Nevşehir Hacı Bektaş Veli University
Institute

Institute of Graduate Studies in Social Sciences

Nevşehir Hacı Bektaş Veli University

289

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Bağımsız denetim kalitesi boyutları ile kilit denetim konuları ilişkisi: BİST 100 endeksinde işlem gören işletmeler üzerine bir araştırma

Bağımsız denetim standartları, denetim süreçlerinin kalitesini güvence altına almada ve dolayısıyla ekonomik sistemin istikrar ve güvenilirliğini sağlamada önemli bir rol oynamaktadır. Bağımsız Denetim Standardı (BDS) 701 "Kilit Denetim Konularının Bağımsız Denetçi Raporunda Bildirilmesi"nin oluşturulma amacı, bağımsız denetim raporlarının şeffaflığını ve iletişim değerini artırmaktır. Bu standart, denetçilerin mesleki muhakemelerine dayanarak belirledikleri kilit denetim konularının denetçi raporlarında açıklanmasına ilişkin ilke ve kuralları içermektedir. Kilit denetim konuları, denetçilerin mesleki muhakemelerine göre belirledikleri konular olmasından dolayı çeşitli faktörlerden etkilenebilirler. Bu konuların bağımsız denetçi raporlarında açıklanması sürecinin etkin bir şekilde yönetilmesi, denetim raporlarının şeffaflığını artırarak denetim kalitesine olumlu katkılar sağlamaktadır. Dolayısıyla kilit denetim konularını etkileyen faktörlerin tespit edilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, bağımsız denetim kalitesine ilişkin bazı göstergelerin BDS 701 standardı kapsamında denetçi raporlarında yer alan kilit denetim konuları üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerini belirlemektir. Başka bir ifadeyle, bu çalışma, denetim kalitesiyle ilgili belirli faktörlerin, kilit denetim konularının belirlenmesinde nasıl etkili olduğunu analiz etmektedir. Bu bağlamda çalışmanın veri setini Borsa İstanbul (BİST) 100 endeksindeki işletmelerin bağımsız denetçi raporlarından ve faaliyet raporlarından elde edilen veriler oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı doğrultusunda verilerin test edilmesi için Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) kullanılmıştır. Analiz sonucu elde edilen bulgulara göre; denetim şirketi büyüklüğü ile kilit denetim konuları arasında negatif anlamlı; denetlenen işletmedeki denetim komitesi ile kilit denetim konuları arasında pozitif anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Bununla birlikte denetim şirketi büyüklüğü ile aracı değişken olarak belirlenen denetim komitesi arasında pozitif anlamlı ilişki bulunmuştur. Denetçinin sektör uzmanlığı ile denetim komitesi arasında ise negatif anlamlı ilişki bulunmuştur. Ayrıca, denetim şirketi büyüklüğü ve denetim ücreti değişkenlerinin, denetim komitesi aracılığıyla, kilit denetim konuları üzerinde pozitif anlamlı ilişkisi olduğu görülmektedir. Denetçinin sektör uzmanlığının ise denetim komitesi aracılığıyla, kilit denetim konuları üzerinde negatif anlamlı etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.

Dilek Çardak
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğu Karadeniz Laz folkloru

