
126
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Müzik öğretmeni adaylarının müzik performans kaygısı ile bireysel çalgı performans sınavı kaygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, müzik öğretmeni adaylarının müzik performans kaygısı ile bireysel çalgı performans sınavı kaygısı arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Yarıyılında Aksaray Üniversitesi, Balıkesir Üniversitesi, Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Harran Üniversitesi, İnönü Üniversitesi, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalında öğrenim gören 467 (288'i kız, 179'u erkek) lisans öğrencisi (1., 2., 3., 4. ve 4+) sınıf öğrencileri) oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama araçları olarak Kenny, Davis ve Oates (2004) tarafından geliştirilen ve Özevin-Tokinan (2013) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Kenny Müzik Performans Kaygısı Envanteri "K-MPKE" ile Dalkıran, Baltacı, Karataş ve Nacakcı'nın geliştirdiği (2014) Bireysel Çalgı Performans Sınavı Kaygısı Ölçeği "BÇPSK-Ö" kullanılmıştır. Verilerin analizi için öncelikle normallik dağılımına bakılmış, p değerinin .05'ten küçük olmasından dolayı verilerin çözümlenmesinde non-parametrik (parametrik olmayan) istatistik teknikleri kullanılmıştır. Bu doğrultuda, katılımcıların Kenny Müzik Performans Kaygısı ile Bireysel Çalgı Performans Sınavı Kaygısı ölçeklerinden aldıkları puanların demografik değişkenler açısından farklılaşıp farklılaşmadığına yönelik yapılan karşılaştırma ölçümlerinde "cinsiyet" ve "mezun olunan lise türü" için Mann-Whitney U testi, "üniversite", "sınıf", "bireysel çalgı türü", "bireysel çalgı başarısı" ve "akademik başarı" karşılaştırma ölçümlerinde ise Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Müzik Performans Kaygısı ile Bireysel Çalgı Performans Sınavı Kaygısı arasındaki korelasyona Spearman Brown korelasyon katsayısı ile bakılmış, elde edilen sonuçlara göre iki değişken arasında orta düzeyde pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Demografik değişkenler açısından elde edilen sonuçlara göre ise, cinsiyet değişkeni açısından müzik öğretmeni adaylarının müzik performans kaygıları ve bireysel çalgı performans sınavı kaygılarının birbirinden anlamlı bir şekilde farklılaştığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre kadın öğretmen adaylarının kaygı düzeyleri erkek öğretmen adaylarının kaygı düzeylerinden daha yüksektir. Mezun olunan lise türü açısından ise her iki ölçekte de anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bireysel çalgı değişkeni açısından elde edilen sonuçlara göre, iki ölçekte de anlamlı bir fark bulunmuştur. Bu kapsamda "Kenny Müzik Performans Kaygısı Envanteri"ne göre bu farklılığın mızraplı çalgılar (ud, bağlama ve gitar) ve klarnet çalan müzik öğretmeni adaylarında ve "Bireysel Çalgı Performans Sınavı Kaygısı Ölçeği" için ise gitar ve klarnet çalgılarını çalan müzik öğretmeni adaylarında görüldüğü; sonuç olarak, iki ölçek için de mızraplı çalgı ve klarnet eğitimi alan müzik öğretmeni adaylarının daha düşük kaygı düzeyine sahip oldukları belirlenmiştir. Bireysel çalgı başarısı ve akademik başarı değişkenleri için sadece "Bireysel Çalgı Performans Sınavı Kaygısı Ölçeği"nde anlamlı fark belirlenmiştir. Üniversite ve sınıf değişkenleri açısından ise iki ölçekte de anlamlı bir fark bulunamamıştır. Buna ek olarak, anlamlı farklılık elde edilen değişkenler için (cinsiyet, bireysel çalgı, bireysel çalgı başarısı ve akademik başarı) etki büyüklüğü hesaplamaları da yapılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlar alan yazın çerçevesinde tartışılmış, değerlendirilmiş ve bazı önerilerde bulunulmuştur.
