İnönü University
Faculty

Faculty of Dentistry

İnönü University

118

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Üç farklı iskeletsel ankrajlı total maxiller ark distalizasyon yönteminin sonlu elemanlar analizi ile incelenmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı MKS apareyi, IZC ve MT vidası kullanılarak üç farklı iskeletsel ankrajlı total maksiller ark distalizasyon yönteminin sonlu elemanlar analizi ile incelenmesidir. Ayrıca kullanılan vidalar ve onu çevreleyen periodontal dokulardaki stres analizlerinin yapılması da amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Kraniyomaksiller kompleks, maksiller dişler, periodontal ligament, alveoler proçes ve uygulanması planlanan mekanikler modellenip sonlu elemanlar analizine hazırlanmıştır. Üç farklı distalizasyon mekaniği ile dokuz farklı senaryo oluşturulmuştur. Maksiller dentisyondaki her dişin x, y ve z eksenindeki yer değişimleri hesaplanmış, vida ve çevre dokuların Von Mises stress dağılımları renk kodu skalasıyla görselleştirilmiştir. Ayrıca dişlerde ve alveol kemiğinde oluşan gerilmeler de incelenmiştir. Bulgular: Molar bölgesinde kron seviyesinde en fazla distalizasyon, MKS grubunda 'birinci senaryoda' görülmüştür. Kök seviyesinde bakıldığında ise en fazla distalizasyon, yine MKS grubunda 'üçüncü senaryoda' görülmüştür. Kesici dişlerde kron seviyesinde en fazla palatinale hareket MT grubunda 'dokuzuncu senaryoda' görülmüştür. Kesici dişlere kök seviyesinde bakıldığında ise en fazla palatinale hareket IZC grubunda 'altıncı senaryoda' gerçekleşmiştir. Sonuç: Distalizasyon esnasında oluşturdukları hareket paternlerindeki farklılıklara rağmen incelenen üç distalizasyon mekaniğinin de etkin bir distalizasyon gerçekleştirdiği görülmüştür. Kuvvetin 3 ve 6 mm apikale kaydırıldığı MKS ve IZC gruplarının senaryolarında kuvvet vektörünün direnç merkezine doğru yakınlaşmasıyla gerçekleşen hareketlerin, düşük üst kesici eğimlerine ve azalmış dik yön boyutlarına sahip Sınıf II bölüm 2 maloklüzyonlu hastaların tedavisinde avantajlı olacağı düşünülmüştür. Birinci, dördüncü ve MT grubu senaryolarda kuvvet ark teli seviyesinden verildiğinde gerçekleşen hareketlerin, yüksek üst kesici eğimlerine ve artmış dik yön boyutlarına sahip Sınıf II bölüm 1 maloklüzyonlu hastaların tedavisinde avantajlı olacağı düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: IZC vidası, MKS apareyi, MT vidası, Sonlu Elemanlar Analizi, Total Maksiller Ark Distalizasyonu