Kadim bir coğrafya olan Anadolu toprakları tarih sahnesi içerisinde ilk çağlardan, günümüze kadar olan tarihi süreçte pek çok millete, topluma, devlete ve dine ev sahipliği yapmış büyük bir medeniyetler beşiğidir. Bu zengin coğrafyanın içerisinde Doğu Karadeniz kıyıları Eski Çağ halkları için önemli bir yaşam alanı olmuştur. Doğu Karadeniz Bölgesi sahip olduğu coğrafya ve kültürel çeşitlilik bakımından köklü yerleşim bölgelerindendir. Aynı zamanda bölge, Avrasya ve Kafkasya'ya açılan bir kapı niteliğindedir. Antik çağlardan itibaren özellikle Kafkasya ve Anadolu'nun farklı coğrafyalarından gerçekleştirilen göçler ve yerleşimler sayesinde kültür ve folklor bağlamında çeşitlilik oluşmasına imkân sağlamıştır. Dolayısıyla Doğu Karadeniz Bölgesi'nin en eski yerleşik topluluklarından olan Lazlar da gerek kendi kültürleri gerekse farklı topluluklarla yapmış oldukları inanç ve kültür alışverişleri sayesinde zengin bir kültür ve folklor mirası oluşturmuşlardır. Bu kapsamda hazırlanan çalışmada, Laz kültürü ve folkloruna ait ögeler alan araştırması ve literatür taramasından elde edilen bilgiler üzerinden değerlendirilerek; çalışma üç ana başlık altında ortaya koyulmuştur. Birinci bölümde geçmişten günümüze kadar olan süreçte Lazların tarihsel zaman döngüleri ele alınmıştır. Ayrıca Laz kültürünün ve folklorunun işlevsel bir taşıyıcısı olan Lazca/Laz dili'nin geçmişi ve güncel durumuyla birlikte, Laz kültürü ve folkloru üzerinde geçmişten günümüze kadar yapılan yayınların akademik taramaları değerlendirilmiştir. İkinci bölümde geçiş dönemleri olarak kabul edilen "doğum, sünnet evlenme, askerlik ve ölüm" gibi kavramlar çeşitli alt başlıklara ayrılarak kültür ve folklor uygulamaları bağlamında değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde Lazların geleneksel dünya görüşlerine bağlı olarak tasavvur edilen ve inanılan; doğa olayları, hayvanlar, bitkiler, gün ve zaman gibi daha pek çok kavrama ait inanç unsuru ve bunlara bağlı uygulamalar tespit edilmiş ve çeşitli yönleri ile değerlendirilerek ortaya koyulmuştur. Ayrıca Laz halk inanışları içerisinde yer alan olağanüstü ve mitolojik varlıklar tespit edilerek, her bir varlık kendi bünyesinde çeşitli yönleri ile değerlendirilmiştir. Bununla birlikte üçüncü bölümde Lazların özel gün ve bayramları ve bu bayramlarda uygulanan yerel adetler ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci ve üçüncü bölümlerinde elde edilen bulgular bir bütün içerisinde değerlendirilerek, Türk kültür havzası içerisindeki uygulamaların yerini tespit etmek amacıyla Anadolu sahası örneklem olarak alınmıştır. Tez, yöre kültürü ve folkloru üzerine daha sonra yapılabilecek çalışmalara kılavuzluk etmesi amacıyla bilim dünyasının istifadelerine sunulmuştur.

Şanver Tercuman
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk edebiyatında fantastik hikâyenin unsurları (1980-1990)

