Gazi University
Discipline

Yapı Eğitimi Anabilim Dalı

Gazi University

289

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Ankara'da yapı denetim sorunlarının belirlenmesi ile ilgili bir saha çalışması

Depremler dünya üzerindeki en etkili ve en yıkıcı doğal afetlerden biridir. Bilindiği gibi ülkemiz topraklarının %92'si deprem kuşağı üzerinde yer almakta ve nüfusunun %95'i de bu topraklarda yaşamaktadır.Depremin insanlar üzerindeki dolaylı etkisi oldukça tehlikelidir. İnsanlar tarafından yapılan yapıların deprem sırasında yer sarsıntısı ile gerekli dayanımı gösteremeyerek hasara uğraması veya yıkılması sonucunda oluşan can ve mal kayıpları bu tehlikeyi oluşturmaktadır.Günümüzün gelişmiş toplumları, insanlara zarar verenin depremin kendisinin değil, ürettiği depreme dayanıklı olmayan yapıların olduğu düşüncesindedir. Bu sebeple depremlerin neden olabileceği zararları azaltma yönünde önemli başarılar elde etmişler ve depremlerle bir arada yaşamayı öğrenmişlerdir.Yapı denetimi kavramı oldukça eski tarihlere dayanır. Ülkemizde ise 1999 yılında yaşanan Marmara depreminden sonra, hükümet gerekli çalışmaları başlatmış ve yapı denetimi sisteminde köklü bir değişikliğe gitmiştir.Yapılarda güvenirliliği ve ilgili mevzuatlara göre denetimi sağlamak amacıyla; 13 Temmuz 2001 tarihli Resmi Gazetede 4708 sayılı Yapı Denetimi Kanunu ve bu kanuna dayalı Yapı Denetimi Uygulama ve Esasları Yönetmeliği yürürlüğe sokulmuştur. Bu tarihten itibaren kanun ve yönetmelik 19 pilot ilde, daha sonra 01 Ocak 2011 yılında da tüm ülke genelinde uygulanmaya başlanmıştır.Bu çalışmada sırası ile yapı denetimi kavramı ve amacı üzerinde durulmuş, yapı denetim sistemi tarihi incelenmiş, farklı ülke sistemleri ile Türkiye'deki yapı denetim sistemi hakkında bilgi verilmiş, ve Ankara'da Yapı Denetim Sorunlarının Belirlenmesi ile İlgili olarak Ankara'da bulunan yapı denetim firmalarının konuya ilişkin görüşleri alınmış ve değerlendirilmiştir.

Aynur Doğan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce yöresi agregalarının mühendislik özelliklerinin belirlenmesi ve beton üretiminde kullanılabilirliğinin araştırılması

Bu çalışmada, Düzce yöresindeki Asar Deresi, Küçük Melen Deresi, Aksu Deresi, Hasanoğlan Barajı ve Kurtsuyu mevkilerindeki agregaların fiziksel ve mekanik özellikleri ile beton üretiminde kullanılabilirlikleri araştırılmıştır. Bu amaçla agregalarda; tane dağılımı, gevşek ve sıkışık birim ağırlık, organik madde miktarı, ince madde oranı, yüzey nemi oranı, tane yoğunluğu, su emme oranı, donma-çözülme direnci, Los Angeles aşınma direnci, darbe dayanımı, kırılma dayanımı ve Mohs sertlik deneyleri yapılmıştır. Üretilen taze betonlarda çökme, yoğunluk ve Ve-be deneyleri yapılmıştır. Bu deneysel çalışmalardan sonra her agrega ocağı için aynı karışım oranlarına sahip betonlar üretilmiş ve bu betonların mühendislik özellikleri incelenmiştir. Sertleşmiş betonda yoğunluk tayini ve su emme, yarmada çekme dayanımı, ultrases geçiş hızı, Schmidt test çekici ile yüzey sertliği ve basınç dayanımı deneyleri yapılmış ve sonuçlar her bir ocak için karşılaştırmalı olarak yorumlanmıştır. Sonuç olarak, doğal agregaların kırma taş agregalara oranla daha iyi mühendislik özelliklerine sahip olduğu, farklı ocaklardaki agregalarla üretilen betonlardan Aksu Deresindeki agregalarla üretilen betonların en iyi mekanik özelliklere sahip olduğu, bunun yanında Düzce yöresi agregalarının beton üretimine uygun olduğu görülmüştür.

AgregaBetonDayanıklılık+2
İlknur Özgan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

1999 depremleri sonrası Düzce ilinin yeniden yapılanma süreçlerinin incelenmesi

Depremler; aniden ortaya çıkmaları, durdurulamamaları, geniş alanları etkileyerek insanlara ve çevrelerine büyük maddi-manevi zararlar vermeleri gibi etkenlerden dolayı afetler içerisinde etki bakımından ilk sıralarda yer almaktadırlar. Depremlerin toplumlar ve bireylerler üzerinde yol açtığı çok yönlü zararların azaltılabilmesinde deprem öncesi ve sonrası planlama, tasarım ve uygulama çalışmaları çok önemli bir yer tutmaktadır. Bu tür çalışmalarla geçmiş depremlerden elde edilen deneyimler kullanılmakta, depreme uğramış bölgeler incelenmekte ve analiz edilerek değerlendirilmektedir. Bu değerlendirmeler sonucunda çıkarılan dersler olası deprem zararlarının azaltılmasında kullanılabilmektedir.Bu araştırmanın amacı 1999 depremlerinin etkisinde kalan Düzce ilinin yeniden yapılanmasının bir alan çalışması yöntemiyle incelenmesi ve analiz edilmesidir. Böylece geçmiş deneyimlere ilişkin verilere ulaşılarak olası depremlerde kullanılabilecek yeniden yapılanma adımlarının daha sağlıklı ve hızlı atılması sağlanması hedeflenmektedir. Bu sayede deprem zararları da azaltılabilecektir.Bu alan çalışmasında deprem sonrası yeniden yapılanma fiziksel evreleri içinde ele alınarak depremin insanların yaşadıkları çevreye ait etkilerinin belirlenmesi ve zamanla oluşan yeni çevreyi nasıl algıladıkları değerlendirilmektir. Ayrıca deprem sonrası yeniden yapılanmanın Türkiye-Düzce alan çalışmasında fiziksel ve mekansal dönüşüm bağlamında incelenmiştir. Bu amaçla uygulanan anketler ile elde edilmiş niceliksel ve niteliksel veriler istatistiksel olarak analiz edilmiştir.Alan çalışmasının evrenini Düzce kent merkezinde en çok zarar gören beş mahalle ile sınırlı bir alan oluşturmaktadır. Çalışma, deprem sonrası yıkılan veya hasar gören çevresinden yeni bir çevreye taşınarak yer değiştirmek zorunda kalan veya eski çevresinde yaşamaya devam ederek yer değiştirmeyen iki yüz doksan dört kişilik bir grup üzerinde gerçekleştirilmiştir.Çalışma sonucu depreme uğrayan toplumların fiziksel çevre koşullarına uygun deprem sonrası yeniden yapılanma için bir değerlendirme yaklaşımı getirilmiştir. Bu yaklaşım planlayıcılar, uygulayıcılar ve tasarımcılar için deprem sonrası tasarlanacak ve inşa edilecek çevrelerin mekânsal dinamiklerinin anlaşılabilmesine olanak tanıyacaktır.Çalışma sonucu elde edilen verilerin analizi deprem sonrası tamamen yer değiştirmenin halen süren olumsuz etkilerini göstermektedir. Bu nedenle yeni çözüm önerileri olarak Aynı yerde veya Eski yerleşime yakın yerde yeniden yapılanma yaklaşımları getirilmiştir. Ayrıca bu yaklaşımların olası alt biçimleride değerlendirilmiştir.

Yeniden oluşturmaYeniden yapılanma
Emrah Yılmaz
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Donma ve çözülmeye maruz kalan zeminlerin bazı mühendislik özelliklerinin incelenmesi

Bir yapının inşasında göz önünde bulundurulması gereken en önemli hususlardan biri de yapının inşa edileceği zeminin durumu hakkında yeterli ve doğru bilgi elde edebilmektir. Yeryüzü sürekli olarak farklı etkiler altında kaldığından zeminlerin yapısında değişimler meydana gelmektedir. Bu değişimlerin sebeplerinden birisi de özellikle kış aylarında, gece ve gündüz sıcaklık farklarından dolayı zeminde don olayının yaşanmasıdır. Don olayınınardından zeminin tekrar çözülmesi ve bu durumun bir döngü halinde devam etmesi, özellikle donma-çözülme (DÇ) olayının yaşandığı bölgelerdeki yapılarda zaman içindebirtakım problemlere neden olabilmektedir.Bu çalışmada, DÇetkisine maruz kalan zeminlerin bazı mühendislik özellikleri incelenmiştir. Bukapsamda; zeminin su muhtevası, özgül ağırlığı, limit değerleri, konsolidasyon (oturma) özellikleri, elek analizi, üç eksenli basınç dayanımı gibi parametrelerde meydana gelen değişimler laboratuar ortamında yapılan deneylerle incelenmiştir. Bu amaçla, TS 1901'e göre zeminden yaklaşık 1m ve 2 m derinliklerinden örnekler alınarak bu numunelerin DÇ'ye maruz kalmadan önceki özellikleri belirlenmiş ve TS EN 1367-1'e göre de aynı numunelerin donma çözülmeye maruz kaldıktan sonraki özellikleri belirlenmiştir.Elde edilen sonuçlar birbiri ile karşılaştırılarak yapı-zemin etkileşiminin DÇ koşullarındaki durumu yukarıda belirtilen parametreler açısından çok yönlü olarak incelenmiştir. Sonuç olarak; zeminin DÇ'den sonra limit değerdeki su muhtevalarında düşüş göstererek zeminin plastik özelliğini kaybettiği ve bunun sonucu olarak ta zeminin büzülmediği gözlemlenmiştir veyapılan zemin sınıflandırmalarında tane çaplarına göre 1 m'de DÇÖ siltli, killi kumlu iken DÇS çakıllı kumlu bir zemin, 2 m'de çakıllı kumlu ikenDÇS siltli-killi, çakıllı kumlu olarak sınıflanmıştır.Üçgen sınıflandırmaya göre; DÇÖ 1 m'de zemin çakıllı kumlu siltli kil iken DÇS çakıllı kum olarak, 2 m' de DÇÖ çakıllı kum DÇS çakıllı, siltli kum olarak sınıflanmıştır. AASHO methoduna göre de 1 m'de zemin DÇÖ siltli kum iken DÇS siltli kumlu çakıl ve 2 m'de zemin DÇÖ kumlu çakıl iken DÇS siltli kum olarak tanımlanmıştır. Birleştirilmiş zemin sınıflandırmasına göre ise 1 m'de DÇÖkötü derecelendirilmiş siltli kumikenDÇS kötü derecelendirilmiş killi siltli kum, 2 m'de DÇÖ iyi derecelendirilmiş kum iken DÇSiyi derecelendirilmiş killi kum sınıfı olarak belirlenmiştir.Konsolidasyon deneyine göre; DÇS zamana bağlı olarak 1 m derinlikten alınan numuneler için çökme % 15 oranında artarkenkenDÇS 2 m derinlikten alınan numuneler için % 38 oranında bir artış görülmüştür.Üç eksenli basınç dayanımından elde edilmiş olan gerilme değerleri DÇS 1 m' de sırasıyla % 3, % 1,07, % 0,55 ve 2m'de DÇS % 2,68, % 1,27, % 1,86 değerlerinde azalma meydana gelmiştir. Kohezyon katsayısı (c) değerlerinde DÇS 1 m'de% 41,24 ve DÇS 2 m'de % 42,86 azalma ve yine içsel sürtünme açısı (?) DÇS 1 m'de % 1,51 ve DÇS 2 metre derinlikten alınan numuneler için % 0,34 oranlarında azalma göstermiştir.

Donma-çözülmeZemin oturmasıZemin yapısı+1
Songül Ertürk
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Portland çimento ve uçucu kül ikameli çimentoların hidratasyon gelişimleri ile fiziksel, kimyasal ve mekanik özelliklerinin araştırılması

Çevresel kaynakların korunmasına bağlı olarak endüstriyel atıkların, çimento ve betonda katkı veya ikame malzemesi olarak kullanılmasına ilişkin geçmişten günümüze birçok çalışma yapılmıştır. Bu atıklar içerisinde en yaygın olarak kullanılan malzemelerden biri de uçucu küldür.Bu çalışmada, Portland çimentosu (PÇ) ve uçucu kül (UK) ikameli çimentonun yüzey etkileşim mekanizmaları araştırılmıştır. PÇ ile UK'nin fiziksel, kimyasal, mineralojik ve mekanik özelliklerinin yanı sıra UK-PÇ tanelerinin elektrokinetik potansiyelleri (zeta potansiyel) belirlenmiştir. PÇ ve UK ile hazırlanan çimento harçları basınç dayanımları için 2, 7, 28, 56 ve 90 gün küre tabi tutulmuştur. Çimento hamurlarının ise 28 gün sonundaki hidratasyon sırasında mineralojik yapısını ve faz gelişimini belirlemek için termal analiz (DTA ve TG), fourier transformlu kızılötesi spektroskopisi (FT-IR), X-ışınları difraksiyonu (XRD) analizleri yapılmış ve elektron mikroskop (SEM) ile mikro yapıları belirlenmiştir. PÇ ve UK ikameli çimento harç örnekleri basınç dayanımı deneyleri yapılarak incelenmiş, sonuçları ve nedenleri diğer analiz sonuçlarıyla birlikte yorumlanmıştır.Sonuç olarak UK ikame oranı miktarı; su ihtiyacını ve priz süresini arttırırken, hidratasyon süresince açığa çıkan portlandit (Ca(OH)2) miktarını azaltmıştır. Ayrıca UK, PÇ'ye göre farklı elektro kinetik davranışlar ve yüzey özellikleri göstermiştir. Tüm bu farklılıklar harç örneklerinin basınç dayanımlarını etkilemiştir.

