
8
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Bilgi Teknolojileri Denetimi: Kamu Sektörü Üzerine Bir Araştırma
ÖZET Teknolojilerin ve iş süreçlerinin dönüştüğü günümüz dünyasında klasik denetim anlayışının da değişmesi kaçınılmazdır. Denetimlerde bilgi teknolojilerinin kullanılması, denetim kavramının içerdiği geriye dönük yaklaşım yerine sürekli denetim ve dijital raporlama için fırsatlar sunmaktadır. Üniversitelerde oluşabilecek hataların önüne geçilebilmesi için iç denetim departmanında çalışanların bilgi teknolojilerinden faydalanması gerekir. Bundan dolayı devlet üniversitelerinin tümü yürüttükleri faaliyetlerle beraber denetime tabi tutulmuşlardır. Çalışmanın temel amacı; bilgi teknolojileri kullanımı ile üniversitelerin geçerli standartlara veya gereksinimlere ne derecede uyum sağladığı ve ne derecede etkin olduğu ölçülmeye çalışılmıştır. Bu amaçla araştırma konusu devlet üniversitelerinde faaliyet gösteren iç denetim departmanında çalışan kişilerin denetimde bilgi teknolojilerinin denetim işi üzerindeki etkin kullanımı sonucunda bilgi teknolojilerinin işlevselliği araştırılmıştır. Araştırmada anket yöntemi kullanılmıştır. Bunun sonucunda üniversitelerde çalışan iç denetçilerin verdikleri cevaplara göre; "denetimde bilgi teknolojilerinin kullanılması işin daha verimli yapılmasını sağlar" ifadesi en fazla katılım sağlanan ifade olmuştur. Ayrıca "denetimde bilgi teknolojilerinin kullanımı işlerin daha verimli, hataların en aza indirildiği, standart ve kolay yapılmasını sağlar" ifadesine en az katıldıklarını ifade etmişlerdir. Anahtar kelimeler: Bilgi Teknolojileri, Bilgi Sistemleri, Denetim, Devlet Üniversiteleri
Kamu kurumlarının diyalojik halkla ilişkiler uygulamalarının yönetişim bağlamında analizi: Milli Eğitim Bakanlığı örneği
Halkla ilişkiler profesyonel bir uygulamadır. Ayrıca halkla ilişkiler kendi araştırmaları ve kuramsal temelleri olan bir iletişim alt alanıdır. Halkla ilişkiler yerel, ulusal ve uluslararası hükümet kuruluşları için çok önemlidir. Kamu kuruluşları ve halk arasındaki diyalojik bağlantı sosyal medya aracılığı ile sağlanır. Kamu yönetimi, halkla ilişkiler de dâhil olmak üzere bir dizi faaliyeti içerir. Teknoloji geliştikçe kamu yönetimi ve halkla ilişkiler değişmiştir. Yeni kamu yönetimi anlayışı yönetişimdir ve yönetişimin daha geniş bir anlamı vardır. Bir ülkenin kamu yönetiminin ve yönetişiminin kalitesi, ekonomik performansında kilit bir faktördür. Bu çalışma, halkla ilişkilerde diyalog kavramına açıklık getirmektedir. Çalışmanın amacı, diyalojik halkla ilişkiler uygulamalarının yönetişim açısından ele alınarak olumlu ve olumsuz yönlerini belirlemektir. İlk bölüm halkla ilişkiler ve kamusal halkla ilişkiler ile ilgilidir. İkinci bölüm, diyalojik halkla ilişkiler alanlarındaki teorik gelişmelerin yönünü ve varsayımlarını tanıtmaktadır. Üçüncü bölüm, yönetişimle ilgilidir ve ardından son bölümde, sosyal medyanın getirdiği küresel iletişimdeki ana değişikliklere, kamu sektörünün modernleşmesi çerçevesinde sosyal medyanın benimsenmesi ve uygulanmasının gelişimine odaklanmaktadır. Çalışmanın ölçeğini Kent ve Taylor'ın ortaya koyduğu diyalojik halkla ilişkiler ilkeleri ve diyalojik iletişim özellikleri oluşturmaktadır. Ayrıca ikinci ölçek olarak temel yönetim ilkelerinin incelenmesi belirlenmektedir. Çalışmada hem nicel hem de nitel içerik analizi yöntemlerinden yararlanılmaktadır. Çalışmada analiz aracı olarak; Milli Eğitim Bakanlığı Twitter profili üzerinde MAXQDA Analytics Pro (2022) kullanılmaktadır. Bu çalışma kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı'nın Twitter'da yönetişim açısından diyalojik halkla ilişkileri nasıl yönettiğinin analiz edilmesi amaçlanmaktadır. Sonuç olarak Milli Eğitim Bakanlığının Twitter paylaşımlarında diyalojik kamu ilkeleri ile diyalojik iletişim özelliklerini ayrı ayrı yönettiği görülmektedir. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı'nın Twitter paylaşımlarında yönetişim ilkelerini sağlama konusunda eksiklikleri olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler, Diyalojik Halkla İlişkiler, Yönetişim, Kamu Yönetimi, Milli Eğitim Bakanlığı.
