
5,420
Archived Theses
5
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Anne baba davranışları ile çocuklarda gözlenen problem davranışlar arasındaki ilişkinin incelenmesi
Araştırmanın amacı ebeveyn davranışları ile çocuklarda görülen problem davranışlar arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma verileri 2018-2019 eğitim öğretim yılında Şanlıurfa'nın Birecik ilçesinde, ilkokula devam etmekte olan 125 kız ve 125 erkek öğrencinin anne ve babalarından toplanmıştır. Verilerin toplanabilmesi amacıyla; "Kişisel Bilgi Formu", "Alabama Ebeveyn Davranışları Ölçeği" ve "Conners Anababa Derecelendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde ilişkisiz örneklemler için t-testi, tek faktörlü ANOVA, Mann Whitney U testi ve Pearson Basit Doğrusal Korelasyon analizlerinden yararlanılmıştır. Bulgular çocuklardaki davranış sorunlarının cinsiyete, anne babanın eğitim durumuna ve ebeveynlerinin kendi çocukluklarındaki aile ortamlarına göre değiştiğini göstermektedir. Annelerin çocukla ilgilenme ve olumlu ebeveynlik davranışları ile çocukların davranış sorunları arasında negatif korelasyon; zayıf ebeveyn takibi, tutarsız disiplin ve dayakla cezalandırma davranışı ile çocukların davranış sorunları arasında pozitif korelasyon gözlenmiştir. Babaların çocukla ilgilenme davranışı ile çocukların davranış sorunları arasında negatif korelasyon; zayıf ebeveyn takibi, tutarsız disiplin ve dayakla cezalandırma davranışı ile çocukların davranış sorunları arasında pozitif korelasyon; olumlu ebeveynlik davranışı ile çocukların davranış sorunları arasında ise anlamlı bir ilişkinin olmadığı gözlenmiştir. Ayrıca anne ve babaların ebeveynliğe ilişkin davranışları arasındaki farklılıklar incelendiğinde annelerin ebeveynliğe ilişkin istendik davranışlarda daha yüksek puan ortalamalarına sahip oldukları görülürken, çocuklarının davranış problemlerine yönelik algılamaları açısından ise bir farklılık gözlenmemiştir. Anahtar kelimeler: Çocuklar, Davranış Problemleri, Ebeveyn Davranışları.
Okul yöneticilerinin ve okulöncesi öğretmenlerinin okulöncesi eğitimine yönelik metaforik algılarının karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı, okul yöneticileri ve okulöncesi öğretmenlerinin okulöncesi eğitimine yönelik algılarını metaforlar yolu ile açığa çıkarmaktır. Bu amaç doğrultusunda, okulöncesi eğitimine yönelik elde edilen metaforlar, karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışma nitel araştırma desenlerinden biri olan olgubilim deseni temele alınarak yürütülmüştür. Araştırmanın verileri açık uçlu yazılı görüşme formuyla toplanmıştır. Veriler 2020-2021 eğitim öğretim yılında, Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesinde MEB'e bağlı okullarda görev yapan okul yöneticilerinden ve okulöncesi öğretmenlerinden gönüllülük esasına göre toplanmıştır. Çalışma grubu 27 okul yöneticisi ve 36 okulöncesi öğretmeninden oluşmaktadır. Toplanan veriler içerik analizine tabi tutularak çözümlenmiş ve anlamlandırılmıştır. Toplanan metaforlar ve açıklama cümleleri, güvenirliği artırmak amacıyla iki farklı kodlayıcı tarafından detaylı bir şekilde okunarak taslak bir forma aktarılmıştır. Okul yöneticilerinin geliştirmiş olduğu metaforlar 11 kategori altında toplanmıştır. Bu kategoriler toplam 56 farklı metafordan oluşturulmuştur. Bu metaforlar 71 defa tekrar edilmiştir. Okul yöneticileri tarafından geliştirilen metaforların ortak özelliklerinden ve benzer açıklamalarından hareketle yapılan kategorizasyon sürecinden sonra en çok tekrar edilen kategoriler şunlardır; Yuva Hissi Veren, Geleceğe Hazırlayan, Başlatan, Şekil Veren, Üreten ve Emek Veren. Okulöncesi öğretmenlerinin geliştirmiş olduğu metaforlar 12 kategori altında toplanmıştır. Bu kategorilerden toplam 55 farklı metafor geliştirilmiştir. Bu metaforlar 92 defa tekrar edilmiştir. Okulöncesi öğretmenleri tarafından geliştirilen metaforların ortak özelliklerinden ve benzer açıklamalarından hareketle yapılan kategorizasyon sürecinden sonra oluşan kategoriler; Üreten ve Emek Veren, Şekil Veren, Başlatan, Yuva Hissi Veren, Eğlendiren. Elde edilen bulgular ışığında yöneticilerin, öğretmenlerin sınıf içi etkinliklerinde yaşadığı zorlukları yakından takip etmeleri, okulöncesi öğretmen adaylarının mesleklerine yönelik öz farkındalık geliştirici eğitim almaları önerilmiştir. Bu öneriler, uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik olarak iki başlık altında toplanmıştır.
Alt sosyo-ekonomik düzeydeki bölgelerde çalışan okul müdürlerinin okul geliştirme deneyimleri: Bir anlatı araştırması
Bu araştırmanın amacı, sosyoekonomik düzeyi düşük olan bölgelerdeki okullarda görev yapan okul müdürlerinin okul geliştirme konusundaki deneyimlerini anlamak ve okul düzeyinde değişimi gerçekleştirme konusundaki bakış açılarını ortaya çıkarmaktır. Bu temel amaç doğrultusunda öncelikle Gaziantep ilinde alt sosyoekonomik düzeydeki bölgelerde görev yapan okul müdürlerinin okul geliştirme ile ilgili uygulama ve yaklaşımları ele alınıp incelenmiştir. Çalışma grubu, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan 25 okul müdüründen oluşmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden anlatı araştırması deseninin kullanıldığı bu çalışmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Ayrıca araştırmada veri kaynağı olarak katılımcılara ve çalıştıkları kurumlara ait okul gelişim raporları, fotoğraflar, dergiler, stratejik planlar, videolar ve notlar gibi dokümanlardan da yararlanılmaya çalışılmıştır. Araştırmada genel olarak, sosyoekonomik düzeyi düşük çevrelerdeki okul müdürlerinin okullarında var olan kısıtlı imkânlara rağmen belirlenen okul gelişim hedeflerine ulaşmak için neler yaptıkları ve/veya yapamadıkları incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın sonucunda ortaya çıkan bulgular 13 tema altında toplanmıştır. Okul müdürlerinin ağırlıklı olarak okul geliştirme kavramını topluma fayda sağlama ve okulun belirlenen hedeflere ulaşması olarak tanımladıkları görülmüştür. Katılımcılar gelişmiş bir okulun sosyal değerleri kazandıran ve kurumsal bir yapı oluşturabilen bir nitelikte olması gerektiğini ifade etmişlerdir. Yine okul müdürlerinin; iyi insan yetiştirme ideali içerisinde olmayı, fiziksel gelişimi sağlamayı, kurumsal ilerleme kat etmeyi, devamsızlığı önlemeyi, akademik başarıyı arttırmayı okul geliştirme hedefi olarak sıkça vurguladıkları görülmüştür. Katılımcıların okul geliştirme konusunda en büyük veri kaynağının geri bildirimler olduğu anlaşılmıştır. Okul geliştirmede yaşanan sorunlara ilişkin de okul müdürleri maddi imkânların yetersizliğini sıkça vurgulamışlardır. Araştırma bulgularına dayalı olarak okul geliştirmeye ilişkin birtakım önerilerde bulunulmuştur.
Öğretmenlerin motivasyon düzeyleri ile yetkinlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Gaziantep ili örneği)
Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin motivasyonları ile yetkinlikleri arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Araştırmada betimsel ve ilişkisel model kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2019-2020 eğitim öğretim yılı Gaziantep ili Merkez ilçelerindeki resmi ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenler, örneklemini ise bu okullarda görev alan 398 öğretmen oluşmaktadır.Ortaokulda görev yapan öğretmenlerin motivasyon düzeylerini belirlemek amacıyla "Öğretmen Motivasyonu Ölçeği", yetkinlik düzeylerini belirlemek amacıyla "Ohio Öğretmen Yetkinlik Ölçeği" ve belirlenen bazı değişkenlere ilişkin verileri toplamak için araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Ölçekler ile toplanan veriler, SPSS 18.0 paket programıyla bilgisayarda analiz edilerek, betimsel istatistikler hesaplanmış ve korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucuna göre öğretmenlerin içsel ve dışsal motivasyonları cinsiyete, yaşa, branşa, kıdeme ve görev süresine değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Araştırmada; öğretmenlerin yetkinliğin alt boyutu olan öğretim becerisi; cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterirken; öğretmenlerin yetkinliğin alt boyutları olan yönlendirme, davranış yönetimi, motivasyon ve ölçme ve değerlendirme düzeyleri cinsiyete göre anlamlı bir fark göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda; öğretmenlerin; davranış yönetimi, motivasyon, öğretim becerisi ve ölçme ve değerlendirme düzeyleri yaşa, branşa, kıdeme ve görev süresine değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Araştırmada öğretmenlerin motivasyonları ile yetkinlik düzeyleri arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin sahip olduğu motivasyonun yetkinliğin anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmüştür. Yani öğretmenlerin yetkinliklerinin, motivasyon sürecinden etkilenmesi söz konusudur. Bu nedenle okul içi örgütsel iletişimin olması motivasyonun artmasında büyük önem taşımaktadır.
Din kültürü ve ahlak bilgisi dersi ile sosyal bilgiler dersi öğretim programlarının karakter eğitimi bağlamında incelenmesi
Bu araştırma, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Öğretim Programı ile Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı'nı karakter eğitimi çerçevesinde incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda adı geçen öğretim programlarına bağlı olarak hazırlanan 5.sınıf düzeyindeki ders kitapları da incelenmiştir. Bu araştırmada nitel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırma verileri ise nitel araştırma yöntemlerinden olan doküman incelemesi ile elde edilmiştir. Araştırmanın veri kaynakları: 2018'de uygulanan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Öğretim Programı, Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı; 2020-2021 eğitim öğretim yılında 5.sınıf ders kitabı olarak okutulan Ortaokul Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı ile Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu Sosyal Bilgiler Ders Kitabı'ndan oluşmaktadır. Araştırmada elde edilen verilerde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ile Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı'nda karakter eğitimine açık olarak yer verilmediği ancak öğretim programları ve 5. Sınıf ders kitaplarında karakter eğitimine ilişkin özelliklerin örtük şekilde yer aldığı ortaya çıkarılmıştır. Araştırmada incelenen öğretim programlarında örtük şekilde yer alan karakter özelliklerinin birçoğunun 5.sınıf ders kitaplarında metin ve etkinliklerde yer verildiği tespit edilmiştir. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ile Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı'nda karakter eğitimine ilişkin ortak olan karakter özelliklerinin 'bilgiye önem vermek, bilinçli olmak, dayanışma, dışadönük olmak, eleştirel düşünmek, kültürel mirasa sahip çıkmak, objektiflik, öz yeterlilik ve vatanseverlik' olduğu ortaya çıkarılmıştır. DKAB ÖP'de özellikle 'saygılı olmak, bilgiye önem vermek ve hoşgörülü olmak' karakter özellikleri, SBÖP'de ise 'dışadönük olma, milli ve manevi mirasa sahip çıkmak ile yeniliklere açık olmak' karakter özellikleri ön plana çıkmaktadır.
Psikolojik danışmanların mesleki doyumları ile belirsizliğe tahammülsüzlük, bilişsel esneklik düzeyleri ve stresle başa çıkma arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada psikolojik danışmanların mesleki doyumları ile belirsizliğe tahammülsüzlük, bilişsel esneklik ve stresle başa çıkmanın bazı kişisel değişkenler ve birbirleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Türkiye genelinde çeşitli kurumlarda görev yapan 470 psikolojik danışmandan oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", "Mesleki Doyum Ölçeği", "Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği", "Bilişsel Esneklik Envanteri" ve "Stresle Başa Çıkma Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon katsayısı ve çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Bulgular incelendiğinde psikolojik danışmanların mesleki doyum düzeyinin eğitim durumları, yaş ve çalıştıkları grup değişkenlerine göre farklılaştığı görülmektedir. Belirsizliğe tahammülsüzlük düzeylerinin ise cinsiyet, medeni durum, eğitim durumları, yaş ve mesleki deneyim değişkenlerine göre farklılaştığı görülmektedir. Bilişsel esneklik düzeylerinin ise mesleki deneyim değişkenine göre farklılaştığı, stresle başa çıkma toplam puanlarının ise cinsiyete göre farklılaştığı bulgularına ulaşılmıştır. Mesleki doyum ile belirsizliğe tahammülsüzlük arasında orta düzeyde ve negatif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Mesleki doyum ile bilişsel esneklik arasında orta düzeyde ve pozitif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Mesleki doyum ile stresle başa çıkma arasında orta düzeyde ve pozitif yönde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Belirsizliğe tahammülsüzlük, bilişsel esneklik ve stresle başa çıkmanın birlikte mesleki doyum ile ilişkisine bakıldığında orta düzeyde ve pozitif yönde ilişki saptanmıştır.
Üniversite öğrencilerinin olumsuz otomatik düşünceleriyle yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin olumsuz otomatik düşüncelerinin yaşam doyumu arasındaki ilişkiyi bazı demografik değişkenlere göre incelenmektir. Çalışmanın örneklemini Gaziantep ili Gaziantep Üniversitesi öğrencilerinden 372 kişi oluşturmaktadır. Bu öğrenciler 18 farklı bölümde okuyan hazırlık ve 4 sınıf aralığındadır. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Otomatik Düşünceler Ölçeği ve Yetişkin Yaşam Doyumu Ölçeği uygulanmıştır. Analitik istatistiksel değerlendirmelerde bağımsız gruplar arası sayısal veriler iki grup için Mann-Whithey U testi ile ikiden fazla grup için Kruskal Wallis Testi ile karşılaştırıldı. Bağımsız değişkenler arası ilişkinin değerlendirilmesinde Spearman's Korelasyon Testi kullanıldı. Bu araştırmanın ana problemi olan "Üniversite öğrencilerinin olumsuz otomatik düşünceleri ile yaşam doyumu arasında ilişki var mıdır?" sorusuna cevap aranmak üzere yapılan işlemlerden elde edilen bulguya göre; Otomatik Düşünceler Ölçeği toplam puanı ile Yaşam Doyumu Ölçeği toplam puanı ve genel yaşam doyumu alt boyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Elde edilen bu bulguya göre bireylerin otomatik düşünceleri azaldıkça yaşam doyumlarının arttığı, otomatik düşünceleri fazlalaştıkça yaşam doyumlarının azaldığını ortaya koymuştur.
Eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme durumuna ilişkin beklenti ve gözlem düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmada eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme düzeyini yönetici ve öğretmen görüşleri aracılığı ile incelemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Bursa ili Osmangazi, Nilüfer ve Yıldırım ilçelerinde kamuya bağlı ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan 412 öğretmen ve yönetici oluşturmuştur. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Çalışmada kullanılan veri toplama aracı "Eğitim Sistemlerinin Amaçlarının Gerçekleşme Düzeyi Ölçeği" adıyla araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Araştırmada kullanılan ölçek kişisel bilgiler, eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme düzeyine yönelik gözlem görüşleri ve eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşmesi ile ilgili beklenti görüşleri olarak üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın verilerinin çözümlenmesinde aritmetik ortalama, standart sapma, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Kruskal Wallis H testi, Mann Whitney U testi ve Index yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamındaki ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan öğretmen ve yöneticilerin genel olarak eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme düzeyine ilişkin gözlem görüş düzeyleri; ideolojik boyutta en yüksek düzeyde(x̄ =4,69, Ss=1,64), siyasi boyutta (x̄ =4,48, Ss=1,66) ve ekonomik boyutta en düşük düzeyde (x̄=3,99, Ss=1,74) belirlenmiştir. Ayrıca görüşlerine başvurulan aynı grubun genel anlamda eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme düzeylerine yönelik beklenti görüşleri; ekonomik boyutta en yüksek düzeyde (x̄ =6,33, Ss=1,29), siyasi boyutta (x̄ =6,22, Ss=1,36) ve ideolojik boyutta en düşük düzeyde (x̄ =6,18, Ss=1,38) ölçülmüştür. Kamuya bağlı ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan öğretmen ve yöneticilerin görüşlerinin analiz sonuçlarına göre; "Siyasal Amaçlar" parametresine ait değerler, Gİ (Gözlem İndeksi) = 4,49, Bİ (Beklenti İndeksi) =6,22 ve GGİ (Gerçek Gözlem İndeksi) =%50; "İdeolojik Amaçlar" parametresine ait değerler, Gİ=4,72, Bİ=6,18 ve GGİ=%54 ve "Ekonomik Amaçlar" parametresine ait değerler, Gİ=4,00 Bİ=6,32 ve GGİ=%44 şeklinde hesaplanmıştır. Eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme düzeyine yönelik görüşlerinegöre erkek katılımcılar eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme düzeyini kadın katılımcılardan daha yüksek bir düzeyde algılamaktadır. Aynı amaçlar eğitim düzeyi değişkeniyle ele alındığında gruplar arasında herhangi bir istatistik fark görülememiştir. Görev bazında bakıldığında ise, okul müdürleri öğretmenlere göre eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşmesine ilişkin daha yüksek düzeyde gözlemlere sahiptir. Araştırmaya katılanların branşları ile eğitim sistemleri amaçlarına yönelik gözlem görüşleri arasındaki ilişkiye bakıldığında, bütün anlamlı ilişkilerde sınıf öğretmenlerinin, diğer branş öğretmenlerinden daha yüksek ortalama değere sahip olduğu görülmektedir. Kıdem düzeyi değişkenine yönelik bulgulara göre, anlamlı ilişki çerçevesinde elde edilen ortalamalar incelendiğinde, 6 – 10 yıl arası kıdeme sahip katılımcılar eğitim sistemleri amaçlarının en yüksek düzeyde gerçekleştiği görüşüne sahiptir.
Lise öğrencilerinde umudun yordayıcıları olarak algılanan sosyal destek ve benlik saygısı
Bu çalışmanın amacı, lise öğrencilerinde algılanan sosyal destek, benlik saygısı ve umut düzeyi arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Ayrıca bu çalışmada lise öğrencilerinin cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, kardeş sayısı, ailenin aylık geliri, anne-babanın birliktelik durumu ve aile ortamı gibi demografik değişkenlere göre umut düzeylerinde anlamlı bir farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde sekiz farklı lisede öğrenim gören 725 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile Bütünleyici Umut Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği'nin Gözden Geçirilmiş Formu ve Rosenbeg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi için SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde benlik saygısı ve algılanan sosyal destek düzeylerinin umudu yordamasına ilişkin basit doğrusal regresyon ve çoklu doğrusal regresyon; umut, algılanan sosyal destek ve benlik saygısı arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson korelasyon analizi;çeşitli demografik değişkenlere göre umut puanlarının dağılımı için bağımsız örneklemler için t testi;Kruskal Wallis H-Testi ve tek yönlü varyans analizi yöntemlerinden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda algılanan sosyal destek düzeyinin lise öğrencilerinin umut puanlarını anlamlı şekilde yordadığı ve ölçeğin alt boyutlarının umut üzerindeki göreli önem sırasının ise; aileden algılanan sosyal destek, özel bir insandan algılanan sosyal destek ve arkadaştan algılanan sosyal destek şeklinde olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmada benlik saygısı puanlarının umut düzeyinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir. Bağımsız değişkenler olan algılanan sosyal destek ve benlik saygısı birlikte ele alındığında ise umudu yordamada benlik saygısının etki büyüklüğünün daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmanın diğer bulgularına göre lise öğrencilerinin cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, kardeş sayısı, anne babalarının birliktelik durumu değişkenlerinin umut puanları üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin ailelerinin aylık geliri ve algıladıkları aile ortamına göre umut puanlarında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Buna göre yüksek sosyoekonomik düzeyin yüksek umut düzeyi ile ilişkili olduğu söylenebilir. Aile ortamları açısından ise lise öğrencilerinde demokratik-ılımlı ve mükemmeliyetçi-kuralcı aile ortamında yetişen öğrencilerin, otoriter-katı ve çatışmalı-huzursuz aile ortamlarındaki öğrencilere göre umut puanlarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Araştırmada elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmış ve araştırmacılara ve uygulayıcılara öneriler sunulmuştur. Anahtar sözcükler: umut, algılanan sosyal destek, benlik saygısı, pozitif psikoloji
Ortaokul öğretmenlerinin 21. yüzyıl öğretmen becerilerinin incelenmesi (Bursa ili örneği)
21. yüzyılın kendine özgü önemli karakteristik yanları mevcuttur. Bunların başında bilgi çağı olması, küreselleşmenin, dijitalleşmenin ve demografik dönüşümlerin bu yüzyılda büyük bir değişim ve dönüşüme neden olması gelmektedir. Bu özelikler öğrencilerin sahip olması gereken becerileri etkilemiştir. 21. yüzyıl neslinin belirsiz bir geleceğe kendini hazırlamak, olağanüstü değişimlere uyum sağlamak, değişimi yönlendirmek, hatta gerçekleştirmek için yaratıcılık, eleştirel düşünme, esnek olma, medya ve bilgi iletişim teknolojileri okuryazarlığı gibi kritik becerileri içeren 21. yüzyıl becerilerini edinmeleri gerekmektedir. Öğrencilerin sahip olması gereken becerilerdeki değişikliklerin, öğretmenlerin de edinmeleri gereken yeterlilikler üzerinde derin etkileri olmuştur. Günümüz öğretmenlerinin öğrencilere bu yeni becerileri kazandıracak 21. yüzyıl öğretmen becerileri ile donanmış olmaları gerekir. Bunlar arasında disiplinlerarası öğretim yapma, öğretilenleri günlük yaşamla ilişkilendirme, bilgi ve iletişim teknolojilerini etkin şekilde kullanma, üst düzey bilişsel beceriler geliştirme ve analitik düşünmeyi sağlama, değişimi yönetme ve gerçekleştirme, dijital okuryazar olma; hızlı, eleştirel ve etkili geri bildirim sağlama, problem temelli öğrenme durumları oluşturma, öğrenime rehberlik etme, yapılandırmacı teknik kullanma vb. beceriler yer almaktadır. Çalışmanın amacı Bursa'da özel ve resmi ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin 21. yüzyıl öğretmen becerilerini ne düzeyde kullandıklarını ve bunun hangi değişkenlere göre farklılaştığını saptamaktır. Araştırmada genel tarama modellerinden faydalanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Orhan Göksun (2016) tarafından geliştirilen "21. Yüzyıl Öğreten Becerileri" anketi 383 öğretmene uygulanmıştır. Öğretmenler anketteki becerilerin tamamına ortalamanın üzerinde puan vermişlerdir. Bu, 21. yüzyıl öğretmen becerileri konusunda kendilerini yeterli gördüklerini göstermektedir. 21. yüzyıl öğretmen becerilerinin alt boyutlarından en çok onamacı becerilerin, en az esnek öğretme becerilerinin kullanıldığı tespit edilmiştir. Cinsiyet, yaş, branş, kıdem, çalışılan okul türü ve son öğrenim durumu değişkenlerine göre bir farklılaşma olup olmadığı araştırmada incelenmiştir. Yaşın, sadece üretimsel becerilerde genç öğretmenler lehine, kıdemin ise sadece yönetimsel becerilerde 16 yıl ve üzeri mesleki tecrübeye sahip öğretmenlerin lehine, branş değişkeninin yönetimsel beceriler ve esnek öğrenme becerilerinde güzel sanatlar branşındaki öğretmenlerin lehine, görev yapılan okul türünün ise yönetsel beceriler, teknopedagojik beceriler ve onamacı becerilerde özel sektörde çalışan öğretmenlerin lehine anlamlı bir fark oluşturduğu tespit edilmiştir. Cinsiyet ve son öğrenim durumunun ise 21. yüzyıl öğretmen becerilerinin kullanımı üzerinde herhangi bir fark yatarmadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca 21. yüzyıl öğretmen becerilerinin tüm alt boyutlarının birbirleri arasında düşük veya orta düzeyde anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlılığının affetme ve mükemmeliyetçilik ile ilişkisi
Bu çalışmanın amacı, lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlığının affetme ve mükemmeliyetçilik ile ilişkisini incelemektir. Diğer bir amaç ise sosyal medya bağımlılığının cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, okul türü, sosyal medya kullanım süresi ve aktif kullanılan sosyal medya uygulama sayısına göre farklılaşıp farklılaşmadığını araştırmaktır. Araştırma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Bursa ili Gemlik ilçesinde 5 farklı lisede öğrenim gören 9, 10, 11 ve 12. sınıf 472 kız 396 erkek toplam 868 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu Sosyal Medya Bozukluğu Ölçeği, Ergenlerde Affetme Ölçeği ve Çocuk ve Ergen Mükemmeiyetçilik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis-H Testi, Spearman-Brown Sıra Farkları Korelasyon analizi teknikleri kullanılarak yapılmıştır. Araştırma sonucunda lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık düzeyleri ile sosyal kaynaklı mükemmeliyetçilik arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunurken; kendine yönelik mükemmeliyetçilik ile anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık düzeyleri ile affetme düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öte yandan lise öğrencilerini sosyal medya bağımlılık düzeyleri ile affetmenin alt boyutlarından affetmenin bileşenleri ile negatif yönlü anlamlı bir ilişki; öfkeyi sürdürme ve intikam alma ile pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık düzeyleri ile affetmenin alt boyutlarından empati kurma arasındaki ilişkinin anlamlı olmadığı görülmüştür. Araştırma sonucunda lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık düzeylerinin cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği ve bu farkın kız öğrenciler lehine olduğu belirlenmiştir. Öte yandan sosyal medya bağımlılığının yaşa, sınıf düzeyine ve okul türüne göre anlamlı bir farklılık göstermediği fakat, sosyal medya kullanım süresi ve aktif sosyal medya hesap sayısına göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Araştırma bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.
Psikolojik danışman adaylarının yaşamda anlama ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, psikolojik danışman adaylarının yaşamda anlama ilişkin görüşlerinin incelenmesidir. Araştırmaya 2017-2018 eğitim öğretim yılında bir devlet üniversitesinin Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü'nde öğrenim görmekte olan 29 psikolojik danışman adayı katılmıştır. Çalışma, psikolojik danışman adaylarının yaşamda anlamı nasıl algıladıkları, yaşamda anlamın oluşmasında nelerin etkili olduğu ve hayattan neler beklediklerini belirlemek amacıyla nitel araştırma modelinde tasarlanmıştır. Araştırmada veri toplama araçlarından yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Yapılan görüşmeler araştırmacı tarafından yazılı hale dönüştürülmüştür. Veriler bilgisayar ortamına aktarıldıktan sonra verileri çözümlemek için içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarında psikolojik danışman adaylarının yaşamda anlamını etkileyen kişisel, çevresel ve duygusal temalar tespit edilmiştir. Yaşamda anlamı olumlu yönde etkileyen faktörlerin yanı sıra yaşamda anlamın oluşmasına engel olan temalar da ortaya koyulmuştur. Ayrıca yaşamı anlamlı bulan ve yaşamın anlamsız olduğunu düşünen kişileri etkileyen faktörler tespit edilmiştir. Temalar içerisinden en çok yaşamda anlama yönelik kişisel faktörler başlığında alt tema oluşturulmuştur. Psikolojik danışman adaylarına göre yaşamda anlamı etkileyen kişisel etmenler; bireyin seçim yapabilme özgürlüğü, kişisel inançlar, başarılı olmak, kişinin kendini geliştirmesi, keyif veren etkinlikler, kişinin kendini keşfetmesi, sağlık, hayata olumlu bakma, hedef, sorumluluk ve örnek insan olmaktır. Psikolojik danışman adaylarının en fazla sosyal çevre ve etkileşim gibi alt temalarda paylaşımda bulunduğu görülmüştür.
