
723
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Bazı nohut çeşitlerinin farklı tohum iriliği ve ekim zamanlarında verim ve kalite performanslarının belirlenmesi
Araştırma, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Tarımsal Araştırma ve Uygulama Müdürlüğü deneme arazisinde 2016 yılında yürütülmüştür. Araştırmada materyal olarak Uzunlu 99, Gökçe, Azkan, Yaşa-05 ve İnci nohut çeşitleri kullanılmıştır. Tesadüf Bloklarında Bölünen Bölünmüş Parseller deneme deseninde üç tekrarlamalı olarak yürütülen araştırmada beş nohut çeşidi, üç farklı ekim zamanı (24 Şubat, 3 Mart ve 1 Nisan) ve 2 farklı tohum iriliği (35 g üstü ve 35 g altı) kullanılmış olup ekim zamanı ana parselleri, çeşitler alt parselleri ve tohum irilikleri ise alt alt parselleri oluşturmuştur. Çalışmada fenolojik ve agronomik özellikler olan çiçeklenme ve bakla bağlama gün sayısı, bitki boyu, bitkide ana dal sayısı, ilk bakla yüksekliği, bitkide bakla sayısı, bitkide tane sayısı, bitki başına tane verimi, yüz tane ağırlığı, tohum verimi, biyolojik verim, hasat indeksi ile kalite özellikleri olan protein oranı, su alma kapasitesi, su alma indeksi, şişme kapasitesi, şişme indeksi ve kabuk oranı parametreleri incelenmiştir. Çalışmada ele alınan parametrelerden tohum verimi, ana dal sayısı, bitkide bakla ve tane sayısı, biyolojik verim, yüz tane ağırlığı, protein oranı ve kabuk oranı hariç tüm özelliklere ekim zamanının etkisinin önemli olduğu bulunmuştur. Ekim zamanı geciktikçe parametrelerin büyük çoğunluğunda düşüşler görülmekle beraber aynı zamanda birinci ekim zamanında da aynı durum görülmüştür. Kalite unsurlarından olan su alma kapasitesi ve indeksinin ekim zamanı geciktikçe azaldığı görülürken, protein oranının ise tam tersi ekim zamanı geciktikçe arttığı saptanmıştır. İncelenen parametrelerden bitkide bakla ve tane sayısı, hasat indeksi ile su alma indeksi hariç tüm parametrelerde 35 g üstü tohumlarda yüksek değerlerin elde edildiği tespit edilmiştir. Araştırmada kullanılan Gökçe ve Azkan nohut çeşitleri tohum verimi bakımından ilk iki sırayı paylaşırken, İnci nohut çeşidinde ise bitkide bakla ve tane sayısı bakımından en yülksek değerlerin elde edildiği belirlenmiştir.
Farklı tohum ekim yöntemlerinin orman gülü (Rhododendron ssp.) tohumlarının çıkış sıklıkları ve fide gelişimi üzerine etkisi
Bu araştırmada orman gülü türlerinin (R. ponticum L., R. luteum Sweet, R. caucasicum Pallas, R. simirnovii Trautv ve R. ungernii Trautv) tohumlarına uygulanan farklı tohum ekim yöntemlerinin fide çıkış sıklıkları, çıkış süresi, gücü ve bitki büyümesine olan etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Tohumlar, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümüne ait uygulama laboratuvarında bulunan iklim kabinleri içerisine konulan, 35x50 cm boyutlarındaki köpük kasalara 3 Kasım 2016 tarihinde ekilmiştir. Ekim yöntemi olarak, elle sıraya ekme (kontrol), plant agar ile karıştırma, MS ile karıştırma, ve dere kumu ile karıştırma olmak üzere dört farklı yöntem denenmiştir. Araştırmamız sonucunda, elde edilen en yüksek tohum çıkışı oranları R. ponticum L. türünde %76,00 R. luteum Sweet. % 66.60, R. smirnovii Trautv %55.33, R. ungernii Trautv %24,00 ve R. caucasicum Pallas %15.33 olarak elle sıraya ekme (kontrol) uygulamasından sağlanmıştır. Ekim yönteminin fide çıkış sıklığı üzerine etkileri incelendiğinde ideal tohum dağılımına en yakın değerlerin elle sıraya ekme yönteminden elde edilmiştir. Fide boylarında en iyi sonuç R. ponticum (2.11cm), R. luteum (3.08cm), R. smirnovii (4.07cm), R. ungernii (1.39cm) türlerinde Ms ortamından alınmışken, R. caucasicum da ise 1.69cm ile agar ortamından elde edilmiştir. Sonuç olarak orman gülü türlerinin generatif yöntemle çoğaltılmasında fide çıkış sıklıklarının homojen olarak dağılması için elle kontrollü bir şekilde ekim yönteminin, fide büyümesi dikkate alındığında ise MS ile karıştırarak ekim yönteminin uygun olduğu belirlenmiştir.