FTIRHidrasyonTermal analiz+4
Suna Nas
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Diatomit ve zeolit ikameli betonların kimyasal etkilere karşı davranışlarının araştırılması

Betonarme yapı tasarımında dayanımın yanında dayanıklılık da çağımızda giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Dayanıklılık, beton sertleşip hizmete girdikten sonra hatta bazen uzun bir süre geçince kendini gösteren bir özelliktir. Betonun hizmet ömrünü, zararlı su ve kimyasallar olumsuz yönde etkilemektedir. Betonun bu zararlı etkilere karşı dayanıklılığının araştırılmasında daha çok betonda kullanılan çelik üzerinde yoğunlaşılırken, betonun dayanıklılığı üzerinde yapılan çalışmalarda nihai sonuca ulaşılamamıştır. Bu çalışmada, diatomit ve zeolitin farklı çevresel etkilerdeki kür ortamlarında betonun dayanım ve dayanıklılığına etkisini araştırmak için çalışmalar yapılmıştır.Bu bağlamda çalışmada kullanılan malzemeleri tanımlamak ve özelliklerini belirlemek için kimyasal, fiziksel, mineralojik, moleküler, termal ve zeta potansiyel analizler uygulanmıştır. Çalışmada referans (PÇ), %10-%20 diatomit, %10-%20 zeolit, %5+5-%10+10 diatomit ve zeolit, Portland çimentosu yerine ikame edilerek toplam 7 farklı çimento elde edilmiştir. Bu çimentolarla üretilmiş her bir beton grubu için 54 adet olmak üzere toplam 378 adet 15x15x15 cm ebadında küp numune üretilmiştir. Yapılan çalışma için numuneler hazırlanırken çökme miktarı 7 ile 10 cm arasında olacak şekilde karışım dizaynı yapılmıştır.Üretilen sertleşmiş beton örnekleri üzerinde birim ağırlık, su emme, görünür boşluk oranı, ultrases geçiş hızı, kapiler su emme, basınç dayanımı ve yarmada çekme dayanımı deneyleri yapılmıştır. Sertleşmiş beton deneyleri, yedi farklı beton türü üzerinde, 28 gün yaşına kadar 23±2 oC suda, daha sonra ortam faktörünün dört (H2SO4, MgSO4, NaCI, H2O) ve beton yaşı faktörünün iki düzeyinde (56 ve 90 gün) kür edilen beton örnekleri üzerinde gerçekleştirilmiştir.Yapılan deneyler sonucunda hem diatomit hem de zeolit ikamesinin, üretilen beton örnekleri üzerinde dayanım ve dayanıklılık açısından olumlu etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Sonuçlar değerlendirildiğinde diatomit ve zeolit ikameli beton örnekleri için en uygun ikame oranının %10 olduğu belirlenmiştir. Bu oran ile üretilen beton örneklerinde özellikle 90 gün yaşındaki ultrases, kapiler su emme, yarmada çekme dayanımı ve basınç dayanımı değerlerinin referans beton örneklerine göre daha iyi olduğu görülmüştür. Sonuç olarak ülkemizin zengin doğal kaynaklarından olan diatomit ve zeolitin beton sektöründe kullanılmasının uygun olduğu, çimento ve beton sektöründe geniş kullanım alanına sahip yapay puzolan sınıfındaki yüksek fırın cürufu, uçucu kül, silis dumanı gibi malzemelere de alternatif olabileceği düşünülmektedir.

DayanıklılıkDayanımDiatomit+3
Muhsin Savaş
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Pirinç kabuğu külü ikameli çimento numunelerinin mekanik özelliklerinin incelenmesi

Dünyada endüstri üretimlerinin yan ürünü olan atıkların uzaklaştırılması ve depolanması zor bir durum olmakla beraber çevre kirliliğinde de büyük bir sorun oluşturduğu bilinmektedir. Bu atıklardan biri de pirinç üretiminden ortaya çıkan pirinç kabuğudur. Dünyada 100 milyon ton pirinç kabuğu atığı meydana gelmekte ve pirinç kabuğunun yakılmasından 20 milyon ton PK Külü elde edilmektedir.Endüstriyel bir atık olan pirinç kabuğunun inşaat sektöründe kullanımı göz önüne alındığında, inorganik ve organik bileşenlerden oluşan pirinç kabuğu külünün yapısında bulunan yüksek miktardaki silis (% 92-% 93) sayesinde betonun birçok özelliğini iyileştirerek dayanımını arttırmasının yanı sıra pirinç kabuğunun atık olarak kullanımı ile çevresel kirlilik ve enerji kaynaklarının korunmasında yararı arttıracağı düşünülmektedir.Bu çalışmada; 600, 700, 800oC sıcaklıklarda yakma işlemi ile pirinç kabuğu külü elde edilmiş ve pirinç kabuğu külünün çimento harç numuneleri fiziksel ve mekanik özelliklerine etkisi araştırılmıştır. Pirinç kabuğu külünün çimento harç numunelerinin fiziksel özelliklerine etkisini araştırmak amacıyla; 600, 700, 800oC sıcaklıklarda elde edilen pirinç kabuğu külleri % 0, 5, 10, 15, 20 oranlarında çimento ile ikame edilerek çimento numuneleri hazırlanmış ve her bir grup için standart kıvam priz süresi, hacim genleşmesi değerleri tespit edilmiştir. Pirinç kabuğu külünün çimentonun mekanik özelliklerine etkisini araştırmak amacıyla; 600, 700, 800oC sıcaklıklarda elde edilen pirinç kabuğu külleri % 0, 5, 10, 15, 20 oranlarında çimento ile ikame edilerek 50X50X50 çimento harç numuneleri hazırlanmış ve her bir grup için, numunelerin 2, 7, 28, 56, 90 günlük basınç dayanımları tespit edilmiştir. Ayrıca pirinç kabuğu küllerinin özgül yüzey, özgül ağırlık değerleri ve tane boyut dağılımları tespit edilmiştir.Yapılan çalışma sonucunda: yakma sıcaklığı arttıkça pirinç kabuğu külünün özgül yüzey alanının arttığı; farklı yanma sıcaklıklarında elde edilmiş pirinç kabuğu külleri ile % 5, 10, 15, 20 oranlarında hazırlanan tüm çimento numunelerinde, referans çimentoya göre su ihtiyacının arttığı ancak çok yüksek düzeyde olmadığı; en yüksek basınç dayanımı, birim hacim ağırlık değerlerine % 5 oranında (800oC)pirinç kabuğu külü ikameli çimento numunelerinin sahip olduğu; en düşük porozite değerlerine (800oC)pirinç kabuğu külü ikameli çimento numunelerinin sahip olduğu görülmüştür. Tüm bu veriler ışığında pirinç kabuğu külünün yakma sıcaklığı ve ikame miktarının basınç dayanımı üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir.

Basınç dayanımıPuzolanSıcaklık
Betül İşbilir
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat programlarında gösterilen ölçme bilgisi dersine ait müfredat ve öğretim materyalinin geliştirilmesi

Bu çalışmanın amacı, üniversitelerimizin inşaat programlarında okutulan ölçme bilgisi (topoğrafya) ders müfredatının günümüz koşullarına uygun olarak revize edilmesi ve oluşturulan bu müfredata göre de ölçme bilgisi dersi için öğretim materyali hazırlanmasıdır.İnşaat mühendisliği eğitimine yönelik gerçekleştirilen çeşitli sempozyum ve kongrelerde müfredatların günümüz koşullarına uygunluğu tartışılmış ve yenileme çalışmaları yapılması gerekliliği yönünde görüşler ortaya çıkmıştır. Mezunların yine değişik zamanlarda gerçek piyasa koşullarına uyumlarında sorunlar yaşadığı bilinmekte, bu da problemin varlığını ortaya koymaktadır. Bu sorunun çözümünün ilk olarak okutulan derslerin günümüz ihtiyaçlarına cevap verecek biçimde düzenlenmesinden geçmekte olduğu yapılan araştırmalardan anlaşılmaktadır.İnşaat eğitimi programlarının, sektör ihtiyaçlarına uygun olarak yenilenmesine yönelik yapılan bu çalışmada, örnek olarak seçilen ölçme bilgisi dersinde, üniversiteye ve öğretim elemanına göre konuların ve ağırlık yüzdelerinde farklılıklar bulunduğu, genelde haritacılara yönelik hazırlanmış materyallerden yararlanıldığı, sektör ihtiyacı, gelişen teknoloji ve bilime göre hazırlanmış bir ders materyali bulunmadığı gözlenmiştir.Bu çalışma; mevcut durumun tesbiti, günümüz piyasa ihtiyaçlarının belirlenmesi ve bu ihtiyaçları karşılamaya yönelik müfredat içeriği oluşturulması ile ders materyali hazırlanması aşamalarından oluşmaktadır. Çalışma kapsamında ilk olarak; mühendislik, teknik eğitim, teknoloji fakülteleri ve meslek yüksekokullarındaki mevcut ölçme bilgisi ders içerikleri incelenmiştir. Günümüz sektör ihtiyacına cevap verebilecek konuların belirlenmesi amacıyla anket çalışması yapılmıştır. Hazırlanan anket üniversitelerimizin mühendislik, teknik eğitim, teknoloji fakülteleri ve meslek yüksekokulu inşaat programlarında görevli öğretim elemanları ile piyasada çalışmakta olan alanında tecrübeli teknik elemanlara uygulanmıştır. Anket sonuçları SPSS istatistik programı ile analiz edilerek değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar çerçevesinde oluşturulan ders içeriğine paralel ve genel olarak inşaat sektörü ihtiyaç ve çözümlemelerine uygun örnek uygulamalardan oluşan öğretim materyali hazırlanmıştır.

Teknik eğitimTopoğrafya
Muhammet Seis
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı çevre şartlarına maruz kalan asfalt betonunun mühendislik özelliklerinin incelenmesi

Karayolları, yapım ve servis ömrü boyunca farklı çevre şartlarına maruz kalan yapılardır. Bu şartlar; iklimin etkisi, trafiğin etkisi ve kimyasal etkiler olarak sıralanabilir. Bu çalışmada, karayolu esnek üstyapısının maruz kaldığı kimyasal etkiler araştırılmıştır. Bu kapsamda Karayolları Genel Müdürlüğü teknik şartnamesine uygun olarak laboratuar ortamında üretilen Marshall Stabilite (MS) numuneleri kullanılmıştır. Üretilen bu numunelerle farklı konsantrasyonlardaki asit (HCl, HNO3, H2SO4), tuz ( NaCl, CaCl2), baz (NaOH) çözeltileri ve saf su ile aynı ortama konularak 28 gün sonraki mühendislik özellikleri belirlenmiştir. Diğer taraftan kimyasal etkilere maruz bırakılmamış olan referans numuneler üzerinde de mühendislik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla deneyler yapılmıştır. Kimyasal etkilere maruz bırakılan numunelere ait deney sonuçlarıyla referans numunelere ait deney sonuçları karşılaştırılarak aralarındaki farklılıklar ve değişimler incelenmiştir. Deneyler devam ederken, kimyasal ortamların numuneler üzerindeki etkilerini gözlemleyebilmek için ayrıca kimyasal ortamların PH değerleri de ölçülmüştür. Yapılan deneysel çalışmalar sonucunda, asfalt beton numunelerin referans numune hariç ortalama MS değerlerinin en düşük 440 kg ve en yüksek MS değerinin ise 835 kg olduğu görülmüştür. En düşük MS değerinin 0,5 M H2SO4 ortamına maruz kalan numunelerde olduğu, bu numunelerin ortalama pratik yoğunluğunun (Dp) 2,32 g/mm3 olduğu, ortalama boşluk oranının %12,5 olduğu, agrega içindeki boşlukların bağlayıcı ile doluluk oranının %87,32 olduğu, ortalama akma oranının 13,7 mm, ortalama PH değerinin 1,09 olduğu ve agrega kütlesinde ağırlıkça %2,57 oranında bir kayıp olduğu görülmüştür.

İnşaat mühendisliği
İlhan Arslan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Atık lastik ve yüksek fırın cürufu ikameli çimentoların yüzey özelliklerinin çimento harçlarının fiziksel ve mekanik özellikleirne etkisi

Çimento hamuru örnekleri üzerinde yapılan deneyler sonucunda; PÇ, Atık Lastik Tozu ve YFC'nin kimyasal yapı, özgül yüzey ve porozite gibi değerlere bağlı olarak su miktarında, priz sürelerinde ve hacim genleşme değerlerinde farklılıklar meydana gelmiştir. Ayrıca ALT ve YFC, PÇ'ye göre farklı elektro kinetik davranışlar ve yüzey özellikleri göstermiştir. Tüm bu farklılıklar çimento harç örneklerinin eğilme ve basınç dayanımlarını etkilemiştir. Sonuç olarak YFC ve Atık Lastik Tozu'nun yüksek dayanım gösteren çimentolara belirli oranlarda katılmasıyla standart çimentoların elde edilebileceği, dolayısı ile çok fazla potansiyele sahip bu malzemelerin çimento sektöründe kullanılmasıyla da ekonomik ve ekolojik yarar sağlanabileceği düşünülmektedir.