Danışmanlık ve eğitim tedbiri görevi olan rehber öğretmenlerin bu hizmetlere yönelik görüşleri: Sultanbeyli örneği
Bu araştırmanın amacı, danışmanlık ve eğitim tedbirlerine yönelik rehber öğretmenlerin görüşlerinin incelenmesidir. Araştırmaya 2017-2018 eğitim öğretim yılında İstanbul ilinin Sultanbeyli ilçesindeki devlet okullarında görev yapan 22 rehber öğretmen katılmıştır. Çalışma, rehber öğretmenlerin danışmanlık ve eğitim tedbirleri ile ilgili ne kadar bilgi sahibi olduğunu, ilgili kanun ve yönetmeliklerdeki uygulama usul ve esasları nasıl uyguladıklarını, süreçte karşılaştıkları sorunların neler olduğunu, uygulamaya yönelik görüş ve önerilerini detaylı olarak belirlemek amacıyla nitel araştırma modelinde yapılmıştır. Araştırmada veri toplama araçlarından yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Yapılan görüşmelerde ayrıntılı olarak not tutulup bilgisayar ortamına aktarma yapıldıktan sonra MAXQDA programının deneme sürümüne veri girişi sağlanmıştır. Verilerin çözümlenmesi için içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında, rehber öğretmenlerin danışmanlık ve eğitim tedbirleri tanımları bağlamında, bilgi düzeylerinin çok yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Katılımcıların ifadelerine göre eğitim tedbirine yönelik görevlerin müdür yardımcısı ve sınıf öğretmenlerine veya okulda oluşturulacak bir komisyona verilebileceği sonucu ortaya koyulmuştur. Rehber öğretmenler, tedbirleri uygulama sürecinde plan hazırladıklarını, fakat çeşitli sebeplerden dolayı plana pek sadık kalamadıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca uygulama sonrasında hazırladıkları üç aylık raporları aksatmadan mahkemeye göndermelerine rağmen, genelde mahkemeden dönüt alamadıklarını söylemişlerdir. Rehber öğretmenlerin tedbir uygulamaları esnasında birçok kurumla işbirliği yaptıkları, bazı durumlarda ise diğer kurum ve kişilerden pek destek alamadıkları tespit edilmiştir. Tüm bu süreçlerde rehber öğretmenlerin çok çeşitli problemlerle karşılaştıkları görülmüştür. Aile ile irtibat problemi, ailenin isteksizliği ve görüşmelere gelmemesi, rehber öğretmenlerin sayısının azlığı ve görevlendirmeler ile iş yüklerinin artması gibi güçlükler ilk sırada yer almıştır. Bu ve diğer güçlüklerin aşılabilmesi için tedbirlerle ilgili görev ve sorumlulukların paylaşılması, eğitim faaliyetlerinin arttırılması, ailenin bilgilendirilmesi ve gönüllülüğün esas alınması, kurumlar arası iş birliğinin arttırılması, uygulama için özel bir ekip ya da kurum oluşturulması ve rehber öğretmenlere sınırlı sayıda tedbir kararı olan öğrenci verilmesi gibi çeşitli çözüm önerileri ortaya koyulmuştur.
Lise öğrencilerinin mesleki olgunlukları, kariyer kararı verme güçlükleri ve kariyer kararı verme öz yetkinlikleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Çalışmanın amacı, lise öğrencilerinin mesleki olgunlukları, kariyer kararı verme güçlükleri ve kariyer kararı verme öz yetkinlikleri arasındaki ilişkileri incelemektir. Diğer bir amaç ise mesleki olgunluğun, kariyer kararı verme öz yetkinliğinin ve kariyer kararı verme güçlüğünün cinsiyete, okul türüne ve sınıf düzeyine göre farklılaşıp farklılaşmadığını araştırmaktır. Çalışma grubunu Bursa ilinde beş farklı lisede öğrenim gören 665 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Kariyer Karar Verme Güçlükleri Ölçeği, Meslek Kararı Verme Öz Yetkinliği Ölçeği ve Mesleki Olgunluk Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Mesleki olgunluğun toplam puanının ve kariyer kararı verme güçlüklerinin hazırlık eksikliği alt boyutunun cinsiyete göre farklılaştığı ve bu farklılığın kızların lehine olduğu belirlenmiştir. Okul türüne göre değerlendirildiğinde fen lisesi ve mesleki ve teknik anadolu lisesi öğrencilerinin, anadolu lisesi öğrencilerine göre kariyer kararı verme konusunda daha çok güçlük çektikleri söylenebilir. Sınıf düzeyine göre bir karşılaştırma yapıldığında 10. ve 11. sınıf öğrencilerinin 9. sınıf öğrencilerine göre kariyer kararı verme güçlükleri konusunda daha çok sıkıntı yaşadığı ve bunun da bilgi eksikliği boyutunda var olduğu ifade edilebilir. Analizler sonucunda mesleki olgunluk ölçeğinin toplam puanı ile kariyer kararı verme güçlükleri ölçeğinin toplam puanı ve alt ölçek puanları arasında negatif yönde düşük düzeyde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Kariyer kararı verme güçlükleri ölçeğinin toplam puanı ve alt ölçek puanları ile meslek kararı verme yetkinliği ölçeğinin toplam ve alt ölçek puanları arasında orta ve düşük düzeyde negatif yönde anlamlı ilişki belirlenmiştir. Meslek kararı verme yetkinliğinin aracılık rolünü belirlemek için yapılan analizde ise meslek kararı verme yetkinliğinin kısmi aracılık rolüne sahip olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: kariyer, mesleki olgunluk, kariyer kararı verme güçlüğü, kariyer karar verme öz yetkinliği.
Türkiye ve Azerbaycan'da öğretmenlerin hizmetiçi eğitim uygulamalarının karşılaştırılması
Bu araştırmanın genel amacı Türkiye ve Azerbaycan'da öğretmenlerin hizmetiçi eğitim uygulamalarının benzerlik ve farklılıklarını ortaya koyarak karşılaştırmak ve bu bağlamda somut öneriler getirmektir. Çalışma, öncelikle Türkiye ve Azerbaycan'da öğretmen yetiştirilmesi ve hizmetiçi eğitime kronolojik çerçevede bakış açısı getirmekte ve amaç doğrultusunda her iki ülkede hizmetiçi eğitim kurumlarının hizmetiçi eğitim programlarının gereksinimlerini karşılaması için yapılan etkinlikleri ve etkinliklerin öğretmenlere kariyer açısından neler kattığını sorgulamaktadır. Kronolojik bakışla birlikte, özellikle son 5 yılda yapılan uygulamalar ve bu uygulamaların öğretmenlere kariyer olarak katkısını araştırmakta ve 3 Azerbaycanlı ve 3 Türk (toplam 6) akademisyenle yüzyüze görüşerek mülakat yapılarak Türkiye ve Azerbaycan'daki öğretmen yetiştirilmesi ve hizmetiçi eğitimi konu edinmektedir. Araştırma verileri literatür taraması ve 6 akademisyenle nitel araştırma tekniklerinden biri olan mulakatla elde edilmiştir. Sonuç olarak her iki ülke üzerinde yapılan literatür taraması ve her ülkenin akademisyenlerinin hizmetiçi eğitim ile ilgili fikirleri öğretmenlerin çağın gelişme ve yenileşmesine ayakuydura bilmesi için yetersiz kaldığı ve bu merkezlerin yenilikleri takip ederek eğitimler hazırlaması gerektiği kanısına varılmıştır. Literatür taraması sonuçlarında 5 senede yapılmış olan hizmetiçi eğitim programlarının konuları, hizmetiçi eğitim programlarına ayrılmış bütçe ve bu programlara katılmış olan öğretmen sayısı tablolaştırılmış şekilde sunulmaktadır. Ayrıca literatür taraması sonucu olarak, hizmetiçi eğitim programları sonrasında bu eğitimleri almış olmak öğretmenlere kariyer olarak ne gibi özellik sağladığı da ayrı-ayrı ülkelere göre belirtilmiştir. Akademisyenlerden alınan mülakatın sonuçlarında ise her iki ülkede hizmetiçi eğitimler düzenlenirken öğretmenlerin ihtiyaç duydukları ve onların talep etdikleri konular göz önüne alınması ve yapılan eğitimlerin uzman kadrolar yani bu alanda yeterli bilgi ve eğitime sahip olan öğretmenler tarafından düzenlenmesi ile ilgili ortak görüşler görülmektedir. Eğitim sonrasının öğretmenlerde olumlu izler bırakması, uygulama ağırlıklı, gönüllülük ve ihtiyaç odaklı eğitimler düzenlenmesi yönünde ortak fikirler belirtilmiştir. Genel olarak ise, her iki ülke akademisyenleri ait oldukları ülkelerde yapılan hizmetiçi eğitim programlarından memnun değillerdir.
İngilizce B1 seviye atlama sınavının kesme puanının farklı standart belirleme yöntemlerine göre incelenmesi
Bu araştırmada Angoff, Angoff Y/N, Nedelsky ve Ebel standart belirleme yöntemlerinden elde edilen kesme puanları kendi aralarında, sınavın mevcut kesme puanıyla ve norma dayalı bir değerlendirme olan 50 T puanı ile çeşitli yönlerden karşılaştırılmıştır. Çalışmada bir üniversitenin yabancı diller yüksekokulunun B1 kuru için hazırladığı 62 sorudan oluşan sınavı, 448 öğrenciye uygulanmıştır. Çalışmada en düşük kesme puanını Nedelsky yönteminin, en yüksek kesme puanını Angoff Y/N yönteminin verdiği görülmüştür. Yöntemlere göre başarılı sayılan öğrenci yüzdeleri arasındaki farka z testi ile bakılmış ve yöntemlerin ikili karşılaştırılmalarının tamamında aralarındaki fark anlamlı bulunmuştur. Öğrencilerin yöntemlere göre başarı durumlarının sınıflandırılmasına Cohen's Kappa testi ile bakılmış ve en yüksek uyumun Angoff ile Ebel yöntemleri arasında, en düşük uyumun Angoff Y/N ile Nedelsky yöntemleri arasında olduğu görülmüştür. Yöntemlere ait minimum geçme puanları arası ilişkiyi incelemek için Spearman Brown Sıra Farkları Korelasyon katsayısı hesaplanmış, en yüksek ilişkinin Angoff-Ebel yöntemleri arasında olduğu görülmüştür. Yöntemlere ait minimum geçme puanları ortalamaları arasındaki farkın anlamlılığına bakmak için Wilcoxon testi yapılmış ve test sonucunda Angoff-Nedelsky, Angoff-Ebel, Angoff Y/N-Nedelsky ve Nedelsky-Ebel yöntemleri arasında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Uzmanlar arası uyumun Angoff yönteminde orta düzeyde, Ebel ve Nedelsky yönteminde yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Mevcut kesme puanına ve 50 T puanına göre başarılı sayılan öğrenci yüzdesi ile yöntemlere göre başarılı sayılan öğrenci yüzdelerinin karşılaştırılması sonucunda aralarında anlamlı farklılık bulunmuştur. 50 T puanına ve yöntemlere göre öğrencilerin başarı durumlarının sınıflandırılmasında 50 T puanı ile en iyi uyumu Nedelsky yönteminin verdiği görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Kesme Puanı, Angoff Yöntemi, Angoff Y/N Yöntemi, Nedelsky Yöntemi, Ebel Yöntemi
Farklılaştırılmış öğretim uygulamalarının çoklu bütüncül yaklaşımla değerlendirilmesi
Bu çalışmanın temel amacı farklılaştırılmış öğretim uygulamalarının etkililiğinin Çoklu Bütüncül Yaklaşım (ÇBY) çerçevesinde incelenmesidir. Alana Batdı (2016) tarafından kazandırılan ÇBY; ön bütüncül bilgi, son bütüncül bilgi ve bütüncül bilgi olmak üzere üç aşamada gerçekleştirilmektedir. Amaca hizmet etmesi adına ön bütüncül bilgilere ulaşmak ve alandaki eksikliğin belirlenmesi için farklılaştırılmış öğretim uygulamalarının akademik başarı üzerine etkililiğine yönelik çalışmalara dayalı olarak meta analitik ve meta tematik analiz gerçekleştirilmiştir. Bu doğrultuda meta analiz ile farklılaştırılmış öğretim uygulamalarının öğrencilerin akademik başarıları üzerindeki etkisi incelenmiş, yapılan analizler sonucu uygulamaların akademik başarı üzerindeki etkisi olumlu yönde ve geniş düzeyde olarak belirlenmiştir (g=0,800). Ön bütüncül bilgi aşamasında gerçekleştirilen bir diğer analiz ise nitel boyutta katılımcı görüşü içeren çalışmalarla yürütülen meta tematik analizdir. Bu doğrultuda alanda farklılaştırılmış öğretim uygulamalarının etkililiğine yönelik gerçekleştirilen çalışmalarda katılımcı görüşleri analiz edilmiş "içerik, süreç, ürün" boyutuna etkisine ilişkin temalar oluşturulmuştur. Çalışmanın ikinci aşaması olan son bütüncül bilgi aşamasında nicel verilere ulaşmak adına müdahaleli araştırma yöntemlerinden statik grup karşılaştırma ön test – son test desen kullanılmıştır. Statik grup karşılaştırma ön test – son test uygulamasına yönelik olarak farklılaştırılmış öğretim uygulamalarının öğrencilerin akademik başarılarına etkisi olumlu yönde ve orta düzeyde etkili olduğu belirlenmiştir (g=0.541). Nitel veriler için olgu bilim deseni tercih edilmiş ve araştırmaya katılan on iki öğrenci ve hazırlanan programı uygulayan iki öğretmen ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Farklılaştırılmış öğretim uygulamalarında kullanılan değerlendirme tekniklerine yönelik gerçekleştirilen görüşmelerin olumlu yönde olduğu belirlenmiştir. ÇBY kapsamında ön bütüncül bilgiler ve son bütüncül bilgilerin sentezlenmesi sonucu bütüncül bilgilere ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda bütün aşamalarında elde edilen verilerin birbirini desteklediği ve tamamladığı belirlenmiş ve bütüncül bir bakış açısına ulaşılmıştır.
Üniversite öğrencilerinin derse katılımı ile üstbilişsel farkındalıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Üstbilişsel farkındalık öğrencilerin akademik başarı, eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, derslere aktif katılım gibi birçok önemli beceriyi etkileyen önemli bir durumdur. Derslere katılım öğrencilerin başarısını artıran, öğrencinin derslere aktif olarak katıldığı, katkıda bulunduğu, aktif dinleme ve etkinliklere bilişsel, duyuşsal ve davranışsal olarak katkıda bulunulan bir durumdur. Üstbilişsel farkındalık ile derslere katılım arasında çok fazla akademik çalışma bulunmamaktadır. Bu araştırma ilişkisel araştırma modelinde tasarlanmış ve üstbilişsel farkındalık ile derslere katılım arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmayı amaçlayan bir araştırmadır. Araştırmada genel olarak derslere katılım ölçeği ile üstbilişsel farkındalık envanteri kullanılmıştır. Araştırma Gaziantep Üniversitesi Eğitim Fakültelerinde ve BESYO yüksek okullarında küme örnekleme yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya 261 üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırmada toplanan veriler yüzde, frekans, korelasyon ve regresyon analizleri ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin derslere katılımları ile üstbilişsel farkındalıkları arasında yükseğe yakın orta düzeyde bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Regresyon analizleri sonucunda üstbilişsel farkındalığın derslere katılım puanlarındaki varyansın % 44'ünü açıkladığı bulunmuştur. Dolayısıyla üstbilişsel farkındalığı yüksek olan öğrencilerin derslere daha çok katıldığı, derslere katılıma önem verdiği sonucuna ulaşılabilir. Üstbilişsel farkındalığın izleme alt boyutunun tek başına derselere katılımdaki % 36 varyansı açıkladığı da bulunmuştur. Çalışma sonucunda planlama, izleme, durumsal bilgi ve açıklayıcı bilgi boyutlarının genel olarak derse katılımı etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu anlamda öğrencilerin bu becerilerinin geliştirilmesi önemli görülmektedir.
