
2,200
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Bilgi teknolojileri güvenliği ve sigorta şirketinde ıso/ıec 27001 standartları çerçevesinde bilgi güvenlik yönetim sistemi uygulaması
Bilgi, diğer önemli ekonomik varlıklar gibi, bir işletme için değeri olan ve bu nedenleuygun olarak korunması gereken bir varlıktır. Bilginin korunmaması, büyük ve çözülmesi zor problemlere neden olabilir. Bu problemin temel çözümü bilgi güvenliğinin sağlanmasıdır, ancak neyazık ki bilgi güvenliğini tam anlamı ile sağlamanın basit bir formulü yoktur. Bu noktada kurum stratejilerine ve süreçlerine, en uygun bilgi güvenliği yaklaşımının belirlenmesi ve bu yaklaşımlar arasındaki ilişkiler ve yapısal farklılıkların gösterilmesi gerekir.Bilgi güvenliği bilgiyi, ekonomik sürekliliği sağlamak, ekonomik kayıpları en aza indirmek, fırsatların ve yatırımların dönüşünü en üst seviyeye çıkartmak için iç ve dış etkilerle meydana gelebilecek tehlike ve tehditlerden korur.Güvenlik Yönetimi'nin görev tanımı, güvenlik ile ilgili olayların meydana gelmesini, kabul edilebilir maliyetler dahilinde, iş gereksinimleri ile aynı hizada gizliliği, bütünlüğü ve Bilgi İşlem servislerinin erişebilirliğini ve veriyi koruyarak önlemektir.Bilgi teknolojileri güvenliği kavramını anlayabilmek için bilgi teknolojileri yönetim sistemlerini ve bilgi güvenliği içerisinde bu kavramlara verilen önemi anlamak gereklidir. Bilgi teknolojileri güvenlik yönetimi konusunda dünyada en yaygın uygulama alanı bulan üç standart, bu tez kapsamında incelenmiştir. Bu üç standarttan birincisi olan ISO 27001 standardı, ISO 27002 en iyi uygulama standardı çerçevesinde , bilgi teknolojileri güvenlik yönetimi için çok iyi sınıflandırılmış, taktik ve operasyonel seviyede işleyen ve kolay uygulanabilen bir standart iken, CobIT standardının bilgi teknolojileri yönetimine stratejik açıdan bakan ve temelini yönetim kararları, yönetilebilirlik ve denetlenebilirlik üzerine kuran geniş kapsamlı bir yapısı vardır ve bilgi güvenliğini CobIT Security Baseline yani CobIT Güvenlik Temel Çizgisi çerçevesinde destekler.ITIL Güvenlik Yönetimi Süreci, yönetim organizasyonunda güvenligin şeklen uyarlanmasını tarif eder ve böylece bu süreçte sadece temel seviyede bir güvenlik sağlanmakla kalınmaz ayrıca Servis Seviye Anlaşması'nda belirtilenlerin yanında diğer güvenlik gereksinimlere sağlanır.Her üç standartta da, bilgi teknolojileri yönetiminin değişik öğelerinin bu yönetim sistemlerinde yer almakta olduğu değerlendirilmiştir.Tez kapsamında, üzerine odaklanılan bilgi güvenliği ile ilgili standartları sağlayabilmek için , incelenen standartlardan hangisinin uygulanması gerektiği cevaplanması zor bir sorudur ve kesin bir cevabı yoktur. Bu standartların bilgi güvenliği alanında ortak noktalarıda fazla olmasına rağmen, kapsam ve derinlik bakımından birbirlerinden farklıdır. Bu sorunun cevabı şirketin stratejileri , politikaları ve gereksinimleri doğrultusunda, kullanılacak standardın kapsamı, uygulanabilirlik ve maliyet parametrelerine göre değişiklik göstermektedir.Bu tezde, uygulama olarak ABC A.Ş.'de ISO/IEC 27001 standartlarında Bilgi Güvenlik Yönetim Sistemi kurmak için gereken bilgi risklerini belirleme yöntemleri vurgulanmakta ve bu risklerin giderilmesi için ihtiyaç duyulan temel safhalara ait teknoloji, politika ve prosedürler açıklanmaktadır.Bu standartlar kapsamında oluşturulan Bilgi Güvenlik Yönetim Sistemi sayesinde, işletmelerin bilgi varlıklarının güvenlik sürekliliği, yalnızca teknoloji ile değil aynı zamanda tüm şirket çalışanlarının da uyguladığı iş süreçleri ile sağlanabilecektir.
Radyo frekans tanımlama teknolojisinin tedarik zinciri yönetimine katkıları
Günümüz değisen ve gelisen kosulları göz önüne alındığında müsteri ihtiyaçları da çokhızlı bir sekilde değismektedir. Bu zorlu kosullarda ayakta kalabilmenin sartı da müsteriihtiyaçlarını iyi öngörmek ve bu ihtiyaçları mümkün olduğunca hızlı ve maliyetleriminimize edecek bir sekilde karsılamaktır. Bu yüzden isletmeler tedarik zincirlerinidaha etkin hale getirmek istemektedirler. Böylece ihtiyaçların doğru tespiti, ihtiyacıkarsılayacak hammadde ve yarı mamullerin zamanında tedariki, nihai ürünlerinzamanında depolanması ve siparislerin zamanında müsteriye sevki mümkün olacaktır.Bu da isletmelere rekabet avantajı kazandırmasının yanı sıra müsteri memnuniyetini deyükseltecektir.Stok, depolama ve dağıtım operasyonları ise tedarik zinciri içinde önemli bir yeresahiptir ve bu operasyonların etkin olması doğrudan tedarik zincirinin tüm halkalarınayansıyacak ve tedarik zincirinin etkinliğini artıracaktır. Stok, depolama ve genel olarakbütün Tedarik Zinciri operasyonlarında birçok bilgi teknolojisi kullanılmaktadır. AncakBar Kod Teknolojisi, depolama ve dağıtım operasyonlarına bir izlenebilirlik vedoğruluk kazandırmaktadır ve tedarik zincirinin etkin yönetimine önemli bir katkısunmustur. Fakat günümüz gelisen kosulları artık bu teknolojinin yetersiz kalmasınasebep olmustur. Depolama operasyonlarında ürün bar kodlarını okutarak raflarayerlesim yapılması ve siparislerin her ürünü teker teker okutarak çıkarılması sözkonusudur. Yine dağıtım operasyonlarında ürünlerin her bir hareket noktasında (birlojistik birime girmesi veya baska bir lojistik birime girmesi) teker teker okutulmasısürece bir izlenebilirlik kazandırıyor. Ancak bu islemler sürece izlenebilirlik kazandırsada aynı zamanda süreci bir o kadar da yavaslatıyor. Aynı zamanda bar kodteknolojisinde insan da isin içine giriyor. ?nsan ile birlikte hatalar da isin içinegirdiğinde bar kod teknolojisi hem yavas hem de hatalı bir operasyon sağlıyor. Amadeğisen kosullar operasyonların hızlı ve hatasız olmasını zorunlu kullanıldığından dahaileri bir bilgi teknolojisine ihtiyaç duyuluyor. Bu noktada RFID Teknolojisi isin içinegiriyor.RFID Teknolojisi, basta tedarik zincirini en çok etkileyen süreçler olan stok ve depoyönetimi olmak üzere tüm süreçleri insandan olabildiğince bağımsız kılıyor ve insanhatasını minimize ediyor. Tezin sonunda yer verilen uygulama örneğinde ise HorozLojistik depolama operasyonlarında Bar Kod Teknolojisinin nasıl kullanıldığına yerverilirken bu operasyonların RFID Teknolojisi ile nasıl iyileseceği de anlatılıyor.Böylece insana daha az ihtiyaç duyan RFID Teknolojisi ile Bar Kod Teknolojisininarasındaki operasyondaki farklarına değiniliyor.
Sıralı akış çizelgeleme problemlerinin arı algoritmasıyla çözümü
Çizelgeleme araştırmacılar tarafından çokça incelenen konulardan biridir. Çünkü küreselleşen dünyada rekabet açısından çizelgeleme önemlidir. Tez kapsamında akış tipi çizelgeleme problemlerinin bir alt gelişimi olan sıralı akış tipi çizelgeleme problemleri ele alınmıştır. Bu problem tipini çözmek için arı algoritması geliştirilmeye çalışılmıştır.Çalışmanın ilk bölümlerinde, çizelgeleme problemleri, akış tipi çizelgeleme problemlerinin yapısından ve arı algoritmasından bahsedilmiştir. Arı algoritmasının sıralı performansını değerlendirmek için yapılan uygulama iki kısım olarak ele alınmıştır.İlk kısımda, genel durum olarak adlandırılan, işlem zamanları matrisinde en büyük işlem zamanlarının ara makinelerden birinde oluşması durum ele alınmıştır. İkinci kısım problemler ise en büyük işlem zamanlarının ilk ya da son makinede oluşması durumu olan özel durum problemleridir. Yapılan uygulamalarda arı algoritması, Smith Panwalkar Dudek algoritmasından daha iyi sonuçlar vermiştir.Anahtar Kelimeler: Sıralı Akış Tipi Çizelgeleme Problemleri, Arı Algoritması.
Zeki talep tahmin yöntemlerinin doğruluk ve kamçı etkisi açısından değerlendirilmesi: Kimya sektöründe bir uygulama
Üretim sisteminin başlangıç adımı olarak kabul edilen talep tahmini, stok seviyelerini koruma, müşterilere daha iyi hizmet verme, kapasite kullanımının iyileşmesi, kar seviyelerinin arttırılması gibi konularda önem arz etmektedir. Bugüne kadar talebi tahmin etmek için gerek basit gerekse karmaşık pek çok yöntem geliştirilmiştir. Farklı organizasyonlar için ilgili ürünün satış veri yapısına bağlı olarak bazı tahmin mekanizmaları daha doğru sonuç vermektedir. Bahsi geçen organizasyonel amaçları gerçekleştirmek için doğruluk oranları yüksek, sağlam yöntemler seçilmelidir. Herhangi bir tahmin yöntemi seçildikten sonra tahmin doğruluğunu arttırmak için tahmin yönteminin yapısının incelemesi de ikinci bir iyileştirme olmaktadır.Tahmin doğruluğunun yanında, organizasyonel amaçlara yönelik göz önünde bulundurulması gereken diğer bir önemli konu da kamçı etkisidir. Kamçı etkisi direk olarak talep tahmin yöntemi tarafından etkilenmektedir. Düzgün bir tedarik zincirinde kamçı etkisinin olabildiğince az olması istenir. Dolayısı ile bir yandan en doğru tahminleri elde etme amacıyla kullanılan yöntemin aynı zamanda en düşük kamçı etkisi sağlama amacına yönelik de çalışması gerekmektedir.Bu çalışmada, kimya sektöründe yeni piyasaya sunulan bir ürüne ait satış verileri alınarak, klasik yöntemler olan zaman serisi ve nedensel yöntemlerden ziyade, literatürde sağlamlığı pek çok çalışma ile desteklenmiş zeki tahmin yöntemlerinden yapay sinir ağları, gri teori ve bulanık zaman serileri ile talep tahmini yapılmıştır. Bu zeki yöntemler kullanılırken, yapısal özelliklerine ait doğruluğu arttırıcı duyarlılık analizleri yapılmış ve yöntemlerin hangi parametre ve katsayılarla daha doğru sonuçlar verdiği de analiz edilmiştir. Yöntemlerin doğruluk performansları, bilim adamları ve araştırmacılar tarafından en yaygın ve güçlü ölçüt olarak kabul edilen ortalama mutlak yüzde hata ölçütüne göre belirlenmiştir. Bu aşamadan sonra bir üretici ve bir tedarikçiden oluşan basit tedarik zincirinde her bir eşolonun bir periyotluk talebi karşılayacak biçimde çalıştığı 1-1 stok tutma politikası ve her bir eşolonun iki periyotluk talebi karşılayacak biçimde çalıştığı 2-2 stok politikası doğrultusunda yöntemlerin talep tahmin sonuçlarına göre yol açtığı kamçı etkisi büyüklükleri ortaya konmuştur. Böylece zeki tahmin yöntemleri hem tahmin doğruluğu hem de kamçı etkisi bakış açısından karşılaştırılırmış, bununla birlikte bu süreçte iyileştirmeleri sağlayacak yollar da analiz edilmiştir.
Lojistik yönetiminde yalın düşünce ile sistem tasarımı ve bir uygulama
Dağıtım yönetimi, ürünlerin tedarik zinciri boyunca hareketini sağlamak amacıyla taşıma, geçici depolama, elleçleme vb gibi işlemleri içeren faaliyetler bütünüdür. Ürünlerin tüketiciye sunumunda bu faaliyetler anahtar rol üstlenmekte ve işletmeler için önemli maliyetler oluşturmaktadırlar. Bu faaliyetlere ait maliyetlerin giderek artması, işletmeleri dağıtım yönetimi ile ilgili yöntem ve stratejiler geliştirmeye yöneltmektedir. Dağıtım yönetiminde anahtar rol oynayan strateji, tedarik zinciri içerisindeki işlemlerin entegrasyonunu ve bu işlemlerin minimum maliyetle gerçekleştirilmesini sağlamak için kurgulanmış tekniklerin uygulanmasıdır. Stratejik düzeyde böyle bir dağıtım yönetiminin gerçekleştirilmesi son zamanlarda sıkça rastlanan yalın lojistik uygulamaları ile daha etkili sonuçlar vermektedir. Ürünlerin üretim merkezlerinden alınıp geçici depolanması, etkili sipariş yönetimi, dağıtım ağının tasarlanması ve döngüsel seferlerle ürünlerin son kullanıcıya ulaştırılmasını içeren, her faaliyetin bir sonraki faaliyete girdi oluşturduğu entegre bir sistemle ekonomik ve kaliteli bir dağıtım yönetimi modeli oluşturulabilir. Böyle bir entegre sistemin sonucu olarak hem fiyat hem kalite bakımından rekabet avantajı sağlanması muhtemel hale gelmektedir.Bu çalışmanın amacı, yalın lojistik tekniklerini kullanılarak birbiriyle entegre lojistik faaliyetleri içeren kaliteli ve ekonomik bir dağıtım modeli oluşturmaktır. Bu bağlamda ilk bölümde konuya giriş yapıldıktan sonra, çalışmanın ikinci bölümünde lojistik yönetimi konusu altında lojistik faaliyetler, lojistik maliyetler ve lojistikte performans yönetimi konuları açıklanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde yalın lojistik konusu altında yalın lojistik kavramı, prensipleri ve israfla ilişkisi üzerinde durularak dağıtım yönetimi entegrasyonunu da içeren yalın lojistik teknikleri anlatılmıştır. Çalışmanın dördünce bölümünde, bu entegrasyonun son aşaması olan araç rotalama problemi altında rotalama bileşenleri, türleri, en iyileme kısıtları anlatılmış, rotalama türleri formüle edilerek çözüm yöntemleri üzerinde durulmuştur. Beşinci bölümde, 3PL bir işletmenin faaliyetleri göz önünde bulundurularak dağıtım yönetimi ile ilgili bir model tasarımı yapılmıştır. Son bölümde ise Aras Lojistik'te gerçekleştirilen dağıtım projelerinden birinin mevcut süreci ve maliyetleri anlatılmış, tasarlanan model bu projeye uygulanarak mevcut durum ile kıyaslama yapılmıştır. Tasarlanan modelin uygulanmasında Lingo programı kullanılmıştır.
