
312
Archived Theses
7
DOIs Assigned
2%
DOI Rate
Archived Theses
13.-14. yüzyıl Tokat merkez yapılarında taş süsleme
13. yüzyılın başlarından 14. yüzyılın sonuna kadar Anadolu da mimari ve taş süsleme alanında gerçekleştirilen faaliyetler özellikle 13. yüzyıl Anadolu sanatında eşine az rastlanılan bir verimliliği ortaya koymaktadır.Taş süsleme: bölgedeki malzeme bolluğuna, var olan geleneğe, zamana karşı dayanaklı olma özelliği ile bu alanda yetişmiş sanatçı grubuna bağlı olarak farklı alanlarda, farklı motif ve kompozisyonlarla çok kullanılmıştır.13. yüzyılın ilk yarısında taçkapıların yan yüzlerinde yer alan bordür sayısı 12. yüzyıla göre daha fazladır ve 13. yüzyılın ikinci yarısında geometrik bezemenin yerini bitkisel düzenlemeler almıştır.Bu dönemde taçkapı nişinin iç yan duvarları, bordürlerle çevrilerek bezeme alanları daha düzenli ve simetrik bir süsleme anlayışı ile ele alınmıştır. Yüzeysel olarak süslenmiş arkaik karakterdeki Selçuklu yapılarının taçkapıları, bu dönemle birlikte daha dolgun ve yüzeyden kabarık motif ve kompozisyonlarla bezenmiştir. Mukarnas hücrelerinin sayıları artırılmış ve hücrelere estetik bir görünüm kazandırılmıştır.13. yüzyılın son çeyreğinde bitkisel ve geometrik süsleme öğelerinin büyük kısmı, barok üslubunda süsleme kompozisyonları ortaya koymaktadır.Çoğu kez ?ara devre veya geçiş devresi? olarak nitelendirilen İlhanlı etkili 14. yüzyıl da eserlerinin, plan şemaları Selçuklu dönem özellilerini tekrarlarken, cephe düzenlemelerinde değişim ve çeşitlilik gözlenmektedir.Bu dönemde bitkisel motiflerin yüzeyden oldukça taşkın şekilde işlendikler görülmektedir. Süsleme unsurları üzerinde, katlı biçimlenme ile sağlanan ışık- gölge zıtlığının yarattığı derinlik etkisi ve motiflerin bağımsız kullanımı farklılıklar meydana getirmektedir.14. yüzyıl sanatını Selçuklu sanatından kesin hatlarıyla ayırmak çok zordur. Çünkü birbirinin devamı niteliğindedir ve biri diğerinden devraldığı mirası yaşatmıştır.Anadolu da yoğun olarak bulunan taşın, hem mimari hem de süsleme oldukça geniş bir kullanım alanına sahip olması hiç şüphesiz Anadolu Selçukluların da olduğu gibi İlhanlı eserleri üzerinde de etkili olmuştur.13.-14. yüzyıl Tokat merkezde yer alan eserlerde de bahsedilen dönem özelliklerini bölgesel farklılıklar dışında görmek mümkündür.Anahtar Kelimeler1.13.-14. Yüzyıl2.Tokat3.Taş Süsleme4.Gök Medrese5.Halef Sultan Zaviyesi6.Sünbül Baba Zaviyesi7.Nureddin İbn-i Esentimur Türbesi
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e öğretmen yetiştirme sorunu(Darülmuallimin ve Darülmuallimatlardan öğretmen okullarına)
Osmanlı eğitim sistemi, sıbyan mekteplerinden medreselere, ardından darülmuallimat ve darülmualliminlerin kuruluş ve gelişimine kadar incelenerek, Osmanlı'nın eğitim konusundaki gelişimi ve bu konuda yaptığı yenilikler ortaya konmuştur.Osmanlı'nın eğitim konusundaki girişimleri, özel olarak, eğitimde darülmuallimat ve darülmualliminlere verdiği önem, Maarif Nizamnamesi ve Maarif Salnamelerine dayanılarak aktarılmıştır. Ayrıca; kitap, makale ve gazetelerden de faydalanılmış ve gerekli bilgiler tez içinde yer almıştır.Osmanlı'dan Cumhuriyet dönemine kadar geçen süre zarfında, Osmanlı'nın mesleki eğitime verdiği önem, bu okulların sayılarının artması ve imkânlarının geliştirilmiş olmasıyla kanıtlanabilir.Cumhuriyet döneminde bir meslek haline gelen öğretmenlik, çeşitli kararnamelerle güvence altına alınmış ve sadece şehirlerde değil, köylerde de öğretmen okulları açılmıştır. Cumhuriyet dönemi öğretmen okulları hakkındaki bilgilere gerek süreli yayınlardan ve gerekse okul yıllıklarından ulaşılmıştır.Sonuçta; Osmanlı eğitim sistemi ve kurumlarının, Cumhuriyet dönemi eğitimine ve kurumlarına etkisi ve bu kurumların gelişimi ortaya konmuştur. Osmanlı'dan Cumhuriyet'e öğretmen okulları büyük bir gelişme göstererek hızla çoğalmış ve amacına hizmet eder duruma getirilmiştir.
