Sabancı University
Discipline

Economics

Sabancı University

3,780

Archived Theses

9

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Konteynerıze yük taşımacılığı ve Marmara Bölgesi projeksıyonu

Her geçen gün yoğunlaşarak dünya ekonomisine damgasını vuran uluslar arasırekabet, herhalde yüzyılın en belirgin özelliği olarak anılacaktır. 1960'lı yılların başındabaşlayan konteyner taşımacılığı birçok alanda klasik taşımacılığın yerini almaya başlamışve özellikleri itibariyle, uluslar arası rekabetin deniz yoluyla taşımacılık alanında çokönemli bir aşaması olarak göze çarpmaktadır. Konteynerleşmenin ve konteynergemilerinin başarısının sebebi, yük taşımacılığının standartlaştırmasındandır ve yine busebeptendir ki dünya çapında sanayi üretimi de bu yönelimle aynı paralelde artışgöstermiştir. Dolayısıyla konteynerleşme, taşımacılığa olan talebi arttırmış ve bu talep dekonteynerleşmeye eğilimi hızlandırmıştır. Gemi büyüklüğü ve kapasitesine hızfaktörünün de eklenmesiyle belirginleşen yüksek verimlilik ve karlılık oranı,konteynerlerin deniz yoluyla taşımacılıktaki yerini ortaya koymaktadır.Bu tez çalışmasının iki temel amacı vardır. Birincisi konteynerize yüktaşımacılığının ekonomik yapısını irdelemek ve Dünya ve Türkiye' de ki durumunubüyüteç altına almaktır.İkincisi; Marmara bölgesindeki konteyner trafiği potansiyeline ve büyümesinesomut bir şekilde dikkat çekmek istenmiş, bu bağlamada oluşturulan ekonometrik modelile 207-2010 yıllara ilişkin projeksiyon yapılmıştır.

Evren Öztürk
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Ab ve Türkiye'de bağımsız düzenleyici ve denetleyici ekonomik kurumların iktisat politikasına etkileri

Bu çalışmada, Bağımsız Düzenleyici ve Denetleyici Ekonomik Kurumların (BDK'lar) temel nitelikleri ve bunların gerek Türkiye gerekse Avrupa Birliği (AB) ülkelerindeki gelişim süreçleri tartışılmıştır. Bu çalışma birkaç değişik konu başlığı altında altında toplanmıştır. İlk olarak, uluslararası bir kavram olarak BDK ve onun temelini oluşturan fikirler belirlenmiştir. Devam eden bölümlerde ise, Türkiye ve AB ülkelerinde bağımsız birer kurum niteliğinde olan BDK'ların fonksiyonları tarihsel olarak incelenmiştir. Türkiye ve bazı AB ülkeleri içerisinde faaliyet gösteren ekonomik BDK'lar ile ilgili aydınlatıcı açıklamalara ilerleyen bölümlerde de yer verilmiştir. Literatür taramasıyla , çalışmada geniş yer verilmiş olan BDK'lar, düzenleme olgusu, yönetişim kavramı ve rekabet konularında öz bir bilgi verilmiştir. Sonuç bölümünde; BDK'ların işleyiş mekanizması ile ilgili genel tavsiyelerin yanı sıra, gösterdikleri faaliyetler sonucu ekonomi politikalarına etki eden BDK'lar hakkında çeşitli eleştiriler de yer almaktadır.

Bağımsız düzenleyici kurumlarDevlet dışı düzenleme sistemleri
Ayberk Nuri Berkman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Ekonomik entegrasyon ve endüstri içi ticaret Türkiye-AB ülkeleri arasındaki endüstri içi ticaretin eğilimi

ÖZET EKONOMİK ENTEGRASYON VE ENDÜSTRİ IÇI TİCARET: TURKIYE-AB ÜLKELERİ ARASINDAKİ ENDÜSTRİ İÇİ TİCARETİN EĞİLİMİ Yelda Bugay TEKGUL Doktora Tezi, İktisat Ânabilim Dalı Danışman : Prof.Dr.Nejat ERK Mayıs 2000, 148 sayfa Endüstri içi ticaret veya diğer bir anlatımla benzer malların ayna anda ihracat ve ithalatı, son yıllarda ayrı bir önem kazanmıştır. Bu ilginin temel nedeni, bu tip ticaretin geleneksel karşılaştırmalı üstünlükler ile açıklanamamasıdır. Endüstri-içi ticaret kavramı daha çok ölçek ekonomileri ve ürün farklılaşması ile anlam bulmaktadır. Bu çalışmada, ekonomik entegrasyonun endüstri içi ticaret üzerindeki teorik etkileri araştırılırken, Türkiye ile AB ülkeleri arasındaki ticaretin eğilimi ve yapısı saptanmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda, entegrasyondan sonra ülkeler arasındaki ticaretin eğilimi yeni uluslararası ekonomideki gelişmeler de dikkate alınarak incelenmiştir. Teorik analizler, ekonomik entegrasyonun AB içindeki ticareti, endüstri içi ticaret yönünde geliştirdiği yönündedir. Türkiye ile AB ülkeleri arasındaki endüstri içi ticareti ölçebilmek için Grubel-Lloyd indeksinin düzeltilmemiş şekli kullanılmıştır. Yapılan hesaplamalara göre, Türkiye'nin Gümrük Birliği'nden sonra AB ülkeleri ile olan ticareti Gümrük Birliği öncesine göre, endüstri içi ticaret yönünde daha fazla artmıştır. Türkiye'nin en fazla endüstri içi ticarette bulunduğu ülke Yunanistan, daha sonra sırasıyla Portekiz, İtalya, İspanya ve İngiltere'dir. Sonuç olarak, AB ülkeleri ile Türkiye arasında, 1998 yılına gelindiğinde gözlenen ticaret şekli, dikey farklılaşmış mallarda iki-yönlü ticaretin artışı olarak tanımlanabilir. Anahtar Sözcükler: Endüstri-içi Ticaret; Ekonomik Entegrasyon; Dikey ürün farklılaşması; Yatay ürün farklılaşması ; Grubel-Lloyd indeksi

