İnönü University
Faculty

Faculty of Dentistry

İnönü University

118

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Tek taraflı maksiller sinüs hipoplazisinin temporomandibular eklem morfolojisi üzerine etkisinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışmada, tek taraflı maksiller sinüs hipoplazisine sahip bireylerde, bu durumun temporomandibular eklem morfolojisi üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Maksiller sinüs hipoplazisi, genellikle asemptomatik olup, tesadüfi olarak saptanan bir durumdur. Temporomandibular eklem, çiğneme, konuşma ve yutkunma gibi temel fonksiyonlarda önemli rol oynayan bir eklemdir. Maksiller sinüs hipoplazisinin, TME yapısı üzerindeki olası morfolojik değişikliklerini anlamak, klinik ve radyolojik değerlendirmeler açısından önem arz etmektedir. Materyal ve Metot: Çalışmada, İnönü Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalı'na ait konik ışınlı bilgisayarlı tomografi arşivinden retrospektif olarak elde edilen 77 hastaya ait görüntüler incelenmiştir. Çalışmaya unilateral maksiller sinüs hipoplazisi bulunan 18 yaş üstü hastalar dahil edilmiştir. Radyografik değerlendirmelerde, kondil boyutları, eklem aralıkları, artiküler eminens eğimleri, glenoid fossa çatı kalınlığı, ramus uzunluğu ve kondil şekli parametreleri analiz edilmiştir. Bulgular: Yapılan istatistiksel analizler sonucunda, normal maksiller sinüse sahip taraf ile hipoplazik maksiller sinüse sahip taraf arasında kondil boyutları, eklem aralıkları, artiküler eminens eğimleri, glenoid fossa çatı kalınlığı, ramus, uzunluğu ve kondil şekli açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Sonuç: Çalışma bulguları, unilateral maksiller sinüs hipoplazisinin temporomandibular eklem morfolojisi üzerinde belirgin bir yapısal değişiklik oluşturmadığını göstermektedir. Daha geniş hasta grupları ile yapılacak ileri çalışmalar, bu ilişkinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Konik ışınlı bilgisayarlı tomografi, maksiller sinüs hipoplazisi, temporomandibular eklem.

Begüm Özemre
İnönü University
2025
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Konik ışınlı bilgisayarlı tomografi görüntülerinde vertebrobaziler arter kalsifikasyonu olan hastaların üç boyutlu segmentasyonu

Amaç: VBAK'nin değerlendirilmesi, serebrovasküler olay riskinin belirlenmesinde kritik öneme sahiptir; ancak manuel segmentasyon zaman alıcıdır ve gözlemciler arası değişkenliğe açıktır. Bu nedenle küçük vasküler yapıların tespiti için optimize edilmiş yeni bir derin öğrenme modeli geliştirmeyi amaçladık. Materyal Metod: Fokal dikkat mekanizmaları, küçük nesne tespit modülleri ve bağlam birleştirme için piramit havuzlama (pyramid pooling) içeren bir 3D U-Net mimarisi olan ImprovedVertebroV5 tasarlandı. Model, vertebrobaziler değerlendirmeye tabi tutulan hastalardan elde edilen KIBT klinik veri seti üzerinde eğitildi ve değerlendirildi. Çalışmada toplam 101 KIBT görüntüsü analiz edildi. Bulgular: V5 modelimiz, 20 test hastasında ortalama Dice skoru 0.7312 ± 0.1842, IoU değeri ise 0.6230 elde etti; bu, önceki modellere göre %31.7'lik bir iyileşmeyi temsil etmektedir. Tespit başarı oranı %100 (20/20 hasta) olarak belirlendi. Ortalama çıkarım (inference) süresi 372.2 ms idi. Ayrıca kesinlik (precision) 0.8460 ± 0.1347, duyarlılık (recall) 0.7890 ± 0.2526, özgüllük (specificity) 0.9997 ± 0.0003 ve AUC 0.8737 olarak bulundu. Sonuç: Önerilen mimari küçük nesneye optimize edilmiş olup, vertebrobaziler arter segmentasyonunda en son teknoloji düzeyinde (state-of-the-art) performans göstermektedir ve tanısal bir yardımcı araç olarak klinik kullanım potansiyeli taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: 3B Segmentasyon, Derin Öğrenme, Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi, Serebrovasküler Olay, Vertebrobaziler Arter Kalsifikasyonu, Yapay Zekâ

