Kırşehir Ahi Evran University
Discipline

Turkish Language and Literature

Kırşehir Ahi Evran University

6,160

Archived Theses

15

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Latife Tekin'in romanlarında yabancılaşma

Yabancılaşma günümüzde hayatımızın her alanında karşımıza çıkan temel sorunlardandır. Aynı şekilde edebiyatın da ilgi alanına girmiş olan yabancılaşma adeta her alanı çepeçevre sarmış durumdadır. Tanzimat ile birlikte başlamış olan modernleşme akımı Türk toplumunda bir karmaşa ortaya çıkarmış, bunun sonucu olarak da kültüre ve toplum değerlerine olan yabancılaşma romanlarda ele alınmaya başlanmıştır. Yabancılaşmayı, insanın öz benliğine ve içinde yaşamış olduğu toplumun sosyo-kültürel değerlerine ters davranışlar göstermesi şeklinde açıklayabiliriz. Çalışma, beş bölümden ve Kaynakça'dan meydana gelmektedir. Latife Tekin'in romanlarında yabancılaşma konusunu ele aldığımız için ilk bölümde yabancılaşma kavramının tarihi, Dünya ve Türk edebiyatındaki yeri ile ilgili bir giriş yapılmıştır. İkinci bölümde Latife Tekin'in romanlarını beslediği sosyal ve kültürel alt yapının tespit edilebilmesi için yazarın hayatı, sanatı, eserleri ile ilgili bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde incelenen romanlar hakkında genel bilgilere yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise incelediğimiz romanların yabancılaşma bağlamında analizi yapılmıştır. Sonuç bölümünde de çalışma ile ilgili genel bir değerlendirme yapılmıştır. Kaynakça'da; yararlanılan kitapları, makaleleri, yayımlanmış ve yayımlanmamış tezleri, internetteki veriler alfabetik sırayla uygun bir biçimde verilmiştir. Türk edebiyatında 1980'den sonrası dönemde önemli isimlerinden biri olan Latife Tekin günümüzün de önemli meselelerinin başında gelen yabancılaşma olgusunu, kişilerin yaşadığı iç çatışmaları, bireyin psikolojik durumunu romanlarında sergilemiştir. Bu çalışmada insanoğlunun önemli meselelerinden biri olan "yabancılaşma" olgusuna yer verilmiş ve Latife Tekin'in romanlarındaki bireylerin göstermiş oldukları normal olmayan davranışlar, kendilerine ve yaşadıklara topluma yabancılaşmaları yabancılaşma olgusuyla bağdaştırılarak işlenmiştir. Anahtar sözcük: Latife Tekin, Yabancılaşma, Modernizm, Postmodernizm, Türk Edebiyatı.

ModernizmRomanTekin, Latife+3
Hatice Yitik
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Rasim Özdenören'in hikayelerinde tasavvufi kavramlar

Edebiyat, gündelik pratiklerden, toplumsal ilişkilere uzanan geniş bir çerçeveye etki eden ve bunlardan da etkilenen bir olgu olarak zihin dünyamızda yer edinmektedir. Bu zihin dünyasının inşasında edebiyat, bireyin ve toplumun dönüşümünde anahtar bir rol üstlenmektedir. Bunun yanında Edebi eserler içinde bulunulan zamanın ve mekânın anlatısından da bağımsız değildir. Diğer bir ifade ile her edebi eser içinde yaşanılan çağın bir yansımasıdır. Bu sebeple edebi bir eserin incelenmesi toplumsal olguların daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Bu bakımdan bir eseri ele alırken onu sosyolojik, psikolojik, dini, tarihi vb perspektiflerle ele almak mümkündür. Bu çalışmada da Rasim Özdenören'in hikâyelerindeki tasavvufi kavramlara odaklanmaya çalışılmıştır. Tasavvuf, başlı başına bir düşünce biçimi, yaşam biçimi olarak 13. Yüzyıl başlarından itibaren Anadolu'da yaygınlaşarak bu coğrafyanın yurtlaşmasında önemli katkıları olan bir okul görevi üstlenmiştir. Bunun yansımalarını farklı biçimlerde görmek mümkündür. Özellikle edebiyatımızda tasavvufa ayrı bir önem verilmiş ve "tasavvuf edebiyatı" diğer adıyla "tekke edebiyatı" alanında önemli eserler verilmiştir. Gerek Divan edebiyatında gerekse halk edebiyatında yüzyıllar boyunca kullanılacak bir dilin gelişimine ve dilin zenginleşmesine katkı sağlayan tasavvuf, Anadolu'nun yurtlaşması konusunda önemli kavramlardan biridir.

HikayeTasavvufTürk edebiyatı+2
Ebubekir Can
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mustafa Kutlu'nun denemeciliği

Bu çalışmada Mustafa Kutlu'nun deneme türünde yazdığı ve kitaplaştırdığı yazıları incelenmiştir. Kutlu hakkında yapılan çok sayıda çalışma vardır. Ancak bunlar daha çok hikâyeleri üzerine yoğunlaşmıştır. Bunun yanında bazı çalışmalara denemelerde dâhil edilmiştir. Ancak doğrudan denemelerinin ele alındığı bir çalışmanın bulunmadığı görülmüştür. Bu yüzden bu çalışmada, denemeleri incelenerek Kutlu'nun denemeciliğine dair tespitler ortaya konması amaçlanmıştır. Tezin giriş bölümünde bu konuyu seçme sebeplerimiz ve konu ile ilgili benzer çalışmaların kapsamlarından kısaca bahsedilmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde deneme türüne dair bilgiler verilmiştir. Biçim ve içerik olarak deneme incelemesi yapılırken dikkat edilmesi gereken hususlar üzerinde durulmuştur. Denemenin diğer düz yazı türleri ile benzer ve ayrılan yönleri anlatılmıştır. Ayrıca denemenin ortaya çıkışı, kabul görmesi ve edebiyatımızdaki yeri hakkında bilgiler verilmiştir. Tezin ikinci bölümünde Mustafa Kutlu'nun hayatı, sanatı ve eserleri hakkında bilgiler verilmiştir. Ayrıca eserleri ele alınırken deneme kitapları kısaca tanıtılmıştır. Tezin üçüncü bölümünde Kutlu'nun kitaplaşmış olan denemeleri ele alınarak tespitler yapılmıştır. Öncelikle deneme incelemesi yapılırken dikkat edilecek biçimsel özellikler tespit edilmiş ve bu özellikler Kutlu'nun denemelerinde incelenmiştir. Daha sonra ise denemeler içerik olarak ele alınmıştır. Yazarın ele aldığı konular tespit edilerek bunlar üzerinde durulmuştur. Çalışmanın sonucunda Mustafa Kutlu'nun modernleşme ile birlikte yaşanan değişimden rahatsız olduğu, bu değişimi tek tipleşme olarak gördüğü ve çözüm olarak da dini ve kültürel değerlere sahip çıkılmasının gerekliliğini vurguladığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mustafa Kutlu, deneme, modernleşme, göç

DenemeGöçlerKutlu, Mustafa+3
Emine Terzi
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Nefi'nin Türkçe divanı üzerinde eleştirel metaforlar bakımından bir inceleme

Dilde önemli bir yeri olan ''metafor'' günümüzde sıkça karşımıza çıkan kavramlardan biridir. Bir dilin temeli, içinde barındırdığı kelimelerin anlam zenginliği bakımından başka kelimeleri de içine alarak yepyeni, bambaşka sözcükler türetmesiyle atılabilir. Bu temeli atarken elbette gerçeküstü bir kavram olan metafordan yararlanılabilir. Çünkü metafor bize kelimelerin basit düzeyden yola çıkarak benzetme, istiare gibi yollarla nasıl zenginleşebileceğini gösterir. İçinde yaşadığımız dünyayı daha iyi anlayabilmek, yaşamın bize sunduğu gerçekliği ortaya çıkarabilmek için birtakım sistematik yapılara ihtiyaç duyulur Bu yapılardan biri de metaforlardır. Elbette bizim ihtiyacımız olan öncelikle metaforun ne şekilde ve ne ölçüde ortaya çıkacağı konusudur. Yaptığımız bu çalışmada metafor terimini genel olarak değerlendirerek metaforun oluşum sürecinden, dil üzerindeki mucizelerinden ve yaşama bakışımızı nasıl değiştirdiğinden bahsedildi. Ayrıca bu kavramdan yola çıkarak Nef'î Divanı'ndan seçtiğimiz örneklerle metaforu eleştiri bağlamında incelenip Nef'î'nin hiciv üslubunu ortaya çıkarmada metaforun önemine de değinilmeye çalışıldı. Anahtar Sözcükler: Metafor, Anlam, Nef'i, İsti'are, Hiciv.

AnlamDivan edebiyatıDivan şiiri+6
Ezgi Çetin
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk masallarında imtihan motifi -Az Gittik Uz Gittik ve Zaman Zaman İçinde-

Tarihin çok eski çağlarından bu yana sözlü gelenek içerisinde gelişip zenginleşerek günümüze ulaşan masallar, hem milli hem de evrensel ögeler taşıyan önemli anlatılardır. Masallar ortaya çıktığı toplumdan izler taşımış, bunu sonraki nesillere ve diğer toplumlara aktarmada başarılı olmuştur. Türk masallarında yer alan imtihan motiflerinin tespit edildiği bu çalışma, bu alanda yapılan diğer çalışmalar gibi Türk halk kültürü araştırmalarına hizmet edecek bir çalışma olacaktır. "Türk Masallarında İmtihan Motifi-Az Gittik Uz Gittik ve Zaman Zaman İçinde-" adlı çalışma özet, önsöz, giriş, sonuç ve kaynakça haricinde üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın "Masal Kavramı" adlı birinci bölümünde; masal nedir, masalların kaynakları, masalların tasnifi, masallar üzerine yapılan çalışmalar hakkında bilgiler verilmiştir. Çalışmanın "Motif Kavramı" adlı ikinci bölümünde ise motif terimi ile ilgili bilgiler, motif üzerine yapılan çalışmalar verildikten sonra imtihan motifi tanımı yapılmış ve ardından Stith Thompson'un belirlediği"Motif Indeks Of Folk Literature" adlı eserinde yer verdiği imtihan motifi ana başlıkları sıralanmıştır. Üçüncü bölümde ise incelediğimiz "Az Gittik Uz Gittik" ve "Zaman Zaman İçinde" kitaplarındaki toplam yetmiş masalın adları numaralandırılarak verilmiştir. Ardından Stith Thompson'un belirlediği "Motif Indeks Of Folk Literature" adlı eserinde yer verdiği imtihan motifi ana ve alt başlıklar halinde sıralanmıştır. Sonrasında incelenen masallarda tespit edilen imtihan motifleri Stith Thompson'un belirlediği sıralama ile verilmiştir. Tespit edilen her imtihan motifiyle ilgili kısa bir açıklama yapılmıştır. Tespit edilen motiflerin diğer anlatı türlerinde görülen örnekleri de verilmeye çalışılmıştır. "Sonuç" adını taşıyan bölümde, inceleme bütünüyle ele alınmış, inceleme hakkında bir değerlendirme yapılmıştır. "Kaynaklar" bölümünde, incelemeye konu olan yazılı kaynaklar alfabetik sıra ile verilmiştir. Anahtar kelimeler: Masal, imtihan, motif

Halk edebiyatıMasallarMotifler+5
Şadiye Erdik
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk dünyası masallarında hayvanlar ve hayvan sembolizmi

Sembollerle bezeli ürünlerden olan masal, Türk kültürünün en önemli edebi verimlerindendir. İçinde birbirinden farklı sembolleri barındıran masallarda hayvanların temsil ettiği çeşitli anlamlar yer alır. İnsanın hayvanla olan ilişkisi tarih öncesi çağlara dayanmaktadır. Hayvanlar Türklerin de yaşamında önemli bir yere sahiptir. Türkler tarih boyunca göçebe yaşam tarzından yerleşik yaşam tarzı da dâhil olmak üzere hayvanlarla bir arada yaşamışlardır. Türkler bazı hayvanlardan korkup onlara kutsal değerler atfedip bu hayvanlar etrafında çeşitli tabular ortaya koymuşlar; bazılarının etinden, sütünden faydalanmışlar, bazılarınaysa olumsuz anlamlar yükleyip etraflarından uzak tutmaya çalışmışlardır. Türkler çeşitli özellik ve işlevleri bulunan bu hayvanları sanat eserlerinde, folklorik ürünlerinde kullanmışlardır. İçinde çeşitli sembolik anlamları barındıran hayvanlar da masallarda yerini almıştır. Bu bakımdan çalışmanın temel amacı; Türk dünyası masallarında yer alan hayvan sembollerini belirlemek, bu hayvanların masallara yansımalarını ortaya koymak; Türklerin sosyal yaşamında önemli yer tutan hayvan sembollerinin hangi özellikleriyle yer aldığını göstermek ve hayvanların masallardaki işlevleriyle karakter özelliklerini sembolik açıdan ele alıp değerlendirmektir. Bu çalışmada Azerbaycan, Başkurt, Gagavuz, Kazak, Kırgız, Kırım-Tatar, Özbek, Tatar, Tuva, Türkmen, Türkiye, Uygur, Yakut Türklerinin masal metinleri taranmış ve hayvanlar ile ilgili kısımlar tespit edilmiştir. Türk Dünyası Masallarında Hayvanlar ve Hayvan Sembolizmi konulu çalışma kapsamında masallarda yer alan hayvanlar sembolik açıdan incelenmiş ve masallarda hayvanların neyin sembolü olduğu belirtilmiştir. Çalışma, yöntem olarak nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tekniği kullanılarak yapılmıştır. Doküman analizi hakkındaki bilgi ilgili bölümde açıklanmıştır. Çalışmanın masal metinleri, Türkiye'de yayımlanmış Türkiye Türkçesine aktarılmış masal kitapları ve ulusal tez merkezinde yayımlanmış yüksek lisans ve doktora tezlerinden oluşmaktadır. Bu kaynaklardaki metinler taranmış, elli beş hayvan tespit edilmiş ve bu hayvanlardan sembolik anlam taşıyan kırk sekiz hayvan sembolizm açısından değerlendirilmiştir. Ayrıca tezin son bölümünde Stith Thompson'un belirlediği dünyaca ünlü Motif Index of Folk Literature adlı eserinde yer verdiği (B) Hayvanlar maddesi ana ve alt başlıklarıyla sıralanmıştır. Türk dünyası masallarında tespit edilen hayvan motifleri Thompson'un çalışmasında belirlediği maddelere göre sıralanmıştır.

