546

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Çocuk refahı alanında gönüllü katılımı etkileyen faktörlerin incelenmesi: Bir karma yöntem araştırması

Gönüllülük, evrensel bir nitelikle dünyanın her yerinde varlığını sürdüren ve insanların toplum için iyi bir şeyler yapmaya çalıştıkları bir seçim, faaliyet ve yoldur. Tüm dünyada insanlar çok çeşitli sebeplerle gönüllü faaliyetlere katılmaktadır. Yoksulluğu ortadan kaldırmak, temel sağlık ve eğitim hizmetlerini iyileştirmek, insanlara güvenli su kaynağı ve sağlıklı koşullar sağlamak, çevre sorunlarından ve iklim değişiminden kaynaklanan sorunlarla başa çıkmak, afet riskini azaltmak, sosyal dışlanmayla ve şiddete meydan veren itilaflarla mücadele etmek bunlardan sadece bazıları olarak görülmektedir. Türkiye'de bireylerin resmi gönüllülük faaliyetlerine katılımlarının düşük düzeyde olması, gönüllülük alanına yönelik hem yasal hem uygulama anlamında belirli boşlukların olması, çocuk refahı alanındaki resmi gönüllülük faaliyetlerinde rol alan gönüllülerin gönüllü faaliyetlere katılımına yönelik motivasyonel faktörlerinin ve bununla ilişkili olarak ulusal gönüllülük sisteminin incelenmesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda araştırmanın genel amacı, çocuk refahı alanında gönüllü faaliyetlere katılımı etkileyen faktörleri açıklamaktır. Bu amaç doğrultusunda, Türkiye'de gönüllülüğün arka planında var olan faktörler (mikro, mezzo ve makro) ve motivasyonlar, çocuk refahı alanı üzerinden belirlenmiş ve elde edilen veriler ışığında gönüllülüğün gelişimine yönelik bir model önerisi ortaya koyulmuştur. Araştırma kapsamında karma yöntemler araştırması yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırmanın nicel boyutuna yönelik, örneklem kapsamında Ankara ve İstanbul'daki belirlenmiş sivil toplum kuruluşlarında gönüllü 1046 kişi katılım sağlamıştır. Ayrıca araştırmanın iki boyutlu olan nitel bölümünde ise, ilk boyuta yönelik 25 gönüllü ile derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiş ve ikinci boyuta yönelik ise, 35 uzman ve karar verici ile derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda, katılımcıların özellikleri tanımlanmış ve betimlenmiştir. Ayrıca katılımcıların gönüllülüğe ilişkin motivasyonun ölçülmesine ilişkin de 'Gönüllülük Motivasyon Envanteri' ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutuna yönelik ise iki farklı yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Nicel araştırma verilerinin analizinde SPSS 22.0 ve AMOS 23.0 istatistik paket programları kullanılmıştır. Nitel verilerinin çözümlenmesi noktasında kodlama ve temaların oluşturulması amacıyla MAXQDA 2020 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda nicel boyuta yönelik; gönüllülerin yaklaşık %80'inin kadın ve 18-30 yaş arasında olduğu, yaklaşık üçte birinin ise öğrenci olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, gönüllülerin yaklaşık üçte birinin gönüllülük sonrası fiziksel sağlıklarını daha iyi hissettiklerini ve yaklaşık %80'inin ise de psikolojik anlamda sağlıklarını daha iyi hissettiklerini ifade etmişlerdir. Aynı zamanda gönüllülerin gönüllü olma motivasyonlarında; takdir etme, tepkisellik ve anlamada boyutları diğer boyutlara kıyasla ön plana çıkmıştır. Nitel araştırma sonuçlarına yönelik ise beş tema altında farklı sonuçlar ortaya koyulmuştur. Bu temalar; sırasıyla 'gönüllülüğe ilk adım ve gönüllülük algısı', 'gönüllülüğün etkileri', 'gönüllülük sisteminin geliştirilmesi ve sürdürebilirliği', 'gönüllülükte paydaşlar, sorumluluklar ve rol dağılımları' ve son tema olarak ise 'gönüllülükte geçmiş, şimdi ve gelecek' olarak belirlenmiştir. Genel olarak çalışmanın hem nicel hem de nitel boyutundan elde edilen bulgular, gönüllülüğe dair mikro, mezzo ve makro yapıda birçok sonuca ulaşılabilinmesine imkan tanımıştır. Böylelikle gönüllülük alanı bütünleşik bir yapıda incelenmiştir. Sonuç olarak ise, bireylerin sahip oldukları gönüllülük motivasyonları ile mikro, mezzo ve makro düzeyde sahip oldukları özellikler ve içerisinde bulundukları yapılar, onların gönüllü olma kararını etkilediğini göstermektedir. Model önerisi anlamında ise, özellikle Türkiye'de gönüllülük alanının yapılanmamış olması, yasal mevzuat kapsamında gönüllülüğe yönelik bir çerçevenin olmayışı ve kurumsal düzeyde eşgüdüm eksiklikleri çalışma kapsamında yeni bir model önerisi oluşturulmasını gerekli kılmıştır. Çalışma kapsamında ortaya koyulan model, gönüllü faaliyetlerin daha sistemli ve sürdürülebilir yapılabilmesine yönelik katkı sağlamaktadır.

Gönüllü kuruluşlarGönüllü çalışanlarGönüllülük+5
Harun Aslan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik üveit hastalığı olan çocuk ve ailelerinin hastalık anlatılarının değerlendirilmesi

Bu çalışma, kronik üveit hastalığı olan 8-18 yaş arası çocuk ve ailelerinin hastalık anlatılarını görünür kılmak ve bu alanda yaşanan sorunları ve sunulması gereken hizmetleri değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmanın yöntemi, kurgusal ve yöntemsel olarak farklı üç bileşenden oluşmaktadır. İlk iki bileşende, çocuk ve ailelerinin anlatıları, nitel desen ve anlatı analizi ile kurgulanmıştır. Üçüncü bileşende ise katılımcı sağlık profesyonellerinin görüşleri tematik analiz ile değerlendirilmiştir. Çalışma grubunu, kronik üveit hastalığı olan 8-18 yaş arasındaki 13 çocuk, 20 aile üyesi ve 13 sağlık profesyoneli oluşturmaktadır. Araştırmada veriler her üç katılımcı grubuyla yarı yapılandırılmış görüşme formları ile yapılan derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilerek toplanmıştır. Elde edilen bulgularda, çocukların hastalığına bağlı olarak eğitimlerinden geri kaldıkları, yaşam kalitelerinin düştüğü ve sosyal hayatlarının kısıtlandığı öne çıkmıştır. Ailelerde ise çocuklarının görme yetisini kaybetme endişesi yoğun olarak yaşanırken, psiko-sosyal, ekonomik, barınma, bakım, toplumsal yaşamdan izole olma, kısıtlı çevresel-sosyal destek, aile içi ilişkilerin olumsuz etkilenmesi gibi sorunlar öne çıkmaktadır. Özellikle psiko-sosyal, ekonomik ve az görme sorunları, çocuk ve ailelerin iyilik halini olumsuz etkilemektedir. Ailelerin anlatılarında doğrudan hastalığı ve yaşamı sorgulamak yerine, baş etme stratejisi olarak sığınış kurguları ön plana çıkmıştır. Sağlık profesyonelleri ile yapılan görüşmelerde ise çocuk ve ailelerinin yaşadıkları sorunlar ve bunlara ilişkin öneriler ortaya konulmuştur. Bu bulgular ışığında hastanede bilgilendirme ve yönlendirme biriminin kurulması, konaklama ve dinlenme yerlerinin ve oyun park alanlarının yapılması; ailelere psiko-sosyal ve ekonomik desteğin sağlanması; üveit hastalığı hakkında sağlık profesyonelleri, öğretmenler ve topluma yönelik eğitimlerin verilmesi ve hastanelerde Tıbbi Sosyal Hizmet Birimlerinin yaygınlaştırılarak çocuk ve aile merkezli hizmetlerin verilmesinin önemi vurgulanmıştır.

AileAile sistemleri teorisiAnlatı+4
Rauf Yanardağ
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Nadir hastalığı olan çocukların ailelerinde yılmazlık ile ilişkili etkenlerin incelenmesi: Bir model önerisi

Nadir hastalıklar, genel nüfusta az sayıda kişide görülen, çoğunlukla genetik olarak aktarılan ve kronik olan bir halk sağlığı sorunudur. Nadir hastalıklar aile sistemlerinde strese yol açmaktadır. Ailenin karşılaştığı bu stres karşısında sorun çözme becerilerine sahip olmaları, etkili başa çıkma mekanizmaları geliştirmeleri ve denge halini sağlamaları gereklidir. Bu çalışmanın temel amacı, nadir hastalığı olan çocukların ailelerinde yılmazlık düzeyinin, aile yılmazlığıyla ilişkili etkenlerin ve deneyimlerin incelenmesidir. Çalışma karma yöntem deseninde gerçekleştirilmiştir. Nadir Hastalıklar Ağı'na kayıtlı 219 aile üyesine çevrimiçi ortamda sosyodemografik soru formu, Aile Yılmazlık Ölçeği ve Pozitif Ruh Sağlığı Ölçeği uygulanmış; veriler SPSS aracılığıyla analiz edilmiştir. Bağımsız Örneklem t Testi, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Kruskal Wallis H Testi ve lojistik regresyon yapılmıştır. Nitel kısımda fenomenolojik yaklaşım kullanılmış ve 18 aile (46 aile üyesi) ile yarı yapılandırılmış görüşme formu yardımıyla çevrimiçi ortamda derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Veriler, MAXQDA aracılığıyla analiz edilmiştir. Çoğunlukla çekirdek aile olduğu, ebeveynlerin orta yetişkinlik döneminde bulunduğu, orta-alt gelir seviyesinde yer aldıkları; çocukların düzenli olarak sağlık hizmetlerine gereksinim duyduğu, ilaç tedavisi, özel beslenme planı, fizyoterapi, özel eğitim gibi imkanları kullandıkları belirlenmiştir. Aile yılmazlık ölçeğinden alınan ortalama puan 137.47±22.34'dir. Buna göre ailelerin yılmazlık düzeyi yüksek bulunmuştur. Lojistik regresyon analizi sonuçlarına göre Modelin R2 değeri .275 olarak hesaplanmış ve modelin doğru sınıflama yüzdesi ise 69.9 olarak belirlenmiştir. Çekirdek ailede çocuğun bakımının daha çok anne tarafından gerçekleştirildiği, kardeşlerin bu süreçte aciliyet duygularını yoğun olarak yaşadığı, kök aile üyeleri tarafından desteklenmeye gereksinim duyulduğu, ekonomik kaynakların nadir hastalığın yönetiminde önemli olduğu, tinselliğin yoğun olarak kullanıldığı, ailenin sosyalleşme gereksinimi içinde bulunduğu ve psikososyal hizmetlere ihtiyaç duyduğu belirlenmiştir. Aile yılmazlığını etkileyen faktörler arasında aile üyelerinin yaşı, eğitim düzeyi, nadir hastalıkla ilgi yeterince bilgi sahibi olma durumu, yüksek pozitif ruh sağlığı, prososyal tutum ve problem çözme becerisinin olduğu ortaya konulmuştur. Araştırmanın sonucunda aile yılmazlığı çerçevesine dayanan "Nadir Hastalıklar Destek Birimi" model önerisi sunulmuştur.

AileAna-çocuk etkileşimiBaba-çocuk etkileşimi+7
Merve Deniz Pak Güre
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Madde bağımlılarının ve ailelerinin kendine yardım deneyimleri: AYBUDER örneği

Bu araştırmanın amacı, madde bağımlılığı sürecinde Ayık Yaşamda Buluşalım Derneği'nden destek alan madde bağımlılarının ve ailelerinin kendine yardım deneyimlerini ortaya çıkarmak ve bağımlılık sürecini bireylerin deneyimlerinden yola çıkarak kapsamlı bir şekilde anlamaya çalışmaktır. Araştırma, nitel araştırma yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda Ayık Yaşamda Buluşalım Derneği'nden destek almış 9 iyileşmekte olan bağımlı ve 4 aile üyesi olmak üzere toplamda 13 bireyle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerde bireylerin madde kullanım nedenlerine, bağımlılıkla ilgili yaşadıkları sorunlara, bağımlı ailelerinin deneyimlerine, klinik tedavi süreçlerine, katılımcıların Ayık Yaşamda Buluşalım Derneği'ni nasıl tanımladıklarına, bağımlı ve ailelerinin dernek çatısı altındaki kendine yardım deneyimlerine, Ayık Yaşamda Buluşalım Derneği'nin yaptığı çalışmaların diğer modellerden farkına, bağımlı ailelerindeki değişimlere, bağımlıların ayık kalma stratejilerine ve gelecek planları üzerine odaklanılmıştır. Araştırma sonunda, sosyal çevre ve arkadaş etkisinin, geçmiş travmaların, hayata dair anlam arayışının ve aile içi sorunların madde kullanımına neden olan risk faktörleri arasında olduğu görülmüştür. Bu nedenlerin yanında bağımlıların sorunlardan kaçış aracı olarak madde kullandığı tespit edilmiştir. Katılımcıların sağlık çalışanlarının olumsuz tutum ve davranışları, anlaşılamama düşüncesi, yoğun ilaç kullanımı ve psikososyal ihtiyaçların arka plana atılmasından kaynaklı olumsuz klinik tedavi deneyimleri olduğu ortaya çıkmıştır. Ayık Yaşamda Buluşalım Derneği'nin iyileşmekte olan bağımlı ve aileleriyle grup toplantıları, bireysel çalışmalar ve çeşitli sosyal etkinlikler düzenleyerek onların iyileşme süreçlerine destek olduğu görülmüştür. Çalışmalarında 12 basamak programını kullanan dernek kendine yardım grubu özelliği göstermektedir. Ortak sorun nedeniyle bir araya gelen grup üyelerinin birbirlerine yardım ettiklerinde kendilerinin de ayıklıklarını sağlamlaştırdığı ayrıca kendine yardım grubunun madde kullanımını önlemede doğal bir denetim işlevi gördüğü ortaya çıkmıştır. Ex-user rehberle iletişim halinde kalmanın ve grup toplantılarına düzenli katılımın ayıklık sürecini desteklediği görülmüştür. Bu çalışmanın hem bağımlı hem de aile deneyimlerini barındırdığı için bağımlılık olgusunu çok yönlü bir şekilde analiz ettiği ve bunun da çalışmayı özgün kıldığı düşünülmektedir. Bu konu üzerinde gelecekte yapılacak araştırmalarda kendine yardım gruplarının ülkemizde nasıl örgütlenebileceği ve yaygınlaşabileceği üzerinde odaklanılabilir.

AileAile yardımlarıBağımlılık+3
İsmail Nalbantoğlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsel istismara maruz kalan çocukların algıladıkları stres ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkinin sosyal hizmet açısından incelenmesi

Türkiye'de cinsel istismara maruz kalan çocukların adli ve tıbbi işlemlerinin tek seferde alanında uzman kişiler tarafından yapılması amacıyla 2010 yılında Çocuk İzlem Merkezleri (ÇİM) kurulmuştur. Çocuk İzlem Merkezlerinde çocukların adli ve tıbbi işlemleri yapılıp, çocukların ihtiyaçlarına uygun sosyal hizmet müdahaleleri gerçekleştirilmektedir. Bu araştırma cinsel istismara maruz kalan çocukların stres ve düzeylerini ortaya koyma, çocukların stres ve depresyon düzeylerini etkileyen faktörleri inceleme ve cinsel istismara maruz kalan çocuğu sosyal hizmet yaklaşımları çerçevesinde değerlendirmeye odaklanmaktadır. Araştırmanın örneklemini; Samsun Çocuk İzlem Merkezi'nde adli ve tıbbi işlemleri 2018-2019 yıllarında yapılmış olan, yaşları 12-18 arasında değişen çocukların dosyaları oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Yarı Yapılandırılmış Veri Toplama Formu", "Algılanan Stres Ölçeği ve "Beck Depresyon Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın yöntemi nicel araştırma deseniyle hazırlanmıştır. Çocuk İzlem Merkezinde ifade işlemleri yapılan çocukların dosyalarına ait gözleme dayandığı için özü itibariyle kesitsel bir araştırmadır. Araştırma, 2018-2019 yıllarına ait Samsun Çocuk İzlem Merkezinde ifade işlemleri yapılan tüm çocukların dosyaları araştırmanın evreni olması doğrultusunda retrospektif bir yöntemle ele alınmıştır. Araştırma kapsamında 114 cinsel istismar mağduru çocuğun dosyasına ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları sistematik bir dizin çerçevesinde oluşturulmuştur. Araştırmanın en önemli sonuçlarından bazıları; kardeş sırasının cinsel istismara maruz kalmada etkili olduğu, kardeş sırasının cinsel istismar türüyle anlamlı bir şekilde farklılık gösterdiği ve kardeş sırasının cinsel istismarın etkileri açısından da önemli olduğu, araştırma kapsamında ele alınan dosyalarda ensest dosya sayısının da araştırmada anlamlı büyüklükte olduğudur.

