Gazi University
Discipline

Dış Ticaret Eğitimi Anabilim Dalı

Gazi University

3

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

3 Theses
Master'sOpen AccessTR

Havayolu taşımacılığı gelişimi sürecinde havayolu pazarlaması ve eğitimi

Son yıllarda meydana gelen ekonomik krizler, savaşlar, petrol fiyatlarındaki hızlı artışlar, terör saldırıları ve rekabet havacılık sektörünü büyük ölçüde etkilemiş bir çok şirket ya pazardan çekilmiş, yada pazar payını önemli derecede yitirmiştir. Havayolu şirketlerinin mevcut durumlarını iyileştirebilmesi ancak yoğun bir biçimde yaşanan rekabet ortamında pazar paylarını artırabilmeleriyle mümkün olacaktır. Bunun için de "havayolu taşımacılığı pazarlaması eğitimi" ne ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmanın amacı, havayolu taşımacılığı eğitimine katkıda bulunmaktır. İlk olarak pazarlama kavramı tanımsal olarak ele alınmıştır. Havayolu taşımacılığının bir hizmet sektörü olmasından hareketle pazarlama türlerinden "hizmet pazarlaması" tanımlanmış ve genel olarak özellikleri anlatılmıştır. Daha sonra, ulaştırma konusuna değinilmiş ve bir alt sistemi olan havayolu ulaştırması gelişim süreci detaylı bir şekilde incelenmiştir. Havayolu taşımacılığında önemli pazarları teşkil eden Avrupa, Amerika, Güneydoğu Asya ve Ortadoğu-Afrika bölgelerindeki duruma ayrıntılı olarak değinilmiş ve bu bölgelerdeki hızlı gelişme ve ilerlemenin nedenleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca, Türkiye'deki havacılık sektörünün gelişimi incelenmiş ve özel havayolu işletmeleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, havayolu taşımacılığı pazarlaması çeşitli açılardan ele alınarak havayolu taşımacılığının görevleri ve aktiviteleri ortaya konmuştur. Ayrıca havayolu taşımacılığı bir ürün olarak değerlendirilerek pazar analizi, pazar stratejisi ve pazar bölümlemesi yapılmış ve nihayetinde pazarlama karmasına uyarlandırılarak ürün, dağıtım, tutundurma ve fiyat açısından tek tek incelenmiştir. Daha sonra havayolu işletmelerinin pazar paylarını arttırmalarına yönelik faaliyetler tespit edilmiş ve ortaya konulmuştur.Havayolu işletmelerinin pazar paylarını arttırmalarına yönelik faaliyetlerden biri olarak saydığımız, havayolu işletmelerinde eğitimin önemi, işletmelere ve çalışanlara olan yararlarıyla üçüncü ve son bölümde anlatılmıştır. Ayrıca, havayolu işletmelerinde eğitimin evreleri, eğitim programlarının uygulanması ve bu programların değerlendirilmesine ilişkin çalışma yapılmıştır.

EğitimHava yolu işletmeleriHava yolu taşımacılığı+2
Tuncay Çetin
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin gümrük birliği süreci ve dış ticaret eğitimi