Kurumsal kredi değerlendirmede bulanık AHP-yapay sinir ağları temelli bir yaklaşım ve bir uygulama çalışması
Kredi derecelendirme süreci kredi talep edenler ve piyasaya fon fazlasını arz eden kredi verenler tarafından önem arz eden bir konu olarak değerlendirilmektedir. Kredi veren kuruluşlar açısından kredibilitenin doğru ve objektif bir şekilde tespit edilmesi gerek kredinin geri ödenebilirliğinin sağlanması, gerekse kredinin doğru fiyatlanabilmesi açısından önemlidir.Günümüzün rekabetçi ortamında, kredi taleplerinin değerlendirilmesinde kararların hızlı ve etkin bir şekilde verilmesi bankaların en önemli hedefleri arasında yer almaktadır.Bu tez çalışmasında kredi talebinde bulunan firmaların bankalar tarafından analiz edilmesine yardımcı olacak bir model belirlenip kredinin geri dönmeme riskinin minimuma indirilmesi amaçlanmıştır. Oluşturulan modelde bulanık AHP yöntemi ve yapay sinir ağı beraber kullanılmıştır. İlk önce hem kalitatif hem de kantitatif verileri birlikte inceleyen aynı zamanda karar verici yargılarını da modele dahil edebilen bulanık AHP yöntemi ele alınmıştır. Bulanık AHP ile kriter seçimi yapılmış ve seçilen kriterlere ait veriler yapay sinir ağında girdi olarak kullanılmıştır. Kredi kararlarının daha hızlı, etkin ve kolay bir şeklide verilmesine yardımcı olacak alternatif bir model oluşturulmuştur.
Enerji alternatiflerinin bulanık çok ölçütlü değerlendirilmesi ve Türkiye için bir yol haritası
Enerji, hem hayatın devamlılığı hem de ekonominin sürdürülebilirliği için hayati önem taşır. Ülkelerin enerji politikalarını dengelemeleri, toplum sağlığı, çevre ve sosyal konular gibi birçok toplumsal boyutu etkiler. Bu nedenle enerji alternatifleri arasında seçim yapılırken bu ve bunun gibi birçok kriter dikkate alınmalıdır. Değerlendirme aşamasında enerji alternatiflerine etkiyen ölçütlerin her biri sayısal birimlerle ifade edilemeyebilir, bu durum çeşitli matematiksel ve mühendislik tekniklerinin kullanımını zorunlu kılar. Bu sayede sayısal olarak ifade edilemeyip dilsel olarak değerlendirilen ölçütler de sonucu elde etmede göz önünde bulundurulur ve çıkan sonuçlar matematiksel olarak bir dayanağa sahip olur. Bu tez çalışmasında Türkiye?de kullanılacak enerji alternatiflerinin seçiminde yol haritası oluşturmak amacıyla bir entegre çok kriterli karar verme yöntemi (ÇKKV) uygulanmıştır. Değerlendirme sürecindeki belirsizlikleri hesaplamalara yansıtabilmek amacıyla, bulanık mantık kullanılmıştır. İlgili nitel ve nicel kriterler belirlenerek, ülkede kullanılan enerji kaynakları değerlendirilmiş, ilk sıralarda tercih edilmesi daha uygun alternatifler elde edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde aynı kriterler ve aynı yöntem kullanılarak bu kez yenilenebilir enerji alternatifleri değerlendirilmiştir. Kriterlere ait ağırlıkları hesaplamada tip-2 bulanık bulanık AHS (Analitik Hiyerarşi Süreci) ÇKKV yöntemi kullanılmıştır. Alternatiflerin sıralanması aşamasında ise TOPSIS (Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solution) ÇKKV yöntemi önceki yaklaşımda olduğu gibi yine tip-2 bulanık küme ile birlikte kullanılmıştır. Alternatiflere ait sıralamalar elde edildikten sonra, duyarlılık analizleri gerçekleştirilmiş, mevcut durum ile farklı senaryolar karşılaştırılmıştır. Duyarlılık analizi önce tüm enerji kaynaklarının değerlendirildiği durum için, ardından yalnızca yenilebilir enerji kaynaklarının değerlendirildiği durum için uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre gelecek yıllarda Türkiye?nin yatırım yapması gereken enerji alternatifleri değerlendirilmiştir. Böylelikle ülke için bir yol haritası oluşturulmuştur.
Çok amaçlı aktarmalı taşıma probleminin bulanık melez evrimsel algoritma ile optimizasyonu
Talep parametreleri birbirinden farklı olabilen n adet mağaza veya depo konumuna sahip bir sistemi ele almaktayız. Mağazalar taleplerini karşılamak için periyodik olarak ürün sipariş etmek zorundadırlar. Mağazalar envanterlerini periyodik olarak gözden geçirip ürün tedarik ederler. Eğer mağazada stok azalırsa veya fazla stok bulunursa dengelemek için aktarmalı taşıma gerçekleştirilir. Depo konumları arasındaki aktarmalı taşımalar toplam maliyeti minimize etmek ve hizmet düzeyini maksimize etmek için kullanılır. Problemimizde karşılanması gereken amaçlarımız toplam maliyetin, tedarik gecikmelerinin ve kalite kaybının minimizasyonu, doluluk oranının ise maksimizasyonudur. Problemi karmaşıklaştıran ve çözülmesini zorlaştıran en önemli etken birbiriyle çelişen birden fazla amaca sahip olması ve karar değişkenlerinin gürültülü olmasıdır. Evrimsel algoritmalar her iki durum için de etkin çözüm üretebilme yeteneğine sahip olduğundan bu problemin çözümü için uygun bir yöntemdir. Problemin çözümü için güç Pareto evrimsel algoritması 2 (GPEA2)'ye dayanan bulanık melez bir evrimsel algoritma önermekteyiz. Önerilen algoritma, seçim operatörüne bulanık bir çıkarım sistemi ilave ederek algoritmanın performansını arttırmayı amaçlamaktadır. Deneysel çalışmalardan elde edilen sonuçlar, çok amaçlı aktarmalı taşıma problemi için önerilen bulanık melez evrimsel algoritma metodunun uygun çözümler sağladığını ve çok amaçlı problemlerin çözümünde etkin bir şekilde kullanılabileceğini ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım en iyi çözümler kümesi arasından seçim yapmayı sağlayan Pareto optimal çözümler sunmaktadır. Ayrıca bu metot, Pareto optimal çözümler elde etmek için benzer çok amaçlı problemlere de uygulanabilir.
Lojistik merkezi seçimine yönelik bulanık çok ölçütlü karar verme modeli: Doğu Anadolu Bölgesi için bir uygulama
Lojistik merkez yerleri, lojistik sektörünün ekonomik olarak büyümesine etki eden en önemli faktörlerden biridir. Lojistik merkezler büyümeyi öncelikle bölgesel olarak gerçekleştirmekte ve ülke ekonomisine olumlu katkılar sağlamaktadır. Lojistik merkezlerin, değişik taşıma yollarından malların sevk ve idaresi için kara, demir ve deniz yolu gibi çeşitli ulaşım ağlarına ya yakın ya da kolay ulaşılabilir bir mesafede kurulmaları gerekmektedir. Bu sebeplerden dolayı lojistik merkez yerlerinin belirlenmesi kritik bir konu haline gelmiştir. Lojistik merkez yer seçim problemleri bir karar verme problemi olup, büyük ölçüde belirsizlik içeren problemlerdir. Bu tez çalışmasında, en iyi çözüme ulaşabilmek için Buckley'in Bulanık AHP yaklaşımı ile kriter ağırlıkları hesaplatılmış, Tip-2 Bulanık TOPSIS yönteminde, bu ağırlıklar kullanılarak probleme çözüm sunulmuştur. Tip-2 Bulanık TOPSIS yöntemi ile lojistik merkez yeri için en iyi lokasyonun bulunması hedeflenmiştir. Bu çalışmada Doğu Anadolu Bölgesi için lojistik merkez yer seçim problemi incelenmiştir. Malatya, Erzurum ve Van olmak üzere üç alternatif şehir, bu şehirleri değerlendirmek için ise literatürde kullanılan kriterler ışığında, dört adet ana, altı adet alt kriter belirlenmiştir.
Kentsel lojistik merkez yer seçimi: Meyve sebze hali uygulaması
Kentsel alanlarda insanların yaşamlarını devam ettirebilmesi için ürünlerin etkin bir şekilde istenen noktaya ulaştırılması hayati bir öneme sahiptir. Bu teslimatları etkin bir şekilde gerçekleştirebilmek için dağıtım ağlarının doğru tasarlanması gerekmektedir. Bu dağıtım ağında kentsel dağıtım merkezleri önemli bir yere sahiptir. Kentsel dağıtım merkezlerinin konumlarının doğru belirlenmesi, araçların daha verimli kullanılmasını, kullanılan araç sayısının doğru belirlenmesini, araçların rotasının doğru belirlenerek trafik yoğunluğunun azaltılmasını ve dolayısıyla gürültü ve emisyon gibi çevresel etkilerin azaltılmasını sağlayacaktır. Artan nüfus ve ürün talepleri ile beraber kentsel dağıtım merkezlerinin konumlarının doğru belirlenmesi problemi daha kritik bir problem haline gelmiştir. Kentsel alanlarda kent sakinlerinin gıda ihtiyaçlarını karşılamak için önemli olan zincirlerden biri yaş meyve sebze tedarik zincirleridir. Meyve ve sebzelerin her yönden etkin bir dağıtımının gerçekleştirilmesi için kentsel dağıtım merkezlerinin özel bir hali olan meyve sebze halleri ile ilgili problemlerin dikkatle incelenmesi gerekmektedir. Bu tez çalışmasında, kentsel dağıtım ağında önemli yer tutan yaş meyve sebze hallerinin konumlarının belirlenmesi problemi ele alınmıştır. Problemin çözümü için karma tamsayılı lineer programlama modelleri geliştirilmiştir. Bu modellerde maliyet, zaman ve karbondioksit emisyonu kriterleri dikkate alınmış ve bu kriterlerin minimize edilmesi amaçlanmıştır. Bazı parametrelerdeki belirsizliği dikkate almak amacıyla bulanık parametreler kullanılmıştır. Ayrıca, kent içerisindeki trafik yoğunluğunun maliyet, zaman ve emisyon miktarı üzerindeki etkileri incelenmiştir. Toplam maliyet, toplam zaman ve toplam karbondioksit emisyonunun minimizasyonu amaçlarını bir arada çözmek için hedef programlama tekniği kullanılmıştır. Son aşamada, hedeflerin belirlenmesinde zorluğu azaltmak için bulanık hedef programlama tekniği kullanılmış ve hedeflerdeki toleranslar dikkate alınmıştır. Modeller, İstanbul için en uygun hal yerinin belirlenmesi problemine uygulanmıştır. Birçok senaryo üretilerek sonuçlar raporlanmış ve analiz edilmiştir. Önerilen son model için duyarlılık analizi yapılmış ve belirlenen hal konumları için kısıtların duyarlılığı incelenmiştir. Uygulama sonucunda, hangi halden hangi pazara taşıma yapıldığı belirlenmiş, ayrıca tüm amaçlar dikkate alınarak en uygun hal konumu/konumları tespit edilmiştir. Sonuçlar değerlendirildiğinde, İstanbul'daki mevcut hal konumlarının değiştirilmesinin daha uygun olacağı sonucuna varılmıştır.
