
104
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
İHA görüntülerinden otomatik bina çıkarımında makine öğrenmesi yöntemlerinin kullanımı
Bu tez çalışmasında, bina tespiti için İHA ile fotogrametrik yöntemlerle elde edilen yüksek çözünürlüklü veriler kullanılmış ve makine öğrenmesi yöntemleri ile sınıflandırma performansı incelenmiştir. RGB bantları temel veri kaynağı olarak kullanılmış; buna ek olarak Sayısal Yükseklik Modeli (SYM) ve Sayısal Arazi Modeli (SAM) verileri dahil edilerek farklı veri kombinasyonlarının etkileri değerlendirilmiştir. Bina tespiti, Destek Vektör Makineleri (DVM), Karar Ağaçları (KA) ve Yapay Sinir Ağları (YSA) ile gerçekleştirilmiş, YSA'nın performansı Yapay Arı Kolonisi (ABC), Parçacık Sürü Optimizasyonu (PSO) ve Diferansiyel Evrim (DE) gibi sezgisel algoritmalarla optimize edilmiştir. RGB bantları, tek başına sınırlı doğruluk sağlarken SYM ve SAM verilerinin entegrasyonu ile oranlar belirgin şekilde yükselmiş, RGB + SYM + SAM kombinasyonu en yüksek doğruluğu sunmuştur. Sezgisel algoritmalarla eğitilen YSA modelleri, geleneksel yöntemlere kıyasla daha yüksek doğruluk, duyarlılık ve seçicilik değerlerine ulaşmış; ABC algoritması tüm bant kombinasyonlarında en iyi sonuçları sağlamıştır.
Glycyrrhiza glabra ile hazırlanan kombuchanın biyolojik aktivitelerinin araştırılması
Kombucha, hafif ekşimsi-tatlı lezzete sahip, şekerli çayın fermentasyonu ile elde edilen bir içecektir. Kombucha fermentasyonu çeşitli bakteri ve mayaların simbiyotik birlikteliği ile elde edilmektedir. Bu tez çalışmasında geleneksel olarak kullanılan yeşil çay (Camellia sinensis) ile meyan (Glcyrrhiza glabra) bitkisinin kökleri kullanılarak kombucha hazırlanmıştır. Fermentasyonun 2., 7. Ve 14. Gününde alınan örneklerinin pH'sı ölçülmüş ve total fenolik madde içerikleri ile DPPH, CUPRAC metotları kullanılarak antioksidan özellikleri test edilmiştir. Kombucha fermentasyonu sonucunda fermentasyon süresine bağlı total fenolik madde içeriğinde ve antioksidan özellikte artış belirlenmiştir. Ayrıca hazırlanan kombuchanın antioksidan ve total fenolik madde içeriği açısından geleneksel olarak hazırlanan kombuchaya alternatif bir ürün olacağı belirlenmiştir. Kombuchanın halk arasında yaygın olarak tüketilen bir fermentasyon ürünü olduğundan alternatif olarak G. glabra bitkisinin kökleri kullanılarak da bir kombucha üretilebileceği sonucuna varılmıştır.
Acil sağlık hizmetleri çalışanlarının KBRN ve kişisel koruyucu donanım bilgi düzeyinin belirlenmesi; Kayseri 112 örneği
Araştırmanın evrenini Kayseri ilinde hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde çalışan 687 sağlık çalışanı oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi %95 güven aralığında %5 hata payıyla 247 sağlık çalışanı olarak hesaplanmıştır. Çalışmaya 01 Ocak - 29 Mart 2024 tarihleri arasında, araştırmaya katılmayı kabul eden 359 çalışan üzerinde yürütülmüştür. Çalışma kapsamında KBRN ve KKD konuları ele alınmış olup sağlık sektörünün en önemli menfaat grupları arasında yer alan sağlık çalışanlarının KBRN ve KKD bilgi düzeylerinin anlaşılması amaçlanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Çalışmanın amacı doğrultusunda araştırmada bağımlı ve bağımsız olarak iki değişken yer almaktadır. Bağımsız değişken demografik sorulardan oluşurken bağımlı değişkenler ise KBRN ve KKD bilgi düzeyidir. Anketlerin istatistiksel analizi için SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) 21.0 programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; acil sağlık hizmetleri çalışanlarının KBRN bilgi düzeyleri ile yaş, iş ve çalışma süresi değişkenlerine ve KKD düzeyleri ile çalıştığı birim, meslek, eğitim durumu ve çalışma süresi değişkenlerine göre anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur.
