
6
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
The role of colour in historic urban open space design: Tabriz-Iran
Colour, or the concept of colour, can be approached from different perspectives and different disciplines, such as the natural sciences, colour theory, technology, philosophy, biology, medicine, psychology, and art. Colour is not the property of objects, spaces, or surfaces; it is the sensation caused by certain qualities of light that the eye recognizes and the brain interprets. Colour, which is the reflective production of light on diverse materials, makes the world colourful. The colours of the surrounding will arouse different feelings in people with the change of the quality of the colour. In addition, a specific colour can give people certain sense of distance, weight and scale. The most significant field is urban colourscape, colour research is beginning to pay more consideration to how people have different physiological reaction to different colour and colour can be used for the urban dwellers to create a pleasing, livable and comfortable environment. But it may have been forgotten in some urban designs or maybe colour is used inappropriately. So which points could be important in selecting suitable colour for an urban open space design? No Considering colour pallet of the buildings of every city, arouse a debate related to identity and aesthetics of urban environment. This debate is succeeded by researches about the color of cities, from limited hues of traditional city to numerous colors of modern city. Phillipe Lenclos was the first one who after dedicating many years to the color subject, innovated a method of surveying color of cities; which is used by anyone who is researching in this field. In some cities which have urban renewal projects, use of colour may be the best choise to make visual sense and also change the whole perpective of that environment. By this way, designers can make an attractive environment and dynamic aspects. Also they can eliminate the monotonious gray of concerete from the city or region. This time, such chromatic idea will take place in Iran, Tabriz that is one of the historic cities of Iran. This is now just as a municipality idea to make chromatic slum façade development. The base point comes from Tabriz and its attempt to be the only tourism Islamic city up to the end of 2018. So, there are some city renewal projects, such slum developments, shopping malls, crossroads, pedestrian road and etc. During evalution the related documents, colour theme can be seen in slum façade improvement project but with some limited information. The cited purpose of use colourful designin such region az just speed up the development process and it may be without any considiration about background of city or just that region. Now, the idea of using colour in this study comes from evalution of different city projects. And because some information about such projects are gathered before in case of curiosity and interest in colour and components that relatet to it, when encounter the colour them in the hometown, it was enough attractive to start research about this item.xviii However, in this study, the central street that is located in the historic first core of the city is selected as the case study. Here, the main and crowded street will be chnaged to the wide and important pedestrian road. By researching other countries, all of them have an idea and concept about their own chromatic design in similar open spaces that could be place of most of visitors. So, in this street what can we do to make an attractive and livable environment beside preserving the identity and history of the area. To achieve the better solution some studies that based on histoy, culture, identity, perception, function of colour and urban colourscape are helded in this research. And the main guideline is method of Lenclos and using his methodology on four main approaches; culture, perception, function and urban colourscape. By surveyin and prepairing questions, taking digital photos and analysing these photographs by Adobe Capture Application, the colour of environment can be gained. This application can analysis the picture that is uploaded and after processing, output information can represent the colour with its features. In this regard colour system, such RGB, CIELab, CMYK, and NCS are achieved. In this study, CIELab got used because it is most closely aligned with human color vision compared to other systems. Beside the collective colours from environment, by making questionnaire, what people think about the area is ghatered too and by this way their idea and what they want to see in the pedestrian road turned out. Generally, in the aim of presreving the history and identity of the site, it is better to treat carefully and concidering the main points, such back ground of the city and it is better to have some limitation to use colour, in order to keep the environment balanced. To do this, may be one point can be the contiuing the historic samples, local material or colours that reflex the locality.
