Gaziantep University
Discipline

Makine ve İmalat Mühendisliği Anabilim Dalı

Gaziantep University

59

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

İş makineleri şanzıman kapağının tornalanmasında kesme parametrelerinin belirlenmesi ve üretim maliyetine etkisinin incelenmesi

Şanzıman; motordan kavrama yolu ile aldığı hareketi istenilen tork değerinde, şaft veya diferansiyele iletilmesini sağlayan dişli grubudur. Şanzıman kapağında ise makine parçaları ve otomotiv endüstrisinde yaygın kullanılmakta olan gri dökme demir malzeme tercih edilmektedir. Gri dökme demir en yaygın kullanılan dökme demir tür olup ön ısıtma ve kaynak sonrası soğuma hızı gibi önlemler alınarak kullanılmaktadır. Gri dökme demire çeliğe uygulanan benzer ısıl işlemlerle su verilebilmekte, temperlenebilmektedir. Başlıca avantajlar ise daha iyi işlenebilirlik, daha yüksek aşınma direnci ve mukavemet, daha iyi boyutsal kararlılıktır. Bu tez çalışmasında, DDL-25 gri dökme demir malzemenin bilgisayar kontrollü torna tezgâhında kesme parametreleri test edilmiştir. Yapılan çalışmada, sabit talaş derinliğinde VCMT160408 uç yarıçapı 0,8 mm geometrisine sahip PVD kaplamalı ((Ti, Al) N+TiN) kesici kullanılmıştır. Kesme hızı parametreleri (200 m/dk - 450 m/dk - 700 m/dk), ilerleme hızı parametreleri (0.08 mm/dev – 0.15 mm/dev – 0.20 mm/dev) değiştirilerek deneyler yapılmıştır. Deneyler sonucunda kesme hızındaki artışla yüzey kalitesinde iyileşme ve ilerleme hızındaki artışla da yüzeyde bozulma olduğu gözlemlenmiştir. İş makinelerinin şanzımanında kullanılan DDL-25 gri dökme demir (sertliği 180-250 HB, min çekme dayanımı 250 N/mm²) malzemesinin torna işlemi operasyonları incelenmiştir. VCMT160408 kesici takım, 32'lik torna kateri ile birlikte kullanılmıştır. Eğer üretim süresi ve üretim maliyeti öncelikli ise ilerleme hızı ve kesme hızı bir miktar mevcut şartların üzerinde olması gerektiğinden 450 m/dak kesme hızı ve 0,15 mm/dev ilerleme hızlarının uygun olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda ilerleme hızındaki artıştan dolayı yüzey pürüzlüğünde gerçekleşen mikro seviyedeki artış göz önünde bulundurulmalıdır. 9 saatlik günlük çalışma süresinde ve mevcut çalışma şartlarında günde 9 adet parça üretilmektedir. Yapılan deneyler sonucu önerilen 5. durumda ise günde 11 adet parça üretildiği tespit edilmiştir. Üretilmesi düşünülen 300 adet şanzıman kapağı mevcut çalışma şartlarında, günde 9 adet üretmek suretiyle 33 günde bitirilebilmektedir. Önerilen 5. durumda ise günde 11 adet üretilerek 28 günde bitirilebilecektir. 1 günlük işçilik ve makine maliyeti 1.575,00 TL olduğundan 5 günlük işçilik ve makine maliyetinden yapılan tasarruf 8.225,00 TL' dir.

Kesici takımlarKesme parametreleriTornalama+5
Berna Erdoğan
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Büyük hacimli 3 boyutlu yazıcı tasarımı ve eriyik biriktirme yöntemi ile abs polimer matrisli karbon fiber takviyeli kompozitlerin üretim parametrelerinin incelenmesi

Bu çalışmada, büyük baskı hacmine sahip eriyik biriktirme yöntemi esaslı üretim yapacak parametre değişikliğine imkân tanıyan modüler bir eklemeli imalat sisteminin imalatı, yöntemde bulunan farklı üretim parametrelerinin termoplastik ve polimer matrisli kompozit malzemelerin mekanik özelliklerine etkisinin incelenmesi, Sistemin ideal üretim parametrelerinin belirlenmesi ve eklemeli imalatta topoloji optimizasyonu ile tasarlanan parçaların üretilebilirliğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışmada ilk olarak, büyük boyutlu parçaların yüksek boyutsal hassasiyette üretilebileceği 1000x1000x1000 mm baskı hacmine sahip üç boyutlu yazıcının tasarımı ve imalatı gerçekleştirilmiştir. Bu sistemde termoplastik malzemeler ve karbon fiber takviyeli ABS kompozitlerinin üretimi için beş farklı üretim parametresi ve her parametre için üç farklı seviye belirlenmiş, çekme test numunelerinin üretimi gerçekleştirilmiştir. Test numunelerinin üretiminde, üç farklı üretim açısı (30/-60°, 45/-45°, 90/0°), üç farklı doluluk oranı (%20, %60, %100), üç farklı üretim hızı (20, 40, 60 mm/s), üç farklı nozul sıcaklığı (235, 255, 265 °C) ve üç farklı tabla sıcaklığı (70, 95, 110 °C) kullanılmış ve Taguchi deney tasarımı yapılarak elde edilen mekanik değerlere göre optimal üretim parametreleri tespit edilmiştir. Sonuç olarak en iyi mekanik özellikler; %100 doluluk oranı, 30/-60° üretim açısı, 20 mm/s üretim hızı, 255 °C nozul sıcaklığı ve 110 °C tabla sıcaklığında elde edilmiştir. Farklı üretim parametrelerinin parçaların iç yapılarına etkileri, kırık yüzeylerden alınan taramalı elektron mikroskobu görüntüleri ile değerlendirilmiştir. Karbon fiber takviyeli kompozit numunelerde yoğun miktarda gözeneklilik oluşumu ve matris fiber arayüzünde zayıf bağlanma sonucu fiber ayrılmalarının meydana geldiği görülmüştür. Üretimde kullanılan farklı parametrelerin, parçaların katman yapısını, mekanik özelliklerini ve malzeme davranışını önemli oranda etkilediği görülmüştür. Karbon fiber takviyeli kompozit malzemelerden üretilen numunelerde takviyesiz numunelere kıyasla malzemenin çekme dayanımında %12 oranında düşüş görülürken, elastisite modülü %70 oranında artış göstermiştir. Üretim parametreleri ve deneyler sonucu elde edilen mekanik değerler kullanılarak bir kanat kaburga parçasında belirlenen sınır şartları altında topoloji optimizasyonu sonucu 0.71 kg'lık kütle 0.36 kg'a inerek %48.12 oranında kütle azaltımı gerçekleştirilmiştir. Topoloji optimizasyonu yapılmış kanat kaburga parçasının üretimi, karbon fiber takviyeli kompozit malzeme kullanılarak imalatı yapılan büyük baskı hacimli eklemeli imalat sisteminde gerçekleştirilmiştir.

Efecan Karaman
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Piezoelektrik malzeme kullanarak deniz dalgası enerjisinden elektrik üretebilen sistemin tasarımı ve imalatı

Dalga enerjisi dünya üzerinde çeşitli örnekleri olan ve yaygınlaşmakta olan yenilenebilir enerji kaynaklarındandır. Deniz dalgasının kinetik enerjisinden faydalanarak kurulan şamandıralı sistem ile dalga yüksekliği ve dalga periyodunun değişiminin elektrik üretimi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Projede elektrik üreteci olarak piezoelektrik malzemeler kullanılmıştır. Şamandıranın salınım hareketinden oluşan kinetik enerji piezoelektrikler aracılığı ile elektrik enerjisine dönüştürülmüştür. Elde edilen elektrik enerjisi arduino uno ile oluşturulan gerilim, akım ve güç okuyucular ile gerçek deniz ortamında 3 gün 10'ar saatlik sürelerle test edilmiştir. Her test üç ayrı zaman diliminde yapılmıştır. Arduino uno ile elde edilen veriler yardımıyla dalga enerjisi için kullanılan piezoelektrik malzemelerin verimi hesaplanmış ve literatürde bulunan piezoelektrik sistemlerin güç üretimleri, güç yoğunluğu bakımından kıyaslanmış ayrıca piezoelektrik hasat sisteminin birim maliyet olarak geri dönüşünün hesaplamaları yapılmıştır.

Eftal Durgun
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Silikon ve neopren malzemelerin ısı ve yük altındaki mekanik özelliklerinin araştırılması

Elastomer malzemeler günümüzde başta otomotiv sanayi olmak üzere, tekstil, tarım, gıda, inşaat, ve sağlık gibi pek çok sektörde kullanılmaktadır. Elastomer malzemeler Amerikan Test ve Malzemeler Derneği (ASTM) standardı adı altında incelenmektedir. Standardlar gereği her elastomer malzeme tek tek ele alınarak ısı değeri, kopma değeri, vb. testlerine tabi tutulmaktadır. Sanayi alanında yaygın olarak kullanılan elastomer malzemelerin Silikon (VMQ) ve Neopren (CR) olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada, ASTM D395 ve ASTM D412 standardları birleştirilerek oluşturulan yeni bir test yöntemi ile zorlayıcı şartlar altında (ısı ve yüke maruz bırakılarak) elastomer malzemelerin mekanik ve elastikiyet özelliklerini koruyup korumadığı araştırılmıştır. ASTM D412 standardında belirtilen ölçülerde kesilen elastomer conta numunesi ASTM D395 standardına göre %25 sıkıştırılarak baskı kuvvetine maruz bırakılmıştır. Baskıya maruz kalan elastomer malzemenin elastikiyet özelliklerindeki değişimi görebilmek için aynı malzemeden bir adet daha kesilmiştir. Kesilen bu iki elastomer malzeme numunesinin bir tanesi baskı altına alınmışken diğer conta numune ise serbest bırakılarak ASTM D412 standardı gereği önceden şartlandırılmış +20°C sıcaklığındaki test kabinine (ETÜV) yerleştirilmiştir. 24 saatin sonunda bu conta numunelerinin ölçü kontrolü ile kalıcı deformasyon miktarına bakılmış ve ayrıca kopma kuvvetleri kontrol edilerek elastikiyet özelliklerindeki değişimleri gözlemlenmiştir. Yeni test şartlarında elastomer malzemelerin maksimum çalışma sıcaklıkları literatürde belirtilen sıcaklıklara yakın olarak seçilmiştir. Yapılan testler sonucunda conta numunelerinin kalıcı deformasyonun çok düşük olduğu, ayrıca kopma kuvvetleri sonuçları literatürde verilen değer ile karşılaştırıldığında çok düşük oranda arttığı gözlemlenmiştir. Seçilen bu iki elastomer malzeme zorlayıcı şartlar altında dahi elastikiyet özelliklerini ve mekanik özelliklerini koruduğu kanıtlanmıştır. Standardların birleştirilmesi ile testlerde kullanılan malzeme miktarının azalması sağlanmış ve ayrıca çalışma süresinin azaltılması sağlanarak test maliyetlerinde avantaj elde edilmiştir.

Yalçın Can
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

AISI 7131 çeliğinin borlanması ve karakteristik özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, 16MnCr5 çelikleri kutu borlama işlemine tabi tutulmuştur. Numuneler 2, 4 ve 6 saat boyunca 850, 900 ve 950°C sıcaklıklarda bir elektrik rezistans fırınında atmosfer basıncı altında Ekabor-II ile borlanmıştır. Yapılardaki bor tabakaları, optik mikroskop, taramalı elektron mikroskobu (SEM) ve X-ışını kırınımı teknikleri kullanılarak incelenmiştir. Bor tabakalarının kalınlığı, borlama parametrelerinin bir fonksiyonu olarak 24 ila 159 µm aralığında ölçülmüştür. 950°C'de gerçekleştirilmiş 6 saatlik borlamadan sonra bor tabakasının sertliği yaklaşık 1940 HV0.1 iken, matrisin sertliği ise yaklaşık 401 HV0.1 olarak belirlenmiştir. Gerçekleştirilen çekme testleri, hem akma dayanımlarının hem de nihai çekme dayanımlarının arttığını göstermiştir; ancak bor içeriğinin artmasıyla çekme sünekliliğinin azaldığı tespit edilmiştir. Ayrıca bor tabakasına ait oluşum hızının, borlama süresine sıkı bir şekilde bağlı olduğu ve parabolik bir karakter sergilediği gözlenmiştir. Deneysel sonuçlardan aktivasyon enerjisi ve ön-üstel sabit deneysel sonuçlardan tahmin edilmiştir ve sırasıyla 243.6 kJ/mol ve 3.75x10-2 m2 /s olarak bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Mekanik özellikler, Borlama, Borür kinetiği, 16MnCr5 çelik

BorlamaMekanik özelliklerÇelik
Nuri Yeniay
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Seçici lazer ergitme ile imal edilen Ti6Al4V alaşımının mikro şartlarda frezelenmesinin araştırılması