Buhara Hanlığ'nın son emiri Alim Han ve Dönemi (1911-1920)
Buhara Hanlığı'nın Son Emîri Alim Han'ı ve Dönemi'ni inceleyen bu çalışmamız üç ana bölümden oluşmaktadır. Tarihimizin önemli ve uzun safhasını teşkil eden hanlıklar dönemi ile ilgili çalışmalar Ruslardan kaynaklanan bazı sebeplerden dolayı ya eksik kalmış ya da Rusların bakış açısı ile işlenmiştir. Özellikle Sovyet dönminin katı politikaları, son dönem Türkistan tarihi ile ilgili çalışmaların Sovyet tezleri etkisinde kalıp, bilimsel olmaktan ziyade siyasi nitelikte olmasına sebep olmuştur. Buna en güzel örneklerden birisi de Buhara Hanlığı'nın son hükümdarı Alim Han ile ilgili çalışmalardır.Sovyetler Alim Han iktidarını devirip Buhara Hanlığı'nı işgal ettiklerinde, Buhara Hanlığı yerine sözde demokratik Buhara Halk Cumhuriyetini kurmuşlardır. Bu amacına ulaşmak için de, Alim Han yönetimine karşı olan ve Yaş Buharalılar olarak bilinen Ceditçileri kullanmışlardır. Gerek Ceditçiler gerekse Sovyetler, yeni kurdukları yönetimi ayakta tutabilmek ve siyasi hesaplardan dolayı kendilerinden önceki yönetimi kötüleme yoluna gitmişler, Alim Han hakkında kötüleme kampanyası başlatmışlardır. Alim Han'ın Basmacılık denilen Türkistan milli mücadelesine destek vermesinden dolayı, Sovyetlerin karalama kampanyasının hedefi olmuştur.Sovyet yönetiminin tutumundan dolayı Türkistan ile Türkiye ve dünya'nın diğer bölgeleri arasındaki bilgi akışını sekteye uğratmıştır. Alim Han'nın Çarlık dönemini öven ifadeleri, Sovyet karşıtı Türkistanlı aydınların da tepkisini çekmesinden dolayı Türkiye'deki çalışmalarda da Alim Han hakkında olumsuz bir tavır ortaya çıkmıştır. Bu durum Alim Han ile ilgili asılsız iddiaların yaygınlık kazanmasına neden olmuştur.Fakat Sovyetlerin dağılıp Türkistan coğrafyasında bağımsız Türk devletlerinin ortaya çıkmasıyla beraber, Türkistan'daki Sovyet dönemi siyasi bakış açısı yerini milli bakış açısına bırakmıştır. Bu süreçte Alim Han hakkında da doğru ve olumlu değerlendirmeler yapılmaya başlanmıştır. Bu çalışma ile bağımsızlık sonrası Türkistan ile Türkiye arasında ivme kazanmaya başlayan bilgi akışına ve Türkistan'ın yeni süreçteki milli bakış açısına katkı sağlanmaya çalışılmıştır.Çalışmanın birinci bölümünde, Buhara Hanlığı'nın Alim Han'ın tahta geçişine kadarki siyasi hayatı işlenmiştir. Buhara Hanlığının kuruluşu, Mangıtlar dışında devlete hükmeden sülaleler, Rusların Türkistan ve Buhara'ya yönelik işgal faaliyetlerine değinilmiştir. Alim Han öncesi Ruslar ile yapılan savaş ve Buhara Hanlığı'nın Rusya'ya tabi olması ile ilgili gelişmeler bu bölümde işlenmiştir.