
4,507
Archived Theses
15
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Çankırı basınında edebî muhteva (1921-1938)
Çankırı Basınında Edebî Muhteva (1921-1938) adlı çalışmadaki amaç; Çankırı basın tarihinin ilk dönemi olan 1921-1938 yılları arasında Çankırı'da çıkmış ve ulaşılabilinen bütün gazete ve mecmua içinde yer alan edebî malzemeyi tespit ve tasnif ederek bir incelemeye tabi tutmaktır. Çankırı Basınında Edebî Muhteva (1921-1938) adlı çalışmada kullanılan temel materyal mecmua ve gazetelerdir. Çalışmada uygulanan yöntem(ler) ise şunlardır; 1921-1938 yılları arasında Çankırı'da yayınlanan gazeteler araştırılıp tespit edilmiş, bu gazeteler içinde eski harfli edebî türler (sadece Çankırı Gazetesi'nin bir metin örneği) Latin harflerine aktarılmış, tespit edilen gazetelerin edebî muhtevaları incelenip tasnif edilmiş, tasnif edilen edebî muhteva incelenmiş ve terkip edilerek toplu bir inceleme çalışması ortaya çıkarılmıştır. Çalışma, yerel bir basın çalışması olmakla birlikte bölgesel ve ulusal alanda Çankırı tarihine kaynak oluşturacaktır. Hem Çankırı'da oluşturulan edebiyata, bilime ve sanata hem de Çankırı tarihine ışık tutacak olan çalışma, sadece edebiyata değil, basın yayın tarihine ve kültürel mirasa önemli katkılar sağlayacak ve araştırmacılara yeni konu ve imkânlar sunacaktır.
Amrî Divanı'nın tahlili
"Amrî Divanı'nın Tahlili" adını taşıyan bu çalışma 16. yüzyıl Klâsik Türk şiiri şairlerinden Amrî'nin divanının tahlili üzerinedir. Döneminin önemli bir şairi olmasına rağmen divanının üzerine tahlil çalışması yapılmamıştır. Bu nedenle Amrî'nin duygu, düşünce ve hayal dünyasının edebiyat ve kültür yaşantımıza kazandırmak gerektiği düşüncesi ile böyle bir çalışmanın yapılması amaçlanmıştır. Çalışmada Mehmet Çavuşoğlu'nun Amrî Dîvan (Tenkidli Basım) adını taşıyan eseri esas alınmıştır. Çalışmada uygulanan yöntemler ise şu şekildedir: İlk olarak Amrî Divanı'nı meydana getiren unsur ve mefhumlar tespit edilmiştir. Tespit edilen unsur ve mefhumların hangi sebeplerle, nasıl, nerelerde, hangi manada ve hangi sınırlar içerisinde kullanıldığına dair izahta ve tasnifte bulunulmuştur. Tasnif edilen malzemeden hareketle şairin kavram dünyasına girilerek, fikrî ve edebî kişiliği ortaya konulmuştur. Çalışma, bir divan tahlili çalışması olmakla birlikte genel çerçevede edebiyat tarihine kaynak oluşturacaktır. Hem 16. yüzyılda oluşturulan edebiyata, bilime, sanata hem de Klâsik Türk şiiri tarihine ışık tutacak olan çalışma, sadece edebiyata değil aynı zamanda kültürel mirasa da önemli katkılar sağlayacak, araştırmacılara yeni konu ve imkânlar sunacaktır.
Neşet Ertaş türkülerinin cümle yapısı açısından incelenmesi
Yeni Türk Dili alanının önemli bir kısmını da sentaks ( söz dizimi ) konusu oluştur-maktadır. Sentaktik incelemenin bir alt bölümü olan yapısal inceleme, cümlelerin ku-rulumunda ne tür cümle yapılarının kullanıldığını tespit etmeye yarayan önemli bir başlıktır. Bu bağlamda manzum eserler üzerinde yapılmış fazla çalışma bulunmamak-tadır. Tüm bu belirtkeler ışığında, Türk Dili ve Edebiyatı alanında Neşet ERTAŞ ve onun eserlerinde kullandığı cümlelerin yapısal incelenişi konusunda bir çalışma yapıl-mamış olması bu tezin hem amacını hem de ortaya çıkış kaynağını ortaya koymakta-dır. Erol PARLAK'ın "Garip Bülbül - Neşet Ertaş" adlı eseri çalışmamızın temel kayna-ğını oluşturmaktadır. İncelememiz üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Neşet Ertaş hakkında bilgi-ler verilmiştir. İkinci bölümde yapısal açıdan cümle çeşitleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde sanatçının tüm şiirleri derlenmiş, alfabetik sıralamayla sıralanmış ve içeriğin-deki cümleler incelenmiştir. İnceleme modeli olarak; şiir üzerinde çalışma yapıldığı için manzum yapılar kurallı düz cümleler haline getirilmiş ve orijinal eserdeki dize sırasına göre sıralamaları ve sayfa numaraları parantez içerisinde belirtilmiştir. Sırala-ma yapılan cümleler ögelerine ayrılıp cümle yapıları irdelenip tespiti yapılmıştır. Tek-rar eden cümleler değerlendirmeye alınmamıştır. Her bir şiirin sonunda saptanan ra-kamsal veriler yer almaktadır. Sonuç kısmında, incelenen bu cümlelerin genel yapısı hakkında saptanan bilgiler veri-lerek inceleme tamamlanmıştır.
Atatürk kitaplığı bel_yz_k.0700 numarada kayıtlı bir şiir mecmuası: Transkripsiyonlu metin-inceleme (I. bölüm 1a-60a)
Son yıllarda yapılan birçok çalışma ile edebiyat tarihi açısından mecmuaların önemi gözler önüne serilmiştir. Şiir mecmualarına ilk örnek XV. yüzyılda Ömer bin Mezîd tarafından verilmiştir. Daha sonra Klasik Türk edebiyatının gelişimiyle birlikte mecmuaların sayısında ve niteliğinde de artış sağlanmıştır. Klasik Türk edebiyatı tarihi içerisinde tezkirelerde hakkında bilgi bulunmayan, divan tertip etmemiş veya var olan eserleri günümüze ulaşma imkânı bulamayan şairlerle ilgili malumatlara mecmualar sayesinde ulaşılır. Bunun haricinde mecmualar kaleme alındıkları devrin edebi anlayışına ışık tutmuş ve tenkidli divan neşirlerinde de araştırmacıların faydalandıkları başlıca kaynaklar olmuşlardır. Bu çalışmada derleyicisinin bilinmediği, tek nüshası Atatürk Kitaplığı Bel_Yz_K.0700 numarada kayıtlı şiir mecmuası (1a-60a İnceleme-Metin) ele alınmıştır. Çalışmada bahsi geçen mecmua transkripsiyon alfabesiyle günümüz alfabesine çevrilmiştir. İnceleme bölümünde mecmuanın edebiyat tarihimizdeki yerine ve önemine dikkat çekilmiştir. Ayrıca mecmuanın muhtevası hakkında bilgiler verilmeye çalışılmış ve manzumeler daha önce yayınlanmış çalışmalar ile karşılaştırılmıştır. Elde edilen verilen tablolar halinde sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Klasik Türk edebiyatı, mecmua, şiir mecmuaları, Atatürk Kitaplığı
Türk romanında 31 Mart Vak'ası ve II. Abdülhamid'in hal'i
Batıda oluşan değişim rüzgarı hızla Osmanlı Devleti'ne ulaşmış, ulusçuluk akımının etkisiyle Osmanlı toprakları ayaklanmaların, isyanların merkezi haline gelmiştir. Osmanlı'nın çöküşünü engellemek adına ilan edilen II. Meşrutiyet Osmanlı'da çok önemli değişikliklere sebep olmuştur. Bu nedenle toplum yaşantısında büyük önem arz eden II. Meşrutiyet'in ilanı ve sonrasında yaşananlar edebî eserlerde de yansımasını bulmuş, gerek o yıllarda gerekse günümüzde birçok yazar tarafından eserlerde işlenen önemli bir konu olmuştur. Zira tarih, edebiyatın beslendiği mühim kaynaklardan biridir. Geçmişte yaşanan olaylar bazı yazarlar için birer hareket noktası teşkil eder. Edebiyatçı eserini oluştururken ister devrin müşahidi olsun, ister tarihî kaynaklardan okuma yoluyla öğrensin, yaşanan olayları hayal dünyasında yeniden kurgular ve tarihî gerçekliği edebî gerçekliğe dönüştürür. Bu bağlamda yazılan eserlere dönemin zihniyetini yansıtan bir ayna gözüyle bakmak hem eseri doğru değerlendirmede hem de yansıttığı dönemi daha iyi anlamlandırmada fayda sağlayacaktır. Nitekim II. Meşrutiyet dönemine ve sonrasına damgasını vuran, tarihin şekillenmesinde önemli bir dönüm noktası olan 31 Mart Vak'ası'nı ve II. Abdülhamid'in hal'ini konu alan romanların değerlendirilmesi ve olayla ilgili farklı bakış açılarının bir de romancılar gözüyle ortaya konulması önem arz etmektedir. Çalışmada 31 Mart Vak'ası'nı ve II. Abdülhamid'in hal'ini konu alan romanlar tespit edildikten sonra, kurmaca ve gerçeklik bağlamında döneme, olaylara ve şahıslara getirilen farklı bakış açıları belirlenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda söz konusu olaylar romanlarda üç farklı bakış açısıyla kaleme alınmıştır: Sultan II. Abdülhamid yanlısı, İttihat ve Terakki yanlısı ve tarafsız bir bakış açısı.
Türkiye Türkçesindeki deyimlerin söz dizimsel özellikleri
Bir dilin söz varlığı içinde önemli bir yer tutan, en az sözcükle en etkili anlatımı sağlayan sözlü ve yazılı anlatımın vazgeçilmez unsuru deyimler, derin yapıdaki anlamlarının yanında yüzey yapılarını oluşturan özellikleri açısından araştırılması gereken sözlerdir. Bu nedenle, bu çalışmada deyimlerin hangi biçimlerle ve hangi kelime türlerinin bir araya gelmesi ile oluştuğu incelenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla Ömer Asım Aksoy'un "Deyimler Sözlüğü"ndeki (Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü 2) deyimlerin anlamları üzerinde durulmadan yalnızca dilbilgisi açısından yapıları incelenmiş, kelime grubu yapısındaki deyimler ve cümle yapısındaki deyimler olmak üzere iki ana başlık altında, çeşitlerine ayırılarak sınıflandırılmıştır. Deyimlerin ayrışabilen kelime grupları olması her deyimin kendi kategorisi içinde tek tek ele alınarak incelenmesini sağlamış, deyimi oluşturan kelime gruplarının ne olduğu belirtilmeye çalışılmıştır. Deyimler incelenirken kelime grubu yapısındakilerin yanında cümle yapısında olanların da tasnifi yapılmıştır. Ayrıca incelenen deyimlerin başlıklar altında yüzdelerini göstermek için çizelgeler oluşturulmuştur. Böylelikle hangi kelime grubu üzerinde deyimleşme oranının fazla olduğu ve kelime gruplarının birbirlerine nasıl bağlandıklarının ve deyimlerde geçen cümle oranının tespiti yapılmıştır.