BütünleşmeEkonomik bütünleşmeEndüstri içi ticaret
Yelda Bugay Tekgül
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
DoctorateOpen AccessTR

Dışsallıklar, kamunun düzenleyici rolü: Enerji sektöründe bir uygulama

Bu çalışmada piyasa başarısızlıklarının nedenlerinden biri olan dışsallıklar konusu incelenmiştir. Üretim ve tüketim faaliyetleri sonucu ortaya çıkan dışsalhklann nasıl düzenleneceği, olası sonuçlan piyasa çözümleri yanında kamusal düzenlemeleri de zorunlu kılmaktadır. Çalışma, giriş niteliğindeki bilgilerin sunulması ve dışsallıklar literatüründeki değişik görüşlerin incelenmesi ile başlamaktadır. Daha sonra dışsallık türleri ele alınmıştır. Dışsallıklarda birbirini tamamlayıcı nitelikteki farklı sınıflamalar görülmektedir. Çalışmamızda dışsallıklar dört ana grup halinde sınıflandırılarak incelenmiştir. Dışsalhklann düzenlenmesinde bütün ekonomik sistemlerde mali, ekonomik, yasal ve idari düzenlemelere gerelcsinim duyulmaktadır. Çalışmamızda kamusal düzenleme türlerinden vergiler, sübvansiyonlar, harçlar, standartlar, pazarlanabilir kirlilik haklan incelenmiştir. Kamusal düzenlemelere alternatif olarak gösterilen piyasa çözümlemeleri kapsamında ise Couse yaklaşımı ve Tazminat Çözümlemelerine değinilmiştir. Çalışmamızın uygulama bölümünde ise, Türkiye'de kurulması öngörülen nükleer enerji santralleri ele alınmıştır. Nükleer enerji santrallerinin sermaye, yakıt ve balom işletme maliyetleri hesaplanmış ve özelliklede Akkuyu'da kurulması öngörülen nükleer enerji santrali baz alınarak nükleer santrallerin kumlması sonucu ortaya çıkabilecek çevresel dışsal etkiler tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Dışsallıklar, Pozitif Dışsallık, Negatif Dışsallık, Çevre Sorunlan, Kamusal Düzenlemeler, Ekonomi ve Çevre; Nükleer Enerji, Akkuyu, Enerji; Maliyet Analizi

DışsallıkEnerji sektörüKamu düzeni+2
İsmail Güneş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası sermaye hareketleri ve Türkiye ekonomisi üzerine etkileri (1986-1998)

Ill O^ıL i ULUSLARARASI SERMAYE HAREKETLERİ VE TÜRKİYE EKONOMİSİ ÜZERİNE ETKİLERİ (1986-1998) Ali ACARAVCI Yüksek Lisans Tezi, İktisat Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Erhan YILDIRIM Eylül 2000, 126 sayfa Bu yüksek lisans tezinde, Gelişmekte Olan Ülkelere (GOÜ) ve Türkiye ekonomisine yönelik sermaye hareketleri (SH) incelenmiştir. Tez, GOÜ'e yönelik SH, SH'nin farklı tarihsel dönemlerdeki genel eğilimleri, SH'nin ulusal ekonomiler üzerine etkileri, Türkiye ekonomisinde SH ve ekonomi üzerine etkilerinin ekonometrik yöntemlerle araştırılması konulan kapsamıştır. "SH'nin toplam talep artışı üzerindeki etkisi nedir?" sorusu, SH'nin ekonomi üzerindeki etkilerinin araştırılmasında temel alınmıştır. Ekonometrik analiz, bu temel soruya göre hazırlanan hipotezlerinin sınanmasını içermiştir. Granger nedensellik testine göre, cari işlemler (CID) açıklan ile sermaye girişleri arasında çift yönlü bir nedensellik vardır. CID açıklanna en fazla duyarlı sermaye giriş türü, kısa vadeli sermaye hareketleridir (KVSH). Türkiye ekonomisinde CID açıklan, KVSH ile kapatılmakta; yoğun KVSH de CID'nde bir sapmaya neden olmaktadır. Vektör Otoregresyon (VAR) modelinde etkiye-tepki fonksiyonlanna göre reel ve parasal şoklar, toplam talebi uzun dönem dengesinden kalıcı olarak saptırmakta ancak sapma, küçük miktarlarda olmaktadır. Şoklar, SH üzerinde yüksek bir derecede değişkenliğe neden olmaktadır. Türkiye ekonomisinde sermaye girişleri, kamu harcamalannm ve ithalat harcamalannm fınansına yöneliktir. Kısa vadeli sermaye girişleri ile açıklann finanse edilmesi, ekonomik sorunlar için sadece geçici bir çözüm olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sermaye hareketleri, Kur krizleri, VAR model.

