Pamukkale University
Faculty

Faculty of Dentistry

Pamukkale University

37

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Çocuklarda inferior alveolar sinir bloğu anestezisi uygulaması sırasında video gözlükler ile görsel-işitsel distraksiyon metodunun ve eksternal soğuk ve titreşim uygulamasının ağrı ve kaygı üzerine etkisinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, sanal gerçeklik (VR) gözlüğü ve eksternal soğuk-titreşim (Buzzy® cihazı) ile uygulanan distraksiyon teknikleri ve kontrol grubu olarak anlat-göster-uygula davranış yönlendirme tekniğinin (AGU) çocuk hastalarda inferior alveolar sinir bloğu (İASB) anestezisi uygulaması sırasında oluşan kaygı ve ağrı üzerine etkisini değerlendirmektir. Yöntem: İASB anestezisi endikasyonu bulunan, 6-12 yaş arası 120 çocuk hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Randomize olarak üç gruba ayrılan hastalarda İASB anestezisi uygulaması sırasında meydana gelen kaygı ve ağrının değerlendirilmesi amacıyla oksijen satürasyonu (SpO2), nabız, Face Legs Activity Cry Consolability Ağrı Skalası (FLACC), Wong Baker Ağrı Derecelendirme Skalası (WBS) ve Görsel Analog Skalasından (VAS) yararlanılmıştır. Bulgular: İASB anestezisi sırasında Buzzy grubunun SpO2 ortalamaları VR ve kontrol gruplarından anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,05). Tüm gruplarda İASB anestezisi sırasındaki nabız ortalamaları, anestezi öncesi nabız ortalamalarına göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,05). İASB anestezisi sırasında kaydedilen FLACC ağrı derecelendirme skoru ortalamalarının Buzzy grubunda en düşük, Kontrol grubunda ise en yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). VR, Buzzy ve Kontrol gruplarının WBS ve VAS skoru ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Sonuç: Bu çalışmanın sınırları dahilinde elde edilen sonuçlara göre; 6-12 yaş arası çocuk hastalarda İASB anestezisi uygulaması sırasında Buzzy® cihazının, dental kaygı ve ağrıyı azaltmada VR gözlük ve AGU davranış yönlendirme tekniklerine göre daha etkili olduğu görülmüştür. Bununla birlikte, geleneksel davranış yönlendirme tekniklerine alternatif oluşturabilecek farklı güncel davranış yönlendirme tekniklerinin İASB anestezisi uygulaması sırasında meydana gelen kaygı ve ağrı üzerindeki etkilerini değerlendiren daha kapsamlı ileri araştırmaların yapılması gerekmektedir.

Anestezi-lokalAnksiyeteAğrı+4
Aybüke İpek Atik
Pamukkale University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Yapay zeka algoritmaları kullanılarak panoramik radyograflar üzerinden bireylerin diş yaşlarının tespiti

Amaç: Çalışmamızda, klasik yaş tahmini metotlarında görülen gözlemci öznelliğinin yaş tahminini etkilemesi, metotların çok fazla zaman ve çaba gerektiren manuel ölçümlere dayanması, örneklem büyüklükleri nedeniyle rutin klinik uygulama zorluğu gibi dezavantajların üstesinden gelmek amacıyla panoramik radyograflar üzerinden diş yaşının yapay zeka algoritmaları kullanılarak otomatik olarak tahmini amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmamıza Pamukkale Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalı arşivinde, 1 Mart 2020- 1 Mart 2022 tarihleri arasında panoramik radyografı bulunan, dahil edilme kriterlerini karşılayan, 6 ile 15 yaşları arasındaki tüm hastalar dahil edilmiştir. Veri setimizi oluşturan 622 bireyin panoramik radyograflarından ve hasta kayıtlarından oluşan verilerden İki Boyutlu Derin Konvolüsyonel Sinir Ağı (2D-DCNN) ve Tek Boyutlu Derin Konvolüsyonel Sinir Ağı (1D-DCNN) teknikleri kullanılarak öznitelik çıkarımı gerçekleştirilmiştir. Öznitelik bilgileri kullanılarak yaş tahmini gerçekleştirmek için ise Genetik algoritma (GA) ve Rastgele Orman algoritması (RF) modifiye edilerek birleştirilmiş ve Modifiye Genetik-Rastgele Orman Algoritması (MG-RF) olarak tanımlanmıştır. Çalışmamızda kullanılan sistemin performansı, kodun uygulanması sırasında hesaplanan MSE, MAE, RMSE ve R2 değerine göre analiz edilmiştir. Bulgular: Uygulanan algoritmalar sonucunda MSE değeri 0,00027, MAE değeri 0,0079, RMSE 0,0888 ve R2 puanı 0,999 olarak tespit edilmiştir. Sonuç: Adli bilimlerde, doğumdan ergenlik çağına kadar, tahmin edilen diş yaşı ve kronolojik yaş arasındaki kabul edilebilir farkının ± 1.00 yıl olarak bildirilmesi nedeniyle çalışmamızın yaş tespitinde etkili bir performans gösterdiği sonucuna varılabilir. Bu nedenle çalışmamızda kullanılan sistemin gelecekte adli bilimler kapsamında kullanılabilir bir nitelik taşıyabileceğini düşünmekteyiz.

