Necmettin Erbakan University
Institute

Institute of Graduate Studies in Social Sciences

Necmettin Erbakan University

325

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Eski Mezopotamya'da yemin uygulamaları (Başlangıçtan Perslere kadar)

Yemin uygulamalarının tarihi Sümerlere dayanmaktadır. Sümerlerden itibaren Eski Mezopotamya'nın pek çok kültüründe yemin uygulaması örneklerine rastlamak mümkündür. Eski Mezopotamya'nın başlangıcından Perslere kadar ki tarihi yemin uygulamalarının erken dönem anlam tarihi hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Eski Mezopotamya belgeleri arasında yer alan yasal sözleşme, evlat edinme ve mahkeme kayıtları türü metinlerin içeriğinde ve döneme ait stellerde yemin uygulaması örneklerine rastlamak mümkündür. Tarihsel süreç içinde sayıları artan ve konuları çeşitli bu belgelerin içeriğinde yer alan yemin uygulamaları üzerinden dönemin siyaset, din, tıp ve hukuk anlayışı hakkında bilgi edinmek mümkündür. Dönemin yemin uygulamalarının özgün biçimde tanrıya ve tanrıların temsilcisi olarak kabul edilen krallara bağlılığı ifade ettiği anlaşılmaktadır. Zira bu dönemde yemin, sadece adli bir araç değil bir sadakat kanıt niteliği taşır.

AkadAsur DevletiAsurlular+5
Hasan Özyurt
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ebussuûd Efendi'nin İrşâdü'l-ʿakli's-Selîm ilâ Mezâya'l-Kitâbi'l-Kerîm isimli tefsirindeki hadislerin tahric ve değerlendirilmesi (Fâtiha ve Bakara sureleri örneği)

Bu çalışmada Ebussuûd Efendi'nin İrşâdü'l-ʿAkli's-Selîm İlâ Mezâya'l-Kitâbi'l-Kerîm isimli tefsirindeki hadislerin (Fatiha ve Bakara Suresi örneği) tahric ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Ebussuûd Efendi yaşadığı dönemde Şeyhülislâmlık yapan, ilmi çalışmalarıyla adından söz ettiren ve fetvaları ile devrine damga vuran büyük bir şahsiyettir. Böyle birisinin yazdığı tefsir de ilim câmiâsında değer ve itibar görmüştür. Bir döneme damgasını vuran bir alim olması ve eserin üzerine herhangi bir tahric çalışması yapılmaması bizi bu çalışmaya sevk etmiştir. Bu sebeple bu eserin Fâtiha ve Bakara Sûresindeki (1. Cildindeki) rivâyetler incelenmiştir. Giriş bölümünde araştırmanın önemi, amacı araştırmada takip edilen metod, Ebussuûd Efendi'nin hayatı, ilmi kişiliği ve eserleri zikredilmiştir. İlk bölümde Fâtiha Sûresinde yer alan rivâyetlerin tahrici, ikinci bölümde Bakara Sûresindeki rivâyetlerin tahrici ve sıhhat değerlendirmesi yapılmıştır. Bölüm sonlarında ise rivâyetlerin kritiği yapılmış Ebussuûd Efendi'nin hadis kullanım metodu üzerinde durulmuştur.

Bakara suresiFatiha suresiHadis+4
Seyfullah Mücahid Şimşek
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Son dönem Stoa felsefesinde doğa ve insan tasavvuru

