İnönü University
Discipline

Eğitim Programları Anabilim Dalı

İnönü University

10

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Ortaokullarda öğrenim gören mülteci öğrencilerin İngilizce öğrenirken yaşadıkları kaygı düzeyinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırmada ortaokullarda öğrenim gören mülteci öğrencilerin İngilizce öğrenirken yaşadıkları kaygı düzeyi incelenmiştir. Ayrıca mülteci öğrencilerin bu kaygıyla nasıl başettikleri belirlenmeye çalışılmış, bu öğrencilerin dersine giren İngilizce öğretmenlerinin bu konuyla ilgili düşüncelerine yer verilerek bu kapsamda yaptıkları çalışmalar, kullandıkları yöntem ve teknikler, karşılaştıkları problemler ve bu problemlerle nasıl başettikleri araştırılmıştır. Yöntem: Ortaokullarda öğrenim gören mülteci öğrencilerin İngilizce öğrenirken yaşadıkları kaygı düzeyinin incelenmesini amaçlayan bu araştırmada, karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Nicel araştırma yöntemi kapsamında, mülteci öğrencilere Horwitz, Horwitz ve Cope tarafından 1986 yılında tasarlanan "Yabancı Dil Sınıf Kaygısı Ölçeği (YDKÖ)" uygulanmıştır. Nitel araştırma yöntemi kapsamında anket uygulandıktan sonra mülteci öğrencilerin derslerine giren toplam 10 İngilizce öğretmeniyle ve bu öğretmenlerin dersine girdiği, bir kız ve bir erkek öğrenci olmak üzere toplam 20 öğrenciyle önceden hazırlanmış yarı yapılandırılmış görüşme formlarıyla görüşmeler yapılarak veriler toplanmıştır. Bulgular: Araştırmanın sonunda ortaokullarda öğrenim gören mülteci öğrencilerin yaşadıkları iletişim kaygısı, olumsuz değerlendirilme korkusu, sınav kaygısı ve toplam kaygı orta düzeyde bulunmuştur. Toplam kaygıda ve alt grup kaygılarda, erkeklerin kızlardan daha kaygılı olduğu görülmüştür. Mülteci öğrencilerin yaşadıkları kaygı ile çeşitli değişkenler arasında anlamlı farklılıkların olup olmadığı test edilmiş ve kaygı ile anavatan ve Türkiye'de bulundukları süre arasında anlamlı bir fark bulunmuş; kaygı ile sınıf seviyeleri, yaş ve cinsiyet arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Öğrencilerle yapılan görüşmeler sonucunda, öğrencilerin hedef dili öğrenme amaçları, onların motivasyonlarını etkileyen faktörler, hedef dili öğrenirken yaşanan zorluklar, bu zorluklarla başetme yolları, öğrencilerin dil öğrenme sürecinde öğretmenlerinden beklentileri, en başarılı olunduğu düşünülen beceriler ve dil öğrenirken etraftakilerin düşüncelerinin etkileri hakkında bilgilere ulaşılmıştır. Öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonucunda ise mülteci öğrencilerle yaşanan sorunlar, bu sorunlarla başetme yolları, öğretmenlerin gözüyle mülteci öğrencilerin yaşadığı sorunlar, öğrencilere sorunlarla başedebilmeleri için yapılanlar, öğrencilerin aileleriyle iletişim, öğrencilerin dil becerilerindeki yeterlilikleri ve öğrencilerin dil becerilerini geliştirmeleri için yapılanlar hakkında bilgilere ulaşılmıştır. Sonuç ve Öneriler: Bu çalışmada öğrencilere uygulanan YDKÖ anketi sonucunda öğrencilerin kaygı düzeylerinin orta seviyede olduğu sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin cinsiyetleri, yaşları ve sınıf düzeyleri ile kaygı düzeyleri arasında anlamlı farklılıklar bulunamamıştır. Iraklı öğrencilerin Afganistan'dan gelen öğrencilere göre daha fazla iletişim kaygısı ve olumsuz değerlendirme korkusu yaşadıkları sonucuna varılmıştır. Iraklı öğrencilerin diğer ülkelerden gelen öğrencilere göre daha fazla sınav kaygısı yaşadıkları, Iraklı öğrencilerin toplam kaygı düzeylerinin diğer ülkelerden gelen öğrencilere göre daha fazla olduğu sonucuna varılmıştır. Türkiye'de 1-4 yıl arasında bulunan öğrencilerin kaygı düzeyleri diğer öğrencilerden daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışmada mülteci öğrencilerle yapılan görüşmeler sonucunda ortaokullarda öğrenim gören mülteci öğrencilerin İngilizceyi yurt dışında çıktıklarında iletişim kurabilmek, iş bulabilmek, eğitimine katkı sağlamak ve internet üzerinden oyun oynamak için öğrendikleri sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin öğrenim sürecinde yaşadıkları zorlukların pratik yapacak zaman ve imkanlarının olmaması, nasıl cümle kuracaklarını bilmemeleri, yabancı ve zor konular, okul dışında destekleyecek birinin olmayışı, bilinmeyen kelimelerin çokluğu, kaynaklara erişim sorunu, farklı anadilden gelmeleri olduğu sonucuna varılmıştır. Mülteci öğrenciler kendilerini en çok sırasıyla okuma, dinleme, konuşma, yazma ve dil biligisinde başarılı görmektedirler. Öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonucunda öğretmenlerin mültecilerle yaşadıkları sorunların öğrencilerle anlaşabilecekleri ortak bir dilin olmayışı, okuma-yazma bilmemeleri, öğrenmeye karşı isteksizlik, içe kapanık olmaları, disiplin sorunları olduğu sonucuna varılmıştır. Öğretmenlerin gözüyle öğrencilerin yaşadıkları en önemli problemlerin ekonomik sorunlar, dil uyuşmazlığı, kültürel uyuşmazlık, okuldan ve evde destekten mahrum kalma olduğu sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin bu sorunlarla başedebilmeleri için onları dil kullanmaya teşvik ettikleri, okuma-yazma kurslarına yönlendirdikleri, yaşadıkları olumsuz deneyimlerle başedebilmeleri için onları rehberlik servisine yönlendirdikleri sonucuna varılmıştır Araştırmanın sonuçlarına bakarak mülteci öğrencilerin dil öğrenme sürecine başlamadan hem Türkçe eğitimi almaları hem de okuma yazma bilmeyen çocuklar için okuma yazma eğitimlerinin verilmesi önerilebilir. İngilizce öğretmenlerinin bu süreçte işlerine yarayabilecek, mültecilerin yaşadıkları problemler ve bu problemlere yönelik yapılabilecek çalışmalarla ile bilgilendirme çalışması yapılması önerisi de getirilebilir. Mülteci öğrencilerin karşılaştıkları bilişsel ve psikolojik zorluklarla başedebilmeleri adına destekleyici kurslar verilebilir. Mülteci öğrencilerin İngilizce öğreniminde akademik, bilişsel ve davranışsal ölçme değerlendirmelerinin yapılarak gelişimleri kontrol edilebilir. Ayrıca mülteci öğrencilere eğitim-öğretim sürecinde dil öğrenmeye yönelik kaynaklar temin edilmesi önerilebilir. Son olarak mülteci öğrencilerin ailelerine yönelik dil kursları ve eğitimlerin verilmesi önerisinde bulunulabilir. Anahtar kelimeler: Mülteci Öğrenciler, Kaygı, Yabancı Dil, Yabancı Dil Kaygısı,