Bu doktora tezinde, havacılık, savunma sanayi ve sağlık sektöründe sıklıkla kullanılan ticari Ti6Al4V (Ti64) alaşımının mikro frezelenebilirliği ile Ti64 alaşımı tozlar kullanılarak seçici lazer ergitme (SLM) yöntemi ile eklemeli imalatı yapılan Ti64 alaşımının mikro frezelenebilirliği deneysel karşılaştırılmıştır. Bu amaçla, imalat yöntemi farklı olan iki Ti64 alaşımı test malzemesine, çekme ve sertlik testleri ile birlikte mikro yapı incelemeleri yapılarak mekanik ve metalografik olarak ta mukayese edilmiştir. Her iki test malzemesi, 502 µm çapında iki kesici ağızlı TiAlN kaplamalı mikro freze takımı ile seçilen aynı kesme koşullarında mikro frezelemeye tabi tutulmuştur. Her iki test malzemesi için de, farklı ilerleme hızı, kesme hızı ve talaş derinliği ile mikro frezeleme sırasında kesme kuvvetleri, yüzey pürüzlülüğü, çapak genişliği ve takım aşınması değişimi ölçülmüştür. Elde edilen deney sonuçlarına göre, her iki test malzemesi için de, düşük kesme hızlarının ve yüksek talaş derinliklerinin kesme kuvvetlerinde artışa neden olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, her iki test malzemesinin mikro frezelenmesinde de, dramatik kesme kuvvetlerine sebep olan takımın kazınma durumundan kurtulabilmesi için minimum talaş kalınlığının, ilerleme hızı fz:1 µm/diş ile sağlanabildiği tespit edilmiştir. Yüksek kesme kuvvetlerinin mikro freze takımında abrasif aşınmayı hızlandırdığı ve işlenmiş kanalda meydana gelen çapak genişliğini arttırdığı sonucuna varılmıştır. Talaş kaldırma uzunluğunun artması, takımda hem eksenel hem de çevresel olarak aşınmaya ve kenar radyüsünün anlık değişmesine neden olmuştur. Özellikle kenar radyüsü değişiminin yüzey pürüzlülüğünü kötü yönde etkilediği sonucuna varılmıştır. İlave olarak, işlenmiş kanal kenarlarındaki çapak genişliğinin malzemeye ve kesme parametrelerine bağlı olarak değiştiği gözlenmiştir. Bu bağlamda, ticari Ti64 alaşımının daha düşük sertlik ve dayanıma sahip olması, işlenen kanalda meydana gelen çapak genişliğini arttırmakla birlikte takıma sıvanma eğilimi gözlemlenmiş olup, fz:1 µm/diş ilerleme hızından küçük ilerleme ile kazıma şeklinde işlenen kanalda daha geniş çapaklar görülmüştür.

Yüzey pürüzlülüğü
Uçan Karakılınç
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Soğuk basınç kaynak işleminde çoklu işlem parametrelerinin mikro yapı ve mekanik özellikler üzerindeki etkilerinin istatistiksel olarak değerlendirilmesi

Bu çalışmada saf bakır çubukların (Cu-ETP, Çap Ø8 mm) soğuk basınç kaynağı ile birleştirilmesinde iki farklı vuruş sayısı (4 ve 12), vuruş süresi (0 ve 5sn) ve kaynak basıncı (4 ve 6 bar) için çoklu kalite karakteristikleri istatistiksel olarak araştırılmıştır. Taguchi'nin L8 ortogonal dizisi esas alınarak gerçekleştirilen direnç, çap, mikro sertlik ve çekme (Rm-MPa) mukavemeti deney sonuçları varyans ve regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Mikro sertlik incelemelerine göre, İlk üç bölgede (KB1, KB2 ve KB3) regresyon analizi ve ANOVA'ya göre anlamlı sonuçlar elde edilememiştir. KB4, KB5 ve KB6 için faktörlerin ana ve ikili etkileşimlerinin sertlik üzerindeki etkileri sırasıyla %99,92, %99,93 ve %99,71'lik belirleme katsayısında modellenmiştir ve oldukça tatminkardır. KB4, KB5 ve KB6 için optimum sertlik değeri vuruş sayısının birinci (A=4), vuruş süresinin ikinci (B=5sn) ve kaynak basıncının ikinci seviyesinde (C=6 bar) sırasıyla 96, 90.1 ve 84.1 HV olarak elde edilmiştir. Çekme dayanımı incelemelerine göre, faktörlerin ana ve ikili etkileşimlerinin çekme dayanımı üzerindeki etkileri %99,84'lük belirleme katsayısında yüksek doğrulukta modellenmiştir. Optimum çekme dayanımı vuruş sayısının birinci (A=4), vuruş süresinin birinci (B=0 sn) ve kaynak basıncının ikinci seviyesinde (C=6 bar) 233,6 MPa olarak elde edilmiştir. Elektriksel direnç analizlerine göre, faktörlerin ana ve ikili etkileşimlerinin direnç üzerindeki etkileri %99,99'lük belirleme katsayısında modellenmiştir ve mükemmele yakındır. En düşük direnç değeri vuruş sayısının birinci (A=4) vuruş süresinin ikinci (B=5sn) ve kaynak basıncının birinci seviyesinde (C= 4 bar) 49,13 µΩ olarak belirlenmiştir.

Bakır alaşımlarıDifüzyon kaynağıMetal şekillendirme+1
Güven Yücel
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstriyel robot kol geliştirilmesi ve prototipinin üretilmesi

Yapılacak olan çalışmalardaki amaç gündelik hayatta gezgin insansı robotların kullanımını arttırarak, insan-robot etkileşimini arttırmaya yönelik programlanabilen, görüntü ve sese duyarlı, konuşabilen, konumunu kendisi bulabilen hedefe en kısa yolu bularak ulaşabilen, eğitim, sağlık ve eğlence gibi çeşitli sektörlerde insanların temel ihtiyaçlarını karşılamasına yardımcı olabilecek endüstriyel robot kol mekanik ve yazılımsal olarak tasarlanması ve prototipinin üretilmesidir. Bu çalışmada yapılması planlanan robot kolun tasarım kısmında redüktör üretimi diğer robot kollardan farklı olarak sikloid redüktör olarak tasarlanmış ve redüktörün daha kısa mesafede daha yüksek çevrim oranı ile kaldırılan yükün artması hedeflenmiştir. Çalışmanın yazılım kısmında ise robot işletim sistemi (ROS) ile konum kontrolü ve hız kontrolünü çeşitli sensörler ile kontrol ederek otonom çalışabilen ve kolay optimizasyon sağlayabilen bir robot kolun prototipinin üretilmesi sağlanmıştır.

Açık kaynaklı yazılımBilgisayar destekli yazılımBilgisayar yazılımları+5
Abdullah Köse
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eklemeli imalat yöntemiyle elde edilen değişken kesitli kirişlerin titreşim analizleri

Bu çalışmada bir ucu sabit diğer ucuna θ1 (0-0,2-0,4-0,6-0,8) ve θ2 (0-0,4-0,8) açıları verilerek değişken kesitli kirişler modellenmiştir. Modellenen bu değişken kesitli kirişler 3 boyutlu yazıcıda %20, %60 ve %100 olmak üzere 3 farklı dolulukta eriyik biriktirme yöntemi kullanılarak PLA malzemeden üretilmiştir. Çalışmada kesit değişkenliğinin ve doluluğun doğal frekans üzerindeki etkisini gözlemlemek amaçlanmıştır. Analitik, Nümerik (Ansys) ve Deneysel analiz çalışmaları yapılarak elde edilen frekans değerleri karşılaştırılmış ve frekans değerlerinin kesit ve doluluk ile değişimi gösterilmiştir. Çalışma sonucunda kesit ve doluluk değişimi ile doğal frekansın da değiştiği gözlemlenmiştir.

Özge Savaş Yıldırım
Pamukkale University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Metal eklemeli imalat yöntemiyle üretilen alüminyum alaşımlarının aşınma özelliklerinin araştırılması

Additive manufacturing (AM) is gaining attention in the industry as it allows the production of material types with desired mechanical properties and parts with complex geometric shapes and is constantly evolving. This manufacturing method can consist of many different manufacturing techniques. In these production techniques, there are many different parameters to produce materials with the desired properties. Depending on the properties of the part we will produce, production can be done at low cost. One of the main reasons for the widespread use of additive manufacturing is that parts with special design can be produced with this method. Laser additive manufacturing, one of the additive manufacturing methods, is the process of joining different metal powders by melting/sintering with the help of laser beams. In this study, samples produced by Direct Metal Laser Sintering (DMLS) technology were taken as ready-made In this study, AlSi10Mg samples were fabricated by DMLS method using fixed fabrication parameters (laser power (w), energy density (j/mm³), layer thickness (mm), process speed (mm/sec)). An experimental study was carried out by surface roughness measurement, surface abrasion (volume loss) calculation and surface hardness measurements. For this purpose, cylindrical specimens of AlSi10Mg alloy were produced using DMLS method at appropriate parameters and different angles (0°, 45° and 90°). Hardward surface hardness measurement with HV 0.1 (100gr. pressure) was performed on these materials, followed by surface roughness measurement and then surface abrasion of the samples at different loads with 320 mesh sandpaper on TURKYUS device and volume losses were measured. These measurement experiments on materials produced in different geometric parameters (production direction) were compared and it was determined which samples and under which load had more wear and new information about AlSi10Mg alloy was provided to the literature.

Mustafa Han
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Akıllı depolama sistemi tasarımı ve rafta oluşacak statik yükleme sonucu oluşan gerilmelerin sonlu elemanlar yöntemi ile incelenmesi

Bu çalışmasında, akıllı depolama sistemi tasarımı gerçekleştirdi ve raflara uygulanan statik yüklerin sonuçları, Sonlu Elemanlar Yöntemi (SEY) ile incelenmiştir. SEY, yapıların maruz kaldığı yükler karşısında oluşan gerilme ve deformasyonları sayısal olarak analiz etmek için yaygın olarak kullanılan güçlü bir analiz yöntemidir. Çalışma kapsamında, örnek kullanılan bir raf sistemi belirlenmiş ,kesit kalınlığı, destek noktalarının optimizasyonu ve malzeme seçiminin yapısal performansa etkileri ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Tasarımın performansı, farklı profil kalınlıkları ve destek noktaları kullanılarak optimize edilmiş ve raf sistemlerinin mukavemeti artırılmıştır. SEY ile yapılan analizler sonucunda elde edilen veriler, raf sistemlerinin hangi bölgelerinde gerilme yoğunlaşmaları ve deformasyonların oluştuğunu göstermiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda örnek kesitte 4mm ve tek destekli raf sistemi bütün sonuçlara uygun görüldü.

DepolamaGerilmeSonlu elemanlar
Oğuzhan Dağdaş
Pamukkale University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessEN

A study on comparison of bolt tensioning applied by conventional torque method and hydraulic tension method

Bolted assemblies are the most commonly used joints in mechanics and bolted joint requires preloading to perform its function successfully. Preloading is usually generated immediately after tightening the bolt by conventional torque wrench method. Other than torque wrench method, hydraulic tensioning a new method of bolt tightening has been used in industry recently. In this study, an experimental investigation on two types of tightening methods (conventional torque wrench and hydraulic tensioning) is performed. Bolt's behavior during tightening, and advantages-disadvantages of both tightening methods are investigated. The study comprises two tightening varieties of experiment; static bolt behavior and dynamic bolt behavior in a bolted joint. A total of 24 bolts, consisting of 8.8 grades and three different diameters (M14, M16 and M18) with almost the same (150 mm) lengths, were tested by employing both tightening methods. Static tests/investigations were performed in laboratory site of Mechanical Engineering of Gaziantep University of Turkey while dynamic tests/investigations were performed by applying cyclic load in laboratories of Karabuk University of Turkey.

Bılal Mohammed Qasım
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Küçük ölçekli bir jet motorunun tasarım ve analizi

Bu tez çalışmasında; ülkemizde son zamanlarda genellikle insansız hava araçları üretiminde kullanılan küçük ölçekli jet motorlarınınana bileşenlerin tasarımı yapılmış ve tasarımı yapılan tüm parçaların; akış analizleri ilebileşenlerin basınç, sıcaklık ve hızdeğişimleri incelenmiştir. Çeşitli çalışma alanlarında yüksek verimlilikte çalışan bir küçük ölçekli jet motoru tasarımı, uygulamalar için bir hedef özellik oluşturduğundan günümüzde aktif bir araştırma konusudur. Bu çalışmada Jet motorunu oluşturan ana bileşenler tek tek ve monte halde bilgisayar destekli tasarım programlarında çizilmiş ve oluşturulan ana bileşenlerinin iki ve üç boyutlu analizleri yapılaraken verimli yapı oluşturulmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak bu çalışmada tasarımları gerçekleştirilen jet motoru ana bileşenlerinin CAD ortamındamontajı yapılmış ve uygulanan gerekli analizler sonucunda küçük ölçekli jet motorununverimli çalışması için gerekli incelemeler yapılmıştır.

