
61
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Endüstri içi ticaret ve sınır ötesi kirlilik: Doğrudan yabancı sermaye yatırımları (DYY)'nın etkisi
The thesis examines optimal non-cooperative and cooperative environmental policies in the case of foreign investment and cross-border pollution. In the model there are two countries and each country has one domestic firm that produces a homogeneous product. It is assumed that there is intra-industry trade between the countries. Both countries are assumed to have unemployment and there is cross-border pollution between these countries. In the extended model, there is a multinational company, which wants to invest in one of the countries with more inefficient domestic firm. The results say that the foreign investment has an impact on countries' environmental policies.
Müzik icracılarının kültür endüstrisi ve dinleyici beklentileri arasında yeni medya bağlamında uyum stratejileri
İ.T.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Müzikoloji ve Müzik Teorisi Anabilim Dalı Müzikoloji ve Müzik Teorisi Programı için hazırlanan bu çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Çalışma, yeni medyanın ve değişen dijital müzik teknolojilerinin; müzik endüstrisi, müzik icracıları ve dinleyiciyi nasıl etkilediğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Ayrıca, yeni medyanın geleneksel medyaya kıyasla, müziğin tarafları açısından, neleri değiştirip değiştirmediği anlaşılmak istenmiştir. Kayıtlı müzik endüstrisi tarihi boyunca, teknolojik gelişmeler ve medya desteği, yönlendirici nitelikte olmuştur. Ancak konunun temeli, ekonomik bağlamıyla bir arada düşünülmelidir. Çalışma boyunca, gerek teknolojiyi gerekse medyayı etkin kullanabilmenin özünde, ekonomik hakimiyet olduğu düşüncesi yer almaktadır. Sosyal ya da finansal sermaye sahipliğinin avantajlı durumlar yarattığı bir sektör anlayışında, kültür de bu duruma uyum sağlama eğilimi taşımaktadır. Kültür ve eğlence endüstrisinin bir alt dalı olarak müzik işi, sosyo- kültürel, ekonomik ve ideolojik gücün hakimiyeti ile yakından ilgili bir konu olmuştur. Popülerlik olgusuna ve az sayıdaki çok ünlü müzik icracısının başarısına dayandırılmış endüstri şartları, kendi içinde tutarlı bir sistemde işlemektedir. Bu sistemi işletenler, teknoloji ve medya araçlarına rahatça erişme imkanına sahiptir. Diğer yandan, yeni medyanın araçlarını ve kullanıcılarını, dijital çağın bakış açısı altında yorumlamak gerekmektedir. Yeni medya dönemi, sahip olduğu teknolojik özellikler sebebiyle, değişim potansiyeline daha açık gözükmektedir. Ancak, yeni medyanın vaat ettiği değişim söylemine karşın, müzik endüstrisindeki egemen güçlerin, yeni teknolojiler üzerinde de tahakküm kurabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Tezin birinci bölümünde ana hatlarıyla, çalışmanın amacı, önemi, yöntemleri ve kapsamı ile kuramsal temeli üzerinde durulmuştur. Konu, medya ve teknoloji odaklı olarak ele alınırken, müziğin tarafları da ayrı ayrı düşünülmüştür. Yöntemsel açıdan, tarihsel inceleme, alan