Recently Added Theses
View AllAlevlenme dönemi kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan bireylerde sanal gerçeklik uygulaması: Randomize kontrollü çalışma
Bu çalışmanın amacı, alevlenme dönemi kronik obstrüktif akciğer hastalığında (KOAH) sanal gerçeklik uygulamasının semptomlar, günlük yaşam aktivitesi, fonksiyonel kapasite, anksiyete ve depresyon düzeyleri üzerine etkilerini incelemekti. Çalışmaya KOAH alevlenme nedeniyle hastaneye yatışı yapılan 50 hasta dahil edildi. Hastalar Randomize olarak iki gruba ayrıldı. Çalışma grubuna (ÇG) (n=25) pulmoner rehabilitasyona (PR) ek olarak yatak başı bisiklet ergometresinde pedal çevirme egzersizi sanal gerçeklik simülasyonu ile yapıldı. Kontrol grubuna (KG) (n=25) ise aynı tedavi programı sanal gerçeklik olmadan uygulandı. Tedaviler hastalar taburcu olana kadar uygulandı. Tüm hastalar tedavi öncesi ve tedavi sonrasında 1 dk Otur-Kalk testi, modifiye Medical Research Council (mMRC) ölçeği, CAT ölçeği, Hastane anksiyete ve depresyon skalası (HADS) ve London Chest Günlük Yaşam Aktiviteleri ölçeği (LCADL) ile değerlendirildi. Pedal çevirme egzersiz süreleri ve seans sayıları kaydedildi. Bir dk Otur-Kalk testi sonuçları iki grupta da tedavi sonrasında artarken ÇG' deki artış anlamlı derecede daha fazlaydı (p=0,037). mMRC dispne skoru, CAT skoru tedavi sonrasında iki grupta da azalırken ÇG' deki azalma daha fazlaydı (p=0,062, p=0,003; sırasıyla). Hastane anksiyete ve depresyon skalasının iki alt parametresi ve total skoru tedavi öncesi döneme göre iki grupta da azaldı, anksiyetedeki azalma gruplar arasında benzerken (p=0,117), depresyon ve total skorda ÇG' deki azalma daha fazlaydı (p<0,05). London Chest Günlük Yaşam Aktivitelerinin ev işleri haricindeki alt parametreleri ve total skoru tedavi sonrasında iki grupta da azaldı (p<0,05), Boş vakit alt parametresi iki grup arasında tedavi sonrası dönemde benzerdi (p>0,05), diğer alt parametreler ve total skordaki iyileşme ÇG' de daha fazlaydı (p<0,05). İki grubun tedavi seans sayıları arasında anlamlı bir fark yoktu (p=0,526). Pedal çevirme sürelerin de ise ÇG' nin süresi daha fazlaydı (p=0,007). Çalışmamızın sonuçları KOAH alevlenme döneminde PR uygulamaları sırasında sanal gerçekliğin, fonksiyonel kapasiteyi artırdığını, anksiyete, depresyon, dispne ve diğer semptomları azalttığını, günlük yaşam aktivitelerinde daha fazla iyileşmeye katkıda bulunduğunu gösterirken, sanal gerçekliğin güvenle kullanılabileceğini desteklemiştir.
