
1,096
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Sosyal sermaye ile finansal performans arasındaki ilişki ve bu ilişkide uluslararası çeşitlenmenin aracılık etkisi: Türkiye'deki işletme grupları örneği
Bu tezde, temelde sosyal sermaye ile finansal performans arasındaki ilişki, Türk işletme grupları bağlamında açıklanmaya çalışılmaktadır. Çalışma, iki değişken arasındaki doğrudan etkinin yanı sıra uluslararası çeşitlenme düzeyinin aracılık etkisine de kanıt aramaktadır. Bu amaçla, sosyal sermayenin finansal performans üzerindeki etkisinin ne kadarlık bir kısmının uluslararası çeşitlenme derecesi üzerinden gerçeklemiş olabileceği açığa çıkartılmaya çalışılmaktadır. Bahsedilen bu ilişkiler, Borsa İstanbul'da (BIST) işlem gören ve bir işletme grubuna bağlı işletmelerden oluşan örneklem üzerinde analiz edilmiştir. Toplamda 15 işletme grubuna bağlı 74 bağlı işletmenin verilerinden oluşan bir veri seti kullanılmıştır. Çalışmanın geneli sosyal sermaye ve ağ yazınını temel almaktadır. İşlem maliyetleri ve kaynak bağımlılığı kuramlarının birlikte kullanıldığı araştırmanın ilk modelinde sosyal sermayenin bağlı işletmelerin finansal performansları üzerindeki doğrudan etkisi araştırılarak, bağlı işletmelerin finansal performans farklılıklarının sebebi ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Analiz bulguları, merkeziyet derecesi üzerinden ölçülen sosyal sermayenin, finansal performans üzerinde etkili olduğuna kanıt oluşturmaktadır. Güçlü bağlardan oluşan ağ yapılarının finansal performans üzerindeki etkisine dair ise anlamlı ilişkiler gözlenmemiştir. Merkeziyet derecesi ve güçlü bağlardan oluşan ağ yapıları üzerinden ölçülen sosyal sermayenin uluslararası çeşitlenme düzeyi üzerindeki etkisinin araştırıldığı ikinci modelde ise istatistiksel olarak anlamlı ilişkilere rastlanmamıştır. Aslında bu sonucun da etkisi ile, sosyal sermayenin finansal performans üzerindeki etkisinde uluslararası çeşitlenmenin aracılık etkisinin araştırıldığı bütünsel model ise anlamlı bir etki ortaya koymamaktadır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Sermaye, Finansal Performans, İşletme Grupları
Toplu taşıma ağları üzerinde güzergâh optimizasyonu problemine en az aktarım odaklı bir çözüm yaklaşımı
Bu çalışmada, toplu ulaşım ağları üzerinde yolculuk planlama problemi için yeni bir algoritma geliştirilmiştir. TUR olarak adlandırılan yeni algoritma, problemi en az aktarımlı çözümler üretmeye odaklanarak ele almakta ve bir yolculuğu aktarım sayısı ile birlikte varış zamanına göre optimize etmektedir. TUR algoritmasında, literatürdeki CSA ve RAPTOR yöntemlerinde olduğu gibi ağ, bir graf olarak değil, algoritma için tasarlanan özel veri yapılarıyla ele alınmıştır. Londra, İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa şehirleri toplu ulaşım verileri kullanılarak üretilen algoritma çözümleri, gerçek dünya uygulamalarıyla karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma sonuçları, algoritmanın gerçek dünya uygulamalarıyla benzer sonuçlar ürettiğini göstermiştir. Çözüm karşılaştırmalarının ardından TUR algoritmasının sorgulama performansı test edilmiş ve algoritmanın, aynı optimizasyon kriterlerini kullanan ön işlem adımsız algoritmalardan yaklaşık 4 kat daha hızlı olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: TUR, en kısa yol algoritmaları, toplu ulaşım, yolculuk planlama
45 nolu Kırım kadı sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi
