
12
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
KOBİ'lerin e-ticarete geçiş süreçleri ve bu süreçte karşılaştıkları zorlukların giderilmesine yönelik verilecek elektronik ticaret eğitimleri
Yapılan bu araştırmada, elektronik ticaret, elektronik ticaretin gelişim süreci, KOBİ'lerin elektronik ticarete geçiş süreçleri ve bu süreçleri daha rahat aşmalarına yarayacak olan elektronik ticaret eğitimin önemi ve şu anda ülkemizde ki durum hakkında bilgi vermek amaçlanmıştır.Elektronik ticaret işlemleri özellikle küçük ve orta büyüklükteki işletmeler açısından çok önem arz etmektedir. Bilindiği üzere yaşadığımız yüzyıla damgasını vuran önemli iki büyük gelişme, küreselleşme ve bilgi teknolojisindeki hızlı değişimlerdir. Bu değişim ve gelişimler elektronik ticarete uyma zorunluluğunu getirmiştir. Bu zorunluluk ise işletmelere bazı sorunları ve sorumlulukları getirmiştir. Bu sorunlar işletmeler açısından ivedilikle çözüm bekleyen sorunlardır. Özellikle KOBİ'ler risk alma oranları düşük olan teşebbüslerdir. Risk alma kabiliyetlerinin az olmasının yanında teknolojik yatırımların pahalı olması mali açıdan bu firmaları zorlayıcı bir etkendir. Bunun yanı sıra uygun prosedürlerin eksikliği, bilgi ağlarına erişimin hala istenilen seviyeyi yakalayamamış olması, ticari destek hizmetlerinin beklenen seviyeye gelememiş olması, elektronik ticaret eğitimi alanında çok ciddi eksikliklerin olması, yetişmiş uzman personelin olmaması gibi nedenlerle bu firmalar ulusal özellikle de uluslar arası ticaretin dışında kalabilmektedir.Firmaların yurt içi ve yurt dışında daha fazla bir ticaret hacmi yakalayabilmeleri için e-ticaret pazarındaki fırsatların tanıtılması, teknik ve personel olarak daha iyi bir şekilde donatılmaları gerekmektedir. İşletmelerin bu alanda başarılı olmalarının en önemli koşulu ise bu konuda yeterli bir eğitim almış olma gereğidir. Elektronik ticaret alanındaki eğitim eksikliği olan işletmeler bu süreci tam anlamıyla yer alamayacaklardır ve kaçınılmaz olarak. bu alanda alacakları eğitim işletmeler açısından artık bir zorunluluktur.Araştırmamda e-ticaretin işletmeler için bir gereklilik hatta bir zorunluluk olduğu ve ticaretin bu yönünde başarı elde edebilmek için mutlaka uzman personele ihtiyaç olduğu görülmektedir.
Ekonomik kriz dönemlerinde uygulanan pazarlama stratejileri ve bankacılık sektörü
Ekonomik kriz dönemlerinde işletmeler ve bankaların uyguladığı pazarlama stratejilerini ürün, fiyat, tutundurma ve dağıtım stratejilerinin neler olduğu incelenmiştir.
