Hatay Mustafa Kemal University
Institute

Institute of Health Sciences

Hatay Mustafa Kemal University

65

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

İskenderun körfezi balıklarında bisfenol a (BPA) düzeylerinin belirlenmesi

Dünya genelinde en çok üretilen ve kullanılan endokrin bozucu kirleticilerden biri olan Bisfenol A (BPA), insan ve hayvan sağlığı üzerine ciddi olumsuz etkileri nedeniyle günümüzde önemli bir çevre ve halk sağlığı problemidir. Besin zincirinde önemli bir rolü olan balıklar, sucul ortamlarda yaygın olarak bulunan BPA kirliliğini izlemek için biyomonitör canlılar olarak kullanılmaktadır. Bu çalışma, İskenderun Körfezi'nde avlanan ve bölgede sık tüketilen Levrek (Dicentrarchus labrax, Linnaeus, 1758), Çipura (Sparus aurata, Linnaeus, 1758), Kefal (Mugil cephalus, Linnaeus, 1758) ve Mercan (Patlak göz mercan) (Dentex macrophthalmus, Bloch, 1791) balık türlerinde BPA düzeylerini araştırmak amacıyla gerçekleştirildi. Çalışmada her türden 7 adet olmak üzere toplam 28 adet balık kullanıldı. Balıkların boy ve ağırlık ölçümleri yapıldıktan sonra kas dokusu örneklerinde Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografi (HPLC) ile BPA düzeyleri tespit edildi. Metot validasyonu tespit limiti (LOD), tayin limiti (LOQ), regrasyon katsayısı (R2), relatif standart sapma (RSD) ve geri kazanım parametreleri üzerinden gerçekleştirildi. Validasyon parametrelerinden; LOD ve LOQ değerleri ise sırasıyla 0.28 ve 0.92 ppb, R2 = 0.9963, % RSD değeri 9.8 ve geri kazanım oranı %96 olarak tespit edildi. Çalışılan tüm balıklarda (n:28) BPA pozitiflik oranı %50 (n:14) olarak belirlendi. Mercan, Çipura, Kefal ve Levrek türlerinde tespit edilen ortalama BPA düzeyleri sırasıyla; 0.50, 0.44, 0.33 ve 0.22 ng/g olarak tespit edildi. Balık türlerine göre tespit edilen en yüksek BPA düzeyleri; Çipura 1.84, Kefal 1.28, Mercan 1.27 ve Levrek 0.93 ng/g olarak ölçüldü. Sonuç olarak; bu çalışmada belirlenen balık türleri BPA düzeyleri farklı bölgelerde yapılan benzer çalışmalarda bildirilen düzeylerin çoğundan ve resmi otoriteler tarafından belirlenen gıdayla temas eden maddelerden kaynaklanabilen spesifik migrasyon limitinin altında tespit edilmiştir. Bununla birlikte, BPA düzeylerinin gıda değeri olan biyomonitör türler üzerinden periyodik olarak izlenmesi ve bölgesel tüketim senaryoları üzerinden risk değerlendirmelerinin yapılması halk sağlığı bakımından önem arz etmektedir.

Balık etiBalıklarBisfenol A+3
Yeşim Demir Günay
Hatay Mustafa Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni sentezlenen flavonoid türevi bileşiklerin akciğer adenokarsinoma hücrelerinde jak/stat yolağı üzerinden antiproliferatif etkileri