Osmanlı devletinin en önemli yargı organı şer'i mahkemelerdir. Bu mahkemelerde görülen davaların tutulduğu deftere şer'iye sicili denilmektedir. Kadılar tarafından tutulan şer'iye sicilleri konuları bakımından çeşitlilik göstermektedir. Siciller tutuldukları bölge halkının günlük yaşamı, gayrimenkul, giyecek ve yiyecek fiyatları, etnik yapısı, bölgenin yer isimleri gibi daha birçok bilgiyi tespit etmemizi sağlamaktadır. Bu bakımdan şer'iye sicilleri sosyal ve iktisadi alanında çalışma yapan araştırmacıların başvurduğu en önemli kaynaklardan biri olmuştur. Bu çalışmada 45 Nolu Kırım Kadı Sicili transkripsiyonu ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Değerlendirme ve transkripsiyon sonucunda Kırım'ın 1713-1715 dönemine ait sosyal ve iktisadi alanındaki durumun aydınlatılması amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda tereke, alacak verecek, vekâlet ve vasi tayini, mülk alım satımı, asayiş (yaralanma, darp, cinayet) ve sulh davaları analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, Kırım'da yer alan coğrafi yer isimlerinden kullanılan eşya türlerine, ölçü birimlerinden üretilen tarım ürünlerine, ticarette kullanılan para çeşitlerinden köle ticaretine kadar pek çok konuda bilgi ortaya konulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Kırım, Kadı sicili, tereke,
Trabzon şer'iye sicillerine göre 1115-1133/1703-1721 yılları arasında Trabzon eyaleti'nde yaşanan asayiş olayları
Şer'iye sicilleri XV. asrın ortalarından XX. yüzyılın ilk çeyreğine kadarki Osmanlı tarihi hakkında yeni ve önemli bilgilere ışık tutabilecek belgelerdir. Bu belgeler siyasi tarihin yanında askeri, sosyal, iktisadi ve şehir tarihi hakkında da çok büyük bilgileri araştırmacılara sunmaktadır. Biz de sicillerden hareketle 1703-1721 yılları arasında Trabzon'da halk arasında yaşanan, adi suçlar olarak adlandırabileceğimiz darp, yaralama, hırsızlık gibi suçları inceleyerek, XVIII. Yüzyılın ilk çeyreğinde Trabzon şehri örneği üzerinden Osmanlı toplumunun nasıl bir halde olduğunu göstermek istedik. Bunu yaparken de çalışmamızı üç bölüme ayırdık. Birinci bölümde bir İslam devletinde hangi suçların ne şekilde cezalandırılacağını ve suçların kaça ayrıldığını izah ettik. İkinci bölümümüzde Osmanlı ceza hukukun diğer kaynaklarını açıkladık. Ayrıca şer'iye mahkemesindeki yargılama sürecini de sicillerden örneklerle ortaya koymaya çalıştık. Üçüncü ve son bölümümüzde 1703-1721 tarihleri arasındaki sicil kayıtlarına göre Trabzon'da yaşanmış olan asayiş vakalarını başlıklar halinde ayırarak yorumladık. İncelediğimiz sicillerdeki asayiş olaylarını sayılarını çeşitlerine göre ayırıp grafiklerle yansıttık. Elde edilen verilerle diğer bölgelere ait asayiş çalışmalarını mukayese ettiğimizde de XVIII. yüzyılın başlarında Trabzon Eyaleti'nde suç oranının bu bölgelerle nicelik ve nitelik olarak benzer olduğunu gördük. Anahtar Kelimeler: Trabzon, Suç ve Ceza, Asayiş, Şer'iye Sicilleri.
Trabzon eyaleti'nde kırsal yerleşim: Yomra nahiyesi örneği (1461-1682)
Doğu Karadeniz'de tipik bir Osmanlı nahiyesi olan Yomra, fetih öncesi (1461) "Yemora" (Gêmôrá) ismiyle anılmakta ve yöre nüfusu tamamen gayrimüslimlerden oluşmaktaydı. Osmanlılarla birlikte bu küçük kırsal yörenin nüfus ve yerleşim yapısında önemli bir değişim süreci başladı ve yöre nüfusunun dini ve etnik kompozisyonu büyük bir dönüşüm geçirdi. Bu tezin başlıca amacı 1461-1682 yılları arasında Yomra Nahiyesi nüfusunun dini ve etnik yapısında meydana gelen bu dönüşüm sürecini tarihi evreleri ile incelemek ve açıklamaktır. Bunun için yörenin dini ve etnik yapısına dair XVI. asır Trabzon tapu-tahrir defterleri, kadı