Beck Depresyon ÖlçeğiCinsel istismarDepresyon+7
Fatih Kurşun
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara'da yaşayan Suriyeli annelerin ebeveynlik deneyimlerinin sosyo-kültürel yönlerden incelenmesi

Ebeveynlik çocukların gelişimi için önemli ve zorlu bir iştir. Suriyeli anneler savaş ve göçün zorlukları arasında ebeveynlik yapmaya çalışmaktadır. Bu annelere yönelik aile ve göç çalışmaları birer sosyal hizmet müdahalesidir. Sosyal hizmet annelere ebeveynlik yapmakta gereken desteği sağlayacak mesleklerdendir. Bu destek için kültürel farkları dikkate alan programlar ve projeler üretilmesi önemlidir. Suriyeli annelere ev sahipliği yapan ülkelerin, yapacağı çalışmalara rehberlik edecek bilgiye ihtiyacı vardır. Ancak ebeveynlik çalışmaları arasında, Suriyeli annelere yönelik, ulusal veya uluslararası, nitel bir çalışmaya rastlanmamıştır. Çalışma bu bilgiyi kazandırması açısından önemlidir. Bu araştırma Ankara'da yaşayan Suriyeli annelerin ebeveynlik algılarını, ebeveynlik sürecindeki deneyimlerini ve ebeveynlikleri hakkındaki değerlendirmelerini sosyokültürel farklılıkları dikkate alarak keşfetmeyi amaçlamaktır. Bu çalışma Ankara'da yaşayan 16 Suriyeli anneyle çevrimiçi veya yüz yüze olan derinlemesine görüşme ve katılımcı gözlemle yapılmış nitel bir araştırmadır. Bulgular ebeveynliğin sevilen bir vazife olduğunu ancak sorun, zorluk ve endişe içeren bir süreç olduğunu belirtmektedir. Göçten kaynaklanan zorlukların yanında kolaylıklar da yaşanmaktadır. Bulgular ebeveynlik çalışmalarının farklı toplumlarda farklı sonuçlar verdiği bilgisini desteklemektedir. Ebeveynliği annelerin kültürel özellikleri, tecrübeleri ve bulundukları toplumun özellikleri şekillendirmektedir. Suriyeli annelerin ebeveynlik amacı ve tarzı literatürde tanımlananlardan farklıdır. Bu sebeple tarzlarda yeni ara formlar üretilmesi gerekmektedir. Annelerin ebeveynlik amacı çocuklarını eğitmektir. Bunun için sıcaklık veya sertlik içeren çeşitli uygulamalar kullanmaktadırlar. Başka bir bulgu ise görülen ebeveynliğin aktarılan ebeveynliği etkilediğidir. Annelerin dil, sosyalleşme, eğitim ve geçim konularında zorluk yaşadığı bulgusuna da ulaşılmıştır. Sonuç olarak göçmen annelerin sosyalleşmesini, dil öğrenimini, ebeveynlik becerilerini ve geçimlerini destekleyici ve güçlendirici, din, dil ve kültürel farklılıklara duyarlı uygulamalar geliştirilmelidir. Çocukların dini bilgisini, dil gelişimini ve sporu teşvik eden uygulamalar artırılmalıdır. Anahtar Sözcükler Ebeveynlik, annelik, Suriyeli anne, ebeveynlik tarzları, ebeveynlik tutumları, sosyokültürel farklılıklar

Ana-baba tutumuAnkaraAnne deneyimi+7
Ümmühan Saliha Tosun
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hükümlü ailelerinin yaşam deneyimleri: Niteliksel bir araştırma

Aile üyelerinden birinin tutuklanması hükümlülüğe oranla içerisinde bir miktar umut barındırsa dahi oldukça travmatik bir deneyimdir. Geride kalan aile üyeleri için umutların tükendiği bir deneyim olan hükümlülük olgusu ise aileleri pek çok yönden daha ciddi etkilemektedir. Fakat konu ile ilgili alanyazın incelendiğinde Türkiye'de hükümlü ailelerini konu alan az sayıda araştırmaya rastlanılmıştır. Bu nedenle araştırma, hükümlü ailelerinin hükümlülük olgusu sonrasında yaşadığı değişimleri, sorunları, gereksinimlerini ve baş etme stratejilerini kısaca hükümlülük sonrası yaşam deneyimlerini anlamayı amaçlamaktadır. Hükümlü ailelerinin yaşam deneyimlerine ilişkin edinilen bilgiler ışığında ise hükümlü ailelerine yönelik sosyal politika ve sosyal hizmetlerin geliştirilmesine yönelik önerilerde bulunulmaktadır. Niteliksel araştırma modeliyle tasarlanan araştırmada, ailelerin deneyimlerine ilişkin soruları içeren yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, kartopu yöntemi ile ulaşılan 17 hükümlü eşi ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Eşi cezaevinde olan 14 kadın ve 3 erkek ile yapılan görüşmeler kuramsal bilgiler ışığında çözümlenerek yorumlanmıştır. Araştırma sonuçları tutukluluk-hükümlülük sürecine ilişkin sonuçlar, aile sisteminde yaşanan değişimlere ilişkin sonuçlar, ailelerin yaşadıkları sorunlara ve gereksinimlerine ilişkin sonuçlar ve baş etme stratejilerine ilişkin sonuçlar olmak üzere dört ana başlıkta ele alınmıştır. Bahsi geçen sonuçlara yakından bakıldığında ise hükümlü ailelerinin ekonomik, psikososyal ve infaz sürecinden kaynaklı sorunlar yaşadığı, hükümlülük sonrasında aile yapısının, ilişkilerin ve iletişimin değiştiği, rollerin yeniden yapılandırıldığı ve ailelerin yaşadığı sorunlar karşısında ciddi gereksinimleri olduğu görülmüştür. Ailelerin yaşanan sorunlarla genel olarak duygusal odaklı baş etmesi ve hizmet/destekler konusunda farkındalıklarının ve erişimlerinin oldukça düşük olduğuna rastlanmıştır.

Aile içi ilişkilerAile yaşam döngüsüHükümlüler+7
Betül Kübra Doğan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Otizmli çocuğa sahip ailelerin psikososyal ve finansal yüklerine ilişkin deneyimleri

Bu çalışmada, otizmli çocuğa sahip ailelerin yaşadıkları psikolojik, sosyal ve finansal zorluklara ilişkin ebeveynlerin ve bu alanda görev yapan farklı profesyonellerin deneyimleri ele alınmıştır. Çalışmanın verileri nitel araştırma yöntemlerine uygun olarak yirmi ebeveyn ve on yedi profesyonel ile yarı yapılandırılmış görüşme formları ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilerek toplanmıştır. Elde eilen bulgular tanının öğrenilmesi, sosyal yaşam, finansal zorluklar ile öneri ve ihtiyaçlar olmak üzere dört farklı tema altında toplanmıştır. İlk tema olan tanının öğrenilmesi; tanı sürecinde yaşanan zorluklar, tanı süürecinin uzunluğu, tanı yaşının geç oluşu, çok ve çaresizlik, kabullenememe, kendini suçlama, geleceğe dair planların değişmesi vb. ailelerin tanıya yönelik psikolojik tepkileri ve benzeri olarak belirlenmiştir. İkinci tema olarak sosyal dışlanma, toplumsal tepkiler, toplumsal yaşama katılımın azalması, aile içi ilişkileri eğitim ve sağlık alanında yaşana zorluklar ile istihdam alanında yaşanan zorluklar şeklinde belirlenmiştir. Üçüncü tema olan finansal zorluklar teması altında tedavi maliyetleri, eğitim maliyetleri, ekstra maliyetlere ait kategoriler yer almaktadır. Son tema olan öneri ve ihtiyaçlar teması altında ise ailelere, profesyonellere ve politika yapıcılara yönelik öneriler ile ihtiyaçlar yer almaktadır. Aileler tanının öğrenilmesi ile birlikte psikolojik bir yükün altına girmekte, toplumdan izole olmakta ve çocuklarının ihtiyacı için finansal zorluklar yaşamaktadır. Özellikle finansal zorluklar ailelerin iyilik halini olumsuz etkilemekte ve bu durum doğrudan çocuklarına yansımaktadır. Çocukları için neler yapılabileceğini bildikleri halde buna finansal açıdan güç yetiremeyen aileler kendilerini yetersiz ve çaresizlik hissetmektedirler.

Ferhat Toper
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı cinsel yönelimi olan bireylerin yaşam deneyimleri

Sosyal hizmet; kişinin biricikliğini gözeten, farklılıklara saygı duyan, çeşitlilikleri destekleyen, sosyal adalet ve insan haklarını odak noktasına alan, desteğe ihtiyaç duyan kişilerin güçlendirilmesini hedefleyen uygulama temelli bir disiplindir. Bu doğrultuda ayrımcılık veya baskıya maruz kalan, hayatlarının neredeyse her döneminde zorluklar yaşayan LGBT'ler için çözüm geliştirebilmesi açışından önem taşımaktadır. Bu çalışma söz konusu bilinç temelinde yürütülmüştür. Araştırmanın temel amacı; farklı cinsel yönelimi olan bireylerin açılma yaşantılarını, bütüncül bir bakış açısıyla ele almak ve ayrıntılı biçimde betimlemektir. Çalışma, toplum içerisinde dışlanan ve baskıya maruz kalan farklı cinsel yönelimi olan bireylerin yaşadıkları sorunları açığa çıkarmaktadır. Ayrıca, sosyal destek unsurları hakkında bilgi vermektedir. Çalışmamız, toplumsal normlar dahilinde olan bireyler ve toplumsal normun dışında kalan bireylere ilişkin bir analiz niteliğindedir. Farklı cinsel yönelimi olan bireylerin dışlanma ile mücadele süreci ve bu bireylerin dışlanmadan dolayı kaynaklara erişmede yaşadıkları sorunlar, tespit edilmelidir. Farklı cinsel yönelimi olan bireylerin sosyal dışlanmayı nasıl yaşadıklarının belirlenmesi, bu bireylerin yaşadıkları olumsuz durumlara dikkat çekilmesi açısından önemlidir. Araştırmada, kar topu örneklem yöntemi kullanılmıştır. Katılımcılara başta dernekler aracılığı ile olmak üzere ilgili yöntemle ulaşılmıştır. Böylelikle toplam 21 katılımcıya ulaşılmıştır. Araştırmada katılımcıların yaşı, cinsel yönelimi, mesleği, eğitimi ile ilgili bilgiler; kişisel bilgi formu doldurularak elde edilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme formunda; farklı cinsel yönelimi olan bireylerin aile yaşantısı, cinsel yönelimlerini keşfetme dönemleri, açılma sürecinde yaşantıları ve karşılaştıkları homofobik tutumlara yönelik sorular yer almaktadır. Verilerin toplanabilmesi için katılımcılardan izin alınmış ve ardından araştırma hakkında bilgi verilmiştir. Görüşmeler çevrimiçi olarak Zoom platformu üzerinden gerçekleştirilmiş ve kayıt alınarak tamamlanmıştır. Görüşmelerin analizinde, içerik analiz tekniği kullanılmıştır. Analiz kapsamında, katılımcıların açılma sürecine ilişkin bulgular sekiz tema altında toplanmıştır. Bu temalar; LGBT bireylerin aile yapıları ve erken çocukluk dönemi yaşantıları, cinsel yönelim farkındalığına nasıl sahip oldukları, kabullenme ve açılma süreci deneyimleri, sosyal destek mekanizmaları, bürokraside ve sağlık hizmetlerinde maruz kaldıkları olumsuz deneyimler, sosyal hayatta karşılaştıkları ayrımcılık/dışlanma/baskı, birliktelik kurmak veya sosyalleşmek için kullandıkları platformlar, trans bireylerin hormon tedavisi sürecinde yaşadığı değişimler ve geleceğe ilişkin düşünceleridir. Katılımcılar, açık uçlu soruları öznel deneyimleri doğrultusunda cevaplamışlardır. Son kertede, erken çocukluk döneminden geleceğe ilişkin düşüncelerine kadar tüm süreçlerini gözden geçirmişler ve konu hakkında farkındalık oluşturmuşlardır.

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkCinsel yönelimler+6
Hilal Kaya İpek
Necmettin Erbakan University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Akran zorbalığını önlemeye yönelik okul sosyal hizmeti müdahalesi

Akran zorbalığı; mağdur, zorba ve seyirci üçgeninde geçen olumsuz bir durumdur. Kişilerin çeşitli yollarla sistematik olarak baskılanması şeklinde yaşanan bu olaydan zorba, mağdur ve seyirci farklı açılardan olumsuz olarak etkilenmektedir. Dünyada, akademik başarıda düşüş, depresyon, bağımlılık, intihar vb. sorunlara yol açabilen, zorbalık olaylarının azaltılmasına yönelik çeşitli programlar geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Bu çalışma kapsamında seyircinin müdahale becerilerini geliştirmek ve zorbalığa yönelik tutumun olumlu yönde değiştirilmesi amacıyla zorbalık rollerinden seyirciyi hedef alan okul sosyal hizmeti grup müdahale programı geliştirilmiştir. Araştırmada karma desen kullanılmıştır Çalışmanın nicel bölümünde yarı deneysel model kullanılırken nitel kısımda odak grup görüşmesinden yararlanılmıştır. Çalışma grubu 36 (18 deney grubu ve 18 kontrol grubu) 4. Sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında seyircilerin müdahale becerilerini ölçmek için Zorbalıkta Seyirci Müdahale Ölçeği ile seyircilerin zorbalığa yönelik tutumları üzerindeki etkisini ölçmek amacıyla ise Çocuklar İçin Zorbalığa Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Programın etkililiğini ölçmek için nicel verilerin yanı sıra odak grup görüşmesi ile nitel veriler değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, geliştirilen programın öğrencilerin akran zorbalığına karşı tutumlarında ve seyircilerin zorbalığa karşı müdahale becerilerinin geliştirilmesinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Geliştirilen programın sonraki çalışmalarda kapsamının genişletilmesinin ve farklı yaş gruplarında da uygulanarak etkililiğinin test edilmesinin daha iyi sonuçlar vereceği düşünülmektedir.