Tuğba Açıkgöz
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimde veli katılımı: Doküman incelemesi

Bu çalışmada 2000-2018 yılları arasında eğitimde veli katılımı konusunda yapılmış çalışmaların incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda 2000-2018 yılları arasında eğitimde veli katılımı konusunda yazılmış makale, yüksek lisans ve doktora tezinden oluşan 144 çalışma incelenmiştir. Bu dokümanlara ulaşmak için Ulusal Tez Merkezi, Google Akademik, Ulakbim, Dergipark gibi sitelerde alan yazın taraması yapılmıştır. Bu çalışmalar amaç, yapıldığı yer, yayın yılı, yapıldığı kademe, çalışma türü, çalışma yöntemi, çalışma deseni ve veri toplama araçları alt problemleriyle ele alınmıştır. Bu çalışmada güvenilir bilgi elde etmek amacıyla nitel araştırma modeli kullanılmıştır. Nitel araştırma modelinden doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntem ile eğitimde veli katılımı konusunda yapılan çalışmalardan elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. 144 çalışmaya ait veriler sistemli ve açık şekilde betimlenmiş, açıklanmış, yorumlanmış ve bazı sonuçlara ulaşılmıştır. Bu çalışmada veriler yansız olarak ele alınmıştır ve gerçeği yansıtmaktadır. Ailede başlayan eğitim okulda devam eder ve aile her zaman okulun tamamlayıcısıdır. Okul ile aile iş birliği içinde olursa öğrenci okulda kendini daha güvende hisseder ve akademik alanda daha başarılı olur. Çalışmanın sonucunda eğitimde veli katılımı konusunda daha çok nicel çalışma yapıldığı, tarama deseni kullanıldığı, okul öncesi eğitim kademesinde yoğunlaştığı görülmüştür. Çalışmalar daha çok Batı illerde yapılmış ve makale olarak yazılmıştır.

Aile katılımıEğitimEğitim faaliyetleri+5
Gözde Yücetaş Artan
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul birinci sınıf öğrencilerinin okuma, yazma ve okuduğunu anlama düzeylerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmada ilkokul birinci sınıf öğrencilerin okuma, yazma, okuduğunu anlama düzeylerinin okula başlama yaşı açısından incelenmesi amaçlanmıştır. İlk okuma yazma öğretiminde öğrencilerin okuma, yazma, okuduğunu anlama düzeylerininin diğer değişkenlere (okul öncesi eğitim, ebeveyn eğitimi, gelir durumu, öğrencinin cinsiyeti, öğretmen değişkeni) göre farklılaşma durumunun incelenmesini de kapsayan bu araştırma nicel yönteme dayalı olup evreni Düzce ili Akçakoca ilçesinde merkez okullarda 2014–2015 öğretim yılında öğrenim gören toplam 347 birinci sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Betimsel nitelikte olup, tarama modeli kullanılan bu araştırmada gerekli olan veriler Öğrenci Tanıma Formu, Okuma Düzeyi Ölçeği, Dikte Düzeyi Ölçeği, Okuduğunu Anlama Ölçeği İle toplanmıştır. Ayrıca her sınıfın sınıf öğretmenlerine ait bilgilere Öğretmen Bilgi Formu ile ulaşılmıştır. Verilerin analizinde; İstatistik Paket programından yararlanılmıştır. Kruskall Wallis, Mann- Whitney U testi uygulanmıştır. Öğrencilerin okuma, yazma, okuduğunu anlama, düzeylerine ilişkin aldıkları puanlar 60–66 ay; 67–69 ay; 71 ve üzeri ayda okula başlayan yaş grupları üzerinde analiz edilmiştir. 72 ve üzeri ayda okula başlayan çocukların okuduğunu anlama düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Okuma, yazma, okuduğunu anlama düzeylerinin okul öncesi eğitimi alma durumuna göre karşılaştırılmasında yapılan analiz sonucu okul öncesi eğitim alanların her üç düzeyde de daha başarılı oldukları görülmüştür. Öğrencilerin okuma, yazma ve okuduğunu anlama düzeylerinden aldıkları puanların ebeveyn eğitimine göre incelenmesinde elde edilen sonuçlara göre ebeveyn eğitimleri yükseldikçe çocukların okuma, yazma, okuduğunu anlama düzeylerinin arttığı görülmüştür. Öğrencilerin okuma, yazma, okuduğunu anlama düzeylerinin ailenin gelir durumuna göre karşılaştırılmasında, ailenin gelir düzeyi arttıkça öğrencilerin okuma ve okuduğunu anlama düzeylerinden aldıkları puanlar artmıştır. Ailenin gelir düzeyi ile yazma düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Öğrencilerin okuma, yazma, okuduğunu anlama düzeylerilerinin öğretmenlerin kıdemlerine göre değerlendirilmesinde; 11–15 yıl kıdeme sahip öğretmenlerin öğrencilerinin okuduğunu anlama düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Kıdem ile okuma ve yazma arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Öğrencilerin okuma, yazma, okuduğunu anlama düzeylerinin cinsiyete göre değerlendirilmesinde kız öğrencilerin yazma ve okuduğunu anlama düzeylerinin yüksek olduğu görülmüştür. Kız ve erkek öğrencilerin okuma düzeylerinde istatiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Öğrencilere uygulanan ölçeklerden ve formlardan edilen veriler analiz edilmiş ve 60–66 ay, 67–71 ay, 72 ve üzeri yaş grupları karşılaştırıldığında; 60–66 aylık grubun hazırbulunuşluk düzeylerinin okula başlama için yeterli olmadığı görülmüştür. Bu üç grubun özellikle 60–66 ay, 67–71 aylık öğrencilerin okula erken başlaması söz konusu olduğunda, 60-66 aylık öğrencilerin diğer gruplara göre okuduklarını anlama düzeylerinin düşük olduğu, okul öncesi eğitim alan öğrencilerin her üç düzeyde de daha başarılı olduğu görülmüştür. Okul öncesi eğitim alan öğrencilerin okuma, yazma ve okuduğunu anlama düzeyleri açısından daha başarılı görülmeleri araştırmamıza, okul öncesi eğitimin önemi açısından değer kazandırmıştır. İlk okuma yazma etkinliklerinde ebeveynleri eğitimli olan öğrencilerin her üç düzeyde de daha başarılı oldukları görülmüştür. İlk okuma yazma öğretiminde okuduğunu anlama düzeylerinde daha başarılı olan öğrencilerin öğretmenlerinin kıdemlerinin 11-15 yıllık olduğu araştırmamızın bulguları arasındadır. Kız öğrencilerin yazmada ve okuduğunu anlamada erkek öğrencilere göre daha başarılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Okuma-anlamaOkuma-anlama becerisiOkuma-yazma+4
Selma Sarıoğlu
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Güncellenen 5. sınıf İngilizce öğretim programının (2017) eğitsel eleştiri modeliyle değerlendirilmesi: Bir durum çalışması