Ulaştırma maliyetlerinin dış ticarete etkisi üzerine bir araştırma
Bu araştırmada; dış ticaret şirketlerinin yurt dışı taşımacılıkta katlanmış oldukları maliyetler ele alınmıştır. Ülkeler arası ticaretin daha da önem kazandığı günümüzde ulaştırma maliyetlerinin dış ticaret üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmak araştırmanın genel amacını oluşturmaktadır.Araştırmaya 50 şirket katılmıştır. Bu şirketler ülkeler arası ticarette sundukları ürünün kalitesi ve yaptıkları satış miktarlarıyla sektörlerinde adından söz ettirebilecek düzeye sahip, çoğunlukla da 1976-2000 yıllarında kurulmuş şirketlerdir. Söz konusu yıllar ülkemizin sanayileşme ve dış piyasalara açılma konusunda hızlı bir ivmeye sahip olduğu yıllardır.Yapılan araştırma neticesinde ulaştırma giderlerinin ürün fiyatlarını ortalama % 5-10 civarında artırdığı, söz konusu fiyat artışının ürünlerin satışını zorlaştırdığı belirlenmiştir. Rekabetin had safhada olduğu dış piyasada çok küçük bir fiyat artışı ihracata konu mallara olan talebi daha büyük oranlarda azaltmaktadır. Dolayısıyla şirketlerin, dış piyasada rekabet edebilme şansını yakalayabilmeleri için fiyat artışına neden olan ulaştırma maliyetlerini minimize etme yoluna gitmeleri gerekmektedir. Ulaştırma maliyetlerini minimize edebilmek daha ucuz taşıma türü seçimiyle mümkündür. Bunun için; öncelikle demiryolu ağının geliştirilmesi, demiryolu ile ulaşımın mümkün olmadığı kıyı bölgelerde denizyolu ile taşıma yapılabilmesinin mümkün kılınması, bu sayede en pahalı ulaşım türü olan karayolu ulaşımının etkisinin azaltılması gerekmektedir.
Türkiye'nin tekstil ve hazır giyim sektöründe değişen dünya pazarlarına uyum süreci
Bu araştırma, hazır giyim ve tekstilde Türk ürünlerinin uluslar arası pazarlarda aranan ürünler konumuna gelmesini sağlamak işletmelerin rekabet gücünü arttırmak, yapılarına özgü oluşturacakları koleksiyonları için markaları adına maliyet duyarlılığını arka planda tutmak, marka olmanın gereksinimlerini yerine getirerek Ar-Ge, pazarlama ve organizasyon, dağıtım gibi alanlarda ürün çeşitliliğine gitmek ve eğitim gibi konuları tespit amacıyla yapılmıştır.Sektör, hammadde, konfeksiyon ve moda ürünlerinden oluşmaktadır. İlk grupta seri üretim ürünleri vardır. Pazarın %65-70'ini bu ürünler oluşturmaktadır. Tekstil sektöründe var olan kapasite fazlasının tümü bu gruba ilişkindir. İkinci grupta modaya yönelik, parti üretimi yapılan ve sağladığı katma değeri yüksek olan ürünler vardır. Pazar payı %25-30'dur.Üçüncü grupta ise moda-marka ürünler vardır. Bunların pazar payı %5'i geçmese de, sağladıkları katma değerin yüksekliği nedeniyle bütün tekstilcileri olumlu yönde etkilemektedir. Bunların dışında dördüncü grup olarak nitelendirebileceğimiz, fonksiyonel ürünler ise ileri teknoloji ve uzun Ar-Ge çalışmaları gerektirmektedir.Araştırmada güvenirliliği sağlamak için ek bilgiler toplanmış, sonuçların desteklenmesi amacıyla bu alanda çalışan diğer araştırmacıların görüşlerine başvurulmuştur. Frekans dağılımı, yüzde dağılımı ve çaprazlamalar yapılarak araştırmanın istatistiksel verilerine ulaşılmıştır. Araştırmanın bulgular ve yorumlar bölümünde ise veriler çizelgelere dönüştürülerek gerekli analizler yapılmıştır.Araştırma sonucunda; İşletmelerin farklılık yaratacak şekilde tasarıma önem vermeleri gerekmektedir. Etkin bir tasarım, rekabetin önemli öğelerinden olan markalaşmanın da destekleyicisi konumundadır. İşletmelerin bu şekilde kendi güçlü markalarını yaratmaları olasıdır.Tasarım, kalite, verimlilik, pazarlama ve dağıtım yeteneklerini geliştirerek, pahalı moda-marka ürünler grubuna yönelmek her sezon için bir koleksiyon ve kataloğun hazırlanarak ürün yelpazesinin genişletilmesi; moda, marka ve kaliteyi ön plana alan bir yaklaşımla fason üretimin bırakılarak özgün koleksiyonları dünya pazarlarına sunabilmek için kumaş ve giysi tasarımcılarının yetiştirilmesi; farklılık yaratan ürünlere geçilmesi; modacı, tasarımcı, stilist gibi yaratıcı beyinlerin önemsenmesi ve bu kişilere yatırımların yapılması, Türk malı ve kalite kavramlarının bir arada kullanılması; seçilen ve aranılan bir girişim olunması; bilgisayar ve elektronik destekli makineler ile üretim yapılması; çevre dostu olan bireylerin sağlığına uygun ürünlerin üretilmesi; kitle üretimden küçük partili üretim modeline geçilmesi; niş pazarların belirlenerek hedef nişlerdeki tüketici istek ve gereksinimlerin etkin bir şekilde karşılanabilmesi; ürünlerin markalandırılması ve markalar için patent alınması; markaların güçlü olabilmesinde etkin tanıtımın yapılması, Türk işletmelerinin Uluslar arası pazarlarda başarılı olmalarını sağlayacak etmenler olarak saptanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre de öneriler getirilmiştir.