The use of other-initiated self-repair patterns by adult learners in an English speaking course
English as a Lingua Franca (ELF) has a significant impact in order to be able communicate with native and non-native users of the language. In relation to this, it is clear that speaking has become one of the challenging and substantial skills in the process of teaching English as a foreign language (EFL). Although it is considered that the learners might be interrupted for the mistakes to be corrected by the instructors in English spoken interaction, it is noticed that the learners may modify the mistakes by themselves with the help of certain hints that is denominated as the other-initiated self-repair (OISR) organisation of conversation analysis (CA) methodology. Considering the studies in Turkey, it has been realized that there are certain studies in relation to the repair types. Nonetheless, OISR organisation in the English spoken interactions of the academicians who are adult learners are not researched in Turkey. Therefore, this study investigates the use of OISR patterns by the adult learners in a speaking course. The study also aims to discover presumptive reasons about why the adult learner utilise OISR organisation. The study was accomplished in the spring term of 2019 at Muğla Sıtkı Koçman University. 12 adult learners who were the academicians at the university attended to the B1 level English speaking course. For the study, the 16 hours of video-based recordings and 7 semi-structured interviews were utilised as instruments. The video recordings were transcribed in the method of CA with the Jeffersonian transcription notation and analysed in different categories of OISR whereas the interviews were transcribed and categorised under the terms of the content analysis. The study demonstrates that the adult learners utilise the different categories of OISR patterns in their interactions. Furthermore, it is notified that the troubles emerged by the adult learners are discovered by the scaffolding of the teacher and the classmates, and the flow of the speech and negotiation of meaning are provided by the self-repair.
Sosyal bilgiler ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin aile birliğine önem verme değerinin metaforlar yoluyla incelenmesi
Aile; günümüz toplumunda çekirdek aile olarak ortaya çıkan tanıma istinaden kan yoluyla akrabalık kurulan baba, anne ve çocuklardan oluşan toplumun en küçük kurumdur. Bireylerin eğitiminin ilk başladığı yer olan aile kurumu çocukların doğruyu yanlışı öğrendiği ilk yerdir aynı zamanda toplumumuzu ayakta tutan kök değerlerimizin ilk öğrendiği yer aile birliğidir. İnsanların sosyal hayatta birbirine karşı davranışı, yaklaşımı bireyleri etkilemektedir. Çocuğun gelişimini de birçok faktör etkilemektedir. Aile içinde birbirimize olan tutumumuz çocuğun mizacını şekillendirmektedir: Aile içinde bireylerin birbirine karşı etkili iletişimi, hoşgörülü ve anlayışlı olması aile birliğinin temellerini atmaktadır. Bu çalışmada Sosyal Bilgiler ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin "Aile birliğine önem verme değerine" yönelik tutumlarının metaforlar yoluyla belirlenmesi istenmektedir. Araştırmanın katılımcıları 2019-2020 eğitim-öğretim yılı içerisinde Ankara ilinde öğrenim gören Sosyal Bilgiler ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerdir. Araştırma 447 Sosyal Bilgiler ortaokul sekizinci sınıf öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri tüm anket formlarında bulunan "Aile Birliği….…gibidir, çünkü…" ifadesi yardımıyla toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde içerik analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda "Aile birliği değerine" yönelik Sosyal Bilgiler ortaokul sekizinci öğrencileri tarafından en fazla ağaç, çiçek, zincir, su hayat, güneş olarak algıladıkları görülmektedir. Ayrıca öğrencilerin aynı metaforları farklı kategoriler altında kullandıkları belirlenmiştir.