Bu çalışmanın amacı, uygulamadaki güncellenen 5. Sınıf İngilizce öğretim programını eğitsel eleştiri modeliyle değerlendirmektir. Bu çalışma 2017- 2018 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Hatay ilinin İskenderun ilçesinde bir devlet ortaokulunda 3 İngilizce öğretmeni ve 64 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma durum çalışması ile desenlenmiş nitel bir çalışmadır. Veriler sınıf içi gözlem, 5. sınıf öğrencileri ile yapılan odak grup görüşmeleri ve 5. sınıflarda derse giren öğretmenlerle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel analiz kullanılmıştır. Çalışmaya ilişkin bulgular sunulurken eğitsel eleştiri modelinin dört basamağı olan "betimleme", "yorumlama", "değerlendirme" ve "temalaştırma" kullanılmıştır. Her bir basamağın özelliğine uygun olarak öğretmen görüşleri, öğrenci görüşleri ve sınıf içi gözlem notlarına yer verilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, güncellenen programda kazanım sayılarının azaltılması programın uygulanabilmesi açısında olumlu bir değişiklik olarak görülmektedir. Programda dört dil becerisinden dinleme, konuşma ve okuma becerilerine ilişkin kazanımlar bulunmakta, yazma becerisine ilişkin kazanım bulunmamaktadır. Buna rağmen sınıfta yazma becerisine ilişkin etkinlikler yapılmaktadır. Programda en çok vurgulanan dinleme becerisi teknolojik olanakların bulunmaması sebebi ile yapılamamaktadır. Kazanımlarına en çok ulaşıldığı düşünülen beceri okuma becerisidir. Güncellenen programda içeriğin sade, günlük yaşamla uyumlu ve öğrenci ilgi ve ihtiyaçlarına cevap verir nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Programda önerilen iletişimsel yöntemin etkili bir şekilde kullanılamadığı görülmektedir. Bunun nedenleri arasında, haftalık ders saatinin yetersiz oluşu, sınıf mevcutlarının kalabalık oluşu, iletişimsel yaklaşıma uygun ders materyallerinin bulunmayışı gösterilebilir. Programın güncellenme nedenlerinden biri olan değerler eğitiminin uygulanmasının öğretmenlerin sorumluluğuna bırakıldığı sonucu elde edilmiştir. Değerler eğitiminin programa eklenmiş olması öğretmenler arasında uygulamada bir farklılık yaratmamış, daha önceki uygulamalara devam edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Benzer şekilde programa eklenen anahtar yeterlilikler kavramı öğretmenler tarafından yeterince anlaşılmamıştır. Programda önerilen ölçme ve değerlendirme yaklaşımları ile sınıf içi uygulamaların örtüştüğü sonucuna ulaşılmıştır. Geleneksel ve alternatif ölçme değerlendirme yaklaşımlarının kullanıldığı sonucu elde edilmiştir. Bunun yanında programda yapılması önerilen öz değerlendirmenin ihmal edildiği görülmüştür. Programın geneli ile ilgili öğretmenler ve öğrenciler olumlu görüş bildirmiş, programın uygulanabilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Güncellenen ortaokul 5. sınıf İngilizce öğretim programının etkili uygulanabilmesi için yapılan öneriler şu şekildedir: Programlar güncellenirken programın uygulanmasındaki bütün değişkenler göz önünde bulundurulmalıdır. Programa eklenen seçmeli İngilizce dersleri zorunlu hale getirilerek haftalık ders saati arttırılmalıdır. Programın uygulayıcısı olan öğretmenlere düzenli aralıklarla nitelikli hizmet içi eğitim verilmelidir. Benzer çalışmalar Türkiye'nin farklı bölgelerindeki okullarında da yapılmalıdır.

Dil öğretimiEğitsel eleştiri modeliYabancı dil+6
Ece Işık
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk milli eğitim sisteminin duyuşsal amaçlarının ilköğretim II.kademede gerçekleşme derecesinin değerlendirilmesi