Dünyanın gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerinde kanser, insanların beşte birinin ölümüne neden olmaktadır. En yaygın görülen kanser türleri; prostat, meme, akciğer, kolon/rektum ve serviks kanserleridir. Kanser, mutasyonların kademeli olarak birikmesi sonucu oluşur. Bu mutasyonlar hücreye; programlı hücre ölümüne direnç, anjiyogenezi indüklemek, proliferatif sinyal vermeyi sürdürmek, büyüme baskılayıcılardan kaçınma ve güçlü metastaz potansiyeli kazandırmaktadır. Akciğer kanseri kemoterapisinde arzu edilen ve ideal olan, kullanılan ilaçların sadece kanserli dokuyu (malign hücreleri) etkilemesi ve sağlıklı hücreler üzerinde en az toksik etkiye sahip olmasıdır. Kanser patogenezinde rol oynayan önemli yolaklardan biri Janus kinaz (JAK-Janus Kinase) ve sinyal iletici ve transkripsiyon aktivatörü (STAT-Signal transducers and activators of transcription) elemanlarından oluşan JAK/STAT sinyal yolağıdır. Flavonoidlerin antikanserojen, antitrombotik, antibakteriyel, antifungal, antiviral ve kardiyovasküler hastalıklara karşı koruyucu özelliklere sahip oldukları düşünülmektedir. Moleküllerin kimyasal yapısında meydana gelen değişiklikler, molleküllerin biyolojik etkilerini radikal bir şekilde değiştirebilmektedir. Mevcut kemoterapi ajanlarının toksik etkileri; daha az toksik aynı zamanda daha etkili bileşiklerin sentezi için bir gereklilik meydana getirmiştir. Bu tezin amacı, yeni sentezlenen bazı flavonoid türevi moleküllerin, akciğer adeno karsinoma hücrelerinde (A549) STAT3 yolağı üzerinden, antiproliferatif etkilerini incelemek ve antiproliferasyonun bu moleküller tarafından kontrol edilen STAT3 yolağı mekanizmalarını araştırmaktır. Çalışmamızda; A549 hücreleri, yeni sentezlenen flavonoid türevi moleküller ile çeşitli konsantrasyonlarda (1-100M), muamele edilerek MTT ile uygun konsantrasyonları belirlenmiş ve gen ekspresyon analizleri qRT-PCR kullanaılarak gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak yaptığımız çalışmada, sentetik olarak üretilen 4 flavonoid türevi bileşik arasından seçilen 5M bileşiğinin A549 hücre hattında 50µM, 75 µM ve 100µM konsanstrasyonlarda antiproliferatif etkisinin olduğu istatistiksel olarak gösterilmiştir. Antiproliferasyonun; JAK/STAT sinyal yolağı üzerinden gerçekleşmediği, MAPK gibi muhtemel başka sinyal yolakları üzerinden gerçekleştiği sonucuna ulaşılmıştır.

Haluk Uluca
Hatay Mustafa Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Orak hücre anemili hastalarda osteoporoz ile ilişkili yeni biyokimyasal markerlerin tanıdaki yeri

