
600
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Modifiye flotasyon kolonu ve jameson hücresinde kömür flotasyonunda çalışma parametrelerinin flotasyon kinetiğine etkisi
Flotasyon tanelerin yüzey özelliklerinden yararlanarak zamana bağlı olarak yapılan kinetik bir işlemdir. Hava akış hızı, yüzey aktif madde miktarı, katı oranı gibi çeşitli parametrelerin etki ettiği flotasyon kinetiğini etkileyen en önemli parametrelerden birisi de tane boyutudur. İri ve ince tane boyutlarında flotasyon performansının düştüğü mekanik hücrelere nazaran flotasyon kolonu ve Jameson hücresi zenginleştirilecek kömüre daha geniş bir boyut aralığı sunmaktadır. Bu amaçla kül içeriği yüksek, tüvenan linyit kömürünün kullanıldığı bu çalışmada, tane boyutunun flotasyon kolonu ve Jameson hücresi kinetiğine etkisi araştırılmıştır. Kinetik flotasyon deneylerinden önce malzemenin yıkanabilirlik özelliklerini belirlemek amacıyla +18, -18+10, -10+0.5 mm boyut gruplarında yüzdürme-batırma deneyleri gerçekleştirilmiştir. 23 tam faktöriyel deney tasarım yöntemi kullanılarak yapılan flotasyon deneylerinde toplayıcı miktarı, bias hızı ve tane boyutunun, flotasyon kolonu ve Jameson hücresi kinetiğine etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla deneyler -500+300, -300+212 ve -212+106 µm boyut gruplarında gerçekleştirilmiştir. Flotasyon kolonu ve Jameson hücresinde ayrı ayrı gerçekleştirilen deneylerden elde edilen veriler yardımıyla bu üç parametrenin yanabilir verim, kül içeriği ve flotasyon hız sabitine olan etkileri, Design Expert 10.0.6 programı kullanılarak matematiksel modeller haline getirilmiştir. Modele göre bağımlı parametreleri etkileyen en önemli parametrenin tane boyutu olduğu belirlenmiştir. Yapılan çalışmalara göre, Jameson hücresinin flotasyon kolonuna kıyasla daha hızlı çalıştığı belirlenmiştir. Jameson hücresinde mikro olayların hızlı bir şekilde gerçekleşmesi ve tane kalma süresinin az olması nedeniyle, flotasyon hızının oldukça yüksek olduğu görülmüştür. Flotasyon kolonuna nazaran flotasyon hız artışı, -500+300 µm boyutunda iki katı oranında iken, bu artışın -212+106 µm boyutunda yaklaşık altı kat oranında olduğu belirlenmiştir.
Eti Maden Kırka Bor İşletmeleri, boraks penta fabrika birimlerinin risk analizinin mukayeseli olarak yapılması
Ülkemiz yeraltı ve yerüstünde çeşitli maden yataklarına ev sahipliği yapmaktadır. Sahip olduğu bu yataklar göz önünde bulundurulduğunda madencilik, ülkemizin kalkınması ve gelişmesi açısından önemli bir sektördür. Tüm dünya ile paralel madencilik sektörünün ülkemizde gelişmesi ile üretim artmış ve beraberinde maden işyerlerinde istenmeyen çeşitli iş kazalarına sebebiyet verilmiştir. Yaşanan iş kazaları neticesinde ölümler, yaralanmalar, yanmalar, uzuv kayıpları vb. durumlar ortaya çıkmış ve maalesef halende benzer durumlar yaşanmaktadır. Meydana gelen iş kazaları, iş sağlığı ve iş güvenliğinin işyerlerindeki önemini vurgulamaktadır. İş kazalarının sebepleri araştırılıp, bu kazaların hiç olmaması veya iş kazasının minimum seviyede tutulması gerekmektedir. İş sağlığı ve güvenliği kültüründe, iş kazalarının en az seviyeye indirilmesi için öncelikle çalışılan işletmede bütün tehlike ve risklerin belirlenerek, bu tehlike ve risklerin derecelendirilmesi gerekmektedir. Derecelendirilen tehlike ve riskler, öncelik sırasına göre tespit edilmeli ve gerekli önleyici-koruyucu tedbirler ile çalışanları ve işletmeyi korumak temelde esas alınmalıdır. Belirlenen tehlike-riskler hakkında işyeri genelinde tüm çalışanlar bilgilendirilmeli, gerekli eğitimler verilmeli, işyeri dâhilinde güvenlik kültürünün oluşması sağlanarak yapılan çalışmalar neticesinde işletmede, iş kazası ve meslek hastalıklarının minimum seviyeye indirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, Eti Maden Kırka Bor İşletmesi'nde ki Boraks Penta 1 ve Dekahidrat Fabrika Birimi ile Boraks Penta 5 Fabrika Birimi'nin risk analizi çalışmaları yapılmış, gerekli koruma önlemleri belirtilmiş, matris yöntemi ve çok değişkenli matris risk analizi yöntemleri kullanılarak karşılaştırılması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Madencilik, tehlike, risk analizi, yöntem, risk, matris
Mikrodalga ile ısıl aktivasyon, toplayıcı ve köpürtücü miktarlarının linyit flotasyonuna etkisinin istatistiksel deney tasarımı yöntemiyle saptanması
Bu çalışmada, Tunçbilek ve Çayırhan linyitleri kullanılarak yapılan bu çalışmanın amacı, numuneler üzerinde, mikrodalga ile ısıl aktivasyonun, toplayıcı ve köpürtücü miktarının flotasyon verimi ve kül uzaklaştırma üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmaktır. Tam faktöriyel deney tasarımıyla gerçekleştirilen çalışmada, flotasyonda etkili olan parametreler belirlenmiş ve optimizasyon için de bir alt yapı oluşturulmuştur. Çalışmada, iki farklı yöreden kömürlerle, flotasyon verimini sağlamak için, mikrodalga ile ısıl işleme tabi tutmadan ve tutularak en uygun toplayıcı ve köpürtücü oranlarını tespit etmek amacıyla deneyler gerçekleştirilmiştir. Yapılan deneylerin sonuçlarına göre, Tunçbilek ve Çayırhan yöresi kömürleri için en uygun toplayıcı miktarı 4290 gr/t ve köpürtücü miktarı 20ppm olarak tespit edilmiştir. Mikrodalga ile ön ısıtmanın, flotasyon verimi üzerinde etkin bir parametre olmasına karşın, toplayıcı ve köpürtücü reaktifler kadar etkin olmadığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca, yanabilir verimin en yüksek olduğu koşulları oluşturan en etkin parametre toplayıcıdır. Yapılan deneyler sonucunda, Tunçbilek yöresi kömür numunesinin kül içeriği %20'ye düşürülerek, %93 yanabilir verim elde edilmiştir. Çayırhan kömür numuneleri için kül içeriği %49 yanabilir verimle %16'ya düşürülmüştür. Anahtar Kelimeler: Flotasyon, mikro dalga ile ısıl aktivasyon, toplayıcı, köpürtücü, mekanik hücre.
Tr33 bölgesi mermer plaka uygulamaları ve sektör çalışanlarının mesleki analizi
Ülkemiz dünyanın en zengin mermer rezervlerinin olduğu Alp kuşağında yer almaktadır. Ham madde bolluğu, çeşit ve rezerv zenginliğinin yanında deniz ulaşımında nakliye kolaylığı, sektör deneyimi, dinamik sektör yapısı ve kullanılan yeni teknolojiler ile dünya doğal taş piyasasında önemli bir yere sahiptir. Dünya doğal taş rezervinin yaklaşık 1/3'ü ülke topraklarımızda bulunmakta olup gün geçtikçe dünya ihtiyaçlarının artmasına paralel olarak gelişen teknolojiyle bu rezerv miktarı hızla azalmaktadır. Bu sebepten önemli mermer rezervlerinin bulunduğu TR33 Bölgesini (Afyonkarahisar, Kütahya, Manisa, Uşak) ülke ekonomisine en verimli şekilde kazandırılması için bir mermer fabrikasındaki farklı tip blok mermerler üzerinde uygulamalar yapılmıştır. Bu uygulamalar ile mermer sektöründe otomasyon geçiş sistemlerine altyapı sağlanması amaçlanmıştır. TR33 bölgesi için yaptığımız araştırmaların sonucunda literatür bakımından kaynak yetersizliği olduğu görülmektedir. Afyonkarahisar, Kütahya, Manisa ve Uşak illerindeki mermer haritaları ve mermer potansiyeli derlenerek bu bölge için ileride yapılacak olan çalışmalara bir kaynak oluşturulmuştur. Bu çalışmalara ek mermer ocakları için bir anket çalışması yapılarak yapılan araştırmalar desteklenmiştir. Likert tipi anket tekniği kullanılarak yapılan anket çalışmasında; mermer sektöründe bulunan ve ocak işletmeciliğinde çalışan işçi, operatör, idari çalışan ve mühendislerin katkılarıyla elde edilen bilgiler değerlendirilmiştir.
Kiremit bünyelerde fosfat ve borlu su kullanılabilirliğinin araştırılması
Bu çalışmada kiremit bünyelerin fiziksel, mekanik ve ısıl özelliklerinin iyileştirilmesine çalışılmıştır. Bu amaçla yapılan deneysel çalışmalar dört aşamada yürütülmüştür. Deneylerin ilk aşamasında kiremit bünyelere yoğrulma suyu olarak borlu su kullanımının etkileri araştırılmıştır. Bu deneylerde yoğrulma suyu olarak; şebeke suyu, %1, %2 ve %3 oranlarında borik asit içeren borlu sular ve Emet Kolemanit Tesisi Espey atık barajından alınan borlu atık su kullanılmıştır. Belirlenen oranlarda kil ve %25 oranında yoğrulma suları ile karıştırılan çamurlar şekillendirilip kurutulduktan sonra 1000ºC, 1050ºC, 1100ºC ve 1150ºC sıcaklıklarda sinterlenmiştir. Deneylerin ikinci aşamasında kiremit kiline fosfat katkısının etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla kiremit kiline %5, %10, %15 ve %20 oranlarında fosfat ilave edilerek yeni kiremit bünyeler hazırlanmıştır. Deneylerin üçüncü aşamasında ise ikinci aşamada seçilen fosfat ve kiremit kili karışımına (%95 kiremit kili+%5 fosfat) yine borlu sular ilave edilmiş ve bu bünyelerde borun etkisi araştırılmıştır. Deneylerin dördüncü ve son aşamasında ise 1., 2. ve 3. deney aşamalarından elde edilen tüm kiremit bünyeler, fabrikada Hoffman fırında sinterlenmiştir. Böylece laboratuvar ve fabrika şartları arasındaki farklılıklar belirlenmiştir. Her aşamada elde edilen bünyelerin toplu küçülme, pişme mukavemeti, su emme, porozite ve renk ölçümleri yapılarak sonuçlar değerlendirilmiştir. Deneyler sonucunda optimum sonuçların elde edildiği bünyeler 1100ºC'de 60 dakika sinterlenen KB2 ve B2 bünyeleri olarak saptanmıştır. KB2 bünyesinin kırılma yükü TS EN 1304 standartında belirtilen minimum değerin yaklaşık % 60'ı kadar, B2 bünyesininki ise yaklaşık %75'i kadar daha fazla elde edilmiştir. Su emme değerleri ise sınır değerlerin altında saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kiremit, Bor, Fosfat
Yüksek kükürt içeren Kütahya–Gediz yöresi kömürlerinden aktif karbon üretilmesi ve özelliklerinin belirlenmesi
Bu tez çalışmasında, yüksek oranda kükürt içeren Kütahya-Gediz yöresi kömürlerinin alternatif kullanım alanı olarak aktif karbon üretilmeye çalışılmış bu amaçla fiziksel ve kimyasal aktivasyon yöntemleri uygulanmıştır. Yöre kömürleri önce çeşitli karakterizasyon çalışmalarına tabi tutulmuştur. Bu çalışmalarda Gediz yöresi kömürlerinin %3,55 oranında pritik kükürt, %2,89 oranında organik ve %0,62 oranında sülfat kükürdü içerdiği, pritik kükürdün ise yapılan mikroskobik incelemeler sonucunda 1-5 mikrometre serbestleşme boyutuna sahip olduğu belirlenmiştir. Aktif karbon üretmek amacıyla uygulanan fiziksel aktivasyon testlerinde, aktifleştirici reaktif olarak N2 ve CO2 gazları kullanılmış, en uygun aktif karbon üretim parametrelerinin belirlenmesi amacıyla karbonizasyon sıcaklığı, karbonizasyon süresi ve tane boyutunun etkileri araştırılmıştır. Kimyasal aktivasyon testlerinde ise aktifleştirici reaktif olarak ZnCl2 ve KOH kullanılmış ve en uygun aktif karbon üretim parametrelerinin belirlenmesi amacıyla kömür-kimyasal oranı, emdirilme (empregnasyon) süresi ve tane boyutunun etkileri araştırılmıştır. Elde edilen aktif karbonların absorbsiyon kabiliyetlerinin belirlenmesi amacıyla 0,5 ppm Cu+2 içeren çözelti kullanılmıştır. Elde edilen aktif karbonların çözeltiden uzaklaştırdığı Cu+2 miktarı dikkate alınarak en uygun çalışma şartları belirlenmiştir. Fiziksel aktivasyon yöntemlerinde N2 gazı kullanılarak üretilen aktif karbon ile çözeltideki Cu+2'ın %96,8'i, CO2 gazı ile çözeltideki Cu+2'ın %96'sı uzaklaştırılabilmiştir. Kimyasal aktivasyon yöntemlerinde ise ZnCl2 kullanılarak üretilen aktif karbon ile çözeltideki Cu+2'ın %99'u uzaklaştırılırken, KOH ile Cu+2'ın %99,6'sı uzaklaştırılabilmiştir. Elde edilen aktif karbonların BET yüzey alanları incelendiğinde N2 ile 510 m2/gr, CO2 ile 618 m2/gr, ZnCl2 ile 733 m2/gr ve KOH ile 792 m2/gr olarak tespit edilmiş, elde edilen aktif karbonlar BET yüzey alanı 1100 m2/gr olan Chemviron marka aktif karbon ile kıyaslanmıştır. Anahtar Kelimeler: Aktif karbon, Fiziksel aktivasyon, Kimyasal aktivasyon, Yüksek kükürtlü Kütahya-Gediz yöresi kömürü.