Adli tıpAlgoritmalarDerin öğrenme+5
Gülfem Özlü Uçan
Pamukkale University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Bilateral gömülü mandibular üçüncü molar çekimlerin operasyon sürelerinin dental anksiyeteye etkisi

Amaç: Dental anksiyete bireylerin diş hekimliği uygulamalarından kaçınmalarına neden olan ağız ve diş sağlıklarını da etkileyen yaygın bir durumdur. Çalışmalar döner alet kullanılan işlemlerin dental anksiyete yaratan önemli tedavilerden olduğunu göstermektedir. Gömülü diş çekimi en sık yapılan cerrahi işlemlerdendir ve operasyon esnasında anksiyete üzerine etkili çeşitli faktörler olduğu gösterilmiştir. Bu faktörlerden biri de cerrahi işlemin uzunluğudur. Literatürde bazı çalışmalar operasyon süresi ve anksiyete ilişkisini incelese de bunu aynı hastada farklı seanslardaki farklı gömülü çekimlerinde inceleyen bir çalışmaya rastlanmamıştır. Çalışmanın amacı operasyon süreleri ve hastanın gelecekte karşılaşacağı dental işlemler öncesinde ve sonrasındaki anksiyetelerini incelemektir. Yöntem: 48 katılımcıyla yapılan bu çalışmada aynı hastanın gömülü alt molar dişleri iki ayrı seansta çekilmiştir. Çekimlerden önce bekleme salonunda, anestezi uygulandıktan sonra ve cerrahi işlem bitiminin ardından STAI ve MDAS anketleri uygulanmıştır. Çekimlerde kullanılan döner alet ve işlemin genel süresi ölçülmüştür. İşlemde hastanın tecrübe ettiği ağrı VAS kullanılarak kaydedilmiştir. Bulgular: İşlem süresi ile dental, sürekli ve durumluk anksiyetesi arasında herhangi bir ilişki gözlenmemiştir. İkinci operasyonların ortalama sürelerinin ilkine göre anlamlı derece uzun olmasına karşın hastaların anksiyetelerinin daha düşük olduğu gözlenmiştir. Önceden geçirilen oral cerrahi tecrübesinin hastaları gelecekteki oral cerrahilere hazırladığı görülmüştür. Hastaların diş hekimine gitme sıklıkları ve daha önceden geçirdikleri cerrahinin kişilerin sürekli anksiyeteleriyle ilişkili olduğu bulunmuştur. Tüm durumlarda postoperatif anksiyetenin preoperatif anksiyetelerden düşük olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Bu çalışma işlem süresi ile dental, sürekli ve durumluk anksiyetesi arasında hiçbir ilişki olmadığını göstermiştir.

