
11
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Benliğin farklılaşması, evlilik kaygısı ve ilişkide reddedilme duyarlılığı ilişkisi: Bir aracılık modeli
Evlilik kaygısı, bireylerin evlilik kurumuna ilişkin sorumluluk, bağlılık, uyum ve belirsizlik gibi unsurlar karşısında yaşadığı duygusal, bilişsel ve davranışsal tepkileri kapsayan çok boyutlu bir psikolojik durumdur. Bu kaygı, bireyin geçmiş ilişki deneyimleri, bağlanma biçimi, kişilerarası duyarlılığı ve benlik yapılanmasıyla doğrudan ilişkilidir. Bu bağlamda, bireyin hem içsel bütünlüğünü koruyabilme hem de kişilerarası sınırlarını sağlıklı biçimde belirleyebilme kapasitesini ifade eden benliğin farklılaşması, evlilik kaygısının oluşum sürecinde önemli bir belirleyici olarak öne çıkmaktadır. Bu araştırmada ilişkide reddedilme duyarlılığı ile evlilik kaygısı arasındaki ilişkide, benliğin farklılaşmasının aracı rolünün belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nicel bir araştırma olup genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerinin toplanmasında anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmada Benliğin Farklılaşması Ölçeği, Evlilik Kaygısı Ölçeği ve İlişkide Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği kullanılarak, çevrimiçi (Google forms aracılığıyla) toplanmıştır. Araştırmada kartopu örnekleme yöntemi ile ulaşılan 651 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklem grubu genç yetişkin (20-35 yaş) ve bekar olan kişilerle sınırlandırılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde Hayes (2022) tarafından geliştirilen Process Makro Analizi ile veriler analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, benliğin farklılaşma düzeyinin evlilik kaygısı üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğunu ortaya koymuştur. Benliğin farklılaşma düzeyi arttıkça bireylerin evlilik kaygılarında belirgin bir azalma gözlenmiştir. Öte yandan, ilişkide reddedilme duyarlılığı ve duygusal kopma gibi değişkenlerin, evlilik kaygısı üzerindeki etkilerinin, benliğin farklılaşma düzeyi ile etkileşim içinde değerlendirildiğinde zayıfladığı görülmüştür. Bu bağlamda, evlilik kaygısının yalnızca bağlanma örüntüleri ya da reddedilme hassasiyeti gibi ilişkisel dinamiklerle değil, aynı zamanda bireyin içsel denge kurma kapasitesi olan benlik farklılaşmasıyla da şekillendiği belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Benliğin Farklılaşması, Evlilik Kaygısı, Reddedilme Duyarlılığı, Aracılık
Türkiye'de babalığın kuşaklararası aktarımı: Nitel bir çalışma
Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de babalığın kuşaklararası aktarımını üç kuşak babanın deneyimleri ve algıları üzerinden derinlemesine incelemektir. Bu çalışmada babaların deneyimlerini ve babalığa yönelik algılarını ortaya çıkarmak amacıyla, üç ayrı kuşakta yer alan babalarla yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik yaklaşım kullanılmıştır. Katılımcıları seçmek için amaçlı örnekleme tekniklerinden ölçüt örnekleme tekniğinden yararlanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu ile Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu uygulanmıştır. Görüşmeler yüz yüze veya çevrimiçi bir biçimde gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Veri analizi sürecinde uzman görüşüne başvurulmuş, tek kodlayıcı güvenirliği hesaplanmıştır. Araştırma bulguları genel olarak değerlendirildiğinde, babaların disiplin sağlayıcı ve öğretici yönlerinde kuşaklararası aktarımın gerçekleştiği; ancak, kuşaklar arasında disipline etme yolları ve öğretilen konu alanlarının değişime uğradığı belirlenmiştir. Ek olarak, üçüncü kuşağa doğru geçildiğinde, babalığın evin geçimini sağlayan yönüne yapılan vurgunun azaldığı; çocuğa yönelik duygusal desteklerin, çocuk bakımına ve ev işlerine katılımların artış gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca, üç kuşaktan babanın da kendi babalarından gördükleri babalığın olumsuz veya eksik olduğunu düşündükleri yönlerini telafi etmeye çalıştıkları; olumlu ve uygun değerlendirdikleri babalık davranışlarını ise rol model aldıkları belirlenmiştir. Özellikle, ikinci kuşakta yer alan babaların