
180
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
The relationships between body movement and music in Karlheinz Stockhausen's der Kleine Harlekin
This thesis takes the work of K. Stockhausen's Der Kleine Harlekin as an important example of scenic music from twentieth century repertoire to investigate the types of relationships between body movement and music in the piece by both defining and analyzing the correspondences between the two. By trying to understand, evaluate and analyse these relationships which have been categorized as choreographic and theatrical, and their importance in the composition; I asked the question if it is possible to approach Der Kleine Harlekin as a transmedial composition piece because Stockhausen's use of body movement as a compositional media is an integral part of the piece. His use of choreography and music stands on its own and becomes complete together. They create musical meaning together. This piece and the way it is notated is a good example for the composers who want to combine body movement and music in their compositions. Therefore, my aim is to make this document an instructional and efficient source by analysing the relationships between the two. This thesis is structured around four main chapters that together form a context for understanding Stockhausen's scenic music practice and Der Kleine Harlekin. First chapter includes an introductory text and aims of the thesis. Second chapter deals with the definition of scenic music and Stockhausen's philosophy of scenic music. In the third chapter, I present the origins of the figure of Harlequin and give a summary of Stockhausen's understanding of use of body movement and theatrical features in his own compositions. This chapter also includes an overall structural analysis of Der Kleine Harlekin. The final chapter consists of the definition and analysis of the correspondences between music and body movement in Der Kleine Harlekin and a concluding part. Types of the correspondences and relationships that I focused on are; theatrical and choreographic.
Participation and power an outline of contemporary participatory art
Participatory Art exists under a variety of overlapping titles –including Interactive, Relational, Cooperative, Dialogical, and Community-Based Art. The methods employed in Participatory Art have changed and evolved over the years. One of the main aims of this thesis is to clarify observed discrepancies and provide a solid theoretical base grounded in an art historical perspective. In order to do so, this thesis attempts to analyse Participatory Art practices using a specially designed theoretical framework: It is based upon the basic theories and concepts put forward by twentieth-century artists and philosophers leading into the present. The initial part of the thesis is exploring the origins and developments of Participatory Art, primarily from the early twentieth century. Following the historical background, the thesis narrows down the academic groundwork into an attempt to define Participatory Art and mould the findings into a theoretical framework. It consists of four main categories –Identities, Open Form, Power Structure and Social Impact. Because a Participatory Art project integrates multiple identities into an open form that aims to have a social impact, all while attempting to minimize any unbalanced power structures that appear a result of the collaborative process. The set of eight participatory art projects display the application of the theoretical framework to the specially selected case studies to clarify the meaning of the four categories and sharpen their edges –especially by shedding light on their upper and lower boundaries. The case studies have been chosen to demonstrate the effectiveness of the theoretical framework. Ultimately, the thesis aims to provide a tool for both researchers and artists alike who might find it useful in their own studies and work. Furthermore, the framework can serve as a tool that can be used to compare and contrast disparate artworks that are participatory in nature, as well as scrutinize them for signs that they are not as participatory as they might claim to be.
The antecedents of consumer dishonest behavior and its impact on consumer-brand relationship
Bu tezde marka tarafından kandırılmışlık hissi yaşayan tüketicilerin, markayla kendilerini eşitlemek ve bu kandırılmışlık duygusunu telafi etmek amacıyla gerçekleştikleri etik dışı davranışların, tüketici-marka ilişkisine etkileri incelenmiştir. Ayrıca ortamda var alan bir durumsal belirsizliğin tüketici kandırılmışlık hissi ve tüketici etik dışı davranışı arasındaki ilişki üzerindeki düzenleyici etkisine bakılmıştır. Son olarak etik dışı davranış sonucunda oluşan suçluluk duygusunun, etik dışı yollarla edinilen ürüne yani suçluluk duygusu uyaranına maruz kalma sıklığının suçluluk duygusu ve tüketici-marka ilişkisi arasındaki düzenleyici etkisi test edilmiştir.