Akran zorbalığıGrup müdahalesiSosyal hizmetler+6
Cemile Tokuroğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal hizmet uzmanlarının Suriyeli sığınmacılara yönelik tutumlarının farklı değişkenlere göre incelenmesi

Zorunlu göç; savaş, işkence, ayrımcılık, şiddet ve korku nedeniyle bir ülkeden başka bir ülkeye yer değiştirme hareketidir. Özellikle Arap Baharı olaylarının Ortadoğu ülkelerini etkilemesi sonucunda 2011 yılında Suriye'de yaşanan iç savaş nedeniyle ülkemizde zorunlu göç dalgasında ciddi artışlar olmuştur. Türkiye'de kayıtlı Suriyeli sığınmacıların sayısı 3.65 milyondur. Bu sayı, Türk toplumunun, sığınmacılarla birlikte hoşgörülü şekilde yaşamasını gerekli kılsa da ülkemizde Suriyeli sığınmacılara karşı çeşitli nefret söylemlerinin ve ayrımcılığın olduğu bir gerçektir. Bu araştırmanın amacı, günümüzde artan sığınmacı karşıtlığından hareketle, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneğindeki üyelerin, Suriyeli sığınmacılara dönük tutumlarını incelemektir. Araştırma 23.02.2023-06.04.2023 tarihleri arasında yapılmış, örneklem grubunu Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği üyeleri oluşturmuştur. Araştırmaya 107 kadın, 35 erkek olmak üzere toplam 142 sosyal hizmet uzmanı katılmıştır. Anket tekniğinin kullanıldığı araştırma formunda demografik sorular ve "Suriyeli Sığınmacılara Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Bu ölçeğe ek olarak araştırmacı tarafından hazırlanan, sosyal hizmet uzmanlarının sahadaki tecrübelerine yönelik 18 sorudan oluşan sosyodemografik bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmada değişkenler arası ilişkiler ve "Sosyal hizmet uzmanlarının Suriyeli sığınmacılara tutumu nasıldır?" temel sorusunun yanıtı incelenmiştir. Bulgulara göre Suriyelilere yönelik tutumların çeşitli değişkenlere göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği saptanmıştır. Araştırma bulgularından hareketle, genel olarak sosyal hizmet uzmanlarının Suriyeliler hakkında olumlu görüşe sahip oldukları, ılımlı çözüm üretme, haklarını savunma ve onlara yardımda bulunmada olumlu görüşe sahipken, hükümetin ve halkın uyguladığı politikayı takdir etmede daha negatif tutuma sahip oldukları saptanmıştır. Sonuç olarak, Suriyeli sığınmacıların, sığınılan ülkedeki topluma uyumlarının sağlanması, ayrımcılık karşıtı uygulamaların güçlendirilmesi, medyada olumsuz temsilin engellenip kamu spotlarının hazırlanması, temel hizmetlere hak temelli yaklaşımla erişmelerini sağlayacak sosyal politikaların planlanması desteklenmelidir.

Sosyal hizmet uzmanlarıSosyal hizmetlerSuriyeliler+6
Ahmet Turus
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite personelinin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarının değerlendirilmesi (Çankırı Karatekin Üniversitesi örneği)

Kadınlar, ücretli çalışma alanına uzun çabalar sonucu çıkmayı başarabilmiştir. Kadın, sosyal çevresinde, çalışma yaşamında ve aile ortamında cinsiyet eşitsizliğine maruz kalmaktadır. Bu eşitsizliğe ilişkin üniversitede çalışan belirli bir eğitim seviyesindeki personelin tutumlarının incelenmesi tezin amacını oluşturmaktadır. Çankırı Karatekin üniversitesi örneği ile üniversitede çalışan personelin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları iki bölümden oluşan anket soruları ile değerlendirilmiştir. Tanımlayıcı tipte yapılan çalışmada Çankırı Karatekin Üniversitesinde çalışan idari ve akademik 250 personel çalışmaya katılım sağlamıştır. Sosyodemografik soruların yer aldığı ilk bölümde çalışmaya katılmayı kabul edenlerin büyük çoğunluğunu akademik personel oluşturmaktadır. Katılımcıların %70,8'inin hayatının büyük çoğunluğunu geçirdiği yer kent olarak çıkmıştır. Üniversitede yöneticilik konumunda %80,8 ile en fazla erkeklerin, %19,2 ile kadınların yönetici olduğu saptanmıştır. Bu sonuca göre kadınların yöneticilik kariyeri yapmasındaki engeller ya da yöneticilik kariyerini neden yapamadığının araştırılması gerektiği düşünülmektedir. Hamilelik ve çocuk bakımı gibi rollerin de her kadının kariyeri önünde bir engel olarak durduğunu söylemek mümkündür. Mevcut çalışmada cinsiyet, eğitim durumu ve annenin çalışma durumu değişkenlerine göre ki-kare anlamlılık testi uygulanmıştır. Cinsiyet ve eğitim durumuna göre katılımcıların büyük çoğunluğunun toplumsal cinsiyet eşitliği tutumlarına duyarlı olduğu tespit edilmiştir. Anne çalışma durumunun katılımcıların cinsiyet eşitliğine ilişkin tutumlarına herhangi bir etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Literatürde toplumsal cinsiyet tutumları ile ilgili yapılan çalışmaların birçoğu üniversite öğrencileri ile yapılmıştır. 18-30 yaş arası katılımcılar da anne çalışma durumunun cinsiyetçi tutumlar üzerinde etkisi olumlu ya da olumsuz olarak tespit edilirken bu çalışmada anlamlılık tespit edilmemiştir. Mevcut çalışmada akademik kariyeri yüksek ve belirli bir yaş üstündeki bireylerle çalışılmasından dolayı annenin çalışma durumunun katılımcıların cinsiyet algıları üzerinde etkili olmadığı saptanmıştır.

Cinsel tutumlarCinsiyet eşitsizliğiCinsiyet rolleri+5
Pınar Demir Şahin
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Şiddet mağduru kadınların sosyal destek algısı, şiddetle baş etme yöntemleri ve yaşam doyumu

Şiddet günümüzde giderek yaygınlaşan toplumsal bir sorun haline gelmiştir. Ülkemizde aile içi ve kadına yönelik şiddetin farkındalık sağlanması ve engellenmesi amacıyla 2012 yılında 6284 sayılı "Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun" yürürlüğe girmiştir. Kanunun gereği olarak şiddetle mücadele kapsamında şiddetin ilk kabul birimi olarak görülen, önleme ve izleme çalışmalarının yapılması amacıyla "Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri" (ŞÖNİM) kurulmuştur. Bu çalışmada şiddete maruz kaldığını ifade eden kadınların ve ŞÖNİM'den hizmet almış olan şiddet mağduru kadınların (N=106) algıladıkları sosyal destek mekanizmalarının ve şiddetle başa çıkma yöntemlerinin yaşam doyumları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Stresle Başa Çıkma Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Araştıma bulgularında ise hipotezler ile paralel olarak şiddet mağduru kadınların yaşadığı şiddete dair baş etme mekanizmaları geliştirmesinin kadının yaşam doyumunu arttığı, sosyal desteğin şiddetle baş etme stratejileri geliştirme ve yaşam doyumu üzerindeki etkisine bakıldığında ise yaşam doyumu ile sosyal destek arasında pozitif bir ilişki olduğu anlaşılmıştır. Araştırma sonuçları literatür ışığında tartışılmış, gelecekte yapılacak çalışmalar için öneriler belirtilmiş ve araştırmanın sınırlılıkları anlatılmıştır.

Aile içi şiddetAlgılanan sosyal destekYakın partner şiddeti
Yağmur Uysal
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Onkoloji hastalarında siberkondri, kaygı ve tedaviye uyum arasındaki ilişkinin incelenmesi

Kanser hastalığı, insanları korkutan ve kaygılandıran bir durumdur. Bu nedenle kanser tanısı alan hastalar, bu süreçte baş etmek için çeşitli bilgi arama yollarına başvurmaktadır. İnternet, bu bilgi arama sürecinde en yaygın kullanılan kaynaklardan biridir. Ancak, internetin kullanım biçimi ve sonuçları, siberkondri olarak adlandırılan sağlık konusundaki kaygı ve endişeleri artırabilen aşırı veya tekrarlayan aramalara dönüşebilir. Bu bağlamda araştırmanın amacı, onkoloji hastalarında siberkondri, kaygı ve tedaviye uyum arasındaki ilişkiyi incelemektir. İlişkisel tarama modelinde tasarlanan araştırmada amaçlı örneklem yöntemi kullanılarak bir üniversite hastanesinin tıbbi onkoloji kliniğinde 01.08.2023-01.11.2023 tarihleri arasında ayaktan ya da yatarak tedavi gören 102 hastaya ulaşılmıştır. Verilerin toplanmasında, kişisel bilgi formu, Siberkondri Ciddiyet Ölçeği, Spielberger Durumluk Sürekli Kaygı Envanteri Kısa Formu ve Tedaviye Uyum Soru Formu kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme tekniği ile toplanan verilerin analizinde, betimsel istatistikler için sayı ve yüzde dağılımları, değişkenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesinde Pearson korelasyon analizi, araştırma sorularının cevaplanmasında ise t testi, ANOVA ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre lisansüstü mezunu katılımcıların siberkondri puanı, lise mezunlarına göre, tedaviye uyumsuz katılımcıların siberkondri puan tedaviye uyumlu katılımcılara göre istatistiki olarak anlamlı ve yüksek çıkmıştır. Katılımcıların sürekli kaygı düzeyi ile Siberkondri Ciddiyet Ölçeğinin diğer boyutları ile anlamlı bir ilişki bulunamamış ancak aşırı kaygı alt boyutu ile arasında pozitif yönlü ve istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Katılımcıların siberkondri ciddiyet ölçeği puan ortalaması 65,98±16,27'dir.Bu çalışma elde edilen bulgular doğrultusunda, onkoloji alanında çalışan sosyal hizmet uzmanlarına, onkoloji hastalarının ve yakınlarının bilgi edinme sürecinde yaşadığı sorunları ve kaygılarıyla başa çıkabilmeleri için psikososyal destek sunma konusunda önemli katkıları olabilir. Anahtar Kelimeler: Onkoloji, Kanser, Kaygı, Tedaviye uyum, Siberkondri

Durumluk kaygıRadyasyon onkolojisiSağlık anksiyetesi+4
Nesrin Şahin Bulunmaz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli yakınlarının özel bakım merkezi deneyimi: Sakarya örneği

Bireyin bağımsız bir hayat sürebilmesi kendi ihtiyaçlarını kendisinin karşılayabilmesine bağlıdır. Beslenme, barınma, öz bakım vb. temel ihtiyaçların karşılanarak bireyin kendini gerçekleştirmesi ile son bulan kişisel gelişim basamaklarında en önemli etken kişinin ihtiyaçlarını kendisinin karşılaması ya da ihtiyaçları karşılayabilecek temel yaşam koşullarına ya da gerekli desteğe sahip olmaktır. İhtiyaçlarını bir başkasının bakım, gözetim ve rehberliğinde karşılayan bireyler düşünüldüğünde akla çocuk, hasta , yaşlı ya da engelli bireyler gelmektedir. Bu dezavantajlı grup içerisinde bulunan engelli bireylerin toplumsal yapının içerisinde var olmaları, sosyo-ekonomik yönden desteklenmeleri, destek sisteminin süreğen bir biçimde erişilebilir olması ve verilecek olan desteğin bütüncül ve sistemsel bir hale getirilmesindeki en önemli araç sosyal politikalardır. Engelli bireyin sağlıklı, güvenli ve sürekli olarak yaşamını devam ettirmesi için gerekli olan temel politikalardan birisi engelli bakım hizmetleridir. Türkiye'de engelli bakım hizmetleri evde bakım ve kurum bakımı olmak üzere iki şekilde sunulmaktadır. Engelli yakınları ile evde bakım hizmeti modeli üzerine literatürde pek çok çalışma bulunmakla birlikte '' kurum bakımı modeli '' daha az çalışılan konular arasındadır. Kurum bakım hizmeti kamu kuruluşları, yerel yönetimler, vakıflar, dernekler ve özel bakım merkezleri tarafından verilmektedir. Özel bakım merkezleri şahıs ya da şirket tarafından açılan ve engelli bireylere yönelik kişisel ve psiko-sosyal olmak üzere iki şekilde bakım hizmeti sunan kurum bakımı çeşididir. Bu çalışmada özel bakım merkezinde bakım hizmeti alan engelli bireylerin yakınlarının kurum bakımı hizmeti almadan önce engelli bakımına ilişkin yaşamlarında karşılaştıkları çeşitli zorluklar, kurum bakımını tercih etme nedenleri, kurum bakımı öncesi ve sonrasında yaşamlarında meydana gelen değişimlerin ne olduğu ve kurum bakımına ilişkin duygu ve düşünceleri araştırılmıştır. Araştırmanın amacı kapsamında Sakarya İlinde bir özel bakım merkezinde bakım hizmeti almakta olan 15 engelli yakını ile ( 10 kadın, 5 erkek) ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir.Görüşmeler katılımcıların kurum ziyareti sırasında yüz yüze yapılmış ve ortalama 50 dakika sürmüştür.Araştırma sonucunda, görüşme yapılan engelli yakınları kurum bakım hizmet modelini, bakım güçlüğü, engelli bireyin davranış problemleri ve ajte durumu vb. sebeplerden tercih ettiklerini ve çaresiz oldukları için başvuruda bulunduklarını ifade etmişlerdir. Öznelerin birçoğu kurum bakımı modelinden faydalanmaya başladıktan bir süre sonra suçluluk, yalnızlık ,çaresizlik, öfke vb. duyguları yaşadıklarını ve ruhsal olarak yıprandıklarını ifade etmişlerdir. Engelli yakınlarının kurum bakımı hizmet modelinden faydalanması sürecinde hissettiği duygular, kurum bakımı hizmeti sonrasında engelli yakınlarının kişisel hayatlarında ne tür değişimlerin meydana geldiği, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kurum bakımından faydalanan engelli yakınları için herhangi bir psiko-sosyal destek hizmetinin bulunmaması sebebi ile saha ve sosyal hizmet çalışmaları için önemli bir sorun teşkil etmektedir. Bu çalışmanın engelli alanında yapılacak olan sosyal hizmet müdahale ve yaklaşımına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Dudu Akmaz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Erzurum YEDAM'a başvuran kumar bağımlılarının sosyal hizmet perspektifiyle incelenmesi

Bu çalışmada, sosyal hizmet mesleğinin bir parçası olan kumar bağımlısı bireylerin, sosyal yaşam içinde birçok farklı damgalama ve dezavantajlı durumla karşı karşıya kalmaktadır Bu damgalama durumu, kumar oynama davranışlarının devam etmesine ve sosyal risklerin ve ihtiyaçların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu nedenle, Erzurum Yeşilay Danışmanlık Merkezi'ne başvuran kumar bağımlılarının kumar oynamaya başlama nedenlerini ve devam etmelerini etkileyen sosyal riskleri ve ihtiyaçları tespit edilerek, bu alanlarda güçlendirilmesi gereken noktaların sosyal hizmet perspektifiyle incelenmesi ve literatüre katkıda bulunulması amaçlanmaktadır. Araştırmaya katılım sağlayan 10 bireyin sosyodemografik verileri incelendi. Katılımcıların %100'ü erkek, %40'ı 20-30 yaş aralığında %60'ı ise 31-39 yaş grubundadır. Katılımcıların yaş ortalaması 31,1'dir. Medeni durumları göz önüne alındığında %40'ı bekar, %60'ı evlidir. %60'ı lise mezunu, %30'u üniversite mezunu, %10'u ise örgün eğitimine devam etmektedir. %30'u işçi, %30 kamuda memur, %10'u serbest meslek, %10'u esnaf, %20'si ise çalışmamaktadır. Gelir durumu değerlendirildiğinde %10'u çok yüksek, %30'ı yüksek, %50'ı orta, %10'u kötü olarak tanımlamaktadır. Katılımcıların, %100'ü sağlık güvencesine sahiptir. Katılımcılar ile derinlemesine görüşme yapılmıştır. Edinilen bilgiler ışığında sonuç olarak, kumar bağımlılığında başlama, devam etme ve destek alma süreçlerinde biyopsikososyal müdahalelerin önemli bir yere sahip olduğu görülmektedir. Sosyal hizmet uzmanı, kumar bağımlılığı alanında hem koruyucu- önleyici ve farkındalık yaratan ayakta hem de bağımlı ve yakınlarına destek sağlayan ayakta aktif rol alarak müdahale planında ekosistem yaklaşımdan faydalanmalıdır.

