
689
Archived Theses
231
DOIs Assigned
34%
DOI Rate
Archived Theses
Yerel basının dijitalleşmesi ve değişen gazetecilik pratikleri: Gümüşhane örneği
Yerel basının dijital dönüşümüyle biçimlenen yeni habercilik süreçleri üzerine yürütülen bu çalışma söz konusu dönüşümün yerel basın üzerindeki yapısal ve işlevsel etkilerini, Gümüşhane ili odağında değişen gazetecilik pratikleri üzerinden çözümlemeyi hedeflemektedir. Araştırmada, geleneksel yayıncılıktan dijital yayıncılığa geçişin yalnızca teknik bir araç değişimi olarak değil, haberin mutfağından okura ulaşmasına kadar tüm aşamaları belirleyen sosyolojik, ekonomik ve etik bir dönüşüm süreci olarak irdelenmektedir. Bu amaç doğrultusunda, Gümüşhane merkez ve ilçelerinde aktif olarak yayın faaliyetini sürdüren Kuşakkaya, Gümüşkoza, Gümüşhane Olay, Gümüşkent, Gündem, Şiran Gündem ve Gümüşhane Ekspres gazetelerinin temsilcileriyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular, Gümüşhane yerel basınında gazetecilik pratiklerinin sahadan masaya, anlam odaklılıktan veri odaklılığa ve okur ekseninden algoritma yapısına doğru yapısal bir kırılma yaşadığını ortaya koymaktadır. Dijitalleşme ve BİK kotalarının getirdiği yeni düzen, geleneksel yerel gazetecinin “fikir işçisi” rolünü “içerik işçiliği” yönünde yeniden yapılandırarak algoritmik gazeteciliğe dönüştürmüştür. Haber üretiminde WhatsApp grupları gibi ikincil kaynakların tercih edilmesindeki artış editoryal bağımsızlığı zayıflatırken, yapay zekâ kullanımı da yerel habercilik dilinin standartlaşması riskini berberinde getirmektedir. Diğer taraftan, dijital gazeteciliğe karşın geleneksel yayıncılığı sürdüren ve aralarında derin ekonomik krizlere rağmen şahsi varlıklarını elden çıkararak matbaa borçlarını ödeyen gazete sahiplerinin de olduğu Gümüşhane yerel basın temsilcilerinin anlatıları, yerel basının dijitalleşme baskısı altında bir yandan hayatta kalma mücadelesi verirken diğer yandan mesleki değerleri koruma direncini hâlâ sürdürdüğünü ortaya koymaktadır. Elde edilen sonuçlar itibarıyla bu çalışma, taşra basınının dijital geleceğine yönelik çözüm önerileri sunarak ilgili literatüre katkı sağlamayı hedeflemektedir.
Yahudilerin seçilmişlik doktrini karşısında Kur'an'ın tavrı
Bu çalışma, Yahudi inancında temel bir yer tutan “seçilmişlik doktrini”nin tarihsel ve teolojik arka planını inceleyerek, Kurʾân’ın bu inanca karşı ortaya koyduğu tutumu analiz etmeyi amaçlamaktadır. Yahudiliğe göre İsrailoğulları’nın Tanrı tarafından seçilmiş bir topluluk olduğu inancı, tarih boyunca dini metinlerde önemli bir yer edinmiştir. Bu doktrin, zaman içinde farklı yorumlara konu olmuş ve özellikle üstünlük iddiası bağlamında başka inanç sistemleriyle çatışmalara da neden olmuştur. Kurʾân-ı Kerîm, geçmiş ümmetlerin tutumlarını hem eleştirel hem de öğüt verici bir dille aktarırken, Yahudilerin seçilmişlik anlayışına dair dikkat çekici tespitlerde bulunmaktadır. İman, salih amel ve adalet gibi evrensel ölçütleri vurgulayarak üstünlüğün soy değil, takva temelli olduğunu bildirmektedir. Bu bağlamda tezde; ilgili Kurʾân âyetleri ışığında Yahudilerin tarihsel tavrı ile Kurʾân’daki yaklaşım karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Çalışma, klasik tefsir kaynakları, tarihsel belgeler ve modern akademik literatür taranarak hazırlanmış, seçilmişlik doktrinine dair Kurʾâni perspektif kapsamlı bir şekilde ortaya konmuştur.