Bu çalışma, 1980-1990 yılları arasında Türk edebiyatında yazılan fantastik hikâyeler hakkındadır. Çalışmada popüler bir tür olan fantastik edebiyatın genel özellikleri ortaya konarak Tzvetan Todorov'un fantastik edebiyat kuramına göre metin tahlilleri yapılmıştır. Bu yolla bir hikâyeyi fantastik olarak kabul edebilmemiz için hangi özelliklerin gerektiği sorgulanmıştır. Çalışmada 1980-1990 yıllarının seçilme sebebi Türk siyasi hayatının edebiyata yansımalarıdır. 1980 yılında yaşanan 12 Eylül Askeri Darbesi neticesinde özgürlükler ve basın organları kısıtlanmıştır. Hem yeni yönetime hem de kapitalist sisteme uyum sağlamaya çalışan Türk halkı televizyona, teknolojiye ve modaya yoğun ilgi gösterir. Edebiyat alanında ise bireyselleşmenin yoğunlaştığı, kadın yazar sayısının arttığı, sağ ve sol görüşlü yazarların aynı dergilerde yazdığı bir döneme girilmiştir. 1980'li yıllarda özellikle bilim-kurgu ve fantastik türlerine ait eser sayısının artması bu dönemi dikkat çekici hâle getirir. Çalışmada öncelikle bir edebî tür olarak fantastikten, hem dünyada hem de bizdeki tarihi gelişiminden kısaca söz edilmiştir. Ayrıca bilim-kurgu, büyülü gerçekçilik, korku edebiyatı, gotik, kara roman, ütopya ve ükronya gibi benzer/yakın türler fantastik edebiyatla karşılaştırılmıştır. Ardından masal, mitoloji, destan, efsane, halk hikâyesi gibi fantastik hikâyeye kaynaklık eden türler anlatılmıştır. Ek olarak fantastik hikâyenin özelliklerinden, yazılma ve okunma sebepleri tartışılmıştır. Çalışmanın ana konusu olan 1980-1990 yılları arasında yazılan fantastik hikâyeler, fantastik edebiyat kuramı ışığında; karakter seçimi, zaman, mekân ve olay açısından incelenmiştir. Verilen eser örnekleri üzerinden değerlendirmeler yapılarak belirtilen yıllar arasında kaleme alınan fantastik hikâyelerin özelliklerinden söz edilmiştir. Çalışmada edebÎ, tarihÎ, sosyal ve siyasİ değerlendirmeler yapılarak 1980- 1990 yılları arasında Türk edebiyatında yazılan fantastik hikâyelerin detaylı biçimde açıklanması amaçlanmıştır. Yapılan metin tahlilleriyle kişi, zaman, mekân ve olaylar tespit edilerek sınırları belirlemenin zor olduğu fantastik türe dair sınıflandırmalar yapılmıştır.

Cemal Melik Dıvarcı
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Zorunlu eğitimde 5. sınıfta ortaokul öğrencisi olma uygulamasının değerlendirilmesi

Eğitim süreci insanın, hayatı anlamlandırmasına, farklı bakış açıları kazanmasına ve kendini keşfetmesine yardımcı olmaktadır. Gelişim ve yeniliklere açık olmak ve bunların beraberinde getirdiği değişime uyum sağlamak eğitimle gerçekleştirilebilmektedir. Türkiye'de 2012-2013 eğitim-öğretim yılından başlayarak 12 yıllık zorunlu eğitim modeline geçilmiştir. Bu model kapsamında öğrencilerin kademelere ayrılması ve bu şekilde öğrenim görmeleri desteklenmiştir. Bilindiği gibi değişen zamana göre eğitim sistemi modellerinde bir takım değişikliklere gidilmektedir. Yeni modelle birlikte ilkokul öğrencileri 4 yıllık bir eğitimden sonra ortaokula başlamaktadırlar. Daha önceki yıllarda 5. sınıfı okuyan bir öğrenci hala ilkokul öğrencisiyken, bu uygulama ile ortaokul öğrencisi olmaktadır. Yeni getirilen değişiklikler olumlu sonuçlar doğurabileceği gibi olumsuz sonuçları da içerisinde barındırabilmektedir. Eğitim modeli değişirken bu süreçlerde öğrencilerin bilgi düzeyleri, gelişimleri, akademik başarıları, tutum ve davranışları, ilgi ve yetenekleri değerlendirilerek uygulanan sistem hakkında bir değerlendirme yapılmalıdır. Eğitim sistemiyle doğrudan iç içe olan paydaşların değişen eğitim sistemi modelleri ile ilgili görüşlerinin alınması, sistemdeki işleyiş ile ilgili önemli dönütler sağlayabilmektedir. Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de değişen zorunlu eğitim modeliyle beraber 5. sınıf öğrencilerinin ortaokul öğrencisi olma durumunu ve ortaokulda neler yaşadıklarını farklı bakış açılarıyla ortaya koyabilmektir. Araştırmada nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışması yolu izlenmiştir. Çalışma grubu belirlenirken, amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik ve ölçüt örnekleme yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacılar tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formundan yararlanılmıştır. Veriler toplanırken çalışma grubunda yer alan okul yöneticileri, öğretmenler, veliler ve öğrencilerle yüz yüze görüşmeler sağlanmış, onların izinleri dahilinde ses kaydı ile toplanan veriler daha sonra bilgisayar ortamında yazıya geçirilmiştir. Elde edilen verilerin çözümlemesinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulguların güvenirliğini artırmak için katılımcı görüşlerinden alıntılara yer verilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, okul yöneticileri ve öğretmenler 5. sınıf öğrencilerinin ortaokul kademesinde öğrenim görmelerini uygun bulmamaktadırlar ve ortaokul için yeterli hazırbulunuşluklarının olmadığı görüşündedirler. Okul yöneticileri ve öğretmenler 5. sınıf öğrencilerinin sosyal ilişkilerde sıkıntılar yaşadıklarını, ders sayısının artması ile birlikte akademik başarılarının düştüğünü, derse odaklanma ve ders içeriğini anlama noktasında güçlük çektiklerini, ilkokul düzeyinde davranışlar sergilediklerini ifade etmişlerdir. Velilerin hepsi, çocuklarının 5. sınıfa geçiş aşamasında endişe duyduklarını vurgulamışlar ve uyum süreçleri hakkında olumsuz görüş bildirmişlerdir. Veliler; arkadaş ortamlarının, öğretmenlerinin ve çocuklarının davranışlarının nasıl olacağı, çocuklarının başarılı olup olamayacağı, öğretmenleriyle anlaşıp anlaşamayacakları, ödev ve görevlerini başarı ile yapıp yapamayacakları konularında edişe duyduklarını ifade etmişlerdir. Öğrencilerin çoğunluğunun 5. sınıfı ilkokul yerine ortaokulda okumayı uygun buldukları ve bu şekilde daha mutlu oldukları sonucuna ulaşılmıştır.