The use of EBA (Education Information Network) in teaching vocabulary and grammar to efl young learners
In our rapidly changing world, technology and the Internet have created new and important opportunities to foster foreign language learning. Digital technologies used in language education have enabled students to improve communication and collaboration skills in a student-centered environment. In parallel with these developments, educators and researchers have shown a growing interest in online tools and platforms to evaluate learning through online studies in recent years. This study aimed to investigate the effects of online follow-up activities conducted through EBA, a digital learning platform, on student success and to identify EFL young learners' perceptions and attitudes towards these activities. For the study conducted in 2019-2010 education year, 32 4th grade students (aged 7-8) at a primary school in Muğla were selected as participants and divided into two groups as experimental (N=17) and control (N=15) groups. During the 7 weeks process, the experimental group performed online follow-up activities while the control group followed traditional ones. To meet the objectives of this study adopting embedded mixed method design, data were gathered quantitatively from vocabulary and grammar achievement test applied as pre-test, post-test and delayed test, and qualitatively from semi-structured student interviews. Quantitative data were analyzed by SPSS 22.0 programme with independent and paired samples t-tests, and qualitative data were analyzed using content analysis. The findings revealed that the levels of vocabulary and grammar achievement and retention of the experimental group were higher than those of the control group; however, these results were not statistically significant. On the other hand, the findings from the delayed tests showed that the experimental group performed significantly better than their post-tests unlike the control group i.e. traditional activities were not efficient in retention of language items as much as online activities. The qualitative data results indicated that online activities affected their ideas about English positively and EBA created an enjoyable learning atmosphere for young learners.
Okul yöneticilerinin kullandığı güç kaynakları ile öğretmenlerin güç mesafesi arasındaki ilişki (Muğla/Türkiye-Tamale/Gana örneği)
Bu araştırmada okul yöneticilerinin kullandığı güç kaynakları ile öğretmenlerin güç mesafesi arasındaki ilişkiyi belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni 2019-2020 akademik yılında Muğla-Türkiye (10.181) ve Tamale-Gana (4793) illerinde ilkokul, ortaokul ve lise kurumlarında görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi Muğla (384) ve Tamale (407) öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada okullarda geliştirilen Güç Tipi Ölçeği ile Örgütsel Güç Mesafesi ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi için SPSS paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde, öğretmenlerin güç tipi ve güç mesafesi algısı ile ilgili görüşlerinin belirlenmesinde betimsel istatistikler, fark analizleri için t-testi, ANOVA ve Kruskal Wallis H-testi analizleri kullanılmıştır. Yapılan karşılaştırma testlerinde farklılığın saptanması için Post Hoc testlerinden yararlanılmıştır. Gruplar arsındaki varyanslar homojen dağıldığı durumlarda Scheffe testi ve varyanslar homojen dağılmadığı durumlarda ise Dunnett's C testi