İstanbul University
Discipline

Türkiyat Araştırmaları Anabilim Dalı

İstanbul University

215

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Özbek halk inanışları

İnanma eyleminin temelinde hayatın devamlılığını sağlama arzusu vardır. İnanışlar, ilkel dönemlerden beri varlığını sürdürür ve toplumun yazısız kuralları olarak kabul edilir. Tarih, ekonomi, sosyal hayat, din ve kültür gibi alanlarda zaman içinde yaşanan değişimler inanışların şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Kutsal kabul edilen inanışlar, toplumun manevî değerlerini yaşatmakta önemli bir görev üstlenir. Halk inanışları, toplumun uyması gerektiğine inanılan sözlü kurallardan oluşur. Bunlara uyulmadığı takdirde toplumda bir korku, kaygı ya da endişe duygusunun ortaya çıkacağı bilinir. Uygulamaların terk edildiği noktada doğaüstü güçlerin devreye girerek musallat olabileceği ve birtakım yaptırımlar uygulayacağı baştan kabul edilmiştir. Dolayısıyla halk inanışlarının kurallara uygun bir şekilde uygulanması gerektiğine düşüncesi kabul görmüştür. Bu düşünce kendisini Özbek halk anlatılarında da sıklıkla göstermektedir. Anlatılarda işlenen, hayatın devamlılığını sağlayan ve kendisine yol gösteren halk inanışlarını geçmişten günümüze kendini tekrar ederek güncellemiş ve toplumdaki yaptırım gücünü pekiştirmiştir. Tez çalışmasının konusunu geçiş dönemleri, mevsimsel, hayvancılık, mekânlar, millî giyimler, merasim yemekleri ve ziyaret fenomenleriyle ilgili halk inanışları oluşturmaktadır. Taşkent, Fergana, Buhara ve Semerkant başta olmak üzere Özbekler arasında geçmişte yaşayan inanış örneklerinin çıkış noktalarının izleri araştırılmış ve bunların diğer inanış sistemleriyle ilişkisi incelenmiştir. Kutsal kavramı etrafında oluşan inanışlar çalışmada yapısal ve işlevsel halkbilim kuramlarıyla değerlendirilmiştir. İnanışların çıkış noktalarıyla ilgili izler araştırılırken bunların günümüzdeki durumları hakkında da birtakım tespitlerde bulunulmuştur. Özbek toplumunun geçmişten beri benimsediği inanış sistemlerinin izlerinin inanış örneklerinde yaşadığı görülmüştür. Bu inanışların düzenleyici işlevi, sosyal yaptırımları, geleneği koruma ve sürekliliği hakkındaki önemi vurgulama noktasında önemli sonuçlar elde edilmiştir. Tezde Özbek toplumunun halk inanışlarına bu denli sahip çıkması ve onların geleneklerine bağlılığı üzerinde durulmuştur.

Zehra Işık
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

İletişimsel dil etkinlikleri bağlamında ikinci dil olarak Türkçe öğretim sürecinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada, Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metni (CEFR) ve içeriğinde yer alan İletişimsel Dil Etkinlikleri (Communicative Language Activities) merkezinde, öğrenci-öğretici-ders kitabı unsurlarını kapsayan bir ikinci dil olarak Türkçe öğretim süreci değerlendirmesi yapılması amaçlanmıştır. Araştırmada karma yöntem- eş zamanlı birleştirme (çeşitleme) deseni kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, amaçlı örnekleme türlerinden ölçüt örneklenme tekniği ile belirlenmiştir. Bu bağlamda nicel boyutta yer alan öğrenci örneklemini, 'İletişimsel Dil Etkinlikleri Öz Değerlendirme Ölçeğinin uygulandığı 7 farklı üniversitedeki TÖMER bünyesinde, C1 dil düzeyi sonunda olan 59 farklı ülkeden 514 öğrenci oluşturmaktadır. Yine nicel boyuttaki öğretici örnekleminde ise 'Dil Öğretiminde Referans Metin Farkındalığı Anketi'ne katılım gösteren 35 farklı kurumda görev yapan 85 öğretici yer almaktadır. Çalışmanın nitel boyutunda 'Yeni İstanbul- C1 Ders Kitabı' ele alınmıştır. Doküman analizi yöntemiyle kitapta yer alan her bir etkinlik; alımlama, üretim ve etkileşim becerileriyle ilişkisi bakımından incelenmiştir. Elde edilen nicel veriler SPSS paketi aracılığı ile betimsel analize tabi tutulmuştur. Nitel verilerin içerik analizinde ise kategorisel çözümleme kullanılmıştır. Tüm uygulamalar sonrası elde edilen veriler genel olarak öğrencilerin 'etkileşim' etkinliklerinde zorlandıklarını, alımlama etkinliklerinde ise öz yeterlik algılarının yüksek olduğunu göstermektedir. Buna paralel olarak ders kitabı ile ilgili veriler, kitapta alımlama (%40), dil bilgisi (%26) ve üretim (%25) etkinlikleri ağırlıklı bir dağılım olduğunu; etkileşim etkinliklerine %9 oranında yer verildiğini göstermektedir. Bu durum öğrencilerden elde edilen verilerle de uyumlu görünmektedir. Öğreticilere uygulanan anket sonuçları öğreticilerin genel anlamda dil öğretimi referans metinleri (CEFR, CLB, ACTFL), iletişimsel yaklaşım, eylem odaklı yaklaşım hakkında yeterli bilgi ve farkındalığa sahip olmadıklarını göstermektedir. Öğreticilerin derslerinde önceledikleri iletişimsel dil etkinlikleri ile öğrencilerin öz yeterlik algılarının en düşük olduğu iletişimsel dil etkinliklerinin de farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Çalışmada, tüm bu tespitlerden hareketle öğrencilerin gerçek bir sosyal aktör olarak hedef dili kullanabilmelerine yönelik, eylem odaklı yaklaşım ilkeleri ile paralel olacak şekilde; öğreticilerin, materyal hazırlayıcılarının ve tüm ikinci dil olarak Türkçe öğretim süreci paydaşlarının faydalanabileceği öneriler getirilmiştir.

Yabancı dil eğitimi
İbrahim Fatih Demirel
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Arapça konuşurlarının erken ve geç dil öğrenim süreçlerinde Türkçe sesletim becerileri

Bu çalışmada Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen temel düzeydeki Arapça konuşurlarının sesli okuma ve konuşma etkinlikleri sırasında yapmış oldukları sesletim hatalarını tespit etmek; bu hataları ana dili etkisi, cinsiyet ve yaş değişkenleri ekseninde incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın katılımcıları benzeşik (homojen) örnekleme yöntemiyle seçilen, Azez ve Afrin Yunus Emre Türk Kültür Merkezlerindeki temel düzey kurslarında Türkçe öğrenen 91 öğreniciden oluşmaktadır. Çalışmada ana dilinin yanı sıra yaş ve cinsiyet değişkenlerinin sesletim becerisindeki etkisini tespit etmek amaçlandığından araştırmaya 58 yetişkin (32 erkek-26 kadın) ve 33 çocuk (18 erkek-15 kız) katılım göstermiştir. Parçalı-parçalarüstü birimlerdeki sesletim hatalarını tespit edebilmek için okuma metinleri, ana dili konuşurları (6 yetişkin-6 çocuk) tarafından da sesletilmiştir. Yabancı dil öğrenicilerinin hedef dil konuşurlarıyla iletişime geçmesinin yolu; anlaşılır, akıcı ve doğru konuşma becerisinden geçer. Bu sebeple Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metni'nde (D-AOBM), sesletim becerisinin kazandırılmasına yönelik kazanımlar konuşma dilinin nitel özellikleri ve sesbilimsel denetim ölçeği başlığı altında sunulmuştur. Buna göre öğrenici hedef dilin seslerini ancak C2 düzeyinde açıklık ve netlikle sesletebilir hâle gelmektedir. Ancak bireylerin temel düzeyden itibaren hedef dilin parçalı-parçalarüstü özelliklerini sınırlı alanda da olsa kullanabileceğine yönelik kazanımlara da yer verilmiştir. Söz konusu sesletim kazanımlarının öğrenici tarafından elde edilip edilmediğinin anlaşılmasının yolu; geçerli ve güvenilir araştırmalarla mümkündür. Bu sebeple temel düzey Türkçe öğretimi setlerinden seçilen 12 okuma metni ve 4 bağımsız konuşma sorusu öğrenicilere sunulmuş, öğrenicilerin sesli okuma ve konuşma performansları kayıt altına alınmıştır. Verilerin incelenmesinde Praat (Boersma ve Weenink, 2024) ses analizi programından yararlanılmıştır. Öğrenicilerin ve ana dili konuşurlarının ses kayıtlarından elde edilen veriler, Python programlama diliyle grafikleştirilmiş; nitel araştırma desenlerinden betimsel analiz ve içerik analiziyle incelenerek yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda öğrenicilerin parçalı birimlerdeki sesletim hatalarının kritik dönem hipotezini destekleyecek nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Çocukların farklı nitelikteki ünlüler ve ünsüzlerle kurulan hece birliklerini sesletmekte yetişkinlerden daha başarılı olduğu ancak cinsiyet değişkeni açısından incelendiğinde yetişkinlerde erkeklerin, çocuklarda ise kızların Türkçenin sesbirimlerini üretmekte daha az güçlük yaşadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Ana dili engeli açısından analiz edildiğinde ise öğrenicilerin ana dilinin fonetik envanterinde bulunmayan seslerden sırasıyla en çok /ü/, daha sonra /ö/, akabinde /ı/ ve son olarak /o/ ile kurulan hece birliklerini üretmekte sorun yaşadığı görülmüştür. Ayrıca öğreniciler, Türkçe sözcük ve cümle vurgularında da ana dilinden olumsuz aktarımlar yapmıştır. Öğrenicilerin sosyal olarak anlaşılır düzeyde aksan hedefine ulaşabilmesi ve iletişim engellerini aşabilmesi amacıyla öğreticilere, program tasarlayıcılara ve araştırmacılara öneriler sunulmuştur.

Dört dil becerisiKonuşma diliÇok dillilik
Betül Göktaş
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İkinci dil olarak Türkçe öğrenicilerinin atılganlık düzeyleri ile konuşma öz yeterlilikleri arasındaki ilişki

İkinci dil öğretimi boyunca eğitimcilerin ve dilbilimcilerin asıl odakları materyaller, bu materyallerin ne kadar ilgi çektiği, müfredat düzenlemeleri olmuştur. Bireysel farklılıklardan yola çıkarak öğrenicilerin psikolojik özelliklerinin ikinci dil edinim süreçlerinde büyük bir etkisi vardır. Bu bağlamda, bu çalışmanın temel dayanağı psikolojik özelliklerden biri olan atılganlık özelliğinin öğrenicilerin konuşma becerileri ile öz yeterlilikleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmanın amacı, ikinci dil olarak Türkçe öğrenicilerinin hedef dili kullanımları ile bireysel atılganlık seviyeleri arasındaki bağlantıyı tespit etmektir. Ara amaçları ise Rathus Atılganlık Envanteri (Rathus, 1973) ile öğrenicilerin atılganlık seviyelerinin belirlenmesi ve Konuşma Öz Yeterlilik Ölçeği (Sallabaş, 2013) ile öğrenicilerin konuşma becerisi kullanımlarındaki öz yeterliliklerinin belirlenmesidir. Araştırmanın anketi üç bölümden oluşmaktadır, öncelikle nitel olarak öğrenicilerin cinsiyet, yaş, eğitim seviyesi ve Türkçe seviyesi gibi demografik bilgilerine ulaşılır. İkinci bölümde nicel olarak altılı Likert ölçeğinde Rathus Atılganlık envanterine göre öğrenicilerin atılganlık düzeyleri tespit edilir. Son olarak da yedili Likert ölçeğinde Konuşma Öz Yeterlilik ölçeği ile öğrenicilerin genel ve şekilsel konuşma düzeyleri saptanır. Deney grubu yabancı kökenli, Türkiye'ye gelip Türkçe öğrenmekte olan öğrenicilerdir. Öğreniciler üniversitelerin TÖMER ve DİLMER'lerinde eğitim almaktadırlar. Hedef dili aktif olarak kullanan bu öğrenicilerin iki ölçeğe verdikleri cevaplar karşılaştırılarak nihai verilerde genel bir değerlendirme yapılmıştır. Bu değerlendirme sayesinde gelecekte yabancı/ikinci dil olarak Türkçe öğretmenliği yapacak öğreticilerin yetiştirilmesinde pedagojik ve psikolojik eğitim içeriklerine bir katkısı olacaktır. Bu tezdeki sonuçların öğretici yetiştirmenin yanı sıra gelecekte hazırlanacak olan materyallerde ve müfredatlarda dikkate alınması öngörülmektedir. Gelecekte yabancı/ikinci dil olarak Türkçe öğreticileri için öğrenicilerin kişisel özelliklerine yönelik konularda önerilerde bulunulacaktır. Anahtar Kelimeler İkinci Dil Olarak Türkçe Öğretimi, İkinci Dil Olarak Türkçe Öğrenimi, Atılganlık, Konuşma Becerisi, Öz Yeterlilik

Ebru Gül
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde dinleme ve konuşma becerileri odaklı kültürlerarası yaklaşıma ilişkin bir çalışma

Son yıllarda küreselleşme ve teknolojinin ilerlemesiyle birlikte insanlar arasındaki etkileşim artmıştır. Bu artan etkileşim, farklı kültürlerden ve dillerden insanlarla iletişim kurma ihtiyacını da beraberinde getirmiştir. Dolayısıyla insanlar arasında kültürlerarası iletişim önem kazanmıştır. Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde de öğrencilerin kültürlerarası iletişimi geliştirmeleri için ders kitapları bu yaklaşıma uygun hazırlanmalıdır. Yabancılara Türkçe öğreten ders kitaplarında kültür genellikle okuma ve yazma becerisi üzerinden aktarılmak istenmiş, dinleme ve konuşma becerileri kültürlerarası yaklaşım açısından geri planda kalmıştır. Bu nedenle bu çalışmada yabancılara Türkçe öğretmek için hazırlanan A2 seviyesindeki Yedi İklim kitabının dinleme ve konuşma etkinlikleri kültürlerarası yaklaşımına uygunluk açısından incelenmiştir. Değerlendirme sonunda kitaptaki dinleme ve konuşma etkinliklerinin kültürlerarası yaklaşım açısından daha fazla geliştirilebileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Tuğçe Çakmak
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İkinci dil olarak Türkçe öğrenen Türkmenistan uyruklu öğrencilere yönelik akademik Türkçe ihtiyaç analizi

Dünyanın küreselleşmesi insanların yabancı dilleri öğrenmeye olan isteklerini artırmaktadır ve yabancı dil öğrenmek bir gereksinime dönüşmektedir. Yabancı/ikinci dil olarak Türkçe, öğretim ve öğrenimde önemli bir yere sahiptir. Alanyazına bakıldığında, Türkçe öğrenmeye olan isteğin her geçen gün artmakta olduğu görülmektedir. Yabancı/ikinci dil olarak Türkçe öğrenirken öğrenciler birçok problemler ile karşı karşıya gelmektedir. Öğrencilerin bir dili öğrenirken karşılaştıkları problemleri ve dil gereksinimlerini belirlemek için ihtiyaç analizi çalışmaları önemlidir. İhtiyaç analizi, öğrencilerin öğrenme eksiklikleri ve öğrenme motivasyonlarını anlamakta oldukça önemlidir. Bu çalışma Türkiye'de Türkçe öğrenen Türkmenistan uyruklu öğrencilerin Türkçe öğrenirken karşılaştıkları problemleri tespit etmeyi ve dil ihtiyaçlarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın hedef kitlesini Türkiye'de eğitim görmekte olan Türkmenistan uyruklu lisans ve lisansüstü öğrenciler oluşturmaktadır. Veri toplama süreci 2023-2024 eğitim yılında eğitimine devam etmekte olan lisans ve lisansüstü öğrencilerle yürütülmüştür. Türkmenistan uyruklu öğrencilerin gereksinimlerini tespit etmeyi amaçlayan bu çalışmada karma yöntem kullanılmıştır. Karma yöntem, çalışmaların güvenirlik ve geçerliliğini artırmak amacıyla uygulanmaktadır. Araştırmanın nicel yöntem kısmında gönüllülük esasına bağlı olarak 100 öğrenciye anket uygulanmıştır ve güvenirliği artırmak maksadıyla 15 öğrenciyle yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Elde edilen nicel veriler İBM SPSS 23 programı ile analiz edilmiştir. Nitel veriler ise betimsel yöntem ve içerik analizi teknikleri ile analiz edilmiştir.

Roza Amanova
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tacikistan'da yaşayan Lakaylar

Bu çalışmada, Tacikistan'da yaşayan etnik Türk gruplarından biri olan Lakay halkının modern durumu ve tarihsel gelişimi incelenmiştir. Lakaylar, etnik köken bakımından Türk halklarının bir parçasıdır. Dil özellikleri ve folklorik unsurları Kazak-Özbek Türklerinin karışımı gibi durmaktadırlar. Bununla birlikte onların Özbeklere daha yakın olduklarına dair araştırmalar da mevcuttur. Araştırma konusu olan Lakaylar günümüzde Tacikistan'da yaşamaktadır. Konuşma dilleri Lakay lehçesi (Kıpçak Türkçesi) ve Tacikçedir. Araştırma kapsamında, Lakayların kökenleri ortaya konulmaya çalışılmış ve Tacikistan'ın modern kültürel gelişimine olan etkileri incelenmiştir. Ayrıca, Lakayların yerel nüfusla kaynaşma süreci analiz edilmiş ve özellikle komşu Türk ülkeleri olan Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan ile ortak özellikleri belirlemeye özel bir önem verilmiştir. Çalışmada, Lakayların bölgenin toplumsal ve kültürel gelişimine etkilerini tam anlamıyla kavrayabilmek amacıyla, onların günlük yaşam alışkanlıkları, ekonomik faaliyetleri ve kültürel uygulamalarındaki benzerlikler de ele alınmıştır.