Akış analiziBilgisayar destekli analizBilgisayar destekli tasarım+5
Hüsnü Ersin İnce
Manisa Celal Bayar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kompozit malzemelerin mekanik özelliklerine yaşlandırma parametrelerinin etkisinin araştırılması ve yanıt yüzey metodu ile optimizasyonu

Deniz taşıtlarında ve akışkan taşıma işlerinde yaygın olarak kullanılan metal malzemelerin ağır yapıtlar oluşturması ve bu metal malzemelerin akışkan ile temasından kaynaklı korozyona uğraması araştırmacıları alternatif malzemeler arayışına itmiştir. Kompozit malzemelerin yüksek özgül dayanıma, yorulma direncine, akma dayanımına sahip olması ve aynı zamanda hafif ve korozyona karşı dirençlerinin iyi olması, sektörde kompozit malzeme kullanımının artmasına neden olmuştur. Bu tez çalışmasında temel olarak, vakum infüzyon yöntemiyle farklı kürlenme sıcaklıklarında (20°C, 60°C ve 100°C) cam fiber takviyeli kompozit malzemeler üretilmiş ve üretilen kompozit malzemelerin mekanik özelliklerine yaşlandırma parametrelerinin (sıcaklık ve tuzluluk oranı) etkisi araştırılmıştır. Bir deneysel tasarım metodu olan merkezi kompozit tasarım (central composite design) yöntemi ile deneyler tasarlanmış ve yanıt yüzey yöntemi kullanılarak bu parametreler optimize edilip yaşlandırma işlemi için optimum parametre değerleri belirlenmiştir. Bu tez çalışmasında temel olarak üç kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda vakum infüzyon yöntemiyle farklı kürlenme sıcaklıklarında (20°C, 60°C ve 100°C) cam fiber takviyeli kompozit plaka üretimi gerçekleştirmiştir. Üretilen plakalardan kesilen çekme test numuneleri ve düşük hız darbe test numuneleri 1416 saat süresince yaşlandırma işlemine tabi tutulmuştur. Yaşlandırma parametreleri 20°C, 45°C ve 70°C su sıcaklığı ve %3, %19 ve %35 tuzluluk oranıdır. Numunelere uygulanan yaşlandırma işlemleri ve mekanik testler, merkezi kompozit tasarım yöntemi kullanılarak oluşturulmuş deneysel tasarıma uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Yaşlandırma işlemi süresince numuneler tuzlu sudan çıkarılarak belirli aralıklarla numunelerin ağırlıkları ölçülmüş ve nem emme sonucu ağırlıklarındaki artış kaydedilmiştir. Yaşlandırma işlemi sonrasında numunelere çekme ve düşük hız darbe testleri uygulanmıştır. Ayrıca, çekme test numunelerinin kopma yüzeyleri (hasar bölgeleri) taramalı elektron mikroskobu (TEM) ile incelenmiştir. Bu tez çalışmasında elde edilen sonuçları incelendiğinde, su sıcaklığının ve kürlenme sıcaklığının su emilimine olumsuz etkisi vardır. Kürleme sıcaklığı ve su sıcaklığı arttıkça su emilimi de artmaktadır. Tuzluluk oranın ise numunelerin su emiliminden meydana gelen ağırlık artışına pozitif yönde vardır, yani tuzluluk oranı artıkça numunelerin emdiği su miktarı azalmaktadır. Yaşlandırma sıcaklığı çekme dayanımındaki yüzdece değişim üzerinde ikinci dereceden bir etkiye sahipken, tuzluluk oranı doğrusal bir etkiye sahiptir. Yaşlandırma sıcaklığı, 20°C-40°C yaşlandırma sıcaklığı aralığında çekme dayanımındaki değişim üzerinde önemli bir etkiye sahip değilken, yaşlandırma sıcaklığındaki daha fazla artış, çekme dayanımı değişiminde negatif bir artışa, yani çekme dayanımının düşmesine neden olmaktadır. Artan kürlenme sıcaklığı elastisite modülünün yüzdece değişimi üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir, bu da kürleme sıcaklığının arttıkça elastisite modülünün yaşlanma sürecinden daha az etkileneceğini göstermektedir. Aksine, artan yaşlandırma sıcaklığı elastisite modülünün yüzdece değişimi üzerinde olumsuz bir etkiye sahiptir, yani yaşlandırma sıcaklığı arttıkça elastisite modülü yaşlandırma sürecinden daha fazla etkilenmektedir. 20°C ile 45°C arasında, artan kürlenme sıcaklığı tepe kuvvetinin yüzdece değişimi üzerinde olumsuz bir etkiye sahiptir, bu da kürlenme sıcaklığının yükseldikçe tepe kuvvetinin azaldığını göstermektedir. Orta seviye kürlenme sıcaklığında (60°C) minimum yaşlandırma sıcaklığı ve maksimum tuzluluk oranı için tepe enerjideki kayıp minimumdur. Yapılan deneyler sonucunda malzemelerin mekanik özelliklerinde azalma gözlenmiştir. Taramalı elektron mikroskobu ile incelemesi sonucunda mikro yapıda ara yüz ayrılmaları, reçine kopması ve fiber kopması ve fiber sökülmesi gözlemlenmiştir Bunun en önemli nedenin matris malzemesi ile fiberler arasında ara yüzün zayıflaması ve matris malzemesinin kimyasal özelliklerinin bozulması olarak gösterilmektedir. Yanıt yüzey yöntemi kullanılarak elde edilen optimum kürlenme sıcaklığı, tuzlu su sıcaklığı ve tuzluluk oranı sırasıyla 100°C, 20°C ve %19,8'dir. Doğrulama testleri için bu parametrelere uygun olacak şekilde kompozit plaka üretimi ve yaşlandırma işlemi gerçekleştirilmiştir ve bu plakadan uygun boyutlarda kesilen numunelere çekme ve düşük hız darbe testleri uygulanmıştır. Yapılan testler sonucunda bulunan değerlerin tahmin edilen değerler ile yüksek yakınlıkta olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Yaşlandırma, Optimizasyon, Deneysel tasarım, Yanıt yüzey yöntemi, Kürlenme sıcaklığı

OptimizasyonYaşlandırma
Ramazan Öztürk
Manisa Celal Bayar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Plastik enjeksiyon kalıp imalatında kullanılan çeliklerin farklı yüzey işlemleri ile korozyon dayanımının artırılması

Molds, which play an important role in mass production, are scrapped before reaching the production amount targeted by the manufacturers due to wrong material selection and incorrect surface treatment. During this process, the need for maintenance in molds increases due to problems such as corrosion and wear. Production costs increase due to production stoppages, mold maintenance and inability to reach targeted production quantities. When choosing a material, the effects and problems that both the plastic raw material and the mold steel will be exposed to should be taken into consideration. Research and studies aim to improve wear resistance, corrosion resistance and strength with appropriate surface treatments, as well as correct material selection. In this way, it is possible to ensure that the molds have a longer life and do not require maintenance in longer periods. In this study, a literature study was conducted on plastics and plastic mold steels that are frequently used in the molding industry. In addition, the selection of appropriate plastic mold steels and the surface treatments applied on them were examined according to the types of plastic used. In addition, experiments were carried out on the selection of appropriate mold steel by comparing the corrosion resistance of plastic injection mold steels with material numbers 1.2311 and 1.2316, surface treatments, wear tests.

Yüzey kaplamaYüzey kaplama yöntemleri
Necati Çavuşlar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kardan milinde kullanılan alt birim parçalarının tasarımı ve optimizasyonu

Kardan mili ya da diğer adıyla kardan şaftları, motor tarafından üretilen ve vites kutusu üzerinden iletilen güç sonucu ortaya çıkan döndürme momentini ve döndürme hareketini, sabit ya da değişken açısal pozisyonlarda diferansiyele iletme görevini üstlenirler. Kısaca, Kardan mili, taşıtı harekete geçirmek için motordan aldığı torku diferansiyele iletmek için kullanılan bir güç aktarma organıdır. Kardan milindeki açısal hareket mafsal grubu tarafından sağlanmaktadır. Mafsal grubunun bir alt bileşeni olan çatallı flanş çalışma koşullarında yüksek, değişken ve bileşke gerilmelere maruz kalmaktadır. Bu çalışmada halihazırda üretimi gerçekleştirilen mevcut çatallı flanş için; bilgisayar destekli tasarım (CAD) programlarından CATIA V5 ortamında yeniden tasarlanmış akabinde yoğunluk metodu kullanılarak Altair İnspire yazılım programı ile topoloji optimizasyonu yapılmış ve programın işaret ettiği alanlar ile birlikte bilgi ve birikime dayalı olarak birkaç alandan daha malzeme çıkarılarak son seviye optimize edilmiş çatallı flanş ortaya koyulmuştur. Optimizasyon sunucunda mevcut çatallı flanşa kıyasla optimize edilmiş yeni çatallı flanşın ağırlığı %19 azaltılmıştır. Ortaya koyulan optimize edilmiş çatallı flanş sonlu elemanlar analizi (FEA) programlarından Altair HyperWorks kullanılarak lineer statik analizi ile sanal olarak test edilmiş, komple kardan mili prototip üretimi sonrasında da ürün, proses doğrulama testlerine tabi tutulmuştur. Ayrıca, ürün, proses doğrulama testleri sırasında çatallı flanş üzerinden strain gauge yardımıyla gerinim verisi toplanmış ve elde edilen veriler ilgili asal gerilim dönüşüm formüllerinden faydalanarak gerilim değerlerine çevrilmiş ve lineer statik analiz sonucunda elde edilen gerilim değerleri ile ölçülen gerilim değerleri karşılaştırılmıştır.

Melih Hatun
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Asılır tip tarla pülverizatörüne ait püskürtme kolunun gerilme ve yorulma analizi

Ülkemizde tarım sektöründe pestisit kullanımı için sıklıkla tercih edilen farklı tasarım ve kullanım genişliklerine sahip asılır tip tarla pülverizatörleri imal edilmekte ve kullanılmaktadır. Pülverizatör kolları (bum) ilaç karışımının (pestisitlerin) hedef yüzeylere iletimini sağlayan ve üzerinde püskürtme memelerini bulunduran sistemlerdir. Literatürde araştırmaları sonucunda pülverizatör kollarında sıklıkla çatlama ve kırılma problemleri ile karşılaşıldığı için bu çalışmada farklı malzemeler ile tasarlanmış pülverizatör kolunun statik gerilme ve yorulma analizleri kıyaslanmıştır. Bu çalışmada 12 metre kullanım genişliğine sahip montajlı pülverizatör kolu SolidWorks yazılımı ile tasarlanmış ve ardından Ansys Workbench yazılımında sonlu elemanlar yöntemi kullanılarak statik gerilme ve yorulma analizleri gerçekleştirilmiştir. Kol tasarımında kare profiller ve gerilmelerin yüksek olduğu noktalarda dayanımı artırmak için lamalar kullanılmıştır. Analizler pülverizatör kolu tamamen açık şekilde St 37 ve St 44 yapı çelikleri için kendi ağırlık etkisi ile oluşan düşey (Y) yönündeki ağırlık kuvvetiyle gerçekleştirilmiştir. Ansys yazılımında sınır şartları belirlenip malzemeler atandıktan sonra mesh (ağ) yapısı oluşturulmuştur. İlk olarak statik gerilme analizi gerçekleştirilmiştir. Statik gerilme analizi sonucunda St 37 ve St 44 yapı çelikleri için asal gerilmeler, toplam yer değiştirme değerleri, asal gerinimler ve emniyet katsayıları sonuçlarına ulaşılmıştır. Daha sonra yorulma analizi gerçekleştirilmiştir. Yorulma analizi sonucunda da St 37 ve St 44 yapı çelikleri için yatay (X) ve düşey (Y) eksenlerde oluşan toplam yer değiştirme değerleri, yorulma ömrü ve güvenlik faktörü sonuçlarına ulaşılmıştır. Analiz çıktılarında maksimum gerilmelerin görüldüğü kritik bölgeler belirlenerek tasarım değişikliği ile konstrüksiyon iyileştirilmiştir. Ardından analizler tekrarlanmıştır. Analiz sonuçlarına göre en yüksek asal gerilme değerleri ve toplam yer değiştirme değerleri St 37 ve St 44 malzemeler için aynı olup en yüksek asal gerilme değeri 87,147 MPa, en yüksek toplam yer değiştirme değeri ise 7,1729 mm' dir. Statik gerilme analizleri için emniyet kaysayısı St 44 malzeme için en yüksek değerde olup 3,1556 çıkmıştır. Yorulma ömürleri kıyaslandığında en yüksek yorulma ömrünün St44 malzemeye ait olduğu görülmüştür ve sonucu 2,287x10^6 çevrimdir. Minimum güvenlik faktörü de St 44 malzemeye ait olup değeri değeri 2,8273' dür.