Otozomal resesif geçiş gösteren Orak Hücre Anemisi (OHA), β-globin zincirini kodlayan gendeki tek nokta mutasyonundan kaynaklanmaktadır. Hemoglobinin yük dengesinin değişmesine neden olan bu mutasyon, yetersiz oksijen bulunan ortamlarda HbS'in polimerize olmasına sebep olur. Sonuç olarak, alyuvarların bikonkav disk şekli değişir ve hücreler orak şeklini alır. Doku ve organların oksijensiz kalıp beslenememesine ve kemik yoğunluğunun düşmesine bağlı olarak kemik deformiteleri ve takibinde bir kemik hastalığı olan Osteoporoz gelişebilir. Bu çalışmada, OHA hastalarında Kemik Döngüsü Belirteçleri (KDB) serum düzeyleri ölçülerek orak hücre anemisi ile osteoporoz ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaçla 33 orak hücreli birey (HbSS (30) / HbSβ (3)) hasta grubu ve 34 adet sağlıklı birey kontrol grubu olarak çalışmaya dahil edildi ve bu bireylerden alınan kan örnekleri, 3500 rpm'de 10 dk. santrifüj edildikten sonra serumları ayrılıp biyokimyasal analizler için -80°C'de saklandı. Serum örneklerinde kemik döngüsü yapım belirteçleri; PINP, PICP, BALP ve Osteokalsin (OT) ile kemik döngüsü yıkım belirteçleri; CTX, Hidroksiprolin (Hyp) ve Pridinolin (PYD) düzeyleri ELISA yöntemi ile analiz edildi. Ayrıca, 25(OH)D düzeyleri spektrofotometrik olarak Immunoassay (EIA) ile ölçüldü. Elde edilen veriler istatistiksel olarak değerlendirildi. Deney sonucunda, PINP (p=0,345), PICP (p=0,071) ve BALP (p=0,607) düzeylerinde orak hücreli anemi çalışma grubu ile kontrol grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. Bununla birlikte, OT düzeyi hasta grubunda istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu (p=0,016). Ek olarak, hasta grubu, kontrol grubu ile karşılaştırıldığında CTX (p=0,763), Hyp (p=0,546) ve Piridinolin (p=0,890) serum düzeyleri arasında istatistiksel olarak önemli bir fark bulunmadı. Son olarak, 25(OH)D orak hücre çalışma grubunda kontrol grubuna kıyasla önemli ölçüde düşük bulundu (p=0,01). Çalışma sonucu kemik yapım belirteci olan osteokalsine göre değerlendirildiğinde orak hücre anemili hastalarda osteoblastik aktivitenin ve dolayısıyla kemik döngüsünün arttığı söylenebilir. Orak hücre hasta grubunun artan osteokalsin düzeyi ve düşük 25(OH)D sonucu, osteoporoz patolojisini destekler nitelikte olup tanı için yeterli değildir. Sonuç olarak, orak hücre anemisinin kemik metabolizmalarına olan etkisini anlamak için KDB serum düzeylerinin, kemik mineral yoğunluğu (KMY) ile desteklenerek değerlendirilmesi ve orak hücre hastalarının örneklem büyüklüğü arttırılarak daha fazla araştırılması gerekmektedir.

AnemiAnemi-orak hücreliBiyobelirteçler+7
Meryem Korkmaz
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde cep telefonu problemli kullanımı ile bilinçli farkındalık ve stresle başa çıkma stillerinin belirlenmesi

Hızlı gelişen teknolojinin ürünü olan cep telefonlarının bilinçsiz ve aşırı kullanımı gelişimsel dönemler arasında önemli bir yere sahip olan ergenlik dönemindeki bireyleri olumsuz olarak etkilemektedir. Olumsuz etkilerin belirlenmesi, önlenmesi için farkındalık ve stresle başa çıkma stilleri önemli yer edinmektedir. Araştırmada ergenlerin cep telefonu problemli kullanımı ile bilinçli farkındalık ve stresle başa çıkma stillerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla araştırma kesitsel tipte tanımlayıcı bir araştırma olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Hatay ili Antakya ilçesine bağlı liselerde 2017-2018 öğrenim döneminde öğrenim görmekte olan 28.144 öğrenci oluşturmaktadır. Örneklemini ise tabakalı örnekleme yöntemi ile belirlenen 6 lisede öğrenim gören 789 öğrenci oluşturmuştur. Verileri toplamada sosyodemografik veri formu, cep telefonu problemli kullanım ölçeği (PU), bilinçli farkındalık ölçeği ergen formu (BFÖ-E), ergenler için başa çıkma ölçeği (EBÇÖ) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirmesinde sayı, yüzdelik, Anova, Student t, Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve spearman korelasyon testleri kullanılmıştır. Araştırmaya katılan ergenlerin PU toplam puanı 29.34±13.86, BFÖ-E toplam puanı 60.04±15.17, EBÇÖ aktif başa çıkma toplam puanı 6.32±2.52, kaçınan başa çıkma toplam puanı 4.87±2.23, olumsuz başa çıkma toplam puanı 2.60±1.87 olarak belirlenmiştir. Ergenlerin %85,4'ünün cep telefonu sahibi olduğu, %63,7'sinin ilk cep telefonunu 11-14 yaşlar arasında edindiği belirlenmiştir. Kız ergenlerin PU toplam ve EBÇÖ aktif başa çıkma puan ortalamaları erkeklere göre daha yüksektir. BFÖ-E ile PU toplam, sonuçlar, sosyal iletişim, bağımlılık, kaçınan başa çıkma ve olumsuz başa çıkma arasında negatif yönde, sonuçlar ve PU toplam puanları ile olumsuz başa çıkma alt ölçeği arasında negatif yönde zayıf anlamlı, sonuçlar, sosyal ilişkiler, bağımlılık ve PU toplam puanları ile kaçınan başa çıkma alt ölçeği arasında pozitif yönde zayıf anlamlı ilişkiler gözlenmiştir. Ergen sağlığını korumak, geliştirmek ve problemleri belirleyerek gerekli önlemleri almak için bilinçli farkındalık ile başa çıkma tarzları konusunda eğitimler verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Ergenler, Cep Telefonu Problemli Kullanımı, Bilinçli Farkındalık, Stres, Başa Çıkma.