Bitkisel ekstraktlı nanoliflerin elektro-eğirme yöntemi ile üretimi ve sosis kaplamada kullanımı
Bu çalışmanın ilk aşamasında elektro-eğirme yöntemiyle polimerin %5 (w/w)'i oranında karanfil ekstraktı ve çörekotu atığı ekstraktı ilaveli pullulan ve pullulan/peynir altı suyu proteini nanolifleri farklı çalışma koşullarında (voltaj, iğne ucu-toplayıcı mesafesi, akış hızı) elde edilmiştir. Elde edilen nanoliflerin çapları 168-600 nm arasında değişmektedir. Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopi (FTIR), X-Işını Kırınımı (XRD) ve Diferansiyel Taramalı Kalorimetre (DSC) sonuçları, elde edilen nanolifler ile karanfil ekstraktı ve çörekotu atığı ekstraktı arasında uyumlu bir etkileşim olduğunu göstermiştir. Nanoliflerin fenolik madde içeriği 0,62-48,05 mg GAE/g km ve antioksidan aktivitesi (DPPH) 274-4174 µmol TE/g km arasında değişmektedir. Elde edilen nanoliflerden bazıları S. aureus, M. luteus ve C. albicans'a karşı antimikrobiyal aktivite göstermiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında ise ilk aşamada kullanılan koşullardan dördü seçilerek polimerin %30 (w/w)'u oranında karanfil ekstraktı ve çörekotu atığı ekstraktı ilaveli pullulan ve pullulan/peynir altı suyu proteini nanolifleri elde edilmiştir. Liflerin fenolik madde içeriği 26,17-167,02 mg GAE/g km ve antioksidan aktivitesi 1905-17165 µmol TE/g km aralığında saptanmıştır. Karanfil ekstraktı içeren pullulan nanolifi S. aureus, M. luteus, E. coli, C. albicans ve A. flavus'a karşı antimikrobiyal aktivite gösterirken, aynı oranda çörekotu atığı ekstraktı içeren pullulan nanolifi S. aureus ve E. coli bakterilerine karşı antimikrobiyal aktivite göstermiştir. Çalışmanın üçüncü aşamasında ise ikinci aşamada üretilen nanoliflerden kesiksiz üretilen, antibakteriyal aktivitesi, antioksidan aktivitesi yüksek olan ve homojen morfolojiye sahip olan ikisi seçilip sosis örneklerini kaplamada kullanılmıştır. Ekstrakt ilaveli nanolifler ile kaplanan sosis örneklerinin pH'si depolama boyunca kontrol grubunun pH'sine göre daha yavaş artmıştır. Ekstrakt ilaveli nanolifler ile kaplanan sosis örneklerinin L* (parlaklık) renk değerleri, kontrol grubuna göre daha yüksek bulunmuştur. Ekstrakt ilaveli nanolifler ile kaplanan sosis örneklerinin a* değeri depolama süresince azalmış fakat bu azalma kontrol grubuna göre daha yavaş gerçekleşmiştir. Karanfil ekstraktı ve çörekotu atığı ekstraktı içeren nanolifler ile kaplanan sosis örnekleri, kontrol grubuna göre TBARS değerini sırasıyla %20 ve %17 oranında, E. coli sayısını sırasıyla 1,98 ve 1,01 log düzeyinde ve L. monocytogenes sayısını ise sırasıyla 1,33 ve 0,87 log düzeyinde azaltmıştır.
Laodikeia camlari (hellenistik-geç antikçağ)
Laodikeia, Denizli İli'nin 6 km kuzeyinde; Eskihisar, Goncalı, Bozburun mahalleleri sınırları içinde yer alır. Rhoas ve Diospolis adındaki erken yerleşimlerin üzerine bir polis olarak kurulduğu MÖ 3. yy'dan itibaren bölgenin en önemli kentleri arasında yer almıştır. Siyasi ve ticari gücü ile metropol kent kimliğini üstlenen Laodikeia, Pagan inancının hakim olduğu görkemli yapıların yanında, Geç Antik Çağ ile birlikte Hıristiyanlığın en önemli mabetlerinden biri olan ve ismi İncil'de de geçen Laodikeia Kilisesi'ne ev sahipliği yapar. Söz konusu siyasi, ekonomik ve dini etkenlerin tümünün kentin cam repertuvarını ilk süreçten itibaren etkilediği görülmüştür. Hellenistik Dönem'in az rastlanan ithal form grupları yanında, Orta ve Geç İmparatorluk Dönemleri içerisinde kentte yoğun şekilde kullanılan cam, Geç Antik Çağ cam üretimine dair elde edilen somut veriler ile kentin bölge içerisindeki yerini ve önemini de kanıtlar niteliktedir. Kuruluşundan itibaren terk edildiği MS 7. yy'a kadar geçen süreçte Laodikeia'da kesintisiz ve yoğun bir kullanıma sahip olan cam günlük yaşamın ve dini ritüellerin vazgeçilmez bir parçası olmuştur.