Yunus Işıldar
Manisa Celal Bayar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Kaynaklanmış 316L paslanmaz çeliklerin mekanik özelliklerinin ve gerilmeli korozyon davranışının incelenmesi

316L paslanmaz çelikler, sadece korozyon dayanımı değil, kolay şekil verilebilme, yüksek mukavemet dayanımı, farklı sıcaklıklarda çalışabilme gibi özelliklerinden dolayı endüstride sıklıkla kullanılmaktadır. Bunların yanında, imalat sanayinin en çok istediği özellik kaynaklanabilirliktir. 316L östenitik paslanmaz çelikler, iyi kaynaklanabilirliğinden dolayı endüstride kendine geniş bir yer bulmaktadır. Bu malzemelerdeki en büyük handikap, onlara paslanmazlık özelliğini kazandıran Cr elementinin kaynaklanma esnasında tane sınırlarında CrC çökeltileri meydana getirmesidir. Kaynak bölgesine gerilme uygulanması durumunda, malzemenin tane sınırlarından ayrılarak gerilmeli korozyon çatlağına neden olduğu görülmektedir. Bu çalışmada, 316L paslanmaz çeliklerin gerilmeli korozyon davranışları incelenmiş ve sanayiye bu noktada ışık tutulması amaçlanmıştır. 316L paslanmaz çelik levhalar TIG ve Lazer kaynak yöntemleriyle birleştirilmişlerdir. Fiber lazer yöntemiyle kesilmiştir. Birleştirilmiş numunelere mikroyapı, sertlik, çekme ve üç nokta eğme testleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar hem TIG kaynağıyla birleştirilmiş numuneler hem de lazer kaynağıyla birleştirilmiş numunelerle karşılaştırılmıştır. Çalışmanın ikinci aşaması, gerilmeli korozyon davranışının incelenmesidir. Gerilmeli korozyon davranışı TIG ve lazer kaynaklı numunelere uygulanmıştır. Bükülerek gerilme işlemi uygulanan numunelerin bir kısmına 600°C'de 4 saat bekletilerek hassaslaştırma işlemi uygulanmıştır. Ardından tüm numuneler %10 HCl çözeltisinde, sırasıyla 48-336 saat aralığında bekletilmiş ve numunelerde gerilmeli korozyon çatlağı oluşup oluşmadığı incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: AISI 316L Paslanmaz Çelik, TİG kaynağı, Lazer kaynak, Hassaslaştırma, Korozyon, Gerilmeli korozyon çatlağı

Ulvı Ahmadlı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

6 serbestlik dereceli robot kolun ters kinematik analizinin yapay zeka yöntemleri ile gerçekleştirilmesi

Ters kinematik (TK) manipülatörün yönelimi ve konumunu dikkate alarak eklem açılarının hesaplanmasıdır ve robotiğin en temel problemlerinden biridir. Meta-sezgisel algoritmalar mühendisliğin birçok alanında karmaşık problemleri çözmek için kullanılmaktadır. Son yıllarda robot manipülatörlerin ters kinematik problemini çözmek için meta-sezgisel algoritmalar uygulanmaktadır. Sürü zekası tabanlı meta-sezgisel algoritmaların kullanımı birçok mühendislik alanında önemli bir artış göstermiştir. Bu çalışmada robotik manipülatörün uç efektörünün konumu, yeni geliştirilen sürü zekâsı tabanlı algoritmalardan Kara Dul Örümceği Optimizasyon Algoritması (KDÖO), Balina Optimizasyon Algoritması (BOA) ve Yusufçuk Algoritması (DA) kullanılarak tahmin edilmiştir. Test edilen algoritmaların başarısını kanıtlamak için ileri kinematik (İK) modelinin girdisi olan 6 eklem açısı değiştirilerek robotik manipülatörün çalışma alanında rastgele seçilen birkaç nokta hesaplanmıştır. Test edilen algoritmalar kullanılarak hedef kartezyen koordinatları sağlayan en uygun açı seti elde edilmiştir. Ayrıca İK modeli kullanılarak deney tablosu oluşturulmuş ve bu tablonun verileri ile yapay sinir ağları modelleri oluşturularak TK modelleri elde edilmiştir.

Hücresel yapay sinir ağlarıTers kinematik
Tuğçe Turgut Aksoy
Manisa Celal Bayar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tendon tahrikli sürekli robot tasarımı ve analizi

Belirli ve tekrarlayan görevleri yerine getirebilen geleneksel tip endüstriyel robotlar, yapıları, mekanik tasarımları ve sınırlı hareket kabiliyetleri gibi kısıtları nedeniyle ihtiyaç duyulan birçok kullanım alanında yetersiz kalmaktadır. Geleneksel tip endüstriyel robotların erişemeyeceği yerlere kolaylıkla erişebilen, çalışma uzayındaki engellere çarpmadan rahatlıkla hareket edebilen ve uç işlevcisinin çalışma uzayında eğrisel bir yörünge takip edebildiği "Sürekli Robot" olarak adlandırılan robotlar tasarlanmaktadır. Bu kapsamda, gelişen ve değişen endüstriyel ve teknolojik ihtiyaçlar göz önüne alınarak, uzay araştırmaları, askeri operasyonlar, nükleer teknoloji, mikrocerrahi, denizaltı ve denizcilik sektörü, altyapı ve endüstriyel tesislerde muayene ve kontrol, bakım/onarım, arama ve kurtarma çalışmaları gibi alanlarda faaliyet gösterebilmek maksadıyla geçmişten günümüze farklı mekanik tasarımlar ve kinematik çözümler üzerine sürekli robot alanında birçok çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmada, altı serbestlik dereceli, uç işlevcisi konumlandırma hassasiyetine ve faydalı yük taşıma kapasitesine sahip, esnek bağlantıları sayesinde kendi şeklini ayarlayarak sarma/açma, çevreleme, gezinme yapabilen, karşılaştığı engelleri aşabilen, dolambaçlı yollardan geçebilen ve yörünge takibi yapabilen kompakt ve modüler yeni tip bir tendon tahrikli sürekli robot tasarımı ve analizi yapılmıştır.

Erdem Bilgin
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

CNC tornada C-eksenli delik delme operasyonunda kesme şartlarına bağlı olarak yüzey pürüzlülüğünün incelenmesi

AISI 4140 çelik malzemesinin delik delme işleminin gerçekleştirilmesinde CNC Torna tezgâhının C eksen fonksiyonu kullanılacaktır. Delik delme işlemi, iki farklı kesme hızlarında (Vc= 30 m/dk., 40 m/dk. ), 0,075 mm/dev. ilerleme miktarında delik delme işlemi yapılarak yüzey pürüzlülüğü ölçümü yapılacaktır. Deneyler üç farklı kesici takım malzemesi kullanılacaktır. HSS (yüksek hız çeliği), yekpare karbür ve PM (toz metalurjik) matkaplar ile kesme işlemi gerçekleştirilecektir. AISI 4140 malzemenin flanş kısmına 20'şer adet olmak üzere her bir kesici takım malzemesi için 4 adet parça işlenecektir. Bu deneylerin yarısı seçilen bir deney parametresi ile diğer yarısı diğer deney parametresi ile gerçekleşecektir. Böylelikle her bir deney için 2 adet ve toplam 40 adet parçanın delik delme işlemi yapılarak yüzey pürüzlülüğüne etkilerinin araştırılması amaçlanmaktadır.

Ahmet Öğüt
Manisa Celal Bayar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çift fazlı yapılandırılmış borlu çeliğin mekanik özellikleri

Bu çalışmanın amacı, ara su verme ve kritik sıcaklıklar arası bölgede tavlama ısıl işlem uygulamalarıyla çift fazlı yapılandırılacak olan orta karbonlu yüksek mukavemetli düşük alaşımlı borlu çeliğin mukavemetten feragat etmeden sünekliğinin geliştirilebilme imkanlarını incelemektir. Ara su verme ve kritik sıcaklıklar arası bölgede tavlama ısıl işlemleriyle geliştirilecek olan çift fazlı mikro yapıya sahip (ferritik -martenzitik) borlu çeliklerin mekanik özellikleri sertleştirilmiş ve temperlenmiş numunelerle kıyaslanmıştır. Isıl işlemler öncesi ve sonrasında numunelerin sertlik, mikroyapılarında meydana gelen değişimler ve mekanik özellikleri incelenmiştir. Faz oranlarının belirlenmesinde Clemex Vision Lite image analiz programından yararlanılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda; en yüksek ortalama sertlik hızlı soğutulmuş martenzit mikroyapı sahip numunelerde, en düşük ortalama sertlik ısıl işlem görmemiş numunelerde ölçülmüştür. Ara su verme işlemi (Q1: 870 oC, 25 dakika / Su + Q2: 760 oC, 5 dakika / Su) ısıl işlem yapılmamış numuneye yakın bir süneklik sağlarken çekme ve akma mukavemetini geliştirmiştir. Kritik sıcaklıklar arası tavlama yapılan numuneler ısıl işlem yapılmamış numunelere göre çekme direncinde bir miktar gelişme sağlarken, bu numunlerede % kopma uzaması ısıl işlem görmemiş numuneye göre %58-74 oranında arttırmıştır. Çift fazlı yapılandırmanın mukavemetten feragat etmeden sünekliğinin geliştirilebilmesine imkân sağladığı saptanmıştır.

Hanefi Gül
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İndüksiyon ile sinterlenmiş alüminyum esaslı kompozit malzemelerin yaşlandırma davranışının incelenmesi

Alüminyumun önemli özellikleri arasında üretim kolaylığı, iyi bir korozyon dayanımı, düşük yoğunluk, yüksek ağırlık-dayanım oranı ve yüksek kopma dayanımı verileri bulunmaktadır. Alüminyumun var olan özelliklerini yukarı taşımak adına Alüminyuma seramik takviyesi yapılacaktır. Seramik takviyesi ile sertlik ve aşınma dayanımlarında artış meydana gelmesi beklenmektedir. Bu çalışmada uygun toz karışımları sağlanacaktır. Ardından soğuk presleme ile preslenip farklı sinterleme metotları ile sinterlenecek ve aynı ısı kaynakları kullanılarak yaşlandırma yapılacaktır. İlk amaç sinterleme fırınlarında, geleneksel sinterleme ile 1 saate kadar vararak yapılan sinterlemeye kıyasla, indüksiyon ile sinterleme işlemi ile çok daha kısa sürelerde sinterleme işlemi yapılacaktır. Bu işlem için öngörülen süre 5 dakikadır. Bu bağlamda zamandan tasarruf edilip istenilen sonuca daha kısa sürede ulaşılacaktır. Bir diğer amaç ise normal şartlarda 48 saate varan yaşlandırma proses süresini kısaltılarak istenilen sonuca yine aynı şekilde çok daha kısa sürelerde ulaşılacaktır. Yaşlandırma işleminin tamamlanıp istenilen sonuca ulaşması için kullanılacak yöntemle süre 48 saatten 15 dakikaya düşmesi beklenmektedir. Literatür incelendiğinde yaşlanma süresini çok daha aşağı çekecek bir yöntemdir. İşletmelerdeki zaman kayıplarının önüne geçilmesi planlanmaktadır. Enerji ve maliyet gözlemlenecektir.

Büşranur Keser
Manisa Celal Bayar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Düşük sıcaklık ve oda sıcaklığı koşulları altında darbe yüklerine maruz kalan yapışkanla birleştirilmiş kompozit bağlantıların mod I / kırılma tokluğu davranışlarının incelenmesi

Bu tez çalışmasında düşük sıcaklık ve oda koşulların altında darbe yüklerine maruz bırakılan ve yapışkan ile birleştirilmiş kompozit bağlantıların Mod I kırılma tokluğu davranışları incelenmiştir. Çalışmanın hedefi farklı sıcaklıklar altında ve darbe yüklerinin yapıştırıcı ile gerçekleşen bağlantıların kırılma mekanizması ve enerji salınımlarını incelemektir. Deneysel araştırmalar ile kompozit malzemelerin numuneleri üretilerek ASTM D5528 test standardına göre yapışkan bağlantılar oluşturulmuştur. Sonrasında yine bu standarda göre farklı sıcaklıklar ve enerji seviyeleri altında darbeler uygulanmıştır. Uygulanan darbelere göre çatlak yayılma hızı ve kırılma enerjisi incelenmiştir. Çıkan verilere göre yapışkan malzemenin davranışı ve sıcaklık etkisinde iken gösterdiği performans incelenmiştir. Özellikle düşük sıcaklıklardaki malzeme performansında gerçekleşen değişiklikler ve darbe yüklemesinin kırılma tokluğuna olan etkisi deneysel sonuçlar ile incelenmiştir. Literatür incelenerek teorik çalışmalar ve yapılan deneysel çalışmalar yorumlanmıştır. Bu çalışmanın amacı, düşük sıcaklık ve darbe etkisi altında yapışkan ile birleştirilmiş kompozit bağlantıların mekanik dayanımını arttırmak için tasarım çalışmalarına, malzeme seçimine katkı sağlamak ve teknik çalışmalara destek vermektir.

Ufuk Güler
Manisa Celal Bayar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

3D metal yazıcı ile üretilebilen armatür tasarımı ve karakterizasyonu

Armatürler, çeşitli alanlarda kullanıcının suya ulaşmasını sağlarken işlevselliğin yanında dekoratif görüntüleri ile mekanların dekoru olarak önemli bir rol oynamaktadır. Otel, kafe gibi konsept mekanlarda özgün ve estetik tasarımlara ilgi duyulmaktadır. Sıra dışı tasarımlar, geleneksel üretim yöntemleriyle armatür üretimini zorlu hale getirmektedir. Bu çalışmada eklemeli imalat ile üretim yöntemleri kullanılarak üretilen paslanmaz çelik malzemeli armatür tasarımı, üretim süreci ve karakterizasyonu ele alınmıştır. Paslanmaz çelik armatür gövdesi ile geleneksel yöntemlerle üretilen pirinç hammaddeli armatür gövdesinin akustik ölçümü değeri, debi değerleri ve diğer teknik özellikleri deneysel ve analitik olarak karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgular, eklemeli imalatla üretilen armatürlerin, özellikle malzeme kalitesi, tasarım özgürlüğü ve fonksiyonel özellikleri açısından sunduğu avantajları/dezavantajları ortaya koymaktadır.