Başa çıkmaBilinçli farkındalıkCep telefonu+3
Arzu Çalışkan
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı kaynaklardan izole edilen CTX-M-15 üreten escherichia coli izolatlarının plazmid replikon tipleri varlığı yönünden incelenmesi

Genişlemiş spektrumlu β-laktamaz (GSBL) üreten Escherichia coli'ler son yıllarda klinik örneklerden artan oranda izole edilmektedir. Hayvansal kaynaklı gıdaların ve su kaynaklarının GSBL üreten E. coli ile kontamine olmasından dolayı bu kaynakların insan enfeksiyonları için bir rezervuar olabileceği bildirilmiştir. Bu tez çalışmasında, 41 adet CTX-M-15 pozitif ve epidemiyolojik yönden ilişkisiz E. coli izolatının barındırdıkları plazmid replikon tiplerinin varlığı polimeraz zincir reaksiyonu (PZR) ile araştırılmıştır. Buna ilaveten, tüm izolatların fenotipik fosfomisin direnç varlığı ve fosfomisin direncinden sorumlu plazmid aracılı fosA3 geninin varlığı araştırılmıştır. İzolatlar Türkiye'de daha önceki yıllarda yapılan çalışmalarda farklı kaynaklardan [tavuk eti ve çiğ süt, sürk peyniri, atık su (arıtma ve Asi Irmağı)] izole ve karakterize edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen insan klinik (n=8) izolatları ise; blaCTX-M-15 varlığı, klonal ilişkileri ve antimikrobiyal direnç profilleri yönünden bu çalışmada karakterize edilmişlerdir. Çalışmanın sonucunda, hiçbir izolatta fenotipik fosfomisin direncine ve fosA3 geninin varlığına rastlanılmamıştır. İncelenen 30 adet replikon tipi içerisinde toplamda 12 replikon tipinin (FIA, FIB, FIBKN, FII, X1, A/C, U, N, HI2, I2, I1α ve I1γ) varlığına rastlanılmıştır. Bulunan replikon tipleri arasında FIA, FIB, FIB KN ve FII'nın varlığı kaynaklar arasında istatistiksel olarak anlamlı oranda farklılık göstermiştir. FII replikon tipi toplamda 22 izolatta rastlanılmış olup, su ve tavuk eti izolatlarında diğer izolatlara göre istatistiksel olarak anlamlı oranda (P˂0,05) daha yaygın olduğu tespit edilmiştir. FIB replikon tipine tavuk eti, su ve klinik örneklerden soyutlanan izolatların %36.6'sında rastlanılmış olup çiğ süt ve peynir örneklerinden elde edilen izolatlarda rastlanılmamıştır. Benzer olarak, FIA replikon tipine su ve klinik örneklere ait izolatların %29.2'sinde rastlanılmış olup, diğer izolatlarda varlığına rastlanılmamıştır. Ancak, bu sonuçlardan farklı olarak, FIB KN replikon tipine sadece çiğ süt (n=6) ve Sürk peynirine ait izolatlarda (n=4) rastlanılmıştır (P=0,001). Sonuç olarak, incelenen izolatların çoğunda birden fazla replikon tipinin var olduğu ve kaynaklar arasında replikon tiplerinin istatistiksel olarak farklı olduğu ortaya koyulmuştur.