yapılmıştır. Okullarda güç tipi ve güç mesafesi düzeyleri arasındaki ilişki ise Regresyon analizi ile belirlenmeye çalışılmıştır. Yapılan istatistiksel çözümlemelerde .05 düzeyi anlamlılık düzeyi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre Muğla ve Tamale'de bulunan okullarda görev yapan okul müdürlerinin başvurdukları güç türleri en çok ve en az başvurulan güç türlerine göre sıralandığında; ödül gücü, kişilik gücü, yasal güç ve zorlayıcı güç şeklinde sıralandığı saptanmıştır. Muğla örnekleminde güç türlerine ilişkin yapılan testlerde; kariyer basamağı, okul yerleşim yeri, kıdem ve çalışma süresi değişkenlerine göre anlamlı farklılaşma görülmüştür. Tamale örnekleminde ise güç türlerine ilişkin yapılan testlerde; cinsiyet, branş, kariyer basamağı, eğitim düzeyi, okul türü, yaş, kıdem ve çalışma süresi değişkenleri anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Muğla'da bulunan okullarda görev yapan öğretmenlerin güç mesafesi algısı en yüksek ve en düşük düzeyine göre sıralandığında; gücü kabullenme - güce razı olma - gücü araçsal kullanma - gücü meşrulaştırma şeklinde sıralandığı görülmektedir. Tamale'de ise öğretmenlerin güç mesafesi algısı en yüksek ve en düşük düzeyine göre sıralandığında; gücü araçsal kullanma - gücü kabullenme - gücü meşrulaştırma - güce razı olma, şeklinde sıralandığı görülmektedir. Muğla örnekleminde güç mesafesine ilişkin yapılan testlerde; branş ve okul türü, değişkenlerine göre anlamlı farklılaşma görülmüştür. Ancak Tamale örnekleminde öğretmenlerin güç mesafesine ilişkin yapılan testlerde; cinsiyet, branş, kariyer basamağı, eğitim düzeyi, okul türü ve çalışma süresi değişkenlerine göre anlamlı farklılaşma görülmüştür. Okul müdürlerinin kullandıkları örgütsel güç türlerine ilişkin görüşte öğretmenlerin ülkeleri sadece ödül gücü ve yasal güç boyutlarında önemli bir değişken olduğu görülmüştür. Örgütsel güç mesafesine ilişkin algıda öğretmenlerin bulundukları ülkeler bütün boyutlar için önemli bir değişken olduğu görülmüştür. Ayrıca Muğla örnekleminde; güç türleri güç mesafesini güce razı olma boyutu hariç anlamlı bir şekilde yordadığı görülmüştür. Tamale örnekleminde ise güç mesafesinin bütün boyutlarını anlamlı yordadığı ortaya çıkmıştır. Bu araştırmanın bulguları ışığında bazı önerilerde bulunulmuştur; öğretmenlerin güç mesafesi azalmasında etkili olan güç türü ödül gücüdür. Okul müdürleri tarafından çalışanların güç mesafesini azaltmak için aşırıya kaçmadan ödül gücü kullanılabilir. Gücü araçsal kullanmanın yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Bu durum bürokrasinin düzgün işlemediğini gösteriyor. Kişiden kişiye bürokrasinin işlenmesi farklı olmaktadır. Bu çerçevede Eğitim kurumlarının yönetimi ile ilgili politikalarda uygulama kısmı yöneticiye bırakmak yerine yasal prosedürlere bırakılmalıdır, özellikle Tamale için daha geçerli çünkü en yüksek gücü araçsal kullanma değeri bu örneklemde elde edilmiştir. Genel güç mesafesi her iki örneklem için yüksektir. Bu çerçevede okullarda karar alma süreçleri yönetmenliklerle belirlenmeli ve mümkün olduğunca yönetici konumda bir kişinin inisiyatifine bırakılmamalıdır. Ayrıca güç mesafesi hiyerarşik örgütlerin karakteristik özelliğidir. Böyle örgütlerde yukarıya doğru çıktıkça yöneticinin elindeki güç artmaktadır. Güç mesafesi yüksek olmasından bu artan gücün kullanımı çalışanlar tarafından sorgulanamamaktadır. Bu durum örgütlerde hak ihlalleri ve yolsuzluklara yol açabilmektedir. Bu nedenle eğitim kurumlarında hesap verebilirlik ve denetim, usulüne uygun olarak yasal, zorunlu ve bağımsız olmalıdır. Anahtar kelimeler: Güç mesafesi, güç türleri, örgütsel güç, Türkiye, Gana