Hande Aslıhan Kaya
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital oyun bağımlılığı ile bilinçli farkındalık ve aile bütünlüğü ilişkisinin incelenmesi

Günümüzde giderek daha yaygın hale gelen dijital oyun bağımlılığı bir halk sağlığı sorunu olarak nitelendirilmektedir. Alanyazına göre dijital oyun bağımlılığından en çok etkilenen grupların çocuklar ve ergenler olduğu görülmektedir. Bu bakımdan bu araştırmanın amacı lise öğrencilerinin dijital oyun bağımlılığı ile bilinçli farkındalık ve aile bütünlük duygusu arasındaki ilişkileri incelemektir. Araştırmanın örneklemi Pursaklar Anadolu Lisesi'nde öğrenimine devam eden 9-12. sınıf olmak üzere 136 lise öğrencisidir. Örneklem büyüklüğü; %95 güven (1-α), %95 test gücü (1-β) ile power analiz (Gpower) sonucunda belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği, Bilinçli Farkındalık Ergen Formu ve Aile Bütünlük (Tutarlılık) Duygusu Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizinde bağımsız örneklem t-testi, ANOVA, pearson korelasyon ve çoklu regresyon analizleri uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilere göre; erkek öğrencilerin dijital oyun bağımlılığı düzeyi kız öğrencilere göre fazladır. Öğrencilerin dijital oyun bağımlılığı düzeyi oyun oynama süresine göre artmaktadır, öğrencilerin aile bütünlük duygusu oyun oynama süresine göre azalmaktadır. Öğrencilerin dijital oyun bağımlılığı düzeyi, bilinçli farkındalık düzeyi ve aile bütünlük duygusu; yaş, sınıf düzeyi, anne-baba eğitim durumu, aylık gelir düzeyi ve kardeş sayısına göre değişim göstermemiştir. Öğrencilerin dijital oyun bağımlılığı düzeyleri ile bilinçli farkındalıkları arasında negatif yönde orta derecede bir ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin dijital oyun bağımlılığı düzeyleri ile aile bütünlük duygusu arasında negatif yönlü orta düzeyde ilişki bulunmuştur. Bilinçli farkındalık düzeyi ve aile bütünlük duygusu; dijital oyun bağımlılığı düzeyini anlamlı şekilde yordamaktadır. Sonuç olarak dijital oyun bağımlılığı; bilinçli farkındalık ve aile bütünlük duygusu için bir yordayıcıdır.

Nilüfer Katı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Afetlerde görev yapan sosyal hizmet uzmanlarının psikososyal destek hizmetleri kapsamında deneyimlerinin incelenmesi

Afetler, toplumun tamamını veya büyük bir kısmını etkileyen; fiziksel, psikolojik, sosyal ve ekonomik kayıplara yol açan çok boyutlu krizlerdir. Bu süreçte sunulan psikososyal destek hizmetleri, afetten etkilenen birey ve grupların iyilik halini yeniden kurmayı, baş etme kapasitesini artırmayı ve sosyal uyumu güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Psikososyal destek hizmetlerinde aktif görev alan sosyal hizmet uzmanları, afetin doğrudan ya da dolaylı etkileriyle başa çıkmak üzere bireysel görüşmeler, psikolojik ilk yardım, kaynaklara yönlendirme, grup çalışmaları ve çalışana destek gibi çok yönlü müdahalelerde bulunmaktadır. Ancak sahadaki ağır çalışma koşulları, duygusal yük, belirsizlik ve karar verme sorumluluğu, sosyal hizmet uzmanlarının mesleki tükenmişlik ve psikososyal zorlanmalar yaşamasına neden olabilmektedir. Bu bağlamda, süpervizyon desteği sosyal hizmet uzmanlarının mesleki işlevlerini sürdürebilmeleri açısından kritik bir ihtiyaç olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışma, afetlerde psikososyal destek hizmeti sunan sosyal hizmet uzmanlarının mesleki deneyimlerini ve süpervizyon ihtiyaçlarını nitel araştırma yöntemiyle incelemektedir. Araştırma kapsamında, daha önce afet sahasında görev yapmış 14 sosyal hizmet uzmanı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiş; elde edilen veriler soru bazlı içerik analiziyle değerlendirilmiştir. Katılımcıların mesleğe yönelme nedenleri, afet sahasında görev alma motivasyonları, psikososyal desteğe ilişkin algıları, yaşadıkları duygusal zorlanmalar ve süpervizyona dair beklentileri tematik olarak analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, sosyal hizmet uzmanları afet sahasında yalnızca müdahale sunan değil, aynı zamanda psiko-sosyal bütünlüğü onarıcı, güçlendirici ve yönlendirici rolleri üstlenmektedir. Katılımcılar, süpervizyonun afet ortamında duygusal destek, mesleki rehberlik ve tükenmişliğe karşı koruyucu bir rol oynadığını vurgulamıştır. Bu doğrultuda, afet sahasında görev yapan sosyal hizmet uzmanlarına yönelik yapılandırılmış süpervizyon sistemlerinin geliştirilmesi ve sosyal hizmetin afet yönetim sistemleri içindeki kurumsal rolünün güçlendirilmesi önerilmektedir.

Ali Karataş
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde çalışan kadınların iş ve aile hayatlarının değerlendirilmesi

Bu çalışma, hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde görev yapan kadın sağlık çalışanlarının iş ve aile yaşamlarını dengeleme süreçlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Özellikle 24 saatlik nöbetler sırasında yaşanan zorluklar ve ailevi sorumluluklar arasındaki dengelemeye ilişkin güçlükler ele alınmıştır. Ayrıca, toplumsal cinsiyet rolleri ve kadınların iş gücüne katılımına yönelik algıların, iş-aile çatışmalarına etkisi değerlendirilmiştir. Araştırma, Ankara ilinde İl Sağlık Müdürlüğü Acil Sağlık Hizmetleri Başkanlığı'na bağlı 112 acil sağlık istasyonlarında görev yapan rasgele örneklem yöntemiyle 200 kadın sağlık çalışanı ile gerçekleştirilmiş, veriler anket yöntemiyle toplanarak SPSS 25.0 programı kullanılarak frekans ve yüzde ilişki testi içinde ki kare ile analiz edilmiştir. Çalışmada sadece Ankara örneklemi ele alınmış ve nicel veriyle sınırlandırılmıştır. Bulgular, kadın çalışanların %76.5'inin 24 saatlik nöbet sonrasında tam olarak dinlenemediklerini ve bu nedenle de geleneksel ailevi sorumlulukları arasında denge kurmakta zorlandıklarını ortaya koymuştur. Ayrıca, toplumsal bakış açılarının kadınların profesyonel yaşamlarını şekillendirdiği belirlenmiştir. Çalışma sonunda, iş-aile yaşamı dengesinin güçlendirilmesi için esnek çalışma saatleri, psikososyal destek mekanizmaları ve fırsat eşitliği politikaları önerilmiştir. Türkiye'de hastane öncesi acil sağlık hizmetleri çalışanı kadınlar üzerine yapılan ilk nicel çalışmalardan biri olan bu çalışmanın alınacak ve uygulanacak politikalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Nejmiye Toker
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Akran zorbalığı: Nedenler, sonuçlar ve sosyal hizmetin müdahale stratejileri

Akran zorbalığı, bireyler arasındaki güç dengesizliğinden kaynaklanan, fiziksel, sözel ya da psikolojik zarar verici davranışlar olarak tanımlanabilir. Bu durum, çocukların ve ergenlerin birçok ortamda birbirlerine karşı sergiledikleri olumsuz davranışları ifade eder. Zorbalık davranışları, çocukların ya da ergenlerin aile yapısı, ebeveyn tutumları, sosyal çevre, okul iklimi ve medyanın etkisiyle şekillenebilir. Araştırmada küreselleşen ortamda "akran zorbalığı" konusu üzerinde yaygın bir bilinçlendirme kampanyası sürdürülemediği kanısına varılmıştır. Bu çalışmanın temel amacı çocukların gelişimlerini risk altına sokan etkenleri azaltmak ve destekleyici etkenleri çoğaltacak yöntemlerin önerilmesi yoluyla literatüre katkı sağlamaktır. Etkili ve kolayca erişilebilir sosyal hizmet programlarını tanıtmak ve hedef kitleye verilecek en uygun eğitim yönteminin belirlenmesinde yardımcı olmak önemlidir. Çalışmanın odak noktası akran zorbalığının nedenleri, sonuçları ve sosyal hizmetin rolünü incelemektir. Çalışmada kullanılan yöntem sistematik bir literatür taramasıdır. Veri toplama sürecinde sosyal hizmet tarafından uygulanan zorbalıkla mücadelede erken müdahale, kriz yönetimi, bireysel ve grup terapileri gibi stratejilerin raporları incelenmiştir. Buna bağlı olarak farklı yayınların taranarak kategorize edildiği nicel ve nitel yöntemlerle karma metodoloji oluşturulmuştur. Akran zorbalığı, bireylerin psikolojik sağlığını olumsuz yönde etkileyerek, özgüven kaybına, depresyon, anksiyete gibi sorunlara yol açabilmektedir. Bu noktada ekolojik, güçlendirici ve dayanışmacı bir yaklaşımla okul ve aile iş birliği kapsamında okul sosyal hizmeti uygulamasıyla akran zorbalığını azaltma konusunda oldukça etkin bir rol oynadığı gözlemlenmiştir. Bu çalışma, akran zorbalığını önlemeye yönelik etkinliği test edilmiş programları ve güncel yaklaşımları derlemek ve çocuklarla ilgili alanda çalışan profesyonellere ışık tutmak amacı ile yazılmıştır. Anahtar Kelimeler: Akran zorbalığı, Sosyal hizmet, Okul sosyal hizmeti, Zorbalık türleri

Hilal Karabulut
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevinde kalan yaşlı bireylerin yaşam kalitesinin belirlenmesi

Bu çalışma, huzurevinde kalan yaşlı bireylerin yaşam kalitesinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma tanımlayıcı tipte olup, evrenini Ankara'da bulunan bir huzurevinde kalan yaşlı bireyler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise 105 yaşlı birey oluşturmuştur. Araştırma Mart 2024-Temmuz 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada verilerin elde edilmesinde; Veri Toplama Formu ve Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği (WHOQOL-OLD) kullanılmıştır. Araştırma kapsamında toplanan verilerin analizinde frekans analizi (sayı, yüzde, ortalama), t- testi ve ANOVA kullanılmıştır. Araştırmada, huzurevinde kalan yaşlı bireylere araştırmacı tarafından çalışmada kullanılan form ve ölçekler yüz yüze görüşme yöntemiyle uygulanmıştır. Yaşlı bireylerin WHOQOL-OLD'den aldıkları ortalama puan 69,44±16,4'dür. Araştırmada yaşlı bireylerin, medeni durumu, aile tipi, sosyal güvencesi ve kişisel olarak sahip oldukları bir evin olma durumu değişkenlerine göre yaşam kaliteleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkinin olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Araştırma sonucunda, huzurevinde kalan yaşlı bireylerin WHOQOL-OLD'den ortalamanın üstünde puan aldıkları belirlenmiştir. Huzurevinde kalan yaşlı bireylerin yaşam kalitelerini yükseltmeye yönelik eğitim/danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması, sürdürülebilir hale getirilmesi ve gerekli önlemlerin alınması önerilmektedir.

Mehtap Aktaş
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışma hayatındaki kadınların sosyal hizmet gereksinimleri

Bu araştırma, Çankırı ilinde yaşayan ve çalışma hayatına aktif olarak katılan kadınların sosyal hizmet bilinci, iş ve aile yaşam dengesini kurma düzeyleri, sosyal hizmet gereksinimleri ve sosyal haklara ilişkin farkındalıklarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, gönüllülük esasına göre seçilen 25 kadın katılımcı ile yürütülmüş ve nitel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış anket formu kullanılmış; elde edilen veriler betimsel analiz tekniği ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların çoğunun sosyal hizmet kavramını duyduğu, ancak uygulamalı bilgi ve erişim düzeylerinin sınırlı olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların büyük bir bölümü iş-özel yaşam dengesini kurmakta zorlandığını, psikolojik destek ihtiyacı duyduğunu ve toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılıklara maruz kaldığını belirtmiştir. Çalışma hayatındaki yoğun tempo, ailevi sorumluluklar ve sosyal destek eksikliği, kadınların duygusal tükenmişlik düzeylerini artıran başlıca etkenler arasında yer almaktadır. Ayrıca, kadınların önemli bir kısmının sosyal haklara ilişkin farkındalık düzeyinin yetersiz olduğu, bilgilendirme ve erişim imkanlarının geliştirilmesi gerektiği saptanmıştır. Elde edilen bulgular, kadınların sosyal, psikolojik ve ekonomik yönden güçlendirilmesi için sosyal hizmet uzmanlarının aktif rol üstlenmesi gerektiğini göstermektedir. Bu kapsamda, kurum içi sosyal hizmet birimlerinin oluşturulması, farkındalık eğitimlerinin yaygınlaştırılması ve kadınlara yönelik sosyal politikaların güçlendirilmesi önerilmektedir. Araştırma, çalışan kadınların toplumsal refahın sağlanmasında kritik bir konumda olduğunu ve bu grubun ihtiyaçlarına yönelik sosyal hizmet uygulamalarının güçlendirilmesinin toplumsal kalkınmaya katkı sağlayacağını ortaya koymaktadır.

Furkan Koçumoğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal hizmet bağlamında sağlık hizmetlerinde geronteknoloji: Fenomenolojik çalışma

Bu araştırmanın amacı, yaşlı bireylerin sağlık hizmetlerinde geronteknoloji kullanımına ilişkin deneyimlerini, karşılaştıkları zorlukları, destek mekanizmalarını ve sosyal hizmet beklentilerini belirlemektir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desen kullanılarak yürütülmüştür. Çalışma, kentsel bölgede yaşayan ve dijital sağlık hizmetlerine erişimi olan 20 yaşlı birey ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yoluyla belirlenmiştir. Veriler, kişisel bilgi formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla yüz yüze derinlemesine görüşmelerle toplanmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler, Braun ve Clarke (2006) tematik analiz yöntemi ile Nvivo 10 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular, yaşlı bireylerin en çok MHRS ve e-Nabız gibi dijital sağlık platformlarını randevu alma, sağlık bilgilerine erişim ve kronik hastalık takibi amacıyla kullandığını göstermiştir. Teknolojik karmaşıklık, dijital güvenlik kaygıları ve sınırlı kurumsal destek, kullanım sürecindeki başlıca engeller olarak belirlenmiştir. Aile desteği, en yaygın yardım kaynağı olmakla birlikte, destek sunan kişinin iletişim tarzı öğrenme motivasyonunu doğrudan etkilemiştir. Katılımcılar, sadeleştirilmiş içerikler, birebir eğitimler, mahalle temelli destek noktaları ve dijital danışmanlık hizmetlerini talep etmiştir. Sonuç olarak, yaşlı bireylerin dijital teknoloji kullanımını artırmak için gönüllülük esaslı, bireysel hazırbulunuşluğu dikkate alan, uygulamalı ve tekrara dayalı eğitim programlarının planlanması; yaşlı dostu cihaz ve içeriklerin geliştirilmesi; sosyal hizmetlerin dijital danışmanlık ve yerinde destek mekanizmalarını güçlendirmesi önerilmektedir.

