
1,315
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Tahir Malik'in "Sonuncu Kurşun" adlı kıssasının Türkiye Türkçesine aktarılması ve yapı-izlek yöntemiyle incelenmesi
Daha Tahir Malik, polisiye roman türünde verdiği başarılı örneklerle Yeni Özbek edebiyatında önemli bir yere sahiptir. Yazarın "So'nggi O'q/Sonuncu Kurşun" adlı kıssası; 1922 yılından 1957 yılına kadarki otuz beş yıllık süreçte Sovyet rejiminin Lenin ve Stalin dönemlerinde Özbekistan'da yaşanan baskı, sürgün, zulüm ve katliamları polisiye bir kurguyla gerçek kişilerin trajedileri üzerinden anlattığı eseridir. "Sonuncu Kurşun" kıssası bu yönüyle Özbekistan'da oldukça ses getirmiştir. Türkiye'de Tahir Malik'in eserlerinden "Jinoyatin Uzun Yo'li/Suçun Uzun Yolu", "Ov/Av" ve "Şaytanat/Şeytanlar" romanın I.cildi üzerine çalışma yapılmıştır. Söz konusu çalışmalarda eserlerin edebî yönden incelenmediği fark edilmiştir. Dolayısıyla Tahir Malik'in Türkiye'de edebî yönden incelenen eseri bulunmadığı için "Sonuncu Kurşun" kıssası Türkiye Türkçesine aktarılıp edebî açıdan yapı izlek yöntemiyle incelenecektir. Çalışmanın giriş bölümünde Ekim Devrimi'nin Özbekistan'a etkilerinden ve Özbek edebiyatında hikâyenin gelişiminden bahsedilecek, birinci bölümde Özbek yazar Tahir Malik'in hayatı, sanatı ve eserleri ele alınacak, ikinci bölümde "Sonuncu Kurşun" kıssasının Türkiye Türkçesine aktarımı gerçekleştirilecek, üçüncü bölümde eser edebî yönden yapı izlek yöntemiyle incelenecektir.
Gafur Gulam'ın "Shum Bola" kıssasının Türkiye Türkçesine aktarılması ve yapı-izlek yöntemiyle incelenmesi
Sovyet Dönemi Özbek edebiyatının önde gelen isimlerinden Gafur Gulam'ın Shum Bola kıssası Özbek edebiyatının en önemli nesir yazılarından birisidir. Eser hem dönemin sosyal yaşantısına ışık tutma niteliği taşımakta hem de Gafur Gulam'ın kendi çocukluk hatıralarından izler barındırmaktadır. Kıssanın başkişisi Karavoy, babasını kaybetmiş yaramaz bir çocuktur. Kıssa, Karavoy'un evden ayrıldıktan sonra başından geçen olaylar üzerine kurgulanmıştır. Dönemin önemli isimlerine, Özbek Türklerinin kültürel ögelerinden çocuk oyunlarına, ulusal giyimlere, yemek kültürüne ve koşuk, karhat, alyor gibi sözlü edebiyat ürünlerine sıkça yer verilmiştir. Çalışmada Shum Bola kıssası yapı ve izlek bağlamında ele alınmıştır. Bu çalışma genel olarak beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Sovyet Dönemi Türkistan coğrafyası hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Gafur Gulam'ın hayatı, sanatı ve eserlerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde Türkiye Türkçesine aktarılan Shum Bola/Yaramaz Çocuk kıssası yapı ve izlek yöntemiyle incelenmiş ve dil ve üslup özelliklerine değinilmiştir. Dördüncü bölümde Shum Bola kıssasının Özbek Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktarılmış metnine yer verilmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde çalışmaya dair genel bir değerlendirme yapılmıştır. Kaynakça bölümünde ise çalışmanın
Türk destan evreninde oyun üzerine bir inceleme