Fırat Oğuz
İnönü University
2024
30
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Parsiyel gömülü mandibular ikinci molar dişin farklı yöntemlerle dikleştirilmesinin sonlu elemanlar analizi ile incelenmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, mezioangüler pozisyonda parsiyel gömülü mandibular ikinci molar dişlerin dikleştirilmesinde kullanılan iskeletsel ankrajlı dört farklı tedavi yönteminin sonuçlarını sonlu elemanlar analizi ile değerlendirmektir. Bu bağlamda dişte, kemikte, periodontal ligamentte ve vidalarda oluşan stresler ve dişte farklı yönlerde meydana gelen yer değiştirmeler incelenecektir. Materyal ve Metot: Mandibular kompleks, mandibular dişler, periodontal ligament, alveoler proçes ve uygulanması planlanan mekanikler modellenip sonlu elemanlar analizine hazırlanmıştır. Dört farklı iskeletsel ankrajlı dikleştirme mekaniği (Open coil, Niemkemper, Kantilever, Ramus vidası) ile üç farklı gömülülük derecesinde (45°, 60°, 75°) toplamda on iki farklı senaryo oluşturulmuştur. Analiz sonucunda dişte, kemikte, periodontal ligamentte ve vidalarda oluşan stresler ve dişte üç farklı eksende (x,y,z) meydana gelen yer değiştirmeler incelenmiştir. Bulgular: Transversal yönde (x ekseni) en fazla yer değiştirme ramus vidasının uygulandığı dördüncü grupta, sagittal yönde (y ekseni) en fazla yer değiştirme Nienkemper yönteminin uygulandığı ikinci grupta, vertikal yönde (z ekseni) en fazla yer değiştirme ise ramus vidasının uygulandığı dördüncü grupta meydana gelmiştir. Sonuç: Kök rezorbs/yonu açısından en r/skl/ /k/ yöntem/n ramus v/dası ve kant/lever spr/ng grupları olduğu tesp/t ed/lm/şt/r. Dikleşme ile birlikte distalizasyon hareketi de istenilen vakalarda Nienkemper yönteminin; distalizasyon istenilmeyen vakalarda ise kantilever spring yönteminin tercih edilmesi avantaj sağlayacaktır. Vertikal kontrolü en iyi mekanik olan Niemkemper yönteminin, özellikle dişlerde ekstrüzyon istenilmeyen vertikal büyüme paternine sahip hastaların tedavisinde fayda sağlayacağı düşünülmüştür. Ş/ddetl/ gömülülük vakalarında (75°), tedav/n/n /lk aşamalarında ramus v/dası /le d/şe koronal yönde hareket ver/p görünür hale get/rd/kten sonra, kökte mez/al hareket/n en çok görüldüğü kant/lever spr/ng yöntem/ /le tedav/ye devam ed/lmes/ öner/lmekted/r. Anahtar Kelimeler: İskeletsel ankraj, Mandibular Molar Diş Dikleştirme, Mini Vida, Sonlu Elemanlar Analizi

Handan Göze Oğuz
İnönü University
2024
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı dik yön boyutlarına sahip bireylerde interradikular alandaki kemik yoğunluğunun fraktal analiz yöntemiyle değerlendirilmesi.

Amaç: Bu çalışmanın amacı, farklı dik yön büyüme paternine sahip bireylerde ortodontik mini vida uygulamaları için önemli olan interradiküler, infrazigomatik krest (IZC) ve mandibular bukkal shelf (MBS) bölgelerinde kortikal ve trabeküler kemik yoğunluğu ile kemik kalınlıklarını karşılaştırmalı olarak değerlendirmektir. Materyal ve metot: Çalışmaya İnönü Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalı'na başvuran, Sınıf I iskeletsel ilişkiye sahip hipodiverjan (n=30), normodiverjan (n=30) ve hiperdiverjan (n=30) toplam 90 bireyin KIBT görüntüleri dahil edilmiştir. Maksilla ve mandibulada interradiküler bölgelerde, IZC ve MBS alanlarında kortikal kemik kalınlığı, trabeküler kemik kalınlığı, total alveolar kemik kalınlığı ölçülmüştür. Ayrıca bu bölgelerde kortikal kemik yoğunluğu Hounsfield Unit (HU) ve trabeküler kemik yoğunluğu fraktal analiz (FA) ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Hipodiverjan bireylerde kortikal kemik kalınlığı ve yoğunluğu diğer gruplara göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. IZC bölgesinde, MBS 16 DB bölgesi MBS 16 MB bölgesine göre daha kalın kortikal kemik yapısı göstermiştir. MBS bölgesinde distal bölgedeki kortikal kemik kalınlığı, mezial bölgeye göre daha yüksek değerler sergilemiştir. Tüm gruplarda posterior bölgelerden anterior bölgelere doğru gidildikçe trabeküler kemik ve total alveolar kemik kalınlıklarında anlamlı azalma gözlenmiştir. Hiperdiverjan bireylerde hem kortikal kemik kalınlığı hem de yoğunluğu diğer gruplara göre daha düşük bulunmuştur. Sonuç: Mini vida uygulamaları için en uygun hasta grubu hipodiverjan bireyler olarak değerlendirilmiştir. Posterior bölgeler, özellikle mandibulada 46-47 ve 45-46 bölgeleri, yüksek kortikal kemik kalınlığı nedeniyle mini vida uygulamaları için ideal bölgeler olarak belirlenmiştir. Hiperdiverjan bireylerde ise kortikal kemik kalınlığı ve yoğunluğunun düşük olması nedeniyle mini vida uygulamalarında daha dikkatli olunması ve gerekli önlemlerin alınması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Mini vida, Kortikal kemik kalınlığı, Fraktal analiz, Hounsfield ünitesi, Konik ışınlı bilgisayarlı tomografi