HidrasyonYüksek fırın cüruflarıZeta potansiyeli+1
Lale Alpaslan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı inşaat firmalarının üstlendikleri yapım projelerinde direkt ve endirekt maliyetlerin incelenmesi

Modern dünyada inşaat projelerinin maliyetleri: henüz "ihtiyaç" ortaya çıktığı andan itibaren önemle üzerinde çalışılması; tasarım, ölçüm, ön maliyet uygulama ve kullanım evreleri ile birlikte yıkım ve temizleme işlemlerini de içeren "yaşam boyu maliyet" döngüsü içinde irdelenmesi gereken bir konu mahiyetinde bulunmaktadır. Tarih boyunca önemli inşaat projelerinin dizayn ve yönetim uygulamaları ile hayata geçirdikleri uygulamaların içinde maliyet hesaplama ve yönetim uygulamalarının da büyük önem arz ettiği malumdur. Yapımları yüzlerce yıl süren yapıların sadece teknik yetersizlikten değil ekonomik şartlardan da zamansal olarak etkilendiği bilinmektedir. Projelendirme ve süre sınırları belirlenen bir yapım projesinin ihaleye çıkılması demek, bu projenin belirtilen kalite ve süre şartları kapsamında en uygun maliyetle nasıl ve kim tarafından vücuda getirilebileceğinin belirlenmesi anlamına gelmektedir. Her yapım projesi kendine has nitelikler içermekte ve her proje üzerinde tüm teknik, mali, ekonomik analizlerin yapılmasının yanı sıra maliyet analizlerinin de gereken doğrulukta ve nitelikte yapılarak sürekli izlenmesi; proje amaçlarının gerçekleştirilmesi yolunda en önemli uygulamalar arasında yer almaktadır. Her taahhütçü firmada bu doğrultuda hesaplamalar ve uygulamalar yaparak; geçmiş bilgilerini harmonize edip sürekli gelişen bir bilgi bankası oluşturarak hayati kıymeti olan verilerini kendi kullanımına hazır hale getirmelidir. Bu çalışmada; yurdumuzda ve dünyada yapım firmalarının maliyet belirleme ve yönetme uygulamalarına ait literatür araştırılıp, Türkiye'de faaliyet gösteren orta ve küçük ölçekli inşaat firmalarında görev yapan uzman teknik ve idari personellere yapılan bir anket yardımı ile bu firmalarca; hangi tip inşaat projeleri için hangi maliyet hesaplama yaklaşımlarının kullanıldığı, direk ve endirekt maliyetlerin ilişkilerinin nasıl gerçekleştiği ve maliyet yönetimi/kontrolü uygulamalarının nasıl yapıldığı ile ilgili veriler elde edilmiştir. Edinilen bilgiler, tablolar ve grafikler yardımı ile anlamlandırılmış, istatistiki analizler yapılmıştır. Elde edilen bulgular yardımı ile daha bilinçli ve donanımlı tercihler ve uygulamalar yapması beklenen yapım firmalarımızın; hata düzeyi en düşük derecede olan maliyet tahminleri yapabilmeleri ve ulusal ekonominin gelişimine dünya inşaat sektöründe daha fazla yer alabilmeleri için katkıda bulunulması ümit edilmektedir.

Murat Akçay
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Binalarda yakıt türlerine göre ısı kaybı hesabı ve karşılaştırmalı maliyet analizi

Bu çalışmada farklı tür yakıtlarla ısınan bir bina projesi ele alınmış, binanın yakıt türlerine göre ısı kaybı hesaplanarak yalıtımsız, yalıtımlı ve yalıtım sıvalı olmak üzere üç farklı maliyet analizi yapılmıştır. Örnek bina olarak zemin + 3 normal kattan oluşan bir proje ele alınmış ve hesaplamalarda; beklenen büyük deprem, nem etkisi ve tartışılan konut kalitesi sebebiyle İstanbul şehri seçilmiştir. Isı kaybı hesaplarında kullanılan yakıt türleri de doğalgaz, linyit kömürü, fueloil ve maden kömürüdür. Isı kaybı hesaplamalarında TS 825 Isı Yalıtım Kuralları Standardı esas alınmış ve çözümler İZODER tarafından geliştirilen Isı Yalıtım Programı ile yapılmıştır. Yalıtımlı binada tasarruf edilen yakıt miktarları karşılaştırıldığında % 39 ve 26893 TL ile en fazla tasarruf fueloil ile ısıtılan örnek binada gerçekleşirken, tasarrufun en az olduğu yakıt türü ise % 15 ve 10524 TL ile maden kömürü olmuştur. Ayrıca örnek binaya uygulanan yalıtım sisteminin maliyeti de belirlenmiştir. Bu bağlamda ısı yalıtım sıvalı olarak yapılan binadaki yalıtım sisteminin maliyeti 8244.34 TL iken bu değer yalıtım levhaları kullanılarak yapılan örnek binada 31332.40 TL olarak belirlenmiştir.

Isı geçişi katsayısıProje maliyeti
Yavuz Karaahmetoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

İçten ve dıştan donatılı püskürtme beton ile güçlendirilen yığma duvarların düzlem dışı tekrarlı yük altındaki davranışı

Bu çalışmada, içten ve dıştan donatılı püskürtme betonla güçlendirilen yığma duvarın (D2), mekaniksel davranışı ve güçlendirme yönteminin performansı deneysel olarak incelenmiştir. Bu araştırma; güçlendirilmemiş model duvarın (D0) mekaniksel davranışlarını inceleyen Kanıt (2006) ve ön yüzünden donatılı püskürtme betonla güçlendirilen model duvarın (D1) mekaniksel davranışlarını inceleyen Kalkan (2008)? ın çalışmalarının devamı olarak planlanmıştır. Aynı özelliklerde üretilen ve iki yüzünden donatılı püskürtme betonla güçlendirilen duvar (D2), aynı şartlarda deneye tabi tutulmuş, mekaniksel davranışları incelenmiş ve D0 ve D1 deney sonuçlarıyla mukayese edilerek, yöntemin performansı araştırılmıştır. Deney sonucunda; (D2) duvarının, ilk çatlama yükünün -100 kN, kırılma yükünün -275 kN, sünekliğinin 6,15, ilk çatlama rijitliğinin 15,38 kN/mm, kırılma rijitliğinin 6,87 kN/mm ve enerji tüketiminin 9000 kNmm olduğu görülmüştür. Bu kapsamda D2 duvarının performansı için D0 ve D1? nin deney sonuçlarıyla karşılaştırılmış ve sırasıyla; dayanımın 4,58 ve 1,47 kat arttığı, sünekliğin 2,79 ve 1,05 kat artarak 6,15? e ulaştığı, enerji tüketme kapasitesinin 28,12 ve 2,01 kat arttığı, rijitliğin 0,44 oranında azaldığı, buna ilaveten (D2) duvarının, 1,06 g? lık yer ivmeli bir depremin sismik v kuvvetine dayanabileceği ve duvarın sismik dayanım performansını yaklaşık 4,56 ve 1,46 kat arttırdığı gözlenmiştir.

Deprem
Tahir Ateş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Mermer tozu atığının betonun karbonatlaşmasına etkisinin araştırılması

Mermer ocakları ve mermer işleme tesislerinde her yıl tonlarca mermer tozu atığı ortaya çıkmakta, bu atıkların değerlendirilmesi çevre kirliliğinin önlenebilmesi açısından önem taşımaktadır. Mermer tozu (MT)'nun kullanılabilir olduğu sektörlerden biri de hazır beton sektörüdür. MT?nin gerek ince agrega, gerekse çimento yerine ikame edilerek kullanılabilirliği, dayanım ve dayanıklılığı ile ilgili araştırmalar geçmişten günümüze halen sürmektedir. Bu çalışmanın amacı; farklı oranlarda MT atığı ikame edilerek üretilmiş betonlarda karbonatlaşma sonucu meydana gelen fiziksel ve mekanik değişimi belirlemektir. Çalışma sürecinde kırma taş agrega, CEM I 42,5 R çimentosu, su, süper akışkanlaştırıcı, mermer tozu ve silis dumanı kullanılmıştır. % 5, % 10, % 15 mermer tozu (MT) ikameli, % 10 silis dumanı (SD) ikameli, % 5 MT + % 10 SD, % 10 MT + % 10 SD, % 15 MT + % 10 SD ikameli ve referans (katkısız) olmak üzere aynı çökme değerine sahip sekiz tip C30 sınıfı beton üretilmiştir. Her bir katkı oranı için 3 adet 100x100x400 mm boyutlarında prizmatik, 100x100x100 mm boyutlarında altı adet küp numune hazırlanmıştır. Prizmatik betonlara 28 gün su kürü uygulanmıştır. 28. gün havuzdan çıkarılan kiriş beton örnekleri 56 gün süresince karbonatlaşma tankında bekletilmiştir. Tanktan çıkarılan örnekler üzerinde eğilme dayanımı gerçekleştirilmiş ve karbonatlaşma derinliği ölçülmüştür. Beton örnekleri 100x100x100 mm boyutlarına getirilerek, üzerlerinde kapiler su emme ve ultrases geçiş hızı ölçümleri yapılmıştır. 3 örnek üzerinde basınç dayanımı, diğer 3 örnek üzerinde ise aşınma dayanımı deneyleri gerçekleştirilmiştir. Karbonatlaşma uygulanmamış betonlar üzerinde kapiler su emme, ultrases geçiş hızı, basınç dayanımı ve aşınma dayanımı deneyleri gerçekleştirilmiştir. Karbonatlaşmaya maruz bırakılan örnekler ile diğer örnekler karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, farklı oranlarda MT, SD ve MT + SD içeren beton örneklerinde karbonatlaşma derinliği arttıkça; ultrases hızı değerlerinin arttığı, kapilarite katsayılarının azaldığı, aşınma miktarının düştüğü ve basınç dayanımının arttığı belirlenmiştir.

Cuma Kara
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Isıl işlem görmüş ham perlit ile yeni nesil yapı malzemesi geliştirilmesi

Perlitin Dünyada?ki uygulamaları, daha çok izolasyon sektöründe kullanılmak üzere ham perlitin çeşitli sıcaklık derecelerinde genleştirme süreçlerinden geçirilmesi şeklinde öne çıkmaktadır. Bu durum, diğer izolasyon malzemeleri karşısında perlit ürünlerinin girdi maliyetlerini olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı, ham perliti ısıl işlemden geçirerek atıl durumda olan perlit yataklarının endüstriyel malzemeler sınıfında hak ettiği yere ulaşmasını sağlamaktır. Yapılan çalışmada eksenel basınç dayanımı değeri, işlenebilirlik ve enerji girdileri dikkate alınarak ulaşılan optimum dizaynda; % 10 bağlayıcılı, 1175 ºC sıcaklıkta 1 dk pişirilen ham perlit esaslı ürünlerde 57,90 MPa basınç dayanımı, 11,53 MPa eğilme dayanımı, 1,90 g/cm3 birim hacim ağırlığı, 2,42 g/cm3 yoğunluk, % 0,15 ağırlıkça su emme oranı, 20 mm aşınma dayanımı elde edilmiştir. Ayrıca, elde edilen ürünlerin porozitesi % 21,38, kompasitesi % 78,62 olarak hesaplanmıştır. Don deneyi sonucunda, numunelerin hasara ve dayanım kaybına uğramadığı tespit edilmiştir. Deneysel çalışmada, Yüksek sıcaklık etkisinde bırakılan örneklerin morfolojisi ve kimyasal kompozisyonu taramalı elektron mikroskobu (SEM) ve Enerji dağınımlı X-ışını dedektörü (EDS) kullanılarak incelenmiştir. Ayrıca yüksek sıcaklık etkisinde kalan numunelerin Elektron Tarayıcı Mikroskopla mikroyapısal özellikleri analiz edilmiştir. Bu özelikleriyle, yapı sektöründe taban kaplama elemanı olarak kullanılabilecek, perlit esaslı ısıl işlem görmüş yeni nesil bir yapı malzemesi elde edilmiştir. Ulaşılan sonuçlar, elde edilen malzeme özelliklerinin gelişmeye açık olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler : Perlit, ısıl işlem, beton, yapı malzemesi

Ergün Yeşilyurt
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Kendiliğinden yerleşen betonlarda beton ile donatı aderansı ilişkisinin araştırılması

Bu çalışmada, kendiliğinden yerleşen betonlarla (KYB) üretilen kiriş numunelerinde çelik, cam lifli ve bazalt lifli donatıların eğilmede aderans davranışları Belçika mafsallı kiriş (BMK) deneyi yöntemi ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Tez kapsamında deneysel çalışmalar iki aşamada ele alınmıştır. Birinci aşamada; 1 tane kontrol, 6 tane farklı oranda mineral katkı (uçucu kül (UK)-yüksek fırın cürufu (YFC)) içeren ve 12 tane de mineral katkı ile birlikte agreganın yerine viskozite düzenleyici toz katkı (kalsit) içeren toplam 19 farklı karışıma sahip KYB?ler üretilmiştir. Üretilen KYB serilerinin taze beton deneyleri ile 7, 28 ve 90 günlük kür uygulamasından sonra sertleşmiş beton deneyleri gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada ise; 19 farklı KYB karışımı arasından seçilen 3 farklı beton türü ile her biri çelik, cam lifli ve bazalt lifli donatılar içeren 54 adet BMK numunesi üretilmiştir. Üretilen kirişler üzerinde 28 ve 90 günlük kür süreleri sonunda eğilmede aderans deneyleri gerçekleştirilmiştir. Böylece hem mineral katkıların aderansa etkileri incelenmiş hem de her bir beton türü için tüm donatıların aderans davranışları karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, agreganın yerine kalsit ve çimentonun yerine mineral katkı kullanılması betonların reolojik özelliklerini olumlu etkilemiş, mineral katkıların yüksek hacimde ikamesinde normal betonlara kıyasla yeterli düzeyde mekanik performans gösterebilen betonlar üretilebilmiştir. Ayrıca mineral katkıların kür süresine bağlı olarak mekanik özellikleri geliştirdiği de görülmüştür. Eğilmede aderans deneylerinde ise gerek çekme dayanımı gerekse aderans performansları bakımından en kötü sonuçları cam lifli donatı göstermiştir. Bazalt lifli donatı ise istenen düzeyde çekme dayanımı ve bu çalışmada üretilen betonlarda nervürlü çelik donatıya benzer şekilde iyi bir aderans dayanımı göstermiştir. Bazalt ve cam lifli donatıların aderans davranışlarında ise nervür oluşturma yönteminin önemli bir etken olduğu sonucuna varılmıştır.