Ekonomik etkiSermaye hareketleriUluslararası sermaye hareketleri
Ali Acaravcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Gümrük Birliği`nin Türkiye tekstil ve konfeksiyon sektörlerine etkileri

Uluslararası rekabet; ülkelerin mal ve hizmetlerde fiyat/maliyet ve fiyat dışı unsurları birbirlerine karşı kullanma üstünlüğü elde etme çabasıdır. Bu amaçla ülkeler rekabet üstünlüklerini küresel anlamda kullanmaya çaba gösterirken bazı ülkeler bölgesel birlikler kurarak rekabet güçlerini koruma veya arttırma çabası içindedirler. Bu anlamda Gümrük Birliği ekonomik birlik kurma ve bu ekonomik birlikle rekabet üstünlüğü sağlama amacının bir aşamasıdır. Böylelikle ülkeler bölgeselfeşme yoluyla toplum refahım arttırma gayreti içine girmektedirler. Bu çalışmanın amacı Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye'nin araştırma konusu olan Tekstil ve Konfeksiyon Sektörü'nde fiyat rekabet güçlerim ölçmeye çalışılmıştır. Bu amaçla literatürde bulunan OECD'nin rekabet ölçüm modeli kullanılmıştır. Bu model çerçevesinde 1992-97 yıllan Avrupa Birliği ülkelerinin ve Türkiye'nin ithalat, ihracat ve toplam rekabet güçleri veriler ışığında hesaplanarak yorumlanmıştır. Çalışma ile sadece fiyat/maliyet rekabeti değil aynı zamanda fiyat dışı rekabetinin de önemli olduğu ortaya çıkmıştır. Türkiye'nin Tekstil ve Konfeksiyon Sektörü'nde rekabet avantajının fiyat/maliyet avantajından değil fiyat dışı avantajlardan kaynaklandığı tespit edilmiştir.ANAHTAR KELİMELER: Rekabet Gücü, Uluslararası Rekabet, Fiyat Rekabeti, İthalat Fiyat Rekabeti, İhracat Fiyat Rekabeti, Tekstil ve Konfeksiyon Sektörü. JEL:F13, F14, L67

Gümrük BirliğiHazır giyim sektörüRekabet+4
Ünal Arslan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
DoctorateOpen AccessTR

Hedonik fiyatlandırma modeli ve Türkiye binek araba sektörü üzerine bir uygulama

Bu tezin temeli K. Lancaster'in ileri sürdüğü tüketici davranışları teorisine dayanmaktadır. Lancaster'e göre mal özellikleri bu mala olan talebin kaynağıdır. Şöyle ki, özellikler tüketici faydasını oluşturur. Her özelliğin kendi fiyatı vardır ve bu fiyat mal fiyatının belirli bir kısmıdır ve gizli fiyattır. Hedonik Fiyatlandırma Modeline göre malın fiyatı malın değişik özelliklerinin gizli fiyatlarının toplamıdır. TÜFE sabit ağırlıklı Laspeyres Endeksi yöntemi ile hesaplandığından dolayı tüketim mallarındaki kalite değişimini dikkate alamamaktadır ve Hedonik Fiyatlandırma Modeli bu tür sapmaların giderilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Bu tezde söz konusu yaklaşım 1994?2002 yıllar dönemi Türkiye binek araba sektörüne uygulanmış ve binek arabalar için kaliteden arındırılmış fiyat endeksi oluşturulmuştur. Bu endeks daha sonra T.C. Başbakanlık Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayınlanan 1994 temel yıllı otomobil ana harcama grubu TÜFE'si ile karşılaştırılmıştır.

Afsun Alakbar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Uzun dönemli büyümede dışa açıklık ve beşeri sermayenin rolü (yükselen piyasalar için bir panel data uygulaması)

Ülkelerin uzun dönemli büyüme dinamiklerini inceleyen teorik çalışmalarda ekonomileri dışa açık olan ve beşeri sermayeye daha fazla yatırım yapan ülkelerin daha hızlı büyüyeceklerine dair genel bir inanış vardır. Buna rağmen ampirik çalışmalarda, teorik çalışmalara nazaran dışa açıklığın ve beşeri sermayenin büyüme üzerindeki etkileri konusunda ortak bir kanı bulunmamaktadır. Ülkelerin uzun dönemli büyüme dinamikleri incelenirken dışa açıklık göstergesi olarak tanımlanan göstergelerde de ortak bir tanım üzerinde anlaşılamamıştır. Bu nedenle, çeşitli ekonometrik yöntemlerle, çok sayıdaki ülkenin verileri kullanılarak yapılan bu çalışmalarda büyüme ve dışa açıklık ilişkisi tam olarak saptanamamaktadır. Bu çalışmada da, öncelikle büyüme teorileri incelenmiştir. Büyüme çalışmalarında teorik arka planda kullanılan `Solow Büyüme Modeli' ve uzun dönemli büyüme incelenirken beşeri sermayenin ve dış ticaretin etkisinin de ölçülmesine izin veren `İçsel Büyüme Teorileri' (Yeni Büyüme Teorileri) incelenmiştir. Büyüme teorileri ile birlikte dış ticaretin büyüme üzerindeki etkisi de teorik olarak anlatılmıştır. Çalışmanın ampirik kısmında ise ekonomik özellikleri birbirine yakın olan `yükselen piyasaların' uzun dönemli büyüme dinamikleri panel data ekonometrisi kullanılarak tespit edilmeye çalışılmıştır. Ampirik çalışmada farklı dışa açıklık göstergeleri kullanılmış ve bu göstergelere göre dışa açık ekonomiler daha yüksek büyüme oranlarına sahiptir. Teorik olarak beşeri sermayenin uzun dönemli büyüme üzerinde olumlu etkisi olduğuna inanılsa da, çalışma kapsamında kullanılan ekonometrik yöntemin sonuçlarına göre beşeri sermayenin büyüme üzerindeki etkisi anlamlı olmamaktadır. Anahtar Kelimeler: Büyüme Teorileri, Büyüme-Dış Ticaret İlişkisi, Beşeri Sermaye, Panel Data Ekonometrisi.

