
18
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Eğitim fakültelerindeki coğrafya öğretmenliği anabilim dallarının nitelikli coğrafya öğretmeni yetiştirmedeki yeterlilikleri konusunda öğretmen adaylarının görüşleri
EĞİTİM FAKÜLTELERİNDEKİ COĞRAFYA ÖĞRETMENLİĞİ ANABİLİM DALLARININ NİTELİKLİ COĞRAFYA ÖĞRETMENİ YETİŞTİRMEDEKİ YETERLİLİKLERİ KONUSUNDA ÖĞRETMEN ADAYLARININ GÖRÜŞLERİ (Yüksek Lisans Tezi) İremÖZTÜRK GAZİ ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ EYLÜL 2004 ÖZET Bu çalışmada, Eğitim Fakültelerinde Coğrafya Öğretmeni yetiştiren anabilinı dallarının nitelikli coğrafya öğretmeni yetiştirmekte ne kadar yeterli oldukları hususunda coğrafya öğretmenliği programlarında okuyan öğrencilerin görüşleri araştırılmıştır. Çalışmanın ilk safhasında nitelikli coğrafya öğretmeni yetiştirilebilmesi için, coğrafya öğretmenlerinin hem alan hem formasyon hem de genel kültür açısından hangi niteliklere sahip olması gerektiği ve bu niteliklere göre coğrafya öğretmeni yetiştiren programların içeriklerinin nasıl olması gerektiği araştırılmıştır. Bu özellikler doğrultusunda hazırlanan anket soruları ikinci aşama olarak öğrencilere uygulanmış ve öğrencilerin Eğitim Fakülteleri Coğrafya Öğretmenliği Anabilim Dalları müfredat programlarını yeterli buldukları ancak meslek yaşamlarına atıldıklarında karşılaşabilecekleri sorunlara daha rahat çözüm bulabilmek için programlarda bulunmasını gerekli gördükleri birkaç nokta sıralamışlardır. Staj sürelerinin uzatılması ve içeriğinin geliştirilmesi, lise müfredat programlarında yer alan bazı konuların coğrafya öğretmenliği müfredat programlarına dahil edilmesi, arazi çalışmalarına önem verilmesi, materyal kullanımı ve geliştirilmesine yönelikderslerin kredilerinin arttırılması ve uygulamaya yönelik olması, yabancı dil ve bilgisayar kullanımına ilişkin derslerin içeriklerinin genişletilip, kredilerinin yükseltilmesi gibi konularda müfredat programlarının değiştirilmesi coğrafya öğretmenlerinin programa ilişkin görüşleridir. Öğretmen adaylarının bu görüşleri doğrultusunda, araştırma sonucunda coğrafya öğretmenliği anabilim dallarına hazırlık sınıflarının eklenmesi, staj süresinin 3 yarıyıl olarak değiştirilmesi, üniversite müfredatlarının lise müfredatları ile paralellik göstermesi, iki yarıyıl rehberlik derslerinin verilmesi, arazi çalışmalarına önem verilmesi, coğrafi terim ve kavramların doğru kullanımına yönelik bir yarıyıllık dersin müfredat programına yerleştirilmesi v.b öneriler sunulmuştur.
Magazin Coğrafya dergilerinin Coğrafya öğretimindeki yerinin değerlendirilmesi
ÖZET Bu araştırmanın amacı yüksek öğretim Coğrafya öğrencilerinin, Coğrafya öğretimi açısından alternatif kaynaklar olarak ifade edilen magazin Coğrafya dergilerine ilişkin görüşlerini belirlemek ve bu dergilerin Coğrafya öğretimindeki yerini tespit edebilmektir. Araştırmada veri toplama aracı olarak bir anket uygulanmıştır. Geliştirilen anket Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Coğrafya Öğretmenliği anabilim dalında öğrenim gören 194 öğrenciye uygulanmıştır. Araştırmanın alt problemlerinin çözümlenmesinde; tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmış; frekans, yüzde ve aritmetik ortalama değerleri kullanılmıştır. Araştırmaya katılan değerlendirmecilerin çoğunluğu, dergileri bilimsel bulduklarını, bu dergilerin bilgilerini unutmalarını engellediğini ve fakültede aldıkları bilgileri pekiştirdiğini; dergilerdeki fotoğrafların eğitimlerine pekiştireç olduğunu ifade etmişlerdir. Yüksek öğretim coğrafya öğrencilerinin magazin coğrafya dergilerinin Coğrafya öğretimindeki yerine ilişkin görüşleri, mezun olunan lise türü ve aylık gelir durumu değişkenlerine göre anlamlı bir fark göstermezken; sınıf ve sürekli takip edilen dergiler değişkenlerine göre anlamlı bir fark göstermiştir. Yüksek öğretim coğrafya öğrencilerinin magazin coğrafya dergilerinin Coğrafya öğretimindeki yerine ilişkin görüşleri sınıf değişkenine göre amaç, içerik, dil-anlatım ve görsellik boyutlarında anlamlı farklılık göstermiş iken; sürekli takip edilen dergiler değişkenine göre amaç ve içerik boyutlarında anlamlı bir fark göstermemiş; dil-anlatım ve görsellik boyutlarında anlamlı bir fark göstermiştir.
Dış kuvvetler ünitesinin farklı yöntemlerle öğretimi
Bu araştırma, ortaöğretim kurumlarında " dış kuvvetler " ünitesinde..>nuçlar şunlardır; 1. "Dış kuvvetler" ünitesi öğretilirken konular öğretmenler Umundan somutlaştırılarak anlatılmalıdır. 2. Konulan somutlaştırabilmek için öğrencinin birden fazla duyuş una hitab edilmelidir. 3. Özellikle göze hitab edilerek öğrencilerin "dış kuvvetler" ünitesindeci l>onu ve kavramların, şekillerini de görmeleri sağlanmalıdır. 4. Gezi-gözlem metodu coğrafya için çok yararlı bir yöntemdir fakat zcuıan ve maliyet açısından ekonomik değildir. 5. Gezi-gözlem metodunu kullanamayıp, gidip göremediğimiz yeryüzü şekillerini; VCD, video, projeksiyon, kum masası ve maketlerle öğrencilerin görr; elerini sağlayabiliriz. 6. Anlatım ve soru-cevap yöntemlerinin uygulandığı gruptan elde edilen öğrenci başarılarına göre, benzetişim ve gösteri yöntemlerinin uygulandığı grubun başarısı daha yüksek çıkmıştır. Sonuç olarak öğrencilerin daha çok duyusuna hitab eden görsei yöntemlere dayalı öğretimden daha iyi sonuç alınmıştır. Okullarımızın çoğunda bu yöntemler için gerekli olan araç ve gereçler mevcuttur. VCD, video, tepegöz, kum masası gib araçlar kullanılarak ders daha zevkli, verimli; konu ve kavramlar daha somut ve anlaşlır hale getirilebilir.
