Gazi University
Discipline

Basic Islamic Sciences

Gazi University

3,363

Archived Theses

32

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Günümüz İslâm dünyasında fetva heyetlerinin kadın ve aile sorunlarına yaklaşımları

Fetva, İslâm hukukunda şer‘î hükümlerin yorumlanmasını ve uygulanmasını sağlayan temel hukukî mekanizmadır. Hukukî ve toplumsal değişim, bireysel fetvanın yanında kurumsal içtihadı öne çıkarmış; kurumsal fetva heyetlerini kadın ve aile hukukuna ilişkin meselelerde başlıca fetva mercileri hâline getirmiştir. Bu araştırma, günümüz İslâm dünyasında faaliyet gösteren yedi ulusal ve yedi uluslararası kurumsal fetva heyetinin kadın ve aile hukukuna ilişkin fetva ve kararlarını usûlî yaklaşımları bakımından mukayeseli olarak incelemektedir. Araştırma, İslâm hukukunun temel kaynakları, klasik fıkıh doktrini, usûl-i fıkıh birikimi ile kurumsal fetva heyetlerinin resmî fetva, karar ve raporları esas alınarak yürütülmüştür. Kavvâmiyet, miras, aile içi şiddet, kadının çalışma hayatı, şahitlik, çok eşlilik, boşanma, velâyet ve hidâne, tesettür, doğum kontrolü ve kürtaj; fetva ve kararların usûlî temelleri ve yorum yöntemleri bakımından mukayeseli olarak değerlendirilmiştir. Araştırma, bütün fetva heyetlerinin ortak şer‘î referansları benimsediğini ortaya koymuştur. Görüş farklılıklarının, dinî kaynaklardan değil; usûl anlayışı, mezhep tercihleri, hukuk düzeni ve toplumsal şartların yorumlanışından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Ulusal heyetlerin ulusal hukuk düzenini ve toplumsal gerçekliği gözettiği, uluslararası heyetlerin ise farklı hukuk çevrelerinde uygulanabilir ortak ilkeler geliştirmeye yöneldiği belirlenmiştir. Sonuç olarak çalışma, kurumsal fetva heyetlerinin kadın ve aile hukukuna ilişkin kararlarını usûlî temelleri ve yorum yöntemleri bakımından mukayese ederek kurumsal içtihadın metodolojik çerçevesini ortaya koymakta ve çağdaş İslâm hukuku literatürüne katkı sağlamaktadır.

İslâm HukukuFetvaKurumsal İçtihat+2
Emine Sağlam
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2026
10
DoctorateCrossrefindexedOpen AccessTR

Kur’ân kıraatlerinin semantik ve edim bilimsel analizi: Tefsir ve modern dilbilim kesişiminde bir inceleme

Tezin amacı evrensel bir hitap niteliği taşıyan Kur’ân-ı Kerim’in anlaşılmasında kıraat farklılıklarının metinsel yapısını nasıl etkilediğini pratik bir yaklaşımla ortaya koymaktır. Klasik tefsîr literatüründe sıklıkla tartışılan kıraat farklarının, âyetlerin anlam dünyasında meydana getirdiği daralma, genişleme veya yön değiştirme gibi semantik sonuçların pratik anlam bilimsel yöntemlerle incelenmesi çalışmanın ana amacını oluşturmaktadır. Bu problem, kıraat ve anlam bilim ilişkisinin Kur’ân tefsîrinde anlam çözümlemesine yönelik disiplinlerarası yöntemsel bir çerçeve sunup sunamayacağını belirlemek gayesiyle seçilmiştir. Yöntem olarak nitel araştırma yöntemi önde tutulmuş olup, dokümantasyon veri toplama tekniği benimsenerek Kur’ân tefsîri eserleri, modern ve klasik anlam bilim yaklaşımları ile sahih kıraat rivâyetleri üzerinden karşılaştırmalı doküman analizi yapılmıştır. Analiz sürecinde özellikle eşzamanlı-artzamanlı anlam bilim, bilgi yapısı (k-odak ve s-odak dinamikleri), edim bilim ve bileşimsel analiz teorisi gibi yöntemler merkeze alınarak âyetler tahlil edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, farklı kıraat vecihleri arasında anlamı bozan bir tenâkuz bulgusuna rastlanılmamıştır. Aksine bu durum ihtilâf-ı tenevvü kapsamında lafzın sınırları içinde kalarak metne başka açılar katmaktadır. Bu farklılıklar, âyetlerdeki fıkhî, kelâmî, ahlâkî ve psikolojik mesajları estetik bir biçimde netleştirmektedir. İlahî vahyin lafzî naklini muhafaza eden kıraat ilmi ile metnin anlam katmanlarını deşifre eden anlam bilimin entegrasyonu, Kur’ân’ın i’câzının ve evrensel mesajının doğru bir şekilde anlaşılması için teorik ve pratik bütünlük sağlar.

Kur’ânKıraatTefsîr+2
İsmail Hakkı Sezgin
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2026
10
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.266
Master'sOpen AccessTR

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın kadınlarla ilgili hukuki görüşleri

Hak Dini Kur'an Dili Tefsiri yazılması esnasındaki yararlanılan ilimlerin çeşitliliği, konuları ele alış şekli, yazarının hükümler hakkındaki görüşlerini ortaya koyuş şekli gibi özellikleri bakımından incelenmeye ve üzerinde çalışmalar yapılmaya değer bir eserdir.Hak Dini Kur'an Dili Tefsirini İslam Hukuku alanında, kadınlarla ilgili olan hükümleri Elmalılı'nın ele alış biçimiyle incelemeye tâbi tuttuk.Çalışmamız bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Elmalılı'nın hayatı ve eserlerinden bahsederek, Hak Dini Kur'an Dili tefsirinin analizi yapılmıştır. İkinci bölümde, kadınlarla ilgili olan ibadet hükümleri ve üçüncü bölümde de kadınlarla ilgili olan muamelat hükümleri açıklanmıştır.Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, kadınlarla ilgili olan hükümlerin açıklamalarını, ayette geçen konu ile ilgili olan kelimelerin tanımlamalarını yaparak, hükmün gelmesine sebep olan bir olay varsa o olay hakkında bilgi vererek, mezhepler arasındaki varsa ihtilaflardan da bahsederek, görüşlerini Hanefi fıkhından yana kullanarak yapmıştır.

Hak Dini Kur`an DiliKadınlarKur'an-ı Kerim+4
Elif Demirci
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Molla Fenârî'nin usûl-i fıkıh görüşleri (Molla Fenârî'nin Fusûlü'l-Bedâi? adlı eseri çerçevesinde)

Çalışmamız bir giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Molla Fenârî'nin Yaşadığı asra genel olarak baktıktan sonra Molla Fenârî'nin hayatı, öğrencileri ve eserleri hakkında bilgi vermeye çalıştık.Birinci bölümde Molla Fenârî'nin Usul-i Fıkıh ilmi ile ilgili yapmış olduğu tanımı anlattıktan sonra Fusûlü'l-Bedâi? isimli eserin kaynaklarını vermeye çalıştık.İkinci bölümde, İslâm hukuk kaynakları, kaynaklardan hüküm çıkarma metotları, hükümlerin gayeleri, teâruz ve tercih hakkında Molla Fenârî'nin yaptığı tanım ve açıklamaları vermeye çalıştık.Üçüncü bölümde, Molla Fenârî'nin İslâm hukuk kaynaklarından çıkarılan hükümler hakkındaki görüşlerini vermeye çalıştık.Dördüncü bölümde, Molla Fenârî'nin ictihad, taklid ve fetvâ meseleleri ile ilgili görüşlerini izah etmeye çalıştık.Çalışmamızda şu sonuca vardık. Eserini kendisinden önce yaşayan Hanefî âlimlerin görüşleri açıklamak için yazan Molla Fenârî eserinde, Hanefî ve Şafiî âlimlerince kabul edilmiş kaideleri mukayeseli olarak bir araya getirmiş, Hanefî ve Şafiî mezhepleri arasındaki bazı usûl farklarını birleştirip birbirine uzak olan mefhumları uzlaştırmıştır. Birçok meselede kendisinden önce yaşayan usulcülerin görüşlerini almış, tartışmalı meselelerde kendisine göre tercihler yapmış, nakil ve akıl arasında tam bir uyum oluşturmaya çalışmıştır.Anahtar Sözcükler1.Molla Fenârî2.Fusûlü'l-Bedâi?3.Usûl-i Fıkıh4.İslâm Hukuku5.Şeyhülislâm

Fusulü'l-BedaiMolla FenariUsulü`l-fıkh+2
Mehmet Emin Erdoğan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İbn Haldûn'un kelâmcılığı

Hicri 732 yılında doğan asıl adı İbrahim b. Abdurrahman b. Haldûn olan İbn Haldûn, Eş'ari ve Selefiye âlimlerinin en meşhurlarından biridir. İbn Haldûn Tunus'ta doğdu ve hayatının ilk yıllarını Tunus'ta geçirdi. Yaşamının büyük bir kısmını da Tunus ve Mısır'da geçirdi. O, 786 yılında Mısır kadısı oldu. En meşhur eseri olan Mukaddime'yi İbn Selame kalesinde yazdı ve bunu Sultan Ebû Abbas'a hediye (ithaf) etmiştir.İbn Haldûn, İslamî ilimlerin hemen hemen hepsinde eserler kaleme almıştır. Bu sırada İslam düşüncesinde yer edinecek birçok öğrenci yetiştirmiştir. İlmî derecesini tüm çağdaşları kabul etmiştir. Ehl-i Sünnet akidesini en iyi şekilde savunmuş olan İbn Haldûn'un eserleri birçok farklı dile çevrilmiştir. İbn Haldûn Kelâmî görüşlerini Mukaddime, Lübâbu'l-Muhassal ve Şifâu's-Sail adlı eserlerinde toplamıştır. Bu eserlerinde genel olarak bilgi, varlık, Allah, iman, nübüvvet ve ahiret konularına yer vermiştir.İbn Haldûn Müslümanlara karşı son derece müsamaha ve hoşgörüyle yaklaşmış, düşüncelerinde orta yolu izlemeye çalışmıştır. O, 808 yılında Mısır'da vefat etmiştir.Anahtar Kelimeler: İbn Haldûn, Kelâm, Kur'an, Nübüvvet.