Masallar
Ali Özkan
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk ve Özbek edebiyatlarında toplumcu gerçekçi romanların kronotopları

Bu çalışma, 1937-1989 yılları arasında Türk ve Özbek edebiyatlarında yer alan toplumcu gerçekçi on dört romandaki kronotopları karşılaştırmalı bir biçimde incelemeyi hedeflemektedir. Toplumcu gerçekçilik akımının, edebî eserlerdeki yansımalarını belirlemek, değerlendirmek ve bu eserlerin toplumsal bağlam içindeki evrimini anlamak, bu araştırmanın temel hedefleri arasında yer almaktadır. Bu çalışmada, nitel araştırma modellerinden doküman analizi yöntemi tercih edilmiş olup, bu yöntemler derinlemesine bir literatür taraması, kültürel analiz ve karşılaştırmalı edebî analiz teknikleri ile de desteklenmiştir. Bu çalışma kapsamında, toplumcu gerçekçiliğin Türk ve Özbek edebiyatlarında yansımalarını Mihail Bahtin'in öne sürdüğü kronotop kavramı üzerinden belirlemeye yönelik bir araştırma yürütülmüştür. Bu çerçevede, toplumcu gerçekçi romanlar özelinde edebî anlayışların aynı içerik, mesaj ve ideolojiye sahip olup olmadıklarını değerlendirmek amacıyla kronotopların varlığı, işlevi, ortak ve benzer yönleri üzerine odaklanılmıştır. Çalışmanın evrenini oluşturan Türk ve Özbek edebiyatlarında toplumcu gerçekçi romanlardan örneklem yoluyla seçilen on dört roman, kronotoplar bağlamında detaylı bir şekilde değerlendirilmiş ve karşılaştırmalı analiz edilmiştir. Örneklemde seçilen romanlardaki kronotopları, varyasyon kuramına göre karşılaştırmalı bir değerlendirmeyle ele alarak elde edilen bulgular, toplumcu gerçekçiliğin zaman içindeki evrimini ve edebî eserlere yansımalarını açığa çıkarmaktadır. Toplumcu gerçekçi romanların, kronotoplar bağlamında anlaşılmasına önemli bir katkı sağlayan çalışmanın bulguları, edebî eserlerin toplumsal bağlam içinde nasıl şekillendiğini, zaman, mekân, kültür ve ideolojik anlamda nasıl zenginleştiğini de göstermektedir. Edebiyat araştırmalarında kronotopların rolünün detaylı şekilde anlaşılmasına yönelik önemli bir perspektif sunan bu çalışmadaki elde edilen bulgular, sadece seçilen on dört roman özelinde değil, aynı zamanda benzer tematik yapıya sahip diğer eserlerin anlaşılmasında da rehberlik edici niteliktedir. Bu yüzden çalışma, edebiyat araştırmalarında yeni yöntem ve bakış açıları geliştirmeye yönelik temel bir adım olma özelliğine sahiptir. Bu çalışmadan sonra yapılacak araştırmalar farklı dönemlerdeki ve coğrafyalardaki toplumcu gerçekçi edebiyat ürünlerini de içerecek şekilde genişletilebilir. Farklı edebî akımların ve ideolojik yaklaşımların kronotop aracılığıyla edebiyatta nasıl yansıtıldığını anlamak için kullanılabilecek olan bu çalışma, özellikle belirli yazarların ve eserlerin derinlemesine incelendiği çalışmalara yol gösterecek niteliktedir.

Karşılaştırmalı edebiyatSosyalist realizmTürk edebiyatı+1
Bayram Bilir
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Epik tiyatronun Türk edebiyatına yansıması ve eserlerin incelenmesi

1960'lı yılların başından itibaren Türk tiyatrosunda belirgin bir şekilde ortaya çıkan Bertolt Brecht etkisi, birçok sanatçıyı epik oyunlar yazmaya yönlendirmiştir. Bu etkiyle yazılan eserlere dair son yıllarda yapılan araştırmalar artmış olsa da bu araştırmaların genellikle bir sanatçı veya eserden yola çıkılarak yapıldığı görülür. Konunun kapsamlı bir şekilde ele alındığı araştırma sayısının ise az olduğu dikkat çeker. Bu alanda sadece birer makale ve tez çalışması söz konusudur. O çalışmalar incelendiğinde de konuyla ilgili farklı tespitlerin ve çeşitli eksikliklerin bulunduğu görülür. İlk olarak hangi oyunların epik tiyatro olarak değerlendirileceği konusunda bir uzlaşmanın olmadığı fark edilir. Ayrıca oyunlar içerik ve yapı özellikleri ile ilgili olarak derinlemesine incelenmemiştir. Bu sebeplerden ötürü Türk tiyatrosunun geçmişinin ve eser niteliklerinin tespiti konusunda bazı aksaklıklar göze çarpar. Bu çalışma, söz konusu eksiklikleri gidermeyi amaçlamakta olup Türk oyun yazarlarından hangilerinin Brecht etkisiyle oyunlar yazdığını, hangi eserlerin epik olarak değerlendirilebileceğini, kullanılan tüm tekniklerin oyunlara nasıl yansıdığını ve oyunların metinsel olarak hangi yapı özelliklerine sahip olduğunu tespit etmeyi hedefler. Belli bir dönemde, bazı sanatçıların epik tiyatroya ilgi gösterdiği görülür. Bu durum, özellikle 1960 sonrası yazılan oyunların incelenmesini zorunlu kılmıştır. Yapılan okuma ve araştırmalar sonucunda epik tiyatro biçiminde yazılmış yirmi dört eser tespit edilmiştir. İncelenen eserlerde kullanılan tekniklerin, ele alınan konuların, iletilen mesajların ve oyun anlayışlarının epik tiyatronun etkisi altında olduğu görülür. Bazı tekniklerin eksik veya hatalı kullanıldığı durumlar olsa da sanatçıların çoğu, genel olarak Brecht'in tiyatro anlayışına uygun oyunlar yazmışlardır. Ancak belirtilmesi gerekir ki oyun yazarları, geleneksel Türk tiyatrosuna ait bazı unsurları oyunlarına ekleyerek biçim benzerliğinden fazlasıyla faydalanmışlardır. Tüm bu bulgular ışığında, 1960'lı yıllardan itibaren Türk tiyatrosunda epik tiyatro etkisinin hızla arttığı gözlemlenir. Özellikle toplumcu oyun yazarlarının bu tiyatro türüne yönelmeleri ve sanatçıların birçoğunun, epik tiyatroyu geleneksel tiyatroyla birleştirerek ulusal tiyatroyu oluşturma çabası içine girmeleri, Brecht tiyatrosunun hızla yaygınlaşmasını sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Epik tiyatro, Türkiye'deki epik tiyatro, Yabancılaştırma, Diyalektik, Gestus, Tarihselleştirme

Brecht, BertoltOyun içinde oyun tekniğiTürk tiyatrosu
Fatih Bayram
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Hamza-nâme 53. cilt (Transkripsiyonlu metin–imla-bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük)

Hz. Muhammet (sav)'in amcası aynı zamanda süt kardeşi olan Hz. Hamza'nın kahramanlıklarını menkıbevi hikâyelerle anlatan ilk eserdir. Hz. Hamza'nın şehit edilmesinden sonra Araplar arasında yaygınlaşmaya başlayan bu eser Araplarda Sîretü Ḥamza, Esmârü'l-Ḥamza; İranlılar'da Kıṣṣa-i Emîr Ḥamza, Kitâb-ı Rümûz-ı Ḥamza, Dâstân-ı Emîr Ḥamza; Türkler'de Hamzanâme olarak bilinir. Türkiye Türkçesinin yazılı tarihi gelişimi Anadolu'da XIII. yüzyıldan itibaren başlatılır. Eski Anadolu Türkçesi, Eski Türkiye Türkçesi veya Eski Oğuz Türkçesi olarak adlandırılan bu dönem XIII. ve XV. yüzyıllarında Oğuz Türklerinin kendi ağız özelliklerine göre kurup geliştirdikleri yazı dilidir. Eski Anadolu Türkçesinin yazı dili olma özelliğini gösterdiği dönem eserlerinden olan ilk olarak Hamzavî tarafından yazılan Hamzanâmeler Eski Anadolu Türkçesi dönemi araştırmaları için önemli bir kaynaktır. Üzerinde çalışma yaptığımız Hamzanâme'nin 53. cildinin üç nüshasını tespit ettik. Bunlardan ilki Hamzanâme (53. cilt), İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi, Eski Eserler Bölümü, Nu: 1110, 220 varak, 1142 (1726). Hamzanâme (53. cilt), İstanbul Fatih Millet Kütüphanesi, Ali Emiri Ef. Kitapları, Nu: 104, 225 varak, 1268 (1852). Üçüncü nüsha ise Hamzanamelerin İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Nadir Eserler Kütüphanesinde kayıtlı bulunan 53. cildidir. Biz de bu çalışmamızda 143 varaktan oluşan bu yazma eserin üçüncü nüshasını inceleyeceğiz. Araştırma giriş, kavramsal çerçeve, bulgular-yorumlar ve sonuç bölümleri olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Hamza-nâme ciltleri ve Hamza-nâme 53. cildinin içeriği hakkında geneli bilgiler verilmiştir. Çalışmanın amacı, önemi ve yöntemi açıklanmıştır. İkinci bölümde Hamza-nâmeler, Hamzavî ve Hamza-nâmenin 53. cildinin biçim ve içerik özelliklerinden bahsedilmiştir. 53. cildin geniş özeti bu kısımda yer almaktadır. Bir değerlendirme ve çalışma önerisi olarak Hamzanâme 53. cildin olağanüstülük motifleri, Thompson'un Halk Edebiyatı Motif İndeksi'nde yer alan olağanüstülük maddesi ölçütleri kullanılarak verilmiştir. Üçüncü bölüm olan bulgular-yorumlar kısmı çalışmanın imla özelliklerini, transkripsiyonlu metnini, bağlamlı dizin ve işlevsel sözlüğünü ve özel adlar dizinin içeren bölümdür. Eski Anadolu Türkçesi döneminin dil özelliklerine uygun ve metne sadık kalarak imla özellikleri ve transkripsiyonlu metni verilmiştir. Sonuç bölümünde elde edilen veriler aktarılmıştır.

Meryem Ateş
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye Türkçesinde karşıtanlamlılık ve eşgörünüm

Karşıtlığa dayalı sınıflandırmalar ve ilişkiler gerek insanlık ve felsefe tarihi gibi entelektüel düzeyde gerekse günlük yaşamımızda sıkça rastladığımız ve hayatımızı yönlendirmemiz üzerinde yoğun etkisi olan ilişkilerdir. Bu sebeple karşıtlık ilişkisinin sözcüksel görünümü olan karşıtanlamlılık her dönemde araştırmacıların yoğun ilgisini çekmiştir. Cruse (1986), Kempson (1977), Lyons (1977), Leech (1981) gibi yapısalcı anlambilimciler bu ilişkinin paradigmatik doğası gereği mantığa dayalı sınıflandırmalarını yapmış, Clark (1970) ve Deese (1965) gibi araştırmacılar ilişkinin psikolojik yönünü ve çağrışımsal özelliklerini incelemiş ve Justesen ve Katz (1991), Fellbaum (1995) gibi araştırmacıların ilişkinin sentagmatik ve eşgörünüme dair özelliklerine çektikleri dikkatle birlikte, Jones (2002) başta olmak üzere pek çok araştırmacı karşıtanlamlılığın çeşitli dillerdeki işlevleri üzerine çalışmalar yapmışlardır. Biz de konuyla ilgili Türkçe literatürün eksikliğini fark ettiğimiz için bu alanda literatürümüzdeki bir boşluğu doldurmak ve araştırmacıların ilgisini bu alana çekmek adına bu araştırmayı yapmış bulunmaktayız. Çalışmamızda öncelikle kurallı karşıtanlamlılıkla ilgili literatürün bir özeti verilmiş, ardından 50 çiftten oluşan bir örnek setiyle TUD veri tabanı üzerinden oluşturduğumuz örneklem ile kurallı karşıtanlamlı çiftlerin Türkiye Türkçesindeki söylemsel işlevleri, anlamsal ve pragmatik özellikleri, sözdizimsel örüntüleri ve istatistiksel dağılımları incelenip bütün bu veriler literatürdeki diğer çalışmalarla karşılaştırılmıştır.