Coğrafya öğretiminde görsel araçlardan grafiklerin etkili ve yerinde kullanınmı (Türkiye'de nüfus konuları örneği ile)
Orta öğretim kurumlarında coğrafya öğretiminde grafiklerin etkili ve yerindekullanımının öğrenci başarısı üzerindeki etkinliğini belirlemeyi amaçlayan buaraştırma deneysel niteliktedir.Araştırmanın örneklemini Ankara ilinin Altındağ ilçesinde yer alan Ankaralisesi' nin on birinci sınıf (SM-A, SY-A şubeleri) öğrencileri oluşturmuş, örneklemgruplarının seçiminde denklik koşullarının sağlanmasına dikkat edilmiştir. Buaraştırma coğrafya öğretiminde (Türkiye' de Nüfus konusu örneğiyle) konuya,amaca, seviyeye göre hazırlanan grafiklerin etkili ve yerinde kullanıldığı deneygrubu ile sadece kitaptan gösterilen grafiklerin etkili kullanılmadığı kontrolgrubunun öğrenme düzeyleri arasında anlamlı bir fark var mıdır? Sorusuna cevaparamıştır.Türkiye' de Nüfus konusuyla ilgili düzey belirlemek amacıyla hazırlananölçme aracı örneklem gruplarına, deneysel çalışmadan önce ön test, deneyselçalışmadan sonra da son test olarak uygulanmıştır. Deney ve kontrol gruplarının önve son testlerden aldıkları puanların aritmetik ortalamaları ve standart sapmalarıhesaplanmıştır. Deneysel işlemin etkileri, iki grubun ön test, son test fark puanlarınaait ortalama puanlar arasında anlamlı bir farkın olup olmadığı 0.05 anlamlılıkdüzeyinde t-testi ile test edilmiştir. Araştırma verilerinin analizinden elde edilenbulgulara dayanılarak şu sonuca ulaşılmıştır.Türkiye' de Nüfus konusunun öğretiminde deney ve kontrol grubuna yapılandeneysel çalışma içerisinde, deney grubuna uygulanan bağımsız değişken yani,grafiklerin etkili ve yerinde kullanımı öğrenci başarısını artırmaktadır.
Türkiye ile Almanya` nın lise coğrafya öğretim programlarının karşılaştırmalı incelenmesi
ÖZET Bu araştırmada, Türkiye ile Almanya'nın lise coğrafya öğretim programları karşılaştırılrruştır. İki ülkenin coğrafya öğretim programlarının karşılaştırılmasında Almanya için Nordrhein-Westfalen eyaletinin coğrafya öğretim programı esas alınmıştır. Eyalette ve Türkiye'de uygulanan lise coğrafya öğretim programları hakkında bilgi edinmek amacı ile Öğretmenlere uygulanmak üzere anket geliştirilmiştir. Karşılaştırma yapılabilmek için Türkiye'deki ve Eyaletteki öğretmenlere uygulanan anketlerin ifadeleri büyük ölçüde aynıdır. Bu anketler; Türkiye'de Ankara, Nordrhein-Westfalen eyaletinde Gelsenkirchen illerindeki Öğretmenlere uygulanmıştır. Eyalette 22, Türkiye'de 89 coğrafya öğretmenine bu anketi cevaplamıştır. Ankette yer alan ifadelere, Türkiye'deki ve eyaletteki coğrafya öğretmenlerinin verdiği cevaplar arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacı ile "ti- testi" yapılmıştır. Ayrıca Türkiye ve eyalette uygulanan anketlerden elde edilen verilerin yorumlanması amacı ile ifadelere verilen cevapların frekans dağılımları, aritmetik ortalamaları ve standart sapmaları da hesaplanmıştır. Türkiye ile eyaletin coğrafya öğretim programlarının karşılaştırabilmesi için anketlerdeki programla ilgili ifadeler büyük ölçüde geneldir. Ankette özel ifadelere yer verilmesi durumunda; eyaletle Türkiye'nin coğrafya Öğretim programları arasında önemli farklılıkların bulunması nedeni ile karşılaştırma yapma imkanı ortadan kalkar. Anketteki genel ifadeleri açmak ve coğrafya öğretim programlarımızın sorunlarına çözüm getirmek amacıyla Türkiye'deki coğrafya öğretmenler ile görüşmeler de yapılmıştır. Almanya'da coğrafya öğretmenlerine uygulanan anketin, eyalet programının olumlu ve olumsuz yönlerinin anlaşılmasında büyük katkısı olmuştur. Anket çalışması sonucu eyalet programıyla ilgili elde edilen bilgiler, ülkemiz coğrafya öğretim programlarının sorunlarına çözüm getirmek için de kullamlmıştır. Ülkemiz için çözüm önerilerinin ortaya koyulmasında sadece karşılaştırma yapılan eyaletin coğrafya programından değil, Almanya'nın diğereyaletlerinin programlarından da yararlanılmıştır. Bu amaçla, Almanya'nın diğer eyaletlerinin coğrafya öğretim programları da teorik olarak incelenmiştir. Eyalet ile ülkemiz coğrafya öğretim programları arasında amaçlar, içerik, öğretim süreçleri ve öğrenci başarısının değerlendirilmesi açısından önemli farklılıklar bulunmaktadır. Önemli olan bu farklılıklardan ve öğretmerderimiz ile yapılan görüşmelerden faydalanarak liselerimiz için ideal programlar hazırlamaktır. Karşılaştırmalı eğftimin mantığında, bir ülkedeki sistemin aynen alınması diye bir durum söz konusu değildir. Bir konuda farklı ülkelerin sistemleri incelenir ve ideal olanlar alınır. Coğrafya öğretim programıyla ilgili yapılacak karşılaştırmalı eğitim çalışmaları sayesinde çok farklı ülkelerin programlan hakkında bilgi edinmek ve bu bilgileri coğrafya öğretim programlarımızın soranlarına çözüm üretmede kullanmak mümkün olabilir. Karşılaştırma yaptığımız herhangi bir ülkenin coğrafya programını baştan her yönü ile ideal kabul etmek gibi bir yanılgı içine düşmemeliyiz. Her programın ideal yönleri olduğu gibi olmayan yönleri de mevcuttur. Anahtar Kelimeler: Karşılaştırmalı Eğitim, Coğrafya Öğretim Programı, Program Geliştirme Sayfa Sayısı: 296 Tez Yöneticisi: Prof. Dr. Cemalettin ŞAHİN
Ortaöğretim coğrafya programında yer alan Türkiye'nin bitki örtüsü konusunun öğretiminde uygulanan anlatma yöntemi ile soru-cevap yönteminin karşılaştırılması
11 ÖZET Bu çalışma, Giriş, Yöntem, Bulgular ve Yorum, Sonuç ve Öneriler olmak üzere dört ana bölümden oluşmaktadır. Bu araştırmanın amacı, orta öğretim lise 2. Sınıf Türkçe-matematik alanında okutulan Türkiye Coğrafyası (fiziki) dersi konularından Türkiye'nin Bitki Örtüsü ünitesindeki kavramların öğretiminde anlatım ile soru cevap yöntemlerinin öğrenci başarısı açısından etki ve verimliliğinin karşılaştırılmasıdır. Ankara İli Altındağ İlçesinde yer alan Ankara Lisesinde öğrenim gören lise 2. sınıf Türkçe-matematik alan öğrencilerinden seçilen deney grubunda soru-cevap, kontrol grubunda ise anlatım yöntemleri ile "Türkiye'nin Bitki Örtüsü" ünitesinin öğretimine geçilmeden önce, bu üniteye ilişkin araştırma testi, gruplara öntest olarak verilmiştir. Deney ve kontrol gruplarına farklı yöntemlerle konunun öğretimi yapıldıktan sonra, daha önce uygulanan test sontest olarak uygulanmıştır. Araştırmaya katılan deney ve kontrol gruplarının öntest ve sontestleri arasındaki başarı farklılıkları "Tekrarlı Ölçümler İçin Tek Faktörlü ANOVA" testi kullanılarak analiz edilmiştir. Bu test sonucunda grupların başarı puanları arasında anlamlı fark olduğu görülmüştür. Verilerin analizinden elde edilen bulgular göstermiştir ki, Türkiye'nin bitki örtüsüne ilişkin kavramların öğretilmesinde soru-cevap yöntemi, öğrenci başarısı açısından anlatım yöntemine göre daha etkili ve verimlidir.