AnksiyeteAzı dişi-üçüncüDental anksiyete+2
Çağatay Şibe
Pamukkale University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Annenin çürük deneyimi ve ebeveynlik tutumunun, çocuğun çürük deneyimi ve ağız sağlığına bağlı yaşam kalitesine etkisinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı 2-5 yaş grubu çocuk hastalar ve annelerinin, dişlerinin çürümesini etkileyen alışkanlık ve faktörlerle birlikte annenin ebeveynlik tutumunun da değerlendirilmesi, bu sonuçlara bağlı olarak anne-çocuk arasındaki çürük ilişkisinin ortaya konması ve erken çocukluk çağı çürüklerinin (EÇÇ) yaşam kalitelerine olan etkisinin belirlenmesidir. Yöntem: Çalışmamızda, 2-5 yaş grubu 246 çocuk hasta ve annelerin ağız içi muayeneleri gerçekleştirilmiş, çürük indeksleri kaydedilmiştir. Risk faktörlerini içeren veriler, literatür doğrultusunda hazırlanan ve ebeveynler tarafından doldurulan anket formu kullanılarak kaydedilmiştir. Ebeveyn tutumlarını belirlemek için Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ) kullanılmıştır. EÇÇ'nin yaşam kalitesine olan etkisini belirlemek için Erken Çocukluk Çağı Ağız Sağlığı Etki Ölçeği (ECOHIS) ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan annelerin çürük indeksi değerleri ile çocukların çürük indeksi değerleri ilişkili bulunmuştur. Kardeş sayısı, annenin eğitim durumu, çocukların beslenme alışkanlıkları, çürük indeksleriyle ilişkili bulunmuştur. Aşırı koruyucu ve izin verici ebeveyn tarzına sahip çocukların çürük indekslerinin diğer ebeveyn tarzına sahip çocuklara göre yüksek olduğu bulunmuştur. Çürük indeksleri arttıkça, ECOHIS skorlarının da arttığı bulunmuştur. Sonuç: Çocuklardaki çürük deneyiminin oldukça yüksek olduğu görülmüştür. Annelerin çürük deneyimi ve ebeveynlik tarzının, çocukların ağız sağlığında belirleyici bir faktör olduğu ve EÇÇ'nin çocukların ve ailelerin yaşam kalitelerini olumsuz etkilediği belirlenmiştir. EÇÇ'nin önlenmesi için, ailelerin, ağız sağlığının önemi hakkında bilgilendirilmelerinin, annelere ve çocuklara uygun ağız hijyeni ve beslenme alışkanlıklarının kazandırılmasının oldukça önemli olduğu düşünülmüştür.

Ana-baba tutumuAnnelerAğız sağlığı+5
Melih İlhan Demirciler
Pamukkale University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Rehber eşliğinde minivida uygulamasının hasta konforu ve klinik başarı açısından etkinliğinin değerlendirilmesi

Amaç: Çalışmamızın amacı direkt minivida uygulamasına göre rehber eşliğinde minivida uygulamasının etkinliğini hasta konforu ve klinik başarı açısından karşılaştırmaktır. Yöntem: Split-mouth tasarlanan çalışmamıza üst birinci premolar çekim endikasyonuna sahip maksimum ankraj gereksinimi bulunan 34 hasta dahil edilmiştir. Hastaların ikinci premolar ve birinci molar diş kökleri arasına kanin distalizasyonu aşamasında 1,5 mm çap ve 8 mm uzunluğundaki minividalar ankraj amacıyla uygulanmıştır. Basit randomizasyon yöntemiyle hangi tarafta rehber eşliğinde minivida uygulanacağına karar verilmiştir. Rehber, 0.021x0.025 ve 0.019x0.025 inç paslanmaz çelik teller ve 0.022 slot double tüp kullanılarak manuel olarak hazırlanmıştır. Direkt ve rehber eşliğinde minivida uygulamalarının süre, konfor ve tekrarlanabilirlik açısından etkinliğini karşılaştırmak amacıyla minivida uygulamasından hemen sonra hastalara ilk izlenim anketi doldurtulmuştur. Ağrı düzeyini değerlendirmek için hastalardan bir ay boyunca VAS değerleri alınmıştır. Ayrıca her iki uygulamaya ait klinik işlem süreleri kaydedilmiştir. Minividaların başarı oranını değerlendirmek amacıyla hastalar kanin distalizasyonu boyunca takip edilmiştir. Veriler istatiksel olarak analiz edilmiştir. Bulgular: İlk izlenim anketi kapsamında sadece algılanan süre parametresi açısından uygulamalar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,001). Algılanan süreye benzer şekilde klinik işlem süresi de rehber eşliğinde minivida uygulamasında daha fazla bulunmuştur (p<0,05). Her iki uygulama arasında VAS değerleri ve minivida başarı oranları açısından anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Sonuç: Rehber eşliğinde minivida uygulaması konfor, tekrarlanabilirlik ve ağrı açısından direkt uygulamaya benzer sonuçlar göstermiştir. Rehber kullanımı minivida başarı oranını anlamlı derecede etkilememiştir. Anahtar Kelimeler: Ağrı, başarı, konfor, minivida, rehber