Kırşehir kurak koşullarında geleneksel ve doğrudan ekim yöntemlerinin arpa – mercimek ekim nöbetinde karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, Kırşehir ekolojik şartlarında nadaslı kuru tarım koşullarında arpa - mercimek münavebesinde doğrudan ekim sistemi ile geleneksel ekim sistemini karşılaştırmak ve bu sistemlerin mercimek çeşitleri üzerindeki etkilerini değerlendirmektir. Çalışma 2015-2016 yetiştirme sezonunda Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Ziraat Fakültesi deneme tarlalarında yürütülmüştür. Deneme, Tesadüf Bloklarında Bölünmüş Parseller deneme deseninde, dört tekerrürlü olarak beş mercimek çeşidi ile yürütülmüştür. Çalışmada, mercimek çeşitlerinin verim ve verim unsurları, morfolojik ve fenolojik özellikleri incelenmiş ve incelenen özellikler arasındaki korelasyonlar belirlenmiştir. Araştırma sonucunda Varyans Analizleri, incelenen tüm özellikler için önemli farklılıklar göstermiştir. Ayrıca, geleneksel ekim yöntemi ve doğrudan ekim yöntemi kısmi bütçe analizi ile değerlendirilmiştir. Mercimek çeşitlerinden geleneksel ekim yöntemi uygulamasında elde edilen ortalama tane verimi (103.9 kg/da), doğrudan ekim uygulamasından elde edilen ortalama tane verimine (77.1 kg/da) göre istatistiki olarak daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Kısmi bütçe analizinde, geleneksel ekim uygulaması bürüt gelir (262.91 TL/da) yönüyle doğrudan ekime (195.28TL/da) göre üstünlük gösterse de net karlılık açısından (sırasıyla 164.91 TL/da ve 162.28 TL/da) bir farklılığın bulunmadığı belirlenmiştir. Çeşitler arasında verim 48.6 kg/da ile 129.0 kg/da arasında değişmiştir. Şakar çeşidi her iki uygulamada sırasıyla 113.7 kg/da ve 144.4 kg/da verim değerleriyle ön plana çıkan çeşit olmuştur. Verim üzerinde farklı toprak uygulamalarının yanı sıra metrekaredeki bitki sayısı, bitkide tane sayısı, bitkide bakla sayısı gibi temel verim unsurları belirleyici olmuştur. İncelenen özellikler arasında 27 adet olumlu ve çok önemli, 3 adet olumlu ve önemli ve 12 adet olumsuz ve çok önemli ilişkiler belirlenmiştir.