Bozkır kültürü
Aruzhan Makhatova
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kültür politikaları

Bu çalışmada, kültürel ögelerin kullanıldığı bir kamu diplomasisi yaklaşımı olan kültürel diplomasinin bir araç olarak dilden nasıl yararlandığına dikkat çekilmiştir. Zira dil, sosyal bir varlık olan insanların iletişiminde ve kültürlenmesinde en önemli araçlardan biridir. Devletler de bu bilinçten hareketle kültürel diplomasi ile etkin bir şekilde yumuşak güç kullanmaya başlamış; kültürel diplomasi aktörleri vasıtasıyla dil öğretimi faaliyetlerine hız kazandırarak politikalarına alan açmıştır. Değişim programları, burslar ve kültür merkezleri aracılığıyla yürütülen dil öğretimi çalışmaları; sempozyum, çalıştay, konferans, mali destekler ve kültür gezileri gibi araçlarla da desteklenmektedir. Ancak konu akademik açıdan henüz yeterince incelenmemiştir. Bu çalışmanın amacı; yabancı dil olarak Türkçe öğretimine Türkiye'nin kültür politikasının yansımasını bütüncül bir bakış açısıyla incelemektir. Çalışmada, araştırma yöntemlerinden nitel araştırma yöntemi kullanılmış; nitel bilgi toplama yöntemlerinden doküman analizine başvurulmuştur. Bu doğrultuda öncelikle yumuşak güçten ve kaynaklarından bahsedilerek Türkiye'nin kamu diplomasisinde bu kaynakların nasıl konumlandırıldığına değinilmiştir. Ardından kültürel diplomasi aktörlerinden Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Türkiye Diyanet Vakfı (TDV), Türkiye Maarif Vakfı (TMV), Yunus Emre Enstitüsü (YEE) ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB); yabancı dil olarak Türkçe öğretimi faaliyetleri üzerinden incelenmiştir. Adı geçen kurumların faaliyetleri gerek basılı gerek elektronik olarak yayımlanan raporlar, yönetmelikler, bültenler ve basında çıkan haberler vasıtasıyla değerlendirilmiştir. Çalışma sırasında Türkiye'nin kültürel diplomasi konusunda belli bir kurumsal yapı kazandığı fakat hâlâ çözülmesi ya da geliştirilmesi gereken durumların olduğu görülmüştür. Özellikle yabancı dil olarak Türkçe öğretimine Türkiye'nin kültürel diplomasi aktörlerince önem atfedildiği lakin standart ve kurumsal bir programın bulunmayışının çeşitli sorunları da beraberinde getirdiği tespit edilmiştir.

Eğitim diplomasisiKültür politikasıKültürel diplomasi+3
Alper Tok
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yabancı/ikinci dil olarak Türkçe öğretiminde kültürlerarası iletişim ve kültürlerarası duyarlılığın görünümleri

Bireyin kendi kültüründe doğal olarak karşılaştığı sözler ile sözel veya sözel olmayan davranışlar, başka kültürlerde farklı anlamlar taşıyabilir; farklı algılanabilir, yanlış yorumlanabilir ya da karşılığı olmayan bir kavram veya durum olarak belirebilir. Bu durum, kültürlerarası iletişimin temel dayanağıdır. Bireylerin etkin bir kültürlerarası etkileşime sahip olabilmesi için de gelişmiş kültürlerarası duyarlılığa sahip olması gerekmektedir. Bu bağlamda yabancı/ikinci dil öğretiminde öğrenicilerin ve öğreticilerin, kültürlerarası duyarlılığa sahip olması gerekmektedir. Bunun yanı sıra temel öğretim kaynaklarından ders kitapları, içerik olarak öğrenicilere kültürel farklılıkları gösterici olmalı, öğrenicilerin farklı kültürel değer ve yargıları yabancılamayan, farklılıklara açık ve hoşgörülü olmalarını sağlamalıdır. Bu da dil öğretim sınıflarında kültürlerarası duyarlılık kazanımı ile olasıdır. Bu çalışmanın amacı, Türkçenin yabancı/ikinci dil olarak öğretiminde kullanılan ders kitaplarının ve uygulamaların içeriklerini kültürlerarası duyarlılık görünümleri açısından incelemek, öğrenicilerin ve öğreticilerin kültürlerarası duyarlılık ile etnikmerkezcilik düzeylerini etkileyen etmenleri saptamak ve sonuçları değerlendirerek önerilerde bulunmaktır. Bu amaç doğrultusunda araştırma çoklu durum çalışması olarak planlanmıştır. Araştırmada Çukurova Üniversitesi Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma merkezinde 2019-2020 ve 2021-2022 akademik yıllarında Türkçe öğrenim gören öğrenicilerin ve uluslararası öğrenicilere Türkçe dersi veren öğreticilerin kültürlerarası duyarlık ve etnikmerkezcilik düzeylerini etkileyen etmenler incelenmiştir. Ayrıca dil öğretiminde öğreniciler için uzun bir süre yoğun bir şekilde takip edecekleri ders materyallerinin kitaplar olduğu düşüncesinden hareketle dil öğretim merkezleri ve kurumlarında yabancı ve ikinci dil olarak Türkçe öğretimi amacıyla kullanılan "Yedi İklim Türkçe" ve "Yeni İstanbul Uluslararası Öğrenciler için Türkçe Eğitim Seti"ndeki "kültürlerarası duyarlılık" görünümleri incelenmiştir. Araştırmada nicel ve nitel veri toplama araçları olarak "Kültürlerarası Duyarlılık Ölçeği", "Etnikmerkezcilik Ölçeği", görüşme formları, "Yabancı/İkinci Dil Olarak Türkçe Ders Kitabı Kültürlerarası Duyarlılık İnceleme Ölçütleri" kullanılmıştır. Öğrenicilere ve öğreticilere uygulanan ölçeklerden elde edilen nicel veriler SPSS aracılığı ile analiz edilmiştir. Yabancı/İkinci dil olarak Türkçe ders kitapları ise tümevarım yöntemiyle geliştirilen ölçütler doğrultusunda doküman incelemesi yöntemi ile incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda öğrenicilerin ve öğreticilerin kültürlerarası duyarlılık ve etnikmerkezcilik düzeylerini etkileyen etmenler tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra araştırma bulguları, incelenen ders kitaplarında; öğrenicilerin hoşgörülü olmalarını, empati kurmalarını sağlayacak ve merak uyandıracak etkinlikler ile kültürel içerikler konularında öne çıkan olumlu özelliklerin yanı sıra geliştirilmesi önerilen eksikliklerin de olduğunu göstermiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulardan öğrenici ve öğreticilerin kültürlerarası duyarlılıklarının geliştirilmesine ve ders kitaplarında kültürlerarası duyarlılık görünümlerine ilişkin önerilerde bulunulmuştur.

Dil-kültürÇok kültürlülük
Damla Elif Kınay
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yakutça ve Dolgancadaki Tunguzca kopyalar

Tunguz dillerinin Yakutça ve Dolgancayla ilişkileri, Altayistik ve Türkolojinin ortak inceleme alanlarından biridir. Bu çalışmada, Yakutça ve Dolgancayı en çok etkileyen Tunguz dili olan Evenkicenin bu etkiyi hangi alanlarda gerçekleştirdiği bütüncül olarak ortaya konmaya çalışılmıştır. Gerektiğinde diğer Tunguz dillerinden, özellikle de Evencenin verilerinden yararlanılmıştır. İnceleme sonucunda, etkileşimin ağırlıklı olarak söz varlığında gerçekleştiği, ancak sesbilgisi ve biçimsel sözdizimi alanlarında da dil ilişkisine bağlı değişimlerin olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmayla Yakutçada 120, Dolgancada ise 54 Tunguzca kopya ilk kez ortaya konulmuştur. Bu rakamlara, daha önceki çalışmalarda belirlenmiş olan veriler de dahil edildiğinde Yakutçadaki Tunguzca kopya sayısı 1200'e, Dolgancadaki kopya sayısı ise 440'a ulaşır. Bu sözvarlığı, elinizdeki çalışmada, Lars Johanson'un Türk dilleri üzerinden modellemiş olduğu kod kopyalama kuramı ilkelerince değerlendirilmiştir.

Hasan Hayırsever
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocuklara yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde oyunlaştırma tasarımı

Yüzyıllardır farklı yaklaşım, yöntem ve tekniklerle ele alınan dil öğretimi günümüz dünyasına uyum sağlayarak değişmeye ve gelişmeye devam eden alanların başında gelmektedir. Oyunlaştırma tasarımı bu noktada öğretim süreçlerine yeni bir bakış açısı getirerek çağın öğrenicilere hitap eden bir sistem sunmaktadır. Son yıllarda eğitim ve öğretimin farklı alanlarında oyunların yerini oyunlaştırma kavramının aldığı gözlemlenmektedir. Ancak alınyazındaki çalışmalar incelendiğinde çocuklara yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde oyunlaştırma kavramına yönelik bir çalışmanın olmadığı görülmektedir. Bu eksikliğin art alanında gerek çocuklara yabancı dil olarak Türkçe öğretimine yönelik çalışmaların yeterince bulunmamasının gerek ilgili alanda oyunlaştırma tasarlamanın keşfedilememesinin payı olduğu düşünülmektedir. Oyunların dil öğretiminde, çocuklara yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde, sözcük öğretiminde, dil becerilerinin geliştirilmesinde vb. kullanıldığı ve bu minvalde çeşitli çalışmaların yapıldığı görülmektedir. Bundan hareketle yabancı dil olarak Türkçe öğrenen çocuklara oyunlaştırma ile sözcük öğretimi üzerine bu çalışma hazırlanmıştır. Bu doğrultuda öncelikle hedef kitle olan çocukların gelişimsel özellikleri, dil öğrenme ve sözcük öğrenme süreçleri üzerinde durulmuş, oyunlaştırmanın çocuk ve dil öğretimi açısından yeri irdelenmiştir. Ardından öncelikle oyunlaştırma tasarımının aşamaları ve işlevleri açıklanmıştır. Bunun için oyunlaştırma tasarım modeli olarak Werbach ve Hunter (2012) tarafından geliştirilen ve alanda en çok kullanılan D6 Modeli seçilmiştir. Daha sonra çocuklara yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanılabilecek belirli kriterler ile seçilen materyaller D6 Modeli'ndeki ölçütler açısından incelenmiştir. Bununla birlikte çocuklara yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde hangi sözcüklerin öğretileceği konusu üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda, yabancı dil olarak Türkçe öğrenen 7-10 yaş aralığında çocuklar için A1 düzeyinde sözcük çerçevesi oluşturabilmek amacıyla çeşitli kriterler ile seçilen çalışmalarda sözcükler belirlenmeye çalışılmıştır. Bu araştırmanın bütün aşamalarında nitel bir yöntem izlenmiş, incelenen dokümanlardan elde edilen veriler betimsel olarak analiz edilmiştir. Son olarak bu tezde, çocuklara yabancı dil olarak Türkçe sözcük öğretimi için oyunlaştırmanın tasarlanması hedeflenmiştir. Oyunlaştırma tasarımı için Werbach ve Hunter'ın (2012) D6 Modeli temel alınmış ve D6 Modeli'ni oluşturan Oyunlaştırma Piramidi'ne de ayrıntılı bir şekilde yer verilerek tasarımın bütün aşamaları öğreticilerin ve materyal geliştiricilerin kullanımına sunulmuştur. Söz konusu envanterin çocuklara yabancı dil olarak Türkçe öğretiminin niteliğinin artırılmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Gonca Kırbaş
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yabancı/ikinci dil olarak Türkçe öğretiminde yazmanın değerlendirilmesi için puanlama anahtarı önerisi: B1-B2 düzeyi

Öğretimde etkililiğin yansıtıcısı olan ölçme-değerlendirme çalışmaları öğretimin iyileştirilmesi ve geliştirilmesi açısından büyük bir öneme sahiptir. Öğrenici durumlarının tespiti için iyi yapılandırılmış ölçme-değerlendirme süreçlerine ve nesnel bir değerlendirmeye ihtiyaç vardır. Yabancı/ikinci dil öğretiminde yazma becerisi performansa göre değerlendirilir. Performans değerlendirmede nesnelliği sağlamak güç olduğundan değerlendirme için sınırlayıcı ve yönlendirici araçlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu araçlardan en önemli ve yaygın olanı puanlama anahtarlarıdır. Dil becerilerinin performansa dayalı değerlendirilmesinde bütüncül ve analitik olmak üzere iki tür puanlama anahtarı kullanılmaktadır. Katılımcı sayısı, amaç ve ihtiyaçlara göre bu türlerden biri tercih edilebilir. Yazma; üsluptan anlatıma, sözcük bilgisinden metin planına birçok unsura sahip ve hedef dilde düşünebilmenin ve özellikle orta düzeyden itibaren üst bilişsel becerilerin aktif olduğu bir beceri olduğundan pek çok açıdan ele alınması gereken bir beceridir. Yazmanın bu çok boyutlu yapısı gereği analitik dereceli puanlama anahtarlarının farklı boyutları değerlendirebilme, öğrenicinin zayıf/güçlü yönlerini tespit edebilme ve geri bildirim verebilme yönleriyle yazma becerisinin değerlendirilmesinde daha etkili olabileceği düşünülmektedir. Çalışmada yabancı/ikinci dil olarak Türkçe öğrenen B1 ve B2 düzeyi öğrenicilerin yazma performanslarının değerlendirilmesi için iki farklı analitik dereceli puanlama anahtarı geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda puanlama anahtarları geliştirme aşamaları göz önünde bulundurularak çalışmada keşfedici sıralı desenli karma yöntem uygulanmıştır. Puanlama anahtarı geliştirme kısmı olan nitel aşamada TÖMER'lerde kullanılan örnek puanlama anahtarları, DAOBM'de yer alan kazanımlar ve ders-araç gereçleri incelenerek oluşturulan madde havuzu dikkate alınarak boyutlar ve ölçütler belirlenmiştir. Ek olarak dereceli puanlama anahtarlarının daha kolay ve etkili kullanımı için değerlendirici kılavuzları da hazırlanmıştır. Geliştirilen puanlama anahtarlarının geçerlik çalışması için Davis (1992) tekniğiyle alanda en az 10 yıl deneyime sahip yedi öğreticiden uzman görüşü alınarak kapsam geçerlik indeksleri tespit edilmiştir. Araştırmanın nicel aşamasında ise altı B1 ve altı B2 düzeyinde öğrenici yazma performansları yirmi değerlendirici tarafından hazırlanan puanlama anahtarlarıyla değerlendirilmiş elde edilen verilerle Kendall's W uyum kat sayısı hesaplanmıştır. B1 ve B2 düzeyi puanlama anahtarları ile yapılan değerlendirmelerde yüksek uyum olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca çalışma kapsamında puanlama anahtarlarıyla yapılan puanlamalarda değerlendirici deneyiminin anlamlı fark oluşturup oluşturmadığı Kruskal Wallis tekniği ile analiz edilmiş ve anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ayrıca yabancı dil ve ikinci dil öğretenlerin puanlamaları arasında fark olup olmadığına ilişkin Mann Withney-U analizi yapılmış ve anlamlı bir fark bulunmamıştır. Puanlama anahtarlarıyla gerçekleştirilen değerlendirmelerde deneyimin ve yabancı/ikinci dil öğretiminin değerlendirmeye etki etmediği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma kapsamında elde edilen sonuçlardan hareketle hazırlanan puanlama anahtarlarının alanda kullanılmasının yararlı olacağı düşünülmektedir.

Türkçe eğitimiTürkçe öğretimiYabancı dil eğitimi+4
Aybegüm Aksak
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde konuşmanın değerlendirilmesi için puanlama anahtarı önerisi: A1-A2 düzeyi

Yabancı dil öğretimi süreci içerisinde ölçme ve değerlendirme önemli aşamalardan biridir. Sürecin başlangıcından itibaren bütün aşamalarda karşısına çıkmaktadır. Üretimsel bir beceri olan konuşma becerisi için gerçekleştirilen sınavlarda öğreniciler sözlü performans sergilerler. Bu tür sınavlarda öğrenicinin performansını ölçmek ve değerlendirmeyi kolaylaştırmak için dereceli puanlama anahtarlarından yararlanılabilmektedir. Puanlama anahtarları genellikle bütüncül ve analitik olmak üzere iki biçimde oluşturulmaktadır. Bütüncül puanlama anahtarları kişilerin performansını bir bütün halinde değerlendirmeye alırken analitik puanlama anahtarları kişilerin performanslarını belirlenen boyut ve ölçütlere göre daha detaylı biçimde ölçülmesini sağlar. Yabancı dil öğrenim süreçlerinin belirli bir standart gözetilerek yürütülmesi önemlidir. Değerlendiricilerin nesnel davranmasını kolaylaştıracak, kurumlar arası bir standart oluşturacak puanlama anahtarlarının kullanılması önem teşkil etmektedir. Yabancı dil olarak Türkçe alanında da başlangıç düzeyi olan A1 ve A2 için yapılan çalışmalar sınırlıdır. Bu nedenle bu çalışma A1 ve A2 düzeylerinde geçerli ve güvenilir değerlendirme araçlarının hazırlanması ve kullanılması için önemli bir adımdır. Bu çalışmanın amacı A1 ve A2 düzeylerinde konuşma becerisini ölçme ve değerlendirme için analitik dereceli puanlama anahtarları oluşturmaktır. Çalışmada karma yöntem kullanılmıştır. Bu sebeple A1 ve A2 düzeylerinde iki adet analitik dereceli puanlama anahtarı oluşturulmuştur. Dereceli puanlama anahtarlarının oluşturulabilmesi için öncelikle literatür taraması yapılmıştır. Bununla birlikte dil merkezlerinde halihazırda kullanılan ve uluslararası yabancı dil sınavlarında kullanılan puanlama anahtarları incelenmiş ve elde edilen veriler sonucunda boyutlar ve boyutların altında yer alan ölçütler belirlenmiştir. Daha sonra uzman görüşüne başvurulmuş ve en az on yıl deneyimli alan uzmanlarının görüşleri alınarak kapsam geçerlik çalışmaları yapılmış ve puanlama anahtarları düzenlenmiştir. Uygulama aşamasında dil merkezlerinde Türkçe öğreten yirmi değerlendirici altı A1 ve altı A2 düzeyi uluslararası öğrenicinin konuşma performansları, hazırlanan analitik dereceli puanlama anahtarları ile değerlendirmiş ve elde edilen sonuçlar SPSS ile analiz edilmiştir. Güvenirlik çalışmaları için değerlendiriciler arası uyuma bakılmış ve Kendall Uyum Katsayısı hesaplanmıştır. Sonuçlara göre hem A1 hem de A2 düzeyi puanlama anahtarlarında değerlendiriciler arasında yüksek uyum görülmüştür. Değerlendiricilerin deneyimlerinin puanlamalarına istatistiki olarak etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma sonucunda A1 ve A2 düzeyleri için geçerli ve güvenilir puanlama anahtarları elde edilerek ilgili alanda kullanılmaya hazır oldukları düşünülmektedir.

