36
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Batı akdeniz bölgesindeki gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss Walbaum 1792) çiftliklerinden izole edilen bakteriyel hastalık etkenlerinin, antibiyotik direnç genlerinin ve bazı endemik mercan köşk (Origanum spp.) yağlarının etkenlere karşı antimikrobiyal etkilerinin belirlenmesi
Bu tez çalışmasında Batı Akdeniz Bölgesi'nde faaliyet gösteren gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss, Walbaum 1792) çiftliklerinde sık görülen ve ekonomik kayıplara sebep olan bazı bakteriler izole edilerek ilk olarak bu bakterilerde bulunan çeşitli antibiyotiklere karşı oluşan direnç genlerinin floR, ermA, ermB, tetA, tetE, tetM, sulI, sulII ve sulIII tespiti ve ikinci olarakda bu bakterilere karşı ülkemize endemik Origanum türlerinden olan O. minutiflorum, O. saccatum ve O. bilgeri'nin uçucu bitkisel yağlarına karşı antimikrobiyal etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Batı Akdeniz Bölgesi illerinden toplanan 108 adet hastalık belirtisi gösteren gökkuşağı alabalığından alınan bakteri örneklerinden mikrobiyolojik ekimler yapılarak ekonomik kayıplara sebebiyet veren yersiniosis, lactococcosis ve motil aeromonas septisemisi gibi hastalıkların gökkuşağı alabalıklarında etkeni olan Aeromonas hydrophila, Lactococcus garvieae ve Yersinia ruckeri bakteri türleri moleküler biyolojik yöntemlerden biri olan PCR yöntemi ile teşhis edilmiştir. Ayrıca matriks aracılı lazer dezorbsiyon iyonizasyon uçuş zamanı kütle spektrometresi MALDI TOF (Bruker Microflex) olan bakteryal protein analiz yöntemi ile bu bulgular doğrulanmıştır. İzole edilen ve tanımlanan bakterilerin antibiyotiklerine duyarlılıkları disk difüzyon yöntemiyle eritromisin (15 µg), florfenikol (30 µg), tetrasiklin (30 µg), sulfametakzasol (100 µg) ve sulfametakzasol-trimetoprim (25 µg) antibiyotikleri kullanılarak belirlenmiştir. Ayrıca tanımlanan bu üç bakteri türünün bu çalışmada elde edilen endemik O. minutiflorum, O. saccatum ve O. bilgeri'nin uçucu yağlarına karşı antimikrobiyal etkileri ve minimum inhibisyon konsantrasyon (MİK) değerleri çalışılmıştır. Sonuç olarak, bu bakteri türlerinin eritromisin (15 µg), florfenikol (30 µg), tetrasiklin (30 µg), sulfametakzasol (100 µg) ve sulfametakzasol-trimetoprim (25 µg) antibiyotiklere duyarlı oldukları belirlenirken en etkin antibiyotiğin florfenikol (30 µg) olduğu gözlemlenmiştir. Aeromonas hydrophila, Lactococcus garvieae ve Yersinia ruckeri bakterileri için florfenikol (30 µg) antibiyotik zon çapları ortalaması sıra ile 31,0 mm, 23,0 mm ve 30,0 mm olarak tespit edilmiştir. Bakterilerden Y. ruckeri (tetA, sulI,ile sulII) L. garvieae (floR, ermA, ermB, tetA, tetE, tetM, sulI, sulII ile sulIII) ve Aeromonas hydrophila (sulII) antibiyotik direnç geni taşıdıkları spesifik primer ve PCR ile tespit edilmiştir. Ayrıca çalışılan bakteriler üzerine endemik O. minutiflorum, O. saccatum ve O. bilgeri uçucu bitkisel yağlarının antimikrobiyal etkisinin olduğu, O. saccatum yağının O. minutiflorum ve O. bilgeri yağına göre antimikrobiyal etkisinin daha az olduğu belirlenirken, O. minutiflorum ve O. bilgeri yağının güçlü antimikrobiyal etki gösterdikleri belirlenmiştir. Endemik Origanum uçucu yağlarının minimum inhibisyon konsantrasyon değeri ise A. hydrophila, L. garvieae ve Y. ruckeri bakterileri türleri üzerine O. saccatum yağı için 3,90 µl/mL olarak, O. bilgeri ve O. minutiflorum yağları için ise 1,90 µl/mL olduğu belirlenmiştir.
Karasu çayı ve Sırakaraağaçlar deresinde nütrient ve anyonik deterjan kirliliğinin araştırılması
Çalışma Mayıs 2014 – Nisan 2015 tarihleri arasında Sinop il sınırları içerisinde bulunan Karasu Çayı ve Sırakaraağaçlar Deresinin anyonik deterjan kirliliği ve bazı fiziko-kimyasal özelliklerinin belirlenmesi amacı ile gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla her iki su kaynağının su kalitesini belirlemek için anyonik deterjan ve 20 parametrede pH, sıcaklık, iletkenlik, tuzluluk, ORP (Oksidasyon Redüksiyon Potansiyeli), çözünmüş oksijen, amonyum (NH4+), nitrat (NO3-), biyolojik oksijen ihtiyacı (BOİ5), kimyasal oksijen ihtiyacı (KOI), Organik madde, karbondioksit (CO2), toplam sertlik, alkalinite, Klorofil-a, Polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH), nitrit (NO2-), fosfat (PO4-3), klorür iyonu (Cl-), silisyum ölçüm ve analizler yapılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda Karasu Çayı ve Sırakaraağaçlar Deresinin Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği Kıtaiçi Su Kaynaklarının Sınıflarına Göre Kalite Kriterleri açısından nitrit azotu, klorür iyonu değerleri yönünden III. ve IV. sınıf kalitede; çözünmüş oksijen, anyonik deterjan değerleri yönünden II. ve III. sınıf kalitede olduğu belirlenmiştir. Ayrıca Karasu Çayının toplam sertlik ve tuzluluk değerlerinin Sırakaraağaçlar Deresi'ne göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir. İncelenen diğer parametreler açısından genel olarak I. ve II. su kalitesinde olduğu belirlenmiştir.
Karadeniz'in Sinop kıyıları denizel makroalg komünitelerinin biyomas ve kimyasal içeriğindeki mevsimsel değişimler
Bu çalışma, Karadeniz'in Sinop kıyılarının kayalık substratumlarında dağılım gösteren makroalg türlerini ve birim alanda kütle miktarında meydana gelen değişimleri tespit etmek, ayrıca bazı yaygın ve ekonomik önemi olan türlerin kimyasal komposizyonlarındaki değişimleri belirlemek amacıyla mevsimsel olarak dört istasyonda (Hamsilos, Akliman, DSİ, Karakum) gerçekleştirilmiştir. Alg örnekleri 2014 yılı boyunca 0-1 m derinlikten 20x20cm kuadrat ile üç tekerrürlü olarak şekilde el ile toplanmışır. Araştırma sonucunda 8'i Ochrophyta, 16'sı Rhodophyta ve 6'sı Chlorophyta bölümlerine ait toplam 30 takson tespit edilmiştir. Bu çalışma sonucunda en yüksek biyomas değeri 3303,19 g/m2 kuru ağırlık ile Akliman istasyonundan tespit edilmiş olup bunu sırasıyla Hamsilos (3225,22 g/m2 kuru ağırlık), Karakum (3178,24 g/m2 kuru ağırlık) ve DSİ (2776,68 g/m2 kuru ağırlık) istasyonları izlemiştir. Bununla birlikte en yüksek ortalama biyomas değeri 935,32±16,11 g/m2 kuru ağırlık ile kış mevsiminde, en az biyomas değeri ise 588,19±85,35 g/m2 kuru ağırlık ile yaz mevsiminden elde edilmiştir. Yapılan istatiksel analizler sonucunda her istasyonun çeşitlilik indeksi değerleri ilkbaharda yüksek bulunmuş ve düzenlilik indeksi değerlerinin buna benzer olduğu görülmüştür. Kimyasal bileşimi araştırılan makroalglerden Cystoseira crinita Duby yıl boyunca bölgede yoğun olarak tespit edilirken, Laurencia obtusa (Hudson) J.V. Lamouroux türüne DSİ istasyonunda rastlanmamıştır. Sonbahar mevsiminde ise hiçbir istasyonda analiz yapılabilecek uygunluk ve miktarda Ulva intestinalis Linnaeus türü saptanamamıştır. Çalışma sonunda, makroalglerin toplam yağ miktarı hariç kimyasal içeriğinde meydana gelen mevsimsel değişimlerin istatiksel olarak önemli olduğu tespit edilmiştir (p<0,05).
Deniz stratejisi çerçeve direktifi kapsamında Sinop Sarıkum lagünü deniz çöplerinin durumu: Bir örnek çalışma
Avrupa Birliği (AB) tarafından 2008 yılında yayınlanan Deniz Stratejisi Çerçeve Direktifi (2008/56/EC) (DSÇD), 2020 yılına kadar Üye Devletlerin "İyi Çevre Durumu" (İÇD) sağlamaları veya sürdürmeleri için gerekli önlemleri içermektedir. DSÇD'de belirlenen on bir niteleyici 'tanımlayıcı' doğrultusunda deniz bölgesi veya alt bölgesi düzeyinde İÇD belirlenmektedir ve bulunan 11 tanımlayıcıdan Tanımlayıcı 10 deniz katı atıkları ile ilgilidir. Karadeniz'in sayılı sulak alanlarından birisi olan Sarıkum Lagünü 1987 yılında Tabiatı Koruma Alanı, lagün çevresi ise 1991 yılında Doğal Sit alanı olarak ilan edilmiştir. Lagün ve çevresi, hem komşu ülkelerden deniz akıntılarıyla hem de Sinop bölgesinde hakim rüzgarların etkisiyle bölgenin coğrafi konumundan dolayı ciddi bir katı atık birikimine maruz kalmaktadır. AB DSÇD Deniz Çöpü Alt Teknik Grubu tarafından yayınlanan Avrupa Denizlerindeki Deniz Çöplerinin İzlenmesi için Kılavuz'da önerilen yöntemler bölgeye uyarlanarak kullanılmıştır. Bu kapsamda çalışma ile Sinop Sarıkum Lagünü'nde makro deniz çöpleri için sahil ve deniz tabanındaki çöplerin istasyonlar arası ve zamana bağlı olarak değişimleri, miktarları, dağılımları, kompozisyonları ve orijinleri belirlenmiştir. Mikroplastikler için ise sahil, deniz tabanı ve deniz suyunda istasyonlar arası ve zamana bağlı olarak değişimleri, miktarları belirlenmiş ve olası kaynakları tahmin edilmeye çalışılmıştır. Bölge canlılarının denizel çöplerden etkilenip etkilenmediğini belirlemek için çerçeveli trol ile deniz tabanı çöplerinin belirlenmesi amacıyla yapılan taramalar sırasında ağa yakalanan balıklardan yararlanılmıştır. Sinop Sarıkum Lagünü için Avrupa Birliği tarafından yayınlanan DSÇD kapsamında Tanımlayıcı 10 açısından bölgenin mevcut durumunun belirlenmiştir. Bölgenin yoğun miktarda çöp ile kontamine olduğu çalışma sonuçlarıyla belirlenmiş olup araştırma bölgesinde rastlanılan canlılarda herhangi bir çöp kalıntısına rastlanmamıştır. Çalışmanın sonucunda elde edilen veriler, daha sonra yapılacak olan benzer çalışmalara ışık tutma niteliğindedir.
Karadeniz'in Sinop kıyı sahil şeridinden elde edilen baskın makroalglerin ve deniz çayırlarının ağır metal kirliliği tespitinde biyomonitör olarak kullanılmaları
Bu çalışmada, Türkiye Karadeniz Sinop ili kıyı şeridinin kirlilik düzeyinin belirlenmesi amacıyla biyomonitör olarak kullanılan makroalglerin ve deniz çayırlarının ağır metal konsantrasyonları, su ve sediman ilişkileri ile birlikte değerlendirilmiştir. Türkiye Karadeniz sularında ilk olarak deniz çayırlarının yaprak-su ve kök-sediman ilişkileri tespit edilmiştir. Çalışma, Türkeli, Ayancık, İnceburun, Akliman, Tersane, Karakum, DSİ ve Gerze istasyonlarında mevsimsel olarak gerçekleştirilmiştir. Baskın makroalg ve deniz çayırı türleri ile su ve sedimanlardaki ağır metal düzeyleri ICP-MS cihazı ile ölçülmüştür. Makroalgler ve deniz çayırları çeşitli faktörlere bağlı olarak, farklı konsantrasyonlarda ağır metalleri absorbe ederler. Çalışma sonucunda, mevsimlere ve istasyonlara göre farklılıklar bulunmuştur. Endüstrinin gelişmediği Sinop ilinde, yoğun bir kirlilik gözlenmemektedir. Ancak devamlı olarak tarımsal ve evsel atıkların kıyılara boşaltılması kirlilik baskısı yaratmaktadır. Kirleticiler ve etkilerini saptamak için, AB-DSÇD kapsamında makroalgler ve deniz çayırları önerilen biyolojik kalite unsurlarıdır. Bu nedenle, kirliliğin mevcut durumunu sularda sabit yaşayan organizmalarla düzenli olarak izlemek İÇD sağlanması amacıyla önem taşımaktadır.