Bu araştırmada, ilköğretim okulları 8. sınıf öğrencilerinin ilköğretim okullarıgenel hedeflerinde belirtilen değerlere ulaşma düzeyleri öğrenci ve öğretmengörüşlerine göre değerlendirilmiş ve öğretmenlerin değer eğitimi konusundakigörüşleri alınmıştır. Öğrenci değerlerini ölçmek amacıyla, araştırmacı tarafındangeliştirilen geleneksel değerler ölçeği, demokratik değerler ölçeği, çalışma-işdeğerleri ölçeği, bilimsel değerler ölçeği ve temel değerler ölçeği kullanılmıştır.Öğretmenlerin öğrenci değerleri ve değer öğretimine ilişkin görüşlerini almak içinise, öğretmen ölçeği geliştirilmiştir.Araştırmanın evrenini, Ankara ili merkez ilçelerinde öğrenim görenilköğretim 8.sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örnekleminde ise 2002-2003 öğretim yılında 8.sınıfta bulunan 360 öğrenci ve bu okullarda görevli 44öğretmen yer almıştır.Araştırmacı tarafından geliştirilen ölçekler yoluyla toplanan veriler SPSSpaket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma kapsamına alınan öğretmenve öğrencilerin kişisel bilgileri, öğretmenlerin değer öğretimiyle ilgili görüşleri vedeğer eğitiminde kullandıkları etkinliklerin anlamlandırılmasında frekans ve yüzdekullanılmıştır. Öğrenci değerlerinin belirlenmesinde, aritmetik ortalama ve standartsapma, ikili karşılaştırmaların yapılmasında t-testi ve üçlü karşılaştırmalarınyapılmasında ise tek yönlü varyans (ANOVA) kullanılmıştır. Katılımcıların görüşleriarasında anlamlı farklılık olup olmadığı 0.05 seviyesinde test edilmiştir.Araştırmada aşağıdaki sonuçlar elde edilmiştir.1. Öğrencilerin cinsiyetleri onların geleneksel değerlere, çalışma-işdeğerlerine, bilimsel değerlere ulaşma düzeylerinde farklılığa neden olmamaktadır.2. Araştırma kapsamındaki kız öğrenciler, demokratik değerlere ve temeldeğerlere erkek öğrencilere göre daha üst düzeyde ulaşmışlardır.3. Öğrencilerin sosyo-ekonomik düzeyleri, onların demokratik değerlere,bilimsel değerlere ve temel değerlere ulaşma düzeylerinde farklılığa nedenolmamaktadır.4. Öğrencilerin sosyo-ekonomik düzeyleri, geleneksel değerler ve çalışma-işdeğerlerine ulaşma düzeylerinde farklılığa neden olmuştur. Üst SED'den gelenöğrenciler alt ve orta SED'den gelen öğrencilere göre geleneksel değerlere daha altdüzeyde ulaşmışlardır. Çalışma-iş değerlerinde ise, alt SED'den gelen öğrencilerindiğer düzeylerde bulunan öğrencilere göre daha alt düzeyde oldukları görülmüştür.5. Öğretmenlerin öğrenci değerlerine ilişkin puanları, öğrencilerin değerölçeklerinden aldıkları puanlardan daha düşüktür.6. Araştırma kapsamına alınan ilköğretim okullarında görevli öğretmenler,değer öğretiminde çoğunlukla öğretmenin merkezde olduğu ve sözel iletişime dayalıetkinlikler kullanmaktadırlar.7. Araştırma kapsamına alınan öğretmenler, okulda verilen değerlerin aile veçevrede yeterince pekiştirilmediğini, okul ve aile arasında işbirliği olmadığını veokul ile ailede verilen değerlerin çatışabildiğini belirtmişlerdir.

Duyuşsal davranışlarDuyuşsal hedeflerDuyuşsal kavramlar+5
Oktay Akbaş
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Kültürel değerlere duyarlı eğitim açısından sınıf öğretmenliği lisans programının değerlendirilmesi

Bu araştırmada kültürel değerlere duyarlı eğitim açısından sınıf öğretmenliği lisans programını değerlendirmek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda sınıf öğretmenliği lisans programında öğrenim gören sınıf öğretmeni adaylarının kültürel değerlere duyarlı eğitimle ilgili bilgi, beceri veya farkındalık durumları ile sınıf öğretmenliği lisans programında görevli öğretim elemanlarının kültürel değerlere duyarlı sınıf öğretmenlerinin yetiştirilmesi noktasında lisans programına ilişkin görüşleri incelenmiştir. Ayrıca sınıf öğretmenliği lisans eğitim programının sınıf öğretmen adaylarının kültürel değerlere duyarlı eğitime hazırbulunuşluklarına katkısı belirlenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda hem nitel hem de nicel teknikleri içeren karma (mixed) yöntem benimsenmiştir. Karma araştırma yöntem desenlerinden ise keşfedici sıralı desen (exploratory sequential design) tercih edilmiştir. Buna göre veriler paralel ardışık (sıralı) örneklem ilişkisi çerçevesinde nitel ve nicel veriler aynı evreni temsil eden farklı katılımcılardan ve sıralı (NİT nic) olarak toplanmıştır. 2016 – 2017 eğitim yılında çeşitli üniversitelerde öğrenim gören sınıf öğretmenliği lisans programı son sınıf öğrencilerinden 10'u erkek, 12'si kadın olmak üzere toplam 22 kişiden; ayrıca sınıf öğretmenliği lisans programında görevli öğretim elemanlarından 14'ü erkek, 9'u kadın olmak üzere toplam 23 kişiden veriler elde edilmiştir. Araştırmanın nicel aşamasında Türkiye'nin 7 bölgesinden 26 üniversitede sınıf öğretmenliği lisans programında öğrenim gören 350'si erkek 1016'sı kadın olmak üzere 1366 öğrenciden veri toplanmıştır. Araştırmanın nitel veri toplama sürecinde nitel araştırma yöntemlerinden görüşme yöntemi benimsenmiş ve veriler sınıf öğretmeni adayları ve öğretim elemanları ile bireysel olarak yüz yüze yapılan yarı-yapılandırılmış görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Araştırmanın nicel aşamasında ise "Kültürel Değerlere Duyarlı Eğitime Hazırbulunuşluk Ölçeği" aracılığıyla veriler toplanmıştır. Nitel verilerin analizinde görüşmeler yoluyla elde edilen verilerin analizinde; içerik analiz yaklaşımı benimsenmiştir. Çalışma grubundan elde edilen verilere dayalı olarak betimsel istatistik tekniklerinden "ortalama ve standart sapma", çıkarımsal istatistiklerden "bağımsız örneklemler için t-testi" yapılmıştır. Elde edilen bulgu ve sonuçlar ışığında, sınıf öğretmeni adaylarına yönelik kültürel değerlere duyarlı eğitimle ilgili bilgi ve beceri edindirilmesi noktasında beklenen düzeyde süreç ve yaşantıların uygulanmadığı görülmektedir. Bununla birlikte ders içeriklerinde kültürel değerlere duyarlıkla ilgili konulara çok sınırlı düzeyde yer verildiği, öğrenme – öğretme sürecinde kültürel değerlere duyarlı pedagoji anlayışıyla yürütülemediği, ayrıca sınıf öğretmenliği lisans programında görevli öğretim elemanlarının kültürel değerlere duyarlı eğitimle ilgili yeteri düzeyde mesleki formasyon bilgi ve becerilerine sahip olmadığı belirlenmiştir. Nicel bulgularda ise lisans eğitim programı sınıf öğretmen adaylarının kültürel değerlere duyarlı eğitim noktasında sahip olması gereken mesleki hazırbulunuşluklarını sağlayamadığı sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte sınıf öğretmeni adaylarının kişisel hazırbulunuşluklarının yüksek düzeyde olduğu, ayrıca cinsiyetlerinin, ikinci bir dile sahip olmalarının ve değişim programlarına katılım sağlama durumlarının kültürel değerlere duyarlı eğitime hazırbulunuşlukları üzerinde herhangi bir etki oluşturmadığı sonucuna varılmıştır. Genel çerçevede sonuç olarak sınıf öğretmenliği lisans programının sınıf öğretmen adaylarına kültürel değerlere duyarlı eğitimle ilgili bilgi ve beceri kazandırma noktasında yetersiz olduğu sonucuna varılmıştır.