Çalışmanın ikinci bölümünde, Alim Han ve onun döneminde Buhara Hanlığı'nda meydana gelen siyasi, askeri, ve sosyo-kültürel gelişmeler sebep sonuç ilişkisi içerisinde işlenmiştir. Ceditçilik hareketi ve Alim Han ile olan münasebetlerinde Rusya faktörüne özellikle değinilmiştir.Son bölümde ise Alim Han'ın sürgün hayatı, karşılaştığı sorunlar, siyasi faaliyetleri, İstiklalcilik hareketine İbrahim Beg Lakay ve Enver Paşa vasıtasıyla verdiği destek, sebep sonuç ilişkisi içerisinde işlenmeye çalışılmıştır. Bu bölüm Alim Han'ın ölmesi ile bitirilmemiş, onun ölümünden sonra hanedan mensupları hakkında da bilgi verilmek süretiyle konu bütünlüğü sağlanmaya çalışılmıştır. Çocukları ile görüşmaler yapılmak suretiyle hanedan mensupları ile ilgili bilgiler literatüre geçirilmeye çalışılmıştır. Alim Han'dan kalan mirasa da değinilerek bu paraların günümüzdeki akıbeti de, vasiyetname ve benzeri birinci elden kaynaklar ile açıklanmaya çalışılmıştır.Anahtar Sözcükler:1. Alim Han2. Buhara3. Ceditçilik4. İbrahim Beg5. Enver Paşa
Ortaöğretimdeki başarılı öğrencilerin tarih konularını hatırlama stratejileri
Bu tez çalışması Ortaöğretim'deki başarılı öğrencilerin tarih konularını hatırlamakiçin hangi stratejileri kullandıklarını ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın çalışma evrenini Ankara ili sınırları içerisindeki Milli EğitimBakanlığına bağlı resmi liseler oluşturmaktadır. Ancak bu sayı fazla olduğundanörnekleme yoluna gidilmiştir. Görüşme ve açık uçlu soruların oluşturduğu araştırma,örneklemini oluşturan Atatürk Anadolu Lisesi 9'uncu, 10'uncu ve 11'inci sınıfta okuyan120 öğrenci seçilerek uygulanmıştır. Yirmişer kişilik altı şubeden oluşan gruplaraöncelikle açık uçlu soruların bulunduğu kâğıtlar dağıtılmış arkasından öğrencilerin tarihdersleri hakkındaki görüşleri alınmıştır.Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından sınıflandırma yapılıp, öğrencilerinhangi farklı stratejileri kullandıkları ve tarih dersleri hakkındaki görüşlerinin genelsonuçlarına ulaşılmıştır.Araştırmada, ortaöğretimdeki başarılı öğrencilerin tarih derslerinde kullandıklarıstratejiler incelenmiş ve dersin kalıcılığını sağlamak amacıyla hangi yöntemlerdenyararlandıkları ortaya çıkarılmıştır. Aynı zamanda tarih derslerinin işlenişi hakkında,normal ders işlemenin haricinde nelerden yararlanılabileceği hakkında görüşbildirmişlerdir. Böylece diğer derslerdeki başarısı yüksek öğrencilerin tarih derslerindekibaşarıyı da yüksek tutmak için neler yaptıkları ortaya koymuştur.
