliği uygulamaktadır. Birincisi dışarıya yönelik, ülkelerin ve toplumların Ermeni davasını kabul ?soykırım? olarak kabul etmesi çabalar; diğer ise içeriye yönelik yani diasporanın kendi içindeki kimlik propagandasıdır. Kimliklerini mağduriyet psikolojisi temelinde yaşatmaya çalışan diaspora, sahip olduğu örgüt ve medya gücü ile mağdur kimliğini yaymaktadır.Ermeni diaspora medyası grup içi bilgilendirme faaliyetleri yanında bireylerin kimlik inşası ve sosyalleşme işlevlerine de destek vermektedir. Örgütler ve örgütlere bağlı medyalar bireylerin aile içerisinde oluşturdukları kimliğe ek olarak bireylerin siyasallaşmasına katkıda bulunmaktadır. Aile içinde öğrenilen değerler iyi, kötü, dost, düşman, kültür, dil, din ve gelenek gibi bazı kimlik özellikleri bireyin okul, dernek ve örgüt gibi sosyalleşebileceği ortamlarda daha detaylı olarak şekillenmektedir. Yapay bir süreç olan bu propaganda mekanizması ve yeni bir toplumsal bellek inşası gençlerin zihinlerindeki algıları yönlendirmeye devam etmektedir.Bu politik psikoloji çalışmasında Ermeni diaspora kimliği betimsel bir yöntem ve içerik analizi kullanarak psikolojik bir perncereden incelenmiştir. Diaspora kimliğinin incelenmesinde daha önce Ermeni diasporası ile ilgili yayımlanmış çalışmalar incelenerek, AYF'nin (Ermeni Gençlik Federasyonu) Haytoug dergisi ve Sassounian davasının mahkeme tutanakları ele alınmıştır. Çalışmanın sonunda ise uzman görüşlerine yer verilmiştir.Anahtar Sözcükler:1.Politik psikoloji2.Ermeni diasporası3.Kimlik4.Haytoug dergisi5.Siyasal İletişim

Amerika Birleşik DevletleriDergilerDiaspor+12
Bahar Senem Çevik Ersaydı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı örneğinde sistem kuramı çerçevesinde organizasyonlarda medya analizi

Genel Sistem Kuramı tek başına yeni bir disiplin olmaktan çok, belirli olay ve durumların incelenmesinde yeni bir düşünce tarzı, bir metot, bir yaklaşımdır. Sistem denildiğinde parçalardan oluşan bir bütün anlaşılmaktadır. Sistem, kendisini oluşturan parçaların toplamından daha fazladır. Bu nedenle de incelediği olay ve durumlara ?bütüncülük? bakış açısıyla yaklaşır. Açık bir sitsem olan organizasyonlar, yaşamlarını devam ettirebilmek için çevrelerinden enerji, bilgi ve materyal alır ve bunları işleyerek tekrar çevresine veya başka sistemlere gönderir.Çoğulcu sistemlerde dördüncü güç olan medya her geçen gün güçlenerek önemini artırmaktadır ve artık sadece kamuoyu adına denetim yapmamaktadır. Gündem kurarak ve kamuoyunu yönlendirerek, kamuoyuna ulaşmada en önemli araç haline gelmiştir. Sistem kuramı açısından organizasyonların bir girdisi olan medya analizi bu açıdan hayati bir önem arz etmektedir. Organizasyonun gerçekleştirmiş olduğu faaliyetlerin ne kadarında amacına ulaştığı, itibarını artırmaya yönelik çalışmaların ne kadarının gerçekleştirildiği, kamuoyuna ne kadar ve nasıl ulaşıldığı, medya analizi ile gerçekleştirilmektedir. Halkla ilişikler açısından bir ?tanıma? faaliyet olan medya analizi yöneticiler tarafından iletişim planlaması yapılırken göz önünde bulundurulan en önemli unsurdur.Anahtar SözcüklerHalkla İlişkilerSistem KuramıOrganizasyonMedya Analizi

Halkla ilişkilerKamu kuruluşlarıMedya+2
Kaan Gez
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Gösterişçi tüketim üzerine teorik ve uygulamalı bir çalışma: Pamukkale Üniversitesi örneği

