17
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Depo performans ölçümüne yönelik bir model önerisi
Günümüzde lojistik işletmeler için, rekabet koşullarına ayak uydurmak ve müşteri taleplerini karşılamak zorlu bir süreç olarak değerlendirilmektedir. Sebebi ise değişen ticari koşullar ve buna bağlı olarak müşteri taleplerinin değişken olmasıdır. Lojistik işletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmeleri için ticari süreçlere ayak uydurması ve müşteri taleplerinin karşılanması gerekmektedir. Lojistik faaliyetlerin işletmelere olan maliyet etkisi de göz ardı edilemeyecek seviyelerdedir. Lojistik işletmelerde nakliyeden sonra en yüksek maliyet ve çevresel etki sebebi depolama fonksiyonudur. Depolarda yürütülen faaliyetlerin etkinliği ve verimliliği ile lojistik faaliyet süreçlerinde kısalma ve lojistik maliyetlerde azalma meydana gelecektir. Lojistik depoların işletme maliyetlerini düşürebilmek için sektördeki yöneticilere ve tüm işletme çalışanlarına büyük görevler düşmektedir. Depolarda, hedeflenen başarı kriterlerini sağlayabilmek için çalışanların tüm depolama operasyonlarında yüksek performans sergilemeleri gerekmektedir. Lojistik depolarda yürütülen faaliyetlerin verimli ve yüksek performanslı olarak gerçekleştirilmesini sağlayabilmek ayrıca lojistik ve depo yöneticilerine yol gösterebilmek için çalışma gerçekleştirilmiştir. Söz konusu çalışmada lojistik depolarda performans ölçümü için belirlenen kriterler arasından en önemli kriterleri belirlemek ve kriterleri önem derecesine göre sıralayarak bir model önerisi sunulması amaçlanmıştır. Birinci bölümde lojistik kavramından ve tarihsel gelişiminden bahsedilmiştir. Ardından gerçekleştirilen lojistik faaliyetlere değinilmiştir. Lojistik faaliyetler arasında önemli bir yeri olan depoların çeşitlerinden, özelliklerinden ve fonksiyonlarından bahsedilmiştir. İkinci bölümde lojistik ve performans kavramları açıklanmış ve öneminden bahsedilmiştir. Gerçekleştirilen literatür taraması ile lojistik depo performans kriterleri incelenmiş ve lojistik depo performansı konulu çalışmalara değinilmiştir. Ardından çalışmada kullanılan depo performans kriterleri belirlenmiş olup, kriterler hiyerarşik olarak yapılandırılmıştır. Üçüncü bölümde ise araştırmanın amacı olan lojistik depolarda yürütülen temel faaliyetlere yönelik olarak belirlenen performans kriterlerinin değerlendirilmesi için çalışmaya özel olarak veri toplama formu hazırlanmıştır. İstanbul ilinde faaliyet gösteren lojistik işletmelerin depo yöneticilerinden oluşan 7 kişiden veri toplama formu aracılığı ile veriler elde edilmiştir. Elde edilen verilerin Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) ile tutarlılıkları belirlenmiş ve 2 kişinin verilerinde tutarsızlık tespit edilmiştir. Ardından 5 kişiden elde edilen veriler doğrultusunda Best Worst Method (BWM) ile gerçekleştirilen analizi sonucunda verimlilik ana kriterinin diğerlerinden önemli olduğu, zaman ana kriteri başlığı altında bulunan sipariş toplama sürecinin, kalite ana kriteri altında bulunan fiziksel envanter doğruluğu, maliyet ana kriteri altında bulunan sipariş işleme maliyeti ve verimlilik ana kriteri altında bulunan işçilik verimliliği kriterleri en önemli kriterler olarak belirlenmiş ve diğer kriterlerin de birbirlerine göre olan ağırlıkları tespit edilmiş ve bir model önerisi sunulmuştur.