sicilleri ve XVII. asır mufassal avarız ve cizye defterlerindeki kayıtlı bütün veri değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Çalışma dört ayrı bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde; tarihi kaynaklar, problematikler ve hipotez ve tezin yöntemi tanıtılmış ayrıca Osmanlı demografi tarihi, Anadolu ve Doğu Karadeniz Bölgesi'nin kırsal nüfusu üzerine eğilen çalışmalar değerlendirilmiştir. Ardından Yomra Nahiyesi'nin coğrafik özellikleri ile yörenin tarihi geçmişi hakkında ilgili literatür ve Osmanlı kaynakları ışığında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde ise 1461-1682 yılları arasında yöredeki yeni demografik gelişmeler, nahiyenin yerleşim yapısı, nüfusu ve etnik ve dini kompozisyonu incelenmiştir. Çalışmanın en önemli kısmı olan son bölümünde XVI. asrın sonundan XVII. asrın son çeyreğine yörenin etnik ve dini dönüşümüne değinilerek nüfus yapısını etkileyen gelişmelerle ilgili bulgular ve bunların boyutları incelenilmiştir. Farklı Osmanlı kaynaklarından derlenen bütün veriler XV-XVI. asırların Yomra Nahiyesi nüfusunda meydana gelen etnik ve dini dönüşümün yalnızca ilk safhasını teşkil ettiğini göstermektedir. Sonuç olarak, çalışma, bütün Osmanlı kaynaklarından derlenen veriler ışığında, XVII. yüzyılda vuku bulmuş ciddi sorunlar ve nahiyenin etnik ve dini dönüşümü arasında tarihi bir paralellik ve neden-sonuç ilişkisi bulunduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Yomra Nahiyesi, Yerleşim, Nüfus Yapısı, Dini ve etnik dönüşüm, On Yedinci Yüzyıl.
Kırım krizi ve uluslararası aktörlerin krize yaklaşımları
Bölgesel krizler, Soğuk Savaşın bitmesinin ardından Amerika'nın liderliğine soyunduğu tek kutuplu sistemde uluslararası aktörlerin yeni çatışma alanları olmuştur. Bu çatışmalar devletlerarasında doğrudan savaş niteliğinde olmayıp, ya bir devletin ekonomik veya diplomatik yaptırım uygulamasıyla gerçekleşmekte ya da bir uluslararası örgütün şemsiyesi altında verilen mücadeleler olmaktadır. Çalışmamızda da yerelliğinden sıyrılıp bölgeselleşen hatta uluslararası sistemi tümüyle etkileyen Kırım krizi değerlendirilmiştir. Kırım'ın uluslararası aktörler için önemi, aktörlerin neden ve nasıl bu sürece dahil oldukları, kriz sırasında ve sonrasındaki tutumları, uygulamaya koyabildikleri yaptırımları ayrıntılı olarak anlatılmaya çalışılmıştır. Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğünün savunulması çerçevesinde bireysel çıkarların düşünülerek uluslararası aktörlerce uygulanabilen ve uygulanamayan yaptırım kararları, genel olarak sürece bakış açıları anlatılmıştır. Krizin baş aktörü Rusya, Ukrayna'daki kaostan yararlanıp, uluslararası hukuku ihlal ederek kendi toprağı olduğunu düşündüğü Kırım'ın ilhak sürecini başlatmıştır. Bu süreç Kırım'ın referanduma gitmesi yoluyla başlatıldığı için, Rusya bu durumun Kırım'ın kendi kararı olduğunu savunarak başlattığı ilhak sürecini bitirmek isterken, hemen hemen tüm uluslararası aktörlerin büyük tepkileriyle karşılaşmıştır. Başta ABD, NATO, AB olmak üzere birçok uluslararası aktör Rusya'ya karşı sert söylemlerde bulunmuş, bazı ekonomik yaptırımlar uygulamaya koymuşlardır. NATO, AB, BM ise çeşitli toplantılar yaparak Rusya'ya karşı yaptırım kararları almışlar, Kırım'daki referandumu tanımayacaklarını ve ilhakı yasal bulmadıklarını ifade etmişlerdir. Tüm aktörlerin ortak paydası bu ilhakın tanınmaması olmuş fakat Rusya'yı durdurmak adına hiçbir örgüt, hiçbir devlet askeri bir operasyona girişememiştir. Anahtar Sözcükler: Kırım krizi, Uluslararası aktör, Rusya, Batı, ABD.