Türk fikri ve sınai mülkiyet haklarının ab mevzuatına uyum düzeyinin tespiti ve eğitim gereklerinin analizi
ÖZ Hülya ERBAY, Yüksek Lisans Tezi Gazi Üniversitesi, Egitim Bilimeri Enstitüsü Ocak 2007 Bu çalısmada, Türkiye'nin AB ile olusturdugu Gümrük Birligi ve Dünya Ticaret Örgütü eki ?Ticaretle Baglantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlasması?na taraf olmasından kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmek amacıyla büyük önem verdigi fikri ve sınai mülkiyet haklarına iliskin mevzuatın su anki durumunun hangi düzeyde oldugunun ortaya çıkarılması amaçlanmıstır. Mevzuatın durumunun tespitinin ardından söz konusu mevzuatın uygulanmasında yasanan sorunlara çözüm önerilerinin getirilmeye çalısılmıstır. Özellikle Gümrük Birligi nedeniyle AB Gümrük Mevzuatına uyumlu olması gereken Gümrük Mevzuatımızın bu konuda AB mevzuatı ile karsılastırılarak eksikliklerinin ortaya çıkarılması ve bu konuda halkın desteginin alınabilmesi amacıyla halkı bilinçlendirme egitimlerinin ve bu konuda çalısan kamu görevlilerinin uygulamaya iliskin olarak egitilmesinin önemi ortaya konulmustur.
Döviz kuru riski yönetim tekniklerinin Türkiye'de uygulanabilirliği ve uygulayıcıların eğitiminin önemi
Döviz kelimesi en dar anlam yla yabanc ülke paras olarak kullan lmaktad r. Özellikleuluslararas ticari i lemlerde ayr bir öneme sahip olan döviz, günümüzde iç piyasalarda da yayg nolarak kullan lmaktad r. Ancak, ülkelerin döviz kurlar n belirlemede kulland klar sistemlerinbirbirinden farkl olmas , özellikle serbest döviz kuru sisteminin uyguland " ülkelerde döviz kurununtahminini zorla t rmaktad r. Bu da dövizle yap lan ticari i lemlerin riskli bir hal almas na nedenolmaktad r. Ancak bu risk, azalt lmas imkâns z bir risk de"ildir.Döviz kurlar ndaki de"i ikliklerin sebep oldu"u bu tür riskleri ortadan kald rmak, gelecektekidöviz kurlar n ve buna ba"l olarak da ortaya ç kabilecek riskleri tahmin etmeye ba"l d r. Bu noktadadöviz kuru riski yönetim teknikleri firmalar aç s ndan büyük önem arz etmektedir.Türkiye'de döviz kuru riski yönetim tekniklerinin uygulama esaslar , verimlili"i, butekniklerin kimler taraf ndan uyguland " ve uygulay c lar n e"itim durumu bu çal man n konusunuolu turmaktad r. Ara t rmaya ili kin veriler, 'stanbul Ticaret Odas 'na kay tl 51 firmaya anketuygulamak suretiyle elde edilmi tir.Ara t rma sonuçlar na göre, firmalar n finansman, risk yönetim veya döviz yönetimbirimlerinde çal an yönetici ve personel a" rl kl olarak üniversitelerin lisans ve lisansüstüprogramlar ndan mezun olmaktad rlar. Lisansüstü mezunu personel genelde i letme yönetimi üzerine,lisans mezunu personel ise iktisadi ve idari bilimler üzerine e"itim almaktad r. Firmalar döviz kururisklerini yok etmek için firma bünyesinde en fazla tek bir döviz cinsi üzerinden i lem yaparakhedging yapmakta, firma d hedging tekniklerinden ise en fazla forward sözle melerinikullanmaktad rlar. Ancak, kullan m oranlar n n dü üklü"ü, Türkiye'de firmalar n döviz kuru riskiyönetim tekniklerine yeteri kadar önem vermedi"ini göstermektedir.Ara t rmada göze çarpan en önemli sonuç firmalar n, Türkiye'nin içinde bulundu"u ekonomikartlar göz önünde tutuldu"unda döviz kuru riski yönetiminin, dövizle i lem yapan firmalar aç s ndanson derece gerekli oldu"una inanmalar d r. Bu inanç, firmalar n döviz kuru riski yönetimi konusundabilinçlenmeye ba lad " n n bir göstergesidir.Anahtar Kelimeler: D Ticaret, Döviz kuru riski, Hedging