Kardelen Demirezer
İnönü University
2026
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Tek taraflı posterior çapraz kapanış vakalarında farklı mini vida destekli hızlı üst çene genişletme aygıtlarının ve cerrahi kesinin maksillofasiyal kompleks üzerindeki etkilerinin sonlu elemanlar analizi ile incelenmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, erişkin bireylerde tek taraflı posterior çapraz kapanışın tedavisinde kullanılabilecek farklı mini vida destekli hızlı üst çene genişletme apareylerinin etkilerini sonlu elemanlar analizi yöntemiyle değerlendirmektir. Bu doğrultuda, tek taraflı cerrahi kesi uygulamasının yanı sıra kullanılan mini vidaların sayısı, konumu ve yerleştirme açıları arasındaki farklılıkların maksiller genişleme üzerindeki etkileri incelenmiştir. Materyal ve Metot: Kraniyofasiyal ve maksillofasiyal kompleksin üç boyutlu sonlu eleman modeli, açık erişimli anatomik veriler kullanılarak oluşturulmuştur. Çalışma kapsamında, mini vida sayısı ve yerleşimine göre tasarlanan yedi farklı MARPE modeli değerlendirilmiştir. Model I–III'te genişletme gereksinimi olan tarafta tek taraflı median ve lateral osteotomiler uygulanırken, Model IV–VII'de herhangi bir cerrahi kesi yapılmamıştır. Genişletme apareyleri iki, üç veya dört mini vida ile diş destekli olarak modellenmiş; maksiller genişletme sırasında meydana gelen yer değiştirmeler ile Von Mises gerilme dağılımları analiz edilmiştir. Bulgular: Genişletme gereksinimi bulunan tarafta, maksiller anterior bölgede ölçülen transversal yönde yer değiştirmelerin; genişletme gereksinimi olmayan tarafa kıyasla model (Model I, II, III, V ve VII) daha fazla olduğu belirlenmiştir. Mini vida sayısının azaltıldığı modeller (Model V ve VI) dışındaki tüm modellerde, dental yapılarda transversal yönde santral kesici dişlerden posterior dişlere doğru ilerledikçe yer değiştirme miktarlarının azaldığı gözlenmiştir. Tüm modellerde (Model I–VII) lateral yönde rotasyonel ayrılma izlenirken, cerrahi kesi uygulanan tarafta (Model I–III) bu hareketin daha sınırlı olduğu görülmüştür. Von Mises gerilme analizlerinde cerrahi kesi uygulanan modellerde (Model I–III), genişletme gereksinimi olan taraftaki mini vidalar ve ankraj alınan dişler üzerindeki gerilme değerlerinin azaldığı görülmüştür. Sonuç: Tek taraflı maksiller darlık bulunan olgularda, genişletme gereksinimi olan tarafta oluşan yer değiştirme ve gerilme dağılımlarının uygulanan ankraj düzeni ve cerrahi desteğe bağlı olarak değişebileceği görülmüştür. Cerrahi destek ve yeterli iskeletsel ankrajın sağlandığı senaryolarda, hedeflenen tarafta genişlemenin daha çok iskeletsel düzeyde gerçekleşme eğiliminde olduğu; cerrahi kesinin bulunmadığı ve mini vida sayısının azaltıldığı modellerde ise dental yapılarda devrilme ve lokal gerilmelerin artabildiği izlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tek Taraflı Posterior Çapraz Kapanış, Sonlu Elemanlar Analizi, MARPE, Asimetrik Maksiller Genişletme

Murat Karaca
İnönü University
2026
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Morbid obez ve obez hastalarda DMFT indeksi ve tükürük değerlerinin incelenmesi