ÖZET Türkiye'nin Avrupa Birliği ile bütünleşme hedefine yönelik ortaklık ilişkisinin önemli bir aşaması olan Gümrük Birliği, aynı zamanda dışa dönük büyüme politikası çerçevesinde taraf olduğu en geniş kapsamlı ticari yapılanma olarak 1 Ocak 1996'da tamamlanmıştır. AB ile Türkiye arasında sanayi malları ve işlenmiş tarım ürünlerinin serbest dolaşımına ilişkin bir ekonomik entegrasyon modeli olan Gümrük Birliği sürecinde Türkiye, mevzuatını Avrupa Birliği'nin gümrük ve ticaret politikalarının yanı sıra rekabet ve fikri sınai mülkiyet haklarına ilişkin politikaları da dahil olmak üzere kapsamlı bir alanda uyumlaştırmak yükümlülüğünü üstlenmiştir. Herhangi bir gümrük birliği ilişkisinden daha ileri bir entegrasyona karşılık gelen söz konusu uyum çalışmaları neticesinde, sanayi ve ticareti doğrudan etkileyen önemli yapısal ve kurumsal değişiklikler oluşmuştur. Gümrük Birliği'nin tamamlanmasını takiben Türkiye ekonomisine etkilerine ilişkin çeşitli eleştiriler gündeme gelmiştir. Bu eleştirilerin büyük bir bölümü Gümrük Birliği'ni, bir parçası olduğu tam üyelik sürecinden bağımsız değerlendirerek Türk sanayii ve Türk dış ticareti üzerine olumsuz etkileri olduğu yönündedir. Ulusal ve uluslararası makro ekonomik değişimler dikkate alınmaksızın yöneltilen eleştirilerde, Gümrük Birliği tek başına dış ticaret dengesizliğinin kaynağı olarak gösterilmiştir. Ayrıca, tam üyelik yönündeki önemli bir aşamayı teşkil eden Gümrük Birliği'nin dış ticaret rakamlarının yanı sıra, üretim süreçleri, kalite altyapısı ve rekabet gücü üzerindeki olumlu etkileri göz ardı edilmiştir. 145İlk iki yıllık değerlendirmeye göre, statik etkiler açısından GB'nin Türkiye'nin lehine ya da aleyhine olduğunu kesin olarak söylemek mümkün değildir. Çünkü, ticaret artırıcı etki ile üretim ve tüketim etkilerindeki olumlu gelişmenin; ekonominin 5 Nisan 1994 depresyonundan gelişme aşamasına geçmesi ve yüksek devalüasyondan mı, yoksa GB'nden mi kaynaklandığı, en azından hangisinden ne kadar kaynaklandığı belli değildir. Ayrıca, tarifelerin kaldırılmasıyla kamunun önemli gelir kaybına uğrayacağı beklenmesine rağmen, bu gerçekleşmemiştir. Hatta, GB ile ulusal ekonomik performansın artması kamu gelirlerini artırmış da olabilir. Yukarıda statik etkiler başlığı altında sunulan tablolar, GB'nde Türk üreticisinin güçlü AB üreticisi karşısında rekabet edemeyip iflas edeceği, dolayısıyla Türkiye'nin GB'nden büyük zarar göreceği tezini doğrulamamıştır. Diğer yandan, dinamik etkiler dikkate alınarak GB'nin uzun vadede Türkiye'nin lehine olacağı söylenebilir. Çünkü doymamış iç pazarı, genç nüfusu, doğal zenginlikleri ve stratejik coğrafi konumu, uzun vadede GB'ni Türkiye'nin lehine çevirebilecektir. GB'nin dinamik etkileri diye adlandırılan ölçek ekonomiler etkisi, rekabet etkisi, teknolojik gelişme etkisi, dışsal ekonomiler etkisi, yabancı sermayeyi ve yatırımları teşvik etkisi Türkiye'ye bu şansı verebilecek güçtedir. Ancak Türkiye'nin, GB'nden umulan yararı sağlayabilmesi için; Ar-Ge'ye, ileri teknoloji istihdamına, ileri teknolojiye sahip yabancı firmalarla ortak üretime, bilgi akışına ve eğitime gereken önemi vermesi zorunludur. Türkiye, özelleştirmeyi sürdürerek hantal ve politik müdahalelerle irrasyonel yönetime zorlanan kamu işletmeciliğinden kurtulmalıdır. Özel kesimin verimliliğini ve rekabet gücünü artıracak altyapı yatırımları gecikmeden yapılmalıdır. 146

Avrupa BirliğiAvrupa BirliğiEğitim+3
Sevgi Sümerli
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Türk bankacılık sektörünün camel tekniği ile derecelendirilmesinde personel eğitiminin önemi