Ortaokul öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeyleri ve bu düzeyleri etkileyen demografik faktörler (Muğla örneği)
Bu çalışmada, Sosyal Bilgiler dersi programında yer alan becerilerden Finansal Okuryazarlık kavramının Üretim, Tüketim ve Dağıtım öğrenme alanına dayalı olarak ortaokul öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeyleri araştırılmıştır. Araştırma ulaşılabilirliği ve zamandan tasarruf amacıyla Muğla ili dâhilindeki ortaokullarda yürütülmüştür. Çalışmanın tamamında spesifik olarak araştırma deseni olarak tarama modeli kullanılmıştır. Ölçeği geliştirebilmek için ilgili konu ile ilgili yurtiçi ve yurtdışı litaratür taraması yapılmıştır. Elde edilen argümanlar, ortaokul Sosyal bilgiler programı ve Milli Eğitim Sosyal Bilgiler ders kitaplarından yararlanarak 57 maddelik madde havuzu oluşturulmuştur. Madde havuzundaki maddelerin kapsam geçerliliğini sağlamak amacıyla Davis Tekniği ile Muğla Sıtkı Koçman üniversitesindeki konun uzmanı 6 akademisyenden uzman görüşü alınmıştır. Alınan görüşler neticesinde geriye kalan 52 maddelik ölçekle toplanan veriler SPSS 22 programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda Finansal okuryazarlık ölçeğinin demografik özelliklere ve ölçeğin alt boyutlarına dayalı olarak farklılaşmalar tespit edilmiştir. Literatürde bazı çalışmalara ulaşılan sonuçlar benzerlik gösterirken bazılarından tamamen farklı sonuçlara ulaşılmıştır. Analizler sonucunda öğrencilerin %54,00 yüksek düzeyde finansal okuryazarlığa sahip olduğu saptanmıştır. %7,05 düşük seviyede, % 37,90 orta seviyede olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Diğer değişkenlere göre anne okuryazarlığının etki konusunda ön planda olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak bu ölçek ile ortaokul öğrencilerin Sosyal Bilgiler dersi dâhilinde kazanması hedeflenen çıktılara ne düzeyle ulaşıldığını ölçebilme açısında katkı sağlamıştır.
Araştırmacı yazma yaklaşımının ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin yaratıcı ve akıcı hikâye yazma becerisine etkisi
Bu çalışmanın amacı araştırmacı yazma yaklaşımının ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin yaratıcı ve akıcı hikâye yazma becerilerine etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda çalışma, ön-test son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılarak planlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Muğla ili Marmaris ilçesinde bulunan özel bir ilkokulda 2018-2019 eğitim öğretim yılı güz döneminde öğrenim görmekte olan 28 üçüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Bu öğrencilerden 15'i deney grubunu 13'ü de kontrol grubunu oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı bağlamında uygulama başlamadan önce deney ve kontrol gruplarına "uzay" konulu hikâyeler yazdırılmıştır. İki ve yedinci haftalar arasında hem deney grubuna hem de kontrol grubuna salkımlama teknikleri tanıtılmış ve yaratıcı yazı yazma hakkında bilgiler verilmiştir. Ayrıca deney ve kontrol gruplarına yazım ve noktalama kurallarıyla ilgili bilgi verilmiş, paragrafın bölümleri tanıtılmıştır. Yedinci haftada öğrencilere salkımlama tekniği kullanılarak "Anıtkabir" konulu hikâyeler yazdırılmıştır. Yazılan bu hikâyeler deney grubu için aynı zamandan salkımlama tekniğinin kullanılmasıyla ilgili son testi oluşturmuştur. Yedinci haftanın