Aday öğretmenlerEğitim programlarıKültürel değerler+3
Kasım Karataş
Dicle University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Meslek yüksek okullarında görev yapan öğretim elemanlarının öğretmenlik mesleğine ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi

Araştırmanın amacı, Adnan Menderes Üniversitesi meslek yüksekokullarında görev yapan öğretim elemanlarının öğretmenlik mesleğine ilişkin tutumlarını belirlemek, öğretim elemanlarının tutumlarını farklı değişkenler açısından incelemek ve bu doğrultuda öneriler geliştirmektir. Araştırmanın evrenini, 2008 ? 2009 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Adnan Menderes Üniversitesi meslek yüksekokullarında görev yapan öğretim elemanı oluşturmaktadır. Evrenin tümüne ulaşılması amaçlandığı için herhangi bir örneklem belirlenmemiştir Verilerin analizinde ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi, korelasyon, kruskall wallis ve tukey HSD gibi tekniklerden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır.1.Öğretim elemanlarının öğretmenlik mesleğine ilişkin tutumlarının aritmetik ortalaması 3.75 aritmetik ortalama ile ?katılıyorum? düzeyindedir. Öğretim elemanlarının tutumlarının bu düzeyde olması öğretmenlik mesleğine karşı olumlu bir tutuma sahip olduklarının bir göstergesidir.2.Meslek yüksekokullarında görev yapan öğretim elemanlarının öğretmenlik mesleğine karşı tutumları cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterirken, diğer değişkenlere göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir.3. İnsancıl düşünsel yaklaşımı boyutunda cinsiyet ve mesleki kıdem değişkenine göre öğretim elemanlarının tutumları arasında anlamlı bir fark çıkmıştır4. Mesleki kıdem değişkenine göre öğretim elemanlarının öğrenci ve öğrenmeye karşı tutumları arasında anlamlı bir farklılık vardır. Bu farklılık 6-10 yıl kıdeme sahip öğretim elemanlarının lehinedir.5.Öğretim elemanlarını akademik unvan değişkenine göre mesleğe karşı tutum boyutunda anlamlı bir farklılığın olduğunu görüyoruz. Bu farklılık öğretim üyeleri ile öğretim görevlileri arasında öğretim üyelerinin lehinedir.6.Öğretim elemanlarını mezun olunan derece değişkenine göre öğrenci ve öğrenmeye karşı tutumlarında anlamlı bir farklılığın olduğunu görüyoruz. Bu farklılık yüksek lisans mezunları ile ön lisans ve doktora mezunları arasında yüksek lisans mezunlarının lehinedir.

Meslek yüksek okullarıMesleki tutumTutumlar+4
Yakup Artkan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerde (KOBİ) insan kaynaklarının geliştirilmesine yönelik eğitim etkinliklerinin incelenmesi

Toplumsal değişime ayak uydurabilmenin ve başarılı olabilmenin yolu yaşamboyu öğrenmeden geçmektedir. İş yaşamında çalışanlar da görevlerini daha iyi bir biçimde yerine getirebilmek ve yeterliklerini artırabilmek için öğrenmeye devam etmeye mecburdurlar. Hem çalışanlar hem de işverenler başarılı bir çalışma yaşamı için eğitime ve sürekli mesleki gelişime önem vermek zorundadırlar. Türkiye'de Kurulu işletmelerin neredeyse tamamına yakınını küçük ve orta ölçekli işletmeler, bir başka deyişle KOBİ'ler oluşturmaktadır. Küreselleşen pazarlarda rekabet etmede zorlanan KOBİ'lerin gerçekte tek çareleri iyi eğitim almış çalışanlar istihdam etmek ve onların mesleklerinde gelişmelerine yardımcı olmaktır.Bu araştırmanın amacı, KOBİ'lerdeki insan kaynakları geliştirme (eğitim) etkinliklerinin durumunu ortaya çıkarmaktır. Bu amaca dayalı olarak şu sorulara yanıt aranmıştır:?KOBİ'ler insan kaynaklarının eğitim gereksinmelerini belirlerken ne tür yollar izlemektedirler??KOBİ'lerdeki insan kaynaklarının eğitim gereksinmeleri nasıl karşılanmaktadır??KOBİ'lerde eğitim sonrası öğrenme ürünleri nasıl değerlendirilmektedir??KOBİ'lerde insan kaynaklarının eğitim gereksinmelerinin belirlenmesinde karşılaşılan olası sorunlar nelerdir??KOBİ'lerde insan kaynaklarının eğitim gereksinmelerinin karşılanmasında karşılaşılan olası sorunlar nelerdir??KOBİ'lerde eğitim sonrası öğrenme ürünlerinin değerlendirilmesinde karşılaşılan olası sorunlar nelerdir?Bu araştırma ile KOBİ'lerdeki insan kaynakları geliştirme (eğitim) etkinliklerinin durumunun ortaya çıkartılması amaçlanmıştır. Tarama türünde nitel araştırma deseni kapsamında gerçekleştirilen araştırmanın evrenini Eskişehir ilinde çeşitli imalat sektörlerinde faaliyet gösteren 580 KOBİ ve bu işletmelerde görev yapan insan kaynakları sorumluları oluşturmuştur. Çalışma evreninden örneklem alınarak araştırma 29 KOBİ üzerinde yürütülmüştür. Araştırmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşmeler ile toplanmıştır:Araştırmada elde edilen tüm bu sonuçlara dayalı olarak, KOBİ'lerde öğrenme durumlarının, bir başka deyişle eğitim etkinliklerinin program geliştirme bakış açısına uygun olmayan biçimde gerçekleştirildiği, gereksinme belirleme çalışmalarının yeterince yapılmadığı veya eğitim sağlayan kuruluşların ilan yoluyla önerdiği eğitim programlarına personellerini gönderdikleri ortaya çıkarılmıştır. Buna ek olarak öğrenme ürünlerinin değerlendirmesine yönelik sistematik bir sürecin olmadığı belirlenmiştir.Sonuç olarak tüm bu sorunların KOBİ'lerde insan kaynağı geliştirme uzmanı olmamasından ya da bu bölümün örgüt şeması içinde var olmamasından kaynaklandığı yargısına ulaşılmıştır.?Anahtar Kelimeler: Program geliştirme, insan kaynağı geliştirme, eğitim etkinlikleri, eğitim durumlarına ilişkin sorunlar, KOBİ