Bekir Aşık
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Teknoloji geliştirme bölgelerinin performansı

Türkiye'de faaliyet gösteren Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin verilerini kullanarak Veri Zarflama Analizi yöntemi ile Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin Performansı ölçmek ve Teknoloji Geliştirme Bölgesi Endeksi oluşturmaktır. Türkiye'de kurulu 32 Teknoloji Geliştirme Bölgelerinden en son ulaşılabilir olan 2019 veri setidir. Bu veri setini kullanarak Veri Zarflama Analizi altında "Ölçeğe Göre Değişken Getiri (BCC-VRS) ve Çıktı Odaklı" yapılmıştır. Analizde "girdi miktarı" ile en fazla ne kadar "çıktı" elde edilebileceği incelenmiştir. Bu çalışmada kısıtlı imkânlara sahip Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin mevcut kapasiteleri ölçmek için 5 model oluşturulmuştur. Çıktı temelli veri zarflama analizi modeli aracılıyla 2019 yılına ait Teknoloji Geliştirme Bölgesi Endeks sıralaması yapılmıştır. Model 1 açısından sonuçlar değerlendirildiğinde Erciyes Teknopark, Göller Bölgesi Teknokent, İzmir Bilim Park, Teknopark İstanbul, Mersin Teknopark ve ODTU Teknokent veri girdi düzeylerinde tamamlanmış proje üretiminde etkin olarak görülmektedir. Model 2 ve Model 4'te firma sayısı ve TGB deneyimi girdi değişkenleri ile tescillenmiş patent sayısı dikkate alındığında sadece Model 2'de ODTÜ Teknokent etkin olurken, diğer taraftan Model 4'te İTÜ Arı Teknokent ve Konya Teknokent tescillenmiş patent sayısında etkindir. Model 3 toplam personel sayısı ve TGB deneyimi dikkate alınan girdi değişkenleridir. Bu girdi değişkenleri dikkate alındığında Yıldız Teknopark ve Konya Teknokent tescillenmiş patent sayısında etkin olarak görülmektedir. Model 5'te personel sayısı, firma sayısı ve TGB deneyimi girdi değişkenleri ile tescillenmiş patent sayısını çıktı olarak seçilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre Bilkent Cyberpark, İTÜ Arı Teknokent, Konya Teknokent ve Yıldız Teknopark tescillenmiş patent sayısı üretiminde etkin olduğu sonucuna varılmıştır.

PerformansPerformans ölçümleriTeknoloji geliştirme bölgeleri+1
Tuğba Güzel
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İktisatta doğrusal-olmayan zaman serisi modelleri:Kuram ve Türkiye uygulaması

İktisadi değişkenlerin sergilediği asimetrik davranışları kavrayabilmek için son yıllarda bir takım doğrusal-olmayan zaman serisi modelleri önerilmiştir. Literatürde önerilen modeller arasında bulunan rejim değiştirme karakterli yumuşak geçişli (oto)regresif (ST(A)R) model, Türkiye'nin sanayi üretim ve tüketici fiyat endekslerinde ve bu endeksler arasındaki olası doğrusal-olmayan dinamikleri araştırmak için bu çalışmada kullanılmıştır. Bu çalışmanın kuramsal kısmında mevcut literatürden hareketle STAR modeline ait temel dinamikler, farklı geçiş fonksiyonu tipleri ve tahmin izleği incelenmiştir. Ardından STAR modeline özgü doğrusallık ve tanılama testleri ayrıntılı bir biçimde ele alınmıştır. Ayrıca tek değişkenli STAR modelinin çok değişkenli ve çok rejimli ortama aktarılmasıyla ulaşılan modellere de değinilmiştir. Uygulamaya dönük bölümlerin ilkinde Türkiye'nin çeyrek yıllık sanayi üretim endeksinin (1980:1-2006:3) büyüme hızının genel ekonomik performansı temsil edebileceği düşüncesinden hareket edilmiştir. Büyüme hızının asimetrik davrandığına dair kanıt bulabilmek için STAR modelinin tahmin izleği öncelikle doğrusallık testinden başlamak üzere uygulanmıştır. Doğrusallık boş hipotezinin reddedilmesinin ardından tahmin edilen lojistik STAR (LSTAR) modeli tüm tanılama testlerinden geçtiğinden dolayı yeterli bulunmuştur. Ayrıca tahmin edilen modelin ekstrapolasyon yöntemiyle elde edilen uzun dönem dengesi ve baskın karakteristik kökleri asimetrik dinamikleri anlamlandırmak için kullanılmıştır. İkinci uygulama bölümünde ise Türkiye'de büyüme ve enflasyon (1980:2-2006:3) arasındaki doğrusal-olmayan ilişki STAR modelinin çok değişkenli ortama taşınmasıyla oluşan STR (yumuşak geçişli regresyon) modelinden faydalanılarak irdelenmiştir. Doğrusal-olmayan ilişkinin yönünün enflasyondan büyümeye doğru olduğu STR modeline özgü Granger nedensellik analiziyle belirlenmiştir. Daha sonra Türkiye'de enflasyonun büyüme üstündeki asimetrik etkilerini saptayabilmek için tek geçiş fonksiyonlu bir STR modeli kurulmuştur. Ancak tahmin edilen STR modeli yeterli bulunmadığından çok rejimli bir STR (MRSTR) modeli tahmin edilmiştir. Her iki uygulama bölümünde ulaşılan sonuçlar, STAR ve çok rejimli STR modellerinin incelenen değişkenler için kullanımını Türkiye bağlamında haklı çıkarmaktadır. Anahtar Kelimeler: Doğrusalsızlık, STAR modeli, Türkiye Ekonomisi, Büyüme, Enflasyon.