Gösterişçi tüketim, sosyo-ekonomik açıdan sınıflı bir toplumda tüketicilerin kimliklerini ve toplumsal statülerini, tükettikleri ürünler aracılığıyla sergilemelerini mümkün kılmaktadır. Gösterişçi tüketim bu bağlamda toplumsal bir iletişim aracı işlevini yerine getirmektedir.Çalışmada, gösterişçi tüketimin tüketim toplumundaki yeri, gösterişçi tüketim üzerine teorik çalışmalar, gösterişçi tüketimi yaygınlaştıran faktörler, gösterişçi tüketim ve yabancılaşma, gençler ve gösterişçi tüketim arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmanın teorik kısmında yerli ve yabancı bilim adamlarının kitap ve makalelerinden yararlanılmıştır.Bu ampirik çalışmanın amacı genelde gençlerin, özelde ise Pamukkale Üniversitesi'ndeki öğrencilerin tüketim davranışlarında gösterişçi tüketimin rolünü ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla anket formları hazırlanarak öğrencilerden gösterişçi tüketimle ilgili bilgi toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS istatistik programı ile analiz edilmiştir.Bu çalışmanın sonucunda, öğrencilerin tüketim davranışlarında gösterişçi tüketimin belirleyici olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin tükettikleri ürün ve hizmetlerle çevrelerindeki insanlarla iletişim kurdukları, gösterişçi tüketimin aynı toplumsal sınıf içerisindeki bireyler için bir baskı mekanizması oluşturduğu; gösterişçi tüketimle gençlerin kendilerine ve tükettikleri ürünlere yabancılaştıkları ve gençlerin gösterişçi tüketimle satın alınabilen kimlikler oluşturdukları sonucuna varılmıştır.Anahtar Sözcükler: Gösterişçi Tüketim, Statü Edinme Stratejileri, Yabancılaşma, Üniversite Gençliği.

Gösterişçi tüketimPamukkale ÜniversitesiTüketim+2
Pınar Güner
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Genç tüketicilerin cep telefonu kullanımına ilişkin ihtiyaç ve motivasyonlarının incelenmesi

ŞENER, Zehra Işıl. Genç Tüketicilerin Cep Telefonu Kullanımına İlişkin İhtiyaç ve Motivasyonlarının İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2011Bu araştırma, Ankara'da genç tüketicilerin cep telefonu kullanımına yönelik bilgilerinin, cep telefonu kullanarak kendilerini ifade etmelerinin ve cep telefonu kullanımına yönelik ihtiyaç ve motivasyonlarının incelenmesi amacı ile farklı sosyo-ekonomik düzeydeki semtlerden seçilen ortaokul ve liselerde öğrenim gören, 206'sı ilköğretim, 129'u lise öğrencisi olmak üzere toplam 335 genç tüketici arasından cep telefonu sahibi olan toplam 303 genç tüketici üzerinde, planlanmış ve yürütülmüştür.Araştırma materyalinin toplanmasında anket tekniği kullanılmıştır. Likert tipi cümlelere verilen yanıtlar puanlanmış, yapı geçerliğini kontrol etmek için faktör analizi tekniği olan ?Döndürülmüş Temel Bileşenler Analizi? uygulanmış, anket formunun güvenirliği için iç tutarlılık katsayısı olan ?Cronbach Alpha? hesaplanmıştır.Genç tüketicilerin cep telefonu kullanma biçimlerinin belirlenebilmesi için cinsiyet ve yaş değişkenleri dikkate alınarak khi-kare analizi yapılmış; genç tüketicilerin cep telefonu kullanımına yönelik ihtiyaç ve motivasyonlarında cinsiyet ve yaşa bağlı farklılığın belirlenebilmesi amacı ile t-testi uygulanmıştır.Khi-kare analiz sonuçları; genç tüketicilerin cep telefonuna sahip olma durumlarının (p<0.01) ve cep telefonu kullanma sürelerinin (p<0.05) yaş değişkenine bağlı olarak değiştiğini göstermektedir. Genç tüketicilerin, cep telefonlarını yanlarına almayı unuttuklarında hissedecekleri duygular (p<0.001) ve sergileyecekleri davranışlar (p<0.05) ise cinsiyet değişkenine bağlı olarak farklılık göstermektedir.T-testi sonuçlarına göre; genç tüketicilerin, cep telefonlarının kendilerini orijinal (p<0.001), dikkatli (p<0.001), enerjik (p<0.001), özgüvenli (p<0.05), insanlara odaklı (p<0.05), sakin (p<0.001), özgür (p<0.001), usta (p<0.05) yapma durumları ile telefonları varken kendilerini güvende hissetme (p<0.05), telefonlarını arkadaşları gibi görme (p<0.001), telefonları olduğunda popüler olma (p<0.001), havalı olma (p<0.001), telefonları olmadığında kendilerini kötü hissetme (p<0.01), telefonları olduğunda arkadaşlarının gözünde daha değerli olma (p<0.001), telefonları varsa birçok arkadaşı var demek olduğu (p<0.01), arkadaşlarının telefonu varken kendisinde de olmasının önemli bir durum olma (p<0.001), birinin telefonu olmadığında kendisini kötü hissetme (p<0.001), telefonları sayesinde yeni arkadaşlar edinme (p<0.01), cep telefonlarının ilgilerini çekme (p<0.05), telefonları olmasının hoşlarına gitme (p<0.001), telefonları olmadığında kendilerini daha yalnız hissetme (p<0.01), telefonlarının fonksiyon ve kalitesinin önemli olma (p<0.05), iyi telefonların her zaman pahalı olduğunu düşünme (p<0.01), telefonlarının güzel ve moda olmasının önemli olma (p<0.01) ve ailesi ile konuşmak için cep telefonu kullanma (p<0.05) durumlarının yaş değişkenine bağlı olarak değiştiği görülmektedir. Genç tüketicilerin cep telefonlarının kendilerini sosyal (p<0.01), hızlı (p<0.001), geveze (p<0.05) yapma durumları ile sohbet etme (p<0.01), arkadaşları ile sorunları hakkında konuşma (p<0.01), dersler hakkında konuşma (p<0.001), kötü haberleri verme (p<0.001), arkadaşlarının sorunlarını dinleme (p<0.001), telefonları varken kedilerini güvende hissetme (p<0.001), telefonlarını arkadaşları gibi görme (p<0.05), telefonları olmasının hoşlarına gitme (p<0.001) ve telefonları sayesinde arkadaşları ile daha rahat plan yapma (p<0.05) durumları cinsiyet değişkenine bağlı olarak farklılık göstermektedir.Anahtar kelimeler: Genç tüketici, cep telefonu, motivasyon, ihtiyaç, kimlik.