Ortaöğretim kurumlarında coğrafya dersi müfredat programı ile üniversite sınavlarında çıkan coğrafya sorularının karşılaştırılması
Araştırmada ortaöğretim kurumlarında Coğrafya dersleri müfredat programları ile üniversite sınavlarında çıkan Coğrafya sorularının karşılaştırılması yapılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda toplanması gereken bilgilerin elde edilebilmesi için ayrıntılı bir literatür taraması yapılmıştır. Literatür taramasında MEB' e bağlı Talim ve Terbiye Kurulu onaylı Coğrafya dersleri müfredat programlan ve ders kitapları incelenmiştir. Üniversite sınavlarında çıkmış (1982-2001) ÖSS ve ÖYS Coğrafya sorulan incelenerek yıllara ve konulara göre sınıflandırılmıştır. Coğrafyanın hangi konularından ne oranda soru sorulduğu tespit edilmiş ve müfredat programlarıyla uygunluğu araştırılmıştır. Elde edilen bilgiler ışığında genel olarak şu sonuçlara ulaşılmıştır: Üniversite sınavlarında çıkmış olan Coğrafya sorularının müfredat programında yer alan Coğrafya derslerinin konularına ve yıllara göre dağılımında düzensizlikler tespit edilmiştir. Coğrafya derslerinin haftalık ders saatleri ile üniversite sınavlarında temsil edilme oranlarının eşit olmadığı tespit edilmiştir. 1982-2001 yıllan arasında üniversite sınavlarında çıkmış olan Coğrafya sorularının büyük bir kısmı Fiziki Coğrafya ve Türkiye Coğrafyası sorularından oluşmaktadır. Ortaöğretim Coğrafya dersi müfredat programında "Beşeri ve Ekonomik Coğrafya" adı altında bir ders bulunmamasına karşın üniversite sınavlarında sorulmuş olan Coğrafya sorulan içinde Beşeri ve Ekonomik Coğrafya sorulan önemli bir oram oluşturmaktadır.
Rize ve yakın çevresinde bulunan genel liselerin ve meslek liselerinin coğrafya öğretimi açısından karşılaştırılması
Bu araştırmada ortaöğretimin birimlerinden olan genel liseler ile meslek liseleri arasında, coğrafya dersinin işlenişi açısından ne gibi farklılık ve benzerliklerin olduğu incelenmiştir. İlk önce genel lise ve meslek lisesi coğrafya öğretmenlerine yapılan anketlerde; hangi araç gereçleri kullanarak ders işlediklerini, okullarında yeterli ve gerekli araç gerecin bulunup bulunmadığını, hangi öğretim ilkelerini kullandıklarım, hangi öğretim yöntemleri ile ders verdiklerini, kendilerini yenileyip geliştirmeye çalışıp çalışmadıklarını incelemeye yönelik sorular sorulmuştur. Sonra öğrencilere yine bu kriterler baz alınarak sorular sorulmuş ve öğrencilerin coğrafya dersine bakış açılan tespit edilmeye çalışılmıştır. Meslek liseleri öğrencileri ile genel lise öğrencilerinin eğitim amaçlarının farklı olması, coğrafya dersinden beklentilerinin farklı olmasına yol açıp açmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın örneklemini Rize ili ve ilçelerindeki genel lise ve meslek liselerinin 60 öğretmeni ve bu okulların 250 öğrencisi oluşmuştur. Öğretmenlerin 30'u genel lise, 30'u meslek lisesi öğretmenidir, öğrencilerin ise 125'i meslek lisesi öğrencisi, 125 'i genel lise öğrencisidir. Araştırmada veriler SPSS ile analiz edilmiş, Verilerin yorumlanmasında yüzde (%), standart sapma, (X2), t testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular tablolar halinde düzenlenmiş ve yorumlanmıştır.in Bu araştırmanın sonucunda şu bilgilere ulaşılmıştır: Genel liselerde daha fazla araç gereç kullanıldığı, meslek liselerinde ise daha az araç gereç kullanıldığı tespit edilmiştir. Genel liselerde öğretmenlerin daha fazla kendilerini yenileme ve geliştirmeye çalıştıkları, meslek liselerinde ise öğretmenlerin buna daha az önem verdikleri tespit edilmiştir. Genel lise ile meslek liseleri arasında, araç gereç donanımı, kullanılan öğretim ilkeleri, uygulanılan öğretim yöntemleri açısından manidar bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Bu konular ile ilgili sorulan soruların tek tek analizi yapılarak, sonuçlar ortalamalara bağlı olarak değerlendirilmiştir. Genel liselerde öğrencilerin coğrafya dersine olan ilgilerinin daha fazla ve tutumlarının daha olumlu olduğu, meslek liselerindeki öğrencilerin coğrafya dersine ilgilerinin daha az ve tutumlarının daha olumsuz olduğu tespit edilmiştir.Genel liselerde öğrencinin coğrafya dersini alırken öncelikli amacı üniversitedeki sorulan cevaplamak iken, meslek lisesindeki öğrencilerin öncelikli amacı sınıflarını geçmek olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, bunlara ek olarak uygulanan ders programı açısından da genel liseler ile meslek liseler arasında belirgin bir fark olduğu görülmüştür. Sonuç olarak; coğrafya eğitiminde, alan ve okul ayrımına gidilmeksizin bir standardizasyona gidilmesi gerektiği, meslek liselerindeki coğrafya öğretiminin iyileştirilmesi gerektiği, coğrafya dersinin anlamının, öneminin, gerekliliğinin ve hayatta kullanılabilir bilgiler kazandırdığının hangi okulda okursun öğrencilere daha iyi kavratılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Türkiye`de ortaöğretim kurumlarında doğal afetler (deprem, kütle hareketleri, volkan, don olayı) konularının öğretiminin değerlendirilmesi
ÖZET Bu araştırma, ortaöğretim kurumlarında "doğal afetler" konuların öğretiminin, öğrenci ve öğretmen görüşleri doğrultusunda yeterli bir seviyede öğretiminin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçme aracı (anket), araştırmacı tarafından, araştırmanın örneklemini oluşturan Ankara ili Mamak ilçesi Milli Eğitim Müdürlüklüğüne bağlı 4 farklı okul türünde (düz, anadolu, süper, meslek) 194 öğrenciye ve bu ilçede görev yapan 33 coğrafya öğretmenine ulaşılarak yapılmıştır. Ölçme aracından elde edilen araştırmanın alt problemlerine dair bulguların istatistiksel analizinde SPSS paket programından yararlanılmıştır. Araştırmaya ilişkin bulunan elde edilen bazı sonuçlar şunlardır; 1. Öğrenciler, öğretmenlerin bu konuların öğretiminde en fazla anlatım, soru-cevap ve örnek olay incelemesi yöntemini kullandığını belirtmişlerdir. Öğrenciler, öğretmenlerinin bu konuların öğretiminde grup çalışması, gösteri, grup tartışması, deney, gezi-gözlem ve problem çözme yöntemini kullanmadığı konusunda birleşmektedirler. Öğretmenler ise bu konuların öğretiminde en fazla soru-cevap, örnek olay incelemesi ve anlatım yöntemini kullandıklarını ifade etmişlerdir. 