Polatlı (Ankara) güneyi kireçtaşı akiferi'nin hidrojeolojik ve hidrokimyasal özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmada, Ankara İli Polatlı İlçesi'nin güneyinde bulunan kireçtaşı akiferinin hidrojeolojik ve hidrokimyasal özellikleri incelenmiştir. Alagöz Formasyonu Kireçtaşı Üyesi geniş bir yayılım göstermekte ve bol kırıklı çatlaklı ve karstik yapısıyla yüksek geçirimlilik özelliği taşımaktadır. Yapılan hidrokimyasal analizler, akiferin bu bölümünün genel olarak içme suyu standartlarına uygun olduğunu göstermektedir. Alınan su örneklerine göre Yüzükbaşı bölgesinde su tipleri genellikle Ca-Mg-HCO3 özelliği gösterirken Uzunbeyli lokasyonunda Ca-Mg-Na-HCO3 özelliği göstermektedir. Bu durum Alagöz Formasyonu'nun farklı litolojik özelliklerinden, beslenim ilişkilerinden veya su-kayaç etkileşimi gibi parametrelerden kaynaklanmaktadır. Bölgede yeraltı suyu tarımsal sulama için değerlendirildiğinde ise düşük sodyum ve düşük tuzluluk tehlikesine sahip sular olarak sınıflandırılmıştır. Yüzükbaşı Yeraltı Suyu İşletme Bölgesinde yapılan yeraltı su seviyesi ölçümleri yıllar içinde sürekli bir seviye düşüşünü ortaya koymaktadır. 2014-2024 yılları arasında yapılan ölçümlerde yeraltı su seviyelerinde yaklaşık olarak 40 metre düşüş saptanmıştır. Elde edilen bulgular bölgede yeraltı suyu işletiminin uzun vadede sürdürülebilir olmadığını göstermektedir.
Terme (Kırşehir) jeotermal kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı
İnceleme alanında jeotermal kaynak geliştirme çalışmaları kapsamında 13 üretim ve 1 reenjeksiyon kuyusu açılmıştır. Suların özgül elektriksel iletkenlik (ÖEİ) değerleri 1.124-2.390 μS/cm arasındadır. Baskın iyonlar Na ve HCO3'tür. İnceleme alanında akifer birimler, Paleozoyik yaşlı mermerler, Eosen yaşlı taban çakıltaşları, Neojen konglomera seviyeleri ve alüvyondur. Şistler birincil gözeneklilik göstermemesine rağmen kuvarsit ve kalkşist seviyeleri yer yer kırık ve çatlaklı olup, ikincil gözeneklilik kazanmıştır. Sular su kayaç ilişkisini tamamlamamış, olgun olmayan sulardır. T-4, T- 10, T-11 ve jeotermal atık sular kabuk, eşanjör çıkış suyu korozyon, diğer tüm sular hem kabuk hem de korozyon yapıcıdır. Reenjeksiyon şartı ile üretim debisi 226,1 L/'dir. Yapılan izleme deneyinde izleyici madde 6.7 günde türbülanslı bir akışla gözlem kuyularına ulaşmıştır. Isıtmada kullanılan 90 L/s su reenjekte edildiğinde üretim kuyuları olumlu yönde etkilenmiştir. Sıcak suların fiziksel ve kimyasal olarak korunması ve sürdürülebilir kullanımı için koruma alanı belirlenmiştir. İşletme debisinin belirlenmesi, israfın önlenmesi ve reenjeksiyon ile miktar bakımından, kullanım şekilleri ve koruma alanlarının belirlenmesi ile de kalite bakımından sürdürülebilir kullanım olanakları değerlendirilmiştir.