Türkiye enerji planlaması için çok ölçütlü bir model önerisi
Toplumsal gelişmeye esas teşkil eden çok önemli bir dayanak olan enerji, çevresel bir etken olarak da insanoğlunun hayatta kalması ve gelişmesi için yaşamsal bir role sahiptir. Dünyanın temel enerji kaynağındaki fahiş fiyat artışı ve Türk ekonomisinin hızlı gelişimi ile birlikte Türkiye'nin enerji tüketimi büyük bir sorun haline gelmiştir. Bu durumu ortadan kaldırmak için gelecekle alakalı doğru tahminler yapmamızı sağlayacak karar verme süreçleri oluşturmak zorunluluğu da ortaya çıkmaktadır. Doğru tahminler; taahhütleri, üretimleri ve bakım planlamaları gibi konularda kurumlara çok büyük yardımlar sağlayabilir. Bu nedenle kurumların gelecek ile ilgili talepleri, doğruya en yakın bir şekilde önceden görme ihtiyacı duymaktadır. Gelecekle ilgili karar vermek Birçok belirsizliği içerdiğinden, bu kararları uygulamak oldukça zordur. Düzenli bir veri yönetim metodu olan Yapay Sinir Ağları enerji talebi tahmininde oldukça popülerdir. Bu çalışmada, alternatif bir yaklaşım olarak Uyarlamalı Ağ Tabanlı Bulanık Çıkarım Sistemi (ANFIS) önerilmektedir. Gelecek ile alakalı gerekli enerji miktarının bilinir olması aynı zamanda, Türkiye'nin hangi enerji kaynaklarını nasıl kullanacağı konusunda belirli çalışmalar yapmayı da gerektiriyor. Bu nedenle, karar vericilerin seçim kriterlerinin göreceli önemi konusundaki görüşleri tip-2 bulanık kümelere dayalı bulanık bir Analitik Hiyerarşi Sürecii (AHP) kullanılarak belirlenmiş ve en iyi enerji alternatiflerini sıralamak için tip-2 aralıklı TOPSIS metoduna dayalı bulanık çok kriterli karar verme metodolojisi kullanılmiştır. Bu çalışmada, tip-2 bulanık kümeler, gerçek dünya uygulamalarının belirsizliğini ve bulanıklığını temsil etmede daha fazla serbestlik derecesi sağladığından dolayı kullanılmıştır. Türkiye'nin enerji talebini tahmin etmek için Yapay Sinir Ağı (ANN) ve bulanık mantık (FL) metotlarını birleştiren ANFIS metodu tahmin aracı olarak incelenmektedir. Önerilen model, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından elde edilen ve Temel Bileşenler Analiz (TBA) metodu ile işlenmiş veri setlerini ANFIS uygulamasını kullanarak Enerji talebini tahmin etmektedir. ANFİS metodu ile elde edilen sonuçların doğruluğu üzerinde etkin performan gösterdiği ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, ANFIS modeli enerji tahminlemede etkin bir alternatif yöntem olarak kabul edilebilir olmuştur. Son olarak, uzun dönemli enerji tahminlerinde model kullanılmış ve elde dilen sonuçlar yorumlanmıştır. Aynı zamanda Türkiye için hangi enerji alternatifinin saptanması amacıyla tip-2 aralıklı bulanık çok kriterli karar verme metodolojisi önerilmiş ve etkili sonuçlar elde edilmiştir. 2012-2035 yılları için yapılan test amaçlı tahminler, gerekse projeksiyonlar için yapılan hatalar incelendiğinde ANFIS modelinin iyi sonuç verdiği görülmektedir. Bu sonuç ANFIS modeldeki R=0.99998 değerini elde ederek ANFIS'in öğrenme kabiliyetini ortaya koymaktadır. Aynı zamanda Türkiye'nin enerji ihtiyacı 2020 yılı için (157.090,65 PEKT) ve 2034 yılı için ise (266.689,59 PEKT) miktarında olacağı ön görülmektedir. Enerji planlaması ve yatırımına yönelik bulanık çok kriterli karar verme sorunlarını çözmek için uygulanan tip-2 aralıklı bulanık AHP yöntemini ve tip-2 aralıklı TOPSIS yöntemini birlikte uygulanmasıyla elde edilen sonuçlara bakıldığında; en iyi enerji alternatifinin rüzgar enerjisi olduğu belirlenmiştir. Geri kalan alternatifler sırasıyla; güneş enerjisi, hidrolik enerji, jeotermal enerji, biyoenerji, doğal gaz, petrol, kömür-linyit, nükleer enerji ve hidrojen enerjisi olması gerektiği sonucu ortaya çıkmıştır.
Tedarik zincirinde çok amaçlı ağ tasarım probleminin çok kriterli karar verme ve hedef programlama yöntemleri kullanılarak optimizasyonu
Bu çalışmada, çok aşamalı bir tedarik zincirinde hedef programlama ile DEMATEL ve ANP yaklaşımlarının entegrasyonuyla kalitatif ve kantitatif faktörleri ele alan çok amaçlı bir doğrusal programlama modeli kurulmuştur. Birinci amaçta birim taşıma ve tesis maliyetleri toplamının minimizasyonu, ikinci amaçta taşıma sürelerinin minimizasyonu ve üçüncü amaçta ise maksimum kalitatif faktörlerin faydası amaçlanmıştır. İlk olarak, tedarik zinciri yönetimi ile ilgili teorik bilgi verilmiştir. Tedarik zinciri kavramlarının tanımları yapılıp, rolü anlatılmıştır. Sonrasında ise, konu ile ilgili bir literatür araştırması yapılmıştır. Bir sonraki bölümde, otomotiv sektöründe yer alan bir firma uygulama olarak ele alınmıştır. Sayısal uygulama kısmında; üretim merkezi, dağıtım merkezi ve depo tesis yerlerinden hangilerinin açılması gerektiği ve tesisler arası taşınacak ürün miktarları hesaplanmıştır. Hesaplamalarda GAMS (21.6) optimizasyon yazılımından yararlanılmıştır. Son bölümde ise; değişik senaryolar değerlendirildikten sonra elde edilen sonuçlar karşılaştırılmış ve karar vericiye sunulmuştur.
Determining supply chain risk factors in food industry
Today organizations are faced with many different types of risks (operational, project, human resource, financial, safety etc). At all levels of an organization, risk management is an integral component of good management and decision-making because of what a lot of standards and guidance documents are created with the purpose of productive organization managing. In environment where all resources are to be used in most productive way, risk management should be considered as a proactive and systematic process to understand and manage risk from an organization wide perspective. In this study, to get the better understanding of supply chain risk management, a real world application is investigated. This application is implied to company for food distribution which is located in Istanbul, Turkey. The project has been done in three levels, starting from April 2013. Because food distribution companies are affected by risk factors more than any other first step of the research was collecting the factors which are affecting supply chain the most. This step was supported by literature review about risks in supply chains, leading manager team of Hedef Gida company, and academician from Yildiz Technical University in Istanbul. By collecting the data about risk factors, internal and external, how strong they are influencing the work flow, and what are their consequences, first level of project was completed. In second level we defined the main problem in the company, the main risk for the SC, possible solution, and finally the method which is the most suitable for eliminating the risk. As a result we found that in supply chain the biggest problem is low capacity in the days when customers demand is the highest, what brings supply chain fragility and delivery delay as a biggest risk. For this problem the best solution is finding the contractor and sharing the job in the busiest days, what is followed by risk in choosing and ranking the right criteria. Choosing the criteria was supported by the opinion of the employees' of Hedef Gida company and literature. To rank criteria DEMATEL method was applied. Based on the results of this project in the future study DEMATEL method can be utilized with AHP, ANP, TOPSIS or any other decision making method for ranking the alternatives, with the purpose of choosing the best supplier or partner for distribution work. Key words: Risk management, supply chain management, food distribution, contractor selection, criteria ranking, DEMATEL method.
Otomotiv sektöründe operasyonel verimliliği artırıcı yönde bir yaklaşım
Otomotiv sektöründe artan rekabet, azalan kâr marjları şirketleri gelişime zorlamaktadır. Tedarik zincirleri baştan aşağı gözden geçirilmekte, kalitesizlik maliyetlerini azaltmak adına kalite çemberleri oluşturulmakta, 6sigma, 8D problem çözme teknikleri uygulanmakta, standartlar oluşturulmakta ve hem iç hem de dış denetçiler tarafından denetlemeler yapılmaktadır. İnsan kaynakları alanında çalışan sirkülasyonunu azaltmak adına, performans değerlendirmeleri yapılmakta, terfi sistemleri kurulmakta ve işletilmekte, çalışanların önerilerini dikkate alarak onların memnuniyetini artıracak ve şirkette uzun yıllar kalmalarını sağlayacak çeşitli yöntemler denenmektedir. Üretimde, yalın üretim felsefesinin prensiplerini gerçekleştirerek aşırı üretim, envanter, gereksiz hareket, bekleme zamanları, malzeme taşıma, gereksiz işlem adımları ve hatalar ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Tüm bu teknikler şirketlerde uygulamaya konulurken, her bir sürecin birbirini etkilediği bilinir ancak etkileri göz ardı edilir veya herhangi bir düzenleyici unsur ortaya koyulamaz. Şirketler departmanlarında tüm bu faaliyetleri yürütürken, faaliyetlerin yol açacağı sonuçları önceden tespit edebilmeli, maksimum faydayı sağlayabilmek adına tüm bu süreçleri koordine edebilmelidir. Bu çalışmada, otomotiv sektöründe büyük maliyet kalemlerinden biri olan işçilik maliyetlerinin azaltılması adına toplu bir işgücü planlaması modeli önerilmiştir.Tez kapsamında, öncelikli olarak bahsetmiş olduğumuz tüm bu departmanlarla ilişkili olan toplu planlama modellerinin tanımı yapılmıştır. Kurulan toplu üretim planlama modellerin kapsamları hakkında bilgi verilmiş, çözüm yöntemlerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde, işletmenin kaynaklarının nasıl paylaştırılabileceğini gösteren, atama modelleri üzerinde durulmuştur ve önceki bölümde olduğu gibi bu modellerin hangi yöntemlerle çözülebileceği bilgisi paylaşılmıştır. Toplu üretim planlama teknikleri ve atama teknikleri son bölümde bir araya getirilerek birleşik bir üretim ve kaynak planlama modeli önerilmiştir. Burada amaç, toplu üretim planlama modeli (tam sayılı programlama) ile tüm ihtiyaç planlamasını haftalık veya önceden belirlenen periyotlara göre yapmak ve ardından iş gücü seviyesini atama modeli (doğrusal programlama) ile maliyeti minimize ederek ayarlamaktır. Önerilen modellerin, matematiksel olarak gösterimi yapılmış ve uygulamalı bir şekilde anlatımları gerçekleştirilmiştir.
Yeşil tedarik zinciri yönetimi yaklaşımıyla araç rotalama ve bir örnek olay modellemesi
İnsan nüfusunun günden güne hızla artmasıyla, insanların çevreye verdikleri zarar da artmaktadır. Bu zararın azaltılması ve geri çevrilmesi gereklilik haline gelmektedir. Çevreye verilen zarar konusunda oluşan endişeler çalışmaları yeşil ve sürdürülebilirlik ile ilgili konulara yönlendirmektedir. Bu çalışmaya da aynı endişeler yön vermiştir. Bu nedenle Yeşil Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Araç Rotalama konuları çalışılmış ve sosyal karbon maliyeti bakış açısıyla bir yeşil araç rotalama problemi sunulmuştur. Birinci bölümde literatür araştırmasının özeti ile çalışmanın katkılarına değinilmiş, ikinci ve üçüncü bölümlerde yeşil tedarik zinciri yönetimi ve yeşil araç rotalama problemi hususları ele alınmıştır. Dördüncü bölümde İstanbul Anadolu Yakası'nda bir aşı dağıtım örneği için maliyet minimizasyonu ve yeşil araç rotalama problemleri çözülmüştür. Son bölümde ise problem sonuçlarının karşılaştırması ve gelecek araştırmalara yön verecek fikirler verilmiştir.
Heterojen filolu araç rotalama probleminin meta sezgisel hibrit model ile çözümü
Bu çalışmada, belirli noktalardan süt toplayan heterojen araç filosuna sahip bir lojistik firmasının sabit ve değişken maliyetlerinin minimuma indirilmesi, farklı tiplerdeki araçların hangi noktaya atanacağını ve buna bağlı olarak da en uygun rotanın belirlenmesi amaçlanmıştır. Problemin çözümünde, öncelikle mevcut durum incelenerek, araç tipleri, kapasitesi ve sayısı, firmanın süt toplayacağı noktaların konumları ve bu noktaların birbirlerine olan uzaklıkları, noktalardan toplanacak sütün miktarı ve işletmenin toplam maliyeti gibi veriler elde edilmiştir. Elde edilen bu veriler belirli kısıtlar altında sezgisel hibrit bir modele dökülerek, sonrasında yazılıma geçilmiş, Excel Makro programlamada optimum çözümler elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlarla firmanın mevcut durumu karşılaştırılmış ve iyileştirme yapıldığı ortaya konmuştur.
Üretim lojistiğinde süreç iyileştirme ve uygulaması
Lojistik operasyonlar, tesisler arası ya da tesisler ile müşteriler arası taşımalarda olduğu kadar, üretim sistemleri içerisindeki iş istasyonları arasındaki taşımaların düzenlenmesi açısından da işletmeler için kritik önem taşımaktadır. Üretim sistemleri içerisindeki taşımada, tesisler arası ya da tesis müşteri arası lojistik sistemlerindeki müşterinin yerini, bir sonraki iş istasyonları, talep tahminlerinin ya da siparişlerin yerini ise üretim planı almaktadır. Üretim sistemleri içerisindeki tedarik zincirini, iş istasyonları arasındaki ilişkiler şekillendirmektedir. Depo yönetim sistemlerindeki fonksiyonel alanların tasarımı ve ürünlerin ilgili fonksiyonel alanlara atanması, üretim lojistiği için de önem arz etmektedir. Bu önem dahilinde mevcut çalışmada, beyaz eşya üreticisi bir firmanın belirli iş istasyonları arasındaki ürün akışları analiz edilmiştir. Uygun malzeme akışlarının belirlenmesi, ürünlerin karakteristik özelliklerine uygun malzeme akışlarına atanması, uygun taşıma araçlarının ve miktarlarının belirlenmesi gibi amaçlar dahilinde çok amaçlı bir doğrusal olmayan matematiksel model geliştirilmiştir. Malzeme akışlarının karakteristik özelliklerinin analiz edilmesi için ABC/XYZ Analizleri'nden ve Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) tekniklerinden Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP)' den, matematiksel modelin çözüme kavuşturulması için ise Bulanık Çok Amaçlı Karar Verme (ÇAKV) tekniklerinden Sakawa ve Nishizaki Etkileşimli Bulanık Çok Amaçlı Yaklaşımı' ndan faydalanılmıştır. Matematiksel model, GAMS yazılımı kullanılarak çözüme kavuşturulmuştur.