Samsun 19 Mayıs sahilinde dağılım gösteren Ulva intestinalis Linnaeus, 1753ʼin biyokimyasal içeriğindeki mevsimsel değişimler
Bu çalışmada, 2016 yılında Samsunʼ un 19 Mayıs ilçesi sahilinden seçilen 3 istasyondan (Taflan, Dereköy, Kumcağız) mevsimsel olarak makro alg örnekleri alınmıştır. Bu örneklerin teşhisi sonucunda 2ʼsi Chlorophyta (Ulva intestinalis ve Cladophora glomerata) ve 1ʼi Ochrophyta (Scytosiphon lomentaria) divizyosuna ait toplam 3 tür tespit edilmiştir. Araştırma alanında Cladophora glomerata örnek alma istasyonlarının yaz örneklerinde, Scytosiphon lomentaria sadece Dereköy istasyonun kış örneklerinde belirlenmiştir. Ulva intestinalis ise örnekalma istasyonlarının üçünde de her mevsimde mevcut olmuştur. Bu nedenle bu 3 türden sadece Ulva intestinalisʼin, kimyasal kompozisyonundaki değişimler belirlenmiştir. Ulva intestinalisʼ in kimyasal içeriğinde meydana gelen mevsimsel değişimlerin istatistiksel olarak önemli olduğu tespit edilmiştir (p<0.05).
Karadeniz' de yaşayan yaygın deniz canlıları rehberi
Bu tez çalışmasında dünyanın sayılı iç denizlerinden biri olan Karadeniz'in Türkiye kıyılarından seçilen 85 adet canlı türü hakkında görsel katalog oluşturulmuştur. Tez çalışmasında Karadeniz Bölgesinde yapılan bentik araştırmalarda rastlanan omurgasız canlılardan poliket, kabuklu ve yumuşakça gruplarının en sık rastlanan türleri seçilmiştir. Ayrıca Karadeniz'de yoğun olarak bulunan balık türleri de ele alınmıştır. Seçilen canlı türleri hakkındaki morfolojik ve ekolojik bilgiler bugüne kadar yapılan çalışmalardan derlenmiştir. Derlenen bilgiler ve fotoğraflar eşliğinde tanıtıcı bir rehber hazırlanmıştır.
Karadeniz'in Sinop Burnu bölgesinin Emiliania huxleyi (Lohmann) W.W.Hay & H.P.Mohler kompozisyonu
Bu çalışmada, Ocak 2008 ve Aralık 2009 tarihleri arasında Karadeniz'in Sinop Burnu bölgesinde Emiliania huxleyi (Lohmann) W.W.Hay & H.P.Mohler türünün kompozisyonu ve aylık dağılımı araştırılmıştır. Örneklemeler Niskin tip (Hydro-Bios Kiel) su örnekleyicisi ile hücre yoğunluğunun en fazla olduğu 0,5 m ve 10 m derinliklerden yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, 2008 yılı örneklemesinde Emiliania huxleyi hücre konsantrasyonu en az Ağustos ayında 0,009x106 hücre/l, en fazla ise Aralık ayında 4x106 hücre/l olarak tespit edilmiştir. 2009 yılı örneklemesinde ise hücre konsantrasyonu en az Ağustos ayında 10 metrede 0,0009x106 hücre/l, en fazla Nisan ayında 0 metrede 2x106 hücre/l olarak tespit edilmiştir. Ötrofikasyon baskısı altında değişen Karadeniz ekosisteminde, birincil üretimi sağlayan fitoplankton türlerinin takibini yapmak, baskın türlerin değişimlerini incelemek, farklılıkları ortaya çıkarmak gerekmektedir. Bu bağlamda, Avrupa Birliği-Deniz Stratejisi Çerçeve Direktifi de plankton topluluklarının biyolojik çeşitliliği ve besin ağı çalışmalarını istemektedir. Bu nedenle, Karadeniz bölgesinde Emiliania huxleyi türünün bolluğunu düzenli olarak takibe almak İyi Çevresel Durum sağlanması amacıyla oldukça önemlidir.
Sinop ili trol teknelerinin birim av gücü ve ekonomik yapısının incelenmesi
Bu tez çalışması, Sinop ili ve ilçelerinde Trol avcılığı yapan teknelere ilişkin sosyo-ekonomik durumunu ortaya koymak maksadıyla, 2018-2019 balıkçılık sezonunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Sinop iline kayıtlı trol teknelerinin avcılık faaliyetine katkısı, birim av güçlerinin tespiti, ekonomik analizi ve Sinop trol balıkçılığının gelir gider tablosu çıkarılarak, mevcut sosyo-ekonomik durumun analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgularla Sinop trol balıkçılığının başarılı ya da zayıf noktaları tespit edilmeye çalışılmıştır. Sinop İline kayıtlı olan 21 adet trol teknesi tespit edilmiş olup bunların içinden aktif dip trolü balıkçılığı yapan rastgele 8 tanesi ile yüzü yüze görüşme ve anket yoluyla çalışma yürütülmüştür. Veri paylaşımı yapmayı kabul etmeyen 3 tekne çıkarılarak, kalan 5 teknenin verileri birincil veri olarak değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında incelenen trol teknelerinin bürüt hasılaları sırasıyla; 563.990,00 TL, 471.075,00 TL, 488.405,00 TL, 644.155,00 TL ve 300.675,00 TL, toplam yıllık İşletme masrafları sırasıyla; 497.606,00 TL, 428.647,00 TL, 438.647,00 TL, 510.801,00 TL ve 268.852,00 TL, net kârları sırasıyla; 66.384,00 TL, 42.995,00 TL, 49.758,00 TL, 133.354,00 TL ve 31.823,00 TL olarak tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda örneklenen teknelerin 2018-2019 av sezonunda kârlı oldukları tespit edilmiştir.
Ankara ili amatör (sportif) balıkçılığın durumunun belirlenmesi
Türkiye'de özellikle XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren köyden şehire göç hızlanmıştır. Göç alan iller başında başkent olmasının etkisinden dolayı da Ankara ilk sıralarda yer almaktadır. Kalabalıklaşan şehirlerde rekreasyon alanlarına rağbet artmıştır. Özellikle gölet, göl, baraj ve akarsu kıyılarında rekreasyon olta balıkçılığı yapanlar hızla artmaktadır. Maddi ve ticari kazanç gayesi gütmeyen, sadece spor veya dinlence amacıyla yapılan, avlanılan ürünün satılmadığı olta balıkçılığı, en önemli rekreasyon etkinliklerindendir. Yürütülen saha çalışmasında balıkçıların sosyo-ekonomik durumları araştırılmıştır. Amatör balıkçıların avlanma mevsimleri, avlanma saatleri ve süreleri, avlarının kendilerine yeterliliği, avlandıkları stokların sürekliliği ve avlanmada göreceli av miktarının durumu tespit edilmiştir. Yakaladıkların balıkların sağlık açısında güvenilirliği, avlanma kuralları hakkında görüş ve düşünceleri, amatör olta balıkçılığı belgesine sahiplik durumu, yasa ve yönetmelikleri denetleyen bir kurumlardan haberdar olup olmadıkları araştırılmıştır. Araştırma sonuçlarının, rekreasyon olta balıkçılığına gönül vermiş balıkçılara ışık tutması amaçlanmıştır. Ayrıca bilinç düzeyinin yükseltilerek sürdürülebilir ve sürekli balıkçılığın sağlanmasına katkıda bulunacak bilinç düzeyi yüksek amatör balıkçıların sayısının artırılmasına katkı sağlanması da hedeflenmiştir.
Sinop ilinin su ürünleri potansiyeli
Türkiye'nin en kuzeyinde bulunan, Boztepe Yarımadası üzerine kurulmuş olan Sinop'un yüzölçümü 5.791 km2 olup; Türkiye yüzölçümünün yaklaşık %0,8'ini kapsamaktadır. Sinop İli ülkemizde en yoğun balık avcılığının yapıldığı Karadeniz Bölgesinde balık çıkışının en fazla olduğu İllerin başında gelmektedir. Avcılığın yoğun yapılması sebebiyle İlimizde çok sayıda balık unu-yağı fabrikaları, su ürünleri işleme ve değerlendirme tesisleri ile soğuk hava depoları bulunmaktadır. İlimizin su ürünleri potansiyelinden dolayı en büyük ihracat getirisi de su ürünlerinden sağlanmaktadır. Ayrıca İlimizde çok büyük su yüzey alanına sahip baraj gölleri de bulunmaktadır. Bu baraj göllerinden yoğun miktarda su ürünleri avcılığı yapılmaktadır. Bunun yanı sıra Ege ve Akdeniz Bölgelerinde doyuma ulaşmış olan su ürünleri yetiştiricilik tesisleri için yeni ve en güçlü alternatif cazibe merkezi olarak Karadeniz Bölgesinde şartları en uygun olarak İlimiz görülmektedir. Bu konuda da İlimizde yapılmış ciddi su ürünleri yetiştiricilik proje başvuruları bulunmakta olup bunların bir kısmı faaliyetine başlamıştır. Bu çalışmada, Sinop'ta en fazla avlana 8 ekonomik tür hamsi, palamut, istavrit, mezgit, lüfer, kefal, barbunya ve kalkan olduğu belirlenmiştir. 2014-2018 yılları arasında ortalama hamsi 8 837.74 ton/yıl, palamut 2 272,75 ton/yıl, istavrit 719,57 ton/yıl, mezgit 234,31 ton/yıl, lüfer 96,50 ton/yıl, kefal 32,37 ton/yıl, barbunya 30,82 ton/yıl ve kalkan 9,30 ton/yıl avcılığı yapılmıştır. 2017 yılında ise 1.003.676 $ 'lık işlenmiş hamsi, palamut ve alabalık ihracatı yapılmıştır. 2014 ile 2017 seneleri arasında (sırasıyla; 927.930, 980.190, 1.251.680 ve 1.677.190 kg) deniz salyangozu eti ihraç edilmiş ve bu ticaretten sanayicimiz sırasıyla; 6.988.750, 7.150.255, 8.623.196, 14.230.867 $ gelir elde etmiştir. Deniz salyangozu operculumu (sırasıyla; 13.380, 33.610, 15.180, 13.660 kg ) da ihraç edilmiştir. Salyangoz eti ABD, Kore, Çin, Japonya, Tayvan, Singapur ülkelerine ihraç edilmektedir. Operculum ise S. Arabistan ve Libya ülkelerine gönderilmektedir. Bu çalışmada, Sinop'ta planlanan denizde su ürünleri yetiştiriciliği yatırımları ile birlikte Türkiye su ürünleri üretimine katkıları artacaktır. Sinop, su ürünleri işleme tesisleri (balık unu-yağ, soğuk hava tesisleri) yönünden Türkiye'nin önde gelen illerinden biri olduğu anlaşılmıştır.
Türkiye kıyılarında dağılım gösteren Nephtyidae, Glyceridae ve Goniadidae (Annelida: Polychaeta) türlerinin taksonomik ve ekolojik özellikleri
Türkiye kıyılarında dağılım gösteren Nephtyidae, Glyceridae ve Goniadidae türlerinin tespiti için farklı biyotop ve derinliklerde yer alan 299 istasyona ait bentik örnekler değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda bu üç familyaya ait toplam 8 genus, 23 tür ve 9249 birey tespit edilmiştir. Levant Denizi kıyılarında 7 genusa ait 18 tür; Ege Denizi kıyılarında 8 genusa ait 22 tür; Marmara Denizi'nde 6 genusa ait 16 tür; Karadeniz kıyılarında ise 3 genusa ait 4 tür saptanmıştır. Bu türlerden 9 tür Nephtyidae'ye, 7'şer tür ise Glyceridae ve Goniadidae'ye aittir. Saptanan türlerden Inermonephtys turcica ve Nephtys sinopensis bilim dünyası için yeni türler olarak tanımlanmıştır. Ayrıca Nephtys assimilis Türkiye'nin Levant Denizi kıyıları için; Nephtys kersivalensis Marmara ve Levant Denizi kıyıları için; Glycera lapidum Marmara Denizi ve Türkiye'nin Levant Denizi kıyıları için; Glycera oxycephala Marmara Denizi ve Ege Denizi için; Goniada hexadentes Marmara, Ege Denizi ve Levant denizi kıyılarımız için; Goniada vorax Ege Denizi için; Glycinde nordmanni Marmara Denizi için; Goniadella bobrezkii Ege ve Levant Denizi kıyılarımız için yeni kayıtlardır.