Son Dönem Stoa Felsefesinde İnsan ve Doğa Tasavvuru başlıklı bu tez içerisinde öncelikle yaklaşık beş asırlık bir döneme yayılan Stoa felsefesinin, tarihsel süreç içerisinde gelişimine dair bir perspektif sunulmaktadır. Felsefesini mantık, fizik ve ahlak olmak üzere üç ana alan üzerine kuran Stoacılık, felsefe tarihi içerisindeki gelişiminde eklektik bir yapıdadır. Nitekim fizik öğ-retilerinde kökleri Herakleitos'a dayanan logos temelli bir evren tasarımı sunan Stoa felsefesi, mutluluk temelli ahlak öğretisinde ise 'kendini bil/tanı' önermesinden yola çıkan Sokrates'i rehber edinmiştir. Sokrates ahlakıyla şekillenen Kinik öğreti, doğaya uygun yaşamaya dair pratik yaşam bilgeliği öğütleri ve dünya yurttaşlığı görüşleriyle Stoacılara ilham kaynağı olmuştur. Tez içerisinde Stoa felsefesinin doğuşuna kaynaklık eden tüm bu etkiler kronolojik bir sıralamaya tabi olarak incelenmiştir. Ardından Zenon'la birlikte atılan Stoa felsefesinin temelleri Erken ve Orta Dönem Stoa başlıkları altında incelendikten sonra Stoa felsefesinin bütünlüklü yapısını oluşturan mantık, fizik ve ahlak alanlarına dair bilgiler verilmiştir. Tez içerisinde ele alınan tüm bu konu başlıkları Son Dönem Stoa felsefesinin doğaya ve insana bakışını şekillendiren etkiler olması bakımından açıklanması lüzum görülmüştür. Nitekim Antik Yunan dünyasında doğan Stoacılık, son dönem Stoa felsefesinin en önemli düşünürleri Seneca, Epictetos ve Marcus Aurelius ile birlikte Roma'ya taşınmıştır. Antik Yunan mirasının Roma'nın eyleme dayalı ahlak anlayışının harmonisiyle, Stoa felsefesinin doğaya uygun pratik yaşam bilgeliği tam anlamıyla hayata geçirilmiştir. Öyle ki ünlü hatip Seneca, köle Epictetos ve imparator Marcus Aurelius gibi üç farklı karakteristik ismi bir araya getiren Stoa felsefesi son dönemde ahlaki ideallerine ulaşmış görünmektedir. Anahtar Kelimeler: Stoa Felsefesi, Son Dönem Stoa Felsefesi, Doğa, İnsan

DoğaFelsefi düşünceStoa+2
Yasemin Sezginer
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 sürecinde bireylerin kaygı durumları ile mutluluk düzeylerinin incelenmesi

Koronavirüs (Covid-19) pandemisi dünya genelinde büyük bir etki yaratmış ve insanların yaşamını derinden etkilemiştir. Bu süreçte, bireylerin psikolojik sağlığı ve buna bağlı olarak mutluluk düzeyleri üzerinde önemli etkilerin olduğu bilinmektedir. Bu tezin amacı; Koronavirüs (Covid-19) pandemi sürecinde Antalya ilinin Muratpaşa ilçesinde sürekli ve devamlı olarak ikamet eden 18-65 yaş bireylerin cinsiyet, yaş, eğitim durumu, gelir durumu, haftalık serbest zaman süresi, haftalık fiziksel aktivite süresi ve kronik rahatsızlık durumu gibi demografik değişkenlerin anksiyete (kaygı) durumları ve mutluluk düzeyleri üzerinde etkili olup olmadığı tespit etmektir. Nicel araştırma yöntemi olarak tasarlanan bu tezde, betimsel tarama deseni kullanılmış ve örnekleme yöntemi olarak kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya Antalya ilinin Muratpaşa ilçesinde ikamet eden 18-65 yaş%53.1 (368) kadın ve %46.9 (325) erkek olmak üzere toplam 693 birey katılmıştır. Tezde veri toplama araçları olarak; araştırmacı tarafından konu ile ilgili olarak oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu", "Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu" ve "Koronavirüs Kaygı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde parametrik testler için t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), non-parametrik testler için Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testleri yapılmıştır. Ayrıca bireylerin koronavirüs kaygı durumları ve mutluluk düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek için ise korelasyon analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre,cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, gelir düzeyi ve kronik rahatsızlık gibi demografik faktörlerin bireylerin mutluluk düzeyini etkileyebileceğini göstermektedir Pearson korelasyon analizine göre bireylerin mutluluk düzeyleri ile koronavirüs kaygı düzeyleri arasında negatif yönde düşük düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur (r=-.188, p<0.01). Bu bulgu, koronavirüs kaygısının bireylerin genel mutluluk düzeyini olumsuz yönde etkileyebileceğini göstermektedir. Daha yüksek kaygı düzeyine sahip bireylerin mutluluk düzeyinin daha düşük olduğu ve koronavirüs salgınının psikolojik etkilerinin önemli olduğu sonucuna varılabilir. Anahtar Kelimeler: Rekreasyon, Koronavirüs, Mutluluk, Kaygı