Belirsizlik altında insani yardım organizasyonlarının performanslarının ve lojistik ağ yapılarının iyileştirilmesi için çözüm yaklaşımları
İnsani yardım lojistiğinin ana amacı, maddi açıdan en iyi değer sağlanırken ihtiyaç duyulan yerde ve zamanda istenilen ürünleri teslim etmek ve hizmetleri sağlamaktır. Gıda, su, geçici barınak, ilaç vb. kritik malzemeler afet sonrası yaşamsal faaliyetler için hayati derecede öneme sahiptir. Aynı zamanda insani yardım lojistiği afet alanındaki yaralı insanlara ve afetzedelere direkt olarak odaklanır. Bu açıdan etkili ve verimli hazırlık ve müdahale planları afetlerin sosyal, ekonomik ve çevresel etkilerini önemli ölçüde azaltabilir. Bu nedenden dolayı, yöneylem araştırması ve yönetim bilimlerindeki karar verme ve optimizasyon modelleri çok etkili araçlardır ve toplumları afetlere hazırlamada büyük rol oynayabilirler. İnsani yardım lojistiği literatüründe, devlet tarafından desteklenmeyen insani yardım organizasyonları, devletlerin yeterli kaynakları ve fonları olmadığından dolayı, yardım faaliyetlerinde önemli bir rol almaktadır. Bu nedenlerden dolayı, insani yardım organizasyonlarının etkili ve verimli hazırlık ve müdahale yetenekleri etkin yardım faaliyetleri için önemlidir ve iyileştirilmeleri gerekmektedir. İnsani yardım lojistiğinde insani yardım organizasyonlarının performansının ölçümüne yönelik çalışmalar kısıtlıdır. Bu açıdan öncelikle insani yardım lojistiği alanında faaliyet gösteren insani yardım organizasyonlarının performanslarını belirsiz altında değerlendiren çok kriterli karar verme metotları önerilmiştir. Önerilen çok kriterli karar verme metotlarında performans yönetimini için belirlenen kriterlerinin önem ağırlıkları aralıklı tip-2 bulanık tabanlı AHP yaklaşımı ile belirlenmiştir. Daha sonra dört insani yardım organizasyonunun insani yardım lojistiği performansı sırasıyla aralıklı tip-2 bulanık tabanlı TOPSIS, PROMETHEE ve ELECTRE yaklaşımları ile değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar kendi aralarında kıyaslanmış ve insani yardım organizasyonlarının insani yardım lojistik performanslarını iyileştirmeleri için öneriler sunulmuştur. Hem devlet tarafından desteklenen hem desteklenmeyen insani yardım organizasyonlarının faaliyetlerini birleştiren ve bunların optimizasyonunu sağlayan çalışma sayısı çok kısıtlıdır. Önerilen modelde, sabit tesis açma maliyeti, taşıma maliyetleri ve karşılanmayan talep için ceza maliyetlerinin toplamı dikkate alınmıştır. Bu çalışmanın diğer bir katkısı da devlet tarafından desteklenen ve desteklenmeyen insani yardım organizasyonlarının kaynaklarını talep belirsizliği altında aynı anda kullanan iki aşamalı bir stokastik optimizasyon modeli önermektir. Önerilen stokastik matematiksel modeli çözmek ve sonuçları değerlendirmek için SAA yaklaşımı uygulanmıştır. Önerilen matematiksel model ve çözüm algoritması doğruluğunu sağlamak için, olası İstanbul depremine ait gerçek veriler kullanılarak temel senaryolar üretilmiştir. Aynı zamanda, uygulamanın ve önerilen SAA yaklaşımının etkinliği ölçmek için duyarlılık analizi yapılmıştır ve sonuçları tartışılmıştır.
Montaj hattı dengeleme algoritmalarının karşılaştırılması
Montaj hattı dengeleme algoritmalarının karşılaştırılması konusu araştırılırken, geçmişte yapılan bazı çalışmalara ve günümüzde kullanılan yöntemlere deyinilerek, duş kabinleri üreten bir fabrikada bu konu ile ilgili araştırmalar yapılmıştır. Buradaki amaç optimum seviyede seri üretimi sağlamak için etkin bir yerleşim planı ile dengelenmiş bir montaj hattının kurulmasıdır. Bunlar için en önemli faktörler, iş elemanları arasındaki öncelik ilişkileri ve çevrim süresidir. Yapılan araştırmalarda montaj hattındaki iş elemanlarının tarif ve tanımları Metot Etüdü teknikleri kullanılarak yapılmıştır. Aynı zamanda İş Ölçümü teknikleri kullanılarak montaj hattındaki her bir iş elemanının gerekli standart zamanları ölçülmüştür. Fabrikada üretilen çeşitli modeller için montaj hattının ön şemaları çizilip, çeşitli çevrim sürelerindeki denge kayıpları bulunarak hattın verimliliği ölçülmüştür. Gelecekte en önemli faktörün zaman ve insan olabileceğinden dolayı geliştirilen stratejilerin bu doğrultuda olması gerekmektedir. Ayrıca yapılan çalışmaların teoriden ziyade fiili olarak uygulanabilirliği düşünülerek yapılması, uygulanılabilirlik açısından önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler : Çevrim Süresi, Öncelik ilişkileri, Hat dengeleme, Pozisyon Ağırlığı.
Bulanık doğrusal programlama ve üretim planlama üzerine bir uygulama
Bu çalışma kapsamında bulanık ortamda karar vermeyi sağlayan modellerden biri olan bulanık doğrusal programlama modeli incelenmiş ve bir üretim işletmesine ait bütünleşik üretim planı bu model ile bulanık ortamda çözülmüştür. Üretim planlamanın amacı yakın gelecekteki dalgalanan ve belirsizlik gösteren taleplerin karşılanması için üretim seviyelerini belirlemek, işten çıkarma, fazla mesai, stok seviyesi gibi konularda karar ve politikaların oluşturulması ve böylece kullanılacak uygun kaynakların belirlenmesidir. Üretim planlama modellerinden herhangi biri kullanıldığında çoğu zaman amaçlar ve model girdilerini (kaynaklar ve talepler) sabit/ kesin kabul ederiz. Pratikte ise talepler, kaynaklar ve maliyetler genellikle belirsiz ve bulanıklardır. Bu çalışmada da üretim planlama problemi bulanık bir ortamdadır. Çalışmanın ilk bölümünde bulanık mantık kavramı incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise, bulanık kümelerde temel işlemler ve bulanık küme özellikleri verilmiştir. Üçüncü bölümde, bulanık kümelerin özel bir alt kümesi olan bulanık sayılara değinilmiştir. Dördüncü bölümde, bulanık doğrusal programlama problemlerinin çözüm yaklaşımları incelenmiştir. Beşinci ve son bölümde ise bir üretim işletmesine ait üretim planlama probleminin bulanık doğrusal programlama ve doğrusal programlama ile çözümü yer almaktadır. Anahtar kelimeler : bulanık mantık, bulanık sayılar, bulanık doğrusal programlama, üretim planlama
Sağlık sektöründe hizmet kalitesi ve müşteri tatmininin ölçülerek davranışlar üzerindeki etkisinin bulunmasına yönelik model çalışması
Müşteri temelli yönetim anlayışlarının gelişmesi, firmaları ve yöneticileri müşterinin bakışaçısı ile olay ve ürünlere bakmaya zorunlu kılmıştır. Müşteri ihtiyaçlarına tam anlamıylahakim olan ve bu sayede müşteri memnuniyetini sağlayan firmalar günümüzde bir adım öneçıkmakta ve gittikçe kızışan rekabet savaşlarında başarının anahtarını yakalamışolmaktadırlar.Sadık müşterilerin elde edilmesi iyi stratejilerin belirlenmesi ve en uygun stratejik kararlarınalınması ile gerçekleştirilebilecektir. Bu anlamda, üretilen ürün ve sunulan hizmetlerdeyüksek kalite göz önüne alınarak müşteri memnuniyeti sağlanabilecektir.Bu çalışmada, sağlık sektöründe müşteri davranışları üzerinde etkisi bulunan sunulanhizmetin kalitesi, kayıp, hizmet değeri ve müşteri tatmininin birbirleriyle olan ilişkileriniaçıklayan Cronin ve diğerlerinin (2000) ortaya koyduğu model kullanılmış ve bu modelyardımıyla müşteri davranışları tahmin edilmeye çalışılmıştır. Uygulamada İstanbul'dabulunan 47 özel hastanenin toplam 870 hastası üzerinde bir anket çalışması uygulanmış veanketlerle toplanan veriler güvenilirlik ve normallik analizleri için SPSS 13.0, modelgeçerliliği ve yapısal eşitlik analizi için de LISREL 8.51 paket programlarıyladeğerlendirilmiştir.Sonuç olarak, hizmet endüstrisinin önemli kollarından biri olan hastane kurumları içinsunulan hizmetin müşteriler tarafından algılanmasının müşteri tatmini, müşteri değeri vedavranışsal amaçlar üzerindeki etkileri araştırılmış ve değişkenlerin birbiriyle olan ilişkileriincelenmiştir.Anahtar kelimeler: Hizmet kalitesi, kayıp, hizmet değeri, müşteri tatmini, davranışsal amaç,sağlık sektörüii
Strateji geliştirme ve değerlendirme yaklaşımı ve uygulaması
Karar ortam nda devaml olarak ortaya ç kan ve organizasyonel ba ar n detaylariçeren ?ne durumday z?? ve ?nereye gidiyoruz?? sorular organizasyon yönetimiiçerisinde s kça sorulmaktad r. Bununla birlikte, organizasyonlar n ba ar eldeedebilmeleri için ?k tl kaynaklar öncelikle hangi stratejiler içinkullanmal z?? sorusunun cevab da gün geçtikçe daha fazla önem kazanmaktad r.SWOT (Güçlü Yönler, Zay f Yönler, F rsatlar ve Tehditler) analizi karar ortam içve d faktörleri göz önünde bulundurarak analiz edebilen ve yayg n olarak kullan lanbir karar analizi yöntemidir. AHP (Analitik Hiyerar i Proses) ise hem objektif hem desubjektif de erlendirme ölçütlerini dikkate alabilen ve yayg n olarak kullan lan birçok ölçütlü karar verme tekni idir. Çok ölçütlü karar verme modellerinin SWOTanalizi ile birlikte kullan (A'WOT yakla ), SWOT analizindeki faktörlerinsay sal olarak de erlendirilebilmesine ve kendi aralar nda önceliklendirilmesineolanak sa lar. Bu birlikte kullan mda, SWOT analizi karar ortam n olu turulmas ,AHP ise SWOT faktörlerinin kendi aralar nda s ralanmas sa lamaktad r.Bu çal mada, orijinal A'WOT yöntemindeki klasik AHP yerine Bulan k AHPyakla kullan larak SWOT faktörleri önem derecesine göre a rl kland lm r.Organizasyon stratejileri, en büyük a rl a sahip SWOT faktörlerini kapsayacakekilde belirlenmi ve ili kili oldu u SWOT faktörleri için elde edilen a rl klar ntoplam olarak ifade edilerek önceliklendirilmi ve de erlendirilmi tir. Ayr ca,önerilen yakla gerçek dünya uygulamalar nda desteklemek amac yla modüler,esnek ve tekrar kullan labilir bir yaz m geli tirilmi tir.Yap lan uygulamalar sonunda, önerilen birle tirilmi yakla m ve geli tirilenyaz n, karar ortam analiz edilerek strateji geli tirme ve de erlendirme sürecindekullan labilecek özgün, kullan ve esnek bir karar destek sistemi olu turdu ugörülmü tür.Anahtar Kelimeler: SWOT, Bulan k AHP, A'WOT, Bulan k Mant k, StratejiGeli tirme, Strateji De erlendirme
Araç rotalama problemleri için populasyon ve komşuluk tabanlı metasezgisel bir algoritmanın tasarımı ve uygulaması
Bu tez çalışmasında firmalarda özellikle lojistik planlarının oluşturulması sırasında epeyce sıkkarşılaşılan kapasite ve mesafe kısıtlı Araç Rotalama Problemi için, populasyon ve lokalarama tabanlı bir metasezgisel algoritma önerilmiştir. Geliştirilen yöntem için populasyontabanlı metasezgisel tekniklerin çeşitlendirme stratejisi, komşuluk tabanlı tekniklerin iseyoğunlaştırma stratejisi göz önüne alınmıştır. Klasik sezgisel metotlar kullanılarak oluşturulanbaşlangıç çözümleri çözüm havuzu içerisinden kili Turnuva mantığı ile seçilmekte ve buçalışmada tanıtılan ?arama uzayında çözümler arası uzaklık? kavramı ile komşu çözümlerrasgele bir şekilde taranarak yeni çözümler üretilmektedir. Böylelikle arama işlemi, çözümuzayının en umut verici alanlarında yapılmakta ve üretilen çözüm kalitesi artırılmaktadır.Ayrıca algoritma süreci tamamen stokastik bir yapıda ilerlemekte ve bu sayede yöntem,oldukça az sayıda parametre içermektedir. Önerilen yöntem literatürde yer alan problemlerüzerinde denenmiş ve başarılı sonuçlar alınmıştır.Anahtar Kelimeler: Araç Rotalama Problemi, Metasezgisel Algoritmalarxi
Ro-ro tasımacılıgında yer seçimi problemine yönelik bir çözüm geliştirilmesi ve İstanbul ili için uygulanması
Ro-Ro, Roll on/Roll off terimlerinin kısaltmasıdır ve otomobil, treyler ve kamyon gibitekerlekli yüklerin taşınmasını sağlayan bir gemi türüdür. Ro-Ro gemileri limanda, yükleringemiye rampalar aracılığıyla tekerlekler üzerinde yüklenip boşaltılmasını sağlar. Dahili ya daharici rampalar Ro-Ro yükünün yüklenip boşaltılmasını kolaylaştırmaktadır. Büyük nesnelerde dahil olmak üzere Ro-Ro gemisi üzerinde taşınan yükler esnektir. Ro-Ro gemileri yükleringüvenli bir şekilde taşınmasını sağlarlar ve müşteri isteklerini yerine getirebilme özellikleriyüksektir.Taşımacılık ticari ve endüstriyel faaliyetler ve dış ticaret için önemli bir destek sağlamaktadır,bu yüzden ekonomi için hayati bir değere sahiptir. Taşımacılık küreselleşme ile birlikte dahaönemli bir seviyeye gelmektedir. Türkiye için Ro-Ro sektörü taşımacılık sektörü içerisinde iyibir pozisyon almalıdır.Ro-Ro taşımacılık içerisinde liman yerinin seçilmesi büyük bir problemdir, çünkü bir çokkritik faktör bulunur. Örnek olarak, seçtiğiniz liman yükleme ve boşaltma noktalarına yakınolmalı, toplam maliyetler en düşük seviyede olmalıdır. Bu çalışmada stanbul'daki üç limanyerleşimi için bazı kritik faktörler belirlenmiştir.Bu çalışmada giriş bölümünün ardından ikinci bölümde taşımacılık teorisi incelenmiş vedeniz taşımacılığı ve yapısı tanıtılmıştır.Üçüncü bölümde, Ro-Ro tanımı; Ro-Ro sistemi ve çevresi, Ro-Ro'ya değer ekleyen hizmetlerve Ro-Ro taşımacılık maliyetleri detayları altında incelenmiştir. Dünya ve Türkiye üzerindekiyaygın Ro-Ro uygulamaları araştırılmıştır.Dördüncü bölümde, Ro-Ro taşımacılığın teknik analizi yapılmıştır. Beşinci bölümde, PendikRo-Ro limanı ve UN Ro-Ro şirketi incelenmiştir. Altıncı bölümde, önerilen Ambarlı, Silivrive Kavaklı limanları hakkında bilgi verilmiştir ve stanbul için bir Ro-Ro taşımacılık modelisunulmuştur.Anahtar kelimeler: Ro-Ro taşımacılık, Yük gemisi, Liman seçimi, ntermodal taşımacılık.