Bu çalışmada varyantlaşan Türk epik destanlarında oyun ve oyunla ilgili kavramlar ele alınmıştır. Çalışmanın amacı, Türk epik destanlarında geçen oyunların kültürel arka planını incelemek, tespit edilen oyunların bağlamını, yapısını, işlevini ve destan kurgusunda oyunun yerini belirlemektir. Çalışma "Giriş" ve yedi bölümden oluşmaktadır. "Giriş" bölümünde destan ve oyun kavramları, oyunun özellikleri ve unsurları, oyunun kamlık ve kültürel bellekle ilişkisi ele alınmıştır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden doküman tarama ve karşılaştırma teknikleri kullanılarak Türk destanlarındaki oyunlar incelenmiştir. Bu çalışma, metin merkezli kuramlardan "Yapısalcı", "Bağlamsal" ve "İşlevsel" halkbilimi kuramlarını dâhil ederek destanlardaki oyunları analiz etmeyi amaçlamaktadır. "Destanlarda Adı Geçen Oyunlar" başlığında, destanlarda tespit edilen kırk farklı oyunun oynanma biçimleri verilmiştir. "Bağlam Açısından Oyunlar" başlığında, oyunlar; oynanma amacı, zamanı, mekânı ve oyuncularına göre ele alınarak sınıflandırılmıştır. Bu bölümde destanlarda geçen oyunlar, çocuk ve oyun ilişkisi yanında geçiş dönemlerinde, avda, konuk ağırlamada, mevsimlik bayramlarda, kağan tayininde ve savaşlarda tuttuğu yer açısından incelenmiştir. "Anlam Açısından Oyunlar" başlığında oyunlar, TDK'nin oyun tanımındaki anlamlarından yola çıkılarak eğlence, sınama ve yarış, kumar, hile, dans, tiyatro olarak değerlendirilmiştir. "Destanlardaki Oyunların Yapısı" başlığında; oyun adı, oyuncular, oyun araçları/oyuncak, oyunların icra ortamları, ödül ve ceza unsurları incelenmiştir. Destan metinlerindeki bağlamlarıyla sınırlı olmak üzere tespit edilen oyunların işlevleri "Destanlardaki Oyunların İşlevleri" başlığında verilmiştir. "Destan Kurgusunda Oyunun Yeri" başlığında oyunlar kişiler, olay, mekân, zaman, anlatıcı/dinleyici ve epik kurallar çerçevesinde incelenerek oyunun destan kurgusunda önemli bir yere sahip olduğu görülmüştür. Oyunların destan kurgusundan ayrı düşünülemeyecek bir rolü bulunmaktadır. Ayrıca destanlardaki oyunların bağlam, yapı, işlev açısından değerlendirilebileceği görülmüştür. Anlatıyı oluşturan yapının, oyuna da uygulanabileceği ve oyunun bağlamının, anlamı oluşturmada temel rol oynadığı sonucuna varılmıştır. Türk epik destanlarındaki oyunlar; oyun, yapı, bağlam, işlev açısından bir bütün hâlinde değerlendirilerek kurgu boyutunda oyunun destan ile ilişkisi ortaya konulmuştur. Oyunlar; destanlardaki olayı, ana karakterini, ana hikayesini etkilemektedir. Destan kurgusu, destan kahramanlarının oynadığı oyunlara bağlı olarak değişebilmektedir.
Doğu Akdeniz'de enerji keşiflerinin Kıbrıs sorununa etkileri
Kıbrıs, geçmişten günümüze gelen sorunlu bir alanı ifade etmektedir. 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti altında Rum ve Türklerin barış içerisinde yaşayamamaları ve Türklere yönelik artan şiddet olayları adanın Güney ve Kuzey olarak ikiye bölünmesi ile sonuçlanmıştır. Yaşanan sorunlara yönelik diplomatik arayışlar, Türk ve Rum topluluklarının bir arada yaşama veya ortak yönetim konusunda anlaşamamalarıyla sonuçsuz kalmıştır. Küresel aktörlerin Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunlara müdahil olmasıyla Kıbrıs sorununun çözümü duraksamış, Kıbrıs'ın hidrokarbon kaynakları, ülkenin devam eden sorununa enerji kaynak paylaşımı sorununun da eklenmesine neden olmuştur. Bu çalışmada Doğu Akdeniz'deki enerji keşiflerinin Kıbrıs sorununa olası etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Amaca ulaşmak için konu ile ilgili yerli ve yabancı edebiyat taranmış, konuya yönelik güncel tablo ve haritalardan faydalanılmış ve geçmişten günümüze süreci açıklamak için olabildiğince en güncel kaynaklardan faydalanılmıştır. Çalışma sonucunda; Doğu Akdeniz'deki enerji keşiflerinin Kıbrıs sorununa olası etkilerine yönelikyaşanan gelişmeler doğrultusunda çıkarımlar yapılmıştır.