COVID 19KaygıKorku+6
Sude Kılınç
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmet Sarı öykücülüğü üzerine bir inceleme

1970 yılında Düsseldorf'da doğan Ahmet Sarı, ilk öyküsünü 1992'de yayımlamış ve bugüne kadar öykü, şiir, eleştiri, teori, inceleme araştırma ve çeviri tür ve alanlarında kırktan fazla eser neşretmiştir. Postmodernizmden büyülü gerçekçiliğe, korku öykülerinden normal dışı ruh hallerine uzanan öykücülük serüveninde yazarın, bugüne kadar yayımlanmış yedi adet öykü kitabı bulunmaktadır. Ahmet Sarı, öykülerinde; korku, suç, utanç, varoluş, cinayet, din, tasavvuf, felsefe ve ölüm temalarını işler. Genellikle öykü ve küçürek öykü türünün örneklerini veren Sarı, okuyucuyla etkileşim kurmasını bilir. Güncele ait pek çok olgunun öykülerini belirlediği görülür. Özellikle dini konularda yaşanan toplumsal değişimleri gözlemleyen yazar, bunu pek çok öyküsünde dile getirmiş ve yanlış bulduğu noktaları eleştirmiştir. Sarı'nın öykülerinde pek çok sanatçıya, esere ve düşünceye çeşitli atıflar yaptığı görülmektedir. Tez çalışmamızda hayatına ve edebi kişiliğine de değindiğimiz Ahmet Sarı'nın öykü kitapları şunlardır: Merhamet Dilercesine Gökyüzüne Bakmak, Başlangıcı Olmayan Bir Şeyin Sonu, Kendi İmdadına da Koşup Gelen Hızır ve Asma Yaprakları Gibi Titreyen El, Musa'nın Derinlerine Düşen Yutkunuş, Sağ Omuz Meleğimin Omzundaki Sağ Omuz Meleği ve Annemi Bir Uğultuya Yasladılar… Bu kitaplarda yer alan metinler "kısa öykü" ve "küçürek öykü" olarak sınıflanabilir. Çalışmamızda, Ahmet Sarı öykülerini incelerken "kısa öykü"ler için daha yaygın olarak anlatıbilim yöntemini tercih ettik. Küçürek öyküleri üzerinde durulurken ise gene anlatıbilim yöntemi izlenmekle birlikte, işlenen öykünün öne çıkan unsurlar esas alınmıştır. Bütün küçürek öykülere aynı inceleme şablonu uygulamak yerine incelenen metnin özellikleri öne çıkarılmıştır.

AnlatıbilimHikayeKısa hikayeler+2
Seçil Karatoy Küçükceran
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dekolonizasyon sürecinde Britanya'nın Orta Doğu politikası