ikinci ders saatinde ise araştırmacı yazma yaklaşımı için araştırmacı tarafından hazırlanan çalışma yaprağı deney grubuna tanıtılmıştır. Sekiz hafta boyunca deney grubunda araştırmacı yazma yaklaşımı uygulanırken kontrol grubunda ise salkımlama tekniği uygulanmaya devam edilmiştir. Araştırma toplamda 15 hafta ikişer ders saati olarak yürütülmüştür. Deney grubuna sekiz hafta boyunca hikâyelerin yazım gününden bir gün önce konular verilmiş, araştırmacı yazma yaklaşımı çalışma yaprağına göre ön bilgi kısımları araştırmacı eşliğinde öğrencilerin doldurmaları istenmiş ve araştırmacının kontrolünde ön bilgileri saptanmıştır. Daha sonra ise deney grubundaki öğrencilerin araştırmacı yazma yaklaşımına göre hazırlanan çalışma kağıtlarını eve götürüp o hafta verilen konuyla ilgili bilgi toplamaları istenmiştir. Ertesi gün deney grubunda topladıkları bilgiler ve ön bilgiler doğrultusunda araştırmacı yazma yaklaşımına uygun olarak hikâyelerini yazmaları istenmiş, yazılan hikâyeler ders bitiminde araştırmacıya teslim edilmiştir. Kontrol grubunda ise ilgili ders saatlerinde yazılacak konular sözlü olarak söylenmiş ve grubun 15 hafta süresince salkımlama tekniğini kullanarak hikâyelerini yazmaları istenmiştir. Uygulamanın son haftasında ise deney ve kontrol gruplarına "tersiyer" hayvanıyla ilgili hikâyeler yazdırılmıştır. Araştırmanın 1-7 ve 14. haftalarında yazdırılan hikâyeler araştırmacı tarafından geliştirilen üç dereceli puanlama anahtarları olan Akıcı Hikâye Yazma Rubriği'ne, Yaratıcı Hikâye Yazma Rubriği'ne ve Araştırmacı Yazma Rubriği'ne göre değerlendirilmiştir. Deney ve kontrol grubundaki öğrenciler Akıcı Hikâye Yazma Rubriği'nden ve Yaratıcı Hikâye Yazma Rubriği'nden en düşük sıfır puan alabilirken en yüksek ise 26 puan alabilmektedir. Araştırmacı Yazma Değerlendirme Rubriği'nden ise en düşük sıfır puan alırken en yüksek 14 puan alabilmektedir. Araştırmanın veri analizinde rubriklere göre değerlendirilen hikâyeler her bir öğrencinin aldığı puan istatistik paket programına girilmiş ve değerlendirilmesi bireysel olarak yapılmıştır. Rubrikler için düzeyler belirlenmiş ve grupların betimsel istatistikleri yapılmıştır. Ayrıca grupların puanları yorumlanırken bağımlı gruplar t testi ve bağımsız gruplar t testi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda deney ve kontrol gruplarının 1. haftalarında gruplar arasında anlamlı fark bulunmamışken grupların 1-7. haftalarında ise hem akıcı yazma hem de yaratıcı yazma becerileri açısından anlamı farklılık elde edilmiştir. Grupların 7-14. haftalarında ise deney grubu lehine hem akıcı hem de yaratıcı yazma becerilerinde anlamlı farklılık elde edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarının 14. hafta sonuçları incelendiğinde ise deney ve kontrol grupları arasında deney grubu lehine akıcı ve yaratıcı yazma becerisi açısından anlamlı farklılık elde edilmiştir. Araştırmacı yazma yaklaşımı uygulanan deney grubunun 7-14. haftalarında ise anlamlı farklılık elde edilmiş ve bu anlamlı farklılık 14. haftada deney grubu lehine olarak bulunmuştur. Bu sonuçlardan hareketle araştırmacı yazma yaklaşımının akıcı ve yaratıcı hikâye yazma ortalamalarını yükselttiği, akıcı ve yaratıcı yazma becerilerini geliştirdiği ve haftalar arasında anlamlı farklılık oluşturduğu elde edilen sonuçlar arasındadır. Yapılan bu çalışma doğrultusunda aynı öğretim kademesinin farklı sınıf düzeylerinde benzer bir çalışma yapılabileceği bundan sonraki yapılacak çalışmalara öneri olarak sunulabilir.