Ulaştırma hizmetleri alanında beceri eğitimi gören öğrencilerin deneyimsel öğrenmeye ilişkin algı ve tatmin düzeylerini etkileyen faktörleri belirlemeye yönelik bir araştırma
Mesleki ve teknik eğitimin önemi, ülkemizde her geçen gün daha fazla artarak devam etmektedir. Ülkemizdeki bütün kurumların ''meslek lisesi memleket meselesi'' felsefesi ile yapmış oldukları çalışmaların tamamı, ülke insanının mesleki eğitime bakış açısının farklılaşmasını sağlamaktadır. OECD verilerine göre gelişmiş ülke kategorisinde bulunan ülkelere bakıldığında mesleki eğitim bütün eğitim sistemi içerisinde ciddi bir orana sahiptir. Ülkemizde son yıllarda bu konuda yapılan çalışmalar incelendiğinde, mesleki ve teknik liselerde ders içeriğinden uygulama faaliyetlerine, yurt içi stajdan yurt dışı staja kadar birçok niteliksel çalışmanın olduğu görülmektedir. Ülkemizin mesleki anlamda nitelikli ara eleman ihtiyacını karşılamak üzere kurulan mesleki eğitim sistemi, bu hedefini gerçekleştirmekle birlikte, yükseköğrenime devam etmek isteyen öğrencilerin yetişmesinde de önemli rol oynamaktadır. Mesleki ve teknik eğitimin en önemli mihenk taşları, öğrencilerin sektörle tanıştığı, deneyim kazandığı ve teorik bilgileri pratiğe dönüştürdüğü süreçlerdir. Bu süreçler öğrencilerin işletmelerde mesleki eğitim gördüğü zaman aralığı içerisinde gerçekleşmektedir. İşletmelerde beceri eğitimi gören öğrenciler, daha önce kazanmış oldukları bilgi ve becerileri uygulamada kullanarak, tecrübe aktarımı ile deneyimsel öğrenmeyi gerçekleştirmektedir. Bu çalışmanın amacı; ulaştırma hizmetleri alanında beceri eğitimi gören öğrencilerin deneyimsel öğrenmeye ilişkin algı ve tatmin düzeylerini etkileyen faktörleri belirleme ve sonrasında ihtiyaç duyulan hususları ortaya koymaktır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öğrenme kuramları yüzeysel açıklanırken, Kolb'un ileri sürdüğü deneyimsel öğrenme tarzı detaylı olarak açıklanmıştır. İkinci bölümde, özellikle ulaştırma hizmetleri alanı temel alınarak Türkiye'nin mesleki ve teknik alt yapısı incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, öğrenciler için beş bölüm ve 61 maddeden oluşan bir ölçek hazırlanmıştır. Araştırma bulgularının incelenmesinde nicel analiz yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde, IBM SPSS 22 (Statistical Package For The Social Sciences) paket programı kullanılmıştır. Dördüncü bölümde ise, elde edilen bilgiler çerçevesinde sonuç ve öneriler paylaşılarak çalışma tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Mesleki ve Teknik Eğitim, Ulaştırma Hizmetleri, Öğrenme Kuramları, Deneyimsel Öğrenme Tarzı, SPSS
Hava kargo gelir optimizasyonu; Turkish Cargo uygulaması
Global ticaretin hızla ilerlediği, ülkeler arası ticari sınırların kalktığı günümüzde hızlı ve güvenli taşımaya olan ihtiyacın artmasıyla beraber hava kargo taşımacılığının da önemi giderek artmaktadır. Hava kargo taşıyıcıları da kısıtlı kapasitelerini maksimum doluluk ve gelir ile icra ederek optimal karlılık seviyesine erişmeye çalışmaktadırlar.Bu çalışmada bir hava kargo taşıyıcısı şirketinin belirlenen bir destinasyonu için tonaj tahminlemesi ile bir gelir optimizasyon çalışması yapılmıştır.