Değişken komşuluk arama algoritmaları ile elektrikli araç rotalama problemlerinin çözümü
Dünya, Paris Anlaşması'nı uygulayarak iklim değişikliğinin etkilerini sınırlamayı kabul etmiştir. Bu da dünya ekonomisinin en yoğun karbon-yoğun sektörlerinden biri olan ulaştırma sektöründe temel ve köklü değişiklikleri gerektirmektedir. Sektörde açık ara baskın enerji kaynağı petrol olduğu için, kullanılan araçların elektrifikasyonu dekarbonizasyon açısından önemli bir rol oynayacaktır. Böylece sera gazı emisyonuna ek olarak hava ve gürültü kirliliği de azaltılarak, bu kapsamdaki sağlık sorunlarının önlenmesine katkıda bulunulacaktır. Lojistik şirketleri açısından ise araç filolarının elektrifikasyonu, fosil yakıtlardaki yüksek ve dalgalı fiyatlara karşılık yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektrik enerjisinin kullanımı ile lojistik maliyetlerinde ciddi oranda tasarruf anlamına gelmektedir. Lojistik faaliyetlerinde elektrikli araçların (EA'ların) kullanımının yaygınlaşmasının önünde aşılması gereken bazı engeller bulunmaktadır. EA'ların enerji ihtiyacının karşılandığı bataryanın enerji kapasitesinin düşük olması sürüş mesafesine, şarj süresinin uzun olması da şarj istasyonunda (Şİ'de) bekleme süresine olumsuz anlamda etki etmektedir. EA filosuna sahip lojistik şirketleri açısından filonun rotalamasının müşterilerin servis taleplerini miktar ve zaman açısından karşılayabilecek şekilde olması gerekmektedir. Bu tez çalışması kapsamında, şirketlerin EA filolarının rotalanması amacıyla Elektrikli Araç Rotalama Problemi (EARP) türevlerinin etkin bir şekilde çözülmesi amaçlanmıştır. EARP'ye ek olarak zaman penceresi ve eş zamanlı topladağıt kısıtlarını birlikte ve ayrı ayrı içeren üç EARP türevi matematiksel olarak modellenmiş, küçük boyutlu problemlerin kesin çözümleri bulunmuş, büyük boyutlu problemlerin çözümü için ise Değişken Komşuluk Arama (DKA) algoritmasını merkezine alan sezgisel çözüm yöntemleri önerilmiştir. Ayrıca DKA kapsamında literatürde kullanılan yerel arama operatörlerine ek olarak probleme özgü operatörler geliştirilmiştir. Yapılan deneysel çalışmalar sonucunda, önerilen sezgisel çözüm yöntemlerinden İndirgenmiş DKA'nın boru ve döngüsel komşuluk değiştirme adımını içeren iki versiyonunun problemlerin çözümünde en etkili algoritmalar olduğu görülmüştür. DKA operatörlerinin çözümü iyileştirme oranlarının problem türüne göre değişiklik gösterdiği, düşük performansa sahip operatörlerin kullanılmaması ile daha kısa sürede daha iyi çözümlere ulaşıldığı gözlemlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Elektrikli araç rotalama problemi, değişken komşuluk arama algoritması, sezgisel çözüm yöntemi, kesin çözüm yöntemi
Kısıtlı veri ve belirsizlik altında elektronik atık (e-atık) miktarlarının tahmin edilmesine yönelik model önerileri
Teknolojik değişim ve gelişimlerle birlikte, elektronik atık (e-atık) oluşumu son yıllarda hızlı bir şekilde artmıştır. Oluşan e-atık miktarının tahmin edilmesi ise e-atık yönetimi için önemli bir konu haline gelmiştir. Ancak e-atık oluşumunun ve ürün ömürlerinin belirsiz yapısı ile kayıtlı e-atık verilerin sınırlı olması ise e-atık tahminini zorlaştırmaktadır. Bu tez kapsamında e-atık tahmini için üç farklı metodolojik yaklaşım sunulmuştur. İlk olarak girdi-çıktı analizine dayalı Geliştirilmiş Carnegie Mellon (GCM) yöntemi önerilmiştir. Bu modelde e-atık tahmini, klasik Carnegie Mellon yönteminin aksine ürün ömrünün ürünün satış yılına göre farklı olma durumu dikkate alınarak yapılmaktadır. İkinci olarak ise, e-atık tahmini için sistematik bir tahmin yaklaşımı önerilmiş, bu yaklaşım Türkiye'nin 2001-2035 yılları atık cep telefonu (ACT) tahmininde uygulanmıştır. Önerilen yaklaşım, satış verileri ve dinamik ürün ömrünü dikkate almakta, gelecek tahmini yaparken alternatif zaman serisi modellerini (Basit üstel düzeltme, Holt's, Lojistik, Gompertz, Logaritmik, Bass ve ARIMA modelleri) kullanarak en iyi performans sergileyen modeli seçmektedir. Devamında ise atık malzeme miktarları ve getiri potansiyelleri hesaplanmaktadır. Önerilen yaklaşım ile 2035 yılında Türkiye'de ACT miktarının 11,5 milyon adedi geçeceği ve 52 milyon dolarlık bir getiri potansiyeline sahip olacağı tahmin edilmiştir. Üçüncü olarak ise, e-atık tahmini için Trigonometri Tabanlı Ayrık Gri Model (TBDGM (1,1)) önerilmiştir. Önerilen model doğrusal olmayan veri yapısına sahip e-atık oluşumunu trigonometrik ifadelerle modelleyebilme ve model parametrelerini meta sezgisel algoritma ile optimize etme kabiliyeti sayesinde başarılı sonuçlar üretmiştir. TBDGM (1,1) modeli ile Türkiye e-atık oluşumu modellenerek 2021-2030 yılları için e-atık miktarı tahmin edilmiştir. Sonuç olarak, tez kapsamında önerilen modeller ve yaklaşımların, e-atık yönetim sürecinde yer alan tüm paydaşlara stratejik ve taktiksel seviye kararlarda katkı sağlaması beklenmektedir.
Asur Ticaret Kolonileri Çağında Konya Karahöyük çanak çömleği
Konya Karahöyük MÖ III. ve II. binyılda Orta Anadolu'nun en büyük höyüklerinden biridir. Höyükte 1953-1992 yılları arasında Ord. Prof. Dr. S. ALP tarafından arkeolojik kazılar yapılmıştır. MÖ II. binyılın ilk çeyreğinde Asurluların Anadolu'da kurduğu uluslararası ticaret ağına dahil olan höyükte yapılan kazılarda IV-I. tabakalar Asur Ticaret Kolonileri Çağı'na tarihlendirilmiştir. Arkeolojik kazılarda elde edilen bazı buluntular Konya Karahöyük'ün bu ticari sistem içerisindeki önemli istasyonlardan biri olduğunu ortaya koymaktadır. Söz konusu buluntular mühür, mühür baskıları, bazı metal ve kemik eserler ile fayans eserlerden oluşmaktadır. Diğer yandan yerleşim yerleri ile ilgili değerlendirmelerde en önemli verilerden biri olan, yerleşim yerlerin kronolojisini, kültürel, sosyal ve ekonomik yapısını ve farklı bölge ve kültürlerle ilişkilerin tespitinde önemli ipuçları barındıran çanak çömlekler çalışılmamıştır. Bu tez çalışmasında söz konusu çanak çömlekler değerlendirilmiştir. Böylece günümüze kadar sadece yüzey araştırmalarından bilinen Konya Ovası Asur Ticaret Kolonileri Çağı çanak çömlek kültürü, Karahöyük'te arkeolojik kazılar ile ortaya çıkarılan çanak çömlekler üzerinden tanımlanma olanağına kavuşmuştur. Elde edilen sonuçlar Konya Karahöyük'ün en yoğun ilişkilerinin Orta Anadolu kentleri ile olduğunu, Mezopotamya ile de ilişkilerinin bulunduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca özellikle Geç Asur Ticaret Kolonileri Çağı'nda İç Batı Anadolu kentleri ile de yoğun temasların varlığı görülmektedir. Genel olarak Konya Karahöyük çanak çömleğinin döneminin eğilimlerini yansıttığını ancak kendine has bazı uygulama ve formlarla özgün bir çanak çömlek geleneği ortaya koyduğunu söylemek mümkündür.