Cep telefonuGençlerMotivasyon+3
Zehra Işıl Şener
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Yerel seçimlerde seçmenlerin oy verme kararlarında etkili olan siyasal faktörlere ilişkin bir araştırma: Ankara örneği

Yerel Seçimlerde Seçmenlerin Oy Verme Kararlarında Etkili Olan Siyasal Faktörlere İlişkin Bir Araştırma: Ankara Örneği.? adlı bu araştırma parti imajı, aday imajı ve bilgilenme kaynaklarının seçmenlerin tercihleri üzerindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Ankara'da Altındağ, Çankaya, Keçiören, Mamak ve Yenimahalle ilçelerinden seçilen üçer mahallede tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenen 546 kişi araştırma kapsamına alınmıştır.Araştırma verilerinin toplanmasında, yüz yüze görüşme yoluyla anket tekniğinden yararlanılmıştır. Anket formu ?seçmenlere ilişkin demografik bilgiler?, ? seçmenlerin aday imajına yönelik görüşleri? , ?seçmenlerin parti imajına yönelik görüşleri? ve ?seçmenlerin bilgilenme kaynaklarına yönelik görüşleri? bölümlerinden oluşmaktadır. Likert tipi cümlelerle verilen yanıtlar puanlanmış, faktör analizi yapılarak faktör yük değeri 0.30'un altında olan cümleler hesaplamalara dahil edilmemiştir. Anket formunun güvenirlini test etmek için iç tutarlılık katsayısı Cronbach Alpha? hesaplanmıştır. Araştırmada seçmenlerin aday imajına yönelik görüşleri, parti imajına yönelik görüşleri ve bilgilenme kaynaklarına yönelik görüşlerine ilişkin olarak cinsiyet ve medeni durum değişkenlerine bağlı farklılıkların belirlenmesi için t-testi uygulanmıştır. Araştırmada ayrıca cinsiyet, medeni durum, yaş, eğitim durumu, ilçe ve siyasal görüş değişkenlerine bağlı farklılıkları belirlenmesi için Tek Yönlü Anova yapılmış, farklılığın hangi gruplardan kaynakladığı ise Tukey testi ile ortaya konmuştur.Demografik bulgular incelendiğinde seçmenlerin %51,3'ü kadın, %48,7'si erkektir. Araştırma kapsamına alınan seçmenlerin %41.2'si 30 yaş ve altı, %23.1'i 31-39 yaş arasında, %18.1'i 40-49 yaş arasında ve %17,6'sı 50 yaş ve üzerindedir. Seçmenlerin %8,1'i ilkokul, %9.9'u ortaokul, %43.4'ü lise, %28.2'si üniversite ve %4'ü lisansüstü eğitim almış olduğu görülmektedir. Seçmenlerin % 3.1'i okur-yazar değilken %3.3'ü okul eğitimi almadıklarını sadece okur-yazar olduklarını bildirmişlerdir. Araştırmaya katılan seçmenlerin %16.8'i gelir düzeylerini yeterli, %61'i yetersiz bulunurken %22.2'si bu konuda kararsız olduklarını belirtmişlerdir. Seçmenlerin %11.2'si Altındağ, %29.9 Çankaya, %22.5'i Keçiören, %15.8'i Mamak, %20.7'i Yenimahalle ilçelerinde ikamet etmektedir. Siyasal görüşle ilgili bulgular değerlendirildiğinde seçmenlerin %3.7'sinin liberal, %4.4'nün demokrat, %6.4'nün laik, %15.2'sinin milliyetçi, %4.9'nun sosyalist, %3.7'sinin İslamcı, %29.7'sinin dindar oldukları ve %32.2'sinin ise siyasal bir görüşleri olmadığını belirttikleri görülmektedir.Araştırma sonuçları, seçmenlerin aday imajı, parti imajı, ve bilgilenme kaynakları konusundaki görüşlerinin; medeni durum, eğitim durumu, yaşadıkları ilçe ve siyasal görüş değişkenlerine göre istatistik açıdan (p ? 0.05) düzeyinde anlamlı farklılık gösterdiğini, yaş değişkenine bağlı faklılığın sadece bilgilenme kaynakları açısından anlamlı olduğunu, cinsiyet değişkenine bağlı farklılığın ise her üç boyut açısından da anlamlı olmadığını (p ? 0.05) ortaya koymuştur.Seçmenlerin oy verme kararı açısından yerel seçimlerde aday imajı, parti imajı ve bilgilenme kaynaklarına yönelik ortalama puanları karşılaştırıldığında aday imajı puanının ( :3,38), parti imajı ( :3,35) ve bilgilenme kaynakları ( :3,26) puanlarından daha yüksek olduğu, ancak istatistik açıdan önemli bir farklılık saptanmadığı belirlenmiştir.Pearson Korelasyon analizi sonuçlar ?aday imajı? ile parti imajı ve bilgilenme kaynakları; ?parti imajı? ile aday imajı ve bilgilenme kaynakları; ?bilgilenme kaynakları ile aday imajı ve parti imajı arasında pozitif yönlü ve istatistik olarak önemli bir ilişki olduğunu göstermektedir.Anahtar Kelimler: Siyasal iletişim, yerel seçim, aday imajı, parti imajı, bilgilenme kaynakları.