Dijital ÇağE-sağlıkGeriatri+7
Nermin Şimşek
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıklı yaşlanma kavramı çerçevesinde 65 yaş üstü bireylerin sosyalizasyon ve yalnızlık durumlarına ilişkin nitel bir araştırma

Amaç: Araştırmanın amacı; 65 yaş üstü bireylerin sosyalizasyon ve yalnızlık durumlarını, sağlıklı yaşlanma kavramı çerçevesinden değerlendirmektir. Bu araştırmada, 65 yaş üstü bireylerin farklı çevresel ve sosyo-kültürel koşullar altında deneyimledikleri yalnızlık ve sosyalizasyon durumlarını derinlemesine incelemek ve bu inceleme bağlamında sağlıklı yaşlanma kavramının değişimine bakmak amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, nitel araştırma yöntemiyle tasarlanmıştır. Araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Manisa'da yaşayan 20 yaşlı ile yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde literatür taraması sonucunda elde edilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Toplanan veriler MAXQDA nitel analiz programına aktarılarak tematik olarak analiz edilmiştir. Bulgular: Sağlıklı yaşlanma kavramının belirleyicileri üzerinden yaşlıların yalnızlık ve sosyalizasyon durumlarının ele alındığı bu araştırmada, katılımcıların yaşlılık deneyimlerinin; fiziksel sağlık, bağlı oldukları sosyal çevre ve ekonomik koşullarıyla ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca eğitim durumu ve boş zaman aktiviteleri de hissedilen yalnızlık üzerinde etkilidir. Sonuçlar: Yaşlıların yalnızlıktan korunması ve sağlıklı yaşlanma anlayışıyla desteklenmesi tam bir iyilik hali açısından oldukça önemlidir. Yaşlılık döneminde yaşanan sosyal yalıtım sorunlarının doğru değerlendirilmesi ve yalnızlığın sağlıklı yaşlanma kavramının hayata geçirilerek önlenmesi profesyonel sosyal hizmet müdahaleleriyle mümkündür. Bu araştırma, planlanacak müdahalelere ışık tutması açısından büyük önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: yaşlılık, yalnızlık, sosyal izolasyon, sağlıklı yaşlanma

Sağlıklı yaşlanmaSosyal yalnızlıkSosyalleşme+4
Melis Ecem Çıplak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hemodiyaliz tedavisi alan son dönem kronik böbrek yetmezliği hastalarının sosyal sermaye, sosyal ağlar ve sosyal destek algısının iyilik hali ile ilişkisinin betimlenmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, hemodiyaliz tedavisi alan son dönem kronik böbrek yetmezliği (SDKBY) hastalarının sosyal sermaye, sosyal ağlar ve sosyal destek deneyimlerine odaklanarak bu kavramların sağlık ve iyilik hali ile ilişkisinin betimlenmesidir. Gereç ve Yöntem: Araştırma niteliksel fenomenolojik modelde yürütülmüştür. Araştırma, kronik böbrek hastalarının çevrimiçi gruplardan ulaşılan ve hemodiyaliz tedavisi alan 9 katılımcı ile yürütülmüştür. Literatür ışığında yarı yapılandırılmış görüşme formu derinlemesine görüşme tekniği ile uygulanmıştır. Veriler MAXQDA 2020 ile kodlanmış ve tematik analiz ile çözümlenmiştir. Bulgular: SDKBY hastalarının fiziksel, psikolojik ve sosyal açılardan pek çok zorlayıcı faktörle karşılaştıkları görülmüştür. Görüşmelerde, duygusal sosyal desteğin meşakkatli hemodiyaliz tedavisi sürecinde SDKBY hastalarının iyilik halini artırmada yüksek düzeyde katkı sağladığı anlaşılmıştır. Hastalık ve tedavi süreci hakkında bilgi alışverişinin SDKBY hastalarının iyilik haline etki eden güçlü bir kaynak olduğu görülmüştür. Maddi destek ve somut pratik destekleri içeren araçsal sosyal desteğin SDKBY hastalarının iyilik halini etkileyen kritik bir kaynak olarak öne çıktığı görülmüştür. Tüm bu kaynakların, sosyal bağlantılar ile etkinleştiği ve sosyal sermaye potansiyeline işaret ettiği belirlenmiştir. Sonuçlar: SDKBY hastaları hayatlarını güçleştiren hemodiyaliz sürecinde sosyal kaynakların etkinliğine ihtiyaç duymaktadır. Sosyal kaynakların etkinliği ise içerisinde yaşanılan sosyal ortamda saklı olup sosyal ilişkiler yoluyla işlevsellik kazanmaktadır. SDKBY hastalarının elde ettiği destek türlerine; aile, arkadaş, komşu, sağlık çalışanları, diğer hastalar ve çevrimiçi ağlar vasıtasıyla erişebildiği saptanmıştır. Bununla birlikte, sağlık sistemi, sosyal politikalar, istihdam, inanç alanlarının da hastaların iyilik halini artıran önemli destekleyici mekanizmalar olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal sermaye, sosyal ağlar, sosyal destek, son dönem kronik böbrek yetmezliği, hemodiyaliz tedavisi, tıbbi sosyal hizmet

İrem Avşar Yar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversitede öğrenim gören kadın öğrencilerin ilişki bağımlılığı düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi

Amaç: Bu araştırmanın amacı üniversitede öğrenim gören kadın öğrencilerin ilişki bağımlılığı düzeylerini saptamak ve ilişki bağımlılığı düzeylerinin bazı sosyodemografik özelliklerle ilişkisini inceleyerek ilişki bağımlılığındaki risk faktörlerini tespit etmektir. Gereç ve Yöntem: Araştırma ilişkisel tarama modeline dayalı olarak nicel araştırma şeklinde yapılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni ilişki bağımlılığı düzeyi, bağımsız değişkenleri ise sosyodemografik değişkenlerdir. Araştırmanın verileri 284 öğrenciye Spann Fisher İlişki Bağımlılığı Ölçeği ve Sosyodemografik Bilgi Formu uygulanarak toplanmıştır. Veriler SPSS 15.0 programına işlenerek Pearson Korelasyon, T-testi ve Tek Yönlü Anova testleri uygulanarak analiz edilmiştir. Bulgular: Yaş, ekonomik düzey, aile içi yakın ilişki durumu, içe kapanık ve asosyal kişilik özelliği, kaygılı ve depresif olma durumu, romantik ilişkiden sonraki ayrılık sürecinde psikolojik desteğe ihtiyaç duyma ve maddeye başvurma durumu ile öğrencilerin sigara veya alkol kullanma durumlarının ilişki bağımlılığı düzeyleri arasında anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Sonuçlar: Kadın öğrencilerin ilişki bağımlılığı olgusunu yaşamada, yaşın artması koruyucu bir faktör olurken ekonomik düzey düşüklüğü bir risk faktörüdür. Bununla birlikte aile içi yakın ilişkiler ilişki bağımlılığı geliştirmede koruyucu bir faktör olmaktadır. İçe kapanık ve asosyal kişilik özelliği ile kaygılı ve depresif bir ruh hali ilişki bağımlılığı geliştirmede belirleyici olmaktadır. İlişki bağımlılığı romantik ilişkiden sonraki ayrılık sürecinde psikolojik sorunlara yol açmaktadır. Madde kullanımı ilişki bağımlılığı geliştirmede etkiliyken ilişki bağımlılığı da romantik ilişkiden sonraki ayrılık sürecinde madde kullanımını tetiklemektedir. Anahtar Kelimler: Bağımlılık, Davranışsal Bağımlılık, İlişki Bağımlılığı

Derya Yörük
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal hizmet perspektifinden online alışveriş bağımlılığının üniversite öğrencilerinin sosyo-ekonomik durumlarına olan etkisinin incelenmesi

Araştırma üniversite öğrencilerinin online alışveriş bağımlılığının öğrencilerin ekonomik göstergelerine etkisini, sosyal hizmet bakış açısı ile detaylı incelemek amacı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Türkiye'de lisans programına devam eden üniversite öğrencileri oluştururken, örneklemi 385 öğrencidir. İki adet veri toplama aracı kullanılmıştır. Bunlardan ilki "Çevrimiçi Kompülsif Satın Alma Ölçeği" iken, ikincisi katılımcıların sosyodemografik durumlarını, alışveriş tercihlerini ve internet kullanım alışkanlıklarını ölçmek adına araştırmacı tarafından hazırlanan sorulardır. Araştırma verileri "Google anket" vasıtasıyla toplanmıştır. Sosyal medya üzerinden toplamda 394 öğrenciye basit tesadüfi yöntem ile ulaşım sağlanmıştır. Toplanan veriler SPSS 15.0 paket programında analiz edilmiştir. Bulguların değerlendirilmesinde "Mann Whitney U" ve "Kruskal-Wallis H" testlerinden faydalanılmıştır. Öne çıkan temel bulgular gözetildiğinde, üniversite öğrencilerinin %70,6'sının ekonomik yoksunluk içerisinde olduğu, öğrencilerin %18,8'inin online alışveriş bağımlılığı belirtileri taşıdığı, %4,4'ünün ise gelirinin %75 ila %100'ünü online alışverişe ayırdığı tespitine ulaşılmıştır. Ülkemiz değişen piyasa koşullarına göre öğrencilere tanınan maddi imkanların, öğrencilerin ekonomik yoksunluklarını gidermede yetersiz kaldığı, bu alanda yeni politika önerilerine ihtiyaç duyulduğu; üniversite öğrencileri ile online alışveriş bağımlılığı adına mesleki çalışmalar planlanması sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kavramlar: Online alışveriş, bağımlılık, kompülsif satın alma, üniversite öğrencileri, ekonomik yoksunluk.

Buse Karadeli Çakmak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sporun sosyal hizmet uygulamalarında yer almasının sosyal hizmet uzmanlarınca değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı sosyal hizmet uzmanlarının mevcut müdahalelerinde fiziksel aktivite ve sporu kullanma süreçlerinin araştırılması ve bu süreçte spor ve sosyal hizmetin ortak bir uygulamada kullanılmasına ilişkin düşüncelerinin belirlenmesi, spor ve sosyal hizmete olan ihtiyacın ortaya konulmasıdır. Literatürü incelediğimizde sosyal hizmet uygulamalarında spordan bahsedilmekle birlikte yapılan çalışmaların fazla olmadığı görülmüştür. Doğrudan sosyal hizmet uygulamasında sporun yer almasıyla ilgili bir araştırmaya rastlanmamıştır. Buna bağlı olarak sosyal hizmet uygulamalarında sporun yer almasına ilişkin sosyal hizmet uzmanlarının deneyim ve düşüncelerinin araştırıldığı bu çalışma önemli hale gelmektedir. Araştırma, nitel araştırma çeşitlerinden fenomenolojik desende yapılmıştır. Görüşmeler yarı yapılandırılmış görüşme formuyla gerçekleşmiştir. Araştırma örneklemi amaca yönelik örnekleme yoluyla belirlenmiştir. Araştırma evrenini Türkiye'de çalışan sosyal hizmet uzmanları oluşturmaktadır. Sosyal hizmet uzmanlarına ulaşmak için öncelikle Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği ile iletişime geçilmiştir. Kartopu yöntemiyle sosyal hizmet uzmanlarına ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda sporun sosyal hizmet uygulamalarında müracaatçının iyilik halini olumlu etkileyerek önemli bir araç olduğu ve uygulamayı geliştirdiği ortaya çıkmıştır. Ancak sporun sosyal hizmet uygulamasında istenilen düzeyde yer almadığı ve ülkemizde yaygın boyutta olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: İyilik Hali, Spor, Sosyal Hizmet Uygulaması, Spor ve Sosyal Hizmet, Sporun İşlevi

Ayşe Doymaz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Büyükşehir belediyelerinde çalışan sosyal hizmet uzmanlarının işdoyumları ve tükenmişlik düzeylerinin değerlendirilmesi

Araştırma Türkiye'de bulunan 30 Büyükşehir belediyesinde çalışan sosyal hizmet uzmanlarının iş doyumlarını ve tükenmişlik düzeylerini tespit etmek ve araştırmada ele alınan değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Nicel araştırma yöntemiyle gerçekleştirilen çalışmaya Ocak-Mart 2024 tarihleri arasında Büyükşehir belediyelerinde çalışan 202 sosyal hizmet uzmanı katılım sağlamıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile Minnesota İş Doyum Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği araştırmada kullanılan veri toplama araçlarıdır. Araştırma verileri İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde çalışan sosyal hizmet uzmanlarıyla yüz yüze olacak şekilde, diğer Büyükşehir belediyelerinde çalışan sosyal hizmet uzmanlarına ise elektronik ortamda ulaştırılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 26.0 programında analiz edilerek, bağımsız örneklem t testi ve Anova istatistiksel testleri sonuçlarına dayalı olarak yorumlanmıştır. Araştırma bulguları iş doyumu ve tükenmişlik düzeyi boyutları arasındaki ilişkinin anlamlı olduğunu göstermektedir. Araştırma grubunun orta düzey iş doyumu yaşadığı, yüksek düzeyde kişisel başarı hissi, orta düzey duygusal tükenme ve düşük düzey duyarsızlaşma yaşadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda Büyükşehir belediyelerinde çalışan sosyal hizmet uzmanlarının duygusal tükenmişliği arttıkça iş doyumunun azaldığı, kişisel başarı hissinin artmasıyla da iş duyumunun arttığını söylemek mümkündür. İlgili veriler ışığında Maslach Tükenmişlik Ölçeği'nin duyarsızlaşma boyutunun katılımcıların iş doyumu üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı görülmektedir. Gerçekleştirilen araştırma; Büyükşehir belediyeleri bünyesinde çalışan sosyal hizmet uzmanlarının doyum kaynaklarının görünür kılınarak ve tükenmişlik düzeylerinin azaltılmasıyla birlikte daha sağlıklı, mutlu ve üretken bir hale gelebilmeleri için müdahale yöntemleri geliştirebilmek amacıyla ve alana özgün katkılar sunulacağı düşüncesiyle incelemeye değer bir konu olarak görülmüştür.

Sedef Ünver
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Çözüm odaklı sosyal hizmet müdahalesinin tip-1 diyabetli çocuk sahibi ailelerin hastalığa uyumuna etkisi

Tip 1 diyabet kronik bir hastalıktır ve tanı konulma zamanı genellikle çocukluk döneminde olmaktadır. Hastalığın yönetimi karmaşık ve ömür boyu devam etmektedir. Özellikle çocukluk döneminde çocuğun diyabeti kendi başına yönetememesi diyabetli çocuğun ailesinin de tedavi sürecinde aktif bir rol oynamasını zorunlu kılmaktadır. Tip 1 diyabet ve yönetimi yalnızca çocuğu değil ailesini de psikolojik, sosyal ve ekonomik açıdan olumsuz etkilemektedir. Çözüm odaklı yaklaşıma dayalı gruplarla sosyal hizmet müdahalesinin, tip 1 diyabetli çocuğu olan ailelerin hastalığa uyumlarına etki edip etmediğini saptamayı amaçlayan bu araştırma nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma araştırma yöntemlerinden yakınsayan paralel desene göre tasarlanmıştır. Araştırma, iki aşamadan oluşmaktadır. Araştırmanın ilk aşamasında tip 1 diyabetli çocuğa bakım veren ebeveynlerde hastalığın algılanan ağırlığı, aile işlevselliği ve diyabetin aileye olan etkisi hakkında genel bir kanıya varmak amacıyla 377 ebeveyn ile genel tarama yapılmıştır. Araştırmanın birinci aşamasının veri toplama araçları Sosyodemografik Bilgi Formu, Diyabetin Aileye Etkisi Ölçeği (DAEÖ), Hastalığa İlı̇şkı̇n Öznel Algılar Anne/Baba Formu (HİÖA-A/B) ve Aile APGAR (AAP) Ölçeği'dir. Genel tarama bulguları değerlendirildiğinde diyabetin aileyi en fazla ekonomik olarak olumsuz etkilediği, ebeveynler tarafından hastalığın algılanan ağırlığının oldukça yüksek olduğu ve aile işlevselliğinden duyulan memnuniyet düzeyinin yüksek olduğu bulunmuştur. Tip 1 diyabetli çocuğu olan ailelerin genel durumları betimlendikten sonra araştırmanın ikinci aşamasına geçilmiştir. İkinci aşamada, tek gruplu öntest-sontest modeline dayalı bir çalışma yürütülmüştür. Bu kapsamda sekiz ebeveyn ile çözüm odaklı yaklaşıma dayalı gruplarla sosyal hizmet müdahalesi kapsamında haftada bir olmak üzere toplam 8 grup oturumu gerçekleştirilmiştir. Bu aşamada veri toplama araçları olarak araştırmanın birinci kısmında kullanılan veri toplama araçlarına ek olarak grup oturumları ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Yapılan çözüm odaklı yaklaşıma dayalı gruplarla sosyal hizmet müdahalesinde toplanan nicel verileri analiz etmek amacıyla Kruskall Wallis H testi, Mann Whitney U testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve ölçek puanları arasındaki ilişkilerin incelenmesi için Spearman Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında yapılan toplam 8 grup oturumundan ve müdahalenin etkililiğini saptamak üzere uygulanan yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen nitel veriler deşifre edilmiştir. Elde edilen veriler nitel veri analiz teknikleri arasında yer alan tematik analiz tekniği ile çözümlenmiştir. Yapılan öntest-sontest ölçümlerine göre; deney grubunda yer alan ebeveynlerde, diyabetin aileye olumsuz etkisi ve hastalığın algılanan ağırlığı istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde olumlu yönde farklılaşmıştır. Ek olarak ebeveynlerin istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde aile işlevselliği memnuniyet düzeyi artmıştır. Grup çalışması oturumları sırasında elde edilen nitel verilerin analizi sonucunda "grup çalışmasına katılma amacı, mucize sorusu, başa çıkma becerileri geliştirme, istisnalar, olumlu davranış geliştirme ve kâbus sorusu" olmak üzere 6 temaya ulaşılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen nitel verilerin analizi sonucunda ise grup çalışmasının; "aile ilişkisi üzerindeki etkisi, ebeveynin diyabetle baş etme becerisine etkisi, çocuğun diyabetle baş etme becerisine etkisi ve ebeveyn/çocuk ilişkisi üzerindeki etkisi" olmak üzere 4 temaya ulaşılmıştır. Tematik analizler sonucunda grup çalışmasına katılan ebeveynlerin çözüm odaklı düşünme ve olumlu davranış geliştirme becerisi geliştirerek müdahalenin amacına uygun değişim ve dönüşüm yaşadıkları tespit edilmiş ve bu bulguların nicel bulguları desteklediği sonucuna varılmıştır. Bulgular, tip 1 diyabetli çocukların ailelerinin hastalığa uyumları üzerinde çözüm odaklı yaklaşıma dayalı gruplarla sosyal hizmet müdahalesinin etkili olduğu sonucunu ortaya koymuştur. Anahtar Sözcükler: Tip 1 diyabet, Hastalığa uyum, Çözüm odaklı yaklaşım, Çözüm odaklı terapi, Gruplarla sosyal hizmet müdahalesi, Tıbbi sosyal hizmet