Toplam üretken bakım uygulamalarıyla maliyet düşürülmesinin ölçülmesi
Toplam Üretken Bakım (TÜB), artan bir şekilde verimliliği arttırmak için imalat temelliorganizasyonlarda iş gücünün etkin katılımını sağlamak için uygun bir teknik ve insiyatifolarak görülüyor ve Toplam Kalite çabalarına yeni güçler ekliyor.Bu çalışma; TÜB konseptini ve bir şirkete nasıl tanıtılacağını ana hatlarıyla anlattıktan sonra,TÜB, Toplam Kalite Yönetimi ve Tam Zamanında Üretim arasındaki ilişkiye dikkat çekmeyeçalışıyor ve esas olarak TÜB' ün maliyet üzerindeki etkisini göstermeyi amaçlıyor.Bu çalışmanın birinci bölümünde, Toplam Üretken Bakım kavramı, tarihçesi, hedefleri,yararları ve Toplam Üretken Bakım, Toplam Kalite Yönetimi ve Tam Zamanında Üretimarasındaki ilişki anlatılmıştır. kinci bölümde, Toplam Üretken Bakımın 8 temel faaliyetianlatılmış ve Toplam Ekipman Etkinliğinin nasıl hesaplandığı anlatılmıştır. Üçüncü bölümdebaşarılı bir Toplam Üretken Bakım uygulamasının adımları ve dördüncü bölümde KüçükGrup Faaliyetlerinin TÜB uygulamasındaki rolü anlatılmıştır. Beşinci bölümde, ToplamÜretken Bakımın etkinliğini ölçme metodu açıklanmıştır. Altıncı bölümde, Toplam ÜretkenBakım uygulamalarıyla maliyet düiürülmesini göstermek için bir model önerilmiştir. Yedincibölümde ise çeşitli işletmelerde ki Toplam Üretken Bakım gerçek yaşam uygulamaları örnekolarak verilmiştir ve Toplam Üretken Bakım uygulamalarının maliyet azaltma üzerindekietkisi gösterilmiştir.Hem teorik metotları hem de 3 farklı imalat şirketindeki durum çalışmaları dikkate alınarak;TÜB'ün üretim maliyetlerini azaltmada önemli bir katkısı olduğu, TZÜ'nün sağlıklı birşekilde yürümesine yardım ettiği ve TKY'nin uygulandığı işletmelerde TÜB'ün daha kolayuygulanacağı sonucu çıkartılır.Anahtar Kelimeler: Toplam Üretken Bakım, Otonom Bakım, 6 Büyük Kayıp, Küçük GrupFaaliyetleri, Maliyet Azaltma
Perakende sektöründe tedarikçi performans değerlemesinde AHP ve bulanık AHP uygulaması
Teknolojik gelişmelerin hızlanmasıyla birlikte müşterilerin mal ve hizmet taleplerinde hızlıdeğişmeler yaşanmaktadır. Bu durum işletmelerin değişen tüketici taleplerine uygun mal vehizmet sunmalarını kaçınılmaz hale getirmiştir. Üreticiyle nihai tüketiciyi bir araya getirenperakendeci işletmeler için ayakta kalmayı başarmak; müşteriler tarafından tercih edilirolmayı, onlara kalite sunmayı, onları memnun etmeyi gerektirmektedir. Perakendeciişletmeler, karlı ve etkin satışlarla hem kendi sürekliliğini sağlamak hem de müşterilerinimemnun edebilmek için tedarikçilerden beklentilerini ortaya koyarak, tedarikçilerin bubeklentileri gerçekleştirme derecelerini ölçümlemek zorundadırlar. Bu çerçevede, perakendeciişletmeler birlikte çalıştıkları tedarikçileri için performanslarını ölçümleme ve değerlendirmeyöntemine ihtiyaç duymaktadırlar.Perakendeci işletme için, tedarikçi performans sisteminin ortaya konması ve buna göretedarikçilerin performanslarının ölçümlenerek izlenmesi, problemin çok kriterli yapısı dikkatealındığında oldukça karmaşık bir süreç oluşturmaktadır. Bu çalışma, bir tedarikçi performansölçüm sistemi tasarlayarak, tedarikçilerin performansının ortaya konmasını amaçlamaktadır.Performans ölçüm sisteminin oluşturulmasında, çoklu kriter içeren karmaşık karar vermeproblemlerinin çözümü için tasarlanan ?Analitik Hiyerarşi Prosesi?(AHP) modelindenfaydalanılmıştır. Modelde, bir perakende firmasında bir ürün grubu seçilerek, bu gruba aitperformans kriterleri belirlenmiş, kriterlerin ağırlıklarının saptanması ve tedarikçilerinperformansına ait değerlerin tespitinde, Expert Choice yazılımı kullanılmıştır. Ayrıca,modelde, belirsiz ve kesin olmayan veriler göz önüne alınarak ?Bulanık AHP? uygulamasıyapılmış ve sonuçlar incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Performans ölçüm ve değerlendirme, Perakende sektörü, Tedarikçideğerlendirme, AHP, Bulanık AHP.JÜR :1. Yrd. Doç. Dr. Bahadır GÜLSÜN (Danışman) Kabul tarihi: 27.07.20062. Yrd. Doç. Dr. Semih ÖNÜT Sayfa Sayısı: 1003. Yrd. Doç. Dr. Esra ÖZATAMAN
Uçak seçim kriterlerinin değerlendirilmesinde AHP ve bulanık AHP uygulaması
Havacılık sektöründe uçak seçimi çok zor bir konudur. Genel olarak mevcut müşteri taleplerinikarşılamanın yanında düşük işletme ve bakım maliyetleri öne çıkmaktadır. lk yatırım maliyetininbu kadar büyük ve kar oranlarının bunun yanında çok düşük olması havacılık sektörünü acımasızrekabete sürüklemiştir. Bu çalışmada Türk Sivil Havacılık sektörünün mevcut yapısı göz önünealınarak havayolu şirketlerinin mevcut filolarına yeni uçak eklemek istemesi durumunda dargövdeli tek koridorlu orta menzilli ticari uçak modellerinden Airbus A321-200, Airbus A320-200,Boeing B737-800, Boeing B737-900 ve Boeing B737-900X tiplerinden hangisini seçmesigerektiği üzerine çeşitli kriterler göz önüne alınarak karşılaştırma ve değerlendirme yapılmıştır.Uçak seçimi sürecinin oluşturulmasında, çoklu kriter içeren karmaşık karar verme problemlerininçözümü için tasarlanan "Analitik Hiyerarşi Prosesi" (AHP) modelinden yararlanılmıştır.Oluşturulan AHP modeli Matlab 6.5 kullanılarak çözülmüştür. Ayrıca uygulamada belirsiz vekesin olmayan veriler de göz önüne alınarak "Bulanık (Fuzzy) AHP" uygulaması yapılmış ve ikiyönetimin sonuçları değerlendirilmiştir.
Lojistik bilişim sistemlerinin değerlendirilmesine yönelik bir uzman sistemi
Satın alma işleminden fabrika içinde malzeme taşımaya, stok yönetiminden müşteriye ürünü ulaştırmaya kadar uzun bir süreci içeren lojistik sürecinde bilgi ve bilginin yönetimi çok önemli yer tutmaktadır. Özellikle büyük işletmeler kullandıkları yazılımlar ile süreçler arası entegrasyonu sağlamaya çalışmaktadırlar. Ancak yapılan büyük bilişim yatırımları bile bazen süreç boyunca bu amacı yerine getirememektedir. Bu çalışmada, işletmelerdeki lojistik bilgi sisteminin (LBS) verimliliği bir uzman sistem oluşturarak değerlendirmeye çalışılmıştır. Bu amaçla tedarik zinciri süreci boyunca lojistik bilgi sistemi süreci incelenmiş, sistemin kritik basan faktörleri ve performans ölçütleri belirlenmiştir. Lojistik bilgi sisteminin değerlendirme alanları hiyerarşik ağaç yapısı ile ortaya konmuştur. Hiyerarşik ağaçların çizimleri için visio, uzman sistem veri tabanları için paradox 7.0 ve çıkarım mekanizmasmm programlanması için C++ builder kullanılmıştır. Uzman sistemdeki hiyerarşik dalların ağırlıklandınlması için lojistik sektöründeki uzmanlardan destek alınmıştır.Oluşturulan uzman sistemde ayrıca şirketlere lojistik bilgi sistemi için yazılım değerlendirmesi yapılarak, yazdım öneri modülü de bulunmaktadır. Sonuç olarak, geliştirilen uzman sistem Adana' da organize sanayide orta ölçekli bir tekstil şirketine uygulanmış ve ilgili şirketin LBS verimliliği değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler : Lojistik bilgi sistemi, lojistik, tedarik zincir yönetimi, uzman sitemler.
Pamuk/poliester karışımı OE rotor iplik özelliklerinin tahmin edilmesi ve karışımının optimizasyonu
oz DOKTORA TEZİ PAMUK/POLIESTER KARIŞIMI OE ROTOR İPLİK ÖZELLİKLERİNİN TAHMİN EDİLMESİ VE KARIŞIMIN OPTİMİZASYONU Pınar DURU BAYKAL ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ENDÜSTRİ MÜHENDSİLİĞİ ANABİLİM DALI Danışman : Doç. Dr. Osman BABAARSLAN Yıl: 2003, Sayfa: 211 Jüri : Doç. Dr. Osman BABAARSLAN : Prof. Dr. Erhan KIRTAY : Prof. Dr. RTuğrul OĞULATA : Doç. Dr. Rızvan EROL : Yrd. Doç. Dr. S. Noyan OĞULATA Tekstil ürünlerinin estetik özelliklerini geliştirmek ve performanslarım artırmak için farklı türde lifler karıştırılarak kullanılmaktadır. Böylece karışımdaki liflerin arzu edilen özellikleri biraraya getirilebilmektedir. Doğal ve yapay lif karışımları; rahatlık, konfor, kolay bakım özellikleri gibi avantajlara sahiptirler. Ayrıca bu tür karışımlar, ürün çeşitliliği ve rekabet olanakları da sağlamaktadır. Bu çalışmada, tekstilde çok yaygın olarak kullanılan pamuk / poliester karışımları incelenmiş, belirli hammadde özellikleri için lif karışım oranı ve iplik numarası faktörleri ile karışım ipliklerinin kalite özellikleri tahmin edilmeye çalışılmıştır. Lif karışımlarının oluşturulması ve tasarım noktalarının belirlenebilmesi için deneysel tasarım tekniklerinden simpleks kafes tasarım tekniği kullanılmıştır. Belirlenen oranlarda karışım şeritleri hazırlanmış, bu şeritlerden laboratuvar tipi bir üniteli rotor iplik eğirme makinasmda (quickspin) beş farklı numarada rotor iplikleri üretilmiş ve bu ipliklerin test edilen kalite özellikleri tepki değişkenleri olarak incelenmiştir. Lif karışım oranlan karışım değişkenleri, iplik numarası ise proses değişkeni olarak alınmış ve proses değişkeni içeren karışım problemlerinde tepki değişkenlerinin tahmin edilebilmesi için birleştirilmiş model tekniği kullanılarak, karışım-proses çapraz tasarım yapılmıştır. Design-Expert paket programı kullanılarak, her bir tepki değişkeni için ayrı ayrı regresyon modelleri oluşturulmuştur. Anahtar kelimeler : Lif Karışımları, OE Rotor İplikleri, Karışım İplik Özellikleri, Karışımın Optimizasyonu, Deneysel Tasarım. j IV
İş süreçlerinde zayıf noktaların belirlenmesi analizi ve geliştirilmesine yönelik süreç geliştirme tekniklerinin modellenmesi ve uygulanması
İş Süreçlerinde Zayıf Noktaların Belirlenmesi Analizi Ve Geliştirilmesine Yönelik Süreç Geliştirme Tekniklerinin Modellenmesi Ve Uygulanması konulu bu tez çalışması, işletmelerin gelişimine yönelik farklı bakış açısı ile yeni bir çözüm önerisi getirmektedir. İşletmelerin gelişim süreci aynı hedefe ulaşmak için tanımlanan faaliyetler bütününün sistematik olarak yer aldığı iş süreçlerinin geliştirilmesi ile sağlanmaktadır. İş süreçlerinin geliştirilmesi konusunun güncelliğini korumasının nedeni, hem teorik hem de uygulamalı olarak iki yönlü gelişim gösterebilmesidir. Ancak teoride yer alan çok sayıda yaklaşıma karşılık, pratik uygulama sahalarında aynı oranda başarılı uygulamalara rastlanmamaktadır. Bu duruma neden olan birçok etken sıralanabilir. Bu tez çalışmasının temelini oluşturan ve problem tanımında yer alan konular, yapılan araştırmalar sonucunda bu etkenler arasından seçilmiştir. Tez çalışmasında, süreçlerdeki zayıf noktaların geliştirilmesi temel amaç olarak yer almaktadır. Bu amaçla oluşturulan modelde zayıf noktalar, kurulan matematiksel model ile belirlenen ve süreçlerin önem derecelerine göre bağıl olarak ifade edilen zayıflık dereceleri ile temsil edilmektedir. Süreç geliştirme modelinin temel amacı da süreçlerdeki zayıflık derecelerinin geliştirilmesidir. Modellenen süreç geliştirme teknikleri ile, bu amaç doğrultusunda belirlenen iki temel kriter dikkate alınarak çözüm önerilmektedir. Önerilen model ile, birinci kriter olan geliştirmede önem derecesi yüksek ve ikinci kriter olan geliştirme maliyeti düşük süreçlerin en iyi toplam geliştirme düzeyine ulaşabilmek adına optimize edilerek, geliştirmede öncelikli süreçlerin seçilmesi sağlanmaktadır. Modelin çıktıları sonucu belirlenen geliştirmede öncelikli süreçlerin ve alt faktörlerinin geliştirme derecelerine göre, süreç geliştirme stratejilerinin belirlenebilmesi sağlanmaktadır. İSZAG modeli olarak ifade edilen modelin başlangıcından, geliştirme stratejilerinin belirlenmesine yönelik model çıktılarının alınarak sonlandırılmasına kadar, tüm aşamalarının pratikte uygulamaları gerçekleştirilmiş ve sonuçların tutarlılığı doğrulanmıştır.