2. Öğrenciler doğal afetler konularının öğretiminde öğretmenlerinin araç-gereç olarak yazı tahtasını, harita ve ders kitabı dışındaki yazılı materyalleri kullandığını söylerken, öğretmenler bu araç-gereçlere ilaveten tv ve videoyu da bu konuların öğretiminde kullandıklarını söylemektedirler. 3. Öğrencilerin, doğal afetlerin öğretimi esnasında kullanılan yöntem ve araç-gereçlere ilişkin görüşleri okul türlerine göre genel olarak anlamlı bir farklılık göstermemektedir. 4. Öğrenciler doğal afetler konularının öğretiminde derse etkin katılımlarını etkileyen sebepleri bu konuların öğrenci seviyesine indirgenememesi ve konularda verilen bilgilerin güncel olmaması olarak belirtirken, öğretmenler ise öğrenci ilgisizliği ve sınıf mevcutlarının fazla olmasının derslere etkin katılımı düşürdüğünü söylemektedirler.II 5. Hem öğrenciler hem de öğretmenler en fazla yaşadıkları veya afet yerinde inceleme fırsatı buldukları doğal afetin deprem, en az ise yaşadıktan veya inceleme fırsatı buldukları afetlerin ise çığ ve kütle hareketleri olduğunu belirtmişlerdir. 6. Hem öğrenci hem de öğretmenler daha önce bir doğal afeti yaşamış olma veya afet alanında inceleme yapmış olmanın bu konuların öğretiminde ilgilerini arttırdığını ve derslerde bunlardan faydalandıklarını söylemektedirler. 7. Hem öğrenci hem de öğretmenler doğal afetler ile ilgili konuların ortaöğretim coğrafya programında şu andaki gibi eksik ve dağınık bir şekilde olmasındansa hepsinin tek bir ünitede toplanmasını istemektedirler. Sonuç olarak doğal afetler konularının öğretiminin ortaöğretim kurumlarımızda yeterli bir seviyede olmadığım söyleyebiliriz. Bu konuların öğretiminin yeterli bir seviyeye çıkarılması her şeyden önce Türkiye'de görülen tüm doğal afetlerin ortaöğretim coğrafya programında tek bir ünite altında toplanmasına bağlıdır. Bilim Kodu: Anahtar Kelimeler: Doğal Afetler Öğretiminin Değerlendirilmesi, Coğrafya Eğitimi, Sayfa Adedi: 175 Tez Yöneticisi: Prof. Dr. Cemalettin ŞAHÎN
Mengen'in beşeri ve ekonomik coğrafyası
Çubuk ilçesinde araziden yararlanma
İnceleme alanı olan Çubuk ilçesi, İç Anadolu Bölgesi'nin kuzeyinde ve Yukarı Sakarya bölümü içerisinde yer almaktadır. Ankara şehrine 40 km uzaklıkta bulunan Çubuk ilçe merkezinin denizden yüksekliği ortalama 1000 m civarındadır. İlçenin kuzey ve kuzeydoğusunda Şabanözü, doğu ve güneydoğusunda Kalecik ve Akyurt, güneyinde Keçiören, batı ve kuzeybatısında ise Kazan ve Kızılcahamam ilçeleri yer yer almaktadır. Çalışma alanı içerisinde bulunan dağlık saha yörenin kuzeyinde en yüksek değerine erişir. Bu dağlar Köroğlu Dağlarının bir devamı durumundadır. Plato sahası ise Çubuk Ovası ile dağlık alan arasında bulunur. Yörenin en önemli sulu tarım alanının Çubuk ovası ve vadi tabanları oluşturmaktadır. Çubuk çayı ve kolları yanında, yeraltı suyundan da yararlanılır. Bu kesimler genelde sebze ve şeker pan carı tarımına ayrılmıştır. Plato sahası ise genelde kuru tarım alanıdır. Özellikle buğday, arpa ve fiğ yetiştirilmektedir. Çubuk ilçesinde, kullanılan toplam arazi 123 178 hektardır. Bu arazinin 37 123 hektarını kuru tarım alanları oluşturmaktadır. 34 544 hektar arazi ile çayır-mera alanları ikinci sırada yer alır. En az arazi ise 1878 hektar ile bağ-bahçe alanlarına ayrılmıştır. Yörede eğimin ve orman tahribatının fazla olması nedeniyle, erozyon oldukça ileri boyutlardadır. Tahribattan arta kalan bozulmuş orman örtüsü, genel olarak inceleme alanının kuzey kesiminde bulunur. Orman alanları ile fundalık alanlar, bir çok yerde de fundalıklarla mera alanları iç içe geçmiş durumdadır.
Küreselleşmenin Türkiye üniversitelerinde coğrafya eğitimi üzerindeki etkileri
Küreselleşme en basit tanımıyla uluslararası ilişkilerin, iletişim ve ulaşım teknolojilerinin gelişmesiyle mal, hizmet, bilgi ve insanın dünya çapındaki hareketliliğinde meydana gelen yaygınlaşmadır. Yer ile ilgili ilk genellemelerin yapılması (ilk dünya haritasının çizilmesi, coğrafi keşifler vb.) ile küreselleşmenin başladığı ve sanayi devrimi ile ivme kazandığı söylenebilir. Ancak küreselleşmeyi asıl önemli yapan 1980'li yılların başlarından beri uluslar arası ilişkilerin (ekonomik, siyasi kültürel vb.) gelişmesi, üretim, ulaşım ve iletişim teknolojilerinde meydana gelen hızlı gelişmelerin sonucunda küresel boyutta yaşanan değişimdir.Küreselleşmenin en fazla etkili olduğu alanlardan biri de eğitim sektörüdür. Yetiştirilecek bireylerin küresel etkilere ayak uydurması gereklidir. Küresel değerleri kavrayabilen, ulusal değerleri koruyan bireylerin yetiştirilmesi eğitim faaliyetleri ile gerçekleştirilebilmektedir.Küreselleşmenin üniversitelerimizdeki coğrafya eğitimi üzerinde de kaçınılmaz etkileri olmuştur. Osmanlı Devletinde cılız da olsa başlayan bu etkiler Cumhuriyetin kurulması ve İkinci Dünya Savaşının başlamasıyla ilerlemeye başlamıştır. Küresel boyutta 1980'li yıllardan itibaren uygulanan siyasi ve ekonomik politikalar küreselleşmenin coğrafya bölümlerimiz üzerindeki etkilerini daha da arttırmıştır. 1990'lı yıllardan günümüze soğuk savaşın sona ermesi ve ülkemizin Avrupa Birliğine girme çalışmalarının hız kazanması ile yeni bir boyut kazanmıştır.Ülkemiz üniversitelerinde coğrafyanın tarihsel gelişimi ve kuruluşu, eğitim programları, akademik personel, akademik coğrafya yayınları, ders araç gereçleri, coğrafya eğitim ve öğretiminde internet kullanımı, yabancı dil öğrenimi, yabancı üniversitelerin coğrafya bölümleri ile işbirliği gibi alanlarda küreselleşmenin etkilerinin daha fazla olduğu görülmektedir. Ancak coğrafya bölümlerinin yapısı, akademik coğrafya dergileri, coğrafya mesleği gibi alanlarda küreselleşmenin daha az etkili olduğu anlaşılmaktadır.Küreselleşmenin etkilerinden üniversitelerimizin her bir coğrafya bölümü kendilerine özgü koşuları ile etkilenmektedir. Küreselleşmenin üniversitelerimizdeki coğrafya eğitimi üzerine etkilerine odaklanarak gerçekleştirilen bu çalışma ile küreselleşmenin üniversitelerimizdeki coğrafya eğitimi üzerine etkileri ortaya konulmaya çalışılmaktadır.