Kamu yöneticilerine uygulanacak psikometrik test sonuçları ile çalışan motivasyonu ilişkisi: Nevşehir'deki kamu kurumlarında bir inceleme
Yönetici ve çalışan arası ilişkiler; örgütlerin amaç ve hedeflerine ulaşabilmesi, çalışanın verimi ve performansı veya motivasyonu gibi vb. açılardan yönetim bilimlerinde önemli inceleme konuları arasındadır. Kamu Yönetimi literatüründe, yönetici ve lider tutumlarının çalışanların üzerine etkilerini farklı bağlamlarda inceleyen pek çok araştırma bulunmaktadır. Yönetim faaliyetlerinin istenilen şekilde devam edebilmesi için çalışanın örgüte uyumunun, performansının, verimliliğinin ve motivasyonunun idare tarafından dikkate alınması gerekmektedir. Çalışanı tanıyan, istek ve arzularını bilen yöneticinin çalışanı örgüt amaçlarına yönlendirebilmesi ve motivasyonunu yüksek tutarak verim alabilmesi bununla birlikte üretilen işin kalitesi ve başarısı, yöneticinin yönetsel yeterlilik, iletişimsel ve sosyal becerilerinden olan empati becerisiyle yakından ilişkilidir. Çalışanı tanıyan, istek ve ihtiyaçlarını doğru anlayabilen yönetici, çalışanı motive edebilmenin yolunu da kolayca bulabilir. Bu nedenle çalışmanın gerekçesi, kamu kurumlarında anlaşılan, anlaşıldığını hisseden bir çalışanın motivasyonunu artırabilmek için yöneticinin sahip olması gereken empati düzeyi ile çalışan motivasyonu arasındaki ilişkinin ortaya konulmasına ihtiyaç duyulması olarak ifade edilebilir. Bu çalışma, kamu sektöründe yönetici ve çalışan arasındaki ilişkiyi empati ve motivasyon kavramları merkezinde ele almakta; çalışan motivasyonunun artırılması ile yöneticinin empati seviyesinin bağlantılı olduğunu düşünmekte ve bu kavramlar arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Dolayısıyla kamuya yönetici atama ön süreçlerinde aday yöneticilere, alım kriterleri itibariyle psikometrik testler yapılmasının gerekliliğini de vurgulamaktadır. Çalışmada kamuya atanacak aday yöneticilerin empati testi gibi psikometrik testlere tâbi tutulmasının önü bilimsel temelleriyle atılmakta ve yasal bir kıstas olarak belirlenebilir hale getirilmesinin önü açılmaktadır. Diğer yandan bu çalışma, yöneticilere diğer psikometrik ölçümlerin yapılması suretiyle yönetici çalışan ilişkisinin psikososyal beceri boyutuyla ortaya konulmasına dair yapılacak diğer çalışmalara ışık tutmaktadır. Bu anlamda yöneticinin veya çalışanın temel dürtü düzeyi, kişilerarası iletişim beceri düzeyi, paranoya düzeyi, depresyon düzeyi, takıntı (obsesif kompulsif) düzeyi, kaygı durumu, stres düzeyi ve kişilik tipi gibi ölçülebilir psikolojik durum ve niteliklerinin sağlıklı ve istendik yönetime etkisi ve çalışan motivasyonu, performansı, örgütsel bağlılığı, aidiyet hissi gibi birçok değişken üzerine etkisini inceleyen araştırmalara temel olması ve fikir vermesi beklenmektedir. Nevşehir Valiliği' ne bağılı bakanlık düzeyinde merkez teşkilatı bulunan kamu kurum ve kuruluşlarında yürütülen bu araştırmanın hipotezleri verilerin dağılımına uygun olarak SPSS 25.0 paket programında yapılan istatistiki analizler (korelasyon analizi ve regresyon analizi) neticesinde kabul edilmektedir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Lawrance ve arkadaşları (2004) tarafından geliştirilerek Kaya ve Çolakoğlu (2015) tarafından Türkçe' ye uyarlanan "Empati Düzeyi Belirleme Ölçeği" ve Topaçlı (2022), Kuvaas (2006) ile Yücel Batmaz ve Gürer (2016) tarafından geliştirilen ve uyarlanan "Motivasyon Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda yönetici empati düzeyi ile çalışan motivasyonu arasında güçlü, anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki tespit edilerek yönetici empati düzeyinin çalışan motivasyonunun önemli bir tahmincisi ve yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir.