İhracatın geliştirilmesinde Türk Eximbank'ın rolü ve Avrupa Birliği katılım sürecinde Türk Eximbank'ın yeniden yapılandırılması ile banka personelinin eğitimi
ÖZETİHRACATIN GELİŞTİRİLMESİNDE TÜRK EXİMBANK'IN ROLÜ VEAVRUPA BİRLİĞİ KATILIM SÜRECİNDE TÜRK EXİMBANK'IN YENİDENYAPILANDIRILMASI İLE BANKA PERSONELİNİN EĞİTİMİÜrkmez, MuratYüksek Lisans, Eğitim Bilimleri Enstitüsü Dış Ticaret Eğitimi Anabilim DalıTez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Ali YAYLIAğustos-2006İhracat; ülkeye döviz girişinin sağlanması yolu ile ödemeler dengesininiyileştirilmesi, ihracata yönelik sanayileşme ve bu sürecin getirdiği gelir, istihdamartışı gibi olumlu etkileri nedeni ile ülke ekonomileri için önem arz etmektedir. Bunedenle kamu otoriteleri, ihracatı geliştirme ve destekleme amacı ile çeşitlipolitikalar izlemekte ve kurumlar oluşturmaktadır.Türkiye'de söz konusu amaç doğrultusunda 1987 yılında Türk Eximbankkurulmuştur ve o tarihten bu yana misyonu doğrultusunda, sağladığı nakdi ve gayrinakdi desteklerle ülke ihracatının finansmanında görev almaktadır. Son yılların ençarpıcı gelişmesi olan küreselleşme olgusu, ihracatın önemini de her geçen günartırmaktadır.Dünya ekonomisi ile entegrasyonun araçlarından biri olan ihracatta, TürkEximbank'ın rolünün incelenerek, bu doğrultuda yeni açılımlar sunmak önem arzetmektedir. Ayrıca AB'ne katılım sürecinden geçen Türkiye'nin dış ticaretindebüyük bir paya sahip olan AB ülkelerine gerçekleştirilen ihracatın finansmanındaTürk Eximbank'ın yerinin belirlenmesi; Türkiye'nin, gelişmesi beklenen karşılıklıticaret ilişkisinden ihracat avantajı ile çıkabilmesi konusunda yararlı olacaktır.Ayrıca tüm yasa, politika, kurum ve kuruluşları ile AB'ne uyum sürecinegiren Türkiye'de, Türk Eximbank'ın karşılaşabileceği değişimler konusunda açılımsağlamak da önemli olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Türk Eximbank, AB'ne uyumsüreci, AB'de resmi destekli ihracat kredileri alanındaki yasal mevzuat, ihracatfinansmanı, ihracat kredi sigortası.iii
Türk dış ticaretinde teslim ve ödeme şekillerinin ekonomik analizi: Eğitim gereklerinin belirlenmesine ilişkin bir model önerisi
3ÖZETDış ticaret kavramı tarihin eski dönemlerinden beri, trampa şeklinde bile olsagörülmektedir. Neoklasiklerle başlayan dış ticaret teorilerine, tarihsel süreçte hep yenikatkılarda bulunulmuş ve günümüze kadar sürekli değişime uğramıştır. Günümüz dışticaretinde, modern olarak nitelenen Yeni Dış Ticaret Teorilerine yer verilmektedir.Bilim ve teknolojinin gelişmesiyle dünya daha da küçülmüş, ülkeler birbirineyakınlaşmış ve ilişkiler ağı dijitalleşmiştir. Kısacası, küreselleşen dünyada ticari ilişkilerbirbirine entegre edilmiştir. Ekonomik çıkarları artırmak ya da korumak