Amaç: Obezite gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri etkileyen küresel ve kronik bir hastalıktır. Bu çalışmanın amacı morbid obezite ve obezitenin DMFT indeksi ve tükürük değerleri (uyarılmamış tükürük akış hızı, uyarılmış tükürük akış hızı, tükürük viskozitesi, tükürük pH'ı ve tamponlama kapasitesi) üzerine etkilerini incelemektir. Materyal ve Metot: Çalışmaya 18-68 yaş aralığında 50 morbid obez, 50 obez ve 50 normal kilolu hasta katılmıştır. Hastaların çürük, kayıp ve dolgulu dişlerinin hesaplandığı DMFT indeksi klinik muayene ile belirlenmiştir. Tükürük değerleri ise GC Saliva Check Buffer tükürük kiti yardımıyla saptanmıştır. Hastalar ağız bakım alışkanlıkları, beslenme alışkanlıkları ve sosyoekonomik durumlarının belirlenebilmesi amacıyla ankete tabi tutulmuştur. Araştırma verilerinin istatistiksel değerlendirmesinde IBM SPSS for Windows Version 22.0 programı kullanılmıştır. Bulgular: Morbid obez, obez ve normal kilolular (kontrol grubu) arasında çürük diş sayısı, dolgulu diş sayısı, uyarılmamış tükürük akış hızı ve tükürük viskozitesinde anlamlı farklılığa rastlanmamıştır (p>0.05). Gruplar arasında DMFT indeksi, kayıp diş sayısı, uyarılmış tükürük akış hızı, tükürük pH'ı ve tamponlama kapasitesinde ise anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0.05). DMFT indeksi (p=0.006) ve kayıp diş sayısı (p<0.001) obezlerde kontrol grubundan anlamlı oranda daha yüksek bulunmuştur. Uyarılmış tükürük akış hızı (p<0.001), tükürük pH'ı (p=0.014) ve tamponlama kapasitesi (p=0.002) ise obezlerde kontrol grubundan anlamlı oranda daha düşük bulunmuştur. Sonuç: Obezite; DMFT indeksi, kayıp diş sayısı, uyarılmış tükürük akış hızı, tükürük pH'ı ve tamponlama kapasitesini olumsuz etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: Diş çürüğü, morbid obezite, obezite, tükürük.

Ağız sağlığıDiş çürükleriObezite+3
Gizem Ayan
İnönü University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Gingivektomi ve gingivoplasti operasyonlarını takiben uygulanan PRF, CGF ve AFG uygulamasının yara iyileşmesi üzerine olan etkilerinin değerlendirilmesi

Gingivektomi ve gingivoplasti operasyonlarını takiben uygulanan PRF, CGF ve AFG uygulamasının yara iyileşmesi üzerine olan etkilerinin değerlendirilmesi Amaç: Bu çalışmanın amacı gingivektomi ve gingivoplasti ameliyatı sonrası PRF, CGF ve AFG uygulamasının erken dönem yara iyileşmesine etkisini değerlendirmekti. Materyal ve Metot: Split mouth dizayn edilen çalışmada 19 hastaya gingivektomi ve gingivoplasti ameliyatı uygulandı. Ameliyat sonrası PRF, CGF ve AFG uygulanan bölgeler, kontrol bölgeleriyle karşılaştırıldı. 0.,7. 14. ve 28. günde cerrahi alan mira-2-tone boyası ile boyandı ve ImageJ programında değerlendirildi. 7., 14. ve 28. günde H2O2 testi, VAS-Ağrı ve LTH indeksi kullanılarak yara iyileşmesi değerlendirildi. Hastalardan estetik algılarını VAS estetik skalası üzerinden değerlendirmeleri istendi. Bulgular: Kontrol grubunun 7. ve 14. günde mira-2 tone ile boyanma miktarı test gruplarından anlamlı düzeyde yüksek bulundu, test grupları arasında farklılık yoktu. Kontrol grubunun 7., 14. ve 28. günde LTH indeksi değerleri test gruplarından anlamlı düzeyde düşük bulundu. H2O2 testi ile yapılan epitelizasyon değerlendirilmesinde gruplar arası anlamlı fark görülmedi. 7. günde trombosit konsantresi kullanımının ameliyat sonrası erken dönem ağrıyı azalttığı görüldü. Hastaların ameliyat sonrası estetikten memnuniyeti yüksekti. Sonuç: Gingivektomi ve gingivoplasti oparasyonları sonrası PRF, CGF ve AFG uygulamasının yara iyileşmesi üzerine olumlu etkilerinin olduğu tespit edildi. Bununla birlikte sekonder yara iyileşmesi açısından PRF, CGF ve AFG uygulamalarının birbirlerine göre üstünlüğünün olmadığı görüldü. Anahtar Kelimeler: Autologous fibrin glue, concentrated growth factor, gingivektomi, gingivoplasti, platelet rich fibrin.