Mehman Amıraslanlı
İnönü University
2024
30
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

El bilek radyografileri aracılığıyla maturasyon dönemi tespitinde yapay zeka algoritmalarının başarısının değerlendirilmesi

Amaç: Çalışmamızın amacı, el-bilek radyografilerini kullanarak YZ tabanlı uygulamalar ile iskeletsel olgunluğun doğru ve tutarlı bir biçimde tespit edilmesi ve buna paralel olarak hatalı teşhis ve tedavilerin önlenmesidir. Bu sebeple, retrospektif olarak hasta arşivinden elde edilen el-bilek radyografilerinden maturasyon dönemleri, yaş ve cinsiyet tespitinde YZ algoritmalarının başarısı değerlendirilecektir. Materyal Metot: Çalışmanın materyali, ortodontik tedavi için başvurmuş olan sistemik olarak sağlıklı Türk bireylerden alınan 6572 adet el-bilek radyografisi oluşturmaktadır. Beş farklı maturasyon yöntemine göre sınıflandırılan materyal, ek olarak cinsiyet ve yaş için de sınıflandırılmıştır. Daha sonra görüntüler üzerinde etiketlemeler CranioCatch etiketleme yazılımı (CranioCatch, Eskişehir, Türkiye) kullanılarak yapılmıştır. Veri setleri rastgele olarak eğitim, doğrulama ve test setlerine ayrılmıştır. PyTorch kütüphanesi kullanılarak eğitilen YOLOv8 derin öğrenme mimarisinin, büyüme-gelişim dönemlerinin tespitinde test veri setleri ile başarısı değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmada kullanılan derin öğrenme modeli ile Grup I için doğruluk 0.860 ve F1 skor 0.850, Grup II için doğruluk 0.920 ve F1 skor 0.960, Grup III için doğruluk 0.878 ve F1 skor 0.935, Grup IV için 0.981 ve F1 skor 0.990, Grup V için doğruluk ve F1 skor 0.920, Grup VI için doğruluk ve F1 skor 0.980, Grup VII için doğruluk 0.580 ve F1 skor 0.570 olarak bulunmuştur. En yüksek F1 skoru ise 0.990 olarak Grup IV için elde edilmiştir. En düşük F1 skoru Grup VII için 0.570 olarak bulunmuştur. Veri setlerinin dengeli dağılım göstermesi sonucunda, genel olarak AUC değerlerinin 1'e yakın bulunması derin öğrenme modelinin performansının başarılı kabul edilmesini sağlamıştır. Ayrıca bu değerler farklı sınıfları ayırt etmede derin öğrenme algoritmasının tahminlerinin isabetli olduğunu göstermektedir. Sonuç: Büyüme-gelişim dönemlerinin derin öğrenme modeli ile başarılı bir şekilde tespit edilmesi, klinikte hekimlere yardımcı olarak iş yükünü hafifletmesi mümkün olacaktır. Teşhis ve tedavi kararlarında yapay zekanın, başlangıçta yardımcı rolde olması öngörülmektedir. YZ tabanlı uygulamaların klinik işleyişe entegre edilmesi gözlemci içi ve gözlemciler arası uyumsuzlukları en az indirecek ve yanlış teşhis ve tedavilerin büyük oranda önüne geçebilecektir. Anahtar Kelimeler: Yapay zeka, iskeletsel maturasyon, el-bilek radyografisi, derin öğrenme