Abdullah Hacibekiroğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Hizbu't-Tahrir ve Ercümend Özkan'ın siyasi ve dini görüşleri

Hizbu't-Tahrir hareketi Filistin'in İsrail tarafından işgal edilmesi üzerine özellikle bu bölgede emperyalistlerin etkisine karşı Takiyuddin en- Nebhani tarafından kurulan bir harekettir. Hareket hiçbir zaman resmiyet kazanmadı. İllegal olarak faaliyetlerini sürdürdü. Ders halkaları vasıtasıyla kadrolaşmaya gittiler. Gayeleri İslam'a dayalı bir Hilafet Devleti kurmaktı. İslam'ın iktidarında kullanacakları anayasalarını belirlediler.1967 yılında bir anda ülkemizde adında bahsedildi. Bazı üyelerinin devlet güçleri tarafından yakalanması elebaşlarının da aranıyor olmasıyla ülke gündemine bir anda oturdu. Ülkemizde o yıllarda Ercümend Özkan temsilciliğini yapıyordu. Daha sonra Özkan hareketi bıraktı.Ercümend Özkan Hizbu't-Tahrir örgütüyle adını duyurdu. Özellikle gelenek olarak yaşanılan İslam'ı eleştirdi. İnsanları Kur'an İslam'ına çağırdı. Hemen her konuda fikir beyan etti. Kendine ait orijinal fikirleri olan Özkan bu fikirlerinden dolayı sık eleştirildi. Özkan'ın fikirlerinde dönemsel olarak kırılmalar görülür. Önceleri Hizbu't-Tahrir hareketi adına hareket ederken 70'lı yıllarda tamamen bu hareketle bağını kopardı.80'lı yıllara gelindiğinde İktibas Dergisini çıkardı. Fikirlerini bu yolla insanlara ulaştırmaya çalıştı. Bu dönemde fikirlerini Kur'an ve sahih sünnetle doğrulama yoluna gitti. Meydanları kullanıp fikirlerini geniş kitlelere ulaştırmak için İslami parti kurma girişiminde bulundu. Bunda başarı elde edemedi. 23 Ocak 1995'te vefat etti.Çalışmamız Hizbut-Tahrir ve Ercümend Özkan'ın Siyasi ve Dini görüşlerini konu edinir. Çalışmamız üç bölümde oluşur. Giriş kısmında takip edilen metod ve yararlanılan kaynaklar hakkında bilgi verildi. Birinci bölümde Hizbu't-Tahrir hareketini kısaca tanıtıldı. İkinci bölümde Ercümend Özkan'ın hayatı ve eserlerini konu edinildi. Üçüncü bölümde ise Özkan'ın Siyasi ve Dini Görüşleri incelenildi.Anahtar Kelimeler: Hizbu't-Tahrir, Takuyiddin en-Nebhani, Hareket, Ercümend Özkan, İktibas, Fikir.

Modern İslam düşüncesi
Yusuf Elmas
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İslam Fıkhı'na göre adli tıp verilerinin karîne değeri

Adlî Tıp; Tıp İlmi içerisinden doğmuş, insan vücudu ile ilgili hukukî problemleri aydınlatmaya çalışan bir bilimdir. Kendi içerisinde birçok bölüme ayrılır. Adlî Tıp; insan vücuduna yönelik eylemler neticesinde oluşan basit sıyrıklardan ölüme kadar her türlü olayı aydınlatmaya çalışmaktadır.Adlî Tıp, şüphe arz eden tüm olayları (ölümle sonuçlanan veya sonuçlanmayan) aydınlatmaya çalışmaktadır. Olay ölümle sonuçlanmış ise ölüm mekanizması, ölüm şekli, ölüm zamanı ve ölümden sonra vücutta meydana gelen değişiklikleri incelemektedir. Delilleri tespit etmek için gerekli inceleme, laboratuar tetkikleri ve otopsi yapmaktadır. Ayrıca yaralama, zehirlenme, asfiksi (solunum yokluğu), kazalar (iş, trafik, düşme vb) gibi olaylar sonucunda vücutta ne tür etkiler bıraktığını inceler. Şayet bu tür olaylarda ölüm meydana gelmiş ise ölüm sebebini ve olayının orjinini (kaza-intihar-cinayet) aydınlatmaya çalışır. Yine gebe kadına karşı yapılmış eylemler, çocuk ölümleri ve ölü doğum konularında çalışmalar yapar. Nesebi belli olmayan çocukların baba veya annelerini tespit etmeye yönelik inceleme yapar. Bu konuların yanı sıra alkol ve bağımlılık yapan maddeleri tespite çalışır. Tecavüz olaylarında zanlı kişilerin suçlu olup olmadıklarını belirlemek için incelemeler yapmaktadır. Doku ve organ nakli konularında görüş bildirirken, organ ticaretinin engellenmesi, mağdur kişilerin vücudunda meydana gelen zararı tespit eder.İslam Hukuku'nda davaları ispat etmek için şahitlik, ikrar, yemin ve karineler gibi yöntemlerden yararlanılmaktadır. Ayrıca özel ihtisas gerektiren konularla ilgili davaları aydınlatmak için bu konularda bilgi sahibi kişilerin başvurulmaktadır. Bu sayede bu tür davalar daha kolay bir şekilde sonuçlandırılabilmekte ve daha isabetli ve adalete uygun hükümler verilebilmektedir.İslam Hukuku içerisinde yer alan insan vücudu ile alâkalı ve Adlî Tıp Bilimi'nin inceleme yaptığı tüm konularda bir bilirkişilik müessesesi olarak yararlanılabilecektir. Böylece bu tür olaylarla ilgili davaların daha kolay ve daha isabetli bir şekilde çözüme kavuşturulmalarında Adlî Tıp'ın yapacağı incelemeler neticesinde elde edeceği veriler İslam hukukçularına yardımcı olabilecektir.Anahtar Kelimeler: İslam Hukuku, İslam Fıkhı, Karîne, Bilirkişilik, Adlî Tıp.

Adli tıpKarineİslam hukuku
Mehmet Aslantaş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Yusuf Şükrü Harputî ve eserlerinin hadîs açısından değeri

Yûsuf Şükrü, Harput'ta doğup, tahsilinin bir kısmını burada yaptıktan sonra İstanbul'a gitmiş ve ilminin kalan kısmını orada ikmâl etmiştir. İstanbul Vefâ Medresesi'nde bir süre çalıştıktan sonra Medine'deki Mahmûdiyye Medresesi müderrisliğine tayin edilen Harpûtî, ömrünün sonuna kadar, burada kalmış ve burada (1292/1875) vefât etmiştir.Harputî, şerh veya hâşiye türü çalışmalarının yanı sıra; telif eserler de kaleme almıştır. Çeşitli ilim dallarına ait 7 eseri vardır. O, eserlerini genelde Arapça ve Osmanlıca olarak yazmıştır.Harpûtî, eserlerinde çok çeşitli konularda hadîsler kullanmıştır. O, eserlerine genelde sahîh hadîsleri almakla beraber, zayıf ve mevzû` rivâyetler de aktarmıştır.Çalışmamızda; girişte hadîslerin kültürümüze etkisi hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Harpûtî'nin hayatı, ilmi kişiliği ve eserleri ele alınmıştır. İkinci bölümde Harpûtî'nin telif ve şerh eserlerinde aktardığı hadîslerin tahrici, tercümesi ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Sonuç kısmında da genel bir değerlendirme yapılmıştır. Bu çalışma bibliyografya ile sona ermiştir.Anahtar Kelimeler: Harpûtî, Hadîs, Şerh, Mevzû`, Nasîhatnâme, Rumûzü't-Tevhîd, Silsiletü's-Safâ, Hâşiye-i `İsâm, Nâmûsü'l-Îkân

İbrahim Saylan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Gazâli'de siyaset düşüncesi

Gazali İslam düşünce tarihinde en çok tartışılan ve üzerinde en çok çalışma yapılan şahsiyetlerin başında gelir. Bir şahıs üzerinde çalışırken, onun yaşadığı devirdeki siyasi arka plan görmezden gelinemez. Oldukça karışık ve buhranlı bir coğrafyada yaşayan Gazali, yaşadığı dönemin siyasi gelişmelerinden etkilenmiştir. Zamanının siyasi gelişmelerinden etkilenen Gazali'nin devlet başkanlığı konusundaki görüşlerini teorik ve pratik açıdan ele almaya çalıştık.Çalışmanın giriş bölümünde Gazali'nin siyasi arka planını ele alarak, onun siyasetle ilgili eserlerini incelemeye çalıştık. Birinci bölümde Gazali'nin siyaset düşüncesi doğrultusunda, devlet başkanlığı meselesine teorik bakışını vermeye çalıştık. İkinci bölümde ise, onun devlet başkanlığına dair pratik görüşlerini ele aldık, sonuç bölümünde kısa bir değerlendirme yaparak çalışmamızı tamamladık.

Devlet başkanıDinGazzali+1
Kenan Şeker
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İmam Mâturîdî ve nübüvvet anlayışı

İslam'da nübüvvet konusu, Allah'ın varlığı ve birliği ve ahiret inancından sonra üçüncü önemli konudur. Çünkü bütün ilâhi emirler ve yasaklar bu kurum aracılığıyla insanlığa bildirilmektedir. Zaman içinde insanların peygamberler hakkındaki merakları, mevcut bilgilere nesiller boyu yeni ilaveler getirmiştir. Bu ilaveler kutsal kitaplara ve onların yorumlarına da yansımıştır. Bu bilgilerin önemli bir kısmı peygamberler hakkında gerçekleri aksettirmediği gibi çoğunluğu menkıbe görüntüsündedir.İşte bu yanlış anlayışların, Kur'ân doğrultusunda düzeltilmesine katkıda bulunur düşüncesiyle İmam Mâturîdî'nin nübüvvet anlayışının incelenmesi gerektiğini düşündük.Anahtar Kelimeler: Akıl, İslam, Kelâm, Maturidiyye, Mezheb, Mucize, Nübüvvet, Tevhid, Vahiy

Kenan Gilgil
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İslam kelamında cennet ve cehennem

Cennet ve cehennem akidesi, insanlık tarihinde, yaratıcıya imandan sonra önemli bir yer teşkil etmektedir. İnsanı bu dünyada iyi işler yapmaya sevk eden ve kötülüklerden sakındıran en büyük sebeplerden birisi cennet ve cehennem akidesidir. Cennet nimetleri ve cehennem azabı, bizim bilebildiğimizden çok daha farklı olacaktır. Ebedi saadet yurdunda Allah, müminler tarafından görülecektir. Ancak bizler görülmenin keyfiyetini bilememekteyiz.Halen yaratılmış ve mevcut olan cennet ve cehennem, biz insanlar için ebedi mükafatın veya sonsuz azabın mahalli olacaktır. Sonuç olarak, ebedi hayatta mutlak adalet bizleri beklemektedir.

CehennemCennetÖdül+2
Mustafa Çiçek
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Kelam problemlerinin bilgi sosyolojisi çerçevesinde değerlendirilmesi

Tarihsel süreçte ortaya çıkan kelam problemlerinin neliğini çözümlemek, bu problemlerin ortaya çıktığı sosyal yapıları çözümlemekle mümkündür. Bilgi sosyolojisi her ne kadar bilginin ortaya çıkışına etki eden sosyal yapıları incelese de, inançlar da bu alanda kabul edilmelidir. İnancın içerisinde oluştuğu sosyal, politik, ekonomik, kültürel vs. alanlar inançların biçimlenmesine etki etmektedir.