isteyen bazıdevletler ekonomik birliktelikler kurmuşlardır.Gümrük duvarlarının kalktığı, serbest ticaretin geçerli olduğu günümüzekonomilerinde dış pazar arayışları artmıştır. Dış ticaret ilişkilerinde oluşan karmaşıkişlemler, ticareti yapan tarafların birbirine olan güveni, tarafların uluslararası hukuktankaynaklanan görevleri ve yaptırımları bilinmesi gereken önemli konu başlıklarıdır.Dış ticaret, birbirine uzak mesafelerde olan ve ayrı kültür, dil, yönetim vbg.birçok farkları bulunan ülkeler arasında yapılmaktadır. Dış ticaret ilişkileri sonucundasatılan malların, teslimi ve ödenmesi ile buna bağlı etkileri önemli bir yere sahiptir. Buçalışmada, dış ticaret nedeniyle, alıcı ve satıcı yani ithalatçı ve ihracatçı arasındagerçekleşecek bir ticaret işleminde malların gönderilmesi, teslimi ve buna karşılıkbedelin ödenmesi ile ilgili süreç analiz edilmiştir. Aynı şekilde, dış ticaretteki kullanımsıklığı ve önemi nedeniyle ödeme şekillerinden akreditif kavramı, işleyişi ve bu alandaortaya çıkabilecek sorunlar ile çözümünde kullanılan prosedürler ayrı bir bölüm olarakele alınmıştır. Günümüzde en tercih edilen ödeme şekillerinden akreditif, hem ithalatçıhem de ihracatçı açısından en güvenli yol kabul edilmektedir. Bunun nedeni isetarafların işlemlerini takip eden ve de garantörlüğünü üstlenen bankalarınmevcudiyetidir.Türk dış ticaretinin gelişmesinde, Türk şirketlerinin dış ticaret konusundaeğitimi, bilinçlendirilmesi ve bu bilgilerin etkin kullanımı önemli bir yere sahiptir. Bukonuda ortaya çıkan sorunları belirlemek ve çözüm önerilerinde bulunmakçalışmamızda ele alınmıştır.
Türkiye dış ticaretinde hindistan ihracatı ve ihracatçıların eğitimi ile ilgili bir araştırma
Bu tez Hindistan'a ihracat yapan sirketlerin konu ile ilgili egitim seviyelerini arastırmaktadır. Tez Türkiye-Hindistan ticaretini genis boyutta kullanmakta ve Hindistan'ın sayısı hızla artan nitelikli tüketicilere sahip yeni bir pazar olarak ortaya çıkmakta oldugunu iddia etmektedir. Ancak, gerçeklesen ticaretteki Türk ve Hindu payları arasında bir dengesizlik vardır. Bu dengesizlik iki ülke arasında ?dengeli ortaklık? nosyonunun olmadıgını ortaya koymaktadır. Buna baglı olarak, tez Türkiye'nin kötü ihracat performansının nedenlerinden birisinin de dıs ticaret egitiminin düsük seviyesi oldugunu öne sürmektedir. Bu noktadan hareketle, tez konuya bir taban teskil etmek amacıyla, sırasıyla Türk Dıs Ticaret Politikası'nın gelisimini özetlemekte, Hindistan dıs ticaretinin dinamiklerini ve mevzuatını arastırmakta ve iki ülke arasındaki dıs ticaret iliskilerini açıklamaktadır. Çalısma dıs ticaret egitiminin kalitesini, dıs ticaret firmalarında çalısan 50 personel üzerinde yapılan anket ile arastırmaktadır. Tez çalısması elde ettigi verileri Türk-Hindu ticaretinde egitimin kalitesini arttırmak için kullanmayı da amaçlamaktadır. Sonuç olarak, tez çalısması dıs ticaret egitiminde, yabancı dil egitimi, yüksek lisans egitimi ( dıs ticaret üzerine ) ve verilen egitimin çalısanlar tarafından algılanması gibi iyilestirmeye ihtiyaç bulunan alanlar oldugunu ortaya çıkarmaktadır.