telafi davranışları görece daha yüksek düzeyde ortaya çıkarken; üçüncü kuşak babaların olumlu rol model alma davranışlarında söylem frekansları artış göstermiştir. Çocuk yetiştirme sürecinde babaların eşleri ile nasıl hareket ettiklerine ilişkin görüşleri ele alındığında ise anne temelli çocuk yetiştirme süreçlerinin sürdüğü; ancak, üçüncü kuşağa gelindiğinde çocuk yetiştirme sürecine ilişkin baba katılımı ve iş birliğinin arttığı belirlenmiştir. Ayrıca, üç kuşaktan babanın da babalığın anlamını; olumlu duygular hissetme, sorumlulukların artması, hayatın anlamı ve aile birlikteliği olarak nitelendirdikleri öğrenilmiştir. Yaşanılan yerin, sosyal çevrenin, ekonomik durumun, kültürel ve ahlaki değerlerin, mesleki özelliklerin, kişilik özellikleri ve deneyimlerin, çocuğun cinsiyeti ve çocuğun davranışlarının babalığı etkileyen faktörler olarak öne çıktığı belirlenmiştir. Araştırma bulguları raporlanmış, ilgili alanyazın ışığında tartışılmıştır.
Türkiye'de evlilik çatışmalarında sözlü ve sözsüz iletişim: Nitel bir çalışma
Evlilik çatışması neredeyse bütün evliliklerde görülen ve evliliğin kalitesini etkileyen bir olgudur. Tek başına olumsuz olmamakla birlikte çatışmanın ele alınış biçimine, çatışma sırasındaki iletişime bağlı olarak olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Yurt dışında evlilik çatışmaları ve çatışma sırasındaki iletişimin davranışsal gözlemler yoluyla detaylı olarak çalışıldığı çalışmalar bulunurken ülkemizde evlilik çatışmaları sırasındaki iletişimin nitel olarak çalışıldığı, davranışsal gözlemler içeren herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışmada evlilik çatışmalarında sözlü ve sözsüz iletişimin derinlemesine çalışılması ve alanyazındaki bu boşluğun doldurulması amaçlanmıştır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden olan fenomenolojik yaklaşım ile evlilik çatışmalarında sözlü ve sözsüz iletişim incelenmiştir. Kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile en az bir yıllık evli olan 12 çift (24 yetişkin) araştırmaya katılım sağlamıştır. Veri toplama süreci, Evlilik Yaşamı Ölçeği, Çatışma Çözme Stilleri Ölçeği, kuramsal açıklamalar ve uzman görüşleri dikkate alınarak oluşturulan Demografik Bilgi Formu ile Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu ve gözlem tekniklerinden Yapılandırılmamış Laboratuvar Çalışması ile gerçekleştirilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşmelerden ve evlilik çatışmalarının kayıtlarından elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. İçerik analizinde öncelikle katılımcıların söylemlerinde anlamlı bölümler kodlanmış, sonrasında bu kodlardan ortak özelliklere sahip olanlar birleştirilerek temalara ulaşılmıştır. Evlilik çatışmalarının gözlemi için de öncelikle sözsüz içerik kodlanmış, sonrasında sözlü ve sözsüz içerik bir arada değerlendirilerek temalar oluşturulmuştur. Son olarak bulgular yorumlanmıştır. Veri analiz sürecinde geçerliği arttırmak için uzman görüşüne başvurulmuş olup güvenirlik için iki hafta arayla tek-kodlayıcı güvenirliği hesaplanmıştır. Araştırma bulguları genel olarak değerlendirildiğinde, evliliklerde en sık kullanılan ifade tarzının gerginlik olduğu bulunmuştur. Sıkıntılı evliliklerdeki çiftlerde gerginlik ile birlikte küçümseme, öfke, otoriterlik, eleştiri, bıkkınlık, savunma ve ilgisizlik içeren ifade tarzları ortaya çıkmaktadır. Sıkıntılı olmayan evliliklerdeki çiftlerde ise mutluluk, ilgi, onaylama ve katılma, yumuşatma ifadeleri ağırlıklıdır. Sıkıntılı olmayan evliliklerdeki çiftlerde olumlu ifade biçimleri olumsuz ifade biçimlerinden fazla iken sıkıntılı evliliklerdeki çiftlerde olumsuz ifadelerin olumlu ifadelerden fazla olduğu görülmüştür. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Evlilik çatışması, Sözlü iletişim, Sözsüz iletişim, Nitel araştırma
Manevi iyi oluşla aile doyumu arasındaki ilişkide aile desteği ve bütünlüğünün rolü