Açık ocak işletmelerinde iş güvenliği uygulaması - örnek ocak çalışması
Dünya nüfusuna paralel olarak, insanoğlunun daha kaliteli yaşama olan talebinin artması, hammadde ve mamul maddelerin üretiminin artmasına neden olmuştur. Bilindiği üzere pek çok hammadde; yeraltı ve yerüstü kaynaklarının madencilik aktiviteleri ile kazanımı sonucu elde edilmektedir. Üretimin sayısal olarak büyük bir kısmı, açık işletme madenciliği ile gerçekleştirilmektedir. Bu işlemler sırasında, iş sağlığı ve güvenliği açısından önemli risk ve tehlikeler ile karşılaşılmakta ve işin yürütülmesi sırasında proaktif yaklaşımlar ortaya konularak çalışan işçilerin kazaya uğrama riskinin minimuma indirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada Magnesit A.Ş (Eskişehir)'e bağlı açık ocak işletmesinde, delme–patlatma, yükleme-taşıma gibi madencilik faaliyetleri çeşitli risk değerlendirme yöntemleri (Çeklist metodu, L Tipi Matris Yöntemi) ile irdelenmiş ve risk teşkil eden durumların kabul edilebilir seviyeye indirilebilmesi için alınması gereken önlemler belirlenmiştir.
Çimento esaslı yapıştırıcı harçlarda sepiyolit katkılı malzeme geliştirilmesi
Bu tez, çimento esaslı yapı kimyasalı ürünlerinde kullanılan ve kritik bir öneme sahip olan "su tutucu" katkı malzemesine alternatif yerli yeni bir malzeme geliştirilmesi için gerekli çalışmaları kapsamaktadır. Çimento esaslı yapı malzemelerinde mekanik performansı belirleyici mekanizma olan hidratasyon reaksiyonu sırasında çimentonun suyla olan etkileşimine en büyük oranda etki eden bileşenler ‟su tutucu" malzemelerdir. Günümüzde çimento esaslı yapıştırma harçlarında yaygın olarak kullanılan su tutucu malzemeler selüloz eterleridir. Bunun yanı sıra, standart bir yapıştırıcı formülündeki selüloz eteri oranı ağırlıkça %1'den küçük olmasına rağmen bu katkının maliyeti toplam reçete maliyetinin yaklaşık %25'ini oluşturmaktadır. Doğal bir kil minerali olan sepiyolit, içerdiği lif demetleri, kanallı yapısı ve yüzeyindeki silanol ve hidroksil grupları nedeniyle yüksek oranda su tutma kabiliyetine sahiptir. Bu sebeple çimentolu ürünlerde su tutucu malzeme olarak kullanılmaya aday olmasıyla beraber etkin yöntemlerle yapısında bulunan safsızlıklardan uzaklaştırılması, demetler halinde bulunduğu liflerinden ayrılması ve yüzeyinin uygun kimyasallarla ( silan bileşikleri, guar sakızları vs. ile) modifiye edilmesi gerekmektedir. Bu tez kapsamında çalışmalar dört ana başlık altında toplanmıştır: 1) Ticari sepiyolit ürünlerinin kimyasal ve fiziksel karakterizasyonu ile bunların çimentolu ürünlerdeki performans testleri 2) Uygun sepiyolit kaynağının araştırılması ve bu kaynaktan çıkarılan sepiyolitin safsızlaştırılması işlemi 3) İlk iki aşamanın sonuçları ışığında fiziksel ve/veya kimyasal yollarla ham sepiyolitin katkılandırma çalışmaları 4) Katkılandırılmış sepiyolit kullanılarak geliştirilmiş çimentolu ürünlerde reçete optimizayonu çalışmaları.
Tüvenan gümüş cevherinden gümüş kazanılmasında mikrodalga enerjisinin liç performansına etkisinin araştırılması
Bu tez çalışması kapsamında, mikrodalga enerji, gümüş cevherinden gümüşün siyanür liçi ile kazanılmasında ön işlem olarak kullanılmış ve mikrodalga enerjinin gümüş kazanma verimi üzerine etkileri araştırılmıştır. Yapılan çalışmalarda, farklı siyanür liçi parametreleri değerlendirilerek en az miktarda siyanür kullanımı, en kısa süreli liç işleminde en yüksek verimin elde edilmesi hedeflenmiştir. Mikrodalga enerji ile ön ısıl işlemin, liç performansına etkisinin belirlenmesi amacıyla 120-700 W arasında mikrodalga güç seviyesi ve 2, 5 ve 10 dakika mikrodalga işlem sürelerinde deneyler tesis şartları dikkate alınarak (%32 pülpte katı oranı, 2 gr/lt NaCN, 48 saat liç süresi) gerçekleştirilmiştir. Mikrodalga güç seviyeleri ve işlem süresinin etkisinin belirlenmesinden sonra tane boyutunun etkisinin belirlenmesi amacıyla farklı tane boyutlarında mikrodalga ön işlem uygulanmıştır. 75, 45, 38, 25 ve 10 mikrometre boyutlarına öğütülen gümüş cevheri, belirlenen mikrodalga güç ve sürelerinden ön ısıl işleme tabi tutulmuş ve akabinde tesis şartlarında liç işlemine alınmıştır. En yüksek oranda gümüş kazanımının elde edilebilmesi amacıyla mikrodalga güç seviyesi, işlem süresi ve tane boyutunun etkisinin belirlenmesinden sonra tesis şartlarının iyileştirilmesi ile birlikte liç süresi ve siyanür miktarının azaltılması amacıyla bir seri deney gerçekleştirilmiştir. Tesis çalışma şartlarında 48 saat olan liç süresinin daha kısa sürelere indirilebilmesi amacıyla 6-72 saat sürelerde deneyler gerçekleştirilmiş, devamında NaCN miktarının daha düşük seviyelere indirilmesi amaçlanmış ve 1-8 gr/l aralığında deneyler gerçekleştirilmiştir. Tesis şartlarında gerçekleştirilen deneylerden %43,1 olan gümüş kazanma verimi, 350 W 10 dakikalık mikrodalga ön işlem sonrasında %63,51 seviyelerine yükselmiştir. Ayrıca 350 W 10 dakikalık mikrodalga ön işlem ile tesis şartlarında elde edilen gümüş kazanma verimi 1 gr/lt siyanür miktarı ve 6 saatlik liç süresinde elde edilebileceği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gümüş, Mikrodalga, Siyanür
Gökırmak bakır madeni sahasında patlatma çalışmalarının planlanması
Bu çalışmada, Gökırmak Bakır Maden Sahasındaki yapılacak olan patlatmalar ele alınmış ve saha ile ilgili mevcut durumlar için hazırlanmış çalışmalar incelenip jeolojik ve jeofizik vb veriler doğrultusunda saha için çeşitli patlatma patern planlamalar yapılmıştır. Sahada patlatma ile ilgili işlemleri etkiliyici birçok faktör vardır. Bu çalışmada belirtilen faktörler tek tek ele alınmıştır. Etkilerine yönelik, çeşitli kaynaklar ve patlatma sektörü öncü firmalarında alınan bilgiler doğrultusunda patlatma tasarımı yapılmıştır. Gökırmak Bakır Madeni Projesi için patlatma etkin bir sorun olması muhtemel su problemine uygun patlatma patern tasarımı, şev duraylılığı sorunu olabilecek yerler için patlatma patern tasarımı, sülfürlü cevherleşmeler (reaktif zemin) için ayrı ayrı ve genel patlatma patern tasarımları önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Açık Ocak İşletmeciliği, Reaktif Zemin, Delme ve Patlatma, Şev Duraylılığı Patlatma Tasarımı.
Yer altı madenciliğinde simülasyonla eğitim verilmesi: Yer altı maden eğitim simülasyonu
Bu çalışmada maden mühendisliği öğrenimine destek olabilmesi, sahada ise mühendis, tekniker ve işçiler için acil durum eylem planlarının uygulamalı olarak gösterilerek eğitim verilebilmesine imkan sağlamak maksadıyla geliştirilen, bir bilgisayar programı tanıtılmaktadır. YERALTI MADEN EĞİTİM SİMÜLASYONU adı verilen bu program, kullanıcının kolayca kullanabilmesi için görsel dillerden olan Visual Basic 6 kullanılarak geliştirilip derlenmiştir. Görselliği üçüncü boyuta taşımak için OpenGL(Open Graphics Library) kullanılmıştır. Yazılım üzerinde bulunan bir pencerede yeraltı maden ocağının üç boyutlu (3D) görüntüsü oluşturulmaktadır. Kullanıcı bu görüntü üzerinde her türlü eğitimi gerçekleştirmektedir. Kullanıcının, olabildiğince fazla sayıda senaryo uygulayabilmesi ve hatta kendi senaryolarını üretebilmesi sağlanmıştır. Bu sayede daha gerçekçi ve çok sayıda eğitim verilebilmektedir.
Çanakkale-Ayvacık bölgesinde bulunan volkanik tüfün katkılı çimento üretiminde kullanılabilirliğinin incelenmesi
Çimento, Dünya'da birçok alanda kullanılan ve milyarlarca ton tüketimi olan yarı mamül bir yapı malzemesidir. Çimento; kil, marn ve kalker gibi hammaddelerin belli işlemlerden (kırma-eleme-öğütme vb. gibi) geçirildikten sonra yüksek sıcaklıkta (1300°C – 1600°C) pişirilmesiyle elde edilmektedir. Proses sıcaklığını elde etmek için yüksek enerji maliyetleri gerekmektedir. Bu enerjiyi elde etmek için uygulanan yanma sonucunda çevreye yüksek oranda karbon ve bazı zararlı gazlar salınmaktadır. Enerji maliyetini ve zararlı gaz salınımını düşürebilmek için çimento üretimi esnasında tüf, kül, silis tozu ve cüruf gibi puzolan özelliği olan maddeler ilave katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada; Çanakkale İli, Ayvacık İlçesi civarında yataklanmış volkanik tüfün doğal puzolan hammaddesi olarak katkılı çimento üretiminde kullanılabilirliği araştırılmıştır. Bu amaçla; farklı tane boyutlarında, ham ve pişmiş malzeme ile hazırlanmış reçeteler kullanılmıştır. Belli oranlarda hazırlanan bu karışımlardan elde edilen örneklere; fiziksel ve mekanik deneyler ile kimyasal, mineralojik, SEM ve optik dilatometre analizleri yapılmıştır. Bu analiz ve deney sonuçları, tüfün katkılı çimento üretiminde kullanılabileceğini göstermiştir. Volkanik tüfün ham malzeme şeklinde kullanılarak hazırlanmış harçta %10-15, pişirilmiş malzeme ile hazırlanmış harçta ise %20-25 oranında çimento yerine kullanılabilir olduğu sonucuna varılmıştır.
Mermer işletmelerinde uygulanabilecek risk analizi yöntemlerinin incelenmesi: Örnek bir uygulama
Ülkemiz mermer rezervi ve kalitesi yönüyle dünya mermer potansiyel rezervleri içerisinde önemli bir yere sahiptir. Mermer ocak işletmeciliği; yoğun olarak insan gücüne dayanan bir meslek koludur. Ülkemizdeki mermer ocaklarının genellikle küçük ölçekli olmasından ötürü iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri yeterince önemsenmemekte, kontrol altında tutulmamaktadır. Mermer ocak işletmeciliğinin iş sağlığı ve güvenliği açısından daha güvenilir hale getirilebilmesi için kazalar olmadan önce risk analizi yapılması hemen sonrasında tehlikeli durum ve hataya sebebiyet verici nedenlerin tespit edilmesi gerekmektedir. İş kazaları sonucu meydana gelebilecek ölüm, yaralanma ve maddi hasar gibi unsurları ortadan kaldırmak için yapılması gerekli en temel unsurlardan birisi risk analizidir. Bu çalışmada, ülkemizde faaliyet gösteren bir mermer işletmesinde Hata Türü ve Etkileri Analizi yöntemi ile mevcut tehlikeler belirlenmiştir. İşletmede belirlenen bu tehlikeler için risk skorları hesaplanmış ve hesaplanan risk skorları yardımıyla işletmede daha önceden farklı bir metot ile yapılmış risk analizinde tespit edilen tehlikeler yorumlanmıştır. Ayrıca, yüksek risk oluşturan kaynakların ortadan kaldırılabilmesi veya risklerin minimize edilebilmesi için alınması gereken önlemler belirlenmiştir.
Bir kalker ocağında iş hijyen ölçümlerinin çalışanlar açısından değerlendirilmesi
ÖZET Günümüzde teknoloji her ne kadar gelişmiş olsa da çalışılan ortamı güvenli hale gelmesini sağlamışsa da madencilik sektöründe kazaların ve ölümlerin olmadığı bir dönem yoktur. Çalışanların maruz kaldığı tehlikeler düşünüldüğünde bunu engelleyecek bir teknoloji henüz daha günümüze ulaşamadı. Bu sebeple gelişen teknolojiye rağmen insan gücünün daha ucuz olması madenlerde çalışan iş makinası yerine insan gücü tercih edilmektedir. Günümüzde hala erken ölümlere, meslek hastalıklarıyla ve çok ölümlü maden kazalarıyla akla gelen bir meslek olmaya devam ediyor. İş kazaları ve iş hastalıkları iş veren ile işçi açısından bakıldığında Türkiye şartlarında bir adım ilerisi düşünülmektedir. İş sağlığı ve gözetimi uygulamalı konusunda başta iş yeri hekimleri olmak üzere diğer iş sağlığı ve güvenliği alanında çalışanlara katkıda bulunmak üzere planlamalar yapılıyor. İş sağlığı gözetimi kavramı çalışılan ortamda gözetim ile işçinin sağlığın gözetimin birleşimidir. Buna göre iş yerindeki çalışma şartları faktörleri önemlidir. Buna göre iş yerindeki ortamı tanıyarak tehlike ve risklerini gözlemleyip sağlık gözetimini planlayıp hareket etmesi gerekir. Madencilik sektöründe çalışanlar yaptıkları iş türüne göre fiziksel ve kimyasal etmenlere maruz kalmaktadırlar. Madencilik meslek hastalıklarının ve iş kazalarının meydana geldiği çok tehlikeli bir iş koludur. Bu çalışmada Sakarya bölgesinde bulunan bir kalker ocağında çalışan personelin maruz kaldıkları fiziksel ve kimyasal risk etmenleri araştırılmış ve konu ile ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Risk etmenlerinden Aydınlatma, Termal konfor, gürültü, titreşim ve toz unsurları İş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmiştir
Tuğla bünyesinde kömür artığı ve bor kullanımının araştırılması
Daha sonra doldurulacaktır.