çalışması, katılımcı gözlem, görüşme, anket ve analiz metodları kullanılmıştır. İkinci bölümde, dünya müzik endüstrisindeki gelişmeler teknolojik gelişmeler ışığında ele alınmıştır. Öncelikle, kavramsal anlamda 'müzik endüstrisi' tanımı yapılarak, kuramsal çerçevede incelenmiştir. Burada müzik endüstrisi kavramı, kültür endüstrisi, kitle iletişim araçları teorileri ve teknoloji kuramları esas alınarak, detaylı bir biçimde irdelenmiştir. Ardından, 20. yy başlarından itibaren, dünya müzik sektöründe yaşanan gelişmeler tek tek anlatılmıştır. Bunlar sırasıyla; fonograf ve gramofon, radyo, televizyon, kaset, CD, müzik televizyon kanalları ve plak şirketleridir. Dijital müziğe geçiş sürecinden söz edilmiş, ancak dijital müzik ile ilgili detaylara dördüncü bölümde geçilmiştir. Tezin üçüncü bölümünde, teknolojik gelişmeler ışığında, Türkiye'deki müzik endüstrisi tarihi anlatılmıştır. Ancak, Türkiye'deki gelişmeler, dünya müzik endüstrisi pazarı ile aynı anda gerçekleşmemektedir. Çalışmada bunun ekonomik, kültürel ve toplumsal sebeplerine değinilmiştir. Bu durum göz önünde tutularak, Türkiye'deki gelişmeler kronolojik olarak sıralanmaktadır. Üçüncü bölümde ele alınan önemli gelişmeler sırasıyla; fonograf ve gramofon, plak ve plakçılık dönemi, radyo, kaset, televizyon, müzik televizyon kanalları, CD ve müzik şirketleri olmuştur. Çalışmanın dördüncü bölümü 'Dijital Çağ ve Müzik' başlığını taşımaktadır. Öncelikle bilgisayar teknolojisi ve internetin kısa tarihçesi verildikten sonra, dünyada ve Türkiye'de internet kullanım oranları konu edilmiştir. Ardından, internetin yarattığı kültür ortamı ile reklam özelliği üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümün ikinci yarısı, internet ile müzik ilişkisi hakkındadır. Bu anlamda, dijital müzik, MP3, P2P gibi kavramlar anlatılarak, yasal olmayan müzik indirme servisleri incelenmiştir. Yasal sürecin başlangıç noktası sayılan iTunes'un, endüstri üzerindeki etkisi ele alınmıştır. Sonrasında ise dijital müzik pazarının dünya ve Türkiye pazarındaki durumları ortaya konmuştur. Çalışmanın beşinci bölümünde yeni medya ve sosyal medya kavramları detaylarıyla incelenmiş ve ardından müzikle ilişkisine değinilmiştir. Öncelikle medyanın tanıtım yapabilme becerisi sebebiyle, müzisyenin marka kişiliği ele alınmıştır. Sosyal paylaşım ağlarından Myspace, Facebook, Youtube ve Twitter, müzik endüstrisi, müzisyen ve dinleyici açısından konu edilmiştir. Ardından DIY (kendi başına yap) kültürü ve yeni medya döneminde bağımsız müzisyenin durumu örneklerle anlatılmıştır. Sosyal medya ile değişen sanatçı/ hayran ilişkisi, müzik dinleme ve arşivleme alışkanlıkları ortaya konmuştur. Son olarak yapılan dinleyici anketi ve görüşmeler neticesinde, yeni medya döneminde dinleyicinin beklentileri sorgulanmıştır. Çalışmanın son bölümü olan altıncı bölümde, tezin sonuçlarına yer verilmiştir. Sonuçlar, müzik endüstrisi, müzisyenler ve dinleyiciler açısından ayrı ayrı ele alınmıştır. Ayrıca medya açısından ulaşılan sonuçlar paylaşılarak, önerilere yer verilmiştir.