Bu araştırmada evli bireylerin manevi iyi oluşlarıyla aile doyumları arasındaki ilişkide aile desteği ve aile bütünlüğünün aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya Aydın ili Efeler ilçesinde ikamet eden, en az bir çocuklu, 10 yıl ve daha fazla süredir evli olan 235'i anne (% 57, 5) 174'ü baba (% 42, 5) olmak üzere toplamda 409 evli birey katılmıştır. Araştırmada betimsel ilişkisel desen kullanılmıştır. Spiritüel İyi Oluş Ölçeği, Aile Yaşam Doyumu Ölçeği, Aileden Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Aile Bütünlük Duygusu Ölçeği Kısa Formu ve Kişisel Bilgi Formu veri toplama araçları olarak araştırmada kullanılmıştır. Korelasyon analizleri sonrasında regresyonel yaklaşımla incelenmiş olan araştırmanın hipotez modelinin incelenmesinde Koşullu İşlem Analizinden (Conditional Process Analysis) yararlanılmıştır. Araştırma sonucuna göre manevi iyi oluş, aile doyumu, aile desteği ve aile bütünlüğü değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Manevi iyi oluş aile doyumunu pozitif yönde açıklamaktadır. Manevi iyi oluşun aile doyumuna olan etkisinde aile desteği ve aile bütünlüğünün kısmi aracı oldukları belirlenmiştir. Bu durum manevi iyi oluşun aile doyumunu etkilemesinde aile desteği ve aile bütünlüğünün de dolaylı katkısı olduğunu göstermektedir. Aile eğitimi veya danışmanlığı alanında ailelere yönelik hazırlanabilecek psikoeğitim ve müdahale programlarında bu araştırmada aile doyumu üzerinde etkili olduğu belirlenen aile desteği ve aile bütünlüğünü arttırmaya yönelik çalışmalar yapılabilir. Daha sonraki araştırmalarda manevi iyi oluşun aile ilişkileriyle ilgili değişkenler, evlilikle ilgili değişkenler ya da romantik ilişkilerle ilgili değişkenler üzerindeki etkisi de incelenebilir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Maneviyat, Manevi İyi Oluş, Aile Desteği, Aile Bütünlük Duygusu, Aile Doyumu.
Hatırlanan anne-baba kabul ve reddi ile ebeveyn öz yeterliği, evlilik doyumu ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide temel psikolojik ihtiyaçların aracı rolü
Temel psikolojik ihtiyaçların doyurulmasında yaşanacak sıkıntılar ve eksiklikler bireylerin kişilik gelişimlerinde olumsuzlukların yaşanmasına neden olurken, temel psikolojik ihtiyaçları sağlıklı bir şekilde doyurulan çocuklar, yetişkinlik dönemlerinde daha sağlıklı dinamikler gösterirler. Bu çalışmanın temel amacı hatırlanan anne-baba kabul reddi ile ebeveynlik doyumu, evlilik doyumu ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide temel psikolojik ihtiyaçların aracı rolünü incelemek olarak belirlenmiştir. Aynı zamanda çalışmanın diğer amacı doğrultusunda hatırlanan anne-baba kabul reddi ile ebeveynlik doyumu, evlilik doyumu ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide temel psikolojik ihtiyaçların aracı rolününün cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Aydın ilinde ikamet eden evli ve çocuk sahibi 250 yetişkin birey oluşturmuştur. Katılımcılara demografik bilgilere ilişkin kişisel bilgi formuyla birlikte beş öz-bildirim ölçeği (Yetişkin Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği- Kısa Formu, Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği, Evlilik Yaşamı Ölçeği, Ebeveyn Rolüne İlişkin Kendilik Algısı Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği) uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS ve LISREL programlarından yararlanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler yapısal eşitlik modeli (YEM) ile analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre aracılığı test edilen temel psikolojik ihtiyaçlar değişkeninin erkeklerin hatırladıkları baba kabul-reddi ile ebeveynlik doyumu, evlilik doyumu ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide tam aracılık ettiği ancak anne kabul reddiyle arasında ilişki olmadığı görülmüştür. Yapılan araştırma sonucunda cinsiyete göre elde edilen diğer bulgu ise; temel psikolojik ihtiyaçlar değişkenin kadınların hem anne hem de baba ile olan ilişkilerinden hatırladıkları kabul red ile evlilik doyumu ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide tam aracılık ettiği ancak ebeveynlik doyumuyla arasında ilişki olmadığı şeklindedir. Araştırma bulguları ilgili alanyazın bağlamında tartışılmış, araştırmanın sınırlılıkları, güçlü yönleri belirlenmiş ve araştırmacılar ile aile danışmanlığı alanında çalışanlara yönelik öneriler sunulmuştur.