AğrıKonforMini vidalar+2
Alp İlgenli
Pamukkale University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Mikro-osteoperforasyon uygulama sıklığının kanin distalizasyonu aşamasında etkinliğinin değerlendirilmesi

Amaç: Çalışmamızın amacı kanin distalizasyonu boyunca farklı mikro osteoperforasyon (MOP) uygulama sıklığının ortodontik diş hareketi, kök rezorbsiyonu, ağrı hassasiyeti ve periodontal sağlık üzerine etkilerini incelemektir. Yöntem: Split-mouth çalışmamıza dahil edilen 33 hasta MOP uygulama sıklıklarına göre üç gruba (4, 8 ve 12 hafta) ayrılmıştır. MOP uygulanmayan taraf kontrol kabul edilmiştir. Kanin distalizasyonu miktarı dijital modeller kullanılarak ölçülmüş ve kök rezorbsiyonunu değerlendirmek için panoramik radyografiler alınmıştır. Ağrı düzeyi 4 haftada bir işlem günü, 1., 7., 14. ve 28. gün VAS ile değerlendirilmiştir. Periodontal sağlığı değerlendirmek için plak indeksi, gingival indeks ve cep derinliği ölçümleri yapılmıştır. Çalışmamızda veriler Mann Whitney U, Kruskall Wallis ve Ki-kare testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Kontrol tarafı ile kıyaslandığında farklı sıklıklarda MOP uygulanan gruplar arasında distalizasyon miktarı ve kök rezorbsiyonu açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. MOP uygulamasının son ay haricinde hastaların işlem günü ağrı düzeyini anlamlı derecede arttırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca 8 haftada bir MOP uygulanan grubun ikinci uygulamadan 1 gün sonra ağrı düzeyinde anlamlı derecede artış gözlenmiştir. Gruplar arasında periodontal ölçümler açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Sonuç: MOP uygulama sıklığı kanin distalizasyonu sırasında diş hareketi miktarını, kök rezorbsiyonunu ve periodontal sağlığı etkilememiştir. MOP uygulaması ilk günlerde hafif ağrıya yol açsa da ağrının hızla azaldığı hatta birinci günün sonunda tamamen kaybolduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kanin distalizasyonu, mikro-osteoperforasyon, sıklık

AğrıDiş hareketleriKök rezorpsiyonu+3
Merve Çakır
Pamukkale University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Kök kanallarında kırılan kanal aletlerinin çıkarılmasıyla ilgili diş hekimlerinin algı düzeylerinin ölçülmesi; anket çalışması

Amaç: Bu çalışmanın amacı, Türkiye genelindeki diş hekimlerinin kök kanal tedavisi sırasında ne sıklıkla kanal aleti kırdığını belirlemektir. Ayrıca diş hekimlerinin bu komplikasyonu nasıl yönettiklerinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Yöntem: 23 sorudan oluşan anket diş hekimlerine e-posta ve sosyal medya aracılığı ile ulaştırılmıştır. Ankete 325 diş hekimi geri dönüş sağlamıştır. Anketin ilk bölümünde 5 adet demografik soru yer almaktadır. İkinci bölümde kök kanal şekillendirmesi sırasında kullanılan kök kanal aletleri, bu kök kanal aletlerinin kırılması ve çıkarılmasıyla ilgili 18 adet soru bulunmaktadır. Toplanan verilerin istatistiksel analizi IBM SPSS Statistics 22.0 yazılım programı kullanılarak yapılmıştır. "p<0,05" değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmamıza katılan diş hekimlerinin %39,7'si kök kanallarında alet kırma sıklıklarını ayda birden daha az olarak belirtmiştir. Diş hekimleri alet kırığının sebebi olarak en çok (%44,6) kanal eğelerinin kullanım sayısının artması cevabını vermişlerdir. Kök kanalında alet kırıldığı zaman katılımcıların büyük çoğunluğunun (%66,8) kırılan aleti çıkarmaya veya by-pass etmeye çalıştığı başarılı olamazlarsa kanalın dolumunu tamamlayıp dişi takip ettikleri görülmüştür. Kırılan eğeyi çıkarmak için katılımcıların %42,8'inin hiçbir sistem kullanmadığı, %33,5'inin ultrasonik sistem kullandığı öğrenilmiştir. Alet çıkarma işlemi sırasında katılımcıların büyük çoğunluğunun (%61,8) hiçbir büyütme sistemi kullanmadığı görülmüştür. Sonuç: Diş hekimlerin büyük çoğunluğunun kırılan aleti çıkarmaya veya by-pass etmeye çalışmasına karşın alet çıkarma işlemi sırasında çoğunun bu işlem için özel üretilmiş aletleri ve büyütme sistemlerini kullanmadığı görülmüştür. Ancak bu sistemlerin kullanılmaması kırılan aleti çıkarma işleminin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olabilir. Bu konularda verilecek eğitimlerle diş hekimlerinin kırık alet çıkarma konusunda daha başarılı sonuçlar elde etmesi sağlanabilir.