Ömerler a sahası mekanize panolarında susuzlandırma çalışmalarının analizi
Ülkemizdeki kömür yataklarının farklı coğrafik bölgelerde olması, eko-coğrafik-kültürel kalkınmaya olumlu katkı sağlamaktadır. Ayrıca, elektrik enerjisi üretiminde ucuz hammadde olması ve sağladığı katma değer, kömürü önemli fosil enerji kaynağı haline getirmektedir. Ancak, yeraltı ve açık ocak kömür üretiminin ve nakliyat işlerinin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi çalışma ortamının emniyetli olmasını gerektirmektedir. Özellikle yeraltı maden ocaklarında bulunan su, çalışma verimini olumsuz etkilemekte ve üretimde aksamalara neden olmaktadır. Dolayısıyla, bir yeraltı maden işletmesi için su önemli bir problem ise üretime geçilmeden önce mutlaka susuzlandırma çalışmaları yapılarak suyun ortamdan uzaklaştırılması gerekmektedir. Yeraltı suyunun ocak içerisinde sorun oluşturmasını önlemenin en etkili yolu ocak planlama aşamasında hidrojeolojik araştırmaların yapılmasıdır. Bu amaçla, yeraltı kömür ocaklarında yürütülecek susuzlandırma çalışmalarında öncelikle çalışma kotu üzerindeki yeraltı su katmanları, arazinin hidrojeolojisi ve jeolojisi incelenerek yerüstü derin kuyu pompalarının yer seçimi ve su atımı yapılacak derinlik tespit edilmelidir. Bu çalışmada, kömür üretiminin verimli bir şekilde yapılabilmesi amacıyla G.L.İ. Ömerler yeraltı ocağındaki susuzlandırma çalışmaları ve etkileri incelenmiştir. Bu amaçla; susuzlandırma çalışmaları ayrıntılı olarak anlatılmış; projenin uygulanmasını müteakip yeraltı ve yerüstünden yapılan su drenaj miktarı, kömür üretim miktarı, elektrik gideri ve makine ekipman arızaları gibi parametrelerdeki etkileri ayrı ayrı incelenmiştir. Yeraltı panolarına gelen suyun çalışma alanına ulaşmadan drene edilmesi için yaklaşık 4000 metre derinliğinde 10 adet drenaj pompa kuyusu açılmıştır. Hem yeraltı hem de yerüstü ölçümlerinde, drenaj çalışmalarına başlandığı andan itibaren panolara gelen su miktarında önemli derecede azalmalar meydana geldiği belirlenmiştir. Susuzlandırma çalışmaları sayesinde yeraltı ocağı ocak içi su atımının % 27, ocak dışı su atımının ise yaklaşık % 40 oranında azaldığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Susuzlandırma, Hidrojeoloji, Mekanize, Ömerler A, Su atımı, Yeraltı.
Seyitömer linyitleri Marn Stok kömürlerinin değerlendirilmesi
Yapılan bu çalışma sekiz ana başlık altında toplanmıştır. Birinci bölüm giriş olup, kömürün tanımı, sınıflaması ve kullanım teknolojisini kapsayan ikinci bölüm, kömürün dünyada mevcut durumunun anlatıldığı üçüncü bölüm, Türkiye'deki mevcut durumun anlatıldığı dördüncü bölümdür. Beşinci bölümde kömür hazırlama yöntemleri hakkında genel bilgiler verilmiş olup, altıncı bölümde Seyitömer Linyitleri kömürleri ve özellikleri anlatılmıştır. Yedinci bölümde deneysel çalışmalar anlatılmış, son bölümde ise bu çalışmaların sonuçları irdelenmiş ve öneriler sunulmuştur.Deneysel çalışmalarda kullanılan Marn Stok kömürlerinin kimyasal özellikleri şöyledir: %28,50 Nem, %45.50 Kül, %13,24 Uçucu Madde, %12,76 Sabit Karbon, Alt Isıl Değer 1.585 kcal/kg, Üst Isıl Değer 1.675 kcal/kg'dır. Bu özelliklerine göre Seyitömer Marn Stok kömürleri yumuşak linyit sınıfına girmektedir.Deneysel çalışmalarda Marn Stok kömürlerinin tüm elek fraksiyonları yapılmış ve bu fraksiyonların yüzdürme-batırma deneyleri yapılmıştır. Buradan elde edilen sonuçlardan zenginleştirme yöntemi seçilmiştir. 63+31,5 mm, 31,5+16 mm, 16+12,5 mm, 12,5+4 mm jig; 16+12,5 mm, 12,5+4 mm, 4+2 mm, 2+1 mm fraksiyonları ise sallantılı masada zenginleştirilerek optimal deney sonuçları araştırılmıştır.Anahtar Kelimeler: Jig, Kalori, Kül, Marn Stok, Sallantılı masa, Yüzdürme - Batırma
Seyitömer linyitleri B3 damarı kömürlerinin değerlendirilmesi
Yapılan bu çalışma sekiz ana başlık altında toplanmıştır. Birinci bölüm giriş olup, kömürün tanımı, sınıflaması ve kullanım teknolojisini kapsayan ikinci bölüm, kömürün dünyada mevcut durumunun anlatıldığı üçüncü bölüm, Türkiye'deki mevcut durumun anlatıldığı dördüncü bölümdür. Beşinci bölümde kömür hazırlama yöntemleri hakkında genel bilgiler verilmiş olup, altıncı bölümde Seyitömer Linyitleri kömürleri ve özellikleri anlatılmıştır. Yedinci bölümde deneysel çalışmalar anlatılmış, son bölümde ise bu çalışmaların sonuçları irdelenmiş ve öneriler sunulmuştur.Deneysel çalışmalarda kullanılan SLİ B3 damarı kömürlerinin orijinal bazda kimyasal özellikleri şöyledir: % 28,70 nem, % 44,69 kül, % 13,81 uçucu madde, % 12,80 sabit karbon, alt ısıl değer 1.543 kcal/kg, üst ısıl değer 1.648 kcal/kg `dır. Bu özelliklerine göre Seyitömer B3 damarı kömürleri yumuşak linyit sınıfına girmektedir.Deneysel çalışmalarda B3 damarı kömürlerinin elek fraksiyonları yapılmış ve bu fraksiyonların yüzdürme ? batırma deneyleri yapılmıştır. Buradan elde edilen sonuçlardan zenginleştirme yöntemi seçilmiştir. -63+31,5 mm, -31,5+16 mm, -16+12,5 mm, -12,5+4 mm jig; -16+12,5 mm, -12,5+4 mm, -4+2 mm, -2+1 mm fraksiyonları ise sallantılı masada zenginleştirilerek optimal deney sonuçları araştırılmıştır.Anahtar Kelimeler: Sallantılı masa, Jig, Marn Stok, Kalori, Kül, Yüzdürme - Batırma
Avrupa Birliği sürecinde kırmataş üretim modellerı ve kalite parametreleri
Kırmataş çok çeşitli kullanım alanlarına sahip olmakla birlikte, özellikle inşaat sektöründe zorunlu olarak kullanılan bir malzemedir. Ülkemizde son yirmi yıl içinde köyden kente hızlı bir nüfus akımının meydana gelmiş olması, bu nüfus hareketinin tabii sonucu olarak inşaat sektöründeki büyüme ve gelişme, yol yapımının hızlanması ve benzer nedenlerle kırmataş talebinde büyük artışlar olmuştur. Sektör için gerekli bilginin hızla üretilmesi ve yaygınlaştırılması, malzeme üretim tekniklerinin ve kullanım alanlarının standartlaştırılması, sektördeki iş gücü ve eğitim kalitesinin yükseltilmesi için meslek odaları, üniversiteler ve kırmataş organizasyonları tarafından çalışmalar yapılmaktadır.Bu tez çalışmasında hali hazırdaki kırmataş üretim ocakları ve tesislerinin durumu irdelenmiş, bu sektöre ilişkin TSE standartları ve sektörün kalite anlayışı değerlendirilmiştir. AB'nin getirmiş olduğu kalite standart ve yasaları çerçevesinde çevre mevzuatları ve kırmataş ruhsatlandırmasındaki hukuki durum, iş güvenliği yasaları, üretim metotlarındaki yenilikler ele alınarak geleceğe yönelik sektörün durumuna ilişkin projeksiyon yapılmıştır.Anahtar Kelimeler : AB süreci ve kırmataş, Agrega, Kalite,
Açık ocak işletmeleri için maden kapatma süreci ve örnek uygulamalar
Madencilik faaliyetlerine bağlı olarak çalışılan bölgenin ekolojik ve topoğrafik özelliklerinin tahrip edilmesi, gerek sektörel, gerekse çevresel bakımdan çok büyük bir problem oluşturmaktadır. Bu çalışma, yer altı kaynaklarımızın ekonomik biçimde işletilirken, doğa tahribatının asgari düzeyde tutulabileceğinin, hatta madencilik faaliyetleri nedeniyle değişen doğal yapının eskisinden çok daha verimli ve çok daha zengin biçimde tekrar doğaya kazandırılabileceğini gösterebilmek amacıyla yapılmıştır.Dünya'da ve ülkemizde madencilik denince akla ilk gelen soru, doğa tahribatının ne derece büyük olacağı ve buna bağlı olarak ileride yaşanabilecek çevresel problemler olmaktadır. Özellikle ülkemizde madencilik kültürünün fazlaca gelişmemiş olması nedeniyle, konuya çok daha önyargılı biçimde bakılmaktadır. Bu durum çoğunlukla sivil toplum örgütleri ve yerel halkı madenciler ile karşı karşıya getirmekte ve bazen ülke ekonomisi açısından çok büyük değer taşıyan madenlerimizin işletilememesi bile söz konusu olabilmektedir.Ülkemiz yeraltı kaynakları açısından oldukça zengin mineral potansiyeline sahiptir. Yeraltı kaynaklarımızın işletilebilmesi, hem ülke hem de çalışılan yörenin kalkınması açısından çok önemlidir. Bu sebeple madencilik faaliyetlerinin neden olduğu çevresel tahribatın bertaraf edilmesi ve yeraltı kaynaklarımızın değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca madenler, ülkemizin refah seviyesinin artmasında da önemli bir role sahiptir.Konu ile ilgili bilimsel araştırmalar devam etmektedir ve bu araştırmayı destekler niteliktedir.
Emet Espey Bor Tesisi ince gölet atıklarının Jameson flotasyon kolonunda zenginleştirilebilirliğinin araştırılması
Eti Bor A.Ş. Emet Bor İşletmesi Espey konsantratör tesisi ince bor artıkları (-3 mm) artık barajında depolanmaktadır. Her geçen gün dolmakta olan baraj, çevre görüntüsü ve kirliliği açısından sorun olmakta, ayrıca işletme giderlerine olumsuz etki yaratmaktadır. Barajdaki artığın B2O3 içeriği oldukça yüksek olup, yaklaşık %26.33'tür. Bu kaybın yeniden ekonomiye kazandırılması için uygun zenginleştirme yönteminin veya yöntemlerinin belirlenmesine ihtiyaç vardır. Bu artıkların kazanılması ile yukarıda belirtilen olumsuz etkileri de en aza inecektir. Bu çalışmada; Artık barajında bulunan bor minerallerini kazanabilmek amacıyla teorik olarak iki aşamalı ve birbirinden farklı iki zenginleştirme yöntemi tasarlanmıştır. Bu yöntemlerin geçerliliği deneysel olarak araştırılmıştır.Birinci aşamada; mekanik karıştırma ile dağıtma + kimyasal dağıtma + sınıflandırma ile zenginleştirme çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmalarda + 150 ?m , -150 ?m + 38 ?m ve -38 ?m olmak üzere üç ayrı fraksiyonda ürünler elde edilmiştir. Bu ürünlerden sadece +150 ?m fraksiyonunda %43.76 B2O3 tenörlü konsantre %73.51 verim ile elde edilmiştir. Diğer fraksiyonlarda ise istenilen ekonomik değerlere ulaşılamamıştır. Bu nedenle ikinci aşamada, - 150 ?m boyut altı grubuna flotasyon yöntemi uygulanmış ve flotasyon deneylerinde ince tanelerin flotasyonunda performansı yüksek olan Jameson flotasyon kolonu kullanılmıştır. Uygun flotasyon koşullarını belirleyebilmek amacıyla; toplayıcı ve köpürtücü dozajı, jet uzunluğu ve hızı, bias faktörü, dalma derinliği, katı oranı ve şlam etkisi gibi faktörlerin verim ve tenöre etkileri araştırılmıştır. Belirlenen uygun flotasyon şartları sonucunda %99.47 verimle %46.63 B2O3 tenörlü konsantre elde edilmiştir.Bu alanda ilk defa kullanılan Jameson flotasyon kolonundan tenörü ve verimi yüksek konsantre kazanılarak önemli soruna laboratuar boyutunda çözüm bulunmuştur. Pilot ve endüstriyel boyutta bilimsel araştırmaların yapılmasında yarar vardır.Anahtar Kelimeler: Bor, Bor flotasyonu, Jameson flotasyon kolonu, Kolemanit, Kolemanit flotasyonu.