Kamu çalışanlarında algılanan yengeç sepeti sendromu ve örgütsel sinizm ilişkisi
Bu çalışmada, negatif bir metafor olarak tanımlanan yengeç sepeti sendromunun ve negatif örgütsel bir davranış olarak literatürde yer alan örgütsel sinizmin kamu çalışanlarında nasıl algılandığının, hangi düzeyde bulunduğunun ve aralarındaki ilişkinin anlaşılması amaçlanmıştır. Çalışmanın amacına ulaşabilmesi için öncelikle literatür taraması yapılmış ve yengeç sepeti sendromu ve örgütsel sinizm olguları kavramsal boyutta açıklanmaya çalışılmıştır. Literatür araştırmaları sonucunda oluşturulan anket formunda, kamu çalışanlarında algılanan yengeç sepeti sendromunu ölçmek için Fettahlıoğlu ve Dedeoğlu (2021) tarafından geliştirilen "Yengeç Sepeti Sendromu Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışanların örgütsel sinizm düzeylerini ölçmek için de Karacaoğlu ve İnce (2012) tarafından uyarlanan Brandes, Dharwadkar ve Dean'in (1999) "Örgütsel Sinizm Ölçeği" Türkçe formu kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini Gençlik ve Spor Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatı bünyesinde çalışan 579 kamu personeli oluşturmaktadır. Online olarak dağıtılan anket formu aracılığıyla toplanan veriler SPSS paket program üzerinde analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda algılanan yengeç sepeti sendromu ile örgütsel sinizm arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki saptanmıştır.
Kentsel Güvenlikte Bekçilik Kurumu ve 2017 sonrası Türkiye'de bekçiliğin dönüşümü: Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi üzerine bir araştırma
İnsanlık tarihinden itibaren insanlar gereksinimlerini giderebilmek için uğraş göstermiş ve göstermeye devam etmektedir. Bu gereksinimler insanların yaşamını sürdürebilmesi için temel öğeleri içermektedir. Temel öğeler arasında önem arz edenlerden biri de güvenlik kavramıdır. Güvenlik unsuru, insanların maddi ve manevi varlıklarını koruma amacıyla oluşmaktadır. İnsanlar yerleşik yaşama geçtiği zaman güvenliklerini artırmak için çeşitli yöntemlere başvurmuştur. Bu yöntemler genelden özele indirgenecek şekilde sıralanabilmektedir. Örneğin Selçuklu Dönemi'nde yapısı oluşturulan ve günümüze kadar gelen emniyet teşkilatı çalışanlarının görevleri, bölümlere ayrılmaktadır. Teşkilat içinde personeller kolluklara ayrılarak ve genelden özele indirgenmektedir. Böylece toplumun huzuru, güvenliği ve mutluluğu sağlanmaktadır. Bekçilik, mahalle kültürünün oluşturduğu bir kavramdır. Bekçilik olgusu tarihte ilk etkilerini Osmanlı Döneminde ortaya koymuştur. Osmanlı Döneminde mahalle sakinleri ortak karar alarak bekçileri görevlendirmektedir. Bu kişiler mahalle de huzur ve güveni sağlamayı amaçlamıştır. Bu yüzden bekçilerin, mahallede huzur ve güveni sağlamak amacıyla görevlendirildiği söylenebilir. Cumhuriyet döneminde kamu güvenlikçisi kapsamında yer alan bekçilik statüsü, kamu güvenliğinin ve toplumsal huzurun sağlanmasında önemli işlevler yerine getiren bir yapıdır. Bu açıdan Cumhuriyet tarihi boyunca yaptıkları görev ve işlevleriyle bekçiliğin önemi