
3
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Geçiş kanalları ile kanal içi pervane sistemleri üzerinde pasif akış kontrolü sağlanması ve performansının değerlendirilmesi
Geçiş kanalları ve kanal içi pervane sistemleri havacılık tarihi boyunca pervane ucunda oluşan kayıpların önlenmesi, gürültünün azaltılması, pervanenin uygun şartlarda çalışması için akışın yönlendirilmesi ve güvenlik gibi birçok alanda araştırılmış ve kullanılmıştır. Özellikle günümüz yolcu uçaklarında kullanılan turbofan motorların kanal içerisinde yüksek by-pass oranlı bir fanı barındırması ve bu fan ile itkisinin %80 oranını karşıladğı düşünüldüğünde kanal içi fan sistemleirnin önemi bir kez daha ortaya çıkmış olur. Öte yandan kanal içi fan sistemleri özellikle 2. Dünya Savaşı sonrasında artan kişisel kullanım hava araçlarının ve VTOL özelliğie sahip hava araçlarının geliştirilmesinde önemli rol oynamıştır. Günümüzde de VTOL özelliğe sahip elektrikli hava aaraçlarının gündeme gelmesi özellikle elektrik kanal içi fan (EDF) sistemlerini yeniden gündeme taşımıştır. Kanal içi fan sistemleri belirli ileri hız rejimlerinde, verim artışı, itki artışı ya da buna bağlı olarak boyutta küçülme, ses engelleme, güvenlik gibi konularda öne çıksa da çapraz akış içerisinde kaldığı durumlarda performans konusunda oldukça büyük sorunlar yaşamaktadır. Yüksek hücum açısı ile kalkış ya da iniş yapan bir yolcu uçağının motorunun bu kopma nedeniyle yeterli akışı alamaması, bir insansız hava aracının istenmeyen türbülans, titreşim ve momentlere mağruz kalması gibi birçok konuda sıkıntı yaşanmaktadır. Kanal yapısının da bir kanat profili olduğu göz önüne alınarak günümü uçaklarının yüksek hücum açılarına çıkarken kullandıkları yardımcı aerodinamik yüzeyler ve metodlar araştırılmış ve slot, slat ve jet akışı ile yönlendirme gibi konseptler bulunmuştur. Mekanik hareketli yüzeylerin bu tür dairesel yapılarda kullanılmasının zorlukları ve bu sistemlerin oluşturacağı ağırlıklar göz önüne alınarak pasif şekilde aerodinamik yönlendirme yapan tasarımlardan slot kanal tasarımı ana tasarım olarak seçilmiştir. Kanal için kullanılan NACA 4312 kanat profili üzerine tasarlanan slot sistemi duct ekseninde her yönden gelecek akışı yönlendirecek şekilde dairesel olarak tasarlanmıştır. Çalışma kapsamında kanal içi elektrikli fan sistemi bir MAV için modellenmiş ve 5 inch çapında 3 palli bir pervane seti ile deneyler yapılarak ileri uçuşta düşük sürükleme yaratacak, çapraz akış altında standart kanal yapısına göre daha iyi performans gösterecek ve bunları yaparken mümkün olduğu kadar mekanik bir yapı içermeyecek bir çözüm olarak slot tasarımlı kanal tasarımı yapılmıştır. Bu tasarım, açık pervane, standart kanal tasarımı ve toroid kanal tasarımı ile karşılaştırmalı olarak deneysel olarak incelenmiştir. Deneylerin gerçekleştirilmesi esnasında alınacak verilerin miktarı nedeniyle yarı otomatik veri alabilen bir itki test sistemi geliştirilmiştir. Bu itki test sisteminde rüggar tüneli hızı ayarlanması ardından manuel şekilde verilen gaz seviyesi üzerine itki, devir, voltaj ve akım değerleri otomatik olarak kaydedilmektedir. Bunun için kullanılan sensörlerle birlikte itki test standı ana yapısı bir yük hücresine bağlı moment kolu üzerine tasarlanmış olabildiğince basit ancak ölçümler için de oldukça hassas bir sistem olarak geliştirilmiştir. Standart kanal tasarımı deneyler esnasında açık pervaneye göre oldukça iyi bir performans göstermiştir; ancak serbest akış hızı arttıkça kanalın sürüklemesi kanalın itki kuvvetine sağladığı desteği geride bırakacak kadar artmıştır. Açık pervane sistemi ise akışa paralel durumlarda itki seviyesi azalmış ancak çapraz akış altında serbest akım hızı arttıkça itki seviyesi artmıştır. Bu beklenmedik sonuç için pervane hız vektörleri ile serbest akış arasındaki ilişki incelendiğinde çıkan verinin doğruluğundan emin olunmuştur. Toroid tasarım ise statik itki konusunda en iyi itki katkısını sağlamış ve çapraz akışlarda ise en düşük seviyede akış kopması yaşamıştır; ancak toroid kanal yapısı da akışa dik kesit alanının büyüklüğü nedeniyle olduça yoğun sürükleme kuvveti yaratmış ve bu sürükleme kuvveti nedeniyle statik akışta ve çapraz akışlarda istenilen beklentiyi verememiştir. Hücum kenarı daire çapının çok yüksek olması sebebiyle çapraz akış altında en hızlı yeniden yapışmayı sağlayan tasarım olmuştur. Beklenildiği üzere akışa dik kesit alanı küçük ancak yardımcı akış yönlendirici aerodinamik yapılarıyla akışa yön verebilecek slot tasarımlı kanal için fan sistemi toroid kanal kadar iyi çapraz akış performansı, normal duct kadar düşük paralel akış sürüklemesi sağlayamasa da hibrit bir tasarım olarak MAV ve VTOL hava araçları gibi yoğun şekilde çapraz akış içerisinde hareket eden sistemlerde performası önemli ölçüde arttıracağı gözlemlenmiştir. Bu aşamadan sonraki çalışmalarda viskoz etkileri daha az gözlemlemek adına daha büyük çaplı kanal tasarımları ile deney yapılabilir ve yapılan çalışmalar farklı CFD analizleri ile de tekrarlananabilir.