Samet Çetin
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Seslerin anlam değeri (Türkiye Türkçesinde basit fiiller örneği)

Fonosemantik, seslerin anlam ilişkileriyle bağlantılı olduğu iddiasına dayanan bir dil bilimi dalıdır. Çalışma, fonosemantik kuramının tarihsel gelişimini, temel kavramlarını, yöntemlerini ve uygulamalarını anlatmaktadır. Amaç, fonosemantik araştırmaların dil biliminin diğer alanlarıyla nasıl ilişkili olduğunu göstermek ve ses-anlam bağlantısının insan dilinin doğasına dair ipuçları verdiğini savunmaktır. Ses sembolizmi, seslerin anlamlarıyla doğrudan ilişkili olduğunu, yani seslerin sadece rastgele işaretler olmadığını savunur. Ses sembolizmi kuramının temel varsayımlarından biri, seslerin fiziksel özellikleriyle anlamları arasında bir uyum olduğudur. Örneğin, yuvarlak seslerin (o, u) yuvarlak nesneleri veya yumuşak kavramları; sivri seslerin (i, e) sivri nesneleri veya keskin kavramları simgelediği düşünülür. Bu varsayım, bazı dillerdeki yansıma sözcüklerde (örneğin Türkçede mırıldanmak, cıvıldamak) veya ikonik sözcüklerde (örneğin Türkçede büyük, küçük) görülebilir. Ses sembolizmi kuramının diğer bir varsayımı da, seslerin anlamlarıyla kültürel ve psikolojik bağlantıları olduğudur. Örneğin, bazı dillerdeki ünlü uyumu sisteminin (örneğin Türkçede -mek, -mak eki), seslerin duygu ifadesine katkıda bulunduğu iddia edilir. Ayrıca, bazı dillerdeki ses değişimlerinin (örneğin Türkçede -cık, -cik eki), seslerin anlam değişimine neden olduğu söylenir. Ses sembolizmi kuramı, dil bilimi alanında tartışmalı bir kuramdır. Bu kuramın eleştirilerinden biri, ses ve anlam arasındaki ilişkinin evrensel olmadığı, yani farklı dillerde farklı ses sembolizmi sistemleri bulunduğudur. Örneğin, İngilizcede "gl" ile başlayan sözcükler genellikle ışık veya parlaklıkla ilgilidir (örneğin glow, glitter), ancak Türkçede böyle bir ilişki yoktur (örneğin gül, göl). Bu eleştiriye göre, ses sembolizmi kültürel ve tarihsel etkenlere bağlıdır ve dilin doğasını yansıtmaz. Ses sembolizmi kuramının diğer bir eleştirisi de, ses ve anlam arasındaki ilişkinin istatistiksel olarak kanıtlanmadığıdır. Örneğin, yuvarlak seslerin yuvarlak nesneleri simgelediği iddiası, yuvarlak olmayan nesneler için de kullanılan yuvarlak sesleri açıklayamaz (örneğin top, kutu). Bu eleştiriye göre, ses sembolizmi sezgisel ve spekülatif bir kuramdır ve dil bilimsel verilere dayanmaz. Bu çalışmada seslerin anlam taşıdığı fikri, 259 basit fiilde kümeleme yöntemi ve bireysel fonem teorisiyle ispatlanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Fonosemantik, ses sembolizmi, ses ve anlam, basit fiiller

Emrah Erol
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Marmara Bölgesi ağızlarında ünlü düşmesi

Bu çalışma, Marmara Bölgesi ağızlarında gözlenen ünlü düşmelerini tespit etmeyi, bu düşmelerin sebeplerini incelemeyi, hangi ünlülerin kelimenin hangi kısmında düştüğünü belirlemeyi ve hangi sözcüklerde daha fazla ünlü düşmesinin gerçekleştiğini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Ünlü düşmelerini belirleyerek Marmara Bölgesi ağızlarında en sık düşen ünlüleri, düşmenin nedenlerini ve meydana geldiği konumları değerlendirme, bu çalışmanın temel hedeflerini oluşturmaktadır. Çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılarak şekillendirilmiştir. Marmara Bölgesi ağızları üzerine yapılan araştırmaların derleme metinleri incelenmiş ve kapsamlı bir literatür taraması yapılmıştır. Çalışmanın evrenini oluşturan 30 farklı eser, ses bilgisi açısından detaylı bir analize tabi tutulmuştur. İncelemede elde edilen ünlü düşmeleri ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmiş, tablolar halinde sunulmuş ve yorumlanmıştır. Çalışmanın bulguları, sadece Marmara Bölgesi için değil, aynı zamanda diğer bölgesel Türkçe ağızları için de benzer çalışmaların yolunu gösterebilecek niteliktedir. Bu nedenle, bu çalışma, ağız araştırmalarına yeni bir bakış açısı getirmenin yanı sıra gelecekte yapılacak ses bilgisi çalışmalarına da rehberlik edebilir.

Anadolu ağızlarıDil bilgisi-ünlülerOrta hece düşmesi+1
Teslime Türkcan
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ka'b b. Züheyr'in Kasîde-i Bürde'sinin şarihi meçhul Türkçe şerhleri (İnceleme–metin)

Arap edebiyatında "Kasîde-i Bürde" adıyla anılan iki şiir bulunmaktadır. İlki Kaʿb b. Züheyr'in Hz. Peygamber'i hicvettiği bir şiirin ardından affına vesile olması için yazdığı "Bânet Suʿâd" cümlesiyle başlayan kaside; ikincisi ise ondan yaklaşık altı asır sonra yaşamış olan Busîrî'nin felçli bedeninin şifa bulması ümidiyle kaleme aldığı kasidedir. Ka'b bin Züheyr'in "Kasîde-i Bürde"'sine yapılan şarihi meçhul Türkçe şerhleri tespit ve incelemeyi amaçladığımız bu çalışmada; Çorum Hasan Paşa İl Halk Kütüphanesi, numara 2132/2 ve Süleymaniye Kütüphanesi Mehmed Sefayihi, numara 15'te kayıtlı iki şerhin transkripsiyonu yapılmıştır. Giriş ve iki ana bölümden oluşan çalışmada öncelikle "Kasîde-i Bürde" adıyla anılan iki kaside karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmanın 1. Bölümünde Ç ve S nüshalarının imla, şekil, dil ve üslup özellikleri ile şerh usulü incelenmiş, şerhlerdeki kelime ve kavramların mukayeseli sözlüğü hazırlanmıştır. Çalışmanın 2. Bölümünde ise metinlerin hazırlanmasında takip edilen yol açıklanarak Ç ve S nüshalarının transkripsiyonlu metni verilmiştir. Çalışmanın sonucunda "Kasîde-i Bürde" adıyla anılan iki kaside arasındaki farklar ortaya konulmuş ve Ka'b b. Züheyr'in "Kasîde-i Bürde"sine yapılan şarihi meçhul iki Türkçe şerh bilim dünyasına kazandırılmıştır.

Arap edebiyatıKa`b bin ZuheyrKarşılaştırmalı dil bilim+7
Büşra Esmer
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Klasik Türk edebiyatında Hâtem-i Tâ'î ve "Hikâye-i Hâtemü't-Tayyî" adlı eser (İnceleme-metin)

Klasik Türk edebiyatı çalışmalarının önemli bir kısmını Osmanlı Türkçesi ile kaleme alınan manzum metinlerin çeviri yazısının yapılması ve incelenmesi oluşturur. Elbette bunun sebebi, manzum eserlerdeki üslubun niteliği, malzemenin çeşitliliği ve şiirin sanatsal gücüdür. Ancak mensur eserler de günümüz Türkçesine kazandırıldıkça, üzerlerinde daha çok çalışılıp daha çok konuşuldukça muhakkak ki nesrin edebiyat tarihimizdeki yeri yeniden şekillenecektir. Biz de Hikâye-i Hâtem-i Tay adlı eser üzerinde hazırladığımız bu çalışma ile klasik Türk edebiyatı araştırmaları sahasına yeni bir mensur eser kazandırarak, hikaye ve hikayecilik tarihçemize katkı sunmak istedik. Zira çalışmamıza konu olan Hikâye-i Hâtem-i Tay adlı eser, mensur bir hikâye örneğidir. Eser, Hâtem'in macerasını anlatmakla birlikte, hikâye ve nesir tekniği açısından da dikkate değer bir hikâyedir. Çalışmanın I. Bölüm'ünde, Hâtem-i Tay'in klasik Türk edebiyatı içerisindeki yeri; divan, mesnevi ve tezkire örnekleri incelenerek belirlenmeye çalışılmıştır .II. Bölüm'de, Hikâye-i Hâtem-i Tay adlı eserin türü ve konusu hakkında bilgi verilmiştir. Eserin müellifine ve müstensihine dair malumattansonra hikâye,muhteva özellikleri ile incelenmişve hikâyelerin özetleri sunulmuştur. Eserde bulunan olay, zaman, kişi kadrosu ve mekân üzerinde de ayrıca durulmuştur. Hikâyede mevcut olan bazı motifler ve edebî unsurlar açıklanmıştır. Ardından metnin dil,imla ve üslup özelliklerine değinilmiştir. Çalışmanın III.Bölüm'ünde, eserin nüsha tavsifi yapılmış ve müteakıben metnin çeviri yazısına yer verilmiştir. Bir mensur hikâye olan Hâtem-i Tay hikâyesi, içerisinde bolca deyim ve halk ağzından sözcükler bulunduran, halkın anlayabileceği bir üslupla sade bir şekilde yazılmış bir eserdir. Eserin yazarı Eyyûbî bu hikâyeyi halktan dinleyerek kaleme almıştır. Buna rağmen eserde Arapça ve Farsça tamlamalar ile kelimeler sık sık yer almaktadır. Eser çerçeve hikâye tekniği ile ele alınmış olduğundan içerisinde farklı öyküler bulundurmaktadır. Hikâyenin yazılış amacı, Hâtem'in kişiliği ve macerası aracılığı ile cömertliği tavsiye etmektir.

Eski Türk edebiyatıHatim et-TaiMensur hikaye+2
Ali Küçükceran
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hikmet Erhan Bener'in öykülerine göstergebilimsel bir yaklaşım

Göstergebilim; göstergelerin yorumlanmasını, üretilmesini veya işaretleri anlama süreçlerini içeren bütün faktörlerin sistematik bir şekilde incelenmesine dayanan bir bilim dalıdır. Göstergebilimden yararlanan bu yüksek lisans tezinde Hikmet Erhan Bener'in sekiz öykü kitabında yer alan öyküler bu yönteme göre incelenmiştir. Tezin giriş bölümünde göstergebilim kuramının tarihçesinden bahsedilmiştir. Ayrıca bu bölümde, yöntem ve yazarın seçilme nedenleri üzerinde durulmuştur. Tezin ilk bölümünde Hikmet Erhan Bener'in öykücü kimliği üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde öyküler çözümlenirken söylemsel düzey, anlatısal düzey ve temel yapı olmak üzere üç farklı başlıkta ele alınmıştır. İnceleme sırasında anlatı izlencesi tespit edilmiş, eyleyenler modeli tablosu hazırlanmış, eyleyenler tespit edildikten sonra genel dönüşümleri verilmiştir. Eyleyenlerin eyletim, edinç, edim, tanıma ve yaptırım aşamaları gösterildikten sonra, metnin temel yapısı göstergebilimsel dörtgen üzerinde gösterilmiştir.

Bener, ErhanEdebi eserlerGösterge bilim+3
Aslıhan Aybüke Kocadağ
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nin kuruluş dönemini esas alan tarihi romanlar

Bu çalışma, Osmanlı Devleti'nin kuruluş sürecini dolayısıyla Osman Gazi'nin hayat süresi olarak adlandırılan dönemi konu alan tarihî romanları kapsamaktadır. Tezin amacı, Osmanlı Devleti'nin kuruluş dönemini esas alan romanların tarihi veriler ile ilgisini tespit etmektir. Bu tespit için her romanda yer alan, tarihi gerçekliğine ulaşılabilinen, kaynaklar ve romanlar arasında çelişki barındıran, tartışmalı olay, kişi ve zamanlar seçilmiştir. Tezin kapsamı içerisinde yer alan romanlar, roman yapı unsurları ile ele alınmış ve tarihî gerçeklik temelinde, gerçeklik ve kurmaca ilişkisi içinde tahlil edilmiştir. İncelenen romanlarda önemli görülen, çelişki taşıdığı düşünülen olay, kişi ve zamanlar tarihi araştırmalar ve roman verileri birlikteliğiyle anlamlandırılmıştır. Romanlarda önemli görülen, çelişki taşıdığı düşünülen olay, kişi ve zamanlar ile alakalı tarihi kaynaklardaki verilerin kendi arasındaki ortaklık ve farklılıkları incelenmiştir. Bu ortaklık ve farklılıkların romanlar üzerindeki etkisi tahlil edilmiştir. Tarihî romanların gerçekliğe bağlı kalmak kaydı ile kurmaca bir dünya yarattığı ve bu kurmaca dünyanın tarih-edebiyat ilişkisine etkileri incelenmiştir. Çalışmamıza konu alan romanların genel amacının öğreticilik olduğu tespit edilmiştir. Romanların tamamının tarihi gerçeklikleri pragmatist amaçlarla seçme işleminden geçirdikten sonra kurguladıkları görülmüştür. Bu romanların tarihi verilerden uzaklaşan kurguları sebebiyle amaçlarına hizmet etmedikleri önerilmiştir. İncelenen tarihi kaynaklar arasındaki çelişki ve uyumsuzlukların romanları etkilediği, tarihi romanlar arasındaki uyuşmazlıkların romanlara paralel şekilde yansıdığı tespit edilmiştir. Bu çalışma esnasında Edebiyat, Tarih ve Felsefe bilim veri ve yöntemlerinden yer yer yardım alınmıştır.

Osmanlı DevletiOsmanlı DönemiOsmanlı tarihi+6
Zübeyde Aslıhan Kaya
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Orhan Koçak'ın eleştirisinde etkilenme endişesi

Bu çalışmada şairin selefine karşı kendisini yaratma girişimine ilişkin bir şiir teorisi geliştirmiş Harold Bloom'un Etkilenme Endişesi adlı kavramını kendisine rehber edinmiş Orhan Koçak'ın Bahisleri Yükseltmek - Turgut Uyar Şiirinde Kendini Yaratma Deneyimi adlı eleştirisi tartışılmaktadır. Söz konusu tartışmanın dayanaklarının tespiti için çalışmada öncelikle, Orhan Koçak'ın eleştirisine rehberlik eden Harold Bloom'un güçlü bir gelenekte şairin selefine karşı yaşadığı endişeyi nasıl sorunsallaştırdığı ele alınmakta, şiir teorisinin bir gelenek inşası olabilme bağlamı irdelenmekte ve eleştirinin eleştiriye ve şiire karşı yaşadığı Etkilenme Endişesi sorguya açılmaktadır. Edebiyatımızın yaşadığı model kaymasından dolayı güçten düşmüş bir gelenekte Orhan Koçak'ın eleştirisinde Turgut Uyar'ın yaşadığı şiir/özne özdeşliği ve de Turgut Uyar'ın selefin yoksunluğunda endişeyi kendisine karşı sürekli icat etme gereksinimi sorunsallaştırılmıştır. Orhan Koçak'ın eleştirisi, eleştirmenin kendi araçları ve kavram dizgesinin bağlama ilişkin zamansal sapmalarıyla Harold Bloom'un teorisiyle birlikte tartışmaya açılmakta ve çözümlenmektedir. Koçak'ın kendi kavram dizgesine ve Turgut Uyar şiirine karşı eleştiride kendisini ve Turgut Uyar'ı yaratma deneyimi de bu tartışmada irdelenmektedir. Çalışmada Koçak'ın Bloom'un altı revizyon kategorisini üç çevrime indirgediği, gelenek bağlamının zayıf olduğunu öne süren eleştirmenin bu bağlamda Bloom'un teorisini daha etkin bir metoda dönüştürdüğü ve Uyar'ın şiirine özgün bakışlar geliştirdiği görülmektedir.