Havayolu taşımacılığı gelişimi sürecinde havayolu pazarlaması ve eğitimi
Son yıllarda meydana gelen ekonomik krizler, savaşlar, petrol fiyatlarındaki hızlı artışlar, terör saldırıları ve rekabet havacılık sektörünü büyük ölçüde etkilemiş bir çok şirket ya pazardan çekilmiş, yada pazar payını önemli derecede yitirmiştir. Havayolu şirketlerinin mevcut durumlarını iyileştirebilmesi ancak yoğun bir biçimde yaşanan rekabet ortamında pazar paylarını artırabilmeleriyle mümkün olacaktır. Bunun için de "havayolu taşımacılığı pazarlaması eğitimi" ne ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmanın amacı, havayolu taşımacılığı eğitimine katkıda bulunmaktır. İlk olarak pazarlama kavramı tanımsal olarak ele alınmıştır. Havayolu taşımacılığının bir hizmet sektörü olmasından hareketle pazarlama türlerinden "hizmet pazarlaması" tanımlanmış ve genel olarak özellikleri anlatılmıştır. Daha sonra, ulaştırma konusuna değinilmiş ve bir alt sistemi olan havayolu ulaştırması gelişim süreci detaylı bir şekilde incelenmiştir. Havayolu taşımacılığında önemli pazarları teşkil eden Avrupa, Amerika, Güneydoğu Asya ve Ortadoğu-Afrika bölgelerindeki duruma ayrıntılı olarak değinilmiş ve bu bölgelerdeki hızlı gelişme ve ilerlemenin nedenleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca, Türkiye'deki havacılık sektörünün gelişimi incelenmiş ve özel havayolu işletmeleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, havayolu taşımacılığı pazarlaması çeşitli açılardan ele alınarak havayolu taşımacılığının görevleri ve aktiviteleri ortaya konmuştur. Ayrıca havayolu taşımacılığı bir ürün olarak değerlendirilerek pazar analizi, pazar stratejisi ve pazar bölümlemesi yapılmış ve nihayetinde pazarlama karmasına uyarlandırılarak ürün, dağıtım, tutundurma ve fiyat açısından tek tek incelenmiştir. Daha sonra havayolu işletmelerinin pazar paylarını arttırmalarına yönelik faaliyetler tespit edilmiş ve ortaya konulmuştur.Havayolu işletmelerinin pazar paylarını arttırmalarına yönelik faaliyetlerden biri olarak saydığımız, havayolu işletmelerinde eğitimin önemi, işletmelere ve çalışanlara olan yararlarıyla üçüncü ve son bölümde anlatılmıştır. Ayrıca, havayolu işletmelerinde eğitimin evreleri, eğitim programlarının uygulanması ve bu programların değerlendirilmesine ilişkin çalışma yapılmıştır.