Çok partili yaşamdan günümüze kadar Türkiye'de genel seçimlerde uygulanan seçim sistemlerinin demokrasi bağlamında incelenmesi
Seçimler demokrasilerin vazgeçilmez unsurudur. Demokrasilerin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi, ancak halkın siyasal tercihlerini parlamentoya yansıtan ve düzenli aralıklarla yapılan seçimler vasıtasıyla mümkündür. Yapılan seçimler, adil ve özgür bir ortamda; serbestlik, eşitlik, genellik, bireysellik, gizlilik gibi temel ilkelerin sağlanmasıyla demokratik bir nitelik kazanmış olur. Halkın iradesinin yönetime ne şekilde yansıyacağı, seçimlerde kullanılan seçim sistemleri aracılığıyla belirlenir. Ülkelerin seçimler sırasında tercih ettiği seçim sistemi o ülkenin demokrasi çıtasında ne seviyede bulunduğu yönünde bir değerlendirme yapılmasını da sağlamaktadır. Ülkemizde hem temsilde adaleti hem de siyasal istikrarı gerçekleştirebilmek için çok partili yaşamdan günümüze kadar birçok seçim sistemi denenmiştir. 1946 yılında çok partili hayata geçen Türkiye'de yapılan seçimlerdeki çoğunlukçu demokrasi anlayışı seçmenlerin, oy kullanmadaki tercihlerinin belli bir partiye kanalize etmek zorunda bırakması nedeniyle tartışılmıştır. 1960 sonrasında nispî temsil sistemine geçilmesi ile her ne kadar çoğulcu demokrasi anlayışına geçişi sağlayıp temsilde adaleti sağlamaya yönelik bir adım atılsa da yönetimde istikrarsızlığa neden olabileceğinden eleştirilere maruz kalmıştır. Bu çalışmamızda öncelikli olarak demokrasi ve seçim gibi kavramsal tanımlara değinilmiş ve sonrasında ülkemizde çok partili yaşamdan bu güne dek uygulanan seçim sistemlerinin seçim sonuçlarına yansımalarına bakılarak siyasal istikrar ve temsilde adalet ilkelerinin demokrasi bağlamında değerlendirmesi yapılmıştır. Ancak uygulanan seçim sistemlerinde Anayasamızın 67. maddesinde bu iki ilkeyi bağdaştıracak şekilde uygulanması gerektiğine vurgu yapılırken genel olarak bu ilkelerden birine ağırlık verilip diğerinin zayıf bırakıldığı da görülmüştür. Sonuç olarak ülkenin her kesiminin iradesinin meclise yansıdığı, siyasal istikrar ve temsilde adalet ilkelerinin bağdaştığı bir seçim sistemine gerek duyulduğu görülmüş ve demokrasi üzerine temellendirilerek değerlendirmeler yapılmıştır.
Okul öncesi öğretmenlerinin iş doyumlarının ve özel eğitim anaokullarında görev yapmaya ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırma özel eğitim anaokullarında görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin iş doyumlarının ve özel eğitim anaokullarında görev yapmaya ilişkin görüşlerinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunun çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Türkiye'deki resmi özel eğitim anaokulunda görev yapan 227 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Nitel boyutunun çalışma grubunu da Ankara ilinde bulunan iki özel eğitim anaokulunda görev yapan 10 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak nicel araştırma kısmında sekiz soruluk demografik bilgiler formu ve "Minnesota İş Doyum Ölçeği" kullanılmıştır. Nitel araştırma kısmında da uzman görüşleri alınarak geliştirilmiş olan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde bağımsız örneklem t-testi ve ANOVA analizi; nitel verilerin analizinde de içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bulgulara göre özel eğitim anaokulunda görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin dışsal doyumlarının yüksek, içsel doyumlarının orta ve genel doyumlarının ortalamanın üzerinde olduğu görülmektedir. MİD ölçeği ile özel eğitim anaokullarında görev yapmaya ilişkin görüşleri arasındaki ilişki incelendiğinde olumlu yanlarına daha çok vurgu yapan öğretmenlerin iş doyumlarının daha yüksek olumsuz yanlarına daha çok vurgu yapan öğretmenlerin iş doyumlarının daha düşük olduğu görülmektedir. Alt problemlerde ise okul öncesi öğretmenlerinin mesleki kıdemlerinin ve eğitim düzeylerinin artmasının iş doyumlarını olumlu yönde etkilediği ve 20-25 yaş aralığındaki öğretmenlerin iş doyumlarının daha yüksek olduğu görülmektedir. Diğer alt problemlere ilişkin sonuçlar incelendiğinde okul öncesi öğretmenlerinin özel eğitim anaokuluna ilişkin görüşlerinin en çok eğitsel yönde olduğu görülmektedir.