karşımıza çıkmaktadır. Özellikle 2017 sonrası çarşı ve mahalle bekçileri ile ilgili düzenlemelerin getirdiği yeni durum bu önemi göstermektedir. Bu çalışmada bekçi ve bekçilik ile ilgili kavramları, bekçiliğin Selçuklu Dönemi'nden itibaren gelişimi ve 2017 yılı sonrası bu kurum bağlamında Türkiye'de yeniden yapılanmaya gidilmesi ve bu gelişmelerin kentsel asayişe etkisi incelenmiştir. Burada bu tez çalışmasının temel varsayımı, kentsel alanlarda güvenlik ve asayişin sağlanmasında bekçilik kurumunun işlevsel ve gerekli olduğudur. Bu varsayım doğrultusunda konunun teorik incelenmesi yanında ayrıca bir anket çalışmasına dayalı uygulamalı bir araştırma da yapılmıştır. Söz konusu bu alan araştırmasının analizinde "Servqual Hizmet Ölçeği'' ve "Bekçilere Yönelik Tutum Ölçeği'' kullanılarak bekçilik kurumunun belirtilen işlevselliğine yönelik algıların ölçümlenmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Asayiş, Bekçilik, Kamusal Güvenlik, Kentsel Güvenlik, Kentsel Asayiş, Kent
Yerel yönetimler bağlamında Avrupa ülkeleri ve Türkiye'de yönetişim
Dünya genelinde meydana gelen değişim ve gelişmeler toplumsal yaşantımızda da yerel yönetimler (mahalli idareler) konusunda da gerekli çalışmaların yapılması hususunda büyük önem arz etmektedir. Bugün yerel yönetimlere baktığımız zaman, halkın yönetimde söz sahibi olduğu, fikirlerini ifade edebildiği aynı zamanda düşüncelerinin de hayata geçirilme imkanının verildiği ve en önemlisi de yereldeki kamusal ihtiyaçların karşılandığı kurumlardan birisi olmuştur. Mahalli idareler, yerel halkın demokratik haklarını en verimli haliyle kullanarak kendini yönetebilmesine imkân sağlarken aynı zamanda vatandaşların ihtiyaç duyduğu, talep ettiği kamu hizmetleri ile alakalı daha hızlı ve etkin bir şekilde vatandaşlara geri dönüşlerin sağlanması ve ihtiyaç duyulan kamu hizmetlerinin sunulabilmesi açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Yerel yönetimler, merkezi yönetimin daha iyi işlemesini sağlayan ve aynı zamanda da merkezi yönetimin aksayan ve eksik yönlerinin giderilebilmesi için gerekli faaliyetleri yerine getiren, özerk kuruluşlardır. Yönetişim kavramı çok aktörlü yönetim olarak ele alınabilir. Yönetim faaliyetleri yerine getirilirken yönetişimin aktörlerinden olan, devlet, sivil toplum ve özel sektör iş birliği ile yapılacak olan faaliyetlerle ilgili karşılıklı fikir alışverişi ile yönetişim süreci işlemektedir. Avrupa Birliği'ne üye olan ülkelerin yurttaşlarına daha kaliteli hizmet sunumu sağlamak amacıyla vatandaşların ulaşımına en kolay yönetim birimi olarak yerel yönetimler, yerel halkın ihtiyaçlarını giderirken karşılıklı görüşlerin alındığı fikirlerin sunulduğu yönetişim kavramı devreye girmektedir. Birliğe üye olan ülkelerde yönetişimde farklı idari uygulamalar gerçekleşmektedir. Bu farklılıklar da ülkelerin yönetişim konusunda gösterdiği hassasiyetlerin farklılaşmasına sebep olmaktadır. Bu çalışmada, yönetişim kavramının hem Türkiye'de hem de AB üyesi olan bazı ülkelerde yerel düzeydeki uygulamalarının ve bu uygulamaların sonuçları araştırılmaktadır.