Okul öncesi dönem çocuklarını değerlendirmeye yönelik oyun temelli gözlem protokolünün geliştirilmesi
Bu çalışmada çocukların oyun sırasında sergiledikleri davranışları gözlemlemek ve çocukların gelişimini takip etmek için kullanılabilecek bir gözlem protokülünün geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma 595 okul öncesi çocuğu ile yürütülmüştür. Verilerin analizinde SPSS 23, JASP ve MPlus programlarından yararlanılmıştır. Araştırma MEB Okul Öncesi Eğitim Programı (2013) kazanım ve göstergelerinin teorik yapısına uygun biçimde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ilk kısmında, madde havuzu oluşturularak, bu maddelere yönelik uzmanlardan görüş alınıp maddeler görüşler doğrultusunda değerlendirilmiştir. Uzman görüşlerinden sonra aday gözlem protokolü formu hazırlanmıştır ve "Oyun Temelli Gözlem Protokolü" (OTGP) olarak adlandırılmıştır. Gözlem protokolünün yapı geçerliği için AFA, DFA, ayırt edici ve yakınsak geçerlik incelemeleri yapılmıştır. Çalışmanın güvenirliğine kanıt sunması amacıyla AFA sonrası değerlendiriciler arası güvenirliğe kanıt niteliğinde sınıf içi korelasyon güvenirliği, hem AFA hem DFA sonrası iç tutarlık güvenirliği için Cronbach α ve McDonald ω katsayıları incelenmiştir. DFA sonrası %27'lik alt-üst grup güvenirliğine ilişkin incelemeler yapılmıştır. Faktör çıkarma yöntemlerinden temel bileşenler analizi ve varimax döndürmeyle gerçekleştirilen AFA sonucunda, dört faktörlü 25 maddeden oluşan yapının %56,1 oranında açıklandığı görülmüştür. MLM yöntemiyle gerçekleştirilen DFA analiziyle elde edilen uyum indeksleri; RMSEA = ,06; SRMR= ,06; CFI= ,91 ve TLI = ,90 olarak görülmüştür. Uyum indeksleri modelin kabul edilebilir uyum iyiliğine sahip olduğunu göstermektedir. DFA sonrasında yakınsak ve ayırt edici geçerlik değerlendirmesi gerçekleştirilmiştir. DFA sonrasında %27'lik alt-üst grup güvenirliği incelenmiş maddelerin çoğunluğu ve toplam gözlem protokolü puanına yönelik t değerleri anlamlı olarak bulunmuştur (p<,05).
Okul müdürlerinin sosyal adalet liderliği davranışları ile öğretmenlerin örgütsel bağlılık algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim okullarında görev yapan okul müdürlerinin sergilemiş oldukları sosyal adalet liderliği davranışları ile öğretmenlerin örgütsel bağlılık algıları arasındaki ilişkiyi öğretmenlerin görüşlerine göre incelemektir. Araştırmada karma yöntem desenlerinden "yakınsayan paralel desen" tercih edilmiştir. Araştırmanın örneklemi 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ili Şahinbey ilçesindeki ilköğretim okullarında görev yapan 603 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu ise maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemiyle seçilen ve ilköğretim okullarında görev yapan 16 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın nicel verilerini toplamak için "Kişisel Bilgiler Formu", "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" ve "Sosyal Adalet Liderliği Ölçeği" kullanılmıştır. Nitel veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yapılan görüşmeler ile toplanmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde istatistik programı kullanılmış ve t-testi, ANOVA, Pearson korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin sosyal adalet liderliğine ilişkin genel algıları yüksek düzeyde iken örgütsel bağlılığa ilişkin algıları orta düzeydedir. Okul müdürlerinin sergilemiş oldukları sosyal adalet liderliği davranışlarına ilişkin öğretmen algıları eğitim durumu, yaş ve mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Öte yandan öğretmenlerin örgütsel bağlılık algıları ise eğitim durumu, görevli oldukları okuldaki çalışma süresi, yaş ve mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Okul müdürlerinin sergilemiş oldukları sosyal adalet liderliği davranışları ile öğretmenlerin örgütsel bağlılık algıları arasında pozitif yönde, anlamlı ve orta düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık algılarına ilişkin toplam varyansın %35'i okul müdürlerinin sosyal adalet liderliği davranışları ile açıklanmaktadır. Sosyal adalet liderliğinin alt boyutlarından katılım ve eleştirel bilincin öğretmenlerin örgütsel bağlılık algısı üzerinde önemli (anlamlı) bir yordayıcı olduğu görülmüştür.
Okul yöneticilerinin okul rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerine yönelik tutumları
Bu araştırmanın amacı okul yöneticilerinin rehberlik ve psikolojik danışma (PDR) hizmetlerine yönelik tutumlarını belirlemek amacıyla geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmektir. Alanyazın taramasının ve hedef gruba kompozisyon yazdırılmasının ardından oluşturulan madde havuzunun kapsam ve görünüş geçerliğinin sağlanması amacıyla uzman görüşüne başvurulmuştur. Yapı geçerliği için Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yapılmıştır. Ölçeğin geliştirilme sürecinde açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi için iki farklı gruptan veri toplanmıştır. Bu bağlamda araştırmanın birinci çalışma grubu 318, ikinci çalışma grubu ise 300 okul yöneticisinden oluşmaktadır. AFA sonucunda toplam varyansın %61,58'ini açıklayan üç faktörlü bir yapı elde edilmiştir. AFA ile elde edilen üç faktörlü yapı, DFA ile test edilmiş ve doğrulanmıştır. DFA sonucunda elde edilen değerler, üç faktörlü yapının yeterli uyuma sahip olduğunu ortaya koymuş ve yapı doğrulanmıştır. Faktör analizlerinin neticesinde nihai halini alan ölçek üç boyuttan ve toplam 36 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin güvenirlik analizi için Cronbach's Alfa ve McDonald's Omega katsayıları hesaplanmış ve her ikisi için de iç tutarlık katsayıları ,96 olarak bulunmuştur. Gerçekleştirilen analizler neticesinde geçerliği ve güvenirliği sağlanmış bir ölçme aracı elde edilmiştir. Araştırmanın son aşamasını ise ölçeğin uygulanması oluşturmaktadır. Bu aşamada ölçek, kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle seçilmiş 315 okul yöneticisine uygulanarak yöneticilerin okul PDR hizmetlerine yönelik tutumları belirlenmiş ve çeşitli değişkenlere göre farklılaşma düzeyleri incelenmiştir. Araştırmanın bulguları, yöneticilerin okul PDR hizmetlerine yönelik tutumlarının olumlu olduğunu göstermiştir. Yöneticilerin okul PDR hizmetlerine yönelik tutumlarının cinsiyete göre farklılık gösterdiği; öğrenim düzeyi, mesleki kıdem, okul yöneticiliğinde geçirilen hizmet süresi, görev yapılan okul kademesi, okul hizmet alanı ve okulda psikolojik danışman bulunup bulunmamasına göre değişmediği görülmüştür. Araştırma örneklemi genişletilerek daha genellenebilir ve kapsamlı sonuçlara ulaşılabilir. Yöneticilerin PDR hizmetlerine yönelik tutumları daha farklı değişkenlere bağlı olarak incelenebilir ve literatüre yeni çalışmalar kazandırılabilir.
Bilişsel davranışçı terapiye dayalı bireysel danışmanın çocukların depresyon düzeyleri olumsuz düşünceleri ve benlik algıları üzerine etkisinin incelenmesi
Araştırmanın genel amacı bilişsel davranışçı terapiye dayalı gerçekleştirilen bireysel danışmanın çocukların depresyon düzeyleri, olumsuz düşünceleri, benlik algıları üzerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma araştırma kullanılmıştır. Çalışma grubu beşinci sınıf öğrencilerinden Çocuk Depresyon Envanterinden kesme puanın üzerinde puan alan ve alınma/dışlama kriterlerini sağlayan on beş çocuk seçilmiştir. Yansız atama ile deney, placebo, kontrol gruplarına atanan çocuklarla ön test, son test, izleme ölçümlü bir araştırma yapılmıştır. Deney grubundaki beş çocuk ile her oturumun ortalama 45 dk sürdüğü, haftada bir sıklıkta, toplam 10 hafta devam eden uygulama yapılmıştır. Seansların son on dakikası ebeveyn seansa katılmıştır. Çocuklar ile bilişsel davranışçı terapiye dayalı depresyon düzeylerini düşürmeye, olumsuz benlik algısı ve düşünce düzeylerini azaltmaya yönelik bireysel görüşme yapılırken; ebeveynler ile süreç hakkında bilgilendirme, seans dışında çocuğa destek, takip amaçlı görüşmeler yapılmıştır. Plasebo grubundaki beş öğrenci ile müdahale içermeyen görüşmeler yapılmıştır. Kontrol grubundaki beş çocuk ile herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Çalışmada nicel veri olarak Çocuk Depresyon Envanteri, Piers-Harris Çocuklarda Öz Kavram Ölçeği ve Çocukluktaki Olumsuz Düşünceleri Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Veriler ön-test, son-test ve dört ay sonra izleme ölçümü olarak alınmıştır. Nitel araştırma yöntemi için çocuklar ile yapılan görüşmelerin içerikleri ve uygulama sonrası araştırmacı tarafından hazırlanan, ebeveynlerden alınan yarı yapılandırılmış görüşme sorularına verilen yanıtlar kullanılmıştır. Araştırma sonucunda uygulamanın plasebo ve kontrol grupları ile karşılaştırıldığında çocukların depresyon düzeylerini düşürmede anlamlı bir etki yarattığı görülmüştür. Ayrıca uygulamanın çocukların olumsuz benlik algısı seviyesini ve düşünce düzeyilerini azalttığı sonucuna ulaşılmıştır. Çocukların görüşme içerikleri ve ebeveynlerden alınan geribildirimler incelendiğinde uygulamanın çocuklar üzerinde olumlu bir etki yarattığı görülmüştür.
Üniversite öğrencilerinde benliğin ayrımlaşması ve iyilik hali arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinde benliğin ayrımlaşması ve iyilik hali arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışma, ilişkisel tarama modeline uygun olarak gerçekleştirilen ve benliğin ayrımlaşması ile iyilik hali arasındaki ilişkinin incelenmesine yönelik korelasyonel bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemi Gaziantep Üniversitesi Eğitim Fakültesine devam eden 313 üniversite öğrencisinden (217 kadın, 96 erkek) oluşmaktadır. Araştırmada veri toplamak için "İyilik Hali Yıldızı Ölçeği", "Benliğin Ayrımlaşması Ölçeği" ve araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizi sürecinde betimsel istatistiklerle birlikte T testi, Kruskal Wallis analizi, ANOVA, post-hoc testlerinden LSD testi, Pearson Korelasyon analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre benliğin ayrımlaşması ile iyilik hali arasında istatistiksel olarak orta düzeyde pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu, benliğin ayrımlaşması genel puanları arttıkça iyilik hali genel puanları ile alt boyutlarına ilişkin puanların da arttığı görülmüştür. Benliğin ayrımlaşmasının iyilik hali toplam puanlarına olan etkisine göre kurulan çoklu doğrusal regresyon modeli istatistiksel olarak anlamlıdır. Benliğin ayrımlaşması ben pozisyonu ve duygusal kopma alt boyutları öğrencilerin iyilik hali genel düzeylerini pozitif yönde yordamaktadır. Cinsiyete göre iyilik hali düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık yoktur, benliğin ayrımlaşması ise erkeklerde kadınlara göre daha yüksektir. Bölüme göre benliğin ayrımlaşması puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık yoktur, iyilik hali puanları arasında ise anlamlı farklılık vardır. Sınıf düzeyi, anne-baba eğitim durumu ve gelir düzeyi açısından iyilik hali ve benliğin ayrımlaşması puanları arasında anlamlı farklılık yoktur. Sonuçlar, ilgili literatür dikkate alınarak tartışılmış ve bu doğrultuda öneriler sunulmuştur. Anahtar sözcükler: Benliğin Ayrımlaşması, İyilik Hali, İyilik Hali Yıldızı.
Öğretmenlerin proaktif kişilik, psikolojik iyi oluş ve mesleki doyum düzeylerinin çeşitli demografik değişkenler bakımından incelenmesi
Bu araştırmada üç amaç güdülmüştür. Öğretmenlerin proaktivite, psikolojik iyi oluş ve mesleki doyum düzeylerinin demografik değişkenler açısından incelenmesi, öğretmenlerin proaktivite, psikolojik iyi oluş ve mesleki doyum düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi ve proaktivite ile mesleki doyumun psikolojik iyi oluş düzeyini yordama durumunun incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Google Formlar yoluyla ulaşılan 162 öğretmenden oluşmaktadır. Veri toplarken "Kısaltılmış Proaktivite Ölçeği", "Psikolojik İyi Oluş ölçeği", "Mesleki Doyum Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklem t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Katsayısı ve Adımsal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Analiz sonucunda proaktivite, psikolojik iyi oluş ve mesleki doyum değişkenleri arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Regresyon analizi sonucunda proaktivite ve mesleki doyumun öğretmenlerin psikolojik iyi oluş düzeyinin %47,4'ünü açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Demografik değişkenler açısından bakıldığında proaktivite değişkeninin yaş, kıdem ve yakın arkadaş sayısına göre farklılaştığı; psikolojik iyi oluş değişkeninin yakın arkadaş sayısı ve öğretmen-yönetici olma durumuna göre farklılaştığı; mesleki doyum değişkeninin ise yaş, kıdem, yakın arkadaş sayısı ve memlekette-gurbette çalışma durumuna göre farklılaştığı belirlenmiştir. Demografik değişkenlerden cinsiyet, medeni durum, çalışılan okul kademesi ve karşılaşılan problemlerde psikolojik danışmana başvurma sıklığı değişkenlerine bakıldığında araştırmanın hiçbir değişkeninde farklılık bulunmadığı görülmüştür.