Ahmet Beycioğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı duvar ve harç malzemeleri ile üretilen duvarların mekanik özelliklerinin belirlenmesi

Duvarların dayanım özelliği, duvardaki örgü malzemelerinin dayanımı ile duvarın bir bütün olarak dayanımına bağlıdır. Duvarların boşluklu veya boşluksuz oluşu, örgü harcı, derz kalınlıkları ve örgü biçimi gibi faktörler duvarların mekanik davranışlarını doğrudan etkilemektedir. Bu çalışmada, aynı geometrik özelliklere sahip 900x900 mm boyutlarında 18 adet duvar numunesi üretilmiştir. Duvar örülmesi işinde bağlayıcı malzeme olarak, takviyeli ve polipropilen lifli harç kullanılmıştır. Kullanılan harcın hacimsel olarak karışım oranları, kum:çimento:kireç=6:1:1 şeklindedir. Duvar numunelerinin üretilmesinde harman, yığma tuğla ve bimsblok örgü malzemesi olarak seçilmiştir. Duvar numuneleri diyagonal yüklemeye tabi tutularak kayma dayanımları belirlenmiştir. Numunelerden yatay ve düşey doğrultudaki deplasman değerleri alınmıştır. Üretilen deney numunelerinin yük/deplasman grafikleri, duvarların göçme biçimleri, kayma dayanımı, rijitlik modülü, enerji tüketme kapasitesi belirlenmiştir. Deney numunelerinde gözlenen davranışlar ve oluşan çatlaklar incelenerek yük-şekil değiştirme grafikleri yorumlanmıştır. Duvar numunelerinin genelinde oluşan göçme, derz boyunca oluşan diyagonal çatlakların oluşması ve örgü malzemesi ile harç ara yüzeyinden düşeyde duvar numunesinin ikiye ayrılmasıyla meydana gelmiştir. Lifli harç kullanılarak örülen duvarların kayma gerilmesi, takviyeli harçla örülen duvarların kayma gerilmesine göre daha fazla olduğu görülmüştür. Örgü malzemesinin kesme gerilmesine katkı sağladığı deney sonuçlarında gözlenmiştir. Duvar numunelerinin düşey yük-yatay şekil değiştirme grafiğinin altına kalan alanların hesaplanması sonucu enerji yutma kapasiteleri hesaplanmıştır. Enerji yutma kapasitesi en fazla olan numune yığma tuğla ve lifli harçla örülen duvar elemanlardır.

Delikli tuğlaHarman tuğlasıTuğla duvarlar
Behcet Dündar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Kendiliğinden yerleşen betonlarda hamur faz ile kimyasal katkı etkileşiminin incelenmesi

Kimyasal katkı teknolojisinin hızlı gelişmesi beton teknolojisinin gelişimine hız kazandırmıştır. Kendiliğinden yerleşen betonlar (KYB) polikarboksilat esaslı kimyasal katkıların geliştirilmesi ile gerçekleştirilmiştir. Bu katkıların beton bünyesindeki toz malzemelerle nano ve mikro boyutta başlayan etkileşimi, betonun taze ve sertleşmiş özelliklerini mezo ve makro boyutta etkilemektedir. Bu amaçla hazırlanan KYB'de kimyasal katkı ile hamur etkileşimi nano-mikro ve mezo boyutta incelenmiştir. Ayrıca makro boyutta beton testleri yapılmıştır. Şahit numunelere %10, %20, %30 ve %40 oranlarında yüksek fırın cürufu (YFC) çimentoya ikame edilirken, %10, %15, %20 ve %25 oranlarında kalsit çimentoya ilave olarak katılmıştır. Mikro boyutta hamurun zeta potansiyeli, sertleşmiş hamurun taramalı elektron mikroskobu (SEM) analizi yapılmıştır. Mezo boyutta hamurun reolojik özellikleri ve mini yayılma değerleri saptanmıştır. Makro boyutta hazırlanan betonların ise taze haldeki kıvamı, birim hacim ağırlığı, L-kutusu deneyi, sertleşmiş beton numunelerinin 1, 3, 7, 28 ve 90 günlük basınç dayanımları bulunmuştur. Sonuç olarak hamurların zeta potansiyeli sonuçları ciddi farklılıklar göstermiştir. Bu durumun sebebi test edilen toz malzemelerinin tane boyutlarının bu test yöntemine göre çok büyük olmasıdır. Hamurların Bingham modeline göre elde edilen plastik viskozite sonuçları değerlendirildiğinde, plastik viskozitesi 1 Pa.s (± 100 mPa.s) değerine yakın olan hamurların, ayrışmaya karşı daha dirençli olduğu ve homojen yayılma kıvamları oluşturduğu gözlemlenirken, L- kutusu geçme oranlarının da homojen ve yüksek olduğu belirlenmiştir. 1 Pa.s (± 100 mPa.s) viskoziteye ve 200 mm'den büyük mini yayılma çapına sahip olan hamur karışımları ile ideal KYB üretimi yapılabilinecektir. Kalsit ilavesinin artması ile mezo boyutta plastik viskozite sonuçları artış göstermiş olup makro boyutta donatılar arasından geçiş kabiliyetinin de artığı saptanmıştır.

Murat Gökçe
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Alternatif sıva harçlarının yüksek sıcaklık etkisine dayanıklılığı

Bu çalışmada, sıva yapımında kullanılan harçların yüksek sıcaklık etkisi altındaki mekanik özelliklerindeki değişimler incelenmiştir. Bu amaçla çimento, kireç, alçı ve melez harcı olmak üzere 4 tip sıva harcı üretilmiştir. Harçların üretiminde standart CEN kumu, sönmüş kireç, Portland çimentosu, alçı ve içme suyu kullanılmıştır. Deneysel çalışma; Örnek üretimi, kürü, sıcaklık etkisi, soğutma süreci ve mekanik deneyler olmak üzere beş aşamada gerçekleştirilmiştir. Harçlar TS EN 196-1 standardına göre mikserle karıştırılarak elde edilmiştir. Harçların kıvamı, akma tablasında 110±5 mm yayılma dikkate alınarak tespit edilmiştir. Harçlar laboratuarda üretildikten sonra TS EN 196-1 standardına göre 40x40x160 mm boyutlarında prizma örnekleri elde edilmiş ve 21±2 °C sıcaklık ve % 50-60 bağıl neme sahip laboratuar ortamında 28 ve 90 gün süreyle kür edilmiştir. Harç örnekleri 20, 125, 250, 500, 600 ve 900 °C olmak üzere altı sıcaklık etkisine maruz bırakılmıştır. 20 °C sıcaklıkta bekletilen harç örnekleri referans harç kabul edilmiştir. Harçların soğutma işlemi havada ve suda olmak üzere iki grupta gerçekleştirilmiştir. Harç örnekleri oda sıcaklığına geldikten sonra eğilme ve basınç dayanımı deneyleri yapılmıştır. Yüksek sıcaklık etkisine maruz kalan sıva harçlarının içyapısında meydana gelen değişimler makro düzeyde araştırılmıştır. Deney sonuçları istatistiksel olarak incelenmiş ve yüksek sıcaklığın harçlar üzerindeki etkisi belirlenmiştir. Üretilen harç örneklerinin eğilmede çekme ve basınç dayanımlarında referansa göre 125 °C sıcaklığa kadar sürekli artış göstermiştir. Bu sıcaklıktan sonra harçların eğilmede çekme ve basınç dayanımlarında harç değerleri arasında sürekli azaldığı görülmüştür. Havada ve suda soğutulan harç örneklerinin eğilmede çekme ve basınç dayanımı değerleri arasında istatistikî açıdan anlamlı bir fark olduğu ve dayanımlarının bütün harçlar için havada soğutulan örneklerde gerçekleştiği görülmüştür. Sonuç olarak, üretilen harçlar arasında en yüksek dayanımları çimento harcının gösterdiği ve yüksek sıcaklığa maruz harçlarda havada soğutma işlemlerinin daha iyi sonuç verdiği görülmüştür.

Oğuzhan Yavuz Bayraktar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Çelik çerçevelerin boyutlandırılmasında kiriş ? kolon bağlantı türlerinin etkisi

Çelik çerçeveler son yıllarda inşa edilen modern konstrüksiyonlar arasında depreme dayanıklılığı ve mimari tasarımlarda esneklik sağlaması açısından yaygın olarak kullanılan yapı sistemleri olarak dikkat çekmektedir. Pratikte çelik çerçevelerin analiz ve tasarımında iki tür kiriş-kolon bağlantısı göz önüne alınmaktadır. Bu bağlantıların tam rijit veya tam mafsallı olduğu kabul edilmektedir. Tam rijit birleşimlerde çerçevenin şekil değiştirmesi esnasında kiriş-kolon arasında göreceli dönmenin olmadığı bu sebeple kirişten kolona moment aktarıldığı varsayılır. Mafsallı birleşimlerde, tam rijit bağlantı kabulünün aksine elemanlar arasında dönme engelinin olmadığı ve bunun sonucu olarak da kirişten kolona moment aktarımının mümkün olmadığı kabul edilir. Yapılan deneysel çalışmalarda bağlantıların bu iki sınır durum arasında davrandığı ortaya çıkmıştır. Yani yarı-rijit birleşimler çerçevenin şekil değiştirmesi esnasında dönme yaparken, az da olsa kirişten kolona moment aktarım kapasitesine sahiptirler. Bu tez çalışmasında rijit ve yarı-rijit bağlı birleşimlerin yapı sistemleri üzerindeki etkisini incelemek amaçlanmıştır. Birinci ve ikinci bölümde; düğüm noktaları rijit bağlı çerçeveler ile yarı-rijit bağlı çerçevelerin analiz ve boyutlandırma esasları açıklanmış ve pratikte uygulanan belli başlı yarı-rijit kolon-kiriş birleşim türleri tanıtılmıştır. Üçüncü bölümde LRFD-AISC ye göre kiriş uç levhalı kiriş-kolon bağlantısının boyutlandırılma esasları açıklanarak sayısal örnek verilmiştir. Dördüncü bölümde matris-deplasman yönteminin kiriş-kolon bağlantılarını yarı rijit alarak analiz yapabilmesi için gerekli düzenlemeler açıklanmıştır. Beşinci bölümde sonlu elemanlar yöntemi ile ANSYS paket programının açıklanması, altıncı bölümde ise üç katlı-iki açıklıklı, dört katlı-dört açıklıklı ve altı katlı-iki açıklıklı çerçeveler göz önüne alınarak bunlar rijit bağlı ve yarı rijit bağlı olarak analiz edilmiş ve bir düğüm noktasına gelen iç kuvvetler bulunmuştur. Bu kuvvetler altında kiriş-kolon birleşimi LRFD-AISC şartnamesine göre tasarlanmıştır. Tasarımlar rijit ve yarı-rijit olarak analiz edilip bir bulona gelen maksimum normal kuvvet, maksimum kesme kuvveti, bulon çapı ve sayısı, levha kalınlıkları ve uzunluklarının karşılaştırılması yapılmıştır. Karşılaştırmalarda yarı rijit davranış kabulünün çok daha ekonomik sonuçlar verdiği görülmüştür.Anahtar Kelimeler :çelik çerçeveler, yarı-rijit çelik kiriş-kolon bağlantılar, sonlu elemanlar yöntemi, matris-deplasman yöntemi, uç levhalı kiriş-kolon birleşimi.

ANSYSRijit bağlantıRijitlik matrisi+3
Rüya Kılıç
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Su-nem yalıtımında teknolojik çözümler ve maliyet değerlendirmesi

Bu çalışmada, su-nem yalıtımı kavramları yeniden tanımlanarak geleneksel ve modern su yalıtım malzeme ve sistemleri anlatılmıştır. İstanbul'daki çeşitli projelerin, yerinde su yalıtım uygulamaları, şekil ve fotoğraflarla gösterilmiştir. 01.06.2018 tarihinde yürürlüğe girecek olan binalarda su yalıtımı yönetmeliği ışığında, TEM Avrasya ve Karat 34 F blok projeleri örnek olarak belirlenmiştir. Örnek projelerin toprak seviyesi altındaki yalıtım sistem ve maliyetleri, 2018 yılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı birim fiyat pozlarıyla analiz edilmiştir. Sonuçlar şekil, grafik ve tablolarla sunulmuştur. Yönetmelik ve yerinde uygulama maliyetleri arasındaki farklılıklar, sistem maliyetleri ve bunların arasındaki ilişkiler belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Su yalıtımı, Toprak altı yalıtım, Birim fiyat, Bina maliyeti, Su yalıtım yönetmeliği

Hakan Altaş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessEN

The investigation of beam irregularity under earthquake effects

The fact that our country is on the dangerous and risky earthquake belt and the earthquakes result in loss of life and properties necessitate that buildings must be durable and safe against the earthquakes and indicate that every detail is important in planning and building processes. When destructive earthquakes are investigated it is frequently seen the occurrences of beam discontinuities and irregularities in structures. The horizontal irregularities are a frequent situation observed in buildings of the country in earthquake-prone zones due to adding stories in buildings. This situation leads vertical load bearings to remain in interior connections and cause beam joints to be slid over the connections, because of aesthetic concerns, and consequently, to be completed the frame. In this study, the building models with frame and shear wall- frame structures having beam discontinuities due to adding stories were analyzed by "Regulations for the Buildings in Earthquake Zones" using Mode Superposition Method. In this respect, the structures with 4,6, and 8-story in frame models and 8,10, and 12- story buildings in shear wall-frame models were examined by four different cases according to the same story (regular, console, console and irregular facade, and irregular). As a result a total of 24 models were used. The differences were compared by regularities and irregularities, first vibration period values, displacements, interstory drift, secondary rate effects, increases of moments and cutoff values in elements of the load-bearing system. Moreover, 8-story frame model and shear-wall frame model were compared and suggestions were proposed relating to architectural concerns leading to horizontal irregularities.