Amanos dağlarının orta kesiminin doğal ortam, sosyo-ekonomik faaliyetler, koruma kriterleri ve çevre eğitimi açısından değerlendirilmesi
İçinde yaşadığımız ve oldukça hassas bir dengeye sahip olan dünyamız sadece insanlar için değil aynı zamanda diğer tüm canlılar için de yaşam kaynağıdır. Yaşadığımız yüzyılda modern teknoloji insanlara doğadan sonsuz yararlanma olanağı sağlamış; insanoğlunun bitmez tükenmez egosu ve hırsı, doğal dengenin bozulmasından, türlerin yok olmasına kadar bir dizi olumsuz gelişme ile yüz yüze kalmamıza neden olmuştur. Tüm dünyayı ilgilendiren bu sorunlara çözüm arayışları yakın geçmişte başlamış, uluslararası toplantı ve konferanslar düzenlenmiş, birtakım antlaşmalar çerçevesinde doğal kaynakların ve biyolojik çeşitliliğin yok oluşunu önleme ya da en azından azaltma yoluna gidilmiştir.Doğal ortamdan sürdürülebilir ilkeler çerçevesinde yararlanmak, doğal ortam özelliklerinin tek tek analiz edilip sonuçların bütünsel bir şekilde değerlendirilmesi, doğal ortam ve kaynak değerlerin kullanımının, koruma kullanma dengesi çerçevesinde planlanması ile mümkün olabilir.Bu çalışmada Amanos Dağları'nın orta kesiminde doğal ortam ve sosyo-ekonomik ilişkiler incelenerek sahanın koruma kriterleri çerçevesinde değerlendirilmesi yapılmış, sahada sürdürülebilir koruma stratejilerinin planlanması amaçlanmıştır.Ülkemizin Akdeniz Bölgesinde yer alan Amanos Dağları sahip olduğu biyolojik çeşitlilik ile ülkemizin doğallığı bozulmamış veya en az zarar görmüş alanlarından biridir. Saha oldukça renkli jeolojik ve jeomorfolojik özelliklerinin yanında, bitki tür ve çeşitliliği bakımından da ülkemizin en önemli alanlarından birini oluşturur. Nitekim saha kayın ormanları ile dünyada kayının topluluklar halinde görüldüğü en güney noktadır.Amanos Dağları gerek bitki örtüsü, gerekse oldukça dar ve derin yarılmış vadileri ile eşsiz peyzaj güzelliğine sahiptir. Saha Erzin'de yer alan içme ve kaplıcaları yanında yaz mevsiminde yöre halkının yararlandığı yaylalar ve geleneksel yaşam biçimiyle turizm potansiyeli açısından son derece önemlidir.Bu çalışmada Amanos Dağlarının doğal ortam özellikleri (jeolojik-litolojik, jeomorfolojik, klimatik, toprak, hidrolojik ve hidrografik özellikler) ve sosyo-ekonomik özellikler (nüfus, yerleşme, ekonomik özellikler) öncelikle tek tek incelenmiş daha sonra bütünsel bir açıyla değerlendirilmeye çalışılmış, saha bu özellikleri doğrultusunda doğa koruma kriterleri açısından değerlendirilip biyosfer rezerv alanı olarak planlanmıştır.
Ortaöğretim dokuzuncu sınıf coğrafya dersinde çoklu zeka destekli öğretimin öğrenci başarısı tutumu ve kalıcılığa etkisi
Bu çalışmada; Ortaöğretim 9. sınıf coğrafya dersinde Çoklu Zeka Kuramı destekli öğretiminin öğrencilerin başarı, tutum ve kalıcılığı üzerine olan etkilerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır.Çalışma deneme modelinde bir araştırmadır. Çoklu Zeka Destekli Coğrafya Öğretimi ve geleneksel Coğrafya öğretiminin öğrencilerin başarı ve tutuma olan etkisini test etmek için kontrollü Ön test ? Son test deseni kullanılmıştır. Öğrencilerin uygulama öncesi ve sonrası başarı seviyesini ölçmek için ?Başarı Testi? geliştirilmiştir. Ayrıca öğrencilerin Coğrafya dersine karşı uygulama öncesi ve sonrası düşüncelerini ölçmek amacıyla ?Coğrafya Dersi Tutum Ölçeği? geliştirilmiştir.İlk olarak deney grubuyla ?Doğa ve İnsan?, ?Harita Bilgisi? ve ?Dünyanın Hareketleri? üniteleri çoklu zeka destekli etkinliklerle işlenerek, öğrenciler denel işleme hazır hale getirilmiştir. Ön çalışma bittikten sonra deney ve kontrol grubu öğrencilerinin coğrafya dersine karşı olan tutumlarını ölçmek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan tutum ölçeği uygulanmıştır. Yine deney ve kontrol gurubu öğrencilerinin denel işlem öncesi ?İklim Bilgisi? konuları hakkındaki ön bilgilerini tespit etmek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan başarı testi uygulanmıştır. Bu uygulamalar araştırmacı tarafından bizzat gerçekleştirilip, elde edilen veriler istatistik programına girilmiştir.Denel işlem 10 hafta sürmüştür. 10 Hafta boyunca hazırlanan planlara sadık kalınarak deney ve kontrol grubuyla dersler işlenmiştir. Denel işlem bittikten sonra yine başta kullanılan tutum ve başarı ölçekleri deney ve kontrol gurubu öğrenclerine yeniden uygulanarak, denel işlem sonucunda öğrenci kazanımları tespit edilmeye çalışılmıştır. Denel işlem I. dönemin son haftasında sona ermiş ve araya sömestre tatili girmiştir. Sömestre tatili dönüşü üç hafta geçtikten sonra deney ve kontrol grubu öğrencilerine başarı ölçeği tekrar uygulanarak çoklu zeka destekli uygulamarın öğrencilerde başarı yönünden kalıcılığa ne gibi etki sağladığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Verilerin Çözümlenmesinde, aritmetik ortalama, standart sapma, t testi, KR 20, Varyans Çözümlemesi, Basit Madde Analizi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda, Coğrafya I dersi ?Atmosfer ve İklim? ünitesi öğretiminde Çoklu Zekâ Kuramı uygulamalarının öğrencilerin başarıları, derse yönelik tutumları, başarılarının kalıcılığı açısından etkili olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Ortaöğretim, Coğrafya Dersi, Çoklu Zeka, Başarı, Tutum, Kalıcılık