Minsky Finansal İstikrarsızlık hipotezi: Borsa İstanbul (BİST) 100 üzerine bir uygulama
Finansal istikrarsızlığı açıklamaya yönelik teorilerden biri olan Minsky Finansal İstikrarsızlık Hipotezi (FİH), kapitalist bir sistemde borçlanma yapısının ekonomik istikrar üzerindeki etkisini incelemektedir. Minsky, yatırımcıların kâr elde etme kaygısı ile aşırı borçlandıklarını, borçlanmaların ödeme problemlerine ve bu ödeme problemlerinin de finansal istikrarsızlığa yol açtığını belirtmektedir. Ayrıca finans piyasasında yaşanan bu istikrarsızlığın ekonominin geneline yayılarak ekonomik istikrarsızlığa neden olacağını belirtmektedir. Bu döngü nedeniyle, Minsky kapitalist bir sistemin doğası gereği istikrarsız olduğunu ileri sürmektedir. Minsky'e göre istikrarsız yapının asıl nedeni, firmaların borçlanma eğilimleridir. Bu bağlamda, firmaların finansman yapılarının, ekonominin belirleyicisi olduğunu savunmaktadır. Çalışmada sözü geçen istikrarsız yapının temel taşlarının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu çerçevede, çalışmada Türkiye örneği 1994-2014 dönemine ait BIST100 endeksinde yer alan firma verileri ile çalışılmıştır. Bu çalışmada, literatürdeki diğer çalışmalardan farklı olarak finansal istikrarsızlık hipotezi, mikro boyutta ele alınmıştır. Çalışmada, ekonomik ve finansal istikrarsızlık arasında nedensel bir bağın varlığının araştırılması ve firmaların finansman yapısı ve karlılık oranlarından hareketle, ekonomik ve finansal istikrarsızlığı etkileyen faktörlerin tespit edilmesi istenmektedir. Reel sektör ile bankacılık ve sigortacılık sektöründe faaliyet gösteren firmalar için bu amaçlar ayrı ayrı incelenmiştir. Çalışmada kullanılan değişkenler firmaların karlılık ve borçlanma oranları, alacak devir hızı, alacakların ortalama tahsilat süresi, cari oran, ekonomik istikrarsızlık, finansal istikrarsızlık, faiz karşılama oranı, finansman oranı, faiz ve vergi öncesi karın toplam aktiflere oranı, kaldıraç oranı, likidite oranı, nakit oran, net satışların büyüme oranı, stok devir hızı ve satışların maliyetidir. Çalışmada Holtz-Eakin Panel nedensellik ve Panel SUR denklemlerinden faydalanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Finansal İstikrarsızlık Hipotezi, Finansal İstikrarsızlık, Ekonomik İstikrarsızlık, Panel SUR, Holtz-Eakin Nedensellik Analizi
Doğrudan yabancı sermaye ve CO2 emisyonu ilişkisi: Türkiye örneği (1974-2010)
Küreselleşmenin yaygınlaşmasıyla birlikte ülkeler arsındaki sınırlar ortadan kalkmış ve DYY dünyanın bir ucundan öteki ucuna akmaya başlamıştır. Sıkı çevresel düzenlemelerin yokluğu gibi nedenlerden ötürü kirli endüstrilerin gelişmiş ülkelerden, gelişmekte olan ülkelere doğru kayması ve gelişmekte olan ülkelerde kirlilik emisyonlarının artması söz konusu olmuştur. Literatürde bu durum "kirlilik sığınağı hipotezi" olarak belirtilmiştir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de DYY ve CO2 emisyonu arasındaki ilişkileri belirlemektir. Bu çalışmada Engle-Granger Eşbütünleşme testi ve Toda ve Yamamoto Nedensellik testi kullanılarak, CO2 emisyonu ve DYY arasındaki ilişki 1974-2010 dönemi için yıllık verilerle incenmiştir. Eşbütünleşme testinden elde edilen sonuçlar CO2 emisyonu ve DYY'ın eşbütünleşik olduğunu göstermiştir. Ayrıca Hata Düzeltme modeli ve Toda ve Yamamoto nedensellik test sonuçları DYY ve CO2 emisyonu arasında çift yönlü bir nedensellik olduğunu göstermektedir. Amprik çalışmadan elde edilen sonuçlar Türkiye için Kirlilik Sığınağı Hipotezinin geçerli olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Sermaye, Eşbütünleşme, Nedensellik, Kirlilik Sığınağı Hipotezi
Muhasebe bilgi kalitesi açısından kurumsal sosyal sorumluluk, kazanç yönetimi ve finansal performans ilişkisi