Dekolonizasyon terimi genel bir ifadeyle sömürge toplumlarının, sömürgeci devletlerden bağımsızlıklarını kazanmasıdır. Terim, ilk kez iki dünya savaşı arasında ortaya çıkacak ve II. Dünya Savaşı sonrasında tüm dünyada büyük yankılar uyandıracaktır. Dekolonizasyon süreci, özellikle üzerinde güneş batmayan imparatorluk olarak tanımlanan Britanya imparatorluğu için büyük sonuçlar doğuracaktır. Bu bağlamda öncelikle "imparatorluğun" tanımının yapılması, terimin neleri kapsadığı ve neleri ifade ettiğinin analizinin yapılması gerekmektedir. Nitekim Britanya imparatorluğu dünyanın farklı bölgelerinde farklı şekillerde ve farklı yönetim biçimleri ile varlığını sürdürmüştür. Tek bir özelliğe sahip olmayan sömürge yönetimi ile Britanya imparatorluğunun dekolonizasyon süreci de farklı bölgelerde farklı şekillerde gerçekleşecektir. I. Dünya Savaşı sonrası galip güçler tarafından manda ve himaye ile yönetilmeye başlanan Orta Doğu bölgesinde gerçekleşen dekolonizasyon süreci bu çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Britanya imparatorluğu özelinde ele alınacak sürecin başlangıcı, I. Dünya Savaşı öncesine kadar götürülebilmektedir. Nitekim dekolonizasyon sürecinin ana bileşeni olarak kabul edilen milliyetçilik akımı da bu dönemde ortaya çıkacaktır Arap toplumu arasında birlik ve beraberlik hayalleri, II. Dünya Savaşı sonrasında Arap Birliği örgütünün kurulmasına kadar devam edecektir. Dekolonizasyon, dünyanın her bir bölgesinde farklı şekillerde ortaya çıkıp gelişimini sağladığı üzere, Orta Doğu bölgesinde de farklı şekillerde gelişimini sağlamıştır. Her ne kadar bölgesel meselelerde önemli bir aktör konumunda olması amacıyla, Arap toplumunun büyük temennileri doğrultusunda kurulan Arap Birliği örgütü sonrasında dahi Britanya, 1972 yılına kadar Körfez bölgesinde varlığını sürdürecektir.

Arap BirliğiBritanyaDekolonizasyon+4
Fatmanur Başak
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İdari yargılama hukukunda özel yargılama usulleri

İdari yargı sistemimizde, uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin uzun yıllar boyunca yazılılık esasına dayalı, genel yargılama usulü olarak ifade edilen usul uygulama alanı bulmuştur. Bazı idari davaların uzun sürmesi gerek davacılar gerekse davalı idareler açısından yargılama neticesinde verilecek kararın etkililiğine ilişkin belirsizlik oluşturmaktadır. Bu kapsamda bazı uyuşmazlıkların niteliği gereği daha hızlı karara bağlanması hususunda beliren ihtiyaçlar çerçevesinde birtakım düzenlemeler yapılmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 6545 ve 6552 sayılı Kanunlar ile "ivedi yargılama usulü" ve "merkezi ve ortak sınavlara ilişkin yargılama usulü" eklenerek uyuşmazlıkların daha hızlı çözümlenmesi amacına yönelik özel yargılama usulleri öngörülmüştür. Bu düzenleme kapsamında yargılama sürecindeki bazı süreler kısaltılmış olup genel yargılama usulünde uygulanan müesseselerin bir kısmı özel yargılama usulüne tabi uyuşmazlıklar açısından kaldırılmıştır. "İdari Yargılama Hukukunda Özel Yargılama Usulleri" adlı bu çalışmada yargılama kavramına ilişkin genel bir çerçeve çizilecek, akabinde yargılama usulleri; ilgili mevzuat hükümleri, öğretideki görüşler, yargı kararları ve güncel gelişmeler dikkate alınarak incelenecektir. Ayrıca düzenleme yapılırken esinlenilen Fransa örneğinde ivedi yargılama usulünün görünümü ve uygulama alanı aktarılmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: İdari Yargı, Yargılama Usulleri, İvedi Yargılama Usulü, Merkezi ve Ortak Sınavlara İlişkin Yargılama Usulü, Özel Yargılama Usulleri, Fransız İdari Yargı Sistemi.