AntibiyotiklerBeta laktamazlarEscherichia coli+2
Çağla Azizoğlu
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yaban domuzunda articulatio genus'un anatomik ve morfometrik olarak incelenmesi

Bu tez tez çalışmasında evcil domuzun atası olarak bilinen yaban domuzunda articulatio genus'un yapısının anatomik ve morfometrik olarak ortaya konulması amaçlanmıştır. Tez çalışmasında materyal olarak 4 adet dişi ve 6 adet erkek olmak üzere 10 adet yaban domuzunun sağlı sollu articulatio genus'u kullanıldı. Bu amaçla öncelikle eklemin pasif normal eklem hareket açıları gonyometre ile ölçüldü. Daha sonra materyallerin radyografik görüntüsü alındı. Radyografik çekimden sonra materyaller tespit için %10'luk formaldehit solüsyonunda bekletildi. Tespit işleminden sonra eklemin oluşumuna katılan kemik, meniscus ve ligamentlerin makro anatomik ve morfometrik incelemeleri gerçekleştirildi. Femur'un distal kısmında bulunan önde trochlea ve arkada lateral ve medial kondiller incelenerek çeşitli ölçümler yapıldı. Trochlea'nın labium'larının aynı büyüklükte olduğu, kondillerin de belirgin bir büyüklük farkı göstermediği tespit edildi. Tibia'nın proksimalinde lateral kondilin yamuk, medial kondilin ise üçgen şeklinde olduğu, tuberculum intercondylare laterale'nin daha yüksek olduğu tespit edildi. Tuberositas tibia üzerinde sığ bir oluğun var olduğu görüldü. Patella'nın ön yüzünde ve yan yüzünde apex-basis genişlik farkının daha belirgin olduğu, fibula'nın eklem yüzünün tüm materyallerde düz olduğu tespit edildi. Menisküslerin "C" harfine benzediği, ancak meniscus medialis'in lateralis'e göre daha dış bükey olduğu saptandı. İç bükey kenarları ince iken dış bükey kenarlarının kalın şekillendiği görüldü. Diz eklemine ait ligamentlerin iyi gelişmiş olduğu gözlendi. Ligamentum patellae'nin tek parça olduğu tespit edildi. Radyolojik incelemede kemik yapıların çeşitli yönlerden görüntüsü elde edildi. Gonyometrik ölçümlerde sağ ve sol taraf açısından önemli bir farkın olmadığı görüldü. Anahtar Kelimeler: Diz Eklemi, Gonyometre, Radyografi, Yaban Domuzu

AnatomiAnatomi-veteriner hekimlikArticulatio genus+3
İshak Doğan
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Rekreatif sporla uğraşan orta yaş bireylerin stresle başa çıkma stilleri ve yaşam tatminlerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Rekreatif sporla uğraşan orta yaş bireylerin stresle başa çıkma stilleri ve yaşam tatminlerinin çeşitli değişkenler üzerine etkisini incelemektir. Araştırmanın örneklem grubunu Akdeniz Bölgesi illerinden Mersin, Hatay ve Kahramanmaraş'ta ikamet etmekte olan orta yaş kategorisine mensup 765 katılımcı oluşturmuştur. Fakat elde edilen verilerin 750 tanesi değerlendirmeye alınmıştır. Araştırmada araştırmacı tarafından hazırlanan demografik değerlere ek olarak katılımcıların stresle başa çıkma tarzlarını değerlendirebilmek adına, Şahin ve Durak tarafından Türkçe'ye uyarlanan, Folkman and Lazarus tarafından geliştirilen 30 maddelik likert tipindeki "Stresle Başa Çıkma Stratejileri Ölçeği" ve katılımcıların stresle başa çıkma stillerinin yaşam tatmini üzerine olan etkisini değerlendirebilmek adına ise Diener, Emmons, Lorsen ve Griffin(1985) tarafından geliştirilmiş olan, Türkçe'ye uyarlanması ve geçerlik-güvenirliği Durak ve Gençöz(2010) tarafından yapılan tek alt boyutlu 5 sorudan oluşan " Yaşam Tatmini Ölçeği (Satisfactionwith Life Scale-SWLS)" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 17 istatistik programı kullanılmış olup istatistik programında normallik analizlerinden Kolmagorov- Smirnov testine tabi tutulmuş ve verilerin normal dağıldığı saptanmıştır. İkili grup karşılaştırmaları için T testi, üç ve üçten fazla grup karşılaştırmaları için Anova, iki durum arasındaki ilişkiyi saptamak içinse korelasyon testlerinden olan Pearson korelasyon testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçları incelendiğinde Stresle başa çıkma yöntemleri ölçeğinin tüm alt boyutları ile şehir değişkeni arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Yine yaş değişkeni açısından ölçeğin kendine güvenli yaklaşım ve iyimser yaklaşım alt boyutları arasında anlamlı farklılık saptanmıştır. Yaşam tatmini ölçeğinden elde edilen sonuçlara bakıldığında ise cinsiyet değişkenine göre ölçekten alınan puanlar arasında anlamlı bir farklılık saptanmıştır.