17. Yüzyıl'da Haliç'in kuzey yakası: Şehir dokusunun gelişimi ve sosyal hayata etkileri
From Kasımpaşa to Kağıthane, districts such as Hasköy, Piri Paşa and Sütlüce developed, and the social groups and religious communities that lived in this area shaped the urban landscape and architectural commissions of the time. The purpose of this study is to understand the historical and cultural context of the northern shore of the Golden Horn during the 17th century and to determine how the urban and social landscape developed. This study is based on the examination of visual material such as historical maps and engravings of Istanbul, and theaccounts of 17th century travelers, as well as Ottoman documents. The aim of this study is to create an understanding of how these various districts were related to each other both topographically and socially, how Istanbul developed along the northern shore of the Golden Horn, and how social developments of the time were reflected in the urban landscape.
Üsküp kent merkezinin tarihsel doku değişimi ve 'Üsküp 2014' projesi
Balkanlar, tarih boyunca kendine özgü coğrafyası ve nüfusunda muhteva ettiği farklı etnik kökenler sebebiyle Avrupa'nın en istikrarsız bölgelerinden biri olmuştur. Jeopolitik ve jeostratejik konumundan dolayı çok farklı devletlerin hükmü altına girmiş olan Üsküp, boyunduruğunda bulunduğu her devletin politik, ekonomik, kültürel etkisi ile değişmiş ve gelişmiştir. Bu evrelerin bazılarının izi bugün hala şehir dokusunda gözle görülebilir durumda olsa da büyük bir çoğunluğu siyasi sebeplerle ve sel, yangın ve deprem gibi doğal afetlerle silinmiştir. Şehir günümüze kadar pek çok dinamik tarafından değiştirilmiş ama bunların en kuvvetlisi 1963 yılındaki deprem olmuştur. 1963 depreminde şehrin %80'i zarar görmüş fakat şehir, soğuk savaş yıllarında tüm dünyanın yardım gönderdiği adeta bir dayanışma şehri olmuş ve yararlarını sarmayı başarmıştır. 1965 yılında yapılan kent merkezinin planlanmasına ilişkin yarışma ile Üsküp, çağdaş bir anlayışıyla yeniden şekillenmeye başlamıştır. Şehre daha çok sosyalist mimari hâkim olmuş ve brütalist yapılar, konut blokları, yıkılan binaların yerlerini almıştır. Bu süre zarfında şehrin nüfusu dramatik bir biçimde artmış ve şehir Vodno Dağının eteklerine doğru genişleme göstermiştir. Şehirdeki bu nüfus artışı sadece planlama sürecini değil kentin yapısını da etkilemiştir. Neticesinde ise şehir kontrolsüz bir büyüme ve yapılaşma evresine girmiştir. Üsküp'ün bu dönüşümü uzun ve sancılı bir süreç olmakla beraber, şehrin tarihi siluetine de etki etmiştir. Vardar nehrinin kuzey yakası Osmanlı izlerinin taşımaya devam ederken güney yakası modern ve Avrupai bir kent olma yolunda ilerlemiştir. Özellikle günümüzde değişen yönetim anlayışı ve politikaları sebebiyle Üsküp, aslında hiç de ihtiyaç duymadığı bir görünüme sokulmaya çalışılmaktadır. Şehirde gözle görülür bir gerginlik yaratan Üsküp 2014 Projesi, yapılı çevrenin kalitesinde bozulmaya sebep olmakla birlikte, kenti ait olmadığı bir görüntünün içine yerleştirmektedir. 1960'lı yıllarda Kenzo Tange'nin gökyüzünde aradığı füturistik Üsküp şehri, bugün kimliğini toprak altında arayıp hiç var olmamış bir dönemin stiliyle antikleşme çalışması gayretindedir. Topraklarındaki islami ve sosyalist eserler ve planlama pratikleriyle planlama tarihinin adeta yaşayan bir örneği olan Üsküp'ün, bu tez kapsamında Osmanlı Devleti döneminden günümüze kadar geçirdiği morfolojik ve sosyal değişimi mercek altına alınacaktır. Aynı zamanda Üsküp 2014 kapsamında devam etmekte olan spekülatif projeler incelenip tüm veriler ışığında, günümüz Üsküp'ünün, tarihi dokusuyla olan uyum/uyumsuzluğu ve geçmişle olan/kopan bağları araştırılıp şehrin kentsel tasarım tarihi kronolojik olarak ele alınacaktır.