Bohemyalı seyyah Dr. Jakob Eduard Polak’ın seyahatnamesi ışığında 19. yüzyılda Kaçar Hanedanlığı’nda hastalıklar ve tedavi yöntemleri
Sağlık, insanlık tarihi boyunca öncelik verilen en temel konulardan biri olmuştur. Çeşitli toplumlar, antik çağlardan günümüze dek insan bedeninin işleyişi, hastalıkların kökeni ve tedaviye ulaşma yolları hakkında araştırmaya ve yöntemlerini geliştirmeye devam etmiştir. Bu süreçte toplumlar, farklı kültürlerle etkileşim kurarak birbirlerinin bilgi birikiminden yararlanmış, gerektiğinde bu birikimleri uyarlamış ve tamamlamıştır. Bu yönüyle sağlık tarihi, bir toplumun yalnızca hastalıklarla nasıl mücadele ettiğini değil, aynı zamanda diğer medeniyetlerle kurduğu ilişkileri anlamamıza imkân tanıyan önemli bir araştırma alanıdır. Tarihsel süreç içerisinde özellikle 19. yüzyıl dünya üzerinde birçok hastalığa dair gerçek sebeplerin keşfedildiği, geleneksel yöntemler ile modern tıbbın karşılaştığı ve bazen de çatıştığı bir gelişim dönemini temsil etmesi bakımından oldukça dikkat çekicidir. Bu çalışmada, tıp tarihi adına önemli bir coğrafya olan İran toprakları üzerinde hüküm süren Kaçar Hanedanlığı’nda görülen hastalıklar ve dönemin tıp pratikleri ele alınmaktadır. Bu bağlamda geleneksel yöntemler ve İran’a 19. yüzyılda çeşitli görevlerle gelen Avrupalı doktorların tanıttığı modern tıp girişimlerinin karşılaşma süreci incelenmiştir. Çalışmanın ana hatları ve içeriği İran Darü’l-Fünûn’unda eğitim vermek üzere hanedanlık topraklarına gelen Bohemyalı Doktor Jakob Eduard Polak’ın İran’da yaşadığı yıllar boyunca yaptığı gözlemlerine dair kaleme aldığı seyahatnamesi ışığında belirlenmiştir.
Ortaöğretim öğrencilerinin spor değişkenine açışından telefon bağımlılığı ve sosyal kaygı düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma, ortaöğretim öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılığı ve sosyal kaygı düzeylerini farklı değişkenler açısından detaylı bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemi 268’i kadın (%53,6), 232’i erkek (%46,4) olmak üzere, toplamda 500 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın veri toplama araçları; araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu, Şata ve Karip (2017) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği ve Aydın ve Sütçü (2007) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan “Ergenler için Sosyal Kaygı Ölçeği” kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiş olup, analizlerde betimsel istatistiklerin yanı sıra, ikili karşılaştırmalar için Bağımsız Örneklem T-Testi, ikiden fazla grubun karşılaştırılması için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve değişkenler arası ilişkinin tespiti için Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına kadın öğrencilerin akıllı telefon bağımlılığı ve GDSK puanlarının erkek öğrencilere kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05). Çalışmanın temel değişkenlerinden biri olan spor yapma durumu incelendiğinde, lisanslı olarak spor yapan öğrencilerin akıllı telefon bağımlılığı düzeylerinin spor yapmayan akranlarına göre anlamlı biçimde daha düşük olduğu görülmüştür (p<0,05). Korelasyon analizleri ise akıllı telefon bağımlılığı ile sosyal kaygı toplam puanı ve alt boyutları arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler bulunduğunu göstermiştir (p<0,05). Sonuç olarak, spor yapmanın ergenlerde sosyal kaygı düzeylerinin azaltılmasında koruyucu bir faktör olduğunu; buna karşılık akıllı telefon bağımlılığının spor değişkeninden bağımsız biçimde sosyal kaygı ile eşzamanlı ve güçlendirici bir ilişki içinde olduğunu ortaya koymaktadır.