Eti Bor Emet Hisarcık kolemanit atıklarının dekrepitasyon yöntemi ile zenginleştirilmesi
Bu çalışmada Eti Bor A.Ş. Emet Bor İşletmesi Hisarcık konsantratör tesisinde bor zenginleştirmesi sonucu ortaya çıkan artık barajında depolanan, hem çevresel sorunlara, hem de ekonomik kayıplara neden olan ince (-3 mm) artıkların zenginleştirilebilirliği araştırılmıştır. Bunun için ilk önce malzemenin kimyasal, fiziksel ve fizikokimyasal karakterizasyon çalışmaları yapılmıştır. Yapılan bu çalışmada artık barajından alınan temsili numunenin %23,63 B2O3 içerikli olduğu aynı zamanda 2080 ppm oranında As2O3 içerdiği tespit edilmiştir. Mineralojik incelemeler sonucunda ise numunenin esas olarak kolemanit, montmorillonit ve kalsit minerallerinden oluştuğu az olarak da, dolomit ve muskovit içerdiği belirlenmiştir.Bor atıklarının çevreye verdiği zarar ve depolama maliyetleri Bor İşletmelerinin önemli problemlerinden biridir. Deneysel çalışmalarda kullanılan atık numunesinde % 23,63 B2O3 ve dikkate değer miktarlarda Arsenik ile Fe2O3 tespit edilmiştir. B2O3'ü kazanmak amacıyla dekrepitasyon yöntemi kullanılmıştır. Daha sonra ise kolemanit içerisindeki B2O3 tenörünün daha fazla arttırılması için flotasyon deneyleri yapılmıştır.Anahtar Kelimeler : Dekrapitasyon, Flotasyon, Hisarcık Bor Tesisi, Kalsinasyon, Kolemanit.
Mermer fabrikalarında kullanılan dairesel testereli blok kesme (S/T) makinelerinde performans analizleri
Mermer fabrikalarında kullanılan mermer blok kesim makinelerinin performansı, işletme performansını ve dolayısıyla da karlılığı doğrudan etkileyen bir konudur. Bu tür makine performansındaki düşüklüklerin temel kaynakları ise blok kesim esnasında makine ve makine dışı sebeplerden kaynaklanan zaman ve üretim kayıpları olarak gözlemlenmektedir. Mermer kesim makinelerinin performanslarının arttırılması bu makineler için uygun performans boyutlarının belirlenmesi, bu göstergelerin sürekli ölçümü ve denetimi (kontrol ve iyileştirme) ile mümkündür. Çok önemli doğaltaş potansiyeline sahip olan ve birçok fabrika ve ocağın faaliyet gösterdiği ülkemizde makine performansı ve verimliliği konusunda fazlaca değerlendirme çalışması yapılmamıştır.Bu çalışmada bir mermer fabrikasında kullanılan dairesel testereli blok kesme (S/T) makinelerine ait 3 haftalık (2008 Şubat ayı ilk üç haftası) çalışma verilerine bağlı olarak performanslarının belirleyicisi olarak kabul edilen verim, verimlilik ve etkenlik değerleri tespit edilmiş ve bu üç değere bağlı olarak makine performansları belirlenmiştir. Bu belirleme sonrasında performans düşüklüklerinin nedenleri araştırılmış ve performansı arttırabilmek için neler yapılabileceği üzerinde durulmuştur.Verim, verimlilik ve etkenlik göstergeleri belirlenirken işletmeden temin edilen makine çalışmasına ilişkin girdi ve çıktı değerleri kullanılmıştır. Çalışmada makineler temel girdisi olarak zaman (saat), temel çıktısı olarak ise üretilen miktar (m2) dikkate alınmıştır. S/T'lerin yüksek performans düzeylerinde çalışmasında birçok faktör yanında özellikle operatör kullanımının, oldukça etkin olduğu kanaatine varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Etkenlik, Makine Performansı, S/T Makineleri, Verim, Verimlilik.
Ara ve Ca bentonitlerin soda ve MgO ile aktivasyonu
Yüksek katyon değiştirme özellikleri nedeniyle endüstriyel süspansiyonların stabilitelerinin kontrolünde yaygın bir şekilde kullanılan bentonitler, alkali (Na- bentonit), yarı alkali (Na-Ca bentonit), toprak alkali (Ca- bentonit) olarak sınıflandırılmaktadırlar. Na bentonitler mevcut teknolojik özellikleri (Viskozite, şişme, filtrasyon kaybı vb.) ile sondaj sıvısı olarak kullanılırken, yarı alkali ve toprak alkali bentonitlerin bu sektörde kullanımı sınırlı olmaktadır.Ülkemizde ve Dünyada Na bentonit rezervleri oldukça sınırlı olup, sınırsız miktarda Na-Ca ve Ca-bentonit rezervleri mevcuttur. Orta ve düşük şişme, viskozite ve yüksek filtrasyon kayıpları veren bu bentonitlerin sondaj sektöründe kullanımlarını güçleştirmektedir. Bu bentonitlerden API ve TSE standartlarında sondaj çamuru elde edilebilmesinin tek yolu ise çeşitli katkı maddeleri ile aktivasyon işlemine tabi tutulmasıdır. Rekabetin yüksek olduğu bu sektörde bu tür bentonit yataklarının elde edilecek yeni teknolojik bilgilerle değerlendirilmesi ülke ekonomimiz açısından da büyük önem arz etmektedir.Bu çalışmada, Na-Ca ve Ca-bentonitlerin MgO, NaCO3 ve MgO+NaCO3 kombinasyonu ile yaş ve kuru olarak aktivasyonu yapılarak viskozite, şişme, filtrasyon kaybı gibi teknolojik özellikleri araştırılmıştır. Na ve Mg iyonlarının süspansiyonun fiziksel özelliklerine etki mekanizmasını araştırmak için ise zeta potansiyel ve pH ölçümleri yapılmıştır. Bu karışımların iyon adsorpsiyonu ve iyon değişimi yolu ile bentonit tabakalarının yüzeyleri veya kenarları ile etkileşimi montmorillonitlerin reolojik özelliklerini modifiye etmektedir. Elektrokinetik özellikler bentonit süspansiyonlarının formülasyonunu optimize etmekte kullanılmaktadır.Yapılan çalışmalar sonunda, ara tipteki bentonitlerin kuru aktivasyon yöntemi ile soda ve MgO kombinasyonu kullanılarak aktive edilmeleri neticesinde, sondaj sektörüne uygun olduğu görülmüştür. Ca bentonitin ise şişme ve viskozite açısından sondaj bentonitine uygun hale getirilebileceği ancak filtrasyon kaybının fazla olması dolayısı ile CMC ile de aktive edilmesi gerektiği bulunmuştur.
Sepiyolitten nem alıcı (desikant) kil üretimi
Bu çalışma kapsamında, Sivrihisar bölgesinden temin edilen farklı fizikokimyasal özelliklere sahip sepiyolit örneklerinin desikant amaçlı olarak kullanılabilirliği ve onların desikant özelliklerinin farklı işlemlerle geliştirilmesi araştırılmıştır. Seçilen beş farklı sepiyolitten ikisinin sepiyolit içeriği düşük olmasından dolayı araştırmalar daha çok sepiyolit içeriği yüksek diğer üç farklı sepiyolit (Kurtşeyh, Sığırcık, TTB) üzerine yoğunlaştırılmıştır.Çalışmalar öncelikle desikant boyutunun belirlenmesi amacıyla örneklerin boyuta bağlı olarak nem tutma kapasitelerine bakılmıştır. Örneklerin nem tutma kapasitelerinde büyük bir değişim görülmemiştir. Daha sonra örneklerin nem tutma kapasitesi üzerine ısıl aktivasyonun etkisi araştırılmıştır. Isıl aktivasyon deneyleri 90-105-150-200-250-300-350-400-500 oC'de yapılmıştır. Sepiyolitin ısıl işleme maruz bırakılmasının nedeni onun yüzey alanındaki artışa paralel olarak nem tutma kapasitesinin artırılmak istenmesidir. 300 oC ye kadar sepiyolitin nem tutma kapasitesi artmış bu sıçaklığın üzerinde ise nem tutma kapasitesinde düşüş gözlemlenmiştir. Sepiyolitin 200 oC'ye kadar yapısındaki bağlı ve zeolitik suyun uzaklaştırılmasının bir sonucu olarak yüzey alanındaki artışa paralel olarak nem adsorpsiyon kapasitesinde bir artış olmaktadır. Fakat bu sıcaklık 300 oC'nin üzerine çıkarıldığında ise mikrogözeneklerin bozulmasına paralel olarak yüzey alanındaki azalmayla nem tutma kapasitesinde de azalma olmaktadır. Bundan dolayı örneklerimizde en iyi nem tutma kapasitesi 200 oC civarında olduğu için aktivasyon sıcaklığı 200 oC olarak alınmıştır.Sepiyolitin nem alma kapasitesinin artırılması amacıyla zenginleştirme çalışmalarında sepiyolit ve safsızlıklarının birbirinden ayrılması amacıyla hidrosiklonda deneyler yapılmıştır. Yapılan deneylerden elde edilen ürünlere uygulanan nem adsorpsiyon testlerinde sepiyolitin nem tutma kapasitesinde bir artış olmuş fakat bu artış istenilen seviyelerde olmamıştır.Sepiyolitin USA ve Japon standartlarına göre iyi bir nem tutucu (desikant malzeme) olması için % 20, % 50 ve % 90 nemde 25 oC'de belirli bir nem tutma kapasitesine sahip olması gerekmektedir. Bundan dolayı sepiyolitin nem adsorpsiyon kapasitesini artırmak amacıyla CaCl2, MgCl2, LiCl ve NaSO4 gibi tuz ve reaktiflerden ağırlıkça %1-10 aralığında sepiyolite ilave edilerek karışımlar hazırlanmıştır. Bu tuzların LiCl>CaCl2>MgCl2>NaSO4 sıralaması şeklinde sepiyolitin nem adsorpsiyon kapasitesini artırdığı görülmüştür. Buna karşılık NaSO4 ise sepiyolitin nem adsorplama kapasitesini azaltmıştır. Sonuç olarak, %3 LiCl, % 5 CaCl2 ve %7 MgCl2 ilavesi ile kalsiyum klorür ilavesi ile standartlara uygun sepiyolit desikant elde edilmiştir. Bunların dışında, sepiyolitin nem tutma kapasitesi üzerine ortam sıcaklığındaki değişimin nasıl etki ettiği araştırılmıştır. Artan ortam sıcaklığına bağlı olarak sepiyolitin nem tutma kapasitesinin 40 oC'den sonra düştüğü görülmüştür. Bu düşüş CaCl2 katkılı sepiyolitler de artan CaCl2 miktarına bağlı olarak azalmıştır.Anahtar Kelimeler: Bağıl nem, Desikant, Sepiyolit, Sıcaklık, İnorganik tuz,
Türkiye'de kömürün enerji üretimindeki rolü
Enerji, ekonomik ve teknolojik gelişmelere paralel olarak yaşamsal temel bir ihtiyaç olması yanında, ülke ekonomilerinin büyüyerek refahlarının artmasında da en önemli unsurların başında gelmesinden dolayı, çatışmaların odağı olma halini sürdürmektedir. Buna paralel olarak son yıllarda yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesinde büyük ilerlemeler olmasına rağmen, fosil yakıtların öneminde bir azalma olmamıştır. Fosil yakıtlar arasında arz güvenliğinin sağlanmasında çok büyük öneme sahip olan kömür, temel enerji kaynağı olma özelliğini artırarak sürdürmektedir.Ülkemiz, petrol ve doğalgaz kaynakları bakımından dışa bağımlı olsa da enerji tedarikinde kullanabileceği önemli kömür rezervlerine sahiptir. Son yıllarda enerji ihtiyacımızın karşılanmasında doğalgaza artan bir önem verilmesinin, enerji arz güvenliğini tehlikeye sokması, enerji maliyetlerine ağır yükler getirerek ülke ekonomisine zarar vermesi gibi olumsuz yönlerinin yanında, kömürlerimizin enerji temininde olmazsa olmaz öneme sahip olduğu, bu kaynaklarımızdan çok daha fazla yararlanılması gerektiği gerçeğini de bir kez daha ortaya koymuştur.Bu tez çalışmasında, ülkemizin genel enerji durumu incelenerek, önemli bir enerji hammaddesi olan kömürlerimizin, enerji üretimimizdeki rolü araştırılmıştır. Ayrıca ileriye dönük enerji üretiminde kömürün payının ne şekilde arttırılarak, daha nasıl faydalı kullanılması gerektiği konuları belirlenmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Elektrik enerjisi, Enerji, Enerji kaynakları, Fosil yakıtlar, Kömür.
Tek damar yapılı cevher yataklarında bilgisayar destekli fay modellemesi ve rezerv hesabı
Bu çalışmada tek damarlı cevher yatakları ile fay arasındaki fiziksel etkileşimi bilgisayar ortamında üç boyutlu olarak görüntülemek amacıyla bir matematik model ve bilgisayar yazılımı geliştirilmiştir. Geliştirilen sistem plaka yapısında olan cevherin ve fayın dalım yön ve açısını kullanmaktadır. Analitik geometri temeli üzerine bina edilen algoritma ile gerek cevher, gerekse faya ait bütün gerekli koordinatlar hesaplanmakta, damar-fay kesişim hattının koordinatları bulunmakta ve atım bilgilerine göre cevher yatağının yeni pozisyonu belirlenmektedir. Geliştirilen matematik model algoritması C++ programlama diliyle kodlanarak, AutoCAD ortamında görüntüleme imkânı sunan bir yazılım geliştirilmiştir. Sistem, değişik cevher-fay ilişkileri için sınanmış, gerek sayısal, gerekse görsel olarak doğru sonuçlar üretmiştir. Her türlü ve sayıda cevher-fay etkileşimi için geliştirilebilecek bir sistemin alt yapısı oluşturulmuştur.Anahtar Kelimeler: Fay Hattı.
Açık işletme yöntemiyle çalışan kömür işletmelerinde maliyet analizi; bir açık işletme örneği
Örtü malzemesinin kaldırılmasına dayalı açık ocak kömür işletmeciliğinde kazı ve taşıma faaliyetleri için kazıcı-yükleyici ve kamyon sistemi yaygın olarak kullanılmaktadır. Ayrıca tüvenan kömürün piyasa ihtiyacına göre boyutsal olarak sınıflandırılması ve kalitesinin arttırılması için kriblaj ve lavvar tesisleri kullanılmaktadır. Maliyet analizi yapılırken maliyete etki eden faktörlerin birbirlerinin tamamlayıcısı durumunda olduğunu ve yürütülen maden işletmeciliğinin herhangi bir noktasında oluşan bir aksamanın sistemin genelini etkileyeceğini ve verimsizliğe neden olacağı unutulmamalıdır.Bu çalışmada, Tekirdağ'ın Malkara ilçesi sınırları içerisinde olan İR-164 ruhsat numaralı İbrice Maden İşletmesi'nde kömür maliyetine etki eden maliyet faktörleri incelenerek kömür birim maliyeti belirlenmiştir.Çalışmada ayrıca kazı - yükleme ve taşıma makinelerinin, kriblaj ve lavvar tesislerinin ayrı ayrı değerlendirilerek, bu faktörlerin maliyeti ne derecede etkilediği belirlenmiş, maliyeti en fazla etkileyen faktörün akaryakıt olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Açık ocak, Örtü kazı, Birim Maliyet.