Dikili-Çandarlı'da kıyı alanı kullanımı ve kıyı kullanımı bilincinin değerlendirilmesi
Tez başlığı ?Dikili-Çandarlı'da Kıyı Alanı Kullanımı ve Kıyı Kullanımı Bilincinin Değerlendirilmesi?dir.Saha Bakırçay ağzının batısı ile Dikili (İzmir-Çanakkale yolu) arasında kalan kıyı alanını kapsamaktadır.Kıyı alanı genel olarak Alt-Orta Miyosen yaşlı tüfler ve lavlar ile Geç Miyosen ve Pliyosen yaşlı tortullar (silttaşı, kumtaşı, kiltaşı ve marnlarla) ile bazaltik lavlarla temsil edilir. Kuaterner de alüvyonlarla temsil edilir.Morfolojik yönden en önemli birimi Karadağ kütlesi oluşturur. Çalışma alanında kıyı alçak ve yüksek kıyılardan oluşur. Bu kıyılar önünde değişik büyüklüklerde plajlar gelişmiştir.Çalışma alanında Akdeniz iklim şartları hüküm sürmektedir. Yıllık ortalama sıcaklık 16ºC, yıllık ortalama yağış 576 mm, hakim rüzgar yönü ise batı-güneybatıdır. Bölgedeki cephe sistemlerinin etkilerine bağlı olarak yaz döneminde sahada belirgin yaz kuraklığı yaşanmaktadır.Sahada zonal toprak grubundan kestane renkli topraklar, kırmızı kahverengi Akdeniz toprakları, kahverengi orman toprakları, kireçsiz kahverengi orman toprakları, kireçsiz kahverengi topraklar; intrazonal toprak grubundan rendzina, tuzlu ve alkali topraklar ve azonal toprak grubundan alüvyal ve kolüvyal topraklar yer almaktadır.Çalışma alanının klimaks vejetasyonu Kızılçam (Pinus brutia) olmasına karşın yoğun tahribatın etkisiyle maki türleri ve garig toplulukları sahaya yerleşmiştir.Sahanın büyük bölümü VI. ve VII. sınıf arazilerden oluşur. Bademli ve Çandarlı çevresindeki kolüvyal depolar sahamızdaki I. sınıf arazilerdir. Bakırçay Deltası'nın gerisindeki alüvyonlar ise III.sınıf arazileri oluşturur.Sahamız henüz yoğun nüfus baskısı altında değildir. Bölgedeki en önemli ekonomik uğraş tarım ve hayvancılıktır. Ancak özellikle Çandarlı'dan Denizköy'e kadar kıyıda yoğun bir şekilde ikinci konutlar yapılmıştır. Bu konutların hemen gerisinde ise zeytinlikler ve meralar bulunur ve bu zeytinler kıyı boyunca yer yer kesintiye uğramakla birlikte Dikili yakınlarına kadar devam etmektedir.Kıyı alanları ekolojik açıdan hassas dengeye sahip olan ve geçmişten günümüze önemli nüfusları barındıran yerlerdir. Bugün çeşitli kullanımların rekabet ortamı haline gelerek çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Kıyılarla ilgili gerek ulusal düzeyde yasalar, gerekse uluslar arası sözleşmeler mevcuttur.Sahamız bugün çok yoğun bir kullanımla karşı karşıya değildir. Ancak bu aşamada sahanın potansiyeli ortaya çıkarılarak, saha için en uygun kullanım planlanmalıdır.Çevre ve onun bir parçası olan kıyıların korunması açısından halkın eğitimi ve bilinçlenmesi çok önemlidir. Nitekim çevrenin ve kıyıların kullanıcısı olarak bireylere düşen önemli sorumluklar vardır. Ayrıca kıyılarla ilgili kamu yararı ilkesinin denetleyicisi ve tepki vericisi yine halkın kendisi olacaktır.
Foça'da kıyı alanı kullanımı ve kıyı kullanımı bilincinin değerlendirlmesi
Çalısma alanı Ege Bölgesi'nin Asıl Ege Bölümünde yer alıp; kuzeydeÇandarlı Körfezi, doguda ve güneyde Menemen ilçesi, batıda zmir Körfezi ilesınırlanmıs olan Foça ilçesinin Foça ve Yeni Foça arasında kalan kıyı alanınıkapsar.Çalısma alanı genel olarak, Tersiyer volkanikleri ile koylarda bulunanKuvaterner alüvyonlardan olusur.Çalısma alanındaki jeomorfolojik birimler daglık-tepelik alanlar ve kıyısekilleri olmak üzere iki ana bölümde incelenmistir.Sahamızda Akdeniz iklimi görülmektedir.. Yılık ortalama sıcaklıkFoça'da 16,7°C, Aliaga'da ise 16,5°C dir. Yazlar sıcak ve kurak geçmektedir.En bol yagıslı dönem kıs mevsimidir. Yıllık yagıs ortalaması Foça'da 518,2 mmdir.Çalısma alanı Akdeniz zonobiyomu içinde kalmaktadır. Alanın klimaksvejetasyonu kızılçam (Pinus brutia)'dır. Ancak yogun tahribatlar nedeniylekızılçam (Pinus brutia) ormanlarının yerini maki ve makinin tahrip edildigiyerlerde ise garig toplulukları almıstır. Ancak koruma altına alınan kesimlerdekızılçam (Pinus brutia) gençlikleri görülmektedir.Çalısma alanında zonal toprak grubundan kahverengi orman ve kireçsizkahverengi topraklar; azonal toprak grubundan kolüvyal topraklargörülmektedir.Arazi yetenek sınıflaması kriterlerine göre, tarıma elverisli olan I. sınıfaraziler çalısma alanımızda yoktur. II. sınıf araziler kuru ve sulu tarımamacıyla degerlendirilmektedir. III. ve IV. sınıf arazilerde zeytincilik ve kurutarım yapılmaktadır. Çalısma alanında V. ve VI. sınıf arazilerbulunmamaktadır. VII. sınıf araziler mera veya zeytinlik olarakkullanılmaktadır. Özellikle VII. sınıf arazilerin tamamen orman bitki örtüsü ilekaplı olması gerekirken, mera veya zeytinlik olarak kullanılması yanlıs arazikullanımına örnektir. VIII. sınıf araziler ise kıyı yakınındaki adalardagörülmekte olup, taslık ve kayalık arazilerdir.Çalısma alanında kıyı alan kullanımı açısından özellikle koylarda ikincilkonutların ve turizm tesislerinin bulunması, kıyı alan kullanımı için bir baskayanlıs arazi kullanım örnegidir.Çalısma alanında sürdürülebilir yasam için kıyı alan kavramına uygunolarak, disiplinler arası isbirliginin yanı sıra kıyı alan kullanım planlarının veprojelerinin gelistirilmesi gerekmektedir. Kıyı alanlarının kullanımında kamuyararına mutlaka öncelik verilmelidir.