Grup odaklı sosyal hizmet
Zeliha Erol
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Orta yetişkinlik ve yaşlılık dönemindeki bireylerde algılanan yoksulluğun, yaşlılık ve yaşlanma tutumu ile ilişkisinin belirlenmesi

Bireylerin algıladıkları yoksulluk ile yaşlılık ve yaşlanma arasındaki ilişkinin belirlenmesinin amaçlandığı bu çalışma ile başarılı yaşlanmanın sağlanabilmesi için bireylerin yaşlanma süreci ve yaşlılık dönemi için kaygı duyduğu unsurların ortaya çıkartılması, başarılı yaşlanmanın gerçekleşmesinin önündeki engellerin belirlenmesi, bireylerin hayat standartları içerisinde algılamış oldukları yoksulluk düzeyinin (Mutlak Yoksulluk, Göreli Yoksulluk, İnsani Yoksulluk), yaşlılık ve yaşlanma tutumu (Yaşlılığı Kabullenme Zorluğu, Sosyal Yıpranma Algısı, Yaşamla Baş Etme Zorluğu, Olumsuz İmge) arasındaki ilişkinin belirlenmesi, yaşlıların toplumun bir parçası olarak sosyal yaşamın içinde kabul görmelerinin, toplum temelli yaşlanma modeli ile refah düzeyi yüksek bir yaşam sürdürebilmelerinin ve yaşlanma sürecindeki bireylerin ekonomik açıdan güçlendirilebilmesinin önündeki engellerin belirlenmesi bakımından literatüre katkı sağlanması beklenmektedir. Dolayısıyla bu çalışmayla, geleceğin önemli sosyal sorunlarından biri olacağı öngörülen yoksulluğun olumsuz etkisinin belirgin olarak hissedildiği yaşlanma ve yaşlılık dönemi sorunlarına yönelik yeni hizmet politikalarının geliştirilmesinde de önemli katkılar sağlaması hedeflenmektedir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde nicel bir çalışma olup çalışma kapsamında seçkisiz örnekleme türlerinden amaçsal örnekleme yapılması planlanmaktadır. 45 yaş ve üstü bireylerin örnekleme dahil edilmesi söz konusu olup verilerin çevrimiçi bir şekilde toplanması hedeflenmektedir. Türkiye'de yaşayan 45 yaş ve üstü bireyler araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. TUİK (2022) verilerine göre nüfusun 26.980.965'sini 45 yaş ve üzeri bireyler oluşturmaktadır. Evreni temsil yeterliliğinin sağlanması için %95 güven düzeyi odak alınarak belirlenen örneklem büyüklüğü 385'dir. Dolayısıyla çalışmada 45 yaş ve üstü 385 bireyin örnekleme dâhil edilmesi planlanmaktadır. Verilerin çevrimiçi bir şekilde toplanması hedeflenmektedir. Böylece farklı sosyal çevrelerden verilerin toplanarak örneklemin çeşitlilik göstermesi beklenmektedir. Veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından geliştirilmiş "Kişisel Bilgi Formu" ile, "Yoksulluk Algı Ölçeği", "Yaşlılık ve Yaşlanmaya İlişkin Tutum Ölçeği" kullanılacaktır.

Feyza Nur Aydoğan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Madde bağımlılığı öyküsü bulunan hükümlülerin infaz sürecinde madde yoksunluğu ile ilgili yaşadıkları sorunların belirlenmesi: Manisa T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu örneği

Bu araştırmanın amacı ceza infaz kurumunda kalan madde bağımlılığı öyküsü bulunan hükümlülerin ceza infaz kurumunda kaldıkları süre zarfında madde yoksunluğu ile ilgili yaşadıkları sorunların neler olduğunun ve bu süreçte yaşadıkları zorluklar ile baş etme stratejilerinin neler olduğunun, bu süreçte profesyonel olarak nasıl bir desteğe ihtiyacı olduğunun incelenmesidir. Literatürü incelediğimizde madde bağımlılığı öyküsü bulunan hükümlüler hakkında yapılan çalışmaların çoğunluğunun denetimli serbestlik sürecindeyken olduğu, ceza infaz kurumlarında yapılan çalışmaların az olduğu görülmektedir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desende yapılmıştır. Araştırma Manisa T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan ve içerme kriterlerini karşılayan 14 hükümlü ile yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın analizi MAXQDA 2024 programı ile yapılmış olup 4 ana tema ortaya çıkmıştır. Bu temalar madde kullanımı ve etkileri, ceza infaz kurumunda olmak ve madde yoksunluğu, sosyal destek mekanizmasının madde kullanımı ve yoksunlukla mücadeleye etkisi ve tavsiyelerdir. Araştırma sonucunda madde bağımlılığı öyküsü bulunan hükümlülerin infaz sürecinde yoksunluk yaşadıkları ve bu süreçte oda arkadaşlarından destek aldıkları, tıbbi ya da psikososyal destek almak konusunda bir tabu oluştuğu ve damgalanmaktan korktukları görülmüştür. Ceza infaz kurumunda ya da dışarıdayken aile desteğinin önemli olduğu, hükümlülerin yoksunluk yaşadıkları dönemde ayrıca etkili olduğu görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Madde Bağımlılığı, Hükümlü, Yoksunluk, Sosyal Hizmet Uygulaması, Bağımlılık ve Sosyal Hizmet, Adli Sosyal Hizmet

Fadime Akbulut Acar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Suriye uyruklu geçici koruma statüsü ile Türkiye'de yaşayan erkeklerin toplumsal cinsiyet algıları: İstanbul örneği

Bu araştırma, "Suriye Uyruklu Geçici Koruma Statüsü ile Türkiye'de Yaşayan Erkeklerin Toplumsal Cinsiyet Algıları: İstanbul Örneği" başlıklı yüksek lisans tezi kapsamında gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, 18-50 yaş arasındaki, evli ve en az 5 yıldır Türkiye'de yaşayan Suriyeli erkeklerin toplumsal cinsiyet algıları ve bu algıların dönüşümü değerlendirilmiştir. Araştırmanın temel amacı, Suriyeli erkeklerin toplumsal cinsiyet algılarının Suriye'deki yaşam koşulları ile Türkiye'deki deneyimler bağlamında nasıl şekillendiğini ve göç sürecinin bu algılar üzerindeki etkisini anlamaktır. Bu kapsamda, göçün toplumsal cinsiyet rollerindeki dönüşümle doğrudan ilişkisi incelenmiştir. Araştırma, nitel bir yaklaşımla yürütülmüş ve 22 Suriyeli erkekle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Katılımcılara, amaçlı örneklem ve kartopu yöntemi kullanılarak ulaşılmıştır. Görüşmelerin analizi için "MAXQDA Analytics Pro 2020" programı kullanılmış ve elde edilen veriler tematik analiz yöntemiyle incelenmiştir. Bulgular, sosyo-demografik verilerin yanı sıra beş ana tema etrafında yapılandırılmıştır: Göç ve Toplumsal Normların Dönüşümü, Erkeklik ve Toplumun Erkeklerden Beklentileri, Makbul Kadın ve Kadından Beklentiler, Çalışma Hayatında Toplumsal Cinsiyet Kalıpları, ve Aile ve Evlilikte Cinsiyet Rolleri ve Toplumsal Beklentiler. Araştırma bulguları, Türkiye'ye göç ile birlikte toplumsal cinsiyet algılarında sınırlı bir dönüşüm yaşandığını göstermiştir. Bu dönüşüm özellikle Türkiye'de eğitim alan genç erkeklerde belirginleşmiştir. Ancak bazı erkeklerin bu dönüşümü egemenliklerini kaybetme endişesiyle karşıladığı ve bu nedenle değişime direndiği tespit edilmiştir. Bulgular, geçicilik algısının ötesine geçilerek sosyal hizmet faaliyetlerinde daha fazla erkekle çalışılması ve toplumsal cinsiyet faaliyetlerine erkeklerin de dahil edilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca, kadınların istihdamını destekleyecek meslek edindirme projeleri ve çocuk bakımı konusunda kreş desteği gibi uygulamaların artırılması önerilmektedir.

Dilem İgde Yuyucu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Uzaktan eğitim yolu ile sosyal hizmet eğitimi alan öğrencilerin uygulama süreçlerinin değerlendirilmesi

Uzaktan eğitim geleneksel eğitimle karşılaştırıldığında avantajlar sağladığı gibi dezavantajlar da içermektedir. Bu araştırmanın temel amacı uzaktan eğitimle verilen sosyal hizmet eğitimi kapsamında uygulama kurum danışmanlığı yapan meslek elemanlarının sosyal hizmette uzaktan eğitime dair değerlendirmelerini belirlemektedir. Araştırma niceliksel yöntemle tasarlanmıştır. Araştırma evrenini uzaktan eğitimle sunulan sosyal hizmet programlarında eğitim almakta olan öğrencilerin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde gerçekleşen uygulamalarına danışmanlık yapan meslek elemanları oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında evrenin tamamına erişilmesi hedeflenmiştir. Toplamda 109 meslek elemanı araştırmaya katılmıştır. Araştırma verileri bir anket formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma verilerinin işlenmesi ve çözümlenmesi sürecinde IBM SPSS 27.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları, uzaktan eğitimin erişilebilirlik ve esneklik gibi avantajlarının yanı sıra, özellikle pratik becerilerin kazanılması ve mesleki yeterliliklerin geliştirilmesi açısından ciddi zorluklar taşıdığını göstermektedir. Bu bulgular, sosyal hizmet eğitiminin teorik ve pratik bileşenlerinin dengeli bir şekilde harmanlanmasının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha vurgulamaktadır. Sonuç olarak, uzaktan eğitimin sosyal hizmet eğitiminde taşıdığı potansiyel avantajların yanı sıra, özellikle pratik becerilerin kazanılması ve mesleki yeterliliklerin geliştirilmesi açısından ciddi sınırlılıklar taşıdığı görülmektedir.

Mustafa Öztürk
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık ihmali bağlamında çocukların ağız ve diş sağlığı sorunlarının değerlendirilmesi – Manisa ili örneği

Bu araştırma, çocukların ağız ve diş sağlığına yönelik bakımın ebeveynler tarafından ne ölçüde ihmal edildiğini, çocuk hakları ve sosyal hizmet disiplini çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'de yer alan "en yüksek sağlık standardına ulaşma hakkı" bu kapsamda ağız sağlığını da içermektedir. Veriler, Yunusemre Belediyesi ve Koruyucu Diş Hekimliği Derneği iş birliğinde yürütülen "Minik Dişlere Büyük Dokunuşlar" projesi kapsamında, öğretmenler aracılığıyla ebeveynlerle yüz yüze görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen veri formu iki bölümden oluşmakta; birinci bölümde ebeveynin demografik bilgileri, ikinci bölümde ise çocukların ağız ve diş sağlığına yönelik bakım alışkanlıkları ve bilgi düzeyleri yer almaktadır. Veriler SPSS programında analiz edilmiş ve değişkenler arası ilişkiler ki-kare testi ile değerlendirilmiştir. Bulgular, ebeveynin eğitim düzeyi ve kendi ağız bakım alışkanlıklarının, çocuğun ağız sağlığı üzerindeki davranışları anlamlı biçimde etkilediğini göstermektedir. Ayrıca, ailenin düzenli başvurduğu bir diş hekiminin bulunması da çocuğun koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanmasını olumlu yönde etkilemektedir. Öte yandan, cinsiyet değişkeni, örneklemde kadın katılımcıların ağırlıkta olması nedeniyle doğrudan karşılaştırmaya elverişli olmamıştır. Sonuçlar, sosyal hizmet uzmanlarının, çocukların ağız ve diş sağlığı ihmali riskini tanımlama, aileleri bilgilendirme ve uygun yönlendirmeler yapma sorumluluğunun altını çizmektedir. Ağız ve diş sağlığı bakımı, özellikle tıbbi sosyal hizmet alanında, çocuk ihmali konusunun önemli bir boyutu olarak ele alınmalıdır.