Altere gnays cevherinden K-Na feldspat ayrımı
Yerkabuğunun %60-65'ini oluşturan feldspatlar, yapıları ve özellikleri birbirine oldukça benzeyen, susuz alümina silikatlardır. Bu mineraller, endüstride kullanım alanı bulabilen ve `Endüstriyel Hammadde' olarak adlandırılan, kilden kuvarsa kadar birçok minerali içermektedir. Feldspat mineralleri kimyasal bileşim ve yapıları açısından plajiyoklaz feldspatlar ve alkali feldspatlar olmak üzere iki gruba ayrılır. Bu çalışma kapsamında; altere gnays cevheri içerisindeki manyetik duyarlılığı fazla olan renkli minerallerin manyetik zenginleştirilmesini takiben yapılan Na K Feldspat flotasyonu gerçekleştirilmiştir. Flotasyon deneyleri Denver tipi 1 litrelik hücrede %15 katı oranında yapılmıştır. Flotasyon işlemlerinde pH 2.5-3 arasında HF kullanılarak feldspatın canlandırılıp yüzdürülerek, kuvars feldspat ayırımı yapılmıştır. Buradan elde edilen feldspat konsantresine NaCl ilave edilerek Na ve K-feldspat ayrılmaya çalışılmıştır. Na-K-feldspat ayırımını gerçekleştirmek için farklı ticari amin türü (GTAP, ARMAC T, ARMEEN DMCD, PROMOPET, ETHONEEN C112, DUOMEEN T,ARMEEN 312, ARMEEN 12D, DUOMEET T) reaktiflerden yararlanılmıştır. Öncelikle ticari olarak çok yaygın olarak kullanılan GTAP ve ARMAC-T ile temel çalışmalar yapılarak optimum koşullar belirlendikten sonra bu reaktiflerle Na-K feldspat ayrımı farklı boyut gruplarında yapılmıştır. Çalışmalara temel olan %5.44 Na2O, %4.133 K2O içeriğine sahip olan gnays cevherinden ARMEEN DMCD ile yapılan çalışmalarda 5 g/l tuz konsantrasyonunda toplama göre miktarca %21.41 oranında %1.45 Na2O ve %10.13 K2O oranında bir K-feldspat konsantresi ve miktarca %33.74 oranında %5.74 Na2O ve %4.91 K2O oranında Na-K feldspat konsantresi elde edilmiştir. ETHONEEN C/12 ile 10 g/l tuz konsantrasyonunda miktarca toplamda %14.03 oranında %1.89 Na2O ve %10.33 K2O içerikli bir K-feldspat konsantresi ve miktarca %40.14 oranında %6.26 Na2O ve %5.92 K2O içerikli Na-K karışık feldspat konsantresi elde edilmiştir. ARMEEN 12D ile yapılan çalışmalarda 15 g/l tuz konsantrasyonunda toplama göre miktarca %10.29 oranında %1.73 Na2O ve %10.29 K2O oranında bir K-feldspat konsantresi ve %31.46 oranında %4.54 Na2O ve %7.63 K2O oranında Na-K feldspat konsantresi elde edilmiştir. DUOMEET T ile yapılan çalışmalarda 20 g/l tuz konsantrasyonunda toplama göre %31.46 oranında %2.56 Na2O ve %9.12 K2O oranında bir K-feldspat konsantresi ve %14.59 oranında %6.09 Na2O ve %3.88 K2O oranında Na-K feldspat konsantresi elde edilmiştir. PROPOMEET ile yapılan deneylerde kuvars feldspat ayırımı yapılmış fakat tuz ile Na-K feldspat ayrımı yapılamamıştır. DUOMEEN T ise kuvars feldspat ayrımında etkili olmamıştır. ARMEEN 312 feldspat flotasyonunda etkili olmamış fakat renkli empüriteleri yüzdürdüğü görülmüştür. Bundan dolayı malzeme içerisindeki demirli empüritelerin diğer reaktiflerin kullanımı öncesinde bu reaktifle uzaklaştırılması yapılarak kalan demir uzaklaştırılmaya çalışılmıştır. Yapılan deneyler ARMEEN 312'nin renkli empüritelere karşı seçimli olduğunu göstermiştir.
Türkiye Kömür İşletmeleri'nin 1998-2007 yılları arasındaki performansının değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı Türkiye Kömür İşletmeleri'nin 1998-2007 yılları arasındaki performansını değerlendirmektir.İşletmelerin temel amacı faaliyetlerinden kâr elde etmek, büyümek ve devamlılığı sağlamaktır. İşletmeler pazardaki etkinliklerini koruyabilmek, geleceğe yönelik kararlarını verebilmek ve şu andaki konumlarını tahlil etmek için performans ölçümüne gerek duyarlar. Performans ölçümü sadece işletmeye değil çalışan ve yöneticilere de fayda sağlar. Performans ölçümü, yöneticilerin dikkatli olmasını ve süreci izleyebilmelerini sağlarken, çalışanların kendilerini geliştirebilmesi için adil bir ortam sağlar ve fark edilme, tanınma ihtiyaçlarını karşılamış olur.İşletmelerde sadece kârın ölçümü performansın değerlendirilmesi açısından yeterli değildir. Ölçülebilen tüm performans boyutlarının değerlendirilmesi gereklidir. Bu çalışmada performans kavramı tanıtılmış, performansın boyutları açıklanmış, ölçülebilen performans boyutları kapsamında 1998-2007 yılları arasında işletme değerlendirilmiştir. Sonuçlar ve öneriler sunulmuştur.
Atık sulardan amonyak (NH3) gideriminde Türkiye bentonitlerinin kullanılabilirliği
Bu tez çalışmasında amonyak iyonlarının bentonit mineralleri üzerine adsorbsiyonu ve yüklü bentonit minerallerinin flotasyon tekniği ile sulu ortamlardan uzaklaştırılması araştırılmıştır.Bu çalışmada amonyak giderimi için adsorpsiyon yöntemi kullanılmış olup, adsorban olarak Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden temin edilen bentonitler tüvanan ve konsantre olarak kullanılmıştır. Adsorbat olarak ise sentetik amonyak tuzu (NH4Cl) kullanılmıştır. Adsorbsiyon çalışmaları, adsorban katı oranının belirlenmesinin ardından başlangıç amonyak konsantrasyonuna göre ve zamana göre adsorbsiyon çalışmalarından oluşmaktadır. Bentonit üzerine NH4+ adsorbsiyonu tayini seçici elektrot yöntemi ile yapılmış ve optimum şartlar belirlenmiştir. Konsantrasyona göre adsorbsiyon deney sonuçları Langmuir, Freundlich, izotermleri uygulanarak yorumlanmıştır. Adsorbsiyon kinetiği ise pseudo-second modeli ile incelenmiş olup, modelden elde edilen korelasyon katsayılarının 1'e yakın olması asdorbsiyonun modele uygunluğunu göstermektedir. Yapılan çalışmalar sonunda, adsorpsiyonun hızlı olduğu ve 60 dk da dengeye ulaştığı gözlenmiştir. Adsorblama kapasitesinin en düşük örnekte %18,02 en yüksek örnekte %97,36 arasında olduğu belirlenmiş olup, RT, RK, ÇGT, ÇST, ST, ÇGK, ÇSK ve SK olmak üzere düşükten yükseğe doğru bir sıralama elde edilmiştirAdsorbsiyon çalışmasının ardından yüklü bentonit örneklerinin solusyonlardan uzaklaştırılması çözünmüş hava flotasyonu (ÇHF) tekniği ile gerçekleştirilmiş olup, flotasyon kinetiği ayrıntılı olarak reaktifli ve reaktifsiz olarak araştırılmıştır. Adsorblama kapasitesi en yükek olan Silivri Konsantre bentonitinin kollektörsüz olarak 30 sn'de ortalama flotasyon verimi %75 elde edilirken, 10-5 M G-TAP varlığında 30 saniyede %100 flotasyon verimi elde edilmiş ve bulanıklığın 12.8 NTU olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar, atık sulardan amonyak iyonu giderimi için Türkiye bentonitlerinin uygun olduğu göstermektedir.
TKİ-ELİ Eynez panosu dekapaj nakliyatı için alternatif yöntem: Bant nakliyatı
Açık ocaklar derinleştikçe dekapaj mesafeleri uzamaktadır. Dekapaj mesafesinin uzunluğu ise dekapaj nakliye maliyetini arttırmakta, sonuçta da açık ocak çalışma sınırını belirleyen önemli bir parametre olmaktadır. Ekonomik nedenlerle, son yıllarda dünya madenciliğinde klasik kamyon nakliyatı yerine, ocak içi kırıcı ? bant konveyör sistemleri hızla yaygınlaşmaktadır. Bu sayede, ekonomik açık ocak sınırı değerleri de değişmeye başlamıştır. Bu tez çalışmasında, ocak içi kırıcı ? konveyör sisteminin genel özelliklerinden, dünyadaki uygulama örneklerinden ve bu sistemin Ege Linyitleri işletmesi ? Eynez açık ocaklarında uygulanabilirliği araştırılmıştır. Çalışmalar sonucunda kamyon nakliyatının işletme gideri yıllık 34.635.927 $, birim işletme gideri ise 2,306 $/m³ olarak bulunmuştur. Kamyon ? kırıcı ? bant konveyör sisteminde ise işletme gideri yıllık 28.693.497$, birim işletme gideri ise 1,912 $/m³ olarak bulunmuş; bant alternatifinin daha ekonomik olduğu tespit edilmiştir.
Jameson flotasyon hücresinde düşeyboru modifikasyonu ve performansa etkisi
Jameson flotasyon hücresi, Dünya genelinde 200'ün üzerinde uygulama alanı bulan, özellikle ince taneli minerallerin flotasyonunda kullanılan ve performansı yüksek olan bir alettir. Flotasyonun mikro olaylarının gerçekleştiği ve flotasyon performansı üzerine etkili olduğu düşeyboru, en önemli farklılıktır. Düşeyboru içindeki hidrodinamik olaylar ve ayırma tankının içine doğru olan akış rejimi, bu alette yüzdürülebilecek tane boyutu sınırlarını belirleyen en önemli etkenlerdir. Bu araştırma kapsamında, düşeyboru içindeki ve çıkış bölgesindeki hidrodinamik olaylar detaylı incelenmiş, yüzdürülebilecek tane boyutunu belirlenen parametre değerleriyle tahmin edebilen teorik bir model geliştirilmiş ve bu model yardımıyla da Jameson flotasyon hücresinin performansını artırmayı hedefleyen düşeyboru çıkış bölgesinin radikal bir modifikasyon tasarlanmıştır.Bu tezin birinci kısmı, düşeyboru içindeki ve çıkış bölgesindeki hidrodinamik olayların, hidrofob taneciklerin hava kabarcıklarına yapışma mekanizması ve oluşan agregaların stabilitesinin detaylı analizidir. Agregaların stabilitesi; ortam türbülansının nicelik olarak tanımlanması ve türbülansı azaltıcı teorik çözümlerle incelenmiştir. İkinci kısım, akışkanlar mekaniği yasalarına göre düzgün akış sağlayan düşeyboru çıkış bölgesinin dizaynı, hidrodinamik kurallara göre de türbülansı nicelik olarak tanımlayan ve modifikasyon sonucu yüzdürülebilicek tane boyutunu tahmin edebilen teorik modelin geliştirilmesi ile ilgilidir. Üçüncü ve son kısım; geliştirilen modelin geçerliliğinin deneysel çalışmalarla araştırılmasıdır. Bunun için bir seri flotasyon deneyi, donanımlı ve düşeyborusu modifiye edilmiş Jameson flotasyon hücresinde yapılmıştır.Deneysel sonuçlar, düşeyboru çıkış bölgesinin radikal modifikasyonunun uygunluğunu ve bu dizayna göre yüzdürülebilecek maksimum tane boyutunu kestirebilen teorik modelin geçerliliğini göstermiştir. Temas açısı yaklaşık 50º olan kuvars mineralleri için yüzdürülebilecek maksimum tane boyutu (d100) klasik düşeyboru ile 128 ?m iken, modifiye düşeyboru ile 154 ?m'ye çıkmıştır.
Emet Espey Bor Tesisi ince gölet atıklarının kolon flotasyonu ile zenginleştirilebilirliğinin araştırılması
Eti Bor A.Ş. Emet Bor İşletmesi Espey konsantratör tesisi ince bor artıkları (-3 mm) artık barajında depolanmaktadır. Her geçen gün dolmakta olan baraj, çevre görüntüsü ve kirliliği açısından sorun olmakta, ayrıca işletme giderlerine olumsuz etki yaratmaktadır. Barajdaki artığın B2O3 içeriği oldukça yüksek olup, yaklaşık %26,33'tür. Bu kaybın yeniden ekonomiye kazandırılması için uygun zenginleştirme yönteminin veya yöntemlerinin belirlenmesine ihtiyaç vardır. Bu artıkların kazanılması ile yukarıda belirtilen olumsuz etkileri de en aza inecektir. Bu çalışmada; Artık barajında bulunan bor minerallerini kazanabilmek amacıyla kolon flotasyon yöntemi deneysel olarak araştırılmıştır.Çalışmada ilk önce yapılan mekanik + kimyasal dağıtma + sınıflandırma çalışmalardan elde edilen sonuçlara göre +150 ?m boyut grubunda %42,2 B2O3 tenörlü konsantre %68,68 verim ile elde edilmiştir. Bu boyut grubunun altında ise istenilen verim ve tenör değerlerine ulaşılamadığından dolayı ikinci aşamada, -150 ?m boyut altı grubuna ince tanelerin flotasyonunda uygulama alanı olan klasik flotasyon kolonu kullanılmıştır. Deneylerde 38 ?m boyutunun altı şlamın olumsuz etkisi nedeniyle uzaklaştırılmıştır. Uygun flotasyon koşullarını belirleyebilmek amacıyla; toplayıcı ve köpürtücü dozajı, yüzeysel artık hızı, yüzeysel hava hızı, yüzeysel yıkama suyu hızı, yüzeysel besleme hızı, bias faktörü, katı oranı ve şlam etkisi gibi faktörlerin verim ve tenöre etkileri araştırılmıştır. Belirlenen uygun flotasyon şartları sonucunda flotasyona beslemeye göre %99,86 verimle %45,9 B2O3 tenörlü konsantre elde edilmiştir.