SeçimlerSeçmen davranışıSeçmenler+3
Esra Aydın
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Bir kurumsal itibar bileşeni olarak duygusal çekim alanı yaratmanın rolü ve önemi

Günümüzde değeri artık tartışılmaz bir şekilde kabul edilen kurumsal itibar, soyut bir kavram olmasına karşın araştırmacılar tarafından ölçülebilir hale getirilmeye çalışılmış, bu amaçla da zaman içerisinde önceleri kapsam ve yöntem bakımından eksiklikleri olsa da günümüzde genel kabul görmüş kurumsal itibar ölçümleri hazırlanabilmiştir. Kurumsal itibar ölçümleri konusunda yapılan araştırmalarda bazı araştırmacılar kurumsal itibarı bir süreç olarak ele almak yerine kurumsal kimlik ve kurumsal imaj gibi kavramların içine sıkıştırmaya çalışmışlar hatta yapılan araştırmalarda kurumsal kimlik ölçeklerini kullanmışlardır.Kurumsal itibara önem veren ve rekabet piyasasında kalıcı olmaya çalışan kurumlar kurumsal itibar bileşenlerine göre kendilerinin diğer rekabet ettikleri kurumlara göre yerini ve piyasadaki gücünü değerlendirmeye çalışıp, bu sonuçlara göre yönetim stratejileri hazırlamaktadırlar. Bu sayede kurumlar rekabet ortamında avantaj sağlamakta, tercih edilen olmakta ve kriz dönemlerini başarıyla atlatabilmektedirler. Bu bağlamda ayrı üstünlük stratejisi ve tercih edilme avantajı sağlayan kurumsal itibar önemli bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Kurumsal itibar süreci içerisinde ise en önemli kaynak ise kurum çalışanlarına karşı oluşturulan duygusal çekim alanıdır.Duygusal Çekim Alanı Yaratma Bileşeni esas unsuru insan olan kurumların, çalışanlarının daha uyumlu, mutlu verimli ve yüksek motivasyonla çalışmalarını sağlamakta bu sayede çalışanların kurumdan ayrılma riski azalmakta, kurum politikaları uzun vadeli ve sağlıklı bir şekilde yönetilebilmektedir. Duygusal çekim alanı bileşeninin bu bağlamda diğer bileşenlere göre daha önemli bir yeri bulunmakta ve diğer bileşenler ile sebep sonuç ilişkisi içerisinde daima bir etkileşim halinde bulunmaktadır.Bu çalışmada ilk olarak betimleyici yöntem olarak literatür taraması yapılmış, tanımlamalar belirlenmiş, daha sonra veri toplama tekniklerinden derinlemesine mülakat yöntemi ile duygusal çekim alanı yaratmadaki parametreler tespit edilmiş, buradan çıkan araştırma bulgularının test etmek amacıyla anket çalışması yapılmış, hazırlanan anket sonuçları SPSS 15 programı ile değerlendirilip yorumlanmıştır

Duygusal çekicilikKurumsal değerlerKurumsal itibar+6
Fatih Karadadaş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yeni gelişen mall tipi alışveriş merkezlerinin halkla ilişkiler faaliyetleri