Konuşma becerisiTürkçe öğretimiYabancı dil eğitimi+3
Günsu Taşköprü
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yabancılara Türkçe öğretiminde mühendislik alanı ile ilgili akademik söz varlığı

Türkiye'de öğretim gören uluslararası öğrencilerin karşılaştığı akademik dil öğretimi sorunu ve sorunun akademik başarıları üzerinde olumsuz etkileri bulunmaktadır. Öğrencilere Yabancı dil olarak özel amaçlı akademik Türkçe öğretimi verilmesi, öğrencilerin ders içeriklerini daha iyi anlamalarını, bilimsel metinleri etkili bir şekilde okuyup değerlendirebilmelerini ve kendi alanlarındaki terimleri kullanabilmelerini sağlamak amacıyla önem kazanmıştır. Sözcük öğretiminde derlem çalışmalarının oldukça önemli bir yeri bulunduğu düşünülmektedir. Ancak ilgili alana yönelik yeterli çalışmanın olmadığı düşünülmektedir. Bu bağlamda yabancı dil olarak özel amaçlı akademik Türkçe derslerinde kullanılıp faydalanılması amacıyla mühendislik akademik söz varlığı ile ilgili bir çalışma yapılması ihtiyaç olarak görülmüştür. Çalışma kapsamında oluşturulmaya çalışılan mühendislik derlemi 7 alt alana ayrılmıştır. Oluşturulan her alt alandaki veri tabanı 475000 (+/- %5) sözcükbirimden meydana getirilmiştir. Mühendislik alanında ULAKBİM'de taranan dergilerden rastgele seçilen toplam 1079 makale derlenerek ilgili alt alanlara göre seçilip sınıflandırılmıştır. Çalışmada 3.353.745 sözcükbirimlik bir veri tabanı meydana getirilmiştir. Elde edilen söz varlığı içerisinde bulunan sözcükbirimler arasından kullanım sıklıkları 10 ve üzerinde terimler, akademik sözcükler, fiiller, edatlar ve bağlaçlar tespit edilmiş ve sözcük listeleri hazırlanmış ve alt mühendislik derlemleri içerisindeki belirtilen sözcükbirimlerin kullanımları birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda dikkat çeken en önemli nokta alt derlemlerdeki terim ve akademik sözcüklerin diğer sözcükbirimlere göre daha çok kullanılması olmuştur. Ayrıca ilgili sözcükbirimlerin sayısal ve kullanım oranları tüm alt derlemlerde benzerdir. Alt derlemlerdeki ortak sözcükbirimler incelendiğinde, en fazla ortak terime ve akademik sözcüğe sahip alanın çevre mühendisliği en fazla ortak fiile sahip alanın ise inşşat mühendisliği olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın, özel amaçlı akademik Türkçe dersleri sürecinde uluslararası öğrencilere, alandaki öğreticilere, araştırmacılara öğretim ve materyal tasarlama konusunda katkı sağlayacağı umut edilmektedir.

Derlem dil bilimYabancı dil öğretimiİkinci dil öğretimi
Nazik Müge Tekin
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Erken Saka dönemi Doğu Avrasya coğrafyası elit kurganlarındaki altın giyim kuşam kompozisyonları -Tarbağatay ve Sarıarqa buluntu sahaları örneğinde-

Altın giyim kuşam kompozisyonu kavramı, Erken Demir Çağı'nda, elitlere ait kurganlarda ulaşılan, bir kompozisyon çerçevesinde vücuduna altın ile süslü giyim buluntuları giydirilmiş, altın aksesuarlar takılmış ve altın ile kaplanmış silahlar kuşatılmış iskeletleri ifade etmektedir. Tez çalışması MÖ 8. ile MÖ 6. yüzyıllar arasına tarihlenen Erken Saka Dönemi'ndeki altın giyim kuşam kompozisyonlarını incelemektedir. Çalışmanın odaklandığı genel coğrafi ölçek Doğu Avrasya coğrafyasıdır. Bu çerçeve içinde bulunan, soyguna uğramamış olan kurganlarda ulaşılan altın giyim kuşam kompozisyonu örnekleri, kavramın genel hatlarının oluşturulmasını sağlamıştır. Odaklanılan özel coğrafi ölçek, temel bulgular olarak adlandırılan, Doğu Avrasya coğrafyası içinde kalan, Tarbağatay ve Sarıarqa buluntu sahalarıdır. Bu bölgeye odaklanılmasının sebebi, bu çerçevedeki altın giyim kuşam kompozisyonlarının bazı parçalarının soygun ve yıpranma problemleri sebebi ile kısmen ya da tamamen ortadan kalkmış olmasıdır. Bu durum kompozisyonların parçalarının sayısının azalmasına, bütünlüğünün bozulmasına ve senaryolaştırmasının yapılamamasına sebep olmuştur. Ortaya çıkan bu eksiklikler, tez çalışmasına sebep olan problem olarak seçilmiştir. Araştırma, söz konusu eksiklikleri tamamlamak için yardımcı bulgulardan yararlanmıştır. 1 Numaralı Yardımcı Bulgu Grubu MÖ 8. ile MÖ 6. yüzyıllar aralığında Doğu Avrasya coğrafyasında karşılaşılan soyguna uğramamış buluntu ortamlarında ulaşılan altın giyim kuşam kompozisyonlarıdır. 2 Numaralı Yardımcı Bulgu Grubu Ahamenişler döneminde, günümüz İran coğrafyasında oluşturulmuş olan Saka rölyefleridir. İncelemenin birbiri ile sarmal bir ilişki içinde olan amaçlarından birincisi Tarbağatay ve Sarıarqa buluntu sahalarında karşılaşılan altın giyim kuşam kompozisyonlarını tanıtmak, bu kompozisyonların açıklanmasına karşılaşılan eksiklikleri ortadan kaldırmak; ikincisi Doğu Avrasya ölçeğinde, soyguna uğramamış buluntu ortamlarında ulaşılan altın giyim kuşam kompozisyonlarının çerçevesini çizmek; üçüncüsü altın giyim kuşam kompozisyonu kavramının tanımını yapmak ve temel özelliklerini belirlemektir. Çalışmada, araştırma yönteminin standartlaştırılması amacıyla "IMRDC" araştırma tasarımı sistemi kullanmıştır.

Bozkır coğrafyasıBozkır kavimleriBozkır kültürü+3
Emre Sevinç
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

16. yüzyılın ikinci yarısında Anadolu'da eşkıyalık hareketleri

16. yüzyıl, Osmanlı Devleti'nin siyasi, askeri, ekonomik ve sosyal alanlarında çok ciddi değişim ve dönüşümlerin başladığı bir yüzyıl olmuştur. Bu yüzyılın ikinci yarısındaki taht mücadeleleri, uzun süren savaşlar, sonrasındaki içte ve dışta yaşanan olaylar Osmanlı Devleti için bir dönüm noktasıdır. Bu yüzyılla ilgili olarak bazı çalışmalar yapılmasına rağmen, olayların istatistiki verilerle somutlaştırılarak bir metin halinde yorumlanması şeklinde yeterli bir çalışma yapılmamıştır. Bu çalışmada, Osmanlı tarihi çalışmalarında "Celâli", "eşkıyalık" olarak ifade edilen, 16. yüzyılda meydana gelen, dönemin sosyo ekonomik hayatını derinden etkileyen en önemli sorunlardan biri olan eşkıyalık olayları incelenmiştir. Öncelikle, tarihsel ve kavramsal bakımdan eşkıyalığın terminolojisi incelenmiştir. Sonrasında eşkıyalık olaylarının nedenleri ve incelenen dönemdeki eşkıyalık hareketlerinin boyutları ortaya konulmuştur. Merkezi ve yerel otoritelerin eşkıyalık hareketlerini önlemek için aldığı tedbir ayrı bir bölümde incelenmiştir. Son olarak, eşkıyalık hareketlerinin hukukî boyutu ve fâillerin cezalandırılması meselesi üzerinde durulmuştur. Bu tez çalışmasında, incelenen dönemin ana kaynaklarından elde edilen bilgiler sayısal veriler haline getirilmiş, daha sonra tablo ve grafik gibi istatistikî görsellerle yorumlanarak eşkıyalık hareketleri ve Osmanlı Anadolu'sundaki tesirleri somut olarak ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Teslime Ata
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

1930 yılı Yargıtay 1. Hukuk Dairesi kararları ışığında Türkiye'nin sosyal ve ekonomik durumu

Bu doktora tezi, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla birlikte yaşanan köklü dönüşümün hukuki boyutunu, özellikle Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 1930 yılı kararları üzerinden incelemektedir. Çalışmanın temel amacı, şeriattan modern hukuk sistemine geçişin izlerine, 1930 yılı Yargıtay Kararları çerçevesinde sosyo-ekonomik ve toplumsal olarak bir bakış açısı geliştirebilmek ve bu konuda çıkarımlarda bulunabilmektir. Erken Cumhuriyet döneminde, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin verdiği kararlar, bireylerin günlük hayatlarını doğrudan etkileyen konularda önemli bir rol oynamıştır. Bu kararlar, sadece hukuki bir metin olmaktan öte, toplumun o dönemdeki yargılarını, beklentilerini ve sosyal yapısını yansıtan birer ayna görevi görmüştür. Çalışmada, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi kararları hem hukuk tarihi hem de sosyoloji perspektifinden değerlendirilerek, hukukun toplumsal değişime nasıl uyum sağladığı ve toplumsal değişimi nasıl şekillendirdiği sorularına cevap aranmaktadır. Bu kapsamda, kararlar; miras hukuku, borçlar hukuku vb. gibi farklı alanlarda incelenerek, bu alanlardaki dönüşümün sosyo-ekonomik ve toplumsal sonuçları üzerinde durulmuştur. Bu çalışma, Türkiye'nin hukuk tarihinde önemli bir dönüm noktası olan şeriattan cumhuriyete geçiş sürecinin daha iyi anlaşılmasına Yargıtay Kararları çerçevesinden bakarak katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Ayrıca, hukuk sosyolojisi alanında, yargı kararlarının toplumsal değişimi nasıl etkilediği konusuna dair yeni bir bakış açısı sunmaktadır. 1930 yılı Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararları ışığında literatüre farklı bir bakış açısı kazandırabilmek ve bizden sonra yapılacak araştırmalara küçük de olsa fikir vererek katkı sağlayabilmek hedeflenmektedir.

Özgül Doğan Yalçıntepe
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yabancı/ikinci dil olarak Türkçe öğretiminde yazma becerisinin değerlendirilmesi için puanlama anahtarı önerisi: A1-A2 seviyesi

Dört temel dil becerisinden biri olan yazma, öğrenicilerin dil bilgisini, söz varlığını, düşüncelerini ifade ve organize etme yeteneklerini yansıtan karmaşık ve çok yönlü bir süreçtir. Bu nedenle yazma becerisinin ölçülmesi ve değerlendirilmesi öğrenicilerin gelişim düzeylerini nesnel bir şekilde belirlemek açısından önemlidir. Yazma becerisinin nesnel ve tutarlı bir şekilde değerlendirilmesi için dereceli puanlama anahtarlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Dereceli puanlama anahtarları, değerlendirme sürecine nesnellik kazandırılmasına, öğrenicilerin yazma performansının çeşitli boyutlarda ayrıntılı olarak incelenmesine ve öğrenicilere ayrıntılı geri bildirim sunulmasına olanak sağlar. Bu durum öğretim sürecindeki eksiklikleri belirleyerek öğrenicilerin yazma becerilerinin gelişimine katkı sağlar ve öğretim sürecinin verimliliğini artırır. Bu doğrultuda çalışmada, yabancı/ikinci dil olarak Türkçe öğrenen A1 ve A2 seviyesindeki öğrenicilerin yazma performanslarını değerlendirmek amacıyla iki farklı analitik dereceli puanlama anahtarı geliştirilmiştir. Ayrıca değerlendiricilerin puanlama anahtarlarını nasıl uygulayacaklarını, ölçütleri nasıl yorumlayacaklarını netleştirmek, değerlendirme sürecini standartlaştırarak daha nesnel ve güvenilir sonuçlar elde etmek için değerlendirici kılavuzları hazırlanmıştır. Puanlama anahtarı geliştirme süreçleri dikkate alınarak çalışmada karma yöntem desenlerinden keşfedici sıralı desen kullanılmıştır. Çalışmanın nitel aşamasında yazma becerisine ve puanlama anahtarı geliştirmeye yönelik literatür taraması yapılmıştır. Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metni (D-AOBM) ve Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Programı'ndaki (TYDÖP) temel seviye yazma kazanımlarının yanı sıra yabancı dil olarak Türkçe öğretim setlerinde yer alan kazanımlar incelenmiştir. Ayrıca The European Language Certificate (TELC), Cambridge ve Türkçe Öğretim Merkezlerinde (TÖMER) kullanılan puanlama anahtarları analiz edilmiştir. Bu incelemeler doğrultusunda madde havuzu oluşturulmuş ve bu madde havuzundan öğretici görüşleri doğrultusunda boyutlar ile ölçütler belirlenmiş, ölçüt tanımlayıcıları yazılmıştır. Puanlama anahtarlarının kapsam geçerliği için Davis (1992) tekniği kullanılarak alanında en az beş yıl deneyime sahip beş öğreticiden uzman görüşleri alınmış ve kapsam geçerlik indeksleri hesaplanmıştır. A1 ve A2 seviyelerinden seçilen altışar yazma sınav kâğıdı, yirmi değerlendirici tarafından puanlama anahtarları ve kılavuzları kullanılarak değerlendirilmiş; elde edilen veriler üzerinden Kendall W uyum katsayısı hesaplanarak analitik dereceli puanlama anahtarlarının güvenirliği test edilmiştir. Sonuç olarak A1 ve A2 seviyesinde geliştirilen puanlama anahtarları ile yapılan değerlendirmelerde yüksek uyum olduğu saptanmıştır. Ayrıca değerlendiricilerin deneyim sürelerinin değerlendirmelerde anlamlı bir fark oluşturup oluşturmadığı Kruskal-Wallis testi ile analiz edilerek anlamlı bir fark bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu bulgular, geliştirilen dereceli puanlama anahtarlarının alanda kullanılabilir, geçerli ve güvenilir araçlar olduğunu göstermektedir.

Alternatif ölçme ve değerlendirme teknikleriDört dil becerisiTürkçe+4
Damla Okyay Enser
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı/ikinci dil olarak Türkçe öğrenen kazak öğrenicilerin karşılaştıkları sorunlar: bir meta-sentez çalışması

Kazakistan'ın bağımsızlığını ilan etmesiyle birlikte, Kazak öğrenicilerin Türkçe öğrenme ve Türkiye'de eğitim alma isteği belirgin bir şekilde artmıştır. Bu ilgi artışıyla birlikte, Kazaklara Türkçe öğretimiyle ilgili çalışmalarda da artış olmuştur. Kazaklara Türkiye Türkçesi öğretimi ile ilgili yapılan alanyazın taramaları, Kazak öğrenicilerinin Türkçe öğreniminde karşılaştıkları sorunları inceleyen çalışmaların sayısının belirli bir olgunluğa ulaştığını göstermektedir. Bu doğrultuda, tezin amacı; yabancı/ikinci dil olarak Türkçe öğrenen Kazak öğrenicilerin Türkçe öğretimine/öğrenimine ilişkin sorunlarını ele alan çalışmaların bir araya getirilerek sistematik bir şekilde derlenmesi ve bulgularının sentezlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, yapılan alanyazın taraması sonucunda elde edilen çalışmalar, araştırmacı tarafından geliştirilen dâhil etme ve hariç tutma ölçütleriyle incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda, on beş çalışmadan oluşan bir örneklem elde edilmiştir. Araştırmaya dâhil edilen çalışmaların betimsel özellikleri belirlendikten sonra, meta-sentez yönteminin adımları izlenerek ortak ve alt temalar oluşturulmuştur. Bu temalar çerçevesinde; çalışmaların yayın yılı, türü, araştırma desenleri, veri toplama araçları, veri analizi araçları, örneklem grupları ve ele aldığı öğrenici sorunları gibi özellikleri ile bunların ortak ve farklı yönleri tespit edilerek genel değerlendirmeler ve öneriler sunulmuştur. Kazak öğrenicilerin Türkçe öğretiminde/öğreniminde hangi konularda daha çok zorlandığı ve bunların alanyazında nasıl ele alındığı, aynı zamanda alanyazının genel durumun ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezde öğrenicilerin karşılaştıkları sorunlar, dört temel dil becerisi ve dilbilgisi başlıkları alt temalara ayrılarak sentezlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen verilere göre, Kazak öğreincilerin dil sorunlarına ve ileride yapılacak akademik çalışmalara yönelik öneriler sunulmuştur. Bu çalışmanın sonuçlarının, Kazaklara Türkçe öğretimi alanyazında izlenebilecek bir yol haritası sunacağı; Kazaklara Türkçe öğretimi için program ve ders materyalleri geliştirilmesine katkıda bulunacağına inanılmaktadır.