Davranışsal stratejilerin belirlenmesinde nöroliderlik
Bireylerin iş yaşamında örgüt içerisinde sergilediği davranışlar örgütün işleyişine yansımaktadır. Özellikle üst kademe yönetimde yer alan liderlerin davranışları, kararları ve yetenekleri yönlendirici olmakla birlikte örgütün stratejisini şekillendirmektedir. Örgüt stratejileri üst kademede yer alan lider davranışlarının bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla örgüt stratejilerinin oluşumunda liderler önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle liderlerin davranışsal strateji eğilimlerinin araştırılması önem arz etmektedir. Ayrıca liderlerin beyin odaklı yaklaşımları da dikkat çekici olmaktadır. Davranışsal strateji oluşum sürecinde ortaya çıkacak olan durumlar karşısında liderlerin nöroliderlik yönelimleri etkili olabilir. Bu çalışma davranışsal stratejilerin belirlenmesinde nöroliderliğin etkisini incelemek amacıyla hazırlanmıştır. Bu bağlamda ilk olarak kavramsal açıdan araştırma değişkenleri incelenmiştir. Kavramsal bilgiler ışığında nöroliderliğin incelenmesinde David Rock Nöroliderlik Yaklaşımı (SCARF Modeli) ve Hermann Beyin Baskınlık Modeli temel alınarak ve davranışsal stratejilerin incelenmesinde keşfedici-yararlanıcı davranışsal stratejiler temel alınarak araştırma modeli oluşturulmuş ve araştırma hipotezleri korelayson, regresyon ve varyans analizleri yardımıyla test edilmiştir. Gerçekleştirilen analizlere göre nöroliderliğin davranışsal stratejileri belirleyici rolüne ilişkin bulgular elde edilmiştir.
"El Ele 1-2-3" etkinlik kitaplarının okul öncesi eğitim programına ve öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
Bu araştırmada, MEB tarafından okul öncesi eğitim kurumlarına eğitim materyali olarak gönderilen El Ele kitap setinin, Milli Eğitim Bakanlığı 2013 Okul Öncesi Programı'na uygunluğu ve okul öncesi öğretmen görüşlerine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada karma yöntem izlenmiştir. Buna göre, çalışmada hem nitel hem de nicel veriler toplanmıştır. El Ele kitaplarının incelenmesinde doküman analiz yöntemi kullanılarak içerik analizi yapılmıştır. El Ele kitapları hakkında okul öncesi öğretmen görüşlerinin alınmasında tarama modeli ve fenomenolojik desen kullanılmıştır. Araştırma kapsamında amaçlı örnekleme ve kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi seçilmiştir. Nitel veriler 13 katılımcı, nicel veriler ise 211 katılımcıdan toplanmıştır. Araştırmada üç farklı veri toplama aracı kullanılmıştır. Öğretmen görüşlerine ilişkin nitel veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen 10 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Ayrıca öğretmen görüşlerinin toplanması için kullanılan bir diğer veri toplama aracı ise araştırmacı tarafından literatür kaynaklardan uyarlanarak hazırlanan "El Ele 1-2-3 Kitap Anketi" kullanılmıştır. Geliştirilen bu anket 5 demografik soru, 43 ana sorusundan oluşmaktadır. El Ele 1-2-3 kitaplarının değerlendirilmesi amacıyla Akgül Alak (2016) tarafından geliştirilen "Program Temel Özelliklerini Değerlendirme Envanteri, Kazanım ve Göstergeler Envanteri, Kavram Değerlendirme Envanteri, Yönerge ve Resim Değerlendirme Envanteri" araştırmaya uyarlanarak kullanılmıştır. Bu envanterler kullanılarak programın temel özellikleri, kazanımlar, kavramlar, yönerge ve resimler açısından El Ele 1-2-3 kitap seti incelenmiştir. Araştırmada elde edilen veriler kodlanarak içerik analizi, yüzde ve frekanslar hesaplanarak istatiksel analiz yapılmıştır. Araştırma sonuncunda El Ele kitaplarının MEB 2013 OÖEP'nın özelliklerini yeterli düzeyde taşımadığı, tüm gelişim alanlarına, kavramlara, kazanım-göstergelere yeterli sayıda yer verilmediği, okul öncesi öğretmenlerinin de eksik bulduğu ve revize edilmesini istediği tespit edilmiştir. El Ele kitaplarının kullanımına geliştirilerek, güncellenerek, yaş gruplarına ayrılarak ve eksiklikler giderilerek devam edilmesi önerilmektedir.