12 haftalık yüzme egzersizinin skolyozlu çocuklarda cobb açısı, beden imajı algısı ve psikolojik iyi oluşa etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, 12 haftalık temel yüzme eğitiminin 8–14 yaş aralığındaki skolyozlu çocukların Cobb açısı, beden imajı algısı ve psikolojik iyi oluş düzeyleri üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırmaya Gümüşhane ilinde yaşayan ve uzman hekim tarafından skolyoz tanısı konulmuş 24 çocuk gönüllü olarak katılmıştır. Araştırma tek gruplu ön test-son test yarı deneysel desen ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak katılımcıların Cobb açı değerleri, Stirling Çocuklar İçin Duygusal ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği ve Çocuk Beden İmajı Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcılara 12 hafta boyunca düzenli temel yüzme eğitimi uygulanmıştır. Elde edilen veriler Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, Mann–Whitney U Testi ve Spearman Korelasyon Analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, 12 haftalık yüzme eğitimi sonrasında katılımcıların Cobb açılarında anlamlı düzeyde azalma olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Ayrıca psikolojik iyi oluş puanlarının ön test değerlerine göre anlamlı düzeyde arttığı tespit edilmiştir (p<0,05). Buna karşın beden imajı algısında istatistiksel olarak anlamlı bir değişim bulunmamıştır (p>0,05). Cinsiyet değişkenine göre yapılan analizlerde Cobb açısı ve psikolojik iyi oluş değişimlerinin kadın ve erkek katılımcılar arasında anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir (p>0,05). Korelasyon analizi sonuçları, psikolojik iyi oluş düzeyi ile bazı araştırma değişkenleri arasında anlamlı ilişkiler bulunduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, 12 haftalık temel yüzme eğitiminin skolyozlu çocuklarda fiziksel ve psikolojik açıdan olumlu etkiler oluşturduğu söylenebilir. Bulgular, yüzme egzersizlerinin skolyozlu çocukların destekleyici tedavi ve rehabilitasyon programlarında kullanılabileceğini göstermektedir.
Ahmed er-Rifâî ve Hâletü ehli’l-Hakîka ma‘allah adlı eserindeki hadislerin tahrîc ve tahlili
İslâm kültür ve medeniyetini oluşturan en önemli iki kaynağın ilki Kur’ân-ı Kerîm’dir. İkincisi olan Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Sünnet’i, hadis rivayetleri vasıtasıyla günümüze kadar ulaşmıştır. Hadis kelimesi İslâmiyet’le birlikte farklı bir anlam kazanmış, âdeta onunla kadîm olan Kur’ân-ı Kerîm’in mukabili kastedilmiştir. Sahâbe devrinde ve daha sonraki dönemlerde bu kelime, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) sözlerini, fiillerini ve tasviplerini bünyesinde barındıran bir kavram olarak ortaya çıkmıştır. Hadisler şüphesiz tüm İslâmî ilimler için kaynak değeri taşımaktadır. Bunlardan biri olan tasavvuf ilminin literatüründe de hadislere sıklıkla başvurulmuştur. Özellikle zühd, ahlak, rekâik, tergîb ve terhîb gibi konulara dair hadisler mutasavvıfların arasında çokça tedavül etmektedir. Bu rivayetlerin asıl hadis kaynaklarındaki yerlerinin tespiti kanaatimizce çok önemlidir. Bu nedenle araştırmada sözü edilen eserlerden biri olan Ahmed er-Rifâî’nin, Hâletü Ehl’il Hakîka Ma‘allah adlı eserindeki rivayetlerin tahriç ve tahlili yapılması hedeflenmektedir. Çalışma giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Girişte araştırmanın konusu, önemi, amacı, yöntemi, kapsamı ve kaynakları gibi hususlar ele alınacaktır. Birinci bölümde öncelikle tahrîc kavramının yanı sıra erbeûn edebiyatına değinilecektir. Devamında Ahmed er-Rifâî’nin hayatı farklı yönleriyle araştırılacaktır. Son olarak çalışmanın teması olan Rifâî’nin, Hâletü Ehl’il Hakîka Ma‘allah adlı eseri detaylı bir şekilde tanıtılacaktır. İkinci bölümde bu eserdeki hadislerin tahrîci ve değerlendirilmesi yapılacaktır. Sonuçta ise Ahmed er-Rifâî’nin hadisçiliği ile sözü edilen eserindeki hadislerin kaynaklardaki yerleri ve farklı açılardan tasnifi yapılacaktır.