Akylay Algabekkyzy
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı dil olarak Türkçe öğrenen Çinli öğrencilerin yazılı anlatımlarında hata çözümlemesi

Yabancı dil öğrenme sürecinde öğrencilerin hata yapmaları kaçınılmazdır. Söz konusu kural, yabancı dil olarak Türkçe öğrenen Çinli öğrenciler için de geçerlidir. Çinli öğrencilerin yazılı anlatımda yaptıkları hatalara odaklanmak, Türkçe öğretiminde olası hataları azaltma açısından büyük önem arz etmektedir. Bu doğrultuda bu çalışma yabancı dil olarak Türkçe öğrenen Çinli öğrencilerin yazılı anlatımda yaptıkları hataları tespit etmek ve bunlara çözüm önerileri sunmak amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın verileri, Çin Xi'an Uluslararası Çalışmalar Üniversitesi Türkçe Bölümü 3. sınıfında eğitim gören 17 öğrenciden, ders kapsamında yazdıkları kompozisyonlar toplanarak elde edilmiştir. Kompozisyonları analiz etmek için nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Çinli öğrencilerin yaptıkları hatalar; yazım ve noktalama hataları, sesbilgisel hatalar, biçimbilgisel hatalar, biçim-sözdizimsel hatalar, sözdizimsel hatalar, sözcüksel-anlamsal hatalar olmak üzere 6 kategoriye ayrılarak çözümlenmiştir. Çalışmanın bulgular bölümünde, öğrencilerin yazmış oldukları kompozisyonların değerlendirilmesi sonucunda elde edilen veriler yorumlanmıştır. Çinli öğrencilerin yazılı anlatımda yaptıkları hatalar, bu 6 kategori çerçevesinde ele alınıp açıklanmıştır. Yapılan analizler sonucunda yazım ve noktalama kategorisinde 60, sesbilgisinde 25, biçimbilgisinde 131, biçim-sözdizimde 299, sözdizimde 33, sözcük-anlam bilgisinde 244 hata olmak üzere toplam 792 hata tespit edilmiştir. Çinli öğrencilerin en çok biçim-sözdizimsel ve sözcüksel-anlamsal hatalar yaptıkları görülmüştür. Hataların sebepleri üzerinde yapılan analizler sonucunda dikkatsizlik, ana dilinden aktarım ve Türkçedeki kuralların yeterince öğrenilmemesi faktörlerinin etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışmanın son bölümünde tespit edilen hatalara yönelik çözüm önerileri sunulmuştur.

Türkçe eğitimiTürkçe öğretimi
Xiaohui Jıang
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı/ikinci dil olarak Türkçe ders kitaplarında sözcük öğretimi: Bir meta sentez çalışması

Bir dilin en önemli bileşenlerinden birisi söz varlığıdır. Son yıllarda söz varlığı ve sözcük öğretiminin yabancı/ikinci dil olarak Türkçe öğretimindeki konumu hakkında birçok araştırma yapılmıştır. Yabancı/İkinci dil olarak Türkçenin öğretiminde sözcükler öğreticilere bağlı olarak genellikle ders kitapları çerçevesinde öğretilmektedir. Alanyazında sözcük öğretimini ders kitapları üzerinden ele alan çalışmaların çokluğu ortaya sistematik bir derleme çalışması ihtiyacı çıkarmıştır. Bu doğrultuda, bu tez çalışmasının amacı; yabancı/ikinci dil olarak Türkçe ders kitaplarında sözcük öğretimini ele alan nitel çalışmaları sistematik olarak derlemek ve yorumlamaktır. Bu yorumlamayı yapmak için son günlerde popülerliği hızla artan meta sentez yöntemi tercih edilmiştir. Meta sentez yönteminin gerektirdiği dâhil etme ve hariç tutma ölçütleri çerçevesinde 2014-2022 yılları arasında yazılan yirmi dört çalışma bu tezin örneklemini oluşturmaktadır. Dâhil edilen yirmi dört çalışma; türleri, yayım yılları, yayım yerleri, yöntemleri, amaçları, bulguları, sonuçları ve önerileri bakımından sınıflandırılmış ve yorumlanmıştır. Çalışmalardan oluşturulan kodlar ışığında çalışmaların bulguları genel sözcük öğretimi ve söz varlığı olarak iki ana tema altında sentezlenmiştir. Çalışmada elde edilen veriler Thomas ve Harden'in tematik sentez tekniği yoluyla analiz edilmiştir. Bu çalışma ile yabancı/ikinci dil olarak Türkçe ders kitaplarını sözcük öğretimi açısından inceleyen çalışmaların genel eğilimi, benzerlikleri, farklılıkları ve dağılımları eleştirel bir yolla incelenerek ders kitaplarındaki sözcük öğretimi sorunları tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonucunda, yabancı/ikinci dil olarak Türkçe ders kitaplarının; bazı sözcük öğretimi yöntemleri, teknikleri, stratejileri, etkinlikleri ile söz varlığı unsurları, sıklık listeleri ve derlem temelli söz varlığı açılarından yetersiz olduğu ortaya konmuştur. Anahtar Sözcükler Sözcük Öğretimi, Söz Varlığı, Meta Sentez, Yabancı/İkinci dil olarak Türkçe Öğretimi, Ders Kitapları

Ders kitaplarıKelime öğretimiMeta-sentez yöntemi+7
Hakan Atalay
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan milli bağımsızlık hareketinde siyasi muhaceretin rolü (1920-1950)

1918'de kurulan Azerbaycan Cumhuriyeti, 1920'de Bolşevik işgali ile yıkıldıktan sonra Azerbaycan'da milli bağımsızlık hareketi başladı. Bu dönemde Sovyetler tarafından sıkı baskılara ve takiplere maruz kalan milli hükümet üyeleri, milliyetçi aydınlar ve milli ordu mensupları, mücadeleyi sürdürebilmek için yurtdışına çıkmak zorunda kaldılar. Bu süreçte, siyasi muhacirler hem Azerbaycan'da başlayan bağımsızlık hareketlerini yönlendirmek hem de uluslararası düzeyde Azerbaycan'ın bağımsızlığını kabul etmelerini sağlamak, Sovyet politikalarının gerçek yüzünü ve amaçlarını, Azerbaycan'ın tarihini ve kültürünü dünyaya tanıtmak amacıyla çeşitli faaliyetlerde bulundular. Türkiye, İran, Almanya, Fransa, Polonya ve diğer ülkelerde yerleşen muhacirler, kendi teşkilatlarına, basın ve yayın organlarına sahip olarak Azerbaycan'ın bağımsızlık mücadelesini sürdürdüler. Siyasi muhacirler, Kafkas Konfederasyon Komitesi, Promete örgütü gibi kuruluşlar aracılığıyla komünizmin yıkılması ve Sovyet işgali altındaki diğer milletlerin de bağımsızlıklarını kazanmaları için birlikte mücadele ettiler. Bu çalışmanın amacı 1920-1950 yılları arasında siyasi muhacirlerin faaliyetlerini Azerbaycan milli bağımsızlık hareketinin bir parçası olarak incelemektir. Araştırma kapsamında muhacirlerin uluslararası düzeydeki faaliyetleri, antikomünist grupların oluşma süreçleri ve faaliyetleri ele alınmış, ayrıca dergi, gazete ve kitap yayınları incelenmiştir. Muhacirler arasındaki iç muhalefetin yanı sıra mücadelenin siyasi ve ideolojik boyutları da detaylı bir şekilde araştırılmıştır.

Gunel Aghayeva
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde kitlesel açık çevrim içi dil derslerinde A1 düzeyi yazma becerisine yönelik bir durum çalışması

Teknoloji ve internet sayesinde dil öğrenme süreci daha erişilebilir hale gelmiştir. İnsanlar dil öğrenme amacıyla geleneksel yöntemlere bağımlı olmadan, çevrimiçi kaynaklardan faydalanabilir, çevrimiçi dil kurslarına katılabilir ve dil becerilerini interaktif platformlarda pratik yaparak geliştirebilir. Bu yeni dönemde dil öğrenmek, insanların dünyayı keşfetme isteğini ve farklı kültürlerle etkileşimde bulunma arzusunu karşılayan bir hobi haline gelmiştir. Artık insanlar, sınırları aşarak farklı dilleri öğrenme ve kültürel çeşitliliği deneyimleme imkânına sahiptir. Teknolojinin sunduğu imkânlarla, dil öğrenmek artık daha erişilebilir, keyifli ve ilgi çekici bir deneyim haline gelmiştir. Bu çalışmada, hiçbir öğretmen ve/veya rehberin olmadığı, öğretimin sadece belli bir müfredata göre önceden hazırlanmış videolar ve etkinlikler ile olduğu Kitlesel Açık Çevrim İçi Dil Derslerinde (KAÇDD) yabancı dil olarak Türkçe öğrenen A1 düzeyindeki öğrenicilerin yazma becerilerini geliştirmek için etkinlik hazırlanması amaçlanmıştır. Çalışma nitel araştırma olup durum çalışması biçiminde desenlenmiştir. Öğrenicilerin A1 düzeyinde yazma sürecinde yaptıkları hataların belirlenmesinde doküman incelemesi tekniğinden yararlanılmıştır. A1 düzeyinde öğrenicilerin yazma becerilerinde en sık yaptıkları hataların belirlenmesi için öğretmenlerle ve KAÇDD'de öğrenicilerin yazma becerisi ve sistemle ilgili görüşlerini tespit etmek için KAÇDD'de Türkçe öğrenen öğrenicilerle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada toplanan veriler NVivo 12 nitel veri analizi programına aktarılarak çözümlenmiş ve betimsel analiz ile incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre, öğrenicilerin yazma becerisinde yaptıkları hatalar dilbilgisel, sözcük seçimi, söz dizimsel ve yazım noktalama hataları olarak sınıflandırılmıştır. Öğrenicilerin KAÇDD'de yazma becerilerini geliştirebilmek için cümle kurma ve serbest yazma etkinlikleri olmasını istedikleri tespit edilmiştir. Öğreniciler, KAÇDD'de dil öğrenmeyi beden dilinin olmaması, sorularını soracak birinin olmaması açısından zor bulduklarını belirtirken devam zorunluluğunun olmaması, istenilen konuya, istenilen saatte, istenilen yerde ve kendi hızına göre çalışabilmeyi KAÇDD'de dil öğrenmenin avantajı olarak ifade etmişlerdir. Çalışmanın sonucunda, bulgular doğrultusunda Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde KAÇDD'de kullanılmak üzere A1 düzeyinde yazma becerisine yönelik etkinlikler hazırlanmış ve öneri olarak sunulmuştur.

Kitlesel açık çevrimiçi derslerTürkçeTürkçe eğitimi+7
Şeyma Yavuz
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde ilk 100 fiilin hareketli resimlerle öğretimi: A1-A2

Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte yabancı dil öğretiminde malzeme kullanımı çeşitlenmiştir. Kullanılan malzemeler dil öğretimini ve öğrenimini kolaylaştırmaktadır. Hareketli resimler sınıf içinde canlandırmanın, nesneler ile göstermenin mümkün olmadığı durumlarda öğreticiye yardımcı olan; kısa sürede durumun, duygunun, eylemin anlatılmasını sağlayan ve ulaşılması kolay malzemelerdir. Yabancı dil olarak Türkçe fiil öğretiminde hareketli resimlerin etkililiği ve gerekliliği üzerine bir çalışmanın yapılmadığı görülmüştür. Amacımız bu eksikliğin giderilmesine yardımcı olmaktır. Çalışmamızın ilk bölümünde; içerik çözümlemesi yöntemiyle Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanılan 3 dil seti incelenmiş, fiillerin sıklık derecelerine bakılmış ve ilk 200 fiil listelenmiştir. Daha sonra bu liste İngilizce, Fransızca, Almanca ilk 100 fiil listeleri ve Türkçe için yapılmış sıklık çalışmalarından yola çıkarak oluşturduğumuz ilk 100 fiil listeleri ile karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmalar neticesinde Türkçe ilk 100 fiil listesi ortaya çıkmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde; hareketli resimler (GIF) ile ilgili bilgiler verilmiş, hareketli resimler (GIF) ile fiil öğretimine ve etkinliklere yer verilmiştir.

Hanife Bilge Sarıakçalı
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde iş Türkçesi: Aşçılık hizmetlerinde eşdizimlilik ve öğretimi

GÜNDÜZ, Fikriye. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde İş Türkçesi: Aşçılık Hizmetlerinde Eşdizimlilik ve Öğretimi, Doktora Tezi, Ankara, 2023. Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde iş Türkçesine ve bu alanın bir alt dalı olan aşçılık hizmetlerine yönelik araştırma ve çalışmalara önemli ölçüde gereksinim olduğu gözlemlenmektedir. Bu nedenle bu çalışmada aşçılık hizmetlerinde eşdizimli yapılar sıklık ve anlam temelli bir yaklaşımla ele alınmış, eşdizimliliklerin öğretimine yönelik etkinlikler tasarlanmıştır. Çalışmada öncelikle İngilizce örnekleri üzerinden yola çıkılarak iş dilinin tanımı yapılmış dolayısıyla iş Türkçesinin özellikleri belirlenmiştir. Daha sonra Türkiye'de yabancılar için Türkçe öğretiminde kullanılan Yeni Hitit Yabancılar için Türkçe, Yedi İklim Yabancılar için Türkçe, Yeni İstanbul Uluslararası Öğrenciler için Türkçe öğretim setlerinin A1, A2, B1, B2 ve C1 seviyelerinde iş Türkçesine yönelik etkinlikler araştırılmıştır. Tespit edilen etkinliklerin İş Türkçesine ve aşçılık hizmetlerine giriş niteliğinde olabilecekleri saptanmıştır. Oysa TÜİK verilerine göre aşçılık hizmetleri; yabancı çalışanların çalışma izni aldıkları ilk on iş dalından biridir ve aşçılık hizmetleri; işletme kayıtlarının tutulması, mutfak hijyeninin sağlanması, yemeklerin hazırlanması, sunulması, satışı gibi farklı pek çok alanı kapsamaktadır. Bu kadar farklı alana hitap eden aşçılık hizmetlerinde iletişimin kurulabilmesi için uygun bağlamda, uygun sözcük ve sözcük birleşimlerinin uygun bir üslupla kullanılması gerekmektedir. Söz konusu sözcük ve sözcük birleşimleri alanyazında eşdizimlilik olarak adlandırılmaktadır. Aşçılık hizmetlerinde çalışan yabancıların alana özgü eşdizimli yapıları doğru kullanması gerekmektedir. Dolayısıyla bu yapıların tespit edilmesi ve öğretilmesi gerekmektedir. Bu amaçla çalışmada öncelikle eşdizimlilik kavramına yer verilmiş, eşdizimliliklerin özellikleri ele alınmıştır. Daha sonra YÖK ve MEB veri tabanındaki aşçılık hizmetlerine yönelik ana dili konuşucuları için hazırlanan ders malzemeleri taranarak eşdizimli terimler tespit edilmiştir. Buna göre aşçılık hizmetlerine yönelik 9.167 eşdizimli yapı oluşma şekillerine göre sınıflandırılmış, eşdizimlilikler Yazılı Türkçenin Sıklık Terimleri Sözlükleri (Göz 2013 ve Aksan vd. 2017) ve Türkçe Ulusal Derlemi (Aksan vd. 2012) ile karşılaştırılmıştır. Ancak söz konusu eşdizimli yapıların liste hâlinde verilmesinin öğreniciler için tam olarak fayda sağlayamayacağı düşünülmüş. Bu nedenle tespit edilen eşdizimliliklerin öğretilebilmesi için B2-C1 seviyesine yönelik dört temel beceride, görev ve içerik temelli bir yaklaşımla, otantik (özgün) malzemeler üzerinden teknoloji tabanlı uygulama ve oyunlar kullanılarak etkinlikler tasarlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Yabancı dil olarak Türkçe, İş Türkçesi, Aşçılık Hizmetleri, eşdizimlilik ve öğretimi.