Serhat Tentaş
İnönü University
2024
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Hareketli ve sabit fonksiyonel aparey tedavilerinin mandibular kemikteki etkilerinin fraktal analiz yöntemi ile değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, pubertal dönemde olan iskeletsel sınıf II maloklüzyonlu hastaların, hareketli ve sabit fonksiyonel aparey ile tedavisi sonrasında mandibular trabeküler kemikte meydana gelen değişiklikleri panoramik ve lateral sefalometrik radyografiler kullanılarak Fraktal Analiz (FA) yöntemi ile değerlendirmektir. Materyal Metot: İskeletsel sınıf II maloklüzyonu olan, normodiverjan dik yön paternine sahip, pubertal atılım döneminde olan 120 bireyin panaromik ve sefalometrik görüntüleri 4 gruba ayrılmıştır. Çalışma grupları Monoblok apareyi, Twinblok apareyi ve Herbst apareyi ile tedavi gören 30'ar hasta olacak şekilde 3 ayrı tedavi grubundan oluşmaktadır. Kontrol grubu ise tedavi görmemiş 30 bireyden oluşmaktadır. Tüm bireylerde fonksiyonel tedavi sonrası mandibulanın kondil, angulus, korpus ve simfizis bölgelerinde oluşabilecek değişiklikler FA yöntemi ile incelenmiştir. Bulgular: Tedavi gruplarında yer alan tüm bireylerin kondil, korpus ve simfizis bölgelerinin fraktal boyut (FB) değerlerinde istatiksel olarak anlamlı azalma gözlenmiştir (p<0,05). Tüm tedavi gruplarının angulus bölgesi FB değerlerinde ise istatiksel olarak anlamlı bir artış tespit edilmiştir (p<0,001). Kontrol grubunda yer alan bireylerin tedavi başı ve sonu FB değerlerinde istatiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Sonuç: Pubertal dönemde uygulanan sabit ve hareketli fonksiyonel aparey tedavileri mandibulanın kondil bölgesinin yeniden şekillenmesini ve böylelikle daha ileri bir pozisyonda konumlanmasını sağlamaktadır. Bununla beraber mandibulanın konumundan etkilenen masseter kasının liflerinin olduğu angulus bölgesinde rezorpsiyona dirençli bir alan olduğu gözlenmiştir. Hareketli aparey tedavilerinde, posterior dişlerin bölgedeki akrilik kütle ve bu bölgedeki dişlerin ekstrüzyonu için uygulanan selektif mölleme işlemine bağlı, mandibulanın korpus bölgesindeki trabeküler kemik yoğunluğunda azalma meydana gelmiştir. Hareketli ve sabit fonksiyonel tedavilerinin bir yan etkisi olarak gözlemlenen alt keser açılarındaki artışın, keser köklerinin bukkalinde yer alan trabeküler kemik yoğunluğunda azalmaya neden olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Fonksiyonel Apareyler, Fraktal analiz, Trabeküler Kemik, Panoramik Radyografi, Sefalometrik Radyografi.

Mahmut Ayhan Öner
İnönü University
2024
60
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Sagittal split ramus osteotomisinde farklı plaklarla yapılan fiksasyon yöntemlerinin deneysel olarak karşılaştırılması