Sınıflandırılmış müşteri grupları ile akıllı müşteri ilişkileri yönetimi stratejileri geliştirmek için bir model önerisi
Günümüzde havayolu endüstrisinin birçok zorlukla mücadele ettiği bilinmektedir. Maliyetleri düşürmek, dalgalanan talebi yönetmek, üstün müşteri memnuniyeti ve çeşitli müşteri gruplarının ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken sıkı Müşteri İlişkileri Yönetimi çalışmalarına ayak uydurmaları ön plana çıkmıştır. Birçok kuruluş müşteri ilişkilerini, şikayetlerini hala iş hayatının hoş olmayan bir gerçeği olarak değil, aynı zamanda bu endişeleri zaman ve para kaybı olarak görmektedir. MİY kavramı müşterilerin ihtiyaç ve önceliklerinin doğru anlaşılmasından doğan fırsatlardan vazgeçmek istemeyen firmalarda önemli bir rol üstlenmiştir. Müşteri merkezli bir strateji sunan MİY şirketlerin tekliflerini rakiplerinden farklılaştırmaları için önemli bir unsur olarak kabul edilmektedir. Bu çalışma etkin bir düzeyde sağlanan müşteri ilişkileri yönetiminin sağladığı avantajları, farklı müşteri gruplarının bu faliyetler doğrultusunda gerçekleşen memnuniyet düzeyleri 4 aşamalı bir karar verme yöntemi ile araştırılmaktadır. Bu kapsamda Azerbaycan Havayolları deneyimi yaşayan yolcularla bir anket gerçekleştirilmiştir. Toplam 383 kişiye gerçekleştirilen analiz sonuçlarına göre işletmelerin önemli olarak gördüğü kilit müşteriler dışında, sıradan müşterilerin ihtiyaçlarının isteğe uygun karşılanması durumunda yüksek düzeyde müşteri memnuniyeti sağlanabileceği ortaya çıkmıştır. Ayrıca analize dahil edilmiş olan Veri Zarflama ve Analitik Hiyerarşi Prosesi sayesinde müşteriler gruplandırılmış ve belli müşteri gruplarına göre stratejiler önerilmiştir. MİY stratejileri uygun şekilde yapılandırılmış ve uygulanmışsa, havayolları açısından süreç verimliliği ve gelir artışına, yolcular açısından ise somut faydalara yol açabileceğini göstermektedir.
Küresel havayolu işbirliklerinin yolcu satın alma kararı üzerindeki etkisinde algılanan marka imajının rolü: Havayolu yolcuları üzerinde araştırma
Günümüzde örgütlerin yönetim yapıları, rekabet biçimleri ve işletmelerin faaliyet sahaları küreselleşme süreciyle birlikle şekillenmektedir. Bu yüzden hızlı biçimde gelişen ve değişen pazar koşulları, dinamik değişimlere kayıtsız kalınmasının mümkün olmadığı bu sektörde havayolu işletmelerine yerel pazarın dışında da faaliyet gösterme zorunluluğunu hissettirmektedir. Rekabetin yoğun olarak yaşandığı havacılık sektöründe işletmeler pazarda kalıcı olabilmek adına farklı stratejiler geliştirerek türlü çözümler üretmektedir. Bu çözümlerden biri olarak havayolu işletmeleri stratejik birleşmeler ile yeni pazar alternatifleri ve mevcut hizmetlerine yenilikler getirmekte, böylece küresel ölçekte büyümenin avantajlarından yararlanmaktadır. Bu tez; küresel havayolu işbirliklerinin sağladığı avantajlar ile gelişen ve değişim gösteren faaliyetlerin yolcu satın alma kararı üzerindeki etkisini ve havayolu işletmelerinin yarattığı marka imajı algısına karşı yolcuların tutumları ile satın alma kararı arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Bu kapsamda, küresel havayolu işbirliklerine üye olan havayolu işletmesinin hizmetinden faydalanan yolcuların yaşadığı yolculuk deneyimleri analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, küresel havayolu işbirliklerine üye olmanın ve de algılanan marka imajının yolcu satın alma kararı üzerindeki etkisine ilişkin tespit yapabilmek için elde edilen bulgular yorumlanmıştır. Bu bağlamda, havacılık sektöründe hâkimiyet kurmak için rekabet eden havayolu işletmelerine öneriler sunulmaktadır.
Öğrencilerin alan derslerindeki başarısının işletmelerde iş yeterliliklerine etkisi: Meslek liselerinde ulaştırma hizmetleri alanı lojistik dalında eğitim gören öğrenciler üzerinde bir araştırma
Mesleki ve teknik eğitim ülkemizin nitelikli iş gücünün yetiştirilmesinde sosyal ve ekonomik kalkınmaya destek vererek önemli bir görevi yerine getirmektedir. Bu anlamda mesleki eğitim veren mesleki ve teknik liseler toplumun geneline yönelik olarak ihtiyaçları karşılayan öğrenme ortamlarının bulunduğu, iş piyasasının ihtiyaçlarını karşılayabilecek nitelikte eğitim veren okullar olarak görülmektedir. Bu çalışmanın amacı ulaştırma hizmetleri alanında eğitim gören meslek lisesi son sınıf öğrencilerinin alan derslerindeki başarıları ile lojistik mesleğine karşı tutumlarının işletmelerdeki iş yeterliliklerine etkisini ölçerek alanla ilgili iyileştirilmesi gerekli görülen noktalara değinmektir. Bu çalışmada yöntem olarak ulaştırma hizmetleri alanında eğitim gören lojistik öğrencilerine ve eğitici personele iki farklı türde hazırlanmış anket uygulanmıştır. Öğrenciler için 30 maddeden oluşan tutum ölçeği anketi ve eğitici personel için 32 maddeden oluşan gözlem kontrol formu anketi hazırlanmıştır. Araştırma bulgularının analizinde nicel analiz yöntemine başvurulmuştur. Elde edilen veriler SPSS programında değerlendirilerek sonuçlar ortaya konmuştur. Sonuç olarak ulaştırma hizmetleri alanında okuyan öğrencilerin mesleğe ilişkin tutumlarının orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin mesleğe ilişkin tutum ve akademik başarılarının işletmelerdeki iş yeterliliğini etkilemediği sonucuna varılmıştır. Ortaya çıkan bu sonuç araştırmaya katılanların orta düzeyde bir akademik başarıya sahip olmalarına bağlanmıştır.