II. Murad Dönemine ait Tahrir Defterlerinin yayına hazırlanması ve bu malzemeye göre tımar sistemi, demografi, yerleşme ve topoğrafya üzerinde araştırmalar
Bu çalışmanın amacı en eski Osmanlı tahrir defterlerine dayanarak imparatorluğun tımar sistemi, kale, voynuk, derbend gibi önemli kurumlarını ve Osmanlıların Balkanlardaki yayılış koşullarını, İslamlaşma ve iskânı değerlendirmektir. Bu tez Ankara Savaşından ( 1402 ) İstanbul'un fethine ( 1453 ) kadar olan süreci kapsamaktadır. Özellikle tımar sisteminin yapısı, organizasyonu, tımar sistemindeki muamelat ve tımarlıların menşei gibi meseleler üzerinde durulmuştur.
Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin Kuzey Afrika'ya yönelik faaliyetleri
Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti varlığını koruma kaygısıyla Almanlarla işbirliği içerisinde bulunurkan, Almanlar ?Cihâd-ı Ekber? çağrısını kendi emperyal çıkarları için kullanmak istemiştir. İtalyanlara karşı mücadelelerini Trablusgarp Harbi sonrasında da sürdüren Senûsîler ise, bir taraftan Türklerin desteğini kabul ederek ?İslam Birliği? hareketini desteklemişler, diğer taraftan da İngilizlerle olan ilişkilerini korumak istemişlerdir. Ancak Alman işbirliğiyle Teşkilât-ı Mahsûsa'ya bağlı gönüllü subaylar tarafından gerçekleştirilen operasyonlar, Şeyh Senûsî'yi İngilizlere karşı harekete geçirmeye mecbur kılmıştır.Alman Genelkurmayı Avrupa cephelerindeki durumunu rahatlatmak adına özellikle Süveyş Kanalı'na bir sefer düzenlenmesini istediğinde, amacı İngiliz kuvvetlerini bu bölgede hapsetmek ve İngiliz sömürge kuvvetlerinin Avrupa cephelerine gönderilmesini önlemekti. Teşkilât-ı Mahsûsa, Nuri Paşa komutasındaki Afrika Grupları Kumandanlığı üzerinden Kuzey Afrika'daki faaliyetlerini Mondros Mütarekesi imzalanıncaya kadar sürdürmüştür.İki kanal seferindeki başarısızlık, 1916 yılı sonunda Seyyit Ahmet'in yeğeni Seyyit İdris'in İngiliz ve İtalyanlarla anlaşmaya varması, Nuri Paşa kuvvetlerinin Bingazi'den daha batıya, Mısrata'ya çekilmesine yol açmıştır. Yerel lider ve tarikatlerin kendi ararlarındaki çekişme bölgedeki Türk yetkililer arasında da görüş ayrılıklarına neden olmuş, Nuri Paşa'nın görevden alınması ve Şehzade Osman Fuat Bey'in Kuzey Afrika'ya gelmesini müteakip süreçte, arzu ettiği sonucu yakalayamayan Şerif Ahmet'de İstanbul'a gitmek zorunda kalmıştır.Teşkilât-ı Mahsûsa'ya bağlı subay ve askerlerce -Kuzey Afrika kökenli Süleyman El Bârunî, Yusuf Şetvan gibi mebuslar dâhil- savaş sonuna kadar sürdürülen faaliyetlerin savaşın genel seyrine etki eden en önemli sonucu, İtilaf devletlerinin yüz binden fazla askeri burada tutmasıyla Almanya'nın çıkarlarına hizmet etmiş olmasıdır.?Cihat? ilanı Tunus, Cezayir ve Fas'ta sınırlı bir etki yaratmış olmakla birlikte, asıl etki Trablusgarp-Bingazi dâhil tüm bu bölgede emperyal güçlere karşı verilen mücadelede yerel kuvvetlerle yan yana savaşan teşkilata bağlı subayların pek çoğunun, Kuzey Afrika'daki ülkelerde zamanla güç kazanacak bağımsızlık fikrinin yeşermesinde öncü bir rol oynaması olmuştur.