Eviye tasarımıGörsel tasarımPaslanmaz çelik+5
Özüm Karabacaklar Bayramoğlu
Manisa Celal Bayar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Cam elyaf takviyeli PPS (polifenilen sülfid) termoplastik kompozit malzemenin su armatürü iç gövde üretiminde alternatif malzeme olarak kullanılabilirliğinin deneysel araştırılması

Su armatürleri, sıhhi tesisat sistemlerinde suyun kontrolünü ve yönlendirilmesini sağlayan temel bileşenler olup, işlevsellik ve estetik açısından önemli bir rol üstlenmektedir. Bu tez çalışmasında, iç gövde üretiminde yaygın olarak kullanılan pirinç malzeme yerine cam elyaf takviyeli Polifenilen Sülfid (PPS-GF) termoplastik kompozit malzemenin alternatif olarak kullanılabilirliği deneysel olarak araştırılmıştır. Çalışma kapsamında, PPS-GF'nin yüksek sıcaklık dayanımı, kimyasal direnç, boyutsal kararlılık ve mekanik özellikleri değerlendirilmiş; enjeksiyon yöntemiyle üretilen iç gövde prototipleri, pirinç parçalar ile üretim süreci, performans testleri (mekanik, korozyon, akış) ve maliyet analizi bakımından karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgular, cam elyaf takviyeli PPS kompozitlerin özellikle hafiflik, korozyon direnci, üretim kolaylığı ve çevresel faydalar açısından önemli avantajlar sunduğunu ortaya koymaktadır. Bu yönüyle çalışma, su armatürü sektöründe geleneksel metallere alternatif termoplastik kompozit malzeme kullanımına bilimsel katkı sağlamaktadır.

Burak Beyazıt Uysal
Manisa Celal Bayar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sürtünme karıştırma yöntemi ile AA5754-SİC yüzey kompoziti üretimi ve tribolojik özelliklerinin incelenmesi

Bu tez çalışmasında otomotiv, havacılık, gemi inşa ve savunma alanlarında kullanımı bulunan AA5754 alüminyum alaşımının tribolojik özelliklerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla sürtünme karıştırma tekniği ile SiC takviyeli yüzey kompozitleri üretilmiştir. Paso sayısının etkisinin incelenmesi amacıyla, üretim tek, iki ve üç paso olacak şekilde gerçekleştirilmiştir. Tek pasolu üretimle homojen parçacık dağılımının sağlanamadığı tespit edilmiştir. Sürtünme karıştırma tekniği ile iki ve üç pasolu üretilen SiC takviyeli yüzey kompozitlerinin yüzey sertliğinin, AA5754 alüminyum alaşımına göre sırasıyla %16 ve %22 daha yüksek olduğu tespit edildi. AA5754 alüminyum alaşımın aşınma dayanımında iki ve üç pasolu olarak üretilen SiC takviyeli yüzey kompozitleri ile sırasıyla %34,2' ye ve %45,9' a varan artış elde edilmiştir.

Çağrı Uzun
Manisa Celal Bayar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Evaporatif soğutmalı binary jeotermal enerji santralinin performansının ekserji analizi ile değerlendirilmesi

Jeotermal enerji yenilenebilir ve sürdürülebilir bir kaynaktır; ancak, verimli kullanımı genellikle operasyonel verimsizlikler ve yetersiz sistem yönetimi nedeniyle sınırlıdır. Performansı iyileştirmek ve uzun vadeli sürdürülebilirliği sağlamak için ayrıntılı enerji değerlendirmeleri gereklidir. Bu çalışma, gerçek işletme verilerine dayalı olarak, ekserji analizi kullanarak hava soğutmalı ve evaporatif soğutma konfigürasyonlarını dikkate alarak bir ikili jeotermal enerji santralinin (GPP) performansının karşılaştırmalı bir değerlendirmesini amaçlamaktadır. Genel sistem verimliliğini ve tek tek bileşenlerin performansını değerlendirmek için ekserjik parametreler uygulanmıştır. Ayrıca, çevresel etkiyi değerlendirmek için karbon emisyonu analizi yapılmıştır. Sonuçlar, eva-poratif soğutmalı sistemin hava soğutmalı sisteme (48,38%) göre daha yüksek ekserji verimliliği (53,57%) elde ettiğini göstermektedir. Hava soğutmalı sistemde, Kondenser I en yüksek ekserji kaybına (27%) sahipken, evaporatif sistemde Buharlaştırıcı II en yüksek paya (25%) sahiptir. Sonuç olarak, evaporatif soğutma sisteminin uygulanması, kon-densere giren havanın sıcaklığını düşürmüştür. Bu düşüş, kondenser yüzeyinde daha düşük bir yoğuşma sıcaklığına yol açarak türbin egzoz basıncını düşürmüş ve sonuç olarak sistemin net güç çıkışını artırmıştır. Ayrıca, evaporatif soğutma sisteminin hava soğutmalı sisteme kıyasla yaklaşık %13 daha az karbon emisyonu ürettiği bulunmuştur, bu da çevresel sürdürülebilirlik açısından avantajını göstermektedir.

Ali Şimşek
Manisa Celal Bayar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

AISI 316L paslanmaz çelik malzemelerin delinmesinde çoklu işlenebilirlik parametrelerinin araştırılması

AISI 316L paslanmaz çeliği, özellikle havacılık, sağlık, biyomedikal cihazlar ve gıda işleme gibi sektörlerde yaygın bir şekilde kullanılmakta olup, düşük işlenebilirlik özellikleri nedeniyle kesme işlemleri sırasında zorluklar yaşanmakta ve bu da düşük kaliteli delik yüzeylerine yol açmaktadır. Bu bağlamda, çalışmanın temel amacı, ortopedik implant sektöründe de yaygın olarak kullanılan bu çelik malzeme üzerine delik delme işlemi öncesinde farklı ezerek parlatma işlemleri uygulanarak artan yüzey sertliği ve mikroyapının, çapak oluşumu, kesme kuvvetleri ve yüzey pürüzlülüğü gibi özelliklere etkilerinin incelenmesidir. Çalışmada öncelikle yüzey kalitesini iyileştirmek amacıyla Krom Karbo-Nitrür Kaplamalı (CrCN) sinterlenmiş karbür küresel takım ile 2 ve 3 paso ezerek parlatma işlemi gerçekleştirilmiştir. Sonrasında çap 9,8 kaplamalı HSS matkap ile farklı delik delme yöntemleri ile yöntemleri ile 30mm derinliğinde kör delikler delinmiştir. Ezerek parlatma işleminin malzemenin mikrosertlik değerlerini ve sertlik derinliğini arttığı, delik delme yönteminin ve ezerek parlatma koşullarının kesme kuvvetlerini etkilediği, 2 paso ezerek parlatma işlemi uygulanan numunelerde, sabit adımla gagalayarak delik delme yönteminde en düşük Fz değerlerinin elde edildiği gözlemlenmiştir. Sertliğin artmasıyla çapak genişliği, çapak kök genişliği ve çapak yüksekliğinin azaldığı belirlenmiştir. Ayrıca ezerek parlatma işleminin delik iç yüzeylerinin yüzey pürüzlülük değerlerini de iyileştirdiği ve en iyi sonuçların 2 paso ezerek parlatma yapılan koşullarda elde edildiği görülmüştür.

Gülşah Bozkurt
Manisa Celal Bayar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Termogravimetrik analize göre alüminyum esaslı hibrit kompozitlerin sinterleme işlemi süresinde kütle değişim nedenlerinin ispatlanması

Toz metalurjisi, 19. yy'den beri gelişen toz üretimi, karıştırma, sıkıştırma, sinterleme aşamalarını içeren bir metal imalat yöntemidir ve sürekli olarak gelişme kaydetmektedir. Çeşitli üretim teknikleri ile elde edilen tozlar homojen bir şekilde karıştırılır ve metal kalıp içinde sıkıştırılarak, yüksek sıcaklıkta ve kontrollü atmosferde parçaların mukavemet kazanmasını sağlamak amacıyla sinterlenmektedir. Sinterleme işleminin doğru yapılması malzemenin mekanik ve fiziksel özelliklerine etkisi açısından büyük öneme sahiptir. Bu sebeple sinterleme parametrelerin doğru seçimi önem arz etmektedir. Sinterleme işlemi ile ilgili literatürde yaygın olarak kullanılan malzeme ergime sıcaklığının 0,7-0,8 katı yaklaşımı genellikle doğru olmakla birlikte farklı kompozit malzemelerin üretimi durumunda bu sıcaklıkların değişimi söz konusudur. Bu bağlamda, sinterleme sıcaklığının belirlenmesinde termogravimetrik analizlerin kompozit malzeme üretiminde daha doğru ve hassas yaklaşım sunmaktadır. Termogravimetrik analiz (TGA) ve diferansiyel termal analiz (DTA), kütle kaybı-kazanımların ve ergime sıcaklıklarının belirlenmesi için kullanılmaktadır. TGA, bozunma nedeniyle meydana gelen kütle kaybını, DTA ise sıcaklık değişimlerini göstermektedir. Bu analizler, malzemenin termal kararlılığını değerlendirme açısından çok önemlidir. Araştırmanın ana hedefi, literatürde bulunmayan alüminyum matrisli hibrit kompozit malzemelerin üretilmesi sırasında TGA/DTA analizi desteğiyle sinterleme esnasındaki sıcaklık değişiminden meydana gelen kütle değişimlerinin detaylı bir şekilde incelenerek kütle kayıp ve kazanımlarının kaynağını tespit etmektir. Bu çalışmada, %99,9 saflıkta alüminyum tozu matris olarak, Cu, Mg, Zn, grafen, SiC, B4C ve WC gibi takviye elemanlarıyla 8 farklı toz karışımı hazırlanmıştır. Karışımlar homojenleştirilip TGA/DTA analizi ile kütle değişimleri incelenmiştir. TGA/DTA analizinden elde edilen kütle artışı ve kütle azalışı sıcaklıkları belirlenmiş ve 110 MPa basınçta preslenen numunelere bu sıcaklıklara göre sinterleme işlemi uygulanmıştır. Üretilen hibrit kompozit malzemelerin mekanik özellikleri yoğunluk ve sertlik testleriyle değerlendirilmiştir. Mikroyapısal karakterizasyon ve olası faz dönüşümleri ise Optik Mikroskop, Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), Enerji Dağılım Spektrometresi (EDS), X-Işını Enerji Dağılım Spektroskopisi (EDX) ve X-Işını Difraksiyonu (XRD) analizleri ile incelenmiştir.

Berk Yaylalı
Manisa Celal Bayar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı ısıl işlemlerin AISI 8620 ve AISI 5115 çelik dişli çarkların mekanik özellikleri üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada AISI 8620 (DIN 21NiCrMo2 / 1.6523) ve AISI 5115 (DIN 16MnCr5 / 1.7131) çeliklerinden yapılan, modülü 1.5 ve 2 olan helisel dişli çarklara uygulanan düşük basınçlı sementasyon, gaz sementasyon ve plazma nitrürleme yüzey sertleştirme ısıl işlemlerinin dişli çarkların mekanik özellikleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Isıl işlem öncesi ve sonrasında dişli çark numunelerin sertlik dağılım profili, yüzey pürüzlülüğü, mikroyapılarında meydana gelen değişimler, boyutsal değişimleri ve numunelerin ömür değerleri kontrol edilmiştir. Numune mikroyapılarında meydana gelen değişimler optik mikroskop ve Clemex Vision Lite programı kullanılarak, numunelerin sertlik dağılım profili Emcotest Duroscan 20 mikrosertlik cihazı kullanılarak, yüzey profilleri ise Mitutoyo SJ-301 optik profilmetre ile incelenmiştir. Isıl işlemler sonrası dişlilerde meydana gelen boyutsal değişimlerin ölçülmesi için, 0.001 mm hassasiyetli mikrometre kullanılmıştır. Dişlilerin yorulma analizleri Solidworks Premium 2015 SP 2.0 CAD programı kullanılarak yapılmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda, düşük basınçlı sementasyon işleminin gaz sementasyona göre istenen yüzey sertlik ve efektif sert tabaka kalınlığı değerlerini çok daha kısa işlem sürelerinde sağladığı belirlenmiştir. Uygulanan plazma nitrürleme işlem koşullarında, meydana gelen beyaz tabaka kalınlığı ve malzeme iç kısımları sertlik değerleri her iki çelik dişlide de istenen aralıklarda olmakla beraber, AISI 8620 çeliğinden yapılan ve modulü 1.5 olan dişlilerde elde edilen toplam difüzyon tabakası kalınlığı gerekli minimum değeri sağlayamamıştır. Isıl işlemler sonrası helisel dişlilerde en büyük boyutsal artışın, yüksek işlem sıcaklıklarında uzun işlem süreleri nedeniyle gaz sementasyon işlemi sonucunda meydana geldiği saptanmıştır. Isıl işlemler sonucunda dişlilerin yüzey pürüzlülük değerlerinin değişiklik gösterdiği ve iyi bir yüzey kalitesi için denenen tüm ısıl işlemler sonrasında yüzey bitirme işlemlerinin gerekli olduğu kanısına varılmıştır. Isıl işlemler sonrası meydana gelen yüzey sertliği ve sert tabaka derinliğinin yapılan ısıl işlem türlerine göre farklılık göstermesi dişlilerin ömürlerini etkilemiştir.