Etlik japon bıldırcın (Coturnix coturnix Japonica) rasyonlarına acı biber atığı ilavesinin performans, et kalitesi ve bağırsak mikrobiyolojisi üzerine etkisi
Bu çalışma etlik japon bıldırcın (Coturnix coturnix japonica) rasyonlarına acı biber atığı ilavesinin performans, et kalitesi ve bağırsak mikrobiyolojisi üzerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Mevcut hayvan çalışması Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Zootekni Bölümü, Kümes Hayvanları Ünitesinde yürütülmüştür. Çalışma grupları; standart yemle beslenen kontrol (0 mg/kg Acı Biber Atığı (ABA)), rasyona 100 mg/kg ABA, 200 mg/kg ABA ve 400 mg/kg ABA ilave edilen gruplardan oluşmuştur. Her grup 4 tekerrür ve her tekerrür 10 civcivden oluşmuştur. İn vivo hayvan denemesinde toplam 160 adet günlük yaşta etlik bıldırcın civcivi kullanılmış ve deneme 42 gün sürmüştür. Çalışma sonunda performans parametreleri, bıldırcın etinin fiziksel ve kimyasal özellikleri, bağırsak mikrobiyolojisi ve bazı kan parametreleri üzerine etkisi belirlenmiştir. Sonuç olarak acı biber atığının bıldırcınların yem tüketimini, canlı ağırlık kazancını ve yemden yararlanma oranını arttırdığı belirlenmiştir. Acı biber atığı ilavesi bıldırcın etinin bozulma süresini geciktirmiş, ayrıca serbest haldeki radikalleri bağlayabilen antioksidan özelliğini de arttırmıştır. Acı biber atığı ilavesi ile ince bağırsak mikroflorasındaki laktik asit bakteri sayısını arttığı tespit edilmiştir.
Marul (Lactuca sativa L.) fide kalitesi ve bitki gelişimi üzerine paclobutrazol ve prohexadione-calcium uygulamalarının etkileri
Çalışmada marul fidelerinde boylanmanın kontrol edilmesi amacıyla farklı mevsim (güz ve bahar), zaman (tohum, çimlenme, gerçek yaprak ve çimlenme ve gerçek yaprak dönemi) ve dozlarda uygulanan Pro-Ca (0, 50, 100, 150 ppm) ve PBZ'nin (0, 25, 50, 100 ppm) fide gelişimi ve kalitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Ayrıca uygulama yapılmış marullar hidroponik sistemde yetiştirilerek uygulamaların hasat dönemine kadar ne derece kalıcı olduğu belirlenmiştir. Araştırmada tohum uygulamalarının incelenen parametreler üzerinde yaprak uygulamalarına kıyasla daha az etkili olduğu tespit edilmiştir. Marul fideleri üzerinde her iki kimyasalında yaprak uygulamalarının uygulama zaman ve dozlarındaki artışla orantılı olarak baskılayıcı etkisinin arttığı belirlenmiştir. Fide aşamasında PBZ uygulamalarının büyüme parametreleri üzerindeki baskılayıcı etkisinin Pro-Ca uygulamalarından daha fazla olduğu, bu etkinin hasat döneminde Pro-Ca uygulamalarında ortadan kalktığı ancak PBZ uygulamalarında yüksek dozlarda devam ettiği saptanmıştır. Sonuç olarak çimlenme+gerçek yaprak uygulama zamanının her iki durdurucunun da en yüksek oranda etkili olduğu uygulama zamanı olduğu, ancak hem büyümeyi istenilen düzeyin üzerinde baskılaması, hem de hasat döneminde dahi özellikle PBZ uygulamalarında durdurucu etkinin devam etmesinden dolayı kullanılması önerilmemektedir. Gerçek yaprak aşamasında yapılan uygulamaların fide kalitesi üzerinde diğer uygulama zamanlarından daha iyi sonuç verdiği saptanmıştır. Uygulama dozu olarak Pro-Ca için gelişmenin hızlı olduğu mevsim ve koşullarda 100 ve 150 ppm dozları, gelişmenin yavaş olduğu koşullar için 50 ve 100 ppm dozları tavsiye edilmektedir. PBZ için gelişmenin hızlı olduğu mevsim ve koşullarda 25 ve 50 ppm dozları, gelişmenin yavaş olduğu koşullar için 25 ppm ve daha altı dozlar tercih edilmelidir.