Kars Aşıklık geleneği içerisinde Karslı Aşık Arif Çiftçi'nin yeri
Halk Edebiyatının en özgün alanlarından biri olan âşıklık geleneği, Doğu Anadolu Bölgesi'nde özellikle Kars ve çevresinde, günümüzde de devam etmektedir. Bu bölgede geleneğin varlığını canlı bir şekilde sürdürmesi, alanda araştırılması gereken pek çok konunun ve aşığın da var olduğunu göstermektedir. Geçmişten günümüze kadar geleneğin canlı bir şekilde devam etmesi birçok saha çalışması konusunu da beraberinde getirmiştir. Saha çalışmasına konu olan âşıklardan biri de Âşık Arif Çiftçi'dir. Bu tez; bir giriş, yedi bölüm, bir sonuç ve eklerden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Kars'ta âşıklık geleneğinin incelenmesi, Kars ve çevresinin fizikî dokusu, coğrafîkonumu, sosyo-kültürel çevresi, Kars isminin kökeni, âşıklık geleneği ve Kars bağlantılı çalışmalara yer verilmiştir. Birinci bölümde âşıklık geleneğinin tarihî gelişiminden ve âşıkların yetişmesinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde Kars âşıklık geleneği temsilcileri ve geleneğin son durumu hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde Âşık Arif Çiftçi'nin hayatı ve âşıklığa başlama süreci ele alınmıştır. Dördüncü bölümde Kars âşıklık geleneğinde icrâ ortamları incelenmiştir. Beşinci bölümde Kars âşık şiirlerinin ve Âşık Arif Çiftçi'nin şiirlerinin tür ve şekil konuları incelenmiştir. Altıncı bölümdeÂşık Arif Çiftçi'nin şiirleri, anlatım özellikleri ve konuları bakımından ele alınmıştır. Yedinci ve son bölümde Âşık Arif Çiftçi'nin geleneğe katkıları üzerinde durulmuştur. Çalışmanın sonuç bölümünde ise elde edilen bilgilerin bir değerlendirilmesi yapılmış, ayrıca ekler bölümünde çalışmayla alakalı fotoğraflara yer verilmiştir. Saha çalışmamız sırasında kullandığımız metot görüşmedir. Röportaj ses kayıt cihazıyla kaydedilmiştir. Ayrıca Âşık Arif Çiftçi ile tarafımca bizzat görüşülmüştür. Sonuç olarak; Kars ve çevresinde âşıklık geleneği canlı bir şekilde devam etmektedir. Son zamanlarda bu alana ilgi yoğunlaşmışsa da yapılan çalışmalar yeterli değildir. Böylesine canlı kültür zenginliğinin kuşaktan kuşağa aktarılması için daha çok çalışma yapılmalıdır.
17. yüzyıl divanlarında adı geçen savaşlar
Tarih boyunca birçok devlet kuran Türkler, geniş bir coğrafi alana hâkim olarak farklı devletlerle etkileşim içerisine girmişlerdir. Savaş, barış, din, edebiyat, resim, müzik, el sanatları, giyim, yemek kültürü ve daha birçok konuda bu etkileşimden söz etmek mümkündür. Yalnız hiç kuşku yok ki bahse konu karşılıklı etkileşimlerin en yıkıcısı ve en belirleyicisi olarak savaş olgusunu göstermek doğru olacaktır. Nitekim Türklerin İslamiyet'e geçişi bile Müslüman Araplar ile Çinliler arasında yapılan bir savaşın sonucunda olmuştur. Bu yeni din doğal olarak yeni bir kültürü de getirmiştir. Türklerin tanıştığı yeni kültür içerisinde, edebiyat önemli bir yer tutmuştur. Özellikle Osmanlı Devleti döneminde gelişen ve büyüyen Divan Edebiyatı'nın etkisi günümüze kadar ulaşmıştır. Yalnız bu büyük edebiyat için özellikle tanzimatla birlikte "halktan ve sosyal hayattan kopuk" eleştirisi yapılmıştır. İşte bu çalışma, halkın sosyal yaşantısını derinden etkileyen savaşların Divan edebiyatına ne denli yansıdığını görmek için yapılmıştır. Çalışmanın kapsamı olarak 17.yy. seçilmiştir. Buradaki amaç ise cihan devleti Osmanlı, gücünden uzaklaşırken dönemin şairlerinin kaleminden zirvede tutunma çabalarını görmektir. Çalışmamıza ilk olarak 17.yy.da yaşamış ve divan yazmış olan şairlerin tespiti yapılarak başlanılmıştır. Daha sonra tespit edilen çalışılmış divanlarda yer alan savaşlar ele alınmıştır. Hangi devletler ile hangi savaşların yapıldığı ortaya çıkarılmıştır. "İsyanlar" ve "Kızıl Elma Ülküsü" başlığı altında da şiirler incelenmiştir. Sonuç kısmında bu veriler sayılara dökülerek, genel bilgiler verilmiştir.
Ahmet Kabaklı'nın Türk edebiyatı hakkındaki eserleri üzerine bir inceleme
Ahmet Kabaklı, çok yönlü bir kişiliğe sahiptir. Burada, Ahmet Kabaklı'nın eserleri temelinde, Ahmet Kabaklı'nın Türk edebiyatına dair bilimsel/nesnel sayılabilecek kitapları üzerinde bir incelemeye gidilmiştir. Böylece elde edilen bilgiler kadar, elde edilen bilgiler ile yeni sentezler ortaya koyma da önemsenmiştir. Ahmet Kabaklı'nın Türk edebiyatına dair eserlerinden kastedilen, edebiyata dair bilgi verme amacıyla yazılmış kitaplardır. Bunlar içerisinde, bilgi ağırlıklı olanlar kadar düşünce ağırlıklı olanlar da vardır. Fakat biyografi ve çeviri kitapları incelenmemiştir. Tez, iki ana bölümden oluşur: Ahmet Kabaklı'nın hayatı, Türk edebiyatı hakkında olmayan eserleri; Ahmet Kabaklı'nın Türk edebiyatı hakkındaki eserleri. İlk bölüm kısa tutulmuştur. İkinci bölümde ise dört önemli konu üzerinde durulur: Batı edebiyatı, Türk edebiyatı, edebiyat tarihi, edebi türler. Ahmet Kabaklı'nın hayatı ve ilgili eserlerinin incelenmesi sırasında, farklı metin analiz yöntemlerinden yararlanılmış, gerektiğinde farklı kitaplara da başvurulmuştur. Böylece sığ bir çalışma ortaya çıkarmamaya çalışılmıştır. Sonuç olarak Ahmet Kabaklı'nın Türk edebiyatı hakkındaki eserlerinde iki önemli konu tespit edilmiştir: Türk-İslam merkezli bakış açısı, milliyetçilik. Yazarda M. Celalettin Rumi gibi derinlik/aşk, Yunus Emre gibi akıcılık/özgünlük olduğu görülmüştür.
Karamanlı Aynî Divanı'nın cemiyet açısından tahlili
Divan edebiyatı, döneminin sosyal hayat unsurlarını bünyesinde barındıran bir edebiyattır. Karamanlı Aynî, XV. yüzyılda Anadolu'da yaşamış Divan şairlerinden biridir. Hayatının büyük bir bölümünü Karamanoğulları Beyliği'nin merkezi konumunda olan Karaman'da geçirmiştir. Cem Sultan ve Karaman beyi Kasım Bey ile yakın ilişkiler kurarak dönemin siyasi, sosyal, kültürel ve edebî olaylarına şahitlik etmiştir. Karamanlı Aynî Divanı, içtimâî hayat unsurları açısından zengin bir içeriğe sahip olması, siyasi bir divan olması, hacimli bir eser olması, Cem şairlerinin eserleri arasında günümüze ulaşan tek eser olması, Cem Sultan, Kasım Bey, Karamanoğulları Beyliği ve Osmanlı Devleti ile ilgili önemli ipuçları barındırması, tezkirelerde kendine yer bulamaması, lisansüstü düzeyde veya tahlil bazında hakkında herhangi bir çalışmanın yapılmaması bakımından çalışılmaya değer bulunmuştur. Bu çalışmanın amacı, Karamanlı Aynî Divanı'nın cemiyet unsurları açısından incelenmesidir. Bu amaçla, Aynî Divanı'nda yer alan Türkçe şiirler ele alınarak tahlil edilmiştir. Divanda yer alan cemiyet unsurları titizlikle fişlenmiş, bulgular tasnif edilerek alt başlıklar oluşturulmuş ve şiirler değerlendirilerek sonuçlara ulaşılmıştır. Çalışma sonucunda Karamanlı Aynî Divanı'nın cemiyet unsurları açısından oldukça zengin bir muhtevasının olduğu tespit edilmiştir.
Sami Baydar'ın hayatı ve edebî eserleri
Bilindiği üzere edebiyat tarihi araştırmalarında monografi çalışmaları oldukça önemli bir yere sahiptir. 1980 Kuşağı şairleri arasında yer alan ressam, şair, yazar Sami Baydar hakkında yapılan bu çalışma kapsamlı bir monografidir. Tez konusunun şekillendiği zaman Sami Baydar hakkında hazırlanmış bilimsel bir çalışmanın yapılmamış olması bu boşluğun doldurulmasına olan inancımızı arttırdı. Bu tezin yazma aşamasında ise Sami Baydar ve eserleri hakkında yazılmış bilimsel bir makale yayımlandı. Yüksek lisans tezi olarak hazırladığımız bu çalışmada özellikle 1980 Kuşağı Türk şiirinin ismi olan Sami Baydar'ın hayatını, eserlerini ve sanatını ayrıntılı bir şekilde incelemeye çabaladık. Bütün eserleri hakkında yapılmış çalışmaların bütününü değerlendirerek Baydar'ın Türk edebiyatı içindeki yerini belirlemeye çalıştık. Şiirlerini, öykülerini bir bütün içinde inceledik. Baydar'la ilgili belgeleri ve fotoğrafları da ekler bölümüne koyduk. Yaptığımız bu çalışma ile edebiyat tarihinde Sami Baydar'ın yerini belirleyerek bu konudaki açığı kapatmayı umuyoruz.
Tahsin Yücel'in romanlarında mekân
Romanda mekân unsuru, kurgunun vazgeçilmez bir parçasıdır. Roman sanatının ülkemizde örneklerinin verilmeye başlanmasıyla anlatı geleneğimiz oluşmuştur ve bu geleneğin bütünlüklü devamını sağlayacak önemli unsurlar birçok araştırmacı ve edebiyat tarihçisi tarafından araştırılmıştır. Tahsin Yücel 'in eserlerinde mekân tasarımının büyük önemi vardır. Romanlarında mekân ile karakterlerin ilişkileri ve mekândaki göstergeler incelenmeye değerdir. Bu çalışmada Türk edebiyatının dil bilimci, idealist yazarlarından Tahsin Yücel'in sekiz romanında mekânı ve kurgulanan mekânın kurulumuna yardımcı göstergeleri tespit ettik. Tahsin Yücel'in hayatı boyunca yazdığı sırasıyla Mutfak Çıkmazı, Peygamberin Son Beş Günü, Bıyık Söylencesi, Vatandaş, Yalan, Kumru ile Kumru, Gökdelen, Sonuncu romanlarında yine Yücel'in mekân kurgusu için yazdığı denemelerden yola çıkarak uzam ve mekânı kapsayan bir çalışma yaptık. Tezin amacı Yücel'in romanlarında mekânın özellikleri ve bu özelliklerin karakterlere yansımalarını bulmak; kurguda yerin, dekorun, arka plânın kıymetini ortaya çıkarmaktır. Bu nedenle, bu tez edebiyat sosyolojisi araştırmaları kapsamında değerlendirilebilir bir çalışma olacaktır. Anahtar Kelimeler: Tahsin Yücel, roman, mekân/uzam
"Konak Yahut Şeyh Şamil'in Kafkasya Muharebatı'nda Bir Hikâye-i Garibe" adlı eserin Latin harflerine aktarımı ve incelenmesi
Çalışmada 1879 yılında Ahmet Mithat Efendi ve Wilhelm Wiesenthal tarafından müşterek olarak çevirdikleri Konak Yahut Şeyh Şamil'in Kafkasya Muharebatı'nda Bir Hikâye-i Garibe adlı Arap harfli roman, Latin harflerine aktarılmış ve eser, roman sanatına uygun olarak incelenmiştir. Bahsi geçen roman, tarihi bir roman olup romanda Şeyh Şamil önderliğindeki Çeçenler ile Rusların mücadeleleri anlatılmaktadır. Çalışmanın amacı; ilk önce Almanca olarak yazılan daha sonra Ahmet Mithat Efendi ve Wilhelm Wiesenthal tarafından Osmanlı Türkçesi'ne çevrilen eseri, Latin harflerine aktararak Türkiye Türkçesi'ne kazandırmaktır. Tez, giriş ve sonuç dışında üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında çevirinin tarihsel gelişimi hakkında bilgi verilmiş ardından Ahmet Mithat Efendi'nin tercümeciliği üzerinde durulmuş, Ahmet Mithat Efendi ve Wilhelm Wiesenthal'ın nasıl tanıştıkları hakkında bilgi verildikten sonra Şeyh Şamil'in hayatı ve mücadelelerine değinilmiştir. Birinci bölümde Ahmet Mithat Efendi'nin hayatı ve sanat anlayışı anlatılmıştır. İkinci bölümde Konak Yahut Şeyh Şamil'in Kafkasya Muharebatı'nda Bir Hikâye-i Garibe adlı eserin Latin harflerine aktarımı yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise eser incelenmiş ve bu bölümde metne dayalı yöntem kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara ise, sonuç kısmında yer verilmiştir.