Büyüme maddeleriCerrahi-diş hekimliğiFibrin doku yapıştırıcıları+5
Esra Bozkurt
İnönü University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Periodontitisli hastaların cerrahi olmayan tedavisinde farklı trombosit konsantrelerinin kullanımının klinik parametreler üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi

Periodontitisli Hastaların Cerrahi Olmayan Tedavisinde Farklı Trombosit Konsantrelerinin Kullanımının Klinik Parametreler Üzerindeki Etkisinin Değerlendirilmesi Amaç: Bu çalışmanın amacı; periodontitisin başlangıç periodontal tedavisi sonrası OFY, KBF, e-TZF'nin periodontal ceplere uygulanmasının klinik parametreler üzerindeki etkisini değerlendirerek kendi aralarında etkinlik derecelerini karşılaştırmaktır. Materyal ve Metot: Bu çalışma yaşları 25 ile 45 arasında değişmekte olan 10'u (%55,6) kadın ve 8'i (%44,4) erkek olmak üzere toplam 18 evre III, derece C periodontitis teşhisi konmuş hastalar üzerinde yapılmıştır. 0. ve 7. günde mekanik debritman uygulanan hastaların bir yarım çenesi kontrol grubu olmak üzere diğer her bir yarım çenesine farklı TK uygulandı. Klinik değerlendirmeler için; plak indeksi, gingival indeks, sondlama derinliği, klinik ataçman seviyesi, sondlamada kanama parametreleri 4. ve 12. haftalarda kaydedildi. Bulgular: Gruplar arasında işlem sonrası 1. ayda SD ve SK açısından anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0,05). Kontrol grubunun işlem sonrası 1.ay Pİ değerleri, KBF ve e-TZF gruplarından anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur (p<0,05). KBF grubunun işlem sonrası 1. ay Gİ değerleri, Kontrol ve OFY gruplarından anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0,05). Gruplar arasında işlem sonrası 3. ay SD ve Gİ değerleri açısından anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0,05). Kontrol grubunun işlem sonrası 3. ay KAS değerleri, KBF ve e-TZF gruplarından anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0,05). Kontrol grubunun işlem sonrası 3. ay SK değerleri, KBF ve e-TZF gruplarından anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: KBF'nin diğer TK'lerine oranla daha iyi klinik sonuçlar sağladığı gözlemlendi. TK, orta ve derin periodontal ceplerin tedavisinde periodontal tedaviyi destekleyici olarak uygulanabilir. Anahtar Kelimeler: Başlangıç periodontal tedavi, enjekte edilebilir trombositten zengin fibrin, konsantre büyüme faktörü, otolog fibrin yapıştırıcı, periodontitis, trombosit konsantreleri

Büyüme maddeleriFibrinKan trombositleri+4
Nergiz Çelik
İnönü University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

İskeletsel sınıf I-II-III maloklüzyona sahip farklı vertikal büyüme yönlü adolesan bireylerde kronolojik yaş ile kemik yaşının servikal vertebra ve el-bilek filmlerine bakılarak karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi

Amaç: Bu tez çalışmasının amacı farklı iskeletsel maloklüzyona ve farklı vertikal büyüme yönüne sahip adolesan bireylerin, kronolojik ve kemik yaşının sefalometrik ile el-bilek filmlerine bakılarak karşılaştırılmasıdır. Daha önceden yapılmış çalışmalarda bireyin vertikal büyüme yönü ve iskeletsel maloklüzyonları dahil edilmemiştir. Bu parametrelere ek olarak 11-14 yaş aralığındaki kız ve erkek hastalar ayrı değerlendirmiş, çok daha spesifik bir çalışma yapmak hedeflenmiştir. Materyal ve Metot: Çalışmamızda 9 kız, 9 erkek olmak üzere toplam 18 grup vardır. Bu gruplar horizontal, normal, vertikal yön paternine sahip iskeletsel Sınıf I, Sınıf II, Sınıf III maloklüzyon gruplarıdır. Kızlar ve erkekler hastalar kendi içinde horizontal, normal, vertikal olarak alt gruplara ayrılmış olup her maloklüzyon yine bu şekilde alt gruplara sahiptir. Çalışmada her grupta 30 birey olmak üzere, 270 kız ve 270 erkek toplam 540 bireyin sefalometrik ve el-bilek filmleri radyografi arşivinden değerlendirilmiştir. Hastalardan teşhis amacıyla rutin olarak alınan lateral sefalometrik ve el-bilek radyografileri üzerinden ANB(˚) ve SN-GoMe(˚) açılarına göre sınıflandırma yapılmıştır. Bulgular: Aynı yaş aralığında olup iskeletsel Sınıf I maloklüzyona sahip vertikal büyüme yönlü kız bireylerin servikal maturasyon evreleri, Sınıf I horizontal ve normal yön gelişimi gösteren kızlara göre daha ileri safhada çıkmıştır. Aynı yaş aralığındaki Sınıf III vertikal erkek bireylerin iskeletsel maturasyonlarının Sınıf III normal ve horizontal erkek bireylere oranla daha erken gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Sonuç: Bireylerden vertikal yön gelişim paterni içerenlerin maloklüzyondan bağımsız olarak iskeletsel maturasyon açısından daha olgun olduğu görülmüştür. Bu da vertikal yön gelişimi gösteren bireylerin ortopedik tedavisine daha erken yaşta başlanabileceği düşüncesini oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Vertebral Maturasyon, El-bilek Kemik Maturasyonu, Vertikal Büyüme Paterni, İskeletsel Maloklüzyon