Fransız hukukuYargılamaİdari Yargılama Usulü Kanunu+1
Mehmet Akif Yaraşır
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bürokrasi-siyaset ilişkilerinin parlamenter ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemleri üzerinden değerlendirilmesi (2002-2022)

Kamu yönetimi alanında en önemli ve temel tartışmalardan birini siyaset ve bürokrasi gibi devletin idari olarak işletilmesinde görevli kurumlar arasındaki ilişkilerin ne şekilde olduğu oluşturmaktadır. İlişkilerin boyutu hükümet sistemleri, yönetim biçimleri gibi birçok faktöre göre farklılık arz etse de genel olarak bürokrat ve siyasetçilerin birbirlerine üstünlük kurma ya da idari gücü daha fazla kendi elinde tutmaya dayanmaktadır. Bu iki önemli kurumun görev alanları anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik gibi mevzuatlar çerçevesinde belirlenmiş olsa da işlerlik noktasında keskin sınırlar çizilememektedir. Osmanlı Devleti'nde Tanzimat dönemine kadar padişah, devletin yönetiminde mutlak iradeye sahip olarak yürütme, yasa koyma ve yargısal görevleri kendisine sadakatle bağlı "kul statüsü" anlayışına dayalı bürokratların yardımıyla üstlenmekteydi. Tanzimat'a kadar padişaha mutlak bağlılık arz eden bürokrasi, devlet idaresinde padişahın yanında ikinci bir güç olarak ortaya çıkamamıştır. Tanzimat Fermanı ile başlayan modernleşme ve sonrasında yürürlüğe giren Meşrutiyet Dönemleri bürokrasiyi ve bürokratları devlet yönetiminde önemli bir konuma getirmiştir. Bu durumun ortaya çıkışında hükümetlerin görev alanlarının artması, bilgi ve uzmanlığın ön plana çıkması, modern devlet yapılarının ortaya çıkışı ve "tekil irade" anlayışına dayalı yönetimlerin yerini demokrasiyle idare edilen yönetimlerin alması gelmektedir. Türkiye Cumhuriyeti birçok alanda olduğu gibi bürokratik anlayışı da Osmanlıdan devralmış ve kamu yönetimine dair birtakım geleneksel uygulamaları devam ettirmiştir. Kuruluş yıllarında tek parti yönetimi ve anlayışıyla birlikte bürokrasinin etkinliği fazlayken, Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle bürokratik etkinlik giderek azalmış ve siyasi iradeye bağlı hareket etmeye başlamıştır. Siyasal iradeyi tek partinin elinde tuttuğu dönemlerde bürokrasinin etkinliği azalırken koalisyonlar döneminde ise bürokratik etkinlik artmıştır. 2002 yılında tek başına iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi, her zaman bürokrasinin idareyi yönlendiren bir unsur olmaktan ziyade iktidarın verdiği görevleri uygulayan ve kamuya hizmet eden bir araç olması için uğraşmıştır. 2002-2018 yılları arasında parlamenter hükümet sistemi döneminde siyasal iradede tek söz sahibi olan Adalet ve Kalkınma Partisi, bürokrasiyi tam anlamda kendine bağlı kılamasa da 2018 yılında yürürlüğe giren cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi modeliyle cumhurbaşkanının tüm üst düzey yöneticileri atama, görevden alma gibi görev alanlarında tam yetkili kılınması sonrasında bürokrasi siyasal iradeye bağlı bir unsur haline getirilmiştir. Bu çalışma Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Parlamenter ve cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dönemlerinde bürokrasinin ve bürokratik vesayetin siyasi irade eliyle nasıl ve ne şekilde dönüşüme uğradığı, siyasetin bürokrasiyi idari anlamda rakip olan bir konumdan kendisine bağlı hareket eden bir konuma nasıl getirdiğini ortaya koyması bakımından önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Bürokrasi, Siyaset, İktidar, Türkiye'de Yönetim.