Nazlı Eray'ın romanları üzerine bir inceleme
Nazlı Eray, Türk edebiyatına fantastik türün özelliklerini içeren çok sayıda öykü ve roman türünde eserler kazandırmıştır. Eray'ın yazmış olduğu bu türlerdeki eserler üzerine yapılan çalışmalar genellikle eserlerin fantastik yönünü öne çıkaran bilimsel çalışmalardır. Bu çalışmanın amacı ise Nazlı Eray'ın bugüne kadar yayınlanmış olan yirmi dört romanını sadece bir yönüyle değil bütün yönleriyle inceleyip, kapsamlı ve genel sonuçlara ulaşmaktır. Çalışmamız giriş ve sonuç dışında iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde roman türünün tarihsel süreçteki gelişimi ile özellikleri üzerine durulduktan sonra Eray'ın Türk edebiyatındaki yeri ile çalışmamızın genel planına değinilmiştir. Ardından birinci bölümde Nazlı Eray'ın hayatı, sanatı ve eserlerinin künyesi hakkında kısaca bilgiler verilmiştir. Çalışmamızın esas kısmını teşkil eden ikinci bölümde ise romanların hacimsel olarak çokluğunu göz önüne aldığımızda Nazlı Eray'ın romanları kendi içindeki konu (içerik) özelliklerine göre dört kısımda ele alınmıştır. (otobiyografik karakterli romanlar, biyografik karakterli romanlar, fantastik tür özelliklerinin yoğun olarak yer aldığı romanlar, mitolojik karakterli romanlar) Söz konusu bölümlerde kronolojik bir sıraya göre romanlar, roman sanatına uygun olarak tahlil edilmiştir. Sonuç bölümde ise, yaptığımız çalışmada elde ettiğimiz bulgular üzerinde durulmuştur. Nazlı Eray'ın romanlarında yer alan tarihsel şahsiyetlerin ve otobiyografik özelliklerin varlığı göze çarpmaktadır. Romanların diğer bilim dallarından (psikoloji, tıp, tarih, felsefe) yararlanılarak oluşturulmuş olan konularının fantastik türün özellikleriyle şekillendiği anlaşılmaktadır. Postmodernizm ve üstkurmaca tekniğinin izlerinin görüldüğü roman kurgularında aşk, yalnızlık, ölüm, kadın-erkek ve geçmişe duyulan özlem gibi tematik konuların varlığının yanında geleneksel halk inanışlarının yansımalarıyla sosyal ve siyasi konular mizah ögesiyle birlikte yer almaktadır. Gerçekliğin büyülü etkisiyle verilen olaylarda düşündürmenin yanında gülümseten anların varlığı da göze çarpar.
Necati Sarıca'nın şiirlerinde yapı ve tema
1965 yılında dünyaya gelen Necati Sarıca'nın, şiir macerası ilkokul dördüncü sınıfta başlamıştır. Asıl mesleği savcılık olan Sarıca'nın şairliği ve şiirleri dikkate değer bir konudur. 1980 sonrası imgeci şiir anlayışını benimseyen şair hakkında nitelikli bir bilimsel çalışmanın yapılmamış olması çalışmanın odak noktasını oluşturmaktadır. Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan "Necati Sarıca'nın Şiirlerinde Yapı ve Tema" adlı bu çalışma Necati Sarıca ile ilgili yapılan bilimsel çalışmaların ilki olma özelliğini taşımaktadır. Çalışma giriş ve sonuç dışında iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında Cumhuriyet dönemi şiirine değinilmiştir. Birinci bölümde Sarıca'nın hayatı ve sanat anlayışı ele alınmıştır. İkinci bölümde ise şiirlerinin yapısını oluşturan unsurlar belirlenerek incelenmiştir. Ardından Sarıca'nın şiirleri tematik açıdan incelenerek sınıflandırılmıştır. Sonuç bölümünde ise elde edilen bulgulara yer verilen çalışmada Necati Sarıca'nın Türk şiirindeki yerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada ağırlıklı olarak metne dayalı yöntem kullanılmıştır. Yer yer karşılaştırma yöntemine de başvurulmuştur. Ayrıca Necati Sarıca ve çevresi ile görüşmeler yapılarak elde edilen bilgiler ışığında çalışmaya yön verilmiştir. Eserleri biyografik okumaya uygun olan Sarıca'nın şiirlerinde ağırlıklı olarak anne, aşk, ayrılık, vatan sevgisi, din, kadın, ölüm, renk, siyaset, şehir ve tasavvuf temaları yer almaktadır. Temalara genel olarak hüzün duygusu hâkimdir. Yapıya gelindiğinde ise, şairin şiirlerde manayı ön planda tuttuğu ve biçim kaygısına düşmediği görülmektedir.
Ercüment Ekrem Talu'nun Asrîler adlı eserinin yeni yazıya aktarımı ve tahlili
Ercüment Ekrem Talû' nun 1922' de kaleme aldığı Asrîler adlı eseri, edebî açıdan yeni yazıya aktarılmaya değer bir eserdir. Osmanlı Türkçesi ile kaleme alınmış olan romanın Latin harflerine aktarımının gerçekleştirilmesiyle birlikte eserin, var olan değerini daha da artıracak ve ulaşamayan kitlelere de ulaşmasını sağlayacak bir çalışma yapılmıştır. Çalışmada; Osmanlıca-Türkçe, Türkçe-Fransızca vs. çok sayıda kaynakça kullanılmıştır. Eser ilk olarak yeni yazıya aktarılmış, metnin altında dipnot olarak bilinmeyen kelimelerin anlamlarına yer verilmiş ve ardından eser; konu, olay örgüsü, mekân, zaman, şahıslar vb. unsurlar bağlamında tahlil edilmiştir. Böylece eser, yeni yazıya aktarılarak edebiyat sahasına tekrar kazandırılmıştır.
Yaşar Kemal'in romanları üzerine coğrafya merkezli okuma denemesi
İnsan ve mekân ilişkilerini çeşitli boyutlarda ele alan, sentez yapan, ilişkiler kuran coğrafya, kültür ile yakından ilişkilidir. Doğal çevrenin farklılığı kültüre yansımakta, kültür hem doğal çevreyi hem de toplumu etkilemekte ve etkilenmektedir. Zira edebiyat da toplumu yansıtan, topluma ışık tutan bir sanat dalıdır. Ayrıca edebi metinlerin önemli unsurlarından biri de mekândır. Bundan dolayıdır ki edebî eserlerde coğrafyanın izleri görülmektedir. Çoğu yazar ve şair, eserlerine coğrafik unsurları, ele aldığı toplumun kültür ve medeniyet özelliklerini dâhil etmiştir. Bahsi geçen unsurları eserlerine dâhil eden bir yazar da Yaşar Kemal'dir. Yaşar Kemal, Türk edebiyatının önde gelen toplumcu yazarlarından biridir. Yaşar Kemal, sadece eserleriyle değil ortaya koyduğu medeniyet tasavvuruyla da Türk düşünce tarihinde önemli bir yer tutmuştur. Yaşar Kemal'in medeniyet algısında toplumcu bir yazar olmasının da etkisiyle önemle üzerinde durduğu hususlardan birisi coğrafyadır. Yazar, eserlerinde özellikle Çukurova coğrafyasına eğilir ve çeşitli meseleler etrafında bahsi geçen bölgeye ışık tutar. Ancak onun üzerinde durduğu coğrafya tabii bir unsur olmaktan öte tarihi, kültürel ve medeniyet noktasında bir kimliğe ve bütünlüğe sahip kültürel bir coğrafyadır. Çalışmamızda coğrafya merkezli bir okumayla Yaşar Kemal'in Dağın Öteki Yüzü Serisi, Bir Ada Hikâyesi Serisi, Binboğalar Efsanesi, Ağrıdağı Efsanesi, Üç Anadolu Efsanesi adlı romanları ve Bu Diyar Baştanbaşa (röportaj serisi) eserlerini inceledik. Çalışmamız, yazarın fikirlerinin coğrafya ve mekân ile nasıl beslendiğinin ve kendisine esin kaynağı olan edebiyat-coğrafya ilişkisinin nasıl ortaya konması gerektiği hususunda önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Yaşar Kemal, Coğrafya, Edebiyat, Çukurova, Mekân.
Ahmet Ümit'in romanları üzerine bir inceleme
Roman, tahkiye unsurlarının bir araya gelmesiyle oluşan edebî bir türdür. Bu unsurlar romanın iskeletini oluşturur ve konu, olay örgüsü, şahıs kadrosu, mekân, zaman, anlatıcı, bakış açısı olmadan meydana getirilen bir roman yapısı düşünülemez. Nitekim edebî eserler üzerine yapılan bu denli yapı incelemeleri, edebiyat alanında önemli bir yere sahiptir. Edebî hayatına 1980'lerde başlayan Ahmet Ümit, günümüzde çok okunan bir yazar olarak karşımıza çıkar. Bu bağlamda yayınlanan her romanının binlerce baskı sayısına sahip olması, farklı ülkelerde yirmiye kadar yabancı dile çevrilmesi, yazarın romanları hakkında bir çalışma yapmanın merakını ve gerekliliğini ortaya koymuştur. Ahmet Ümit'in romanları üzerine bütüncül bir inceleme çalışmasının yapılmamış olması bu boşluğun doldurulması için gereken çalışmanın tarafımızca yapılmasını gerekli kılmıştır. Yüksek Lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, Ahmet Ümit'in on üç romanı tahkiye unsurları bakımından incelenmeye çalışıldı ve Ahmet Ümit'in edebiyat tarihindeki yerinin saptanması amaçlandı. Yapılan bu çalışma, sonradan yapılacak olan eser incelemelerine, gerek kaynakça gerek yöntem bakımından kılavuzluk edecektir.
1960'tan günümüze Almanya merkezli Türk göçmen edebiyatı ve Türk göçmen yazarlar (Roman)
1961 yılından itibaren Almanya'ya yapılan Türk işçi göçleri; edebiyat, sosyoloji gibi alanların ilgisini çekmiştir. Bu çalışmada, Almanya'ya yapılan işçi göçleri sonucunda Almanya'da ortaya çıkan Türk göçmen edebiyatı, göçmen yazarların roman türünde verdikleri eserler üzerinden incelenmiştir. Bu çalışma; 1960'lı yıllardan itibaren, Almanya'ya göç eden işçilerin sorunlarından bahseden ve bu işçilerin hayatları etrafında şekillenen romanlar üzerine giriş ve sonuç dışında iki bölümden oluşan bir çalışmadır. Çalışmanın birinci bölümünde; göç kavramı, iç göçler ve dış göçler, Dünya ve Türk edebiyatında göç, Almanya'ya göçün nedenleri, Türkiye'nin ve Almanya'nın göç olgusuna yaklaşımı, Almanya merkezli Türk göçmen edebiyatı konularında bilgiler verilmiştir. Ayrıca bu bölümde; birinci, ikinci ve üçüncü kuşak göçmen edebiyatı roman yazarları üzerinde durulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde ise; birinci, ikinci ve üçüncü kuşak göçmen edebiyatı romanı hakkında bilgi verildikten sonra incelenecek olan romanların konusu ve romanların yazarları hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Ardından 24 roman tema ve konu olarak, romanlarda göçe etki eden unsurlar belirlenmiş ve romanlardaki kahramanların bakış açılarına yer verilmiştir. Yüksek lisans tezi olarak hazırladığımız bu çalışmada, Almanya merkezli Türk göçmen edebiyatında adı geçen tüm kuşaklar tarafından romanlarda işlenmiş ortak temalar arasında karşımıza kültürel değişimler, özlem/gurbet, kimlik arayışı, Türkiye-Almanya karşılaştırması, yalnızlık, yozlaşma, çalışma koşulları, ayrımcılık/ırkçılık, eğitim, mal-mülk edinebilme, geriye dönüş gibi temalar ve konular çıkmıştır. Ayrıca bu çalışmada, romanlara yansıyan göç unsurları da belirlenmiştir. Romanlarda göçe etki eden unsurların başında ekonomik ve siyasi nedenlerin geldiği görülmüştür.