Bu çalışma Türkiye'de yeni gelişen mall tipi alışveriş merkezlerinin halkla ilişkiler faaliyetlerini incelemek ve göstermek için hazırlanmıştır. Yurtdışından ve Türkiye'den toplam beş mall tipi alışveriş merkezinin halkla ilişkiler faaliyetleri araştırılmıştır. Bir pazarlama aracı olarak halkla ilişkilerin bu alışveriş merkezlerinde nasıl kullanıldığı incelenmiştir. Araştırma konusu ile ilgili literatür taraması yapıldıktan sonra, bu alanda daha önceden bir çalışma yapılmaması nedeniyle nitel araştırma teknikleri kullanılmıştır. Nitel araştırma teknikleri olarak, alışveriş merkezlerinin yetkilileri ile görüşme, mağazalar içerisinde ve dışarısında niteliksel saha araştırması yapılmıştır. Yapılan araştırmada, yurtdışındaki alışveriş merkezlerinin Türkiye'deki alışveriş merkezlerinden genel olarak ve halkla ilişkiler deneyimi bazında daha ileri olduğu fakat Türkiye'deki mall tipi alışveriş merkezlerinin de yurt dışı örnekleriyle rekabet edebilecek kadar başarılı çalışmalar yaptıkları görülmüştür. Çalışmada, Türkiye'deki mall'ların halkla ilişkiler faaliyetlerinin daha çok sosyal sorumluluk, sponsorluk ve etkinlik projelerinden oluştuğu, kurumsal imajı geliştirmek için sık sık kullanıldığı görülmüştür. Tezin sonunda varsayımların doğru olduğu yönünde sonuca ulaşılmıştır.Anahtar Sözcükler:1. Mall2. Halkla İlişkiler Faaliyetleri3. Sponsorluk4. Sosyal Sorumluluk5. Kurumsal İmaj

Alışveriş merkezleriHalkla ilişkilerHalkla ilişkiler yöntemleri+1
Dalya Küçükerol
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni iletişim teknolojileri, sanal kamusallıklar ve toplumsal cinsiyet: Facebook'ta genç kadınların kimlik inşa süreçleri

Yeni bir kültürel alan ve kamusal eylem biçimleri sunan yeni iletişim teknolojilerden internet toplumsal yapıya yeni formasyonlar kazandırmaktadır. Bu yönüyle internetin var olan toplumsal etkisi gençlik, kimlik, toplumsal cinsiyet gibi konular üzerinde de görülmektedir. Gençler etkileşim içinde sohbet, fikir alışverişinde bulunma, sohbet, kendilerine yeni alanlar yaratma amaçlı olarak teknolojiyi en yoğun kullanan toplumsal kategoriyi oluşturmaktadır. Bu süreçte sanal kamusallıkların var olduğu bu alanlarda kimlik oluşumunun bir parçası haline gelmektedir. İnternet ve sanal kamusallıklar üzerinden etkileşim gençliğim kimlik oluşturma sürecinde yeni bir sorunsal olarak tartışmalara neden olmaktadır. Anonimlik ve özgürleşme dereceleri içinde kimlik bu süreçte yeniden ve yeniden inşa edilmektedir. Özellikle internetin hem yeni bir kültürel mekan, özgürlük alanı hem de ekonomik bir pazar olarak ortaya çıkması, birtakım yeni küresel değerlerin, kültürel biçemlerin hızlı bir şekilde dolaşıma sokularak oldukça heterojen, melez kimliklerin kurgulanmasına olanak vermektedir.Bu doğrultuda çalışmanın amacı, yeni iletişim teknolojilerinin geleneksel medyadan ne kadar farklılaştığı ve ne yönleriyle benzeştiği incelenerek, genç kadınların toplumsal cinsiyete dair ne gibi anlamlar ürettiğini, sanal ortamda nasıl var olduklarını ve kimlik performanslarını irdelemektir. Çalışmada önce kullanılan ana kavramlar hakkında irdelenerek kuramsal çerçeve oluşturulduktan sonra internet ortamında toplumsal cinsiyete dair üretilen kimlikleri analiz etmek üzere son yıllarda geniş kullanıcı kitlesine ulaşan Facebook sitesinde kamusallık özelliği taşıyan gruplar taranarak seçilen gruplar söylem analizi yöntemiyle genç kadın kimliği bağlamında incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Yeni İletişim Teknolojileri, Sosyal Ağ Siteleri, Toplumsal Cinsiyet, Sanal Kamusallıklar, Genç Kadın Kimliği

Cinsel kimlikFacebookGenç kızlar+4
Seher Kırcelli
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Özel dershanelerin halkla ilişkiler faaliyetleri: Ankara, Çözüm Dergisi Dershanesi örneğinde

Bu çalışma özel dershane olan Ankara, Çözüm Dergisi Dershanesi (ÇDD) Halkla ilişkiler faaliyetlerini irdelemek için hazırlanmıştır. Bu amaçla kurum içi, kurum dışı halkla ilişkiler faaliyetleri ortaya konmuştur, bu faaliyetlerin kimler tarafından yapıldığı tespit edilmiştir ve yapılan faaliyetlerden hangisi ya da hangilerinin hedef kitle üzerinde etkili olduğu saptanmıştır. Niteliksel bir tasarıma sahip olan bu çalışmada, tarihsel analiz ve literatür taraması yöntemi uygulanmış; katılımlı gözlem yapılmış ayrıca özel dershaneler ve halkla ilişkiler üzerine yazılmış pek çok kitap, makale, dergi incelenmiş ve ÇDD kurum anketleri ile dökümanlarından faydalanılmıştır.Dolayısıyla bu çalışmada halkla ilişkilerin Dünya'da ve Türkiye'de tarihsel gelişimine yer verilmiş, özel öğretim kurumlarının tarihsel süreç içerisinde geçirdiği evrelere değinilmiştir. Bunun yanı sıra olarak Türkiye'de özel dershanelerin doğuşu ve gelişimine yer verilmiştir. Ayrıca ayrıntılı olarak Çözüm Dergisi Dershanesi eğitim-öğretimi, fiziksel yapısı ve halkla ilişkiler faaliyetleri açıklanmıştır. Bu çalışma sonucunda Ankara, Çözüm Dergisi Dershanesi şubeleri düşünüldüğünde halkla ilişkiler faaliyetleri yapılırken ticari kimliklerini ön planda tutarak yaptıkları tespit edilmiştir. Ayrıca gözlemler neticesinde ve kurum anket sonuçlarına baktığımızda ÇDD'nin halkla ilişkiler faaliyetlerinin hedef kitle üzerinde etkili olduğu saptanmıştır.