Karadeniz'in Türkiye kıyılarının mikroplastik kirliliği
Plastik kirliliği, günümüzün en önemli kirlilik problemlerinden biri olarak tüm sucul ekosistemde karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, Karadeniz'in Türkiye kıyılarından seçilen göl ve nehirlerin geçiş suyu sistemlerinin yüzey sedimanlarındaki mikroplastik varlığı, mikroplastiklerin miktarı, tipleri ve dağılımı araştırılmıştır. Araştırma sonucunda toplam 2532 adet mikroplastiğe rastlanmıştır. Araştırma istasyonlarında sedimandaki mikroplastik miktarları en düşük ve en yüksek 31,6±14,2-258,9±368,8 adet.kg-1 yaş sediman, 37,9±16-347,8±122,1 adet.kg-1 kuru sediman ve 53±20-514,3±742 adet.L-1 sediman arasında bulunmuştur. Örneklerde en sık rastlanan mikroplastik tipi parça (%52,4) olmuş, bunu fiber (%26,1), film (%19,2), köpük (%2,2) ve boncuk (%0,1) izlemiştir. Araştırma sırasında karşılaşılan mikroplastiklerdeki baskın renk grubu %51,7 oranla şeffaf olmuş ve bunu sırasıyla beyaz (%13,3) mavi (%9,8), gri (%6,6), siyah (%5,9), yeşil (%3,9), kırmızı (%3,9), sarı/turuncu (%3), pembe/mor (%1,4) ve çok renkli (%0,5) plastikler izlemiştir. Mikroplastiklerin boy gruplarının oransal miktarları ise <0,25 mm: %29,9; 0,25-0,5 mm: %30,3; 0,5-1 mm: %19,8; 1-2 mm: %12,4; 2-5 mm: %7,6 olmuştur. Mevcut çalışma ile Karadeniz'in ülkemiz sularından seçilen göl ve nehirlerin geçiş suyu sistemlerinden örneklenen tüm sedimanlarda mikroplastik ile karşılaşılmıştır.
Su ürünleri işleme tesislerinde toplam kalite yönetimine ilişkin ampirik çalışma
Su Ürünleri İşleme tesislerinde görev yapan yönetici ve çalışanların, toplam kalite yönetimi uygulamalarının incelenmesini amaçlayan bu araştırma, su ürünleri sektöründe ilk çalışma niteliğindedir. Araştırmanın amacı doğrultusunda Su Ürünleri İşleme tesislerinde toplam kalite yönetimi uygulamaları, kurumsal mensubiyet, performans ve bileşenleri arasındaki ilişkiyi inceleyen ampirik bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Uzmanlar tarafından "sağlıklı besin" olarak nitelendirilen su ürünleri, üretimden tüketime çok geniş yelpaze sahiptir. Tüketimdeki talep, yatırımı kamçılamaktadır. Yatırımların önemli paydaşlarından Su Ürünleri İşleme teknolojilerinde de rekabeti artırmıştır. İşletmelerin rekabet ortamında varlıklarını sürdürebilmeleri, kaliteli ürün arzıyla doğru orantılıdır. Asırlar öncesi yaşamımıza giren kalite kavramı, son elli yılda Toplam Kalite Yönetimi olarak anlam kazanmıştır. Araştırmanın evrenini Sinop, Mersin ve Muğla illerinde faaliyet gösteren Su Ürünleri İşleme tesislerinde yönetici ve çalışanlar oluşturmuştur. Araştırmada katılımcıların demografik, sosyo-okonomik durumlarının tespitinin yanında Likert tipi sorularla da toplam kalite yönetimi uygulamaları hakkında durum tespiti yapılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde, boyut indirgeyerek daha anlamlı faktörler elde edilmesi de amaçlanmıştır. Sahada uygulanan 26 değişken, faktör analizi ile 6 (altı) faktöre indirgenmiştir. Araştırmada Su Ürünleri İşleme tesislerinde toplam kalite yönetimi çalışanlara ait uygulama boyutları; "mensubiyeti", "görev ve sorumluluklar", "ücret politikası ve karar alma", "yöneticilerle iletişim", "işe alımlar", "yetki devri" kritik faktörleri kullanılmıştır. Bu faktörler toplam varyansın %70.724'ünü açıklamıştır. Yöneticilerden elde edilen verilerin değerlendirmesinde 3.41 eşik değerin altı sorunlu alan olarak tespit edilmiştir. Su Ürünleri İşleme tesislerinde çalışanlarının performans, motivasyon ve memnuniyet düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Yöneticilerin hepsi, toplam kalite yönetimi ilkelerini işletmelerinde uygulamaktadırlar. Yöneticiler, çalışanlara verdikleri ücret politikalarının sorunlu alan olarak belirtmiş olup, verilen ücretlerin yeterli olmadığını düşünmektedir. Su ürünleri İşleme tesislerinde görev yapan yönetici ve çalışanların hakkında faktörlerin incelenmesinde güncel veri elde edilmiştir. Araştırmanın; Su Ürünleri İşleme tesislerinde, toplam kalite yönetimi uygulamalarına ilişkin ilk ve tek ampirik çalışma niteliğinde olduğu göz önüne alındığında, bu çalışmanın daha ileri ve daha kapsamlı araştırmalar için temel oluşturması beklenmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Toplam kalite, mensubiyet, müşteri memnuniyeti, çalışan memnuniyeti
Sinop kıyılarında dağılım gösteren bazı makroalglerin ekolojik stokiyometrisi: C:N:P oranı
Bu çalışma, Sinop kıyı suları üst infralittoral bölgesinde dağılım gösteren bazı makroalglerin doku besin elementi (C, N, P) konsatrayonlarında meydana gelen değişimlerin ekolojik yönden değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Örneklemeler mevsimsel olarak İnceburun (İst. I), Hamsilos (İst. II), Akliman (İst. III), Dış liman (İst. IV) ve İç Liman (İst. V) olmak üzere 5 ayrı istasyonda 2019 Ekim-2020 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Chlorophyta (yeşil algler), Rhodophyta (kırmızı algler) ve Ochrophyta (kahverengi algler) gruplarını temsil eden yaygın 9 tür 0-1 m derinlikten elle toplanmıştır. Ayrıca deniz suyunun besin tuzu analizleri yapılmış ve bazı fizikokimyasal parametreleri sahada ölçülmüştür. Veriler arasındaki zaman, mekan ve türe özgü farklılıklar Tukey HSD testi (Tek yönlü ANOVA sonrası) veya Dunn-Bonferroni (Kruskal-Wallis H sonrası) testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Doku besin elementlerinin (C, N, P) ekolojik değişkenlerle ilişkilerini anlamak için Spearman'ın sıra korelasyon katsayısı yöntemi ve Temel Bileşen Analizi (PCA) kullanılmıştır. Makroalglerin C, N ve P konsantrasyonlarının mevsimsel, bölgesel ve türe özgü değişimleri anlamlı bulunmuş ve bu elementlerin ekolojik değişkenlerle ilişkilerinin de anlamlı olduğu görülmüştür (p<0.05). Doku C konsantrasyonu %14,73 (C. officinalis; İlkbahar; İst. V) - %43,04 (P. capillacea; Yaz; İst. IV), N konsantrasyonu %0,50 (C. officinalis; Yaz; İst. II) - %5,14 (Ceramium spp.; Kış; İst. I), P konsantrasyonu %0,02 (Ceramium spp.; Kış; İst. I ve II) - %0,32 (U. rigida; Sonbahar; İst. IV), C:P oranı 157 (C. officinalis; Kış; İst. IV) - 4255 (L. obtusa; Kış; İst. I), N:P oranı 9 (C. officinalis; Kış; İst. IV) - 304 (L. obtusa; Kış; İst. II) ve C:N oranı 9 (Ceramium spp.; Kış; İst. I)) - 51 (U. intestinalis; Yaz; İst. I) aralığında bulunmuştur. Yeşil, kahverengi ve kırmızı alg gruplarının yıllık ortalama N konsantrasyonları sırasıyla %1,98, %1,76 ve %2,20 ve yıllık ortalama P konsantrasyonları sırasıyla %0,12, %0,11 ve %0,09 olarak bulunmuştur. Çalışma sonunda makroalglerin C:N:P atomik oranı ortalama 1187:57:1 ve medyan oranı 859:41:1 olarak tespit edilmiştir. Bu oranlar mevcut çalışmada yer alan alglerin (C. officinalis hariç) Sinop kıyılarında P sınırlamasına maruz kaldığını göstermektedir.
Su ürünleri ve tarım kredi kooperatif ortaklarının kooperatifçiliği algılama analizi üzerine bir araştırma: Sinop ili örneği
Araştırmada amaç, anket yöntemiyle elde edilen verilerden Sinop'ta faaliyet gösteren Su Ürünleri Kooperatifleri ve Tarım Kredi Kooperatifleri ortaklarının, kooperatifçiliği algılamalarının tespiti amaçlanmıştır. Araştırmada kooperatiflerin olması gereken özellikleri, temel kooperatif değerleri, kooperatif mevzuatları, kooperatif yönetiminden beklentilerin, ortaklar tarafından nasıl algılandığı değerlendirilmesine yönelik saha çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında 125'i Su Ürünleri Kooperatifi ortağı olmak üzere 308 kooperatif ortağı ile gönüllülük esasına göre yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Sahada anket yoluyla elde edilen veriler, betimsel istatistik ve Lojistik Regresyon yöntemi ile analiz edilmiştir. Kooperatifler sivil toplumun ekonomik örgütü olarak adlandırılmakta; çiftçinin, esnafın, işçinin ekonomik savunma aracı olarak görülmektedir. Kısaca kooperatifler, ekonomik faaliyette bulunan sivil toplum örgütleridir. Bu cümleden olarak, sektöre, özellikle kırsala desteği, aidiyet duygusu, ortak sorumluluk ve dikey işleyen hiyerarşik model yerine, bilimsel çalışmalarla geri bildirimleri yaygınlaştırarak yatayda bütünleşik güçlü örgütlenmeyi sağlayabilecek sivil toplumun yapılanmasıdır. Yapılan Lojistik Regresyon analizi sonucunda kooperatif ortaklarının "maddi durumunuzu nasıl tanımlarsınız" ifadesi üzerinde; eğitim durumunun, kooperatif üyelik yılının, internet kullanma amacının ve ek gelir durumlarının, ekonomik durumlarının tanımlanmasında etkili olduğu belirlenmiştir. Eğitim durumu %5 anlamlılık düzeyinde negatif yönde etken olduğu belirlenmiştir. Diğer bir ifade ile %95 ihtimalde eğitim düzeyi arttıkça ortaklar maddi gereksinimlerinin arttığını, kendilerinin yetersiz maddiyata sahip olduklarını ifade etmekte etken olduğu anlaşılmıştır. Ek gelir durumu arttıkça %95 olasılıkla kendilerinin ekonomik durumlarının daha iyi olarak yorumlayacakları anlaşılmaktadır. Ayrıca analiz sonuçlarına göre kooperatiflerin esas amacının kar elde etmek olmadığı ile ilgi olarak ortakların yaşları ile negatif yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir. Aynı şekilde "ortakların kooperatif sözleşmesini okuma durumları ve ek gelir durumları arasında da negatif yönde ve istatistiki olarak anlamlı ilişki bulunduğu görülmektedir. Bürokrasinin kooperatif faaliyetlerini olumsuz etkiliyor düşüncesini ortakların "yaşları" negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Ortakların kooperatif yönetimine katılımının önemi dikkate alındığında bu araştırmada ortakların kooperatif yönetimine katılma durumları ve bunu etkileyen faktörler analiz edilerek, Türkiye'de kooperatifçilikle ilgili eksikliklerin yöresel tespit edilmesi ile ulusal kooperatifçilik faaliyetlerine katkı sağlayacağı bakımından da araştırma ayrıca önem taşımaktadır. ANAHTAR KELİMELER: Kooperatif, Lojistik Regresyon, Sinop
Sinop ilindeki göl, gölet ve baraj göllerinde bulunan balık türleri
Bu çalışma Eylül 2008-Haziran 2009 tarihleri arasında Sinop İl sınırları içerisindeki göl, gölet ve baraj göllerindeki balık türlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.Araştırmada Merkez İlçe, Boyabat, Durağan, Erfelek, Ayancık ve Saraydüzü ilçelerinde toplam 21 adet su rezervi incelenmiş olup bunlardan biri doğal göl, 2'si baraj gölü, 18 adedi sulama göletidir.Fanyalı uzatma ağları, ığrıp ve serpme ağ kullanılarak örnekleme yapılan yerlerden 14'ünde balığa rastlanmış olup 6 gölet ve 1 baraj gölünde herhangi bir balık türü bulunamamıştır.İncelenen yerlerde Cyprinidae ailesine ait 11, Mugilidae ailesine ait 3, Gobiidae ailesine ait 2, Cyprinodontidae, Gasterosteidae, Percidae, Siluridae, Atherinidae ve Pleuronectidae ailelerine ait birer balık türüne rastlanmıştır.Araştırma sahasında 13 yer ile en yaygın balık türü Aynalı sazan (Cyprinus carpio) olup onu sırasıyla 4 yerde gözlenen Tatlısu kefali (Squalius cephalus) ve Siraz (Capoeta capoeta) ve 3 yerde rastlanan Havuz Balığı (Carassius carassius) ve Noktalı İnci Balığı (Alburnoides bipunctatus) izlemiştir. En fazla 11 tür ile Altınkaya Baraj Gölü'nde balığa rastlanmış olup onu 9 tür ile Sarıkum Gölü, 6 tür ile Nisi Göleti ve 4 tür ile Bektaşağa Göleti izlemiştir.İstilacı bir tür olan Pseudorasbora parva türünün Akgöl Göleti'nde bulunması araştırmanın özel bir bulgusu olarak dikkat çekmiştir.Anahtar Kelimeler: Tatlı su balık türleri, Sinop İli, göl, gölet, baraj gölü.
