İnönü University
Departman

Department of Dentistry

İnönü University

4

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Departman Tezleri

4 Tez
DoctorateOpen AccessTR

Ratlarda deneysel periodontitis modelinde arjinin silikat inositol kompleksin periodontal dokulara etkisinin biyokimyasal, histopatolojik ve radyografik olarak incelenmesi

Giriş ve Amaç: Arjinin silikat inositol (ASİ) kompleksi oluşturan arjininin ve silikonun; kemik mineral yoğunluğunu, kıkırdak, bağ ve damar dokularının kollajen miktarını arttırabileceği yönündeki çalışmaların sonuçlarına dayanılarak periodontal hastalıklarda konak modülasyonu amacıyla alternatif olabileceği düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı önceden ASİ kompleks diyet ile beslenen ratlarda periodontitis oluşturarak bu kompleksin periodontal dokulara etkisini biyokimyasal, immünolojik, histopatolojik ve radyolojik değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Ağırlıkları ortalama 138 gr olan 8 haftalık dişi 52 sprague dawley rat 4 gruba ayrıldı. Gruplar; 1) Konrol Grubu (n=13): Standart rat diyetiyle deney süresince beslenen ve hiçbir işlemin uygulanmadığı grup. 2) Periodontitis Grubu (n=13): Standart rat diyetiyle 8 hafta süresince beslendikten sonra 11 günlük deneysel periodontitis oluşturulan grup. 3) ASİ I Grubu (n=13): Arjinin silikat inositol kompleksin 8 hafta boyunca 1,81 gr / kg-yem ölçeğinde standart yeme katılarak verildiği ve 8. haftanın sonunda 11 günlük deneysel periodontitis oluşturulan grup. 4) ASİ II Grubu (n=13): Arjinin silikat inositol kompleksin 8 hafta boyunca 3,62 gr/ kg-yem ölçeğinde standart yeme katılarak verildiği ve 8. haftanın sonunda 11 günlük deneysel periodontitis oluşturulan grup. On bir günlük deneysel periodontitis süresince tüm ratların beslenmesine standart yem ile devam edildi. On birinci günün sonunda tüm ratlar sakrifiye edilerek doku ve kan örnekleri alındı. Ratların sağ alt çenelerinden alınan dişeti dokularından western blot (WB) yöntemiyle interlökin 1 β (IL-1β), matriks metalloproteinaz-8 (MMP-8), reseptör aktivatör nükleer faktör kappa β (RANK), reseptör aktivatör nükleer faktör kappa β ligand (RANKL), osteoprotegerin (OPG), myeloperoksidaz (MPO) ve kan serumlarından alkalen fosfataz (ALP), kalsiyum (Ca), fosfor (P), C-reaktif protein (CRP) değerlendirilmeleri yapıldı. Mikro-komputerize tomografi verileri ile kemik yıkımı ölçümü ve kemik mineral dansitesi analizleri sağ alt çenelerden yapıldı. Histopatolojik incelemeler sol alt çenede yapıldı. Bulgular: C Reaktif protein, ASİ I ve II gruplarında periodontitis grubundan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük tespit edilmiştir (p<0.01). İnterlökin-1β ve MPO seviyeleri periodontitis grubunda ASİ'li gruplardan fazla, ASİ II grubunda ASİ I grubundan daha düşük tespit edilmiştir (p<0.05). Matriks metalloproteinaz-8, RANK, RANKL seviyeleri periodontitis grubunda ASİ'li gruplardan yüksek tespit edilmiştir (p<0.05). Osteoprotegerin seviyesi periodontitis grubunda ASİ'li gruplardan düşük, ASİ II grubunda ASİ I grubundan fazla tespit edilmiştir (p<0.05). Enflamatuvar hücre infiltrasyonu ASİ ile beslenen gruplarda periodontitis grubuna göre düşük tespit edilmiştir (p<0,01). ASİ'li grupların meziyal ve furkasyon bölgesindeki kemik yıkımı oranları periodontitis grubundan düşük tespit edilmiştir (p<0,01). Sonuç: Bu çalışmanın bulguları ASİ kompleks içeren diyet ile beslenen hayvanlarda deneysel periodontitis sonrası periodontal doku yıkımı ile ilişkili enzim/sitokin ve mediyatörlerin daha az olduğunu göstermiştir. Sonuçlar bu kompleksin konak modülasyonunda bir alternatif olabileceğini düşündürmektedir.