Halkla ilişkilerKurslarÖzel dershaneler+2
Gülşah Kalın
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme sürecinde görsel iletişim stratejileri: Nescafé reklamları

Küreselleşme-yerelleşme ekseninde küresel bir markanın görsel iletişim stratejilerinin kurgulanışı konusunda sınırlı sayıda analiz yapıldığı gözlemlenmektedir. Literatürde Türkiye'de Nescafé'nin görsel iletişim stratejileri ve sembolleri ile ilgili kapsamlı bir inceleme bulunmaması çalışmaya özgün bir nitelik kazandırmaktadır. Bu çalışmayla, küreselleşme sürecinde Nescafé'nin görsel iletişim stratejilerinin irdelenmesi amaçlanmaktadır. Küresel çapta ve Türkiye özelinde Nescafé reklamlarındaki sembolik tüketim unsurlarının incelendiği çalışmada, görsel iletişim öğeleri, göstergebilimin olanaklarından yararlanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada varılan sonuçlardan biri, küreselleşme sürecinde, çeşitli gelişmelerin de etkisiyle, Nescafé'ye sembolik anlamlar aktarıldığı, görsel iletişim stratejilerinin yeniden yapılandırıldığıdır. Diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de, Nescafe reklamlarında, o ülkeye özgü kültürel öğelerin yaratıcı biçimde kullanıldığı, reklam iletilerinin, küresel olanın yerel olanla etkileşimi çerçevesinde oluşturulduğu tespit edilmiştir. Buna uygun olarak, Nescafe'nin, Türkiye'de yayınlanan reklamlarında, küresel düzeyde kullandıklarının yanı sıra, Türkiye'ye özgü motiflere, sembollere ve yaşam biçimlerine yer verdiği görülmüştür.

Görsel iletişimKahveKüreselleşme+6
Aydan Başçalışkan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal sorumluluk bağlamında işletmelerde yeşil pazarlama ve yeşil içerikli reklamlar

Firma ve markaları hatta tüketicileri etkileyen dış çevre faktörlerinin en önemlilerinden biri dünyanın doğal dengesi ve ekolojiyi oluşturan unsurlardır. Çevresel olumsuzlukları en aza indirmek, firma ve markaların toplumsal sorumluluklarının en önemlisidir. Tüketicilerin, sanayileşme sürecini izleyen dönemlerde göz ardı edilen; ancak özellikle son yıllarda etkileri oldukça artan çevre kirliliğine yönelik oluşan hassasiyetleri firma ve markaları çevre konusunda daha duyarlı hale getirmiştir. Firma ve markalar, çevreye duyarlı ve sosyal sorumluluk bilinci taşıyan kurumlar olarak algılanma çabasıyla çevreye duyarlı üretim teknolojileri kullanarak gerek üretim stratejilerinde gerekse ürün tasarımlarında bu konuya dikkat etmektedirler. Dolayısıyla, sürdürülebilir gelişime olan ilginin artışı, firma ve markalar üzerinde çeşitli açılardan baskı yaratarak tüm faaliyetlerindeki çevresel sorumluluklarına yeni bir bakış açısı getirmekte, firma ve markaların ?yeşil işletmecilik?, ?çevreci pazarlama? gibi kavramlarla tanımlanabilen faaliyetlere yönelmelerini sağlamaktadır.Sürdürülebilir gelişme önerisi, çevre kirliliğinin hızla arttığı ve doğal kaynak rezervlerinin aynı hızla tükendiği dünyamızda, çözüm yönünde atılmış önemli bir adım olarak görülmektedir. Bu doğrultuda, firma ve markaların sosyal sorumluluk bağlamında çevre sorunlarına karşı duyarlılıklarını analiz etmek ve buradan hareketle çevreci iddialarının televizyon reklamlarında nasıl kullanıldığını ortaya çıkarmak bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Bu çalışmada, bu amaca uygun olarak tematik olmayan televizyon kanalları içerisinden tesadüfi yöntemle seçilen iki televizyon kanalında (KANAL D ve ATV) 2010 yılının Haziran-Aralık dönemleri arasında yayınlanmış olan televizyon reklamları göstergebilim yönteminden faydalanarak incelenmiştir. Çalışmada elde edilen sonuçlar, firma ve markaların, gönüllü olarak yeşil yönetim uygulamalarını henüz yeterli düzeyde olmasa da gerçekleştirdikleri yönündedir.Anahtar Sözcükler1.Sosyal Sorumluluk2.Sürdürülebilir Gelişme3.Yeşil İşletmecilik4.Yeşil (Çevreci) Pazarlama5.Yeşil Reklam