Evli çiftlerin benlik kurguları ve benlik kurguları benzerliğinin evlilik uyumu ve doyumu ile ilişkisi
Toplumun temel birimi sayılan ailenin başlangıcı evlilik kurumudur. Evliliklerin uyumlu ve doyumlu bir şekilde devam edebilmesini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Bu çalışmada, evli çiftlerin benlik kurgusu benzerliğinin evlilik uyumuna ve doyumuna etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Örneklem büyüklüğü, güvenilir sonuçlara ulaşabilmek için G-Power programından yararlanılarak hesaplanmış ve örnekleme Aydın-Efeler ilçesinde ikamet eden en az 1 yıldan beri evli olan 150 evli çift dâhil edilmiştir. Veriler, gönüllülük esasına dayalı olarak bireysel yüz yüze görüşme yoluyla toplanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, 'Evlilik Bağlamında Benlik Kurgusu Ölçeği', 'Çiftler Uyum Ölçeği', 'İlişki Doyumu Ölçeği' ve 'Demografik Bilgi Formu'nu içeren bir anket kullanılmıştır. Araştırmada, amaca uygun olarak betimsel ve ilişkisel analizler (korelasyon ve regresyon) yapılmıştır. Sonuçlara göre, kadının ilişki doyumunu özerk-ilişkisel benzerlik, erkeğin ilişki doyumunu ise özerk benzerlik anlamlı şekilde yordamaktadır. Genel olarak; kadının ve erkeğin ilişkisel ve özerk-ilişkisel benlik kurguları, eşlerin evlilik uyumu ve ilişki doyumunu pozitif şekilde açıklamaktadır. Aynı zamanda araştırmada, evlilik uyumu ve ilişki doyumuyla bazı sosyo-demografik değişkenlerin ilişkili olduğu bulunmuştur. Bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve gelecek çalışmalar açısından hem uygulayıcılara hem de araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.
Otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuğu olan ebeveynlerin birlikte ebeveynlik deneyimleri: Nitel bir çalışma
Bu araştırmada Otizm Spektrum Bozukluğu tanılı çocuğu olan anne babaların birlikte ebeveynlik deneyimlerine ilişkin süreçleri araştırılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik yaklaşım kullanılmıştır. Çalışma kapsamında Aydın ilinde, OSB tanılı çocuğunun özel eğitim süreci devam eden 14 evli çiftle yüz yüze ve çevrim içi görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen Demografik Veri Formu ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Nitel verilerin analizi veri azaltımı, veri gösterimi ve sonuçların çıkarımı/doğrulanması olmak üzere üç aşamada gerçekleştirilmiştir. Veri analiz sürecinde geçerliği arttırmak için uzman görüşüne başvurulmuş olup güvenirlik için iki hafta arayla kodlamalar gerçekleştirilmiş ve gerçekleştirilen kodlamalarda uyum yüzdeleri %93,8 ile %97,3 arasında değişmiş ve toplamda %95,2 olarak hesaplanmıştır. Araştırma bulguları genel olarak değerlendirildiğinde, katılımcıların Otizm Spektrum Bozukluğu tanısı olan çocuklarına yönelik gerçekleştirdikleri birlikte ebeveynlik süreçlerinde çocuklarının iyi oluşu için birlikte hareket etmeye çalıştıkları ancak sorumluluğun büyük oranda anne üzerinde olduğu yani sürecin yoğunlukla anne temelli ya da anne temelli baba destekli ilerlediği; katılımcıların anlaşmazlıklarının daha çok ebeveynlik stili ve davranışları hakkında olduğu ve bu anlaşmazlıkların çocuklarına ve çocuklarıyla ilişkilerine yansımasıyla ilgili kadın ve erkek katılımcıların farklı görüşlere sahip olduğu görülmüştür. Anne-babalık süreçlerinde yaşadıklarının evlilik ilişkileri üzerindeki etkilerine ilişkin görüşleri incelendiğine ise evlilik ilişkilerine olumsuz olarak yansıdığı görüşünün baskın olduğu görülmektedir.