Türk ve Yunan müziğinde buzuki çalgısı ve yaylı buzuki önerisi
Popüler Yunan müziği çalgıları arasında öne çıkan buzuki, sahip olduğumuz ortak müzik kültürüne bağlı olarak Türkiye'de ilgi gören, aktif olarak ve profesyonellerce icra edilen bir çalgı olduğu için sosyo – kültürel bakımdan önem taşımaktadır. Buzuki çalgısı hakkında yapılmış çalışmalarda görülen eksikliği gidermek ve böylece çalgı bilimine katkı sağlamak amacıyla yapılan bu çalışmada literatür taraması ve uygulamalı olarak çalgı yapım teknikleri yer almaktadır. Beni Yaylı Buzuki yapımı için harekete geçiren düşüncelerden en önemlisi buzukinin kendi has ses karakteristiğin oluşumunda büyük rol oynayan tekne formunun kullanılarak yaylı bir çalgı formatına dönüştüğünde elde edilecek ses karakteristiği ve icra imkanlarını tespit etmek olmuştur. Çalışmada, buzuki yapımcılığında ihtiyaç duyulan alet, malzeme ve ağaçlar belirtilerek yapımcılık geleneğinde yoğunlukla tercih edilen ağaç türleri hakkında bilgiler üzerinde durulmuştur. Literatür taraması yapılarak buzukinin kökenlerine ilişkin teorilere yer verilerek buzuki ile ayrılmaz bir bütün olan rembetika müziği ile olan ilişkisi detaylı olarak incelenmiştir. Tarihte öne çıkan buzuki icracıları ve çalgıya olan katkıları süreçte sahip oldukları önemden ötürü çalışmada yer almıştır.
Müzik teknolojileri lisans eğitim programlarının karşılaştırmalı betimsel analizi
This study aims to analyze and describe the status of four-year undergraduate 'Music Technology' curricula in Turkey in order to find out if they fit with the hypothesis that they do not include as many music technology category courses as their Western counterparts. The hypothesis first originated in the form of a curious idea which had its roots in personal correspondences of the author and his foreign collegues who were graduates from foreign music technology departments. With the curiosity developed furthermore, after having a look at the music technology curriculums of Turkish universities, even without making any calculations then, it was noticed that the curriculums spared a great amount to subject areas like music theory and performance. This resulted in structuring a research around the subject to prove or disprove the hypothesis which led to this thesis study. Undergraduate education in "Music Technology" and relevant curricula is internationally one of the most overlooked subjects in terms of research, except for a few publications."Music Technology" is an interdisciplinary field of study rather than being "one" discipline and relates to and spans across a continuously expanding list of areas because of the swift developments in technology resulting in newly formed demand for music technology professionals who are able to work in these new areas. Moreover, each new occupation develops its own techniques and methods both in theory and practice which are to be learnt, studied and practically experienced. Music technology curricula has to correspond to these developments and adapt itself to the fast changing conditions in order to be able to successfully keep up with the requirements of close tracking the overall progress. This is even a harder task to perform for countries like Turkey because of the history of education is relatively newer than in the countries music technology education first originated. Additionally, the new and driving technologies generally neither are developed nor arrive here, thus become known and gotten familiar with soon enough to adopt into our curriculums. In addition to these challenges, there was too little written and researched over the issue. These altogether formed the main drive and necessity to define the status of Turkish undergraduate music technology curricula which is the main goal of this study. In order to achieve the goal of describing where undergraduate music technology curricula currently stands, the music technology curriculums offered by seven Turkish universities were examined thoroughly and then compared to the foreign undergraduate music technology curriculums. The curriculums have been explored in terms of credit allocations to develop an understanding about how much of the curriculums are in closed contact with the recent developments in the area and the equivalent education in selected universities in United States and United Kingdom. In examination, an inductive calculation method was used. Firstly, the courses that were included within the curriculums have been found out through internet survey and each course description was read. Secondly, credit allocation of each course in the curriculum was calculated in terms of credit weights in percentages. It become apparent that each course was found to belong either one of