1915-1923 yıllarında New York Times Gazetesine göre Türk Ermeni ilişkileri
Bu çalışmada Türk Ermeni ilişkileri ile ilgili olarak 1915-1923 tarihleri arasında New York Times Gazetesi'nde çıkmıs olan haberler ele alınmış ve tarih araştırmacı ve yazarlarımızın bahsi geçen yıllarla ilgili yayınlarıyla beraber analiz edilmiştir. Bu çalışma için, University of Phoenix and Virginia Tech Üniversiteleri'nin kütüphanelerinde bulunan mikrofiş ve veri tabanları incelenmis ve neticede 150 den fazla habere ulaşılmıştır. Daha sonra yapılan analiz neticesinde 100 civarındaki haberin konuyla daha ilgili olduğu tespit edilmiştir.Bu çalısmada haberler, meydana gelen olayların tarihsel oluşumu gözönünde bulundurularak, ilgili Türk kaynakların ardından teze eklenmiş ve bu şekilde okuyucuya karşılaştırma yapma imkanı sağlanmıştır.
16. yüzyılda Osmanlı ekonomisinde piyasa'nın karşıtı pazar
Osmanlı devleti, İslam'ın üretmiş olduğu gelenekle kendi medeniyetinikurmuştur. Bu medeniyetin kuruluşunda muhakkak insanlık tarihininmedeniyet birikiminin de etkileri bulunmaktadır. Ancak, modernizmin henüzvar olmadığı dönemde yani geleneksel dünyada teşekkül etmiş bumedeniyetin ancak ait olduğu gelenek bağlamında sağlıklı bir şekildeincelenmesi ve anlatılabilmesi mümkündür. Bu başlı başına bir metotgerektirmektedir.Bu tez çalışmasında; zemini teşkil eden gelenek ve onun ürettiği birekonomik sistem olarak Pazar bütünü araştırılmıştır. Böylece ortaya konanPazar; Avrupa Piyasası üzerinden, sağlıklı bir Avrupa ve Osmanlı zihniyetimukayesesine girişilmiştir. Bu mukayese ile yukarıda bahsedilen metotunsağlaması da yapılmıştır. Bu sağlama yoluyla bu iki yapının ait olduklarızihniyet dolayısıyla farklı metotlar vasıtasıyla incelenmesi gerektiği ispatedilmeye çalışılmıştır.Genelde tarihçi yaklaşımlarla teori zemininde yürütülen bu çalışmada, yer yerSiyâset-nâmeler, Nasîhat-nâmeler, Kronikler, Arşiv Malzemesi ve diğer türdemalzemelere müracaat edilmiştir. Kimi zaman zihniyet üzerine yapılmış diğerçalışmalardan da faydalanılmıştır.
Çok partili hayata geçişin Türk basınındaki yansıması, (1945-1950 Vatan Gazetesi örneği)
Türk siyasi hayatında demokrasinin gelişimi XIX. yüzyılda başlamıştır. Padişah II. Mahmut döneminde Sened-i İttifakın imzalanması ile başlayan anayasal hareketler, Tanzimat ve Islahat Fermanlarıyla devam etmiş 1876'da ilan edilen I.Meşrutiyet döneminde ise parlamentonun açılmasıyla Osmanlı halkı ilk defa ülke yönetiminde etkili olmuştur. Kısa süren I. Meşrutiyet döneminden sonra başlayan istibdat (baskı) döneminde antidemokratik uygulamalar görülmüştür. 1908 yılında ilan edilen II.Meşrutiyet sonrasında ilk Osmanlı anayasası olan Kanun-i Esasi'de demokratikleşme adına önemli değişiklikler yapılmıştır.I. Dünya savaşından sonra başlayan Milli Mücadele dönemi, olağan üstü şartlara rağmen milletvekili seçimi başta olmak üzere demokratik uygulamalara önem verilmiştir. Lozan Barış anlaşması sonrasında yeni Türk devletinin 9 Eylül 1923'te kurulan ilk siyasi partisi Halk Fırkası ile demokrasiye geçişte önemli bir adım atılmıştır. 1925'te kurulan ve ilk muhalefet partisi olma özelliğini taşıtan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ile ilk çok partili hayat denemesi yapılmış ancak Şeyh Sait isyanı sonrasında bu partinin kapanmasıyla bu deneme başarısızlıkla sonuçlanmıştır. 