Sinop Yarımadası kıyılarında Ophelia bicornis savigny in Lamarck, 1818 (Polychaeta:Annelida)'in populasyon yoğunluğunun saptanması
Bu çalışma Sinop Yarımadası kıyılarında dağılım gösteren Ophelia bicornis'in populasyon yoğunluğunu saptamak amacıyla yapılmıştır.Bu amaçla, Sinop Yarımadası kıyılarında seçilen dört istasyondan Ağustos-2009 ve Temmuz-2010 tarihleri arasında aylık periyotlarda bentik örnekler toplanmıştır.Bir yıllık örnekleme sonucunda toplam 1371 birey elde edilmiştir. En fazla birey Kumkapı istasyonunda, en az birey ise DSİ-Kiraztepe istasyonunda tespit edilmiştir. Mevsimsel değerlendirmeler sonucunda en fazla birey sonbahar mevsiminde, en az birey kış mevsiminde belirlenmiştir.Toplam 1371 birey arasında en uzun boy Karakum istasyonunda elde edilen bireyler arasında 53.90 mm olarak, en kısa boy ise Akliman-Stat istasyonunda 3.94 mm olarak ölçülmüştür. Biyokütlesi en fazla olan birey Karakum istasyonunda 1.29 g olarak, en az olan birey ise Akliman-Stat istasyonunda 0.0003 g olarak tespit edilmiştir. Yumurtalı bireyler Mayıs-Ekim ayları boyunca tespit edilmiş ancak yumurtalı bireylere en yoğun Haziran-Temmuz aylarında rastlanmıştır. Yumurtalar ortalama 0.08±0.02 mm çapında ve 0.12±0.02 mm yüksekliğindedir.Araştırma bölgesinde toplanan sediman örneklerinde, redoks potansiyeli ve partikül boyutu analizleri yapılmıştır. Tanecik boyutu analizi sonucunda; Akliman-Stat ve Kumkapı istasyonlarında orta kum, Karakum istasyonunda kaba kum, DSİ-Kiraztepe istasyonunda kış ve ilkbahar mevsimlerinde çok kaba kum, yaz ve sonbahar mevsimlerinde ise orta kum tane boyunun hakim olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Ophelia bicornis, Polychaeta, Annelida, Populasyon yoğunluğu, Sinop Yarımadası
Gökçeada (Kuzey Ege) kıyılarında posidonia çayırları ekosistemi aracılığıyla ekolojik kalitenin belirlenmesi
Posidonia oceanica (Linnaeus) Delile deniz çayırları, Akdeniz'in kıyısal bölgelerindeki infra-littoral zonları boyunca geniş coğrafik alanlara yayılmaktadır. Ancak antropojenik faktörlerin kıyısal sistemler üstündeki baskısı ve değişen iklim koşulları gibi çevresel faktörlere karşı hassas P. oceanica populasyonları çok yavaş kolonizasyon kapasitesine sahip olduğundan yüksek gerileme oranları ile karşılaşmakta ve geri dönüşü olmayan kayıplara uğramaktadır. Bu nedenle deniz çayırları gibi fonksiyonel ekosistem servislerinin sürdürülebilirliğini sağlamak için son yıllarda ekolojik modellemeler aracılığıyla kıyısal ekosistem statüsü ve su kalitesinin belirlenmesinde "biyolojik kalite elementi" olarak P. oceanica kullanılmaktadır. Karadeniz ve Akdeniz arasındaki deniz canlılarının geçiş yolu üzerinde olan Gökçeada (Kuzey Ege)'nın belirli kıyılarında geniş alanlara yayılan P. oceanica deniz çayırlarının mevcudiyeti, bölgenin biyoçeşitlilik ve ekolojik karakteristiği açısından çok önemli olup "deniz ve kıyı koruma alanı" olma potansiyelini arttırmaktadır. Ancak ada kıyıları, son yıllarda kıyısal ekosistemler üzerindeki stres faktörlerinden yapılaşma, turizm ve tarım gibi sektörlerin tehditi altına girmiştir. Mevcut çalışma kapsamında, 2016-2018 döneminde Gökçeada (Kuzey Ege) kıyılarında farklı doğal ve antropojenik baskılara maruz kalan bölgelerde P. oceanica ve ekosistem bileşenlerine ait ekolojik ve biyometrik parametreler üzerinden geliştirilen kavramsal model aracılığıyla kıyısal ekosistem statüsü belirlenmiştir. Ayrıca Batı Akdeniz'de test edilen ekolojik indeksler; interkalibrasyon amacıyla Doğu Akdeniz'e adapte edilmekle birlikte, multi-disipliner bir yaklaşımla kıyısal ekosistem statüsünün doğal ve antropojenik faktörlerle olumsuz ilişkisi ortaya konmuştur. Gökçeada çevresindeki 9 farklı kıyısal bölgenin ekosistem statüsü (EBQI) ve ekolojik kalite oranları (EQR), bölgelere göre anlamlı farklılıklar (ANOVA, p<0,05) göstermiştir. P. oceanica'nın tanımlayıcı parametreleri ile hesaplanan EQR değerlerine göre; Fidanlık (0,62±0,03) "İyi"; Tepeköy (0,46±0,00), Kaleköy (0,43±0,03), Yıldızkoyu (0,41±0,03), Kuzulimanı (0,47±0,02), Güzelcekoy (0,44±0,00), Yüzentaşlar (0,41±0,02) ve İncesu (0,49±0,00) "Orta" iken; Kapıkaya (0,32±0,01) "Zayıf" seviyede statülendirilmiştir. P. oceanica ekosistem işleyişi üzerinden belirlenen EBQI değerlerine göre; Fidanlık (5,3±0,1), Tepeköy (4,5±0,7) ve Yıldızkoyu (4,2±0,1) "Orta"; Kuzulimanı (3,7±0,5), Güzelcekoy (3,5±0,1), Yüzentaşlar (4,1±0,4) ve İncesu (3,5±0,3) "Zayıf"; Kaleköy (3,3±0,5) ve Kapıkaya (3,4±0,1) ise "Kötü" seviyede statülendirilmiştir. Bölgelerin ekolojik kalite oranları (EQR) ile antropojenik baskılar (LUSI) arasında kuvvetli ters ilişki (R2=0,6126, p<0,05) ve öte yandan ekosistem statüleri (EBQI) ile antropizasyon dereceleri (LUSI) arasında ise daha az ilişki (R2=0,3773, p>0,05) bulunması, Posidonia biyotik indeksinin (BiPo) kıyısal ekolojik statüyü belirlemede çok etkili olduğunu; ancak ekosistem bazlı kalite indeksinin (EBQI) su kalitesinin yanısıra aşırı avcılık baskısını da iyi yansıttığı görülmüştür. Ayrıca; yerel ölçekte yapılan diğer çalışmalarda da görüldüğü üzere, ekolojik indekslerin antropojenik baskıları iyi yansıtmalarının yanısıra; Akdeniz ölçeğinde güvenilirlik ve uygulanabilirlik açısından da uygun oldukları sonucuna varılmıştır. P. oceanica'nın tanımlayıcı ekolojik ve biyometrik parametreleri (alt limit derinliği ve tipi, yoğunluk, kaplama, yatay rizom yüzdesi, rizom gelişimi, yaprak sayısı ve yüzeyi, demet uzunluğu, A katsayısı, epifit biyoması), hem bölgesel hem batimetrik olarak anlamlı farklılıklar (ANOVA, p<0,05) gösterdiğinden ada çevresindeki deniz çayırlarının gelişimine etki eden en önemli çevresel faktörlerin "siltasyon" olduğu kanısına varılmıştır. Batimetrik eğimle birlikte P. oceanica'nın belirli parametrelerindeki düşüş, çayırların zaman içinde canlılığını yitirdiğini ortaya koymuştur. Koruma statüsü, faz değişimi ve habitat heterojenliği, ayrıca seçilen 2 doğal (Fidanlık ve Tepeköy) ve 2 antropize (Yıldızkoyu ve Kuzulimanı) olmak üzere 4 bölge arasında hem sığ hem de derin zonlarda istatistiksel açıdan anlamlı farklılık göstererek "P. oceanica eko-sağlığının antropojenik baskılardan negatif etkilendiği" hipotezini doğrulamıştır. En yüksek koruma statüsüne sahip bölgeler, Fidanlık (CI=0,98±0,02) ile Tepeköy (CI=0,95±0,03)'ün sığ zonları iken; en düşük koruma statüsüne sahip bölgeler; turizm baskısına maruz kalan Yıldızkoyu (CI=0,78±0,10) ile Kuzulimanı (CI=0,55±0,08)'nın sığ zonları olmuştur. Ayrıca yüksek yer değiştirme dereceleri ile Yıldızkoyu (SI=0,01±0,02) ve Kuzulimanı (SI=0,02±0,05)'nda kök ve rizomların aralarına Cymodocea nodosa ve Caulerpa racemosa'nın yerleşmesi ve ölü mat alanlarına yayılmaya başlaması, çayır yatakları için gelecekte önemli bir tehdit oluşturmaktadır. Erken evre faz değişiminin (PSI<0,25) görüldüğü bu bölgelerde, insan kaynaklı baskılara rağmen; deniz çayırı yataklarının başlıca gerileme etkenleri ortadan kaldırıldığı takdirde hala yenilenme potansiyeli olacaktır. Gökçeada (Kuzey Ege) kıyısal ekosisteminin ve P. oceanica deniz çayırlarının ekolojik durumunun, doğal faktörlerin (hidrodinamizm, sedimentasyon) yanı sıra; yerel antropojenik faktörlerden de (turizm, tarım, atıksu deşarjı) etkilendiği çok açıktır. Bölgenin kıyısal ekosisteminin, bu stres faktörlerine karşı doğal karakteristik yapısını korumakta direnç gösterdiği görülmektedir. Bu çalışma ile "kıyısal koruma ve yönetim" planlarının temel taşı olan envanter çalışmalarına; ayrıca uzun dönem izleme çalışmalarının sürekliliğine katkı sağlanmıştır. Bunun yanısıra, kendi kıyısal sularımız için "ekosistem bazlı yaklaşım" oluşturulmasına zemin hazırlanmıştır; bu nedenle tüm kıyılarımızda alt biyocoğrafik alanlar göz önüne alınarak; daha geniş kapsamlı araştırmaların yürütülmesi gerekmektedir.