Fatma Dağ
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Zeydiyye mezhebinin usul-ü fıkıh kaynakları

Zeydiyye mezhebi Zeyd b. Ali'nin Emevi halifesi Hişam'a isyanıyla başlayıp günümüze kadar devam eden bir mezheptir. Zeydiyye kelâmî mevzuların bir kısmında Mutezileye benzerken, bazı noktalarda Sünnîlere benzer. Zeydiyye Kur'ân, sünnet, icmâ ve kıyası İslam hukukunun bir kaynağı olarak kabul eder. Bu dört ana delile ek olarak cumhurun delil olarak kullandığı diğer delilleri de kullanmışlardır. İçtihad metodunu kullanarak mezheplerini geliştirmişlerdir. Fıkıh açısından cumhurdan ayrı bazı görüşleri olduğunu görüyoruz. Zeydiyye mezhebi mensupları genelde Yemen'de yaşarlar.

Abdullah Kavalcıoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an-ı Kerim'de hakk kavramı

Kur'an'da ?HAK? Kavramı isimli tezimizde ?HAK? kelime kökünün anlamları üzerinde durulmuştur. Üç büyük din, birbirlerini din akrabalığının yanında, dil akrabalığıyla da tamamlamaktadır. Kavram, eski zamanlardan günümüze kadar çeşitli kullanım alanına sahip olmuştur.Her şeyin üzerine bina edildiği ?HAK? kökü Kur'an'ın temel kavramlarından bir tanesidir. Bu nedenle yapmaya çalıştığımız, kavramı analız etmek ve bu kavramın arkasındaki anlam örgüsünü daha iyi görebilme imkanı sağlamaktır.?Allah'ın ismi, sabit, kesin, vacip, pay, adalet, mal, diriliş, delil, doğru bilgi, Kur'an, İslam manalarını içeren ?hak? kelimesini detaylıca inceleyerek insanlara Kur'an penceresinden doğru bir bakış açısı sağlamak ve kelimenin bütün anlam caddelerini ortaya koymak amacını taşımaktayız.Kur'an-ı Kerim'in, bahsettiği insan haklarına değinerek, günümüz insanının içine düştüğü hendikabdan çıkmasına yardım etmek diğer bir gayemizdir..

Hak
Suna Şeker
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an-ı Kerim'de ?kizb?(yalan) kavramı

Bu tez `kizb' kavramının semantik analizi üzerine yapılan bir çalışmadır. Çalışmamızda öncelikle, `kizb' kavramının sözlük anlamları tespit edilecektir. Kavramın hadislerde geçen kullanım şekli araştırıldıktan sonra, Kur'an'da yer alan anlamları ele alınacaktır.Çeşitli topluluklara, farklı zamanlarda, değişik peygamberler gönderilmiştir. Toplulukların bir kısmı gönderilen elçilere bağlılıklarını göstermiş, bir kısmı da onları yalanlama ve inkar gibi eylemlerde bulunmuşlardır. Onların bu tutumu Kur'an'ı Kerim'de ?kizb?, yani yalan ya da uydurma kavramıyla beyan edilmiştir.Yalanlama eylemi sadece peygamberlerle sınırlı kalmamıştır. Ayetler göz önünde bulundurularak mesele değerlendirildiğinde bu eylem ?Allah'a iftirada bulunmak? şeklinde ortaya çıkabilmektedir.

Hidayet Geze
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Huzeyfe bin Yeman ve Peygamber Efendimiz'den öğrendiği özel bilgilerle ilgili rivayetlerin değerlendirilmesi

Bu çalışma, Ashab'ın güzide isimlerinden olan, Hz. Peygamber'in sır arkadaşı olarak bilinen, Huzeyfe b. Yeman'ın hayatıyla birlikte, Peygamber Efendimiz'in sadece O'na söylediği özel bilgiler olan gaybi hadisleri içerir. Gaybî konular, akıl ve duyular ile bilinemeyecek olağanüstü bilgilerdir. Bu sebeple insanoğlunun hep merakını çekmiştir. Zihinleri meşgul eden bu konu âyet ve özellikle Huzeyfe b. Yeman'ın rivayet ettiği hadislerle açıklanmıştır. Özetle bu çalışmada bir sahabenin rivayetleriyle gayb konusu incelenmiştir.

Nesibe Kazak
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Dînî bir kavram olarak bereketin mâhiyeti

?Bereket?, kelime ve terim olarak tarih boyunca bütün dinlerde kendini gösteren bir fenomendir.Biz de bu çalışmamızda dînî bir kavram olan ?bereket? olgusunu ve ?bereket?in mahiyetini Kur'an ayetleri ve hadislerle ortaya koymaya çalıştık.Çalışmamız, giriş ve üç bölümden oluşmaktadır.Giriş bölümünde tezin hazırlanması sırasında takip edilen metot ve yararlanılan kaynaklar konusunda bilgi verilmiştir.Birinci bölümde, ?bereket? kavramının hangi anlamlara geldiği, ilahî dinlerde ve beşerî kültürlerde bereketin nasıl algılandığı konusu incelenmiştir.İkinci bölümde, ?b-r-k? kökünün türevlerinin geçtiği ayetler tespit edilerek Kur'an-ı Kerim'de ?bereket? kavramının ifade ettiği anlamlar etraflıca izah edilmiştir. Ayrıca Kur'an-ı Kerim'den sonra ikinci ana kaynak olan Sünnet'te, ?bereket? kavramının ifade ettiği anlamlar temel hadis kaynaklarına başvurularak ortaya konulmuştur.Üçüncü bölümde ise; ?bereket? kavramının ilgili bulunduğu ?rızık? ve ?ecel? konularına değinilmiş ve bu iki konudaki ?artma-eksilme? problemleri ele alınmıştır.

Nafi Uysal
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an-ı Kerim'de âlem kavramı

Bütün varlık sahalarını içine alan âlem kavramı Kur'an-ı Kerim'de de geçmekle birlikte sahip olduğu anlam alanı çok belirgin değildir. Bu çalışmamızda âlem kelimesinin Kur'an'da kullanıldığı çeşitli anlam alanlarını tespit etmeye çalıştık. Araştırmamız giriş, iki bölümden meydana gelmektedir. Girişte âlem kavramının genel kullanımına değinip konunun önemine dikkat çektik. Birinci bölümde kavramın semantik analizini yapıp Kur'an ayetlerinde kullanıldığı anlamları ilgili ayetler eşliğinde inceledik ve ayetler hakkında müfessirlerin görüşlerine yer verdik. İkinci bölümde ise, diğer ilim dallarındaki kullanımına değindik Neticede şu sonuca ulaştık: Kur'an-ı Kerim'de âlem kelimesi bizim bildiğimiz ve kullandığımız anlamda kâinat, evren, dünya gibi anlamlarda kullanılmaktan ziyade daha özel ve farklı anlamlarda kullanılmıştır.

Nahide Karagöz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Mehmet Akif Ersoy'un dini ve siyasi fikirleri

Yaşadığı dönem göz önüne alındığında belki de İslam Dünyasının en sıkıntılı ve zor dönemlerini yaşadığını söyleyebileceğimiz 19. ve 20. yüzyıla şahit olmuş bir karakterdir Mehmet Akif. Gördüğü eğitim ve kendi çalışmaları göz önüne alındığında kendi döneminin en bilgili ve dini ilimlere vukufiyeti pek fazla olmadığı görülecektir. Bununla birlikte onun bulunduğu konum ve yaptıkları, onu, Cumhuriyet döneminin en tanınmış kişilerinden biri kılmaktadır.Akif'in kalemi ve şiiri sadece İslam için vardır diyebiliriz. Zira o Müslümanların içerisinde bulunduğu duruma kayıtsız kalmamış, bu durum karşısında derin bir üzüntü duyarken aynı zamanda, Müslümanları bu hale getiren etkenler üzerinde kafa yormuştur. Dinin Müslümanlar açısından ne anlama geldiği ve nasıl anlaşıldığı onun zihnini meşgul eden temel husustur. Bu durumu ortaya koyduktan sonra Akif, Müslümanların yaşadığı ve algıladığı din ile gerçekte olması gereken dinin nasıl anlaşılması ve yaşanması gerektiği konusunda bilgiler verir.Bu din sadece vicdanlara hapsedilmiş, dünya ile hiçbir alakası olmayan bir din değildir. Din hem dünya ve hem de ahiret içindir. Dolayısıyla din-dünya kesinlikle bir birinden ayrılamaz. Bunun için din, insanların bu dünyada mutlu bir yaşam sürmelerinin, güzel bir şekilde idare edilmelerinin en temel güvencesi ve şartlarından biri olduğundan doğru bir şekilde anlaşılmalıdır.

Hasan Kaya
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an'da nefis muhasebesi

Nefis kavramılügatlerde ve Kur'an'da oldukça çok kullanılan bir kavramdır. Bu kavram her yerde aynı manada kullanılmamıştır. Bunun için nefs kavramının lügat ve Kur'an'da hangi manalarda kullanıldığına baktık. Bu manaları verirken ayetlerle ve müfessirlerin yorumlarından istifade ederek açıkladık. Aynı zamanda kişinin kimlere karşı kendisini otokontrole tabi tutması gerektiği, nefsin hesaba çekilmesi, kınanması ve nefis muhasebesini Kur'an'da peygamberler nasıl yaptığını ayetlerden örnekler vererek açıkladık. Daha sonra insanın nefis muhasebesinin tasavvufta ki anlayışı üzerinde durduk. Nefsin kötü sıfatları ve nefis mertebelerini ayetlerle izah ettik. Bunu Yaparken mümkün mertebe tasavvufi tefsirlerden yararlanmaya özen gösterdik. Sonuçta nefis muhasebesinin kişinin dünyasını ve ahiretini kazanma noktasında ne kadar önemli olduğuna şahit olduk.

Kur'an-ı KerimNefsÖz denetim+1
Osman Karataş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Hadislerde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesindeki inanç hürriyetinin mukayesesi

Bu çalışma, hadislerdeki inanç hürriyetini Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin ilgili maddesiyle mukayese etmek amacıyla hazırlanmıştır. Bu çerçevede insan hakları kavramının tarihi sürecinden bahsederek konuyla alâkalı kavramları inceleyerek, hak kavramının İslâm dinindeki yeri ve önemini vurgulanacaktır. Yine İslâm literatüründeki maddî ve manevî hürriyetlerin sıralanmasıyla devam eden gelişme bölümünü, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin inanç hürriyeti ile ilgili maddelerinin tespiti takip edecektir. İnanç hürriyetinin Kur'an'da ifade bulduğu âyetlerin sıralanması, hadislerde ve Hz. Peygamber'in uygulamalarındaki inanç hürriyetinin anlatılması, gerekli mukayesenin yapılmasıyla çalışma son bulacaktır.