4+4+4 eğitim sistemiHazırbulunuşlukOkul olgunluğu+3
Zeynep Bülbül
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Lütfi Oğuzcan'ın hayatı, eserleri ve basın dünyasındaki yeri

Lütfi Oğuzcan; asker, Kuva-yı Milliyeci, yazar, şair, tarihçi ve gazeteci olarak tanımlanan bir kişidir. Küçük yaşta babasını kaybetmiş ve yetim kalmıştır. Bu yetim kalma durumu, hayatının seyrinde büyük bir etki yaratacak olaylara neden olmuştur. Henüz on beş yaşında iken yaşını iki yıl büyütüp Birinci Dünya Savaşı için orduya katılmak üzere İstanbul'a gönderilmiştir. İstanbul'da aldığı askerî eğitimden sonra asteğmen olarak burada görev almıştır. Birinci Dünya Savaşı sonrasında ordunun terhis edilmesi üzerine 1918'de memleketi Tarsus'a dönmüştür. Burada kısa bir süre subay olarak görev yapmıştır. 1920'de askerlik mesleğini bırakarak Kuva-yı Milliye'ye katılmıştır. 1920'de düzenli orduya katılmak için Konya'ya geçmiştir. Düzenli ordu içerisinde Millî Mücadele'nin bütün savaşlarına katılmıştır. Millî Mücadele'nin zaferle sonuçlanmasından sonra Eskişehir, Adana ve Mersin'de kâtiplik ve benzeri devlet memurluklarında bulunmuştur. Birinci Dünya Savaşı ve Millî Mücadele yıllarında yaşadığı ve gördüğü bütün olayları aktarmak üzere birçok gazete ve dergide yazılar yazmıştır. Bunların yanında konuları tarihe dayanan roman, şiir ve hikâyeler kaleme almıştır. Daha sonra bu eserlerini yayımlamak üzere kendi gayret ve imkânlarıyla Her Yönde Türk'e Doğru dergisi, Türkedoğru gazetesi, Akdeniz gazetesi ve Kuvayi Milliye dergisini çıkartmıştır. Bu basın araçlarıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, Türk gençliğine tanıtmayı ve Millî Mücadele'yi sonraki nesillere aktarmayı amaçlamıştır. Oldukça uzun sayılar çıkan bu gazete ve dergiler, birer tarihî kaynak olma özelliği kazanmışlardır. Lütfi Oğuzcan gazileri bir araya toplayıp haklarını savunabilmek ve seslerini duyurabilmek için Kuva-yı Milliye Mücahit ve Gazileri Cemiyetini kurarak bu cemiyetin başkanlığını da yapmıştır. Aynı zamanda Komünizm, Atatürkçülük, vatan sevgisi, iman meselesi gibi konulardaki düşünceleriyle de Türk düşünce dünyasına hizmet etmiştir. Son yıllarında Adana ve Mersin'de belediye başkan yardımcılığı görevini üstlenmiştir. Yaptıklarıyla her anlamda memleketine ve tarihe hizmet etmiş bir kişidir.