ArjininBiyokimyaEnfeksiyonlar+7
Serkan Dündar
İnönü University · Institute of Health Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Sınıf ııı hastalarda erken ve geç dönemlerde uygulanan farklı yüz maskesi protokollerinin sert ve yumuşak dokulardaki etkilerinin sefalometrik ve 3 boyutlu yüz taraması kullanılarak değerlendirilmesi

Yüz maskesi (YM) maksiller retrüzyon ya da maksiller retrüzyon ile beraber mandibular protrüzyon olan sınıf III hastalarda kullanılmaktadır. Sıklıkla hızlı üst çene genişletmesi (HÜÇG) ile desteklenmektedir. Erken ya da geç büyüme dönemlerinde üst çene genişletmeli yada genişletmesiz YM uygulmasının başarısı hakkında fikirbirliği bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı erken ve geç gelişim dönemlerindeki hızlı üst çene genişletmeli yada genişletmesiz YM tedavisinin yumuşak ve sert dokular üzerine olan etkilerini incelemektir. Çalışmamızda iskeletsel sınıf III maloklüzyona sahip 66 hasta iskeletsel gelişimlerine göre erken ve geç dönem olmak üzere iki gruba ayrılmış ve her grup da YM, HÜÇG+YM ve kontrol olmak üzere 3 alt gruba ayrılmıştır. Tedaviden önce (T1) ve YM tedavisinden sonra (T2) lateral sefalometrik radyografiler (Planmeca OY, Helsinki, Finland) ve 3 boyutlu yüz fotoğrafları (3dMD, Atlanta, Ga, USA) alınmıştır. T1 ve T2 değerleri karşılaştırıldığında sert dokularda sagittal ve vertikal yönde anlamlı değişim gözlenmiştir. Tüm tedavi gruplarında maksilla anterior yönde yer değiştirirken mandibula posterior rotasyon yapmıştır. Yumuşak ve sert doku konveksitesinde düzelme görülmüştür. Yumuşak dokularda sagittal, vertikal ve horizontal düzlemde değişimler görülmüştür. Erken ve geç dönem tedavi grupları değerlendirildiğinde yumuşak ve sert doku paremetreleri arasında anlamlı farklılık yoktur. Hem erken hem geç dönemlerde uygulanan YM ve HÜÇG+YM uygulaması yumuşak ve sert doku profili üzerine etkili tedavi seçenekleridir.

Alveolar kenar artırılmasıMaloklüzyon-angle sınıf IIIMaskeler+4
Erdem Hatunoğlu
İnönü University · Institute of Health Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Diyod lazer ve florun mine erozyonunu önleyici etkisinin değerlendirilmesi