PazarlamaReklamlarSorumluluk+5
Mehtap Güçtekin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Büyük alışveriş merkezlerinin ideoloji ve tüketim ilişkisi çerçevesinde incelenmesi: Denizli örneği

Tez kapsamında; genel olarak tüketim toplumunun ideolojisi ve bu ideoloji çerçevesinde yeni bir tüketim mekanı ( aracı) olarak büyük alışveriş merkezlerinde tüketicinin yönlendirilmesi olgusu ve bu olgunun tüketicinin özgürlüğü ve bağımsızlığı açısından ve bir sosyal yönetim unsuru olarak tartışılması amaçlanmıştır.Tüketim ideolojisi temelinde genel olarak tüketimin bir sosyal düzen (yönlendirme, yönetme) işlevi gördüğü ve tüketicinin özgür ve bağımsız tercih yaparak tükettiği düzlemindeki liberal ekonomi temelli tezin aksine, tüketim alanında ve mekânında bir yönlendirme ve tercihlerin yönlendirilmesinin, kısıtlanmasının söz konusu olduğu şeklindeki temel varsayımımız ile ilgili olarak kuramsal zeminde tüketicinin özgürlüğü, seçme özgürlüğü ve yönlendirme kavramları tartışılması yapılmış, yönlendirme konusu, gözetim, zaman, akılcılaştırma, mekan olmak üzere dört baslık altında ele alınmıştır.Çalışmanın üçüncü ve dördüncü bölümlerinde, bir yeni tüketim aracı olarak büyük alışveriş merkezlerinin mekansal yapısı, kurgusu ve yönlendirme araçları derinlemesine incelenmiş, yöntemle ilgili dördüncü bölümde ise konunun çok yönlülüğü ve ampirik açıdan değerlendirme zorluğu nedeniyle iki farklı inceleme yöntemi belirlenmesinin daha uygun olacağı düşünülmüş, seçilen iki büyük alışveriş merkezi örneği üzerinden alışveriş merkezlerindeki yönlendirme konusu; mekan (maddi biçim) ve insan unsuru (deneyim) açısından iki şekilde ele alınmıştır.İlk olarak alışveriş merkezlerinin maddi biçiminin, mekânsal yönünün ve mekansal özelliklerindeki yönlendirme izlerinin tartışılması için toplumsal göstergebilimsel inceleme yöntemi kullanılmış, İkinci olarak alışveriş merkezlerinin kullanıcıları olarak alışveriş deneyimi bağlamında tüketiciler açısından anket yoluyla betimsel bir analiz yapılmıştır.Sonuç olarak, alışveriş merkezleri, içermiş oldukları çeşitli tüketim seçenekleri ile birlikte tüketiciye özgürlük sağlar görünürken, aynı zamanda çeşitli taklitlerle ve oluşturulan eğlence ve büyülü atmosferle onu kendisine bağlayarak; dışarıya çıkmasını önlemekte, mekânsal ve zamansal yönlendirme stratejileri ile tüketicinin talep ve davranışlarını etkilemekte ve böylece tüketiciye verdiği sözde özgürlüğü elinden almaktadır. Bu nedenle gerçek durum bizce bir özgürlük yanılsamasından ibarettir. Bu tez çalışmasında geniş bir şekilde tartışması yapılan; liberal kapitalist ekonomik sistemde tüketimin bir özgürlük alanı, daha çok da bir seçme özgürlüğü alanı olarak kurgulanması, tüketicinin, çıkarlarını en iyi şekilde takip eden, bilgili ve istekleri tüketici talepleri olarak ifa¬de bulan özerk bir eyleyici ve rasyonel aktör olduğu şeklindeki söylemleri ve `tüketici özgürlüğü' kavramının kendisi, liberal-kapitalist ekonomik sistemin tüketimi ve tüketiciyi yönlendirme ve bağımlılaştırma amacıyla ürettiği ideolojik bir söylemdir ve sosyal yönetimin bir aracıdır.