Sedat Seven
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tuğla duvarlardaki ısıl özelliklerin ve sorunlarin kızıl ötesi ısıl görüntüleme ve sıcak kutu yöntemleriyle incelenmesi

Günümüzde yeni binalarda enerji verimliliğini artıracak şekilde yapılanma ve mevcut binaların enerji verimliliğini artırmaya yönelik çalışmalar hız kazanmıştır. Çoğu mevcut yapının ısı yalıtım nitelikleri yeterli değildir; önemli ısı kaybı ve nem sorunları vardır. Bu tür yapılardaki ısıl sorunların hızlı ve işe yarar yöntemlerle incelenmesi, bu incelemelerinde yapıya zarar vermeden, tahribatsız yöntemlerle yapılması gerekmektedir. Kızılötesi Isıl Görüntüleme (KÖIG) yönteminin, özellikle mevcut yapılardaki ısıl sorunlar ve nedenlerinin tespitinde kullanımı isabetlidir. Yapıların ısı yalıtımlılık nitelikleri ve ısıl sorunlarının, yerinde KÖIG yöntemi ile incelenebilmesi için, standart analiz yöntemlerinin geliştirilmesi gerekmektedir.Bu çalışma ile: ??ısı yalıtım nitelikleri artırılmış tuğlalarla örülen dış duvarların ?ısıl geçirgenlik değeri (U, W m-2K-1)?, ?ısıl direnç (R, m2K W-1)?, ?ısı akış yoğunluğu (q, W m-2)?, ?ısıl iletkenlik değeri (?, W m-1K-1)? ve ?ısıl yayınım değeri (?, m2 s-1)? gibi ısıl geçirimlilik özellikleri incelenmiş;?bu incelemeleri yapabilmek için, kalibre edilmiş ısı kabini ve termal kameranın bir arada kullanıldığı laboratuvar ortamında bir deney düzeneği ve analiz yöntemi geliştirilmiş;?farklı tuğla duvar kesitlerinde oluşan ısı köprüsü, hava kaçağı, yoğuşma gibi ısıl sorunları için tanımlayan ?sıcaklık indeksi (TI, birimsiz)? ve ?ısınma hızı (RW, °Cs-1/2)? gibi yüzey sıcaklık karakteristikleri belirlenmiştir.Isınma sürecinde yapılan ardışık ısıl görüntüleme sayesinde, soğuk tarafta kalan duvar yüzeyindeki ısınma, zamana bağlı yüzey sıcaklığındaki değişimi gösteren grafiklerle analiz edilmiştir. Elde edilen veriler, çalışılan duvar kesitindeki farklı ısıl sorunları için ayırdedici/belirleyici ısınma hızı (RW) karakteristiklerini ortaya çıkarmıştır. İç ve dış yüzey sıcaklıkları arasındaki farklılığın sabitlendiği dönemdeki (kararlı durumdaki) ortam ve nihai yüzey sıcaklık verileri de ısıl geçirimlilik özelliklerinin hesaplanmasında belirleyici olmuştur.Laboratuvar ortamında KÖIG yöntemi ile elde edilen ön veriler, arazi ortamında yapılacak KÖIG çalışmaları için kontrol verilerini oluşturmuştur. Sonuçlar, mevcut yapı duvarlarının ısıl yalıtımlılık nitelikleri ve ısıl sorunlu bölgelerinin, arazi ortamında yapılacak KÖIG çalışması ile ayrıntılı analizinin mümkün olduğunu göstermiştir.

Tahribatsız muayeneTuğla duvarlar
Rukiye Koçkar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek yapıların sürdürülebilir tasarım ölçütleri kapsamında değerlendirilmesi

Yapılar, yaşam döngüleri boyunca olumsuz çevresel etkilere neden olabilmektedir. Yüksek yapıların az katlı yapılara oranla çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin daha fazla olduğu düşünülmektedir. Bu etkileri azaltmak amacıyla yüksek yapılarda ?taşıyıcı sistem tasarımı? ve ?sürdürülebilir tasarım? kavramları ön plana çıkmaktadır. Yüksek yapıların tasarımında taşıyıcı sistem tasarımı kapsamında taşıyıcı sistem malzemeleri, taşıyıcı sistem çeşitleri ve enerji yalıtım sistemleri; sürdürülebilir tasarım kapsamında ise ekolojik, ekonomik ve sosyal-kültürel ölçütler bir bütün olarak ele alınmalıdır. Bu tez çalışmasında çeşitli bilimsel çalışmalarda farklı şekillerde sınıflandırılan sürdürülebilirlik ölçütleri ile LEED değerlendirme ölçütleri dikkate alınarak sınıflandırılan sürdürülebilir tasarım ölçütlerinin LEED sertifikasına sahip 13 yüksek yapı üzerinde uygulamaları incelenmiştir. İncelenen yüksek yapıların sürdürülebilir tasarım açısından etkinliğini belirlemek üzere bir değerlendirme yöntemi önerilmiştir. Önerilen yöntem kapsamında, incelenen yüksek yapılarda ekolojik, ekonomik ve sosyal-kültürel sürdürülebilir tasarım ölçütlerinin uygulanma başarısı değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler : Yüksek Yapı, Sürdürülebilir Tasarım, Sürdürülebilir Tasarım Ölçütleri, LEED

Sürdürülebilir tasarımSürdürülebilirlikYüksek yapılar
Seda Yavaşbatmaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşı ve sınıfı belli geridönüşüm agregalarının betonda kullanılabilirliğinin araştırılması

Geri dönüştürülmüş yapı malzemelerine olan talep son yıllarda büyük artış göstermiştir. Özellikle beton atıklarının, geri dönüşüm agregası olarak kullanılması yaygın hale gelmiş ve bu konu üzerinde birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada, yaşı ve sınıfı belli beton atıklarından elde edilen iri ve ince agreganın geri dönüşüm agregası olarak bir alt sınıf betonda kullanım olanakları araştırılmıştır. Araştırmada; kırma iri agrega yerine %0, 10, 20, 30, 40, 50; kırma ince agrega yerine %0, 10, 20, 30, 40, 50; hem ince hem de iri agrega yerine %0, 10, 20, 30, 40, 50 oranların da geridönüşüm beton agregası (GDBA) kullanılmıştır. Beton örneklerinin 28 ve 90 günlük basınç dayanımları, elastisite modülleri birim ağırlık ve su emme oranları belirlenmiştir. Elde edilen deney sonuçlarına göre; GDBA'nın beton üretiminde kullanılabileceği görülmüştür.Anahtar Kelimeler : Atık beton, iri ve ince geri dönüşüm beton agregası, basınç dayanımı, elastisite modülü.

Can Demirel
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Karbonatlaşmanın çelik lifli ve uçucu küllü betonlarda etkisi

In this study, we research some of the properties of concrete specially carbonation in those concretes which were reinforced by flyash and fiber steel. Instead of cement, fly ash to the ratio of 0%, 10%, 20%, and 30% and fiber steel by the amount of 1% of the whole concrete's weight are added to the whole concrete. The size of fiber steel is 30 mm in length and 30% mm in diameter. Testes were performed for concrete properties: unit weight, workability, compressive strength, modulus elastisity, flexral strength, toughness, spletting tensil strengh, abration, capillary water absorbtion, ultrasonic velocity and carbonation. The ratio of flyash do not effect toughness but fiber steel has alot of on effects toughness. flyash and fiber steel have positive effect on carbonation.Anahtar Kelimeler : Çelik Lif, Uçucu Kül, Karbonatlaşma, Tokluk

Seyed Rahim Baharavar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek sıcaklığın diyatomit katkılı harçlar üzerindeki etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada, Ankara Kızılcahamam yöresi diyatomitinin CEM I (PÇ 42,5 R) çimentoya %0, %5, %10, %15 oranlarında, 90 µm boyutundaki diyatomit ikamesi ile elde edilen, diyatomit ikameli harç numunelerinin yüksek sıcaklığa karşı dayanımı ölçülmüştür. Diyatomit ikameli harç numuneleri, 28 ve 90 gün boyunca kür edilmiş; 20, 150, 300, 500 ve 700 °C 'ye tabi tutulmuştur; havada soğutma ve suda soğutma yöntemiyle soğutulmuştur. Diyatomit ikameli harç numunelerin ultrases geçiş hızı, eğilmede-çekme dayanımı ve basınç dayanımı deneyleri yapılmıştır, 28 ve 90. gündeki değerleri istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. 90 günlük ultrases geçiş hızı değerlerine göre, Cem I (PÇ 42,5 R) çimentoya, 20 °C 'de ve 700 °C 'de %5 diyatomit ikamesinin ultrases geçiş hızı değerini %20,82 arttırdığı, 300 °C 'de, %10 diyatomit ikamesinin ultrases geçiş hızı değerini değiştirmediği, 150 °C 'de ve 500 °C 'de %15 diyatomit ikamesinin ultrases geçiş hızı değerini %2,48 düşürdüğü, tespit edilmiştir. Soğutma yöntemlerine göre bakıldığında, suda soğutma yöntemiyle soğutulan harç numunelerin ultrases geçiş hızı, artış yüzdelerinin havada soğutulan numunelere oranla daha iyi olduğu saptanmıştır. 90 günlük eğilmede-çekme dayanımı değerlerine göre Cem I (PÇ 42,5 R) çimentoya, 20 °C, 150 °C ve 300 °C 'de %10 diyatomit ikamesinin, eğilmede-çekme dayanımını %2,32 düşürdüğü, 500 °C 'de %15 diyatomit ikamesinin eğilmede-çekme dayanımını %7,43 düşürdüğü, 700 °C 'de %5 diyatomit ikamesinin eğilmede-çekme dayanımı değerlerini %79,99 arttırdığı tespit edilmiştir. Soğutma yöntemlerine göre, havada soğutma yöntemiyle soğutulan harç numunelerinin eğilmede-çekme dayanımındaki artış yüzdelerinin, suda soğutulan harç numunelere oranla daha yüksek olduğu saptanmıştır. 90 günlük basınç dayanımı değerlerine göre, Cem I (PÇ 42,5 R) çimentoya, 20 °C 'de, 150 °C 'de, 300 °C 'de, 700 °C 'de %10 diyatomit ikamesinin %20,18 oranında basınç dayanımını arttırdığı, 500 °C 'de %15 diyatomit ikamesinin basınç dayanımını %17,37 arttırdığı tespit edilmiştir. Soğutma yöntemlerine göre, havada soğutma yöntemiyle soğutulan harç numunelerinin basınç dayanımı artış yüzdelerinin, suda soğutulan harç numunelere oranla daha yüksek olduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler : Yüksek Sıcaklık, Harç, Çimento, Diyatomit

HarçÇimento
Ebru Dinler
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Dış duvar özelliklerinin ısıl performansının deneysel incelenmesi

Dünya genelinde enerji tüketimi son 25 yılda kişi başına sadece yüzde 5 kadar artmış olmakla beraber, gelişmekte olan Türkiye'de son 25 yıldaki artış oranı yüzde 100 rakamının üzerindedir. Enerji tüketiminin artması ülke ekonomisine yük getirmesinin yanı sıra çevre kirliliğine de yol açmaktadır. Sınırlı fosil yakıt kaynakları, enerjinin verimli şekilde kullanılmasını gerektirmektedir. Dış duvarların iç mekân koşullarının belirlenmesine etkisi, dış duvarın yapısı ile doğrudan ilişkilidir. Bu çalışmada, dış duvar özelliklerinin ısıl performansı deneysel olarak incelenmiştir. Bu amaçla dış duvar numunelerinde XPS ve EPS ısı yalıtımı malzemesi ve üç farklı ısı yalıtım kalınlığı kullanılmıştır. Isıl performans deneyi, TS EN ISO 8990 standardına göre sıcak kutu deney cihazı kullanılarak yapılmıştır. Üretilen duvar numunelerine ait U değerleri ısıl performans deneyi sonucunda elde edilmiştir. Yalıtımlı dış duvar deney sonuçları, hem birbirleri ile hem de yalıtımsız kontrol duvarları ile karşılaştırılmıştır. Nümerik analiz ve deney sonuçlarına göre, Ankara ili için dış duvarlarda kullanılacak en uygun ısı yalıtım malzemesi 5 cm kalınlığında XPS olarak belirlenmiştir.