Avrupa İnsan Hakları SözleşmesiHadisKarşılaştırmalı analiz+3
Öznur Şenbay
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an-ı Kerim'de teshir kavramı

İlahi kelam olarak insanlara gönderilen Kur'an, Peygamberimizden günümüze kadar tefsir edilmiştir. Günümüzde modern tefsir metotlarından biri de semantik metottur. Kur'an'da sehhare kelimesini klasik ve modern tefsirlerden araştırdık. Allah Kur'an'da yerdeki ve gökteki bütün varlıkları insanların emrine verdiğini bildiriyor. Bunun için insan yüce bir varlıktır. Ancak bütün bu nimetlere karşılık insanın Allah'a şükretmesi gerektiği bildirilmektedir. Hadislerde de sehhare kelimesi ?emre amade kılma, boyun eğdirme? olarak geçmektedir. Bunun yanı sıra Kelam ve Felsefe sahasında da teshire değinilmektedir.

HalifelerKur'an-ı KerimTefsir+4
Mustafa Taş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Yusuf suresinden bireysel ve toplumsal mesajlar

Kur'an-ı Kerim'de yer alan surelerden biri de Yusuf suresidir. Yusuf suresi 111 ayetten oluşmaktadır. Yusuf suresi adını 4. ayetten 101. ayete kadar olan bölümde kıssası anlatılan Yusuf Peygamber'den almıştır. Kur'an-ı Kerim'de Yusuf Peygamber'in kıssası ?ahsenu'l- kasas? (en güzel kıssa) olarak adlandırılmıştır. Bunun sebebi ise bu kıssanın ihtiva ettiği ibret ve hikmetler ile bireyleri ve toplumları eğitecek faydalı güzel konuları içermesindendir. Yüce Allah, Kur'an ayetlerinin düşünülmesini, içerdiği hakikatlerden ibret alınmasını ve hayatta da tatbik edilmesini istemektedir. Biz de bundan hareketle bu çalışmamızda Yusuf suresini incelemeye çalıştık. Yusuf suresinden bireysel ve toplumsal olarak almamız gereken mesajları belirttik. Çünkü Kur'an-ı Kerim insanların bireysel ve toplumsal hayatlarında yön verme fonksiyonuna sahiptir. Kişinin ebedi mutluluğa ulaşması, insanlık için bütün saadet ilkelerini içeren Kur'an'ın hikmet dolu prensiplerini uygulaması ve onun gösterdiği yola yönelmesiyle gerçekleşebilir. Bu da Kur'an'ın derinlemesine düşünülmesi ve anlaşılmasıyla mümkündür.

Kur'an-ı KerimSosyal olaylarSure+2
Nesrişah Saylan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kütüb-i Tis'a bağlamında ziynet ile ilgili hadislerin tesbiti ve değerlendirilmesi

Günümüzde hâla tartışmalı olan birçok konu bulunmaktadır. Bu konulardan ziynet ve süs ile ilgili olanlarını ?Kütüb-ü Tis'a Kapsamında Ziynet Hadislerinin Tesbiti ve Değerlendirilmesi? adlı çalışmamızda inceledik. Konumuzun çok geniş olması sebebiyle, konu temel hadis kaynakları olan ?Kütüb-ü Tis'a? çerçevesinde sınırlandırılmıştır. Bu doğrultuda yaptığımız çalışma dört bölümden oluşmaktadır.Birinci Bölümde, kadın ve erkek kıyafetleri, ipek giyinmenin ve altın yüzük kullanmanın erkekler için mekruh oluşu, altın ve ipeğin kadınlara helal oluşu, peruk takma, döğme yaptırma gibi konular incelenerek, bu konulardaki sorunlar açıklığa kavuşturulmuştur.İkinci Bölümde, evlerimizde kullandığımız mutfak eşyalarından, yatak eşyalarından ve perdelerden bahsedilmiş, altın ve gümüş eşya kullanmanın yasak oluşu, insan ve hayvan suretli perde ve yatak eşyalarının kullanılmasının uygun olmadığı belirtilmiştir.Üçüncü Bölümde, savaş eşyalarından, yasaklanan müzik aletlerinden ve camilerde ziynet eşyası olarak kullanılan mihrap ve minberden bahsedilmiştir.Dördüncü Bölümde, Ziraatta, Hayvancılıkta ve Avcılıkta kullanılan ziynet eşyaları ele alınarak incelenmiştir.Çalışmamız Sonuç, Bibliyografya ve Ekler kısmıyla sona ermektedir.Yaptığımız bu çalışmanın Ziynet Eşyaları konusundaki problemlere cevap teşkil edeceğini düşünüyoruz.Anahtar Kelimeler: Ziynet, Süs, Altın, Peygamber.

AltınHadisKütüb-i Tis`a+5
Emine Muz Tanyıldızı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Müslüman kelamında kıyâmet alâmetleri

İnsanın, evrenin başlangıçtaki var oluşunun mahiyetini açıklamak için çaba sarf ettiği gibi, evrenin sonu hakkında ikna edici bilgi üretmek için de çaba harcamıştır. Kelam ilmi açısından evrendeki kurulu düzenin bozulmasına ilişkin görüşler, ahirette diriliş öğretilerinin açıklanması bağlamında yer almaktadır. Geleneksel kelam ilminin amacı dinsel inançların akli ve nakli delillerini ortaya koymak olmakla birlikte, kıyâmet alâmetlerine dair geliştirilen öğretilerin delilleri çoğunlukla nakle dayanmaktadır. Bununla birlikte Kur'ân'da kıyâmet alâmetleri hakkında belirleyici ve açıklayıcı bilgiler mevcut değildir. Bu deliller çoğunlukla hadislere dayanmaktadır. Bu nakli delillerin kaynak yönünden doğruluğunun ve anlam yönünden tutarlılığının belirlenmesi, çalışmamızın odak noktasını oluşturacaktır. Buna ilave olarak bu hadisleri ortaya çıkaran psiko-sosyal yapıya işaret edilecek ve bu inançların sosyal temelleri belirlenmeye çalışılacaktır. Gelenek hakkındaki bu incelemeden sonra, Kur'ân'ın evrendeki kurulu düzenin bozulmasına ilişkin anlatımlar incelenecek ve Kur'ân'ın bu konudaki öğretisi açıklanacaktır.Anahtar Kelimeler: Kıyâmet, Alâmet, Kur'ân, Kelam

Kur'an-ı KerimKıyametİslamiyet
Sümeyra Özkan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Alevî-Bektaşî kültüründe Kur'ân-ı Kerim anlayışı

Alevî-Bektaşîlik günümüz Türkiye'sinde üzerinde en çok konuşulan ve tartışılan meselelerden biridir. Üzerinde bu kadar çok tartışma yapılmasına ve toplumun gündeminden düşmemesine rağmen, bu sosyo-kültürel yapının net ve herkesçe kabul edilen bir tanımından bahsetmek mümkün değildir. Günümüz Türkiye'sinde söz konusu yapılanmayı İslam özü, İslam'ın gerçek yorumu, Anadolu Müslümanlığı diye tarif edenlerin yanında, ayrı bir din, İslam dışı kültürel bir yapı ve dinsizlik diye tarif edenler de bulunmaktadır. Üzerinde bu kadar çok fikir ayrılığı bulunan bir geleneğin Kur'an'a bakış açısını objektif ve kaynaklar çerçevesinde ortaya koymak ise kanaatimizce oldukça önemlidir.Biz de bu çalışmamızda Alevî-Bektaşî kültüründe Kur'an'ın yerini, nüzulü ve korunmuşluğu hakkındaki görüşleri, Kur'an sevgisini bu kültürün kaynakları çerçevesinde belirlemeye gayret ettik. Ayetlerin kaynaklarda yer alan yorum ve tefsirlerini klasik tefsir kaynaklarındaki bilgilerle karşılaştırarak mevcut benzerlik ve farklılıkları ortaya koymaya çalıştık. Kur'an-ı Kerim'in geleneğin inanç, ibadet ve ahlak yapısına, adap ve erkân anlayışına etkisini tespit etmeye çalıştık.Anahtar Kelimeler: Alevî, Bektaşî, Kur'an-ı Kerim, Tefsir.

AlevilerBektaşilerBektaşilik+5
Hatice Ergün
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Peygamber'in yönetim anlayışı bağlamında siyaset ahlakı

İnsanlık tarihine baktığımızda devlet ve siyaset vazgeçilmez bir müessese olarak karşımıza çıkmaktadır. Kur'an'ı Kerim'de ve sünnette bir devletin gerekliliği ile ilgili birçok na'sla karşılaşırız.Hz. Peygamber İslam ile tanıştıktan sonra, genelde kabileciliğin hâkim olduğu Arap Yarımadasında siyasi anlamda hızlı bir teşkilatlanmaya gitmiştir. Onun siyasi liderliğinde toplum yeni bir yapılanmaya adım adım yaklaşmaktadır. Akabe biatleri, müminleri birbirleri ile kardeşleştirme ve Medine Anayasası bu teşkilatlanmanın ilk adımlarıdır.İslam Devleti'nin esasları kuvvetin kanunda toplanması, müşavere, liyakat, sosyal dayanışmayı sağlayan müesseseler ve yargının bağımsız olmasıdır. İlk İslam devletindeki müesseseler ise; biat, askeriye, maliye, yargı, devlet başkanı, eğitim-öğretim, tayin, önceden kabul ve divanlardır.Devlet başkanında aranması gereken ahlaki özellikler, zalim olmaması, biate sadakat göstermesi ve halkı emanet bilmesidir. Halkı emanet bilmesinden maksat; adalet dağıtımı, eğitim ve ticari faaliyetlerde eşit davranması; yaşama hakkını temin ve aile hakkına riayet etmesi, fikir ve inanç hürriyetini sağlaması, devletin mali gelirlerini eşit toplaması ve devlet bütçesini israf etmemesi, görevlendirmelerde liyakate önem vermesi ve mülkiyet hakkını korumasıdır. Devletler ve topluluklar arası ilişkiler bakımından, antlaşmalar yapmak, antlaşmalara sadakat göstermek, diğer devlet veya topluluklara karşı vatandaşını savunmak ve himaye etmek, harp ahlakına uymaktır.Anahtar Kelimeler: Hz. Peygamber, siyaset ahlakı, yönetim

Hz. MuhammedKamu yönetimiPeygamberler+3
Ayşe Gül Demirli
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an'da "hubb" (sevgi) kavramı

Bu çalışmamızda ? hubb ? kavramının etimolojik tahlili yapılacaktır. ? Hubb? kavramının lügavi anlamları araştırılacak, Kur'an'da ?hubb? kökünden türeyen kelimelerin geçtiği ayetler tespit edilecek ve ayet içerisinde kazandığı anlamlar belirtilecektir. ?Hubb? kavramının eş ve zıt anlamları, ayetler ışığında açıklanacaktır. Ayrıca söz konusu kavram, sosyolojik ve psikolojik açıdan incelenecektir.Huzurlu bir toplumun temel yapı taşlarından bir tanesi de birbirine karşı sevgiyle muamele etmektir. İnsani ilişkilerin belli bir düzen içinde sürdürülebilmesi için hukuk kurallarının yanında sevginin de bulunması gerektiği bir gerçektir. En küçük toplum olan aileden başlamak üzere bütün toplumlara varıncaya kadar, huzur, güven ve dayanışmanın sağlanmasında sevginin rolü çok büyüktür.Bir duygu olarak değerlendirilen, dışa akseden belirtileriyle açıklanabilen sevgi konusu, Kur'an açısından incelenmeye çalışılacaktır.Kur'an'ın gayesi, sevgi ve şefkate dayanan insan eğitimi vermek ve bu eğitim yoluyla insanı kendi aslına, Yaratanına, gerçek mahbubuna yöneltmektir.Anahtar Kelimeler: Kur'an, muhabbet, semantik analiz, Allah, insan, sevgi.