Sporcularda ruminatif düşünce ve spora özgü kaygı düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sporcularda müsabaka süreçlerinde ortaya çıkan ruminatif düşünce biçimleri ile spora özgü kaygı düzeyleri (somatik kaygı, endişe ve konsantrasyon bozukluğu) arasındaki ilişkinin betimsel ve ilişkisel bir yaklaşımla incelenmesidir. Çalışma, yüksek performans beklentisinin sporcuların bilişsel süreçleri üzerindeki etkilerini belirlemeyi ve psikolojik hazırlık stratejilerine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini, farklı spor branşlarında faaliyet gösteren 168 erkek ve 175 kadın olmak üzere toplam 343 sporcu oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Spor Müsabakası Ruminasyon Ölçeği ile Sporcu Kaygı Ölçeği-2 kullanılmıştır. Veriler; tanımlayıcı istatistikler, Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA), bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve basit doğrusal regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular, müsabaka ruminasyonunun endişe, konsantrasyon bozukluğu ve somatik kaygı üzerinde anlamlı ve yordayıcı bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Cinsiyet açısından ruminasyon düzeyleri benzer bulunurken, kadın sporcuların somatik kaygı ve konsantrasyon bozukluğu puanlarının erkek sporculara göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlenmiştir. Spor deneyimi arttıkça kaygı yönetimi ve odaklanma becerilerinin geliştiği, eğitim düzeyi yükseldikçe ise kaygı puanlarının arttığı saptanmıştır. Ayrıca aile desteği alan sporcuların kaygı düzeylerinin daha düşük olması, sosyal desteğin koruyucu rolünü ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, müsabaka sonrası olumsuz deneyimlere ilişkin ruminatif düşüncelerin gelecekteki performans kaygısını artırdığı belirlenmiş; bu doğrultuda ruminasyonu azaltmaya yönelik psikolojik müdahale programları ile aile destek mekanizmalarının güçlendirilmesi önerilmektedir.
Gabon cumhuriyeti ombudsmanı: Yapısal ve işlevsel yönleri
19. yüzyıl İsveç modelinden miras kalan Ombudsmanlık kurumu, çağdaş demokratik yönetişimin vazgeçilmez bir unsuru haline gelmiştir. Kamu yönetimi ve vatandaşlar arasında bağımsız bir gözetim mekanizması olarak Ombudsmanlık, şeffaflığı, adaleti ve temel haklara saygıyı güvence altına almayı amaçlamaktadır. Ancak kurumun etkinliği siyasi rejime, yetki alanına ve sahip olduğu kaynaklara bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Temsili kurumlara duyulan güvenin azaldığı, şeffaflık ve hesap verebilirlik taleplerinin ise arttığı bir ortamda Ombudsmanlık, demokratik konsolidasyonun vazgeçilmez kurumsal mekanizmalarından biri olarak öne çıkmaktadır. Genellikle uzun, maliyetli ve teknik yargı süreçlerine alternatif sunan bu kurum, adalet ve uzlaşıya odaklanan daha esnek ve erişilebilir bir yaklaşım benimsemiştir. Bu nedenle, Gabon Cumhuriyeti Ombudsmanlığını incelemek, kurumun Gabon’daki demokratikleşme ve yönetişim sürecindeki rolünü anlamak açısından özel bir önem taşımaktadır. Bu çalışma, Gabon Cumhuriyeti Ombudsmanlığının yasal ve kurumsal çerçevesini analiz etmeyi, misyonlarını, çalışma mekanizmalarını ve uyuşmazlık çözüm yöntemlerini incelemeyi, faaliyetlerini engelleyen yapısal ve operasyonel sınırlamaları tespit etmeyi ve son olarak ulusal yönetişimdeki rolünü güçlendirmek adına kurumsal iyileştirmeye yönelik önerilerde bulunmayı amaçlamaktadır.