Bid-ask spread, liquidity and the effects of firm-level and market-level features
Market liquidity is defined as the ability to trade quickly, with low transactions costs, at any time and with no or a minimal impact on price. Liquidity is crucial for well functioning of markets. It has many implications for traders, investors, exchanges, regulators, and the listed firms. Thus, an accurate understanding of liquidity concepts and its determinants is essential. This dissertation consists of three main sections relating to liquidity. We start with a comprehensive review of the frameworks currently available for understanding definitions and determinants of liquidity. We put a special emphasis on various liquidity measures discussed in the literature about equity markets. Indeed, measures that we present have specific properties and capture certain aspects of liquidity. Our purpose, however, is to highlight the differences and similarities of these measures and produce a more complete understanding of their limitations and extensions. To do this, we review and categorize virtually all the equity market liquidity measures. Secondly, we empirically evaluate the performance of five different methods appearing in the market microstructure literature in predicting the cost dimension of market liquidity, in other words "bid-ask spread". Microstructure literature proposes models that attempt to estimate bid-ask spread using low-frequency data. However, the question is whether low-frequency spread proxies really measure what researchers want to measure. This questioning is essential since inaccurate estimates of spreads can create misleading information about actual market liquidity and functioning of financial markets. Thus, we investigate the performance of these proxies on index, currency and gold futures trading in Borsa Istanbul Futures and Options Market (VIOP). Although market liquidity is widely investigated from the markets perspective, the effects of corporate level features mostly are neglected. To fill this gap, in the last section, we develop a log-linear model that combines both corporate-level and market-level aspects in determining the market liquidity of stocks worldwide. The results indicate highly significant effects of the selected features and yield policy implications.
Etkinlik modellemesinde stokastik sınır analizi ve kategorik veri zarflama analizi: Havayolu şirketleri uygulaması
Bu çalışmada ticari hava taşımacılığı alanında faaliyetlerini sürdüren uluslararası havayollarının karşılaştırmalı olarak etkinlik analizi yapılması amaçlanmıştır. Etkinlik analizi hesaplanmasında parametrik olan Stokastik Sınır Analizi ve parametrik olmayan Veri Zarflama Analizi yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmanın veri seti 62 uluslararası havayolunun 2016 yılına ait verilerle oluşturulmuştur. Veriler Bloomberg veri tabanı, şirketlere ait yıllık raporlar ve sektör verilerinin bulunduğu çeşitli raporlar kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler finansal, havayolu özel (operasyonel) ve pazarlama performans göstergeleri ve değişkenler olarak sınıflandırılmıştır. Öncelikli olarak Stokastik Sınır Analizi, Kategorik Veri Zarflama Analizi ve Süper Etkinlik Ölçümü yöntemleriyle şirketlerin etkinlik skorları hesaplanmıştır. Sonraki aşamada şirketlerin farklı açılardan etkinliklerini değerlendirmek amacıyla her boyut için elde edilen modeller yardımıyla yöntemler içinde karşılaştırma yapılmıştır. Daha sonra ise şirket etkinliklerinin yöntemlerde nasıl değiştiğini incelemek amacıyla aynı boyutlar altında farklı yöntemlerle oluşturulan modellerle karşılaştırma yapılmıştır. Sonuç olarak Amerikan menşeli havayolu taşıyıcılarının finansal açıdan etkin olan şirketler olduğu, pazarlama ve operasyonel boyutlarda ise Avrupa ve Uzakdoğu menşeli şirketlerin etkin şirketler olduğu çalışmanın sonunda elde edilmiştir.