BüyümeDoğrusalsızlıkEnflasyon+1
Hasan Ağan Karaduman
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Karl Polanyı ve Joseph A. Schumpeter'de kapitalist sistem ve sürdürülemezliği

ktisadi bir sistem olarak kapitalizmin, günümüzde neredeyse tüm dünya geneline egemen oldugunu görmekteyiz. Ortaya çıkardıgı çesitli aksaklıklara karsın, kapitalist sistem tartısılmaz ve vazgeçilmez bir sistem olarak sunulmaktadır. Bu tarz bir degerlendirmede, pek tabii, 1980'den sonra yasanan dönüsümlerin ve neo-liberal iktisat politikalarının etkileri yadsınamaz. Bu çalısmada, kapitalizmin gelecegine iliskin elestirel bir perspektif sunan, iki büyük sosyal bilimcinin, Karl Polanyi ve Joseph A. Schumpeter'in, Büyük Dönüsüm ve Kapitalizm, Sosyalizm ve Demokrasi adlı kitaplarını temel referans alarak, kapitalist sistemin sürdürülemezligine iliskin düsünceleri karsılıklı olarak incelenecektir. Bu baglamda öncelikle, Polanyi ve Schumpeter'in görüslerini genel olarak ele alarak, kapitalist sistemi sürdürülemezlige götüren nedenler üzerinde durduktan sonra bu iki sosyal bilimcinin düsüncelerinin günümüzde neden hala tartısıldıkları ortaya koyulmaya çalısılacaktır. Sonuç olarak çalısma, her ne kadar Polanyi ve Schumpeter'in kapitalist sistemde öngördükleri dönüsümler günümüzde tam olarak gerçeklesmemis olsa da; yasanan yeni gelismelerle beraber, kapitalist sistemin neden oldugu bazı problemleri sorunsallastırırken, kapitalist sistemin yeniden düsünülmesi ve sorgulanmasında, iktisat basta olmak üzere diger sosyal bilimlerin, Polanyi ve Schumpeter'in görüslerinden yararlanması gerektigini savunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Karl Polanyi, Joseph A. Schumpeter, Kapitalizm, Sürdürelemezlik.

Aydın Kabak
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişme sürecinde dış finansman kullanımı ve Türkiye

Ekonomik kalkınmaGelişmekte olan ülkelerTürkiye+1
Harun Bal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de ormancılık sektörünün kalkınmadaki yeri ve özel orman işletmeciliği

Ekonomik kalkınmaKalkınmaOrman işletmeleri+4
H. Mustafa Paksoy
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası rekabet gücü ve Türkiye imalat sanayi için bir uygulama

Günümüzde dış ticaretin belirlenmesinde rekabet gücü kavramı oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Çalışmamızda uluslararası ticareti açıklamaya yönelik önemli teorilerden biri olan karşılaştırmalı üstünlükler kuramının eksiklikleri göz önünde tutularak, dış ticarette rekabet gücünün yeri ve önemi açıklanmaya çalışılmıştır. Rekabetin ana unsurlarından biri olan "teknoloji" artık uluslararası mal ve hizmet akımına katılmış ve araştırma-geliştirme politikaları ile birlikte yakın bağlantılı olarak ülkeler için bir avantaj durumuna gelmiştir. Küreselleşme eğilimi ile birlikte firmalar yalnız yöresel pazarlarda değil bölgesel ve uluslararası pazarlarda da rekabet etmek durumundadır. Bu nedenle firmaların zayıf ve güçlü yönlerini belirlemeleri önem taşımaktadır. Çalışmamızda bu amaçla endüstriyel rekabet gücü modelinin kavramsal yapısı dikkate alınarak Türkiye'nin rekabet gücüne ilişkin resmi kurumlarca yapılmış olan çalışmaların yanı sıra literatürde önemli yeri olan çalışmalar özetlenerek, Türkiye'nin imalat sanayi alt sektörlerinin rekabet gücü "Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler" (RCA index) indeksleri hesaplanarak belirlenmeye çalışılmıştır. 1989-1992 dönemi için Türkiye'nin imalat sanayiindeki ihracat ve ithalat değerlerine dayanan RCA indekslerinin sonuçlarına göre, sektör bazında dokuma-giyim, gıda, içki-tütün, kauçuk, toprak ürünleri ve orman ürünlerinin rekabet gücünün pozitif olduğu saptanmıştır.