Serhan Gençoğlu
Manisa Celal Bayar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sonlu elemanlar analizi ile haddeleme parametrelerinin eniyilenmesi

Haddeleme, kendi eksenleri etrafında birbirine zıt yönde dönen silindirler arasından iş parçasının geçirilerek yeniden şekillendirilmesi veya boyutlandırılmasıdır. Haddeleme kütlesel plastik şekil verme yöntemlerinden birisidir ve dünya üzerinde çelik üretiminin büyük bir kısmı haddeleme ile gerçekleştirilmektedir. Haddeleme işlemi süresince, işlem ve son ürün kalitesini etkileyen birçok parametre vardır. Bu parametrelerin denenmesi için prototip imalat yapılması çok ciddi yatırımlar gerektirmektedir. Bundan dolayı, üretim aşmasına geçmeden önce, parametre sonuçlarının ön görülmesi maliyet açıdan ciddi önem taşımaktadır. Bu tez çalışmasında, haddelemeyi etkileyen bazı parametreler sonlu elemanlar yöntemi ile modellenip analiz edilmiş ve optimum parametrelerin bulunması amaçlanmıştır. Bu parametreler, iş parçasının malzeme türü, haddeleme sırasında büyük önem taşıyan sürtünme katsayısı ve merdane çapıdır. Her bir durum göz önüne alınarak, toplam doksan adet sonlu eleman modeli kurulup analiz edilmiştir. Üç farklı malzeme türü, her bir model için on farklı sürtünme katsayısı ve üç farklı merdane çapı incelenip bu parametrelerin haddeleme sürecini nasıl etkilediği araştırılmıştır.

Cemal Esen
Manisa Celal Bayar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dişi geometriye sahip titanyum alaşımı malzemelerin frezelenmesinde yaklaşma hareketlerinin takım ömrüne etkilerinin incelenmesi

Ti6Al4V alaşımlarının işlenebilirliği zayıftır fakat iyi akma mukavemeti/yoğunluk oranı, yüksek ısı ve korozyon dayanımı özellikleri nedeniyle uçak ve uzay, biyomedikal, kimya, denizcilik ve gıda endüstrisinde geniş kullanım alanı bulmaktadırlar. Bu çalışmada Ti6Al4V alaşımlarının optimum kesme parametrelerinin elde edilebilmesi için Ti6Al4V alaşımının cep frezelenmesinde yaklaşma hareketlerinin geometrisi ve ilerleme miktarının takım ömrüne etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada önce deney numunelerine kamara fırında, iki farklı ısıl işlem uygulanmıştır. Birinci grup numuneler, 955°C'de 1 saat tutulduktan sonra suda soğutulmuş ve devamında 550°C'de 4 saat bekletildikten sonra havada soğutulmuştur. İkinci grup numuneler ise 955°C'de 4 saat tutulduktan sonra fırında soğutulmuştur. İşlenebilirlik deneylerinde CNC Routerda gerçekleştirilmiş ve helisel, rampa ve dalma olmak üzere üç farklı yaklaşma hareketi ile 366, 732, 1098 mm/dk olarak üç farklı ilerleme miktarı işlem değişkeni olarak kullanılmıştır. Deneylerde kesici takım olarak AlTiCrN kaplamalı Ø4 mikro taneli yekpare karbür freze çakısı tercih edilmiştir. Yüzey pürüzlülüğü ve takım aşınması deneyler için performans kriteri olarak seçilmiştir. Deney sonuçları içyapıdaki β-fazı oranı arttıkça hem işlenebilirliğin hem de sertliğin arttığını, ilerleme miktarı arttıkça yüzey pürüzlülüğü artarken takım ömrünün azaldığını, helisel giriş hareketinin düşük ilerleme miktarlarının kullanıldığı şartlarda en iyi sonucu verirken dalma giriş hareketinin tüm ilerleme miktarı için optimum sonuç verdiğini göstermiştir.

Ozan Çaydaş
Manisa Celal Bayar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Fotovoltaik termal hibrit güç sisteminin performans değerlendirmesi, optimizasyonu ve ekonomik analizi

Bu çalışmada fotovoltaik/termal (PV/T) kolektörlerin elektriksel/termal verim analizi Manisa ili iklim koşullarında gerçekleştirilmiştir. Ayrıca yapılan çalışma, 4 kişinin yaşadığı bir ev için yıllık enerji üretimi ve sistem yatırım geri dönüş süresinin hesaplandığı teorik uygulama analizi içermektedir. Bu amaçla, ilk aşamada sıcak su ve elektrik enerjisi üretimi için uygun olan Sıvı Tip Düz PV/T Kolektör sistemi tercih edilmiştir. Bu tip sistemlerin maksimum verimle çalışabilmesi için sızdırmazlık faktörü, ışınım, giriş sıcaklığı, ortam sıcaklığı, emici plaka parametreleri (tüp aralığı, boru çapı, kanatçık kalınlığı vb.), emici plakadaki akışkanın termal iletkenliği gibi çeşitli parametreler göz önünde bulundurulmalıdır. PV/T kolektörlerin termal verimliliği, giriş sıcaklığı ile ortam sıcaklığı (Ti-Ta) arasındaki sıcaklık farkının, kolektör yüzeyine düşen global güneş ışınımına (G) oranından önemli ölçüde etkilenmektedir. (Ti-Ta)/G oranının artması termal verimin düşmesine sebep olmaktadır. Ayrıca, termal verime etki eden diğer faktörler sızdırmazlık faktörü (s) ve farklı kanatçık oranı (d/w) değerleridir. d/w oranının artması kolektör alanının artması ve PV panel sıcaklığının düşmesine sebep olduğundan elektriksel verim artışı da sağlamaktadır. PV/T kolektörlerdeki önemli sorun, optimum verim elde edebilmek için tüm bu parametrelerin göz önünde bulundurulma zorunluluğudur. Çalışmanın ilk bölümü için, PV/T kolektörün MATLAB/Simulink modeli, matematiksel eşitliklerden faydalanılarak hazırlanmıştır. Bu model üzerinde, tasarım parametreleri ile bunların termal ve elektriksel verime etkileri incelenmiştir. Yapılan çalışma ile PV/T kolektörden elde edilen maksimum termal verim %64,5, elektriksel verim %13,5 ve toplam verim %78 olarak tespit edilmiştir. İkinci aşamada, yapılan ekonomik analiz için yüksek elektrik çıkışı baz alınarak PV/T kolektör seçimi yapılmıştır. Seçilen sistemin enerji üretim modeli (Et), sistemin kurulum ve kullanım ömrü boyunca, seviyelendirilmiş enerji maliyeti (LCOE) hesaplanarak, kurulacak sistemin yıllık elektrik üretimi, termal enerji üretimi ve sistem nakit akışı şemaları oluşturulmuştur. Kullanılan PV/T Kolektör 30o eğim açısı ve güney cephesi yönünde 10 m2'lik bir alana sahip bina çatısı için incelenmiştir. Termal sistem için 10 m3 hacminde depolama tankı kullanılmıştır. Yapılan hesaplamalarda 4 kişilik bir evin ısı ve elektrik talebi Manisa ili iklim koşulları için değerlendirilmiştir. Enerji üretim modeli oluşturulurken; güneş ışınımı, elektrik/termal verim ve çalışma süresi boyunca yoğunlaştırıcı performansındaki azalma dikkate alınmıştır. Yapılan incelemede sistemin ilk yıldaki elektrik enerjisi üretim miktarı 2168,97 kWh, ilk yıldaki termal enerji üretim miktarı 10395,4 kWh, LCOE değeri 0,044 Euro/kW ve NPV değeri 2494,5 Euro olarak bulunmuştur. Ayrıca sistemin kendini amorti etme süresi 7 yıl olarak hesaplanmıştır.

İlayda Koç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gözlem faaliyetleri için gerekli optimum insansız hava araçları sayısının tespiti

Bu tez çalışmasının amacı havadan gözlem faaliyeti yürütülecek olan bir bölgede en az kaç adet insansız hava aracı (İHA) kullanılması gerektiğini hesaplamaktır. Bu hesabı yapmak için öncelikle bir İHA'nın sabit bir hızda hareket ediyorken sergilediği enerji tüketimi incelenmiş ve İHA'nın metre başına tükettiği % enerji seviyesi yaklaşık olarak elde edilmiştir. Bir İHA'nın üzerinde hareket edeceği yörüngenin uzunluğu dikkate alınarak İHA'nın bu yörüngede 1 turu tamamlaması durumunda enerjisinin % kaçını tüketeceği tahmin edilmektedir. Eğer 1 İHA'nın atandığı yörüngeyi tamamlayamayacağı tespit edilir ise kullanılan her İHA'nın yörüngesini tamamlayabileceği durum oluşuncaya dek İHA sayısı arttırılmaktadır. Bu tez çalışmasında İHA yörüngelerini hesaplamak için araç rotalama problemi kullanılmıştır. Araç rotalama probleminin (ARP) çözümü için metasezgisel optimizasyon yöntemlerinden olan genetik algoritma metodu kullanılmıştır. Geliştirilen algoritma Matlab ortamında çalıştırılmıştır. Genetik algoritma (GA) metodundaki parametrelerden popülasyon sayısı ve çaprazlama oranı değiştirilerek bir bölgede gözlem faaliyeti yürütmeye yeterli en düşük İHA sayısı mümkün olan en kısa İHA yörüngeleriyle elde edilmeye çalışılmıştır.

Genetik algoritmalarSezgisel algoritmalarİnsansız hava aracı
İkbal Özdemir
Manisa Celal Bayar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kesme kalınlaşması gösteren sıvı emdirilmiş S2 cam fiber kumaşların delme direncinin deneysel olarak araştırılması

Bu çalışmanın amacı, yumuşak vücut zırhı uygulamaları için kesme kalınlaşması gösteren sıvı (Shear thickening fluid: STF) emdirilmiş S2 cam fiber kumaşların hazırlanması ve delinme dirençlerinin deneysel olarak araştırılmasıdır. Bu çalışmada kesme kalınlaşması gösteren sıvı emdirilmiş S2 cam fiber kumaşların delinme direnci, iki farklı test metodu Ağırlık düşürme delme test ve Yarı statik delme test kullanılarak kuru S2 cam fiber kumaşların delinme direnci ile kıyaslanmıştır. Bu çalışmada ağırlıkça %20 oranında isli silika içeren kesme kalınlaşması gösteren sıvının (Shear Thickening Fluid-STF) reolojik davranışını analiz edilmiş. Ayrıca, STF emdirilmiş S2 cam fiber kumaşlar hazırlanmış ve bu kumaşların mekanik özellikleri delinme dirençleri bakımından deneysel olarak test edilmiştir. Testler öncesinde STF, isli silika ve polietilen glikolün mekanik karıştırıcı kullanılarak karıştırılması ve ardından bu süspansiyonun ultrasonik banyoda bekletilmesiyle hazırlanmıştır. STF emdirilmiş S2 cam fiber kumaşların ağırlık düşürme delme ve yarı statik delme testleri mekanizmaya monte edilen bir delici uç kullanarak yapılmıştır. Ağırlıkça %20 oranında isli silika içeren kesme kalınlaşması gösteren sıvının (STF) elde edilen reolojik verilerine viskozite kritik kesme hızında ani bir artış göstermiştir. Maksimum viskozite değeri 463 Pa.s olarak gözlemlenirken, kritik kesme değeri 2 1/s olarak elde edilmiştir. Ağırlık düşürme delme test sonuçlarına göre STF emdirilmiş kumaşlarda delici ucun 200 mm, 300 mm ve 400 mm yükseklikten bırakıldığı koşullar için altlık malzemeye batma derinliği sırasıyla 17,57 mm, 34,24 mm ve 51,94 mm'dir. Kuru kumaşlarda delici ucun 200 mm, 300 mm ve 400 mm yükseklikten bırakıldığı koşullar için altlık malzemeye batma derinliği ise sırasıyla 25,37 mm, 41,63 mm ve 65,49 mm'dir. STF emdirilmiş kumaşlarda delici ucun 200 mm, 300 mm ve 400 mm yükseklikten bırakıldığı koşullar için altlık malzemede oluşturduğu iz genişliği sırasıyla 17,81 mm, 29,31 mm ve 24,79 mm'dir. Kuru kumaşlarda delici ucun 200 mm, 300 mm ve 400 mm yükseklikten bırakıldığı koşullar için altlık malzemede oluşturduğu iz genişliği sırasıyla 11,63 mm, 16,28 mm ve 18,95 mm'dir. Yarı statik delme test sonuçlarına göre delici ucun altlık malzemeye 40mm battığı durumda, STF emdirilmiş kumaşlarda delme kuvveti 0,15 kN, kuru kumaşlarda ise 0,12 kN'dur.