the eleven areas of study that were met during the curriculum exploration. Each of these eleven areas are called as a "course category" through out this study. All the courses were then listed and classified according to which course category they reside in. Then credit allocation per course category per semester was calculated in terms of credit weights in percentages. Finally, the results were summed up to find out the overall credit allocation per category within the four-year undergraduate music technology education of each university. The foreign curricula of the selected six universities have been explored by using the same methods of internet survey research and inductive calculation. The calculated overall results of the foreign music technology curriculums were then compared to their Turkish equivalents. The findings from the comparisons among thirteen selected universities were presented and explained. Each program had their statements of education declared on their websites. Besides their curriculum calculated in terms of credit allocations per course and course category, each program was criticized whether their ingridients was sufficient to meet the statements of education about their aims, mission and vision or not. The time of the research was extended more from what it was originally thought it would be. As a result of this, the presented curriculums had to be examined in the beginning of each academic year and were checked continuously for the changes in them that might have occured. Consequently, it is found convenient to explain the results of the research into two time periods as being 'before' and 'after' 2012 with 2012 being the year most of the change in Turkish music technology curriculums have been concluded with. Eventually, the findings from both time periods the research has expanded into were compared, analyzed and described. The hypothesis proved to be true for the Turkish music technology curriculums offered before 2012. However, for the period after 2012, the said curriculums have increased the courses in music technology by significant amounts by which their undergraduate education proved to get closer to those of their Western counterparts. Yet there were much to be done either by Turkish or foreign music technology programs when the recent developments in technology was taken into account in terms of how it affects today's educational climate where learning now started to happen as an emergent process out of curiosity. Education is now moving toward a direction that it does not require a place, time or a "lecturer" as it does in traditional education, eventhough it seems it still needs curiosty, an access to internet and guidance to learn how to learn. The new ways of learning might soon replace the traditional education as having been discussed and set forth by the growing umber of educational scientists. The traditional undergraduate education has to rethink, change and transform itself all over to cope up with the competitive educational developments and fast changing circumstances driven by the rapid progress in technology and a "reform" will soon not be adequate. A chapter criticizing the general traditional education as it now and discussing where the education will be like in the future is added to present the possiblities that might arise in music technology education. The ideas of "organic and living curriculum" are explained to support the idea of requirement to transform the traditional education. An alternative modular undergraduate music technology curriculum model is proposed that could be of help in transitioning to the future of education and might act as a bridge between now and the future, easing the ways of transformation especially in a country like ours where traditions and conservations require way more time to be left and the resistance to change is greater than the Western world.
Türkiye'de eğitim ve toplumsal katmanlaşma ilişkisi
Bu çalışmada, eğitim politikalarının Türkiye tarihi içindeki dönüşümü incelenerek, günümüzde eğitim-toplumsal katmanlaşma ilişkisi eğitim kazanımları ve eğitime erişim olanakları merkeze alınarak analiz edilmektedir. Bu kapsamda, eğitim kazanımı temelinde eğitim eşitsizliğinin ülke genelinde düştüğü görülmektedir. Bölgeler arası eğitim kazanımları bölgelerin gelişmişlik seviyeleri ile paralellik göstermekte ve eğitim eşitliğinde erkeklerin kadınlara oranla daha yüksek seviyede olduğu ortaya çıkmaktadır. Analiz, eğitimin niteliksel verileriyle tamamlandığında, sadece toplumun daha geniş kesimlerinin eğitim sistemine içerilmesinin ve ortalama eğitim sürelerinin artmasının yeterli olmadığı, bu durumun eğitim kalitesinde bir artışa karşılık gelmediği görülmektedir.