Açıklanmış karşılaştırmalı üstünlüklerBölgesel rekabet
Yelda Bugay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Modern merkez bankacılığına iki örnek: FED ve Avrupa Merkez Bankası

Tarihi günümüzden yaklaşık olarak iki yüz elli yıl öncesine kadar giden merkez bankacılığı olgusu son elli yıl içerisinde çok büyük bir değişim ve gelişim göstermiştir. Bu değişim kapitalist dünyanın yaşadığı ilk büyük hayal kırıklığından, Büyük Bunalım'dan ve sonrasında yaşanan pek çok iktisadi şoktan dersler çıkarılarak bir gelişime dönüşmüştür. Amerika'da bankacılık alanında yaşanan ve iktisadi yaşamın kanıksanmış bir niteliği haline gelmiş iflaslara bir çözüm olarak kurulan Amerikan Merkez Bankası, FED başlangıçtaki amaçlarına zamanla yenilerini eklemiştir. ?Bankaların bankası? zamanla finansal sistemin istikrarına yoğunlaşmıştır. FED, Federal Rezerv Yasasıyla kendisine verilen ekonomik büyüme, maksimum istihdam ve uzun dönem ılımlı faiz oranları gibi temel hedeflere ancak fiyat istikrarının temin edilmiş olmasıyla ulaşabileceğinin farkındadır. FED kendisine verilen bu hedeflere ulaşmak için kullandığı araçlarda zamanla büyük bir değişim geçirmiştir. FED'in ilk yıllarında en önemli para politikası aracı olan kanuni karşılıklar politikası, önemini kaybederken FED'in deneyimlerinin bir ürünü olarak ortaya çıkan açık piyasa işlemleri bugün en önemli para politikası aracı olmuştur. FED'in deneyimleri Atlantik'in doğu yakasında, birleşik Avrupa'nın ve onun ortak para politikasının en önemli kurumsal yapısı olan Avrupa Merkez Bankası'nın (AMB'nin) oluşumunda bir referans kaynağı olmuştur. AMB, FED'in geçmişte yaşadığı acı deneyimleri yaşamama kararlılığındadır. AMB, FED'den farklı olarak tek bir iktisadi amaca yoğunlaşmıştır: Fiyat istikrarını sağlamak. Her iki merkez bankasının deneyimleri ve yapılanmaları, diğer merkez bankalarına tek bir mesaj vermektedir: Fiyat istikrarı merkez bankalarının birincil önceliğini oluşturmaktadır. Fiyat istikrarı amacına ulaşmanın yolu, daha bağımsız, daha şeffaf, daha hesap verebilir bir merkez bankasından geçmektedir. Avrupa Birliği adaylık sürecindeki Türkiye Merkez Bankası, TCMB bu süreçte sorumlu bir kuruluş olarak, özellikle son yıllarda yaptığı reformlarla bu mesajı almış gözüküyor. Bu tez modern merkez bankacılığının öncü iki kuruluşu FED ve AMB'yi kökenleri açısından, yapısal yönden, para politikası amaçları ve stratejileri açısından incelerken söz konusu merkez bankalarını, merkez bankası bağımsızlığı, şeffaflığı ve hesap verebilirliği açısından mukayeseli bir analize tabi tutmaktadır. Anahtar Kelimeler: Merkez Bankası, FED, Avrupa Merkez Bankası, TCMB, Para Politikası, Döviz Kuru Politikası, Avrupa Bütünleşmesi.

Mitat Karadağ
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası ekonomik sistemi biçimlendiren yeni olgular ve Türkiye`nin uyum sorunları

ÖZET Bilim ve teknoloji alanındaki gelişmeler yeni ve ileri bir toplumsal dönüşüme geçişin temellerini oluşturmakta ve bilgi toplumu olarak nitelendirilen yeni bir toplum yapısının nesnel koşullarını hazırlamaktadır. Enformatik teknoloji denilen teknolojinin yeni biçimi, bir toplum düşenini oluşturan tüm kurumsal yapıları, toplumsal ilişkileri ve siyasal sistemleri değişikliğe uğratmaktadır. Günümüz gelişmiş sınai toplumlarında ortaya çıkan, ancak gelişmekte olan ülkelerinde kayıtsız kalamadığı hızlı teknolojik gelişmeler, üretim sistemlerinde de köklü bir değişime neden olmuştur, üretim sistemi ve organizasyonunda ve iş örgütlenmesinde ortaya çıkan yeni oluşumlar, emek-sermaye ilişkileri, para-kredi mekanizmaları, pazar yapısı ve rekabet biçimleri ile devletin rolü ve dünya ekonomisiyle ilişkilerin aldığı görünümler, bu değişim sürecinin oldukça yeni bir alanı içine aldığını göstermektedir. Enformatik teknoloji denilen mikroelek troniğin bilgiyi, parayı, sermayeyi, üretim ve malları dünya ölçüsünde daha yoğun ve daha hızlı dağıtım etkisiyle birlikte oluşan ul uslararası 1 aşmada globalleşme olgusunu beraberinde getirmiştir. Gî obal i z asyon daha önceki dönemlerde de örnekleri var olan basit bir uîusl ararasılaşraa süreci değildir. Onun ötesinde bir u luslaraşırı 1 aşma sürecidir. Bu süreçten en cok etkilenecek olan ülkeler ise gelişmesini henüz tamamlamamış olan ülkelerdir. Türkiye'de bu ülkelerden biridir.« I Dolayısıyla bu çalışma, son yirmi yılda dünya ülkelerinde ortaya çıkan radikal ekonomik ve teknolojik değişmeleri irdelemeyi amaçlamaktadır. Az gelişmiş ülkelerin gelişmeler karşısındaki durumu incelenmektedir. Yine, hu kapsamda Türkiye'de rekabetçi piyasa koşullarında ekonomiyi dışa açma ve dünya ekonomisiyle bütünleştirme yönünde gerçekleştirilen dönüşümün, ne ölçüde günümüzde bilim ve teknoloji alanında meydana gelen gelişmelerin niteliklerine uyduğu dikkatle irdelenmektedir. Türkiye'nin yeni sürece adapte olabilmesi için mevcut sanayi yapısı ve teknoloji politikası konularında neler yapması gerektiği hususu üzerinde durulmaktadır.