Bu in vitro çalışmanın amacı; sığır dişi üzerinde diyod lazer ve florun mine erozyonunu önleyici etkisini değerlendirmektir. Bu amaçla her biri 10 mine örneğinden oluşan 4 deney grubu [kontrol (K), flor (F), diyod (D) ve F+D] oluşturulmuştur. Bütün örnekler 10 günlük erozyon siklusuna tabi tutulmuştur. Başlangıç, tedavi sonrası, 1, 3, 5 ve 10 günlük erozyon siklusu sonrası mine yüzeyindeki F, kalsiyum (Ca), fosfor (P) miktarları ve Ca/P oranları enerji dağılımlı X-ışını spektroskopisi (EDX) ile hesaplanmıştır. Yüzeyde meydana gelen morfolojik değişiklikler taramalı elektron mikroskopu (SEM) ile incelenmiştir. İlaveten, hacimsel değişiklikler mikro bilgisayarlı tomografi (mikro-CT) ile görüntülenmiştir. Tüm veriler istatistiksel olarak analiz edilmiştir. F+D grubunda mine yüzeyine alınan F miktarı diğer gruplardan daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Diyod lazer uygulamasından sonra mine yüzeyindeki F değeri ve Ca/P oranında düşüş tespit edilmiş, fakat bu düşme oranı istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0.05). Erozyon siklusuna maruz bırakılan grupların F değeri ve Ca/P oranına bakıldığında en yüksek değerin F+D grubuna ait iken, en düşük değerin kontrol grubuna ait olduğu tespit edilmiştir. Diyod lazer tek başına uygulandığında mine yüzeyinde krater ve çukurcuklar şeklinde oyuklar izlenmiş fakat florla birlikte uygulandığında herhangi bir termal hasar gözlenmemiştir. SEM ve mikro-CT görüntüleri incelendiğinde erozyona karşı en dirençli grubun F+D grubu olduğu, en hassas grubun ise kontrol grubu olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak, diyod lazer ve F'nin birlikte kullanımı mine yüzeyine F alımını artırarak mine erozyonunu önlemiştir. Bu nedenle mine erozyonunun önlenmesi için diyod lazer ve florun birlikte kullanımı anternatif bir tedavi yöntemi olabilir.

Dental mineDiş erozyonuDişler+5
Dilek Güneş
İnönü University · Institute of Health Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Kazein fosfopeptit amorf kalsiyum fosfat ve amelogeninin mine remineralizasyonuna etkisi

Bu in vitro çalışmanın amacı insan daimi dişleri üzerinde kazein fosfopeptit amorf kalsiyum fosfat (CPP-ACP), mine matriks türevleri (Emdogain) ve florun remineralizasyon etkinliğini değerlendirmektir. Bu amaçla her biri 10 mine örneğinden oluşan 5 deney grubu [kontrol (K), flor (F), CPP-ACP (C), Emdogain (E) ve C+E] oluşturulmuştur. Bütün örnekler yapay çürük lezyonu oluşturmak amacıyla 4 gün boyunca demineralizasyon solüsyonunda bekletilmiş, F, kalsiyum (Ca), fosfor (P) miktarları ve Ca/P oranları enerji dağılımlı X-ışını spektroskopisi (EDX) ile hesaplanmıştır. Deney gruplarına göre remineralizasyon ajanları 7 gün süresince uygulanmıştır. Remineralizasyon sonrası örneklerin mineral içeriği SEM-EDX kullanılarak tekrar ölçülmüştür. Yüzeyde meydana gelen morfolojik değişiklikler taramalı elektron mikroskopu (SEM) ile değerlendirilmiştir. Bütün veriler istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Demineralizasyon sonrası örneklerin mineral içeriğinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Remineralizasyon sonrası; F değerlerindeki artış F, C ve C+E gruplarında, Ca değerlerindeki artış F, C, E ve C+E gruplarında, P değerlerindeki artış sadece C grubunda, Ca/P oranındaki artış F, C, E ve C+E gruplarında istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). En yüksek F değeri F grubunda, Ca değeri C grubunda, P değeri C grubunda ve Ca/P oranı ise C+E grubunda tespit edilmiştir. SEM ile elde edilen görüntüler de EDX bulgularını desteklemiştir. Sonuç olarak, tüm deney gruplarında uygulanan remineralizasyon ajanları remineralizasyonu olumlu yönde etkilemiştir. CPP-ACP ve Emdogainin birlikte kullanımı bu ajanların remineralizasyon etkinliğini arttırmıştır. Bu nedenle, CPP-ACP ve Emdogainin birlikte kullanımı minede remineralizasyonun sağlanması için alternatif bir tedavi yöntemi olabilir.

AmelogenesisAmorfDental mine+6
Gül Keskin
İnönü University · Institute of Health Sciences
2014
00