Türkiye'nin gümrük birliği süreci ve dış ticaret eğitimi
ÖZET Türkiye'nin Avrupa Birliği ile bütünleşme hedefine yönelik ortaklık ilişkisinin önemli bir aşaması olan Gümrük Birliği, aynı zamanda dışa dönük büyüme politikası çerçevesinde taraf olduğu en geniş kapsamlı ticari yapılanma olarak 1 Ocak 1996'da tamamlanmıştır. AB ile Türkiye arasında sanayi malları ve işlenmiş tarım ürünlerinin serbest dolaşımına ilişkin bir ekonomik entegrasyon modeli olan Gümrük Birliği sürecinde Türkiye, mevzuatını Avrupa Birliği'nin gümrük ve ticaret politikalarının yanı sıra rekabet ve fikri sınai mülkiyet haklarına ilişkin politikaları da dahil olmak üzere kapsamlı bir alanda uyumlaştırmak yükümlülüğünü üstlenmiştir. Herhangi bir gümrük birliği ilişkisinden daha ileri bir entegrasyona karşılık gelen söz konusu uyum çalışmaları neticesinde, sanayi ve ticareti doğrudan etkileyen önemli yapısal ve kurumsal değişiklikler oluşmuştur. Gümrük Birliği'nin tamamlanmasını takiben Türkiye ekonomisine etkilerine ilişkin çeşitli eleştiriler gündeme gelmiştir. Bu eleştirilerin büyük bir bölümü Gümrük Birliği'ni, bir parçası olduğu tam üyelik sürecinden bağımsız değerlendirerek Türk sanayii ve Türk dış ticareti üzerine olumsuz etkileri olduğu yönündedir. Ulusal ve uluslararası makro ekonomik değişimler dikkate alınmaksızın yöneltilen eleştirilerde, Gümrük Birliği tek başına dış ticaret dengesizliğinin kaynağı olarak gösterilmiştir. Ayrıca, tam üyelik yönündeki önemli bir aşamayı teşkil eden Gümrük Birliği'nin dış ticaret rakamlarının yanı sıra, üretim süreçleri, kalite altyapısı ve rekabet gücü üzerindeki olumlu etkileri göz ardı edilmiştir. 145İlk iki yıllık değerlendirmeye göre, statik etkiler açısından GB'nin Türkiye'nin lehine ya da aleyhine olduğunu kesin olarak söylemek mümkün değildir. Çünkü, ticaret artırıcı etki ile üretim ve tüketim etkilerindeki olumlu gelişmenin; ekonominin 5 Nisan 1994 depresyonundan gelişme aşamasına geçmesi ve yüksek devalüasyondan mı, yoksa GB'nden mi kaynaklandığı, en azından hangisinden ne kadar kaynaklandığı belli değildir. Ayrıca, tarifelerin kaldırılmasıyla kamunun önemli gelir kaybına uğrayacağı beklenmesine rağmen, bu gerçekleşmemiştir. Hatta, GB ile ulusal ekonomik performansın artması kamu gelirlerini artırmış da olabilir. Yukarıda statik etkiler başlığı altında sunulan tablolar, GB'nde Türk üreticisinin güçlü AB üreticisi karşısında rekabet edemeyip iflas edeceği, dolayısıyla Türkiye'nin GB'nden büyük zarar göreceği tezini doğrulamamıştır. Diğer yandan, dinamik etkiler dikkate alınarak GB'nin uzun vadede Türkiye'nin lehine olacağı söylenebilir. Çünkü doymamış iç pazarı, genç nüfusu, doğal zenginlikleri ve stratejik coğrafi konumu, uzun vadede GB'ni Türkiye'nin lehine çevirebilecektir. GB'nin dinamik etkileri diye adlandırılan ölçek ekonomiler etkisi, rekabet etkisi, teknolojik gelişme etkisi, dışsal ekonomiler etkisi, yabancı sermayeyi ve yatırımları teşvik etkisi Türkiye'ye bu şansı verebilecek güçtedir. Ancak Türkiye'nin, GB'nden umulan yararı sağlayabilmesi için; Ar-Ge'ye, ileri teknoloji istihdamına, ileri teknolojiye sahip yabancı firmalarla ortak üretime, bilgi akışına ve eğitime gereken önemi vermesi zorunludur. Türkiye, özelleştirmeyi sürdürerek hantal ve politik müdahalelerle irrasyonel yönetime zorlanan kamu işletmeciliğinden kurtulmalıdır. Özel kesimin verimliliğini ve rekabet gücünü artıracak altyapı yatırımları gecikmeden yapılmalıdır. 146