Amaç: Sagittal split ramus osteotomisi (SSRO) sonrası relaps beklenen mandibular hareketlerde segmentlerin stabilizasyonu iyi olmalıdır. Bu çalışmanın amacı; mandibulanın büyük ilerletme gerektirdiği durumlarda rekonstrüksiyon plak, çift miniplak ve tek miniplak sistemlerinin stabilitesini karşılaştırmaktır. Materyal ve Metot: Çalışmamızda SSRO yapılan 45 adet koyun hemimandibulasına uygulanan 3 farklı fiksasyon yönteminin stabilitesini karşılaştırdık. Segmentler 7 milimetre (mm) ilerlemiş olacak şekilde fiksasyon işlemi yapılmıştır. 1. grupta; 1 adet 4 delikli miniplak ve 4 adet 2 mm kalınlığında 7 mm uzunluğunda vida ile, 2. grupta; 2 adet 4 delikli miniplak ve 8 adet 2 mm kalınlığında 7 mm uzunluğunda vida ile, 3. grupta; 1 adet 4 delikli rekonstrüksiyon plak ve 4 adet 2.7 mm kalınlığında 7 mm uzunluğunda vida ile fiksasyon işlemini gerçekleştirdik. Denekleri çelik bir aygıt ile servohidrolik test cihazına yerleştirdik. Molar dişler üzerine 10 Newton'dan (N) 200 N'a kadar artan kuvvetler uyguladık. Segmentlerdeki yer değiştirme ve standart sapma (SS) değerleri bilgisayarda kaydedildi. Çalışmadaki değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu grafiksel olarak ve Shapiro-Wilks testi ile değerlendirildi. Gruplara göre karşılaştırılmasında Kruskal-Wallis non-parametrik varyans analizine başvurulmuştur. İkili karşılaştırmalarda bonferroni düzeltmesi yapılarak analiz sonuçları verildi. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Tek miniplakta ortalama yer değiştirme miktarı çift miniplak ve rekonstrüksiyon plağa göre uygulanan tüm kuvvetlerde anlamlı derecede daha yüksektir. Çift miniplak ve tek rekonstrüksiyon plak gruplarında ortalama yer değiştirme değerleri benzer saptandı. Sonuç: SSRO sonrası relaps beklenen mandibular hareketlerde; çift miniplak ve tek rekonstrüksiyon plağı yeterli stabiliteyi sağlarken tek miniplak sağlayamaz. Bu çalışmanın sonucunda; rekonstrüksiyon plağı ve çift miniplağın, relaps beklenen mandibular hareketlerde kullanılabileceğini önermekteyiz.

İrfan Üstündağ
İnönü University
2024
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Marjinal mandibular rezeksiyon sonrası mandibula simfize gelen travmanın kırık oluşturma paterninin sonlu elemanlar analiziyle değerlendirilmesi

Mandibulanın marjinal rezeksiyon(MMR)'u, bir dizi malign ve benign lezyonun tedavisinde kullanımı kanıtlanmış bir mandibulektomi tekniğidir. MMR sonrası, mandibula kırığı çözülmemiş bir sorun olmaya devam etmektedir. Kırık oluşum mekanizmasının değerlendirildiği bir çok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı, travmalar karşısında marjinal mandibulektomi boyutunun mandibular kırılmaya karşı direncini ölçmek, bu tekniğin kullanımını geliştirmek ve profilaktik internal fiksasyon veya greftleme uygulaması için bir eşik oluşturmaktır. Sonlu elemanlar analizi yöntemini kullanılarak bilgisayar ortamında üç boyutlu olarak 13 farklı mandibula modeli oluşturulmuştur. Bu modellerin meziodistal çapları sabit ancak vertikal olarak 5 mm artacak şekilde MMR'lar yapıldı. Bu rezeksiyonlar meziodistal sınırı simfizde her iki 1. premolar dişin mezialleri arasında, korpusta ise sağ 1. küçük azı dişin distali ve sağ 2. Molar dişin distali arasında olacak şekilde uygulandı. Simfizde 7 adet, korpusta 6 adet olacak şekilde marjinal rezeksiyon yapıldı. Mandibulanın simfiz bölgesine dik bir şekilde 1000 N'luk kuvvet uygulandı. Çalışmada von Mises, maksimum principal ve minimum principal stres değerlerine bakılarak değerlendirmeler yapıldı. Çalışmanın sonucunda simfizde son 4 modelde ve korpusta son 4 modelde oluşan stresler kırık oluşma potansiyeline sahip olduğu görüldü. Rezidüel yükseklik ve travma kuvveti patolojik kırık önlenmesi için kritik faktörlerdir. Travma karşısında dayanabilecek minimum kemik miktarı simfiz bölgesinde yapılan rezeksiyon için 18 mm ve daha az, korpus bölgesinde yapılan rezeksiyon içinde 17 mm ve daha az kemik yüksekliği kaldığında kırık meydana gelebileceği görüldü. MMR sonrası kalan kemik yüksekliği belirtilen değerlerden yüksek değilse, kırık oluşumunu engellemek için proflaktik olarak internal fiksasyon veya kemik greftlemesi düşünülmelidir.