Ege Bölgesi'nde insan sağlığı ve mekân arasındaki ilişkiler (Guatr örneğinde)
İnsan, çevresi ile sürekli etkileşimde olan bir varlıktır; çevresini etkiler, zaman zaman da çevresinden etkilenir. Mekân ile yaşam kalitesi arasında bir bağlantı vardır. Hipokrat zamanından günümüze kadar çevre ve hastalıklar arasında bir ilişki olduğu ifade edilegelmiştir. Ancak bu durum dikkate alınmadığı için çeşitli sağlık problemleri hâlâ yaşanabilmektedir. Bu yüzden yaşanılan mekânın yeterince bilinmesi, hayatın daha sağlıklı ve yaşanabilir hâle gelmesi için önemlidir.Çalışmada, hastalık dağılımından yola çıkarak, fizikî ortamın insan sağlığını nasıl etkilediği guatr örneğinde açıklanmaya çalışılmıştır. Önlenebilir bir hastalık olmasına rağmen guatrın, Ege Bölgesi'nin yaklaşık % 30'nda görüldüğünün ifade edilmesi hastalığın bölgedeki varlığını ve ciddiyetini ortaya koymaktadır ?Ege Bölgesi'nin doğal ortam koşulları, guatrın yayılışında belirleyici bir faktör olabilir mi?? sorusuna yanıt aranmaya çalışılmıştır. Bugüne kadar Türkiye'de herhangi bir coğrafî bölgeye hastalık dağılımı açısından bakılmaması, hastalığın belli bir dönemdeki seyrinin izlenmemesi, hastalığın neden ve dağılışı sorgulanırken coğrafî faktörlerin pek dikkate alınmaması bu çalışmanın diğer çalışmalardan farklı yönleridir ve çalışmanın önemini ortaya koymaktadır. Hastalık olarak guatr'ın seçilmesinin nedeni; doğal ortam koşullarından (jeoloji, yükselti, yağış, toprak vs.) etkilenebileceğinin düşünülmesidir. Çalışma sahası olarak Ege Bölgesi'nin seçilmesinin nedenleri ise; insanların yoğun olarak yerleştikleri bir saha olması, farklı coğrafî ortamları bir arada bulundurması ve kolay ulaşılabilir olmasıdır. Guatr, troid bezinin büyümesine verilen isimdir. Guatr sadece boyun estetiği ile ilgili bir sorun olmayıp, hipotroid, troid kanseri, krenizm gibi ciddi rahatsızlıklara da neden olur. Guatr aynı zamanda alınabilecek önlemler ile engellenebilecek bir hastalıktır.Çalışmada, il sağlık müdürlüklerine guatr vaka sayısını bildiren Form 18 A'nın ve Yıl Ortası Nüfus Tespitleri Form (Form 002/003A)'larının 1997?2006 yılları arasındaki kayıtları kullanılmıştır. Ege Bölgesi sınırları içerisinde yer alan 97 ilçede 1997?2006 yılları arasında kaydedilen guatr vakalarının sayısı ve dağılımı ile ortam özellikleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Kaydedilen guatr vakalarının sayı, prevalans ve standardize edilmiş hıza göre coğrafi dağılımı ve doğal ortamdan kaynaklanan nedenleri saptanmaya çalışılmıştır. Araştırmada veri toplama tekniği olarak tarama yöntemi kullanılmıştır. Ancak bölge içinde içme suyu analizi için seçilen örnek ilçeler, olasılığa dayalı olmayan örnekleme türlerinden maksatlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Bölgede guatr prevalansının en çok ve en az olduğu on dört ilçeden içme suyu örnekleri alınıp İzmir Hıfzısıhha'da iyot analizi yaptırılmıştır. Bölgenin doğal ortam özelliklerini ortaya koyabilmek için 1/100 000 ölçekli topografya ve 1/500 000 ölçekli jeoloji ve 1/800 000 ölçekli toprak haritalarından yararlanılmıştır. İklim özelliklerini ortaya koymak için Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü'nün verileri ve daha önce sahada yapılmış çalışmalar kullanılmıştır. Bütün bunlar kullanılarak ?bölgede guatr hastalığın dağılışı? haritalanmıştır. Bunun için Coğrafî Bilgi Sistemlerinden (CBS) yararlanılmış, hastalığın dağılımına ilişkin veri tabanı oluşturulmuştur. Ayrıca coğrafî faktörler ile guatr prevalansı arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak için SPSS'de analizler yapılmıştır.Bölgede guatr sayı, prevalans ve hız dağılımına, yaş ve cinsiyet açısından bakıldığında; guatrın en fazla 15?64 yaş grubunda ve özellikle kadınlarda kaydedildiği görülmüştür. Ege Bölgesi'nde guatrın dağılımına zaman açısından bakıldığında; 1997?2006 yılları arasında guatr vaka sayısının oldukça arttığı görülmüştür. Guatrın en fazla kaydedildiği iller; 1997'de İzmir, Kütahya, Manisa, Denizli, Muğla, Afyonkarahisar ve Uşak olarak sıralanırken, bu sıralama 2006'da: İzmir, Denizli, Manisa, Muğla, Kütahya, Afyonkarahisar ve Uşak şeklinde değişmiştir. Bölgede 1997?2006 yıllarında kaydedilen guatr vakalarının prevalanslarına bakıldığında; 1997'de bütün illerin 1'in altında olduğu, 2006'da isee 4,29'a kadar (Kula) çıktığı görülmüştür. Bölge illerde yaşa özgü standardize hız; 1997'de 0,01?0,14 arasında iken, 2006'da 0,17?1,64'e yükselmiştir. En fazla artış Denizli'de, en az artış ise Muğla'da kaydedilmiştir. Bu artışın nedeni; sahadaki nüfus artışı, sağlık alanındaki iyileşmeler, sanayileşme, kirlenme vb. nedenlerden kaynaklanabileceği düşünülmektedir.Ege Bölgesi'nde guatr dağılımı ve fizikî ortam şartları arasındaki ilişkilere bakıldığında; hastalığın Kula, Foça, Şaphane ve Hocalar gibi özellikle volkanik sahalarda daha çok kaydedildiği görülmüştür. Guatrın farklı yükseltilerde görülebildiği, ancak yükselti ile guatr arasında doğrudan bir ilişkisinin olmadığı görülmüştür. Ancak yükseltinin yağış, erozyon gibi başka faktörleri etkileyip guatrı dolaylı etkileyebileceği ifade edilmiştir. Örneğin Kemalpaşa volkanik bir sahada yer almamasına rağmen guatr fazladır. Bu durum ilçenin Nif Dağı'nın eteğinde kurulmuş olması ve diğer ilçelerden daha fazla yağış alması ile ilgili olabilir. Çünkü yağış miktarı ile guatr dağılışı arasında kısmen bir bağlantı söz konusudur. Vejetasyon ile guatr arasında belirgin bir ilişki bulunmamaktadır. Bölge toprak ve guatr ilişkisi bakımından incelendiğinde, guatrın genelde volkanik ve kahverengi topraklar üzerindeki ilçelerde (Kula, Eşme, Hocalar gibi) yaygın olduğu görülmüştür. Bölgede bazı ilçelerin içme sularındaki iyot miktarına baktırılmış ancak sulardaki iyot miktarı ile guatr arasında belirli bir ilişki bulunamamıştır. Bunun analiz yöntemleri ile ilgili olabileceğini düşünülmektedir. Bu çalışmada bölgenin sadece fizikî özellikleri ve guatr ilişkisi incelenmiştir. Ancak beşerî faktörler de hastalığı etkileyebilir. Farklı faktörler aynı anda sorgulandığında, bu tür bir çalışma daha dar bir sahada yapıldığında daha net sonuçlar ortaya konulabilecektir.Sonuç olarak; bir hastalığın dağılımının belli bir çerçevede ortaya konması, coğrafî faktörlerin bu dağılımda etkilerinin incelenmesi daha sağlıklı yaşayabilmek için önemlidir. Sağlık ile ilgili kayıtların daha ayrıntılı ve adrese dayalı olarak tutulması, tutulan tüm kayıtlarda standardizasyonun sağlanması, tekrar kayıtların önlenmesi gibi önlemler alınması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca coğrafyacıların Tıbbî Coğrafya alanında daha çok çalışma yapması gerektiği, çalışmaların disiplinler arası yapılmasının daha sağlıklı sonuçlar ortaya çıkaracağı vurgulanmıştır. Guatr önlenebilir bir hastalıktır. Özellikle iyotlu tuzun daha yaygın ve bilinçli bir şekilde tüketilmesinin hastalığı önlemede yararlı olacağı düşünülmektedir. Özellikle volkanik sahalarda ve guatrın yoğun olduğu yerleşimlerde, içme suyundaki iyot miktarının izlenmesi ve doğru iyotlu tuz kullanılmasının teşvik edilmesi yararlı olacaktır. Ayrıca daha dar bir alanda, daha ayrıntılı yapılacak çalışmaların çevrenin etkilerini daha iyi ortaya koyacağı düşünülmektedir.