Havacılıkta insan faktörü, ekip kaynak yönetimi ve Türk uçucu ekiplerin ekip kaynak yönetimi performansı açısından değerlendirilmesi
Bu tez çalışmasında Uçuş Ekibi Kaynak Yönetimi (CRM) kapsamında genel çapta ve işbirliği ve iletişim, liderlik, iş yükü yönetimi, otomasyon yönetimi, durumsal farkındalık ve karar verme alt boyutları bazında Türk uçuş ekiplerinin performanslarını yine Türk pilotlarının gözünden değerlendirmek ve Türk pilotların kişisel özellikleri ile konuya yaklaşımları arasında bir ilişkinin var olup olmadığını ortaya koymak amacıyla sivil havacılık pilotlarının (yardımcı, kaptan ve kontrol pilotları) katılımıyla bir anket çalışması yapılmış olup bu araştırmanın modeli ve bulguları ile istatistiksel veri analizi sonuçlarına ve yorumlarına yer verilmektedir.
Lojistik köylerin gelişimi ve Türkiye'deki lojistik köylerin değerlendirilmesi
Lojistik yönetimi, ürünlerin, hizmetlerin ve bilginin, üretildiği ilk çıkış noktası ile son kullanımının gerçekleştirildiği tüketim noktası arasındaki çift yönlü akışı ve bu akış sırasında yerine getirilmesi gereken faaliyetlerin yönetimi olarak tanımlanabilir. Lojistik askeri ihtiyaçlardan doğmasına rağmen gündelik yaşantımızın her aşamasında kendine yer edinmiştir. Özellikle küresel ticaretin vazgeçilemez unsuru olan lojistik yönetimi zor faaliyetleri içeren karmaşık bir süreçtir. Ülke ekonomilerine ve işletmelerin verimliliğine direkt olarak katkı sağlamasıyla dikkatleri ve yatırımları da üzerine çekmiştir. Lojistik sektörü teknoloji ile paralel olarak endüstri 4.0'ın da etkisiyle hızla gelişmeye ve dönüşmeye devam etmektedir. Lojistik köyler, lojistik faaliyetlerin etkin ve verimli bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için, intermodal ve multimodal taşımacılığına uygun, bu faaliyetlerin şehirlerde yarattığı olumsuz etkileri en aza indirilmesini sağlayan merkezlerdir. İlk örneklerinin Amerika'da kurulmasıyla başlayan lojistik köy uygulamaları 1960'lı yıllarla birlikte Avrupa'ya oradan da dünyaya yayılmıştır. Türkiye ise ilk lojistik köyünü 2007 yılında hizmete açmıştır. Türkiye'de devlet politikaları kapsamında 21 lojistik köy kurulması planlanmış bunlardan 9 tanesi hizmete açılmıştır. Söz konusu tez çalışmasında Türkiye'de faaliyette olan İstanbul (Halkalı), İzmit (Köseköy), Balıkesir (Gökköy), Samsun (Gelemen), Eskişehir (Hasanbey), Uşak, Denizli (Kaklık) ve Kahramanmaraş (Türkoğlu) lojistik köyleri örnek olay analiz yöntemi ile değerlendirilmiştir. Değerlendirmede lojistik köylerin büyüklükleri, konumları, taşıma modlarıyla olan bağlantıları ve taşınan yük miktarları göz önünde bulundurulmuştur. Bu lojistik köyler bahsedilen kriterler açısından çalışmada yer alan Amerika ve Avrupa'daki lojistik köylerle ve birbirleriyle karşılaştırılmış, güçlü ve zayıf yönleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Lojistik, Lojistik Yönetimi, Lojistik Köy.