ÖZET Günümüzde özellikle gelişmekte olan ülkeler endüstriyel gelişmelerine katkıda bulunacak sermayeyi temin etmek ve dolayısıyla global piyasaların bir parçası olabilmek amacıyla öncelikle ulusal finans piyasalarının gelişmesine yardımcı olacak politikaları ve reformları gerçekleştirmek durumundadır. Bunun gerçekleşmesi ise her şeyden önce yatırımcıya güvenilir bilgi akışının sağlanması ile mümkün olacaktır. Bilgi akışının sağlanması, hızlı kararların alınarak piyasaların sağlıklı ve etkin bir şekilde çalışmasına imkan tanıması açısından önem taşımaktadır. Borçlanan kişi, şirket veya ülkenin anapara ve faiz ödemelerinden kaynaklanan yükümlülüklerini zamanında ve tam olarak yerine getirme güçlerinin bağımsız bir değerlendirmesi olan derecelendirme, bilgi akışının sağlanmasında üstlendiği rol açısından önem taşımaktadır. Derecelendirme işlemi genellikle ulusal ve uluslararası menkul kıymetler, ticari şirketler, finans kurumları ve bankaların gerek menkul kıymet ihracından gerekse diğer bir takım borçlanmalarından doğan yükümlülüklerini değerlendirmek amacıyla yapılmakla birlikte uygulamada ülkelerin uluslararası piyasalardan borçlanma gücünü ortaya koymak için de sıklıkla başvurulmaktadır. Derecelendirme firmaları şirketlere yönelik analizlerinde elde ettikleri bilgiler ışığında bu şirketlerin borçlanmadan doğan yükümlülüklerini yerine getirme güçlerini çeşitli semboller aracılığı ile kamuoyuna duyurmaktadır. Derecelendirme işlemi gerekli bilgiyi sağlamak suretiyle yatırımcıya da üstlenmiş olduğu risk karşılığında gerekli getiriyi sağlayıp sağlamayacağı konusunda yol göstericidir. Şirketleri, kamu otoriteleri, kurumları ve araçlarıyla Türk finans piyasası son yıllarda yaşadığı gelişmeler ile uluslar arası piyasalarda belli bir yer edinmiş durumdadır. Derecelendirme işleminin başta ABD olmak üzere diğer gelişmiş ülkelerde de oldukça yaygın kullanılan bir araç olduğu göz önüne alındığında Türkiye'de yaşanan gelişmelere paralel olarak bağımsız derecelendirme firmalarına olan ihtiyacın giderek arttığı ortadadır.Son yıllarda özellikle bankacılık sektöründe faaliyet gösteren bazı bankaların Standart & Poor's ve Moody's gibi firmalar tarafından incelenerek derecelendirilmeleri yapılmış olmakla beraber, ülkemizde henüz derecelendirme ile ilgili yasal düzenlemelerin yetersiz olması ve zorunluluk bulunmaması nedeniyle istenilen düzeyde gerçekleşmemiştir. Ancak kamunun aydınlatılması ve etkin piyasa mekanizmasının işlerliğinin sağlanmasında oynadığı rol nedeniyle yakın bir gelecekte derecelendirme işlemine olan ihtiyaç daha da artacaktır. Bu gerçekten hareketle, çalışmada genel olarak derecelendirme kavramı, tarihi gelişimi ve derecelendirme kurumları incelenerek finans piyasaları açısından önemi ele alınmıştır. Türk finans sisteminde bankaların ağırlığı gözönüne alınarak bankacılıkta risk kavramı irdelenmiş, dünyanın önde gelen derecelendirme firmalarının bankaları derecelendirme sürecinde ele aldığı kriterler araştırılmış, derecelendirme firmalarının uyguladığı Camel Tekniği, Türk Bankacılık Sektörüne ve personelin bu konuyla ilgili eğitimi konusu hakkında önerilerde bulunulmuştur. Elde edilen bulgular ışığında derecelendirmenin finans piyasaları üzerindeki muhtemel katkıları üzerinde durulmuş ve Türk finans piyasaları açısından getireceği avantajlar değerlendirilmiştir.

Bankacılık sektörüBankalarCAMELS+4
Emre Akbulut
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2001
00