
7
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Türk sinemasında Alevilik algısı (1990-2020)
Güzel sanatların yedincisi kabul edilen sinema farklı yöntemler ile incelenebilecek karmaşık, katmanlı ve geniş bir alandır. Yapılacak çalışmalarda estetik unsurlar incelenebileceği gibi filmlerin anlatısal ve görsel ögelerinden yararlanarak kültürel incemeler de yapmak mümkündür. Bilindiği üzere insanların izledikleri görüntüler, olayları ve olguları nasıl algıladıkları hususunda belirleyici olabilmektedir. Sinemanın olayları ve olguların anlamlandırılmasındaki etkisi, televizyon yayıncılığının akabinde de dijital platform yayıncılığının başlamasıyla artmıştır. Bu minvalde sinema tüm toplum kesimlerini olduğu gibi Alevileri de etkilemiş ve bu etki sinemada Aleviliğin konu edilmesi ile daha da derinleşmiştir. Bu çalışmada; "Sinemanın Alevilik algısı nedir ve Alevilik, izleyiciye tarihî ve itikadi yapıya sadık kalınarak mı anlatılmıştır?" soruları yanıtlanmaya çalışılmıştır. Sinema, televizyon ve dijital platformlarda filmlerin izlenebilmesinin yanı sıra bir filmin dizisinin yapılması yahut bir dizinin filminin de yapılabiliyor olması çalışmanın daha kapsamlı ve geniş ele alınması sonucunu doğurmuştur. Bu anlamda sinemada gösterilen filmlerin ele alınması konunun anlaşılması için yeterli olamayacağından çalışmada sinema filmlerinin yanı sıra televizyon ve dijital platform dizilerinden örneklem seçilmiştir. Yapılan incelemeler neticesinde sinemada Alevilik söz konusu olduğunda Alevi, Bektaşi, Kızılbaş, ocak kavramı ve dedelik kurumu, Cem ibadeti ve semah olmak üzere altı kavramın ağırlıklı olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Filmlerde ve dizilerde Aleviliğe ilişkin bu kavramların genel hatları ile itikadi yapıya sadık kalınarak ele alındığı ve Alevilik algısının şekillenmesinde bu hususa dikkat edildiği söylenebilir. Örneklemde yer alan filmler ve dizilere ilişkin değinilmesi gerek bir diğer husus ise filmlerde Alevilikle ilgili itikadi unsurlardan ziyade sosyolojik unsurların ele alınmasıdır. Ayrıca örneklemde yer alan popüler filmlerde Alevilik başat öge olarak yer almazken bağımsız filmlerde gerçeğe yakın bir Alevilik algısı başat ögedir. Dizilere bakıldığında ise filmlerin aksine bir durum söz konusudur. Dizilerde sosyolojik unsurlardan ziyade itikadi unsurlar yer almaktadır. Bu kapsamda izleyicinin dikkatini çeken Muhteşem Yüzyıl ve Alef dizileri tarihsel seyirden uzaklaşılmadan seyirciye Aleviliğe ve itikadi yapıya ilişkin ögeleri aktarmıştır. Yunus Emre Aşkın Yolculuğu dizisinde ise Yunus Emre ile Taptuk Emre'nin itikadi özellikleri tarihsel gerçeklikten bağımsız, Sünni İslam öğretisi paralelinde ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Alevi, Bektaşi, Kızılbaş, Film, Dizi
Hurufilik düşüncesindeki "Vech (İnsan yüzü)" kavramının Alevi-Bektaşi kültürüne etkisi
Bu çalışma, Alevi-Bektaşi inanç sistemi ile Hurufilik arasındaki ilişkiyi "vech (insan yüzü)" kavramı üzerinden ele almayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda çalışmada Hurufiliğin Alevi-Bektaşi inanç sistemi üzerindeki etkisi, niceliksel (tarihî, kültürel, doktriner) ve niteliksel (Tanrı-evren-insan ekseninde, sınırlı, göreli) parametreler üzerinden ve somut delillerle ortaya koyularak ilişkinin mahiyeti belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada, Hurufiliğin Alevi-Bektaşi inanç sistemi üzerindeki etkisinin sebeplerinin neler olabileceği sorusuna cevap aranırken aynı zamanda Hurufiliğin doğru tanımlanmasının gereği de vurgulanmıştır. Bu gereklilik, iki inanç sistemi arasındaki benzerliğin doğru yerde aranması nedeniyle vurgulanmaya değer görülmüştür. Bu