Uşak ili kentsel dönüşüm projelerinin coğrafi bilgi sistemi (CBS) yoluyla araştırılması
Kentsel dönüşümün ülkemizdeki son yasal dayanağı, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'a bağlı olarak yapılmaktadır. Bu çalışmada, 6306 sayılı kanun kapsamında yerinde yapılan parsel bazlı dönüşümler ele alınmıştır. Çalışma alanı olarak, Uşak ili merkez mahalleleri değerlendirmeye alınmış olup yoğun dönüşümlerin yapıldığı Ünalan Mahallesi üzerinde çalışılmıştır. Kent merkezinde önemli bir konumda bulunan mahallenin, yerinde yap yık yöntemiyle yapılan dönüşümlerin hızla devam ettiği ve mevcut durum ve gelecekte karşılaşılacak fiziki durumlarla karşılaştırılmıştır. Çalışmada ilk olarak, Uşak ilinde dönüşen parsel bazlı riskli yapıların öznitelik verileri (ilçe, mahalle, cadde/sokak, kapı no, uavt kodu, yapı kimlik numarası v.b.) ile coğrafi verilerini (X,Y,Z) içeren bir veri tabanı oluşturulmuştur. Uşak iline ait uydu fotoğrafları, imar planları, hâlihazır haritalar, altyapı projeleri (içme suyu, kanalizasyon hatları) elde edilmiştir. Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) uygulamalarına uyumlu bir yazılım olan Mapinfo programında veri giriş işlemleri, sorgulama (SQL), analiz, raporlama ve harita üretim çalışmaları yapılmıştır. Çalışma sonunda dönüşümün %22'lik kısmını Ünalan Mahallesi'nin oluşturduğu ve bölgenin imar durumu, kat sayı artışı ve nüfus yoğunluk oranları tespit edilmiştir. Yakınlık fonksiyonuna göre planlanan park ve sağlık alanlarının yeterli olduğu görülmüştür. Fakat çocuk oyun alanı, eğitim alanı ve sosyal kültürel alanlara duyulan ihtiyaçlar CBS'nin uygun analiz yöntemleriyle tespit edilmiştir. Ünalan Mahallesi'nde artan kat sayı durumu sonucunda noktasal bazda artan nüfusun Mimar Sinan Caddesi'nin güneyinde yoğunlaştığı bilgisine ulaşılmıştır. Nüfus yoğunluk etkisi ele alındığında halihazır katsayı durumu ve imar planında öngörülen kat sayılar karşılaştırıldığında mahallede %16'lık nüfus artışı ortaya çıkmaktadır. Çalışma, toplumun gelecekte karşılaşacağı sorunların ortaya çıkarılmasında etkin rol oynamaktadır. Noktasal artışın önüne geçmek için gerekli yasal düzenlemeler halk ve kamu ortaklığında gerçekleştirilmelidir.
Afet riski altındaki Muratlar Köyü'nde yer değiştirme/ değiştirememe sürecinin incelenmesi
Afet riski ve köy yerleşimleri ilişkisi açısından, ülkemizde yaşanan afetler öncelikle köyleri etkilemekte, bu durum dayanıksız malzemelerle, plansız şekilde inşa edilen köy konutlarının zarar görmesine neden olmaktadır. Tez çalışmasına konu olan Muratlar Köyü, 1980-90 yılları arasında önce heyelan bölgesi olarak görülmüş, daha sonra kaya düşme riskinin yüksek olmasından dolayı, köyün taşınmasına karar verilmiştir. Köyü bulunduğu yerin 1 km doğusuna taşımak için proje başlatılarak, yeni yerleşim yeri için 15 adet betonarme konut inşa edilmiş, ancak köyün yer değiştirme süreci tamamlanamamıştır. Bu durum köy halkının büyük bir kısmının eski köyde, az bir kısmının da yeni köyde yaşamasına neden olmuştur. Çalışmanın amacı, afet riski altındaki Muratlar Köyü'nde yer değiştirme/değiştirememe sürecini neden ve belirleyicileriyle inceleyerek, benzer alanlarda gerçekleştirilecek kentsel dönüşüm çalışmaları için, izlenecek yolu ve olası çözüm önerilerini ortaya koymaktır. Çalışmada öncelikle literatür taraması yapılarak benzer projelerin varlığı incelenmiştir. Alan araştırmasında, nitel araştırma yöntemlerinden görüşme (mülakat) tekniği kullanılarak, köy sakinleri (15'i eski köy, 8'i yeni köy) ile mülakat yapılmış, elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle yorumlanmıştır. Çalışmanın sonucunda, afet riski ve kentsel dönüşüm ilişkisi açısından köylerinde, kentsel dönüşüm uygulamaları kapsamında ele alınması gerektiği, benzer projelerde devletin, yerel yönetimlerin proje sürecine müdahale ederek ve köy sakinlerininde katılımını sağlayarak, projelerin tamamlanması gerektiğine varılmıştır.