Farklı renklerdeki LED ışıkların Rhododendron luteum Sweet. tohumlarının çimlenmesi üzerine etkileri
Işık enerjisi tarımsal üretimde en önemli etmenlerden biridir. Işık bitkilerin büyüme ve gelişmelerinde ışıklanma süresi, ışığın şiddeti ve ışığın dalga boyu olmak üzere üç önemli ekolojik özelliği ile etki etmektedir. Her geçen gün gelişen teknoloji ile birlikte güneş ışığına takviye olarak veya kapalı ortamlarda ışık kaynağı olarak yapay ışıklar kullanılmaktadır. Bu amaçla kullanılan en son teknoloji ürünü yapay ışık kaynağı ise Işık Yayan Diyotlar (LED)' dır. Bu araştırma farklı renklere sahip (Gün ışığı LED, Mavi LED, Kırmızı LED ve Mavi LED+Kırmızı LED (%50+%50)) LED ışıklarının R. luteum tohumlarının çıkış oranları ve fide gelişimleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. LED ışıkları, köpük kaplarda asidik torf üzerine yüzeysel olarak ekilen tohumlara 16/8 saat (ışık/karanlık) şeklinde uygulanmıştır. Çalışmada elde edilen çıkış oranları veriler değerlendirildiğinde Gün ışığı, Kırmızı LED, Kırmızı+Mavi LED, Mavi LED ışıklarda çıkış oranı sırasıyla (%61, %45.66, %43, %35) olarak belirlenmiştir. Çalışmada bitki boyu üzerine yapılan analizlerde, farklı ışık renklerinin bitki boyları üzerine etkisinin istatistiki olarak önemli (p<0.01) olduğu belirlenmiştir. Araştırmada en uzun boylu bitkiler incelendiğinde Kırmızı+mavi LED, Kırmızı LED, Mavi LED, Gün ışığı LED'lerde sırasıyla (10.342 cm, 10.262 cm, 7506 cm, 7.139cm ) verileri elde edilmiştir. Fidelerin çap ölçümlerine ait bulgularda ise, farklı ışık renklerinin fide çapları üzerine etkisinin istatistiki olarak önemli (p<0.01) düzeyde olduğu belirlenmiştir. En kalın fide çapıları Gün ışığı, Mavi LED, Kırmızı LED, Kırmızı+Mavi LED'lerinde sırasıyla (0.147mm, 0.104mm, 0.085mm, 0.077mm) tespit edilmiştir.. Diğer parametrede ise yaprak sayıları incelenmiş ve fidelerdeki yaprak sayısı miktarına, ışık renklerinin çok önemli düzeyde (p<0.01) etkisinin olduğu tespit edilmiştir. En fazla yaprağın Gün ışığı, Mavi LED, Kırmızı+Mavi LED, Kırmızı LED'lerde sırasıyla (3.547, 2, 1.550, 1.302) adet olduğu belirlenmiştir. Çalışmada sonuç olarak çıkış oranı ve fide büyüme parametreleri göz önüne alındığında en yüksek çıkış oranının ve en iyi fide gelişiminin gün ışığı uygulamasında meydana geldiği tespit edilmiştir. Her ne kadar en uzun boylu fideler Kırmızı+Mavi LED ve Kırmızı LED uygulamalarında meydana gelse de bu ortamlardaki fidelerin cılız olduğu gövde çaplarının ve yaprak sayılarının düşük olduğu belirlenmiştir.
Rektifiyan slant helislerin karakterizasyonları
Bu yüksek lisans tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Öklid uzayında eğriler teorisi ile ilgili bazı temel tanım ve kavramlara yer verilmiştir. İkinci bölümde 3 boyutlu Öklid uzayında rektifiyan eğrilerle ve helislerle ilgili bazı tanımlara ve teoremlere yer verilmiştir. Tezin üçüncü bölümünde rektifiyan eğri ve slant helis tanımlarından yola çıkarak rektifiyan slant helis tanımlanmıştır. Tanımlanan rektifiyan slant helislerin eğrilik ve burulma fonksiyonları yardımıyla bazı karakterizasyonlarına ve rektifiyan slant helis örneklerine yer verilmiştir.