doğrultuda öncelikle Hurufiliğin tarihî, dinî ve doktriner çerçevesi çizilmiştir. Daha sonra ise her iki inanç sisteminin Tanrı-evren-insan tasavvuru konusunda ortak bir inanç evrenini benimsediği hususu vech kavramı üzerinden izah edilmeye çalışılmıştır. Bu noktada, iki inanç sisteminin İslam düşünce geleneğindeki ortak yerinin irfâni, tasavvufî ve mistik gelenek olduğu ve söz konusu etkileşimin hem niceliğinin hem niteliğinin bu çerçevede aranması gerektiği öne sürülmüştür. Nihayet, bu teorik çerçeve içinde, Alevi-Bektaşi literatüründe "vech" kavramının izi sürülmüş ve Alevi-Bektaşi inanç sistemine etki eden bu ve bununla doğrudan ilgili diğer kavramlar üzerinden etkinin somut delilleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Vech, Alevi-Bektaşi, Hurufilik, Tanrı-evren-insan algısı
Adana Tahtacılarında ölüm ile ilgili inanış ve ritüeller: Nergizlik köyü örneği
Çalışmada Adana'nın Karaisalı ilçesi Nergizlik köyü Tahtacılarının ölüm olgusuna yükledikleri anlam hayatın geçiş dönemleri bağlamında değerlendirilmiştir. Bireylerin, ölümü ve ölüm etrafında oluşan inanış ve ritüelleri nasıl anlamlandırdıkları araştırmanın konusunu oluşturmaktadır. Bu doğrultuda Adana Tahtacılarının ölüm öncesinde ölümün ön belirtisi olarak gördükleri olay, durum ve nesnelerin kültürel anlamları ile ölümden kaçınmak için yaptıkları ritüel ve uygulamaların toplumsal ve kültürel anlamları; ölüm sırası inanış ve ritüellerin sembolik anlamları; ölüm sonrası inanış ve uygulamalarının sembolik anlamları ve ölüm sonrası ritüellerinin kültürel ve toplumsal anlamları üzerinde durulmuştur. Çalışmanın temel amacı Nergizlik köyü Tahtacılarının ölümü ve ölümle ilişkili inanış, ritüel ve uygulamaları nasıl anlamlandırdığı; ölüme ilişkin bu anlamlandırmaların ne şekilde inşa edildiği ve tüm bu anlamlandırmaların katılımcıların anlam dünyasında nasıl bir yere sahip olduğunu anlamaktır. Nergizlik köyünde yaşayanların Alevi inancını yaşayan Tahtacı bir topluluk olması, topluluğun ölümü Alevi inanç dairesi içinde anlamlandırmasında etken olmaktadır. Çalışmanın kuramsal çerçevesini ölümün bir geçiş dönemi olmasının yanında içinde inanış ve ritüelleriyle birçok sembolü barındırmasından dolayı sembolik etkileşim kuramı oluşturmaktadır. Tahtacıların ölüme ilişkin anlamlandırmaları nitel araştırma yöntemiyle ele alınmıştır. Nergizlik köyünde ölüm konusuyla ilgili zengin bilgiler elde edilebilecek katılımcılara ulaşmak ve örneklemi belirlemek için örneklem olarak amaçlı örneklem tekniği kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemi Nergizlik köyünde ikamet eden 41-83 yaş aralığında, 10'u kadın 6'sı erkek olmak üzere toplam 16 katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcılardan biri de cemevi dedesidir. Böylelikle toplam katılımcı sayısı 17'dir. Örneklemin tamamı hayatının belirli bir döneminde ağaç kesim işiyle geçimini temin etmiş ve etmektedir. Çalışmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme ve yarı katılımlı gözlem teknikleri kullanılmıştır. Katılımcılardan elde edilen veriler kodlama sürecine tabi tutulmuş ve veriler, ulaşılan tematik kodlarla analiz edilmiştir. Buna göre Nergizlik köyü Tahtacılarının ölüm öncesi, ölüm sırası ve ölüm sonrası inanış ve ritüellerinin içinde birçok sembolik anlamın olduğuna ve bu sembolik anlamların toplumsal etkileşim içinde belirli bir süreç dahilinde oluştuğu sonucuna varılmıştır. Topluluğun ölüme ilişkin inanç ve uygulamalarında geçmişten bu zamana özgün durumlarını koruduğu ancak bazı inanç ve uygulamaların geçmişten bugüne yavaş da olsa değişime uğradığı bazılarının da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu görülmüştür.