Gökhan Kaplan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Ahşap emprenyesinde bor bileşiklerinin kullanımının ahşabın yanmasına etkisi

Bu çalışmada, inşaat sektöründe önemli bir yer tutan sarıçam odununun yanma mukavemetini arttırmak istedik. Amacımızı gerçekleştirmek için bu çalışmada Bor Enstitüsü tarafından üretilen ve Ahşap Bor olarak adlandırılan ?Disodyum Pentaborat Dekahidrat? (Na2-5B2O3-10H2O) bileşiği kullanılmıştır. Bu amaçla sarıçam odunundan ASTM D 358 esaslarına uyularak hazırlanan örnekler ?Disodyum Pentaborat Dekahidrat? (Na2-5B2O3-10H2O) bileşiği ile %5 - % 10 - %15 oranında üç ayrı çözelti hazırlanarak emprenye edilmiştir. Emprenye süresi olarak çok kısa süreli (3 dakika), kısa süreli (10 dakika), orta süreli (2 saat), uzun süreli (1gün) ve çok uzun süreli (1 hafta) olmak üzere 5 ayrı süre seçilmiştir. Emprenye metodu olarak daldırma yöntemi seçilmiştir. Emprenye edilen numuneler ASTM E 160-50'ye göre yanma deney cihazında yakılarak sonuçlar incelenmiştir.Sonuç olarak yanma kayıpları incelendiğinde yanma sonrası kalan malzeme miktarı emprenye süresi ve çözelti yoğunluğu arttıkça yanma sonrasında kalan malzeme miktarında önemli ölçüde artışlar olduğu tespit edilmiştir. Çok kısa süreli(3 dakika) emprenye süresinde %5 lik çözelti yoğunluğunda yanma sonrası kalan malzeme miktarı % 10 olarak gerçekleşirken, çok uzun süreli (1 hafta) emprenye süresi ve %15'lik çözelti yoğunluğunda yanma sonrası kalan malzeme miktarı %70 olarak gerçekleştiği görülmüştür. İnşaat sektöründe sıkça kullanılan sarıçam odununun yanmaya dayanıklı hale getirmek için ?Disodyum Pentaborat Dekahidrat? (Na2-5B2O3-10H2O) bileşiği ile %15 çözeltide 1 hafta süre ile emprenye edilerek kullanılması önerilir.

Ağaç malzemelerBor bileşikleriEmprenyeli odun+1
Osman Kaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Nokta yükü dayanımı deneyine etki eden faktörlerin yapay örnekler kullanılarak araştırılması

Nokta yükü dayanım indeksi deneyi kayaçların dayanımlarına göre sınıflandırılmasında ve tek eksenli basınç dayanımının dolaylı yönden tahmin edilmesinde kullanılan bir indeks deneydir. Bu çalışmada; beton ve alfa alçıdan elde edilen, tek eksenli basınç dayanımı 2 ile 52 MPa arasında değişen sentetik malzemeler elde edilmiştir. Farklı basınç dayanımlarına sahip beton ve alfa alçı numuneler, boy/çap oranları 1, 2, 3 ve 4 olacak şekilde hazırlanmış toplam 280 örnek üzerinde nokta yükü dayanım indeksi deneyleri yapılmıştır. Deneylerin sonucunda nokta yükü dayanım indeksi deneyinde numunenin boy/çap oranının deney sonucuna etkisi incelenmiştir, ancak boy/çap oranı 1 ile 4 arasında değişen gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Boy/çap oranı 2 olan örneklere tek eksenli basınç dayanımı deneyi yapılmıştır. Nokta yükü dayanım indeksi değerleri ile tek eksenli basınç dayanımı değerleri arasındaki k katsayısının değişimi gözlemlenmiş, k katsayısını ?c/?t tarafından kontrol edildiği sonucuna varılmıştır. Numunelere Brazillian dolaylı çekme dayanım deneyi de yapılmış, nokta yükü dayanım indeksi değerleri ile çekme dayanım değerleri karşılaştırılmıştır. Nokta yükü dayanım indeksi deneyinin çekme dayanımının tahmininde daha tutarlı sonuçlar verdiği gözlemlenmiştir. Örneklerin tek eksenli basınç dayanımı ve çekme dayanımı değerleri kullanılarak kohezyon ve içsel sürtünme açıları elde edilmiş; tüm verilerin birbirleri ile olan ilişkileri regresyon analizleri yardımıyla değerlendirilmiştir. Nokta yükü dayanım indeksi ile kohezyon değerleri arasında oldukça anlamlı bir ilişki elde edilmiştir.

Meryem Demir
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Çeltik kavuzunun tuğla üretiminde kullanılabilirliğinin araştırılması

Bu tez çalışmasında, kil tuğlası üretiminde çeltik kavuzu (ÇK) katkısı kullanılarak yüksek yalıtım ve mühendislik özelliklerine sahip yapı tuğlalarının üretilmesi amaçlanmıştır. Tuğla kiline çeltik kavuzu, ikame yoluyla ve hacimsel olarak; % 5, % 10 ve % 15 oranlarında, öğütülmüş ve ham halde olmak üzere iki farklı şekilde eklenmiştir. Çalışmada kullanılan kil ve ÇK Çorum yöresinden temin edilmiştir. Şekillendirilen örnekler farklı sıcaklıklarda (700, 800, 900 ve 1000 oC) pişirilerek örneklerin fiziksel ve mekanik testleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre ÇK katkısı tuğla örneklerin kızdırma kaybı oranı, su emme oranı ve görünür porozite değerlerini arttırmıştır. Bununla birlikte artan katkı oranı, tuğla örneklerin net birim hacim ağırlığını ve basınç mukavemet değerlerini azaltmıştır. Pişirme sıcaklığının artması örneklerin ısı iletkenlik katsayısını arttırıcı, katkı oranının artması ise azaltıcı bir etki oluşturmuştur. Basınç mukavemeti açısından tuğla üretiminde hacimsel olarak ham çeltik kavuzu (HÇK) katkısının % 10, öğütülmüş çeltik kavuzu (ÖÇK) katkısının ise % 15 oranına kadar kullanılabileceği, bununla birlikte HÇK katkılı tuğlanın daha iyi ısı iletkenlik özelliklerine sahip oldukları belirlenmiştir. Diğer özellikler bakımından ise ÇK katkı tipinin sonuçlar üzerinde çok fazla etkili olmadıkları görülmüştür. Sonuç olarak, 800 oC ve üzerinde pişirilen ve HÇK katkısının % 15 oranında yapıldığı tuğlalar dışında kalan katkılı tuğlaların yapılarda bölme duvar malzemesi olarak kullanılabileceği düşünülmektedir.

Isı geçişi katsayısıKilTuğla+1
Gökhan Görhan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Amasra limanının hidrografik haritasının hazırlanması ve İp iskandil ile GPS sistemlerinin irdelenmesi

Bu çalışmada, Liman inşaatlarının hidrografik ölçümlerinde kullanılan ip iskandil ve GPS sistemleri ve bu sistemlerin hassasiyetleri irdelenmiştir, örnek olarak da Amasra Limanında çalışmalar yapılmıştır ve bu çalışmalar sonucunda Amasra Limanının hidrografik haritası hazırlanmıştır.Bu amaçla, ip iskandil ve GPS yöntemleri ile ne kadar hassasiyette ölçüm yapılabileceği araştırılmıştır, ölçümlerde en doğru sonucu elde etmek için uygulama sırasında dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında bilgiler verilmiştir. Derinlik ölçme yöntemleri açıklanmıştır ve İp iskandil sistemi ile yapılan ölçümler ile diğer iskandil yöntemleri karşılaştırılmıştır. Aynı şekilde koordinat ölçme yöntemleri açıklanmıştır ve GPS ile yapılan ölçümler ile diğer koordinat ölçme yöntemleri karşılaştırılmıştır.Sonuç olarak daha hassas bir sonuç elde etmek için uygulama sırasında kullanılan yöntemler ile diğer var olan yöntemler kıyaslanmıştır. İp iskandil ve GPS yöntemleri kullanılarak Amasra Limanının Hidrografik haritası oluşturuldu ve münhani eğrilerinden yararlanarak liman içerisindeki ve dış kısmındaki derinlikler hakkında bilgiler verilmiştir.

Halil Örgören
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Dolgu maddesi oranının kendiliğinden yerleşen beton özelliklerine etkisi

Bu çalışmada, kendiliğinden yerleşen beton (KYB) özelliklerine dolgu maddesi oranının etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla KYB üretiminde toz malzeme olarak taş tozu ve kimyasal katkı olarak hiperakışkanlaştırıcı (HA) kullanılmıştır. KYB karışımlarında %0,60, %0,75 ve %1,00 HA katkı oranları kullanılarak toplam 8 adet KYB üretilmiştir. Üretilen bütün KYB'lerde bağlayıcı madde miktarı ve s/ç oranı sabit tutulmuştur. Üretilen taze KYB'ler üzerinde birim hacim ağırlık, T50 süresi, yayılma, V hunisi ve L kutusu taze beton deneyleri yapılmıştır. Taze beton deneylerinin ardından 10x10x10 cm boyutlarında küp numuneler elde edilmiştir. Küp numuneler laboratuardaki kür odasında bulunan kür havuzunda 3, 7 ve 28 gün süreyle bekletilmiştir. Küp numuneler üzerinde belirtilen yaşlarda birim hacim ağırlık ve basınç dayanımı deneyleri yapılmıştır. Üretilen KYB'ler deney sonuçları bakımından hem kontrol betonu hem de birbirleri ile karşılaştırılmıştır. Üretilen betonların KYB özelliği taşıyıp taşımadığı elde edilen deney sonuçları ile EFNARC kriterleri karşılaştırılarak belirlenmiştir. Doğal agrega ile üretilen KYB'ler yapay agrega kullanılarak üretilenler ile karşılaştırıldığında KYB özelliğini daha çok gösterdiği gözlenmiştir. Diğer taraftan yapay agrega ile üretilen KYB'lerin doğal agrega ile üretilenlerine kıyasla genel olarak basınç dayanımının daha yüksek olduğu belirlenmiştir.

Havva Bakır
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Mevcut betonarme bir binanın 2007 deprem yönetmeliğine göre performansının belirlenmesi ve bir güçlendirme önerisi

Bu çalışmada, 1975 yılında yapılmış mevcut çerçeve sistemli betonarme bir binanın 2007 deprem yönetmeliğine göre performans analizi yapılarak güçlendirme önerisi yapılmıştır. Bu kapsamda "2007 deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkındaki Yönetmeliği" bölüm 7'ye göre konut türü yapılar için öngörülen "Can Güvenliği" performans seviyesi araştırılmıştır. Çalışma iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşamada, mevcut donatılar girildikten sonra beton kalitesine göre yapı tanımlanmış ve yapının kapasitesi ortaya çıkartılmıştır. Bunun için yapı elemanlarının hasar durumu belirlenmiştir. Elemanlarda oluşacak hasarın sınıflandırılması için hasar sınırları belirlenmiştir. Yapıdaki bütün elemanların hasarı belirlendikten sonra, yapı içindeki hasar dağılımına ve oranına göre yapının performansı ortaya çıkarılmıştır. İkinci aşamada ise yapı Sta4Cad v13.1'de"Deprem Yapı Güçlendirme Projesi" seçeneğinden "Çatlamış kesite göre analiz" seçeneği ve bütün yapının mevcut malzemesi E2 olarak seçilerek, mevcut malzeme dayanımları seçilmiştir. Yapılan performans analizi sonucunda, bazı kolonlarda kesit yetersizliği, kesme güveliği yetersizliği ve kuşatılmış kolon kontrolünü sağlamayan taşıyıcı kolon elemanları tespit edilmiştir. Bu kolonlar mevcut yapıda güçlendirilmesi gereken gevrek elemanlardır. Bu elemanların kesme kapasite yetersizliği nedeniyle bina sisteminin iyileştirilmesine yönelik güçlendirme önerisine gidilmiştir. Güçlendirme önerisi için, programa ait deprem yapı güçlendirme projesi opsiyonunda, yapılacak takviye elemanlar için panel ve manto opsiyonları seçilmiştir. Yapı performans analizi Sta4Cad v13.1'de tekrar yapılmış ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda yapıdaki düzensizlikler ve kolon kapasiteleri kontrol edilmiştir. Bu çalışma sonunda yapının "Can Güvenliği" performans seviyesini karşıladığı görülmüş ve yapı için alternatif bir güçlendirme önerisi verilmiştir.

Halime Çakar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Müteahhitlerin kamu inşaatları uygulamalarında karşılaştıkları risklerin incelenmesi ve değerlendirilmesi

Firmalar doğası gereği iş almak ve büyümek için gerekli gayreti göstermek zorundadırlar. Kamu inşaatlarının yatırım kararından, kesin kabule kadar olan süreçte sektörün yapısından ve işin doğasından kaynaklanan birçok riskler bulunmaktadır. Doğal olarak bu risklerin tanımı, derecesi ve alınacak önlemlerin bilinmesi taraflar açısından çok büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada kamu inşaat uygulamalarında müteahhitlerin karşılaştıkları risklerin belirlenmesi, bu risklerin derecelendirilmesi ve çözüm önerilerinin belirlenmesi hedeflenmiştir.Bu amaçla Ankara merkezli olan ve kamu inşaat ihalelerine katılan firmalar ile ön görüşmeler yapılmış, risk unsurları ana hatları ile belirlenmiş ve bir anket çalışması hazırlanmıştır. Bu ankette risk unsurları sıralanmış ve derecelendirilmiş, Ankara merkezli ve kamu inşaat ihalelerine katılan firmalara uygulanmış, müteahhitlerin karşılaştıkları risk unsurları ve dereceleri belirlenmiş ve değerlendirilmiştir.Anket sonucu itibarıyla %86 ile riski en yüksek görülen konu ``müteahhitlik mesleğinin yeterince profesyonelleşememesi ve kurumsallaşamaması'' olarak bulunmuştur.%85 risk oranı ile ``kamu inşaat uygulamaları ile ilgili mevzuatın sık sık değişmesi'', %84 risk oranı ile ``ihale uygulamaları ile ilgili mevzuatın sık değişmesi ve karmaşık olması'', %79 risk oranı ile ``yetkilerin dağılmış olması ve işlemlerin çokluğu sebebi ile anlaşmazlıkların çözümü'', %78 risk oranı ile ``yaşanan yoğun mesleki rekabet'', %77 risk oranı ile `` sözleşme onaylandıktan sonra girdi maliyetlerinin artışlarında'', % 75 risk oranı ile ``3. taraf kurumlar ile ilişkilerdeki (elektrik, haberleşme, su, yol, kanalizasyon, ruhsat, izin vb.) iş yoğunluğunda ve zorluklarda'' konuları riski en yüksek bulunan unsurlar olmuştur.