Ödev niteliğinin öğrenmeye katkısının değerlendirilmesi: Bir eylem araştırması
Bu çalışmanın amacı pekiştirme, hazırlık ve geliştirme ödevlerinin niteliğinin öğrencilerin öğrenme düzeyine etkisini değerlendirmek ve öğretmen ve öğrencilerin eylem planı öncesi ve sonrası ödev niteliğine yönelik bilişsel özellik ve tutumları ile bu süreçte karşılaşılan sorunlar ve sorunlara yönelik çözüm önerilerini incelemektir. Bu araştırmada teknik/bilimsel/işbirlikçi eylem araştırması yöntemi kullanılmıştır. Tasarlanan eylem planı araştırma bağlamı çerçevesinde hazırlanmış, uygulanmış ve değerlendirilmiştir. Eylem planı hazırlama aşamasında; araştırma bağlamı olarak 2021-2022 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde devlete bağlı bir ilkokuldaki dördüncü sınıf şubelerinden üçünde öğrenim görmekte olan 68 öğrenci ile bu sınıfların öğretmenleri ve Fen Bilimleri dersi "Aydınlatma ve Ses Teknolojileri" ünitesi belirlenmiştir. Eylem planı farklı ödev türleri (pekiştirme, hazırlık, geliştirme) kullanılacak şekilde tasarlanmış ve planda kullanılmak üzere farkı niteliğe sahip ödevler geliştirilmiştir. Öğretmenlere ödeve yönelik eğitim verilerek öncelikle eylem planı 1 uygulanmış ardından eylem planı 2'nin uygulanması aşamasına geçilmiştir. Veri toplama araçları olarak çoktan seçmeli testler, SOLO taksonomiye göre hazırlanmış testler, görüşme formları ve araştırmacı günlüğü kullanılmıştır. Çoktan seçmeli testlerin analizinde Bayesci istatistiğe dayalı tekrarlanan ölçümler ANOVA testi, SOLO taksonomiye göre hazırlanmış testlerin analizinde puanlama anahtarı, öğretmen ve öğrenci görüşmelerinden elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçların analizinde ödev türlerinin tümünün öğrenmeye katkı sağladığı, geliştirme ödevlerinin ise bu anlamda diğer ödev türlerine göre daha etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen ve öğrencilerin ödev niteliğine yönelik bilişsel özelliklerinin arttığı, öğrencilerin ödeve yönelik tutumlarında olumlu yönde değişim sağlandığı gözlemlenmiştir. Anahtar sözcükler: ödev, ödev niteliği, geliştirme ödevleri, ilkokul, Bayesci istatistik
Sınıf öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeyleri ile öz liderlik becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin mesleki tükenmişlikleri ile öz liderlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini Şanlıurfa ilinin Birecik ilçesindeki merkez ilkokullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırma ilçe merkezindeki sınıf öğretmenlerinin tamamını kapsadığı için evrenin tamamına ulaşmak hedeflenmiş ve örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Bu durumda araştırmanın evrenini merkez ilkokullarda görev yapan 220 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada gerekli verileri elde edebilmek için araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, İnce & Şahin (2015) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Maslach Tükenmişlik Envanteri Formu" ve Tabak, Sığrı & Türköz (2013) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Öz Liderlik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 25.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama, t-Testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; öğretmenlerin mesleki tükenmişlik düzeyleri "orta düzey" ve öz liderlik düzeyleri "yüksek düzey" olarak bulunmuştur. Öğretmenlerin mesleki tükenmişlik düzeyleri ile öz liderlik beceri düzeyleri arasında ölçek genelinde anlamlı bir ilişki yoktur. Ancak mesleki tükenmişlik ve öz liderlik alt boyutları arasında anlamlı ilişkilerin varlığı tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar ışığında; öz liderlik ve alt boyutları (kendini gözlemleme, hatırlatıcılar belirleme, kendi kendine konuşma, başarılı performans hayal etme) ile kişisel başarı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Ayrıca kendini cezalandırma ile kişisel başarı alt boyutu arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Okul öncesi dönemde akran zorbalığını gölge oyunu temelli önleme programı
Bu araştırmanın amacı, yaratıcı bir yöntem olan gölge oyununu kullanarak okul öncesi döneminde görülen akran zorbalığını önlemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmaya katılan öğretmenlerin ve öğrencilerin akran zorbalığına ilişkin bilgilerini ve becerilerini zenginleştirmek, öğretmenlerin ve öğrencilerin zorbalıkla ilgili davranışlarında ve tutumlarında olumlu değişimler yaratmak, akran zorbalığıyla baş etme yöntemlerini içselleştimek hedeflenmiştir. Üç haftalık uygulama süreci boyunca fiziksel, ilişkisel ve sözlü zorbalık türlerine ilişkin hikayelere dayalı altı adet birbirinden farklı gölge oyunu oynatılmış, dramatizasyon ile öğrencilerin canlandırma yapması istenmiştir. Oturumlar arasındaki zamanlarda öğrencilerin gölge oyunu oynamaları teşvik edilerek kalıcılığın arttırılması beklenmiştir. Dört haftalık izleme süreci boyunca öğretmen teşviki ile öğrencilerin gölge oyunu oynaması sağlanarak kalıcılığın devam etmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın deseni, karma araştırma türlerinden eşzamanlı (paralel yakınsayan) desendir. Araştırmanın örneklemi, amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenmiş olup örneklem üç okul öncesi öğretmeni ve 45 öğrenciden oluşmaktadır. Nicel veri toplamak için Okul Öncesi Akran Zorbalığı Ölçeği Öğretmen Formu, nitel veri toplamak için Uygulama Öncesi Öğretmen Görüşme Formu, Uygulama Sonrası Öğretmen Görüşme Formu, İzleme Amaçlı Öğretmen Görüşme Formu ve Öğrenci Gözlem Formu kullanılmıştır. Nicel veri analizinde, betimsel analiz yöntemi ile grafik gösterimi kullanılmıştır. Nitel veri analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel sonuçlarına göre uygulanan program sayesinde akran zorbalığınının toplam puanlarında iyileşme görülmüştür. Araştırmanın nitel sonuçlarına göre öğretmen ve öğrencilerde akran zorbalığına ilişkin bilgi ve farkındalık artmış, akran zorbalığıyla baş etme yöntemlerine ilişkin kalıcı öğrenme sağlanmıştır. Mağdur, zorba ve izleyici rollerinde azalma görülmüştür. Araştırmanın sonucunda akran zorbalığını önlemek amacıyla sosyal duygusal becerilerde olumlu gelişmeler gözlemlenmiştir. Araştırma sonucunda ulaşılan bulgular, alan yazındaki araştırmalar ışığında tartışılmıştır.
COVID-19 pandemi döneminde mesleki eğitimde karşılaşılan zorluklara ilişkin bir durum çalışması
Bu araştırma, pandemi sürecinde mesleki ve teknik eğitim kurumlarının yaşadığı zorlukları ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Çalışma grubu amaçlı örneklem yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılarak belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Gaziantep ili merkez ilçesinde yer alan bir mesleki ve teknik eğitim veren ortaöğretim kurumunda görev yapan 5 Kültür Dersi ve 4 Meslek Dersi olmak üzere 9 öğretmenden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Ortaya çıkan araştırma bulgularına göre, beceri temelli derslerin işlenmesinde uzaktan eğitimin yetersiz kaldığı, öğrencilerin büyük kısmının uzaktan eğitim derslerine katılmadığı tespit edilmiştir. Öğrenci kaynaklı sorunların yanında öğretmen ve veli kaynaklı sorunların eğitim sürecini olumsuz etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Veli kaynaklı sorunların temel olarak velilerin eğitim sistemine dahil olmaması ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Öğretmen kaynaklı sorunların ise düşük hazırbulunuşluk, pandemi sürecine bağlı olarak ortaya çıkan korku, kaygı ve deneyimsizlik ile ilişkili olduğu görülmüştür. Araştırma sonuçlarına göre EBA uygulaması olmak üzere uzaktan eğitim sistemlerinin alt yapı ve içerik olarak geliştirilmesinin, uzaktan eğitim sürecinde her öğrencinin sisteme dahil olmasına yönelik yatırımların uzaktan eğitim sistemini geliştireceği sonucuna ulaşılmıştır.
Z kuşağının akademik eğitimine ilişkin yönetici ve öğretmen görüşleri
İlköğretimden ortaöğretime kadar örgün öğrenim gören öğrencilerin tamamının oluşturduğu Z kuşağının en belirleyici özelliği, sürekli çevrimiçi olan teknolojik cihazlarla olan etkileşimleridir. Teknoloji ile bu kadar iç içe bir hayat yaşayan Z kuşağının eğitim hayatında da bu etkileşim sürmektedir. Teknolojinin eğitim öğretime olumlu ve olumsuz etkilerinin araştırıldığı bu dönemde araştırmanın odak noktasını oluşturan Z kuşağının kişisel özelliklerinin ne olduğu, akademik başarılarının ne durumda olduğu ve nasıl artırılabileceği şeklindeki önemli sorulara cevap bulunması bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseninde hazırlanan çalışmanın çalışma grubunu ortaokullarda görev yapan 12 öğretmen ve 9 okul yöneticisi oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile oluşturulmuştur. Verilerin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, toplanan veriler içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar arasında geleneksel eğitim yöntemlerinin bu kuşak için anlamsızlaştığı, sürekli, hızlı ve değişken bir hayat yaşamalarının sonucu olarak sabırsız, hayatı hızlı yaşayan, dikkat eksikliği yaşayan bireyler olduğu, bu yüzden de akademik açıdan başarısız görüldüğü yer almaktadır. Bunun önüne geçmek için de öğretmenlerin teknoloji odaklı gelişim sağlamaları, müfredatın daha sade bir hale getirilmesi gibi çözüm önerileri sunulmuştur.
İlkokullarda ödev politikaları: Ödev ikileminde standartlaşma
Bu araştırmanın amacı, ilkokullarda uygulanan ödev politikalarını öğretmen ve yönetici görüşleri alınarak tespit etmektir. Sistemli, birbiri ile bağlantılı ödevlerin verilip verilmediği, öğretmenlerin ödev konusunu ne derece ciddiye aldığı belirlenmeye çalışılmıştır. Ödev politikasının öğrenmeye ve eğitim paydaşlarına yansımalarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada, nitel araştırma desenlerinden "bütüncül tek durum deseni" kullanılmıştır. Katılımcılar 2023-2024 eğitim öğretim yılında Gaziantep Şahinbey ve Şehitkamil merkez ilçeleri ilkokullarında görev yapan 9 sınıf öğretmeni ve 6 okul yöneticisinden ibarettir. Belirlenen amaçlar doğrultusunda araştırma sorularına açıklık getirebilmek adına veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırma verileri nitel içerik analizi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, orta ve yüksek SED çevreye sahip okullarda farklı tür ödevlerin tercih edildiği, öğrenci merkezli olarak ödev özelliklerinin belirlendiği tespit edilmiştir. Ödevlerin verilme miktarı ve sıklığının düşük SED çevreye sahip okullarda daha az olduğu tespit edilmiştir. Okullarda ödev politikalarını gerekli olduğu fakat eğitim paydaşlarının sorumluluklarının net tanımlanarak iş birliği yapmaları gerektiği anlaşılmıştır. Öğrenci merkezli eğitimin, mesleki gelişimin, öğrenci sosyal çevresinin ve aile demografik özelliklerinin ödev politikalarında belirleyici olduğu kanısına ulaşılmıştır.
Okul öncesi dönemde akran zorbalığı: Öğretmenlere ilişkin değişkenlerin yordayıcılığının incelenmesi
Bu araştırmada, okul öncesi öğretmenlerinin akran zorbalığına ilişkin tutum, öznel iyi oluş ve empatik eğilim düzeylerinin sınıflarında görülen akran zorbalığı davranışlarını yordama düzeyinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Gaziantep'te resmi ve özel okul öncesi kurumlarında görev yapmakta olan 315 okul öncesi öğretmeninden veri toplanmıştır. Bu çalışmada, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak, Okul Öncesi Akran Zorbalığı Ölçeği Öğretmen Formu, Okul Zorbalığına İlişkin Öğretmen Tutumları Ölçeği, Öğretmen Öznel İyi Oluş Ölçeği, Empatik Eğilim Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, okul öncesi dönemde akran zorbalığı davranışları azımsanmayacak düzeydedir. Okul öncesi öğretmenlerinin akran zorbalığına ilişkin tutum, öğretmen öznel iyi oluş ve empatik eğilim puanları ile sınıflarında görülen akran zorbalığı davranışları arasında negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunduğu ve okul öncesi öğretmenlerine ilişkin bu değişkenlerin akran zorbalığı davranışlarını negatif yönde anlamlı şekilde yordadığı tespit edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular alan yazında yer alan benzer çalışmalar çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar sözcükler: Okul öncesi, Akran zorbalığı, Akran zorbalığına ilişkin öğretmen tutumu, Öğretmen öznel iyi oluşu, Empatik eğilim
Okul müdürleri ve öğretmenlerin etkili öğretmen niteliklerine ilişkin algıları: Zeytinburnu-Bakırköy örneği
Bu araştırmanın amacı okul yöneticileri ve öğretmenlerin algılarına göre, öğrenci başarısı üzerinde etkili olan öğretmen niteliklerini belirlemektir. Ayrıca, bu araştırmayla bazı demografik faktörler göz önünde bulundurularak müdür ve öğretmenlerin algıları arasındaki farka bakılmıştır. Bu amaçlara ulaşmak için, İstanbul'un Zeytinburnu ve Bakırköy ilçelerinde yer alan okullardan 349 öğretmen ve 52 okul yöneticisi örnekleme alınmıştır. Araştırmada, William (2010)'ın ?Öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin etkili öğretmen niteliklerine ilişkin algıları? adlı anketi ölçme aracı olarak kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, tek yönlü varyans analizi (ANOVA ), T-Testi ve LSD analizi kullanılmıştır.Araştırma bulguları, okul müdürleri ve öğretmelerin, öğrenci başarısı üzerinde etkili öğretmen niteliklerine ilişkin algılarının birbirine benzer olduğu bulunmuştur. Yapılan analizler sonucunda, öğretmenlerin ve okul müdürlerinin etkili öğretmen niteliklerine ilişkin algılarının bazı demografik özelliklerine göre nasıl değiştiği incelenmiş, okul müdürlerinin algılarında cinsiyetlerine göre, öğretmenlerinse cinsiyetleri, kıdemleri ve çalıştıkları okul türüne göre bazı noktalarda anlamlı farklılıklar olduğu bulunmuştur.