Üstün yetenekli bir çocuğun ebeveyni olmak: Ebeveynlik stresine ilişkin algılar
Birçok ebeveyn tarafından, çocuk sahibi olmak oldukça stresli bir yaşantı olarak ifade edilmektedir. Bununla birlikte, üstün yetenekli bir çocuğa ebeveynlik yapma deneyimi ise beraberinde farklı süreçlerden kaynaklanan zorlanmaları da getirmektedir. Ebeveynler gerek çocuğun üstün yetenekli olmasından kaynaklanan özellikleri gerek eğitim koşulları gerekse kişisel hayatlarındaki zorlanmalarla çeşitli şekillerde ebeveynlik stresi deneyimleyebilmektedirler. Bu bağlamda, ilgili alanyazına bakıldığında üstün yetenekli çocukların ebeveynlerine yönelik çalışmaların daha çok uluslararası alanyazında yapıldığı, Türkiye'de yapılan çalışmaların birçoğunun ise üstün yetenekli çocukların eğitimi ile ilgili olduğu görülmektedir. Mevcut araştırmada, Türkiye'de üstün yetenekli bir çocuğa ebeveynlik yapma deneyimlerine ilişkin ebeveynlik stresi ve baş etme süreçlerine dair deneyimler incelenerek ulusal alanyazına katkı sağlamak amaçlanmaktadır. Araştırmanın amacı, üstün yetenekli bir çocuğa sahip olan anne ve babaların ebeveynlik stresi deneyimleri ve bu stresle başa çıkma yollarının incelenmesidir. Ebeveynlik stresi olgusunun doğasını anlamak amacıyla, mevcut araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik yaklaşım kullanılmıştır. Amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örnekleme tekniği kullanılmış olup ölçütleri karşılayan 13 çift (26 ebeveyn) ile görüşme sağlanmıştır. Araştırmanın verileri, üstün yetenek tanısı almış en az bir çocuğu olan anne ve babalardan, araştırmacı tarafından oluşturulan Demografik Bilgi Formu ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılarak elde edilmiştir. Bir ebeveyn ile yüz yüze, diğer ebeveynler ile çevrimiçi görüşme kanalları aracılığıyla gerçekleştirilen görüşmeler içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Bu kapsamda analiz süreci, verilerin kodlanması ile başlamış olup yapılan kodlamanın ardından kodlar arası benzerlikler bulunarak tematik kodlama yapılmıştır. Kodların ve temaların düzenlenmesinin ardından elde edilen bulgular araştırmacı tarafından yorumlanarak içerik analizi süreci tamamlanmıştır. Mevcut çalışmanın güvenirliğini belirlemek amacıyla, iki hafta ara ile gerçekleştirilen tek-kodlayıcı güvenirliği hesaplanmıştır. Analizlerde güvenirlik katsayısı % 94.31 olarak bulunmuştur. Araştırma bulgularına bakıldığında, katılımcıların çoğunun, çocuklarının üstün yetenekli olarak tanılanmasının ardından çocuk yetiştirme süreçlerinde bir değişiklik olmadığını ifade ettiği ancak aynı zamanda ebeveynlik stresi penceresinden bakıldığında, üstün yetenekli çocuğun özelliklerinden kaynaklı ebeveynlik stresini yoğun olarak deneyimledikleri görülmektedir. Bununla birlikte, baba katılımcıların ebeveyn yetersizlik algılarına dair söylemlerinin fazla olduğu; anne katılımcıların ise çocuklarından yüksek beklentilerine ilişkin söylemlerinin daha fazla olduğu görülmektedir. Aile içi