Aleyna Kuruhüseyino
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Gündüz bakım hizmetlerinden yararlanan ve yararlanmayan engelli ailelerinin bakım yükü ve yaşam kalitesi arasındaki ilişki: Denizli örneği

Türkiye'de ailesinin yanında bakım alan engele sahip bireylerin bakım sürecini desteklemek amacıyla gündüz bakım merkezleri açılmaktadır. Bu merkezlerin kuruluş amacı, ortak temel hizmetlerin yanı sıra hizmet verdikleri bölgeye özgü faaliyetlerle engelli bireylerin sosyalleşme ve rehabilitasyon sürecini desteklemek, aynı zamanda bakım verenlerin yükünü hafifletmektir. Literatürde, gündüz bakım hizmetlerinin bakım verenlerin yükü ve aile yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini doğrudan karşılaştırmalı olarak inceleyen sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Gündüz bakım hizmeti hakkında yapılacak çalışmalar hizmetin kalitesini artırmasına, aile yanında bakım hizmetinde bakım verenin güçlendirilmesine katkı sağlaması beklenmektedir. Amaç: Bu araştırmada, gündüz bakım hizmetlerinden yararlanan ve yararlanmayan engele sahip bireylerin bakım verenlerinin bakım yükü ve aile yaşam kalitesi düzeylerinin karşılaştırılması ve gündüz bakım hizmetlerinin bakım sürecine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma ilişkisel tarama modelinde planlanmıştır. Veriler Denizli İlindeki Merkezefendi Engelsiz Yaşam Akademisi'nden hizmet alan ve almayan toplam 102 engele sahip bireye bakım veren kişiden toplanmıştır. Veri toplama araçları araştırmacı tarafından geliştirilen sosyo-demografik soru seti, geçerlilik ve güvenlilirlik çalışmaları İnci (2008) tarafından yapılan Bakım Verme Yükü Ölçeği ile Meral (2013) tarafından yapılan Beach Center Aile Yaşam Kalitesi Ölçeği'dir. Bulgular: Analiz bulgularına göre, bakım verdikleri engele sahip bireyler gündüz bakım hizmetinden yararlanan grupta fiziksel/maddi iyi oluş (p = 0,005) ve toplam aile yaşam kalitesi (p = 0,037) düzeyleri anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca, bakım verme yükü ile aile yaşam kalitesi arasında negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki saptanmıştır (r = -0.375, p < .001). Ekonomik durumu yetersiz olan bakım verenlerde hem iyi oluş algısı hem de bakım yükü olumsuz etkilenmiştir (p = 0,002; p = 0,047). Bakım verenin engelli bireye yakınlık düzeyi, bakım yükü üzerinde anlamlı bir farklılık yaratmıştır (H(2) = 6,556, p = 0,038). Eğitim düzeyi arttıkça fiziksel/maddi iyi oluş algısının da anlamlı şekilde yükseldiği gözlenmiştir (p = 0,006). Çıkarımlar: Araştırma sonucunda; gündüz bakım hizmetlerinin engele sahip bireylere bakım verenlerin yaşam kalitesini artırma ve bakım yükünü azaltma konusunda önemli bir destekleyici unsur olduğunu ortaya koymaktadır. Bakım verenin bu tür hizmetler ile güçlendirilmesi, aile yanında bakım hizmetinin engele sahip birey ve bakım veren için daha sağlıklı ilerlemesine, bakım süresinin uzamasına katkı sağlayacaktır. Gündüz bakım hizmetinin ortaya koyulan katkısı, merkeze sahip olmayan şehirlerde bu merkezlerin açılmasına yönelik, engele sahip üyesi olan aileler ve sivil toplum kuruluşlarının savunuculuk çalışmalarına argüman olarak kullanılabilecektir. Anahtar Kelimeler: Gündüz bakım merkezi, bakım veren, aile yaşam kalitesi, bakım yükü, rehabilitasyon, bakım sürecine destek hizmeti

Doğan Çakan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk gelinlerin erken evlilik süreçleri ve erken evliliklerin önlenmesine ilişkin görüş ve düşüncelerin incelenmesi

Amaç: Bu çalışmada, çocuk gelinlerin erken evlilik süreçleri ve erken evliliklerin önlenmesine ilişkin görüş ve düşüncelerinin incelenerek, erken evliliğe ilişkin nedenlerin, sakıncaların ve sonuçların tespit edilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, İzmir ilinde Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı'na başvuran 18 yaşının altındaki resmi ya da imam nikâhı bulunan 100 çocuk ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler, araştırmacının hazırladığı görüşme formu kullanılarak toplanmış olup; araştırma sonucunda elde edilen verilerin, SPSS Windows versiyonu programı ile bilgisayara girişi yapılmıştır. Oluşturulan soru cümlelerine bağlı olarak düz istatistiksel analizler yapılmıştır. Bulgular: Çocuk gelinlerin erken evlilik süreçleri ve erken evliliklerin önlenmesine ilişkin görüş ve düşüncelerinin incelenmesi bağlamında, erken evlilik konusuna ilişkin çocukların gözünden nedenler, evlilik süreci, sonuçlar ve çözüm önerilerinin neler olduğu anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda, erken evlenen çocukların evlilik sürecindeki yaşam deneyimleri, ataerkil toplum düzenin içerisinde kız çocuğunun tercih ve karar verme süreci, geleneksel ve dini tutumları, eğitim, istihdam durumları, ekonomik düzeyleri ve etkileri, evlilik beklentileri ve karşılanma durumlarına ilişkin bulgular elde edilmiştir. Sonuç: Erken evliliklere, ataerkil değer yargıları ve toplumsal cinsiyet rolleri ile birlikte, eğitim eksikliği, yoksulluk, göç, dini inançlar, geleneksel uygulamalar da etki etmektedir. Çocuk gelinlerin, evlenmeden kendi ailesi içerisinde ve evlendikten sonra da dâhil olduğu aile içerisinde devam eden ataerkil sistemi benimsemiş olduğu ve bunu kendi içinde meşrulaştığı da çarpıcı bir biçimde karşımıza çıkmaktadır. Çocuk gelinlerin, normal olanın erken yaşta evlenmek olduğu düşüncesine sıkı sıkıya bağlı oldukları görülmüş olup; bir gelenek halini alan erken evlilikler sorun olmamakta ve beraberinde getirdiği sorunlar da yok sayılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Erken evlilik, çocuk evlilikleri, çocuk gelin

Erken evlililkEvlilikGelin+2
Pervin Doğan Göksel
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İnmeli hasta ve bakım verenlerin inmeden sonra yaşam kalitesini etkileyen sorun alanlarının belirlenmesi: Bursa örneği

Amaç: Bu çalışmanın amacı inmeli hasta ve bakım verenlerinin yaşam kalitelerinin fiziksel sağlık, fiziksel aktivite, psikolojik, sosyal, tinsel ve ekonomik boyutlarda yaşadıkları sorunları kendi gözlemleri ve deneyimleri doğrultusunda ekosistem yaklaşımı bağlamında betimlemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırma evrenini Bursa İlker Çelikcan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesinde yatarak inme tedavisi gören hastalar ve hastaya bakım verenler oluşturmaktadır. 10 hasta ve 10 bakım veren araştırmanın örneklemini oluşturmuş ve amaçlı örneklem yöntemi kullanılmıştır. Nitel araştırma yöntemiyle tasarlanan araştırmada araştırmacılar tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşmeler yazılı metne dönüştürldükten sonra katılımcıların benzeşik ifadeleri vurguladıkları cümleler MAXQDA 12 programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmada hasta ve bakım verenlerin ekosistem bağlamında yaşam kalitelerinin fiziksel sağlık, fiziksel aktivite, psikolojik, sosyal, tinsel ve ekonomik boyutlarını etkileyen durumlarla ilgili olarak katılımcıların görüşleri değerlendirildiğinde, hem hastaların hem de bakım verenlerin ifadeleri ile oluşan alt temalara göre bütün alanlarda etkilenme meydana geldiği saptanmıştır. Sonuç: Bu araştırma sonucunda inme hastalığının hasta ve bakım verenin yaşam kalitesi üzerine olumsuz etkilerde bulunduğu ortaya konmuştur. Buna göre tedavi ve rehabilitasyon aşamasında hasta ve bakım verenlerin hastalık sürecine uyumunun sağlamasında, sorunlarla baş etme becerilerinin geliştirilmesinde, yaşam kalitesinin arttırılmasında, bakım ve tedaviden daha etkin biçimde faydalanarak kendi ekosistemi içinde daha uyumlu hale gelmesinde sosyal hizmet mesleğine ve sosyal hizmet uzmanlarına görev düşmektedir. Anahtar Sözcükler: İnme, Ekosistem, Yaşam Kalitesi, Sosyal Hizmet

Bakım verenlerBakım verme yüküBursa+4
Filiz Er
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul ortamlarında sosyal hizmet uygulaması ihtiyacı: Rehber öğretmenlerin okul sosyal hizmeti ile ilgili düşünceleri üzerine bir araştırma

Amaç: Bu araştırma ile rehber öğretmenlerin okul sosyal hizmeti hakkındaki düşüncelerinin öğrenilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, İzmir'in beş bölgesinden seçilen 100 rehber öğretmen ile gerçekleştirilen nicel bir çalışmadır. Araştırmada anket formu kullanılmıştır. Veriler yüz yüze görüşme yöntemi ile elde edilmiş ve analiz SPSS 15.0 aracığıyla yapılmıştır. Karşılaştırmalı bulguların analizinde Ki-Kare analizinden yararlanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların %65'inin sosyal hizmet disiplinini bildiği ve çoğunluğunun (%67) sorunların çözümünde sosyal hizmet uzmanının katkı sağlayacağını düşündüğü sonucuna ulaşılmıştır. Rehber öğretmenlerin kendilerini sorunların karşısında yetersiz hissetmeleri ile okulda sosyal hizmet disiplinine de ihtiyaç duyma durumları arasında ve rehber öğretmenlerin yetersizlik durumu ile sosyal hizmet uzmanının sürece katkı sağlayacağını düşünme durumları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Sonuç: Rehber öğretmenlerin okul ortamlarında pek çok sorunla karşılaştığı ve bu sorunların çözümü için sosyal hizmet uzmanına ihtiyaç duyduğu anlaşılmıştır. Okul sosyal hizmeti uygulamasının hayata geçirilmesi okul sosyal hizmeti alanının tanıtılmasına yönelik çalışmaların yapılması oldukça önemlidir. Anahtar Kelimeler: Okul Sosyal Hizmeti, Sosyal Hizmet Uzmanı, Rehber Öğretmen, Rehberlik Servisi

OkullarRehber öğretmenlerRehberlik hizmetleri+3
Güliz Kuli
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın konukevinde kalan kadınların yaşadıkları şiddet ile aile işlevleri algıları arasındaki ilişki: İzmir örneği

Amaç: Bu araştırmada, şiddetin konukevinde kalan kadınların aile işlevleri algıları üzerinde etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, İzmir Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı) na bağlı konukevlerinde Ekim 2016 ile Eylül 2017 tarihleri arasında kalan ve çalışmaya katılmaya gönüllü kadınlar ile yapılmıştır. Araştırma kapsamında 96 kadın ile görüşülmüş, sosyo-demografik veri formu ve ardından aile değerlendirme ölçeği uygulanmıştır. İlişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilen çalışmada, sosyo-demografik veri formu ile kadınların medeni durumları, çocuk sayıları, ekonomik durumları, şiddet öyküsünün varlığı gibi verilerin elde edilmesi ve bu verilerin Aile Değerlendirme Ölçeğinden elde edilen veriler ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bulgular: Araştırmanın 96 katılımcısından 59'unun şiddet yaşantısı olduğu, 37'sinin ise şiddet yaşantısı olmadığı görülmektedir. Şiddet öyküsü olduğunu belirten katılımcıların %89,8'i fiziksel şiddete, %39,0'u cinsel şiddete, %91,5'i psikolojik şiddete, %62,7'si ise ekonomik şiddete maruz kaldığını ifade etmiştir. Şiddet gören kadınların %91,5'i eşlerinden ya da partnerlerinden%8,5'i ise diğer aile üyelerinden şiddet gördüklerini ifade etmişlerdir. Kadınların şiddet yaşantısı durumları ile Aile Değerlendirme Ölçeği alt puanlarının tamamı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Ayrıca tüm şiddet türleri ayrı ayrı değerlendirilmiş, yine aynı şekilde tüm şiddet türleri ile Aile Değerlendirme Ölçeği alt puanlarının tamamı arasında istatistiksel olarak anlamı bir ilişki bulunduğu belirlenmiştir(p<0.05). Sonuçlar: Şiddet kadınların aile işlevleri algısını olumsuz etkileyerek beraberinde aileye de etki etmektedir. Birey ve aileden başlayarak tüm toplumu olumsuz etkileyen bir olgu olarak, kadına yönelik şiddetle mücadele, uluslararası düzenlemeleri, ulusal düzenlemeleri ve devlet eli ile yürütülen sosyal politikaların yanında toplumsal dayanışmayı ve kararlılığı gerektirmektedir. Anahtar Sözcükler: Aile İşlevleri Algısı, Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, Kadın Konukevi, Sosyal Hizmet

AileAile içi ilişkilerAile içi şiddet+7
Firdes Çağlayan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tıbbi sosyal hizmet uzmanlarının işyerinde sosyal destek algısı, mesleki benlik saygısı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Amaç: Tıbbi sosyal hizmet uzmanlarının işyerinde sosyal destek düzeyleri ile mesleki benlik saygısı ve yaşam doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırmaya Türkiye'deki tıbbi sosyal hizmet alanında çalışanların tümü dahil edilmiş, 203 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni yaşam doyumu, bağımsız değişkenleri sosyodemografik özellikler, mesleki benlik saygısı ve iş yerinde sosyal destek puanlarıdır. Araştırmada sosyodemografik özellikler bilgi formu, Mesleki Benlik Saygısı Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği ve İsveç İş Yükü, Kontrolü, Sosyal Destek Ölçeği'nin Sosyal Destek Alt Boyutu'ndan oluşan soru setleri kullanılmıştır. Elektronik form aracılığıyla toplanan veriler için sayı ve yüzde dağılımları ile korelasyon analizi, student's t testi, ANOVA ve doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Tek değişkenli analiz bulgularına göre evli sosyal hizmet uzmanlarının yaşam doyumu ve mesleki benlik saygısı, bekar olanlardan daha yüksektir. Çalıştıkları birimi isteyerek tercih eden ve hizmet içi eğitim alanların mesleki benlik saygısının daha yüksek olduğu görülmektedir. Ayrıca yaşam doyumu üzerinde mesleki benlik saygısı ve işyerinde sosyal desteğin anlamlı düzeyde etkili olduğu tespit edilmiştir. Çok değişkenli analizde ise mesleki benlik saygısı (β=0,446, p<0,001) ve iş yerinde sosyal desteğin (β=0,207, p<0,001) tıbbi sosyal hizmet uzmanlarının yaşam doyumunu anlamlı düzeyde arttırdığı bulunmuştur. Sonuç: Tıbbi sosyal hizmet mesleğinin sağlık çalışanları ve yöneticiler tarafından bilinmesi mesleki benlik saygısı ve iş yerinde sosyal destek algısı üzerinde anlamlı düzeyde etkidir. Mesleki benlik saygısı ve iş yerinde sosyal destek ise tıbbi sosyal hizmet uzmanlarının yaşam doyumunu olumlu yönde anlamlı düzeyde arttırmaktadır. Anahtar kelimeler: Tıbbi sosyal hizmet, tıbbi sosyal hizmet uzmanı, mesleki benlik saygısı, yaşam doyumu, iş yerinde sosyal destek.