Comparative evaluation of the 12th grade chemistry program according to the CIPP model "Türkiye and Nigeria"
This comparative evaluation aims to evaluate and compare the 12th-grade chemistry program applied in high schools in Nigeria and Türkiye according to the CIPP evaluation model. mixed method was used in this study. The five-Likert scale Google form questionnaire prepared by the researcher was randomly applied in the high schools across Nigeria and Türkiye through mail, social media, and other means of communication. The five-Likert scale questionnaire and the semi-structured interview questions were prepared in English and Turkish. In Nigeria, 203 while, in Türkiye, 162 of the 12th-grade chemistry teachers participated in the quantitative part of this study. In the qualitative part of the study, semi-structured interview questions were used to collect the opinions of the 12th-grade chemistry teachers across both countries. In Nigeria, five chemistry teachers participated in the study, while in Türkiye, three 12th-grade chemistry teachers participated. Collected quantitative data from the Google form were transferred to the SPSS data analysis software and analyzed. The data collected through semi-structured interviews were analyzed using descriptive analysis by transcribing the respondents' quotations. According to the findings of this study, both countries have similar aims and objectives for the 12th-grade chemistry program. However, it was revealed that there is a difference between the two countries in terms of reaching the general goals of the program. It was revealed that, in Nigeria, the educational system does not allow teachers to implement the program effectively. The theoretical information in the chemistry textbooks was found to be sufficient in Nigeria while insufficient in Türkiye. When the input dimension was evaluated, it was found that in Nigeria, the language used in chemistry textbooks is difficult and complex, while in Türkiye, it was found that there is a lack of laboratories in the schools, which negatively affects the implementation of the chemistry program. In the product and process dimensions, it was found that there are no significant differences between the two countries. It was recommended that chemistry programs in both countries should be reviewed and updated every year to fit in the new age of science and technology. Laboratories should be available in all schools in Türkiye, while in Nigeria, simple language should be used in preparing chemistry programs.
Lise öğrencilerinin psikolojik sağlamlık, algılanan sosyal destek ve gelecek beklentileri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı lise kademesinde öğrenim gören öğrencilerin psikolojik sağlamlık, algılanan sosyal destek ve gelecek beklentileri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubu Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkamil merkez ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı liselerde öğrenim gören 698 öğrenciden oluşmaktadır. Demografik özellikler hakkında bilgi toplamak için Kişisel Bilgi Formu, psikolojik sağlamlık düzeylerini ölçmek için Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği Kısa Formu (ÇGPSÖ-12), algılanan sosyal destek düzeylerini ölçmek için Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ), gelecek beklentileri düzeylerini ölçmek için Ergen Gelecek Beklentileri Ölçeği (EGBÖ) kullanılmıştır. Veriler Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Bağımsız Örneklem t-testi, Pearson Momentler Korelasyonu ve Çoklu Regresyon yöntemleriyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda lise öğrencilerinin psikolojik sağlamlık, algılanan sosyal destek ve gelecek beklentileri arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Algılanan sosyal destek ve psikolojik sağlamlık arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki belirlenmiştir. Psikolojik sağlamlık ile gelecek beklentisi arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir. Algılanan sosyal destek ile gelecek beklentileri arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir. Çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre ise gelecek beklentisi ve algılanan sosyal desteğin psikolojik sağlamlığı anlamlı bir şekilde yordadığı görülmüştür. Psikolojik sağlamlık ve algılanan sosyal destek düzeyinin cinsiyet, sosyoekonomik düzey, anne baba eğitim durumu, psikolojik desteğe ihtiyaç duyma durumuna göre anlamlı farklılık gösterirken; sınıf düzeyi ve anne baba birliktelik durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir. Ergen gelecek beklentileri düzeyinin cinsiyet, sosyoekonomik düzey, psikolojik desteğe ihtiyaç duyma durumuna göre anlamlı farklılık gösterirken; sınıf düzeyi, anne baba birliktelik durumu, anne baba eğitim durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir.
Okul yöneticilerinin öğretimsel denetim davranışlarına yönelik öğretmen görüşleri
Bu araştırmanın amacı; okul yöneticilerinin öğretimsel denetim davranışlarının öğretmen deneyimlerine dayalı olarak incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda karma yöntem desenlerinden eş zamanlı çeşitleme deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel aşamasında tarama yöntemi kullanılarak, ilkokulda görev yapan öğretmenler arasından basit seçkisiz örnekleme tekniğiyle belirlenen, 630 öğretmenden veri toplanmıştır. Araştırmanın nitel aşamasında olgubilim deseni kullanılarak, maksimum çeşitlilik tekniğiyle 16 öğretmenden görüş alınmıştır. Araştırmada veriler "Okul Müdürlerinin Öğretimsel Denetim Davranışları Ölçeği" ve araştırmacı tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Veriler, SPSS 26.0 Paket programıyla analiz edilmiş, verilerin analizinde betimsel istatistikler, t-Testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Yapılan görüşmelerin analizinde tümden gelimci içerik analizi yapılmıştır. Araştırmadaki bulgulara göre öğretmenlerin okul müdürlerinin öğretimsel denetim davranışlarını "yüksek", sınıf ziyareti ve geri bildirim davranışlarını "orta", öğretimi ve öğretmeni geliştirme davranışlarını "yüksek" düzeyde algıladıkları bulunmuştur. Demografik değişkenlerden okuldaki öğretmen sayısı, ders denetimini kim yapmalı, okul müdürünün öğrenim durumu ve okul müdürünün müdürlük kıdemi değişkenlerinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Öğretmenlerle yapılan görüşmelerde okul müdürleri tarafından ders ziyaretlerinin olacağına dair bilgilendirme yapıldığı ancak ziyaret öncesinde öğretmenlerle çoğunlukla birebir görüşme yapılmadığı, ziyaret sırasında öğretmen performansından daha çok öğrenci performansına odaklanıldığı, ziyaret sonrası geri bildirimin sağlanıldığı yönünde bulgular tespit edilmiştir. Ayrıca okul müdürleri tarafından öğrencilerin akademik başarılarının takip edildiği, öğretimin ve öğretmenin gelişiminin sağlanması için faaliyetlerde bulunulduğu görülmüştür. Ancak öğretmenler genel olarak, ders denetimlerinin mesleki gelişimlerine katkısı olmadığı, öğretmenlerin birbirlerine ders ziyaretinde bulunmalarının teşvik edilmediği yönünde görüş bildirmişlerdir. Araştırmada okul müdürlerinin öğretimsel denetim davranışları sergiledikleri ancak özellikle ders denetimlerinin öğretimi geliştirmek amacıyla yapılmadığı, öğretmenlerin mesleki gelişimlerini artırma noktasında yetersiz kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar sözcükler: Öğretimsel denetim, Ders denetimi, Öğretimi ve öğretmeni geliştirme, Mesleki gelişim.
Lise öğrencileri için çok boyutlu zorbalık ölçeği: Bir ölçek geliştirme çalışması
Bu araştırmanın amacı, lise öğrencilerinin zorbalık yapma ve mağduriyet durumlarını çok boyutlu ölçmeye yönelik geçerliliği ve güvenirliği test edilmiş bir ölçek geliştirmektir. Geçerlilik çalışmaları için ilk olarak ölçeğin kapsam geçerliliğini sağlamak amacıyla uzman görüşlerine başvurulmuştur. Yapı geçerliliği çalışmaları kapsamında Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yapılmıştır. AFA çalışma grubu, Diyarbakır'da dokuzuncu, onuncu ve on birinci sınıflarda öğrenim gören 529 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Zorbalık ve mağduriyet maddeleri için ayrı ayrı yapılan AFA sonucunda ölçeğin tek faktörlü yapıda ve faktör yük değeri 0.33 ve üzeri olan 21 maddeden oluşmaktadır. DFA çalışma grubu Diyarbakır'da 9., 10. ve 11. sınıflarda öğrenim gören 575 lise öğrencisinden oluşmaktadır. AFA sonucunda elde edilen tek faktörlü yapı zorbalık ve mağduriyet maddeleri için ayrı ayrı DFA ile test edilmiştir. Doğrulayıcı Faktör Analizi sonucunda zorbalık ve mağduriyet maddeleri için heseplanan uyum indeksleri kabul edilebilir değer aralıklarında bulunmuştur. Güvenirlik çalışmaları kapsamında zorbalık ve mağduriyet maddelerinin iç tutarlık katsayıları ve test tekrar test güvenirliği hesaplanmıştır. AFA grubu için zorbalık ölçeği 0.87, mağduriyet ölçeği 0.90 iç tutarlık katsayısına sahipken DFA grubu için zorbalık ölçeğinin iç tutarlık kat sayısının 0.88, mağduriyet ölçeğinin iç tutarlık kat sayısının 0.90 olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca 4 hafta arayla uygulanan zorbalık (r: 0.72, p<0.05) ve mağduriyet ölçeğinin(r: 0.72, p<0.05) yüksek düzeyde test tekrar test güvenirliğine sahip olduğu saptanmıştır. Elde edilen bulgular, Lise Zorbalık Ölçeği'nin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermektedir. Lise Zorbalık Ölçeği, lise öğrencilerinin zorbalık ve mağduriyet durumlarını bütüncül bir şekilde ölçmeye yönelik lise öğretmenleri, okul psikolojik danışmanları, liselerde zorbalık konusunda çalışma yürütecek araştırmacılar ve eğitim politikacıları tarafından kullanılabilir.
Program haritalama sürecine ilişkin öğretmen görüşlerinin incelenmesi
Program haritalama sürecini kullanan okullarda görev yapan öğretmenlerin bu yaklaşıma yönelik görüşlerinin belirlenmesi genel amacıyla yapılan bu araştırma, ?program haritalama sürecinin, profesyonel işbirliği, standart hizalama ve değerlendirme boyutları ile incelenmesini? kapsamaktadır.Araştırma, Wilansky (2005) tarafından geliştirilen ?Program Haritalama Ölçeği? ile betimsel tarama yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerin (n=136) program haritalama sürecine ilişkin görüşleri, onların eğitim düzeyi, deneyim yılları, branşları, program haritalamayı kullanma süreleri, program haritalamaya ayırdıkları zaman, program haritalama ile ilgili alınan eğitim sayıları ve program haritalama hakkındaki bilgi düzeyleri değişkenlerine göre, fark analizleri yapılarak incelenmiştir. Bu kapsamda, ANOVA, Kruskal-Wallis H ve Mann-Whitney U testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen görüşlerinin, eğitim düzeyi, branşlar ve program haritalamayı kullanma sürelerine göre anlamlı derecede farklılaşmadığı saptanmıştır. Fakat öğretmenlerin deneyim yılları ve program haritalamaya ayırdıkları zamanları arttıkça, onların program haritalamaya karşı genel görüşlerinin, profesyonel işbirliği sağlamaya, değerlendirmeye ve standart hizalamaya katkısının diğer gruplara göre anlamlı düzeyde farklılaştığı ortaya çıkmıştır. Ek olarak, program haritalama ile ilgili alınan eğitim sayılarının artması, öğretmenlerin bu yaklaşıma olan olumlu görüşlerinin arttığını göstermektedir.
Lise öğrencilerinin öğrenme stillerinin lise türü, akademik başarı ve cinsiyete göre karşılaştırılması
Bu araştırmada farklı lise türündeki öğrencilerin öğrenme stilleri incelenmiş, öğrencilerin öğrenme stillerinin akademik başarı ve cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2010-2011 eğitim ? öğretim yılında Elazığ ili Merkez ilçesinde öğrenim gören 10. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada öğrencilerin öğrenme stillerini belirlemek için Grasha ? Reichmann tarafından geliştirilen öğrenme stilleri ölçeği, öğrencilerin akademik başarı düzeylerini belirlemek için okul müdürlüklerinden alınan birinci döneme ait akademik başarı ortalamaları kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, bağımsız gruplar için t-testi, tek yönlü varyans analizi (One ? Way Anova) kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçları, lise öğrencilerinin öğrenme stillerinin kaçınan, işbirlikçi, bağımlı, rekabetçi, katılımcı alt boyutlarında anlamlı bir farklılık göstermediğini, yalnızca bağımsız alt boyutunda akademik başarı düzeyine göre anlamlı bir farklılık gösterdiğini ortaya koymaktadır. Akademik başarı düzeyi yüksek olan öğrenciler bağımsız öğrenme stiline sahiptirler. Araştırma sonuçları ayrıca öğrenme stillerinin lise türüne göre farklılık gösterdiği sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Son olarak araştırma sonuçlarına göre kız öğrenciler erkek öğrencilere göre daha bağımlı ve işbirlikli öğrenme stiline sahiptir.
İlköğretim okulu yöneticilerinin otantik liderlik ve psikolojik sermaye özelliklerinin karşılaştırlması
Eğitim örgütlerinin değişen toplumsal ihtiyaçları karşılayabilmesi kendilerini yenileyebilmesine bağlıdır. Bu yenilenme sürecinin eğitim örgütlerindeki kilit unsurlarından biri okul yöneticileridir. Okul yöneticileri ihtiyaç duyulan yenilenme süreçlerini işlevsel hale getirmede yeni perspektiflere açık olmalıdır. Bu bağlamda otantik liderlik ve psikolojik sermaye, yeni perspektifler sunan araştırma alanlarıdır. Bu araştırmada da ilköğretim okullarında görev yapan yöneticilerin değişik demografik özellikleri göz önünde bulundurularak otantik liderlik özelliklerinin ve psikolojik sermaye düzeylerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda İstanbul ili Avrupa yakası ilköğretim okulu yöneticilerinin otantik liderlik ve psikolojik sermaye düzeylerinin belirlenmesi hedeflenmiş, otantik liderlik özellikleriyle psikolojik sermaye düzeyleri arasında ilişki olup olmadığı araştırılmıştır. Bu amaçlara ulaşmada, demografik değişkenlere göre gruplar arası farklılaşma olup olmadığını belirlemek için t testi ve Kruskal Wallis H-Testi yapılmış; gruplar arası farklılaşma olması durumunda bu farklılaşmanın hangi gruptan kaynaklandığını belirlemek için Mann Whitney U testi uygulanmıştır. Ayrıca araştırmaya katılan ilköğretim okulunda görev yapan yöneticilerinin otantik liderlik düzeyleri ile psikolojik sermaye düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemede ?Korelasyon Analizi?, psikolojik sermaye düzeylerinin otantik liderlik düzeyleri üzerine etkisini belirlemede ?Regresyon Analizi? kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular incelendiğinde araştırmaya katılan ilköğretim okulunda görev yapan yöneticilerin psikolojik sermaye ve otantik liderlik düzeylerinin ortalamalarının yüksek olduğu görülmüştür. Otantik liderlik düzeyleri ile psikolojik sermaye düzeyleri arasındaki ilişkinin ?Korelasyon Analizi? ile incelenmesi sonucunda psikolojik sermaye unsurları ve otantik liderlik unsurları arasında anlamlı ilişki ortaya çıkmıştır. Son olarak psikolojik sermaye düzeylerinin otantik liderlik düzeyleri üzerine etkisini incelemek amacıyla yapılan ?Regresyon Analizi? sonuçları incelendiğinde otantik liderlik unsurlarının, psikolojik sermaye unsurlarından etkilendiği başka bir deyişle psikolojik sermaye unsurlarının otantik liderlik unsurlarının yordayıcısı ya da açıklayıcısı olduğu sonucuna varılmıştır.