Orhan İlhan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Kolemanit katkılı çimento ile üretilen pomza agregalı hafif betonun fiziksel özelliklerinin araştırılması

Kolemanit katkılı çimento ile üretilen pomza agregalı hafif betonun, fiziksel özelliklerini araştırmak amacıyla yapılan bu çalışma kapsamında, %0, %0.4, %0.6, %0.8, %1 ve %2 oranlarında çimento ile ikame edilen kolemanit katkısı ile hafif beton numuneleri üretilmiştir. Beton karışımında iri ve ince agrega olarak, Türkiye-Van-Erciş-Kocapınar Bölgesi'nden elde edilen pomza kullanılmıştır. Beton numuneleri 28, 56 ve 360 gün kürlenmiş ve çalışma kapsamında, beton numunelerinin gama radyasyon soğurganlıkları deneysel olarak incelenerek kolemanit katkısının bu anlamda etkisi irdelenmiş, ayrıca WinXcom programı ile teorik olarak hesaplanan radyasyon zırhlama değerleriyle karşılaştırılmıştır. Ayrıca numuneler üzerinde, porozite, kılcal su emme, ultrases hızı geçiş, basınç dayanımı ve yüksek sıcaklık dayanımı deneyleri yapılmış ve kür yaşının söz konusu parametrelere etkisi belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre kolemanit katkısı hafif betonun radyasyon zırhlama özelliğinde iyileştirme yapmış, ancak kolemanit oranı (%0.4-2) ile lineer ve kütle soğurma katsayıları arasında doğrusal bir ilişki olmadığı görülmüştür. Özellikle uzun süreli (360 gün) kürleme yaşının lineer ve kütle soğurma katsayılarını yükseltmiş ve ortalama serbest yol değerlerini düşürmüş, kür yaşı ile söz konusu parametreler arasında güçlü doğrusal bir ilişki olduğu ortaya konulmuştur. WinXcom ile yapılan radyasyon zırhlama teorik hesaplarıyla uyumlu sonuçlar bulunmuştur. İleri kür yaşı (360 gün), kapiler su emme ve porozite değerlerini sırasıyla, %23.13-43.76 ve %9.6-23.8 seviyelerinde düşürmüş, basınç dayanımında kolemanit katkısı özellikle ileri kür yaşlarında iyileşmeler göstermiş, 360 günlük kür yaşı basınç dayanımını pozitif yönde etkilemiş ve ultrases geçiş değerleri ile karşılaştırıldığında sonuçlar birbirine uyumlu çıkmıştır. 28 ve 56 günlük kolemanit katkılı numunelerde 400oC sıcaklık sonrası değişken bir ağırlık ve basınç kaybı gözlemlenirken, 600oC ve 800oC'lik sıcaklıklarda birbirine yakın çıkmıştır.

BetonKolemanitPonza+1
Namık Yaltay
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Ankara'nın deprem tehlikesinin belirlenmesi

Ankara ili genel olarak depremsellik ve deprem tehlikesi açısından güvenli bir yer olarak bilinir. Fakat son yıllarda yapılan çalışmalar ve meydana gelmiş olan depremler bunun böyle olmayabileceğini göstermeye başlamıştır. Bölge ile ilgili çalışmalar çoğaldıkça Ankara'nın deprem tehlikesi yüksek bir bölge olduğunu savunan bilim insanlarının sayısı giderek artmıştır. Fakat Ankara için artmakta olan bu bilgi birikimine rağmen, depremselliği ve deprem tehlikesini enine boyuna inceleyen bir çalışma henüz yapılmamıştır.Bu nedenle; Ankara ve yakın civarının depremselliğinin, deprem tehlikesinin detaylı bir şekilde incelenmesi, geçmiş yıllarda meydana gelmiş depremler hakkında bilgilerin deprem katalogları, arşivler, gazete haberleri vb., taranarak araştırılması ve deprem üretme potansiyeli olan fayların/bölgelerin belirlenmesi, bu bölgelerin yaratabileceği maksimum deprem büyüklükleri ve bunların dönüş periyotlarının belirlenmesi gerekir. Tezin amacı yukarıda sayılan çalışmaları yaparak, en son teknoloji, bilgi ve gelişmeleri kullanarak Ankara'nın deprem tehlikesini belirlemek ve bu konuda diğer illerde de uygulanabilecek örnek bir çalışma yapmaktır. Ankara için ilk kez yapılacak böyle bir çalışma ile Ankara'nın deprem açısından durumu enine boyuna araştırılarak deprem tehlikesi ortaya konacaktır.Yapılan çalışmalar sonucunda Ankara ili için 50 yılda %40, %20, %10, %5 ve %2 aşılma olasılığına sahip yer ivmelerine göre deprem tehlike haritaları hazırlanmıştır. 50 yılda %10 aşılma olasılığına sahip ve farklı azalım ilişkileri kullanılarak elde edilmiş yer ivmelerine göre hazırlanmış haritalarda Ankara il sınırları içindeki yer ivmesi değerlerinin 0.05 ? 0.4 g arasında değiştiği görülmüştür. Ayrıca bölge için deterministik yöntem kullanılarak da deprem tehlikesi haritası hazırlanmıştır.

Deprem mühendisliği
Bülent Özmen
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Atık mermer tozu ve cam elyaf katkısının betondaki karbonatlaşmaya etkisi

Bu çalışmada, atık mermer tozu ve cam elyaf katkısının betondaki karbonatlaşmaya etkisi araştırılmıştır. Ağırlıkça 0,25, 0,50, 0,75 ve 1 kg/m3 oranlarında cam elyaf ile filler malzeme yerine hacimce %25, %50, %75 ve %100 oranlarında atık mermer tozu ilave edilerek 25 farklı beton serisi hazırlanmıştır. Karbonatlaşma süreci çok uzun yıllar aldığından laboratuvar ortamında hızlandırılmış karbonatlaşma test tekniği kullanılmıştır. Karbonatlaşma derinlikleri, %1 etil alkolde hazırlanan fenolfitalein indikatörü ile elektronik kumpas yardımıyla ölçülmüştür. Karbonatlaşma derinlikleri arasındaki ilişkiyi desteklemek ve aralarında kıyaslama yapabilmek için her seri farklı zaman periyodunda (7, 14 ve 28 gün) gaz sızdırmaz tankta %40 karbondioksitli ortamda bekletilmiştir. 28 günlük kür sürelerini tamamlayan numuneler üzerinde karbonatlaşma öncesi ve sonrası olmak üzere porozite, kılcal su emme, ultrases geçiş hızı, basınç dayanımı ve yarmada çekme dayanımı deneyleri yapılmıştır. Deneylere tabi tutulan numunelerin mikro yapıları SEM görüntüleri ile incelenmiş EDX ile desteklenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; karbonatlaşma deneyi sonrası numunelerin, porozite, kapilarite, basınç ve yarmada çekme dayanımı değerlerinde azalma, ultrases geçiş hızı değerlerinde ise artış olduğu tespit edilmiştir. Karbonatlaşma derinliği zaman faktörünün artmasıyla artış göstermiştir. Ayrıca tüm seriler kendi aralarında kıyaslandığında mermer tozunun artışı ile cam elyaf takviyeli beton numunelerinin ultrases geçiş hızı, basınç ve yarmada çekme dayanımı değerlerinde artış, porozite, kılcal su emme ve karbonatlaşma derinliği değerlerinde ise azalmalar olduğu saptanmıştır. Cam elyafın artışı ise numunelerde porozite, kılcal su emme, yarmada çekme dayanımı ve karbonatlaşma derinliği değerlerinde artmaya, ultrases geçiş hızı ve basınç dayanımı değerlerinde ise azalmaya neden olduğu tespit edilmiştir.

Leyla Gülan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel yerleşim alanlarında fiziki planlama memnuniyetinin araştırılması: Erzincan örneği

Kentler, insanların ortak yaşamlarını sürdürdükleri yapısal ortamın, yani ortak hayatın varlık nedeni ve yaşama alanıdır ve günümüze kadar geçirdikleri evrim içinde zaman zaman planlanmış, tasarlanmışlardır. Cumhuriyet döneminden itibaren Türkiye'de hızlı bir kentleşme yaşanmaya başlamıştır. Eski ve köklü bir tarihe sahip olmasına rağmen geçirdiği deprem felaketleriyle hep hatırlanan Erzincan kentsel alanların fiziki planlanmasında insan ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir yapıya sahiptir. Özellikle 1992'de yaşanan deprem felaketinden sonra kent fiziki planlaması daha iyi yapılarak kentsel donatı alanları geliştirilmiştir. Bu yüksek lisans tezinde, Erzincan ilinin yeni yerleşim alanları, fiziki planlama esaslarına göre incelenmiştir. Kentlerin sağlıklı bir şekilde yerleşimine katkıda bulunmak, kullanıcılarında ihtiyaçlarına cevap veren kentsel alanlar düzenlemek için bu tez çalışması hazırlanmıştır. Böylece kentsel tasarımda ideal düzenlemenin planlaması amaçlanmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, şehircilik ile ilgili genel bilgi verilmiştir. İkinci bölümde kentleşme ve kent planlaması konuları hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde kentsel donatı alanları hakkında bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde Erzincan kent merkezindeki kentsel donatı alanlarına dair mevcut durum tespiti yapılmıştır. Beşinci bölümde Erzincan kent merkezindeki farklı mahallelerde yaşayanların kentsel donatı alanlarındaki memnuniyetleri bir anket çalışmasıyla değerlendirilmiş ve istatistiki bilgiler verilmiştir. Altıncı bölümde ise kentsel alanların fiziki planlama esaslarına göre Erzincan kent merkezindeki donatı alanlarına yönelik çeşitli önerilere yer verilmiştir. Bu çalışma kaynak araştırması, gözleme dayalı sübjektif yorumlar ve birebir fikir alışverişi ile oluşturulmuştur.

Yusuf Tuğrul Şiranlı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat sektöründe bilgisayar destekli planlama yöntemi

Yapmış olduğum tez çalışmamın ilk bölümü olan giriş bölümünde; teknolojik ve bilimsel alanlardaki gelişmelerden en çok payını alan ve sürekli yenilenmeye açık sektörler arasında olan inşaat sektöründen ve Türkiye de inşaat sektörünün gelişme hızından bahsedilmiştir. İkinci bölümünde Proje, Proje Yönetimi ve Proje Yönetim Bileşenlerinden bahsedilerek projenin önemi vurgulanmıştır. Üçüncü bölümünde; belirli bir zaman süresi içinde tamamlamak zorunda olduğumuz işleri hiç sıkıntı çekmeden nasıl ve hangi sırayla yapacağımızı bilmek için; Planlama metotları başlığı altında planlama, programlama ve planlama tekniklerinden bu tekniklerin uygulama yöntemlerinden örnekler verilerek bahsedilmiştir. Çalışmanın ileri bölümlerinde ise Primavera P6 iş programının kullanımı açıklanarak P6 R8.4 yardımı ile 6 bloklu bir kooperatif inşaatının iş programı hazırlanmıştır.

Tuba Torğut
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Pomza agregası, atık mermer tozu ve kitre katkılı çimento esaslı kompozit malzemenin mühendislik özelliklerinin incelenmesi

Bu araştırmada; pomza agregası, atık mermer tozu ve kitre katkılı çimento esaslı kompozit malzemenin mühendislik özellikleri araştırılmıştır. Ağırlıkça %10, %30 ve %50 oranlarında 0-2 mm, 2-4 mm ve 4-8 mm tane boyutlarında pomza agregası, %10 ve %20 oranlarında 0.25 mm'lik elekten geçirilerek elde edilmiş atık mermer tozu, %0, %0.5 ve %1 oranlarında kitre ve CEMI 42.5 N tipi portland çimentosu kullanılarak kompozit bir yapı malzemesi hazırlanmıştır. Hazırlanan bu kompozit numuneler üzerinde; ısıl iletkenlik, su emme, basınç dayanımı, aşınma kaybı, yoğunluk, yüksek sıcaklık ve donma-çözülme deneyleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca ısıl iletkenlik katsayısını teorik olarak tespit etmek için daha önce geliştirilmiş matematiksel bir model kullanılarak sonuçlar bulunmuştur. Bulunan bu teorik sonuçlar deneysel sonuçlarla karşılaştırılmıştır. Kompozit numunelerden 3512 no'lu numunenin mikro yapısı SEM analizi ile incelenmiştir. Hazırlanan numunelerde pomza agregası miktarı, tane boyutu, kitre miktarı arttıkça ve atık mermer tozu miktarı azaldıkça ısıl iletkenlik katsayısı, basınç dayanımı, yüksek sıcaklık ve yoğunluk değerlerinin azaldığı, aşınma kaybı, donma-çözülme ve su emme değerlerinin arttığı görülmüştür. En düşük ısıl iletkenlik katsayısının deneysel olarak bulunan 0.159 W/mK ve daha önce geliştirilmiş matematiksel modelleme ile bulunan 0.147 W/mK değeri ile 3512 no'lu numuneden elde edildiği görülmüştür.