Türkiye ve uluslararası müzik endüstrisinin durumu : Panel veri analizi
Günümüzde bilgi ve haberleşme teknolojilerinde gerçekleşen ilerlemeler bir çok değişimi de beraberinde getirmiştir. Kayıtlı müzik endüstrisi de bu gelişmelerden en çok etkilenen alanlardan biri haline gelmiştir. İnternetin yaygınlaşması ve internet yoluyla kayıtlı müzik ürünlerine yasal olmayan yollarla erişimin kolaylaşması tüketicilerin tüketim tercihlerinin değişmesine sebep olmuştur. Tüketici tercihlerindeki bu değişimler müzik üreticilerinin ve plak firmalarının üretim, pazarlama, firma yapıları gibi bir çok konuda köklü değişiklikler yapmalarına neden olmaktadır. Bu durum aynı zamanda ulusal hükümetlerin ve kayıtlı müzik endüstrisi ile ilgili kurum ve kuruluşların, özellikle yasal olmayan dağıtım kanallarıyla mücadelede gerekli reformların gerçekleştirilmesi ve uygulanması zorunluluğunu beraberinde getirmektedir. Bu çalışma temel olarak iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde; Türkiye kayıtlı müzik endüstrisi, Türkiye'de yayınlanmış albümlerden bir örneklem oluşturularak mevsimsellik, sanatçılar arasındaki rekabet, plak şirketleri arasındaki rekabet gibi konular çerçevesinde incelenmektedir. Aynı zamanda Herfindahl endeksi yardımıyla hem uluslararası hem de Türkiye kayıtlı müzik endüstrisindeki plak şirketlerinin pazar içerisindeki yoğunlaşmaları incelenmektedir. İkinci bölümde ise panel veri analiziyle uluslararası kayıtlı müzik endüstrisinin 2004-2011 yılları arasındaki durumu incelenmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye müzik endüstrisinin yapısının ve IFPI üyesi 49 ülkenin fiziksel müzik satışları, dijital müzik satışları, GSYH, internet kullanım oranı ve IPR değerleri gibi verileri kullanılarak; Türkiye ve uluslararası kayıtlı müzik endüstrisinin mevcut durumunun ve 2004-2011 yılları arasında endüstrilerde gerçekleşen değişimlerin incelenmesidir. Tez kapsamında yapılan hesaplamalar ve analizler neticesinde ortaya çıkan iki önemli sonuç bulunmaktadır.Bunlardan ilki; kayıtlı müzik endüstrisinin ekonomik değerinin son yıllarda tüm dünyada giderek azaldığıdır. Bir diğer önemli sonuç ise Herfindahl endeksi hesaplamalarına göre Türkiye'deki plak şirketlerinin sektördeki yoğunlaşmalarının uluslararası plak şirketlerine göre oldukça az olduğudur.
Hanehalkı harcama esneklikleri ve çocuk maliyeti-Türkiye örneği
Bu çalışmada Türkiye'de hanehalklarının, çeşitli mal gruplarına ait harcama esneklikleri, gelir dağılımının farklı noktalarındaki hanehalklarının harcama esnekliklerindeki farklılaşmaları ve eşdeğerlik ölçeklerinin tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Bu nedenle TUİK'in 2003, 2007 ve 2011 yıllarına ait Hanehallkı Bütçe Anketlerinin mikro veri seti kullanılarak hanehalklarının harcamalarına yönelik analizler yapılmıştır. Buna göre hanehalkları, her yıl için %20, %60 ve %20 'lik gelir gruplarına ayrılmıştır. Tüm yıllarda, en düşük gelirli grubun bütçelerinden en çok payı gıdaya, yüksek gelirli grubun ise bütçelerinden en çok payı konuta ayırdıkları gözlemlenmiştir. Türkiye genelinde ise harcama bakımından en çok bütçe payına sahip mal grupları gıda, konut ve ulaştırma grupları olmuştur. Öte yandan 2007 yılından 2011 yılına doğru ulaştırma payında ise gözle görünür bir biçimde artış gözlemlenmiştir. Türkiye geneli için gıda, alkol-sigara-tütün, sağlık gibi harcamaların zorunlu mal özelliği gösterdiği görülmüştür. Kültür-eğlence, eğitim gibi mal grupları düşük gelirliler için zorunlu mal olarak bulunurken, aynı mallar yüksek gelirli gruplar için lüks mal olarak bulunmuştur. Çocuk maliyetinde 0-5 yaş arasındaki bir çocuğun maliyeti %32 ile %42 oranı arasında, 6-14 yaş arasında bir çocuğun %41 ile %48 oranı arasında, 15-19 yaş arasında bir çocuğun ise %33 ile %43 arasında olduğu gözlemlenmiştir. Bu çalışma sonunda elde edilen sonuçlar gelir grupları arasındaki tüketim davranışları arasındaki farklılıklarını göz önüne sermektedir.