Banach uzaylarında toplanabilme ve iterasyon yöntemleriyle yaklaşım teoremleri
Bu tezde, Banach ve Hilbert uzaylarında doğrusal olmayan ergodik teori kapsamında Cesàro ortalaması ile Kirk iterasyon yöntemi birleştirilerek sabit nokta ve denge problemlerine yönelik yeni yakınsaklık sonuçları elde edilmiştir. İlk olarak, asimptotik genişlemeyen dönüşümler için Kirk iterasyon yönteminin Cesàro ortalaması ile yakınsaklık davranışı incelenmiş ve bu yöntem için yeni yaklaşım teoremleri geliştirilmiştir. Daha sonra Kirk iterasyonu, Cesàro ortalaması ve hibrit projeksiyon tekniği bir araya getirilerek sabit nokta ve denge problemlerinin ortak çözümlerini elde etmeye yönelik yeni Kirk–Cesàro hibrit algoritmaları önerilmiştir. Son aşamada ise geliştirilen algoritmalar split denge ve sabit nokta problemlerine uygulanmış; sonlu sayıda asimptotik genişlemeyen dönüşüm ailesi için küçülen projeksiyon yöntemi ile Cesàro ortalamasını birleştiren yeni iteratif algoritmalar oluşturulmuştur. Önerilen algoritmaların güçlü yakınsaklık özellikleri ayrıntılı biçimde analiz edilmiş ve literatürdeki mevcut sonuçları genişleten yeni güçlü yakınsaklık teoremleri ispatlanmıştır.
İkdam Gazetesi’ne göre II. Meşrutiyet’in ilanına Avrupa devletlerinin bakışı (1908-1909)
Bu çalışma, İkdam Gazetesi’nde yayımlanan haber ve yorumlar aracılığıyla Avrupa devletlerinin 1908 yılında ilan edilen II. Meşrutiyet’e bakış açılarını incelemektedir. 24 Temmuz 1908’de ilan edilen II. Meşrutiyet, yalnızca Osmanlı Devleti’nin iç siyasi dengelerini değil, aynı zamanda uluslararası ilişkilerini de derinden etkilemiştir. Avrupa devletleri bu gelişmeyi kendi diplomatik ve ekonomik çıkarları, Osmanlı Devleti ile ilişkileri ve bölgesel güç dengeleri çerçevesinde değerlendirmiştir. Araştırmada, İkdam Gazetesi’nin 1908–1909 yıllarına ait sayıları sistematik olarak incelenmiş; İngiltere, Fransa, Almanya, Avusturya-Macaristan, Rusya ve İtalya gibi dönemin önde gelen Avrupa devletleriyle ilgili haber ve makaleler nitel araştırma yöntemiyle analiz edilmiştir. Veriler, tarihsel analiz ve içerik analizi teknikleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, Avrupa devletlerinin II. Meşrutiyet’e ilişkin yaklaşımlarının büyük ölçüde kendi siyasi ve ekonomik çıkarlarına dayandığını göstermektedir. İkdam Gazetesi ise bu yaklaşımları hem haber dili hem de yorum köşeleri aracılığıyla Osmanlı kamuoyuna aktarmıştır. Dolayısıyla çalışma, II. Meşrutiyet dönemi Osmanlı basın tarihi ile uluslararası ilişkiler literatürüne özgün bir katkı sunmaktadır.