Selma Fındıklı'nın hayatı, sanatı ve eserleri
Bu çalışmada, oyun yazarlığı ile tanınan Selma Fındıklı'nın hikâyelerini ve romanlarını bir bütün hâlinde inceleyerek sanat anlayışının ortaya koyulması amaçlanmıştır. Çalışmamızda ağırlıklı olarak yazarın eserlerinden faydalanılmıştır. İlk olarak, hikâye ve roman türünün tarihsel gelişimi ile Selma Fındıklı'nın hayatı ve sanat anlayışı üzerine genel bilgiler verilmiştir. Ardından da, yazarın romanları ve hikâyeleri konu, olay örgüsü, kahramanlar, yer ve zaman, anlatıcı-bakış açısı yönünden incelenmiştir. Selma Fındıklı'nın biyografisine bakılarak, eser-hayat ilişkisi birlikte değerlendirilmiş ve eserlerin incelemesinde metne dayalı yöntem kullanılmıştır. Daha sonra ise, yazarın hikâye ve romanları kullandığı dil, üslup ve anlatım teknikleri bakımından tahlil edilmiştir. Son dönem kadın yazarlarımızdan Selma Fındıklı'nın kadın duyarlılığı ile ele aldığı eserlerinde ağırlıklı olarak hüzün, yalnızlık, ayrılık, savaş, göç ve evlilik konularını işlediği görülmektedir. Yazar, eserlerinde Gayrimüslim kahramanlara da yer vermiştir. Selma Fındıklı, romanlarında ve hikâyelerinde işlediği dönemlerin sosyal hayatını da eserlerine yansıtmıştır. Yazar, romanlarında ve hikâyelerinde tarihî olaylara ve halk kültürüne sık sık yer vermiştir. Selma Fındıklı, hikâyelerinde ve romanlarında mahallî söyleyişleri, eksiltili cümle yapılarını, kalıplaşmış ifadeleri, klasik ve modern anlatım tekniklerini bir arada kullanmıştır. Anahtar Kelimeler : Türk roman ve öyküsü, Selma Fındıklı, Nereye Yüreğim, oyun yazarlığı.
Bir halk kitabı olarak (H.1329 tarihli) "Muhammed Hanefi hazretleri Cengi"
Cenknâme türü halk kitapları, çok eski tarihlerden beri dünyanın farklı milletlerinde mevcuttur. Hem yazılı hem sözlü geleneğin kesişim noktasında bulunan ve halka yön veren önemli ürünlerdir. Bu tez bir giriş, iki bölüm, bir sonuç ve eklerden oluşmaktadır. Çalışmada ilk olarak kültür, halk kitapları gibi kavramlar üzerinde durulmuştur. Daha sonra halk kitapları ve özellikleri incelenmiş, çalışma hakkında genel bilgiler verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, "Muhammed Hanefi Hazretleri Cengi" başlıklı eser ile ilgili yapılmış çalışmalara yer verilmiş ve aynı zamanda eser, şekil ve muhteva bakımından incelenmiştir. Kısaca bu bölümde eserin halk kitabı olup olmadığı ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise "Muhammed Hanefi Hazretleri Cengi" adlı eser "Hāzā Kitâb-ı Muhammed Hanefî", "Resimli Muhammed Hanefi Cengi" ve "Allah'ın Nimetleri ve İnsanlar" adlı eserlerle mukayese edilerek incelenmiştir.
Çocuk edebiyatı bağlamında Çankırı masalları ve masal müzeciliği
Teknolojik gelişmeler sonucu giderek küreselleşen dünyamızda kültür kaleleri yıkılmaya zorlanmakta ve tek tipleşmeye doğru yol alınmaktadır. Toplumları bir arada tutan ortak değerlerle "biz" olabilmeyi sürdürmenin başta gelen yollarından biri kültürel birikimlerin yeni kuşaklara aktarılmasından geçmektedir. Kültürel kodlarımızın kuşaktan kuşağa taşınmasında önemli rol oynayan masallar, asırlardır dilden dile bir aktarım aracı olarak günümüze kadar gelmiştir. Geçmişte var olan ancak günümüzde teknolojiye yenik düşmüş olan sözlü kültür taşıyıcılarımız yok olmayla karşı karşıya kalmıştır. Kaynağı belli olmayan ,anonim halk edebiyatının sözlü ürünleri olan masallar ,uzun kış gecelerinin eğlence araçları olmanın ötesinde, temsil ettikleri kültürün kodlarını bünyesinde barındırmaları sebebiyle ayrı bir öneme sahiptir. Somut olmayan kültürel mirasımızın bu seçkin ürünleri geçmişle günümüz arasında kurulan görünmez köprülerin önemli yapı taşlarıdır.Masalların sığınma mekânları olarak kabul edebileceğimiz masal müzelerinin hayata geçirilmesi, Anadolu ve Çankırı masallarının derlenip yeniden gün yüzüne çıkarılması, yeni kuşaklara aktarılması açısından önemlidir. Bu çalışmada masal ve müze kavramlarını birleştirerek geçmişten günümüze, günümüzden yarına ulaştırmak,kültürel mirasımızı koruma altına alarak devamlılığını sağlamak amacıyla planlanmış olan "Çankırı Masal Müzesi "ile masal ve müze kavramlarının incelenerek değerlendirilmesi hedeflenmiştir.Ayrıca Çankırı'da kaynak kişilerin hafızalarında yer alan masallar derlenerek kayıt altına alınacaktır.
Doğu Türkçesi Tezkire-i Seyyid Âfâk Hâcem [22b-42a]
Bu çalışma ile Doğu Türkistan sahasında dini ve siyasi kimliği ile önem taşıyan Seyyid Ȃfak'ın biyografisinden oluşan Tezkire-i Seyyid Âfâk Hâcem adlı eserin bilim dünyasına tanıtılması hedeflenmiştir. Bu eser sadece bir biyografi olmakla kalmayıp Hocalar Devri'nin siyasi, tarihi ve sosyal hayatını aydınlatmaktadır. Eserin kim tarafından yazıldığı belli değildir. Eserin adı daha önce hiçbir kaynakta zikredilmemiştır. Tezkire-i Seyyid Âfâk Hâcem adlı eserin Türk dili ve edebiyatına kazandırılması bu çalışmanın asıl faydasıdır. Eser Doç. Dr. Mehmet Turgut BERBERCAN'ın İsveç Uppsala Üniversitesi'nde yaptığı araştırmalar sonucunda Lund Kütüphanesi El Yazması Kitaplığı Jarring Kolleksiyonu'nda tespit edilmiştir. Toplam 60 varaktan oluşmakta olan bu eserin tez çalışmasında 22 varağı incelenmiştir. Tezkire-i Seyyid Âfâk Hâcem isimli bu eser Arap harflerinden transkripsiyon esaslarına uygun olarak Latin alfabesine çevrilmiştir. Türkiye Türkçesindeki anlamlarıyla birlikte alfabetik olarak hazırlanan dizin ile döneme ait söz varlığına ışık tutulmuştur.
Doğu Türkçesi Tezkire-i Seyyid Âfâk Hâcem [3a-22a]
Bu çalışma Tezkire-i Seyyid Âfak Hâcem adlı eserin İsveç Lund Üniversitesi Kütüphanesi'nde bulunan nüshası temel alınarak gerçekleştirilmiştir. Eser 1929 yılında istinsah edilmiş bir nüshaya dayanmaktadır. Doğu Türkçesi ile yazılmış bu eser toplamda 60 varaktan oluşmaktadır. Bu tezde eserin 22 varağı ele alınmıştır. Bu çalışmada, Hocalar Devri'nde dini ve siyasi açıdan önemli bir yeri olan Seyyid Âfak'ın hayatı ele alınmıştır. Çalışmada, dönemin tarihi ve siyasi durumu hakkında bilgiler verilmekte ve eserin yazıldığı döneme ışık tutulmaktadır. Arap harfli eser metni, transkripsiyon esaslarına dikkat edilerek Latin harflerine çevrilmiştir. Bu çalışma vasıtasıyla Doğu Türkçesi üzerine hazırlanmış literatüre yeni bir metin kazandırılmıştır. Metnin dizini vasıtasıyla eserin söz varlığı aydınlatılmış, Türk Dili ve Edebiyatı literatürüne bir kaynak eser daha katılmıştır. Anahtar Kelimeler: Âfak Hoca, Tezkire-i Seyyid Âfak, Doğu Türkistan, Çağatay Türkçesi
Tarihî Kıpçak Türkçesinin kavram alanı sözlüğü denemesi
11. yüzyılda Divan-ı Lügati't Türk ile ilk örneği verilen Türk dili sözlükleri oldukça zengin olmasına rağmen ülkemizde bu sözlükler ve sözlükçülük üzerinde yapılan çalışmalar son yıllarda artış göstermiştir. Oldukça eskiye dayanan kavram alanı sözlük çalışmaları da aynı durumdadır. Tarihî Türk dillerinde pek çok örneği bulunan kavram alanı sözlükleri yeterince incelenmemiş olup bugün tarihî Türk dillerinin veya günümüz Türkçesinin çağdaş ölçütlerle hazırlanmış müstakil bir kavram alanı sözlüğü bulunmamaktadır. Bu eksiklikten hareketle Türk sözlükçülük çalışmalarına katkıda bulunmak amacıyla tarihî Kıpçak Türkçesine ait söz varlığı ele alınarak tarihî Kıpçak Türkçesinin kavram alanı sözlüğü oluşturulmaya çalışılmıştır. Tez; kavram, kavram alanı, kavram alanı sözlükleri, Kıpçak Türkçesinin kavram alanı sözlükleri ve tarihi Kıpçak Türkçesinin kavram alanı sözlüğü denemesinin yapıldığı iki ana bölümden oluşmaktadır. Karadeniz'in kuzey bölgesinde yazılıp ülkemizde son yıllarda kapsamlı çalışması yapılan Codex Cumanicus ile Mısır ve Suriye'de kurulan Memluk Devleti'nden yadigar kalan edebi eserler, sözlükler, gramer kitapları, okçuluk, atçılık, ve fıkıhla ilgili kitaplar taranarak oluşturulan Kıpçak Türkçesi Sözlüğü'nün söz varlığı tezin uygulama malzemesini oluşturmaktadır. Yukarıda belirtilen iki çalışmadan elde edilen toplam 17.000 civarında kelime ile hazırlamış olduğumuz kavram alanı sözlüğü ile Türk Dili ve Edebiyatı bilim dalına kaynak kazandırılmaya çalışılmıştır.
Enis Batur'un şiirleri üzerine bir inceleme
1952 yılında dünyaya gelen Enis Batur, gençlik yıllarından itibaren edebiyat dünyasının içerisinde yer almıştır. Edebiyat ile erken yaşlarda tanışmasıyla giderek artan üretkenliği, şairi Türkçenin en üretken şairlerden birisi yapmıştır. Enis Batur, şiirleriyle birçok ödül kazanmıştır. Enis Batur, şairliğin yanı sıra deneme yazarı, eleştirmen, yayıncı ve romancıdır. Ayrıca yazar birçok dergi ve gazetede çeşitli konularda makaleler yayımlamıştır. Batur'un Türkçeye çevirdiği şiir, kitap ve yazılar da vardır. Enis Batur'un şiirlerinin tema bağlamında incelenmesi üzerine bilimsel bir çalışma yapılmamış olup şiir türündeki eserleri tema açısından incelenmemiştir. Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışma "Enis Batur'un Şiirleri Üzerine Bir İnceleme" başlığı altında tematik açıdan ele alınmıştır. Bu çalışma Enis Batur'un şiirlerinin tematik olarak incelenmesi ile ilgili yapılan ilk bilimsel araştırma niteliği taşımaktadır. Tez, giriş ve sonuç dışında iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında şairin bulunduğu dönem olan Cumhuriyet'in ilanıyla başlayan ve günümüzde hâlâ devam etmekte olan Cumhuriyet Dönemi edebiyatı anlatılmıştır. Bu dönemde Enis Batur'un bulunduğu konum vurgulanmıştır. Birinci bölümde şairin hayatı ve edebi kişiliği ele alınmış ardından çalışmanın esas kısmı olan şairin şiirleri, tematik açıdan incelenmiştir. Enis Batur'un şiirleri arasında anlam bütünlüğü, temalar üzerinden sağlanmıştır. Anlamı şekillendiren temalar ağırlıklı olarak yabancılaşma, zaman, kadın, ölüm, mekân, mevsimler ve musiki olmuştur.