EğitimKOBİPersonel eğitimi+4
İlker Sökmen
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessEN

Öğrencilerin fizik kavramları hakkındaki anlayışlarını ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik farkındalıklarını geliştirme amaçlı, sınıf içine uyarlanmış, pratik deneyim içeren bir güneş enerjisi aktivitesinin eylem araştırması

The present study uses action research to investigate how a hands-on solar energy activity that highlights selected physics concepts could be used to enhance participants' understanding of physics concepts as well as their awareness of renewable energy sources. Moreover, the purpose of the study was to learn if an activity related to building a model solar car could be integrated into a physics class. Often this activity is extracurricular; therefore, it was performed to assess the challenges, conditions, and benefits of conducting the activity during class time. It was implemented at an international school in Turkey with 14 students. The quasi-experimental research design was used by dividing participants into two groups: a control and an experimental group. Only the experimental group received the intervention which is the solar-powered car design activity. Hence, the researcher was able to compare whether the activity had a better influence on participants' renewable energy awareness and related physics concepts knowledge by means of a pre-test and a post-test. In addition to the pre-test and the post-test, follow-up interviews were conducted with five participants and an expert teacher. In conclusion, the researcher found indications that the activity may work in a regular physics class. Furthermore, the students who participated in the activity showed improvement in terms of renewable energy awareness and selected physics concepts. Nonetheless, these results only provide descriptive information due to the small sample size and the short period of implementation time which was two weeks; however, this study holds an important place that may lead to a larger study. Through this study, the researcher shared his reflections on the implementation process and developed skills on how to integrate a hands-on into a lesson.

Experimental learningAwarenessPhysics+5
Tuğcan Yıldırım
İhsan Doğramacı Bilkent University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yurtlarda barınan öğrencilerin sosyal ve psikolojik sorunları ve bu sorunların çözümü için önerilebilecek bir eğitim programının amaçları