Koçu Baba Ocağı'na ait bir risale (Çeviri yazı-inceleme-tıpkıbasım)
Anadolu'da yer alan Alevi-Bektaşi Ocaklarından olan Koçu Baba Ocağı'na XIX. yüzyılda hediye edilmiş bir el yazması, çalışmamızın ana konusunu oluşturmaktadır. Tezin birinci bölümünde Araştırmanın amaç, kapsam ve yöntemini açıkladıktan sonra Alevilik, Bektaşilik ve Kızılbaşlık hakkında verdiğimiz bir ön bilgiyle Alevilikte Ocaklar ve Koçu Baba Ocağı hakkındaki bilgileri de aktarmaktayız. Koçu Baba hakkında sözlü gelenekte ve tarihsel süreçte birçok tanımlama bulunmasının yanı sıra türbesinin önünde yer alan kitabesindeki bilgilerden Seyit Hasan Gazi olarak Hacı Bektaş Veli'nin amcasının oğlu olduğu ayrıca Abdal Musa'nın ve Mehemmed Abdal'ın babası olduğu şeklinde kayıtlar da mevcuttur. Hacı Bektaş Veli Dergâhına bağlı bir ocak olarak geçmişten bugüne Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde Koçu Baba soyundan gelen dedelerin talipleriyle cem ibadeti yaptığı bilinmektedir. Bu açıdan Koçu Baba Ocağı, bir ocak olarak veli kültü özelliği göstermesi, postnişinlerinin seyit olması ve taliplerinin yer alması bakımından Alevi-Bektaşi Ocak araştırmalarında da bilinen özelliklere sahip bulunmaktadır. Bu ocağa hatıra olarak emanet edilmiş eserin yazarı olan Muhammed Hamdullah Çelebi, Hacı Bektaş Veli Çelebilerindendir. Bu sebepten dolayı eserin yazarı olan Hamdullah Çelebi'nin tarihî kişiliği hakkında da araştırmamızda bilgiler sunmaya çalıştık. Araştırmalarımız esnasında tarihsel verilerin ve arşiv belgelerinin karşılıklı incelenmesi de tarihsel gerçekliğe ışık tutacağı için son derece önemlidir. Tezin ikinci bölümünde Osmanlı Türkçesi ile yazılmış olan el yazmasının Latin alfabesiyle yazımı ve günümüz Türkçesine aktarımını yapmış bulunmaktayız. 1814 yılında yazılmış olan eser, Hacı Bektaş Veli Dergâhının 1824 tarihinde Postnişini olduğu bilinen Şeyh Feyzullah Efendi'nin oğlu Muhammed Hamdullah Çelebi imzasını taşımaktadır. Söz konusu risalede erkânnâme ve tasavvufî konularına yer verilmektedir. Eserin son kısımlarında Hamdullah Çelebi'ye ait olduğunu düşündüğümüz şiirler yer almaktadır. Eserin bazı sayfalarının eksik olduğunu sayfaların sonundaki belirleyici kelimelerin bir sonraki sayfanın başında yer almaması ve metin bağlamındaki kopukluklardan anlamaktayız. Üç farklı sayfada yer alan mühürlerdeki "Abdühü's-Seyyid Muhammed Hamdullah" ifadesinden dolayı mühürlerin Muhammed Hamdullah Çelebi'ye ait olduğunu düşünmekteyiz. Nitekim üslubundan da anlaşılacağı üzere tarihsel manada yol gösterici olduğunu düşündüğümüz bir eseri çevirmiş bulunmaktayız. Yöntem olarak metinlerde geçen Arapça ifadelerin harf ve işaretlerini metne bağlılık esasına dayanarak olduğu haliyle yazmış bulunmaktayız. Bunun yanında Aleviliğin yol bilgisi olarak önemsediğimiz bazı konuların açıklayıcı bir şekilde sunulmasına özen gösterilmiştir.