Postmodern tüketim ve din: Kendilerini dindar olarak tanımlayan kadın tüketiciler üzerine bir inceleme
Günümüz Postmodern çağı, tüketim kültürünün yaşam felsefesini insanlığa sunan, yeni bir ideolojinin hakim olduğu, bireylerin tükettikleri üzerinden var oluş temsiliyeti sergilediği göstergeler çağıdır. Bu çağın düşünce sistemi, din ve değerlerine bağlı dindar bireyleri de etkilemiş ve tercihlerinin yönünü tüketim odaklı olarak değiştirme noktasına getirmiştir. Araştırmamızda bu konuya/probleme temas ederek tüketim kültürünün dindar kadınların tüketim davranışı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırma modeli olarak derinlemesine mülakat tekniği uygulanmıştır. Katılımcılarımızla yaptığımız mülakat sonucunda literatür araştırmamızı destekleyici bulgulara erişilmiştir. Tüketim kavramının dini değerler ve argümanlarla çeliştiğini ve katılımcılarımızın günlük yaşantısında bu çelişkinin belirgin düzeyde açığa çıktığı gözlemlenmiştir. Özellikle ihtiyaç dışı tüketimin, hazların ön planda olduğu bu çağda bireyin manevi değerlerini korumakta zorlandığı ve tüketim kültürünün değerlerini benimseyerek inancından, dini yaşantısından ödün verdiği bulgularımızdan yola çıkarak ifade edilebilmektedir.
Okul öncesi öğretmenlerinin çevre okuryazarlığına ilişkin yeterliliklerinin incelenmesi
Bu araştırma, okul öncesi öğretmenlerinin çevre okuryazarlığına ilişkin yeterliliklerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılında Artvin merkez ve ilçelerinde görev yapan okul öncesi öğretmenleri ile karma yöntem kullanılarak uygulanmıştır. Karma yöntemlerden açımlayıcı (açıklayıcı) sıralı desen tercih edilmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin çevre okuryazarlığı konusunda yeterliliklerini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmanın nicel bölümünde Artvin ilinde görev yapan 106 okul öncesi öğretmeni örnekleme dâhil edilmiştir. Nitel bölümde ise toplam 15 okul öncesi öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Verilerin elde edilmesinde, çevreye yönelik duyuşsal eğilimler ölçeği, çevre davranış ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu olmak üzere 3 bölümden oluşan anket kullanılmıştır. Bu çalışmada elde edilen veriler, SPSS 22 programı ile çözümlenmiştir. Uygulama verileri ilk olarak betimsel istatistiklere daha sonra ise çıkarımsal istatistiklere tabi tutulmuştur. Uygulama sonuçlarının normal dağılım göstermesi nedeniyle iki kategorili değişkenler için bağımsız örneklemler t testi, ikiden fazla kategorili değişkenler için ise tek yönlü ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırmanın ana problemi doğrultusunda okul öncesi öğretmenlerinin çevreye yönelik duyuşsal eğilimler sonuçlarının genel ortalamasının 3,95 olduğu, en düşük verilen görüşün 1,75 düzeyinde olduğu ve en yüksek belirtilen görüşün ise 4,63 olduğu belirlenmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin çevre davranış ölçeğine verdikleri yanıtların genel ortalamasının 3,50 olduğu, en düşük verilen görüşün 1,78 düzeyinde olduğu ve en yüksek belirtilen görüşün ise 4,69 olduğu belirlenmiştir.