Birleşmiş Milletler Örgütü*nün tanımına göre genç, 15 ile 25 yaşları arasında, Öğrenim gören, hayatını kazan¬mak için çalışmayan ve ayrı bir konutu bulunmayan kişi o-larak (Yörükoğlu,1988, sh. 3) tanımlanmaktadır. Gökmen ve diğerleri tarafından ise gençlik, değişik yaklaşımlarla, farklı kesimlerde görülüp yorumlanan bir yaş dilimi, geli¬şim evresi ya da toplumsal katmanıdır (Gökmen ve diğerle-ri, 1985, sh.8l) diye tanımlanmaktadır. Gelecek kaygısına dayalı olarak yetişkinlerin gençler Üzerinde titiz, özen¬li, daha çok sorumluluk olarak tanımlayabileceğimiz "yetiş¬tirme" eylemlerini haklı gösterecek birden çok neden var¬dır. Gençliğin en iyi biçimde yetişmesi kendisi için,yetiş¬kinler için, toplum için en verimli güvencedir. Toplum i-Çİnde gelişme ve değişme sürecini sağlayan dinamik kesim gençliktir. Gelişme ve değişme toplumun varlığını sürdür¬mesinin ön şartı olduğuna göre bir bakıma gençlik insanlı¬ğın yakın geleceğidir.(Gökmen ve diğerleri,1985, sh.81). Türkiye nüfusunun yaklaşık %06 sı yüksek öğrenim seviyesinde bulunmaktadır ki bu rakam sayı olarak 300000 in üzerindedir (Akhun ve diğerleri,1988, sh.l). Bunun da 87; yaklaşık % 35 i Yüksek öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu" na bağlı yurtlarda barınmaktadır. Çocukluktan yetişkinliğe geçiş özellikleri taşıyan bu dönemin belirgin özellikleri arasında heyecanlı, duygu¬sal, çabuk kurulup bozulabilen ilişkiler, etki^fi.nme, hare¬ketlilik , değişkenlik, ilgi çekme, liderlik, isyankârlık vb. özellikleri sayabiliris. Genç tüm bu özelliklere sahip olabilme ile birlikte yetişkinler sınıfında yer alma, yeni değerler bulma, kimliğini bulma, statü kazanma, meslek e-dinme, eş bulma vb. sorulara cevap bulabilmek için çaba sarfetmektedir. Ergenlik çağı büyük imkânlar devridir ama bu devre birçok yerleri ıssız, insan ayağı basmamış, haritası çi¬zilmemiş, iyi bilinmeyen bir ülke gibidir.Ser fert kendi varlığında bir labaratuvara sahip bulunmaktadır (Jersild, 1974, sh.6). Genç mevcut imkânları kullanarak amacına u-laşmak istemektedir. Ancak yukarıda sayılan nitelikleri, onun gelişmesini, toplum içindeki rolünü ve yerini almasın¬da etkili olmaktadır. Çeşitli sorunlarla karşılaşan genç¬ler bunları çözmek için her zaman beklenen çabayı göstere-meye bilirler. İmkânları ise her zaman istenilen seviyede olmayabilir. Bu durumda genç bir takım istenmeyen davranış¬lara sahip olabilir. Bu nedenle Jersild^in dediği gibi ne kadar çalışılırsa çalışılsın, haritası tam olarak çisileme-yen gençliğin çeşitli yönleriyle tanınması, özelliklerinin belirtilmesi, gerekli imkânların hazırlanması ve gençliğe sunulması hem bireyler ve hem de toplum için en verimli bir yatırım olacaktır. Toplum içerisinde çok önemli bir yeri olan ve yük¬sek öğrenim gençliğinin önemli bir kısmının barındığı yurt¬ların her yönden çağdaş imkânlarla donatılması, burada ba¬rınan öğrencilere en iyi barınma hizmetlerinin ve gelişme imkânlarının verilmesi şarttır. Yurtlarımızda barınan öğrenciler Memleketikizin çe¬şitli bölgelerinden gelmekte ve bu sebeple her biri farklı duygu, düşünce, tutum, alışkanlık ve davranış göstermekte¬dirler. Belirli bir yaşa kadar ailenin aşırı kontrolü ve koruyuculuğu altında yaşayan genç, tümüyle kendi başına kaldığında kendine güvensiz, sorumluluklarını kavrayamayan ürkek, çekingen, beceriksiz, girişimden yoksun bir birey olarak karşımıza çıkmaktadır. Deyim yerindeyse "sudan çık¬mış balığa" dönmektedir (Uluğtekin, 1987,sh.4)• Eğitim bir bütündür. Eğitim işlevi belirli kurumlar tarafından yürütülse bile etkilendiği çok çeşitli faktör¬ler vardır, eğitim ve öğretim üzerinde doğrudan etkisi o-lan yurt, pansiyon vb. gibi barınma ortamlarının çeşitli düzenlemelerle kontrol altına alınması, buralardaki eğit¬sel faaliyetlerin amaçlar doğrultusunda yürütülmesi daha önce saydığımız gibi hem boş zamanların en iyi bir şekil¬de değerlendirilmesine hem öğrencilerin kişiliklerini ka¬zanmalarına ve geliştirmelerine ve hem de okul-barınma or¬tamı arasında bir bütünlük sağlamaya imkan verecektir. Hizmet verdiğimiz bu gençlik grubunun sorunlarını, ortak özelliklerini ve beklentilerini yakından bildiğimiz ve çaba gösterdiğimiz oranda onlarla sağlıklı bir diyalog kurmamız mümkün olabilecektir. Yurtlarda barınan öğrencilerin bir takım sosyal ve psikolojik sorunları vardır. Bu sorunlar öğrencilerin hem yurt, hem okul ve hemde özel yaşantıları ile birlikte ki¬şilik gelişimleri üzerinde olumsuz etkilere neden olmak¬tadır. Öğrencilerin sorunlarını oluşturan en önemli husus¬lar karar vermekte zorlanma, uyuyamama ve sürekli bir ge¬rilim içinde bulunma sorunlarıdır. Yurt hayatına uyum sağ-layamama sorunu da dikkat çeken boyutlardadır. Sorunların kaynağına bakıldığında en Önemli sorun kaynakları arasında ekonomik ve kişisel nedenler bulunmak¬tadır. Bunu yurttaki barınma ortamı ve geleceğe yönelik iş ve meslek durumları izlemektedir. Öğrencilerin kişisel sorunları içinde en önemli hu¬suslardan gelecek korkusu ilk sırada yer alırken öğrenci¬lerin % 8.5 i hiç kimsenin bana yardım edemeyeceği inan¬cındayım, dedikleri görülmektedir. Kendini yalnız hisset¬me, öfke ve düşmanlık duygularını kontrol edememe, aşırı utangaç olma gibi hususlar, kişisel sorunlar içinde önem¬li yer almaktadırlar. Yine kişisel sorunlardan karşı cins¬le arkadaşlık ilişkisi kurmada karşılaşılan güçlükler ara¬sında öğrencilerin % 39 u birlikte gezebilecek, eğlenebi¬lecek yerlerin olmayışını gösterirken, beraberliklerin de-di-kodu yaratması, ekonomik imkanlar ve şimdilik böyle bir-şey düşünmeme sorunları bunu izlemektedir. Çıkan sorunlar karşısında öğrencilerin davranış şe¬killeri içerisinde büyük bir kısmının yakın arkadaşlarıyla konuşma ve bireysel olarak çözüm arama gelmektedir. Sorun karşısında ilgili uzmana ve yöneticilere başvurma alışkan- lığı yok denilebilecek kadar küçük bir orandadır. Yine bu husus içinde ağlayarak sakinleşme yoluna giden kızların oranı erkeklere göre yaklaşık beş kat fazladır. Öğrencilerin ders dışı boş vakitlerini değerlendir¬me hususunda, arkadaşlarıyla sohbet etme,ders çalışma ve radyo dinleme-TV. seyretme etkinlikleri gelmektedir. Di¬ğer önemli hususlar arasında gazete okuma, kahveye gitme, kitap-dergi okuma ve spor yapma etkinlikleri gelmektedir. Burada özellikle dikkat çeken bir husus öğrencilerin yarı¬dan fazlasının kahveye gitmeleridir ki oran olarak kitap-dergi okuyan öğrencilerin oranından daha büyüktür. Bunun yanında eğitsel faaliyetlere katılan öğrenci oranı ise son derece küçüktür. Bunda öğrencilerin boş