Kur'an-ı KerimMuhabbetSevgi+2
Emine Arslan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Peygamber'in hadislerinde çevre bilinci

Kur'an'ın en büyük tefsiri sayılan Hz. Peygamberin fiilleri, takrirleri ve sözleri Çevre bilinci konusu etrafında araştırılmıştır. Bu bağlamda Hz. Peygamberin Hadislerinde çevre bilinci adıyla hazırlanan bu çalışma ortaya çıkmıştır. Araştırmamızın önemi Kuran'da yer alan çevre elemanları olarak tespit ettiğimiz, hayvanlar, hava, su, güneş, ağaç, dağ, ay? Vb, çevre unsurlarının Hz. Peygamberin kendi hayatında konumlandırdığı yere ve konuma dikkat çekildi. Çalışmamızda, İnsanın yeryüzünü şekillendiren en büyük çevre faktörü olduğu gerçeğine işaret edilirken, insanoğlunun maddi ve manevi normlarla kontrol altına alınmadığında çevreye vereceği tahribatın ne kadar büyük olacağına değinildi. Bunun yanında Hz. Peygamberin çevre konusunda yapmış olduğu emir, nehiy ve tavsiyelerinin İslam coğrafyasına yansımasını tespite yönelik tarihi bilgileri de zikrettik. Hadislerin içerisinde yer alan çevre bilinci konusu evrensel bir konu olması sebebiyle dünyamızda yaşayan herkesin gündeminde yer alan bir mevzudur. Biz de bu çalışmada İslam'ın çevreye karşı bakışını, Hz. Peygamberin fiili ve kavli sünnetlerinden yola çıkarak ortaya koymaya çalıştık. Bu hadislerin günümüz de nasıl anlaşılması gerektiğine dair çağdaş makale ve veriler ışığında güncel ve geniş yorumlar yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Çevre, Çevre Hadisleri, Hz. Peygamber ve Çevre, Din ve Çevre

HadisHz. MuhammedKur'an-ı Kerim+3
Abdullah Oğuz Seki
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İslam fıkhına göre moda

Moda, ev dekorasyonundan mobilyaya, mutfak kültüründen giyim kuşama, kısaca iğneden ipliğe kadar birçok şeyde ortaya çıkan geçici değişiklikler, yenilikler olarak ifade edilir.Modanın, Fransız İhtilali'nin ortaya çıkardığı eşitlik ve hürriyet akımlarının bir sonucu olarak ve Sanayi İnkilabı'nın beraberinde getirdiği seri üretime geçen kumaş fabrikaları sayesinde saray çevresinden halka doğru geniş bir alana yayıldığını görüyoruz.Modayı meydana getiren sebepler zincirine baktığımızda insanın fıtratında olan süslenme ve değişiklik ihtiyacı, yenilik arayışı, beğenilme duygusu v.b. güdüler etkili olabildiği gibi, anlık ve tesadüfi unsurların da etkili olduğuna şahit oluyoruz.Modanın en önemli özelliği değişimdir. Zira moda bu sayede üretim üstüne üretim yapmakta, gücüne güç katıp ayakta kalmakta, pek çok insanı ve özellikle de kadınları israf kültürüne alıştırmaktadır.Modanın önemi belki de insanda var olan yenilik arayışından kaynaklanmaktadır. Bu noktada moda insanın ihtiyaç duyabileceği, araba, kozmetik sanayi, mobilya, kılık kıyafet, v.s. tüm sahada geçici yenilikler manzumesidir. Moda ekonomik yönden çok büyük bir güç ve aynı zamanda çok büyük bir ticari sektördür.Bugün moda denilince insanın ister istemez aklına giyim kuşamdaki geçici değişiklikler manzumesi gelmektedir. Zira moda en çok bu sahada söz sahibidir.Canlılar içinde giyinme ihtiyacı duyan tek canlı insandır. Tarihin her döneminde insanlar iklimsel, utanma duygusu, süslenme ve değişiklik ihtiyacı gibi dini ve örfi yanı bulunan gerekçelerle örtünmüşlerdir.Giyim birçok disiplinle de ilişki içinde olup her bir disiplin kendi ilmi penceresinden meseleye bakmaktadır.Giysi kimlik, kültür, taklit ve sosyal statü gibi sahalarla işbirliği içindedir. Bizce bunlardan en önemlisi ve tehlikelisi, taklitle olan ilişkisidir. Zira taklit kişiyi bir başkasının medeniyetini, inancını benimseme ve kendi inancını test etme noktasına kadar götürmektedir.İslam fıkhı, her şeyden önce iyi ve kötünün sınıflandırılmasında bir değer hükmüne sahiptir. Dolayısıyla İslam, bir yeniliği, kendi kaynaklarına aykırı olmadığı sürece kabul eder. Detaylar hususunda da mahalli örf ve adetleri her zaman göz önünde bulundurmuştur. Bu açıdan bakıldığında tez konumuz, özellikle kadının giyim kuşamı hususunda da bir takım kriterleri tesbit etmiştir:El ve yüzün dışında vücudun tamamının kapanması, süsün çevreye aksetmemesi, elbisenin dar ve tene yapışık olmaması, elbisenin erkek elbisesine benzememesi, elbisede başka medeniyetlerin taklid edilmemesi, şöhret ve kibir elbisesi olmaması, elbisenin temiz ve sade olması, elbisede israfa gidilmemesi?Medeniyetleri, inançları birbirinden ayıran kırmızı çizgiler vardır. Din, dil, tarih, coğrafya, örf, gelenek, görenek v.s. bunlardandır. Giyim kuşamı da bu sınıflandırmanın içine sokabiliriz. Çünkü giyim medeniyetten ve inançtan izler taşır.İslam fıkhı, Kur'an, Sünnet ve ondört asırlık zengin kültürü ve birikimiyle insanın her türlü ihtiyacına cevap verecek ve üretebilecek bir potansiyele sahiptir. Bu açıdan bakıldığında kendi tarihi, dini, örfi köklerine uygun bir giyim kuşam modasını yine kendi içinde neşvünema bulan modalist ve stilistlerle pekala ortaya koyabilir.Anahtar Kelimeler: Din, insan, moda, giyim, kültür, gelenek.

GeleneklerGiyimKültür+3
Harun Doğan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Alevî-Bektaşî kaynaklarında yer alan fıkhî bilgiler

Alevî-Bektaşîlik, üzerinde çeşitli spekülasyonlar yapılan, ideolojik ve siyasî tartışmaların odağında yer alan bir konudur. Toplumun gündemini bu kadar çok meşgul eden bir düşünce yapısının temel kaynaklarında yer alan ve İslam Hukukuyla ilgili bilgileri, objektif şekilde ve yorumlamalardan kaçınarak ortaya koymak oldukça önemli ve gereklidir. Bu çalışma da, Alevî-Bektaşî geleneğinin temel kaynaklarında yer alan fıkhî bilgi ve görüşleri ilmî bir usulle bir arada toplama amacıyla gerçekleştirilmiştir.Alevî-Bektaşîliğin kaynakları fıkhî açıdan incelendiğinde, bu geleneğin ileri gelenleri ve mensuplarının Ehl-i Sünnet-Hanefî mezhebini benimsedikleri görülmektedir. İbadetlerini bu mezhebin görüşlerine göre eda ettikleri ve muamelat ile ilgili meselelerde de yine bu mezhebe göre hareket ettikleri sonucu ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla İmamiyye mezhebi ile ilgili görüşler, Hacı Bektaş-ı Veli'nin yaşadığı dönem, Bektaşî tarikatının kurulma aşaması ve bu tarikatın ilk dönemleri itibariyle Alevî-Bektaşî geleneği içerisinde mevcut değildir. Binaenaleyh İmamiyye ile ilgili görüşlerin sonraki dönemler itibariyle bu geleneğe girmiş olduğu ve bu mezhebe aidiyet ile ilgili söz konusu söylemlerin sadece sözde kalan ve uygulama alanı bulmayan söylemler olduğu anlaşılmaktadır.

AlevilikBektaşilikİslam Hukuku+1
Mustafa Ergün
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İslam hukuk felsefesi açısından haberin sıdkı ve kizbi problemi ve furu'a yansımaları

Temel İslam Bilimleri'nin ve özellikle İslam Hukuku'nun temel kaynaklarından olan Kitap ve Sünnet'in rivayet yoluyla bize ulaşmış olması, bu ilimlerin ?haber? konusuna özel olarak eğilmesine ve bu ilimlere özgü bir ?haber felsefesi?nin inşa edilmesine neden olmuştur. İçtihat kapısının kapandığı iddia edilen dönemlere kadarki süreç içerisinde İslam Hukuku'nun nasıl bir dinamizm kazandığının tespit edilmesi, büyük ölçüde fukahanın ortaya koymuş olduğu haber anlayışının incelenmesine bağlıdır.Bu çalışmada; İslamî ilimler açısından genelde haberlerin, özelde haber-i vahidlerin bilgi değeri ile uygulama değeri, kabulüne etki eden unsurlar, hangi şartlarda ve hangi koşullarda delil kabul edildiği; kölenin, kafirin, fasığın, âdilin, meçhul ravinin, sabinin ve heva sahibi olan bir kişinin verdiği haberlerin İslam Hukuku'ndaki değeri ve sonuçları anlatılmaya çalışılmıştır.