Türkiye Akdeniz kıyılarında bulunan fitoplankton türlerinin dağılımı
Bu tez çalışması kapsamında yapılan örneklemeler 2019 yılının Haziran-Temmuz aylarında Türkiye Akdeniz kıyılarının Mersin (Taşucu)-Muğla (Datça) arasında kalan kıyı ve nispeten açık kesiminde yapılmıştır. Türkiye Akdeniz kıyıları turizm, tarım, balıkçılık ve deniz taşımacılığı ile birlikte antropojenik etkilerin yüksek olduğu bir alandır. Geçmişte yapılan çalışmalar Akdeniz'in besin yönünden oldukça fakir (oligotrofik) bir deniz olduğunu ifade etse de yapılan son çalışmalar sanıldığı kadar fakir olmadığını göstermektedir. Artan nüfus artışının yanında uygun iklimsel koşullar turizm ve tarım sektörlerinin bölge üzerindeki etkisini ve lokal ölçüde besin yükünü arttırmaktadır. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda bölgenin sucul ekosistem üzerinde yarattığı etkiyi belirlemek ve takip etmek son derece önem arz etmektedir. Fitoplanktonlar sucul ekosistemlerde besin zincirinin en alt basamağını oluşturan, çevresel faktörlerin değişiminden hızlı etkilenen ve bu değişimlere hızlı tepki veren canlılardır. Bu sebeplerden ötürü fitoplanktonlar denizlerimizin sağlığı ve sürdürülebilirliği açısından oldukça önemlidir. Tüm bunlar dikkate alındığında ülkemiz Akdeniz kıyılarının fitoplankton dağılımının bilinmesi ve bunlara etki eden çevresel faktörlerin tanımlanarak takibinin yapılması bugün ve gelecekte büyük önem taşımaktadır. Çalışma kapsamında 4 alt bölge içerisinde 69 istasyondan örneklemeler yapılmıştır. Fitoplankton örneklemeleri yüzeyden nansen şişesi ile yapılarak Glutaraldehit ile fikse edilmiştir. Fitoplankton tür kompozisyonu ve dağılımını ilişkilendirmek için suyun fiziksel, kimyasal ve optik parametreleri ölçülmüştür. Bu çalışmada suyun genel karakteristiğine PCA analizi ile bakıldığında bileşenlerin elde edilen yüzde varyans açısından çok açıklayıcı ve belirgin olmadığı görülmüştür. PCA1 ekseni boyunca 1, 2 ve 4. bölgeler göreceli olarak birbirlerinden ayrışmıştır. PCA1 bileşeninde temel fiziksel ve kimyasal parametreler korelasyon gösterirken, PCA2 ekseninde bahsi geçen parametreler yanında optik değişkenler daha etkili olmuştur. Suyun fiziksel parametreleri ayrı olarak değerlendirildiğinde bileşenlerin PCA çözümünde yüzde varyansların oldukça açıklayıcı olduğu görülmüştür. İstasyonların dağılımında tuzluluk ve yoğunluğun etkisi düşükken ilişki daha çok pH ve sıcaklık bileşenleri içerisinde gelişmiştir. Fiziksel parametreler açısından istasyonların dağılımına bakıldığında 2. ve 4. bölgenin net bir şekilde ayrıldığı 1. ve 3. bölgenin ise nispeten benzer bir dağılıma sahip olduğu görülmüştür. Kimyasal parametrelerin PCA ile çözümüne bakıldığında yüzde varyansların çok açıklayıcı olmadığı görülmüştür 1. bölgedeki istasyonlar PCA2 ekseninde NO2 ve NO3 değerleri ile negatif ilişki göstererek nispeten kümelenme oluşturmuştur. 2. ve 4. bölgede yer alan istasyonlar dağınık bir yapı sergilerken 3. bölgedeki bazı istasyonların NO2 ve NO3 değerleri ile pozitif korelasyon oluşturduğu görülmektedir. Optik parametre bileşenlerinin PCA ile çözümüne bakıldığında 1.ve 3. bölgenin nispeten ayrıldığı görülse de suyun optik değişkenlerinde bölgeler arası önemli bir fark görülmemiştir. Secchi diski değerinin istasyon derinliğine bağlı olarak açık istasyonlarda kısmen daha yüksek olduğu fark edilmiştir. Kıyı istasyonlarının karasal etkileri daha yüksek olduğu için içerdikleri organik ve inorganik madde miktarı Secchi derinliğini etkilemiştir. Gerçekleştirilen bu çalışma kapsamında belirlenen 4 alt bölge içerisinde 69 istasyondan örnekleme yapılmış olup 131'i tür düzeyinde olmak üzere toplamda 459 fitoplankton türü tayin edilmiştir. Bu türlerden 257'sini Dinoflagellatlar oluştururken 193 tanesini Diatomlar oluşturmuştur. Soyer indeksine göre çalışma alanında tespit edilen 459 türün 10'u kalıcı 20'si ise yaygın tür olarak tespit edilmiştir. 10 tane kalıcı türün 6'sı Miozoa phylumu 3'ü ise Bacillariophyta phylumu içerisinde yer alırken sadece 1'i (Emiliania huxleyi) Haptophyta phylumu içerisinde yer almıştır. Ortalama tür sayısının en yüksek olduğu bölge 2. bölge (Akdeniz Körfezi) olurken en düşük olduğu bölge 3. bölge (Finike-Kaş) olarak tespit edilmiştir. Bolluk değerlerine bakıldığında en yüksek ortalama bolluk değeri 7,68×104 hücre L-1 ile 1. bölgede bulunurken en düşük ortalama bolluk değeri 1,72×103 hücre L-1 ile 3. bölgede bulunmuştur. Tür zenginliğinin en yüksek görüldüğü bölge tür sayısıyla uyumlu olarak 2. bölge (d: 3,40) olurken en düşük görüldüğü bölge ise bolluk değerinin pik yaptığı 1. bölge (d: 2,58) olmuştur. Shannon-Wiener indeks verilerine bakıldığında biyoçeşitliliğin en yüksek olduğu alan 3. bölge (H': 2,75) en düşük olduğu alan ise 1. bölge (H': 1,72) olarak tespit edilmiştir. 2. ve 4. bölgelerin benzer biyoçeşitliliğe sahip olduğu görülürken genel olarak biyoçeşitliliğin doğudan batıya doğru artış gösterdiği dikkat çekmiştir. Yapılan kümeleme analizinde 3 ana floristik topluluğun olduğu görülmüştür. Buna göre bu topluluklarda yer alan istasyonların genel olarak doğu-batı ekseninde kümelendiği görülmüştür. Fitoplankton toplulukları karşılaştırıldığında dinoflagellatlardan özellikle Heterocapsa türleri bölgeler arası farkta önemli ayırıcı türler olarak bulunmuştur. Kokolitoforlardan Emiliania huxleyi 1 ve 2'nci bölge dışındaki bölgelerde önemli bir ayırıcı tür olarak yer alırken diyatomlardan Pseudo-nitzschia delicatissima tüm bölgeleri temsil eden ve katkı sağlayan önemli bir tür olarak bulunmuştur. Fitoplanktonun çevresel parametreler ile korelasyonu Kanonik Uyum Analizi (CCA) ile değerlendirildiğinde 1. bölgedeki istasyonlar başta sıcaklık ve tuzluluk olmak üzere Chl-a ve pH değerleri ile pozitif korelasyon göstermiştir. Antalya Körfezi'nin oluşturduğu 2. bölge içerisinde nehir etkisinde kalan istasyonların özellikle reaktif silikat sonrasında sıcaklık ile pozitif korelasyon göstererek diğer bölgelerden tamamen ayrıldığı görülmüştür. Çalışma alanının en batısında yer alan 4. bölgedeki istasyonlar yoğunluk ve nitrat değerleri ile pozitif korelasyon gösterirken sıcaklık ve pH ile negatif korelasyon göstermiştir. 3. bölgedeki istasyonlar ise oldukça farklı bir dağılım sergilemiştir. Fitoplankton topluluklarının dağılımında bölgeler arası fark istatiksel olarak önemli bulunurken (Monte Carlo test p değeri= 0,001; p<0,05) kıyıdan uzaklık ve bölge/kıyı-açık arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki görülmemiştir. Yapılan bu tez çalışması kapsamında çalışma alanındaki fitoplankton türlerinin tür kompozisyonları ve dağılımları belirlenerek çevresel parametreler ile olan ilişkileri yapılan analizler sonucunda ortaya çıkarılmıştır.
Türkiye Akdeniz kıyılarının epipelajik zonunda bulunan mesozooplanktonik organizmaların dağılımı
Zooplanktonik canlılar denizel ekosistemde genellikle birincil üreticileri tüketerek besin zincirinde bulundukları basamağın bir üstündeki tüketicilere enerji ve besin aktarımını sağlar. Epipelajik zonda bulunan mesozooplanktonun birkaç grubu hariç en sık ve bol rastlanan grupları Copepoda, Cladocera ve Chaetognatha türleridir. Bu çalışmanın amacı Türkiye Akdeniz Kıyılarını kapsayan geniş bir alanda bu grupların nispeten çeşitlilik ve bolluk açısından yüksek olduğu yaz mevsiminde epipelajik zonda yatay dağılımlarını tespit etmektir. Bunun yanında zooplankton dağılımlarını etkileyen ekolojik parametreleri belirlemek ve bunların günlük dikey dağılım ve göçünü ortaya koymak amaçlardan bir diğeridir. Çalışma alanı bölgelerin fiziko-kimyasal, jeomorfolojik ve ana-kıyı akıntısının etkisine bağlı olarak 4 alt bölgeye ayrılarak değerlendirilmiştir. Bu tez çalışmasında iki ayrı örnekleme yapılmıştır (yatay ve dikey dağılım). Yatay dağılımı belirlemek için Mersin-Datça arasını kapsayan 2019 yılının Haziran-Temmuz aylarında gerçekleştirilen saha çalışmasında 64 istasyondan örnekler alınmıştır. Yatay dağılım istasyonları iki kıyı bir açık şeklinde sıralandırılarak oluşturulmuştur. Dikey dağılımlar için ana akıntı dışında kalan Anamur açıklarındaki yer alan bir istasyonda (0-200 m) 20 m aralıklarla günün 4 ayrı zaman diliminde örneklemeler yapılmıştır. Bütün zooplankton örneklemesi 300 µm göz açıklığına sahip WP-2 plankton ağı yardımıyla yapılmıştır. Çevresel parametreler için 5 L'lik Niskin şişesi kullanılarak örnekler alınmıştır. Çalışmada toplam 168 sistematik grup belirlenmiştir. Bu gruplardan Copepoda'dan 24 familya ve 123 tür, Chaetognatha'dan 2 familya ve 6 tür ve Cladocera'dan 2 familya ve 7 tür tespit edilmiştir. Ayrıca Acartia (Hypoacartia) adriatica'nın Türkiye Akdeniz Kıyılarında varlığı ilk kez kaydedilmiştir. Çalışma alanının tamamında %91 holoplankton ve %9 meroplankton üyeleri belirlenmiştir. Tür seviyesinde belirlenen gruplar arasında 26 kalıcı tür, 23 yaygın tür ve 86 ender tür tespit edilmiştir. Copepoda ordoları arasında en baskın Calanoida ordosudur. Bunu sırasıyla Poecilostomatoida, Cyclopoida, Monstrilloida ve Harpacticoida ordoları takip etmiştir. En düşük bolluk değerleri Antalya Körfezi'nde bulunmuştur. Kıyı bölgelerde Copepoda bolluk değeri açık bölgelere göre daha düşük Cladocera ise daha yüksektir. Chaetognatha bolluk değeri için kıyı-açık bölgelerde farklılık yoktur. Faunistik karakterleri kıyı-açık sular ve bölgeler arası farklılık göstermiştir. Genelde çalışma sahasında tür sayısı 60 ve altında yer alırken, kıyı sularda daha düşük tür sayıları bulunmuştur. Bolluk, çalışma alanın doğusunda en yüksek, Antalya Körfezi'nde ilse en düşük değerler bulunmuştur. Margalef Tür Zenginliği, batıya doğru düşerken Antalya Körfezi'nde en yüksek değerler ile temsil edilmiştir. Kıyı-açık sularda tür zenginliği dağılımları bölgeler arası değişmiştir; Pielou Düzenlilik İndeksi, Antalya Körfezi'nde en yüksek değere ulaşmıştır ve diğer bölgelerde oldukça düşüktür. Tür zenginliğine ve düzenlilik indeksine bağlı olarak Antalya Körfezi en yüksek biyoçeşitliliği olan bölgedir. Mesozooplankton topluluğu kıyı-açık sular ve bölgeler arası nitelik ve nicelik açısından istatistiksel olarak farklı bulunmuştur. Kıyı açık sular arasında bu farklılığa neden olan başlıca türler kıyıya göre açık sularda oldukça yüksek bolluğa sahip olan Haloptilus longicornis, Lucicutia flavicornis, Oithona setigera, Corycaeus limbatus, Lucicutia gemina ve Calocalanus pavo' dur. Antalya Körfezi diğer bölgelerden oldukça farklı bulunmuştur. Diğer geri kalan bölgeler birbirlerinden göreceli olarak farklılık sergilemiştir. Kıyı-açık suların zooplankton kompozisyonunun farklığına neden olan çevresel faktörler, istasyonların kıyıdan olan uzaklığı ve taban derinliğidir. Bölgesel farklılık ise suyun yoğunluğu ve taban suyunun sıcaklığı birinci derece şekillendiren çevresel değişkendir. Bu faktörleri, yüzey suyu tuzluluğu ve sıcaklık değerleri takip etmiştir. Zooplankton dikey dağılım ve günlük göçü incelediğinde negatif ve pozitif fototaksis yapısı içinde dağılım göstermiştir Genel itibariyle yüzey sularla, su kolonuyla ve fiziksel tabakalar ile sınırlı dağılım gösteren türlerde görülmüştür. Yüzey suyunda dağılım gösteren Cladocera türlerinde göç hareketi görülmemiştir. Chaetognatha türlerinden Flaccisagitta enflata ve Mesosagitta minima bireylerinde göç görülmeyip Serratosagitta serratodentata bireylerinde ters göç görülmüştür. Copepoda'nın dişi bireylerinden Temora stylifera, Acrocalanus gibber, Lucicutia gaussae'da ters göç, Copilia mediterranea, Euchaeta marina ve Calanopia elliptica bireylerinde kısmi ters göç, C.pavo, Agetus typicus, Oithona plumifera ve L. flavicornis bireylerinde normal göç ve H. longicornis, Clausocalanus parapergens bireylerinde göç hareketi görülmemiştir. Copepoda'nın bu türlere ait erkek bireylerinde genellikle göç görülmemiş ya da kısmi ters göç görülmüştür.