2004-2013 döneminde Türkiye'deki öznel iyi oluş ve mutluluğun etmenleri
This study employs Turkish Statistical Institute's Life Satisfaction Survey data belonging to the 2004-2013 period. This study has two main parts but, overall, it is argued that national income accounts (such as GDP) are insufficient to measure well-being, thus, policy-makers may benefit from the conclusions drawn in this study. In the first part of this study, well-being levels of Turkish citizen are depicted via three scenarios and twelve standardised indicators which are common for the analysis period. Next, the determinants of happiness are analysed via a larger dataset and a wider variable set including novel variables- compared to previous studies in Turkish literature.
Kur oynaklığının ihracat üzerine etkisi: Türkiye uygulaması
Bu çalışmada Türkiye'nin Amerika ve Almanya'ya 1995-2014 yılları arasında; İngiltere'ye ise 2002-2014 yılları arasında gerçekleştirdiği ihracata döviz kuru oynaklığının etkisi çeyrek dönemlik verilerle araştırılmıştır. Döviz kuru oynaklığı değişkeninin EGARCH ve Hareketli Standart Sapma (MSD) ile tahmin edildiği çalışmada, uzun dönem ilişkileri ARDL Modeli (Autoregressive Distributed Lag-Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif Model), kısa dönem ilişkileri ise Hata Düzeltme Modeli çerçevesinde analiz edilmiştir. Çalışma sonucuna göre 1995-2014 arası yakalanmış uzun dönem ilişkilerinde oynaklık değişkeni, ilgili ülkelerle olan ihracata etki etmemiştir. 2002-2014 yılları arası Almanya ve İngiltere için uzun dönemde sadece MSD ile tahmin edilen döviz kuru oynaklığı değişkeninin katsayısı negatif ve istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Kısa dönem tahminlerinde ise oynaklık katsayısı çoğunlukla istatistiksel olarak anlamlı ve negatif bulunmuştur.
OECD ülkelerinde Beveridge eğrisi ve emek piyasası dinamikleri
This thesis examines Beveridge curve and its increasing importance in labour market dynamics. This curve studies mismatch ratio of the employee skills to skills that jobs needed and it is often used to identify the state of the labour market. In essence, in this study is concentrated on the graphical negative relationship between unemployment and the job vacancy rate with an application to 12 OECD countries between years 2000 and 2012. Movements in Beveridge Curve is defined and explained by statistical analysis as well as illustrations. The analysis aims to explain unemployment rate of selected countries by the real minimum wage and the labour productivity based on the previous literature. The real minimum wage is included based on it will extend the search duration of candidates if it rises. Real labour productivity is added to the equation based on the idea that an increase in labour productivity can cause a decrease in unemployment rate by accelerating the overall economic growth of a country. The common correlated errors (CCE) and augmented mean group (AMG) estimators are calculated to show both panel data results and country-specific results. On the other hand, fixed effect model is estimated by feasible generalized least squares, fully modified ordinary least squares and Prais- Winsten regression methods. As a result, negatively sloped Beveridge Curve is verified.The estimated values of job vacancy coefficient express an inelastic behaviour of the Beveridge curve in selected OECD countries. The labour costs, in terms of real minimum wages, have worsened the matching rate of unemployed workers and job vacancies; it is leading to an outward shift of the Beveridge Curve. An increase in wages has decreased the labour market efficiency. Labour productivity has a negative impact on the unemployment and this indicates that the labour productivity have improved the matching rate of unemployed workers and job vacancies. In other words, rises in labour productivity have positive impact on increasing the labour market efficiency. Even though the panel data analysis of unemployment and vacancies as well as real minimum wages and real labour productivity shows inefficiency in the labour markets of the selected countries, some of the country specific results of real minimum wages and real labour productivity support the alternative hypothesis of the higher real minimum wages result in an increase in economic activity and growth might cause a decrease in unemployment and the higher real labour productivity result in less demand for labour and thus, increases the unemployment rate.