Türk milliyetçilerinin Alevi Bektaşi inanç sistemine bakış açıları, Nevşehir örneği
Türkiye'deki din ve inanç özgürlüğü meselesi oldukça karmaşık ve çok yönlü bir konudur. Bu konuda çeşitli sorunların yaşandığı gözlemlenmektedir. İşaret edilen sorunlar, farklı din ve inanç sistemlerine mensup bireylerin karşılaştığı çeşitli zorlukları kapsamaktadır. Bu problemlerin çözümü için çeşitli din ve inanç sistemini benimseyen grupların taleplerinin dikkate alınması toplumsal barış ve hoşgörünün sağlanması açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmayla milliyetçi görüşe sahip toplulukların Alevi-Bektaşi inanç sistemine bakış açıları ortaya konularak toplumsal barış ve birlikteliğin sağlanması hususunda engel teşkil eden problemlerin neler olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu sayede toplumsal barış ve birlikteliğin sağlanması amaçlanmıştır. Çalışmada, araştırma problemine ilişkin sosyal gerçeklerin herhangi bir değişime uğramadan derinlemesine incelenmesi, çalışma gruplarının öznel görüşlerinin elde edilmesi amaçlandığından "nitel yaklaşım" yöntemi benimsenmiştir. Nitel yaklaşımla yapılan araştırmada, Alevi-Bektaşi inanç sistemine yönelik Türk milliyetçilerinin yaşantılarını, Alevi-Bektaşi inanç sistemine yükledikleri anlamları ve algıları ortaya çıkarmak amaçlandığından çalışma "olgubilim" desenine uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırmaların gözlem ve görüşme tekniklerine dayanarak yürütülmesi, geniş ve büyük örnekleme ihtiyaç duymaması; olgubilim çalışmalarında ise çalışma grubunu oluşturan bireylerin araştırılan olguyla ilgili deneyimleri bulunduğu varsayıldığından, araştırmada örneklem seçilirken nitel araştırma yöntemine ve olgubilim desenine uygun olarak "amaçlı örneklem" ve amaçlı örneklem stratejilerinden "kartopu örneklem" kullanılmıştır. Araştırmamızın çalışma grubunu Nevşehir ilinde yaşayan, farklı meslek gruplarından 22 Türk milliyetçisi oluşturmaktadır. Yarı yapılandırılmış görüşmelerde, ele alınan olgu üzerinde derinlemesine bilgi toplamak ve sabit seçenekli yanıtlamayı sağlamak amaçlandığından yapılan araştırmada "yarı yapılandırılmış görüşmeler" gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler ise "yarı yapılandırılmış görüşme formu" ile toplanmıştır. Araştırmada yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen veriler "içerik analizi" ve "betimsel analiz" yöntemleriyle analiz edilmiştir. Yapılan çalışmada Türkiye'de din ve inanç özgürlüğü noktasında yaşanılan problemlerin toplum yapısından, devletin din ve inançlara yönelik tutumundan ve Alevilere-Bektaşilere yönelik devletin tutumundan kaynaklandığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmamızda Türk milliyetçilerinin Alevi-Bektaşi inancını benimsemiş kişiler hakkındaki düşüncelerine yönelik elde edilen bulgularına dayanılarak, Türk milliyetçilerinin Aleviler-Bektaşiler hakkında büyük bir çoğunlukla olumlu düşüncelere sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Türk milliyetçilerine göre Aleviler-Bektaşiler, insana değer veren bir anlayışa sahip, dürüst, misafirperver, iyi niyetli, ahlaklı, okumayı ve araştırmayı seven, aydın insanlardır. Ayrıca milli duygular bakımından hassas, cana yakın, hak, hukuk, adalete önem veren, verdikleri sözü tutan, hoş görülü insanlardır. Türk milliyetçilerine göre Alevilik, Hz. Ali taraftarı olan, Hz. Ali'ye inanan ve Hz. Ali'yi seven insanların Hz. Ali'den sonra oluşturduğu, İslam içerisinde yer alan ve İslam'ın ahlak, hoşgörü, insan sevgisi gibi öğretileri üzerine kurulmuş bir mezhep bir inanç sistemidir. Bektaşilik ise Hz. Ali taraftarı olan insanların oluşturduğu, Alevilik içerisinde yer alan ve Aleviliğe göre daha sistemli ve gelişmiş bir tarikattır. Anahtar Kelimeler: Toplum, Toplumsal Birliktelik, Milliyetçilik, Türk Milliyetçiliği, Alevi Bektaşi İnanç sistemi
Değerler eğitimi bağlamında Hacı Bektaşı Veli öğretileri ve bu öğretilerin ortaöğretim yaş gruplarında tanınırlığı