Edebi eleştiriKoçak, OrhanTürk dili ve edebiyatı+5
Emre Coşkun
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Uygurca Tantrik bir metin: Avalokiteśvara-Sādhana

Bu çalışmada, Tantrik Budizm ürünü olan sādhana türünde yazılmış Eski Uygurca Avalokiteśvara-sādhana ele alınmıştır. Avalokiteśvara-sādhana, Budizmde "Merhamet Tanrıçası" olarak bilinen Avalokiteśvara Bodisattva'nın zihinde canlandırılması için yazılmış meditatif bir ritüel metnidir. Eserin Uygurca versiyonu, 13. yüzyılda Yüan hanedanlığı döneminde Puṇyaśri tarafından tercüme edilmiş, 1333 ve 1336 yıllarında fragmanları blok baskı yöntemi ile çoğaltılmıştır. Eser, Berlin Turfan Koleksiyonu'nda kayıtlı U kodlu fragmanlardan oluşur. Eserin fragmanlarının ilk yayını, Kara ve Zieme tarafından 1976'da BT VII'de "B", "C" ve "E" başlıkları altında farklı metinler olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışmada fragmanların yazı çevrimi ve Almanca çevirisi verilmekle birlikte gerek duyulduğunda dipnotlarla açıklamalarda bulunulmuştur. Kara ve Zieme'den sonra eserin bütünlüklü bir yayını yapılmamıştır. Bu çalışmada eserin en güncel fragman bilgileriyle bütünlüklü bir yayını yapılmaya çalışılmıştır. Bu amaçla, çalışma; eserin bulunduğu tarihsel arka plan ve Budizm anlayışının açıklandığı Giriş; eserin Budizmdeki yeri, tercümanı, kolofonları, eser hakkında yapılan yayınlar, eserin belirgin imla özellikleri, belirgin dil özellikleri ve eser çalışılırken izlenen yolların açıklandığı Eser; fragmanların fiziksel özelliklerinin verildiği ve okunduğu Harf Çevrimi ve Yazı Çevrimi; metnin kurgusunun yapıldığı ve önceki yayınlardaki okumalarla karşılaştırıldığı Metnin Sıralanması ve Karşılaştırılması; eserin çevirisinin yapıldığı Türkiye Türkçesine Aktarım; eserde geçen dinî terminolojinin açıklandığı Budizm Terimleri ve İfadelerinin Açıklanması; eserde geçen bütün sözcüklerin gramatikal dizinin yapıldığı Dizin ve fragmanların verildiği Tıpkıbasım bölümlerinden oluşturulmuştur.

BudizmDil bilgisiDil bilim+3
Ali Doğan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bige Karasu'nun hikayelerinde empati

Bu tez, Bilge Karasu'nun hikâyelerinde empati konusunu incelemektedir. Bir kişinin kendisini, karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi sürecine "empati" adı verilir. Empati, günümüzde pek çok disiplinin çalışma alanı içerisinde bulunmaktadır. Empatinin, bilişsel ve duygusal yönleri bulunmaktadır. İnsanın zihinsel bir yetisi olan empati, insan yaratımı olan edebiyat eserlerinde de önemli bir rol oynamaktadır. Edebiyat eserlerinde empati, eserin gücünü ve estetik derinliğini artırmaktadır. Empatik yönü yüksek olan eserlerin yapısı da güçlenmektedir. Edebiyat eserlerinde empatiye yönelik çalışmalar Einfühlung ve Alımlama Estetiği üzerine yoğunlaşmıştır. Bu tezde Bilge Karasu'nun eserleri, empati kavramı üzerinden incelenecektir. Bu bağlamda Einfühlung ve Alımlama estetiği kuramlarının karma bir şekilde uygulandığı yöntemle, empatinin; Bilge Karasu'nun eserlerine kattığı derinliğin, eserin muhtevasına katkısı ve eserlerde duygu ve düşüncelerin yansıtılmasına katkısı ele alınacaktır. Empatinin, post-modern anlatı teknik ve biçimlerinde, karakterler arası etkileşimde ve okur ile eser arasındaki özdeşimde nasıl ortaya çıktığı incelenecektir. Anahtar Sözcükler: Bilge Karasu, Empati, Duygu, Einfühlung, Alımlama

EmpatiKarasu, BilgeTürk edebiyatı+1
Esma Acımert
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk dilinde güzel: Kavramsal bir inceleme

Türk dilinde ''güzel'' anlamında kullanılan ve günümüze ulaşan pek çok sözcük bulunmaktadır. Güzel sözcüğü kısaca ''göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı, iyi, hoş, tatlı'' gibi anlamlara gelmektedir. Türk dilinin dönemlerine bakıldığında ''güzel'' anlamına gelen yabancı sözcüklerin de dilimize girdiği görülmüştür. Zamanla ''güzel'' anlamını yitiren sözcüklere de rastlanmıştır. Kavram ise bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut biçimidir. Bu çalışmada Türk dilinin dönemlerine ve eserlerine bakılarak öncelikle ''güzel'' anlamına gelen sözcüklerin neler olduğu tespit edilmiştir. Giriş Bölümünde, ''güzel'' kavramı ile ilgili kaynaklara ve çalışmada kullanılan yönteme ilişkin bir değerlendirme yer almaktadır. Birinci Bölümde, incelenen eserlerden hareketle sözcüklerin kökenlerine bakılarak Türkçe, Arapça ve Farsça sözcükler tespit edilmiştir. İkinci Bölümde, bu sözcüklerin hangi ekler ile birlikte kullanılmış olduğu örneklerle gösterilmiştir. Üçüncü ve son bölümde sözcükler, güzel sözcüğünün geldiği anlamlara göre sınıflandırılmış ve örnekler verilmiştir. Sonuç Bölümünde ise tezin genelinde elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir.

AnlamAnlam bilimBiçim+5
Meralnur Çelik
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Namık Kemâl'in mektuplarında söz varlığı

Bir dildeki sözlerin bütünü, söz hazinesi, söz dağarcığı, sözcük hazinesi vb. anlamlara gelen söz varlığı Türk dili ve edebiyatı için önemli bir çalışma konusudur. Söz varlığı çalışmaları Türk dilinin genişliğini ve zenginliğini ortaya koymak için önemlidir. Söz varlığı üzerine yapılan çalışmalar son dönemlerde artmaktadır. Bu durum da Türk dilinin önemli eserlerinin söz varlığı açısından incelenmesini sağlamaktadır. Namık Kemâl, gerek yazdığı roman ve tiyatroları gerek kaleme aldığı çok sayıda mektuplarıyla Türk edebiyatında önemli bir yer tutar. Namık Kemâl'in mektupları, konu ve mektup sayısı bakımından inceleme gerektiren bir konudur. Mektuplar çeşitli konularda, çeşitli kişilere yazılmıştır. Bu sebeple bu tez çalışması Namık Kemâl'in söz varlığını ortaya koymak amacıyla yazılmıştır. Anahtar Kelimeler: Namık Kemâl, Mektup, Söz varlığı

Gül Kaymak
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Abdülhak Hâmid Tarhan'ın mektuplarında hitaplar ve söz varlığı üzerine tespitler

Bir dilin söz varlığı o dili konuşan toplumun maddi, manevi değişimlerinin yansıtıcısı konumunda yer almaktadır. Çağa bağlı olarak kültürlerin değişiminin ve gelişiminin etkisiyle dilin söz varlığında da değişmeler ve gelişmeler yaşanmaktadır. Bu sebeple dil içi değişimler genellikle söz varlığında kendini açık bir şekilde göstermektedir. Söz varlığı; o dile ait sözcükleri, atasözlerini, deyimleri, ikilemeleri, kalıplaşmış sözcükleri ve daha pek çok anlatım kalıplarını kapsamaktadır. Bu bağlamdan hareketle, bu alan Türk dili ve edebiyatı açısından da önemli bir çalışma alanı olmuştur. Son dönemlerde artarak devam eden söz varlığı üzerine yapılan çalışmalar Türk dilinin temel niteliklerini, zenginliğini ortaya koymak bakımından önem kazanmıştır. Yapılan bu tez çalışmasında ise Türk edebiyatı için önemli bir sanatçı olan Abdülhak Hâmid Tarhan'ın yazdığı pek çok eserlerinin yanında birde yazmış olduğu mektuplarının söz varlığı üzerine durulmuştur. Abülhak Hâmid çok sayıda yazmış olduğu mektuplarıyla da mektup türü bakımından Türk edebiyatında önemli bir yer edinmiştir. Bu mektuplar çeşitli konularda birçok farklı kişiye farklı şehirlerden, ülkelerden yazılmıştır. Buradan hareketle Abdülhak Hâmid Tarhan'ın mektuplarının söz varlığı açısından incelenmesi gerekli görülmüştür. Yapılan bu tez çalışmasında Abdülhak Hâmid Tarhan'ın mektuplarında hitaplar ve söz varlığı üzerine tespitler yapılması amaçlanmıştır.

Merve Durkut
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Uygurcada değerli taş terminolojisi

Değerli taşlar renkleri, yapıları ve doğada az bulunmalarından dolayı ilk insanlardan beri ilgi konusu olmuştur. Değerli taşlar farklı alanlarda insanlar tarafından kullanılmıştır. Değerli taşlar zenginler ve soylular için güç anlamında kullanılmasından ziyade sanat, şifa ve dini ritüeller gibi amaçlar için yararlanılmıştır. Eski Uygurca, 8. ila 13. yüzyıllar arasında Orta Asya'da Uygur Kağanlığı ve Uygur Devleti dönemlerinde kullanılan bir Türk diliydi. Bu dönemde, mücevherler, değerli taşlar ve madenler önemli ticari ve kültürel değerlere sahipti. Eski Uygurca yazılı belgeler, bu döneme ait değerli taşlarla ilgili bazı terimleri içerebilir. Eski Uygurların yeni din olan Budizm'in benimsenmesiyle değerli taşlar kendine ait bir kavram alanı oluşturmuştur. Eski Uygurcada yer alan değerli taş ve madenler mitolojik ve sembolik bir şekilde kullanılmıştır. Değerli taşlar ile ilgili çalışmalar yer almasına rağmen Eski Uygurcaya ait sözvarlığı çalışması rastlanamamıştır. Bu çalışmada Eski Uygurcaya ait metinler incelenmiştir. Çalışma, Eski Uygurca değerli taş ve madenler ile ilgili kelimeler tespit edilmiş ve Eski Uygurca metinlerinden alıntılarla örneklendirilmiştir. Eski Uygurcaya ait sözlüklerde yer alan değerli taşlar çalışmaya dahil edilmiştir. Tespit edilmiş kelimelerin metin içindeki kullanımı incelenmiştir. Tespit edilen değerli taş ve madenler terminolojik açıdan analiz edilmiştir.

Değerli taşlarEski Uygur TürkçesiTerminoloji
Neslişah Yıldız
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Türkçede sözlükselleştirici kip ekleri

Sözlükselleşme hâlihazırda var olan bir sözcüğe ya da sözcükbirime getirilen biçimbirim ile sözcüğün donuklaşarak (birleşerek) iki yapının yeni bir anlam kazanmasıdır. Ana sözcüğe getirilen biçimbirimin asıl görevini ve işlevini yitirmesi sonucu sözlükselleşme gerçekleşmektedir. Kısaca sözlükselleşme yöntem/tekniği ile ilgili bir tanım yapılacak olursa; sözlükselleşme, iki ayrı sözcük yapısının birleşmesi sonucu ana sözcüğün anlamından uzaklaşmadan; sözcüğe getirilen ekin ise asıl anlamını/işlevini yitirmesi ile iki yapının yeni sözcük haline gelmesi ve yeni anlam kazanmasıdır. Anlık oluşumla bir araya getirilen sözcük ile biçimbirimin halk arasında kullanımının yaygınlaşması ile sözcük söz varlığında yer edinmektedir. Böylelikle kelime sözlükselleşme yöntem/tekniği ile türemiş olmaktadır. Türk dili tarihinin ilk yazılı dönemi olan Eski Türkçe döneminde kelime türetme yöntemleri bulunmaktadır. Ancak bu yöntemler arasında sözlükselleşmeye dair pek çalışma bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu tezde Eski Türkçe döneminde kullanılan kip eklerinin sözlükselleşmesi üzerine detaylı bir araştırma yapılması amaçlanmaktadır. Eski Türkçe üç kolda incelenmektedir: Köktürk, Eski Uygur, Karahanlı. Bu döneme ait eserlerin sayısı fazla olduğundan yeterli sayıda dokümandan hareketle araştırma gerçekleştirilecektir. Eski Türkçe dönemine ait dokümanlar taranarak kelime oluşumlarına bakılacak ve Eski Türkçenin söz varlığında bulunan kelimeler arasından sözlükselleşme yöntem/tekniği ile türetilmiş sözcük olup olmadığı tespit edilecektir. Tezin kapsamı ve amacı gereği Eski Türkçe (Köktürk, Eski Uygur, Karahanlı) döneminin bildirme ve tasarlama kip eklerinin sözlükselleşmesi üzerinde durulacaktır. Elde edilen veriler ve dokümanlardan hareketle analiz ve tasnifler yapılacaktır.

Eski TürkçeKipler
Gamze Yiğit
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye Türkçesi ağızlarında pekiştirme

Bu çalışmada, Türkiye Türkçesi ağızlarında kelime tabanlarında ses olaylarına bağlı pekiştirme amaçlı genişlemeler, ekler ve ek genişlemesi yoluyla yapılan pekiştirmelerin incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışma, Türkiye genelinde araştırmacılar tarafından geçmişten bugüne kadar derlenip ilgili eserlerde yer alan dil incelemesi, metin ve sözlük kısımlarının oluşturulan literatür çerçevesinde ele alınması ile yapılandırılmıştır. Araştırmanın temel amacı, Türkiye Türkçesi ağızlarında kelime tabanlarında ses olaylarına bağlı genişlemeleri, eklerle ve ek genişlemesi yoluyla yapılan pekiştirmelerin hangi şekillerde ortaya çıktığını, kurallarını, ağız bölgelerine göre benzerliklerini ve farklılıklarını tespit etmektir. Bu kapsamda kelime sonunda ünlü-ünsüz türemeleri; ünsüz ikizleşmesi; ön hece türemesi, kelime sonunda meydana gelen hece türemesi; çekim ve yapım ekleri gibi gramer unsurları ile yapılan pekiştirmeler, pekiştirme amaçlı fiilimsi genişlemeleri ve bu eklerde görülen genişlemelerin ağız bölgelerine göre karşılaştırılmaları yapılmış ve bir anlatım yolu olan bu dil zenginliğinin ağızlardaki kullanım şekilleri belirlenmiştir. Türkiye Türkçesi ağızlarındaki kelime tabanında ses olayına bağlı pekiştirmeler ile ek ve ek genişlemesi yoluyla gerçekleşen pekiştirmeler üzerine yapılan bu araştırma, idari ve siyasi bağlamda Türkiye Cumhuriyeti Devleti toprakları ile sınırlı tutulmuştur. Pekiştirme türleri, bir araştırma konusu olarak kelime tabanlarında ses olaylarına bağlı genişlemeler, çekim ekleri, çekim eki genişlemelerine bağlı pekiştirmeler, yapım ekleri ile yapılan pekiştirmeler, fiilimsi eklerinin genişlemesine bağlı pekiştirmeler yönünden değerlendirilmiştir. Araştırmada doküman inceleme yöntemi kullanılmıştır. Bulgular kısmında betimsel analizler yapılarak elde edilen sonuçlar ayrıca görselleştirmiştir. Kelime tabanlarında meydana gelen pekiştirmeler veri çeşitliği bakımından Batı grubunda yoğunlaşmış durumdadır. Bu çeşitliliğin temel sebebi Batı grubunun diğer ana ağız gruplarına göre geniş alana sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Veri çeşitliliği diğer gruplara göre Batı grubu ağızlarında da çekim ve yapım ekleriyle yapılan pekiştirmelerde kendini göstermektedir. Pekiştirme anlam olayı, art zamanlı tarihsel süreçlerin eş zamanlı yansıması olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durum gerek kelime tabanında ses olayına bağlı meydana gelen genişlemelerde gerek çekim ve yapım ekine dayalı genişlemelerde gerekse eylemsi eklerinin genişletilmesiyle yapılan pekiştirmelerde tespit edilmiştir.