Alışveriş merkezleriDenizliTüketim+4
Özlem Akgüç Çetinkaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Terör örgütlerinin taraftar kazanmalarında propagandanın rolü: Türk El Kaide'si

Ülkemizde faaliyet gösteren El Kaide terör örgütü yanlısı/bağlantılı terörist oluşumların, taraftar temin etme sürecinde uyguladıkları propaganda faaliyetlerinin rolünün ortaya konması ve taraftar temininde kullandıkları propaganda araçlarının tespit edilmesi tezin öncelikli amacını oluşturmaktadır.Tez içerisinde terör ve propaganda kavramlarına dair teorik açıklamalara değinilmiştir. Terör örgütlerinin taraftar temini süreci ve sosyal psikolojideki grup oluşumu ve gruba katılma süreçleri hakkında yapılmış ampirik çalışmalardan da yararlanarak geliştirilen tezler incelenmiş, El Kaide terör örgütü yanlısı/bağlantılı olarak ülkemizde faaliyet gösteren yapılanmaların taraftar temin süreçleri izah edilmiş ve propagandanın bu süreçteki önem arz eden rolü vurgulanmıştır.Terör ve propaganda konularının bu çalışmaya ışık tutacak yönleriyle ve evveliyatı ile birlikte ortaya konması adına literatür taraması yapılarak veriler topplanmıştır. Lasswell'in; ?kim, ne dedi, hangi kanalla, kime, hangi etki ile? şeklinde formülleştirdiği iletişim modeli propaganda açısından ele alınarak kuramsal çerçeve belirlenmiştir.Propaganda araçlarının dinsel terminoloji (fakat İslam tarihinde tartışma konusu olmuş konu ve kavramlar) ve motiflerden oluştuğu, kullanılan kavramlar içerisinde ?cihad?ın öne çıktığı, bu kavramın adeta diğer propagandif kavram ve motifleri de kuşatarak kullanılan retoriğin belirleyicisi olduğu incelenen internet sitelerinde ve kitaplarda görülmüştür.Anahtar Sözcükler: Terör, El Kaide, Cihad, Propaganda, Taraftar temini.

CihadDini çatışmalarEl Kaide+6
Erdal Turna
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

1961 ve 1982 Anayasalarının Hürriyet Gazetesi'nde yer alışı

Medyayı siyasal iktidarın ikna araçlarından birisi gören ve günümüzde siyasal iktidarlarla medya kuruluşlarının karşılıklı bağımlılık ilişkisinde olduğunun altını çizen kuram; medyayı ?düzenin yeni bekçisi? kabul eder. Aynı zamanda ?tarafsızlık? mitini sorgulayarak, medyanın tarafsız olamayacağının kabul edilmesi gerektiğini savunur.Gazete, piyasadaki herhangi bir ürün veya hizmetten çeşitli açılardan farklıdır. Siyasi etkisi, ekonomik gücü, üst yapıyı şekillendirmesi, kamuoyu yaratması, yönlendirmesi gibi sıradan bir ürün veya hizmette olmayan özellikleri vardır.Ülkemizde gazeteler, okuru, kamuoyunu bilgilendirmek için değil, yönlendirmek, akıl öğretmek ve tutum almaya zorlamak için yani kamuoyu oluşturmak için yayınlanıyor. Dolayısıyla gazeteler haber vermekten çok, propaganda yapıyor.1960 müdahalesi ve 1961 Anayasası, toplumsal tabandan hareketle demokrasinin sınırlarını genişletmeyi hedeflemiştir. 1980 müdahalesi ise özgürlüğün, demokrasinin korunması ve pekiştirilmesi değil otoritenin ve devletin güçlendirilmesi yönünde olmuştur.7 Kasım 1982'de yapılan referandumla kabul edilen Anayasa, ikinci meclisi kaldırmış, yürütmeyi güçlendirmiş, yargıyı idarenin etkilerine açık hale getirmiş, bireyi güçlü siyasal iktidarlar karşısında koruyacak kural ve kurumları güçsüzleştirirken, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması olanaklarını genişletmiştir.Seçim dönemlerinde medya, siyasal partilerin özellikle kararsız seçmen topluluğuna seslenerek kendilerini tanıtabilmeleri açısından en önemli siyasal iletişim araçlarından birisi olmakta, böylelikle medyanın siyasal işleyiş üzerindeki yönlendiriciliği daha doğrudan ve belirgin nitelik kazanmaktadır. 1961 ve 1981 Anayasalarının referandum süreçlerinde gazeteler; kamuoyu oluşturmanın etkili yollarından olan propagandayı uygulamışlardır.Siyasal çalkantıların yüksek olduğu her iki dönemde kamuoyunun haber alma hakkı sınırlandırılmış, gündem tüm açıklığıyla duyurulmamıştır. Askeri darbeyi gerçekleştiren ve anayasaları halkoyuna sunan komutanlar özel sektörün elindeki medya araçlarını, süreci meşrulaştırıcı biçimde kullanmışlardır. Medya araçları yasa, talimatlar ve yargı kararlarıyla engellenmeye çalışılmasını sorgulamamış, beklentileri yerine getirmiştir.Medya özgürlüğünden söz etmenin olanaklı olmadığı anlaşılmıştır. Gazete işveren ve yöneticilerinin ekonomik bağımlılığının yanında, siyasi ve ideolojik olarak belirli odaklara yakınlık duymaları bağımsız gazeteciliği, özgür haberciliği engeller, engellemeye devam edecektir.ANAHTAR SÖZCÜKLER1. İçerik Analizi2. Eleştirel Yaklaşımlar3. Basın-İktidar İlişkisi4. Haber Metni5. Temsil

Anayasa 1961Anayasa 1982Anayasa+4
Özgecan Koca
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00