Sosyo-ekonomik açıdan farklı bölgelerdeki ilkokul müdürlerinin öfkeli velilerle çatışma durumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın genel amacı; sosyo-ekonomik açıdan farklı bölgelerde görev yapan ilkokul müdürlerinin, velilerle yaşadıkları çatışma durumlarının incelenmesidir. Bu genel amaç doğrultusunda; müdürlerin velilerle en sık yaşadıkları potansiyel çatışma durumları, müdürlerin en sık kullandıkları çatışma çözüm stratejileri, tüm çabaları boşa çıktığında müdürlerin öfkeli velilerle başa çıkmak için kullandıkları en stratejiler, müdürlerin öfkeli veli şikayeti karşısında en sık kullandıkları stratejiler, çatışmaların en aza indirilmesi ve ilişkilerin kuvvetlendirilmesi için müdürlerin en işe yarar gördükleri ve en sık kullandıkları stratejiler, öfkeli veliye rehberlik etmede müdürlerin rehber öğretmeni önemli görme dereceleri, farklı alt kültürlerin veli-müdür çatışmasına etki derecesine ilişkin müdürlerin algıları ve müdürlerin çatışma çözümü ile ilgili almış oldukları dersler veya kurslar incelenmiştir.Araştırmanın verileri, İstanbul ili Büyükçekmece, Kadıköy, Fatih, Bakırköy, Tuzla ve Sultanbeyli ilçelerinde bulunan ilkokullarda görev yapan toplam 138 müdüre anket uygulayarak toplanmıştır. Araştırmada verileri toplamak için Sturges (1965)?in ?Analysis of Conflict Situations Communicated Between Parents and The Elementary Principal in The Westminster Elementary School District? isimli yüksek lisans tezinde kullanmış olduğu anketten faydalanılarak, araştırmacının oluşturduğu anket formu kullanılmıştır.Araştırmadan şu sonuçlar elde edilmiştir: (1) Müdürlerin görev yaptığı ilçenin sosyo-ekonomik düzeyi fark etmeksizin, müdürlerin velilerle yaşadıkları çatışma nedenlerinde ilk sırada öğrenciler arası ilişkiler yer almaktadır. (2) Müdürlerin görev yaptığı ilçenin sosyo-ekonomik düzeyi fark etmeksizin, müdürlerin velilerle yaşadıkları çatışmaları çözmede en sık kullandıkları strateji okulda veli-müdür görüşmesidir. (3) Tüm çabaları boşa çıktığında, müdürlerin velilerle yaşadıkları çatışmaları çözmede en son başvurdukları strateji, mümkün olan her şeyi yaptığını açıklama ve taviz vermemedir. (4) Müdürlerin görev yaptığı ilçenin sosyo-ekonomik düzeyi fark etmeksizin müdürlerin, öfkeli veli şikayeti karşısında en sık kullandıkları çatışma çözüm stratejisi önce veliyi dinleme, sonra açıklama yapmadır. (5) Sosyo-ekonomik düzeyi yüksek ilçelerdeki müdürlere göre, çatışmaların en aza indirilmesinde en işe yarar strateji ?veli ile sık sık iletişime geçmesi için öğretmenleri motive etmek? iken, sosyo-ekonomik düzeyi düşük ve orta ilçelerdeki müdürlere göre ?veli eğitim toplantıları? dır. (6) Sosyo-ekonomik düzeyi yüksek ve düşük ilçelerdeki müdürlerin, velilerle çatışmaları en aza indirmek ve ilişkileri kuvvetlendirmek için en sık kullandıkları strateji ?veli ile sık sık iletişime geçmesi için öğretmenleri motive etmek? iken; sosyo-ekonomik düzeyi orta ilçelerdeki müdürlerin en sık kullandıkları strateji?veli eğitim toplantıları? dır. (7) Yüksek, orta ve düşük ilçelerdeki müdürler, öfkeli veliye rehberlik etmede okul rehberlik öğretmenini çok önemli görmektedir.(8) Müdürlerle veliler arasında çatışma durumu oluşmasını farklı alt kültürler, yüksek ve orta sosyo-ekonomik düzeye sahip ilçelerdeki müdürlere göre çatışmayı ?nadiren? etkilerken, sosyo-ekonomik düzeyi düşük ilçelerdeki müdürlere göre?ara sıra? etkilemektedir. (9) Müdürler çatışma ile ilgili kurs veya ders aldıklarını belirtseler de, aldıkları eğitimlerin çatışma haricindeki başka alandaki eğitimler olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Çatışma, Veli-Müdür Çatışması, İlkokul.
Eğitim programları ve öğretim lisansüstü programının öğretim elemanlarının görüşlerine göre değerlendirilmesi
Bu araştırma, Eğitim programları ve öğretimi anabilim dalında yürütülen lisansüstü programın var olan durumunu öğretim elemanlarının görüşleri alınarak ortaya koymak ve eğitim bilimleri alanına, yapacağı katkı beklentisiyle planlanmıştır. Araştırma da 2012-2013 eğitim öğretim yılında Türkiyede Eğitim Programları ve Öğretim Anabilim dalı lisansüstü programının (Tezli Yüksek lisans programı ve doktora programı) mevcut durumuna yönelik öğretim elemanlarının görüşleri alınmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından uzman görüşü alınarak, iki bölümden oluşan tam yapılandırılmış görüşme formu geliştirilmiştir. Araştırma nitel araştırma desenlerinden fenomenolojik desende gerçekleştirilmiştir. Bu doğrultuda araştırmacı 2012-2013 yılları arasında Türkiyede Eğitim Programları ve Öğretim anabilim dalında yüksek lisans ve/veya doktora programlarının bulunduğu devlet üniversitelerinde çalışmakta olan öğretim elemanlarına ulaşmayı amaçlamıştır Araştırmanın evrenini Türkiye deki devlet üniversitelerinde bulunan Eğitim Programları ve Öğretim Anabilim dalındaki 261 öğretim elemanı oluşmaktadır. Bu amaçla öğretim elemanlarının üniversitelerin web sayfalarında yer alan iletişim bilgileriyle kendilerine ulaşmıştır. Gönüllük esas alınarak yürütülen çalışmaya 90 öğretim elemanı katılmış ve çalışma grubu olarak belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar EPÖnün amacının kamu ve özel sektörde çalışmak üzere bilimsel yeterliliklere, alana özgü donanıma ve eğitim sistemindeki sorunlara çözüm üretebilme becerisine sahip Program Uzmanı yetiştirmek, EPÖnün işlevinin ise lisansüstü düzeyde eğitim vermek, eğitim fakültesindeki diğer bölümlere öğretmenlik meslek bilgisi derslerini vermek kamu ve özel sektörle eğitim programlarının geliştirilmesi, uygulanması ve değerlendirilmesi işlerini yerine getirmek olduğu belirlenmiştir. EPÖ alanında, EPÖnün diğer çevrelerce algılanan profiline yönelik sorunların olduğu belirlenirken mezunların genellikle yeterli donanıma sahip olamadıkları bunun nedeni olarak da EPÖ alanına yönelik becerilere sahip olmadan lisansüstü eğitime başvurmaları neden olduğu belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen diğer bir sonuç ise EPÖ alanında yapılan tezlerin alan eğitiminde yapılan tezlerle çokça benzer yönlerinin olduğu ve bunun eğitim çalışmanın doğal bir sonucu olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcıların büyük bir kısmı EPÖ alanında verilen lisansüstü eğitimi yeterli görerek lisans eğitiminin açılmasını gerekli görmemekte ve EPÖ alanını gelecekteki durumunu parlak gördüklerini ifade etmişlerdir.
Öğretmen adaylarının zihinsel stil tercihlerinin (Düşünme stillerinin)incelenmesi
Zihinsel stil, alan yazında öne sürülen bütün stil yapılarının anlamını içine alan genel bir kavram olarak kullanılmaktadır. Zihinsel Stiller Sternberg (1997) tarafından geliştirilen Zihinsel Öz-Yönetim Kuramına dayandırılmaktadır. Bu kuramın ayırt edici özellikleri şöyle sıralanabilir, stiller tek boyut altında değil, beş farklı boyut altında toplanmıştır, tanımlanan stiller kendi içlerinde iki zıt kutba ayrılmak yerine süreklilik biçiminde algılanır, hiçbir stil iyi ya da kötü değildir, her birey için tek bir stil tanımlanmaz, stil profili çıkarılır (Zhang, 2001, 548). Bu araştırmanın amacı öğretmen adaylarının zihinsel stillerinin bir öğretim yarıyılı içinde farklılaşma durumunu ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda çalışmada şu sorulara yanıt aranmıştır: (1) Öğretmen adaylarının zihinsel stilleri arasında (a) cinsiyet (b) akademik disiplin ve (c) sınıf düzeyine göre istatistiksel olarak anlamlı fark var mıdır (2) Öğretmen adaylarının zihinsel stilleri arasında bir öğretim yarıyılı içinde istatistiksel olarak anlamlı fark var mıdır (3) Öğretmen adaylarının zihinsel stilleri arasında bir öğretim yarıyılı içinde (a) cinsiyet (b) akademik disiplin ve (c) sınıf düzeyine göre anlamlı fark var mıdır? (4) Farklı yöntemlerle öğrenim gören öğretmen adaylarının zihinsel stilleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark var mıdır Araştımada üç farklı ölçme aracı kullanılmıştır. Bunlardan ilki Kişisel Bilgi Formu?dur. Stillerin ölçülmesinde Sternberg ve Wagner tarafından geliştirilen Düşünme Stilleri Ölçeği kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının lisans eğitimleri süresince kullanılan yöntemlerin belirlenmesinde ise araştırmacı tarafından geliştirilen Yöntem Belirleme Ölçeği kullanılmıştır. Düşünme Stilleri Ölçeği bir öğretim yarıyılının başında ve sonunda farklı bölümlerde öğrenim gören 794 öğretmen adayına uygulanmıştır. Yapılan analizler ile I. ve II. uygulama sonuçları incelendiğinde ayrıntısal alt ölçeği dışındaki tüm alt ölçeklerde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Bu sonuç, öğretmen adaylarının zihinsel stil tercihlerinin bir öğretim yarıyılı içinde değişebileceğini göstermektedir. Ayrıca öğretmen adaylarının zihinsel stil tercihlerinin cinsiyet, akademik disiplin, sınıf düzeyi ve kullanılan yönteme göre de farklılaştığı bulgulanmıştır.
Fatih Projesi nin İstanbul ilinde uygulamasına ilişkin yönetici ve öğretmenlerin görüşleri
Bu araştırmanın amacı Fırsatları Arttırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi (FATİH) Projesi'nin uygulanmasına ilişkin yönetici ve öğretmenlerin görüşlerini belirlemektir. Tarama modelinin kullanıldığı araştırmanın çalışma grubunu 2013-2014 eğitim öğretim yılında İstanbul ilinde bulunan pilot okullarda görev yapmakta olan 172 öğretmen ve 19 okul yöneticisi oluşturmaktadır. FATİH Projesinin uygulanmasına ilişkin yönetici ve öğretmen görüşleri; dijital bölünme boyutuna ilişkin görüşler, yaşanan sorunlara ilişkin görüşler ve değişim yönetimi açısından görüşler olmak üzere üç alt boyutta incelenmiştir. Verilerin toplanmasında araştırmada belirlenen alt boyutlara ilişkin 36 maddeden oluşan, araştırmacı tarafından geliştirilen anket formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre öğretmen ve yöneticiler; FATİH Projesi sayesinde Türkiye'de bilgisayar ve internet kullanımının artacağını, e-devlet ve e-ticaret gibi hizmetlerden yararlananların sayısının da artacağını düşünmektedirler. Bununla birlikte öğretmen ve yöneticiler FATİH Projesi kapsamında okullara yeterli teknik donanımın sağlandığını ancak tablet bilgisayar ve etkileşimli tahta arasında etkileşim kurulamadığını, tablet bilgisayarların derslerde kullanılamadığını ifade etmişlerdir. Projenin bileşenlerinden biri hizmet içi eğitim faaliyetlerinin de yönetici ve öğretmen görüşlerine göre etkili olmadığı sonucu ortaya çıkmıştır. Araştırmaya katılan öğretmen ve yöneticiler proje kapsamında yeterli teknik desteğin kendilerine sağlanmadığını ve proje kapsamındaki değişim faaliyetlerinin de planlanan zaman içinde gerçekleştirilmediğini düşünmektedirler. Yönetici ve öğretmenler aynı zamanda okul üyelerinin proje ile ilgili görüşlerinin bakanlık tarafından değerlendirmeye alınmadığını ve projenin işleyişinin kontrol edilmediğini düşünmektedirler. Anahtar Kelimeler: FATİH Projesi, Dijital Bölünme, Değişim Yönetimi, Eğitimde Teknoloji Kullanımı
Bireysel ve işbirlikli blogla bütünleştirilmiş yazma öğretiminin normal ve üstün zekalı öğrencilerin yazma performanslarına etkisi
Bu araştırmada karma öğretim tasarımına dayalı bireysel ve işbirlikli blogla bütünleştirilmiş yazma öğretiminin, ilköğretim 5.sınıf düzeyindeki üstün ve normal zekalı öğrencilerin Türkçe dersindeki yazma performanslarına etkisi incelenmiştir. Araştırmada deneysel desenlerden 'öntest sontest kontrol gruplu desen' uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu ilköğretim 5. sınıf düzeyinde deney 1 grubunda 9, deney 2 grubunda 12 ve kontrol grubunda 9 olmak üzere 30 üstün zekalı ve deney 1 grubunda 9, deney 2 grubunda 12 ve kontrol grubunda 9 olmak üzere 30 normal zekalı toplam 60 öğrenciden oluşmuştur. Uygulama deney 1 gruplarında karma öğretim tasarımına dayalı bireysel blogla bütünleştirilmiş yazma öğretimiyle, deney 2 gruplarında ise karma öğretim tasarımına dayalı işbirlikli blogla bütünleştirilmiş yazma öğretimiyle ve kontrol gruplarında yüzyüze yazma öğretimiyle sürdürülmüştür. Öntest ve sontest olarak uygulanan sınav kağıtları, 'Yazma Performansı Değerlendirme Ölçeği' kullanılarak üç sınıf öğretmeni tarafından değerlendirilmiştir. Değerlendirmeci uyumu Pearson korelasyon analiziyle incelenmiş olup yüksek düzeyde, pozitif yönlü anlamlı korelasyon bulunmuştur. Veriler Mann Whitney U testiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın birinci hipotezi kapsamında üstün, ikinci hipotezi kapsamında normal zekalı öğrencilere ilişkin elde edilen bulgularda deney 1 ve kontrol grubu öğrencilerinin yazma performansları arasında deney 1 grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür. Araştırmanın üçüncü hipotezi kapsamında üstün zekalı öğrencilere ilişkin elde edilen bulgularda deney 2 ve kontrol grubu öğrencilerinin yazma performansları arasında deney 2 grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür. Araştırmanın dördüncü hipotezi kapsamında normal zekalı öğrencilere ilişkin elde edilen bulgularda deney 2 ve kontrol grubu öğrencilerinin yazma performansları arasında anlamlı fark görülmemiştir. Araştırmanın beşinci hipotezi kapsamında üstün zekalı, altıncı hipotezi kapsamında normal zekalı öğrencilere ilişkin elde edilen bulgularda deney 2 ve deney 1 grubu öğrencilerinin yazma performansları arasında deney 1 grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür. Araştırmanın yedinci hipotezi kapsamında ise üstün zekalı, sekizinci hipotezi kapsamında normal zekalı öğrencilere ilişkin elde edilen bulgularda deney 1, deney 2 ve kontrol gruplarındaki öğrencilerin yazma performanslarının cinsiyete göre anlamlı fark göstermediği bulunmuştur.