DoğrulukHaberlerHadis+7
Esra Gülengül
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İslam Hukukunda eşitliği bozan faktörler

Esitlik kavramına farklı bir bakıs açısıyla yaklasan slam hukuku, bu kavramınaltını kendine özgü ifadelerle doldurmustur. Esitlikten ziyade adalet prensibi üzerindeduran bu yaklasım, temel haklarda bütün insanları esit görürken, farklı yetenek vekabiliyetlerden kaynaklanan farklılasmayı da göz ardı etmemistir. Bu baglamda temelgaye hak edene hakkını teslimdir.Bazen bu hakkın tesliminde esitligi bozan unsurlar ortaya çıkmaktadır. Bunlar,cinsiyet, akıl, bilgi, sıhhat veya din ayrılıgı gibi faktörlerden kaynaklanabilir. Ortayaçıkan bu engellerde esitligi bozmak bir esitsizlik olabilir. Ancak her esitsizlikadaletsizlik degildir.Anahtar kelimeler: Esitlik, hak, adalet, ehliyet, slam hukuku, esitsizlik.

AdaletEhliyetEşitlik+3
Ayşe Meydanoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İslam hukuk usûlünde emir ve nehiy sîğalarının zıtlarına delaleti

İslâm fıkhının temel kaynaklarını teşkil eden Kitap ve Sünnetin, bize bir dil yoluyla ulaşmış olması sebebiyle, lafzî istinbat metotları, fıkıh usulünde ayrıntılı olarak ele alınmış ve dilbilimi ilgilendiren birçok mesele fıkıh usulünün mevzusu haline gelmiştir. Fıkıh usulü eserlerinin bir kısmında ?el-Mebadiü'l-luğaviyye/ Lüğavi prensipler? başlığı altında ele alınan mevzulardan birisi de ?emir ve nehiy?dir. Dinî hükümlerin özünü teşkil ettiği ve Şâri'in maksadının anlaşılabilmesi büyük ölçüde emir ve nehiylerin delâlet ettiği anlamın kesinlik derecesinin bilinmesine bağlı olduğu için emir ve nehiy bahsi İslâm hukuk usûlünde önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle, emir ve nehiyle alakalı birçok tartışma usûl âlimleri tarafından enine boyuna işlenmiş ve tezimizin konusunu oluşturan ?emir ve nehyin zıtlarına delâleti? meselesi de bu tartışmaların arasında yerini almıştır.Bir yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışma bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, emir ve nehiy hakkında genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise, emir ve nehiy sîğalarının zıtlarına delâleti incelenmiştir. Bu bağlamda İslâm hukuk usulünde ?zıt? kavramına yüklenenen anlam ele alınmış; ayrıca mantık ve usûl-ü fıkh disiplinlerine göre delâlet kavramı hakkında genel bilgiler verilmiştir. Emir ve nehyin zıtlarına delâletiyle alakalı belli başlı usûli tartışmalar gerekçeleriyle birlikte tahlil edilmiş; problemin kelâmi ve lüğavi arkaplanları incelenmiş; emir ve nehyin zıtlarında gerektirdiği hükümlerle alakalı ihtilaflar ele alınmıştır. Bu bölümün sonunda, mevzunun mefhûmu'l-muhâlefe ile olan bağı mukayeseli olarak tahlil edilmeye çalışılmıştır.

EmirEmir ve nehiylerHukuk+8
Zuhal Dağ
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an'a göre peygamberlere itaraz sebepleri

Allah insanı yarattığı andan itibaren onlara doğru gösterecek, ibadetlerini öğretecek peygamberler yollamıştır. Allah bu peygamberleri pek çok ortak sıfat ile de vasıflandırmıştır. Peygamberlerin görevleri sadece Allah'tan aldıkları vahiyleri insanlara bildirmek ve onlara güzel örnek olmaktır. Bu uğurda peygamberler pek çok sıkıntıya katlanmışlardır.Allah'ın gönderdiği bu peygamberlere inananlar olduğu gibi inanmayanlar da olmuştur. İnanmayan bu insanlar peygamberlere itiraz etmişlerdir. İtiraz sebepleri her çağda aynı olmakla beraber kavimlerin kendi özel durumlarına göre farklılık göstermiştir. Mesela her kavim peygamberlerini akılsızlıkla delilikle suçlamışlardır. Yine kendilerine gelen peygamberleri beğenmemiş peygamber olarak insan değil de insanüstü bir varlık beklemişlerdir. Bunun yanında Nuh peygamberin kavmi putlara tapmaktan kurtulamamış, Ad kavmi itibarlarına ve güçlerine çok güvenmiş, Semud kavmi hadlerini aşmış, Lut kavmi sapıklıkta çok ileri gitmiş, Medyen ve Eyke halkları ölçü ve tartıda haksızlık yapmışlar, Musa peygamberin kavmi de nankörlükleriyle hadlerini aşmışlar ve ilahi cezaya çarptırılmışlardır.Anahtar Kelimeler: Allah, Peygamber, Ku'ran, Kavim, İtiraz, Sebepler

Kur'an-ı KerimPeygamberlerİslamiyet+1
Seda Şen
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an-ı Kerim'e göre kalbin nitelikleri

Yüce Allah insanı birçok yönden diğer varlıklardan üstün yaratmıştır. İnsanın üstün vasıflarından birisi de düşünen ve duygulanan bir kalbe sahip olmasıdır. Bundan dolayı da insan, yaptıklarından sorumlu tutulmuştur. Yüce Allah üstün vasıflarla yarattığı insanın kendisine iman etmesini emretmekte, imanın yerinin kalp olduğunu belirtmekle de kalbi yüceltmektedir. Çünkü kalp insanın bütün iyi ve kötü eylemlerinin yeridir.Biz de çalışmamızda klasik ve modern tefsirlerden yararlanarak bu değerli varlığın niteliklerini ortaya koymaya çalıştık. Kalbe nisbet edilen nitelikleri olumlu ve olumsuz nitelikler olmak üzere ikiye ayırarak inceledikAnahtar Kelimeler: Kalp, insan, iman, küfür, yumuşak kalp, katı kalp

KalpKur'an-ı Kerimİslamiyet
Ahmet Karadağ
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İslam hukukunda hakların Allah hakkı ve kul hakkı olarak ayrılması ve bu ayrımın muamelata yansımaları

Kişinin lehine olan haklarını ve aleyhine olan sorumluluklarını bilmesi anlamına gelen İslam Hukuku açısından ?hak? kavramı, hukukun en temel kavramlarından biridir. İslam hukuk usulünde hak kavramı, şeri hükümler konusu incelenirken ele alınır. Hak kavramı ile ilgili en temel ayrım, Allah ve kul hakkı şeklindeki ayrımdır. Kul hakları, kulların yetki ve menfaatlerini ifadelendirirken, Allah hakları daha çok kulların yükümlülüklerini ifade eder. Bundan dolayı Allah hakları, kamu menfaati ve düzeniyle ilgli hükümleri; kul hakları ise daha çok fertlerin şahsî ve medenî ilişkilerini kapsar. Nitekim Hz Peygamber (sav) ?Allah'ın kullar üzerindeki hakkı, onların Allah'a ibadet etmeleri ve ona şirk koşmamalarıdır. Kulların da Allah üzerindeki hakkı, Allah'ın ona şirk koşmayan kuluna azab etmemesidir.? buyurmaktadır.Allah hakları, İslam hukukunda pozitif hukuka oranla daha geniş olup ibadetleri de içermketedir. Çünkü bunların icra edilmesiyle bir yandan Allh'a karşı görevler yerine getirilirken bir yandan da vicdanlar disiplin altına alınmaktadır. Ve bu disiplin ile kamunun zararına olan ve düzenini bozan şeylerden kullar alıkonulmaktadır. ?Şüphesiz ki namaz insanı kötü şeylerden alıkoymaktadır?? ayeti de buna işaret etmektedir.Hak kavramının analiz edilmesi, özel hukukun esasını oluşturan medeni hukukun omurgasının da ortaya çıkmasını temin edecektir. Bu düşüncelerle konu tespitinde bulunup hazırlamaya çalıştığımız araştırmamızda genelde hak kavramı, özelde Allah hakkı-kul hakkı kavramlarını örnekleriyle anlatmaya çalıştık.

AllahHakMuamelat+3
Seda Zorbozan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İslam Hukukunda keffaret cezaları

Ceza, Yüce Allah'ın, mükellef insanlara, emre muhalefetin karşılığı olarak vermiş olduğu bir yükümlülüktür. Keffaret cezaları da bu yükümlülüklerden biridir. Ancak keffaretlerin diğer cezalardan farklı bir yanı bulunmaktadır; nitekim ceza olmak üzere konmuş olsa da keffaretler, ifa edilişi bakımından bir ibadettir. İbadet ve ceza boyutu olan bu yükümlülük, araştırma konumuzu teşkil etmekte ve tezimizde her iki yönüyle incelenmektedir. Konuyu ağırlıklı olarak İslam ceza hukuku bakımından incelediğimizden, keffaretlerin daha ziyade ceza boyutu üzerinde durulmuştur.Kur'an ve Sünnette dayanakları bulunan keffaret cezalarının, genel olarak altı çeşidi vardır. Bu çalışmada kefaret cezaları daha ziyade Hanefi içtihatları ışığında incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Keffaret, suç, ceza, mükellef.

Kefaretİslam Hukuku
Mümine Arslan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Alman oryantalistlerin Kur'an ve tefsir çalışmaları (Rudi Paret örneği)

Batılı zihnin doğuyu anlama ve tanımlama çabası olarak da ifade edilebilen oryantalizm, bilimsel karakter kazandığı Aydınlanma döneminden günümüze kadar yüzlerce ilim adamıyla çalışmalarına devam ekmektedir. XIX. yüzyılda oryantalist araştırmacılığın öncülüğünü üstlenen Almanya'da, Kur'an araştırmaları alanında kaleme alınan çalışmalar, çağdaş oryantalistlerin temel başvuru kaynakları arasındadır. Alman oryantalizminin Kur'an araştırmaları alanında yetiştirdiği en önemli temsilcilerinden biri hiç şüphesiz Rudi Paret'tir.R. Paret, kendisinden önceki oryantalistler gibi İslam'ın Peygamberi ve kutsal kitabını eleştirmekle beraber, onların aksine İslami değerlere hakaret etme ve onları karalama yoluna gitmemiştir. Paret'in, diğer oryantalistlerden bir diğer farkı da Kur'an metninin tartışma konusu yapılmayacak derecede otantik olduğunu ve Hz. Muhammed' in (s) üstlendiği peygamberlik vazifesini hakkıyla icra ettiğini savunmasıdır.Kur'an metninin anlaşılmasını problem alanı olarak belirleyen Paret, sure ve ayet tertibinin yol açtığı bozuk kompozisyonun Kur'an'ı anlamayı zorlaştırdığına işaret etmiştir. Kur'an metninin tercümesi ve daha iyi anlaşılması için kendisinin belirlediği ?Paralel Pasaj? ve ?Tarihsel Kritik? yöntemleriyle ?Kur'an Tercümesi? ve ?Kur'an Yorumu ve Fihrist? adlı çalışmaları ortaya koymuştur.Anahtar Kelimeler: Rudi Paret, Oryantalizm, Kur'an, Alman Oryantalistler.