Tersine lojistik hizmeti veren işletmelerin sorumluluğu açısından taşınan eşyanın niteliği: Örnek olay incelemeleri
Bu tezin temel amacı, Türkiye'de lojistik sektörü içerisinde hizmet veren lojistik işletmelerinin, tersine lojistiğe dair faaliyetlerini yürütürken ortaya çıkan sorunlarına dikkat çekmek, bu sorunların neler olabileceğinin tespit edilmesi, hukuksal bakış açısı ile bu sorunlara dair işletmelerin sorumluluğunun varsa ne olduğunun tespit edilmesi, bu tespitler ışığında elde edilecek sonuçlar ile bu sonuçlara ilişkin önerilerin sunulmasıdır. Lojistik işletmelerinin sorumlulukları tüm lojistik süreçlerde veya taşıma türlerinde farklılık gösterebilmektedir. Özellikle taşınan yüklerin cins, tür, boyut, ağırlık, kondisyon gibi nitelikleri; taşıyıcının sorumluluğunu doğrudan etkileyen faktörler arasındadır. Tezin ilk bölümünde kısaca lojistik kavramı ve kapsamının yanı sıra, lojistiğin neden önemli olduğu, Dünya ve Türkiye'deki durumu, ülkenin mevcut durumu ile dünyada lojistik sektörü açısından ideal konumda bulunan firmaların kıyaslanması, lojistik yönetimi ve temel unsurlarının neler olduğu üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise tezin temel konusunu oluşturan Tersine Lojistik kavramı, normal bir lojistik süreçten farklılığının neler olduğu, kapsamı ve neden uygulama alanı bulduğu üzerinde durulmaktadır. Ayrıca tersine lojistiğin, hangi süreçlerde uygulama alanı olduğunu ifade eden Tersine Lojistik Uygulama Süreçleri ile günümüzde bu süreçlerde uygulanan temel tersine lojistik faaliyetlerinin neler olduğu açıklanmıştır. Tüm bu kriterler açıklanırken Tersine Lojistik alanında çeşitli değerlendirmelerde bulunulmuş ve literatürdeki örnek Tersine Lojistik faaliyetleri de incelenmiştir. Bölümün son kısmında ise Lojistik unsurlardan taşımanın neden en önemli kriter olduğu, Tersine Lojistik ile lojistik yönetimi unsurları ve taşıma unsuru ile ilişkisi üzerinde durulmuştur. Üçüncü ve son bölümde, araştırmanın amacı ve kapsamı hususlarına yer verilmiştir. Araştırma yöntemi olarak nitel araştırma yöntemlerinden örnek olay incelemeleri uygulama alanı bulmuştur. Bunun en büyük sebebi Türk Ticaret Mahkemeleri ve Tüketici Mahkemelerine yapılan incelemeler neticesinde lojistik işletmelerin normal lojistik süreçlerdeki sorumluluk sınırları ile tersine lojistik süreçlerindeki sorumlulukları arasında tespit edilen farklılıkların detaylıca ortaya koyulmasıdır. Son bölüm kapsamında taşıma hukukuna giriş niteliğinde, lojistik işletmelerinin sorumluluğu, zarar, hasar, zıya gibi kavramların tanımlamaları yapılmış; tersine lojistik alanında uygulama alanı bulan kamu ve özel hukuk süreçlerine yer verilmiştir. Araştırmada, ikinci bölümde tanımlanan tersine lojistik aktivitelerinin her birine yönelik oluşturulmuş örnek olaylar ve bu olaylara göre taşıyıcıların sorumlu olacağı tazminat tutarlarının nasıl hesaplanacağı konularında değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Türkiye'deki havalimanlarının sürdürülebilirlik uygulamalarının AHP yöntemi ile değerlendirilmesi
Havalimanı sürdürülebilirlik sıralamalarının öğrenilmeye çalışıldığı bu çalışmada havalimanı işletme performanslarının ve havalimanlarının bulundukları bölgelere sağladığı toplumsal faydaların arttırılması amaçlanmıştır. Yapılan literatür araştırması neticesinde sürdürülebilirlik kriterlerinden oluşan hiyerarşik bir havalimanı sürdürülebilirliği modeli oluşturulmuştur. Bu model dört ana sürdürülebilirlik kriteri, dokuz ikinci derece ve 36 alt sürdürülebilirlik kriterinden oluşmaktadır. Havalimanı Sürdürülebilirlik modelinde havalimanında çalışmakta olan yönetici ve çalışanlara Analitik Hiyerarşi Süreci ve İdeal Çözüme olan Uzaklığı ile Alternatif Seçim Tekniği (TOPSIS) yöntemlerinin uygulandığı anketler uygulanmıştır. Konunun uzmanlarının görüşleri ile havalimanları sıralanmıştır. Anketler Atatürk, Sabiha Gökçen, Adana, Esenboğa ve Gaziantep Havalimanları için gerçekleştirilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre havalimanı işletilmesi ile doğrudan ilgili olan kriterlerin (emniyet ve acil durum yönetimi, erişilebilirlik, mania kontrolü) önem dereceleri yüksek çıkarken havalimanının neden olduğu çevresel sorunların azaltılmasına yönelik kriterlerin (hava kalitesi, verimli enerji kullanımı, verimli su kullanımı) önem dereceleri daha düşük bulunmuştur. Ayrıca sürdürülebilirlik kriterlerine göre yapılan sıralama sonuçlarına göre Sabiha Gökçen Havalimanı ilk sırada yer alırken, Adana Havalimanı'nın sıralamada son sırada olduğu bulunmuştur.