Ekonomik bütünleşmeEkonomik sistemlerKüreselleşme+2
Belgin Harman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
DoctorateOpen AccessTR

Finansal derinleşmenin ekonomik performans üzerine etkileri: Teori ve Türkiye uygulaması

Bu çalışmada finansal derinleşme ve iktisadi büyüme ilişkisi incelenmektedir. Bunun için öncelikle finansal gelişme ? iktisadi büyüme alanında yapılmış olan teorik çalışmalar gözden geçirilmiştir. Bu bağlamda finans ? büyüme literatürüne temel teşkil eden çalışmalar, finansal baskı okuluna ait çalışmalar ve nihayet finansal gelişme ve iktisadi büyüme ilişkisini içsel büyüme teorileri çerçevesinde inceleyen çalışmalar ele alınmıştır. Teorik gözden geçirme yapıldıktan sonra, 21 adet yükselen ekonominin 1975 - 2004 dönemine ait panel veri seti kullanılarak ve dinamik panel için geliştirilmiş genelleştirilmiş momentler yöntemi uygulayarak, finansal piyasaları temsil etmek üzere hisse senedi piyasaları ve bankaların iktisadi büyüme üzerindeki etkileri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar, finansal gelişmenin iktisadi büyümeden bağımsız olduğu hipotezini reddetmekte ve hisse senedi piyasaları ve bankaların büyümeyi pozitif yönde etkilediğini göstermektedir. Bulgularda göze çarpan bir husus, bankaların büyüme üzerindeki etkisinin hisse senedi piyasalarının etkisinden daha büyük olduğudur. Bu sonuç gelişmekte olan ekonomiler için teoriye uygun niteliktedir. Çalışmamızın son bölümünde Türkiye'de finansal piyasaların gelişme ve dolayısıyla derinleşme süreci ele alınmıştır. Bu bağlamda Türkiye'de finansal derinleşmenin gerçekleşip gerçekleşmediği ve eğer finansal piyasalarda derinleşme gerçekleştiyse, teoride ileri sürüldüğü gibi bu derinleşmenin etkilerinin iktisadi büyümeye yansıyıp yansımadığı araştırılmıştır. Araştırma sonuçları Türkiye'de finansal serbestleşme döneminde derinleşmenin sağlandığını ancak mali baskınlığın yüksek olması nedeniyle bunun etkisinin, ekonominin reel kesimine yansımadığını göstermektedir. Türkiye'ye ve 1987-2006 dönemine ilişkin veri seti kullanılarak yapılan eşbütünleşme testi sonuçları da bu bulgularımızı destekler niteliktedir.Anahtar Kelimeler: Finansal Derinleşme, İktisadi Büyüme, Zaman Serisi Analizi, Panel Veri Analizi