Uğur Güvenç
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ile Batı Afrika ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkilerin dünü, bugünü ve geleceği

15 Kasım 1884 - 26 Şubat 1885 tarihleri arasında gerçekleştirilen Berlin Batı Afrika Konferansı ile birlikte Batı Afrika'nın büyük bir kısmı Fransa'ya bırakılmıştır. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise bölge ülkeleri yavaş yavaş bağımsızlıklarını kazanmaya başlamışlardır. Ancak bağımsızlık sonrasındaki dönemde Batı Afrika ülkeleriyle Türkiye arasındaki ticari ilişkiler hemen başlamamıştır. Ülke ülke değişmekle birlikte genel olarak 1980'li yıllarda başlayan ticari ilişkiler, Türkiye'nin özellikle 2000 sonrasında Afrika Kıtası'na yönelik önemli adımlar atmaya başlamasıyla birlikte ivme kazanmıştır. Bu doğrultuda 1998 yılında Afrika Eylem Planı kabul edilmiş, 2005 yılı "Afrika Yılı" ilan edilmiş, iş konseyleri kurulmuş ve Türkiye-Afrika Ortaklık Zirveleri ile birlikte İş ve Ekonomi Forumları düzenlenmiştir. Bu gelişmeler çerçevesinde bölge ülkeleriyle ticari olarak yakınlaşmaya başlayan Türkiye'nin Batı Afrika'ya yönelik ilgisi, karşılıklı ekonomik çıkarların ön planda olduğu bir temel üzerine inşa edilmektedir. Bu açıklamalar doğrultusunda bu çalışmada yaklaşık olarak elli yıllık bir dönemde meydana gelen ticari ilişkiler ve özellikle Türkiye'nin bölgedeki yatırımları incelenmiştir. Mevcut durumu ortaya koyan bu incelemeler sonucunda ise Türkiye ile Batı Afrika ülkeleri arasındaki ticari ve yatırım ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik birtakım önerilerde bulunulmuştur.

Seda Şahin
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

TRT repertuvarındaki Nevşehir türkülerinin müzikal-edebî analizi ve müzik eğitiminde kullanılabilirliği