Kurumsal kaynak planlaması uygulamalarında karşılaşılan zorluklar ve çözüm önerileri bir işletmede uygulaması
leri bilgi teknolojileri, günümüz rekabet ve hız ortamında isletmelerin vazgeçilmez bir parçası olmustur. Yeni bilgi teknolojilerinin ortaya çıkması ise çok hızlı bir sekilde gerçeklesmektedir. Yakın geçmiste ortaya çıkan ileri bilgi teknolojilerinden biri de ERP sistemidir. ERP, bir organizasyonun her fonksiyonel alanını kapsayarak bu alanların en fazla rekabet avantajı elde etmesine imkan veren, tümüyle entegre edilmis bilgisayar destekli bir is yönetim sistemidir. sletmeleri ERP sistemini kullanmaya yönelten birçok faktör vardır. Bu faktörlerin etkisiyle ERP sistemini uygulayan isletmeler, uygulamalar sırasında bazı problemler ile karsılasabilseler de, etkin bir planlama ve yönetim sonucunda ERP uygulamalarından birçok fayda saglamaktadırlar. ERP, en basit ifadeyle bir isletmenin tüm kaynaklarını bütünlestiren bir tekniktir. Bu kaynaklar; insan, finansal ve fiziksel olmak üzere üçe ayrılır. ERP; malzeme maliyetlerinde azalma, stok devir hızlarında, müsteri memnuniyetinde ve verimlilikte önemli artıslar saglayan mükemmel planlama ve çizelgeleme teknigine sahip bir yönetim sistemidir. Bu sistemleri isletmelerde uygulamak yazılım firmaları tarafından gelistirilen yazılımlarla mümkündür. Gelistirilen bu paketler, basarıyla uygulandıklarında sonuçlar mükemmel olacaktır. Ancak, çok sayıda basarısız uygulama da mevcuttur. Bu sistemin basarısız olma sebeplerinden biri de uygulama stratejisinin dogru seçilmeyisidir.
Lojistik yönetiminde süreçlerin stokastik şebekeler yardımıyla analizi ve endüstriyel bir uygulama
İşletmeler, giderek karmaşıklaşan üretim faaliyetlerinin yönetiminde özellikle lojistik kavramının ele alınmasındaki yeni yaklaşımlar neticesinde yeni arayışlar içerisine girmişlerdir. Bu anlamda öncelikle ele alınan konu firmaların iç ve dış iş süreçleri olmuştur. İş süreçlerinin ele alınmasında ise bu süreçlerin modellenmesi ve analizi ön plana çıkmaktadır. Bunun sebebi firmaların yeni yönetimsel yaklaşımlar çerçevesinde süreç odaklı çalışmaları ve bu süreçlerin yakalanması, modellenmesi ve analiz edilmesindeki ihtiyaçlardır. Bu çalışmada öncelikle lojistik sistem hakkında kısa bilgiler verilmiş, daha sonra lojistik araştırmalar ile paralellik arz eden BPR çalışmaları konusunda halihazırdaki metodolojilere değinilmiş, BPR çalışmalarında odak noktası haline gelen iş süreçlerinin özellikleri ve elemanları hakkında açıklamalarda bulunularak süreç yapısının bir şebeke yapısı ile benzerlikleri ortaya koyulmuştur. İş süreçlerinin modellenmesinde yaygın bir biçimde kullanılan süreç modelleme yöntemlerinin genel özelliklerine değinilmiş ve bu modelleme yöntemlerinin, bu tezin amacına hizmet etme yeterlilikleri incelenmiştir. Daha sonra mevcut iş süreçleri modelleme teknikleri karşılaştırılarak önerilen analiz yöntemlerinin söz konusu süreç modelleme yöntemleri arasındaki yeri tam olarak belirlenmiştir. Proje çizelgeleme tekniklerinin, süreç iyileştirme çalışmalarındaki kullanılabilirliğinin incelendiği süreçlerin projelendirilmesi kapsamında mevcut proje çizelgeleme teknikleri hakkında genel bilgiler verildikten sonra GERT'in süreç analizlerinde kullanımı konusuna değinilmiş böylece süreç modelleme ve analizinde stokastik açılım sağlanmıştır. İş süreçlerinin modellenmesinde literatürde ortaya konulan ve tasarlanmış olan modelden beklentileri ifade eden model özelliklerinin GERT'in kullanıldığı modellerdeki durumu ele alınarak bu özelliklerin modelde olup olmadığına yönelik incelemelerde bulunulmuştur. Son olarak orta ölçekli bir firmanın iş süreçleri ele alınarak söz konusu süreçlerin GERT ile modellenmesi ve çözümlenmesine ilişkin endüstriyel bir uygulama yapılmış ve önerilen yöntemin pratikte uygulanabilirliği incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar PERT-yol ve Monte Carlo simülasyon ile doğrulanarak yöntemin etkinliği gösterilmiştir. Yapılan çalışma neticesinde proje çizelgeleme tekniklerinden olan GERT'in süreç analizlerinde kullanılabilir olmasının iki önemli yönü olduğu sonucuna varılmıştır. Bu sonuçlardan birincisi stokastik yapıları işleyebilen ve analiz edebilen GERT'in yeni bir kullanım alanı bulmasıdır. Bu sonuç daha önce bulunan bir modelleme yönteminin yeni kullanım alanlarında uygulama şansı bulması açısından önemlidir. Süreç analizlerinde stokastik durumun ön plana çıkartılarak analitik hesaplamalar ile daha gerçekçi analizlerin yapılabilir olması ise, süreç yönetiminde etkinliği artıracak yeni yöntemlerin, sadece süreç faaliyetleri arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi değil aynı zamanda mevcut veya tasarlanan süreçlerin firma hedeflerine ne derecede destek olduğunun keşfedilmesinde de kullanılabileceğinin gösterilmesi açısından da önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: İş süreçlerinin modellenmesi ve analizi, GERT, stokastik şebekeler.
Uluslararası işletmelerde ERP kurulumunun incelenmesi ve kurulumda karşılaşılan problemlere çözüm önerileri
ERP sistemlerinin uluslararası operasyonlarda rekabetçi bir avantaj sagladıgına inanılmaktadır. Bununla birlikte, uluslararası ERP kurulumları daha karmasık bir yapıya sahiptir. Uluslararası ERP kurulumlarındaki bu zorlukları azaltmak için, uluslararası isletmelerin ERP kurulumlarındaki kurulum faktörleri ve kurulum problemleri ortaya konmustur. Dört teknik faktör (is süreçlerinin yeniden tasarımı, federalizm ve uyarlama, tedarik zinciri ve dıskaynak kullanımı) ve bes sosyal kurulum faktörü (kültür/dil, yönetim sekli, ekonomik ve politik faktörler ve demografik faktörler) saptanmıstır. Bunların yanı sıra, kurulum asamalarındaki kurulum probleri de belirlenmistir. Bu problemlerin ve ulusal kurulum faktörlerinin bu problemler üzerindeki etkisini açıklayabilmek için bir ERP anketi yardımıyla onbes uluslararası isletme incelenmistir. Daha sonra SPSS'te yapılan istatistik çalısmaları sonucu, ulusal kurulum faktörlerinin kurulum problemleri üzerine etkisi ölçülmüstür. Bu etkinin, problemlerin ve çözümlerinin anlasılması, uluslararası isletmelerin ERP kurulumlarını daha basarılı kılacaktır. Anahtar kelimeler: ERP sistemleri, uluslararası ERP, bilisim sistemleri kurulumu, uluslararası isletmeler, kurulum problemleri.
Çok amaçlı bulanık transport probleminin genişleme prensibiyle çözülmesi
Günümüzde deterministik parametrelere sahip, arz ve talep miktarı kısıtlı transport modellerinin yerini bulanık parametrelere sahip, üç veya daha fazla kısıtlı modeller almaktadır. Bu çalısmada, amaç katsayıları ve kısıt parametreleri bulanık sayı olan çok amaçlı transport problemi ele alınmıstır. Amaçlar toplam transport maliyetini ve toplam transport süresini minimize etmektir. Kısıtlar ise; fabrikaların üretim kapasiteleri, depoların talep miktarları, depoların bütçeleri ve tasıtların tasıma kapasiteleridir. Çözüm prosedürü, amaçların ayrı ayrı genisleme prensibiyle çözüldügü ve uzlasık çözüm için bulanık programlamanın kullanıldıgı iki basamaktan olusmaktadır. Amaçların genisleme prensibiyle çözümüyle amaç degerlerinin yaklastırılmıs üyelik fonksiyonları bulunmus, bulanık amaç degerleri elde edilmistir. Amaçların uzlasık çözümünü bulmak için ilk önce bütün parametreler ve amaç degerleri sentroid yöntemiyle durulastırılmıs, ardından bulanık programlama yaklasımı kullanılmıstır. Önerilen çözüm prosedürünü göstermek için, veteriner ilaç ve premiksleri üreten Topkim A.S. ve Biyoteknik A.S.'de bir vaka çalısması yapılmıstır. Problem bu firmaların ortak bir mamülünün Türkiye'deki onbes depoya, iki farklı kapasiteye sahip tasıtla tasınması seklindedir. Prosedürün uygulanmasının sonucunda toplam transport maliyetinin yaklasık olarak 11880 Yeni Kurus, toplam transport süresinin yaklasık olarak 248 Saat çıktıgı görülmüstür. Genisleme prensibinin avantajı, karar vericinin her amaç için degisik olasılık seviyelerinde olusabilecek aralık degerlerini ve olması en muhtemel degerleri görebilmesidir. Fakat amaç fonksiyonunda bulanık katsayı olmadıgı durumda model bu yöntemle çözülememektedir. Ayrıca kısıtların çok oldugu durumlarda modeli kurmak uzun zaman almaktadır. Bununla birlikte bulanık programlama ile çok amaçlı problemlerin çözümünün basit oldugu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Çok amaçlı bulanık transport problemi, bulanık mantık, genisleme prensibi, bulanık programlama.