BilekElErgenler+6
Manolya Nur Kumbul
İnönü University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Maksilller sinüs gelişimi tamamlanmış yetişkin bireylerde infrazigomatik krest bölgesinin kemik kalınlığı ile bu bölgeye uygulanacak minividaların uygulama yerlerinin ve açılarının bilgisayarlı tomografi üzerinde değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, maksiller 1. molar diş üzerindeki infrazigomatik krest kalınlığını ve bu bölgeye uygulanacak minividaların maksiller 1. molar dişin mesiobukkal ve distobukkal köklerine zarar vermeden okluzal düzleme göre farklı açı ve derinliklerde yerleştirilmesini bilgisayarlı tomografi ile değerlendirmektir. Materyal ve Metot: Maksiller sinüs gelişimi tamamlanmış yetişkin 30 kadın ve 30 erkek hastanın İnönü Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalında bilgisayarlı tomografi kayıtları incelendi. Sert dokular tomografi üzerinde eş zamanlı olarak koronal, aksiyal ve sagital kesitler halinde düzenlendi. 1. referans çizgisi olarak okluzal düzlem ayarlandı. Bu düzlem sağ ve sol maksiller 1. molar dişlerin mesiobukkal kasplarından geçtiği varsayılan düzlem olarak ifade edilmektedir. 2. referans çizgisi için maksiller 1. molar dişin mesiobukkal ve distobukkal köklerinin en dış kısımlarına ayrı ayrı teğet çizgiler çizildi. Bu teğet çizgilerin maksiller sinüs tabanı ile birleşim noktası S noktası olarak ifade edildi. Belirlenen S noktasından okluzal düzleme 40⁰ ile 75⁰ arasında 5° artacak şekilde 8 adet çizgi çizildi. Çizilen 8 adet çizgi uygun minivida yerleşim yerini ve açısını yansıttı. S noktasından çizilen çizgilerin infrazigomatik krestin lateral yüzeyi ile birleşim yerindeki noktalara B1'den B8' e kadar isimler verildi. S noktasından B1-B8 noktalarına çizilen çizgilerin uzunlukları infrazigomatik krestin kalınlığını gösterdi. B1-B8'den okluzal düzleme dik çizgiler çizildi. Bunlar ise minividaların okluzal düzleme göre uygun yerleşme derinliklerini gösterdi. Her ölçüm sağ ve sol bölge olarak yapıldı. Farklılıklar karşılaştırıldı. Bulgular: Erkek bireylerde maksiller 1. moların mesiobukkal kökü üzerinden okluzal düzleme göre yapılan 40° ile 75° arasında yapılan ölçümler ile infrazigomatik kemik kalınlıkları ortalama 3.79±0.99 mm ile 7.41±2.68 mm bulunurken, B1-B8 aralığındaki noktaların okluzal düzleme olan uzaklıkları 20.78±3.21 mm ile 16.13±5.10 mm aralığında bulunmuştur. Distobukkal kök üzerinde aynı yapılan ölçümlerde 3.83±1.31 mm ile 8.09±3.25 mm aralığında infrazigomatik kemik kalınlığı bulunurken, B1-B8 aralığındaki noktaların okluzal düzleme olan uzaklıkları 18.95±3.28 mm ile 13.53±4.42 mm aralığında bulunmuştur. Kadın bireylerde maksiller 1. moların mesiobukkal kökü üzerinden okluzal düzleme göre yapılan 40° ile 75° arasında yapılan ölçümler ile infrazigomatik kemik kalınlıkları ortalama 3.67±1.17 mm ile 6.99±3.29 mm bulunurken, B1-B8 aralığındaki noktaların okluzal düzleme olan uzaklıkları 20.14±2.55 mm ile 12.73±3.81 mm aralığında bulunmuştur. Distobukkal kök üzerinde aynı yapılan ölçümlerde 3.79±1.32 mm ile 8.51±3.21 mm aralığında infrazigomatik kemik kalınlığı bulunurken, B1-B8 aralığındaki noktaların okluzal düzleme olan uzaklıkları 18.48±2.14 mm ile 12.73±3.81mm aralığında bulunmuştur. Sonuç: Çalışmamızdaki yapılan tüm ölçümlerde kadın ve erkek bireyler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Kadın ve erkek bireyler arasında yapılan sağ ve sol ölçümlerde de istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Kadın ve erkek bireylerde 40° ile 75° arasındaki yapılan ölçümlerde B1-B8 aralığındaki noktaların okluzal düzleme olan uzaklıkları maksiller 1. moların mesiobukkal kökünde, distobukkal köküne göre istatistiksel olarak fazla bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: İnfrazigomatik Krest, Konik Işınlı Bilgisayarlı tomografi, Minivida

Kemik ve kemiklerKemik vidalarıKonik ışınlı bilgisayarlı tomografi+1
Serdar Demirtürk
İnönü University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Mandibular gömülü kanin dişlerin ve komşu dentoalveolar yapıların konik ışınlı bilgisayarlı tomografi ile incelenmesi