Vehbi Akdi
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tip ve söylem açısından Kemalist ideolojinin cumhuriyet dönemi Türk romanına yansıması

Kemalizm, Batı'daki düşünce sistemlerinden farklı olarak düşünce tarzlarının ya da üretim ilişkilerinin yorumlanması sonucunda doğmamış, daha çok belirli bir toplumsal ihtiyacın sonucu olarak şekillenmiştir. Toplumsal ihtiyaç göstergesi olarak Kemalist tipler de ideolojik yapıdan önce ortaya çıkarak Millî Mücadele sürecinde meşruluk sağlayıcı değerleri oluşturmuşlardır. Mustafa Kemal Atatürk ise başlangıçta ideoloji olarak kurgulanmasını uygun bulmadığı Kemalizm'in aydınlar arasında tartışılmasına 1930'lu yılların ortalarına kadar müdahale etmemiştir. Vefatından sonra Kemalizm siyasi aktörlerin politik enstrümanlarından biri haline gelmiş ve Atatürk'ün bağlamından koparılmasına sebep olmuştur. Cumhuriyet Dönemi Türk Romanı birçok konuda olduğu gibi Kemalizm konusunda da zengin bir içeriğe sahiptir. Özellikle 1923-1990 yılları arasında yazarların tarihî seyri içinde bu konuyu eserlerine taşıdıkları görülür. Halide edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Mehmet Rauf, Samim Kocagöz, Attila İlhan, Oğuz Atay, Tarık Buğra gibi yazarlar eserlerinde çeşitli açılardan Kemalizm'e değinen yazarlardır. Atatürk Dönemi (1923-1938) romanlarında, Kemalizm'in toplumsal ve tarihî kökenleri irdelenir. Millî Şef Dönemi (1938-1946) romanları da benzer şekilde Kemalizm'in gerekliliğine ve toplumsal alandaki etkilerine vurgu yapar ve kısmen sorgulamalara yer verir. Çok Partili Hayata Geçiş Dönemi (1946-1950) romanlarında Kemalizm, sosyal etkileri ile ele alınır. Darbeler Dönemi (1950-1980) romanları, Kemalizm'in eleştirel bilincine odaklanarak tartışma alanını genişletirler. Darbeler Etkisinde Gelişen Dönem (1980-1990) romanları ise Kemalizm'i, toplumsal yapıda izlenen olumsuz değişimler için hala etkili bir savunma yöntemi olarak ele alır. Bu çalışmada sözü edilen dönemlerde eser veren yazarların toplam on beş romanı içerik analizi ile incelenmiştir. Tip ve söylem başlıkları altında yapılan analizlerin ortak ve farklı yönleri tartışılmıştır. Cumhuriyet Dönemi Türk romanında Kemalizm'in, çeşitli açılardan tartışılan bir konu olduğu görülmüştür. İlk dönemlerde kurucu ve kurtarıcı meşruluğu ile ele alınan bu kavramın, 1946'dan sonra sosyal eleştiriye tabi tutulduğu, 1946'dan 1980'lere kadar daha çok toplum açısından etkilerinin ele alındığı, 1980'lerden itibaren ise yeni bir çıkış yolu olarak geçerliliğini koruduğuna inanıldığı tespit edilmiştir.

Türk dili ve edebiyatı
Latif Akkaya
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Cevdet Ametov'un Erilğanlar Açqanda adlı eserinin dil ve üslûp incelemesi

Daha sonra doldurulacaktır.

Gökhan Güneş
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Nebzî Divanı'nın Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlüğü

Her edebî eser oluşturulduğu dönemin kültürünü, inançlarını, edebî zevklerini ve sanat anlayışını yansıtır. 13. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar altı asır hüküm süren klasik Türk şiiri de döneminin dil, kültür ve sanat anlayışlarından kesitler sunmaktadır. 20. yüzyılda Batı etkisiyle sosyal ve kültürel hayat, düşünce sistemi ve fikrî yapı değişmeye başlamış, Batı eksenli bir kültür ve edebiyat oluşmuştur. Bu yeni oluşumla beraber klasik edebiyat ürünlerinin anlaşılması zorlaşmıştır. Günümüzde klasik şiirin okuyucusuyla bağı kopma noktasına gelmiştir. Klasik Türk şiirinin günümüz insanınca daha iyi anlaşılabilmesi için klasik şiirin mana dünyasının izah edilmesi ihtiyacı hâsıl olmuştur. Bu ihtiyaca binaen alt yapısı Gazi Üniversitesi tarafından desteklenen TEBDİZ (Tarih ve Edebiyat Metinleri Bağlamlı Dizini ve İşlevsel Sözlüğü) divan şiirinin anlam dünyasını ortak bir platformda bir araya getirme amacıyla elektronik sözlük sistemi geliştirilmiştir. Amasyalı Nebzî Divanı'ndaki kelimelerin bağlamlı dizinlerinin hazırlanmasında bu sistem kullanılmıştır. Divandaki manzumeler şekil ve türlerine göre numaralandırılmış TEBDİZ'e yüklenmiştir. Yüklenen şiirlerdeki bütün kelimelerin, atasözlerinin, deyimlerin, kalıplaşmış ifadelerin, argo sözcüklerin, ayetlerin, hadislerin, dua ifadelerinin abecesel dökümü alınmış ve bunların bağlamsal anlamları saptanarak kelime ve kelime gruplarına tek tek mana verilmiştir. Amasyalı Nebzî Divanı'nın söz varlığı ortaya konularak dönemin kültürel unsurlarının şairin şiirlerine nasıl yansıdığı saptanmıştır. Bu şekilde özelde Nebzî'nin şiirlerinin genelde ise klasik Türk şiirinin anlaşılabilir kılınması amaçlanmıştır. Tez çalışmamız Giriş, Şairin Hayatı ve Edebî Kişiliği, Sözlük Çalışması, Sonuç ve Kaynakça bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezin amacı, önemi, tezde uygulanacak yöntem izah edilmiştir. Birinci bölümde Nebzî'nin hayatı, edebi kişiliği ve eserleri yer almaktadır. İkinci bölümde Amasyalı Nebzî Divanı'nın Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlüğü 'ne yer verilmiştir. Bu bölümde Divan`daki bütün kelimeler alfabetik olarak sıralanmış, her kelimeden sonra iki nokta konarak kelime ve kelime gruplarının bağlamsal manaları verilmiştir. Kelimelerin yer aldığı beyitler tanıkta gösterilmiş ve beyitler numaralarıyla birlikte verilmiştir. Sonuç bölümünde de çalışmanın neticesinde saptanan bilgi ve bulgular verilmiştir. En son bölümde de Kaynakça kısmına yer verilmiştir Anahtar Kelimeler: Amasyalı Nebzî Divanı, Bağlamlı Dizin, İşlevsel Sözlük, Klâsik Türk Şiiri.

Mehmet Tülü
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Taşrada yayımlanan bir şiir dergisi: Uzak şiir seçkisi (şekil, muhteva ve yazar kadrosu açısından inceleme)

Uzak Şiir Seçkisi dergisi, 2000-2007 yılları arasında aralıklı olarak 63 sayı yayımlanmış bir taşra dergisidir. İlk 9 sayısı İstanbul'da, daha sonraki sayıları ise Ünye'de çıkarılır. Bir şiir dergisi olma özelliğine sahip derginin sahibi ve yazı işleri müdürü İrfan Yıldız Beşlioğlu'dur. Daha önce "Düşler" ve "Göçebe" ile şiir dergileri alanında önemli çalışmaları olan İrfan Yıldız'ın, Uzak Şiir Seçkisi dergisi ile de şiire ve şiir dergiciliğine büyük katkı sağladığı söylenebilir. Taşra dergiciliğinde önemli bir yere sahip olan Uzak Şiir Seçkisi'nin ilk 9 sayısı A4 boyutunda ve tek sayfa olarak çıkarılır. Daha sonraki yıllarda A3 boyutunda ve farklı sayfa sayıları ile değişiklik göstererek çıkarılır. Belirli bir zaman düzeninde çıkmayan dergi, kimi zaman tek sayı kimi zaman da birden fazla sayının bir arada olduğu özel sayılar adı altında çıkarılır. 1-36. sayılar tek tek çıkmış iken, 37-44. sayılar özel sayı 1, 45-53. sayılar özel sayı 2, 54-62. sayılar özel sayı 3 olarak toplu şekilde çıkarılır. Derginin özel sayı 4 adı altında çıkarılan 63. sayısı tek bir sayıdır. Kapaklı tek sayı olan 63. sayı, aynı zamanda son sayı olma özelliğine de sahiptir. Uzak Şiir Seçkisi dergisi bir şiir dergisi olmasına rağmen nesir türlerine de yer verir, çeşitli görsellerle de sayfalarını zenginleştirir. Dergide; şiir, inceleme, makale, eleştiri, biyografi, gezi yazısı, edebi mektup, anı, söyleşi, deneme, röportaj gibi türlerde çok sayıda edebi metin yer alır. Dergide yer alan şiirlere tematik açıdan bakıldığında şiirlerin geniş bir tema yelpazesine sahip olduğu söylenebilir. Ağırlıklı olarak hüzün, ayrılık, aşk, sevgi, özlem, ölüm ve yalnızlık gibi temalar karşımıza çıkar. Dergi, yerli şairlerin yanı sıra yabancı şairlere de yer verir. Bunların arasında İrfan Yıldız, Azer Yaran ve Kaya Demiral gibi isimler öne çıkar. Dergi, taşrada şiir dergiciliğinin devam etmesi adına çok önemli bir görev üstlenir. Bu çalışmanın amacı, taşrada yayımlanan Uzak Şiir Seçkisi dergisini şekil, muhteva ve yazar kadrosu açısından incelemektir.

Elvan Aydoğan
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Ermeni harfli Kıpçak Türkçesinin Türkçe kökenli dinî söz varlığı

Her toplum tarihî süreç içerisinde çeşitli inanç sistemine dâhil olmuştur. Her bir inanç sistemi beraberinde kendi söz varlığını da getirmiş, bundan dolayı her dilin dinî söz varlığı sürekli bir değişime uğramıştır. 8. asırdan itibaren yazı dili olarak karşımıza çıkan Türk dili, tarihi süreçte gelişimini sürdürerek çeşitli kollara ayrılarak farklı kültürlerle etkileşim içinde bulunmuştur. Bu etkileşim Türk dilinin zengin bir söz varlığına da olanak sağlamıştır. Ermeni Harfli Kıpçak Türkçesinin dini söz varlığı, bu dilin tarihsel, kültürel ve sosyal bağlamda önemli bir bağlayıcısıdır. Kıpçak Türklerinin Hristiyanlık ile ilişkileri, dilin gelişmesinde ve Ermeni Harfli Kıpçak Türkçesinin söz varlığında oldukça önemli izler bırakmıştır. Bunlardan dolayı Ermeni Harfli Kıpçak Türkçesi, Türk dili açısından oldukça önem taşımaktadır. Kıpçak sahasının tarihi bir kolu olan Ermeni Harfli Kıpçak Türkçesi üzerine pek çok araştırmacı tarafından sözlükler, tezler hazırlanmış; çeşitli çalışmalar ortaya konulmuştur. Ancak daha önce bu tarihi lehçe üzerine detaylı bir dini terminoloji çalışması yapılmamıştır. Hazırladığımız "Ermeni Harfli Kıpçak Türkçesinin Türkçe Kökenli Dinî Söz Varlığı" adlı tezde Ermeni Harfli Kıpçak Türkçesi'nin dini söz varlığı incelenerek dilin, kültürün ve inanç sistemlerinin anlaşılmasına katkı sağlamanın yanı sıra; toplumsal ve tarihsel bağlamda önemli çıkarımlar sunmaktadır. Bu tür bir çalışmanın bu kültürel zenginliğin ortaya çıkmasına kaynak oluşturması bu tezin ana amaçlarını oluşturmaktadır. Alanın önemli sözlükleri ve metinlerinden hareketle tespit edilen Türkçe kökenli dinî söz varlığı, örnek cümleler ve analizler çerçevesinde ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kıpçakça, Ermeni Harfli Kıpçak Türkçesi, Dinî Söz Varlığı.

Türk lehçeleri
Elmira Mulkıbayeva
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

19. yüzyıla ait Ermeni harfli Türkçe İncil tercümesi (1-1008) (Çeviriyazı, inceleme, dizin, tıpkıbasım)

Bu çalışma, 1858 yılında Ermeni harfleriyle Türkçe yazılmış İncil-i Şerif adlı kitabının Türk Latin alfebesine aktarımı, dizini ve dil incelemelerini ortaya koymaktadır. Giriş bölümünde Ermeni harfli Türkçe, Türk-Ermeni ilişkilerinde dil, Türkçe incil tercümeleri hakkında bilgi verilmektedir.Sonra eserin matbu özellikleri, konusu, dili üzerinde durulmaktadır. Ses Bilgisi bölümünde metinde kullanılan Ermeni harfli alfabedeki harflerin özellikleri verilmiştir. Ses оlayları bölümünde metinde Türkçe kelimelerde ses türemesi, ünlü düşmesi, göçüşme, ünlü değişmeleri incelenmiştir. Ermeni harfli Türkçe, 1928 yılında Latin tabanlı Modern Türk alfabesinin tanıtılmasına kadar Osmanlı Türkçesini yazmak için kullanılan Ermeni alfabesinin bir biçimidir. Ermeni alfabesi,yalnızca Ermeni kökenli Osmanlı vatandaşları tarafından Türkçeyi yazmak için değil, aynı zamanda Ermeni olmayan Osmanlı ve Türk aydınları tarafından da kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ermeni Harfli Türkçe, Ses Bilgisi ve Şekil Bilgisi, Dizin-Sözlük.