Wright fonksiyonu ile tanımlanan genelleştirilmiş özel fonksiyonlar
Bu çalışmada, Wright fonksiyonu yardımıyla genelleştirilmiş gama ve beta fonksiyonları tanımlanmış, ardından genelleştirilmiş beta fonksiyonu kullanılarak Gauss ve konfluent hipergeometrik fonksiyonları da genelleştirilmiştir. Ayrıca, tanımlanan genelleştirilmiş fonksiyonlar için integral temsilleri, Mellin dönüşümleri, türev formülleri, dönüşüm formülleri ve indirgeme bağıntıları elde edilmiştir.
Prabhakar fonksiyonu ile tanımlanan genelleştirilmiş özel fonksiyonlar
Bu tez beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm giriş kısmına ayrılmıştır. İkinci bölümde, diğer bölümlerde kullanılacak olan özel fonksiyonların tanımları ve bazı özellikleri verilmiştir. Üçüncü bölümde, gamma, beta ve hipergeometrik fonksiyonlarının çeşitli genelleştirmeleri ile ilgili yapılmış olan bazı çalışmalardan bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde, Prabhakar fonksiyonu yardımıyla gamma ve beta fonksiyonları için yeni genelleştirmeler tanımlanmıştır. Ardından, yeni genelleştirilmiş beta fonksiyonu kullanılarak Gauss hipergeometrik ve konfluent hipergeometrik fonksiyonları için de yeni genelleştir\-meler verilmiştir. Ayrıca, bu genelleştirilmiş fonksiyonların bazı özellikleri incelenmiştir. Beşinci bölümde, elde edilen bulgular özetlenerek ileriki çalışmalar için çeşitli öneriler sunulmuştur.
Lactobacillus plantarum suşunun sekonder metabolitleri ve biyoaktivitelerinin moleküler düzeyde araştırılması
Bu çalışmada, probiyotik özellikteki Lactobacillus plantarum sekonder metabolitinin insan meme kanseri MCF-7 hücre hattı ve insandaki genlerin bir kısmının korunduğu, model organizma olarak bilinen meyve sineği, Drosophila melanogaster üzerindeki sitotoksik etkileri araştırılmıştır. MCF-7 hücre hattında sekonder metabolitin IC50 değeri 0,0013 gr/ml belirlenmiştir. Drosophila melanogaster'de dozlar çalışma sırasında saptanmış olup probit analizi sonucu LC50 ve LC99 değerleri sırasıyla 0,24 mg/ml ve 0,56 mg/ml olarak saptanmıştır. Uygulama sonrası MCF-7 hücre hattında; RRAS-2, TP53, BCL-2, APAF-1, CASP-3, FADD, CASP-7, BOK genleri ve Drosophila melanogaster'de RAS64B P53, BUFFY, DARK, DECAY, FADD, DRICE, DEBCL genlerinin ekspresyon seviyeleri RT-PCR ile belirlenmiştir. Metabolit uygulaması sonucu insan meme kanseri hücre hattında ve meyve sineğinde antiapoptotik olarak karşımıza çıkan BCL-2 ve BUFFY genlerinin ekspresyonlarında azalma görülmüştür. Aynı zamanda Drosophila melanogaster'de DECAY, FADD, RAS64B apoptotik genlerinde ekspresyon artışı saptanmıştır. Bununla birlikte Lactobacillus plantarum sekonder metabolitinin analizi GC-MS yöntemi ile belirlenmiştir. Belirlenen maddelerin ilgili genlere bağlanması moleküler docking yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Sekonder metabolit içeriğinde tespit edilen ve L13 olarak kodlanan maddenin çalışılan genlerde yüksek bağlanma afinitesine sahip olduğu gözlenmiştir.