Yunus Çetiner
İnönü University
2024
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Enfekte süt molar dişlerin lezyon sterilizasyonu ve doku tamiri tedavisinde farklı antibiyotik kombinasyonlarının kullanımının klinik ve radyografik başarısının değerlendirilmesi

Amaç: "Lezyon sterilizasyonu ve doku tamiri" (LSDT), birçok klinik çalışmada ümit verici sonuçlar elde etmiş, enstrümantasyonsuz endodontik tedavi yöntemidir. Bu çalışmanın amacı farklı antibiyotik kombinasyonlarının LSDT tedavisinde kullanılması sonucu klinik ve radyografik başarılarının değerlendirilmesidir. Materyal ve Metod: İnönü Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı'na başvuran, 4-10 yaş arası toplamda 43 çocuk hastanın geri dönüşümsüz pulpa iltihabı veya nekroz belirtileri gösteren 50 alt süt molar dişine LSDT tedavisi uygulanmıştır. Hastalar 1, 3, 6, 9 ve 12 ay sonra takip randevularına çağırılarak klinik ve radyografik olarak değerlendirilmiştir. Bulgular: 3Mix-MP ve Alternatif 3Mix-MP karışımlarıyla yapılan LSDT tedavisi sonrası 12. ay takiplerinde klinik, radyografik ve genel başarıları değerlendirildiğinde aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. (p=1.000, p=0.612, p=1.000) 3Mix-MP grubunun klinik, radyografik ve genel başarısının takip sürelerine göre karşılaştırması yapıldığında anlamlı bir şekilde düşüş görülmüştür. (p=0.029, p=0.003, p=0.019) 12. ay takip randevularında süt 1. molar dişlerin, süt 2. molar dişlere kıyasla daha başarısız olduğu görülmüştür. Bu durum istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. (p=0.011) Elde edilen verilere göre takip süresi boyunca LSDT tedavisinde klinik başarı (%90), radyografik başarıya (%74) oranla yüksek bulunmuştur. Sonuç: Çalışmamızda LSDT tedavisinin başarılı bir vital olmayan pulpa tedavi yöntemi olduğu görülmüştür. Bu tedavide yaygın olarak kullanılan 3Mix-MP karışımı ve minosiklin yerine klindamisin tercih edilerek oluşturulan Alternatif 3Mix-MP karışımı karşılaştırıldığında benzer şekilde başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Elde edilen bulgular, bu alternatif ilaç karışımının LSDT tedavisinde güvenle kullanılabileceğini göstermektedir.

Rüveyda Nur Culfa
İnönü University
2024
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Molar dişlerin rejeneratif endodontik tedavisinde iskele olarak plateletten zengin fibrin, kitosan ve kan pıhtısının klinik ve radyolojik başarısının değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı nekrotik immatür molar dişlerin rejeneratif endodontik tedavisinde (RET), kan pıhtısı, PRF ve kitosan olmak üzere 3 farklı yapı iskelesinin uygulanması ve uzun dönem sonuçlarının değerlendirilmesidir. Materyal ve Metot: İnönü Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı'na başvuran 6-14 yaş arasındaki 25 hastanın( 13 kız, 12 erkek) 28 mandibular molar dişi çalışmaya dahil edilmiştir. Dişler randomizasyonla 3 farklı yapı iskelesi grubuna (kan pıhtısı, PRF, kitosan) ayrılmıştır. RET'leri tamamlanan hastaların 3., 6., 12., 18. ve 24. aylarda radyografik ve klinik kontrolleri yapılmıştır. Bulgular: Tedavi başlangıcı ve takip süresi sonundaki radyografiler kıyaslanmış, PAİ değerlerindeki azalma, Cvek kök gelişim skorunda, kök uzunluğunda ve kök kalınlığında artış istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Tüm dişlerde apikal kapanma görülmüştür. Kök kanalında kalsifikasyon gelişme durumu değerlendirilmiş, toplamda 28 dişin 8'inde (%28.5) kalsifikasyon gelişmiştir. Hiçbir dişte internal-eksternal rezorpsiyon ve ankiloz gelişmemiştir. 28 dişin 5'i ağrı şikayeti ile kliniğimize başvurmuştur. Bu 5 dişin 4'üne kök kanal tedavisi, 1'ine çekim uygulanmıştır. Kök uzunluğundaki artış baz alındığında en etkili yapı iskelesi kan pıhtısı, en az etkili yapı iskelesi kitosandır ve bu fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). Diğer bulgularda yapı iskeleleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0.05). Sonuç: Nekrotik immatür molar dişlerde RET'ler başarılı sonuçlar sunmaktadır. Kitosan RET'lerde etkili ve güvenle kullanılabilecek alternatif bir yapı iskelesidir. Farklı yapı iskelelerinin RET'deki başarılarının kıyaslanması için örneklem büyüklüğü daha fazla olan klinik çalışmalara ihtiyaç vardır.