Türk lehçeleri
Nargiza Jamalova
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk romanında bellek (2000-2023)

Bellek çalışmaları; başta sosyoloji olmak üzere tarih, antropoloji, felsefe, psikoloji gibi alanlarda yapılan çeşitli çalışmalarla son yıllarda büyük bir ilgi görür. Geçmişe ilişkin akla gelebilecek her şeyin bellek kavramıyla açıklanabilmesi, kişinin kendi yaşam öyküsünden, toplumun deneyimlediği bütün meselelere uzanan bir süreci kapsamasından kaynaklanır. Birey ve toplumların hatırlama ve unutma süreçlerini inceleyen bellek, edebiyatı da yanına alarak dil aracılığıyla edebî metinler üzerinden yeni hatırlama inşaları gerçekleştirir. Bellek çalışmalarının edebî metinler üzerinden yürütülmesi, geçmişin sosyal-toplumsal yapısını ve hatırlatma figürleriyle kültürel kodların aktarılmasını kalıcı hâle getirir. Bu yüzden edebiyat belirli bir dönemi ya da kişisel bir yaşam öyküsünü aktarırken birçok alanda belleğin izini sürer. Geçmişin kurgulanma biçimi tarih, kimlik, travma, sosyal çevre, savaş, deprem, ihtilal, gelenekler ve inançlar üzerinden malzemesi dil ve hayal gücü olan edebiyat sayesinde gerçekleşir. Geçmiş, sadece anı ve otobiyografi gibi türlerle değil, romanlar aracılığıyla da bireysel ve toplumsal yaşanmışlıklara dikkat çeker. Yazarların bu olaylar doğrultusunda yeni bellek yaratmalarıyla birlikte, yeni hatırlama biçimleri benimsemeleri de söz konusudur. 2000-2023 yılları arasında belirlenen seksen sekiz Türk romanında, kişisel, toplumsal, kültürel, duyusal, bedensel ve nesneler belleğinin nasıl işlendiğine dair bir içerik analizi yapılır. Yazarların ele aldığı politik meseleler doğrultusunda; kişisel belleğin, kültür imgelerinin, travmanın, ses ve müzik belleğinin, beden hareketlerinin de ona göre inşa edildiği söz konusudur. Romanlarda görülen tüm bellek türlerinin birbirini etkilediği ve bunun bilinçli bir şekilde dile getirildiği görülmektedir. Böylece bellek kavramı ışığında bahsedilen her türlü olayın ve temsilin Türk romanındaki karşılığına dikkat çekilir. Anahtar Kelimeler: Türk Edebiyatı, Bellek, Hatırlama, Unutma, Roman

Meliha Tatli
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Cumhuriyet dönemi Türk romanında ekofeminizm

Doğa ve kadın konusunu birlikte ele alan ekofeminizm; hem ekolojinin hem de feminizm alt başlıkları kategorisinde değerlendirilir. Ekolojinin tabiata, feminizmin kadına yönelik bakış açılarını orta noktada birleştiren ekofeminizm, doğa ve kadın arasında kurulan güçlü ilişkiyi dile getirirken beraberinde her ikisinin eril/erkek egemen tarafından tahakküme maruz kaldığından söz eder. Ekofeministlere göre, çevre ve kadın meselesine yönelik çözümlerin kaynağı feminist bir perspektifle veya başka bir ifadeyle cinsiyetçi bir bakış açısıyla bakmaktan geçmektedir. Böylece önce "erkek merkezli" yaklaşımın ortadan kaldırılması için çareler üretilecek daha sonra "insan merkezli" bir bakış açısı ile problemin çözümü sağlanacaktır. Çünkü ekofeminist kabule göre kapitalist ataerkil/patriyarkal, kadın bedeni ve emeği üzerinde iktidar kurma eylemi ile doğayı da müsrifçe kullanma/tahrip etme ve kendi çıkarı uğruna tüketme noktasında aynı tavrı benimsemektedir. Ekofeminizm hareketi; doğa ve kadının sömürülen bir kaynak değil etkin bir özne olduklarına dikkat çeker ve kendine özgü bağlantılarla iyileştirme yoluna giderek yeni çözümler, çareler üretme üzerinde durmaktadır. Bu çalışmada Cumhuriyet dönemi romanlarında ekofeminist kuramın temalarını destekleyen romanlar ele alınmakta ve incelemeye tabi tutulmaktadır. Çalışmanın ilk kısmında "Ekofeminizm Kavramının Tanımı ve Tarihçesi" başlığı altında ekoloji, ekoeleştiri ve feminizm kuramları hakkında genel bilgi verilir ardından ekofeminizmin tarihsel süreci ile edebiyata nasıl yansıdığı üzerinde durulur. İncelemenin ana bölümünde ele alınan eserler, "Doğaya ve Kadına Tahakküm/Baskı" ve "Doğa Unsurlarının Kadın Kimliğiyle Özdeşleşmesi" başlıkları altında ekofeminizm bağlamında değerlendirilir. Çalışmanın "Sonuç" kısmında ise ekofeminizm ile ilgili romanlarda tespit edilen malzemeler/bulgular üzerinden genel sonuçlara varılır. Anahtar Kelimeler: Türk Romanı, Ekofeminizm, Ekoloji, Feminizm, Doğa, Kadın.

Meltem Yanık
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk hikâyesinde din ve din adamı (1923-1980)

Din, insanlık tarihinin en önemli olgularından biri olup, dini temsil anlamında din adamı kavramı, birçok sanatsal ve edebî türde ele alınarak yorumlanmıştır. Bu çalışmada, 1923-1980 yılları arasında Türk hikâyelerinde din ve din adamı kavramlarının nasıl ele alındığı incelenmiştir. Araştırmada, döneme ait hikâyeler tematik inceleme yöntemi ile ele alınmış; din ve din adamlarının olumlu ve olumsuz temsil biçimleri ortaya konulmuştur. Cumhuriyet'in ilk yıllarında, toplumsal değişimler sebebiyle pasifize edilmiş bir din anlayışı ve din adamı figürü öne çıkarken; çok partili hayata geçişle birlikte din ve din adamları, sosyal meseleler içinde daha etkin bir rol oynamaya başlamıştır. Çalışmada, dinin sosyal yapı ve bireyin psikolojisi üzerindeki etkisi, din-bilim ve din-siyaset ilişkileri, dini ritüeller ve inançlar, din adamlarının toplumdaki konumu, toplumu yönlendirme rolleri ve karizmaları gibi unsurlar ve din adamlarına yönelik eleştirel ve olumsuz yaklaşımlar hikâyeler üzerinden analiz edilerek eleştirel ve olumsuz yaklaşımlar tespit edilmiştir. Anılan tarihler arasında farklı dönemlere ait Türk hikâyesinde öne çıkan, din ve din adamı temalarını ele alan hikâyecilerin eserleri din ve din adamı bağlamında incelenmiş ve bulgular başlıklandırılarak ele alınıp değerlendirilmiştir.

Samet Hekimoğlu
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Çağdaş Türk tiyatrosunda yeni anlatı eğilimleri

Bu çalışmada yüzyıllar içinde dramın "temel anlatı biçimi" halini alan klasik dramatik yapının, 20.yüzyıl başlarından itibaren uğradığı değişim ve dönüşümü, Çağdaş Türk tiyatrosunda 2000 sonrasında yazılan, anlatıyı merkeze alan oyunlardaki yeni anlatı eğilimleri ele alınmıştır. Platon ve Aristoteles'in diegesis-miemesis ayrışmasından başlayarak, tarihsel süreç içerisindeki dram-anlatı ilişkisi ve anlatının yolculuğu ele alınmıştır. Ayrıca hikâye anlatıcısının geçmişten bugüne yolculuğu ele alınmış, değişimi, dönüşümü ve işlevi incelenmiştir. Çalışmanın amacı 2000 sonrası Türk tiyatro yazınında anlatıya yönelimin artması ile ortaya çıkan farklı anlatı eğilimlerini saptamak ve örnek oyunlar üzerinden ortaya koymaktır. Bu çalışma 2000 sonrasında anlatıyı merkeze alan tek ve çok kişili oyunlarda metin yazımı ve hikâye anlatıcılığı bağlamında anlatıya yeni yaklaşımlar getiren örnek oyunlar ile sınırlandırılmıştır. Ayrıca uyarlama ve çeviri metinler kapsam dışı bırakılmış, basılı ve basılı olmayan örnek metinler üzerinden yeni anlatı eğilimlerinin baskın olduğu örnek oyunlar çalışmanın kapsamını oluşturmuştur. Betimsel tarama modelinde olan bu çalışmada veriler, doküman inceleme yoluyla elde edilmiştir. Elde edilen veriler doküman analizi ile çözümlenmiştir. Birinci bölümde batıdaki anlatı, anlatı teorileri, anlatının tarihsel süreci, ikinci bölümde Türk Tiyatrosunda anlatının sözlü gelenekten 2000'li yıllara uzanan yolculuğu incelenmiştir. Üçüncü bölümde model oyunlar üzerinden anlatının farklı kullanımları saptanarak, Türk tiyatro yazınındaki yeni yönelimler ortaya konulmuştur. 2000 sonrası oyunlarda mimetik anlatımın yerini diegetik anlatıma bırakma eğiliminin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Oyunlarda aksiyon, gerilim ve merak unsurunun, diyaloğun önemsizleştiği gözlemlenmiş ve hikâye anlatımının temel unsur haline geldiği saptanmıştır. Ayrıca oyunlarda postmodernizmin etkileri oldukça belirgindir. Metin-okur ilişkisi açısından incelendiğinde, özellikle okura/seyirciye tek bir deneyim sunmak yerine, çoklu, açık uçlu ve seyircinin aktif katılımını teşvik eden bir yaklaşımın benimsendiği görülmektedir. Hikâye anlatıcılığı alanında, bir yandan geleneksel klasik meddah veya hikâye anlatımı devam ederken, öte yandan performatif ve çoklu anlatıcı örneklerinde önemli ölçüde artış görüldüğü saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Anlatı, Mimesis, Diegesis, Çağdaş türk tiyatrosu, Yeni anlatı, Hikâye anlatıcılığı

Erdal Karakurt
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bedri Rahmi Eyüpoğlu'nun düzyazılarında kültür, sanat ve edebiyat

Çalışmamızda sanat dünyamızda şair ve ressam kimlikleriyle ön plana çıkan Bedri Rahmi Eyuboğlu'nun düzyazıları incelenmiştir. Kültür ve Sanat olmak üzere iki bölümden oluşan çalışmamızın birinci bölümünde kültür kavramının tanımındaki geniş havzanın sunduğu imkânlardan yararlanılarak Bedri Rahmi Eyuboğlu'nun Anadolu izlenimlerinin yansımalarından hareketle Anadolu'da tespit ettiği sorunlar ve ihtiyaçlar, Anadolu ve halk kültürü/sanatı hakkındaki görüşleri, kültürün bir öğesi olarak gördüğü şehir hakkında İstanbul ve yurt dışında yer alan bazı şehirleri merkeze alarak yaptığı değerlendirmeler, mimari hakkında ortaya koyduğu fikirler ve geçmişten gelen güçlü bir seda olarak ele aldığı Klasik Türk Musikisi hakkındaki görüşleri incelenmiştir. İkinci bölümde ise Bedri Rahmi Eyuboğlu'nun düzyazılarında şiir, roman, resim, sinema, heykel sanatlarının hem teorik arka planlarının hem de pratik alandaki yansımalarının izlerini süren görüşleri ele alınmıştır. Tematik bir yaklaşımla Bedri Rahmi Eyuboğlu'nun denemelerini, mektuplarını ve monografik nitelikteki eserlerini kaynak alarak kurduğumuz Eyuboğlu'nun kültür kavramının sonsuz sacayaklarından hangilerini seçerek, yazında nasıl bir atmosfer oluşturduğunu tespit etmek ve şiir ve resim sahasında ürün veren Eyuboğlu'nun hem bu sanatlardaki uğraşının ilkelerini gözler önüne seren düşüncelerini -bir başka deyişle poetikasını- belirlemek hem de şahsiyetini yarattığı ürünlerle kuşku götürmez bir şekilde inşa etmiş bir sanatçının diğer sanat dallarına bakışını ortaya koymaktır. Yaptığımız incelemeler, Bedri Rahmi Eyuboğlu'nun kültür kavramını coğrafya, şehirler ve onları ayakta tutan maddi/manevi kıymetler, yaşam biçimleri ve mimari yapıların tarihi ve estetik duruşlarından hareket ederek tanımladığını göstermektedir. Eyuboğlu, ele aldığı sanatlarda, yaratım süreçlerine, o sanatı oluşturan kavramlara, alımlayıcıda bulacağı karşılıklara, gelişmesi için gereken koşullara, eleştiri sahasında oluşturacağı yankılara dikkat çekmiştir. Anahtar Sözcükler Bedri Rahmi Eyuboglu, Çağdaş Türk şiiri, Çağdaş Türk nesri, Çağdaş Türk sanatı

DüzyazıEdebiyatEyüboğlu, Bedri Rahmi+6
Alperen Yigit
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Metinlerarası ilişkiler bağlamında Nâzım Hikmet'in Memleketimden İnsan Manzaraları

Bu çalışmada Nâzım Hikmet'in güçlü şiir evrenini daha anlaşılır kılmak adına, olgunluk dönemi eserleri arasında yer alan Memleketimden İnsan Manzaraları'nın kaynakları ve bu kaynaklar üzerinde yapılan bağlam değişimleri gösterilmiştir. Giriş bölümünde metin ve metinlerarasılık kuramı hakkında kuramsal bilgi verilmiştir. Metinlerarasılık kuramı için daha önce ortaya konulan tasnifler de dikkate alınarak göndermeler, dönüştürmeler ve derlemeler başlıkları oluşturulmuş böylece yapılacak metinlerarası çözümlemelerin sınırları çizilmiştir. Tez çalışmasının I. bölümünde Nâzım Hikmet'in biyografik okuma dünyası ortaya konulmuştur. Tez çalışmasının merkezinde yer alan bu bölümde sanatkârın aile ve eğitim yaşamı, basın yayın yaşamı, hapishane yaşamı ve Rusya'daki yaşamı incelenmiş, onun Türk ve dünya edebiyatında okuduğu ve/veya ulaştığı metinler belirlenmiştir. II. bölümde, Nâzım Hikmet'in Türk edebiyatı, Batı ve Doğu edebiyatlarında kaynak aldığı metinler ve isimler üzerinde durulmuş, ayrıca sanatkârın resim, müzik, sinema, tiyatro, mimari gibi diğer sanat dallarıyla ilişkisi irdelenmiştir. III. bölümde Nâzım Hikmet'in Memleketimden İnsan Manzaraları adlı eseri merkeze alınarak metinlerlerarası göndermeler, IV. bölümde metinlerarası dönüştürmeler, V. bölümde metinlerarası derlemeler ve göstergelerarası etkileşimler kanıtlanmıştır. Çalışmamızda birincil kaynaklar olan Nâzım Hikmet'in mektupları, sanat ve edebiyat yazıları, gazete yazıları, söyleşiler vb. taranmış Memleketimden İnsan Manzaraları'nın kaynakları tespit edilmeye çalışılmıştır. Sanatkârın yazınsal kaynakları taranmasının ardından metinlerarasılık kuramı merkeze alınarak Memleketimden İnsan Manzaraları'nın çoksesliliğinin temel yapıları belirlenmiş ve metne kaynaklık edebileceği düşünülen Türk ve dünya edebiyatına ait metinler ve sanatkârlar tespit edilmiştir.