Mobil uygulamaların şehir içi toplu taşımada kullanımı ve toplu taşıma kullanıcıları tarafından kabulü
Bu araştırmada, toplu taşıma kullanan tüketicilerin mobil toplu taşıma uygulamalarını benimseme süreçlerinde etkili olabilecek algılarının tespit edilmesi, bu algıların kendi arasındaki ilişkilerinin ve bu ilişkilerin tüketicilerin söz konusu uygulamalara dair tutumları ve kullanma niyetleri üzerindeki etkilerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Araştırma kapsamında, veri toplama sürecinde çevrimiçi anket yöntemi ile 392 kişilik örneklem büyüklüğüne ulaşılmıştır. Çalışmada kullanılan ölçeklerin geçerlilik ve güvenilirlikleri sağlanmıştır. Araştırma modelinin geçerliliği için keşfedici faktör analizi, ölçüm modelinin geçerliliği için ise doğrulayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Yapısal model ile yapılan yol analizinde ise gizil değişkenler arası ilişkilere bakılmış, hipotezlerin doğruluğu test edilmiştir. Araştırmanın sonucunda sosyal etki ve tutumun kullanma niyeti üzerinde; sosyal etki, algılanan mobilite ve algılanan faydanın tutum üzerinde pozitif yönde ve anlamlı bir etkisi bulunmuştur. Diğer taraftan, algılanan kullanım kolaylığının tutumu doğrudan etkilemediği görülmüştür. Ayrıca, algılanan mobilite ve algılanan kullanım kolaylığının algılanan faydayı; sosyal etki ve algılanan mobilitenin algılanan kullanım kolaylığını pozitif yönde ve anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Sosyal etkinin ise algılanan faydayı doğrudan etkilemediği görülmüştür.
Ulaştırma sektöründe akıllı ulaştırma sistemlerinin etkinliğini arttırmaya yönelik bir model önerisi
Türkiye'de ulaştırma sektöründe yaşanmakta olan sorunlar insanlara, ülke ekonomisine ve çevreye büyük boyutlarda zarar vermektedir. Meydana gelen trafik kazalarında her gün onlarca insan hayatını kaybetmekte, sakat kalmakta, uzun süren tedaviler ve tamiratlar için milli servet harcanmaktadır. Trafik yoğunluğu, sıkışıklık ve hava kirliliği doğayı ve insanları olumsuz etkilemektedir. Karşılaşılan bu problemleri ortadan kaldırmak, emniyetli, etkin, izlenebilir, sürdürülebilir ve sonuçta yönetilebilir bir ulaşım altyapısı oluşturmak maksadıyla; ulaştırma sektörü bileşenlerinin akıllı ulaşım sistemleriyle entegrasyonunu sağlayacak ve etkinliğini arttıracak, multimodal yapıyla tek çatı altında yönetilmesine yönelik bir model önerisinde bulunulmuştur.