Çalışma sahası ile ilgili bugüne kadar pek çok çalışma yapılmış olsa da, Tıbbî Coğrafya konusunda yapılmış çalışmaların az olması böyle bir çalışma yapmaya yöneltmiştir. Bu çalışmanın, bundan sonra bu alanda çalışma yapacaklar için yol gösterici olması temenni edilmektedir.Anahtar Kelimeler: Tıbbî Coğrafya, Guatr, İyot, Ege Bölgesi, CBS
Kuşadası - Selçuk yöresinin iklimi: Turizm açısından uygulamalı bir coğrafya araştırması
59 gelişmesi sonucunda ortaya çıkan oteller ve tatil evleri doğanın güzelliğini bozmaktadır. Çöplerin gelişi güzel atılması, kanalizasyonların denize akıtılması, çevrenin kirlenmesine yol açmaktadır. Yazlık konutların ve turistik sitelerin yarattığı bir başka olumsuz etki de verimli tarım alanları üzerinde görülmektedir (Foto-5,6). Toprağın turizme ayrılması belirli alanların, tarım için kullanımını engellemektedir. Sonuç olarak, Kuşadası-Selçuk ve yakın çevresinde; Efes harebeleri, St. Jean Kilise si, Selçuk Kalesi, Isabey Camii, Artemis Mabedi ve Meryemana Evi gibi tarihi, sanatsal ve kültürel değerlerin yoğunluğu, doğal güzellikler (Milli Park, Piîajlar ve seyir yerleri gibi) ile iklimin olumlu etkileri yörenin turizm potansiyelini arttıran başlıca kaynaklardır. Buna karşılık mevcut kaynakların aşırı kullanımı sonucu ortaya çıkan sorunlara bu yörede de rast lanmaktadır. Zengin bir turizm potansiyeline sahip olan bu yörenin kaynaklarının yanlış ve aşırı kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan sorunlara kısa süre içinde çözüm getirilmez ise, yöre gelecekte turizm potansiyelini ve çekiciliğini kaybedebilir.58 Kuşadası'nda 176 günlük, Selçuk'ta 177 günlük kurak bir dönem ortaya çıkmıştır. Bu oran ola rak, yılın %48,4'ünü kapsamaktadır. Yani, Kuşadası ve Selçuk'ta yaklaşık olarak yılın yarısı kurak geçmektedir (Şeki!918). Kurak devrenin turizm faaliyetlerinin yoğun olduğu döneme rastlaması, yörede yağış şartlarının turizm üzerindeki olumsuz etkilerini ortadan kaldırmaktadır. * Nisbi nem için rahatlık sınırı ise %30 ile %70 olarak kabul edilmektedir. însan yaşamı açısından uygun görülen 17-24,9°C effektif sıcaklık değerleri süresi boyunca, Kuşadası ve Selçuk'ta nisbi nem oram günlük ortalama olarak %70'den az olup %30 oranının altına düşmemektedir (Şekil-17). Yine, bunaltıcı koşulların sınır grafiğine (Şekil-19) göre, sıcaklık ve nisbi nem değerlerinin karşılaştırılması sonucu, Kuşadası ve Selçuk'ta bütün yıl boyunca birkaç gün hariç, değerlerin bunaltıcı koşullar sınırının dışında kaldığı görülmektedir. Böyelce, araştırma alanında kıyı rekreasyonunu ilgilendiren aktivitelerin büyük çoğunluğunun gerçekleştiği dönemde hava sıcaklıkları ile birlikte nisbi nem değerlerinin de uygun koşullar arz ettiğini söyleyebiliriz. * Sağlık klimatolojisi uzmanlarınca ortalama rüzgar hızının 6 m/sn'den az olduğu yerlerin iklimi insan faaliyetleri açısından olumlu kabul edilir. Bu bakımdan ele alındığında araştırma alanında, günlük rüzgarların yönü ve hızı uygun değerler arz etmekte dir. Yıl boyunca, özellikle turizm sezonunda değişik yönlerden esen rüzgarların ortalama hızı ve frekansı hiçbir şekilde öngörülen eşik değerleri aşmamaktadır. Çizelge 5'te görüldüğü gibi Kuşadası ve Selçuk'ta bütün yıl boyunca esinti (0,3-1,5 m/sn), hafif (1,6-33 m/sn) ve orta kuv vette (3,4-7,9 m/sn) rüzgarlar hakimdir. Yine, yaz basınç şartlarına bağlı olarak Ege Bölgesi'nde etkili olan kuzey ve kuzeybatı yönlü rüzgarlar ile kara ve denizlerin farklı ısınmasından kaynaklanan meltem rüzgarları, bütün Ege kıyılarında olduğu gibi araştırma alanında da yazın sıcaklığın bunaltıcı etkisini hafifletmektedir. Özetle, iklim unsurları bir bütün olarak ele alınıp incelendiğinde, araştırma alanında iklimin turizme etkisinin olumlu olduğu görülür. Bununla birlikte, nisbi nem ile sıcaklık arasındaki ilişkiden doğan bunaltıcı hava koşullarının, araştırma alanında zaman zaman da olsa ortaya çıktığını görmekteyiz. Ancak, bu olumsuz koşullar birkaç gün gibi kısa bir süre devam etmektedir. Araştırma alanında, Mayıs ayından Ekim sonuna kadar devam eden bir turizm dönemi belirlenmiştir. Ancak, bu dönemde Ekim ayında görülebilecek yağışlar turizmi olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Fakat her şeye karşın denilebilir ki, araştırma alanında turizm açısından ortaya çıkabilecek sorunlar iklimden çok, turizm-çevre ilişkileri ve kaynakların yanlış kullanımının sonucu olabilir. Bu bakımdan ortaya çıkan so runların başında kıyı kesimlerinde hızlı yapılaşma gelmektedir. Burada turizmin plansız59 gelişmesi sonucunda ortaya çıkan oteller ve tatil evleri doğanın güzelliğini bozmaktadır. Çöplerin gelişi güzel atılması, kanalizasyonların denize akıtılması, çevrenin kirlenmesine yol açmaktadır. Yazlık konutların ve turistik sitelerin yarattığı bir başka olumsuz etki de verimli tarım alanları üzerinde görülmektedir (Foto-5,6). Toprağın turizme ayrılması belirli alanların, tarım için kullanımını engellemektedir. Sonuç olarak, Kuşadası-Selçuk ve yakın çevresinde; Efes harebeleri, St. Jean Kilise si, Selçuk Kalesi, Isabey Camii, Artemis Mabedi ve Meryemana Evi gibi tarihi, sanatsal ve kültürel değerlerin yoğunluğu, doğal güzellikler (Milli Park, Piîajlar ve seyir yerleri gibi) ile iklimin olumlu etkileri yörenin turizm potansiyelini arttıran başlıca kaynaklardır. Buna karşılık mevcut kaynakların aşırı kullanımı sonucu ortaya çıkan sorunlara bu yörede de rast lanmaktadır. Zengin bir turizm potansiyeline sahip olan bu yörenin kaynaklarının yanlış ve aşırı kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan sorunlara kısa süre içinde çözüm getirilmez ise, yöre gelecekte turizm potansiyelini ve çekiciliğini kaybedebilir.