Bu çalışmanın ilk amacı, Nevşehir'e ait THM eserlerini düzenli bir şekilde bir araya getirmek, eserlerin güfteleri üzerinden edebî, besteleri üzerinden melodik bir analiz yapmak ve müzik eğitimi açısından kullanılabilirliğini belirlemektir. Ayrıca çalışma, Türk folklor araştırmalarına katkıda bulunmayı, Nevşehir yöresi THM türkülerinin tasnifini yaparak bu konuda yapılacak diğer çalışmalara örnek teşkil etmeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmada, TRT repertuvarında bulunan Nevşehir yöresi THM eserleri bir araya getirilmiş, eserler edebî ve müzikal yönden incelenmiş ve eserlerin eğitim müziği açsından kullanılabilirlik durumu değerlendirilmiştir. Nevşehir yöresi THM türkülerinin besteleri ve güfteleri üzerine, bu zamana kadar çeşitli bilimsel çalışmalar yapılmıştır ancak bunlar yalnızca folklorik veya yalnızca müzikal incelemelerdir. Çalışmanın başında türkünün kökeni, tanımı, türkü tasnifi, Nevşehir türküleri ve diğer eserlerle ilgili yapılan çalışmalar ve Nevşehir türkülerinin genel özellikleri hakkında bilgiler verilmiştir. Türküler yapı, şekil, konu, bağlam, icra ortamı ve işlev özelliklerine; kaynaklarına ve ezgilerine göre sınıflandırılmıştır. Eserlerin edebî değerleri, ait olduğu gelenek, nazım biçimleri-birimleri, uyakları-uyak düzenleri, ölçüleri ve durakları; müzikal yapıları, makamsal özellikleri, perde isimleri, dizisi, güçlüsü, durağı, yedeni ve ses aralığı belirlenerek incelenmiştir. Tarama modelinin kullanıldığı bu çalışmanın neticesinde TRT repertuvarına girmiş Nevşehir yöresi türkülerinin müzik eğitimi açısından önemi açıklanmış, eğitim kademelerindeki işlevleri ve kullanılabilirliği belirlenerek içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir.

Gökhan Güneş
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Türkçesindeki türemiş fiillerin yapım eki dizilimleri

Başta iletişim olmak üzere birçok işlevi olan dil; ses, sözcük, ek, sözcük grubu, cümle ve anlamın yer aldığı birbirine bağlı çeşitli düzlemlerden oluşan dizgeler bütünüdür. Bu düzlemlerden biri de biçim düzlemidir. Türkçenin kendine özgü biçim özelliklerinin başında eklemelilik gelmektedir. Türkçedeki yapımlık biçimbirimler (yapım ekleri), sözcük tabanlarına belli kurallar çerçevesinde eklenerek yeni sözcük türetimini gerçekleştirirler. Türkçede, yeni sözcük türetmek için kullanılan yöntemlerin en yaygın olanı yapımlık biçim birimlerle sözcükler oluşturmaktır. İsim veya fiil tabanlarına getirilen yapım ekleriyle çok sayıda sözcük türetilebilir. Bu türetmeler sonucunda, ortak kökten türetilmiş "kökteş sözcük aileleri" oluşur. Bu sözcük kümelerinin oluşmasını sağlayan farklı yapım eki dizilimleri bulunmaktadır. Bu çalışmada; Türkçe Sözlük taranarak belirlenen 6775 türemiş fiilin biçimbirim çözümlemeleri eş zamanlı yöntemle yapılmış, yapım eki dizilimleri belirlenerek sınıflandırılmış ve bu fiillerin 40 farklı yapım eki dizilimine sahip olduğu görülmüştür. Böylece Türkiye Türkçesindeki türemiş fiilleri oluşturan yapım eklerinin dizilim biçimleri, diğer bir deyişle "yapım eki dizilim kataloğu" oluşturulmaya başlanmıştır.

Esma Çiçek
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Otel deneyiminin elektronik ağızdan ağıza iletişim niyeti üzerindeki etkisinde algılanan özgünlüğün aracılık rolü