Başa çıkmaFiziksel rekreasyonRekreasyon+4
Aslı Kahveci
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin merhamet yorgunluğu ve tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesi

Hemşirelik merhamet yorgunluğunun en çok yaşandığı mesleklerdendir. Fiziksel, duygusal ve sosyal tükenme semptomları merhamet yorgunluğu yaşayan hemşirelerde ortaya çıkabilmektedir. Araştırma hemşirelerde merhamet yorgunluğu ve tükenmişlik düzeylerini belirlemek amacıyla kesitsel tipte yapılmıştır. Araştırma Hatay ili İskenderun ilçesinde bulunan İskenderun Devlet Hastanesinde görev yapan 481 hemşireden örnekleme yöntemine gidilmeden araştırmaya katılmayı kabul eden gönüllü 339 hemşire üzerinde Mayıs 2018-Ekim 2018 tarihleri arasında yapılmıştır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Merhamet Ölçeği ve Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Merhamet ölçeğinden alınabilecek en düşük puan 24 en yüksek puan 120'dir. Tükenmişlik ölçeğinden alınabilecek en düşük puan 21 en yüksek puan 105'tir. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik, One Way Anova, Student t, Mann Whitney U, Kruskal Wallis, All pairwise, Pearson ve Ki-kare testleri kullanılmıştır. Hemşirelerin %46.6'sı 26-25 yaş arasında, %74'ü kadın ve %56.6'sı evlidir. Hemşirelerin Merhamet Ölçeği toplam puanı 3.77±0.55, Tükenmişlik Ölçeği toplam puanı 3.78±1.10 olarak belirlenmiştir. Merhamet Ölçeği alt boyutlarından umursamazlık ile duygusal tükenme arasında pozitif yönlü orta şiddette anlamlı ilişki olduğu tespit bulunmuştur. Merhamet ve tükenmişlik arasında negatif yönlü zayıf anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Merhamet Ölçeği ve Tükenmişlik Ölçeği ile hemşirelerin yaş, cinsiyet, çocuk sayısı, en uzun yaşanılan bölge, çalışma yılı, mesleği isteyerek seçme, klinikte görevlendirilme şekli, meslekten memnuniyet, hastalarla empati kurma, hastaların acısından etkilenme gibi değişkenlerde istatistiksel olarak anlamlılık tespit edilmiştir (p<0.05). Araştırmamızın sonuçları doğrultusunda hemşirelerin orta düzeyde merhamet yorgunluğu ve tükenmişlik yaşadıkları belirlenmiştir. Sonuç olarak hem yönetimsel hem de bireysel açıdan hemşirelerin merhamet yorgunluğu ve tükenmişliklerini önlemeye ve etkili baş etme yöntemleri geliştirmeye yönelik eğitimler planlanması ve uygulanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hemşire, Merhamet, Merhamet Yorgunluğu, Tükenmişlik.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+5
Öznur Şahin
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