AlmanlarKur'an-ı KerimOryantalist+3
Hüseyin Polat
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Değişen şartlar bağlamında namaz ve oruç ibadetine etkisi bakımından yolculuk

İnsanoğlunun dini emir ve yasaklara muhatap olması, takatinin üstünde bir yük ile mükellef tutulması demek olmayıp bilakis kişilerin takat ve görev ifa edebilirliği ile eş orantılı bir niteliği haizdir. Dini mükellefiyet şartlarını haiz olmayanların sorumlu tutulmamaları, bu şartları sonradan kaybedenlerin mükellefiyetten muafiyetleri, zor şartlar altında olup dini yükümlülüğü tam olarak ifa etmek hususunda zorlanacak kimseler lehine ekstra bir takım kolaylıkların ruhsat olarak tanınmış olması da bunun kanıtıdır. Biz bu çalışmamızda, normal şartlar altında insan ile yaratıcı arasında olması gereken taabbudî ilişkinin, yolculuk gibi anormal şartlar altında yapılabilir seviyeye indirgenmiş olması ile ilgili tezahürlerini ve bunların günümüz şartlarında da geçerliliğini ispat ve izah etmeye çalıştık.Anahtar kelimeler: Din, Yükümlülük, Yolculuk, Ruhsat

NamazOruçYolculuk+1
İsmet Kalkan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Mevdûdî'nin din ve siyaset anlayışı

Mevdûdî XX. asırda yaşamış çağdaş İslam akımlarının en önde gelen düşünürlerinden birisidir. Mevdûdî'nin yaşadığı dönemde Hint- Alt kıtası farklı dini ve siyasi düşüncelerin yapılandığı ekolleri içerisinde bulunduran bir yapı arz etmektedir. Biz bu çalışmamızda Mevdûdî'nin din ve siyaset anlayışını ortaya koyarken içinde bulunduğu ortamın dini, siyasi sosyal ve kültürel farklılıklarını da göz önüne alarak hareket etmeye çalıştık.Çalışmamızda Mevdûdî'nin din ve siyaset anlayışını ortaya koyabilmek için öncelikle onun din ve dine ait kavramları nasıl yorumladığını incelemeye çalıştık. Onun dinde geçen; İlah, Rab, İbadet, İman, Tevhit, Kur'an, Nübüvvet ve Vahiy kavramalarında din düşüncesini ortaya koymaya çalıştık. Yine bu bölümde onun tasavvuf anlayışı ve mezheplere bakışını inceledik.Mevdûdî'nin siyaset anlayışında ise öncelikle din ve siyaset anlayışını ortaya koymaya çalıştık. Daha sonra ise düşünce yapısını oluşturan İslami devlet, halifelik ve ideolojisinin ürünü olan Cemaat- İslami hakkında düşüncelerini inceledik. Ayrıca bu bölümde onun Batı medeniyeti ve kültürü hakkındaki düşüncelerine ve Mevdûdî'nin İslam dünyasına etkilerini ele alarak çalışmamızı tamamladık.Anahtar Kelimeler: Din, Siyaset, İslami devlet, Allah'ın halifesi, Cemaat-i İslami.

Din anlayışıDin-devlet ilişkileriMevdudi+4
Gülşen Şahin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an'da tuhr kavramı

Her şeyin özü olan temizliği ifade eden ?tuhr? kavramı, sözlükte; temiz ve arı olmak, kadının adeti kesilmek, bir şeyi arıtmak, temizlemek, dezenfekte etmek, temizlenmek, yıkanmak, günahlardan, çirkinliklerden ve yerilen tüm hal ve hareketlerden sakınmak, tövbe vs. malî ve bedenî ibadetlerle nefsi günahlardan temizlemektir.Fıkıhta temizlik, ibadet etmeye engel durumların kalkması veya giderilmesi diye tanımlanırken; itikatta temizlik, kişinin inancını her türlü şirk, küfür, riya gibi imana munakız durumlardan arındırmasıdır. Ahlakta temizlik ise, kişinin kalbini ve niyetini masivadan temizleyip, ihlasa bürünüp ahlakını güzelleştirmesidir.?Tuhr? kavramının Kur'an'daki kullanımları, maddî, manevî ve hükmî temizlik türlerinin hepsini kapsamaktadır. Maddî temizlik, beden ve elbisenin, mekânın, havanın ve suyun her türlü maddî kirlilikten temizlenmesidir. Manevî temizlik, itikadın, kalbin, niyetin ve ahlakın her türlü şirk ve günah kirlerinden arındırılmasıdır. Hükmî temizlik ise, namaz ve tavaf gibi ibadetlerde istenen abdest ve gusül temizliğidir.Kur'an'ın bizden istediği, her yönüyle temizliği kuşanıp temiz birey, temiz toplum, temiz çevre olgusunu hayata geçirmek ve selim fıtratı muhafaza etmektir.Anahtar Kelimeler: Tuhr, temizlik, maddî, manevî, hükmî, psikolojik.

Kur'an-ı KerimTemizlikTuhr+1
Ahmet Bulut
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Alevilikte Tanrı anlayışı

Bir yaratıcıya yani Tanrı' ya inanma olgusu, insanın fıtratının bir gereği olarak, tarihsel süreçte hep var olmuştur. İnsan, aşkın bir varlığa inanırken onunla kurduğu diyalogda beşeri hayatın dilini kullanmış hatta Tanrı kendini insanlara elçiler aracılığıyla açarken O da beşeri hayatın dilini yani doğal dilini kullanmıştır. Bu dil yaratıcı ile olan diyalogunu daha sağlam zemine oturtturmak için zamanla çeşitli dil tekniklerini geliştirmiştir. Allah'ın sıfatları konusu da bu dil tekniklerinden biridir.Bu çalışmamızda, Allah'ın sıfatlarına değinerek Alevilikteki Tanrı anlayışı ile ilgili bilgi ve görüşleri ilmi bir usulle bir araya toplamaya çalıştık. Aleviliğin günümüzde ideolojik ve siyasal bir alanda çeşitli spekülasyonlar ile çarpıtılmaya çalışıldığı görülmektedir. Aleviliğin kendi inanç yapısının örmüş olduğu Tanrı inancını, yine Aleviliğin kendi kaynaklarında yer alan Tanrı anlayışı ile ilgili bilgilere dayanarak, objektif bir şekilde ve yorumlamalardan kaçarak ortaya koymak büyük önem arz etmektedir.Alevi kaynakları ve önde gelen temsilcilerinin görüşleri kelami açıdan incelendiğinde, Aleviliği tamamen bir Tanrı inancı etrafında şekillendiğini görüyoruz. Bu Tanrı anlayışı yine Aleviliğin kendini var ettiği İslam dini temelindeki tevhit inancıyla yoğun bir şekilde kendi içyapısını oluşturduğu görülmektedir. Bu İslam tevhit anlayışını da tasavvufi bir üslupta icra ettikleri görülmektedir. Dolayısı ile ateist ve materyalist yaklaşımlar tutarsız bir iddia olup; herhangi bir temele dayanmamaktadır. Bu görüşler daha çok, son senelerde ortaya çıkan ideolojik kaygılardan öteye geçememektedir.Anahtar Kelimeler: Tanrı, Kelam, Tevhit, Alevi, İnsan, Tasavvuf.

AlevilerAlevilikKelam+3
Kadir Bulut
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Dürer kitabı çerçevesinde Molla Hüsrev'in fıkhi görüşleri

Molla Hüsrev, klasik dönem Osmanlı hukukunda önemli yeri olan şahsiyetlerden biridir. Devletin düşünsel temellerinin atıldığı bir dönemde yaşamış olan Molla Hüsrev, Hanefi Sünni geleneğinin yerleşmesinde de önemli etkileri olmuştur. İslam hukukuna dair kaleme aldığı kısaca Dürer ve Gürer olarak bilinen eserleri, Osmanlı hukukunda pratik ve teorik açıdan büyük değer taşımaktadır. Uzun yıllar Osmanlı yargı kurumlarında kadıların başvurduğu kanun metni olma özelliği taşıyan bu eserler, aynı zamanda uzun yıllar boyunca medreselerde de okutulmuştur. Molla Hüsrev'in Dürer kitabı çerçevesinde fıkhi görüşlerini incelediğimiz bu çalışma, bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Molla Hüsrev'in hayatı, eserleri ve Dürer adlı kitabı hakkında bilgilere yer verilmiştir. Birinci bölümde, Molla Hüsrev'in tercih ettiği görüşlerine kaynaklarıyla birlikte ulaşılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise tenkit ettiği görüşlere yine kaynaklarıyla birlikte yer verilmiştir. Molla Hüsrev, Osmanlı Devleti'nde önemli görevler almış ve tecrübeleri sonucunda Dürer adlı fıkıh kitabını meydana getirmiştir. Çalışmamızda Müellifin eserdeki referansları göz önünde bulundurulmuş ve görüşleri, objektif bir biçimde ortaya konmaya çalışılmıştır.Anahtar Sözcükler1.Molla Hüsrev2.Dürer3.Gürer4.Osmanlı Hukuku5.Hanefi-Sünni

Abdurrahim Ayğan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Muhammed b. Ahmed el-İskenderânî'nin Keşfü'l-Esrâr adlı eserinin tefsir ilmi açısından tahlili

Kuşkusuz, Kur'ân'ın insan için amaçladığı hedeflerden en önemlisi, kendisinin okunup, anlaşılması ve gereğine göre yaşanmasıdır. Kur'ân, akleden ve düşünebilen tüm insanlardan söz konusu bu hedefi gerçekleştirmeyi istemektedir. Bu hedefi gerçekleştirebilme adına, Kur'ân'ın anlaşılmasına yönelik her devirde fıkhî, kelâmî, mezhebî, ilhadî ve içtimaî yönden tefsir alanında bir takım yönelişler olmuştur. Bu yönelişlerden biri de ?ilmî tefsir? hareketidir.Dirâyet tefsiri içerisinde değerlendirilen ilmî tefsir hareketi, tarihi süreç içerisinde bazı aşamalar kaydederek XX. yüzyılda müstakil bir tefsir ekolü haline gelmiştir.Tefsir ilmi çerçevesinde tahlilini yaptığımız İskenderânî'nin Keşfü'l-Esrâr adlı eseri bir ilmî tefsir hüviyetine sahip olmakla birlikte İslâm âleminde Suyûtî'den (ö. 911/1505) sonra durgunlaşan ilmî tefsir hareketine yeniden canlılık getiren bir eser olmuştur. Bu açıdan ?Keşfü'l-Esrâr?, bilimsel tefsirin oluşmasında büyük önem arz etmektedir.Anahtar Kelimeler:1.İlmî tefsir2.Astronomi3.Jeoloji4.Tıp5.Botanik

Tefsir
İsrafil Karadeniz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Molla Hüsrev'in 'Vela' hakkındaki görüşleri ve bu konuda Osmanlı alimleri arasında yapılan tartışmalar (Vela risaleleri çerçevesinde)