Adalet ve Kalkınma PartisiBürokrasiCumhurbaşkanlığı hükümet sistemi+5
Recep Kaya
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İnsana hürmetin fıkha etkisi

İnsan kerem sıfatına sahip bir şekilde yaratılmış olup diğer canlılardan üstün tutulmuştur. Keramet; din, ırk, mezhep vb. ayrım yapılmaksızın insanın sadece insan olmasından kaynaklanan, or¬tadan kalkması düşünülemeyen ve tüm insanlarda bulunan bir sıfattır. İnsanın kerem sıfatına sahip olması fıkhi hükümlere de yansımıştır. Bu çalışmada insana gösterilen hürmetin fıkıhtaki yansımaları tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın konusu, kapsamı, amacı, önemi ve izlenen yöntem anlatılmıştır. Birinci bölümde konu etrafında zikredilen kavramsal çerçeve ve fıkıh usûlü alanında yer alan deliller çerçevesinde konu değerlendirilmiş ve fıkıh usulünün diğer konuları arasında yer alan örnekler anlatılmıştır. İkinci bölümde ibâdât, muâmelat, İslâm ceza hukuku, İslâm miras hukuku ve İslâm aile hukukunda yer alan konu ile ilgili örnekler zikredilmiştir. Üçüncü bölümde ise insana hürmeti ilgilendiren güncel meseleler ele alınmıştır. Sonuç kısmında ise elde edilen verilerin tahlili yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: İnsan, Hürmet, Onur, Saygı, Fıkıh.

Necmettin Nuri Çetiner
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Akıllı kent uygulamalarının kamu hizmet sunumuna etkisi ve vatandaş memnuniyeti

Günümüzde kentlerde nüfus yoğunluğunun artması birtakım sorunları ortaya çıkarmaktadır. Küresel büyüme ve kentsel nüfusun hızla artışıyla ortaya çıkan bu sorunları çözebilmek için geleneksel kamu politikalarının yerine, vatandaşların yaşam kalitesini ve kamusal hizmetlerden memnuniyetlerini arttırabilmek adına bilgi iletişim teknolojileri yaşamın her alanına entegre edilmektedir. Daha kaliteli, hızlı ve gün geçtikçe çeşitlenen kamu hizmeti beklentisi devletleri, kamu yönetimlerini ve yerel yönetimleri kentleri daha iyi analiz etmeye, sorunları önceden tahmin etmeye, sınırlı kaynakları ileri teknoloji desteğiyle verimli kullanmaya zorlamaktadır. Bu durum, akıllı kent projelerinin doğuşunu ve yayılımını tetiklemiştir. Nitekim "ulaşım, enerji, su, sağlık, çevre ve güvenlik" gibi birçok kentsel sorunun çözümünde teknoloji bir araç olarak kullanılarak, akıllı kent projeleri hayata geçirilmektedir. Ancak akıllı kent uygulamalarının başarıya ulaşabilmesi ve kentlerin akıllı bir yapı kazanabilmesi, akıllı kent teknolojilerinin kent sakinleri tarafından benimsenmesi ile yakından ilişkilidir. Çalışmanın amacı, Türkiye'de akıllı kent uygulamalarının kamu hizmet sunumuna etkisi ve vatandaşların bu hizmetlerden memnuniyetlerinin incelenmesidir. Bu bağlamda, Konya akıllı kent projelerinden vatandaşların memnuniyetlerini belirleyebilmek için anket çalışması gerçekleştirilmiş ve elde edilen veriler analiz edilmiştir. Çalışmada vatandaşların akıllı kent projelerini doğru bir şekilde kullanabilmeleri için belirli bir düzeyde yetkinliğe ve yeni teknolojiler hakkında temel bilgilere sahip olmaları, bu uygulamalara güven duymaları ve sürekli kullanmaları için memnun olmaları gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle farklı sosyo-demografik özelliklere sahip kullanıcılara yönelik akıllı projelerin geliştirilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte akıllı kent uygulamalarının vatandaşlara iyi tanıtılması oldukça önemlidir. Ayrıca, vatandaşların talep ettiği akıllı projelerin hayata geçirilmesi, bu projelerin oluşturulma sürecinde vatandaşların karar mekanizmalarına katılımlarının ve yaygın kullanımının sağlanması hayati öneme sahiptir.

Akıllı kentlerKamu hizmetleriKonya+1
Zekeriya Bilici
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00