Türkçe öğretimi
Fikriye Gündüz
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İkinci dil olarak Türkçe öğreticileri ve yabancı dil olarak İngilizce öğreticilerinin dijital yeterlilikleri

Dijital yeterlilik, bilgi teknolojilerini bilinçli bir şekilde kullanabilmenin yanı sıra, işlevsel olarak çalışan bir sistem oluşturabilme ve bu sistemi etkin, aynı zamanda verimli kullanabilme yetisidir. Özellikle Covid-19 salgını sonrası dijital ortam ve araçların kullanımının zorunlu hâle gelmesiyle dil öğretiminde bu araç ve ortamları etkili bir şekilde kullanabilme ve yönetebilmenin öğretim süreçlerine büyük etkisi olmuştur. Günümüzde yabancı dil öğretiminde dilin dört temel becerisinin geliştirilmesi, dijital araç ve ortamlardan bağımsız olarak değerlendirilememektedir. Bu nedenle bu tez çalışmasının amacı ikinci dil olarak Türkçe ve yabancı dil olarak İngilizce öğreticilerinin dijital yeterlilik seviyelerini karşılaştırmalı olarak nicel ve nitel veriler yoluyla incelemektir. Öğreticilerin yeterlilik seviyeleri nicel verilerle belirlenmiştir. Covid-19 dönemi, bireysel motivasyonlar ve farklı sepeplerin dijital öğreticilerin yeterliliklerine olan etkisi nitel bulgularla betimlenmiştir. Verilerin toplanmasında karma yöntemin tamamlayıcılık ilkesine uygun olarak nitel ve nicel veriler eş zamanlı ve eşit statülü olarak toplanıp karşılaştırılmıştır. Katılımcılar, ikinci dil olarak Türkçe alanından 51 öğretici, yabancı dil olarak İngilizce alanından 53 öğretici olmak üzere Türkiye'deki TÖMER ve YDYO'da çalışan öğreticilerden oluşmaktadır. Deneyimli öğreticilerden oluşan 31-40 yaş aralığında yoğunluk gösteren katılımcılar en az 4 yıldır öğretim amaçlı olarak dijital araçları sıklıkla kullanmışlardır. Ayrıca verilerin toplandığı akademik dönemde salgın sonrası kısıtlamaların değişmesiyle yaklaşık %25'i derslerini uzaktan vermektedirler. Avrupa Birliği Eğiticiler için Dijital Yeterlilik Çerçevesi'nden uyarlanmış ölçek yoluyla elde edilen nicel verilerde Türkçe öğreticilerin genellikle B1- Bütünleştirici seviyesinde, İngilizce öğreticilerin ise B1- Bütünleştirici ve B2 - Uzman seviyesinde dijital yeterliliğe sahip oldukları görülmüştür. Ayrıca dijital yeterlilik çerçevesinin tüm alt boyutları incelendiğinde, katılımcıların dijital yeterlilik seviyelerinde Türkçe ve İngilizce alanında çalışma durumuna göre anlamlı bir fark bulunmamıştır. Nitel veriler ise Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi, TÖMER ve YDYO birimlerindeki 20 öğreticiyle yapılan yarı yapılandırılmış görüşme yoluyla toplanmıştırtır. Nitel verilerin analizi MAXQDA, nitel veri analizi programı, kullanılarak oluşturulan kodlar yoluyla dijital yeterliliğin alt boyutlarında içerik analizi yapılmış ve Covid -19 dönemi ile öğretici motivasyonu başlıklarında tematik analiz yapılmıştır. Öğreticilerin motivasyon kaynaklarının çoğunlukla öğrenici temelli olduğu ve öğreticilerin özellikle Covid-19 dönemi edinmiş olduğu dijital yeterliliklerin salgın sonrası normale dönen öğretim sürecinde sürdürülebilir olmadığı ortaya çıkmıştır. Ayrı ayrı toplanıp analiz edilen nitel ve nicel veriler tüm değişkenlere göre tek tek bir araya getirilerek incelenmiş, sonuçta dijital yeterlilik alt boyutlarında Türkçe ve İngilizce alanında çalışma durumuna bağlı anlamlı fark bulunmamıştır. Nitel sonuçlar, ikinci dil olarak Türkçe öğretiminin yabancı dil olarak İngilizce öğretimine kıyasla yeni bir alan olmasından dolayı ve öğretim materyali, kurumsal kaynak, teknolojik alt yapı ve hizmet içi eğitimde var olan eksikliklerin bulunduğunu ve bu sebeple ikinci dil olarak Türkçe öğreticilerinin bireysel olarak kendi dijital içeriklerini ve çözümlerini üretmek durumunda kaldığını göstermektedir. Bunun aksine yabancı dil olarak İngilizce öğreticilerinin kurumsallaşmış sistematik eğitimleri, on yıllardır kullanılan dijital araç, ortam ve kaynakları bulunmaktadır. Bu sebeple, yabancı dil olarak İngilizce öğreticilerinin kendi öğrenicilerinin dijital yeterliliklerini iyileştirmede etkin bir rol üstlendiği görülmüştür. İkinci ve yabancı dil bağlamında kapsamlı ve çeşitli verilere dayalı olarak yürütülen bu çalışma Türkiye'deki öğretici dijital yeterliliklerine betimsel katkıda bulunmuştur. Toplanan veriler ışığında, her iki alan için öğretici dijital yeterliliklerini geliştirmeye dayanan kurumsal, bireysel ve öğrenici odaklı öneriler sunulmuştur.

Eğitim teknolojisiMesleki yeterlilikYabancı dil eğitimi+2
Tuba Demirel
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Boşnaklara yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde ortak kültür ögelerinin yeri

Bu araştırmanın amacı, tek dilli ve tek kültürlü sınıflarda hedef dilin ve kaynak dilin kültürleri arasında belirli düzeyde ortaklıkların olması durumunda, ortak kültür ögelerinin yer aldığı bir dil öğretiminin, öğrenicinin anlama ve başarı düzeylerine olan etkisini, Bosna Hersek örneğinde ortaya koymaktır. Çalışmada, Boşnaklara Türkçe öğretiminde ortak kültür ögelerinin rolü kapsamında, Bosna Hersek'teki ortaokul ve liselerde seçmeli ikinci yabancı dil olarak Türkçe derslerinde, bunun yanı sıra Yunus Emre Enstitüsünün Saraybosna ve Mostar Kültür Merkezlerindeki Türkçe dil kurslarında, Türk ve Boşnak ortak kültür ögeleri kullanılarak hazırlanmış metinlerin öğrenicilerin okuma-anlama düzeylerine etkisi ele alınmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu "Hasan Kikić" Tetovo Zenica ortaokulu, "Skender Kulenović" Radakovo Zenica Ortaokulu, "Dubravica" Vitez ortaokulu, "Vitez" Vitez ortaokulu, "Druga Gimnazija" Zenica lisesi bünyesinde ikinci yabancı dil olarak Türkçe derslerine katılan A2 düzeyi öğrenicileri ile Yunus Emre Enstitüsü Saraybosna Türk Kültür Merkezi ve Yunus Emre Enstitüsü Mostar Türk Kültür Merkezinin Türkçe dil kurslarındaki öğreniciler oluşturmaktadır. Bu araştırmada, Bosna Hersek'te tek dilli ve tek kültürlü öğrenme - öğretme ortamı olması bakımından Türkçe sınıflarında, öğrenicinin kültürü (kaynak kültür) ile hedef dilin kültürü arasındaki ortaklıklar ve bunun yanı sıra öğrenicilerin kültürel arka plan bilgilerinden yararlanılarak yürütülecek öğretim sürecinin öğrenme ve öğretme başarısı üzerine anlamlı bir etkisinin olduğu görüşü savunulmaktadır. Bu çalışma, tezin amacına uygun olarak hazırlanmış metinler ve bu metinlere dayalı etkinliklerden oluşmaktadır. Çalışma kapsamında gönüllü katılım formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formları hazırlanmıştır. Uygulama sürecinde, öğretici ve öğrenici performanslarına ilişkin kayıtlar oluşturmak amacıyla sınıf içi gözlem yapılmıştır. Sınıfta uygulamanın daha iyi yapılabilmesi için derslerde kullanılan ders kitapları tarama yoluyla incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 4 ortaokul, 1 lise ve 2 Türkçe kursunun katılımcıları olmak üzere A2 düzeyinde toplam 111 dil kullanıcısı ve bu kurumlarda ders veren 4 öğretici oluşturmaktadır. Çalışmada nitel ve nicel verilerden oluşan karma yöntem kullanılmıştır. Çalışma kapsamında toplanan nitel verilerde ise betimsel analiz yöntemleri kullanılmış, nicel veriler ise öğrenici ve öğreticilerin dil öğretim sürecinde görüşleri ile desteklenmiştir. Araştırmada elde edilen verilere göre, hedef dil Türkçe ve kaynak dil Boşnakça arasındaki ortak kültürel ögelerin kullanıldığı metinlerin, öğrenicilerin okuduğunu anlama düzeylerini olumlu etkilediği görülmüştür. Anahtar sözcükler: Bosna Hersek'te Türkçe Öğretimi, ortak kültür, ortak sözcükler, yabancı dil öğretiminde kültür

Bosna-HersekBoşnaklarKültür+7
Dzenıta Acun
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Afili Filintalar örneğinde internet ve edebiyat ilişkisine bakış

Tarih boyunca her dönemin kendine ait medyası ile dil ve edebiyat bir ilişki içindedir. 21. yüzyılda da internet, çağın medyası olarak edebiyatın üretim-tüketim şekillerinde belli değişikliklere yol açmıştır. İnternette edebiyat odaklı birçok site ve blog, yazar ve okurların bir araya gelmesine ve her kesimden insanın üretim yapabilmesine olanak tanımaktadır. Bu da yazar ve okurun konum ve rollerinde belli değişikliklere yol açmaktadır. Yazar için okurun ilgi ve beğenilerini anlamak, ondan geri dönüt almak artık çok daha kolaydır çünkü okur da aynı şekilde okudukları hakkında fikirlerini daha kolay bir şekilde duyurabilmekte ya da doğrudan yazara ulaşabilmektedir. Tezimde bu çerçevede internetin bir medya olarak yazar ve okuru nasıl etkilediği ve bu etkinin basılı eserlerde izlerinin olup olmadığını tartışıyorum. Bunu yaparken öncelikle literatür taraması metoduyla medyanın sanat ve edebiyat üzerindeki etkilerini tespit edip ardından internet medyasında edebî üretimin olanaklarını sorguluyorum. Bu üretimin hangi alanlarda ve ne şekilde yapıldığını tespit ettikten sonra örnek durum çalışması metoduyla Afili Filintalar grubu ve onlara ait 2010-2019 yılları arasında etkinlik göstermiş olan blogun internet-edebiyat etkileşimi bağlamındaki önemini vurguluyorum. Bu etkileşimin yazar ve okuru nasıl etkilediğini somut örnekler üzerinden göstermek için edebiyat siteleri üzerinden okur beğenisini takip edip yazarın durduğu konumu belirlemeye çalışıyorum. Okur beğenisi ve internet kültürünün basılı kitap ile ortaklıklar gösterip göstermediğini görmek için yakın okuma metodu ile Afili Filintalar grubundan Murat Menteş'in Ruhi Mücerret adlı romanı ile Alper Canıgüz'ün Oğullar ve Rencide Ruhlar adlı romanını inceliyorum. Sonuç olarak internetin edebi üretim ve tüketim için yeni olanaklar sunduğu görülmektedir ve bu da edebiyat için yeni bir açılım demektir. Değişen yazar ve okur rolleri edebiyatın üretimini de etkilemektedir. Bunun izlerini basılı kitaplar üzerinden incelemek ve yeni edebi kültür ile kitapların dil ve içeriklerinde koşutluklar görmek mümkündür. Anahtar Sözcükler İnternet ve Edebiyat, Yeni Medya, Edebî Üretim, Yazar ve Okur, Edebiyat Blogları, Edebiyat Siteleri, Afili Filintalar, Murat Menteş, Alper Canıgüz

Türk dili ve edebiyatı dersi
Ayşen Gençtürk
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İkinci dil olarak Türkçe öğrencilerinin aradilde edimbilimsel gelişimi

Hedef dilin anadili olarak konuşulduğu bir ülkede öğrenim gören bir öğrenci günlük hayatında sipariş verme veya telefon hattına dakika yükleme gibi pek çok iletişimsel görevi isteme ve reddetme gibi söz edimlerini kullanarak ve anadili konuşurlarıyla etkileşime girerek gerçekleştirir. Bu iletişimsel görevlerin söz edimi stratejilerindeki dolaylılık veya "siz" kullanımı gibi kültürden kültüre değişebilen edimbilimsel özelliklerden dolayı yanlış anlamalar olmaksızın başarıyla gerçekleşebilmesi için öğrencilerin hedef dile ilişkin sosyokültürel normları bilmesi gerekmektedir. Bu da öğrencilerin hedef dilde doğal dilsel girdiye maruz kalması ve anadili konuşurlarıyla etkileşim kurması sonucu ikinci dilde sosyalleşme sürecini geçirmesi ile gerçekleşir. Böylelikle öğrenicilerin aradilde edimbilimsel yetileri gelişir ve dili bağlama uygun şekilde nasıl kullanacaklarına dair bilgiyi edinirler. Bu doğrultuda bu çalışma, yabancı/ikinci dil öğreniminde hedef dilin doğal iletişim ortamlarına maruz kalmanın, anadili konuşurlarıyla iletişim kurmanın, öğretici konuşmasının ve öğretim materyallerinin özgünlüğünün, öğrencilerin hedef dilin sosyokültürel bilgisini edinmesine ve aradilde edimbilimsel yeti gelişimlerine olan etkisini söz edimleri kullanımları üzerinden ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada paralel karma desen kullanılarak nitel ve nicel veriler hemen hemen aynı zamanda toplanmış analiz aşamasında birbirinden ayrı tutulmuş ve bulgular yorumlanırken bir araya getirilmiştir. Araştırmanın katılımcıları Türkiye'de dört farklı üniversiteye bağlı Türkçe Öğrenim, Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde (TÖMER) ikinci dil (D2) olarak Türkçe öğrenen B2 düzeyi öğrenciler, bu TÖMER'lerde Türkçe öğreten öğreticiler ve anadili (D1) Türkçe konuşurlarından oluşmaktadır. Araştırmada veri, doküman incelemesi, Ders Kitabı Özgünlük Anketi, Toplumsal Etkileşim Anketi, Edimbilimsel Unsurların Öğretilmesine İlişkin Farkındalık Anketi, Konuşma Tamamlama Testi (KTT) ve çevrimiçi ders kayıtları ile toplanmıştır. Nitel boyutta doküman incelemesi ve içerik çözümlemesi ikinci/yabancı dil olarak Türkçe ders kitapları taranmış, D1 Türkçe konuşurları ve D2 öğrencilerinin kullandıkları istek ve ret stratejileri incelenmiş ve konuşma çözümlemesi ile çevrimiçi ders kayıtlarındaki öğretici konuşması ve öğrencilerin ders esnasında kullandıkları söz edimleri analiz edilmiştir. Nicel boyutta ise nitel boyutta elde edilen verinin betimsel analizi ve anketlerden elde edilen nicel veri istatistiksel analizlerle incelenmiştir. Elde edilen bulgular, öğreticilerin anket sonuçlarında edimbilimsel unsurlara ilişkin farkındalıkları yüksek çıkmasına rağmen sınıf içi uygulamaların bunun aksini gösterdiğini, öğretici konuşmasının ve ders kitaplarının doğal dilsel girdi sağlama yönünden yetersiz kalabildiğini, öğrencilerin sınıf dışı Türkçe iletişim ortamlarına yeteri kadar katılmadığını ve tüm bunların sonucu olarak ikinci dil bağlamında hedef dili öğrenmelerine rağmen aradilde edimbilimsel yetilerinde hedef dilin sosyokültürel normlarını bazı yönlerden edinemediklerini göstermiştir. Bu bulgular ve alanyazın ışığında öğreticilerin edimbilimsel unsurların öğretimine ilişkin sınıf içi uygulamalara ilişkin bilgi yönünden desteklenmesi, ders kitabı yazarlarının sözlü derlem gibi doğal dil verisinden yararlanmaları ve edimbilimsel unsurlara kitaplarda daha fazla ve açık bir şekilde yer vermeleri, öğreticilerin sınıf içi konuşmalarında daha az değiştirim yapmaları ve öğrencilerin sınıf dışı iletişim ortamlarına daha fazla katılım konusunda teşvik edilmeleri gerektiği tespit edilmiştir.

AradilDil girdisiEdimbilim+7
Şeyma Kökcü
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İkinci/yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde akademik dinlemeye yönelik üstsöylem belirleyicilerinin tespiti

Öğretim dili Türkçe olan akademik programlara devam eden uluslararası öğrencilerin sayısının artması ve bu öğrencilerin karşılaştığı zorluklar ve ihtiyaçlarının ortaya konmasının sonucu olarak akademik Türkçe öğretimi, ikinci/yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanında son zamanlarda önemi artan bir konu olmuştur. Bu bağlamda uluslararası öğrencilerin akademik dil yeterliliğine sahip olmaları; Türkçe akademik söylemin, akademik söylem türlerinin özelliklerini ve akademik ortamların uzlaşımlarını bilmelerinin yanı sıra okuma, dinleme, konuşma ve yazma becerilerini akademik ortamlarda etkin kullanabilmelerini gerektirmektedir. Ancak alanyazındaki çalışmalar ve basılı ders materyalleri incelendiğinde çoğunlukla okuma ve yazma becerilerine odaklanılırken dinlemeye yeterince yer verilmediği, yer verildiği durumlarda ise yalnızca dinlediğini anlama pratiği yapıldığı ve sözlü söylem veya strateji farkındalığı çalışmaları üzerinde durulmadığı görülmektedir. Bu eksikliğin art alanında akademik dinleme çalışmalarına kaynaklık edebilecek sözlü söylemi betimleyen dilbilimsel çalışmaların yeterince bulunmamasının veya dilbilimsel olgularla pedagojik hedefler arasındaki bazı bağlantıların keşfedilmemesinin payı olduğu düşünülmektedir. İkinci dil edinimi alanyazınında da bu türden bir bağlantıyı kuran ve sözlü akademik söylemde üstsöylem olgusunun varlığının ve öğretim bağlamlarında üstsöyleme ilişkin yapılan farkındalık geliştirme çalışmalarının akademik dinlemeye olumlu etkisini ortaya koyan çalışmalar bulunmaktadır. Bu bağlantıdan hareketle üniversite derslerinde kullanılan üstsöylem belirleyicilerini betimlemeyi ve akademik dinleme alt becerileriyle ilişkilerini araştırmayı amaçlayan nitel ve tür temelli bir metinsel söylem analizi çalışması tasarlanmıştır. Bu doğrultuda öncelikle akademik dinleme alt becerilerinin listelenmesi hedefiyle alanyazındaki ilgili çalışmaların sunduğu listelerin ve referans metinlerdeki ilgili tabloların içerik analizinin yapılmasıyla bir liste oluşturulmuş ve sonrasında veriden yola çıkılarak söz konusu liste geliştirilmiştir. Öte yandan çeşitli bilimsel alanlardan, yüz yüze, web-tabanlı senkron ve web-tabanlı asenkron olarak yürütülen on iki adet tek yönlü öğretim dili Türkçe olan üniversite dersinden maksimum çeşitlilik örnekleme tekniği izlenerek bir özel amaçlı derlem oluşturulmuştur. Bu derlemin MAXQDA adlı veri analiz programı üzerinde manuel olarak analiz edilmesiyle derslerdeki üstsöylem belirleyicileri tespit edilip akademik dinleme alt becerileriyle eşleştirilmiş bir şekilde öğreticilerin ve materyal geliştiricilerinin kullanımına sunulmuştur. Söz konusu envanterin akademik Türkçe dinleme eğitiminin niteliğinin artırılmasına katkıda bulunacağı düşünülmektedir.