Abdul Jamıl Halımı
Manisa Celal Bayar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek mukavemetli sacların şekillendirilmesinde meydana gelen incelmenin etüd edilmesi

Beyaz eşya sektörü günümüzde 3000000 adet/yıl üretim miktarına yaklaşmaktadır. Beyaz eşya ürünleri olan çamaşır makinası, buzdolabı, fırın, televizyon gibi eşyalarda çok sayıda sac parça birleştirilerek ürünler meydana getirilmektedir. Makinaların yapımında kullanılan saç parçaların üretim adetlerinin yüksek olması nedeniyle saç kalıpçılığının, üretim metotlarının, kullanılacak sac malzeme boyutların, uygun saç kalıbı tasarımının yapılması büyük önem kazanmıştır. Diğer yandan yıllık üretim adetlerini yüksek olması kullanılan parçalardaki birim maliyetleri etkilemektedir. Birim maliyeti etkileyen en önemli faktörlerden biri kullanılan malzeme cinsi ve malzeme kalınlığıdır. Bu tez çalışmasında, çamaşır makinasında kullanılan tamburun ön kapak parçası incelenmiştir. Ön kapak parçasının üç farklı malzeme cinsi ANSI 430, DX54D, DC04 üzerinde sac inceltme çalışması yapılmıştır. 0,5 mm kalınlığındaki sac malzemeler, 0,37 mm kalınlığa indirilerek; ANSI 430, DX54D, DC04 malzemelerin formlanabilirlik (Şekillendirilebilirlik) analizi, incelme analizi, buruşma analizi, kenar çatlak analizi, geri yaylanma analizi, kalıp üzerinde oluşacak kuvvetler analizinin değerlendirilmesi yapılmıştır. Sonuç olarak; 0,37 mm, 0,5 mm kalınlık değerlerine sahip ANSI 430, DX54D, DC04 malzeme tipleri için şekillendirme işlemleri güvenli olarak gerçekleştirilmiştir. Sac kalınlığı azaldıkça akma ve çekme dayanımın azaldığı görülmüştür. Sac kalınlığı azaldıkça incelme miktarı, geri esneme ve kenar çatlaklarının arttığı gözlemlenmiştir. Analiz çalışmaları sonucunda ön kapak malzemesi olarak 0,37 mm kalınlığındaki AISI 430 malzemesinin kullanılmasına karar verilmiştir. Böylece dünya çapında hammadde sıkıntısı yaşandığı da dikkate alındığında parça başı 212 gr, yıllık üretim miktarı 3000000 adet/yıl üzerinden hesaplandığında ise 636000 kg tasarruf sağlanması mümkün hale gelebilir. Bu değer üretici firma için yıllık yaklaşık 849060 $ olarak hesaplanmıştır.

Gökalp Erbilir
Manisa Celal Bayar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Meşe palamut çekirdeği yağı ekstraksiyonunun motor performans ve emisyonlara olan etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada, atık meşe palamudu çekirdeği (pelit) yağı ekstraksiyonunu dizel yakıtı motorine hacimsel olarak %5, %10, %15 ve %20 oranlarında karıştırılıp tek silindirli atmosferik dizel bir motorda test edilerek motor performans ve egzoz emisyonlarına olan etkileri incelenmiştir. Motor testleri tam yük şartlarında motor devri 3500 d/dk' dan başlayıp 500 d/dk aralıklarla dinamometre ile yükleme yapılmış ve devir 1500 d/dk ya düşünceye kadar devam edilmiştir. Bu devirden sonra titreşim ve vuruntu artması sebebiyle test sonlandırılmıştır. Test verileri bu şartlarda ilk etapta motorin için alınmış daha sonra PLT05 (%5 Pelit Yağı Ekstraksiyonu + %95 Motorin), PLT10 (%10 Pelit Yağı Ekstraksiyonu+ %90 Motorin), PLT15 (%15 Pelit Yağı Ekstraksiyonu+ %85 Motorin) ve PLT20 (%20 Pelit Yağı Ekstraksiyonu + %80 Motorin) test yakıtları ile ölçümler tekrarlanmıştır. Yapılan ölçümlerde test yakıtlarının motorine göre kıyaslamalarında karışım oranları arttıkça tork ve güç değerlerinde artış tespit edilmiştir. Tüm motor devirlerinde ortalama olarak fren özgül yakıt tüketim değerlerinde motorine göre azalış tespit edilmiştir. Test yakıtlarının emisyon değerlerine bakıldığında ise genellikle artış eğiliminde olduğu görülmüştür.

Zıya Yunuslu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ortopedik kemik delme işlemlerinde vakum yoluyla kemik talaşı toplama sisteminin tasarımı ve prototip imalatı

Bu proje çalışmasında, ortopedik cerrahide kemik delme işlemleri sırasında oluşan kemik talaşlarını toplayan yeni bir vakum sistemi geliştirilecektir. Böylelikle ısının büyük bir miktarını üzerinde tutan bu kemik talaşları bir an önce delme bölgesinden uzaklaştırılarak kemik ve çevre dokularında oluşacak nekroz önlenmiş olacağı gibi bu kemik talaşları kemik yapımı ya da başka amaçlarla kullanılabilecektir. Özellikle yaşlı hastalarda osteoporozdan dolayı kemik mineral yoğunluğunun azaldığı görülmekte ve bu tip hastaların kırık stabilizesinde kendi kemik talaşları cerrahlar tarafından kırık bölgesine uygulanabilecek ve kırık kaynama süreci hızlandırılmış olacaktır. Ayrıca, kemik delme işlemi parametrelerinin sıcaklık artışına ve delme sürecine etkisi de deneysel tasarım metodu kullanılarak optimize edilecektir.

BiyomekanikDelmeKemik ve kemikler+2
Mert Tümsek
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Traktörlerde üç nokta askı düzenine ait alt kol elemanının tasarımı ve yorulma analizi

Bu çalışmada, bir traktörde bulunan üç nokta askı düzeninin bir elemanı olan alt kaldırma kolunun tasarımı ve 55Cr3 ile 42CrMo4 çelikleri ele alınarak farklı konumlarda etkisi altında olduğu kuvvetler ile bunlara bağlı oluşan statik gerilme ve yorulma analizlerinin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Alt kaldırma kolunun tasarımı Solidworks programı ile gerçekleştirilmiştir. Analiz işlemeleri için Ansy Workbench yazılımı kullanılmıştır. Analizler için sisteme etki eden kuvvetler, alt kaldırma koluna ait maksimum yük kaldırma durumu, alt konum durumu, yatay konum durumu, üst konum durumu ve çeki durumu olacak şekilde ele alınmıştır. Ansys Workbench yazılımında malzemelerin özellikleri ve sınır şartları tanımlanmıştır. Buna göre, statik gerilme analizi çözüm bilgisi olarak toplam deformasyon asal gerilme ve elastik asal birim şekil değişim seçilmiştir. Ayrıca yorulma analizinde çözüm bilgisi olarak, x ve y eksenlerinde oluşan toplam deformasyonlar, yorulma ömrü, güvenlik faktörü seçilmiştir. Öncelikli olarak, maksimum yük kaldırma, alt konum, yatay konum, üst konum ve çeki olmak üzere farklı durumlarda statik gerilme analizleri yapılmıştır. Statik gerilme analizlerinin ardından yorulma analizleri gerçekleştirilmiştir. Analizler sonucunda, toplam deformasyon, asal gerilme, elastik asal birim şekil değişim gradyanları ile yorulma ömürleri, güvenlik faktörleri farklı her konum için belirlenmiştir. Buna göre; en yüksek asal gerilme maksimum yük kaldırma durumunda, en düşük asal gerilme ise çeki durumunda oluşmaktadır. Malzemelerdeki akma dayanımlarının farklılığından dolayı, aynı konumda elde edilen gerilmeler yaklaşık değerde olsa da malzemelerin sağladığı emniyet katsayıları farklıdır. Yorulma ömrü her iki malzeme içinde 10 6 çevrim olarak elde edilmiştir. Minumum güvenlik faktörü 55Cr3 çelik için 3,41; 42CrMo4 çelik için 2 olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: 55Cr3, 42CrMo4, asal gerilme, toplam deformasyon

DeformasyonGerilmePaslanmaz çelik
Ferhat Avcıl
Manisa Celal Bayar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstriyel soğutma sistemlerinde bakır boruların farklı metallerle birleştirilebilirliğinin ve mekanik davranışlarının incelenmesi

Bu çalışmada, soğutma sektöründe sıklıkla kullanılan bakır boruların farklı metallerle birleştirme yöntemleri ile sızdırmazlık özelliklerinin en ideal olduğu yöntem tespiti yapılacaktır. Operatör veya yöntemden kaynaklı oluşan gaz kaçak problemlerinin en sorunsuz ve uygun maliyetli yöntem tespitleri, yapılacak testlerden elde edilecek sonuçlarla belirlenecektir. Ayrıca yapılacak olan maliyet hesabı ile imalat süreçlerine yansımaları incelenecektir. ECOCOLD Soğutma San. A.Ş.'ye ait soğutucu ürünlerin üzerinde gerekli bakır-bakır, bakır-alüminyum ve bakır-çelik kaynaklarının var olan üretim metodlarıyla hurda oranlarının düşürülmesi amaçlanmıştır. Soğutma sisteminde ağırlıkça %80 kullanılan borulama malzemesi bakırdır. Bakırın oldukça güçlü korozif ve ısıl iletkenlik etkisi bulunmaktadır.. Literatürde, farklı performanslara sahip diğer bakır, alüminyum ve çelik kategorileri ile ilgili çalışmalar olmasına rağmen, bunların karşılaştırıldığı sızdırmazlık ve mekanik davranışlar ve buna bağlı yüzey kalitesi değişimleri ayrıntılı olarak tartışılmamıştır. Bu nedenle öncelikle bakırın farklı metallerle birleştirilmesinde belirtilen yöntemlere ait sonuçların analizleri yapılacak ve elde edilen veriler ışığında deney tasarımı gerçekleştirilecektir. Malzeme cinslerine ve birleştirme tekniklerine bağlı olarak sızdırmazlık ve mekanik özellikleri incelenecektir. Bunun yanı sıra, bu esnada farklı ilave dolgu metalleri ile birleştirmenin sızdırmazlık ve mekanik özelliklerinin iyileştirilmesi araştırılacaktır. Birleştirme yöntemlerinin karakterizasyonları yapılacak ve mekanik özellikleri incelenecektir. Sonuçlar neticesinde kıyaslamalar yapılarak, kalite maliyet tercihleri değerlendirilecektir.

Endüstriyel sistemlerLehimlemeSoğutma sistemleri+1
Erhan Erdoğan
Manisa Celal Bayar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Alüminyum geri dönüşüm süreci ve süreçte kullanılan malzemelerin alüminyum bileşenlerine etkileri

Bir alüminyum geri dönüşüm tesisinde, piyasadan kullanılmış olan alüminyumların toplanıp sınıflandırılmasından, müşteri tarafından talep edilen spesifikasyonlara uygun olarak üretilmiş alüminyum alaşımların sevkiyatına kadar olan ikincil alüminyum üretme işlemi bir süreç olarak düşünülmüş ve bu süreç esnasında kullanılacak malzemeler ve flakslar, ocağa ilave edilen gazlar, ergitme esnasında ulaşılan sıcaklıklar gibi başlıca parametrelerin bu süreç üzerine etkilerine değinilmiştir. Üretilen ürün bileşenlerine önemli bir parametre olarak etki eden geri dönüşümde kullanılan malzeme gruplarının, geri dönüşümle üretilen alüminyum alaşımı bileşenlerine katkısı regresyon analizi ile incelenmiştir.Anahtar Kelimeler İkincil alüminyum üretimi, regresyon analizi, alüminyum bileşenleri, geri dönüşüm süreci

Çağla Ediz
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Tekstil endüstrisi atıksularının arıtılmasında kullanılmak üzere lab/pilot ölçekte membran biyoreaktör tasarımı ve imalatı

Tekstil endüstrisi atık suları için önerilen fiziksel ve kimyasal yöntemlerin yüksek maliyet gerektirmeleri ve her boya için kullanılamıyor olmaları, uygulanmalarının sınırlı olmasına neden olmuştur. Son zamanlarda yapılan çalışmalar birçok boya türünü atık sudan giderebilme yeteneğine sahip yaygın mikroorganizma türlerinin mevcudiyetini vurgulamış ve biyoteknolojik metotları ön plana çıkarmıştır.MBR (Membran Biyoreaktörler) biyolojik parçalanma ve membran ayırma işlemi şeklindeki iki temel prosesin kombinasyonu olarak tanımlanabilir. Membran ünitesinde süspanse katıların ve biyolojik parçalanmayı gerçekleştiren mikroorganizmaların arıtılan sudan ayrılması tek proses olarak ifade edilebilir. Bütün biyokütle, hem reaktördeki mikroorganizma bekletme zamanını (çamur yaşı) hem de çıkış suyunun dezenfeksiyonunu sağlamak amacıyla sistem içinde tutulmaktadır.Son yıllarda polimer ve dolayısıyla membran teknolojisindeki çok hızlı gelişmeler ve üretim maliyetinin azaltılması sebebiyle gerek içme suyu gerekse de atıksu arıtma alanlarında membran prosesleri (özellikle mikrofiltrasyon ve ultrafiltrasyon) konvansiyonel sistemlerle maliyet açısından rekabet edebilir hale gelmiş ve geniş çapta uygulanmaya başlanmıştır.Bu çalışmada küçük ölçekte bir MBR tasarlanması ve imalatı gerçekleştirilmiştir. Devreye alınan MBR sisteminde iki farklı biyokütle ile deneysel çalışmalar yapılarak tekstil atık suyunun arıtım çalışmaları gerçekleştirilmiştir.

Membranlar
Kadir Özan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
10
Master'sOpen AccessTR

Seramik fırınlarında atık baca gazından enerji geri kazanımı ve bir uygulama

Bilindiği gibi ülkemizde enerji kullanımı sanayi, binalar ve ulaştırma olmak üzere üç ana grupta gerçekleştirilmektedir. Bunlardan sanayi sektörü, ülkemizdeki nihai enerji tüketimi içindeki yaklaşık %36 ve elektrik tüketimindeki %55 düzeyindeki payı ile önemli bir yere sahiptir. Sanayi sektörü, gerek yüksek enerji tasarruf potansiyeline sahip olması, gerekse de sanayide tüketilen enerjinin çoğunlukla ticari enerji olması sebebiyle enerji tasarrufu çalışmalarında öncelikle ele alınması gereken bir sektördür. Bu çalışmada da yoğun enerji tüketen endüstri kollarından biri olan seramik sektöründe, bir vitrifiye seramik fırınında enerji verimliliğini arttırmak için fırın atık ısısından yararlanarak, sıcak su eldesi için bir ekonomizer tasarlanmış ve uygulaması yapılarak sonuçları ve faydaları değerlendirilmiştir.