1930 yılında Serbest Cumhuriyet Fırkasının kurulması ile ikinci defa çok partili siyasi hayata geçiş denemesi yapılmıştır. Ancak yeni rejim karşıtlarının kısa sürede bu parti etrafında toplaması partinin kendisini feshetmesine yol açmış, böylece 1946 yılına kadar bir daha çok partili siyasi hayat denemesi olmamıştır.1940'lı yıllar, II. Dünya Savaşı'nın Türk iç ve dış siyasetinde etkisini gösterdiği yıllardır. Bu dönemde savaştan korunmak için alınan tedbirler beraberinde çeşitli muhalif görüşleri de getirmiştir. Bu muhalefet hareketlerinden ilki Milli Kalkınma Partisi'dir. Parti, ekonomik kalkınma ve liberalizm gibi görüşleriyle dikkat çekmektedir. Ancak muhalefette güçlü bir yankı uyandırmamıştır. Tek parti iktidarına karşı en belirgin muhalefet hareketi Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu görüşmeleri sırasında ortaya çıkmış ve bu muhalefet, Refik Koraltan, Celal Bayar, Adnan Menderes ve Fuat Köprülü'nün birlikte sunduğu Dörtlü Takrir adlı belgede ifade bulmuştur.Türkiye'de çok partili hayata geçişi sağlayan temel etken ise Demokrat Parti'nin kurulması olmuştur. 7 Ocak 1946'da kurulan parti, bu tarihten itibaren 1950 yılına kadar Türkiye'de seçim kanunu, üniversiteler, basın, sendikalar kanunu gibi konularda köklü değişiklikler yapılmasını sağlamış ve basının da desteğiyle yirmi üç yıl süren CHP'nin tek parti yönetiminin sonunu hazırlamıştır. 1950 seçimlerinde Demokrat Parti kullanılan oyların yarısından fazlasını alarak tek başına iktidara geçmiştir.ANAHTAR KELİMELER1.Çok Partili Dönem2.Demokrat Parti3.Adnan Menderes4.Celal Bayar5.Çok Partili Hayata Geçişte Basın
Mezopotamya kavimlerinde sosyal ve ekonomik hayat (Sumer-Babil-Asur)
Tezimizin konusunu oluşturan Mezopotamya'daki Sosyal ve Ekonomik hayatı değinirken, hukuk ve iktisat alanında yazılmış vesikalardan faydalanarak, mevcut kanunlar, kanun yerine geçen reform talimatnameleri, kira mukaveleleri, hesap listeleri, borç mukaveleleri, ticari antlaşma metinlerini inceleyerek sosyal ve ekonomik hayatı açıklamaya çalıştık. Sosyal hayatı yaşanabilir hale getirmek için ilk düzenlemeleri yapan ve bunu hayata geçiren ilk reformcu Kral Urukagina'dır.(M.Ö. 2350) Bunu Ur-Namnu kanunları, Ana itti?u kanunu, Lipit İ?tar kanunu, E?nunna kanunu, Hammurabi kanunu, Ammi-Şaduqa kanunları Orta Asur kanunları, Yeni Babil kanunu oluşturur.Araştırmamızın birinci bölümünde Sumer-Akad, Babil ve Asur dönemi sosyal yaşamı, toplumsal hayatı ve toplumun en küçük yapı taşı olan Aile hayatı üzerinde durmaya çalıştım. Aile hayatını da incelerken de en çok karşılaştığımız evlenme, boşanma, miras ve evlatlık alma gibi konuları da alt başlıklar halinde ele aldım. Bu başlıkları araştırmamıza eklerken de mevcut kanunları inceleyip, ardından Sumer, Akad, Babil ve Asur'un zamanla birbiriyle etkileşimini, kültürel yakınlaşmayı ve mirasını kanunlar çerçevesinde açıklamaya çalıştım.Araştırmamızın ikinci kısmında ise incelemiş olduğum devletlerin ekonomik faaliyetlerini ele aldım. Bunu da ziraat, hayvancılık, madencilik ve ticaret safhasında alt başlık olarak inceleyip araştırmamıza bir bütünlük kazandırdım.