Akademik TürkçeAkademik dinlemeDinleme+7
Gül Deniz Demirel Aydemir
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası öğrencilere yönelik akademik Türkçe söz varlığının tespiti

Türkçenin söz varlığına yönelik çalışmalar incelendiğinde, bu çalışmalarda söz varlığının farklı açılardan ele alındığını söylemek mümkündür. Söz konusu çalışmalardan birkaçı şöyle tasnif edilebilir: Sözcüklerin kökenlerini merkeze alıp zaman içinde geçirdikleri değişimleri ortaya koyan çalışmalar, sözcüklerin yapısına odaklanıp aldıkları ekleri, bu eklerin kullanım alanlarını inceleyen araştırmalar veya sözcüklerin anlamlarını esas alıp kullanıldıkları bağlamdan hareketle kazandıkları anlama odaklanan çalışmalar. Alanyazın ışığında tasnifteki çalışmalar tarandığında, hâlihazırda akademik Türkçeye yönelik çok az sayıda söz varlığı çalışması olduğu tespit edilmiştir. Bu tespitten hareketle çalışmada, derlem dilbilim aracılığıyla akademik dilin doğal kullanım örneklerinin saptanması ve bir sözcük listesi aracılığıyla öğrenim/öğretim ortamına taşınması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle akademik Türkçeye yönelik temsil gücü yüksek, geniş kapsamlı ve dengeli bir özel derlem oluşturulmaya çalışılmıştır. Türkçenin Akademik Derlemi (TAD) adı verilen bu derlemden hareketle oran, aralık, dağılım ve disiplin ölçütleri göz önünde bulundurularak 1567 sözcük içeren Türkçenin Akademik Sözcük Listesi (TASL) hazırlanmıştır. Oluşturulan akademik derlem ve akademik sözcük listesiyle uluslararası öğrencilerin B2 düzeyinden başlayarak özellikle akademik Türkçe derslerinde ders içi ve ders dışı uygulamalarda yararlanabilecekleri bir materyal geliştirilmiştir. Eğitim amaçlı bu materyal, yalnızca öğrencilerin değil öğreticilerin, materyal tasarımcıların, sınav geliştiricilerin ve söz varlığı çalışmaları yapan araştırmacıların da kullanımına sunulmuştur. Böylelikle akademik Türkçe dersleri için tanımlanabilir, gerçekçi hedeflerin belirlenmesi ve uluslararası öğrencilere daha nitelikli bir akademik Türkçe eğitimi verilmesine yönelik bir adım atıldığı düşünülmektedir.

Akademik TürkçeDerlem dil bilimSöz varlığı+6
Elif Sayar
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Gunnar Jarring koleksiyonunda bulunan Uygurca Hurliḳa ve Hemrah Destanı (Giriş-metin-inceleme-dizin)

Bu tezin konusunu Jarring Koleksiyonunda yer alan Hurliḳa-Hemrah Destanı oluşturmaktadır. Tez üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında çalışmanın konusu, amacı hakkında genel bilgiler bulunmaktadır. Tezin birinci bölümünde ise Doğu Türkistan tarihi, Çağatayca ve Yeni Uygurca, Hurliḳa-Hemrah destanı ve bunun gibi birçok el yazma eserinin İsveç'e götürülmesine vesile olan İsveçli Misyonerler ve onların Doğu Türkistan'da yürüttüğü faaliyetler, İsveç Lund Üniversitesine bağlı Gunnar Jarring Koleksiyonu, Türkolog Gunnar Jarring üzerinde yapılan araştırmalar yer almıştır. Destan hakkında bilgilerin verildiği ikinci bölümde destanın yazım ve dil özelliği gösterilmiş, destanın ses, biçim özelliği Çağdaş Uygurca ve Ağızları ile karşılaştırılmıştır. Son bölümde metnin standart çeviri yazısı verilmiştir. Metinde yer alan sözcüklerin yalın ve çekimli biçimleri anlamsal özellikleriyle birlikte dizin kısmında gösterilmiştir.

AğızlarBiçimbilimDestanlar+6
Rebıgulı Ajımaımaıtı
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk dünyası sözlü şiir geleneğinde deyişme sanatı üzerine mukayeseli bir inceleme

Kökleri kadim zamanlara dayanan deyişme sanatı, her topluluğun kendine ait özelliklerini aksettiren bir sözlü şiir ürünüdür. Deyişmelerde başta günlük konular olmak üzere dönemin kültürel, toplumsal, siyasi, tarihî ve ekonomik meselelerinin ele alındığı görülür. Konuyla ilgili kaynaklara bakıldığında geleneğin, geçmişte oldukça canlı bir şekilde yaşatıldığına tanık olunur. Bu gelenek, çağdaş dünyamızda kimi Türk topluluklarında zayıflamış haldeyken, kimi Türklerde hâlen canlılığını korumaktadır. Bu doktora tezinin de konusu, geçmişten günümüze Türk Dünyası'nda deyişme sanatının tarihi seyridir. Öncelikle çalışmamıza daha geniş bir bakış açısı kazandırması amacıyla Türk Dünyası ve dünya literatüründe deyişme ile ilgili çalışmalar, deyişmenin tanımı ve tasnifleri ele alınmıştır. Daha önce deyişmelere Türk Dünyası kapsamında herhangi bir tasnif denemesinin uygulanmadığı göz önünde bulundurularak ilk kez tematik açıdan ve işlevbakımından bir tasnife tabi tutulmuştur. Konunun anlaşılır olması bakımından çalışmada, deyişmeler biçim bakımından tahlil edilerek hece ölçülerine ve mısra sayılarına göre incelenmiştir. Ayrıca birden fazla kişiler tarafından icra edilen deyişmeler, deyişenlerin sayısına ve cinsiyetine göre değerlendirilmiştir. Çalışmada deyişmelerin farklı bir biçimi olan dedim-dedi şiirlerinin tanımı yapılmış ve konularına göre tasnifi yapılmıştır. Bu deyişme şeklinin Anadolu sahasının yanı sıra Azerbaycan, Özbekistan, Türkmenistan sahaları ve Uygur Türklerindeki elde edebildiğimiz örneklerinin özellikleri karşılaştırılarak ayrıntısıyla verilmiştir. Arap edebiyatında münazaraadıyla bilinen ve insan ile insan dışı varlıkların konuşturulduğu deyiştirme, söyleştirme tarzı şiirler deyişenlerin durumuna göre çeşitli alt başlıklara ayrılarak incelemeye tabi tutulmuştur. İlaveten, çalışma içerisinde Türk Dünyası deyişmelerindeki ortaklıklar ve benzerlikler tespit edilmiştir. Çalışma sırasında yararlanılan bütün metinler numaralandırılarak tezin son kısmına eklenmiştir. Anahtar Sözcükler Türk Sözlü Şiiri, Türk Dünyası, Şiir Sanatı [Deyişme], Halkbilimi, Türkoloji

Meruyert Satınbekova
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yabancı dil olarak Türkçede yakın anlamlı kelimelerin öğretimi

Yabancı dil olarak Türkçe öğrenen çoğunlukla Yurtdışı Akraba Toplulukları (YTB) burslusu uluslararası öğrenciler, üniversitelerin Türkçe Öğretim Merkezlerinde (TÖMER) Türkçe hazırlık sınıflarını okurken ve özellikle de bitirdikten sonra kendilerini her alanda yalnızca Türkçe konuşulan bir ortamda bulmaktadır. Bu öğrenciler Türkçeyi artık sadece kendi gündelik iletişim ihtiyaçlarını karşılamak için değil, akademik ve resmi alanlarda da kullanmak zorunda kalmaktadır. Hatta bazı örneğin, psikoloji, sosyoloji, edebiyat, öğretmenlik gibi alanlarda başarılı olmaları doğrudan Türkçe kullanabilmeleriyle bağlantılı olmaktadır. Öğrencilerin yaşadıkları ülke Türkiye'yi, Türk insanını anlamaları, onlarla sağlıklı iletişim kurabilmeleri için de Türkçe bilgi ve becerilerinin gelişmiş olması gerekmektedir; çünkü dil bir ülkenin tarihini, kültürünü ve ülke insanlarının psikolojisini anlayabilmek için olmazsa olmaz bir araçtır. Öğrencilerin dil bilgi ve becerilerinin gelişmiş olması, anlamada ve kendilerini sözlü ve yazılı ifade etmede güçlük yaşamamalarını sağlar. Yanlış anlamaları ve anlaşmazlıkları ve en önemlisi Türkiye ve Türk insanı hakkında yanlış fikirler edinmelerini engeller. Uluslararası öğrenciler yükseköğretime başlamadan önce bir yıl sürecinde Türkçe öğrenmekte ve yeterlilik belgesi almaktadır. Öyleyse yanlış anlamalardan, anlaşmazlıklardan ve dil yeterliğinden bahsetmek ne kadar doğrudur? Ya da bir yılda sadece TÖMER bünyesinde Türkçe öğrenmek yeterli midir? Türk toplumunda, akademik ve resmi çevrelerde anlamayı ve kendini ifade etmeyi güçlendirmek için dil öğretiminde neler yapılması gerekmektedir? Bu soruların birden çok yanıtı bulunmaktadır, ancak bu çalışmada bir dil için taşıyıcı görevine sahip kelimelerden yola çıkılacak ve öğrencilerin kelime dağarcığını zenginleştirmenin yolu aranacaktır. Öğrencilerin anlamama ve hata yapma nedenlerinden birisinin de kelimelerle ilgili olduğu ve öğrencilerin yakın anlamlı kelimelerle ilgili sıkıntı çektikleri ve kullanımında hatalar yaptıkları varsayılmaktadır. Bu bağlamda, öncelikle yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde yakın anlamlı kelimelerin öğretimi açısından Türkiye'de yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde 'Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe' (2019) setleri incelenecek, içinde ad türlü yakın anlamlı kelimeler tespit edilecek ve onların öğretimi ile ilgili alıştırmalar incelenecektir. Alınan sonuçlar doğrultusunda yakın anlamlı kelimelerin öğretimi ile ilgili öneriler yapılacaktır. Anahtar Sözcükler Kelime Öğretimi, Eş Anlamlı Kelimeler, Yakın Anlamlı Kelimeler, Yabancı Dil Olarak Türkçe

Viktoryia Trushko
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yabancı dil olarak mesleki Türkçenin öğretiminde ihtiyaç analizi: Tıp

Bu araştırmada, uluslararası tıp ve uluslararası tıpta uzmanlık öğrencilerinin yabancı dil olarak mesleki Türkçe ihtiyaçlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, durum çalışmasıyla desenlenmiştir. Araştırmanın örneklemi, amaçlı örnekleme türleri içerisinde yer alan ölçüt örnekleme tekniği ile belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemini, Türkiye'deki 8 farklı üniversitenin tıp fakültelerinde ve enstitülerinde, lisans ve tıpta uzmanlık öğrenimi gören 125 uluslararası öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın nitel verileri, çalışmanın amacı doğrultusunda araştırmacı tarafından alanyazından hareketle hazırlanan ihtiyaç belirleme formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilmiştir. İhtiyaç belirleme formu, alınan resmî izinlerin ardından uluslararası tıp fakültesi ve uluslararası tıpta uzmanlık öğrencilerine çevrim içi ortamda yanıtlamaları için e-posta aracılığıyla iletilmiş ve 115 öğrenciden veri sağlanmıştır. İhtiyaç belirleme formundan elde edilen veriler betimsel analizle çözümlenmiştir. Uluslararası tıp ve uluslararası tıpta uzmanlık öğrencilerinin mesleki Türkçe ihtiyaçlarının derinlemesine incelenebilmesi için 10 uluslararası tıp ve uluslararası tıpta uzmanlık öğrencisiyle yarı yapılandırılmış şekilde düzenlenen görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşmeler içerik analizi ile çözümlenmiştir. İhtiyaç belirleme formundan ve yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen bulgular, alanyazındaki bilgiler ile karşılaştırılarak uluslararası tıp ve uluslararası tıpta uzmanlık öğrencilerinin mesleki Türkçe ihtiyaçları belirlenmiştir. Araştırmada genel olarak uluslararası tıp fakültesi ve uluslararası tıpta uzmanlık öğrencilerinin mesleğin icrasında genellikle iletişimsel dil becerilerine ihtiyaç duyduğu ve mesleki bağlamda dil becerilerini kullanmakta zorluklar yaşadığı tespit edilmiştir. Belirtilen öğrencilerin alan derslerinde, iletişimsel dil becerilerinin yanı sıra yazılı anlatım ve okuma becerilerinde de zorluklar yaşadığı görülmüştür. Genel amaçlı dil öğretimi bağlamında uygulanan yaklaşım, yöntem, teknik, program, ders izlenceleri ve ders malzemelerinin belirtilen öğrencilerin mesleki dil ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığı tespit edilmiştir. Belirli bir dil düzeyine gelen öğrencilere dil öğreticilerinin yanı sıra tıp alanında görev yapan öğretim elemanlarının da mesleki Türkçenin öğretimin planlanması süreçlerinde aktif olarak rol alması gerektiği saptanmıştır. Mesleki alanda iletişimin önünde engel olduğu/olacağı düşünülen kültürel ögelerin öğretilmesinin gerekli olduğu tespit edilmiştir. Tüm tespitlerden hareketle, tıp alanındaki her sınıf özelinde (lisans ve uzmanlık) ayrı ayrı uluslararası öğrenciler için mesleki dil ihtiyaçlarının belirlenmesi ve bu bağlamda öğretim programının, ders izlencelerinin, ders malzemelerinin, ölçme ve değerlendirme araçlarının hazırlanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Uluslararası öğrencilerYabancı dil eğitimiYabancı dil öğretimi+1
Kemal Mutlu
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı dönemi okçuluk terimleri ve deyimleri

Bu çalışmada, Osmanlı Türkçesiyle kaleme alınmış, literatürde kavsnâme başlığı altında değerlendirilen yazma eserlerin sahip olduğu okçuluk terim ve deyim söz varlığı ele alınmıştır. İlkin XV. - XIX. yüzyıllar arasını kapsayan yazma eserlerden bir korpus oluşturulmuştur. Bu korpusa ilk tercüme eser kabul edilen Umdetü'l-Mütenâsilîn, ilk telif eser kabul edilen Bahtiyârzâde Risâlesi, muhtevası itibarıyla korpusun en önemli eseri Telhîs-i Risâilâ't-ı Rumât ile birlikte toplam 20 farklı yazma eser ve bunların çok sayıda nüshaları alınmıştır. Çalışma 4 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ok çeşitleri, okun bölümleri ve temren çeşitleri üzerine derlenen terminoloji incelenmiştir. İkinci bölümde yay çeşitleri, yayın bölümleri ve kiriş çeşitleri ilgili derlenen terminoloji incelenmiştir. Üçüncü bölümde ok atışlarıyla ilgi terminoloji ve deyimler ayrı alt başlıklarda incelenmiştir. Dördüncü ve son bölümse çalışma boyunca madde başı olarak değerlendirilen okçuluk terim ve deyimlerin dizininden oluşmaktadır. Çalışmanın sonucunda, yaklaşık 5 asırlık bir dönemi kapsayan yazma eserlerin incelenmesiyle Türkçenin tarihsel terim ve deyim söz varlığına katkı sağlayacak veriler temin edilmiş, tarihi boyunca çok sayıda başka dille ve kültürle etkileşimde olan Türkçenin zengin söz varlığına Osmanlı Türkçe safhasından da çok sayıda terim ve deyim dâhil edilmiştir.

Enes Azbay
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Eski Türkçede avcılık terimleri

Bu çalışmanın amacı eski Türk diliyle yazılmış eserlerdeki söz varlığından hareketle, eski Türk topluluklarında avcılık faaliyetiyle ilgili birikimi ortaya çıkarmaktır. Çalışmada, konunun daha bütüncül bir şekilde anlaşılabilmesi için eski Türkler hakkında bilgiler veren yabancı kaynaklardan, Türklerin çizdiği düşünülen kaya resimlerindeki sahnelerden, ilgili dönemden izler barındıran Türklere ait mit ve destan gibi anlatılardan, Türklerin inançlarından da bahsedilmiştir. Bu çalışmada, ilk olarak Eski Türkçe dönemine ait eserler taranmış ve eserlerde geçen av ve avcılıkla ilgili kelimeler tespit edilerek kendi aralarında çeşitli konulara göre tasnif edilmiştir. Çalışmada avcılıkla ilgili tespit edilen sözcüklerin yer aldığı eserlerin transkripsiyonuna sadık kalınmıştır. Belirlenen avcılık terimlerinin daha bütüncül bir şekilde anlaşılabilmesi için eski Türk topluluklarının sosyal, iktisadî, dinî hayatlarına, bu hayat tarzlarında bulunan farklılıklara ve bunların avcılıkla olan karşılıklı etkileşimlerine de dikkat edilmiştir. Orhon, Uygur ve Kırgız dönemi kağanlık yazıtları, Budist ve Maniheist Uygurlara ait metinler ile ilk İslamî dönem Türkçe eserler taranarak avcılıkla ilgili terimler belirlenmiş, bu terimler çeşitli etimolojik sözlüklerde de incelenmiştir. Terimleri günümüzle ilişkilendirerek kültürel devamlılığı da gösterebilmek için gerek duyulduğu takdirde çağdaş Türk lehçelerinin sözlükleri de göz önünde bulundurulmuştur.