Altı sigma metodolojisi ve bir işletmede örnek uygulama
Bu tezin amacı, Altı Sigma kavramını ve önermis oldugu iyilestirme adımlarını detaylı incelemek ve sirketlerin Altı Sigma sürecine hazırlık ve süreç asamalarını net bir biçimde ortaya koymaktır. Örnek Altı Sigma uygulaması ile tüm bu metodolojinin büyük resmi özetlenmeye çalısılmıstır. Globallesmenin sonucunda aradaki sınırlar ekonomik anlamda yok olmaya baslamıstır. Sirketler, günümüz kosulları içerisinde maliyetlerini minimize etmenin yollarını aramaktadırlar. Bunu yaparken aynı zamanda müsterilerine sundukları hizmet /ürün kalitesini de korumak zorundadırlar. Altı Sigma, bu noktada sirketlerin deneyebilecekleri en etkin yöntemlerden biridir. Altı Sigma, müsteri odaklı bir metodolojidir ve müsterinin temel gereksinimlerine kulak vermeyi sorununun çözümü için baslangıç sayar. yilestirme süreçleri yardımıyla sirket içerisinde mevcut süreçlerin tekrar gözden geçirilmesini ve hatta sorgulanmasını saglayarak kültür degisimine yol açar. Anahtar kelimeler : müsteri odaklı metodoloji, müsterinin temel gereksinimleri, süreç, kültür degisimi, iyilestirme adımları
Otomotiv yan sanayinde bir üretim çizelgeleme probleminin incelenmesi
Endüstrideki en önemli yapılardan birisi olan üretim çizelgelemegünümüzdeki teknolojik gelişimlere bağlı olarak araştırmacılar için büyük bir ilgialanı oluşturmaya devam etmiştir. Bu çalışmaların bir uygulaması da bu tezkapsamındadır. Otomotiv sektöründe yer alan bir yan sanayi firmasının üretim hattıincelenmiş olup istasyonlar üzerinde simülasyon tekniği araç olarak kullanılarak birtakım analizler yapılmış ve elde edilen sonuçlar irdelenmeye çalışılmıştır. Özellikleotomotiv sektörünün seçilmesinin nedeni, sektörün müşteri ihtiyaçlarının süreklideğişmesi, buna uygun olarak teknolojinin hızla gelişmesi ve rekabetin yoğun olarakyaşanmasıyla birlikte montaj hattının bu sektörde özellikle rastlanan bir üretimsistemi olmasıdır.Anahtar Kelimeler: Çizelgeleme, Simülasyon, Otomotiv
Çoklu depolu araç rotalama problemleri için bir karınca kolonisi optimizasyonu algoritmasının tasarımı ve uygulaması
Araç Rotalama Problemleri bir depodan başlayarak tüm müşteri talep noktalarını minimum uzunlukla çözmeye çalışan problemlerdir. Çoklu Depolu Araç Rotalama Problemleri birden çok aracın birden çok müşterinin taleplerini karşılayıp tekrar kendi depolarına dönerek tur oluşturdukları problemlerdir.Karınca Kolonisi algoritması doğadaki karıncaların doğal davranışlarından simüle edilerek geliştirilen bir problem çözme tekniğidir. Karınca Kolonisi algoritmasından esinlenilerek geliştirilen birçok algoritma farklı tip problemlerin çözümünde kullanılmıştır.Bu tezde Karınca Kolonileri Algoritması için C# programlama dilinde hazırlanan bilgisayar programı yardımı ile uygun parametreler kullanılarak literatürde bulunan Çoklu Depolu Araç Rotalama Problemleri çözülmüş ve elde edilen sonuçlar optimum değerleri ile kıyaslanmıştır.Anahtar Kelimeler: Çoklu depolu araç rotalama problemleri, Araç rotalama problemleri, Karınca kolonisi optimizasyonu
Otomotiv sektöründe kurumsal karne uygulamasına dayalı performans yönetim sistemi kurulması ve değerlendirilmesi
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİOTOMOTİV SEKTÖRÜNDE KURUMSAL KARNE UYGULAMASINADAYALI PERFORMANS YÖNETİM SİSTEMİ KURULMASI VEDEĞERLENDİRİLMESİİsmail DÜNDARÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ ANA BİLİM DALIDanışman: Yrd.Doç.Dr. Oya H. YÜREGİRYıl 2005, Sayfa: 160Jüri: Yrd.Doç.Dr. Oya H. YÜREGİRDoç.Dr. Rızvan EROLYrd.Doç.Dr. Arzu UZUNGünümüzde sadece finansal ölçütlere dayalı olan performans ölçümleri,işletmelerin performanslarını değerlendirmede yeterli olmamaktadır. Bu alandayapılan çalışmalar göstermiştir ki, finansal ölçütlere dayalı olan performans ölçümsitemleri, işletmeler için önemli olan faktörlerin ölçülmesinde yetersiz kalmaktadır.Bu nedenle, işletmeler performans ölçüm sistemlerinin tasarımında maliyetle birliktediğer faktörleri de dikkate almalıdırlar.Yapılan bu çalışmanın amacı; PYS(Performans Yönetim Sistemi) kartlarınıimplemente etmeye çalışan işletmedeki kritik başarı faktörlerini ortaya koymak,BSC(Balanced Scorecard) felsefesinden yararlanarak ilgili sistemi iyileştirmek ve busistemin doğruluğunun ve geçerliliğinin test etmektir. Bu çalışma önceki çalışmalarlabaşlamakta ve performans değerlendirme sistemi literatürünün incelenmesiyle devametmektedir. Literatür taraması sonucunda elde edilen bilgiler ışığında işletmenin birbölümünde PYS kartları implemente edilmiş ve kurulan sistem TOPSIS yöntemi iledoğrulanmıştır. Anket çalışması işletme genelinde uygulanarak sonuçlar vehazırlanan hipotezler SPPS ile analiz ve test edilmiştir. PYS kritik başarı faktörüönem derecesinin çalışanlar açısından önemli bulunmasına rağmen işletmedegerçekleşme düzeyinin yeterli olmadığı sonucu elde edilmiştir.Anahtar kelimeler: Performans yönetim sistemi, performans, kritik başarı faktörleri,topsis, balanced scorecard,I
Analitik hiyerarşi prosesine dayalı optimum tedarikçi seçim modeli
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİANALİTİK HİYERARŞİ PROSESİ'NE DAYALI OPTİMUMTEDARİKÇİ SEÇİM MODELİZeynep SUSUZÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALIDanışman :Yrd. Doç. Dr. Ali KOKANGÜLYıl:2005, Sayfa: 108Jüri : Yrd. Doç. Dr. Ali KOKANGÜLDoç. Dr. Rızvan EROLYrd. Doç. Dr. Sami ARICAHızla değişen rekabet ortamında firmalar, değişen müşteri ihtiyaçlarına dahahızlı ve doğru bir şekilde cevap verebilmek için kendi hedeflerini benimseyentedarikçilerle çalışmalıdırlar. Tedarikçi seçimi çok aşamalı ve güç bir kararproblemidir.Bu çalışma bölgemizdeki bir otomotiv işletmesine uygulanmıştır. Çalışmakapsamında şirket yöneticilerinin sübjektif düşünceleri Analitik Hiyerarşi Prosesi ileniceliksel şekle dönüştürülmüştür. Buradan elde edilen sonuçlar ile birlikte, ürüneilişkin aylık tedarikçileri kapasiteleri, hammaddeye ilişkin önerdikleri miktariskontoları, ana firma talep, bütçe ve işleme kapasitesi kısıtlarının yer aldığı ikimatematiksel model oluşturulmuştur.Anahtar Kelimeler: Tedarikçi Seçimi, Analitik Hiyerarşi Prosesi, Miktarİskontosu, Matematiksel Programlama.I
On the elimination of the air traffic congestion: A network modeling approach to stochastic static single airport ground holding problem
ABSTRACT MSc THESIS ON THE ELIMINATION OF THE AIR TRAFFIC CONGESTION : A NETWORK MODELING APPROACH TO STOCHASTIC STATIC SINGLE AIRPORT GROUND HOLDING PROBLEM MUHAMMED ALİ ULKU DEPARTMENT OF INDUSTRIAL ENGINEERING INSTITUTE OF NATURAL AND APPLIED SCIENCES ÇUKUROVA UNIVERSITY Supervisor : Assist. Prof. Dr. Rızvan EROL Year: 2000, Pages:82 Jury : Assist. Prof. Dr. Rızvan EROL : Assoc. Prof. Dr. Nedret BÎLLOR : Assist. Prof. Dr. Funda YILDIRIM Ground Holding, a policy for eliminating air traffic congestion, is a mechanism devised to decrease the rate of the incoming flights into an airport when it is projected that arrival demand into the destination airport will exceed capacity. This thesis deals with an Air Traffic Flow Management (ATFM) mathematical model on Stochastic Static Ground Holding Problem (SSGHP) which considers a stochastic profile represented by a set of airport capacity scenarios and their probabilities and is represented in an aggregate level in terms of numbers of flights per unit time to allow the model to be used in the collaborative decision making setting thereby using fewer decision variables via post-processing. Keywords: Air Traffic Flow Management, Ground Holding Problem, Computational Complexity, and Network Flows
Ring ve open-end iplik üretim sistemlerinde üretim planlaması için doğrusal programlama yaklaşımı ve endüstriyel uygulaması
öz DOKTORA TEZİ RİNG VE OPEN-END İPLİK ÜRETİM SİSTEMLERİNDE ÜRETİM PLANLAMASI İÇİN DOĞRUSAL PROGRAMLAMA YAKLAŞIMI VE ENDÜSTRİYEL UYGULAMASI Emel Ceyhun SABIR ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Erdem KOÇ Yü: 2000, Sayfa: 209 Jüri : Prof. Dr. Erdem KOÇ Prof. Dr. Ali İhsan SÖNMEZ Yrd. Doç. Dr. Rızvan EROL İplik sektörü, tekstil sektörünün bir alt koludur. İplik işletmelerinde, birçok iplik tipi üretilebilmekte ve her tipte farklı iplik materyalleri kullanılabilmektedir. İplik üretim hattı birçok prosesten oluşur. Konvansiyonel bir sistemde bu birimler harman-hallaç, tarak, penye, cer I ve cer II, fitil ve vater bölümleri şeklindedir. Bir iplik işletmesinde, hammadde, makine ve işgücü gibi kısıtlı kaynakların en verimli şekilde kullanılabilmesi ve bu kaynaklarla maksimum kan sağlayacak optimum iplik üretiminin belirlenebilmesi için üretim planlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada; bahsedilen kısıtlı kaynaklara ait maliyet faktörleri de değerlendirilerek, iplik işletmesinde üretim planlaması probleminin matematiksel modeli lineer programlama yaklaşımı ile kurulmuştur. Seçilen bir iplik işletmesi için model çözülmüş ve sonuçlar değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler : İplik eğirme sistemleri, üretim planlaması lineer programlama. XCYÛKBKÖĞRntMKUKUİ4 DGHOMUİASVON MUKttt
Tedarik zinciri yönetiminde tedarikçi seçimi sistemine ait bir karar destek modeli geliştirilmesi ve uygulama sonuçlarının değerlendirilmesi
Birçok sektörde, hammaddelerin ve malzemelerin maliyeti ürün maliyetinin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bu şartlar altında, satınalma departmanı maliyet düşürmede önemli bir rol oynamaktadır. Satınalma fonksiyonunun en önemli konularından biri de, her tür işletme için ihtiyaç duyulan malzeme, hizmet ve ekipmanın edinimini kapsayan tedarikçi seçimi konusudur. Bir satınalma yöneticisi için en zor kararlardan biri uygun tedarikçilerin seçimidir. Bu kararlar genellikle, eksik bilgi, kalitatif kriterlerin varlığı ve tercihlerin belirsizliği gibi nedenlerle karmaşıklaşmaktadır. Tedarik zinciri yönetimi literatüründe tedarikçi seçimine yönelik çok sayıda karar modeli bulunmaktadır. Bu modellerde en çok ilgi tedarikçi seçim sürecinde son safha olan, seçim aşamasında yoğunlaşmaktadır. Bununla beraber, son seçim aşamasının kalitesi büyük ölçüde, bu aşamaya gelinceye kadar gerçekleştirilen önceki aşamaların kalitesine bağlıdır. Bu sebeple, ?Tedarik Zinciri Yönetiminde Tedarikçi Seçimi Sistemine Ait Bir Karar Destek Modeli Geliştirilmesi ve Uygulama Sonuçlarının Değerlendirilmesi? konulu bu tez çalışmasında, tedarikçi seçim sürecinin tüm aşamalarını kapsayan bir karar destek modeli sunulmaktadır. Geliştirilen model, problem formülasyonu, kriter formülasyonu, tedarikçi niteliklerinin belirlenmesi ve son seçim aşamaları olarak tanımlanan dört ana kısımdan oluşmaktadır. Karar vericileri desteklemek için modelin her aşamasında farklı karar verme metotlarının kullanımı önerilmektedir. Geliştirilen model problemin tanımından, etkin tedarikçiler arasından son seçimin yapılmasına ve sipariş miktarlarının atanmasına kadar tüm aşamaları ile bir elektronik firmasında uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar modelin pratikte uygulanabilirliğini göstermiştir. Ayrıca, senaryo analizleri ile test edilen model sonuçlarının geçerliliği firma yöneticileri tarafından da doğrulanmıştır. Anahtar kelimeler: Tedarik zinciri yönetimi, tedarikçi seçimi, karar destek sistemi, karar verme metotları
Kurumsal uygulama yazılım paketlerinin seçiminde kullanılan yaklaşımların karşılaştırmalı analizi ile bir model geliştirilmesi ve uygulama sonuçlarının değerlendirilmesi
Günümüz işletmeleri, yazılım firmalarındaki büyüme, çok çeşitli yazılım ihtiyaçlarının varlığı ve hızla değişen teknoloji nedeniyle, kendi yazılım uygulamalarını özel olarak geliştirmek yerine, kurumsal uygulama yazılım paketi satın almaya yönelmektedir. Uygun kurumsal uygulama yazılım paketlerinin satın alınması, birbiriyle çelişen çok sayıda amacı ve maliyet gibi kantitatif, sözel ifadeler gibi kalitatif verilerin kullanımını içeren kapsamlı bir seçim sürecini gerekli kılmaktadır. Bu süreçte belirsizlikleri ve riskleri minimize eden sistematik ve tekrarlı bir seçim metodolojisine ihtiyaç duyulmaktadır. Literatürde yazılım seçimi ve değerlendirmesine yönelik birçok yaklaşım önerilmektedir. Mevcut yaklaşımların karşılaştırmalı analizi sonucunda, yazılım seçim sürecini ihtiyaçların analizinden son seçim kararına kadar destekleyen yeni modellerin geliştirilmesine halen ihtiyaç duyulduğu tespit edilmiştir. ?Kurumsal Uygulama Yazılım Paketlerinin Seçiminde Kullanılan Yaklaşımların Karşılaştırmalı Analizi ile Bir Model Geliştirilmesi ve Uygulama Sonuçlarının Değerlendirilmesi? konulu bu tez çalışmasında, yazılım seçimi sürecinin tüm aşamalarını kapsayan bütünleşik bir model sunulmaktadır. Sunulan modelde karar vericileri, en uygun yazılımın seçimine yönelik olarak gerçekleştirecekleri kalitatif ve kantitatif değerlendirmelerde desteklemek amaçlanmaktadır. Bu değerlendirmeler, son seçim kararının verilmesi için, bir çok amaçlı matematiksel programlama modelinde birleştirilmektedir. Geliştirilen modelin yazılım seçimi literatürüne en önemli katkısı, seçim kriterlerinin tanımlanmasına yönelik sistematik bir metodoloji sunmasıdır. Bu metodoloji fonksiyonel olmayan seçim kriterlerinin firmanın sistem gereksinimlerine göre belirlenmesi için bulanık KFA yaklaşımını kullanmaktadır. Bu aşamada sözel ifade formundaki kalitatif verilerin sayısal değerlere dönüştürülmesi için bulanık küme teorisi ve simülasyon tabanlı bir yaklaşım önerilmektedir. Geliştirilen modelin tüm adımları, bir elektronik firmasının ERP yazılım seçimi projesinde uygulanmıştır. Bu proje sırasında tatmin edici sonuçlar elde edilmiş ve firma iş süreçlerini yazılıma uydurmak yerine, iş süreçlerine en uygun doğru yazılımı seçebilmiştir. Böylelikle, senaryo analizleri yoluyla test edilen modelin pratikte uygulanabilirliği gerçek bir uygulama ile doğrulanmıştır. Anahtar kelimeler: Kurumsal uygulama yazılım paketi, yazılım seçimi, bulanık KFA, çok kriterli karar verme, çok amaçlı matematiksel programlama, ERP.