Algılanan sosyal destekBenlik algısıMesleki benlik algısı+5
Elvan Özkan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal hizmet uzmanlarının müracaatçı şiddetine uğrama durumları ve etkileyen etmenler

Amaç: Bu çalışmada sosyal hizmet uzmanlarının müracaatçı şiddetine uğrama durumları ve etkileyen etmenlerin incelenmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırma Türkiye'de Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği'nin 23 İldeki şubelerine kayıtlı sosyal hizmet uzmanlarından kamu kurum kuruluşlarında çalışan 130 SHU üzerinde gerçekleştirilmiş kesitsel bir çalışmadır. Araştırmada katılımcılardan öz bildirime dayalı, anket formu aracılığıyla veri toplanmıştır. Araştırmanın verileri 2018 yılının Nisan-Haziran aylarında online ortamda anket formunun kullanıcılara gönderilmesi sonucu ile elde edilmiştir. Araştırmanın veri işleme ve çözümleme aşaması SPSS 22.0 aracığıyla yapılmıştır. Karşılaştırmalı bulguların analizinde Ki-Kare (χ2) testinden yararlanılmıştır. Bulgular: Sosyal hizmet uzmanlarının %66,9'unun müracaatçı şiddetine maruz kaldıkları, %74,4'ünün ise tanık oldukları görülmektedir. Müracaatçı şiddetine maruz kalan SHU'ların % 89,9'u sözlü taciz/sözel saldırıya uğradığını bildirmiştir. SHU'ların müracaatçı şiddetini işinin tipik bir parçası olarak gördüğü (%62,3), müracaatçı şiddetine yönelik iş yeri yönetimi tarafından alınan önlemlerin yeterli olmadığı (%80) görülmektedir. Sonuç: Dünya'daki duruma bakıldığında ölümle sonuçlanan olaylar olduğu görülmektedir. Ülkemizde bu türden üzücü olayların yaşanmaması için SHU'ları koruyan, örgütsel ve yönetimsel önlemlerin alınması oldukça önemlidir. Anahtar Kelimeler: Şiddet, Sosyal Hizmet, Sosyal Hizmet Uzmanı, Müracaatçı Şiddeti

Sosyal hizmet uzmanlarıSosyal hizmetlerİnsan ilişkileri+1
Ayşenur Gönül
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal hizmet akademisyenlerinin orduda sosyal hizmete ilişkin görüş ve düşüncelerinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışmada sosyal hizmet akademisyenlerinin orduda sosyal hizmete ilişkin görüş ve düşüncelerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, Yükseköğretim Kurumu'na bağlı olarak en az lisans düzeyinde sosyal hizmet eğitimi veren üniversitelerde görev yapan sosyal hizmet akademisyenleri ile tam sayım yöntemiyle yapılandırılmış nicel yöntem araştırmasıdır. Katılımcılar gönüllülük esası ile araştırmaya katılmayı kabul eden 131 kişiden oluşmakta olup veriler araştırmacı tarafından yapılandırılmış bir anket aracılığıyla toplanmıştır. Bu kapsamda, katılımcıların sosyo-demografik bilgilerinin yanı sıra orduda sosyal hizmet alanına ilişkin düşüncelerini ölçmeye yönelik sorular sorulmuştur. Araştırmanın verileri 15 Mart - 15 Haziran 2018 tarihleri arasında elde edilmiş olup veri işleme ve çözümleme aşaması SPSS 22.0 aracılığıyla yapılmıştır. Bulgular: Katılımcıların önemli bir bölümünün orduda sosyal hizmet alanına ilişkin bazı etik kaygıları olsa da %93,1 ile büyük çoğunluğu bu alanı önemli olarak nitelendirmiştir. Bununla birlikte, katılımcıların %89,9'unun orduda sosyal hizmet alanına ilişkin kendi bilgi düzeylerini yetersiz ve az yeterli olarak tanımladığı anlaşılmaktadır. Katılımcıların %87,8'i orduda sosyal hizmet alanının sosyal hizmet eğitiminde yer almasına ilişkin olumlu bir tutuma sahiptir. Sonuç: Sosyal hizmet disiplini, insanın iyilik halini geliştirmeyi amaçlar ve bu nedenle insanın olduğu her yerde olmalıdır. Orduda sosyal hizmetin var olması ve gelişmesi için sosyal hizmet akademisyenlerinin harekete geçmesi ve orduda sosyal hizmet alanının sosyal hizmet eğitimi içerisinde yer alması önemlidir. Anahtar Kelimeler: Orduda Sosyal Hizmet, Sosyal Hizmet Tarihi, Sosyal Hizmet Eğitimi, Sosyal Hizmet Etiği

Akademik personelAkademisyenlerEtik+7
Hakan Sakarya
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Karadeniz bölgesindeki çocuk evleri ve çocuk evleri sitelerinde koruma altında olan çocukların benlik kavramı düzeylerinin araştırılması

Amaç: Bu çalışma çocuk evleri ve çocuk evleri sitelerinde koruma altında olan 9-15 yaş grubu çocuklarda benlik kavramı düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesini amaçlamıştır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma genel tarama modelinin bir türü olan betimleyici ilişkisel tarama modeli ile tasarlanmıştır. Araştırmanın evreni Doğu Karadeniz illerinde AÇSHB İl Müdürlüklerine bağlı Çocuk Evleri ve Çocuk Evleri Sitelerinde koruma altında olan 9-15 yaş arası çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "Çocuk Tanıtım Bilgi Formu" ve "Piers-Harris Çocuklar İçin Benlik Kavramı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin değerlendirmesi SPSS 23.0 ile yapılmıştır. Veriler Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H testlerinden faydalanarak analiz edilmiştir. Uygulanan testlerde p<0.05 düzeyi anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Çocuk evleri ve çocuk evleri sitelerinde koruma altında olan çocuklar için çeşitli değişkenlerle benlik kavramı arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. PHÖK ölçeğinin alt boyutlarıyla değerlendirme yapıldığında fiziksel uyum ile cinsiyet değişkeni arasında anlamlı bir ilişki olduğu ve koruma altında olan erkek çocukların, koruma altında olan kız çocuklarına göre fiziksel görünümlerinden daha memnun oldukları söylenebilir. Sonuçlar: Kurgulanmış kurum temelli bakım hizmet modellerinin çocukların doğal ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı ve bu yapı içinde doğallığını kaybetmiş ilişkilerin çocukların benlik kavramına olumlu katkı sağlayamayacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Korunma ihtiyacı olan çocuk, Bakım modelleri, Kurum bakımı, Ev tipi bakım modelleri, Benlik kavramı.

Benlik kavramıDoğu Karadeniz bölgesiKoruma altındaki çocuklar+5
Davut Karaman
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin internet bağımlılığı düzeyinin anne baba tutumları ile ilişkisinin incelenmesi: Manisa örneği

Amaç: Yeni iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ile birlikte internet kullanımı özellikle ergenlik döneminde bağımlılık boyutuna ulaşmış durumdadır. "İnternet bağımlılığı", "patolojik internet kullanımı (PİK), "așırı internet kullanımı" ya da "uygun olmayan internet kullanımı" şeklinde adlandırılan sorun, bireyde olması gerektiğinden fazla internette vakit geçirme isteği, vakit geçiremediği durumlarda stres ve sinir halleri, aile, iş ve sosyal çevresindeki ilişkilerde bozulmalar şeklinde kendini gösterir. International Federation of Social Work'e (IFSW) göre sosyal hizmet, bireylerin sosyal işlevselliğini arttırmak için yardım etmenin sistematik yoludur. Bu nedenle ergenlik dönemindeki internet bağımlısı gençlerin, sosyal yaşama sağlıklı erişkinler olarak dahil edilebilmesi sosyal hizmetin hedefleri arasında yer alır. Ergenlik döneminde aile ile ilişkilerin, internet bağımlılığı üzerindeki etkisini çözümlemek uygun sosyal hizmet müdahalesinin geliştirilebilmesi açısından önemlidir. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı, lise dönemindeki öğrencilerin anne baba tutumları ile öğrencilerin internet bağımlılığı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi ve ortaya çıkan bulgular ışığında sorunlara çözüm üretilmesidir. Anahtar kelimeler: Sosyal hizmet, internet bağımlılığı, anne baba tutumu, ergenlik

Ana-baba tutumuBağımlılıkErgenler+4
Mehmet Bilge
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
30
Master'sOpen AccessTR

Yenidoğan tarama programını reddeden ailelerin tarama programlarına ilişkin bilgi, tutum ve davranışları ile ret nedenlerinin betimlenmesi

Amaç: Bu araştırmanın amacı, birinci basamak sağlık kurumlarında sunulan koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında yer alan Yenidoğan Tarama Programı (NTP)'nın reddedilme nedenlerinin betimlenmesidir. Gereç ve Yöntem: Araştırma nitel araştırma türü olan fenomenolojik tiptedir. NTP' yi reddeden 15 ebeveyn ile ikamet adreslerinde yüz yüze görüşme yapılmıştır. Yapılan görüşmeler kaydedilmiş ve deşifre edilerek yazılı hale getirilmiştir. Yazılı metin içerik analizi ile yorumlanmıştır. Verilerin işlenmesi ve analizinde MAXQDA programı kullanılmıştır. Bulgular: Yapılan görüşmeler sonucunda, bireylerin sağlık davranışlarını içsel ve dışsal unsurlar ile ilişkilendirdikleri görüşmüş olup elde edilen bulgular; Atıf Kuramı, Sağlık İnanç Modeli ile Ekolojik Sistem Yaklaşımı çerçevesinde yorumlanmıştır. Sonuçlar: Annelerin bebeklerinden topuk kanı örneği alınırken koruma içgüdüsü ile hareket ederek bebeklerine zarar geleceğine inandıkları tespit edilmiştir. Ayrıca sağlık personeli ve bireyler arasında yaşanan iletişim sorunları ve yeterli bilgilendirme yapılmamasının NTP' nin reddetmesine neden olduğu bulunmuştur. Sağlık sisteminde hekimin iktidarının devam ettiği, bireylerin hekimlerin söylemleri doğrultusunda sağlık davranışı geliştirdikleri ancak bu durumun NTP için geçerli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. NTP' nin reddedilmesinde etkili olan diğer unsurların ise dini inançlar, aile, kültür ve geleneksel uygulamalar ile doğal yaşam isteği, alternatif tıp tercihi, kamu kurumlarına duyulan güvensizlik ve medyanın olumsuz etkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Sağlık hizmetinin reddedilmesi, koruyucu sağlık hizmeti, Yenidoğan Tarama Programı, sosyal hizmet, halk sağlığı.

AileBebek-yenidoğmuşBebek-yenidoğmuş hastalıkları+6
Rukiye Duygu Erdem
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsel istismara uğramış ve uğramamış 12-18 yaş arası çocukların anne baba tutumları ve aile işlevselliklerinin değerlendirilmesi

Amaç: Çalışmada cinsel istismara uğramış 12-18 yaş arasındaki çocukların, anne baba tutumlarının ve aile işlevselliklerinin kontrol grubu ile karşılaştırılarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma, cinsel istismara uğramış 12-18 yaş arası 98 çocuk ve onların yaş ve cinsiyet olarak benzeri olan 196 çocuk ile yapılan nicel bir araştırmadır. Aile değerlendirme ölçeği, anne baba tutum ölçeği ve sosyodemografik anket formu ve cinsel istismara özgü bilgi formu veri toplama araçlarıdır. Veriler SPSS for Windows 25.0 ve Stata 14.0 programı aracılığıyla işlenmiş ve çözümlenmiştir. Bulgular: Olguların aile işlevselliklerinin kontrollere göre daha kötü düzeyde olduğu; anne-baba tutumları açısından yapılan karşılaştırmada "koruyucu tutum" boyutunda orta düzeyde, "demokratik tutum" ve "otoriter tutum" boyutu ile özet tutum puanında yüksek düzeyde aralarında bir farklılığın olduğu ve olguların kontrollere göre daha sağlıksız aile işlevselliğine ve daha otoriter anne-baba tutumuna sahip olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Çocuğun içinde bulunduğu aile işlevselliğinin sağlıksız olması ve çocuğu yetiştiren ebeveynlerin tutumunun otoriter olması çocuğun cinsel istismara uğrama riskini arttırmaktadır. Sağlıklı bir aile sisteminin ve ebeveynlerin sağlıklı tutuma sahip olmadığı ortamlarda çocuktan başlayarak aileye doğru devam eden bir sosyal hizmet müdahale planı gerekmektedir.

Aile işlevleriAna-babaAna-baba tutumu+4
Sezin Ünal
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı kuşak üniversite öğrencilerinin yaşlanma ve yaşlılığa yönelik algılarının değerlendirilmesi

Araştırma, Ege ve Akdeniz Üniversitelerinde eğitim görmekte olan öğrenciler ve aynı üniversitelerin kampüslerinde yer alan Tazelenme Üniversitesi öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Nicel bir araştırma olarak, genel tarama modeliyle gerçekleştirilmiştir. Gönüllülük esasına dayalı, 314 katılımcı ile gerçekleştirilen araştırmada yaşlanmaya ve yaşlılığa yönelik algı ölçeği ile birlikte araştırmacı tarafından hazırlanan sosyo-demografik bilgi formu kullanılmıştır. Sosyal hizmet, toplumda kuşaklararası ilişkilerin güçlenmesinin yanında toplumdaki olumsuz yaşlılık algılarının da sonraki nesillere aktarımı önlenmesine yönelik düzenlemeler kapsamında yer alması gereken önemli bir disiplindir. Yaşam boyu öğrenme desteklenerek bireylerin hem aktif yaşlanması hem de yaşlanmaya yönelik algılarının da olumlu olarak etkilenmesi sağlanabilir.

AlgıAyrımcılıkKuşaklar+4
Saniye Seda Sevim
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

16-19 yaş arası adölesan kadınların toplumsal cinsiyet eşitliği tutumlarının değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırmada, İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran 16-19 yaşları arasındaki evli ve/veya gebe olan ve olmayan adölesan kadınların toplumsal cinsiyet eşitliği tutumlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu araştırma nitel modeli esas alan, betimleyici yapıda bir çalışmadır. Veriler araştırmacının katılımcılarla yaptığı yüz yüze derinlemesine görüşmeler sonucunda toplanarak yazılı metin haline getirilmiş ve Maxqda Programı'na aktarılmıştır. Bu veriler, tezin kuramsal yapısına uygun ve araştırma sorusunu yanıtlayacak biçimde benzerlik, farklılık temelinde kodlanarak kategorilendirilmiş ve yorumlanmıştır. Bulgular: Katılımcılar toplumsal cinsiyet eşitliği belirleyicileri açısından değerlendirildiğinde, evli veya gebe olmayanların evli veya gebe olanlara göre eğitim durumu, ekonomik düzeyi, sahip oldukları aile yapıları açısından daha iyi konumda oldukları anlaşılmıştır. Benzer durum suça sürüklenme ve madde bağımlılığı konusunda görülmüştür. Katılımcıların toplumsal cinsiyet eşitliği göstergelerine bakıldığında evli veya gebe olmayanların evli veya gebe olanlardan daha eşitlikçi toplumsal cinsiyet tutumuna sahip olduğu anlaşılmıştır. Bu bize toplumsal cinsiyet eşitliği belirleyicilerinin, toplumsal cinsiyet eşitliği göstergelerinin üzerindeki etkisini göstermektedir. Sonuç: Erken dönemde evlenen adölesan kadın gerek toplumsal beklentiler nedeniyle gerekse kendisinde oluşan "evli kadın rolü" nün yarattığı düşünce yapısı nedeni ile toplumsal cinsiyet eşitlikçi tutum geliştirememektedir. Eğitim yaşının yükseltilmesi ve erken evliliğin engellenmesi adölesan kadınların toplumsal cinsiyet eşitliği tutumlarını da değiştirecektir. Bu nedenle erken evliliği önlemek amaçlı alınacak önlemler oldukça önemlidir.

Cinsel kimlikErgenlerEvlilik+4
Sakine Karabulut Gençay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli mülteci üniversite öğrencilerinin sosyal dışlanma ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ilişkin görüşleri: Uşak Üniversitesi örneği

Amaç: Bu çalışmada Suriyeli mülteci üniversite öğrencilerinin sosyal dışlanma ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konularındaki deneyimlerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırma Uşak Üniversitesinde kartopu örnekleme yöntemi ile seçilen 18 yaş ve üzeri 20 Suriyeli mülteci üniversite öğrencisi ile gerçekleştirilmiş nitel bir çalışmadır. Araştırmada katılımcılardan öz bildirime dayalı yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla veri toplanmıştır. Bu kapsamda katılımcıların temel sosyo-demografik bilgilerinin elde edilmesinin yanı sıra, sosyal dışlanma konusundaki görüşlerini ve farklı boyutlarıyla birlikte sosyal dışlanma deneyimlerini ayrıca toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ve cinsiyetler bakımından farklılaşan dışlanma süreçlerine ilişkin görüşleri ve deneyimlerini açığa çıkarmaya yönelik açık uçlu sorular sorulmuştur. Araştırmanın verileri 2018 yılı nisan-haziran aylarında yüz yüze derinlemesine görüşme yöntemi ile elde edilmiştir. Elde edilen veriler tematik içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırma kapsamında katılımcıların farklı boyutlarda sosyal dışlanma yaşadığı görülmektedir. Bununla birlikte katılımcılar toplumsal cinsiyete ilişkin geleneksel toplumsal cinsiyet rolleri doğrultusunda görüşe sahiptir. Ayrıca, katılımcıların yaşamış olduğu sosyal dışlanma süreçleri cinsiyetlere göre farklılaşmaktadır. Sonuç: Sosyal hizmet mesleği toplumdaki dezavantajlı grupların sosyal işlevselliğine odaklanarak çevresi içinde birey perspektifi ile içinde bulunduğu toplumla bütünleşmesi ile ilgili bir meslektir. Bu nedenle dezavantajlı konumda olan kadın ve erkek mülteci üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyetin de etkisiyle şekillenen sosyal dışlanma süreçlerinin farklı boyutlarıyla birlikte değerlendirilmesi oldukça önemlidir. Anahtar Kelimeler: Mülteci Üniversite Öğrencisi, Sosyal Dışlanma, Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği, Sosyal Hizmet

Cinsiyet eşitsizliğiGöçmenlerMülteciler+6
Meryem Gül
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00