AlgıAnketlerDental aygıtlar+4
Emine Sadıç
Pamukkale University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Kök kanal tedavisinde kullanılan modern irrigasyon tekniklerinin diş hekimleri tarafından bilinirliğinin değerlendirilmesi: Bir anket çalışması

Amaç: Bu çalışmada, Türkiye'deki diş hekimlerinin kök kanal tedavisinde kullandıkları güncel irrigasyon yöntemlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Anket formu 'Survey Monkey' uygulaması kullanılarak hazırlanmıştır. 340 diş hekimi ankete katılım göstermiştir. Toplamda 25 soru içeren anket, 2 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, katılımcıların demografik özelliklerini sorgulayan 4 soru bulunmaktadır. İkinci bölümde ise katılımcılara kök kanal tedavisinde kullandıkları irrigasyon yöntemleriyle ilgili 21 soru sorulmuştur. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemler (sıklık ve yüzde dağılımları) kullanılmıştır. Kategorik verilerin karşılaştırılmasında, Pearson ki kare testi uygulanmıştır. Grupları kendi aralarında karşılaştırmak için ise Bonferroni düzeltmesi yapılarak z testi uygulanmıştır. Bulgular: Kök kanal tedavisinde irrigasyon solüsyonu olarak, katılımcılar en fazla Sodyum hipoklorit (NaOCl), Klorheksidin (CHX) ve Etilendiamin tetraasetik asit (EDTA) kullandığını belirtmiştir. Katılımcıların, %39,4'ü %2,5 ve %42,6'sı %5 konsantrasyonda NaOCl kullanmaktadır. Endodonti uzmanlarının büyük bir kısmı (%57,4) kök kanal tedavisi sırasında %2,5 NaOCl solüsyonunu tercih ederken, genel diş hekimleri (%50) en fazla %5 NaOCl solüsyonunu tercih etmektedir. Katılımcıların %53,5'i kök kanallarının dezenfeksiyonunda, irrigasyon aktivasyon tekniklerini kullandığını bildirmiştir. Kök kanal tedavisi sırasında irrigasyon aktivasyon tekniklerini kullanan endodonti uzmanların oranı (%89,7), genel diş hekimlerine (%47,8) ve diğer branşlardaki diş hekimlerine (%43,3) göre anlamlı derecede daha fazladır. Kök kanallarının dezenfeksiyonu aşamasında en fazla kullanılan yardımcı yöntemler sırasıyla; sonik aktivasyon (%53,8), güta perka ile manuel dinamik aktivasyon (%51,1) ve ultrasonik aktivasyon (%37,4) olarak bildirilmiştir. Sonuç: İrrigasyon uygulamalarının kök kanal tedavisi başarısına katkısı dikkate alınması gereken konuların başında gelmektedir. Diş hekimlerinin bu konudaki bilgi düzeylerinin farklı çalışmalarla incelenmesi, irrigasyon uygulamaları ile ilgili yönelimin değerlendirilmesine ve eğitim sistemindeki eksikliklerin giderilmesine yardımcı olabilir.

AnketlerDiş hekimleriDiş hekimliği+4
Akif Cin
Pamukkale University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Süt dişlerinde CAD/CAM ile üretilmiş zirkonya kuronların kırılma yükünün in vitro olarak değerlendirilmesi: İki farklı siman tipi ve aralığının karşılaştırılması