ilişkiyi ve iletişimi güçlendirmenin, kişisel zaman ayırmanın ve üstün yeteneklilik konusunda bilgiler edinmenin ise ebeveynlik stresiyle başa çıkmayı kolaylaştıran unsurlar olduğu ifade edilmiştir. Elde edilen araştırma bulguları, alanyazın doğrultusunda tartışılarak araştırmacılara ve alanda çalışan uzmanlara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Evli bireylerde yaşanan çatışma durumları, çatışma çözme stilleri, algılanan ilişki kalitesi ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, evli bireylerde yaşanan çatışma durumları, çatışma çözme stilleri, algılanan ilişki kalitesi ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırma nitel ve nicel yöntemin kullanıldığı iki çalışmadan oluşmaktadır. Birinci çalışmada kültürel anlamda derinlemesine ve zengin bilgilerin alınabilmesi amacıyla yapılan nitel araştırmada aile yaşam döngüsünde farklı gelişimsel dönemlerde (yeni evli çift, küçük çocuklu aileler, ergenlik çağında çocuğu olan aileler, boş yuva sendromu ve yaşlılık) bulunan en az 6 aydır evli 10 çift (20 birey) ile görüşme yapılmıştır. Pilot görüşme 1 çiftle, asıl görüşmeler 9 çiftle gerçekleştirilmiştir. Kişisel Bilgi Formu ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu ile derinlemesine bilgi alınmıştır. Gerçekleştirilen çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizinde birinci araştırmada tüm ses kayıtları deşifre edilerek veri analizleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular, araştırmacı tarafından yorumlanarak tartışılmıştır. Yapılan görüşmeler neticesinde çiftlerin deneyimleri kodlar, alt temalar ve temalar olmak üzere sınıflandırılmıştır. İlişki Tanımı, İlişkinin Yönleri, Çatışma Konuları, Çatışma Çözme, Terapi Konuları, Şimdiki Aklım Olsaydı, Kaliteli İlişki, Algılanan İlişki Kalitesi, Aile ile İlişki, Sorumluluk Memnuniyeti ve Psikolojik İyi Oluş olmak üzere 11 tema belirlenmiştir. İkinci araştırmada çatışma durumları, çatışma çözme stilleri, algılanan ilişki kalitesi ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide evli bireylerin çatışma çözüm stillerinin aracılık rolü araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu en az 6 aydır evli 219 birey oluşturmuştur. Veri toplama sürecinde ölçekler Google Form uygulaması üzerinden hazırlanarak katılımcılara gönderilmiştir. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği ve Romantik İlişkilerde Çatışma Çözüm Stilleri Ölçeği olmak üzere dört farklı öz bildirime dayalı veri toplama aracı uygulanmıştır. İkinci araştırmada verilerin analizinde G*Power 3.1.9.7, IBM SPSS 22 ve Process Macro 4.2 programları kullanılmıştır. Veriler, Pearson korelasyon analizi ve aracılık analizi üzerinden incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda evli bireylerde algılanan ilişki kalitesi ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide olumsuz çatışma çözme stilinin negatif aracılık rolüne sahip olduğu; olumlu çatışma çözme stilinin aracılık etkisinin olmadığı görülmüştür.