Çalışmamız, İslam Miras Hukukunda miras sebepleri arasında sayılan vela kavramının incelenmesini ve bu konuda Osmanlı âlimleri tarafından kaleme alınan vela risalelerinin değerlendirilmesini kapsamaktadır. Ayrıca Osmanlı Devletinin yükseliş dönemi şeyhülislamları ve âlimleri arasında yaşanmış mezhep içi tartışmaları yansıtması bakımından da önemlidir.Vela kavramı, İslam Hukukunun Miras (Feraiz) Hukuku alt başlığında değerlendirilmiştir. Hükmi yakınlık olarak ifade edilen vela kavramının temeli kölelik müessesesine dayanmaktadır. İslam dini, bir taraftan kölelere insanca yaşama hakkı sağlarken diğer taraftan köle sahiplerini onları hürriyetlerine kavuşturmak için teşvik etmiştir. İşte bu teşviklerden birisi de köle azad etme ile elde edilen mirasçı olma hakkıdır.Vela konusunun günümüz açısından ihtiyaç duyulacak bir yönü kalmamıştır. Kölelik müessesesinin sona ermesiyle beraber vela yoluyla mirasçı olma meselesi, tarihsel bir olgu niteliği almıştır. Ancak İslam Miras Hukukunun tarihsel bir nitelik taşıyan vela konusu üzerinde değişik zaman ve şartlarda zengin değerlendirme ve tartışmalar yapılmıştır.Molla Hüsrev vela konusuyla ilgili olarak yazmış olduğu risalesinde klasik Hanefi yaklaşımının dışına çıkmış, ortaya koyduğu yeni yorumlarıyla büyük tenkitlere maruz kalmıştır. Hatta bu tenkitler müstakil risaleler şeklinde ortaya konulmuştur.Çalışmamızda; Molla Hüsrev' in hayatı, ilmi şahsiyeti ve eserleri hakkında bilgiler, vela konusunun İslam Hukuku açısından değerlendirilmesi, vela konusunda yazılan risalelerin tercüme edilmesi ve vela risalelerin Arapça metinlerinin tahkikli neşri bulunmaktadır. Ayrıca bu risalelerden elde ettiğimiz fikir ve görüşleri ortaya koyarak bunların karşılaştırılmasını ve ulaştığımız bilgiler hakkında kendi kanaatlerimizi sunmaya çalıştık.

Ahmet Ali Korkmaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Sadreddin Efendi'nin Hukuk-ı Aile Kararnamesine ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi

Osmanlı Devleti, kurulduğu dönemden itibaren İslam'ın koruyuculuğunu üstlenmiş ve bu yolda mücadele etmiştir. Geniş bir coğrafyada söz sahibi olmuştur. Dolayısıyla Osmanlı Devleti'nde gerçekleşene hukukla alakalı çalışmalar büyük bir bölgede etkili olmuştur.Osmanlı Devleti'nde Tanzimat'tan sonra başlayan kanunlaştırma hareketlerinden biri 8 Muharrem 1336 (25 Ekim 1917) tarihli Hukuk-u Aile Kararnamesidir. Osmanlı Devleti'nde yaklaşık bir buçuk yıl yürürlükte kalmasına rağmen önemli bir etkiye sahip olmuştur.Çalışmamız, Osmanlının son dönemlerinde hukuk alanında gelinen noktada yapılan bazı kanunlaştırma çalışmalarına yöneltilen eleştiri, bunun sebeplerini ve bunların değişik açılardan değerlendirilmesi şeklinde olacağından, o dönemde yapılan hukuki çalışmalarda nelerin etkili olduğunu, bunların nasıl ve ne şekilde bir tepkiyle karşılandığını görmemizi sağlayacak olması açısından önemlidir.Tanzimat sonrası hukuk alanındaki çalışmalardan biri olan Hukuk-i Aile ve Usul-i Muhakemat-ı Şer'iyye Kararnameleri'ne değişik taraflardan, muhtelif sebepler dolayısıyla eleştiriler yöneltilmiştir. Özellikle İslamcılık fikrine sahip âlimler tarafından yapılan eleştiriler Kararnamelerin ilgasında büyük etkiye sahiptir.Biz çalışmamızda bu eleştirileri ve özellikle Sadreddin Efendi'nin yapmış olduğu eleştirileri İslam hukuku açısından değerlendirdik ve müellif hakkında bilgi vermeye çalıştık.

Aile hukukuHukuk-ı Aile KararnamesiOsmanlı Devleti+4
Ahmet Yasin Küçüktiryaki
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Nesefi tefsirinde İ`cazu`l-Kur`an

ÖZETYüksek Lisans TeziNESEFÎ TEFSİRİNDE İ'CAZU'L-KUR'ANHarun BulanıkFIRAT ÜNİVERSİTESİSOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜTEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALITEFSİR BİLİM DALI2005, Sayfa: 159 + VIIKur'an-ı Kerim belagati, üslûbu, nazmı, okunuşundaki manevû etkisi, hikmetliemirleri ve etkili mesajları, geçmişte veya gelecekteki bazı olayları haber veriş şekliylemu'ciz bir kitaptır.Kur'an, Arap dili ve üslûplarından daha edebû bir özellik taşıdığından indiğidönemin insanlarının Kur'an'ın üstünlüğü konusunda söyleyecek sözleri kalmamıştır.Muarızlarını susturan ve Kur'an'ın ilahû kaynaklı olduğunu gösteren özellikler İ'cazu'l-Kur'an olarak bilinir.İ'cazu'l-Kur'an konusu günümüze kadar ilmû-dinû boyutuyla incelenmiş vekonuyla ilgili birçok eser yazılmıştır. Hicri beşinci asırda altın çağını yaşayan İ'cazu'l-Kur'an ilmi müfessirlerin eserlerine de yansımıştır.Bu araştırmada Ebu'l-Berekât Abdullah b. Ahmed b. en-Nesefû'nin (Ö. H/710)?Medâriku't-Tenzûl ve Hakâiku't-Te'vûl? adlı eseri i'cazu'l-Kur'an açısından tahliledilmiş ve yazarın Kur'an'ın ilahû kaynaklı olduğunu gösteren ayetlere yaklaşımı elealınmıştır.Nesefû tefsirinde kendi dönemine kadar var olan icaz yaklaşımlarına yervermiştir. Özellikle belagat ve Kur'an'ın üslûbunu içeren yaklaşımlarına sıkçarastlamak mümkündür.Kur'an'ın lafız ve anlam bütünlüğünü, kıssaların mu'cizliğini, Kur'an'ınnazmını, anlam ve belagat yoluyla çelişki olmamasını, Kur'an'ın geçmiş ya da gelecekile ilgili taşıdığı gaybû bilgileri, faydalı ilimler taşımasını ve muarızlarını mübaheleyeçağırışını icaz yönü olarak değerlendirir. Eserinde Kur'an tekrarlarına da yer verenNesefû Hurufu Mukata`ayı ve peygamberin ümmiliğini bir icaz yönü olarak ele alır.Kur'an'ın i'cazını belli yönler ile sınırlayan âlimlerin aksine Kur'an'ın i'caz yönlerinisınırlandırmaz.Ebu'l-Berekât, tefsirinde dil ve belagat konularına oldukça geniş yer ayırmış,ayetlerde geçen edebû sanatlara işaret etmiştir. Ayetlerin birbirleriyle bağlantısını,Ruûsu'l-Ayy olarak tanımlanan ayet fasılalarını ele almış, ayetleri oluşturan kelimelerinkullanılmasındaki incelikleri ve bu ifadelerin i'cazına uygun bir şekilde kullanıldığınıbelirtmiştir.Anahtar Kelimeler: Belagat, Nazım, Üslûb, İcazu'l-Kur'an, Nesefû,

Harun Bulanık
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Kur`an kıssaları

ÖZETYüksek Lisans TeziKUR'AN KISSALARINAZİFE AKGÜLFIRAT ÜNİVERSİTESİSOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜTEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANA BİLİM DALIKELAM BİLİM DALI2005, Sayfa: 103+IVİslam dininin temel kaynağı Kur'an-ı Kerim'dir. Kur'an tüm zamanlara hitapeden bir özelliğe sahip ve son ilahi kitaptır.Kur'an'ın içeriğini oluşturan konulardan biri de kıssalardır. Kur'an kıssalarıkendi bünyesinde pek çok konuyu barındırır. Bu kıssaların bazıları Peygamberlerhakkında, milletler hakkında, yaratılış hakkında, insanlara ibret verici örnekler olaylarhakkında, örnek şahıslar hakkında vb. hakkındadır örnekleri çoğaltabiliriz.Kıssalar, çeşitli yönlerden incelenmeye elverişlidir. Biz bu çalışmamızda önceKur'an'daki kıssaları yorumladık ve bu kıssaların çeşitli kültürlerdeki, İncil'deki veTevrat'taki yorumlarını da inceledik. Daha sonra Kur'an kıssalarının kaynağınıaraştırdık ve nihayet Kur'an kıssalarının amacını da inceleyerek konuyu bitirdik.Anahtar Kelimeler: Kur'an, Kıssa, Kaynak, Amaç.

Nazife Akgül Arıkboğa
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Kur`an-ı Kerim açısından ibadetlerin insan davranışlarına etkisi

ÖZETBu PDNDOH LEDGHW NDYUDPÕQÕ YH RQXQ .XU¶DQ¶GDNL NXOODQÕPÕQÕ HOHDOPDNWDGÕU .XU¶DQ-Õ .HULP¶GH LEDGHW YH GDYUDQÕú NDYUDPODUÕ\OD LOJLOL ELUoRN D\HWEXOXQPDNWDGÕU %X D\HWOHULQ GR÷UX RODUDN DQODúÕOPDVÕ LQVDQ YH .XU¶DQ¶ÕQ L\Lbilinmesi vHWDQÕQPDVÕQDED÷OÕGÕU%X oDOÕúPDQÕQ ELULQFL E|OP UXK GLQ H÷LWLP JLEL ED]Õ NDYUDPODUÕDoÕNODPD\ÕDPDoODPDNWDGÕUönemliøNLQFL E|OPGH .XU¶DQ¶GD LVLPOHUL JHoHQ YH \DSÕOPDVÕ LVWHQHQ HQLEDGHWOHU DoÕNODQPÕúWÕU 0RGHUQ SVLNRORMLQLQ EX NRQXGDNL J|UúOHULQGHQ GH LVWLIDGHHGLOPLúWLU6RQXo RODUDN LEDGHW YH GDYUDQÕú LOLúNLVLQH YXUJX \DSÕOÕS EX úHNLOGHibadetlerin GDKDL\LELUúHNLOGHDQODúÕOPDVÕVD÷ODQPÕúWÕUAnahtar KelimelerKur'an, ibadet, dDYUDQÕú ruh, namaz, zekat, oruç, hac

Cemil Oruç
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00