Web 2.0 teknolojilerinin gelişimiyle birlikte geleneksel ağızdan ağıza iletişim (WOM), dijital platformlara taşınarak elektronik ağızdan ağıza iletişim (E-WOM) formuna dönüşmüştür. Bu dönüşüm, özellikle turizm sektöründe tüketicilerin deneyimlerini çevrimiçi paylaşmaları yoluyla, destinasyonların ve işletmelerin marka değerlerini doğrudan etkiler hâle gelmiştir. Bu araştırmanın temel amacı, Kapadokya bölgesindeki kaya otellerde konaklayan turistlerin deneyimlerini oluşturan dört boyutun (eğlence, eğitim, estetik ve kaçış), elektronik ağızdan ağıza iletişim (E-WOM) niyetleri üzerindeki etkilerini ve bu ilişkilerde algılanan özgünlüğün aracılık rolünü incelemektir. Araştırmanın örneklemini, 2024 yılı içinde Kapadokya'daki kaya otellerde en az bir gece konaklayan yerli ve yabancı 500 turist oluşturmaktadır. Veriler, kolayda örnekleme yöntemiyle ve yüz yüze uygulanan Türkçe/İngilizce anketler aracılığıyla toplanmıştır. Tüm değişkenler, literatürde geçerliği kanıtlanmış beşli Likert tipi ölçeklerle ölçülmüş ve veriler yapısal eşitlik modellemesi (PLS-SEM) kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, otel deneyiminin alt boyutlarından özellikle eğlence ve kaçış unsurlarının, turistlerin pozitif E-WOM niyetlerini anlamlı biçimde artırdığı tespit edilmiştir. Buna karşılık, estetik ve eğitim deneyimlerinin pozitif ve negatif E-WOM üzerindeki etkileri istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Algılanan özgünlük, pozitif E-WOM üzerinde güçlü ve anlamlı bir etkiye sahipken, negatif E-WOM üzerinde anlamlı bir etkide bulunmamıştır. Aracılık analizleri ise, eğlence, kaçış, estetik ve eğitim deneyimlerinin pozitif E-WOM üzerindeki etkilerinde algılanan özgünlüğün kısmi bir aracı rol oynadığını ortaya koymuştur. Bu çalışma, kaya otel deneyiminin dijital ağızdan ağıza iletişim niyetine etkisinde algılanan özgünlüğün rolünü inceleyen ilk akademik araştırmalardan biridir. Bulgular, özgün deneyimlerin dijital ortamda paylaşılma eğilimini artırdığını göstermekte ve turizm işletmeleri için deneyim tasarımında özgünlük, eğlence ve kaçış boyutlarının öne çıkarılmasına yönelik öneriler sunmaktadır.

Deneyim
Özge Kaya
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki: AB ülkeleri üzerine bir araştırma

Turizm, gelir ve istidam yaratması, ödemeler dengesini etkilemesi, turizm faaliyetlerinden kaynaklanan vergi gelirlerini artırması, turizm ile doğrudan ya da dolaylı olarak ilişkili sektörlerdeki altyapı yatırımlarını teşvik etmesi gibi çeşitli kanallar aracılığıyla ekonomik büyümeyi etkilemektedir. Avrupa Birliği (AB), dünyanın en fazla turist çeken destinasyonları arasında yer almaktadır. Ayrıca, turizm AB ekonomisinde en büyük sektörlerden biridir. Bu bağlamda, çalışmanın amacı 20 AB ülkesinde turizmin ekonomik büyüme üzerindeki etkisinin 1995-2020 dönemini içeren verilerle Genişletilmiş Ortalama Grup Tahmincisi (AMG) ile incelenmesidir. Ayrıca, çalışmada sermaye birikiminin, emeğin ve COVID-19'un ekonomik büyüme üzerindeki etkileri araştırılmaktadır. AMG tahmincisinden elde edilen ampirik bulgular, turizmin ekonomik büyüme üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Benzer şekilde, sermaye birikiminin ve emeğin ekonomik büyümeyi artırdığı tespit edilmiştir. Bu bulgu, AB ülkelerinde turizm sektörünü destekleyen, sermaye birikimini teşvik eden ve emek piyasasının verimliliğini artıran politikaların ekonomik büyüme hedefinin gerçekleştirilmesinde kilit bir rol oynadığına işaret etmektedir. Ayrıca, çalışmada COVID-19'un ekonomik büyümeyi olumsuz etkilediği tespit edilmiştir. Bu bulgu, COVID-19 ile mücadele kapsamında alınan tedbir ve kısıtlamaların ekonomik büyümeyi daraltıcı bir etki yarattığını ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, sürdürülebilir ekonomik büyümenin sağlanabilmesi için kriz yönetimine yönelik politika ve stratejilerin geliştirilmesinin önemi ön plana çıkmaktadır.

Ekonomik büyümeTurizm
Şerife Obut
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00