Mikroalg ekstraktlarının bazı balık patojenleri üzerine biyofilm ve çevreyi algılama sistemi inhibisyon özelliklerinin belirlenmesi
Su ürünleri yetiştiricilik sektöründe, üretim sistemleri içerisindeki hastalıkla ilişkili bakterilerin kontrol altında tutulması oldukça önemlidir. Bakteriyel hastalıkların kontrol edilememesi ciddi ve büyük ekonomik kayıplara neden olabilmektedir. Günümüzde bakteriyel balık hastalıklarının tedavisinde antibiyotikler oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Antibiyotiklerin aşırı ve rutin kullanımı sonucu açığa çıkan antibiyotik direnci hastalıkların tedavisini zorlaştırmaktadır. Bu durumun önüne geçebilmek için yeni ve alternatif yöntemlerin geliştirilmesi gerekmektedir. Bakteriyel çevreyi algılama sisteminin (quorum sensing-QS) ve biyofilm oluşumunun engellenmesi son yıllarda üzerine çalışmalar yapılan alternatif bir tedavi yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Böylece patojeniteyi büyük oranda tetikleyen ve etki gücünü artıran mekanizmalar inhibe edilerek hastalıkların önüne geçilebilmektedir. Bu çalışma kapsamında bir siyanobakteri türü olan Arthrospira platensis ve mikroalg Nannochloropsis sp.'in dört farklı çözücü (metanol, etanol, kloroform ve su) kullanılarak ekstraksiyonları gerçekleştirilmiştir. Elde edilen ekstraktların balık patojenlerinden Lactococcus garvieae, Aeromonas hydrophila ve Yersinia ruckeri üzerine olan biyofilm inhibisyonu (antibiyofilm) ve çevreyi algılama sistemi inhibisyonu (anti quorum sensing) özellikleri araştırılmıştır. Yapılan tez çalışması sonucunda en güçlü antibakteriyel etki gösteren ekstraktlar Nannochloropsis sp. kloroform (256-512 µg/mL), A. platensis kloroform (512-1024 µg/mL) ve A. platensis metanol (512-2048 µg/mL) ekstraktları olarak belirlenmiştir. Çalışmada kullanılan bakterilerin oluşturduğu biyofilm yapısını en fazla inhibe eden ekstraktlar kloroform ekstratkları (128-4096 µg/mL arası denenen tüm konsantrasyonlarda) olarak belirlenmiştir. Bakterilerin hücre yüzey hidrofobikliğini en çok azaltan ekstratklar yine kloroform ekstraktları (128-4096 µg/mL arası denenen tüm konsantrasyonlarda) olmuştur. Bakteriler tarafından üretilen ekzopolisakkaritlerin degredasyonu analizinde en etkili ekstratkların Nannochloropsis sp. etanol (2048 µg/mL) ve Nannochloropsis sp. metanol (2048 µg/mL) ekstraktları olduğu görülmüştür. Cam yüzeyinde oluşturulan biyofilm yapılarını en fazla inhibe eden ekstratklar Nannochloropsis sp. kloroform (128-256 µg/mL), Nannochloropsis sp metanol (2048 µg/mL) ve Nannochloropsis sp etanol (2048 µg/mL) ekstraktları olarak belirlenmiştir. Biyofilm sökülmesinin ışık mikroskobu ile görüntülenmesi analizlerinde olgun biyofilm yapısı üzerine en etkili olan ekstraktlar kloroform (128-512 µg/mL) ve metanol (512-2048 µg/mL) ekstrakları olmuştur. QS moleküllerinin inhibisyonu çalışmalarında Chromobacterium violaceum'un (ATCC 12472) üretmiş olduğu violacein pigmentini inhibe eden en etkili ekstratklar etanol (1024-2048 µg/mL), metanol (1024-2048 µg/mL) ve su (1024-4096 µg/mL) ekstraktları olmuştur. Agrobacterium tumefaciens'in (NT1) kullanıldığı çalışmada ise QS moleküllerini en fazla inhibe eden ekstraktlar etanol (1024-4096 µg/mL) ve kloroform (64-512 µg/mL) ekstraktları olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak bu tez çalışmasında elde edilen ekstraktların antibakteriyel, antibiyofilm ve QS inhibisyonu özellikleri olduğu belirlenmiştir.
Antropojenik baskılar etkisinde aksu çayı ve kollarının zamana ve mekana bağlı mikroplastik kirliliğinin değerlendirilmesi
Mikroplastik kirliliği, sucul ekosistemlerde toksikolojik etkileri nedeniyle küresel çapta ciddi bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Besin zinciri yoluyla sucul ekosistemlerdeki organizmalarda birikerek toksikolojik etkilere yol açabilmektedir. Bu kirliliğin denizel ortama geçişi ise karasal ortamdan nehirler aracılığıyla gerçekleşmektedir. Ancak Türkiye'de nehirlerle ilgili yapılan araştırmalar sınırlıdır. Bu nedenle, bu tez çalışmasında, Antalya'daki Aksu Çayı ve kollarında zaman ve mekâna bağlı mikroplastik kirliliğini değerlendirmeyi hedeflenmiştir. Eylül 2022 ve Nisan 2023 aylarında yağış öncesi ve sonrası dönemleri temsil edecek şekilde saha örneklemeleri yapılmıştır. Aksu nehrini ve kollarını temsil edecek şekilde 20 örnekleme istasyonu seçilmiştir, bu istasyonlarda toplamda 2958 adet MP tespit edilmiştir. İncelenen mikroplastikler fiziksel özelliklerine göre sınıflandırılmıştır. Çalışma sonucun olarak altı tipte (boya, fiber, film, fragment, köpük ve kauçuk) MP tespit edilmiştir. Farklı tipteki bu MPs de en yaygın renkler mavi, siyah, şeffaf ve kırmızı olarak belirlenmiştir. Polimer analizi için seçilen MP numuneleri FTIR (Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi) ile kimyasal yapısı belirlenmiştir. MP kirliliğinin karasal kullanım ile ilişkisini ortaya koymak adına Corine Land Cover (CLC) verileri aracılığı ile QGIS programında görselleştirilerek ortaya konulmuştur. Türkiye'deki nehirlerde mikroplastik kirliliği araştırmalarının sınırlı olduğu dikkate alındığında: 1. Aksu Alt Havzasında yapılan bu çalışmada Aksu Çayı üzerinde MP kirliliğinin azalmasındaki HES etkisinin değerlendirilmesi, 2. Nehir yatağında biriken makro-plastiklerinin parçalanması ile MP kirliliğinin kaynağı oluşturulabilecek tüm noktaların belirlenmesi ve havzaya yönelik atık yönetimin oluşturulması, 3. Sanayi de üretim sonrasında oluşan plastik atıkların yönetimi, 4. Tarımda kullanılan sera malzemeleri, hasat öncesi ve sonrası oluşan plastik tarımsal atıklar için toplama alanlarının oluşturularak sucul ortama MP kirliliğine kaynak oluşturacak faaliyetlere yönelik yönetim planı oluşturulması gerekmektedir. Gerçekleştirilen bu tez çalışması sadece ülkedeki bilimsel literatüre katkıda bulunmakla kalmayıp aynı zamanda çevre kirliliğine kaynak teşkil eden noktaların iyileştirilmesine katkıda bulunacaktır. Önceki çalışmalar, Aksu Çayı ve kollarında fosforlu gübrelerin etkisi, polisiklik aromatik hidrokarbon seviyeleri ve gübre ve pestisit kullanımı ile toprak ve yeraltı suyu kirliliği konuları üzerinde odaklanırken, bu araştırma mikroplastik kirliliği üzerinde durmasının yanı sıra, antropojenik baskılar altında sistematik olarak değerlendirerek yeni bulgular sunmaktadır.
Muğla körfezlerinin yumuşak zemin makrobentik mollusca ve crustacea türlerinin dağılımı
Gerçekleştirilen bu yüksek lisans tez çalışması kapsamında kullanılan örnekler ve çevresel parametre verileri, Muğla ilinin 5 ana körfezini (Fethiye Körfezi, Marmaris Körfezi, Hisarönü Körfezi, Gökova Körfezi ve Güllük Körfezi) kapsamaktadır. Bununla birlikte, kullanılan çevresel parametreler 2003 ve 2004 yılı yaz mevsiminde (Haziran ve Ağustos) YDABAG – 102Y058 numaralı TÜBİTAK projesi kapsamında elde edilmiştir. Bentik örneklemeler ise, yine bu proje çalışması sırasında, ancak proje kapsamı haricinde alınmıştır. Muğla ili, turizm aktiviteleri, ikincil konut yerleşimi ve balık yetiştiriciliği aktiviteleri için, Türkiye'de önemli bir bölgedir. Bu aktiviteler göz önünde bulundurulduğunda, sucul ortam üzerinde oluşan insan kaynaklı stres faktörlerinin izlenebilmesi ve denizel ortamın var olan ekolojik durumunun belirlenebilmesi için, makrobentik omurgasızlar biyolojik araç olarak kullanılmaktadırlar. Bunlara bağlı olarak, Muğla körfezlerindeki makrobentik omurgasız türlerinin belirlenmesi ve bölgede örnekleme yıllarında faaliyet gösteren deniz balığı yetiştiriciliği aktivitelerinin bu canlılar üzerindeki etkilerinin incelenmesi önem taşımaktadır. Yapılan bentik örneklemeler kapsamında, toplamda 217 Mollusca ve Crustacea türüne ait 1008 birey tayin edilmiştir. Crustacea alt-şubesi 143 tür (5 takım) ve Mollusca şubesi 74 tür (4 sınıf) ile temsil edilmiştir. Çalışma alanında Soyer indeksine göre kalıcı tür bulunmamıştır. Bunun yanında Apseudopsis latreillii, Nucula nitidosa türleri yaygın türler olarak bulunmuştur. En fazla tür sayısı ve bolluk Güllük Körfezi'nde, en yüksek ortalama biyokütle ise Fethiye Körfezi'ndedir. Bunun yanında, Gökova Körfezi, en az tür sayısı ve bolluk değerleri sergilemiştir. Güllük Körfezi'nde ise en düşük ortalama biyokütle bulunmuştur. Gerçekleştirilen bu tez çalışmasından elde edilen sonuçlarda, çalışma sahasındaki makrobentik omurgasız türlerinin farklı körfez ve derinliklerdeki tür kompozisyonları ve çevresel parametreler ile ilişkileri ortaya çıkarılmıştır. Bununla birlikte, çalışma örneklemelerinin yapıldığı yıllarda, örnekleme alanlarında konumlanan balık çiftlikleri faaliyetlerinin, makrobentik omurgasızlar üzerindeki etkileri de ortaya konulmuştur. Akuakültür faaliyetlerinin çalışma sahası üzerideki etkileri, Polychaeta türlerinin (kirlilik indikatörleri) tez kapsamında değerlendirilmemesi sonucu iyimser çıkmıştır. Çok kirli bölgeler olmasa da kirlenmeye başlayan ve orta kirli bölgeler tespit edilmiştir. Bahsi geçen balık çiftlikleri, özellikle turizm sektörü ve akuakültür sektörü arasında çıkan anlaşmazlıklar sonucu, 2006 yılında kıyıdan uzaklaştırılmıştır ve daha açık sulara taşınmıştır. Bu çalışma ile birlikte, balık çiftliklerinin bentik ortam üzerindeki etkilerinin günümüz ile kıyaslanması olanağı da sağlanmıştır.