Beyza Sandal
İnönü University
2024
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Çocuk diş hekimlerinin süt azı dişlerine yapılan pulpal işlemlerde anestezi yöntemlerini uygulama yaklaşımlarının değerlendirilmesi

Amaç: Çalışmanın amacı, çocuk diş hekimlerinin dental işlemler sırasında ağrının giderilmesi amacıyla kullandıkları lokal anestezi tekniklerini öğrenmek ve bu teknikler hakkındaki bilgi düzeylerini değerlendirmektir. Materyal ve Metot: Ülkemizdeki diş hekimliği eğitimine, kullanılan terminolojiye ve güncel tedavi yaklaşımına uygun şekilde anket soruları oluşturuldu. Anket soruları demografik sorular ve klinik vaka örnekleriyle hazırlanmış çoktan seçmeli sorular olmak üzere 2 ana başlıkta hazırlandı. İlk bölümdeki sorular katılımcıların demografik özelliklerine ilişkin soruları içermektedir. Son bölüm, alt çene 1. ve 2. süt azı dişlerinin pulpayla ilişkili çürüklerine yapılacak amputasyon ve kanal tedavisinde kullanılacak lokal anestezi tekniğinin seçimini içeren sorulardan oluşmaktaydı. Bu bölümde 8 farklı senaryo bulunmaktaydı. Senaryolarda çocuk diş hekimlerinin, 4 ve 7 yaşında çocuk hastaların 1.süt azı ve 2. süt azı dişleri için ayrı ayrı amputasyon ve kanal tedavilerinde uygulayacakları ilk lokal anestezi tekniği, anestezinin başarısız olması durumunda ikinci lokal anestezi tercihlerini seçmeleri istendi. Bulgular: Kanal tedavisi uygulananlarda 1. süt azıda 4yaş için en yüksek %53.34 oranında bukkal infiltratif anestezi uygulanırken, 7 yaş için %60.1 oranında mandibular anestezi uygulanmıştır. 2. Süt azıda ise 4 yaş ve 7 yaş için oran bakımından en çok mandibular anestezi uygulanmıştır. Amputasyon uygulananlarda 1. Süt azıda 4 yaş için en yüksek %62.8 oranında bukkal infiltratif anestezi uygulanırken, 7 yaş için %56.3 oranında mandibular anestezi uygulanmıştır. 2. Süt azıda ise 4 yaş için %37.6 oranında bukkal infiltratif uygulanırken 7 yaş için %70.7 oranında mandibular anestezi uygulanmıştır. Sonuç: Çocuk diş hekimleri için uzmanlık eğitimi sırasında anestezi tekniklerine yönelik programların oluşturulmasının faydalı olabileceği düşünüldü. Hekimin yaşı, mesleki yılı ve çalıştığı kurum gibi faktörlerin anestezi tekniği seçiminde etkili olduğu görüldü.

Pelin Senem Özsunkar
İnönü University
2024
00