5, 6, 7 ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarındaki dil bilgisi kazanımlarının ve sorularının yenilenmiş Bloom Taksonomisine göre değerlendirilmesi
Günümüzde öğretim programları hazırlanırken göz önünde bulundurulması gereken önemli bir husus da taksonomilerdir. Alan yazında üzerinde en çok durulan ve öğretim programlarının hazırlanmasında dikkate alınan taksonomi Yenilenmiş Bloom Taksonomisidir. Bu çalışmanın amacı 2018 Türkçe Öğretim programı kapsamındaki dil bilgisi kazanımları ile Çankırı'da okutulan 5, 6, 7 ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarında yer alan dil bilgisi sorularının Yenilenmiş Bloom Taksonomisine göre incelenmesi, bilgi boyutu ve bilişsel alan basamakları açısından sınıflandırılması yapılarak dağılımlarının belirlenmesi ve YBT' ye uygunluğunun değerlendirilmesidir. Yapılan bu çalışmada amaca ulaşmak için nitel araştırma deseni kullanılarak elde edilen veriler doküman analizi yoluyla çözümlenmiştir. Dil bilgisi soruları ve kazanımları Bloom Taksonomisinin Bilişsel Alan Basamaklarını oluşturan; bilgi, kavrama, uygulama, analiz, sentez ve değerlendirme basamaklarında bulunan özelliklerin kapsamına göre incelenip sonuçlandırılmıştır. Doküman analizi sonucunda, Türkçe dersi öğretim Programında yer alan kazanımla doğrultusunda hazırlanan dil bilgisi soruları bilişsel süreç boyutu bakımından incelendiğinde, önemli bir bölümünün (%71,90); hatırlama (% 29,75) anlama (%19,01) ve uygulama (% 23,14) gibi alt bilişsel basamaklarında olduğu tespit edilmiştir. Buna karşılık, üst bilişsel beceriler yani üst düzeyde düşünme becerisi gerektiren analiz, değerlendirme ve yaratma basamağındaki kazanımların oranı toplamda (%28,10) olarak belirlenmiştir. Türkçe öğretiminin önemli amaçlarından biri olan bireylerin üst düzey düşünme becerilerini geliştirmek olduğu düşünüldüğünde Türkçe dersi öğretim programlarının bu amaca uygun olarak hazırlanması ve kazanımların bilişsel süreç boyutundaki dağılımlarında üst bilişsel (analiz, değerlendirme, yaratma) becerilerinin daha fazla dikkate alınması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Yenilenmiş Bloom Taksonomisi, Türkçe Öğretim Programı, Dil Bilgisi Eğitimi, Dil Bilgisi Soruları
İsmail Hikmet Ertaylan'ın Bînamazın Otuz Üç Gecesi adlı eserinin yeni yazıya aktarımı ve tahlili
Edebiyat tarihçisi olarak bilinen İsmail Hikmet Ertaylan'ın hikâye türünde eserleri de bulunmaktadır. Yazar, Bînamazın Otuz Üç Gecesi adlı eserini, "Suad Fahir" müstear ismiyle 1337/ 1921 yılında yayımlamıştır. Diğer hikâye kitabı, Ateş Olur da Yakmaz mı ? (İst. 1340/1341) adını taşır. Bu çalışmada Bînamazın Otuz Üç Gecesi, Latin harflerine aktarılıp incelenmek suretiyle yazarın hikâyeci kimliğinin de ön plana çıkarılması amaçlanmıştır. Eser, Doğu klasiklerinden Binbir Gece Masalları adlı eseri çağrıştırır özelliklere sahip olması yönüyle dikkat çekicidir. Bu bağlamda çalışmamız, yeni eser ortaya koyacak modern yazarların eski örneklere ulaşmasını ve bu tür eserlerden haberdar olmasını sağlayacaktır. Çalışmaya konu olan eser, transkripsiyon yapılmadan doğrudan yeni yazıya aktarılmış; ardından da yapı, içerik, dil ve üslup bakımından incelenmiştir. İhtiyaç duyan okur için bilinmeyen kelimelerin anlamları, metin altında dipnot şeklinde verilmiştir. Son bölümde ise eserin orijinal nüshasına da yer verilmiştir. Bu suretle isteyen okurun asıl metinle de buluşması amaçlanmıştır.
Ferhan Sabit'in "Billûr" adlı eserinin transkripsiyonlu metni ve kelime grupları
Bu çalışmayı Ferhan Sabit'in Akşam Matbaası'nda 1928'de basılmış olan 94 sayfalık "Billûr" adlı eseri teşkil etmektedir. Diğer çalışmaların incelenmesi sonucu benzer bir çalışmaya rastlanmamış ve daha önce transkript edilmemiş olan Ferhan Sabit'in Billûr adlı eseri transkript edilmiş ve kelime grupları incelenmiştir. Kelime gruplarının sıralanışı ve sınıflandırılmasında Leylâ Karahan'ın Türkçede Söz Dizimi adlı kitabı esas alınmıştır. Girişte çalışmanın amacı, önemi, yöntemi ve sınırlılıkları verilmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde dil ve dilin önemi hakkında bilgi, kelime grubu kavramı ve bazı dil bilimcilere göre kelime gruplarının tanımı ile kelime gruplarının özellikleri verilmiştir. İkinci bölümde "Billûr" adlı eserdeki kelime grupları incelenmiştir. Bu bölümde kelime grupları eserdeki cümlelerle birlikte alınmış, uzun cümleler üç nokta ile kısaltılmış, kelime grupları cümlelerin içinde italik yazılmış, sayfa ve satır numaraları yay ayraç içinde gösterilmiştir. Üçüncü bölümde "Billûr" adlı eserin transkripsiyonlu metni verilmiştir. Transkript eserin orjinaline bağlı kalınarak yapılmış, sayfa numaraları sol üst köşede köşeli parantez ile gösterilmiş, satırlar ise satırın hemen başında yay ayraç içerisinde gösterilmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde yazarın hangi kelime gruplarını ne kadar kullandığı ve bu kullanışın üslubunu nasıl etkilediği belirtilmiş, dil ve üslup özellikleriyle ilgili çıkarımlar yapılmıştır. Çalışmanın içerisinde Türkiye Türkçesinde bitişik yazılan birleşik isimlerden Kadıköy, Beyoğlu, Karaköy, birleşik kelime olan Pazartesi, pekiştirme sıfatı olan kıpkırmızı ve sapsarı, miktar zarfı olan epeyce, olasılık zarfı olan herhalde ve birleşik fiillerden hissetmek, affetmek, emretmek, sabretmek, kaydetmek, seyretmek, zannetmek, başvurmak, neşretmek, raptetmek, hapsolmak, bahsetmek, vazgeçmek, şükretmek, aksetmek, reddetmek eserde ayrı yazılmış, Türkiye Türkçesinde ayrı yazılan sonra edatı ise eserde bitişik yazılmıştır. Bu kelimeler eserin orijinaline bağlı kalınarak olduğu gibi alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Ferhan Sabit, Billûr, kelime, kelime grupları, transkripsiyon
Reşat Nuri Güntekin'in romanlarında kadın
Türk edebiyatında gündelik hayatı etkileyen ve hayattan etkilenen önemli türlerden birisi de romandır. Romanlar yazarın kurgusu dâhilinde toplumun hayatından izler barındırdığı gibi okur kitlesi açısından toplum üzerinde de iz bırakmaktadır. Bir birey olarak kadın da edebî eserlerde kahraman olarak yer almakta, çeşitli bakış açıları ile sunulmaktadır. Cumhuriyet sonrası, farklı türlerde eserler vererek toplumu etkileyen yazarlardan biri de Reşat Nuri Güntekin'dir. Reşat Nuri Güntekin'in romanlarında kadın karakterler; farklı mekânlar, farklı zamanlar ve farklı bakış açıları ile yer almış, toplumun kadına bakışı ve toplumda kadının yeri üzerinde durulmuştur. Kendisi de bir öğretmen, müfettiş olan Güntekin, farklı meslek gruplarında çalışan kadınlar arasında öğretmenlere ayrı bir önem vermiş, kadın temasını belirli bir eğitim seviyesine sahip olan kadınlar ve bu eğitimden mahrum olan kadınlar merkezinde işlemiştir. Reşat Nuri Güntekin'in Anadolu'yu sıkça gezmesi ve gözlemci bir kişiliğe sahip olmasıyla birlikte onun romanlarında kadınlar daha gerçekçi bir bakış açısıyla yer almaktadırlar. Toplumun farklı kesimlerinden, farklı yaşantılar sunan Güntekin, kadına da tek taraflı bir bakış açısıyla yaklaşmamış, yer yer kadınların mağduriyetlerini dile getirirken yer yer de onları eleştirmekten uzak durmayarak bu konuya objektif bir şekilde yaklaşmıştır. Bu çalışmanın amacı, Güntekin'in yayımlanmış olan on dokuz romanından yola çıkarak romanlarda yer alan kadın temasını incelemek ve romanlar bağlamında toplumun ve yazarın kadına bakış açısını ortaya koyarak yazarın asıl çizmek istediği ideal kadın tipini belirleyebilmektir. Çalışmada romanlardan örnek verilerek metne dayalı yöntem kullanılmış, romanlarda yer alan kadınlara dair bulgular sonuç bölümünde belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Roman, Reşat Nuri Güntekin, Kadın, Çalıkuşu, Yaprak Dökümü.
Aristo'ya atfedilen anonim bir baytarnâme ve İbnü'l Avvâm'ın Filaha-i Tıptıye adlı eserinin 31-32. fasıllarının birleştirilmiş kitapçığı (Hindistan nüshası)
Bu tez, Hindistan Rampur Raza Kütüphanesinin, Türk El Yazmaları bölümünde 915 numara ile kayıtlı Aristo'ya atfedilen anonim bir baytarnâme fragmanı ve Filaha-i Tıptıye adlı eserin 31-32 numaralı fasıllarının birleşmesinden oluşturulmuş; 21 satırlı, 13 varaklı kitapçık üzerine yapılan dil incelemesi, çeviri metin ve açıklamalı dizin çalışmasından meydana gelmiştir. Ayrıca çalışmanın sonuna metnin tıpkı basımı da eklenmiştir. İlk baytarnâme yazarının Aristo olduğu kabul edilmektedir ve bu alanda yazılan birçok eser de Aristo'nun eserinden esinlenerek ona atıfta bulunularak yazılmıştır. Aristo'nun Eski Yunanca yazılmış olan Baytarnâme'si, ilk olarak Abbasiler Dönemi'nde Arapça'ya, daha sonra Arapça'dan Türkçe'ye çevrilmiştir. Bu teze konu olan yazma eser Aristo'ya atfedilmiş olsa da müellifi tam olarak bilinmemektedir. İncelenen bu küçük hacimli müstakil eserin birinci bölümünün konusu; atlar, atların hastalık ve tedavi yöntemleri, ırk özellikleri ve yetiştirilme usulleri üzerinedir. İkinci bölümü oluşturan Filaha-i Tıptıye ise evcil hayvanlardan olan keçi, koyun, eşek, katır, deve, öküz vb. hayvanların iyi ve kötü huylarını; cinslerinin belirgin özelliklerini, amaca uygun yetiştirme konusundaki püf noktalarını, hastalıklarını ve bunların tedavi yöntemlerini kapsamaktadır. . İncelenen bu küçük hacimli müstakil eserin konusu, başta atlar olmak üzere coğrafyamızda yaşayan keçi, koyun, eşek, katır vb. birçok hayvanın iyi ve kötü huylarını, cinslerinin belirgin özelliklerini, amaca uygun yetiştirme konusundaki püf noktalarını, hastalıklarını ve bunların tedavi yöntemlerini kapsamaktadır.