Bir kömür işletmesinde üretim verimliliğin arttırılması
Bu çalışmada, özel sektöre ait bir kömür işletmesinde gerçekleştirilen iyileştirme çalışmasının karar verme aşamasından itibaren tüm uygulama safhaları değerlendirilmiştir.Öncelikle, iyileştirme süresi öncesinde ilk aşamalardaki, tek tüze, verimsiz, teknolojik olanaklardan yararlanmadan yapılan üretim süreci ve seviyesinin düşüklüğü ortaya konulmuştur. Daha sonra, işletmede iyileştirmeye dönük olarak yapılan doğru işler neticesinde ürün kalitesi ve üretim düzeylerindeki artışlar incelenmiştir. Örneğin iyileştirme süreci öncesinde m2'den 900 kg satılabilir kömür üretimi yapılırken, sonradan yapılan iyileştirme çalışmaları ile bu rakam 4.000 kg düzeyine kadar çıkmıştır. Sonuçta bu sürekli iyileştirme anlayışı işletmede uygulana gelen bir metot olmuştur.
Düşük sıcaklık koklaştırması ve manyetik zenginleştirme ile linyitlerden kül ve kükürdün uzaklaştırılması
Dünya genelinde bulunan kömürlerin en büyük payını taş kömürü oluşturmaktadır. Fakat ülkemiz dünya genelinin aksine linyit rezervleri bakımından daha zengindir ve dünyada 6. sıradadır. Sahip olduğumuz linyit rezervlerinin Tunçbilek ve Soma kömürleri dışında düşük kaliteli kömürlerdir. Fakat bu kömürlerde çevre standartları için yüksek kükürt içeriğine sahiptir. Temiz bir kömürün satış değerini belirleyen kömürün kül, kükürt ve kalorifik değerdir. Fakat ülkemizdeki yaklaşık linyitlerin büyük oranı kül, kükürt ve kalorofik değerleri baz alındığında oldukça düşük kaliteli kömürler olduğu görülmektedir. Türkiye'nin sahip olduğu en büyük enerji kaynağı bugün için sahip olduğumuz linyitlerimizdir. Bu linyit kömürlerinin de sanayide ve termik santrallerde kullanılabilmesi için bir takım zenginleştirme işlemlerinden geçmesi teknolojik ve çevresel bir zorunluluk haline gelmiştir.Bu çalışma kapsamında ülkemizde bulunan farklı bölgelerden (Kütahya-Seyitömer, Kütahya-Tunçbilek, Kütahya-Gediz, Manisa-Soma ve Tekirdağ-Malkara) farklı kömürleşme derecelerine sahip kömürlerin düşük sıcaklık koklaştırması ve manyetik zenginleştirme işlemleri ile kalitelerinin artırılarak temiz kömür üretimi amaçlanmıştır. Çalışmalarda tüm kömürler -1mm altına kırıldıktan sonra -1+0.125 mm boyut grubunda sınıflandırılıp bu boyutta farklı sıcaklık (500, 550 ve 600) ºC ve sürelerde (15, 30 ve 60) dakika düşük sıcaklık koklaştırması yapılarak kömürlerden uçucu madde ve kükürt uzaklaştırılabilirliği araştırılmıştır. Gediz kömürü hariç tüm kömürlerde önemli başarı yakalanmıştır. Kömürlerin sahip oldukları toplam kükürt miktarları yapılan düşük sıcaklık koklaştırmasıyla Soma, Seyitömer, Tunçbilek, Tekirdağ ve Gediz sıralamasında sırasıyla %74, %56, %49, %31 ve %15 oranında uzaklaştırılmıştır. Düşük sıcaklık koklaştırmasını takiben yapılan manyetik ayırma ile ise yine Gediz kömürü hariç tüm kömürlerde %1'in altında kükürt içeriğine sahip düşük kül içerikli temiz kömürler elde edilmiştir.Tüm bu sonuçlar göstermiştir ki düşük sıcaklık koklaştırması ve onu takiben yapılan manyetik zenginleştirme işlemi ile düşük uçuculu, düşük kül ve düşük kükürt içerikli aynı zamanda yüksek kalorifik değere sahip çevre dostu temiz kömür üretilebileceği görülmüştür.
Açık işletmelerde yapay süreksizliklerin patlatma kaynaklı yersarsıntıları üzerindeki etkisi
Seyitömer Linyitleri İşletmesinde (SLİ), patlatma kaynaklı yersarsıntılarının etkisiyle yakın çevredeki yerleşim birimlerinde yaşayan halkın tepki ve şikâyetlerinden kaynaklanan problemler yaşanmaktadır. Bu problemlerin ve çevreye verilen rahatsızlığın engellenmesi açısından patlatma kaynaklı bu sarsıntıların azaltılması işletme açısından büyük önem taşımaktadır.Bu çalışmada, Seyitömer Linyit İşletmesi (SLİ) açık ocaklarında atım gerisinde bulunan yapay süreksizliklerin patlatmadan kaynaklanan yersarsıntılarının oluşum ve gelişimi üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla seçilen 3 panoda ocak ilerleme yönünde tek sıra halinde açılmış deliklerle yapay süreksizlikler planlanmıştır. Patlatma bölgesi ve ölçüm istasyonu arasında 2,5 m aralıklı, 10 m derinlikte tek sıra halinde toplam 10 adet delik delinmiştir. Daha sonra bu delikler düşük miktarda patlayıcı ile patlatılarak bir yapay süreksizlik hattı oluşturulmuştur. Yersarsıntılarının ölçülmesinde iki adet titreşim ölçüm cihazı kullanılmıştır. Süreksizlik deliklerinin önünde, süreksizlik deliklerin hemen arkasında ve süreksizliğin 5 m, 10 m, 15 m, 25 m, 50 m ve 75 m arkasında yersarsıntısı ölçümleri yapılmıştır. Bu kapsamda 150 adet patlatmaya ait 395 adet yersarsıntısı değeri ölçülmüştür.Elde edilen veriler, herhangi bir sınıflandırmaya tabii tutulmadan değerlendirilmiş daha sonra da pano ve panolardaki ölçüm noktaları bazında sınıflandırılarak değerlendirmeye tabii tutulmuştur. Ayrıca bu veriler literatürdeki 11 farklı parçacık hızı tahmin yöntemlerine göre değerlendirilerek en iyi korelasyonu sağlayan denklem belirlenmeye çalışılmıştır.Yapılan bu çalışma sonucunda, özellikle yapay süreksizliklerin önü ve hemen arkasında alınan verilerde parçacık hızı değerlerinin önemli oranda değiştiği, mesafe açıldıkça değişimin azaldığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Patlatma, Yapay Süreksizlik, Yersarsıntısı.
Açık işletmelerde GPS destekli mobil ekipman takibi ve yol analiz sistemi
Bu tezde Tunçbilek Garp Linyitleri İşletmesindeki maden kamyonları için yol bozukluğu ve ekipman üretim süreçlerinin takibi için donanım tasarımı/imalatı ve yazılım unsurları içeren gerçek zamanlı bir veri toplama ve değerlendirme sistemi tasarlanmıştır.Yapılan çalışmada açık işletmede kullanılan kamyonların çalıştıkları yol koşulları ve üretim istatistikleri üzerine ışık tutacak navigasyon, elektronik ve bilgisayar sistemleri incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda öncelikle Küresel Konumlama Sistemleri (GPS) alıcısı ve araç üzerindeki algılayıcılardan veri toplayabilecek elektronik kartlar imal edilmiş, ardından bu cihazlar ile toplanan veriler incelenmek üzere depolanmıştır. Depolanan veriler geliştirilen paket yazılım içerisindeki çeşitli sorgular ve algoritmalar ile analiz edilmiştir.Sayılan süreçleri gerçekleştirirken sistem, ileriki çalışmalara ve ölçeklendirmelere uyması için mümkün olduğunca esnek ve çeşitli model ve yapıdaki cihazlar ile uyumlu çalışacak şekilde tasarlanmıştır. Yol ve üretim hakkında veri toplamak için kamyon üzerindeki süspansiyonlarda bulunan yük algılayıcıların bulunduğu altyapı kullanılmıştır. Toplanan veriler uzaysal (spatial) veritabanında saklanmış ve bu veritabanı üzerinden çeşitli analiz sorguları yapılmıştır. Sonuç olarak hazırlanan paket yazılım ile yol bozuşmaları ve üretim istatistikleri değerlendirmeleri yapılmıştır.
Yeni 5995 sayılı Maden Kanununun maden mühendisliği açısından irdelenmesi
Bu çalışmada, 5995 Sayılı yeni maden kanunu maden mühendisliği açısından incelenmiştir. Kanunun ilgili maddeleri ele alınıp yapılan değişiklikler yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Maden Kanunu, Maden Mühendisliği, Maden Yönetmeliği.
Kütahya-Gediz yöresi kömürlerindeki kükürdün uzaklaştırılması
Dünya enerji üretiminde fosil yakıtların, özellikle kömürün rolü geçmişte olduğu gibi gelecekte de büyük önem kazanacaktır. Fosil yakıtlarının çevreye olan olumsuz etkileri kullanım alanlarının kısıtlanmasına, çıkarıldığı bölgenin önemli oranda ekonomik olumsuzluklar yaşamasına neden olmaktadır. Ülkemizde ısıl değer yönünden olukça az sayıda bulunan kaliteli kömür yataklarından biri olan Kütahya-Gediz yöresi kömürleri içerdiği kükürdün yüksek olması nedeni ile kısıtlamalara maruz kalmaktadır. Bu durum dikkate alınarak çeşitli kükürt uzaklaştırma yöntemleri uygulanarak Gediz yöresi kömürlerinin kullanılabilirliliğinin arttırılması amaçlanmıştır.Tez konusu kapsamında ilk olarak Kütahya-Gediz yöresi kömürlerinin özelliklerinin belirlenmesi amacıyla kapsamlı bir karakterizasyon çalışmaları yapılmıştır. Yapılan bu karakterizasyon çalışmaları sonucunda Gediz yöresi kömürlerinin %7.06 toplam kükürt içerdiği, içerdiği bu kükürdün de %3.55 oranında piritik, %2.89 oranında organik kökenli olduğu tespit edilmiştir. Yüksek oranda kül içermesine rağmen (%25.99), 5607 kcal/kg ısıl değer ile önemli bir ısıl değere sahiptir. Yapılan mikroskopik ve makroskopik incelemeler sonucunda yöre kömürlerinin içerdiği piritik kükürdün, oldukça ince boyut dağılımına sahip olduğu ve kömürün organik yapısı içerisine dağılmış olduğu belirlenmiştir.Özellikleri belirlenen yöre kömürlerinin bünyesinde bulunan piritik ve organik kükürdün uzaklaştırılması amacıyla çeşitli fiziksel (manyetik ayırma, Knelson konsantratör, flotasyon yöntemleri) ve kimyasal yöntemler (asidik ve bazik kimyasal ortam, ısıl işlem, otoklav yöntemi, elektron transfer yöntemi vs.) uygulanmış, ayrıca bu yöntemlerin kombinasyonları şeklinde deneyler yapılmıştır.Gediz yöresi kömürlerinin içerdiği kükürdün önemli bir kısmı organik kökenli olması ve geriye kalan pirit kökenli kükürdün de çok küçük tane boyutuna sahip olması, fiziksel yöntemler ile kükürdün uzaklaştırılmasının mümkün olmamasına neden olmaktadır. Yöre kömürlerinin belirtilen özellikleri taşıması, kimyasal yöntemlerle kükürdünün uzaklaştırılması gerekliliğini ortaya koymaktadır.Kimyasal kükürt uzaklaştırma yöntemleri arasında uygulanan bazik kimyasal ortam deneylerinde NaOH, KOH, Etanol-NaOH, Etanol-KOH, Metanol-NaOH ve Metanol-KOH kullanılmış ve bu deneyler sonucunda %9-12 arasında kükürt uzaklaştırma oranları elde edilmiştir. Düşük sıcaklık ve basınç şartlarında gerçekleştirilen bu bazik ortam kimyasal kükürt uzaklaştırma deneylerinden istenilen sonuçlar elde edilememiştir. Yüksek sıcaklık ve basınç şartları altında yöre kömürlerinden kükürdün uzaklaştırılabilmesi amacıyla otoklav deneyleri uygulanmış, %40 oranında kükürt bünyeden başarılı bir şekilde uzaklaştırılmıştır. Yapılan bu çalışma ile yöre kömürlerinden kükürt uzaklaştırmada yüksek sıcaklık ve basıncın etkili olduğu tespit edilmiştir. Bazik kimyasal ortamda, arzu edilen kükürt uzaklaştırma sonuçlarının elde edilememesi, asidik kimyasal ortamın uygulanmasının gerekliliğini ortaya koymuştur. Bu amaçla farklı asidik kimyasallar (Hidroklorik asit (HCl), Nitrik asit (HNO3), Hidrojen peroksit (H2O2), Sülfürik asit (H2SO4), Hidrojen florür (HF), Demir sülfat (Fe2(SO4)3), Peroksiasetik asit (PAA), Asetik asit (CH3COOH), formik asit (HCOOH), performik asit (H2O2-HCOOH), borik asit (H3BO3)) kullanılmış, bu kimyasallardan bazılarının Gediz yöresi kömürlerinden kükürt uzaklaştırmada oldukça etkili oldukları, bazılarının etkilerinin ise çok düşük seviyelerde kaldığı belirlenmiştir. Asidik kimyasal ortamın, yöre kömürlerinden kükürt uzaklaştırmada daha etkili oldukları tespit edilmiş, HCl+HNO3 kullanılarak %66.95, H2O2 ile %40.38, H2SO4 ile %8.81, HF ile %7.52, Fe2(SO4)3 ile %20.39, PAA ile %55.64, CH3COOH ile %9.60, H2O2-HCOOH ile %11.73 oranında kükürt bünyeden başarılı bir şekilde uzaklaştırılmıştır.Bir diğer kimyasal kükürt uzaklaştırma yöntemi olarak ısıl işlem uygulanmış, bu amaçla hem klasik ısıtma hem de mikrodalga enerjiden yararlanılmıştır. Mikrodalga enerji kullanılarak yapılan kükürt uzaklaştırma çalışmalarında istenilen sonuçlar elde edilememiş, klasik ısıtma ile %40 oranında kükürt, Gediz yöresi kömürlerinden uzaklaştırılmıştır. Mikrodalga enerjiyi tek başına kükürt uzaklaştırma işlemlerinde kullanılması yerine yardımcı bir yöntem olarak kullanılmasının daha etkili olacağı saptanmıştır. Kimyasal kükürt uzaklaştırma yöntemlerinin sonuncusu olarak, Elektron Transfer Yöntemi uygulanmıştır. Bu yöntemde çeşitli metal tuzlarının (CuCl2, CuSO4, CoCl2, NiCl2, HgCl2) yöre kömürlerinden kükürt uzaklaştırmadaki etkinlikleri incelenmiş, bu amaçla hem klasik ısıtma hem de mikrodalga enerjiden yararlanılmıştır. Metal tuzlarının klasik ısıtma şartları altında %9-20 oranında kükürt bünyeden uzaklaştırılabilirken, mikrodalga enerji şartları altında %12-22 oranında kükürdün bünyeden uzaklaştırılmıştır. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda, elektron transfer yöntemiyle mikrodalga enerjinin kullanımına rastlanmamış olup, yenilik olarak bu doktora çalışmasında uygulanmıştır.Gediz yöresi kömürlerinde bulunan kükürdün uzaklaştırılmasında son olarak farklı yöntemlerin bir arada kullanıldığı çalışmalar da yapılmıştır. Fiziksel ve kimyasal yöntemlerin beraber uygulandığı çalışmalarda, flotasyon yöntemini takip eden ısıl işlem veya kimyasal yöntemler uygulanmış, sonuçta önemli oranda kükürt bünyeden uzaklaştırılmıştır. Ayrıca kimyasal yöntem önceki uygulanan ısıl işlem (mikrodalga) yöre kömürlerinin içerdiği kükürdün, kimyasal yöntem uygulaması sırasında daha kolay çözünebilir formlara dönüştürmüştür. Sonuç olarak da flotasyon, ısıl işlem ve kimyasal yöntemlerin beraber kullanıldığı üç kademeli sistemler uygulanmış ve önemli oranda kükürdün bünyeden uzaklaştırılabilmesi sağlanmıştır.Kükürt uzaklaştırma çalışmalarında Gediz yöresi kömürlerinin kullanıldığı kapsamlı bir çalışma gerçekleştirilmiş, önemli sonuçlar elde edilmiştir.Sonuç olarak, Gediz yöresi kömürlerinin içerdikleri kükürt türlerinin fiziksel yöntemler ile uzaklaştırılmasının çok zor olduğu, kimyasal yöntemlerin uygulanmasının gerekli olduğu tespit edilmiştir. Uygulanan farklı yöntemler sonucu elde edilen ürünlerin, Çevre ve Orman Bakanlığının yayınladığı genelgede belirtilen, hava kirliliğinin yoğunluğuna göre derecelendirilen, ikinci ve üçüncü derece illerde kullanılabilir nitelikte olduğu belirlenmiştir. %7.06 kükürt ve %25.99 kül içeren Gediz yöresi kömürlerine uygulanan; mikrodalga ile ısıl işlem (800 W, 2 dak), ardından KOH kullanılarak bazik ortamda kimyasal işlem son olarak da HCl-HNO3 kullanılarak asidik ortamda kimyasal işlem uygulanarak, %79.05 kükürt uzaklaştırma oranıyla %1.47 kükürt ve %47.40 kül uzaklaştırma oranıyla %13.67 kül içeren temiz kömür elde edilmiştir.Anahtar Kelimeler : Fiziksel yöntemler, Kimyasal yöntemler, Kükürt uzaklaştırma
Açık ocak maden işletmelerinde patlatma delikleri ve patern tasarımı üzerine bir araştırma
Bu çalışmada, delme-patlatma tekniği incelenirken diğer yandan SLİ kömür madenlerinde bu alandaki işlemlerin etüdü ve iyileştirme olanaklarının araştırılması yapılmıştır. Açık işletmelerde, delme-patlatma yoluyla yapılan kazılarda en düşük delme, patlatma ve yükleme maliyetinin elde edilebilmesi, optimum delme-patlatma ile mümkündür.Delme-patlatmanın optimize edilebilmesi için ön koşul, istenilen sonuca ve formasyona uygun delici ekipman, delik çapı ve patlayıcıların seçilmesidir. Madencilikte kullanılan patlayıcıların çoğunluğunun ideal olmayan (nonideal) patlayıcılar olduğu ve performans parametrelerinin, delik çapı ile değiştiği unutulmamalıdır.Doğru yapılan bir ön seçimden sonra kontrol edilebilir delme-patlatma parametreleri ile ön tasarım yapılmalıdır. Açık ocak maden işletmeciliğinde basamak kazılarında yaygın olarak kullanılan kare ve şeşbeş delik düzenleri arazide aynı koşullarda patlatma karakteristikleri açısından karşılaştırılmıştır. Patlayıcı türü ve delik düzeni gibi parametrelerin parça boyutu, pasa şekli ve patlatma hasarına etkileri araştırılmıştır.
Emet Bor İşletme Müdürlüğü Hisarcık ve Espey konsantratör atıklarının mikrodalga enerjisi yardımıyla zenginleştirilebilirliğinin araştırılması
Bu çalışmada Emet Bor İşletmesi Hisarcık ve Espey konsantratör tesislerinde bor zenginleştirmesi sonucu ortaya çıkan atık barajında depolanan, hem çevresel sorunlara, hem de ekonomik kayıplara neden olan ince (-3 mm) atıkların zenginleştirilebilirliği araştırılmıştır. Bunun için ilk önce alınan numunelerin kimyasal, fiziksel ve fizikokimyasal karakterizasyon çalışmaları yapılmıştır. Yapılan bu çalışmada; Hisarcık Atık Barajından alınan temsili numunenin %19,1 B2O3, Espey Atık Barajından alınan temsili numunenin %27,86 B2O3 içerdiği tespit edilmiştir. Mineralojik incelemeler sonucunda ise Espey atık numunesinin esas olarak kolemanit, montmorillonit ve kalsit, Hisarcık atık numunesinin ise esas olarak kolemanit, kalsit ve illit mineralleri içerdiği belirlenmiştir.Deneysel çalışmalarda; Espey ve Hisarcık konsantratör atıklarının mikrodalga enerjisinden yararlanılarak zenginleştirilebilirliği araştırılmıştır. Atıklarının zenginleştirilebilmesi amacıyla mikrodalga fırında, farklı süre ve farklı mikrodalga güç seviyelerinde deneyler yapılmış ve optimum koşullar belirlenmiştir. +0,5 mm tane boyutundaki Hisarcık atık numunesinin 800 watt mikrodalga güçte 30 dakikalık mikrodalga enerjisine maruz bırakılması sonucunda; %94,62 verim ile %46 B2O3 tenörlü konsantre elde edilmiştir.
Emet bölgesi düşük tenörlü kolemanit stoklarının değerlendirilebilirliğinin araştırılması
Bu çalışmada, Emet Bor İşletme Müdürlüğünde yaklaşık 15 yıldan beri stoklarda beklemekte olan ve hiçbir şekilde değerlendirilemeyen 100.000 ton üzerindeki düşük tenörlü kolemanit stoklarının zenginleştirilerek satılabilir hale getirilmesi ve borik asit üretiminde değerlendirilebilirliği araştırılmıştır. Espey bölgesinde bulunan ? 10 mm ve -3 mm düşük tenörlü kolemanit stokları ile Hisarcık bölgesinde bulunan -25+3 mm düşük tenörlü kolemanit stoklarının öncelikle kimyasal, fiziksel, minerolojik ve ısısal karakterizasyon çalışmaları yapılmıştır. Yaş yöntemlerde oluşan atık ve atık barajı problemlerini en aza indirebilecek kuru zenginleştirme yöntemleri olan dekrepitasyon, mikrodalga ve kuru manyetik zenginleştirme yöntemleri uygulanmıştır.Kullanılan numunelerin tenörleri, Espey -3 mm'de % 35,64 B2O3, Espey -10 mm'de % 28,87 B2O3 ve Hisarcık -25+3 mm'de % 29,57 B2O3 arasında değişmektedir. İçeriklerinde problem teşkil eden Arsenik ile Fe2O3 bulunmaktadır. B2O3'ü kazanmak amacıyla dekrepitasyon, mikrodalga ve kuru manyetik ayırma yöntemleri kullanılarak deneyler yapılmıştır. Yapılan dekrepitasyon çalışmalarında, Espey -3 mm'de, % 53,82 B2O3 tenörlü konsantre % 90,05 verimle, Espey -10 mm'de % 51,24 B2O3 tenörlü konsantre % 83,21 verimle, Hisarcık +25-3 mm'de ise % 53,03 B2O3 tenörlü konsantre % 89,68 verimle üretilmiştir. Mikrodalga çalışmalarında ise, Espey -3 mm'de, % 52,78 B2O3 tenörlü konsantre % 85,72 verimle, Espey -10 mm'de % 50,12 B2O3 tenörlü konsantre % 86,50 verimle, Hisarcık +25-3 mm'de ise % 49,98 B2O3 tenörlü konsantre % 86,37 verimle elde edilmiştir. Kuru manyetik ayırma çalışmalarında ise istenilen sonuç alınamamıştır. Elde edilen dekrepite ürünler ile borik asit üretimi yapılmış, uygun sonuçlar elde edilmiştir.Anahtar Kelimeler : Dekrepitasyon, Kolemanit, Mikrodalga.
Kütahya ili Altıtaş ilçesi jeotermal potansiyelinin araştırılması
Kütahya ili 7 adet termal turizm bölgesine, 50 nin üzerinde jeotermal kuyuya ve 36 ila 162 °C arasında değişen termal sulara sahip bir il olarak ülkemizin önemli termal merkezlerinden birisidir. Özellikle Simav-Şaphane bölgesi yüksek sıcaklıkta ve debide suları ile enerji yatırımları için uygun potansiyele sahiptirler. Tavşanlı, Emet, Gediz, Merkezde Ilıca ve Yoncalı bölgeleri termal turizme ve ısınmaya uygun sıcaklıkta sulara sahiptir. Zira komşu illerden Afyonkarahisar, Eskişehir, Uşak ve Bursa da jeotermal sahaları ve potansiyelleri ile dikkat çekmektedir.Kütahya'nın bilinen jeotermal potansiyelinin yanında yeterli jeotermal arama çalışmaları yapılamamış olan Altıntaş İlçesinin de yüksek jeotermal potansiyele sahip olabileceği öngörülmüştür.Bu çalışmada Altıntaş İlçesi jeotermal potansiyelinin ortaya konulabilmesi için yapılan işlemler anlatılmıştır. Bu kapsamda sahada jeoloji, jeokimya (CO2, radon, thoron, civa buharı) ve jeofizik yöntemler uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar değerlendirilerek 3 adet sondaj lokasyonu belirlenmiş ve sondaj çalışmaları başlatılmıştır.
Garp linyitleri işletmesi mekanize sistem performans ve maliyet analizleri
Ülkemizin en önemli sorunlarından birisi, yeraltında bulunan doğal kaynakların etkin ve verimli bir biçimde üretimine ilişkin problemlerle karşılaşılmasıdır. Enerji hammaddesi olarak önemli bir yere sahip olan kömür, kullanım olanaklarının artması sonucu, gerek ekonomik gerek işletmecilik açısından daha çok önem kazanmıştır. Bu amaçla tez çalışmasında, ülkemizde devlet eliyle mekanize sistemle üretim yapan tek işletme olan, Garp Linyitleri İşletmesi Müessesesi bünyesinde bulunan Ömerler Yeraltı İşletmesinin mekanize sistem performansı ve maliyet analizleri yapılmış, çıkan veriler doğrultusunda değerlendirmelerde bulunulmuştur.Performans analizleri hem klasik hem de modern yöntemlere göre yapılmıştır. Yapılan performans ölçüm sonuçlarına göre mekanize sistemin performansına direkt etki eden duruş süreleri ortaya konmuştur. Duruş süreleri ile performans indeksi arasındaki ilişkiye çoklu lineer regresyonla bakılmış; korelasyon katsayısı (r) 0,907 ve belirlilik katsayısının (R2) 0,823 değerlerini aldığı görülmüştür. Bu sonuca göre, duruş süreleri ile performans indeksi arasında kuvvetli bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Bu duruş süreleri incelendiğinde; bant ve zincirli konveyörlerde ortaya çıkan duruşların öne çıktığı görülmüştür. Bunları kesici makine ve tahkimat duruş süreleri takip etmiştir.Performans analizinden sonra maliyet analizi de yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda Enflasyon oranına göre yapılan düzeltme yapılmış ve 2009 yılında çıkması gereken maliyet 60,66 TL/ton, gerçekleşen 153,37 TL/ton olmuştur. Buda 2,5 kat daha fazla maliyet demektir. 2010 yılında üretim 266.000 ton seviyesine ulaşılmış ve böylece maliyet düşürülmüştür. Buna rağmen, 2010 yılı maliyeti 128,260 TL/ton olarak gerçekleşmiş, oluşması gereken maliyete göre %94 fazla gerçekleşmiştir.1997-2010 tarihleri arasında oluşan maliyetlere bakıldığında; 2002 yılında oluşan küçük bir düşüş dikkate alınmazsa 2004 yılına kadar artış, 2005-2007 yılları arasında düşüş, daha sonra ise yine artış görülmektedir. Oluşan maliyetlerde en büyük faktörün işçilik maliyetinden kaynaklandığı görülmektedir. Bu kalemdeki artış direk olarak maliyeti etkilemektedir.1997 yılında kurulan mekanize sistemle 5 pano üretimini tamamlamış, 6. Panonun üretimi devam etmektedir. Yapılan bu analizlerin sonucunda, sistemin bu özellikle kullanım ömrü olan 10. yılın sonunda (2007) eskidiği, bu yıldan itibaren üretim maliyetinde hızlı bir artış olduğu görülmüştür.Sonuç olarak, sistemde ya tam bir revizyon yapılması gerektiği ya da devamlı arıza yapan ekipmanların değiştirilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır.