vakitlerini bir program dahilinde değerlendirebilecekleri, personel, tesis ve saha,araç-gereç vb. sorunların çözülememiş olma¬sı etkili olmaktadır. Türkiye gibi az gelişmiş ülkelerde öğrenim ve barın¬ma sorunları hemen her saman gündemde ilk sıralarda yer al¬maktadır. Bir yandan istenilen bir yüksek okula girme, di¬ğer yandan ekonomik sorunlar ve öğrenim süresince yaşamını geçireceği barınma sorunları. Türkiye"de çeşitli yüksek okullarda bulunan Öğren¬cilerin barınma ihtiyaçlarını büyük ölçüde YURTKUR,'a bağlı yurtlar karşılamaktadır. Artan öğrenci sayısına parelel o-larak yurt ve barınan öğrenci sayıları da her geçen gün artmaktadır. Yurtların ticari bir müessese olmaması,Öğren¬cilerden alman barınma ücretinin ise masrafın çok geri¬sinde kalması, yurtların fiziki ve ekonomik imkanlarını hep kısıtlı tutmugrtur. Sınırlı imkânlarla sunulan hizmetler Öğrencileri pek memnun etmemektedir. Nitekim öğrencilerin büyük çoğun¬luğu kendilerini yurt hayatından dolayı mutsuz, yorgun ve¬ya sıkılmış hissettiklerini,yurt hayatının ders çalışmayı engelleyecek derecede sıkıntı yarattığını ifade etmektedir¬ler. öğrencilerin yaklaşık olarak % 26 sı "yurtta kalmak¬tan memnunum, başka ihtimal düşünmüyorum" derlerken % 67 si bunun zıddım ifade etmektedirler. Yurt yöneticileri ile Öğrenciler arasındaki diyalog beklenen seviyenin çok altındadır. Öğrencilerin büyük kıs¬mı sorunlar karşısında ne yöneticilere başvurduklarını ve ne de yöneticilerden yardım aldıklarını ifade etmektedir¬ler. Yurtlarda barınan öğrencilerin arkadaş edinme ve e-dinilen arkadaşlığı sürdürme hususlarında önemli borunla-rmın olmadığı görülmektedir. Ancak yurtlardakı arkadaşlık ilişkilerini bozan öğrenci sayısının fazla oluşu,bölgesel ve siyasi gruplaşmalar arkadaşlık ilişkilerini olumsuz yön¬de etkileyen en önemli unsurlar olup gerekli sosyal ve psi¬kolojik tedbirlerin alınması zaruridir. Kültürel ve siyasi düşünce farklılıklarının olması normaldir. Ancak bunun gruplaşmaya dönüşmesi gerek yurt ve gerekse toplum açısından olduğu kadar bireyler açısından da zararlı sonuçlar doğuracağı kesindir. Su farklılıkların gruplaşmalara ve hiziplere dönüşmemesi ve yurttaki huzur ortamının bozulmaması için öğrencilere eşit muamele edebi¬lecek, ayırım gözetmeyecek, tarafsız ve demokrat yönetici- lerin yanısıra, öğrencilere demokratik anlayış ve hoşgörü davranışlarını kazandırabilecek eğitimci ve uzmanlara da önemli ölçüde ihtiyaç duyulmaktadır. Buda ancak yurtlarda sürdürülen sosyal-kültürel ve sportif faaliyetlerin amacı¬na uygun olarak belirli bir program dahilinde uzmanlar gö¬zetim ve denetiminde yapılması ile mümkündür. Aksi durum¬larda daha önceki dönemlerde görülen ve toplum içinde bü¬yük kayıp ve zararlara yol açan olayların tekrar yaşanıl¬ması kaçınılmaz olur. Öğrencilerin yarısına yakın kısmı yurt bünyesinde bir kütüphanenin bulunmasını isterken önemli oranlarda da sinema-tiyatro gösterileri, kapalı spor salonu, revir,mü¬zik odası ve yabancı dil labaratuvarlarinin bulunması is¬tenmektedir. Yurtlarda sürdürülen eğitsel faaliyetlerin uygulan-masında çağdaş anlamda hasırlanmış bir eğitim programı bu-lunmamaktadır. Yapılan program, belirli faaliyet alanları¬nın seçilmesi, mevcut personelden birinin görevlendirilme¬si, belirli gün, yer ve saatlarda yapılacak çalışmaları ve dönem sonlarına doğru belirli bir günde yapılacak gösteri veya turnuva ile o yıl ki eğitim faaliyetleri sona ermekte¬dir. Yargı : Araştırma amacına uygun olarak toplanan veriler bu aşamaya kadar, işlenerek yorumlandı. Toplanan veriler de- 94 ğişik kriterlere göre yeniden değerlendirilerek farklı şe¬killerde de yorumlanabilir. Bu araştırmada toplanan verile¬rin işlenmesinde mümkün olduğunca objektif olmaya gayret gösterildi. Ancak hiç bir araştırmanın tam ve mükemmel ola¬mayacağı gibi bu araştırmada da çeşitli eksikliklerin ve ku¬surların bulunabileceği ihtimaldir. Anket uygulamada öğrenciler, bu tür anketlerin çok sık yapıldığı ama hiç bir yarar sağlamadığı veya İdare-em-niyet işbirliğinde öğrencilerin kusurlarını tesbite yönelik olarak yapıldığı şüpheleri bulunmaktaydı. Temelde yatanya¬raştırmaların önemine ve yararına olan inançsızlık, güven¬sizlik gibi hususlar Öğrencilerin bir kısmının ya ankete katılmamalarına ya da bir kısım soruları cevapsız bırakma¬larına neden olduğu bir ihtimaldir. Bir toplumun geleceği¬nin garantisi olan yüksek öğrenim gençliğinin bile bu tür araştırmaların yararına ve önemine inanmaması ya da araş¬tırma amacının dışında olabileceği şüphesi ne yazık ki a-cıdır. Gençlik sorunları temelde birbirine benzer. YÜRT-KTJR gençliğinin sorunları ile yüksek öğrenim gençliğinin sorunları arasında bir benzerlik görülmektedir. Gençlik sorunları yoğun, karmaşık, çok sayıda değişkenin etkileşi¬mi sonucudur. Bu nedenle gençlik sorunlarını tek yönlü ya da ilişkili olduğu öğelerden soyutlayarak çözümleme giri¬şimleri eksik ve yanlış sonuçlara götürebilir.(Gökmen ve diğerleri, 1985» sh.90) Diyarbakır Bölge Ivlüdürlüğü" ne bağlı Merkez Ziya Gök-alp ve lu.Akif Ersoy Yurtlarında barınmakta olan öğrencile- rinde fisiki ve ekonomik sorunlarının yanında sosyal ve psi¬kolojik olan bir takım sorunları vardır. Yurtlarda bu sorun¬ların çözülebilmesi için çaba gösterilmekte ancak yeterli olmamaktadır. Bunun için ne ekonomik ve nede sosyal imkan¬lar yeterlidir. Personelin nitelik ve niceliğinden saha,te¬sis, araç-gereç yetersizliğine kadar her alandaki eksiklik¬ler hat safhadadır. Öğrencilerin tamamına yakın kısmı so¬runlar karşısında kendi bireysel imkânları ile mücadele et¬mekte, çağın gereği sosyal yardım alamamaktadırlar. Faali¬yetlerin yürütülmesinde ve değerlendirilmesinde uzman per¬sonel bulunmamakta, çağdaş bir eğitim programı anlayışından yoksun olarak elden geldiğince çaba gösterilmektedir, öğ¬rencilerin dışında kalan boş vakitleri gereği gibi değer-lendirilememekte ve bu değerli zamanlar heba olup gitmek¬te hatta kahve gibi yerlerde istenmeyen bir takım davranış¬larla su gibi akmaktadır. Tüm bu sorunlara birde Öğrenci-yönetici diyalogunun kurulamayışı da eklenince sorunlar da¬ha da ağırlaşmakta ve öğrencilerin haklı şikâyetlerine yol açmaktadır. Öneriler : Bu araştırma ile yurtlarda barınan Öğrencilerin sos¬yal ve psikolojik sorunlarının belirlenmesine, yurtlarda uygulanacak eğitim programının amaçlarının neler olması ge¬rektiği hususlarına açıklık getirilmeye çalışıldı. Bir so¬runun çözülebilmesi için yapılacak ilk iş sorunun ne oldu-

Ramazan Özbek
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1990
00