Salmonella Enteritidis'in biyokontrolünde enkapsüle fajların etkinliğinin belirlenmesi ve sütte biyokoruyucu olarak kullanımının değerlendirilmesi
Bu tezin konusu; S. Enteritidis'e özgü SE-P47 bakteriyofajının enkapsülasyonu ve kapsüllenen fajın gıda zincirinin farklı aşamalarında kullanım olanaklarının incelenmesidir. Ekstrüzyon ve püskürterek kurutma olmak üzere iki enkapsülasyon tekniği kullanılmış ve ekstrüzyon yöntemiyle enkapsülasyon işlemi optimize edilmiştir. Ekstrüzyon yöntemiyle üretilen aljinat boncuklarının daha yüksek faj titresine sahip olduğu tespit edilmiştir. Optimum koşullarda kapsüllenen faj; farklı sıcaklıklarda, farklı pH değerlerinde ve simüle mide sıvısında serbest formdaki faj örneklerine göre daha yüksek stabilite sergilemiştir. Kapsüllenen ve serbest formdaki faj örnekleri 12 ay boyunca 4 ve 25°C'de muhafaza edildiklerinde canlılıklarını korumuştur. Simüle bağırsak sıvısı ve yarım yağlı sütte aljinat boncuklarından faj salınımı belirlenmiş ve S. Enteritidis sayısında önemli düşüşler elde edilmiştir. Sonuçlar, ekstrüzyon yöntemiyle aljinat ile kapsüllenen SE-P47 fajının gıda zincirinde hayvanlarda terapötik ajan veya gıdalarda biyokoruyucu ajan olarak kullanım potansiyeli olduğunu göstermektedir.
Türkiye'de iklim değişikliği ve orman yangınları arasındaki ilişkinin incelenmesi: Akdeniz Bölgesi örneği
Tez çalışmasında,Akdeniz Bölgesi'nde yer alan Antalya, Adana, Isparta, Burdur, Osmaniye, Mersin, Hatay illerinde meydana gelen orman yangınları ile iklim değişikliği arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu çalışmada ilk olarak iklim değişikliği, iklim değişikliğinin nedenleri ve etkileri, sera gazı etkisi, afetler gibi konularda literatür taraması yapılmış olup, sonrasında afet türlerinden biri olan orman yangınları ile iklim değişikliğinin ilişkisi incelenmiştir. Bu tez çalışmasında; Orman Genel Müdürlüğü'nden orman yangın sayıları ve yanan alan ile ilgili veriler alınmıştır. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden ise iklim parametrelerine ait veriler(sıcaklık, nem, rüzgar hızı, yağışlı gün sayısı) alınmıştır. Çalışma alanı olarak seçilen illerde meydana gelen orman yangın sayılarının meteorolojik parametreler ile arasındaki ilişkinin belirlenmesi adına IBM SPSS 23.0 programı ile korelasyon ve regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre; doğal nedenlerle meydana gelen orman yangın sayıları Antalya ilinde rüzgar hızı, Isparta'da sıcaklık, Burdur ve Osmaniye'de ise yağışlı gün sayısı ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki içerisindedir.
Bakır kaplama ve ENG katkılamanın metal hidrür peletlerinin hidrojen depolama kinetiklerine etkisinin deneysel incelenmesi
Bu çalışmada, hidrojen şarj/deşarj işlemlerinin kinetiğini geliştirmek için metal hidrür peletler geliştirildi. Genişletilmiş doğal grafit (ENG) ve bakır katkı maddelerinin eklenmesiyle hidrojen depolama malzemelerinin ısı transfer katsayılarında ve depolama kapasitelerinde iyileşmeler gerçekleşmiştir. Reaktör, toz halinde 1000 g depolama malzemesi veya her biri 40 g ağırlığında 25 adet pellet içerecek şekilde tasarlanmıştır. Isı iletkenliği arttırılmış depolama malzemelerinin hidrojen şarj/deşarj işlemi üzerindeki etkisi, 10 bar basınç altında bir metal hidrür reaktöründe deneysel olarak incelenmiştir. Aktivasyon işlemini tamamlamak için reaktör vakum altında (10−4 mmHg) yaklaşık 200 °C'de 2 saat süreyle ısıtılmıştır. Isıtma işleminin ardından reaktörün ortam sıcaklığına kadar soğumasına izin verilmiş ve daha sonra 50 dakika boyunca 10 bar basınçta reaktöre hidrojen şarj edilmiştir. Hidrojen şarj/deşarj prosedürü 20 döngüye kadar tekrarlanmış olup döngüler arasındaki değişiklikleri izlemek için 5 döngü aralıklarla veri kayıtları alınmıştır. 10 bar basınç altında 10 şarj/deşarj döngüsünden sonra reaktörde depolanan hidrojen, pelet formunda yaklaşık 9,93 g ve toz formunda 7,20 g olarak gerçekleşmiştir.