Sivaslı ozan Hasan Erdoğan'ın ozanlık geleneğindeki önemi ve 13 eserinin derlenmesi
Bu çalışmada Türk Halk Müziği eserlerini derleme çalışmaları göz önünde bulundurularak Sivaslı Ozan Hasan Erdoğan incelenmiştir. Sivaslı Hasan Erdoğan'ın yaşamı, sanatçı kişiliği ve eserlerinin bir kısmı incelenmiş ve örneklendirilmiştir. Yapmış olduğu ses ve albüm kayıtları araştırılmıştır. Söz konusu bu kayıtlarda bağlama ve sanatçının kendi sesi duyulmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde folklor, Türk Halk Müziği ve derleme hakkında genel bilgiler aktarılmıştır. Folklor teriminin yayımlanmış olduğu ilk kaynaklar incelenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nde folklor teriminin ne anlam ifade ettiği aktarılmıştır. Folklorü ilgilendiren bir dal olan aynı zamanda ilgili konumuz olan Türk Halk Müziği'nin gelişim süreci incelenmiştir. Tarif ve tanımına yer verdiğimiz bu müzik türünü yazılı kaynaklarla bugünlere taşıyan usta isimler aktarılmıştır. Söz konusu usta isimlerin bu müzik türü için yapmış oldukları derleme çalışmaları göz önünde bulundurularak açıklamaları ortaya konmuştur. Türk Halk Müziğinde amatör ve profesyonel olarak ikiye ayrılan derleme konusu incelenmiş ve detayları aktarılmıştır. Genellikle amatör olarak yapılmış olan Türk Halk Müziği eserlerinin derlemeleri açıklanmıştır. İkinci bölümde Sivaslı Ozan Hasan Erdoğan'ın hayatı incelenerek sanatsal özellikleri ortaya konulmuştur. Sanatçının hayatı detaylı bir şekilde incelenmiştir. Doğup yetiştiği coğrafyanın özelliklerini bünyesinde barındırdığı ve özümsediği ortaya konulmuştur. Yetişmiş olduğu topraklarda müzikal olarak etkilenmiş olduğu usta sanatçılar araştırılmış ve Sivaslı Ozan Hasan Erdoğan ile görüşülerek ulaşmış olduğumuz bu usta isimler teyid edilmiştir. Hasan Erdoğan'ın tüm bu bilgiler ışığında sahip olduğu nevi şahsına münhasır tavır ve üslubu incelenerek aktarılmıştır. Yine bu bölümde söz konusu Ozanın sanat hayatı boyunca yapmış olduğu plak, kaset ve albüm çalışmaları incelenmiştir. Yayımlanmış olan bu çalışmalar ışığında sanatçının yapmış olduğu türküleri listelenmiştir. Uzun hava ve kırık hava formlarında eserleri bulunan sanatçının yayımlanmış olan çalışmaları dışında olan eserleride kendisiyle yapılan görüşmeler sonucunda araştırmamıza konu olmuştur. Toplumsal duyarlılığının üst düzeyde olduğu eserlerinden anlaşılan sanatçının, türkülerinde işlemiş olduğu konular anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise sanatçının deyişlerinin Türk Halk Müziği arşivine kazandırılması ve gelecek nesillere aktarılması sağlanmıştır. Bu bölümde incelenmiş olan on üç eserin şiiri ve melodisi ayrı ayrı değerlendirilmiş olup yazmış olduğumuz notalara yer verilmiştir. Sanatçının eserlerini icra ederken kullanmış olduğu bağlamanın özellikleri incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise yaptığımız çalışmanın niteliği aktarılmıştır. Sivaslı Ozan Hasan Erdoğan özelinde yapmış olduğumuz bu çalışmanın Türk Halk Müziği alanında yapılacak olan araştırmalara örnek olması vurgulanmıştır. Türk Halk Müziği geleneğini koruyarak gelecek nesillere kalıcı bir çalışma bırakmanın önemi ortaya konulmuştur.