Amaç: Bu çalışmanın amacı; süt azı dişlerinde bilgisayar destekli tasarım ve üretim (CAD/CAM) sistemi kullanılarak farklı siman aralıklarında elde edilen zirkonya kuronların kırılma dayanımlarına farklı yapıştırma simanlarının etkisinin in vitro koşullarda değerlendirilmesidir. Yöntem: Toplamda 40 adet çekilmiş süt II. azı dişi, her bir grupta 10 diş olmak üzere 4 gruba ayrılmıştır. Preparasyonları tamamlanan dişler akrilik bloklara gömülmüştür. Kuronlar, CAD/CAM sisteminde 100 µm ve 200 µm oklüzal siman aralıklarında olmak üzere zirkonya bloklardan (InCoris TZI C, Sirona Dental Systems, GmbH, Bensheim, Almanya) üretilmiştir (n=20). Her bir grup kendi içerisinde cam iyonomer siman ve adeziv siman ile yapıştırılmak üzere iki gruba ayrılmıştır (n=10). Simantasyondan sonra örnekler kırılma testine kadar distile suda bekletilmiştir. Tüm örneklere 10 mm/dk hızda universal test cihazı ile yük uygulanmıştır. Her bir örneğin kırılma yükü Newton (N) cinsinden ölçülüp kaydedilmiştir. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 Statistical Software (Utah, ABD) paket programı ile yapılmıştır. Bulgular: Çalıştığımız simanlar ve siman aralıklarının zirkonya kuronların kırılma dayanımı üzerine etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür (p>0,05). En yüksek kırılma değeri ortalaması, 100 µm siman aralığında ve adeziv rezin siman kullanılan grupta görülmüştür. Sonuç: Bu çalışmanın sınırları içerisinde, süt dişlerine uygulanan CAD/CAM zirkonya kuronların kırılma dayanımları değerlerinin yüksek olduğu söylenebilir. Uygulanan siman aralıkları değerleri ve simanlar birbirlerinin alternatifi olarak kullanılabilir. Anahtar kelimeler: Kırılma dayanımı, monolitik CAD/CAM zirkonya kuron, siman aralığı, siman.

CAD/CAMDental materyallerDental stres analizi+4
Gül Melike Güngör İlhan
Pamukkale University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Yer tutucu kullanan hastalarda elektrikli diş fırçası kullanımının periodontal durum ve mikrobiyal flora üzerine etkileri

Amaç: Bu çalışmada, erken süt dişi kaybına bağlı olarak yer tutucu uygulanan 6-12 yaş arası çocuk hastalarda elektrikli diş fırçası kullanımının periodontal parametreler ve tükürükteki mikrobiyal flora üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Karma dişlenme dönemindeki 6-12 yaş arası toplam 68 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Hastalar, sabit ve hareketli yer tutucu uygulanan gruplar olmak üzere iki eşit gruba ayrılmıştır. Bu gruplar da kendi içlerinde manuel veya elektrikli diş fırçası kullanan alt gruplara ayrılmıştır. Çalışmaya dahil edilen tüm hastalarda başlangıç (T0), 1. ay (T1) ve 3. ay (T2) takip periyotlarında periodontal ölçümler yapılmış ve tükürük örnekleri alınmıştır. Klinik periodontal değerlendirmelerde plak indeksi, gingival indeks, periodontal cep derinliği ve sondalamada kanama indeksi ölçümleri kullanılmıştır. Mikrobiyolojik değerlendirmede tükürük Streptococcus Mutans ve Lactobacillus sayısında meydana gelen değişiklikler incelenmiştir. Bulgular: Sabit ve hareketli yer tutucu uygulanan hasta gruplarında elektrikli diş fırçası kullanımı sonrasında, T0-T1-T2 takip periyotlarındaki periodontal parametreler ve tükürük mikrobiyal değişiklikleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Hareketli yer tutucu uygulanan hasta grubunda manuel diş fırçası kullanımı sonrasında T0-T1 ve T0-T2 takip periyotlarındaki gingival indeks ortalama değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir artış gözlenmiştir. Sonuç: Bu çalışmanın sınırlamaları dahilinde elde edilen sonuçlara göre; 3 aylık takip periyodu sonunda sabit ve hareketli yer tutucu uygulanan hastalarda elektrikli diş fırçası kullanımının periodontal parametreler ve tükürükteki mikrobiyal flora üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunmadığı görülmüştür. Bununla birlikte, sabit ve hareketli yer tutucu uygulanan hastalarda farklı tip elektrikli diş fırçalarının kullanımının periodontal parametreler ve tükürükteki mikrobiyal flora üzerine etkilerini değerlendiren uzun dönem takipli çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: elektrikli diş fırçası, mikrobiyal flora, periodontal sağlık, yer tutucular.

Ağız florasıDental aygıtlarDiş fırçalama+7
Fatmagül Öztoprak
Pamukkale University
2023
00