8. sınıf Türkiye Cumhuriyeti inkılâp tarihi ve Atatürkçülük dersinde zihin haritası tekniğinin kullanılmasının öğrencilerin akademik başarılarına ve derse yönelik tutumlarına etkisi
Eğitimde doğru hedefe ulaşabilmek için birden fazla öğretim yöntemi ve tekniği kullanılmaktadır. Bu yöntemlerin en önemlisi, son dönemlerde sıklıkla kullanılmaya başlanan ve önemi her geçen gün biraz daha artan "Zihin Haritaları" tekniğidir. Bu kapsamda yapılan çalışmanın amacı 8. Sınıf T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersinde zihin haritaları tekniği kullanımının öğrencilerin derse karşı tutumlarına ve akademik başarılarına etkisini belirleyebilmektir. Bu hedef doğrultusunda çalışmanın örneklemini Muğla ilinin Yatağan ilçesinde bulunan bir devlet ortaokulunun 2018-2019 eğitim öğretim yılında sekizinci sınıfa devam eden 68 öğrenci oluşturmakta olup bu öğrencilerden 34 öğrenci deney grubunu, 34 öğrenci ise kontrol grubunu meydana getirmektedir. Deney ve kontrol grupları kolay ulaşılabilirlik ilkesine göre öğrenci sayıları eşit olan sınıflardan ikisi deney grubu, ikisi kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Deney grubunda yer alan öğrencilerle "Millî Bir Destan: Ya İstiklal Ya Ölüm!" ünitesi zihin haritaları tekniği kullanılarak işlenirken kontrol grubunda yer alan öğrenciler ile aynı ünite mevcut programın öngördüğü yöntem ve teknikler ile işlenmiştir. Çalışmada ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmanın başlangıcında ilk olarak her iki gruba da tutum ölçeği ve başarı testi uygulanmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi 25 sorudan oluşmaktadır. Başarı testinin ortalama güçlüğü .57, KR-20 güvenirlik kat sayısı ise .94 olarak belirlenmiştir. Beşli likert tipinde geliştirilen ve 23 maddeden oluşan tutum ölçeği sevgi, ilgi ve önem olmak üzere üç alt boyuttan oluşmaktadır. Deney grubunda yer alan öğrencilerle 7 hafta boyunca; "Millî Bir Destan: Ya İstiklal Ya Ölüm!" ünitesi zihin haritası tekniği kullanılarak işlenirken, kontrol grubunda yer alan öğrencilerle programa dayalı öğretim yöntem ve teknikleri kullanılarak işlenmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak başarı testi ve tutum ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutu ön test-son test kontrol gruplu deneysel desene uygun olarak yürütülmüştür. Çalışma sonucunda elde edilen verilerin nicel boyutları SPSS 22.00 programıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda zihin haritası tekniğinin kullanıldığı deney grubunun, programa dayalı öğretim yöntem ve teknikleri kullanılan kontrol grubuna göre daha başarılı oldukları görülmüştür. Elde edilen bulgular üzerinde doğru analiz yapabilmek amacıyla verilerin normal bir dağılım sergileyip-sergilemediğini kontrol etmek için Kolmogorov Smirnov ve Shapiro Wilk testlerine başvurulmuştur. Bununla birlikte Varyansların homojen dağılım gösterdiği durumlarda parametrik testlerden: Bağımlı Örneklemler (Paired Samples Statistics) T-Testi, Bağımsız Örneklemler Independent T- Testi ve One Way ANOVA testlerinden yararlanılmıştır. Varyansların normal bir dağılım sergilemediği durumlarda ise bu testlerin non-parametrik karşılığı olan Mann-Whitney U testi, Wilcoxon İşaretli sıralar testi, Kruskall-Wallis-H gibi testlerden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama (X), standart sapma (SS) yüzde ve frekans değerleri dikkate alınmıştır. İstatistiksel sonuçların değerlendirilmesinde P*<,0.50 anlamlılık düzeyi dikkate alınmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre deney grubu ile kontrol grubu son test akademik puan ortalamaları bakımından deney grubu lehine istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılığın olduğu görülmüştür. Öğrencilerin Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersine karşı tutumları açısından ise deney grubu lehine bir farklılığın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersi, Zihin Haritaları, Tutum Ölçeği, Akademik Başarı Testi