Mikrofinans uygulamaları ve fonların etkinliği
Bu tez çalışması, Türkiye Grameen Mikrokredi Projesi (TGMP) aracılığı ile uygulanan mikrokredi ve mikrotasarruf çalışmalarına dayalı olarak gerçekleştirilmiştir ve hedef olarak belirlenen kadınlara, fonların nasıl kanalize edildiği, ihtiyaç sahiplerinin hangi desteklerden yararlandıkları ve bu sürede karşılaştıkları problemleri ve fonları etkin kullanmaları ile ilgili olarak yapılmıştır. Aldıkları destek tiplerinin, destekler hakkında bilgi sahibi olmaları, karşılaştıkları problemler ve fonları veya kaynakları etkin kullanabilmeleri üzerinde etkili olup olmadığını ölçmek amacıyla analizler yapılmıştır. Çalışma iki bölgesel alanda gerçekleştirilmiş olup, İstanbul şubeleriyle kentsel, Sivas şubesi ile de kırsal alandaki saha çalışmaları yürütülmüştür. Bu saha çalışmaları yaklaşık 3 aylık bir sürede gerçekleşmiştir ve anket sonuçlarını içermektedir. Tez, 6 ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde tezin amacı,araştırma soruları, kapsamı ve yöntemi incelenmiştir. İkinci bölümde mikrofinans sistemi ile ilgili tanımlar, sistemin ortaya çıkışı ve gelişimi, temel prensipleri, özellikleri ve amacı, hedef kitlesi, mikrofinansman fon kaynakları anlatılmıştır. Bunlara bağlı olarak mikrokredinin amacına değinilmiştir. Bu bölüm aslında sistem ile alakalı bir literatür araştırması olarak görülebilir çünkü sistemin olumlu ve olumsuz yönlerine değinilmiştir. Üçüncü bölümde literatür taraması ve dünyada ve ülkemizdeki uygulamalar anlatılmıştır. Mevcut uygulamalar ve bunların kimler, hangi kurum aracılığı ile yapıldığına değinilmiştir. Bu uygulamalar örneklerle açıklanmıştır. Dördüncü bölümde kredi ve tasarruf metodolojisi anlatılmıştır. Çalışma modeli ve kullanılan yöntemlere de değinilmiştir. Beşinci bölümde, TGMP çalışmasında fonların kadınlara kanalize edilmesi sırasında ne kadar bilgi sahibi olduklarını ölçme, karşılaştıkları problemler ve ne kadar etkin kullanıldığını ölçme amacıyla analizler yapılmıştır. Detaylı sonuçlar ile bu analizler anlatılmıştır. Son bölüm olarak altıncı bölümde, özet kısmı, sonuçlar ve değerlendirmeler kısımlarına değinilmiştir. Bu araştırmanın en önemli sonuçlarından birisi, kadınların aldığı destek tipleri yani fon kanalları, kadınların destekler hakkında bilgi sahibi olmaları, kaynakları etkin kullanarak amaçlarına ulaşmaları ve birikim yapabilmeleri üzerinde etkili iken diğer değişkenler üzerinde etkili değildir. Diğer bir sonuç ise, bölgesel alan moderatörünün bağımlı değişkenler üzerindeki etkisidir. Buna göre, bölgesel alan faktörü tek bir faktör olarak , kadınların destekler hakkındaki bilgi sahibi olmaları ve grup dayanışmasından kaynaklı problemlerle karşılaşmaları üzerinde etkilidir. Bu iki faktörün etkileşiminin ise bağımlı değişkenler üzerinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Başka bir sonuç ise başvurma amacının bağımlı değişkenler üzerinde herhangi bir etkisi tek başına iken bulunmamaktadır. Bölgesel alan ise tek başına, bilgi sahibi olma, grup problemleri üzerinde etkili iken bu iki faktörün etkileşimi grup problemleri, kaynağın etkin kullanılarak amaca ulaşma değişkenleri üzerinde etkilidir. Kadınların kaynakları etkin kullanmasında ve daha geniş kitlelere ulaşmada sıkıntılar yaşansa da TGMP'nin yaptığı bu çalışma sayesinde kadınlar daha aktif bir sosyal ve daha kaliteli ekonomik yaşama sahip oldukları gerçeği gözardı edilemez. Grup dayanışması sistemi iki bölgesel alan için farklı uygulamalar gerektirse de yardımlaşma ve komşuluk gibi değer kaybeden tanımları yeniden toplumsal hayatın içine katmaktadır.