XVII. yüzyıla ait müellifi meçhul bir mevlid
Türk edebiyatı; Türklerin yaşadıkları coğrafya, tarihi dönem, bağlı oldukları din, sosyo-kültürel değişiklikler ile gelişimini sürdürerek günümüze kadar gelmiştir. Klasik Türk Edebiyatı dönemi Türklerin, Müslüman olmasıyla başladığı kabul edilir. İslamiyetin etkisiyle oluşan Klasik Türk Edebiyatında dini ve tasavvufi temalar ön plana çıkmıştır. Bu çerçevede, Hz.Peygamber odaklı çok zengin bir edebiyat oluşmuştur. Siretü'n-Nebî, hicret-nâme, mirac-nâme, mevlid gibi bu türlerin içerisinde Süleyman Çelebî'nin yazdığı Vesîletü'n-Necât adlı mevlidi, en çok beğenilen ve okunan eser olmuştur. Onun bu mevlidini örnek alarak birçok mevlid kaleme alınmıştır. Yazılan bu mevlidlerden birisi de XVII. yüzyıla ait olup müellifi meçhuldür. Bu tezimizde bu yazma mevlid incelenmiş olup bu eserin transkripti yapılmış ve diliçi tercemesi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca bu yazma mevlid ile Süleyman Çelebî'nin Vesîletü'n-Necât'ı karşılaştırılmış, ortak ve farklı yönleri tespit edilmiştir. Bu çalışma; giriş, transkript, nesre aktarım, mukayese, sonuç ve kaynakça bölümlerinden oluşmaktadır. Anahtar kelimeler: Kültür, Mevlit, Edebî Eser, Mevlid, Mukayese
Çankırı'da mevlid törenleri ve icra bağlamları
Mevlid geleneği, bugün Anadolu'nun birçok bölgesinde olduğu gibi Çankırı'da da yaşamaktadır. Mevlid okuma geleneği ve mevlid törenleri esasında İslâm dünyasında önemli bir olgudur. Nitekim mevlidlerin Hz. Peygamber'in ismini anmak ve yaşatmak, ona dua etmek ve dolayısıyla da şefaatine nail olmak gayesi ile kaleme alınan eserler olduğu söylenmektedir. Bu bilgiler ışığında asırlardan beri icra edilen ve Türk milleti için büyük bir önemi olan mevlid törenlerinin Çankırı'da nasıl icra edildiği konusu saha araştırmasından hareketle bu tez çalışmasında irdelenmiştir. Süleyman Çelebi'nin "Vesiletü'n-Necât" adlı eseri üzerinde yapılan araştırmaların genelinde eserdeki bahirler ve hikâyeler kısımlarının incelenmesine ağırlık verilmiştir. Bu çalışmada ise mevlidin günümüzde Çankırı bölgesinde nasıl icra edildiği ve mevlid törenlerinin toplumun yaşamına etkisi üzerinde durulmuştur. Bu amaçla Çankırı'nın merkezi ile bazı ilçelerinde saha çalışması yapılmıştır. Ancak Covid-19 salgını başladıktan sonra Çankırı'nın tüm ilçelerinde derleme yapma imkânı ortadan kalkmıştır. Buna karşın mevlidhan olan diyanet görevlileri, mevlidhan olmadığı halde mevlid hakkında bilgisi olan diyanet görevlileri ve ayrıca diyanet görevlisi olmayan Çankırılı sıradan vatandaşlarla mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Yapılan saha araştırmaları esnasında kaynak kişilere mevlid törenleri ve Süleyman Çelebinin "Vesiletü'n-Necât" adlı eseri hakkında sorular sorulmuştur. Bunun yanı sıra mevlid törenlerinin farklı icra bağlamlarını tespit etmek için farklı yer ve zamanlarda düzenlenen mevlid törenlerine giderek gözlemler de yapılmıştır. Alan araştırmaları esnasında yapılan derlemelerin ve mevlid törenlerinin ses ve görüntüleri kayıt altına alınmıştır. Yine saha araştırması esnasında bulduğumuz farklı tarihlerde yayımlanan eski alfabeli üç mevlid metni üzerinde de incelemeler gerçekleştirilmiş ve bu tezde kullanılmıştır.
Nezihe Meriç'in öykülerinde ev imgesi
Evin barınmayı karşılayan fiziksel fonksiyonunun yanında insanın ruh haline göre değişen çeşitli psikolojik fonksiyonları da vardır. Bu tarz fonksiyonlar insanın maddeye yüklediği anlamlarla var olabilmekte ve zaman içinde değişebilmektedir. Ev, ataerkil toplumlarda kadına verilen, kadınla özdeşleşen yegâne mekânlardır. Bu bağlamda evler kadının dünyasının başladığı yerlerdir. 1950 Kuşağı öykücülerinin önemli isimlerinden olan Nezihe Meriç, başta öykü olmak üzere roman, tiyatro ve çocuk edebiyatı ürünlerinde eser vermiştir. Bu çalışmada Nezihe Meriç'in bütün öykülerindeki ev imgesi alınmıştır. Ev, Nezihe Meriç'in öykülerinde basit bir mekân olmaktan çıkmış, öykülerin kurgusunu ve öykü kahramanlarının çözümlenişinde işlevsel bir yapıya dönüşmüştür. Çalışmanın amacı öykülerden yola çıkarak mekân karakter bağlamında ev ve kadın ilişkisi ile kadınların eve yüklediği imgesel anlamların tespitidir. Çalışmanın sonunda Nezihe Meriç'in evi sadece fon bir mekân olarak kullanmadığı, evin öykü kurgusunda temel ögelerden biri ve ev ile kadın arasında derin bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Traditional folk medicine in Çankırı
Folk medicine that exists long before Modern Medicine's become widespread, involves conventional applications from past to present which continues in different societies in various ways and levels. Even though these conventional applications have different sizes, it can be propounded that they found a living space in Turkish culture interconnected with especially folk hospital culture. Çankırı territory is one of the regions that folk hospital culture and related to this, folk healer culture continue. Apart from the research about this subject that took place approximately 20 years ago, Çankırı folk medicine hasn't been handled substantially. However, folk healers' applications are still being used even in present days, for this reason, it is so important to compile, assort, analyze and compare these applications with old information. Accordingly, it can be said that new informations gathered from this research will contribute to the folk medicine of the territory. Drawing attention to this subject again by this thesis research and spearheading to other researches related to this subject is going to be one of the common effects of the research. Moreover, it is going to be acquired that how much present-day applications and information from 20 years ago coincide or how much they changed. Also, it is thought that new comparative researches about the subject and clues related to the historical development of this culture are going to emerge. Adding this thesis alongside other theses related to different territories is important, in terms of specifying the place of folk medicine in Anatolian Turkish Culture.
Jale Sancak'ın öykülerinde mekan
Türk edebiyatında modern hikâyenin doğuşu 19.yüzyılın ikinci yarısı ile başlar. Bu tarihten itibaren Klasik Edebiyat ve Halk Edebiyatı'nın hikâye anlayışı, yerini Batı edebiyatındaki hikâye anlayışına bırakır. Yazarlar, toplumun içinde bulunmuş olduğu şartları, değişimleri ele aldıkları eserlere yansıttıkları için mekân da mevcut değişikliklerden payına düşeni almıştır. "Jale Sancak'ın Öykülerinde Mekân" başlıklı çalışmamızın amacı Jale Sancak'ın öykülerinde yer alan mekânların hangi işlevlerle kullanıldığını tespit etmek, yazarın mekânlara bakış açısını ortaya koymak, mekân ile kahraman arasında oluşan bağlar üzerinde durmaktır. Çalışmamız, giriş ve sonuç dışında üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında modern Türk öykücülüğünün tarihi gelişimi ve edebiyat-mekân ilişkisi üzerinde kısaca durulmuş, ardından Jale Sancak'ın hayatı, öykücülüğü 2. bölümde ele alınmıştır. 3. bölümde, öykülerde yer alan mekânlara geçmeden önce öyküler hakkında kısaca bilgiler verilerek mekân kısmına zemin hazırlanılmış daha sonra da çalışmanın esas kısmı olan 4. bölüme geçilmiştir. Söz konusu bölümde de öykülerde yer alan mekânlar üzerinde durulmuş, elde edilen veriler ise, sonuç kısmında değerlendirilmiştir. Yazarın bugüne kadar toplamda 134 öyküsü yayımlanmıştır. Söz konusu öyküler incelendiğinde, Jale Sancak'ın öykülerinde sık sık İstanbul ve İstanbul'a ait mekânlara yer verdiği görülmüştür. Bunun için de yazar, "İstanbul öykücüsü" olarak anılmaktadır. Öyküler adeta İstanbul belgeseline dönüşmüştür.
Reşit Süreyya Gürsey'in edebî çalışmaları üzerine bir inceleme
1889-1962 yılları arasında yaşayan Reşit Süreyya Gürsey askerî hekim, fizikçi, öğretmen, mühendis, ressam, şair ve edebiyat eleştirmenidir. Askerlik görevi esnasında Çanakkale Savaşı ve İstiklal Harbi'nde mücadele etmiştir. Avrupa'da fizik ve matematik eğitimi aldıktan sonra da fen ve edebiyat alanında eserler yazmıştır. Edebiyatçı kimliğini ise şairlik ve eleştirmenlik oluşturur. Tezin amacı Reşit Süreyya Gürsey'in edebî eserlerini inceleyerek Gürsey'in edebiyat tarihindeki konumunu belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın kapsamı sadece edebî eserleriyle sınırlandırılmıştır. Kaynak kişilerle görüşme, kütüphane araştırması, eski yazıdan aktarım tezde kullanılan başlıca yöntemlerdir. Tez giriş ve sonuç dışında üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde hayatı ve sanatı, çeşitli anekdotlarla zenginleştirilerek anlatılmıştır. İkinci bölüm şiirlerinin tematik ve şekil incelemesine ayrılmıştır. Üçüncü bölümde ise hikâye ve makalelerinin tasnif ve tahlili yapılmıştır. İncelemeden elde edilen bulgular Reşit Süreyya'nın şairliği baz alınarak sonuç bölümünde değerlendirilmiştir. Şiir ve makalelerinin künye bilgileri, çalışmada temel alınan metinler ve Reşit Süreyya'ya dair bir albüm ekler kısmında verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Servet-i Fünûn Edebiyatı, Şiir, Eleştiri, Reşit Süreyya Gürsey
İsmail Çetişli hayatı ve eserleri
İsmail Çetişli, yirmi beş yıllık akademik hayatı süresince, akademisyen kimliğinin yanı sıra Türk edebiyatına katkı sağladığı yayınları ve araştırmalarıyla da ön plana çıkmıştır. Çalışmanın amacı; İsmail Çetişli'nin hayatına dair biyografik bilgileri içeren bir araştırma yapmak ve Çetişli'nin kitapları, süreli yayınlarında yer alan makalelerinde kullandığı yöntem bilim ve düşünce ekollerini ortaya çıkartmaktır. İsmail Çetişli hakkında ilk kez yapılacak olan araştırma da öncelikle yazarın hayatının bilinmeyen yönleri aydınlatılmaya çalışılmıştır. Çetişli'nin Türk edebiyatına kazandırdığı eserlerinden kitapları tanıtılmış ve incelenmiştir. Makaleleri ise konu bütünlüğüne göre ilgili konu başlığında değerlendirilmiştir. Makalelerinin künyeleri içerik yönünden sınıflandırılmıştır. İncelemelerde Çetişli'nin kaleme aldığı eserlerde ön plana çıkan göstergebilim, dilbilim, halkbilim, stilistik vb. çalışma yöntemleri ile ele aldığı şahsiyetler, olaylar, devirler ve eserlerde kullandığı yöntem bilimler ortaya konulmuştur. Ayrıca Çetişli'nin bu mevzulara işleklik kazandırırken başvurduğu edebiyat-tarih, edebiyat-coğrafya, edebiyat-psikoloji, edebiyat-sosyoloji arasındaki interdisipliner yaklaşımların eser-devir, eser-mekân, yazar-devir ve yazar-eser ilişkilerine yansıdığı noktalar tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda Çetişli'nin eserlerini incelediğimizde yalnızca Yeni Türk Edebiyatı alanında eser vermediğini kimi zaman edebi eserlere karşı bir eleştirmen kimi zaman dilbilimci kimi zaman teorisyen olduğu anlaşılmaktadır. Çetişli, Türk edebiyatını benimsemiş, edebiyat teorileri ve uygulamalarında yerli ve yabancı kaynak hakkında fikir sahibi bir araştırmacıdır.