Sinop Kıyılarının İhtiyoplankton Dinamiği
Bu çalışma Sinop kıyılarında ihtiyoplankton dinamiğini belirlemek amacıyla seçilen 7 istasyonda horizontal çekimler yapılarak sürdürülmüştür. Örneklemeler Haziran 2010-Haziran 2011 tarihleri arasında, 50 cm ağız ve 100 ve 500 µ göz açıklığına sahip standart tip plankton kepçeleri ile yapılmıştır. İhtiyoplakton, ortam faktörleri (su ve hava sıcaklığı, çözünmüş oksijen, rüzgârın derecesi ve hızı) ile ilişkilendirilerek zengin tür çeşitliliği olan bölgeler ve tür çeşitliliğindeki değişimler belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma süresince toplam 5065 adet ihtiyoplankton elde edilmiştir. Bunun 4399 adedini balık yumurtası oluştururken, 666 adedi ise balık larvası olarak bulunmuştur. Yapılan örneklemede teleost balıklardan 59 taksona ait 10 takım, 21 aile ve 28 türün yumurta ve /veya larvası elde edilmiştir. Araştırmada örneklenen türlerin bolluk, dağılım ve bulunma dönemleri verilerek, ihtiyoplankton bolluğunun mevsimsel değişimleri ele alınmıştır. Türlerin kendi içinde dağılımına bakıldığında %51'lik pay ile Engraulis encrasicolus türü ilk sırayı almaktadır. Aylara göre türler en fazla ağustos (%43) ayında, istasyonlara göre ise en fazla (%63) balık burnu bölgesinde dağılım göstermiştir. Örnekleme ile tespit edilen türlerde balık yumurta ve larvalarına ait örneklere daha çok mayıs ayı itibari ile rastlanmakla birlikte örneklemelerde en fazla E.encrasicolus türünün yumurtasına (1200 adet/100m3) rastlanmıştır. Bio-env sonuçlarına bakıldığında su sıcaklığı, rüzgâr derecesi, oksijen değerleri gruplaşmanın oluşmasında etkili değerler olarak bulunmuştur. Ekolojik indeks değerlerinin mevsimsel değişimi incelendiğinde bolluk ve bulunma dönemleri ile paralel bir ilişki olduğu görülmüştür. Daha çok ilkbahar ve yazın yüksek olan Shannon-Wiener tür çeşitlilik indeksi değeri, sonbahar ve kış mevsimlerinde daha düşük olarak bulunmuştur. Pielou düzenlilik indeksi değerine en düşük ilkbahar ayında rastlanmıştır. Çok Boyutlu Ölçeklendirme, MDS analizi ile elde edilen sonuçlar kümeleme analizi ile elde edilen sonuçları desteklemektedir. MDS diyagramlarının oluşmasında en fazla benzerlik %60 benzerlik ile kış mevsiminde görülmüştür. Elde edilen bulgulara göre bu çalışma daha önce ihtiyoplankton çalışmaları içinde yer almayan Akliman bölgesinin pek çok türün yumurtlama bölgesi olduğunu, balıkçılığın geleceği açısından önem taşıyan, yumurtaların bırakıldığı nursery bölgeleri içeren bu bölgenin korunması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Sinop kıyıları yüzey sedimanlarındaki Bentik Foraminifer toplulukları
Bu araştırma, Sinop kıyılarında dağılım gösteren güncel bentik foraminifer türlerini belirlemek amacıyla Ağustos 2009 - Temmuz 2010 tarihleri arasında 3 ve 10 m derinliklere sahip toplam sekiz istasyonda gerçekleştirilmiştir. Her istasyonda su ve sediman örnekleri alınarak spektroskobik ve sedimantolojik olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca su kolonuna ait bazı fizikokimyasal parametreler CTD sonda ile anlık ölçülmüştür. Canlı numuneleri 30 - 40 mm çapında ve 10 cm boyunda tüp sediment corer yardımı ile yumuşak substratlardan üç tekerrürlü olarak rast gele yapılmıştır. Canlı bentik foraminiferleri kolaylıkla tespit etmek için Rose Bengal solüsyonu ile boyama tekniği uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, Sinop kıyılarında 7 ordo, 15 familya ve 24 genusa ait toplam 36 bentik foraminifer türünün dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Elde edilen türler, frekans indeksine göre sınıflandırıldığında 21 türün (%58) devamlı, 7 türün (%21) yaygın ve 8 türün (%21) seyrek olarak dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Ortalama abundans değerleri bakımından 34626 birey/m2 ile Ammonia compacta (%43) en dominant tür olup, bunu 3184 birey/m2 ile A. tepida (%5), 3980 birey/m2 ile familya düzeyinde bırakılan Hauerinidae türleri, (%5), 1592 birey/m2 ile A. parasovica (%2) ve 1592 birey/m2 ile Massilina secans (%2) takip etmiştir. Foraminifer türlerinin toplandığı istasyonlar Bray-Curtis benzerlik indeks sonuçlarına göre değerlendirildiğinde, 2 ana grubun oluştuğu görülmüştür. SIMPER analizine göre A grubunun oluşmasında en etkili türler A. compacta (%56.68), Ammonia sp. (%7.69) ve A. tepida (6.51) olup B grubunun oluşmasında A. compacta (%11.79), Ammonia sp. (%9.52) ve Hauerinidae spp. etkili olduğu tespit edilmiştir. Bio-Env analiz sonuçlarına göre Sinop kıyılarından tespit edilen foraminifer türlerin dağılımında etkin rol oynayan faktörlerin; sediman tanecik boyutu, sıcaklık, fosfat (PO4), nitrit (NO2), nitrat (NO3), silisyum, pH, % su içeriği ve organik madde olduğu tespit edilmiştir.
İğneada kıyıları (Batı Karadeniz) mollusca faunası ve biyoekolojik özellikleri
Bu çalışmada, Türkiye'nin Batı Karadeniz bölgesinde yer alan İğneada kıyılarında dağılım gösteren Mollusca türlerinin taksonomik ve biyoekolojik özellikleri araştırılmıştır. Bu amaçla Kasım 2012-Ekim 2013 tarihleri arasında, araştırma bölgesinin 5m, 10m ve 20m derinliklerinde yer alan toplam 9 istasyondan standart Van Veen Grab kullanılarak örneklemeler yapılmıştır. Araştırma sonunda 5 ordo ve 9 familyaya ait 14 Bivalvia türü ile 7 ordo ve 15 familyaya ait 26 Gastropoda türü ve bu türlere ait ayrıca toplam 37188 birey tespit edilmiştir. Tespit edilen familyalar içerisinde Rissoidae en fazla türe sahip familyadır. Diğer familyalardan Veneridae 3 türle, Retusidae, Mytilidae, Donacidae, Cardiidae, Trochidae, Pyramidellidae, Hydrobiidae. Nassariidae, Triphoridae 2 türle, Corbulidea, Lucinidae, Arcidae, Mactraidae, Tellinidae, Phasianellidae, Pyramidellidae, Calyptraeidae, Caecidae, Muricidae, Epitoniidae, Cerithiidae 1'er türle temsil edilmektedir. Elde edilen 40 tür içerisinde en dominant tür 21586 bireyle B. reticulatum (%58) olup, bunu 6321 bireyle Caecum trachea (%17), 1859 bireyle (%5) Lucinella divaricata ve 1610 bireyle (%4) Chamelea gallina takip etmektedir. İstasyonlar genelinde tespit edilen türler, frekans indeksine göre sınıflandırıldığında 8 türün devamlı, 10 türün yaygın ve geriye kalan 22 türün ise seyrek dağılımlı gruba dahil olduğu tespit edilmiştir. Devamlı grubuna giren türlerden Bittium reticulatum %100, Chamelea gallina %97, Lucinella divaricata %91 ve Cyclope neritea %85'lik değerlere sahip olup, incelenen fauna genelinde en fazla rastlanan Mollusca türlerini oluşturmaktadır. Yapılan analizler sonucunda en fazla tür ilkbahar ve Yaz mevsimlerinde (37 tür) elde edilirken, bunları Sonbahar (29 tür) ve Kış (28 tür) mevsimleri izlemektedir.
Karasu çayı ( Sinop ) makrobentik faunasının taksonomik ve ekolojik açıdan incelenmesi
Araştırmanın yapıldığı Karasu Çayı, Türkiye'nin kuzeyinde, Sinop İlinin Erfelek İlçesi sınırları içerisinde kalmaktadır. Örneklemeler Şubat 2013 ve Ocak 2014 tarihleri arasında 10 istasyondan aylık olarak yapılmıştır. Örnekler Tekme Örnekleme Metodu (Kick Sample) ile alınmıştır. Bentik örnekler, çayın önceden belirlenen 10 istasyonun her birinde 1,25 m²'lik bir alanda 5 dakkikalık bir sürede el kepçesiyle alınmıştır. Çayda daha fazla taksona ulaşabilmek için ve kantitatif analizlere yönelik olarak örnekler 3 tekrar olarak yapılmıştır. Ölçümü yapılan su parametrelerden (T, DO ve pH); sıcaklık ve çözünmüş oksijen değerinin takson çeşitliliğini pozitif yönde belirliyici etken olduğu gözlenmiştir. İncelemeler sonucunda 5 Phylum'a ait 179 takson ve 18945 birey tespit edilmiştir. Taksonların gruplara göre dağılımı; Oligochaeta (38 takson, 1157 birey), Mollusca (12 takson, 860 birey), Chironomidae (48 takson, 595 birey), Ostracoda (7 takson, 65 birey), Trichoptera (20 takson, 151 birey), Malacostraca (11 takson, 10568 birey), Nematoda (156 birey), Planaridae (484 birey), Pseudoscorpionida (1 takson, 1 birey), Hexapoda (27 takson, 2481 birey) ve diğer Diptera (13 takson, 2427 birey) dır. Soyer (1970)'in frekans indeksine göre araştırma bölgesinde devamlı olarak tespit edilen taksonlardan en baskın olanları: Gammarus komareki (% 30,48), G. uludagi (% 21,66), Simulium sp. (% 5,76), Beatis sp. (% 4,18), Bezzia sp. (% 3,06), Planaria spp. (% 2,55), Heptagenia sp. (% 2,54), Pisidium casertanum (% 2,23), Tipula sp. (% 1,64), Leptophlebia sp. (% 1,51) ve Limnodrilus hoffmeisteri (% 1,10) dir. Tespit edilen taksonlardan 170'i Karasu Çayı için yeni kayıttır. Anahtar kelimeler: Karasu Çayı, Taksonomi, Makro fauna, Su kalitesi, Bentik
Karadeniz'in Sinop kıyılarından örneklenen balık, omurgasız, zooplankton, deniz çayırı ve sedimanda ağır metal düzeyleri
Karadeniz'in Sinop kıyılarından 2011-2013 yılları arasında örneklenen zooplankton, deniz çayırı (Zostera marina), midye(Mytilus galloprovincialis), salyangoz (Rapana venosa), yengeç (Eriphia verrucosa), balık türleri (Mullus barbatus, Merlangius merlangus euxinus, Trachurusmediterraneus,Liza aurata)ve sedimanda bazı ağır metaller kirlilik izlemeleri için ölçülmüştür. Metal konsantrasyonlarında türler arası önemli farklılıklar bulunmuştur (P<0.05). Genel olarak midye, salyangoz,yengeç ve balıklarda çalışılan ağır metal düzeyleri Tarım, Balıkçılık ve Gıda Bakanlığı (MAFF), Türk Gıda Kodeksi Tebliği, Avrupa Birliği Komisyon Tüzüğünce belirlenen gıda maddelerindeki bulaşanların maksimum limitlerinden daha düşük bulunmuştur. Türkiye orta Karadeniz kıyıları zooplankton, deniz çayırı ve sedimanında tespit edilen ağır metal konsantrasyonları gelecek çalışmalar için referans düzeyleri olarak kullanılabilir. Çalışma sonuçları diğer çalışmalarla karşılaştırılarak tartışılmıştır.
İğneada kıyıları bentik Crustacea (Arthropoda) faunası ve biyoekolojik özellikleri
Bu çalışma İğneada (Kırklareli) kıyıları bentik krustase faunasını belirlemek ve bu bölgenin deniz koruma alanı ilan edilmesi için yürütülen çalışmalara destek olması amacıyla gerçekleştirilmiştir. İğneada'ya sınır olan Bulgaristan'ın Rezova bölgesi deniz koruma alanı olarak ilan edilmiştir. İğneada bölgesini de bu bölgeyle birleştirerek Bulgaristan'la ilk defa ortak sınır ötesi deniz koruma alanı ilan edilmesi hedeflenmektedir. Örneklemeler Ekim 2012 – Ekim 2013 tarihleri arasında mevsimsel olarak gerçekleşmiştir. Araştırmada incelenen metaryal; araştırma bölgesinin 5m, 10m ve 20m derinliklerinde yer alan toplam 9 istasyondan standart Van Veen Grab kullanılarak alınmıştır. Toplanan materyalin, ön ayıklamadan sonra morfolojik özellikleri stereomikroskop altında incelenerek sistematik pozisyonları tür düzeyinde saptanmıştır. Örneklerin analizleri sonucunda 7 ordoya ait toplam 25 familya, 30 genus ve 39 tür ile bunlara ait 526 birey tespit edilmiştir. Buna göre Amphipoda'dan 16 tür, Isopoda'dan 4 tür, Decapoda'dan 6 tür, Tanaidacea'dan 3 tür, Cumacea'dan 9 tür, Mysida'dan 1 tür ve Sessilia (Cirripedia)'dan 1 tür tespit edilmiştir. İstasyonların genelinde tespit edilen en baskın türler Ampelisca pseudospinimana (%12.12), Bathyporeia guilliamsoniana (%13.25), Cumopsis goodsiri (%17.04) ve Perioculodes longimanus longimanus (%10.22)'dur. Anahtar Sözcükler: Crustacea, Koruma Alanı, Ekoloji, Taksonomi, Karadeniz.