GöstergelerarasılıkMetinlerarasılıkNazım Hikmet+2
Kağan Gariper
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Runik harfli metinlerde eşdizimlilik

Eşdizimlilik; sıklık temelli yaklaşıma göre bazı sözcüklerin birbirleriyle diğer sözcüklere oranla daha sık kullanılmasıdır. Deyimbilimsel yaklaşıma göre de serbest birlikteliklerden kalıplaşmış deyim yapılara giden süreçte bir ara derecedir. Genelde, eşdizimlilik çalışmaları çağcıl diller üzerinde yapılmaktadır. Bu çalışmada, eşdizimlilik, Türkçenin bilinen en eski metinleri olan runik harfli Türkçe metinlerden oluşturulmuş bir derlem yardımıyla deyimbilimsel ölçütler kullanılarak incelenmiştir.

DeyimbilimEski TürkçeEşdizimlilik+3
Pınar Sel
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk eğitim, kültür ve edebiyat dünyasında Mahmut Makal

Edebiyat tarihi araştırmalarında bir yazarın hayatının, sanatının ve eserlerinin bütüncül olarak incelendiği çalışmalar çoktur. Biz bu çalışmamızda Türk edebiyatında köy edebiyatı olarak adlandırılmış, köyden gelenlerin köyü anlattığı dönemin başlatıcısı olan önemli bir Eğitimci Yazar olan Mahmut Makal'ın hayatını, sanatını ve eserlerini inceledik. Bugüne kadar Mahmut Makal hakkında yapılan çalışmaların bütüncül olmadığını, akademik bir disiplin içerisinde incelenmediğini gördük. Yaptığımız çalışma ile edebiyat tarihimizdeki bu açığı kapatmak, Mahmut Makal'ı edebiyat tarihimizde hak ettiği yere getirmek istedik. Çalışmamızda Makal'ın; bütün eserlerini, eserleri ve kendisi hakkında yapılmış çalışmaların tamamını değerlendirmeye çalıştık. Bunun için tüm eserlerini en az iki kez okuyarak ve yoğun bir kütüphane çalışması gerçekleştirerek akademik bir disiplin içerisinde ortaya ürünler koymaya çalıştık. Bu çalışmada elimizden geldiğince Mahmut Makal'ın edebi kişiliği, sanatı ve eserleriyle edebiyat tarihimizdeki yerini anlatmaya çalıştık.

BiyografiEdebiyat tarihiEğitim+5
Ali Can Akdağ
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk tiyatrosunda varoluşçuluk

Türk edebiyatında varoluşçuluğun ilk etkileri 1950'li yıllarda akımı tanıtıcı yazıların gazete ve dergilerde yayımlanmasıyla başlamıştır. Varoluşçuluk akımı, diğer felsefe akımlarında olduğu gibi bilimsel yazı türleriyle değil; edebî metin türleriyle ortaya çıkmıştır. Bu yüzden de varoluşçuluk akımının edebiyatla kurmuş olduğu ilişki diğer felsefe akımlarına göre daha kuvvetlidir. Edebiyatımızda özellikle 1960 ve 1970'li yıllarda etkisi artarak günümüzde de devam etmektedir. Çalışmamızda özellikle hikâye, roman ve şiir gibi edebî türlerde etkisi görülen varoluşçuluk akımının, diğer yazmış oldukları metin türlerinde bu akımı bilinçli olarak tercih eden yazarların tiyatro türünde yazmış oldukları eserlerde de etkisinin olduğu gösterilmektir. Varoluşçuluk akımının temel konuları olan yabancılaşma, yalnızlık, intihar, modern yaşamın insan üzerindeki etkileri incelemiş olduğumuz metinlerde ana konu ve tem olarak karşımıza çıkmaktadır. Varoluşçuluğun temel değerleri yazılmış olan tiyatro metinlerinde, tiyatronun türünün olanakları kullanılarak metin kahramanlarının diyaloglarında, kahramanların ruh hallerinin anlatıldığı açıklayıcı bölümlerde ve dekor düzenlenmelerinde karşımıza çıkmaktadır. Tez çalışmasının ilk bölümünde Türk edebiyatında varoluşçuluk akımının nasıl ortaya çıktığı ve etkilerinin nasıl oluştuğu üzerinde durulduktan sonra Bilge Karasu, Güner Sümer ve Oğuz Atay'ın tiyatro türünde yazmış oldukları eserlerindeki etkileri gösterilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızdaki birincil kaynaklar yazarların basılı olan tiyatro metinleridir. Bu metinlerden hareketle tiyatromuzda varoluşçuluk akımının etkileri tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler Bilge Karasu, Güner Sümer, Oğuz Atay, tiyatro, varoluşçuluk.

Atay, OğuzKarasu, BilgeSümer, Güner+3
Ögeday Bagatur
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İbrâhîm Bin Bâlî'nin Hikmet-Nâme'sindeki coğrafi unsurlar üzerine mitolojik, efsanevi ve tarihî açıdan bir inceleme

15. yüzyılda İbrâhîm bin Bâlî tarafından mesnevi nazım şekliyle yazılan, Acâ'ibü'l-mahlûkât tercümesi olan Hikmet-nâme, astronomi, astroloji, kozmoloji, coğrafya, botanik ve zooloji gibi birçok kaynaktan beslenen ansiklopedik bir eserdir. Mitoloji ve mitolojinin içinde barındırdığı türler de bu kaynaklar arasındadır. Bu çalışmada eserde geçen şehirler, ülkeler, kasabalar, dağlar, denizler, adalar, nehirler, su kaynakları ve kuyular gibi coğrafi unsurlar tespit edilerek mitolojik, tarihî ve efsanevi unsurların esere nasıl yansıdığı anlatılarak değerlendirmelerde bulunulmuştur. Çalışmanın amacı coğrafi unsurlar ekseninde mitolojinin, tarihî, efsanevi unsur ve anlatıların Hikmet-nâme'ye nasıl yansıdığını göstermektir. Üç bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde mit ve mitoloji kavramlarından bahsedilerek mitolojinin Hikmet-nâme'ye nasıl yansıdığı üzerine değerlendirmelerde bulunulmuş, mitoloji ve coğrafya ilişkisi hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Hikmet-nâme'de geçen coğrafi unsurlar tespit edilerek, dünya ve Türk mitolojisine ait mitlerin, şahısların, mitolojik hayvanların ve bitkilerin esere nasıl yansıdığı incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise coğrafi unsurlar çerçevesinde efsaneler ve tarihî anlatıların Hikmet-nâme'ye yansıma biçimleri incelenmiş, ulaşılan veriler beyitlerle desteklenmiştir.

Acaibü`l-MahlukatCoğrafi bilgiCoğrafya+6
Duygu Kerti
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmedî Dîvânı'nda tarihî, efsanevî, mitolojik şahıslar ve arketipleri

Klasik Türk edebiyatının kurucularından olan Ahmedî, XIV. asır Türk edebiyatının önde gelen şairlerindendir. Şiirlerinde pek çok tarihî, efsanevi ve mitolojik unsura yer vermiştir. Bu çalışmada da Ahmedî'nin sahip olduğu zengin mitolojik birikimin, Dîvân'ında yer alan tarihî ve efsanevi şahıslar üzerine nasıl yansıdığı ve şairin muhayyilesinde nasıl şekillendiği anlatılmış ve beyitlerle örneklendirilmiştir. Çalışmanın temel amacı, Ahmedî'nin ve yaşadığı dönemin şiir anlayışındaki mitolojik kültür birikiminin arketipleri bağlamında ortaya konması ve beyitlerle örneklendirilmesidir. İki bölüme ayrılan çalışmanın ilk bölümünde peygamberler ve kutsal kitaplarda zikredilen şahıslar maddelere ayrılarak beyitler, arketipleri bağlamında incelenmiştir. İkinci bölümde ise mitolojik ve efsanevi şahıslar yine maddelere ayrılarak arketipleri ve Ahmedî Dîvânı'na yansıma biçimleri incelenmiştir.

AhmediArketipDivan edebiyatı+7
Fatih Uğur
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Haẕa Kitābu İskender-nāme [90r - 135v] (inceleme-metin-dizin)

İslam Edebiyatında yaygın olarak görülen mesnevi konusu olarak İskendernameler Türk Edebiyatında da önemli yer tutar. Elimizde bulunan eser Vatikan Kütüphanesinin Türkçe Yazmalar bölümünde 145 numarada kayıtlı "Haẕa Kitābu İskendernāme" adlı bir İskendernamedir. Söz konusu eserin 90r ile 135v varakları bu tezin çalışma konusunu oluşturmaktadır. Bu çalışma sırasında nazım kısımlarında müellifinin Hamzavî olduğu tespit edilmiştir. Nüshanın yazılış tarihi kesin olmamakla birlikte, müellifi olan Hamzavî, XIV. ile XV yüzyılları arasında yaşamış olup eser XV. yüzyıl dil özellikleri göstermektedir. Bu sebeple eserin XV. yüzyıla ait olduğu düşünülmektedir. Bu çalışma, "Giriş", "Dil İncelemesi: Söz Yapımı", "Transkripsiyonlu Metin" ve "Dizin" bölümlerinden oluşmaktadır. Yazmayı tanıtan 'Giriş' bölümünden sonra İskendernameler ve Hamzavî'nin hayatı ve eserlerinin ele alındığı birinci bölüm yer almaktadır. 'Dil İncelemesi: Söz Yapımı' bölümünde eserden yola çıkılarak Eski Anadolu Türkçesinde söz yapımı incelenmiştir. "Transkripsiyonlu Metin"in yer aldığı üçüncü bölümde Arap harfli metin Türkçe Transkripsiyon Alfabesine aktarılmıştır. Tezin sonunda "Sonuç" ve "Kaynakça" bölümleri verilmiştir. Daha sonra eseri oluşturan kelimeler ve özel adlar analitik dizin olarak sıralanmıştır. Anahtar Kelimeler: İskender-name, Türk Dili, Eski Anadolu Türkçesi, Hamzavî, söz yapımı

Dil özellikleriEski Anadolu TürkçesiHamzavi+2
Büşra Ejder
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sait Faik Abasıyanık'ın hikâyelerinin çevreci eleştiri ışığında incelenmesi

Sait Faik Abasıyanık (1906-1954), Türk edebiyatının önemli isimlerindendir. Aynı zamanda bir şiir kitabı da bulunan Sait Faik, daha çok hikâyeci yönüyle tanınır. Türk hikâyeciliğinin önde gelen yazarlarından sayılan Abasıyanık, çağdaş hikâyeciliğe yaptığı katkılarla Türk edebiyatının köşe taşlarındandır. Modern hikâyeciliğin öncülerinden olan Sait Faik'in eserlerine çevreci eleştiri ışığında yaklaşmak mümkündür. Pek çok edebî türde, genel veya özel bir mesele üzerinden çevreyi ve çevre sorunlarını ele alan eserler oluşturulmasının yanı sıra, çevreci yaklaşımı esas alan bir de eleştiri yöntemi geliştirilmiştir. "Ecocriticism" kavramıyla ortaya çıkan yöntem Türkçede çevreci eleştiri veya ekoeleştiri olarak adlandırılır. Edebiyatta çevre duyarlılığının ortaya çıktığı ve bu yönde eserlerin verilmeye başlandığı 1960'ların sonu itibarıyla çeşitli yöntemler de oluşmaya başlar. Derin ekoloji, toplumsal ekoloji ve ekofeminizm söz konusu yaklaşımlardandır. Aslında, çevreci eleştirinin çerçevesi oldukça geniştir. Doğayı ilgilendiren her konu kuramın ilgi alanına girmektedir. Üç dalga hâlinde eleştiri tarihinde baş gösteren Ekoeleştiri kuramını Abasıyanık'ın hikâyelerinde bir yöntem olarak kullanmak mümkündür. Bu tezde, özellikle birinci dalga çevreci eleştirinin ve derin ekolojinin edebî metinlere yaklaşımı ve ilkeleri gözetilerek Sait Faik'in hikâyelerinde doğa algısı, insan ve doğa ilişkisi, çevre sorunları ve kentleşme olgusu üzerinde durulmuştur. Onun eserlerinde insanın toprakla, denizle, hayvanla ve bitkiyle olan etkileşimi çevre merkezli bir yöntemle irdelenmiştir.