UFRS 9'un banka performansına karşılıklar bakımından etkisi
Son yıllarda Uluslararası Finansal Raporlama Sistemi'nin 9 numaralı bölümünün dünyada ve Türkiye'de önemi oldukça artmıştır. 2008 yılında Amerika'da başlayan ve küresel bir hale gelen krizden sonra Uluslararası Finansal Raporlama Komitesi bankacılık sektörünün temellerini daha sağlam bir hale getirmek için çalışmalara başlamış ve Haziran 2014'te UFRS-9'un son halini yayınlamıştır. Türk bankacılık sektörünün 2017'deki en büyük gündem maddesi, yayınlanan bu standarta uyum sağlamak olmuştur. BDDK'nın 22 Haziran 2016 tarihinde resmi gazetede yayınlamış olduğu "Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" 01.01.2018 tarihinde yürürlüğe girmiş ve bankalar bilançolarında ayırdıkları karşılıkları bu standarta göre hesaplamaya başlamışlardır. Bu çalışmada öncelikle, BDDK'nın bir önceki yönetmeliğine göre kredi karşılıklarının nasıl hesaplandığı, UFRS-9'a geçiş ile birlikte finansal araçlardaki sınıflandırma ve ölçüm kriterleri, beklenen kredi zararı hesaplamasının nasıl yapıldığı anlatılmıştır. Konunun yeni olması ve literatürde bu konunun yok denecek kadar az olması dolayısı ile bu hesaplamalar çalışmada detaylı olarak anlatılmıştır. BDDK'nın önceki yönetmeliği ve UFRS-9'a göre yayınlanan standartlar ve hesaplamalar anlatıldıktan sonra, örnek bir kredi portföyü seçilmiştir. Seçilen bu kredi portföyünün içerisinde her gruptan kredi bulundurulmasına özellikle özen gösterilmiştir. Her grupta bulunan krediler için, karşılık tutarları hesaplanmış ve iki durum birbiri ile karşılaştırılmıştır. Birinci aşamada bulunan kredilerde yapılan karşılık hesaplamasında BDDK'nın ilk durumda daha muhafazakar davrandığı görülmüştür. Birinci aşamada bulunan krediler standart nitelikli ve herhangi bir sıkıntısı olmayan krediler olduğu için UFRS-9'a göre bu sınıfta bulunan kredilere daha az karşılık ayrılması gerektiği yapılan hesaplamalarda ortaya çıkmıştır. Kredi değerliliğinde azalma olan krediler ikinci ve üçincü aşamada izlenmektedir. İkinci ve üçüncü aşamada bulunan krediler için UFRS-9 ömür boyu karşılık ayrılması gerektiğini belirtmektedir. Birinci aşamada bulunan kredilerde BDDK'nın daha muhafazakar davrandığı sonucuna ulaşılırken, ikinci ve üçüncü aşamada bulunan krediler için bu durum tam tersi olarak gerçekleşmiştir. UFRS-9'a göre bu aşamadaki krediler için daha fazla karşılık ayrılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, yapılan çalışmada toplam verilere bakıldığında kredi karşılık rakamlarında %4'lük bir artışın olması öngörülmüştür. Karşılık rakamındaki bu artışın bankaların net karında bir azalmaya neden olacağı fakat bu durumun banka performansına olan etkisinin sınırlı kalacağı öngörülmektedir. Bunun yanı sıra bankaların derecelendirme sistemlerindeki farklılık ve geçmişteki veri stoklarının kalitesi her bankanın karşılık rakamlarını değiştirmektedir ve bu durumun da bir standartizasyona bağlanması gerektiği önerilmektedir.
Understanding the causes of child labor and its sectoral distribution in Turkey
Both in world and in Turkey, child labor still continues to be a major problem. The nature of describing the causes of this issue is complex. However, this dissertation focuses on the causes of child labor and its sectoral distribution in Turkey. In this focus, this thesis explains that the causes of child labor using probit and weighted probit models with several factors such as characteristics of households, children related factors, demographic decomposition of household and spatial factors. Moreover, multinomial logit model is used to which sectors are considerably affected by these factors.
Impact factors and current issues on technology development for industry 4.0 transformation in technopark companies: The case of Turkey
With the advances in technology, today's world is in the fourth industrial revolution. With this revolution, it is expected that all the tools and devices will be smart, self-learning and more efficient hardware and software products will be produced. Thus, industrial production speed, volume and productivity will increase, and economic and social life will develop. Efforts on digital transformation have also begun to appear in all around the world. Technoparks have an undeniable role on technology production and development. Therefore, technopark company's current issues and impact factors on the new technology development regarding Industry 4.0 are analyzed in this study.