Alunitli kaolinlerden değişik zenginleştirme yöntemleriyle elde edilen ürünlerin kullanım alanlarının belirlenmesi
Türkiye'deki kaolin yataklarının hemen hemen hepsi hidrotermal alterasyon sonucu oluştuğundan genellikle alunit içerir. Bu kaolin yataklarının en büyüğü yaklaşık 70 milyon ton toplam rezerve sahip olan Balıkesir-Sındırgı bölgesindedir. Bu bölgedeki kaolinlerin büyük bir kısmı yüksek miktarda alunit, kuvars, demir oksit gibi safsızlıklar içeriğinden dolayı, seramik sektörü başta olmak üzere hiçbir endüstride kullanılamamaktadır.Bu çalışmada, alunitli kaolinler, değişik yöntemlerle zenginleştirilmiş, elde edilen ürünlerin kullanım alanları araştırılmıştır. Alunitli kaolinler üç değişik yöntemle zenginleştirilmeye çalışılmıştır. Birinci olarak uygulanan mekanik dağıtma-eleme ve öğütme-eleme zenginleştirme yöntemiyle K2 kodlu alunitli kaolinin SO3 tenörü %4.05'den %3.44'e, Fe2O3 tenörü ise %1.08'den %0.62'ye düşürülmüştür. Böylece, bu yöntemin ön zenginleştirme olarak kullanılabileceği belirlenmiştir. İkinci olarak uygulanan flotasyon yönteminde, öncelikle optimum flotasyon şartları belirlenmiştir. Daha sonra belirlenen bu şartlarda ultrasonik flotasyon, aşamalı flotasyon ve ön zenginleştirme ürünlerinin flotasyonu gerçekleştirilmiştir. Sonuçta, ön zenginleştirme deneylerinden elde edilen E3 numunesinin flotasyonuyla, %0.48 SO3 tenörüne sahip kaolin elde edilmiştir. Üçüncü olarak uygulanan kalsinasyon yönteminde ise kalsinasyon sıcaklığına bağlı olarak SO3 içeriğinin azaldığı, 900°C'de kalsinasyon sonucu SO3 içeriğinin, K2 kaolininde %0.44, C1 kaolininde %0.31 ve E1 kaolininde %0.59 olduğu saptanmıştır.Zenginleştirme aşamalarından elde edilen kaolin numunelerinin seramik sektöründe yer-duvar karosu engobunda ve çini karo üretiminde kullanılabileceği, ön zenginleştirme artığının ise kalsine edilerek, çimento sektöründe puzzolan olarak kullanılabileceği saptanmıştır. Son olarak, tamamen farklı bir yaklaşım ile, kaolindeki alunit varlığı bir avantaj olarak görülmüştür. Böylece alunitli kaolinlerden gözenekli seramik üretimi gerçekleştirilmiştir.
TTK Amasra Lavvarı'nın çalışma koşulları ve performansı
Bu çalışmada TTK Amasra Taşkömürü İşletme Müessesesi'ne ait Amasra Lavvarı'nın performansı değerlendirilmiştir. Performans değerlendirme kapsamında yıkanabilirlik değerleri kullanılmıştır. Bu sebeple lavvarda akışlardan temsili numuneler alınmış, bu numunelere yüzdürme-batırma testleri uygulanmış ve test sonucu elde edilen numunelerin kül analizi yapılmıştır. Her bir ekipman için Tromp eğrileri çizilmiş, Ep, I ve ?50 değerleri hesaplanmıştır.Çalışma sonucunda ağır ortam tamburunda kesme yoğunluğunun 1,81 gr/cm3, ağır ortam siklonu 1'de 1,82 gr/cm3 ve ağır ortam siklonu 2'de ise 1,86 gr/cm3 olduğu saptanmıştır. Ağır ortam tamburunun Ep değeri 0,05 iken, ağır ortam siklonu 1'de Ep değeri 0,045 ve ağır ortam siklonu 2'de Ep değeri 0,06 olarak saptanmıştır. Ağır ortam siklonlarına ait Ep değerlerinin karakteristik Ep sınırları içinde olduğu, ağır ortam tamburuna ait Ep değerinin ise, karakteristik Ep değeri sınırlarının bir miktar üzerinde olduğu belirlenmiştir. Her üç ekipmanda da kesme noktası kayması tespit edilmesine rağmen bu kesme noktası kaymalarının ürün kalitesine fazla olumsuz etkide bulunmadığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Kömür Hazırlama, Performans Değerlendirme, Performans Eğrisi, Tromp Eğrisi.
Sülfürlü bir maden sahasında asit maden drenaj oluşum potansiyelinin belirlenmesi ve modellenmesi
Asit Maden Drenajı (AMD) günümüzde karşılaşılan en önemli çevre sorunlarından biri olarak bilinmektedir. AMD potansiyelinin tahmini için şimdiye kadar birçok statik ve kinetik deney yöntemleri önerilmiştir. Bu deneyler arasında, doğal koşulları daha iyi temsil edici olması nedeniyle kinetik kolon deneyleri daha yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak, kinetik kolon deneyleri için kolon boyutları ve kullanılan malzemenin miktarı konusunda kabul gören bir standart bulunmamaktadır. Bu çalışma kapsamında, AMD olgusunun ülkemizde son yıllarda taşıdığı önem ve kinetik kolon deneyindeki sınırlamalar göz önünde bulundurularak, farklı boy ve çaplarda hazırlanan kolonlarda bu deneylerin yapılması ve asit maden drenajı oluşum mekanizmasının araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, farklı boyutlara sahip kolonlardan oluşan düzenekler hazırlanmış ve Murgul Damar işletmesinden deneylerde kullanılmak üzere cevher örnekleri alınmıştır. Alınan örneklerin kinetik kolon deneyleri öncesi ve sonrası mineralojik, fiziksel ve/veya kimyasal bileşimlerinin tespiti için, X-ışınları kırınımı analizleri, cevher mikroskobu çalışmaları, mineral serbestleşme derecesi analizleri ve X-ışınları floresans analizleri gerçekleştirilmiştir.Kinetik kolon deneyleri sırasında alınan pH, Ec ile kimyasal analizlerle belirlenen birçok element ve bileşiklerin konsantrasyonlarının zaman bağlı değişimleri incelenmiştir. Bu deneyler sırasında yapılan pH ölçümlerinden tanımlanan ?gecikme zamanı? ile kolonların boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı bağıntılar elde edilmiştir. Benzer şekilde, kümülatif SO4 ve kümülatif Ca+Mg+Mn konsantrasyonu ile kolon boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı bağıntıların olduğu belirlenmiştir. Kümülatif SO4, kümülatif Ca+Mg+Mn ve kümülatif pH değerlerinin zaman parametresine göre değişimlerini kapsayan istatistiksel analizlerde anlamlı ilişkiler ve bu ilişkilerden genel bağıntılara ulaşılmıştır. Ayrıca, kümülatif SO4 ve kümülatif Ca+Mg+Mn'nın bağımlı, kümülatif pH ve zamanın ise bağımsız değişken olarak seçildiği çoklu regresyonlarda uygulamalarda kullanılabilecek istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler önerilmiştir.
Türkiye deki maden mühendislik firmalarının sektörel faaliyetleri ve beklentiler
Madencilik; sanayi, enerji ve inşaat sektörlerinin temel girdilerini sağlayan, ülkelerin kalkınmasında rol oynayan en önemli sektörlerden birini oluşturmaktadır. Ülkemizde de madencilik sektörünün yeri ve önemi gün geçtikçe artmaktadır. Bu yüzden Türkiye?deki maden mühendislik firmalarının madencilik sektörüne yeri oldukça önemlidir. Özellikle maden kanunundaki yönetmeliklerin sık sık değiştirilmesi ve madencilik uygulamalarına yeni eklenen yaptırımlar madencilik firmalarını sıkıntıya sokmaktadır. Bu çalışmada da maden mühendislik firmalarının yaptığı hizmetler, yapabileceği atılımlar ve madencilik mühendislik firmalarının gereksinimlerinden bahsedilmektedir. Ayrıca Türkiye?deki madencilik uygulamalarının teknik ve hukuksal problemleri yönünden incelenmesi, madencilik uygulamalarında devlet kurum ve kuruluşlarının rolü gibi konular çalışmada yer almaktadır. Anahtar kelimeler; Maden Mühendislik Firmaları, Madencilikte Danışmanlık, Madencilikte Teknik ve Hukuksal Problemler, Türkiye?de Madencilik.
Afyon yöresi volkanik küllerinin mineralojik ve kimyasal özellikleri ve küllerin yapı sektöründe kullanılabilirliği
İnceleme alanı, Afyon zonu içerisinde KB-GD uzanımlı, Afyonkarahisar il merkezi ve yakın çevresinde yer almaktadır. Erken Miyosen yaşlı volkanitler ortaç ve açık renkli kayaç olarak, K-G uzanımlı olarak Afyon zonu içerisinde yüzeylenir. Bu volkanik kayaçlar, piroklastik kayaç ve lav akıntısı şeklinde olup, Afyon lavları ve volkanik tüf/külleri şeklinde isimlendirilir. Diğer bir değişle, Afyon volkanitleri; trakit, porfiroidal trakit, trakiandezit, andezit, porfiroidal andezit ve bazaltlar lav akışları şeklindedir. Bunlar yaklaşık 2-100 metre kalınlıklarda seviyeler oluşturmakta olup, taze örneklerinde gri renkte, altere örneklerde ise açık kahverengimsi gri renklerdedir. Afyon ili ve yakın çevresinde, özellikle de Ömer-Gecek kaplıcalarının bulunduğu alanlardaki kalın seviyeler halinde yüzeylenen volkanik kayaçlardan alınan örneklerden yapılan mineralojik-petrografik incelemeler ve kimyasal analiz sonuçlarına göre bu bölgedeki volkanik kayaçların ada yayı volkanizmasının bir ürünü olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgularla, volkanik kayaçları oluşturan volkanizma malzemelerinin, volkanik küllerden tamamen farklı mineralojik bileşime sahip olduğu ve farklı jenez koşullarında oluştuğu ortaya konmuştur. Güneyden kuzeye doğru, akan lavların ve piroklastik malzemelerin mineralojik ve petrografik özellikleri tanımlanmıştır. Afyon volkanitleri petrografik olarak başlıca; trakit, trakiandezit, porfiroidal trakit, trakitik tüf ve çok az oranlarda da bazalt bileşimli olup, asidik-nötr kayaçların mineralojik bileşimlerinde başlıca; alkalen feldspat (sanidin), plajiyoklas (oligoklas, andezin), amfibol (kahverengi hornblend), klinopiroksen ve biyotit içerir. Hızlı soğuma ve katılaşma nedeniyle trakitik bileşimdeki lavın hamuru çok ince taneli oluşmuştur. Hamur maddesi, sanidin, çok az plajiyoklas, klinopiroksen ve volkanik camdan oluşmaktadır. Epidot, kalsit çok nadir olarak da kuvars ikincil mineral olarak görülmektedir. Afyon'un güneyinde yer alan volkanik kayaçlar başlıca; trakit-trakiandezit ve az oranda andezit bileşiminde iken, Afyon'un kuzeyinde yüzeylenen volkanik kayaçlar ise, ağırlıklı olarak trakiandezit, andezit ve bazalt akıntılarından oluşmakta, nötr ve asidik karakterdeki kayaç bileşimindedir. Volkanik kayaçların kimyasal analizleri, malzemenin SiO2+Al2O3+Fe2O3 toplam içeriği %80,99 olan volkanik orijinli trakiandezit; volkanik küllerin ise SiO2+Al2O3+Fe2O3 toplam içeriği %75,61 olan trakit-trakiandezit bileşimli olduğunu göstermektedir. Taramalı elektron mikroskop (SEM) çalışmalarında inceleme alanındaki volkanik tüf/külerin alterasyona uğramış sanidin, plajiyoklas, ignembirit ve biyotit minerallerinden oluştuğu belirlenmiştir. Matriks ince taneli bir yapıdadır. X-ışınları difraktometresi (XRD) çalışmaları volkanik tüf/küllerin mineralojik bileşiminin alkalen feldspat (sanidin), biyotit ve simektit grubu kil minerallerinden meydana geldiğini göstermiştir. Bu çalışmada, özellikle volkanik küllerin çimentoda kullanılabilirliğini saptamak için majör oksit değerlerinin yanı sıra fiziksel ve puzzolanik aktivite testleri yapılarak, Portland çimentosuna değişik oranlarda (%5, %10, %15) katılmış ve elde edilen örneklere mineralojik, kimyasal, fiziksel ve mekanik testler uygulanmıştır. Üretilen tüm katkılı çimento örnekleri üzerinde yapılan basınç dayanımı deneylerinde 1.85-2.82 MPa arasında değerler elde edilirken, çekme dayanımı testlerinde ise 0.82-0.92 N/mm² arasında sonuçlar elde edilmiştir. Kireç ile yapılan puzzolanik aktivite testleri, volkanik kül örneklerinin TS EN 197-1 standardında istenen tras özelliklerine sahip olmadığını ortaya koymaktadır. Çalışma sonucunda Afyon yöresi Ömer-Gecek bölgesinden alınan volkanik küllerin Portland çimentosuna %5, %10 ve %15 oranında katılarak puzzolan katkılı çimento üretiminde kullanılamayacağı belirlenmiştir. Sonuç olarak, volkanik küllerin %20 radyolarit katkısı da kullanılarak yapılan puzzolan katkılı çimento karışımlarının basınç ve eğilme dayanımı gibi fizikomekanik testlerinde TS EN 196 standartlarında istenen kriterlere sahip olmadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Alkali, Çimento, Lav, Mineraloji, Puzzolan, Volkanik Kül, Volkanit, Trakiandezit, Trakit.