Lojistik sektöründeki gelişmenin ekonomik büyümeye etkisi: Karşılaştırmalı bir analiz
Küreselleşmenin yardımı ile hızla gelişen ülke ekonomileri ülkeler arası rekabette öne çıkabilmek adına yeni dinamiklere ihtiyaç duymaya başlamışlardır. Bu durum lojistik sektörünün ülke ekonomisine destek veren bir sektör olarak öne çıkmasına olanak tanımıştır. Bu nedenle günümüzün gelişmekte olan ülkeleri lojistik sektörlerinin gelişmesine ve iyileşmesine kayda değer bir önem vermektedirler. Bu çalışma ayrıntılı bir literatür incelemesi ışığında belirlenen, Türkiye ve BRICS ülkelerine ait 1999 – 2017 yıllarını kapsayan veriler ışığında vektör otoregresif (VAR) analizi yardımı ile ekonomik büyümenin lojistik gelişmeyle olan karşılıklı ilişkisini incelemeyi hedeflemektedir. Çalışmanın temel hipotezi "lojistik sektöründeki gelişmeler ile ekonomik büyüme arasında karşılıklı bir olumlu etki olduğu" yönündedir. Diğer bir ifadeyle çalışma lojistik gelişmeler ekonomik büyümeyi etkilerken, ekonomik büyümenin de lojistik gelişmeleri desteklediğini savunmaktadır.
Uluslararası denizyolu taşımacılığının Türkiye dış ticaretine etkisinin analizi ve diğer taşıma modlarıyla rekabeti
Bu çalışma, denizyolu taşımacılığının diğer taşıma modlarıyla rekabetine değinerek, ülke ekonomisinde oynadığı rolü göstermek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bunun için öncelikle uluslararası ticarette lojistik sektörünün önemi incelenmiş ve denizyolu başta olmak üzere taşıma sistemlerinin ticareti boyutu karşılaştırılmıştır. Taşımacılığın düzenlenmesinde önemli yere sahip ulaştırma politikalarına da birinci bölümde değinilmiştir. İkinci bölümde tamamıyla denizyolu taşımacılığı incelenmiştir. Denizyolu taşımacılığının temel bileşenleri, Türkiye esas alınarak detaylandırılmıştır. Son bölümde ise dış ticarette yoğunlukla kullanılan denizyolu taşımacılığının ülke ekonomisine etkilerini açıklamak doğrultusunda STATA paket programının kullanıldığı bir çalışma gerçekleştirilmiş ve seçilen makroekonomik değişkenler ile denizcilik sektöründen elde edilen veri setleri kullanılarak seçilen üç ülke için panel veri analizi yapılmıştır.
E-ticaret sektöründe e-lojistik uygulamaları: Bir işletme örneği
Teknolojinin gelişimi birçok alanda işletmelere ve kişilere kolaylık sağlamıştır. Bu alanlardan biri, internet kullanımının artması ile birlikte gelişen e-ticaret sektörüdür. İşletmeler ve kişiler, e-ticaret sayesinde mesafeler uzak olsa bile alışveriş yapabilmektedir. E-ticaret ile yapılan alışverişlerin tamamlanabilmesi için tıpkı geleneksel ticarette olduğu gibi lojistik süreçlere ihtiyaç duyulmaktadır. Lojistik süreçlerin de teknolojik gelişmelerden etkilenmesi sonucu, süreçlerin daha kolay yönetilmesini ve zaman tasarrufu sağlayacak e-lojistik uygulamaları ortaya çıkmıştır. Ticaretin dijital ortamda yapıldığı işletmelerde e-lojistik kullanımı kaçınılmazdır. Bu çalışmada, e-ticaret işletmelerindeki e-lojistik uygulamalarının verimliliği ve oluşan aksaklıkların hangi sebeplerden kaynaklandığı belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca sipariş teslim süresi, depo verimliliği, hizmet kalitesi ve e-lojistiğin işletmelere sağlayabileceği avantajlar konusunda araştırma yapılmıştır. Araştırmanın amacına uygun olarak sektörde faaliyet gösteren bir işletmede inceleme yapılmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda ise işletmenin e-lojistik kullanım amaçları; uygun depo maliyetleri, bilgi akışının hızlandırılması, tüketici – işletme arasındaki koordinasyonun yüksek derecede sağlanması olup, sonuçlara bakıldığında ise sonuçlar ile amaçlar arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler : Lojistik, E-Ticaret, E-Lojistik, E-Lojistik uygulamaları