Ring iplik işletmelerinde üretim çizelgelemesi için hiyerarşik matematiksel modelleme yaklaşımı
Küreselleşen dünya pazarları, yoğun otomasyonlu üretim ve artan sabit yatırım maliyetleri iplik işletmelerinin sadece ucuz işçilik sayesinde başarılı olmalarını imkansız kılmıştır.Bu çalışmada, iplik üretiminde en önemli darboğaz aşama olan vaterleme için bir çizelgeleme yaklaşımı geliştirilmiştir.Ele alınan çizelgeleme probleminin temel karakteristiği iş sırasına bağımlı hazırlık sürelerini, siparişlerin teslim zamanlarını, işlem sürelerini dikkate almasıdır.Bunun için üç aşamalı bir çizelgeleme yaklaşımı önerilmiştir.Birinci aşamada teslim sürelerini dikkate alarak, mevcut kapasitenin karşılayamayacağı işlerin elenmesi, ikinci aşamada işlerin vater grublarına atanması, üçüncü aşamada ise vater grublarına atanan işlerin vater makinalarına atanması gerçekleştirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Çizelgeleme, Matematiksel Modelleme, Üretim Planlama
Sipariş tipi üretim sistemlerinde değişken darboğazların çizelgelenmesi için yeni bir yaklaşım
oz YÜKSEK LİSANS TEZİ SİPARİŞ TİPİ ÜRETİM SİSTEMLERİNDE OLUŞAN DARBOĞAZLARIN ÇİZELGELENMESİNDE KISITLAR TEORİSİ YAKLAŞIMI B. GÜLSÜN K. SARIOGLU ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI Danışman: Doç. Dr. Rızvan EROL Yıl: 2001, Sayfa: 158 Jüri: Doç. Dr. Rızvan EROL Yrd. Doç. Dr. Funda YILDIRIM Yrd. Doç. Dr. Arzu GÜÇRAY Bu çalışmada, özellikle farklı sipariş tipleri için çalışan veya değişkenliklere maruz kalan üretim ortamlarında ortaya çıkan değişken darboğaz olma durumunun çözümü için dinamik bir çizelgeleme ve kontrol yaklaşımı geliştirilmiştir. Üretim ortamında ortaya çıkması olası görünen darboğaz kaynakların, kısıtlarla yönetim mantığına dayanarak, öncelikli olarak kontrolü ve bu kaynaklara dayanarak da tüm üretim ortamının çizelgelenmesi amaçlanmıştır. Değişken darboğaz kaynak durumu için darboğaz kaynağı dinamik olarak kontrol eden ve DBR(drum buffer rope) tekniğinin uyarlanmasıyla elde edilen yeni bir çizelgeleme algoritması geliştirilmiştir. Önerilen yeni dinamik çizelgeleme algoritması özellikle ara stok düzeylerinin, siparişlerin geç kalmalarının ve akış süresinin azaltılmasını amaçlanmaktadır. Algoritma, değişik sezgisel çizelgeleme kuralları ile (EDD, FCFS, STR, MOPNR, MWKR, S/RO, SD, LWKR, SPT) simülasyon deneyleri kullanılarak karşılaştırılmış ve özellikle de ara stok düzeyleri ve gecikmeler ile ilgili tüm ölçütlerde üstünlük sağladığı görülmüştür. Simülasyon deneylerinde büyük ölçekli bir tekstil işletmesinin verileri esas alınmış ve mevcut duruma ilave olarak, farklı iş geliş oranlan ve termin zamanları için de deneyler gerçekleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sipariş tipi üretim, Dinamik çizelgeleme, Darboğaz çizelgeleme. Darboğaz değişimi
Çok amaçlı ve çok konumlu aktarmalı taşıma problemlerinin genetik algoritma ile optimizasyonu
Lojistik ve tasıma problemlerinin çözümünde genetik algoritmaların kullanımı son derece yaygınlasmıstır. Özellikle çok amaçlı problemlerin optimizasyonunda genetik algoritmalar çok basarılı sonuçlar vermektedir. Bu çalısmada, çok amaçlı ve çok konumlu bir aktarmalı tasıma probleminin maliyet, hizmet düzeyi, gecikme zamanları ve kalitesizlik amaçlarının aynı anda optimize edilmesi amaçlanmıstır. Aktarmalı tasıma problemleriyle ilgili yapılmıs önceki çalısmalarda genellikle maliyet ve doluluk oranı üzerinde yogunlasılmıstır. Ayrıca son zamanlarda buna gecikme zamanları da eklenmistir. Ancak, hem üretici ve satıcılar hem de müsteriler açısından en önemli kriterlerden biri haline gelen kalite faktörü göz ardı edilmistir. Bu yüzden çalısmamızda kalite amacının probleme entegre edilmesi bir gereklilik olarak görülmüstür. Bu sayede daha kapsamlı ve daha gerçekçi bir optimizasyon problemi elde edilmistir. Problemin çözümü için ?Güç Pareto Evrimsel Algoritması? (SPEA2) metoduna dayanan bir genetik algoritma önerilmistir. Bu bize aralarından seçim yapabilecegimiz pareto optimal sonuçlar sunar. Çok amaçlı problemlerin çözümü için bu yaklasım daha gerçekçi ve daha esnek bir çözüm saglar. Farklı durumlar için en uygun çözüm seçilebilir. En iyi çözümler kümesinden bir karar vermek yalnızca tek bir çözüm üreten yöntemlerden daha avantajlıdır. Çünkü bu sayede karar vericiler için belli kosullarda daha önemli görülen amaçlar maksimum derecede tatmin edilirken, aynı zamanda daha az öneme sahip olanlar da göz ardı edilmemis olacaktır. Anahtar Kelimeler: Aktarmalı tasıma problemi, çok amaçlı optimizasyon, genetik algoritma, güç pareto evrimsel algoritması, SPEA2, lojistik, tedarik zinciri.
Katı atık yönetiminde optimal planlama için bulanık doğrusal programlama yaklaşımı
Katı atık yönetimi belediyeler ve ilgili kuruluslar için stratejik bir görevdir. lgili kuruluslar bütçelerinin bir kısmını katı atıkların bertarafı için ayırmak zorundadırlar ayrıca bu miktar tüketimle beraber artmaktadır. Diger taraftan bu kuruluslar bütün katı atıkların bertarafı için olusan maliyetleri azaltmanın yöntemlerini arastırmaktadırlar. Baska bir deyisle belediyeler ve ilgili kuruluslar katı atıkları bertaraf etmek zorundadırlar aksi takdirde toplumun saglıgı ve çevre büyük bir risk altına girecektir. Katı atıkların bertarafı bes faaliyetten olusmaktadır. Bunlar; toplama, tasıma, isleme, yakma ve düzenli depolamadır. Bütün bu faaliyetler karsılanması gereken maliyetlerden olusmaktadır. Olaylar gerçek hayatta çok karmasık ve dilseldir. Bu yüzden olayları matematiksel olarak ifade etmek çok zor olmaktadır. Çalısmamızda bir sistemdeki katı atıkların toplanmasında, tasınmasında, islenmesinde, yakılmasında ve düzenli depolanmasında maliyet minimizasyonunu arastırdık. Sistemde üç toplama merkezi, iki isleme merkezi, iki yakma merkezi ve iki düzenli depolama sahası bulunmaktadır. Ayrıca gerçek hayattaki gibi sistemden toplanan katı atık miktarını göz önünde bulundurduk. Bu durumu bulanık lineer programlama ile ifade ettik. Bulanık lineer programlamayı uygulamamızın sebebi kesin olmayan parametre ve amaç fonksiyonunun olmasıdır. Çalısmamız altı bölümden olusmaktadır. Birinci bölümde konuya giris yapılmıs, ikinci bölümde katı atıklar hakkında genel bilgiler verilmis, üçüncü bölümde ise katı atık yönetimi, katı atıklar ve katı atıkları bertaraf yöntemleri hakkında ayrıntılı bilgiler sunulmustur. Dördüncü bölümde modelimizi uyarladıgımız bulanık lineer programlama yöntemi ve bulanık mantık anlatılmıstır. Besinci bölümde bulanık lineer model sunuldu ve sunulan bu model sayısallastırılarak çözülmüstür. Sayısallastırdıgımız modelin çözülmesinde bir lineer ve tamsayılı modelleme programı olan WinQSB kullanılmıstır. Çözülen modelin analizi besinci bölümde yapılmıs sonuçlar tartısılmıstır. Son bölümde çalısma sonuçlandırılarak gelecek çalısmalarla ilgili yorumlarda bulunulmustur. Anahtar Kelime: Katı atık yönetimi, bulanık mantık, bulanık lineer programlama.
Tıbbi atıkları işleme ve bertaraf etme teknolojisi seçme problemine bulanık analitik hiyerarşi prosesi ve bulanık analitik ağ prosesi yaklaşımı
Katı atık problemi, tüm dünyada karsılasılan en önemli çevre problemlerinden birisidir. Katı atıkların sınıflandırılması çok çesitli sekillerde yapılabilmektedir. Tıbbi tesislerden (hastaneler, saglık ocakları vb.) kaynaklanan ve tıbbi faaliyetler sonucu olusan zararlı ve bulasıcı maddeler tıbbi atık olarak adlandırılmaktadır. Tıbbi atıklar insan ve çevre saglıgı için uygun sekilde toplanıp, tasınıp, bertaraf edilmelidir. Genel tıbbi atık bertaraf etme teknolojileri arasında, yakma ve gömme gibi yöntemlerin yanında ısıyla zehrini giderme gibi yeni teknolojilerden de bahsedilebilinir. Tıbbi atıkların bertaraf edilmesinde kullanılacak teknolojinin dikkatli bir sekilde seçilmesi çok önemlidir. Bu çalısmada öncelikle katı atıklar ve katı atık yönetimi hakkında genel bilgi verilmis ve daha sonra katı atıkların bir çesidi olan tıbbi atıklar ve bu atıkları bertaraf etmede kullanılabilecek teknolojiler ayrıntılı bir sekilde incelenmistir. Çalısmanın devamında, tıbbi atıklarla ilgili pek çok faktör göz önünde bulundurularak, en iyi yöntemin seçilmesi için kriterler belirlenmis ve hiyerarsik bir yapı olusturulmustur. Gerçek hayatta var olan belirsizlik ve kesinsizlikleri de yansıtması açısından Bulanık Analitik Hiyerarsi Prosesine göre hesaplamalar yapılmıs ve bir sonuç elde edilmistir. Daha sonra, belirlenen kriterler arasındaki iliskiler de dikkate alınarak, problem için bir ag yapısı olusturulmus ve Bulanık Analitik Ag Prosesinden faydalanılarak yeni bir sonuç elde edilmistir. Çalısmanın son bölümünde ise elde edilen sonuçlar karsılastırılmıs ve bununla ilgili yorumlar yapılmıstır. Anahtar kelimeler: Katı atıklar, katı atık yönetimi, tıbbi atıklar, bertaraf teknolojileri, bulanık analitik hiyerarsi prosesi, bulanık analitik ag prosesi.
Yerel yönetimlerde stratejik planlama ve bir uygulama
Bu tezin amacı stratejik yönetim teknigi ve bunun bir aracı olan stratejik planın kamu sektöründe uygulanmasına iliskin bir model ortaya koymak ve bu modelin uygulanması sonucunda ortaya çıkan güçlükleri tespit etmek, bunlar için çözüm önerileri gelistirmektir. Çalısma giris ve sonuç bölümleri dahil olmak üzere yedi bölümden olusmustur. kinci bölümde, stratejik yönetimin gelisimine, kavramlarına ve araçlarına deginilmistir. Üçüncü bölümde, yerel yönetim kavramları, yerel yönetimlerde planlama yaklasımı ve stratejik planlama ihtiyacı ele alınmıstır. Dördüncü bölümde ise, örnek bir model ile planlama süreci açıklanmıs olup, besinci bölümde bu sürecin stanbul Büyüksehir Belediyesi uygulaması yapılmıstır. Altıncı bölümde, uygulamada karsılasılan güçlüklere ve çözüm önerilerine yer verilmistir. Son olarak, sonuç bölümünde konuya iliskin genel bir degerlendirme yapılmıstır. Anahtar Kelimeler: Stratejik Yönetim, Stratejik Planlama, Performans Yönetimi, Yerel Yönetimler, stanbul Büyüksehir Belediyesi.
Değer akış haritalandırma ve geleneksel kanban sisteminin kurulması
Globallesen dünyamızda artan rekabet ortamında, firmalar sektörlerinde öne çıkmak için çesitli farklı teknikler kullanmalıdırlar. Önemli olan en az maliyetle, en yüksek kalitedeki ürünleri müsteriye tam zamanında iletebilmektir. Müsteri isteklerine karsı esnek olmak, degisen teknolojilere ayak uydurmak gerekmektedir. Tüm bunlar ısıgında ?yalınlık? son yıllarda çok fazla önem kazanmıstır. Üretim ve hizmet alanlarının tümünde israflardan kaçınarak ve gereksiz maliyetleri elimine ederek ürünlere yansıyan maliyetleri azaltabiliriz. Bu çalısmada günümüzün güncel konularından ?Kanban? islenmis, bu dogrultuda da, ?yalın düsünce ve yalın üretim?, ?deger akısı analizi? ve ?tam zamanında üretim? konularını incelenmistir. Çalısma 7 bölümden olusmaktadır. 1. bölümde yukarıda bahsedilen konuların önemi ifade edilmistir. 2. bölümde yalın kavramı, yalın üretim araçları gibi konular açıklanmıs, 3. bölümde deger akıs analizi baslıgı altında mevcut ve gelecek deger akısı haritalarının olusturulması, deger akısının yalınlastırılması anlatılmıs, 4. bölümde üretim kontrol sistemlerinden özellikle çekme sistemleri (tam zamanında üretim), 5. bölümde ise kanban, kanban kullanımı, kanban çesitleri ve ilgili hesaplamalara yer verilmistir. 6. bölümde ise Uzel' de yapılan uygulamaya yer verilmistir. 7. bölümde genel ve uygulama sonuçları verilmistir. Anahtar kelimeler: Yalın, deger akıs analizi, tam zamanında üretim, kanban