Fatih Projesine ilişkin öğrenci, öğretmen ve veli görüşleri
Bu araştırmanın amacı, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından "Fırsatları Artırma Teknolojiyi İyileştirme Hareketi" kısaca FATİH Projesi olarak adlandırılan çalışmanın uygulandığı kurumlardan birindeki etkililiğini ortaya koymaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Nitel yöntemlerden ise en çok kullanılanları olan görüşme ve gözlem tercih edilmiştir. Veri toplama aracı olarak ise araştırmacı ve danışmanının birlikte geliştirdiği yarı yapılandırılmış görüşme formu ve gözlem formu kullanılmıştır. Görüşme formu her bir paydaş grubu için ayrı ayrı ve grubun özelliğine uygun sorulardan oluşacak şekilde üç farklı form olarak düzenlenmiştir. Görüşme formları için ayrıca uzman görüşü alınmıştır. Bu sayede FATİH Projesi'nin uygulayıcıları olan paydaşlardan en detaylı bilgiler elde edilmeye çalışılmıştır. Gözlem formunda ise FATİH Projesindeki öğretim teknolojilerinin kullanılma sıklığına yer verilmiştir. Araştırmada, durum çalışması tekniği kullanıldığı için örneklem seçilmemiş, bunun yerine bir çalışma grubu oluşturulmasına karar verilmiştir. Bu amaçla 2012-2013 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Avrupa yakasındaki FATİH Proje'si kapsamında projenin başından bu yana projede yer alan bir lisede görev yapan 3 idareci, 7 öğretmen ve okulun 10 öğrencisi olmak üzere toplam 20 kişi çalışma grubu olarak seçilmiştir. Görüşmeler araştırmacı tarafından çalışmanın yapıldığı okulda birebir olarak yapılmıştır. Gözlemler ise araştırmanın yapıldığı okulda ve öğrencilerin kaldığı yurtta yine araştırmacı tarafından yapılmıştır. Çalışmada her bir paydaş grubu ile yapılan görüşmeler ayrı ayrı ele alınıp incelenmiş olup gözlem formları ile birlikte irdelenmiştir. Sonuç ve öneriler kısmı ise tüm paydaşların ve araştırmacının ortak görüşünü ifade edecek şekilde düzenlenip çalışmanın sonunda ifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler: FATİH Projesi, Öğretim Teknolojisi, Durum Çalışması
İlköğretim matematik öğretmenliği programının değerlendirilmesi: Bir durum çalışması
Bu araştırma İlköğretim matematik öğretmenliği lisans programının yapılandırmacılık felsefesine dair kazandırmış olduğu becerilerin, Milli Eğitim Bakanlığı'nın kendi bünyesinde çalışan öğretmenler için belirlemiş olduğu yeterlikler ile uyumlu olup olmadığını tespit etmek üzere planlanmıştır. Bu amaçla araştırmada bir devlet üniversitesi belirlenmiş ve belirlenen bu devlet üniversitesinde çalışmakta olan öğretim üyelerinin, bu üniversitede İlköğretim Matematik Öğretmenliği Lisans Programı'nda son sınıfta okumakta olan aday öğretmenlerin ve araştırmanın yapıldığı üniversiteden mezun olan ilköğretim matematik öğretmenlerinin görüşleri alınmıştır. Görüşmeler esnasında veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yeterlikleri esas alınarak ve uzman görüşüne başvurularak yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Araştırmada görüşmelerle birlikte doküman incelemesi de yapılmıştır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden gerçek durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini araştırmanın gerçekleştirildiği devlet üniversitesinde İlköğretim Matematik Öğretmenliği Anabilim dalında görev yapmakta olan 7 öğretim üyesi, yine bu üniversitede İlköğretim Matematik Öğretmenliği lisans programına kayıtlı olan 62 son sınıf öğrencisi ve bu üniversitenin İlköğretim Matematik Öğretmenliği lisans programından mezun olmuş öğretmenler oluşturmaktadır. Evreni oluşturan paydaşlardan öğretim üyelerinin ve son sınıfta okumakta olan aday öğretmenlerin tamamına ulaşılmış ve 4 öğretim üyesi ile 11 aday öğretmen çalışmaya katılmaya gönüllü olmuşlardır. Çalışmaya katılan 6 öğretmene de kartopu örnekleme yöntemi ile ulaşılmıştır. Program değerlendirme çalışması olan bu araştırma Alkin'in UCLA değerlendirme modeli esas alınarak yürütülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre İlköğretim Matematik Öğretmenliği Lisans Programının yapılandırmacı yaklaşımın ilkelerini kazandırması bakımından hem aday öğretmenler, hem öğretim üyeleri hem de programdan mezun olan öğretmenler tarafından eksiklerinin olduğu tespit edilmiştir. Katılımcılar programda daha çok uygulamanın yapılabildiği derslere önem verilmesi gerektiğini, Ölçme ve Değerlendirme, Öğretim Teknolojileri ve Materyal Tasarımı ve Bilimsel Araştırma Yöntemleri derslerinin içeriklerinde düzenleme yapılması gerektiğini, üniversitelerin teknolojik olarak her türlü donanıma sahip hale getirilmesi gerektiğini, lisans programında yer alan staj derslerinin hem sayısının arttırılması hem de içerik olarak daha verimli hale getirilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Program Değerlendirme, İlköğretim Matematik Öğretmenliği Lisans Programı, Öğretmen yeterlikleri, Yapılandırmacı yaklaşım
Kamu Personeli Seçme Sınavı ve Alan Bilgisi sınavına ilişkin öğretmen görüşlerinin ve metaforik algılarının belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı; İngilizce öğretmenlerinin KPSS ile ÖABS kavramlarına ilişkin zihinlerinde yer alan algıları metaforlar aracılığıyla ortaya koymak ve İngilizce öğretmenlerinin Kamu Personeli Seçme Sınavı ve Alan Bilgisi Sınavına ilişkin görüşlerini tespit etmek ve daha sonra da elde edilen bulguları analiz edip yorumlayarak olası sorunlara çözüm önerilerinde bulunmaktır. Bu amaçla oluşturulan görüşme formu Türkiye'nin çeşitli fakültelerinden mezun olmuş ve 2013 KPSS ve ÖABS'ye giren İngilizce öğretmenlerine mail aracılığıyla ulaştırılmıştır. Bu araştırma kapsamında İngilizce öğretmenlerinin "KPSS" ve "ÖABS" kavramına ilişkin sahip oldukları metaforlar (zihinsel imgeler) incelenmiştir. Bu amaç için katılımcılar tarafından "KPSS ...... gibidir. Çünkü ........" ve "ÖABS ….. gibidir, çünkü ……." ibarelerini tamamlanmıştır. Ayrıca katılımcılara 5 adet açık uçlu soru yöneltilmiştir. Veriler, nitel analizlerden içerik analizi ve betimsel analiz veri çözümleme teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, katılımcılar tarafından KPSS kavramına ilişkin kullandıkları metaforlarda öne çıkanlar; "At Yarışı, Kabus, Karpuz Seçme, Maraton, Ömür Törpüsü, Sırat Köprüsü. ÖABS kavramını yönelik ise "Elek, Meyve Seçme, Samanlıkta İğne Aramak, Sürpriz Yumurta, Vitamin gibi metaforlar yaygındır. Açık uçlu sorulara ilişkin tüm bulgular incelendiğinde, İngilizce öğretmenleri KPSS'nin kendilerini psikolojik, sosyolojik ve fiziksel olarak yıprattığını ve tek başına yeterli ve güvenilir bir ölçme sağlayamadığını vurgulamaktadır. İngilizce öğretmenleri alan bilgisi sınavı ile bu eksikliğin ve olumsuzluğun büyük miktarda olmasa da giderildiği ancak yeterli olmadığı ve bu yüzden alan bilgisi sınavında da bazı düzenlemelerin yapılması gerektiği inancındadır. Ayrıca İngilizce öğretmenleri bu iki sınava ek olarak da öğretmen adayı seçiminde çeşitli uygulamaların getirilmesinin nitelikli ve donanımlı öğretmen seçimi için daha güvenilir ve geçerli sonuçlar doğuracağını düşünmektedirler. Anahtar Kelimeler: alan sınavı, KPSS, metafor öğretmen seçimi, öğretmen atamaları.
Üstün yetenekli çocuklara ilişkin sınıf öğretmenlerinin bilgi düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma, üstün yetenekli çocuklara ilişkin sınıf öğretmenlerinin bilgi düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Genel tarama modeli yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen araştırmanın Evrenini 2012-2013 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul İli Küçükçekmece İlçesinde görev yapan sınıf öğretmenleri, Örneklemini ise Üstün Yetenekli Çocukları Tanıma Ölçeği ve Kişisel Değişkenler Formu'nu yanıtlayan 363 sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında, alan taraması yapılarak araştırmacı tarafından geliştirilen geçerlik ve güvenirlik çalışması sonucu Kaiser-Meyer- Olkin (KMO) değeri 0,847, Cronbach alfa değeri 0.877 bulunan Üstün Yetenekli Çocukları Tanıma Ölçeği ve sınıf öğretmenlerinin görev yaptıkları okul, sınıf düzeyleri, hizmet yılları, cinsiyetleri, üstün yetenekli raporu alan öğrenci sayıları, eğitim düzeyleri, ilgili kurumlara yönlendirdikleri öğrenci sayıları ile ilgili bilgi toplamayı amaçlayan Kişisel Değişkenler Formu kullanılmıştır. Veriler betimsel istatistik, Tek Yönlü Manova, Games-Howell gibi istatistiksel yöntemler kullanılarak SPSS 15.0 ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda sınıf öğretmenlerinin üstün yetenekli çocuklara ilişkin bilgi düzeylerinde cinsiyetlerine, sınıf düzeylerine, eğitim düzeylerine, hizmet yıllarına, ilgili kurumlara yönlendirilen öğrenci sayılarına göre anlamlı düzeyde fark oluşmadığı gözlenmiştir. Bu durum araştırmanın örnekleminde olan sınıf öğretmenlerinin benzer görüşte olmaları ile yorumlanmıştır. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin üstün yetenekli çocuklara ilişkin bilgi düzeyi üstün yetenekli çocuk raporu alan öğrenci sayılarına göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Bulgular doğrultusunda, sınıf öğretmenlerinin üstün yetenekli çocukların aday gösterilme ve üstün yetenekli çocuklara uygulanan eğitim-öğretim modelleri başlıklarında hizmet içi eğitime ayrıca uzmanlık gerektirmeyen sınıf içinde kullanabilecekleri standartlaştırılmış testlere ihtiyaç duydukları söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Üstün Yetenek, Üstün Yetenekli Çocuk, Sınıf Öğretmeni, Kişisel Değişkenler
An Identification and description of the reading strategies used by freshmen students through think-aloud protocols
ABSTRACT This study explored the processes involved in a reader's mind while searching for meaning through think-aloud protocols. In think-aloud procedure, subjects verbalize their thoughts during the solution of a task. The reason for using think-aloud protocols in this study was to determine the reading strategies of the participants. In doing so, the study was mainly concerned with identifying and describing reading strategies used by Freshmen students at the ELT Department, Faculty of Education, Çukurova University. A total of twenty freshmen students- ten of whom were exempted from the preparatory class and ten prep-studied were gathered into two different groups accordingly. These students were randomly chosen among those whose reading section scores of the proficiency exam were similar. At the beginning of the academic year, these two groups of readers were asked to read an authentic text and report their thinking and understanding while reading. Immediately after the think-aloud process, the subjects were asked to answer ten multiple choice questions in order to help the researcher to gain insight about the information comprehended by the participants. The verbalisations of the participants during the think-aloud process were audio-taped, and subsequently transcribed. In order to analyse the collected data, the researcher developed a taxonomy based on the reading strategies of the twenty participants. This research characterised 51 different strategies which were studied under five main categories, pre-reading, vocabulary, comprehension-gathering, comprehension-monitoring andevaluation. The results of this study indicate that exempted participants used much more strategies in terms of type and nature when compared with prep-studied participants. While there was no particular evidence indicating a significant difference between the two groups related to the frequency of the employed strategies which were identified throughout this research, with reference to means and standard deviations, more participants in Group B were found to be consistent related to that matter. Regarding the performance level of the participants in the multiple choice test, this study also revealed some of the strategies which successful participants had a tendency to use.
Portfolio assessment in writing classess: Implementation and assessment
In this thesis, we have evaluated four hypotheses about portfolio assessment: 1) Implementation of portfolio assessment in a writing class improves students' writing abilities. 2) Portfolio assessment leads students to improve their metacognitive skills and to be autonomous learners. 3) Portfolio assessment system is a reliable system to be utilized in evaluating students' writing abilities. Portfolio assessment system is a valid system to be utilized in evaluating 4) students writing abilities. The analyses of data about the implementation and utility of portfolio assessment supports Hypothesis 1 and Hypothesis 2. Thus, we can say that using portfolio assessment system in writing classes helps students improve their writing ability as well as their metacognitive skills. Analysis of the portfolio rubric used to evaluate students' portfolio tasks supports Hypothesis 3 and 4. Accordingly, we can state that the criteria is both reliable and valid to use in evaluating portfolio tasks.Key Words: Portfolio Assessment Metacognitive Skills Autonomy Reliability Validity