Amaç: Bu çalışmada, mandibular gömülü kanin dişlerin ve komşu dentoalveolar yapıların, konik ışınlı bilgisayarlı tomografi kullanılarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Bu araştırmada, gömülü mandibular kanin dişe sahip 54 bireyin KIBT görüntülerinde sagittal, koronal ve aksiyal kesitler üzerinde ölçümler yapılmıştır. Gömülü mandibular kanin dişlerin pozisyonu, komşu dişlerde yaptığı rezorpsiyon, mental foramen ile ilişkisi, insiziv kanal ile ilişkisi, gömülü ve sürmüş taraf arasında ark simetrisi, transversal genişlik ve kanin dişlerin meziodistal genişliği gibi parametreler incelenmiştir. Verilerin istatistiksel analizinde Shapiro-Wilks testi ve Kruskal-Wallis non-parametrik varyans analizi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmamızda gömülü kanin dişlerin çoğunlukla kadınlarda ve labial konumda olduğu görüldü. Gömülü ve sürmüş taraf arasında interpremolar ve intermolar mesafelerin benzer olduğu, gömülü kanin diş tarafında orta hatta göre ark uzunluğunun daha az olduğu ve gömülü mandibular kanin dişin mental foramen ve insiziv kanal ile temasının oldukça az olduğu görüldü. Komşu daimi dişlerdeki rezorpsiyon oranı %14.8 olarak kaydedildi. Labial konumda olan dişlerde rezorpsiyon daha fazla görüldü. Gömülü mandibular kanin dişin kortikal kemiği çok büyük oranda perfore ettiği bulundu. Sonuç: Gömülü diş tarafındaki mezializasyon, ark simetrisinin bozulmasına neden olabilmektedir. Gömülü mandibular kanin dişlerin meziodistal genişliğinin fazla olması tedavi planlamasında dikkate alınmalıdır. Anahtar kelimeler: ark uzunluğu, gömülü mandibular kanin, konik ışınlı bilgisayarlı tomografi, kök rezorpsiyonu

Dental arkDentoalveolar yapıDiş rezorpsiyonu+5
Ayhan Doğan
İnönü University
2021
10
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Tip 2 diyabet hastalarında apikal periodontitis sıklığının ve alveolar kemik kusurlarının incelenmesi: Retrospektifbir konik ışınlı bilgisayarlı tomografi çalışması

Amaç: Diabetes mellitus özellikle kontrol altına alınamadığında, periapikal lezyonların bulunduğu endodontik enfeksiyonların iyileşmesini engelleyen bir faktör olarak belirtilmiştir. Bu çalışmanın amacı T2DM hastalarında AP sıklığını ve alveolar kemik kusurlarını incelemek ve sonuçları sağlıklı bireylerle karşılaştırmaktır. Materyal ve Metot: Altmış yedi T2DM hastası ile 69 sağlıklı bireyin KIBT görüntüleri analiz edildi. Hastaların yaşları, cinsiyetleri, ağızlarındaki toplam diş sayıları, AP mevcut dişleri ve KTT uygulanmış dişleri kaydedildi. AP mevcut olan dişler KOPİ ile KKT uygulanmış dişler EDTİ ile değerlendirildi. Bir dişin çevresindeki marjinal ve furkasyon bölgesi kemik kayıpları KIBT görüntülerinde ölçüldü. Karşılaştırmalarda Olabilirlik oran testi, süreklilik düzeltmeli ki-kare testi, Pearson ki-kare testi ve Fisher kesin ki-kare testi kullanıldı. Sayısal verilerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilk testi ile incelendi, karşılaştırma için Mann-Whitney U testi yapıldı. Bulgular: En az bir dişinde AP mevcut olan hastalar T2DM grubunda daha fazla bulundu (p=0,006). Dişler açısından değerlendirme yapıldığında AP sıklığı T2DMG'de daha fazla idi (p<0,001). KKT uygulanmış dişlerin sıklığı gruplar arasında fark göstermedi (p=0,578). T2DMG'de KKT uygulanmış dişlerde AP daha fazla bulundu (p=0,002). KKT uygulanmamış dişlerde AP sıklığı T2DMG ve SG arasında fark göstermedi (p=0,112). KKT yetersiz olarak değerlendirilen diş sayısı T2DMG'de SG'ye kıyasla daha fazla idi. (p=0,004). AP lezyonu ile ilgili S, R, D parametreleri T2DM hastalarında ve sağlıklı bireyler arasında fark göstermedi. Periodontal ölçümler karşılaştırıldığında iki grup arasında fark bulunmadı (p=0.059). Sonuçlar: T2DM hastalarında AP sıklığının yüksek olduğu ve bunun yanında KKT başarısının daha düşük olduğu görüldü. Yetersiz kök kanal dolgusu AP sıklığında artışa sebep olmuş olabilir.

Alveolar kemikDiabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2+2
Zeynep Korkmaz
İnönü University
2021
00