Şermin Koçyiğit
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Siirt yöresinde farklı santrallerde üretilen betonların mekanik ve fiziksel özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışmada Siirt Yöresinde farklı santrallerde üretilen hazır betonların mekanik ve fiziksel özellikleri incelenmiştir. Yörede faaliyet gösteren beton santralleri A Beton Santrali, B Beton Santrali ve C Beton Santrali olarak adlandırılmıştır. Bu santrallerde üretilen betonlardan C25 beton sınıfı üzerinde; basınç, porozite, yüksek sıcaklık, donma-çözülme ve eğilmede çekme deneyleri uygulanmıştır. Bu deneyler için 28 günlük numuneler kullanılmış ve numunelerin 28 günlük dayanım değerleri dikkate alınarak gerekli karşılaştırma işlemleri gerçekleştirilmiştir. Her üç santralde üretilen betonların 28 günlük basınç dayanımlarını sağladıkları görülmüştür. C Beton santralinde üretilen betonun porozite değerinin %8,46 olduğu ve diğer santrallerde üretilen betonların porozite değerlerinden daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Donma-çözülme deneyinde A Beton santralinde üretilen betonların ortalama basınç dayanım değerlerinde %11,73, B Beton Santralinde üretilen betonların ortalama basınç dayanım değerlerinde %7,33, C beton Santralinde ise %5,52 oranında bir basınç dayanım kaybı tespiti yapılmıştır. Donma-çözülme olayının beton numuneler üzerinde bozulmalara neden olduğu görülmüş, ancak; üretilen betonların donma-çözülmeden fazla etkilenmediği tespit edilmiştir. Yüksek sıcaklık deneyinde numuneler 300-400-500-600-800°C sıcaklıklara maruz bırakılmışlardır. Sıcaklık derecesinin artması ile birlikte basınç dayanım kaybının her üç santralin ürettiği betonda da arttığı görülmüş, fakat dayanım kaybının en fazla 600-800°C'de gerçekleştiği ve dayanım kaybının %70,4 seviyesine kadar ilerlediği görülmüştür. Elde edilen verilere göre üretilen betonların çevresel faktörlerin zararlı etkilerinin azaltılabilmesi için su/çimento oranının iyi ayarlanması, uygun katkı maddelerinin ve agregaların iyi seçilmesi gerektiği tespiti yapılmıştır. Tesiste üretilen beton her ne kadar standartlar ve talep edilen sınıfta üretilse dahi, laboratuvar şartlarında bırakılan numune sonuçları ile yetinilmemeli ve asıl olan beton dökümü ve sonrasında yapılması gereken bakım işlemlerinin son derece önemsenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hazır Beton, Siirt Bölgesi, Katkı

Hazır beton
İsmail Demir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yığma binaların performans analizi Sivas Suşehri Aşağısarıca İlköğretim Okulu örneği

YIĞMA BİNALARIN PERFORMANS ANALİZİ SİVAS SUŞEHRİ AŞAĞISARICA İLKÖĞRETİM OKULU ÖRNEĞİ(Yüksek Lisans Tezi)İsmail İsa ATABEYGAZİ ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜHaziran 2011ÖZETÜlkemizde yığma yapılar, özellikle kırsal kesimde ve şehirlerin dış mahallelerindeki yapı stoğunun önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bu yapıların standart ve yönetmeliklere uygun olarak inşa edilmemeleri durumunda depremden hasar görmeleri kaçınılmaz olmaktadır. Ülkemizde 2007 yılında yürürlüğe giren Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik uyarınca bir yapının güçlendirilmesine karar verilebilmesi için performansının değerlendirilmesi gerekmektedir.Bu tez kapsamında, Sivas'ın Suşehri ilçesinde 1. Derece deprem bölgesinde yığma yapı olarak inşa edilmiş olan Aşağısarıca İlköğretim Okulu binasının deprem performans analizi 2007 Deprem Yönetmeliği esasları dikkate alınarak analitik yöntem ve StatiCAD-Yığma paket programı ile yapılmıştır. Elde edilen analiz sonuçlarına göre yapının performansı değerlendirilmiştir. Ayrıca çalışma kapsamında StatiCAD-Yığma hazır paket programı ile analitik hesap sonuçları da karşılaştırılmıştır.

İsmail İsa Atabey
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarihi yapılarda üst örtülerin çelik malzeme ile sağlamlaştırılmasının sonlu elemanlar yöntemiyle modellenmesi

Tarihi yapıların restorasyonunda genellikle tarihi yapı malzemesiyle uyumlu geleneksel malzeme kullanılmaktadır. Ancak geleneksel malzemenin elde edilemediği veya bazı yapısal sorunlar nedeniyle geleneksel malzemeyle restorasyonun yapılamadığı durumlar söz konusu olabilir. Bu durumda, çağdaş malzemeler tarihi yapıların restorasyonunda kullanılabilmektedir. Bu amaçla bu tez çalışmasında hasar görmüş prototip tonoz modelleri üretilmiş; üzerinde farklı hasar durumlarına göre üç farklı çelik konstrüksiyon ile sağlamlaştırma önerisi hazırlanmıştır. Bu öneriler, SAP2000 programında sonlu elemanlar yöntemiyle modellenerek analiz edilmiştir. Analizlerin değerlendirme sonuçları doğrultusunda üst yapıda benzer sorunu olan bir tarihi yapının (Tokat Deveci Hanı) yapısal modelleri üretilmiş ve çelik ile üst örtü sağlamlaştırma önerileri hazırlanmış ve analiz edilmiştir. Bu analiz sonucunda, yapısal davranış ve malzeme gerilmeleri açısından, örnek yapının çelikle sağlamlaştırılmasında geleneksel malzemeye göre daha olumlu sonuçlar elde edilmiştir.

RestorasyonSonlu elemanlar yöntemiTarihi yapılar
Murat Çavuş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı zayıf kaya kütlelerinde sondaj açma tekniğinin presiyometre deney sonuçlarına etkisi

Presiyometre deneyi zeminin yük/deformasyon parametrelerinin belirlendiği bir arazi (in-situ) deneyidir. Deney basit anlamda genişleyebilir silindirik bir probun önceden delinmiş bir kuyuya indirilerek şişirilmesi ve bu esnada prob içerisindeki basınç ve hacim değişikliklerinin ölçülmesi şeklinde gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmada; Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü' nde bulunan grovaklar ve aşırı konsolide pliyosen yaşlı killer, sondaj açma tekniğinin presiyometre deneyinden elde edilen parametreler üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla seçilmiştir. Sahanın çalışma için uygun olan noktalarında farklı sondaj açma teknikleri kullanılarak yan yana sondajlar açılmış ve presiyometre deneyi her 2.0 metrede bir tekrarlanmıştır. Deneyler sonucunda basınç-hacim grafikleri çizilmiş ve limit basınç değerleri ile kayaca ait deformasyon modülü hesaplanmıştır.Yapılan hesaplamalar sonucunda en düşük deformasyon modülü ve limit basınç değerlerinin rockbit ile açılan kuyularda, en yüksek değerlerin ise sürekli burgu ile açılan kuyularda elde edildiği belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler : Presiyometre deneyi, deformasyon modülü, limit basınç, sondaj teknikleri

Ezgi Dinç
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kendiliğinden yerleşen betonlarda katkı oranları değişiminin betonun özelliklerine etkisi

Bu çalışmada, kendiliğinden yerleşen betonun içeriğindeki akışkanlaştırıcı katkı ve mineral katkı oranlarının değiştirilmesinin betondaki etkileri incelenmiştir. Mineral katkı olarak silis dumanı, akışkanlaştırıcı katkı olarak ise polikarboksilat esaslı üçüncü nesil süper akışkanlaştırıcı kullanılmıştır. Katkı oranlarını belirlemek amacıyla deneme dökümleri yapılmıştır. Deneme dökümleri sonucunda ortaya çıkan optimum karışım dizaynındaki katkı oranları artırılıp azaltılarak 9 seri karışım elde edilmiştir. Bu serilerin kendiliğinden yerleşebilirlik kriterlerini ne kadar sağladığına ve sertleşmiş beton özelliklerine bakılmıştır.Serilerdeki mineral katkı oranı %( 0, 10, 20), akışkanlaştırıcı katkı oranı ise %( 1.3, 1.5, 1.7) olarak değiştirilmiştir. Doz miktarı 500, su/toz miktarı ise 0.42 olarak sabit tutulmuştur. Taze ve sertleşmiş beton özelliklerinde en önemli etken, silis ve akışkanlaştırıcı katkı oranına bağlı olarak betonun ayrışma miktarı ve yerleşebilirlik sınırlarıdır. Ayrışma miktarı ve yerleşebilirlik kriterlerini en iyi şekilde sağlayan, 10S1.3A ve 10S1.5A serileri, taze ve sertleşmiş beton özellikleri bakımından en iyi sonuçların alındığı serilerdir.

Fiziksel özelliklerKendiliğinden yerleşen betonlarMekanik özellikler+2
Eyyüp Orhan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Atık mermer tozu ve cam elyaf katkısının birlikte kullanımının betonun mekanik özelliklerine etkisi

Bu çalışmada; Su/çimento oranları 0,63 olan, 300 ve 350 dozlu, 5, 10, 15, 20 kg/m3 oranlarında cam elyaf içeren ve hacimce ince malzeme ile (0 ? 0,25) yer değiştirilmek suretiyle %25, %50, %75, %100 oranlarında ilave edilen atık mermer tozuyla imal edilmiş 100mm x 100mm x 100mm'lik beton numunelerin porozite, ultra ses geçiş hızı tayinleri yapılmıştır. Ayrıca basınç ve yarmada çekme dayanımlarına bakılmıştır.Çalışma sonucunda, cam lif içeriğinin artması ile porozite değerlerinde artış meydana gelmiştir, bunun yanı sıra ultra ses geçiş hızlarında azalma tespit edilmiştir. Numunelerin basınç dayanımlarında da düşüşler görülmüştür. Ancak yarmada çekme dayanımları 15 kg/m3 cam lif oranlarına kadar artış gösterirken 20 kg/m3 cam lif içeren numunelerde yarmada çekme dayanımlarında azalma meydana gelmiştir. Yalnız bu azalmaya rağmen kontrol numunesinden daha yüksek bir yarmada çekme dayanımı sağlamıştır.Mermer tozu ilavesinin cam lifin meydana getirdiği tüm olumsuz etkileri iyileştirdiği gözlemlenmiştir. Özellikle %75 oranında mermer tozu ilaveli betonlarda ortalama %21,87'lik bir basınç dayanımı artışı meydana gelmiştir.Anahtar Kelimeler: Beton, cam lif, mermer tozu, basınç dayanımı, yarmada çekme dayanımı

Turan Yıldız
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Betonda yüksek sıcaklık etkisinin, mineral katkı çeşitlerine göre değişimi

Bu çalı?mada, betonda yüksek sıcaklık etkisinin mineral katkı çe?itlerine göre deği?imi deneysel olarak ara?tırılmı?tır. Bu amaçla, CEM I 42,5 R çimentosu ile %0 %10, %20, %30, %40 ikameli olarak katılan Barit tozu, Diatomit, Silis dumanı, Uçucu kül, gibi farklı mineraller kullanılmı?tır. TS 802?ye uygun olarak 600 adet 10*10*10 numune üretilmi? ve bunlar kirece doygun kür havuzlarında 28 günlük bekletildikten sonra 200, 400, 600 ve 800°C gibi yüksek sıcaklıklara maruz bırakılmı?tır. Ayrıca 28 günlük dayanıma sahip mineral katkılı beton numunelerin; kuru birim ağırlıkları, su altı ağırlıkları ve suya doygun ağırlıkları bulunmu?tur. Ağırlıkça su emme yüzdeleri de tespit edilen beton numunelerin PGH ölçümleri yapılmı? daha sonra basınç dayanımları bulunmu?tur. Deney sonuçlarından, yüksek sıcaklık etkisinde kalan betonun basınç dayanımında meydana gelen deği?imler mineral katkı çe?idine göre incelenmi?tir.

Alper Kurt
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kiriş-kolon teorisinde ortaya çıkan dördüncü mertebeden sınır değer probleminin adomian ayrışım yöntemiyle çözümü

Bu tez çalışması beş bölüm olarak düzenlenmiştir. Birinci bölümde, konunun önemi ve Adomian ayrışım yöntemiyle ilgili bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, konuyla ilgili temel tanım ve teoremler verilmiştir. Üçüncü bölümde, problemin çözümü için kullanılacak olan Adomian ayrışım yönteminin temel yapısı verilmiş ve lineer olmayan bir örnek sunulmuştur. Dördüncü bölümde, üçüncü bölümde sunulan Adomian ayrışım yöntemi Kiriş-Kolon Teorisinden doğan lineer homojen ve homojen olmayan üç sınır-değer problemine uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar tablo ve grafiklerle ifade edilmiştir. Beşinci bölümde, elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Adomian Ayrışım Metodu, Kiriş-Kolon Teorisi, Lineer Diferansiyel Denklemler, Sınır Değer Problemleri

Şaile Öztürk
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Zeminlerin fiziksel özelliklerinin temel tipi seçimine olan etkilerinin deneysel olarak incelenmesi

Bu araştırmada, Elazığ'ın belirli bölgelerinde açılmış farklı temel çukurlarından örselenmiş zeminlerin fiziksel ve mekanik parametrelerini belirleyebilmek amacıyla örnekler alınmıştır. Uygulanan temel tiplerine göre elde edilen parametrelerin SPSS istatistik programıyla kullanım yüzdeleri ve ortalama değerleri belirlenmiştir. Ayrıca Elazığ ilinde hangi temel tipinin hangi zemin sınıfına uygun olacağı araştırılmıştır.

Müge Elif Orakoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00