AvcılıkEski TürkçeSöz varlığı+1
Riza Tuncel
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde sağlık bilimleri kapsamında derlem tabanlı söz varlığı çalışması

Türkçenin söz varlığına yönelik çalışmalar bugüne kadar yapılmış olmakla birlikte alana özgü dili genel dilden ayırt eden anahtar sözcük listelerine rastlanılamamaktadır. Bunun yanı sıra sağlık bilimlerinin söz varlığına yönelik müstakil herhangi bir çalışma da alanyazında tespit edilememektedir. Özel amaçlı dil öğretiminin yeri ve öneminin genel kabul gördüğü günümüzde bu türden öğretim faaliyetlerinde kullanılacak sözcüklerin içgüdüsel olarak belirlenmesindense derlem tabanlı ve bilimsel yöntemlerle belirlenmesinin daha uygun olacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu bağlamda, bu çalışmada sağlık bilimleri alanında DergiPark internet sitesinde yayım yapan dergilerden en çok indirilen 5 derginin 2018-2023 yılları arasında yayımlanan sayılarından 90 tamsayı dosyası ile sağlık bilimleri alanında yayınlanmış 5 ders kitabı amaçlı örneklem yöntemiyle belirlenmiş ve bu dokümanlardan 7 milyondan fazla sözcükbirimden meydana gelen Sağlık Bilimleri Derlemi oluşturulmuştur. Oluşturulan derlem sıklık, yaygınlık ve anahtar sözcük puanı değerlerine göre incelenerek belirlenen kesme değerler uygulandıktan sonra elde edilen 1213 sözcüklük liste Sağlık Bilimlerinin Anahtar Sözcükleri Listesi (SBSL) olarak adlandırılmıştır. SBSL, alanyazında daha önce tespit edildiği üzere SBD'nin yaklaşık %22'sini oluşturmaktadır ve çoğunlukla isim ve sıfatlardan meydana gelmektedir. Listede 142 adet genel akademik sözcük olarak da değerlendirilebilecek sözcüğün bulunduğu tespit edilmiş, bu sözcükler sağlık bilimlerinde genel Türkçeden daha sık kullanıldığından listede tutulmasına karar verilmiştir. SBSL'nin sağlık bilimlerinde öğrenim görecek uluslararası öğrencilerin istifadesine sunmak üzere özel amaçlı dil öğretim programları oluşturulurken veya bu türden bir program için öğretim materyali oluştururken kullanmak üzere bir kaynak olarak değerlendirilebileceği düşünülmektedir.

Tunahan Demirbaş
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kuşak ve Yol Girişimi'nin Türkiye-Çin ilişkilerine etkisi

2013 yılında Xi Jinping tarafından önerilen "Kuşak ve Yol Girişimi" Çin'in artan ekonomik nüfuzunun küresel siyasi manzarayı da değiştirmekte olduğu konusunda kapsamlı bir veri sunmaktadır. Bir dış politika yaklaşımı olarak ele alınan bu girişim, Çin'in uluslararası sistemdeki konumunu da değiştirmektedir. Çin'in yeni dış politikası ile birlikte artan Avrasya ve Avrupa ilişkileri Çin'in değişim ve dönüşüm sürecini ortaya koymaktadır. Türkiye Cumhuriyeti ve Çin Halk Cumhuriyeti ilişkilerinin yönü ise ikili ilişkilerin geliştirilmesi konusunda atılacak adımlar sonucunda belirlenecektir. Bu çerçevede değerlendirilecek olursa, Kuşak ve Yol Girişimi birçok fırsat ve riski barındırırken, Türkiye ile Çin ilişkilerinin pozitif yönlü değişmesine de katkı sunacaktır. Türkiye'nin Orta Koridor Girişimi ile Kuşak ve Yol Girişimi arasındaki bağlantısallık üzerinden incelemelerde bulunulurken, uluslararası sistemde meydana gelen değişikliklerin ikili ilişkiler üzerindeki etkilerine de yer verilecektir. Bu girişim ile kara ve deniz güzergahında yapılması öngörülen yatırımların iki ülkenin kalkınmasına fırsatlar sunacağı değerlendirilmektedir. Bunun yanı sıra girişimin bölge ve dünya ülkeleri ile ilişkilerde birtakım riskleri de ortaya çıkartacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada Kuşak ve Yol Girişimi ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti ve Çin Halk Cumhuriyeti arasında gelişen dış politika ve gelişmesi mümkün olan dış politika senaryoları incelenmeye çalışılacaktır. Bu konu hakkında mevcut uluslararası ilişkiler literatüründe eksiklikler söz konusudur. Çalışma kapsamında girişimin iki ülke arasındaki ilişkileri geliştireceği hipotezi üzerinde durulacaktır. Nitel araştırma yöntemlerinden vaka analizi deseniyle yapılacak olan bu çalışmada veriler doküman analizi yöntemiyle elde edilecektir.

AsyaAsya Pasifik bölgesiBir Kuşak Bir Yol Projesi+6
Ece Yazıcı
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Okmeydanı Atıcılar Tekkesi örneğinde sosyo-kültürel yönleriyle Osmanlı okçuluğu: XVIII ve XIX. yüzyıllar

Okçuluk, Türk kültürünün en nev-i şahsına münhasır faaliyetlerinden bir tanesidir. Türk devlet felsefesi içinde bu faaliyetin askeri bir form olmasının ötesinde, hukuk ve diplomasi gibi alanlara da sirayet ettiği görülmektedir. 2019 yılında Geleneksel Türk Okçuluğunun UNESCO'nun "İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası" listesinde kendisine yer bulması, bu alana yönelik teveccühü ve buna paralel olarak da akademik yayın sayısını bir hayli artırmıştır. Ancak Türkiye'de okçuluk tarihine yönelik yapılan akademik çalışmaların genellikle okçuluğun kültürel ve teknik arka planlarına odaklandığı görülmektedir. Buna göre ok ve yay terimlerinin İslam öncesi Türk kültüründeki yeri ve önemi ile ilk yazılı kaynaklar ve çeşitli destanlarda hangi metaforlara karşılık geldiği en sık ele alınan konulardır. Bunun yanı sıra, okçuluğun dini yönünü ele alan çalışmalarla birlikte, okun ve yayın yapım aşamaları, imalat teknikleri, duruş, tutuş ve atış pozisyonları gibi konular enine boyuna tekrar tekrar çalışılmıştır. Bunların yanı sıra İstanbul'un çeşitli yerlerinde dikilen menzil taşları ve nişan taşlarının, Okmeydanı ve burada bulunan Atıcılar Tekkesi ile beraber, tarihi bir değer olarak korunması gerektiğine dair pek çok yayın da mevcuttur. Bu tez çalışmasında yukarıda bahsedilen cepheler haricinde kalan ve bu nedenle de literatürde bir boşluk olarak gördüğümüz Osmanlı okçuluğunun sosyal ve ekonomik arka planı ile okçuluğun icra edildiği kurumlar incelenerek, okçuluk bütüncül bir bakış açısıyla hem toplu bir iş kolu olması bakımından sektörel bir faaliyet, hem de işleyen bir müessese olması bakımından kurumsal bir faaliyet olarak ele alınacaktır. Sonuç olarak Osmanlı okçuluğunun tarihi kaynakları, üreticileri ve kurumları ayrı ayrı araştırılarak, Osmanlı Devleti'nde spora yönelik bakış açısının ne olduğu ve nasıl değiştiği, bir spor kulübünün nasıl işletildiği ve üretimde bulunan zanaatkârların nasıl yaşadıkları Osmanlı okçuluğu özelinde ortaya çıkartılacaktır. Bu perspektiften bakıldığında oluşturulan metin, haddizatında, bir yönüyle de Türk okçuluğunun XVIII. yüzyıldaki değişiminin ve XIX. yüzyıldaki inhitatının hikâyesidir.

Şükrü Şeçkin Anık
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Devletleri Teşkilatı'nın sosyal inşacı teori çerçevesinde analizi

Bu tez çalışmasında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)'nin 1991'de dağılmasının ardından bağımsızlıklarını ilan eden Türk Cumhuriyetleri; Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan ile Türkiye arasında Türk kimliği etrafında geliştirilen ilişkiler ele alınmıştır. İsmail Gaspıralı'nın "Dilde, Fikirde, İşte Birlik" ülküsü ile fikirsel altyapısını oluşturduğu ve 2009 Nahçıvan Anlaşmasıyla kurumsallaşma sürecini tamamlayan Türk Devletleri Teşkilatı bu ilişkilerin doruk noktasıdır. Bu çalışmada Türk Birliği idealinin ve bu yönde harcanan çabaların ilerleyen süreçlerde de bölgesel ve küresel ölçekte uluslararası ilişkilerin şekillenmesinde önemli bir rol oynayacağı değerlendirilmektedir. Uluslararası ilişkilerin anarşik yapısından yola çıkarak, uluslararası sistemi sadece maddi yapılar üzerinden ele alan Neo-Realist kuramın aksine sosyal inşacı kuram, uluslararası ilişkilerde sosyal ve fikirsel yapıların en az maddi yapılar kadar etkili olduğunu savunmaktadır. Sosyal inşacı yaklaşıma göre sistemdeki aktörlerce paylaşılan fikir, inanç ve değerler sistemi yapısal bir özellik gösterir ve sosyal-siyasal eylemler üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Paylaşılan ortak kimlik, kültür, inanç ve değerler sayesinde bir araya gelen Türk Cumhuriyetlerinin, Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde zirveler süreciyle başlayan ve yeni kurumlarla desteklenen entegrasyon süreçleri olumlu bir yapıya evrilmektedir. Bilim, kültür, eğitim, ekonomi, diplomatik, siyasî, hukukî alanlarındaki ilişkiler ve iş birlikleri sosyal inşacı teorinin sadece maddi yapılar değil, fikirlerden ve ülkülerden doğan yapılar da uluslararası alanda egemen devletleri belli oluşumların içerisinde oynadıkları rol itibariyle ulusal çıkarlarını yeniden belirlemeye yönlendirebileceği iddiasını doğrulamaktadır. Bu tezin temel savı uluslararası ilişkilerde sosyal inşacı bakış açısından yola çıkarak, Türk Devletleri Teşkilatı'na üye olan Türk Devletleri'nin Teşkilat bünyesinde mevcut olan ve süreç içerisinde oluşturulacak iş birliği yapıları çerçevesinde uluslararası alanda ulusal çıkarlarını ortaklaşa belirleyebilecekleri bir aşamaya gelmelerinin mümkün olacağı yönündedir.

Gaspıralı İsmailMilli kimlikSiyasi tarih+7
Gizem Coşkun
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kafkas İslam Ordusu: Kuruluş, teşkilatlanma ve operasyonlar

1917'deki Rus ihtilallerinin Kafkasya'ya yansımaları, Kafkasyalı Türklerin yeni siyasal düzen arayışları ve yaşanılan zorlukların aşılmasında Osmanlı Devleti'nin izlediği askeri siyaset, bu çalışmanın başlıca araştırma konusunu oluşturmaktadır. Konuyla ilgili arşiv belgeleri, ana kaynaklar, hatıratlar ve yayımlanmış belgeler koleksiyonları araştırmanın başlıca kaynak envanterini teşkil etmektedir. Konu karşılaştırmalı tarih yöntemi ile araştırılmış ve inşa edilen metin sorgulayıcı üslupta yazılmıştır. Araştırma sırasında ulaşılan bulgulara göre, Osmanlı entelektüel muhitinin en yakın coğrafyadaki Türklerin kurtarılmasıyla ilgili Birinci Dünya Savaşı öncesinde ileri sürdüğü teorik öneriler, Rus ihtilallerinden sonra Osmanlı Devleti'nin kapsamlı Kafkasya siyasetine dönüştü. Yeni siyaset çerçevesinde oluşturulması gündeme gelen teşkilat, gayrinizami ve nizami olmak üzere, iki aşamadan geçti. Kafkasya'ya izam edilen Binbaşı Hasan Ruşeni'nin esaretten firar eden Türk subayları ve askerlerinin katılımıyla oluşturduğu gayrinizami teşkilat, Bakü Eyaleti genelinde Bolşevikler ve Taşnaklarla mücadelede başarısız oldu (Aralık 1917-Mart 1918). Kafkasya'dan gönderilen temsilcilerin daveti üzerine oluşturulması hızlandırılan nizami teşkilat ise kuruluş, operasyonlar ve tasfiye süreçlerinden geçti (Mart 1918-Ocak 1919). İstanbul'daki kuruluş döneminde nizami teşkilatın karargâhı ile üç fırkası teşkil edildi ve Enver Paşa'nın kardeşi Nuri Paşa da bu teşkilatın komutanı tayin edildi (Mart-Mayıs 1918). Nuri Paşa'nın kurmay heyetiyle gittiği coğrafyada yerel teşkilatın henüz oluşum aşamasında bulunmasından dolayı Azerbaycan'a 5 kafile halinde 3 fırka takviye kuvveti gönderildi (Haziran-Eylül 1918). Bahsedilen kıtaatın katılımıyla yapılan operasyonlar üç aşamalı oldu. İlk aşamada Bolşevikler ile Taşnakların oluşturduğu Kızıl Kolordu ile savaşıldı, Gökçay ile Kuba, Cevat ve Şamahı kazaları kurtarıldı (Haziran-Temmuz 1918). İkinci aşamada İngilizlerin destekledikleri sağ ihtilalci örgütlerle Taşnakların oluşturduğu Diktatörlük Ordusu ile savaşıldı ve Bakü kazası ile şehir merkezi gerçek sahiplerine iade olundu (Ağustos-Eylül 1918). Üçüncü aşamada Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü tehdit eden Karabağ'daki unsurlar kısmen kontrol altına alındı. Güneydeki Rus yerleşimcilerin dizginlenmesine ve Zengezur'daki Ermeni ekspansiyonizminin engellenmesine ise vakit yetmedi. Sonuç itibariyle Birinci Dünya Savaşı'nda yenilenlerin safında bulunmanın bedeli olarak imzalanan mütarekenin 11. ve 15. maddeleri gereğince, Bakü muharebe cephesindeki kazanımlardan tamamen vazgeçildi ve Kafkasya'daki Türk kıtaatı peyderpey ana vatana döndü (Kasım 1918-Ocak 1919).

AzerbaycanGüney KafkasyaKafkas Cephesi+5
Gıyas Şüküroğlu
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kavramsal metafor kuramına dayalı metafor öğretimi

Bu çalışma, yabancı dil olarak Türkçe öğretimi kapsamında yer alan metafor öğretimi / öğrenimi problemine yönelik kavramsal metafor kuramına dayalı bir öğretimin geliştirilmesini ve uygulanmasını amaçlamaktadır. Burada araştırma probleminin çözümüne yönelik bir süreç izlenmesinden dolayı çalışma, nitel yöntemlerden eylem araştırması desenine sahiptir. Bu çalışmada öncelikli olarak problem durumu ortaya konmuş, sonrasında kavramsal metafor öğretimi için araştırmacı tarafından planlanan öğretim uygulaması gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın veri toplama aşaması uygulama öncesi, uygulama sırası ve uygulama sonrası olmak üzere üç aşamadan oluşturularak gözlem, görüşme ve doküman analizi şeklinde çoklu veri toplama yoluna gidilmiştir. Bu veriler ise yabancı dil olarak Türkçe ders materyali, B2 seviyesindeki 25 öğrenci ve 7 öğretim elemanından hareketle elde edilmiştir. Uygulama öncesi aşamada problemin tespiti için ilgili ders materyali incelenmiş, çalışma grubuna metafor sınavı uygulanmış ve öğretim elemanlarıyla görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bunun ardından uygulama sırasında araştırmacının geliştirdiği öğretim etkinlikleri uygulanarak araştırmacı ve öğrenciler tarafından araştırma günlükleri tutulmuştur. Ayrıca bu aşamada gözlem yapmak üzere dersler kayıt altına alınmıştır. Son olarak sürecin değerlendirilmesi adına, uygulama sonrasında metafor sınavı tekrar uygulanarak öncesi metafor sınavıyla karşılaştırılmış ve öğrencilerle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda elde edilen tüm veriler içerik analizi ile detaylı şekilde incelenmiş ve araştırma bulgularına ulaşılmıştır. Sonuç olarak kavramsal metafor kuramına dayalı metafor öğretiminin, kavramsallaştırmadaki sistematik yapıyı içermesinden dolayı, yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde metaforları anlama, yorumlama ve üretme kazanımları açısından oldukça etkili olduğu ve öğrencilerin metaforik yeterliliklerine katkı sağladığı görülmüştür.