Bozulabilir ürün üreten işletmelerin taşıyıcı seçiminde kullandıkları kriterlerin ve önem derecelerinin belirlenmesine yönelik bir araştırma
Soğuk zincir lojistiğinin önemi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de giderek artmaktadır. Özellikle gıda maddeleri ve tıbbi ürünler gibi insan sağlığını doğrudan etkileyen ürünlerin müşteri talepleri doğrultusunda uygun şartlar altında temin edilmesi ve dağıtımının yapılması, tüm soğuk zincir sürecinin yüksek düzeyde kalite standartlarına sahip olarak yönetimini zorunlu kılmıştır. Bu sebeple üretici işletmeler, bozulabilir durumda olan ürünlerini istenilen koşullar altında müşterilerine ulaştıracak profesyonel hizmet sağlayan taşıyıcılara ihtiyaç duymuşlardır. Ancak taşıyıcı işletmenin seçimi, soğuk zincir faktörü ele alındığında birçok üretici işletme tarafından daha da karmaşık bir süreç olarak algılanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, gün geçtikçe artan gıda talebi dikkate alındığında, gıda üretimi yapan işletmelerin, yurt içi gıda dağıtımı yapan taşıyıcı işletme seçiminde göz önünde bulundurdukları kriterlerin, uzman görüşü anketleri neticesinde ulaşılan veriler kullanılarak önem derecelerinin saptanmasıdır. Çalışmanın bir ve ikinci bölümlerinde öncelikle bozulabilir ürün, soğuk zincir, lojistik ve taşıyıcı seçimi kavramları detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Üçüncü bölümde seçim problemlerinde sıkça tercih edilen ve tez uygulamasında kullanılan çoklu karar verme yöntemlerinden biri olan Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Ardından, yurt içi gıda dağıtımı yapan taşıyıcı işletme seçiminde kullanılan kriterlerin belirlenmesi ve sonrasında belirlenen bu kriterlerin önem derecelerinin saptanmasına yönelik olarak on beş uzmanın görüşünün alındığı çalışma yürütülmüştür. Çalışmada yurt içi gıda dağıtımı yapan taşıyıcı işletme seçimi için öncelikle, bağımsız değerlendiricilerden gelen yanıtlar kullanılarak kriterlerin ikili karşılaştırması yapılmıştır. Sonrasında AHP yönteminin adımlarının uygulanması ile kriterlerin ağırlıkları belirlenmiştir. Sonuç kısmında bu ağırlıkların yüzdelikleri hesaplanmış ve yapılan değerlendirmeler neticesinde sırasıyla, taşıma ve depolama maliyeti kriteri en önemli kriter, zamanında dağıtım performansı ikinci, müşteri hizmetleri ve güvenilirlik üçüncü, işletmenin itibarı dördüncü, tecrübe beşinci, soğuk zincir işlemlerinin yenilik ve etkinliği altıncı, izleme ve takip için bilgi teknolojileri uygulamaları yedinci, finansal durum sekizinci, ağ yönetimi dokuzuncu ve empati ise sonuncu önemli kriter olarak belirlenmiştir.
Karayolu ve demiryolu ile tehlikeli madde taşımacılığında kullanılan belgelerin taşıma sürecine etkisi
Sanayileşmenin dünya üzerinde yükselen bir ivme izlemesi, tehlikeli maddelerin kullanımını ve bir yerden diğer bir yere taşınmasını da arttırmıştır. Dünya üzerinde bir çok ülke tehlikeli maddelerin taşımasını denizyolu, karayolu, havayolu ve demiryolu gibi çeşitli taşıma modları ile gerçekleştirmektedir. Bu tez çalışmasında; tehlikeli maddelerin sınıflandırılması, karayolu ve demiryolu ile taşınması esnasında kullanılan belgeler, yürürlükte olan konvansiyonlar, yönetmelik veya yönergeler ile getirilen düzenlemeler incelenmiştir. Tehlikeli maddelerin muhteviyatı gereği çevreye ve insan sağlığına zarar riski taşıması, bu maddelerin taşınma sürecinde uyulması gereken prosedürlerde tarafların daha dikkatli olmasını gerektirmektedir. Bu tez ile tehlikeli madde taşımacılığı sürecinin belirlenmesi, ürünleri taşıma sürecinde ilgili taraflarca kullanılan belgelerin sürece ne gibi bir etkisi olduğunun tespit edilmesi amaçlanmıştır. Böylelikle talep edilen belgelerin yeterli, az veya fazla olup olmadığı, bu belgelerin hazırlanması ve sunumunda ortaya çıkan sorunlar belirlenerek öneri geliştirilmesi hedeflenmiştir.