Erhan Madan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

AZ91 magnezyum alaşımlarında soğuma hızlarının mekanik ve korozyon özelliklerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada, ağırlıkça %0.5 Pb veya %0.5 Ti içeren AZ91 Magnezyum (Mg) alaşımlarında soğuma hızının mikroyapı, mekanik ve korozyon özellikleri üzerine etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla alaşımlar; dört farklı katılaşma hızı veren kademeli dökme demir kalıba dökülmüştür. Mg numunelerin mikroyapıları; optik mikroskop, taramalı elektron mikroskobu (SEM), mekanik testleri; sertlik, çekme deneyleri ve korozyon davranışları; daldırma deneyi ve potansiyostat/galvanostat cihazından elde edilen polarizasyon eğrileri yardımı ile değerlendirilmiştir. Korozyon deneylerinde %3.5 NaCl çözeltisi kullanılmıştır. AZ91 Mg alaşımına ağırlıkça %0.5 Pb ve %0.5 Ti ilavesi taneler arası β (Mg17Al12) intermetalik fazının dağılımını, sürekliliğini ve genişliğini azaltmıştır. Mekanik deney sonuçları, soğuma hızının artmasına bağlı olarak alaşımların çekme ve akma dayanımlarının arttığını göstermiştir. AZ91 Mg alaşımı, ağırlıkça %0.5 Pb ve %0.5 Ti içeren AZ91 Mg alaşımlarına göre daha düşük çekme ve akma dayanımları göstermiştir. Daldırma deneyi sonuçları, soğuma hızı arttıkça alaşımın korozyon dayanımının arttığını göstermiştir. AZ91 alaşımına ağırlıkça %0.5 Pb ilavesiyle en hızlı katılaşan bölge dikkate alındığında korozyon kaybının %70 ve ağırlıkça %0.5 Ti ilavesiyle %90 oranında azaldığı görülmüştür. SEM analizleri, Pb veya Ti içeren alaşımlara göre korozyona en hassas alaşımın AZ91 olduğunu göstermiştir. AZ91 alaşımının Pb ve Ti içeren alaşımlara göre daha yüksek korozyona maruz kalmasının nedeni, mikroyapı içerisindeki Mg17Al12 intermetalik fazının miktarı ve morfolojisine dayandırılabilir. Polarizasyon testleri, soğuma hızının artması ile AZ91 ve ağırlıkça %0.5 Pb içeren alaşımlarının Ikor değerlerinin azaldığı buna karşılık ağırlıkça %0.5 Ti içeren Mg alaşımında Ikor değerlerinde ise çok az düşüş olduğu görülmektedir.

Muhammet Çelik
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı malzemelerden imal edilmiş plakalı ısı değiştiricilerinin atık ısı geri kazanım performanslarının deneysel analizi

Sanayinin bir çok alanında kullanılan sıvı ve gaz, proses tamamladıktan sonra yüksek miktarda enerji barındırdığı halde atıl duruma gelmektedir. Isı boruları, ısı değiştiricileri, atık ısı kazanları gibi ekipmanlardan yararlanılarak bu atıl enerjinin geri kazanılması mümkündür. Böylece aynı miktarda enerji girdisinden daha fazla verim alınarak ekonomiye katkı sağlanacak, çevre kirliliği azaltılacak ve ekolojik denge korunarak büyük kazanım elde edilecektir. Bu çalışmada; çapraz akımlı plakalı ısı değiştiricisi kullanılarak havadan havaya ısı geçişini sağlayacak bir ısı geri kazanım cihazı tasarlanmış ve imal edilmiştir. İç ortamdan alınan kirli ve yüksek sıcaklığa sahip egzoz havası ile dış ortamdan alınan temiz ve düşük sıcaklığa sahip taze hava, plakalar arasından geçirilerek taze havanın sıcaklığının yükselmesi sağlanır. Bu amaçla alüminyum, polimer ve selülozik olmak üzere üç farklı malzemeden imal edilmiş ısı değiştiricileri temin edilmiş; hava hızı, taze hava ve egzoz havası giriş sıcaklıkları çalışma parametreleri olarak belirlenmiştir. Yapılan deneyler sonucu taze hava ve egzoz havası çıkış sıcaklıkları elde edilmiş, bu değerler kullanılarak ısıl hesaplamalar yapılmıştır. Ayrıca Taguchi deney tasarımı yöntemi kullanılarak ısıl etkenlik üzerinde etkisi olan parametreler, bunların etki dereceleri ve parametrelerin birbirleriyle etkileşimleri incelenmiştir. Analizler için Minitab (Release 16) istatistiksel yazılım programından faydalanılmıştır. Böylelikle sonuçların yorumlanması istatistiksel analizler ile desteklenmiştir. Bu analizlerde etkenlik değeri üzerindeki en etkili faktörün hava hızı olduğu ve faktörler arasında belirli bir etkileşim olmadığı sonucuna varılmıştır. Tüm ısı değiştiricilerinde en iyi ısıl performansın; taze hava giriş sıcaklığının birinci düzeyi olan 0 °C, hava hızının birinci düzeyi olan 1,2 m/s ve egzoz havası giriş sıcaklığının ikinci düzeyi olan 40 °C seçildiğinde elde edildiği tespit edilmiştir. Selülozik ısı değiştiricinin polimer ve alüminyum ısı değiştiricilerine göre tüm parametre değerlerinde çok daha iyi sonuç verdiği görülmüştür.

Ceyda Kocabaş
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

AA6XXX serisi alüminyum alaşımlarının yaşlandırma işlemine bağlı olarak işlenebilirliğinin incelenmesi

Bu çalışmada, AA6013 ve AA6082 alüminyum alaşımlarında yaşlandırma işleminin alaşımın mekanik özellikleri ve işlenebilirlik özellikleri üzerine etkileri incelenmiştir. Bu amaçla, deneyde kullanılan AA6082 ve AA6013 alüminyum alaşımı numuneler 520oC'de ısıl işlem fırınında (8 saat) çözeltiye (solüsyona) alma işleminden sonra sıcak suya atılmış (75oC'de) daha sonra ısıl işlem fırınında (180oC'de) farklı sürelerde (1, 3, 6, 9, 12 ve 24 saat) bekletilerek suni yaşlandırma işlemi yapılmıştır. Yaşlandırma işlemi uygulanan numunelerin mekanik özellikleri ve işlenebilirlik özellikleri incelenmiştir. Yaşlandırma işlemi sonunda her iki alaşımın mekanik özelliklerinde artış gözlenmiştir. Yaşlandırma süresinin artmasına bağlı olarak alaşımların işlenmesi sırasında oluşan kesme kuvvetlerinde artış görülmüştür. Alüminyum alaşımlarında 6 saat yaşlandırma işlemi sonunda yüksek mekanik özellikler elde edilmiştir. Alaşımlarda, 6 saat yaşlandırma süresi sonunda elde edilen mekanik özellikler ve işlenebilirlik özellikleri ile 24 saat sonunda ulaşılan değerler arasında önemli bir artış gözlenmemiştir.

Aslı Onur
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Magnezyum alaşımlarının işlenebilirliğinin incelenmesi

Bu çalışmada, AS serisi magnezyum (Mg) (AS11, AS21, AS41, AS61, AS91)alaşımlarında Al içeriğinin işlenebilirliğine etkisi araştırılmıştır. Mikroyapısal karakterizasyon mikroskop incelemeleri ve x-ışını difraksiyonu (XRD) analizleri ile gerçekleştirilmiştir. Mekanik özellik karakterizasyonu, sertlik ve çekme testleriyle yapılmıştır. Alaşımların işlenebilirliğinde farklı işleme parametreleri seçilerek işlenebilirlik özellikleri incelenmiştir. İşlenen yüzeylerin yüzey pürüzlülük ve kesme kuvveti değerleri, alaşımların işlenmesi ile oluşan talaşlar ve kesici uç yüzeylerinde meydana gelen aşınma ve talaş yığılması incelenerek sonuçlar değerlendirilmiştir. Alaşımların mikroskobik incelemeleri, mekanik test sonuçları ve işlenebilirlik verileri literatür ışığında değerlendirilmiştir. Sonuçlarda, AS serisi magnezyum alaşımlarının mikroyapısında gözlemlenen intermetalik fazların miktarı alaşım içerisinde bulunan %Al miktarındaki artışa bağlı olarak arttığı gözlenmiştir. Al miktarındaki artış ile mikroyapıda bulunan intermetalik fazların alaşımların işlenebilirliği ve mekanik özellikleri üzerinde etkili olduğu gözlenmiştir. Al ilavesi ile alaşımların akma ve kopma mukavemetinin ve sertliği artarken, % uzama azalmaktadır. Hem Al miktarındaki artış hem de kesme hızındaki artışa bağlı olarak alaşımların işlenebilirliği azalmaktadır. Ayrıca, bütün alaşımlarda kesme hızı arttıkça kesme kuvveti ve yüzey pürüzlülüğü artmıştır.

Ahmet Kala
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Yakıt harmanlarının dizel enjektör nozulları üzerinde etkisinin deneysel incelenmesi

Dizel motorlar yüksek basınçlı yakıtın piston içinde sıkışmış olan havanın içine püskürtülmesiyle meydana gelen yanma prensibiyle çalışır. Bir pompa vasıtasıyla yakıt sıkıştırılarak yüksek basınca çıkartılır. Piston içerisine alınan hava ise pistonun üst ölü noktaya hareketi sırasında sıkıştırılır. Piston hareketi üst ölü noktadan alt ölü noktaya hareket etmeye başladığı anda yakıt enjektörü vasıtasıyla piston içerisine yakıt püskürtülür ve sıkışmış havayla karşılaşan basınçlı yakıt tutuşarak yanmayı başlatır. Piston içerisinde artan basınç hızla pistonu alt ölü noktaya doğru iter ve hareketi krank miline aktarır. Gelişen teknoloji ile birlikte dizel motorlar çoğu alanda yerini yeni nesil dizel motorlara bırakmıştır. Bu motor teknolojisine CRDI (Common-Rail Direct Injection) denir. Yeni sistemde yakıt püskürtme basıncının artması ve yakıtın püskürtmesinin kontrolü ile motorun verimi artmış ve yakıt ekonomisi iyileşmiştir. Dizel yakıtın püskürtülme basıncının yanında enjektör uçlarındaki deliklerin standartlara uygun olması işletme ömrünün uzun olması sistemin verimi açısından önem taşımaktadır. Enjektörlerin uçlarındaki deliklerde meydana gelen hasar verimi önemli ölçüde etkilemektedir. Bu nedenle yakıtın iyi olması sistemin maksimum fayda sağlaması için yeterli olmadığı gibi sistem elemanlarının da iyi düzeyde olması bakımından incelendiğinde enjektörün en önemli parçalardan biri olduğu görülmektedir. Enjektördeki hasar durumu doğrudan yanmanın kalitesini ve verimi etkilemektedir.

Onur Al
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Dizel partikül filtre karakterizasyonu

Yapılan tez çalışmasında, dizel araçların egzoz gazı arıtma sistemlerinde kullanılan dizel partikül filtrenin üretim süreçlerinin tespiti, kimyasal kompozisyonun belirlenmesi ve yapı çözümlenmesi için farklı karakterizasyon teknikleri ile analizler gerçekleştirilmiştir. Çalışmada optik mikroskop, taramalı elektron mikroskobu ikincil elektron detektörü (SEM-SE), geri yansıyan elektron detektörü (SEM-BSE ), enerji saçınımlı x-ışını detektörü (SEM-EDX) ve x-ışınları saçınımı (XRD) karakterizasyon teknikleri kullanılmıştır. Optik mikroskop ile dizel partikül filtrenin makroyapı analizi yapılmış olup kare şeklindeki açık ve kapalı hücrelerden oluştuğu ve ekstrüzyon şekillendirme tekniği ile üretildiği bilgisine ulaşılmıştır. Taramalı elektron mikroskobu (SEM-SE-BSE-EDX) ile elementel analiz ve mikroyapı analizi yapılmış olup, temel olarak silisyum ile karbon elementlerinden oluştuğu, SiC tanelerinin 10-50 µm tane boyutu aralığında, keskin köşeli morfolojide olduğu ve reaksiyon bağlamalı üretildiği tespit edilmiştir. XRF cihazı ile elementel analizi yapılarak SEM-EDX sonuçlarını destekler nitelikte sonuçlar elde edilmiştir. Termal, mekanik ve fiziksel testler yapılarak mukavemeti, yoğunluğu, ısıl iletkenlikleri hakkında bilgi edinilmiştir. Toplam % gözenek miktarı ve bulk yoğunluğun belirlenmesinde Arşimet prensibi uygulanmıştır. XRD ile yapılan analiz sonucunda ana faz SiC olarak tespit edilmiştir. Yapılan çalışma bu tür parçaların yerli üretiminin yapılması için ilk adımı oluşturmaktadır. Dizel partikül filtreler hakkında detaylı teknik bilgiler elde edilerek ülkemizde üretimi için önemli bir aşama kaydedilecektir.

Emre Gürlek
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00