Karasu Çayı ve Sırakaraağaçlar deresinde bazı fiziko-kimyasal ve mikrobiyolojik parametrelerin araştırılması
Çalışma Mayıs 2014 – Nisan 2015 tarihleri arasında Sinop il sınırları içerisinde bulunan Karasu Çayı ve Sırakaraağaçlar Deresinin bazı fiziko-kimyasal ve mikrobiyolojik özelliklerinin belirlenmesi amacı ile gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla her iki su kaynağının su kalitesini belirlemek için 23 parametrede pH, sıcaklık, toplam çözünmüş madde (TDS), iletkenlik, ORP (Oksidasyon Redüksiyon Potansiyeli), çözünmüş oksijen, amonyum azotu (NH4+-N), nitrat azotu (NO3--N), nitrit azotu (NO2--N), klorür iyonu (Cl-), fosfat fosforu (PO4-3-P), silisyum, Klorofil-a, toplam sertlik, kalsiyum, magnezyum, geçici sertlik, tuzluluk, biyolojik oksijen ihtiyacı (BOİ5), hidrojen sülfür (H2S), toplam askıda katı madde (TAKM), toplam koliform ve fekal koliform ölçüm ve analizler yapılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda Karasu Çayı ve Sırakaraağaçlar Deresinin Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği Kıtaiçi Su Kaynaklarının Sınıflarına Göre Kalite Kriterleri açısından klorür iyonu, nitrit azotu ve hidrojen sülfür değerleri yönünden III. ve IV. sınıf kalitede; çözünmüş oksijen, fosfat fosforu ve fekal koliform değerleri yönünden II. ve III. sınıf kalitede olduğu belirlenmiştir. Ayrıca Sırakaraağaçlar Deresinin toplam sertlik, magnezyum ve tuzluluk değerlerinin Karasu Çayı'na göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. İncelenen diğer parametreler açısından genel olarak I. ve II. su kalitesinde olduğu belirlenmiştir.
Balık unu ve yağı fabrikalarında, teknolojik gelişmelerin çalışma yaşamı mevzuatlarına ve insan kaynakları faaliyetlerine olan etkisinin istatistiksel değerlendirilmesi
Bu çalışmada; teknolojik gelişmelerin, balık unu ve yağı fabrikalarındaki insan kaynakları faaliyetlerine ve çalışma yaşamı mevzuatlarına etkisinin istatistiksel değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, Türkiye'de faaliyet gösteren balık unu ve yağı fabrikalarının sahipleri, bu fabrikalardaki profesyonel yöneticiler ve diğer çalışanlar oluşturmaktadır. Anket yöntemi ile veri toplama yoluna gidilmiştir. Anket verileri SPSS 21 ve Minitab 16 paket programlarında test edilmiştir. Değişkenlerin birbiri üzerindeki etkisini ve değişkenlerin birbiriyle olan ilişkilerinin belirlenmesi amacıyla, Khi-Kare ve Regresyon analizinin yanında betimsel istatistiksel yöntemlerden yararlanılmıştır. Araştırmaya katılan çalışanların %16'sı kadın; işveren/yöneticilerin tamamı erkek olup, %40'ı lisans mezunudur. Çalışanların %2'si okuryazar olmayıp, %7'si lisans mezunudur. İşletmelerin %44'ünde insan kaynakları bölümü bulunurken, %23'ünde bu fonksiyonu idari işler bölümü yürütmektedir. İşletmelerin yeni personel alımında, öncelikli kriteri, teknolojik gelişmeleri uygulayacak personelin işe alınmasıdır. İşveren/Yöneticilerin %73'ü kendilerini teknoloji kullanım konusunda yeterli görmektedir. Araştırma bulgularından elde edilen teorik bilgilerin uygulamaya konulması ile teknoloji ve insan kaynaklarından daha etkin yararlanılabileceği düşünülmektedir. Tüm sektörlerde olduğu gibi, su ürünleri sektörünün sürdürülebilirliğinin sağlanması ve diğer sektörlerle olan rekabet gücünü arttırılmasında da en kıymetli kaynak olan donanımlı insan gücünün yetiştirilmesine özel özen gösterilmesi önerilmektedir.
Endüstride plastikleştirici olarak kullanılan dioktil adipat ve dioktil ftalat maddelerinin zebra balığı larvaları üzerine toksik etkileri
Sanayi faaliyetlerinden kaynaklanan atık maddelerin ve atık suların göllere, nehirlere ve denizlere karıştığı iyi bilinmektedir. Bu nedenle, üretimi yapılan plastik ve yan ürünlerin de su ortamlarına karışması kaçınılmazdır. Plastikleştirici maddeler fiziksel, kimyasal ve biyolojik bozunmaya karşı dayanıklı olmaları sebebiyle canlı vücudunda birikebilmekte ve besin zincirine de girerek toksik etkiler oluşturabilmektedirler. Bu çalışmada, dioktil adipat (DOA) ve dioktil ftalat (DOP) plastikleştirici maddelerinin larval zebra balıkları (Danio rerio, 72 saatlik) üzerine potansiyel toksik etkileri, stres gen (p53, rad51 ve xrcc5) ekspresyonlarındaki değişimler eş zamanlı kantitatif PZR (RT-qPCR) tekniği kullanılarak karşılaştırılmıştır. Ayrıca, DOA ve DOP plastikleştirici maddelerinin oluşturabileceği genotoksik etkiler belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma sonucunda, 0-200 mg/L aralığında DOA ve 0-150 mg/L aralığındaki konsantrasyonlarda DOP'a maruz bırakılan zebra balığı larvalarının % 50'sini öldüren letal konsantrasyonlar sırasıyla 89,99 ± 8,03 mg/L ve 54,02 ± 11,49 mg/L olarak hesaplanmıştır. Ayrıca, DOA ve DOP plastikleştirici maddelerine 96 saat süreyle maruz bırakılan zebra balığı larvalarının kan hücrelerinde, konsantrasyona bağlı olarak DNA zincir kırıkları tespit edilmiştir. DNA hasarının DOP'a (% 31,1) maruz bırakılan larvalarda, DOA'a (% 20,8) maruz bırakılanlara oranla daha yüksek oranda olduğu tespit edilmiştir. Stres gen ekspresyon değişimlerinde ise önemli düzeyde bir farklılık görülmezken, yalnızca 10 mg/L DOP maddesine maruz bırakılan larvaların xrcc5 gen ekspresyonunda kontrol grubuna oranla istatistiksel olarak önemli derecede (5 kat) bir artış belirlenmiştir. Sonuçta oluşan düşük düzeyde toksik etkiler genel olarak benzerlik göstermekle birlikte, DOP'un DOA'a oranla larvalarda 1,5 kat daha toksik olduğu tespit edilmiştir.
Çoruh havzasının Malacostraca (Crustacea) faunasının taksonomik ve biyoekolojik olarak incelenmesi
Bu çalışmada daha önce çalışılmamış olan Çoruh Nehri Havzası'nın Malacostraca faunasının belirlenmesi, tespit edilen türlerin bazı su parametreleriyle olan ilişkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma 20.09.2014- 20.08.2015 tarihleri arasında düzenlenen toplam 3 arazi çalışmasında 3 gölet, 4 çeşme yalağı ve 66 dere ve çay'dan oluşan toplam 73 istasyon örneklenmiş ve 41 istasyonda Malacostraca bireylerine rastlanmıştır. Örnekleme yapılan istasyonlara ait sıcaklık, çözünmüş oksijen, pH, toplam çözünmüş katı madde (TDS), Nitrit (NO2-N), Amonyum (NH4-N), Fosfat (PO4-P), BOİ5 ve Klorofil-a analizleri yapılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda; Çoruh Havzası'nda toplam 9245 birey sayılmış, Amphipoda ordosuna ait 7 (Gammarus birsteini, Gammarus fossarum, Gammarus kischineffensis, Gammarus balcanicus, Gammarus pageti, Gammarus sp., Niphargus sp.), Isopoda ordosuna ait 1(Asellus aquaticus) ve Decapoda ordosuna ait 1 (Potamon ibericum) tür tespit edilmiştir. Asellus aquaticus ve Potamon ibericum'un havzada ilk kez kaydedildiği, Gammarus sp. ve Niphargus sp. türlerinin ise muhtemel yeni türler olduğu görülmüştür. Türlerin çevresel parametreler ile olan ilişkileri değerlendirilmiş örneklendiği istasyon sayısı sınırlı olmakla birlikte Gammarus sp., Niphargus sp. ve G.pageti türlerinin daha temiz suları tercih ettiği, literatürde çevresel parametrelere daha dayanıklı olduğu belirtilen G. balcanicus'un Çoruh Havzası'nda nispeten temiz sularda bulunduğu belirlenmiştir. G. birsteini, G. fossarum ve G. kischineffensis ve P.ibericum türlerinin bazı parametrelere dayanıklı olmakla birlikte A.aqauaticus'un en toleranslı tür olduğu belirlenmiştir.
Membran biyoreaktör (MBR) prosesi ile arıtılan endüstriyel atık suların yeniden kullanımı için membran teknolojilerin uygulanması
Bu çalışma, E.Ü. Kimya Mühendisliğinde bulunan laboratuvar ölçekli ters ozmos membran test sistemi (SEPA CF II GE-Osmonics) ve İTOB-OSB Arıtma Tesisi'nde kurulmuş olan küçük ölçekli sprial sarım nanofiltrasyon (NF)/ters ozmos (RO) sistemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. İTOB-OSB'de yürütülen çalışmalarda; Membran Biyoreaktör (MBR) prosesiyle arıtılan atıksuların yeniden kullanımı için NF ve RO gibi ileri membran arıtma yöntemlerinin uygulanabilirliği araştırılmıştır. Bu amaçla, hem laboratuvar hem de arazi çalışmalarında farklı tipte membranlar ile farklı çalışma koşulları altında çalışılmıştır. Elde edilen ürün suyun kalitesi farklı analitik yöntemler kullanılarak incelenmiştir. Laboratuvar çalışmalarında, en yüksek süzüntü akısı HL-NF membranı ile elde edilmesine rağmen, ürün suyu kalitesine bakıldığında RO membranı olan AG membranı diğer NF membranlarına göre daha iyi giderim sağlamıştır. İTOB-OSB'de yürütülen çalışmalar incelendiğinde, NF90 membranına ait ortalama süzüntü akısı, BW30 membranından daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca, NF 90 ve BW30 membranının süzüntü suyu, su kalite standartlarıyla karşılaştırıldığında her iki membran ile yüksek kaliteli su elde edildiği görülmüştür. Basınç etkisinin araştırıldığı çalışmada, uygulama basıncı arttıkça membranlara ait süzüntü akısınında arttığı tespit edilmiştir. NF+RO hibrit çalışmasında ürün suyu çok daha kaliteli hale gelmiştir. Sürekli yapılan çalışmalarda, membranların asit ve bazla yıkanmasından sonra süzüntü akılarının arttığı görülmüştür.
Uzunçayır Baraj Gölü fitoplankton tür kompozisyonu ve fiziko-kimyasal parametrelerin belirlenmesi
Uzunçayır Baraj Gölü fitoplankton dağılımı ve bazı fiziko-kimyasal parametreleri, Nisan 2017 - Mart 2018 tarihleri arasında araştırma alanı olarak seçilen Uzunçayır Baraj Gölünde (Tunceli) belirlenmiş olan yedi istasyon da incelenmiştir. Araştırma süresince Uzunçayır Baraj Göl'ü yüzey sularında yıl boyu alınan parametrelerin ortalama değerleri; sıcaklık için 13,2 ºC, pH 8,5 çözünmüş oksijen miktarı 11.1 mg/l olarak, toplam azot miktarı 1.13 olarak, toplam fosfor miktarı 0.007 mg P/L, olarak elektriksel iletkenlik 304 ms/cm, klorofil-a 1,1 mg /L ve seki disk derinliği 2,3 m olarak hesaplanmıştır. Uzunçayır Baraj Gölü'nde Çalışma süresince; tüm istasyonlarda fitoplankton olarak; Bacillariophyta (72 takson), Charophyta (6 takson), Chlorophyta (18 takson), Chrysophyta (3 takson), Cyanophyta (15 takson), Dinophyta (13 takson) ve Euglonozoa (8) olmak üzere toplam 135 takson kaydedilmiştir. Çalışma sırasında örnekler yüzeyden plankton kepçesiyle alınmış, fitoplankton topluluklarının aylık durumları izlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Uzunçayır Baraj Gölü, fitoplankton, su kalitesi