Kavramsal metafor kuramıTürkçeTürkçe eğitimi+2
Mesout Kalın Salı
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkçede karşıolgusallık

Karşıolgusal olarak etiketlenebilecek cümlelerde temelde iki anlam iletilmektedir: Birincisi, cümledeki olay veya durumun gerçekleşmediği (yani bir olgu olmadığı), ikincisi ise cümledeki ilgili olay veya durumun tam tersinin gerçekleştiğidir (yani bir olgu olduğudur). Bir başka deyişle konuşur karşıolgusal bir cümle ürettiğinde önvarsayımsal olarak cümledeki olay veya durumun tersinin gerçekleştiğini iletmiş olur. Karşıolgusallık alanyazında öncelikle karşıolgusal koşul cümleleri çerçevesinde ele alınagelse de, koşul cümlesi olmayıp karşıolgusallık ileten cümleler de bulunmaktadır. Bununla birlikte varsayımda bulunan ve varsayımda bulunmayan karşıolgusal cümle-lerden de bahsetmek mümkündür. Karşıolgusallık bu çalışmada sadece koşul cümleleri çerçevesinde ele alınmamış, koşul cümlesi olan ve olmayan karşıolgusal cümlelerle birlikte varsayımda bulunan ve bulunmayan karşıolgusal cümleler bütüncül bir biçim-de incelenmiştir. Bu tez çalışmasında öncelikle karşıolgusal cümlelerin türleri belirlenmiştir. Bu türler; konuşurun doğrudan varsayımda bulunup bulunmadığına, bir varsayımın sonuçlarını tahmin edip etmediğine bakılarak tespit edilmiştir. Buna göre A1 cümleleri doğrudan varsayımda bulunan, A2 cümleleri de doğrudan varsayımda bulunmamakla birlikte bunu örtük bir biçimde yapan cümlelerdir. Her iki cümleden sonra karşıolgusal olay ve durumların spekülatif sonuçları hakkında tahmin ve yorumlarda bulunan B cümleleri gelebilir. B cümleleri herhangi bir A1 veya A2 cümlesi olmadan da üretilebilir. Çalışmada bu üç cümle türünün kendi alt türleri de ayrıca incelenmiş, kullanılan işaretleyiciler tespit edilmiştir. Bununla birlikte en önemli A1 > B ilişkisi olan karşıolgusal koşul cümleleri üzerinde daha detaylı bir inceleme yapılmış, bunu yapabilmek için koşul cümlelerinin sınıflandırılması da gerekli görülmüştür. Çalışma boyunca karşıolgusallık hakkındaki genel tartışma başlıkları da tanıtılmış ve bazıları için çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır.

Faik Utkan Denizer
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde düşünceyi geliştirme eğitiminin yazma becerisine etkisi

Dilleri işlevsel kılan söz varlıkları, kalıp ifadeleri ve yapılarıdır. İnsanlar ana dili öğrenirken bunlarla doğal yolla tanışır. Yabancı bir dille duygu ve düşüncelerini ifade ederken ana dili kullanımından edindikleri katkılar sunsa da yeni dilin söz varlıkları, kalıp ifadeleri ve yapılarını öğrenmek gerekir. Düşünceyi geliştirme yolları bu noktada kullanabilecek tekniklerden oluşur. Yazma ve konuşma sürecinde kullanılan temel bileşenlerden biri düşünceyi geliştirme yollarıdır. Yabancı dil olarak Türkçe öğrenenlerin düşünceyi geliştirme yolları konusunda eğitilmeleri, yazılı ve sözlü anlatım becerilerinin gelişmesine katkı sağlayabilir. Araştırmanın amacı, yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde düşünceyi geliştirme eğitiminin yazma becerisine etkisini belirlemektir. Araştırmada nicel ve nitel yöntemin birlikte kullanılmasıyla kapsamlı bir analizin oluşturulması hedeflenmiştir. Çalışmada ön test-son test kontrol grubu deseni kullanılmıştır. Öğrenicilerin yazılı anlatımdaki durumları yazılı ürünleri incelenerek tespit edileceği için betimsel tarama modelinden yararlanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2018-2019 eğitim öğretim yılında Gazi Üniversitesi TÖMER'de öğrenim gören B2 düzeyindeki 40 öğrenicidir. Araştırmanın ham verilerini öğrenicilerin ön uygulama ve son uygulamada yazdıkları metinler oluşturmaktadır. Deney ve kontrol grubu öğrenicileri yansız atama ile ayrılmıştır. Ön uygulama uzman görüşlerine uygun seçilen konulardan bir metin yazdırılarak oluşturulmuştur. Deney grubuna 7 hafta süreyle düşünceyi geliştirme yolları eğitimi verilmiştir. Bu sürede kontrol grubuna konuyla ilgili herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Uygulamalardan sonra iki gruba da son uygulama olarak yine yazı yazdırılmıştır. Öğrenicilerin ön uygulama ve son uygulamada yazdıkları metinler, araştırmanın alt problemleri doğrultusunda nicel ve nitel olarak analiz edilmiştir. Analiz aşamasında "Düşünceyi Geliştirme Yolları Formu", "Metin Uzunluğu Formu" ve "Tutarlılık Değerlendirme Ölçeği"nden yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda, düşünceyi geliştirme yolları eğitiminin verildiği deney grubunun ön uygulama metinleriyle son uygulama metinleri arasında düşünceyi geliştirme yolları kullanımı ve metin tutarlılığı başarısı konusunda artış olduğu, düşünceyi geliştirme yolları kullanımının metin uzunluğuna etkisi olmadığı belirlenmiştir. Deney ve kontrol gruplarının ilk ve son yazılarında en çok kullandığı düşünceyi geliştirme tekniği karşılaştırma, en az kullandığı teknik ise tanık göstermedir. Düşünceyi geliştirme eğitimi sonucunda ise deney grubunun son uygulama metinlerinde, düşünceyi geliştirme yollarının her birinin kullanımında artış olmuştur. Bu sonuçlar doğrultusunda yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanı için; öğretim programı, öğretim elemanı, materyal, ölçme ve değerlendirme ile bu alandaki araştırmacılar boyutlarında öneriler sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi, yazma becerisi, düşünceyi geliştirme yolları.

Düşünceyi geliştirme yollarıTürkçeTürkçe eğitimi+5
Sezgi Dalioğlu
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk soylulara Türkiye Türkçesi öğretimi: Yesevi Türkçe öğretim seti örneği

Türk Soylulara Türkiye Türkçesi Öğretimi: Yesevi Türkçe Öğretim Seti Örneği başlıklı bu tez çalışmasında Türk soylulara Türkiye Türkçesi öğretimine yönelik hazırlanan Yesevi Türkçe Öğretim Seti, Türkiye Türkleri ile Türk soylular arasında dil ve kültür alanında bulunan benzer ve ortak ögelerden ne ölçüde yararlanıldığı açısından incelenmiştir. Türk Cumhuriyetlerinde Türkçeye olan ilgi günden güne artmaktadır. Türkiye'nin uluslararası alanda yükselen değerinin, ekonomi alanındaki gelişmelerin de bunda payı büyüktür. 1993 yılından itibaren Büyük Öğrenci Projesi kapsamında Türk Cumhuriyetlerinden birçok öğrencinin Türkiye'ye gelmesi sağlanmıştır. Son yıllarda YTB burslusu olarak ya da kendi imkânları ile Türk soylu öğrenciler, eğitim için Türkiye'ye gelmeye devam etmekte ve birçoğu, bölümlerinde okumaya başlamadan önce TÖMER'lerde eğitim görmektedirler. Bu bağlamda "Türkiye Türklerinin ve Türk soylu/dilli topluluklarının dil ve kültür alanında ortak ögelere sahip olması, Türk soylulara Türkiye Türkçesi öğretimini hızlandırarak sürecin daha verimli ilerlemesi için bir avantaja dönüştürülebilir mi?" sorusu, üzerinde tartışılması gereken bir konudur. Bu doğrultuda çalışmada Türk dilleri arasında yapısal düzeydeki ve söz varlığındaki benzerliklere, Türk dilli/soylu topluluklar arasındaki kültürel ortaklıklara Yesevi Türkçe Öğretim Seti'nde ne ölçüde yer verildiği ve bu ortaklıkların Türk soylulara Türkiye Türkçesi öğretim süreçlerini olumlu yönde etkileyecek biçimde kullanılıp kullanılmadığı ele alınmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında Türkiye Türkçesi ile Türk lehçeleri arasında bulunan tipolojik ve Türkiye Türkleri ile Türk soylular arasında bulunan kültürel ortaklıklarla ilgili ölçütler belirlenmiştir. Söz konusu ölçütler çerçevesinde incelenen Yesevi Türkçe Öğretim Seti'nden doküman analizi yöntemi ile elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları; incelenen öğretim setinde tipolojik ortaklıklara yönelik ögelerin öğretmen kılavuz kitaplarında, öneri ve uyarı bölümlerinde, öğreticinin lehçe bilgisine sahip olduğu varsayılarak öğreticiyi yönlendirecek nitelikte kullanıldığını, ders ve çalışma kitaplarında ise dil bilgisi konu anlatımlarında, metinlerde ve etkinliklerde hedef kitleye sezdirilecek düzeyde kullanılmadığını göstermiştir. Kültürel ortaklıklara ilişkin ögelere ise ders ve çalışma kitaplarında, kısmen öğretmen kılavuz kitaplarında yer verildiğini ve bu ögelerin hedef kitlede Türk dünyasının kültürel ortaklıkları konusunda farkındalık oluşturmak ve Türk soylulara Türkiye Türkçesi öğretiminin verimliliğini artırmak amacıyla kullanıldığını göstermiştir.

Ders kitaplarıDış TürklerKültürel ögeler+7
Yasmin Terzioğlu
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Pallas'ın Zoographia Rosso-Asiatica'sında Türkçe ve Moğolca hayvan adları

1741-1811 yılları arasında yaşamış olan Alman asıllı zoolog ve bitki bilimci Peter Simon Pallas, 18. yüzyıl sonlarında Rus coğrafyasına yaptığı seyahatleri sırasında çok çeşitli hayvan türlerini derleyerek Zoographia-Rosso-Asiatica (1811-1831) isimli eserini yayımlamıştır. Pallas bu eserinde 875 farklı hayvan türünü başta memeliler, kuşlar, sürüngenler ve balıklar olmak üzere alt sınıflara ayırmak suretiyle sınıflandırmış, her bir türün başta Latince, İngilizce, Fransızca ve Rusçası olmak üzere farklı dillerdeki karşılıklarına yer vermiştir. Bu diller içerisinde araştırmamızın asıl konusu olan Altay dil ailesine mensup diller de bulunmaktadır. Bunlardan Tatarca ve lehçeleri, Yakutça, Kırgızca, Başkurtça, Çuvaşça, Özbekçe, Kazakça, Hakasça ve lehçeleri, Tuvaca, Tofaca, Teleüt ağzı, Kumukça ve Nogayca Türk dillerine; Buryatça, Kalmukça ve Dagurca da Moğolcaya mensup dillerdir. Bu çalışmanın konusu, Pallas'ın 18. yüzyılda Rus coğrafyasından derlediği hayvan adlarından Türk ve Moğol dillerine ait olanların incelenmesidir. Çalışmada Türkçe hayvan adlarının tarihi ve modern Türk dillerindeki karşılıklarına yer verilmiş, varsa bunların Moğol dillerindeki karşılıkları da belirtilmiştir. Çalışmanın amacı, Pallas'ın 18. yüzyılda Rus coğrafyasından derlediği hayvan adlarından Türk ve Moğol dillerine ait olanların kökenlerini incelemek ve Altay dil araştırmalarına katkıda bulunmaktır. Çalışmada tüm hayvan türleri Türkiye Türkçesindeki karşılıklarına göre sıralanmış, aynı zamanda Pallas'ın taksonomik adlandırması ile günümüzde kabul edilen taksonomik adları belirtilmiştir. Bu bakımdan değerlendirildiğinde çalışmanın biyoloji bilimine de katkı sağlaması beklenmektedir.

Hayvan adlarıMoğolcaPallas, Peter Simon+2
Başak Perçin Bostan
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde televizyon dili: Öncelikli söz varlığı derlemi

Bu tez çalışmasının kuramsal temelleri, AOÖÇ'de sosyal aktörler olarak görülen yabancı dil öğrenicilerinin hedef dilde iletişim kurabilmeleri ve sosyal görevleri yerine getirebilmelerinin ön koşulunun hedef dilin konuşulduğu kültüre ve dolayısıyla kültürün en önemli yansıtıcılarından biri olan sözlü dil unsurlarına hâkim olmalarını gerektiği düşüncesine dayanmaktadır. Çalışmada, televizyon dilinin sözlü dilin bir temsili olduğu varsayımından yola çıkılmış ve oluşturulacak bir televizyon dili derleminden hareketle sözlü dilin sözcük sıklığının ve sözlü dile ilişkin toplumdilbilimsel göstergelerin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, 2021 yılında her ayın ilk haftasına ait izlenme verilerine göre en çok izlenen programlar belirlenmiş ve bu programlardan izlenme dağılımlarına göre alınmış olan 890 parçadan oluşan 19 saat 46 dakikalık program kesiti deşifre edilmiştir. Deşifre işlemi sonucunda 446.254 sözcükten oluşan Televizyon Dili Derlemi (TDD) oluşturulmuştur. Bu derlem, Sketch Engine adlı çevrimiçi derlem analiz uygulaması vasıtasıyla analiz edilmiştir. Çalışmada ilk olarak sıklık analizi yapılmıştır. Sıklık düzeyi en yüksek ilk 2000 sözcük listelenmiş ve sözcük türü dağılımı açısından incelenmiştir. Sonrasında "Televizyon Dili Derlemi Sözlü Dili Ne Ölçüde Yansıtmaktadır?" sorusuna cevap aramak amacıyla, sıklık listesi bir başka sözlü dil temelli söz varlığı çalışması olan Aşık'ın (2007) sıklık listesiyle karşılaştırılmış ve listeler arasında %65 oranında ortak sözcük tespit edilmiştir. İki liste arasındaki farklılıkların ise çoğunlukla ölçüt farklılıklarından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Çalışmanın sonraki aşamasında, TDD'den sıklığı 10'un üzerinde olan 2-3 Gram bağımlı dizimleri çekilerek listelenmiştir. Bağımlı dizimler, dildeki kalıplaşmış birimler ve sözlü dile özgü söylem belirleyiciler açısından incelenip yorumlanmıştır. Sonraki aşamada, derlemden seçilen 2 dizi kesiti sözlü dilin kültürel kodlarının ortaya koyulabilmesi için toplumdilbilimsel göstergeler bakımından yorumlanmıştır. Çalışmanın en son aşamasında ise, sıklık listesinde bulunmayan ama televizyon diline dair önemli göstergeler olan dilsel sapmalar, yabancı sözcükler ve argo kullanımları ayrıca tartışılmıştır.

Kelime sıklığı
Ayşe Mutluay
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde sıfat-fiiller

Bu çalışmada yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde zorluk yaşanan yapılardan biri olan sıfat-fiil konusu ele alınmıştır. Dört bölümden oluşan çalışmamızın birinci bölümünde genel hatlarıyla dil bilgisi öğretimine yer verilmiştir. Öncelikle dil öğretim yaklaşımlarının bu konuya karşı tutumları incelenerek yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde dil bilgisinin önemi vurgulanmıştır. Bu bölümde ayrıca Diller İçin Avrupa Ortak Öneriler Çerçevesi Metni'nde dil bilgisinin yeri araştırılmış ve bu metindeki tanımlayıcılardan hareketle sıfat-fiillerin hangi seviyede öğretilebileceği üzerinde durulmuştur. Çalışmamızın ikinci bölümünde, alanda yaygın olarak kullanılan üç ders kitabı hakkında bilgi verilmiş ve bu kitaplar doküman incelemesi yöntemiyle taranarak sıfat-fiillerin hangi seviyelerde nasıl işlendiği ortaya konulmuştur. Çalışmamızın üçüncü bölümünde sıfat-fiil tanımları verildikten sonra bu eklerin öğretimine yönelik bir sıralama yapılmış ve ilgili yapı hazırlanan etkinliklerle pekiştirilmiştir. Bunun yanı sıra sıfat-fiil eklerinin isim görevinde kullanılmasına da değinilmiştir. Çalışmamızın son bölümü sıfat-fiil ekleriyle kalıplaşmaya ayrılmıştır. Bu bölümde kalıcı isim konusu tartışmaya açılmış ve ders kitaplarında bu başlık altında verilen örnekler içeriğe uygunluk açısından değerlendirilmiştir. Çalışmamızın sonucunda ders kitaplarında sıfat-fiil konusuyla ilgili terim, ek, seviye farklılıkların olduğu ve içeriğe uygun olmayan örneklerin yer aldığı tespit edilerek bunlarla ilgili öneriler sunulmuştur.

Dil bilgisiDil bilgisi-sıfat-eylemTürkçe+4
Nursel Köksal
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı dil olarak Türkçe öğrenen gürcü öğrencilere sıfat-fiil eklerinin öğretimi

Gürcüce ve Türkçe arasındaki yapısal farklılıklar, Gürcü öğrencilerin genel olarak Türkçe öğrenim süreçlerinde, özelde de açık veya örtük dil bilgisi öğretiminde ve öğreniminde karşılaşılan zorlukların sebeplerinden biri olmaktadır. Tezde, konuyla ilgili çeşitli dil bilgisel sorunlar arasından, sıfat-fiil eklerinin öğretimi ve öğrenimi ele alındı. Tezin amacı, Gürcistan'da yabancı dil olarak Türkçe öğrenen Gürcü öğrencilerin sıfat-fiil eklerinin öğreniminde karşılaştıkları zorlukları ortaya koymak; bu zorlukların giderilmesi için sıfat-fiil eklerinin öğretimiyle ilgili, çeşitli materyaller ve çözüm önerileri sunmaktır. Tez kapsamında, Gürcistan'daki Batum Şota Rustaveli Devlet Üniversitesinde, Türkoloji bölümünde eğitim gören 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin katılımıyla, öğrencilerilerin söz konusu bağlamda karşılaştıkları zorluklara ve yapmış oldukları yanlışlara dair uygulamalar gerçekleştirilerek veri toplanmıştır. Verilerden de yararlanarak, öğrencilerin sıfat-fiil eklerinin kullanımında karşılaştıkları sorunlar ve bu sorunların sebepleri belirlenmeye çalışılmıştır. Tezde, son olarak, belirlenmiş sorunlara ve sorunların sebeplerine dayalı çözüm ve sıfat-fiil eklerinin öğretiminde kullanılabilecek materyal önerileri sunulmuştur.

Dil bilgisi-eylemDil bilgisi-sıfatDil öğretimi+6
Megi Manvelidze
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2019
00