Karışık dilli Kur'an tefsiri söz varlığının kavram alanları
Türk dilinin tarihsel gelişimi içerisinde söz varlığı çalışmaları, sözlükçülük geleneği, önemli yer tutmaktadır. Divânu Lugâti't-Türk ile başlayan sözlük, söz varlığı çalışmaları, kavram alanı sözlüklerinde ve çalışmalarında olduğu gibi, zamanla dilin ve toplumun ihtiyaçlarına göre çeşitlenme ve değişim göstermiştir. Çok eski çağlardan beri çeşitli dillerde kavram alanlarına göre hazırlanan sözlükçe ve sözlükler, Türk dilinde zaman zaman kesintiye uğrasa da son yıllarda yapılan çalışmalarla birlikte yine artma eğilimindedir. Kavram alanı ve sözlükleri ile ilgili çalışmalar, uzun yıllardan beri devam etmesine rağmen hâlâ Türk diline ait bir kavram alanı sözlüğü olmamasından hareketle, alandaki eksikliğe bir katkı sağlamak amacıyla Türk dilinde önemli bir yer tutan Karışık Dilli Kur'an Tefsiri'ne dair bir kavram alanı çalışması yapılmıştır. Mehmet Vefa Nalbant'ın Karışık Dilli Kur'an Tefsiri adlı neşrinde ele alınan Kıpçak, Çağatay ve Oğuz lehçeleriyle yazılan Kur'an tefsirinin söz varlığı ile dönemin dili, sosyal ve kültürel hayatı, yaşam tarzı yansıtılmaya çalışılmıştır. Tez; kavram, kavram alanı ve sözlükleri hakkında verilen bilgilerden sonra, Karışık Dilli Kur'an Tefsiri (Çağatay, Oğuz ve Kıpçak Lehçeleriyle) adlı kitabın söz varlığından yararlanılarak oluşturulan kavram alanlarına dair sınıflandırma ve dizin kısmından oluşmaktadır. Çağatay, Oğuz ve Kıpçak Türkçelerinin etkisi altında yazılan bu tefsirin yayımlandığı, adı geçen kitaptaki söz varlığının kavram alanları, tezin temelini oluşturmaktadır. Belirtilen çalışmada geçen 3500 civarı sözün kavram alanları belirlenerek oluşturulan sözlük ile Türk dilinin söz varlığı çalışmalarına katkıda bulunulmaya çalışılmıştır.
Türkçe ilk Kur'an tercümesinin Rylands nüshasındaki söz varlığının kavram alanları
Geçmişten beri süregelen dizin, sözlükçe, sözlük çalışmaları, bir milletin dilini, kültürünü, yaşamını, hayata dair diğer alanlarını kapsayan söz varlığını içermektedir. Bilinen ilk sözlüğümüz Dîvânu Lugâti't- Türk ile başlayan sözlük çalışmalarının birçok çeşidi bulunmaktadır. Sözlük türleri içinde kavram alanı sözlükleri farklılık göstermektedir. Bu sözlüklerin geçmişi çok eski olsa da kavram alanı ile ilgili son zamanlarda artmaya başlayan çalışmaların Türk diline katkılarından hareketle bu tez çalışması ele alınmıştır. Türk dili açısından oldukça önem arz eden Aysu Ata'nın Karahanlı Türkçesinde İlk Kur'an Tercümesi-Rylands Nüshası neşri esas alınarak hazırlanan tezde, eserin söz varlığı ile dönemin dilini, sosyal ve kültürel hayatını, yaşam tarzını yansıtan kavram alanı çalışması yapılmıştır. Türkçenin kavramsal zenginliğini belirlemek, zamandan tasarruf sağlayarak kavram alanı çalışmasında araştırmacıları doğrudan istenilen kaynağa ulaştırmak ve alana katkı sağlamak amacıyla yapılan çalışma, dönem hakkında pek çok yönden bilgi vermesi ve bir yol gösterici kaynak olması bakımından önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Kavram alanı, sözlük, Kur'an tercümeleri, Rylands Nüshası, söz varlığı.
Eski Uygur Türkçesi dönemine ait söz varlığının kavram alanı sözlüğü
Son dönem Türk dili araştırmalarında sözlükçülüğün bir kolu olan kavram alanı sözlükleri üzerine yapılan çalışmalar yaygınlık kazanmıştır. Bu tezde, kavram alanı sözlük çalışmalarına katkı sağlamak amaçlanmış olup Eski Uygur Türkçesinin kavram alanı sözlüğü üzerine çalışılmıştır. Tezin çalışılmasındaki diğer amaç ise zengin bir söz varlığına sahip olan Eski Uygur Türkçesinin söz varlığını kapsamlı bir şekilde ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda güncel çalışmalar olabildiğince takip edilmeye çalışılmıştır. İlk bölümde Eski Uygurların tarihî, sosyal, siyasî, kültürel hayatları incelenmiş olup ikinci bölümde sözlük ve sözlük türleri, kavram alanı ve kavram alanı sözlükleri, Türk dilinin kavram alanı sözlükleri üzerine bilgi verilmiştir. Üçüncü bölüm, tezin asıl kısmını oluşturan sözlük kısmıdır. Tez aşamasında Eski Uygur Türkçesi üzerine yapılan bilimsel çalışmalardan dönemin söz varlığı derlenmiş, daha sonra eldeki söz varlığına uygun bir kavram listesi belirlenmiştir. Bu kavram listeleri, Evren, İnsan, Sosyal Hayat ve Kültür ana başlıkları etrafında şekillenmiş, bütünden parçaya doğru, genelden özele doğru, hayatın pek çok alanını kapsayan alt başlıklara ayrılmıştır. Tezde isimler ve fiiller kavram alanlarının benzerlik durumuna göre birlikte sıralanmıştır.
19.yüzyıl divanlarında mutfak kültürü
19.yüzyıl Divan edebiyatı Osmanlı Devleti'nin son dönemlerine denk gelmektedir. Tanzimat Fermanı'nın ilan edilmesiyle yapılan yenilikler olsa da Divan edebiyatı kendi gelişim çizgisinde devam etmiş ve birçok şair yetişmiştir. Özellikle bu dönem Batı etkisinin yoğun olduğu dönemlerden biri olsa da şairler kendilerinden önce yetişen şairleri de örnek alarak özgün eserler vermişlerdir. Bu çalışmada 19.yüzyıl şairlerinden Adile Sultan, Ali Emiri, Antepli Aynî, Bursalı İffet, Enderunlu Vâsıf, Hersekli Arif Hikmet, Keçecizâde İzzet Molla, Leskofçalı Galip, Leyla Hanım, Şeref Hanım, Osman Nevres, Yenişehirli Avni Bey'in divanları incelenmiştir. Bu divanlarda mutfak kültürüyle ilgili unsurlar tespit edilmiş ve sınırlandırma yapılarak başlıklarla birlikte verilmiştir. Daha sonrasında belirlenen terimler hakkında araştırmalar yapılmış ve açıklamaların alt kısımlarına şairlerin şiirlerinden örnekler eklenmiştir. Ayrıca tespit edilen şiirler şairlerin ismiyle birlikte hangi şiirden alındığı ve numarasıyla birlikte verilmiştir. Alınan bu şiirler günümüz Türkçesine çevrilmekle birlikte şiirlerdeki anlam unsurları, mutfak terimlerinin nasıl kullanıldığı ve söz sanatları açısından belirlenen unsurlar tespit edilerek verilmiştir. İncelenen divanlarda mutfak unsurlarıyla ilgili beyitlerin hepsine yer verilemeyeceğinden bu beyitler eserin sonunda "Ekler-1" kısmında yer almıştır. Mutfak unsurunun yer aldığı rediflerden oluşan şiirler de "Ekler-2" kısmında alfabetik olarak yazılmıştır. Sonuç olarak 19.yüzyıldaki divanlarda yiyecekler, içecekler, kullanılan araç-gereçler ve yine birçok mutfak unsuru incelenerek tespit edilmiştir. Ayrıca mutfakla ilgili unsurların kullanıldığı inanışlar, atasözleri ve deyimlere de yer verilmiştir.
Yaşar Kemal'in "Teneke" adlı romanında niteleme sıfatları
Bu çalışmada Türk Edebiyatının önemli yazarlarından Yaşar Kemal'in "Teneke" adlı romanında geçen niteleme sıfatları incelenmiştir. Giriş kısmında çalışmanın amacı, kapsamı ve hedefi ele alınmıştır. Araştırmada "Teneke" adlı roman incelenmiş olup toplam 1292 niteleme sıfatı belirlenmiştir. Bu sıfatlar; algısal, kullanım, yapısal, sözcük öbeği, kaynak dil ve ekler halinde olmak üzere altı temel başlık altında incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar, tablolar ve grafiklerle verilerek bir değerlendirme yapılmıştır. Ayrıca eşdizimlilik kategorisinde de bir bölüm açılarak bu alanda çalışma yapılmıştır. Tek başına kullanışlı ve güvenilir olduğu düşünülen eşdizimlilikte anlam temelli yaklaşıma göre sıfatlar incelenmiştir. İncelediğimiz 1292 niteleme sıfatı algı bakımından zihinsel (768), görsel (284), zihinsel/görsel (182), zihinsel/işitsel (17), işitsel (17), görsel/dokunsal (8), dokunsal (5), işitsel/görsel (5), zihinsel/dokunsal (3), zihinsel/kokusal (1), tatsal (1), dokunsal/kokusal (1) olarak tespit edilmiştir. Kullanım bakımından incelemede gerçek (835), üst (457) kullanım tespit edilmiştir. Yapısal incelemede sözcük öbeği (417), türemiş (415), basit (413), birleşik (32), pekiştirme (15) şeklinde bir sıralama ile karşılaşılır. Sözcük öbeklerinde sıfat eylem öbeği (176), isim tamlaması (60), sıfat tamlaması (57), kısaltma öbeği (54), edat öbeği (39), ikileme (31) olmak üzere toplamda 417 tane veriye ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Niteleme Sıfatları, Sözcük Türleri, Yaşar Kemal, Teneke, Eşdizimlilik
Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi'ndeki 0203 numaralı "Tevârih-i Tâlib" mecmuası (Metin-inceleme)
Ebced hesabıyla tarih düşürmek, divan şiirinde sanat olarak kabul edilmiştir. Tarih düşürme geleneği Fars edebiyatında ortaya çıkmış olsa da en güzel örnekleri Türk edebiyatında verilmiştir. Türk edebiyatında tarih düşürme sanatının ilk örnekleri 13. yüzyılda verilmiş ve 18. yüzyılda altın çağını yaşamıştır. Bu altın çağda veya sonrasında tarih düşürme sanatını kullanıp da isimleri çok bilinmeyen onlarca müverrihimiz vardır. Bu müverrihlerden birisi 19. yüzyılda yaşamış olan Tâlib'dir. Tâlib 1203/1788 yılında İstanbul'da doğmuş ve uzun bir süre Dîvân-ı Hümâyûn kâtipliği yapmıştır. Bu şiir mecmuasında 139 tane tarih manzumesine yer verilmiştir. Tam tarih ve muʿcem tarih daha çok kullanılmakla beraber diğer tarih çeşitlerine de yer verilmiştir. Tarih manzumelerinde doğum, ölüm, düğün, tayin, mimari yapıların yapımı gibi birçok konuda tarih düşürülür. Bu mecmuayı değerli kılan, manzumelerin hepsinde ölüm konusunun işlenmesidir. Tâlib değerli gördüğü ve sevdiği kişilerin vefat tarihlerini ebced hesabıyla tarih düşürmüştür. Yanlızca tarih düşürmekle kalmayıp bu kişilerin hayatı hakkında da bilgiler vermiştir. Böylelikle tarih düşürme sanatını başarılı ve edebi bir şekilde kullanmıştır. Bu çalışmada, tarih mecmuasının transkibe edilerek günümüze aktarılması, Tâlib'in usta bir müverrih olduğu, Divan şiiri geleneğini sürdürdüğünü göstermek amaçlanmış ve tarih manzumeleri muhteva ile şekil açısından incelenmiştir.