Şeker pancarında farklı iklim değişikliği senaryolarında verim tepkilerinin lıntul-multıcrop modeli ile simüle edilmesi
Son yıllarda atmosferik CO2 düzeylerindeki artışa bağlı olarak iklim değişikliği, küresel sıcaklık artışı ve su kaynaklarında azalma gibi çevresel değişimler yaşanmaktadır. Bu değişimlerin tarım ürünleri üzerindeki etkilerini önceden tahmin etmek, adaptasyon ve önlemler almak açısından büyük önem taşımaktadır. Çalışma, Türkiye'nin 10 farklı ilinde gerçekleştirilen şeker pancarı yetiştiriciliği üzerinde iklim değişikliğinin etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. LINTUL-MULTICROP bitki modeli kullanılarak, mevcut iklim koşulları ve sıcaklık artış senaryoları (2°C ve 4°C) ile CO2 seviyesinin 200 ppm artırıldığı durumlarda verim, bitki gelişimi ve su ihtiyacı analizi yapılmıştır. Bulgular, sıcaklık artışının çıkış günü ve örtü düzeyinde azalma, hasat süresinde ise artış göstermektedir. CO2 artışının tüm bölgelerde verimi artırdığı gözlemlenmişken, sıcaklık artışının Csa iklim sınıfındaki illerde verim kaybına yol açtığı belirlenmiştir. Afyonkarahisar, sıcaklık artışında en yüksek verimi elde ederken, Malatya CO2 artışı senaryosunda en yüksek verimi sağlamıştır. Sonuç olarak, Türkiye'nin farklı bölgelerinde artan sıcaklık, şeker pancarındaki gelişim sürelerini kısaltmakta ve su ihtiyacını artırmaktadır; ancak CO2 artışı verim artışına yol açmaktadır.
Priştina kent merkezi hava kalitesi ile taşıt trafiği kaynaklı hava kirliliği emisyon tahminlerinin karşılaştırılması
Bu çalışma, Priştine kenti taşıt emisyonlarını tahmin etmek için veri toplanma, işleme ve modelleme çalışmalarını içermektedir. İlk aşamada, beş farklı taşıt ve dokuz sürücülerden OBD cihazları kullanılarak saniye bazlı hız ve konum verileri toplanmıştır. Toplanan veriler temizlenmiş, hatalı veriler çıkarılmıştır. Ardından geliştirilen ardışık üç nokta algoritması ile mikro-yolculuklar belirlenmiş ve k-means kümeleme yöntemi ile sınıflandırılmıştır. Bu yolculuklardan 1780 saniyelik bir sürücü çevrimi oluşturulmuştur. Analiz sonuçlarına göre, Priştine sürücülerinin Avrupa standart sürücü çevrimlerine kıyasla daha agresif taşıt kullandıkları görülmüştür. Ayrıca dönel kavşaklarda ortalama hızların diğer kavşak türlerine göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Priştine kentindeki kayıtlı 55498 taşıt 2020 yılı baz alınarak MOVES modeli ve Monte-Carlo simülasyonu kullanılarak emisyon tahmini için kullanılmıştır. Sürücü çevrimine dayalı modele göre ortalama otomobil başına emisyonlar; CO için 48 g, HC için 1.22 g ve NOx için 2.32 g bulunmuştur. SUMO yazılımına bütünleştirilen MOVES modelinde ise bu değerler sırasıyla 43 g, 0.81 g ve 1.84 g olarak tahmin edilmiştir. HBEFA4 modelinin ise CO ve HC değerlerini oldukça düşük tahmin ettiği görülmüştür. Sonuç olarak, gelişen motor teknolojilerine sayesinde artan trafiğe rağmen emisyon seviyelerinin aynı kaldığı bulgusuna ulaşılmıştır.