Türk bankacılık sektörünün camel tekniği ile derecelendirilmesinde personel eğitiminin önemi
ÖZET Günümüzde özellikle gelişmekte olan ülkeler endüstriyel gelişmelerine katkıda bulunacak sermayeyi temin etmek ve dolayısıyla global piyasaların bir parçası olabilmek amacıyla öncelikle ulusal finans piyasalarının gelişmesine yardımcı olacak politikaları ve reformları gerçekleştirmek durumundadır. Bunun gerçekleşmesi ise her şeyden önce yatırımcıya güvenilir bilgi akışının sağlanması ile mümkün olacaktır. Bilgi akışının sağlanması, hızlı kararların alınarak piyasaların sağlıklı ve etkin bir şekilde çalışmasına imkan tanıması açısından önem taşımaktadır. Borçlanan kişi, şirket veya ülkenin anapara ve faiz ödemelerinden kaynaklanan yükümlülüklerini zamanında ve tam olarak yerine getirme güçlerinin bağımsız bir değerlendirmesi olan derecelendirme, bilgi akışının sağlanmasında üstlendiği rol açısından önem taşımaktadır. Derecelendirme işlemi genellikle ulusal ve uluslararası menkul kıymetler, ticari şirketler, finans kurumları ve bankaların gerek menkul kıymet ihracından gerekse diğer bir takım borçlanmalarından doğan yükümlülüklerini değerlendirmek amacıyla yapılmakla birlikte uygulamada ülkelerin uluslararası piyasalardan borçlanma gücünü ortaya koymak için de sıklıkla başvurulmaktadır. Derecelendirme firmaları şirketlere yönelik analizlerinde elde ettikleri bilgiler ışığında bu şirketlerin borçlanmadan doğan yükümlülüklerini yerine getirme güçlerini çeşitli semboller aracılığı ile kamuoyuna duyurmaktadır. Derecelendirme işlemi gerekli bilgiyi sağlamak suretiyle yatırımcıya da üstlenmiş olduğu risk karşılığında gerekli getiriyi sağlayıp sağlamayacağı konusunda yol göstericidir. Şirketleri, kamu otoriteleri, kurumları ve araçlarıyla Türk finans piyasası son yıllarda yaşadığı gelişmeler ile uluslar arası piyasalarda belli bir yer edinmiş durumdadır. Derecelendirme işleminin başta ABD olmak üzere diğer gelişmiş ülkelerde de oldukça yaygın kullanılan bir araç olduğu göz önüne alındığında Türkiye'de yaşanan gelişmelere paralel olarak bağımsız derecelendirme firmalarına olan ihtiyacın giderek arttığı ortadadır.Son yıllarda özellikle bankacılık sektöründe faaliyet gösteren bazı bankaların Standart & Poor's ve Moody's gibi firmalar tarafından incelenerek derecelendirilmeleri yapılmış olmakla beraber, ülkemizde henüz derecelendirme ile ilgili yasal düzenlemelerin yetersiz olması ve zorunluluk bulunmaması nedeniyle istenilen düzeyde gerçekleşmemiştir. Ancak kamunun aydınlatılması ve etkin piyasa mekanizmasının işlerliğinin sağlanmasında oynadığı rol nedeniyle yakın bir gelecekte derecelendirme işlemine olan ihtiyaç daha da artacaktır. Bu gerçekten hareketle, çalışmada genel olarak derecelendirme kavramı, tarihi gelişimi ve derecelendirme kurumları incelenerek finans piyasaları açısından önemi ele alınmıştır. Türk finans sisteminde bankaların ağırlığı gözönüne alınarak bankacılıkta risk kavramı irdelenmiş, dünyanın önde gelen derecelendirme firmalarının bankaları derecelendirme sürecinde ele aldığı kriterler araştırılmış, derecelendirme firmalarının uyguladığı Camel Tekniği, Türk Bankacılık Sektörüne ve personelin bu konuyla ilgili eğitimi konusu hakkında önerilerde bulunulmuştur. Elde edilen bulgular ışığında derecelendirmenin finans piyasaları üzerindeki muhtemel katkıları üzerinde durulmuş ve Türk finans piyasaları açısından getireceği avantajlar değerlendirilmiştir.