Cinsiyetçiliğin ve toplumsal cinsiyet rolü tutumlarının evlilik uyumu ile ilişkisi
Toplumun en küçük yapı taşı ailenin kurulmasında ilk adım evliliktir. Çiftlerin sağlıklı bir evlilik yürütmesini ve evlilik uyumlarını etkileyen çok sayıda etmen bulunmaktadır. Özellikle kadının iş gücündeki yerinin artmasıyla rollerde meydana gelen değişimler, evlilik ve aile araştırmalarında önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışmada; evli bireylerin cinsiyetçilik düzeylerinin ve toplumsal cinsiyet rolü tutumlarının, evlilik uyumu ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Örneklem büyüklüğü, güvenilir sonuçlara ulaşabilmek için G-Power programından yararlanılarak hesaplanmış ve örnekleme Manisa, İzmir ve Aydın illerinde ikamet eden 18 yaş üzeri, en az bir yıldır evli olan ve çiftten en az birinin çalıştığı 176 kadın, 124 erkek olmak üzere 300 evli birey dâhil edilmiştir. Veriler, bilgilendirilmiş onam sunularak ve gönüllük esasıyla bireysel yüz yüze anket uygulama yoluyla toplanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, "Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik Ölçeği", "Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği", "Çiftler Uyum Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formunu" içeren bir anket kullanılmıştır. Çalışmada, amaca uygun olacak şekilde betimsel ve ilişkisel analizler yapılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde; cinsiyetçilik, toplumsal cinsiyet rolü tutumları ve evlilik uyumu ilişkisinde cinsiyete, yaşa, çalışma durumuna, eğitim düzeyine, çocuk sahibi olma durumuna ve gelir düzeyine göre anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Genel olarak; eşitlikçi toplumsal cinsiyet rolü tutumları ile evli bireylerin evlilikte bağlılıkları arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur. İstatistiksel analizlerin sonuçları evli erkek bireylerin evlilik uyumu ve toplumsal cinsiyet rolüne yönelik tutumlarının eşlerinin çalışma durumuyla ilişkili olduğunu göstermiştir. Evlilik uyumunu ve alt boyutlarını en iyi açıklayan değişkenler eğitim düzeyi, gelir düzeyi, çocuk sahibi olma, yaş, çalışma durumu ve toplumsal cinsiyet rolü tutumları olduğu saptanmıştır. Bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve gelecek çalışmalar açısından alana ve uygulayıcılara öneriler sunulmuştur.
Evli bireylerin temel psikolojik ihtiyaçları, evlilikte çatışma çözüm stilleri ve psikolojik iyi oluşları arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu çalışmanın temel amacı, evli bireylerde temel psikolojik ihtiyaçlar, evlilikte çatışma çözüm stilleri ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkiyi incelemek olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda demografik özellikler, temel psikolojik ihtiyaçların doyumu ve eşlerin çatışma çözüm stillerinin evli bireylerin psikolojik iyi oluşu üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Aynı zamanda evli bireylerde temel psikolojik ihtiyaçların doyumu ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide evlilikte çatışma çözüm stillerinin aracılık rolü araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu İzmir ve Aydın illerinde yaşayan en az bir yıldır evli 357 birey oluşturmuştur. Katılımcılara Demografik Bilgi Formu, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, Çatışma Çözüm Stilleri Ölçeği ve Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği olmak üzere dört farklı öz bildirime dayalı veri toplama aracı uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS, LISREL ve JASP programlarından yararlanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler Karar Ağacı (CHAID) ve Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) ile analiz edilmiştir. Karar ağacı analizi sonucunda, evli bireylerin psikolojik iyi oluş düzeylerini açıklayan en önemli değişkenin özerklik ihtiyacı olduğu görülmüştür. Evli bireylerin psikolojik iyi oluş düzeylerini açıklayan diğer değişkenler ise, olumsuz çatışma çözüm stili, yeterlik ihtiyacı ve ilişkisellik ihtiyacı olarak belirlenmiştir. Yapısal eşitlik modeli yol analizleri sonucunda, evli bireylerde ilişkisellik ihtiyacı ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide olumlu çatışma çözüm stilinin pozitif yönde kısmi aracılık rolü olduğu; yeterlik ihtiyacı ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide itaat etme stilinin pozitif yönde kısmi aracılık rolü olduğu; özerklik ihtiyacı ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide itaat etme stilinin negatif yönde kısmi aracılık rolü olduğu; özerklik, yeterlik ve ilişkisellik psikolojik ihtiyaçları ile psikolojik iyi oluş arasında olumsuz ve geri çekilme çatışma çözüm stillerinin aracılık rolünün olmadığı bulunmuştur.