Abasıyanık, Sait FaikEkoeleştiriHikaye+5
Rabia Sena Yıldırım
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçede "ne… ne(de)…" bağlacının gelişimi

Bağlaçlar kelime, kelime grubu ve cümleleri bağlayan sözcük türleridir. Bağladıkları ögeleri yapı, şekil ve anlam yönünden tamamlar ve kullanıldıkları cümleye sebep, sonuç, şart, olumsuzluk gibi anlamlar katarlar. Bu bağlaçlardan kullanıldığı cümleye olumsuzluk anlamı yükleyen, sözcük, sözcük grubu ve tümceleri bağlamakta kullanılan, genellikle olumlu yüklemle kullanılan ve Türkiye Türkçesine kadar işlekliğini koruyan ne… ne (de)… bağlacı bu tez çalışmasının asıl konusudur. Bu tez çalışması üç ana bölümden oluşmaktadır. "Birinci Bölüm"de bağlaçlar hakkında yapılan tartışmalar, dil bilimcilerin daha önceki çalışmalarından hareketle kronolojik olarak verilmiş ve bağlaçlar için geniş bir tasnif denemesi yapılmıştır. "İkinci Bölüm"de ne… ne (de)… bağlacı üzerinde yapılan çalışmalar, bağlaç üzerindeki tartışmalı konular ve bağlaçların görevleri açıklanmıştır. "Üçüncü Bölüm"de Türkçenin ilk yazılı metinlerinden itibaren incelenen eserlerden hareketle ne… ne (de)… bağlacının tarihî süreç içindeki durumu incelenmiş ve yine bu metinlerden alınan örneklerle ne… ne (de)… bağlacının yapı ve görev bakımından geniş bir tasnifi verilmiştir. "Sonuç" kısmında ise ulaşılan veriler tablolar hâlinde sunulmuştur. Anahtar Sözcükler Bağlaçlar, ne… ne (de)… bağlacı, Anlam, Yapı

AnlamBağlaçDilbilim+2
Şeyma Yıldız
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

1980-2000 arası Türk tiyatrosunda biyografik oyunlar

Biyografik oyunlar, toplum tarafından tanınan kişilerin yaşamlarının, kişiliklerinin, ikilemlerinin, çatışmalarının, insana ait olan hâllerinin açımlamalarının tarihsel zamanlama dâhilinde tiyatro metinlerine ve oradan da sahneye aktarıldığı bir edebiyat/sanat türüdür şeklinde tanımlanabilir. "1980-2000 Arası Türk Tiyatrosunda Biyografik Oyunlar" isimli çalışmanın amacı, belirtilen dönem içerisinde tespit edilen biyografik oyunları incelemek ve yazarların, yaşamöykülerini anlattıkları şahısların biyografik bilgilerinin nasıl kullanıldığını saptamaktır. Bu noktada ise somut bilgilere ulaşmak için çalışmanın temelinde karşılaştırmalı yöntem kullanılmıştır. Bu tez çalışması dört ana bölümden oluşmaktadır. "Birinci Bölüm"de 1980-2000 arası dönemin siyasi, toplumsal ve edebî arka planı verilmiştir. "İkinci Bölüm"de 1980-2000 arası tiyatro yaşamı tüm detaylarıyla aktarılmıştır. "Üçüncü Bölüm"de biyografi ve biyografik oyun türlerinin kuramsal çerçevesi çizilmiştir. "Dördüncü Bölüm"de ise tespit edilen eserler karşılaştırmalı yöntem dâhilinde dataylı bir biçimde incelenmiştir. Biyografik oyun türlerinin tespitinde ise geleneksel ve yenilikçi biyografik oyun türlerinin ağır bastığı gözlemlenmekle beraber metabiyografik ve postbiyografik biyografik oyun türlerine de rastlanmıştır. Anahtar Sözcükler Biyografik Oyun, Biyografi, Karşılaştırmalı Yöntem, Türk Tiyatrosu

BiyografiKarşılaştırmalı analizTiyatro+2
Esra Çınar
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

El Medhal Fi Coğrafya adlı eserin transkripsiyonlu metni ve sözlüğü

Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, Hüseyin Rıfkı Tâmânî'nin El Medhal Fi Coğrafya adlı eseri incelenmiştir. III. Selim döneminde kaleme aldığı bu çalışmada matematik, geometri, astroloji ve coğrafyaya ait terimler kullanılarak aradaki ilgi açıklanmaya çalışılmıştır. Eserin 1266/1850 tarihli ikinci baskısı daha önce Mehmet Parmaksız tarafından yüksek lisans tezi olarak incelenmiştir. Daha önce incelenen tezde yalnızca eserin Mehmet Parmaksız tarafından okunabilen yerleri mevcuttur. Sözlük ve transkripsiyonlu bire bir aktarım söz konusu değildir. Ayrıca okunamayan yerler çeşitli işaretler konularak geçilmiştir. Yeniden okunan çalışmada eser eksiksiz ve transkripsiyonlu çevrilerek ele alınmıştır. Eser, 19. yüzyıl Klasik Osmanlı Türkçesi dönemine özgü dil özellikleri başta olmak üzere, çoğu konuda bilimsel terminolojiye dair önemli malzeme içermektedir. Bununla beraber devrinin bilim anlayışına da hizmet eden değerli bilgiler sunmaktadır. Çalışma giriş, inceleme, metin ve sözlük olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. "Giriş" bölümünde eserin içeriğine değinildikten sonra, incelememize konu olan eserin yazarının hayatı ve eserleri, eserlerinin konusu, içeriği ve nüshaları, eserlerinin hazırlanmasına kaynaklık eden eser ve kişiler hakkında bilgiler verilmiş; El Medhal Fi Coğrafya adlı eserin Türk dili tarihi açısından öneminden bahsedilmiştir. "İnceleme" bölümünde eserin dil ve yazım özellikleri incelenmiştir. "Metin" bölümünde eser, çeviri yazı işaretleriyle Latin harflerine aktarılmıştır. Çalışmadaki amaç eseri daha önce yapılmış olan çeviri yazılı metinden daha okunaklı ve anlaşılır şekilde düzenlemek olmuştur. Ayrıca eser, üzerinde yapılan çalışmalara ek olarak eski cilt özellikleri ve sözlüğü noktasında ayrıntılı incelenmiştir. Tez yazım aşamasında çoğu kaynak incelenerek eserin yapısına uygun şekilde hareket edilmiştir. "Sözlük" bölümünde metni oluşturan sözcükler, alfabetik sıraya göre dizilmiş ve metin içi anlamlarına bakılarak anlamlandırılmıştır. Coğrafya, geometri, astroloji ve matematik terimlerini de içeren sözlük kısmında, terimler detaylıca açıklanmıştır. Çalışma neticesinde kimi okuma yanlışları ilgili kaynaklardan teyit edilerek düzeltilmiştir. Eser, sonuna eklenen sözlükle beraber tamamlanmıştır.

Dil özellikleriEl Medhal Fi CoğrafyaHüseyin Rıfkı Tamani+2
Gülperi Sonuç
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mecmû'atü'l-Mühendisîn (giriş-inceleme-metin-dizin)

Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn başhocası Hüseyin Rıfkı Tâmânî'nin III. Selim döneminde hazırlamış olduğu ve geometrinin pratik sahadaki tatbikatını konu alan Mecmûʿatüʾl-Mühendisîn adlı eserin Millî Kütüphane'de EHT 1966 A 796 yer numarası ile kayıtlı 1274 H/1858 tarihli baskısı üzerine çalışılmıştır. Eser, 19. yüzyıl Klasik Osmanlı Türkçesi dil yadigârı olarak dönemin dil özellikleri başta olmak üzere, matematik ve mühendislik konusunda bilimsel terminolojiye dair önemli malzeme içermekte, buna ek olarak devrinin bilim anlayışına da hizmet eden kıymetli veriler sunmaktadır. Mühendislik alanında yazılmış ilk kapsamlı, Türkçe kitap olmasından ötürü 19. yüzyılda Türkçenin bilim dili olarak kullanımına da ışık tutmaktadır. Çalışma giriş, inceleme, metin ve dizin olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. "Giriş" bölümünde Osmanlı bilim geleneği içerisinde Mühendishâne ve Mühendishâne hocalarının rolüne değinildikten sonra, incelememize konu olan eserin yazarının hayatı ve eserleri, eserlerinin konusu, içeriği ve nüshaları, eserlerinin hazırlanmasına kaynaklık eden eser ve kişiler hakkında bilgiler verilmiş; Mecmûʿatüʾl-Mühendisîn adlı eserin Türk dili tarihi açısından öneminden bahsedilmiştir. "İnceleme" bölümünde eserin dil ve yazım özellikleri incelenmiştir. "Metin" bölümünde eser, çeviri yazı işaretleriyle Latin harflerine aktarılmıştır. "Dizin" bölümünde bir genel dizin, bir de terimler dizini bulunmaktadır. Genel dizinde metni oluşturan sözcükler, alfabetik sıraya göre dizilmiş ve metin içi bağlamlarına bakılarak anlamlandırılmıştır. Mühendislik ve matematik terimlerini bir araya getirdiğimiz terimler dizininde ise, terim olarak değerlendirdiğimiz madde başları alfabetik olarak dizilerek genel dizinden daha detaylı açıklamalarla sunulmaya ve metnin el verdiği ölçüde metin içi alıntılarla örneklendirilmeye çalışılmıştır.

Dil bilgisiDil bilimDil özellikleri+7
Serkan İnce
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Klasik belâgatte mecaz ve mecazi anlatım

Kur'ân-ı Kerîm ve hadislerde mecazi ifadelerin varlığı fark edilmekle birlikte, mecaz kavramının terimleşmesi yüzyıllar almıştır. Bu süreçte mecaz, Arapçaya özgü bir üslup özelliği olarak görülmüş ve dolaylı anlatıma dayanan söz sanatlarını kapsayacak şekilde açıklanmıştır. Mecazın terimleşmesi ve detaylı tasnifi Abdülkâhir el-Cürcânî (ö. 471/1078-79) ile gerçekleşmiştir. Ebû Ya'kûb es-Sekkâkî (ö. 626/1229), mecaz konusunu, Cürcânî'nin görüşlerini esas alarak mantık ilmi etrafında sistemleştirmiştir. Sekkâkî'yi takip eden Hatîb el-Kazvînî (ö. 739/1338), mecaz meselesini eleştirel bir yaklaşımla ele almış ve son şeklini vermiştir. Sa'düddîn et-Taftâzânî (ö. 792/1390) ise bu konuda büyük oranda Kazvînî'ye bağlı kalmıştır. Mecaz konusu Arap edebiyatında olgunluğa ulaştığından Türk edebiyatında yeni bir yaklaşım geliştirilmemiştir. Türk belâgatçiler Arap edebiyatına bağlı kalmış ve çoğunlukla Kazvînî'yi takip etmiştir. Tanzimat Dönemi sonrasında Batı retoriğinin tesiriyle yazılan eserlerde de Recâîzâde'nin Ta'lîm-i Edebiyyât'ı dışında önemli bir yenilik görülmemiştir. Bu dönemde de yazarlar mecazda klasik belâgat çizgisinde kalmışlardır. Klasik Türk edebiyatında şairler hayalî tasvirler oluştururken mecazlardan çokça yararlanmıştır. Soyut duyguların dışavurumunda önemli işlevi olan istiareler, diğer mecaz türlerinden daha çok tercih edilmiştir. Lirizmin yüksek olduğu şiirlerde mecazi anlatım ağırlık kazanmıştır. Buna bağlı olarak şairler, mecazi anlatıma en çok gazelde, sonra kaside ve mesnevilerde başvurmuştur. Bu çalışmada, Arap ve Türk edebiyatında belagatçilerin mecazla ilgili görüşleri kronolojik olarak ele alınmış ve klasik belâgatin mecaz konusunda çizdiği çerçeve belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca belâgatin mecazla ilgili teorik bilgileri esas alınarak klasik Türk edebiyatından seçilen gazel, kaside ve mesnevilerde kullanılan mecazlar ve mecazi anlatım incelenmiştir.

BelagatBenzetmeEdebi sanatlar+2
Oğuzhan Et
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

21. yüzyıl Türkçesinde yeni ögeler ve yeni sözcükler

Yaşayan her varlıkta olduğu gibi değişim; dilin doğasında mevcuttur. Varoluş biçimlerimiz olarak niteleyebileceğimiz dilin geçirdiği değişimleri kayıt altına almak gerekir. Bu çabayı anlamlı kılan şey; toplumu bir arada tutan aidiyet bilincini koruyabilmektir. Dildeki en büyük değişim; bir nesne, kavram ya da düşünceye yönelik yeni üretimler sonucunda gerçekleşir. Yeni üretimler, dildeki yeni türetmeleri beraberinde getirir. Bu hususta karşımıza iki temel kavram çıkmaktadır: yeni öge ve yeni sözcük. Yeni ögeler (neolojizmler), dildeki yeni bir gösteren-gösterilen ilişkisini anlatır ve bu ilişki anlamsal yahut biçimsel olabilir. Yeni sözcükler ise aynı gösterilenin farklı gösterenlerle çeşitli amaçlar (sadeleşmek, özleşmek, standartlaşmak vb.) yahut doğal süreçler (kelimenin eskiyerek kullanım sıklığını yitirmesi vb.) sonucunda tekrar ifade edilmesidir ve bu süreç yalnızca biçimseldir. Her iki kavram da dildeki türetmeler sonucu ortaya çıkar ancak hizmet ettikleri amaç doğrultusunda birbirlerinden ayrılır. Çalışmanın maksadı; 21. yüzyıl Türkçesinin canlı söz varlığı içerisinde bulunan ancak henüz sözlükler tarafından kayıt altına alınmamış olan yeni türetmeleri, bahsi geçen iki kavramın kapsadığı amaçlar doğrultusunda tespit etmek ve bunları sözlüğe kazandırmak, diğer bir deyişle kayıt altına almaktır. Çalışma; yeni öge ve yeni sözcük kavramlarının ayırt edilebilir düzeyde açıklanması, yeni türetmelerin hizmet ettikleri amacın belirlenmesi ve sözlüğe alınma ölçütlerine göre değerlendirilerek Türk Dil Kurumu tarafından hazırlanan Türkçe Sözlük için önerilmesi şeklinde bir yol haritası izlemektedir. Yeni sözcük yahut yeni öge olma özelliği gösteren dildeki bu yeni türetmelerin saptanabilmesi hususunda çalışmanın temel kaynağı olarak Dr. Öğr. Üyesi Bekir Tahir Tahiroğlu, Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın ve Prof. Dr. Bülent Özkan tarafından Ulusal Araştırma Projesi kapsamında hayata geçirilen Türkiye Türkçesi Çevrim İçi Haber Metinlerinde Yeni Sözlerin (Neolojizm) Otomatik Çıkarımı adlı çevrim içi yazılımın veri tabanından yararlanılmıştır.

21. yüzyılNeolojizmSöz varlığı+2
Sahra Çolak
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00