Gecekondu bölgelerinde gerçekleştirilen kentsel dönüşüm uygulamalarında kullanıcıların yaşadığı sosyo-mekansal sorunlar – Kadifekale örneği
Son yıllarda Dünya'nın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye'de de "kentsel dönüşüm", üzerine çeşitli çalışmalar ve tartışmalar yapılmakta olan bir kavramdır. Literatür incelendiğinde, gecekondu bölgelerinde gerçekleştirilen kentsel dönüşüm projelerinin kavramsal, ekonomik, coğrafi ve yasal boyutlarını ele alan çeşitli araştırmaların yapıldığı görülmektedir. Ancak, kentsel dönüşümün İzmir örneklemini ele alan çalışmalarda, gecekondu bölgelerinde gerçekleştirilen kentsel dönüşüm uygulamalarının sosyal boyutunun incelenmesindeki yetersizlik dikkat çekmektedir. Bu çalışmada diğerlerinden farklı olarak, tamamlanmış bir kentsel dönüşüm projesinin ardından, kullanıcıların yaşadığı sosyo-mekânsal sorunların etken-neden-belirleyicileri ile birlikte tespit edilmesi ve bu sorunların kullanıcılar üzerindeki etkilerinin irdelenmesiyle geliştirilecek önerilerin, literatürdeki boşluğu doldurması amaçlanmaktadır. Araştırmada, kentsel dönüşüm kavramı ve gecekondu ile mücadelesi Kadifekale Kentsel Dönüşüm Projesi örneklemi üzerinden incelenmiş ve hedef kullanıcılar olarak belirlenmiş olan Kadifekale'den Uzundere Toplu Konutları'na taşınmış bölge halkının dönüşüm süreci ve sonrasında yaşadıkları sosyo-mekânsal sorunlar, nicel araştırma yöntemi olan anket tekniği ve nitel araştırma yöntemi olarak belirlenen bire bir görüşme ve odak grup görüşmesi analizleri ile tespit edilmiştir. Araştırma sonunda, Kadifekale'nin afete maruz bir gecekondu bölgesi olması özelliğinden dolayı geçirdiği kentsel dönüşümün ardından, mecburi olarak "yerinden edilen" bölge halkının ekonomik olarak zorlanmalarının yanı sıra, sosyal ve mekânsal anlamda sorunlar yaşadıkları tespit edilmiştir. Proje sonrasında, bölgeye fiziksel bir takım olumlu katkıların olduğunu söylemek mümkündür. Ancak, sosyal anlamda "soyutlanma", "yalnızlaşma", "kendini ait hissetmeme" gibi durumların/hissiyatların kullanıcılar üzerinde etkili olduğu açıkça görülmüştür. Bu sebeple, projenin hedeflenen başarısının sosyo-mekânsal anlamda tam olarak sağlanamadığı belirlenen sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler : Gecekondu, Kent, Kentsel Dönüşüm, Kadifekale, Sosyo-Mekânsal Sorunlar, İzmir Kentsel Dönüşüm Uygulamaları
Elektrik arızaları, aydınlatma ve tüketimin kent üzerine etkilerinin coğrafi bilgi sistemleri ile incelenmesi: Uşak ili örneği
Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS), günümüzde birçok alanda etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Elektrik Dağıtım şirketlerinde ise CBS, Elektrik Şebekesine ait envanter kayıtlarının tutulduğu, elektriksel sonuçların izlenebildiği, sorgulamalar ve analizler yapılarak raporlanabildiği bir sistem olarak kullanılmaktadır. CBS, kentte bulunan Elektrik Şebekesinin belirli bir zaman aralığındaki arızalarının analizleri yapılarak hangi bölgelerde bakım-onarım çalışmaları yapılacağı ve yatırım kapsamına nerelerin dahil edilmesi gerektiği hakkında