Öğretimsel liderliğin görev motivasyonuna etkisi üzerine bir inceleme: Nevşehir'deki eğitim kurumlarında bir araştırma
Eğitim, toplumsal gelişmenin önemli kavramlarından biri olarak ifade edilebilir. Lider ise toplumu peşinden sürükleyen önder olarak düşünüldüğünde, lider ve liderlik kavramları yıllarca araştırmalara konu olmuş ve olmaya da devam etmektedir. Öğretmenlerin öğrencileri ve onların velileriyle beraberce belirledikleri sıralı hedeflere ulaşmak ve bu süreçte değerlendirme, destekleme ve kaliteyi artırma yönünde çalışmalar yaparak istenilen amaçlara ulaşmak için gerçekleştirilen yönetsel faaliyetler olarak tanımlanabilecek öğretimsel liderlik kavramı, eğitsel açıdan oldukça önemli yer teşkil etmektedir. Kurumların çalışma hayatının devamı ve sürekliliği için iş verimi ve iş doyumuna; çalışanlardan verim alabilmek için ise çalışanın görev motivasyonunun yüksek olmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Motivasyon konusunda da yıllarca yapılan çalışmalar da konunun önemini ortaya koymaktadır. Eğitim kurumlarındaki öğretimsel liderlik davranışları sergileyen öğretmenin görev motivasyonunu inceleyen bu çalışmanın amacı, öğretimsel liderlik davranışları seviyesi ile görev motivasyonu arasındaki ilişkinin öğretmenler ve okul yöneticileri bağlamında değerlendirilmesidir. Araştırma Türkiye'de Nevşehir ili içerisinde oluşturulan örneklemdeki eğitim kurumlarında öğretmen ve okul yöneticileri ile gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada veri toplama aracı olarak anket tercih edilmiştir. Öğretmenlerin öğretimsel liderlik rolleri ölçeği ile görev motivasyonu düzeyi ölçeğini oluşturan araştırmacılardan kullanım izni alarak birleştirilmiş olan anket öğretmenlere uygulanmış olup nicel verilere dayalı olarak araştırma tamamlanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 21.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Ankete dayalı verilerin analizinde Cronbach's Alpha güvenirlik testi, Çapraz frekans tablosu, Korelasyon analizi ve Regresyon analizi kullanılmıştır. İstatistiksel testlerde; bağımsız değişken öğretmenlerin öğretimsel liderlik rolleri, bağımlı değişken ise öğretmenlerin görev motivasyonu olarak belirlenmiştir. Bu bağlamda yapılan analiz neticesinde öğretmenlerin öğretimsel liderlik rolleri ile görev motivasyonları arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişki olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin öğretimsel liderlik rollerinin görev motivasyonuna etkisi olduğu görülmüştür. Araştırma sonrasında konu ile ilgilenen araştırmacılara araştırma sonucunu destekleyebilecek ve daha geniş kitlelere, araştırmanın taşınmasını sağlayabilecek araştırma önerilerinde bulunulmuştur.
İşte yaratıcılık ve işyeri mutluluğu arasındaki ilişki
Bu tez iş yerlerinde yaratıcı düşünce ve uygulamaların çalışanların mutluluk düzeyleri üzerindeki etkilerini incelemektedir. Bu çalışma, yaratıcı bir iş ortamının, çalışanların iş tatmini, motivasyonu, verimliliği ve genel psikolojik iyilik halleri üzerindeki etkilerini araştırmayı hedeflemektedir. Yaratıcılığın, çalışanların kendilerini değerli hissetmelerine, işlerine olan bağlılıklarını artırmalarına ve yenilikçi çözümler geliştirmelerine yardımcı olduğu öne sürülmektedir. Ayrıca, yaratıcı bir iş ortamı stres seviyelerini azaltarak iş yerindeki atmosferi iyileştirme potansiyeline katkı sağlar. Araştırma yöntemi olarak literatür taraması kullanılmıştır. Çalışmada, literatür taraması ve mevcut teoriler doğrultusunda yaratıcılık ve iş yeri mutluluğu arasındaki ilişkiyi anlamak amacıyla, bilimsel makaleler, kitaplar, raporlar ve diğer öncül araştırmalar incelenmiştir. Araştırma işte yaratıcılık ve işyeri mutluluğu konularını ele alan çalışmalarla sınırlı tutulmuştur. Bu yazılı kaynaklardan elde edilen bulgular, yaratıcı iş yerlerinin çalışanların iş memnuniyetini ve psikolojik iyilik halini artırdığı yönünde güçlü bir destek sunduğunu ortaya koymaktadır. Literatür taraması sonucu elde edilen veriler, yaratıcı iş kültürlerinin çalışanların iş yerindeki genel mutluluğunu nasıl olumlu yönde etkileyebileceğine açıklık getirmektedir.