A study on mobbing actions exposed by physical education and sports teachers in school environment

A Study on Mobbing Actions Exposed by Physical Education and Sports Teachers in School Environment This thesis has been prepared in order to reveal the mobbing actions exposed by physical education and sports teachers in school environment. The sample group of the research consist of 445 physical education and sports teachers working in schools affiliated to the Ministry of National Education in the province of Hatay. The personal information form prepared by the researcher and the "Negative Acts Questionnaire" developed by Einarsen and Raknes (1997) and adapted to Turkish by Cemaloğlu (2007) were used in the study. SPSS 17 packaged software was used for data analysis. As a result of the normality test, it was found that the data were not distributed normally. Mann Whitney U Test was used for paired groups and Kruskal-Wallis H Test was used for triple groups. Spearman correlation test was used to determine the relationship between the sub-dimensions. When the results of the study were examined there was no significant difference between the mean scores of the participants' in terms of gender, education level and education status variables but a significant difference was identified between (p>0,05) in terms of age and maritial status. Also, there was a significant difference in professional seniority variable in only one sub-dimension. Key Words: Physical Education, Sports, Mobbing

Physical education and trainingMobbingSport education+1
Şadiye Uluer
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hiperlipidemi ve hiperglisemi kaynaklı oksidatif stresin endotel disfonksiyonu üzerine etkileri

Endotelyum, kan damarlarının ve lenfatik damarların iç yüzeyini kaplayan, tek tabaka endotel hücrelerinden oluşur. Endotel doku, bir fiziksel bariyer gibi görünmekle birlikte, aynı zamanda bazı vazoaktif bileşiklerin oluşturulup salındığı yerdir. Endotel disfonksiyonu, Nitrik oksit (NO) ekspresyonu ve biyoyararlınımının azalması ve genellikle asetilkolinin normal endotel bağımlı vazodilatasyon tepkilerinin kaybı ile gelişir. Serum NO miktarı azalırken endotelin-1 (ET-1) seviyeleri artar ve bu dengesizlik sonucu vazodilatasyon bozulur, adezyon molekülleri artar ve endotel fonksiyonları bozulur. Bu karmaşık süreci başlatan endotel disfonksiyonun altında yatan en yaygın neden oksidatif strestir. Uzun süre yüksek glukoz konsantrasyonuna maruz kalma ile serbest yağ asidi birikimi metabolik substrat mevcudiyetinde değişikliklere neden olabilir ve bu değişiklikler oksidatif strese neden olur. Çalışmamızda yüksek glukoz içeren besiyeri ile görece düşük glukoz içeren besiyerinde çoğaltılan HUVEC, farklı konsantrasyonlarda palmitik aside (PA) maruz bırakılarak (24 saat) yüksek glukoz ve serbest yağ asidinin HUVEC hücrelerinde endotel difonksiyon oluşumuna etkisini araştırdık. Bunun için endotel disfonksiyonunda kilit rol oynayan ET-1(endotelin-1), eNOS(endotelyal nitrik oksit sentaz), VCAM-1(vasküler hücresel adhezyon molekülü-1), PAI-1(plazminojen aktivatör inhibitör-1) ve proinflamatuar sitokinler TNF-a(tümör nekrozis faktörü-alfa) ve IL-6(interlökin-6) gen ekspresyon düzeylerini reverse(ters) transkriptaz real time PCR yöntemi kullanarak belirledik. Sonuç olarak, çalışmamızda farklı konsantrasyonda glukoz ve palmitik asit maruziyetine uğrayan HUVEC hücrelerinde ET-1, PAI-1 ve TNF‐a gen ekspresyon düzeylerindeki artış bu hücrelerde yüksek konsantrasyon glukoz ve serbest yağ asitlerinin birlikteliğinde endotel disfonksiyonu üzerinde daha etkili olduğu ortaya konmuştur.

Cem Abidoğlu
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Health Sciences
2021
00