karar organlarına yardımcı olmayı hedefler. Kentin ışıklandırılması analiz edilerek kente ne gibi etkiler yaratacağı hakkında bilgi sağlanması amaçlanmıştır. Ayrıca kentin yıllık elektrik tüketim haritaları oluşturularak karar vericilere kentin elektrik ihtiyacı konusunda yardımcı olmayı hedeflemektedir. Dağıtım Şirketinin sorumluluk alanı içinde kalan tüm dağıtım şebekesinin bağlantı modeli CBS üzerinde oluşturulmuştur. Elektrik Şebekesinde oluşan kesintilerde müşterilere çok daha hızlı dönüşler yapılabilmektedir. Ayrıca kesintiye neden olan arıza noktaları yine bu sistem sayesinde hızlı bir şekilde tespit edilerek, kesintiye ilişkin sonuçlar harita tabanlı olarak görsel bir şekilde izlenebilmektedir. Bu sayede kent yaşamını etkileyebilecek olumsuzluklara karşı da bir önlem alınması kolaylaşabilecektir. Bu tez ile, kentte bulunan Elektrik Şebekesinde belirli bir zaman aralığında oluşan arızaların yoğunluk analizleri yapılarak hangi bölgelerde bakım-onarım çalışmaları yapılacağı ve yatırım kapsamına nerelerin dahil edilmesi gerektiği hakkında karar organlarına yardımcı olmak, şehrin ışıklandırılması analiz edilerek kente ne gibi etkiler yaratacağı hakkında bilgi sağlamak ve şehrin yıllar arası elektrik tüketim haritaları oluşturularak karar vericilere kentin elektrik ihtiyacı konusunda yardımcı olmak hedeflenmektedir.
Parsel bazlı kentsel dönüşümün kentsel çevreye ve kimlik algısına etkileri: Bahçelievler örneği
Parsel bazlı değişimler Türkiye kentleşme tarihi içerisinde çeşitli dönemlerde farklı biçimlerde yaşanmıştır. Bunlar 1960'lı yıllarda "Kat Mülkiyeti" kanunu ile yaşanan ilk apartmanlaşma süreci ile başlamış, özellikle 80'ler ve 90'larda değişen imar planları ile devam etmiştir. Son olarak, 2012 yılında yürürlüğe giren 6306 sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun" ile özellikle eskimekte olan yapı stoğuna sahip kentsel mahallelerde parsel bazlı kentsel dönüşüm giderek yaygınlaşmıştır. Yaşanan bu son dönüşüm biçimi, kendine has bir yer kimliğine ve özgün kentsel, çevresel, mimari ve sosyo-kültürel özelliklere sahip bu yerleşim alanlarını, dönüşüm sonucu ortaya çıkan tek tipleşmiş yapı stoğu dolayısıyla, özgün özelliklerini kaybetme tehlikesi altına sokmaktadır. Bu çalışma parsel bazlı dönüşüm uygulamalarının kentsel çevreye ve yer kimliği algısına önemli etkileri olduğunu öne sürmektedir. Bu doğrultuda, tez çalışması Ankara ili Bahçelievler semtinde gerçekleşen parsel bazlı kentsel dönüşüm uygulamalarının kentsel çevreye ve yer kimliği algısına etkilerini incelemektedir. Çalışmada, gözlem, saha incelemesi, literatür taraması ve parsel bazlı dönüşüm uygulamalarından önce de semtte yaşamakta olan semt sakinleri ile yapılan derinlemesine mülakat görüşmeleri yolu ile parsel bazlı kentsel dönüşümün kentsel çevrede ne gibi değişimlere neden olduğu, mülakat katılımcılarının yaşadıkları semte dair yer kimliği algılarındaki değişim ve bu algıdaki değişimlere neden olan etkenler incelenmektedir. Bahçelievler semti cumhuriyetin ilanından itibaren planlı bir şekilde ve kooperatif eliyle kurulmuş