İşletmelerde kurumsal sosyal sorumluluk anlayışı, çıkar gruplarına, topluma ve doğal çevreye yönelik yapıcı uygulamalarda bulunulmasını ifade etmektedir. Bu anlayışın bir yansımasının güvenilir finansal tablolar hazırlamak ve sunmak olduğu ifade edilebilir. Diğer yandan kazanç yönetimi ise muhasebe işlemlerini manipüle ederek gerçek dışı raporlamalara neden olmakta ve dolayısıyla muhasebe bilgi kalitesini düşürmektedir. Hem kurumsal sosyal sorumluluk hem de kazanç yönetimi uygulamaları işletmelerin finansal performansını etkilemekte veya bu performanstan etkilenmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, muhasebe bilgi kalitesi açısından kurumsal sosyal sorumluluk, kazanç yönetimi ve finansal performans arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışmada yukarıdaki amaç çerçevesinde oluşturulan hipotezlerin test edilmesi için bir araştırma planlanmış, söz konusu araştırma için gerekli veriler, Borsa İstanbul (BİST) Sınai endeksinde hisse senetleri işlem gören 81 adet sanayi işletmesinin 2005-2012 yılları arasında yayınladıkları finansal tablolar, faaliyet raporları, kurumsal yönetim uyum raporları ve sosyal sorumluluk raporlarından elde edilmiştir. Her veri grubu için 648 gözlem yapılarak bir veri seti oluşturulmuş ve bu veri seti araştırmanın modelleri bağlamında panel veri analizi yöntemi ile incelenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre; işletmelerde kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarının kazanç yönetimini sınırlandırdığı ve buna bağlı olarak da muhasebe bilgi kalitesinin artabileceği öne sürülebilir. Ayrıca söz konusu bulgular, finansal performans artışının kazanç yönetimini artırdığına işaret etmektedir. Ek olarak, işletmelerde denetim zorluğu ve borç kullanımındaki artışın kazanç yönetimini artırdığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, incelenen işletmelerde sahiplik yoğunlaşmasının kazanç yönetimini düşürebildiği belirlenmiştir. Kurumsal sosyal sorumluluk ve finansal performans arasında ise anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Kazanç Yönetimi, Muhasebe Bilgi Kalitesi, Finansal Performans
Küresel ve bölgesel perspektiften Doğu Akdeniz güvenliği
Doğu Akdeniz, dünyanın en önemli su yollarından üçünün kesişme noktasında bulunması nedeniyle kazanmış olduğu coğrafi değerin yanında, tarihsel ve kültürel öneme de sahip bir havza durumundadır. İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde ortaya çıkan Arap-İsrail ve Türk-Yunan sorunlarına Soğuk Savaş'ın ideolojik yapısı da eklendiğinde, Doğu Akdeniz'in girift ilişkiler ağıyla sarmalandığı görülmüştür. Boru hatları ve tankerlerle gerçekleştirilen dünya petrol ve doğalgaz trafiğinin önemli bir bölümüne Doğu Akdeniz ev sahipliği yapmaktadır. Çatışmaların ve terör faaliyetlerinin bölgesel istikrarı ve deniz ticaretini olumsuz etkilemesi, işbirliği olanaklarının artırılması için NATO, Avrupa Birliği, AGİT ve Birleşmiş Milletler gibi örgütlerin girişimlerde bulunmalarını zorunlu kılmıştır. Bununla birlikte ABD, Rusya Federasyonu, Çin, İngiltere ve Fransa gibi küresel etkiye sahip ülkelerin nüfuz mücadeleleri de bölgesel güvenlik stratejilerini şekillendirmektedir. Doğu Akdeniz, dünya çatışma bölgelerinin tam ortasında kalan bir ticaret yolu ve enerji kaynağıdır. Bu nedenle, mevcut şartlarda Doğu Akdeniz'de bölgesel istikrarın ve güvenliğin gerçekleşip gerçekleşemeyeceğine dair soruya cevap aramak için Akdeniz'in genelini ve Ortadoğu'nun tamamını kapsayan, bölgesel ve küresel görüş ve politikaları içeren okumalar ve incelemeler yapılması uygun görülmüştür. Akdeniz'de güvenliğin ve istikrarın sağlanması için katılımcı ve adil bir yapılanmanın gerekliliği taraflarca kabul görmesine rağmen, Doğu Akdeniz kaynaklı sorunların çözümü konusunda bireysel çıkar odaklı hareket edildiği göz önüne alındığında, kısa ve orta vadede etkin bir yapılanmanın mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Doğu Akdeniz, ABD, NATO, Rusya Federasyonu, Avrupa Birliği