Ahmed Râsim'in neşredilmemiş hikâyeleri ve tahlil çalışmaları
Yazın hayatımızın velût ediblerinden olan Ahmed Râsim'in eserleri, Türk edebiyatının zengin menbaında yerini alır. Onun muhayyilesinde hem romantik unsurların varlığı hem de hikâyelerinde titizlikle eğildiği realist unsurlar, yazarın dil ve üsluba olan hassasiyetini gözler önüne sermiş; Edebiyat-ı Cedide'nin yazın ruhundan beslendiğini göstermiştir. Fıkra, mektup, hikâye, roman, şiir, mizah, monografi gibi pek çok türün yetkin kalemi olan yazar, muhtelif mecmualarda yazılarını kaleme almıştır. Üzerinde tahlil çalışması yapılacak olan hikâyelerinden hareketle Ahmed Râsim, edebî eserlerinde sunduğu geniş perspektifi müşahede etmeye imkân sunmuştur. Dergiler vasıtası ile yazın hayatına kazandırılmak istenen kurmacaları, Ahmed Râsim'in dönemin izleğini, zihniyetini ve edebiyata maruf bakış açısını görmek bakımından önem teşkil etmiştir. Çalışmada, Ahmed Râsim'in neşredilmeye nâzır hikâyeleri vasıtası ile; hikâyelerinin olay örgüleri, şahıs kadroları, zaman ve mekân unsurları, bakış açıları özellikleri göz önüne alınmış; yazarın hikâyeleri, hikâye inceleme tekniklerine uygun şekilde incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ahmed Râsim, hikâye, Edebiyât-ı Cedide, mecmua, tahlil.
Ebû Bekir b. Abdurrahmân el-Hüseynî'ye ait şecerenin değerlendirilmesi
Bu tezde, Osmanlı döneminin son âlimlerinden biri olan ve birçok eserin müellifi olan Seyyid Ebû Bekir el-Alevî el-Huseynî'nin hayatı ve ona ait Kitâbu Ukûdu'l-lu'lu'iyye isimli eseri ele alınmaktadır. Tezde kendi döneminde ilmî ihtiyacı karşılamak için farklı alanlarda çok sayıda eser yazan bu şahsın sadece mezkûr eserini inceleyip tanıtmak amaçlanmaktadır. Ebû Bekir el-Huseynî'nin telif ettiği eserler arasında ayrı bir yeri bulunan Ukûdu'l-lu'lu'iyye'de Hz. Peygamber'den (sav.) başlamak üzere sahabe, tabiîn, tabei tâbiîn ve Aleviyye tarikatına mensup olan bin küsur kişi zikredilmektedir. Bunların arasında tarihe mâl olmuş bazı önemli simalar da yer almaktadır. Mesela yedi Kurrâ imam-ı, Kütüb-i Sitte müellifleri, dört mezhep imam-ı ve meşhur sufîler burada kaydedilenlerden bazılarıdır. Bu eserin silsilesinde zikredilen kişilerin kalabalığından dolayı uygulanagelen şecere metotlarından farklı bir yöntem kullanılmıştır. Buradaki metot -bilindiği kadarıyla- ilk defa müellif tarafından uygulanmıştır. Bu yeni yöntemle hoca ile talebe ilişkisini göstermek için çizgiler kullanılmamış, bunun yerine numara sistemi geliştirmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Halk Edebiyatı, Ebû Bekir el-Huseynî, Kitâbu Ukûdu'l-lu'lu'iyye, Aleviyye Tarikatı, Hadramiye Tarikatı.
Abbas Cılga'nın çocuk kitaplarının çocuk edebiyatının temel ögeleri bakımından incelenmesi
Abbas Cılga, Kedi Kavgası adlı ilk eserini 1969 yılında vermiş ve vefatına kadar çocuklara yönelik roman, öykü, tiyatro gibi türlerde eserler kaleme almış önemli bir yazardır. Çocuklara yönelik eserleriyle Kültür Bakanlığı Çocuk Edebiyatı ödülü, Arkın Çocuk Edebiyatı ödülü, Sıtkı Dost Çocuk Edebiyatı ödülü, Milliyet Çocuk Oyunları ödülü, Türk Ticaret Bankası Çocuk Oyunları ödülü gibi ödüllere layık görülmesine rağmen yazar hakkında bugüne kadar herhangi bir bilimsel çalışma yapılmamıştır. Bu araştırmada, Abbas Cılga'nın çocuklar için yazdığı eserlerin tamamı çocuk edebiyatının temel ögeleri bakımından incelenmiştir. Araştırmada metne dayalı yöntem kullanılmıştır. Çalışma; giriş ve sonuç dışında 3 kısımdan oluşmaktadır. Giriş kısmında çocuk edebiyatının dünya ve Türkiye'de tarihi gelişiminden kısaca bahsedilmiş ardından çocuk edebiyatının temel ögeleri, biçimsel ve içeriksel ögeler adı altında ele alınmıştır. 3'üncü kısımda, Abbas Cılga'nın hayatı, edebi kişiliği ve eserleri üzerinde durulmuş, çalışmanın esas kısmı olan 4'üncü bölümde ise yazarın çocuk kitapları çocuk edebiyatı açısından incelenmiş, çalışmada elde edilen bulgulara ise, sonuç bölümünde yer verilmiştir. Yazarın çocuklar için yazdığı 48 basılı eser ve henüz basılmayan 6 eseri bulunmaktadır. Cılga eserlerinde konu olarak en çok okumanın ve öğrenmenin önemi, doğa ve hayvan sevgisi, şehirleşmenin olumsuzlukları, insanların doğadan kopmaması gerektiğini işlemiş ve bu konularla alakalı mesajlar vermiştir. Cılga'nın eserlerinin bir kısmında biçimsel ve içeriksel ögeler bakımından uygun olmayan unsurlar saptanmış olsa da yapılan incelemeler sonucunda Abbas Cılga'nın eserleri genel olarak çocuk edebiyatının temel ögelerine uygun bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Çocuk Edebiyatı, Abbas Cılga, Çocuk Edebiyatının Temel Ögeleri, Dedemin Öyküleri
Yazıcıoğlu Ahmed Bîcân'ın 1466 tarihli Müntehâ adlı eseri (V. 1a-75b) metin-dil incelemesi-dizin
XV. yüzyılda Gelibolu'da yasamış önemli bir Türk âlim ve mutasavvıf olan Ahmed Bîcân Türk edebiyatına önemli eserler kazandırmıştır. Bu eserlerden biri çeşitli kütüphanelerde pek çok yazması bulunan Müntehâ'dır. Müntehâ, Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin "Fusûsu'l-hikem" isimli eserinin Ağabeyi Yazıcıoğlu Mehmed tarafından yapılan Arapça şerhinin Ahmed Bîcân tarafından yapılan serbest bir çevirisidir. Ahmed Bîcân, Müntehâ'yı ilk olarak 1453 tarihinde yazmış, daha sonra aynı eseri 1466'da tekrar elden geçirmiştir. Bu tezin konusu Yazıcıoğlu Ahmed Bîcân'ın 1466 yılında yazdığı Müntehâ adlı eserinin 1a-75b varaklarını oluşturmaktadır. Çalışmada, İBB Atatürk Kitaplığında Bel_Yz_K0784 numara ile kayıtlı yazma esas alınmıştır. Beş bölümden oluşan tezin giriş bölümü araştırmanın amacı, önemi ve kapsamı hakkındadır. İkinci bölümde Yazıcıoğlu Ahmed Bîcân'ın hayatı, ailesi, tahsili, tasavvufi kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde Müntehâ'nın telif sebebi, telif tarihi ve yeri, muhtevası, kaynakları, nüshaları, imla özellikleri, ses ve şekil bilgisi incelenmiştir. Dördüncü bölümde metnin transkripsiyonu yapılmış, beşinci bölümde ise metinde geçen kelimeler dizin ve özel adlar dizini şeklinde alfabetik olarak sıralanmış, kelimelerin anlamları açıklanmıştır. Ayrıca eserin 1453 tarihli Müntehâ ile mukayesesi yapılmış ve farkları ortaya konmuştur.
"Kasım Oğlan" ile "Gövher Kız ve Şiralı Bey" destanlarının motif indeksi
Sözlü gelenek eserleri içinde önemli yere sahip olan destanlar, ait olduğu toplumun hafızasını taşıyıp nesilden nesile aktaran ürünlerdir. Bu eserler, yapılan çalışmalar sayesinde bir topluma ait barındırdığı kültürel miras tespit edilmek ve gelecek nesillere aktarılmak açısından önem arz etmektedir. Bu düşünceden yola çıkarak, Türkmen destan geleneği içinde yer alan "Kasım Oğlan" ile "Gövher Kız ve Şiralı Bey" destanları incelenmiş, bunların motifleri belirlenmiş ve motif indeksi oluşturulmuştur. Bu kapsamda, anlatının parçalanamayan en küçük birimi olarak tarif edilen motif, sözlü gelenek içinde uzun yıllar anlatılagelen destanların zihinsel hafızada kalmasını sağlayan bir unsurdur. Bu tez çalışmasında metin merkezli halkbilimi kuramları içinde yer alan "Tarihi-Coğrafi Fin" yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntemin en önemli eseri, dünyaca ünlü folklorist Stith Thompson'un; halkbilimi ve halk edebiyatı alanlarında yapılan çalışmalarda başucu kaynağı olarak kabul gören "Motif Indeks of Folk Literature" (Halk Edebiyatı Motif İndeksi) adlı kataloğudur. Adı geçen eserdeki motif dizinine uygun olarak "Kasım Oğlan" ile "Gövher Kız ve Şiralı Bey" destanlarının motifleri tasnif edilmiş ve her iki destanda sıklıkla karşılaşılan motiflerin benzer ve farklılıkları tespit edilerek genel bir mukayese yapılmıştır. Çalışma sonucunda her iki destanın motifleri harf ve sayı dizinine uygun olarak sıralanmıştır. Destanların Türkmen sahası destan geleneği içerisinde yer almasından dolayı benzer motiflerin daha fazla olduğu fakat farklı motifleri de barındırdığı tespit edilmiştir.
Salih Baba Divanı'nda edebi sanatların incelenmesi
Bu çalışmada Salih Baba Divanı'ndaki mecaz, mana ve lafza bağlı edebî sanatlar belirli bir tasnife tabi tutularak tespit edilmiştir. Tezimizde edebî sanatlar, ilgili kaynaklardan da yararlanılarak tasnif edilip tanımlanmış ve örneklendirilmiştir. Tasnif sonucunda ortaya çıkan edebî sanatlarla divandaki edebî sanatların kullanımına ilişkin bazı sonuçlara ulaşılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda da şairin edebî sanatları kullanımındaki eğilimleri ve öncelikleri belirlenerek ortaya konulmuştur. Bu bağlamda çalışma sürecinde bu alandaki benzer çalışmalara örnek olmasına özen gösterilmiştir. XIX. Yüzyıl Divan şiirinin önemli şairlerinden biri olan Salih Baba'nın Divanı'ndaki edebî sanatların tespiti, tasnifi ve yorumlanması şairin bu alandaki seçimlerinin daha ayrıntılı olarak ortaya çıkarılmasını sağladığı gibi, ortaya çıkan malzeme ile şairin üslubu ve şiir dünyası hakkında da detaylı bilgi edinmemiz açısından önemlidir.