olup Türkiye'deki ilk bahçe - kent uygulamasıdır. Kendine özgü bahçeli ev tasarımındaki semtte yıllar içerisinde çıkan kanunlar, konut ihtiyacı ve mülk sahiplerinin değişen istek ve ihtiyaçları ile birlikte bahçeli konutlar apartman tipi yapılaşmaya dönüşmüştür. Dönüşümün parçacıl bir şekilde yap-satçı olarak adlandırılan küçük ölçekli müteahhitler tarafından, farklı yıllarda gerçekleşmesi, semtteki yapı stoğunun farklı özelliklerde dört farklı yapı tipolojisine sahip olmasına neden olmuştur. Günümüzde Bahçelievler semtinde gözlemlenen bu dört farklı yapı tipi: (1) mimari miras niteliği taşıyan, bugüne kadar değişmeden korunabilmiş az sayıdaki bahçeli konutlar, (2) bahçeye ayrılan kısımları eskiye oranla azalmış olmasına rağmen kısmen korunabilmiş apartmanlar, (3) yan ve arka bahçeler garaja ayrılmış ön bahçe bazılarında kısmen korunabilmiş apartmanlar, (4) yan ve arka bahçeler inşaat alanına dâhil edilmiş ve ön bahçesi açık otopark olarak kullanılan apartmanlar, olarak sınıflandırılmıştır. Parsel bazlı dönüşüm uygulamaları ile yaşanan fiziksel dönüşüme paralel olarak kullanıcıların yer kimliği algısı da değişim ve dönüşüm yaşamaktadır. Yer kimliği bir yerin diğer yerlerden ayrılarak değerlenmesine ve o yerin kişiler için özel ve önemli olmasını sağlayan unsurlar ile tanımlanmaktadır. Parsel bazlı dönüşüm uygulamaları sonucunda Bahçelievler semtinin değişen fiziksel özellikleri ve nitelikleri, sembol olarak görülen işaret ögeleri ve yapıları yer kimliği algısının değişmesine, dönüşmesine neden olmaktadır. Dönüşen yapılar semtteki kullanıcıların belleklerinde yer alan anılarda, yaşanmışlıklarda, aitlik ve bağlılık hissiyatlarında, duygu ve hislerinde, komşuluk ilişkilerinde değişimler meydana getirmiştir. Bahçelievler' deki yer kimliği algısı bu sebeple özgün değerlerini kaybetme tehlikesi altındadır. Bahçelievler yer kimliği tamamen yok olmasa da kişilerin belleklerinde yer kimliğini oluşturan özgün unsurlar dönüşmekte ve değişmektedir. Yıllar içerisinde semtin isminin ve kimliğinin oluşmasını sağlayan bahçeli evlerden birkaç tanesi günümüze kalabilmişse de, semtte yer kimliği algısını etkileyen temel unsurların kısmen hala daha korunabildiği tespit edilmiştir. Semt sakinleri ile yapılan derinlemesine mülakat görüşmeleri sonucunda Bahçelievler'de yer kimliğini oluşturan en önemli unsurun konut bahçeleri ve peyzaj ögeleri olduğu, bunun yanı sıra parklar, sokaklar, komşuluk ilişkileri, kişilerin belleklerindeki semte dair anılar, semte olan aitlik ve bağlılık hisleri ve kişilerin kendilerini semtte rahat ve mutlu hissetmelerinin de önemli unsurlar olduğu tespit edilmiştir. Bahçelievler semtinin yer kimliği algısının tamamen kaybolarak, sıradanlaşmaması için parsel bazlı kentsel dönüşüm uygulamalarında konut parsellerindeki peyzaj ögelerinin ve sokaklardaki peyzaj ögelerinin korunmasının gerekliliği sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan çalışma, kentsel değişim ve dönüşüm süreçlerinde yer kimliği olgusunun da içerildiği, bütüncül yaklaşımların geliştirilmesinin önemini ortaya çıkartmaktadır.