Değerler eğitimi hem ülkemizde hem de dünyada eğitim sistemleri için oldukça önemlidir. Saygı, sevgi, dürüstlük gibi temel değerlerin, çocuklara küçük yaşta öğretilmesi, onların kişilik gelişimini ve topluma uyumunu olumlu yönde etkilemektedir. Bu yüzden birçok ülke, eğitim politikalarında değerler eğitimine özel yer vermektedir. Birçok ülkede olduğu gibi bizim eğitim politikamızda da çocuklara değerleri sadece kavramsal olarak sunmak yerine; tarihimizde ve kültürümüzde bu değerleri toplumun her kesimine sevgi diliyle aktararak, hoşgörü ve birlik içinde bir toplum yapısı oluşturan büyük şahsiyetlerden ve onların yöntemlerinden yararlanarak aktarılması tercih edilmektedir. Bu şahsiyetlerden biri de yaşadığı döneme damgasını vurmuş, düşünce ve öğretileriyle hâlâ etkisini sürdüren Hacı Bektaş Veli'dir. Onun insan merkezli yaklaşımı ve değer temelli öğretileri, bugün gençlere değerler eğitimini aktarırken örnek alınması gereken güçlü bir kaynaktır. Bu sebeple araştırmamızın birinci amacı Hacı Bektaş Veli'ye isnat edilen altı eseri değerler eğitimi çerçevesinde inceleyerek, metinlerde hangi değerlere yer verildiğini ortaya koymak ve bu bağlamda hangi değerlere daha sık vurgu yapıldığını ve her bir değerin ne ölçüde işlendiğini belirlemektir. Araştırmanın ikinci amacı Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından hazırlanarak ortaöğretim kurumlarında okutulan Tarih, Türk Dili ve Edebiyatı ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitaplarında, Hacı Bektaş Veli'nin hayatı ve öğretilerine ne ölçüde yer verildiğini ve bu konulara ne düzeyde vurgu yapıldığını tespit etmektir. Araştırmamızın üçüncü aşamasını ise Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı bir ortaöğretim kurumunda öğrenim görmekte olan öğrencilerle yapılan mülakatlar oluşturmaktadır. Bu görüşmeler aracılığıyla öğrencilerin Hacı Bektaş Veli hakkında ne kadar bilgi sahibi oldukları, onun eserleri ve öğretilerinden ne düzeyde haberdar oldukları belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada, bireylerin deneyim ve algılarını anlamaya yönelik nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiş; verilerin sistematik biçimde çözümlenmesi amacıyla içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmamızda, Nevşehir ilinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı bir ortaöğretim kurumunda öğrenim görmekte olan, yaşları 15-17 arasında değişen kız ve erkek öğrencilerden oluşan toplam 15 öğrenciyle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerle yapılan bu görüşmelerde, ele alınan konuya ilişkin daha derin ve nitelikli veriler elde etmek, aynı zamanda belirli bir çerçevede yanıtlar toplayabilmek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme tekniği tercih edilmiştir. Veriler, bu doğrultuda hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen yanıtlar, içerik analizi yöntemiyle sistematik biçimde çözümlenmiş ve tematik başlıklar altında değerlendirilmiştir. Yapılan araştırmada, Hacı Bektaş Veli'ye isnat edilen altı eserde günümüz eğitim sisteminde öne çıkan 26 farklı değere sıklıkla yer verildiği ve bu değerler üzerinden bireylere yönelik öğütlerin sunulduğu belirlenmiştir. Bu değerlerin, Millî Eğitim sisteminin hedeflediği temel değerlerle büyük ölçüde benzerlik taşıdığı gözlemlenmiştir. Ancak ders kitaplarında bu değerlerin Hacı Bektaş Veli bağlamında yeterince ele alınmadığı; dolayısıyla öğrencilerin hem bu tarihî şahsiyeti tanıma hem de onun düşünsel mirasından haberdar olma konusunda sınırlı bilgiye sahip oldukları tespit edilmiştir.
Alevi-Bektaşi şiir geleneğinde millî değerler ve toplumsal bütünleşme
Şiir, okuyucuda estetik duyguları uyandıran bir edebî türdür. Şairler, çekici bir dil ile mısraların arasında ahenkle söylemek istediklerini dile getirirler. Alevi-Bektaşi edebiyatında şiir, tasavvufi bir düşünce sistemi üzerine kurulmuştur. 13. yüzyıldan itibaren gelişim gösteren bu şiirlerin teması Allah sevgisi, Hz. Ali (as), insan sevgisi ve doğruluk gibi konular olmuştur. Çok eskiye dayanan enstrüman eşliğinde söz söyleme, Alevi-Bektaşi inancında folklorik yapıdan daha çok inancın bir parçası haline gelmiştir. Bu gelenekten gelen âşıklar/zâkirler kültürün yaşatılmasında ve gelecek nesillere aktarılmasında önemli rol oynarlar. Hünkâr Hacı Bektaş Veli'nin ve Alevi-Bektaşi ulularının açmış olduğu yolda, temeli insan sevgisi olan bu inanç, çeşitli dönemlerde baskı ve zulümlere maruz kalmıştır. Alevi-Bektaşi sazın ve sözün sultanları bu zulüm ve baskılara rağmen insan sevgisinden, barıştan, millî değerlerden yana olmuşlar; ikilikten, ayrımcılıktan uzak durmuşlardır. Şiirlerinde de bu konuları her yüzyılda bıkmadan usanmadan işlemeye, insanları birliğe, sevgiye, saygıya, barışa, millî değerlere ve toplumsal bütünleşmeye davet etmeye devam etmişlerdir.