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının politika konularına yönelik eğilim düzeyleri ile tartışmalı konulara yönelik tutumlarının karşılaştırılması
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının politika konularına yönelik eğilim düzeyleri ile tartışmalı konulara yönelik tutumlarının karşılaştırılmasına yönelik gerçekleştirilen çalışma 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Ege Bölgesi'nde yer alan Afyonkarahisar, Aydın, Denizli, İzmir, Manisa, Muğla ve Uşak illerindeki üniversitelere bağlı 408 adet Eğitim fakültesi Sosyal Bilgiler öğretmen adayı üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Akhan (2011) tarafından geliştirilen "Sosyal Bilgiler Öğretmen Adaylarının Politika Konularına Eğilimlerini Belirleme Ölçeği" ile Alagöz(2014) tarafından geliştirilen " Sosyal Bilgiler Öğretmeni Adaylarına Yönelik Tartışmalı Konular Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda erkeklerin kadınlara göre politik konulara eğilim düzeylerinin daha yüksek, 26 yaş ve üzerinde olan katılımcıların politik konulara eğilim düzeylerinin diğer öğretmen adaylarına göre daha yüksek, kentsel alanda yaşayanların politik konulara eğilim düzeylerinin kırsal alanda yaşayanlara göre daha yüksek, annesi üniversite mezunu olan katılımcıların politik konulara eğilim düzeylerinin diğer katılımcılara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte babası lise ve üniversite mezunu olan katılımcıların politik konulara eğilim alt boyutları olan politikaya karşı eğilim, politik konuları takip etme ve politikaya karşı ilgi düzeylerinin diğer katılımcılara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, kadın katılımcıların tartışmalı konulara yönelik düzeylerin erkeklere göre daha yüksek kentsel alanda yaşayan katılımcıların tartışmalı konulara yönelik tutum düzeylerin kırsal alanda yaşayanlara göre daha yüksek, annesi lise ve üniversite mezunu olan katılımcıların tartışmalı konulara yönelik tutum düzeylerinin annesi ilköğretim mezunu olanlara göre daha yüksek, babası lise ve üniversite mezunu olan katılımcıların tartışmalı konulara yönelik tutum ölçeği alt boyutları olan tartışma ve tartışmalı konulara bakış açısı, tartışma ve sorgulama hakkı, mesleki kazanım, soru ve sorunlara yönelik tutum düzeylerinin babası ilköğretim mezunu olanlara göre daha yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir.
İlkokul birinci sınıf ilk okuma yazma ders kitabının öğretmen görüşleri bağlamında incelenmesi
Yapılan tez araştırmasında; Türkçe Birinci Sınıf İlk Okuma ve Yazma Ders Kitabı'nın sınıf öğretmenlerinin görüşleri bağlamında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma hem nicel hem de nitel yönleri birlikte barındırması nedeniyle açıklayıcı karma yöntemle desenlenmiştir. Yapılan araştırmaya 2019-2020 eğitim-öğretim yılında, Şanlıurfa iline bağlı ilkokullarda görev yapmakta olan 191 sınıf öğretmeni katılmıştır. Araştırma kapsamında verilerin toplanması sürecinde araştırmacı tarafından hazırlanan anket form ve yine araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde SPSS paket programdan faydalanılırken, nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz yönteminden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin Birinci Sınıf Türkçe İlk Okuma ve Yazma Ders Kitabı'nı genel anlamıyla "Kısmen Yeterli" olarak gördükleri ortaya çıkarılmıştır. Araştırmanın nitel boyutuna ilişkin sonuçlar incelendiğinde sınıf öğretmenlerinin ilk okuma ve yazma öğretimi sürecinde ders kitabından bir kaynak olarak oldukça fazla yararlandıkları, ders kitabının sesi hissettirme ve tanıma ile ilgili bölümlerini yeterli görürken; hece ve kelimeye geçiş bölümlerini ise yetersiz gördükleri sonuçlarına ulaşılmıştır.