Asuman Oktayer
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

İktisatta zaman ve spekülasyon

Bu çalısmada zaman, spekülatif faaliyetlerin içerisinde üç farklı formda gözlemlenmektedir. lk zaman formuna göre, zaman iktisadi ajanlara bilgi saglayan bir varlıktır. Bu bakımdan zaman içerisinde eylem veya eylemsizlik arasında bilgi saglama açısından farklılık yoktur. kinci formda zaman içseldir ve iktisadi seçimlerin zamanlaması biyolojik, psikolojik, entellektüel faktörlerin yanı sıra, olası seçeneklerin tasıdıkları özelliklerine, sayılarına ve getirilerine baglıdır. Üçüncü ve son bakıs açısı zamanın bazı ajanlarca dinamik spekülatif faaliyetlerde veya ataklarda diger ajanların piyasa davranıslarını etkilemeye yönelik bir araç olarak kullanılan dıssal bir faktör oldugunu iddia eder. Zamanın üç ayrı biçimi hisse senedi piyasasına odaklı temsili spekülatörün davranıs modellemesinde kullanılmıstır. Modellemeye baslamadan önce spekülatif piyasaların yapısına iliskin yaygın finans literatürün iddiaları ve bunun aksi yönündeki bulgular incelenmistir. Ayrıca, MKB'yi de kapsayan uluslararası piyasalarda getirilerin hafıza yapısı ve getiri dagılımlarının normalligi analiz edilmistir. Elde edilen bulgular dogrultusunda basit spekülasyon modelleri kurulmustur. Bu modellerden ilki (beklentilere dayalı spekülasyon), fiyat beklentilerine ve piyasa getirilerinin uzun dönem hafızasına dayalıdır. Daha sonra model, temsili spekülatörün diger ajanlara karsı stratejik davranabilmesine izin verecek biçimde genisletilmistir. Modeller olusturulduktan sonra, beklentilere dayalı spekülasyon modelinin karlılıgı uluslararası hisse senedi piyasalarında test edilmistir. Dinamik spekülasyonun karlılıgı ise yapay piyasa ortamında test edilmis ve bu yöntemlerin anlamlı düzeyde asırı kazanç sagladıgı gözlenmistir. Yapay piyasanın daha gerçekçi hale getirilmesi için iki ayrı test yardımıyla sıradan yatırımcıların risk/getiri egilimleri ve finansal kararlarının zaman yapısı analiz edilmis, elde edilen sonuçlara dayalı olarak yapay piyasada spekülatör olmayan yatırımcıların davranısları modellenmistir. Son olarak, spekülatif davranısın fiyat istikrarı üzerindeki etkisi incelenmistir. Sonuçlarımıza göre, hisse senedi getirilerinin yüksek volatilite tasıdıgı dönemlerde piyasada sıradan yatırımcılar ve söylenti yatırımcılarının en etkin gruplar oldugu gözlenmistir. Anahtar Kelimeler: reel zaman, spekülasyon, uzun dönem hafıza, reaksiyon zamanı, yapay piyasa

Ekonomi teorileriFinans
Atahan Çelebi
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessEN

Convergence analysis European Unity versus Turkey

IV SUMMARY OF THE STUDY This study aims at. examining the theory of economic integration and its problems by taking into the consideration the experiences ot the European Community. For this purpose, the study firstly concentrates on the theoretical concepts under the framework of the neoclassical trade theory and then on the practical concepts under the principle of convergence criteria. The principle of convergence is based on the coraparision of nominal and real indicators among the member countries. In the study, main nominal indicators of convergence ar& inflation rates, long term interest rates, exchange rates ana public deficits. Main real indicators of convergence are GNP per capita, real GDP per capita and unemployment level. In the final analysis, the study evaluates the problems of convergence criteria in the EC in accordance with Turkey which is now at. the stage of customs union. Then, same method, that is comparision of nominal and real measures, is also applied to Turkey in order to understand better the present situation.

European CommunityEconomic integration
Hüseyin Mualla Yüceol
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Heterodoks istikrar programlarının İsrail uygulaması

VII ÖZET 1970'li yılların başında dünya çapında karşılaşılan enflasyon ve ödemeler dengesi sorunları tüm ülkeleri etkilemiştir. Bu nedenle, özellikle gelişmekte olan bir çok ülke için ekonomik istikrarın sağlanması temel amaç olmuştur. Bu sorunlarla karşılaşılan ülkelerde değişik zamanlarda istikrar programları uygulamaya konulmuştur. İstikrar programının sınıflandırılması, programın amaçları ve bu amaçlara ulaşabilmek amacıyla kullanılan politika araçlarına göre yapılmaktadır. 1950'li yulardan 1980'li yılların ortalarına kadar gelişmekte olan ülkelerde özellikle Latin Amerika ülkelerinde uygulanan istikrar programları, "Ortodoks İstikrar Programlan" olarak adlandırılmaktadır. Heterodoks istikrar programları, 1985 yılı ortalarında Ortodoks istikrar programlarının, uygulandığı ülkelerde başarısızlıkla sonuçlanması nedeniyle ortodoks yaklaşıma alternatif bir yaklaşım olarak ortaya çıkmıştır. Heterodoks istikrar programlarının üretim ve istihdam cinsinden maliyetlerinin düşük olması sebebiyle enflasyonu düşürmede daha başarılı olduğu söylenebilir. İsrail istikrar programı (Temmuz 1985), heterodoks istikrar programları uygulamasının başarılı bir örneği olarak kabul edilebilir. Bu çalışmanın amacı, istikrar programlarının genel olarak, heterodoks istikrar programları ve İsrail deneyiminin ayrıntılı bir şekilde incelenmesidir.

EkonomiEkonomik istikrarHeterodoks istikrar programları+2
Bilge Köksel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Tasarım ekonomisi

nsanlık tarihiyle baslayan tasarım olgusu 20.yy'a gelindiginde endüstrinin bir parçası olmus ve bilim dalı olarak kabul edilmeye baslanmıstır. Tasarım, endüstri ürünleri tasarımı, çevresel tasarım, tekstil, mimari, mühendislik, iletisim, grafik ve ambalaj, vb. olmak genis bir yelpazeyi kapsar. Günümüzde de artık tasarımın degeriyle birlikte tasarımın yönetilme konuları üzerinde çalısılmaktadır. Tasarımın degeri kültür, politika ve ekonomi gibi farklı alanlarda tartısılıp, degerlendirilmektedir. Bu tez çalısmasında tasarım ekonomik açıdan degerlendirilmektir. Çalısmanın amacı tasarımın ekonomik boyutunu ortaya koyarak mikro ve makro çerçevede degerini belirlemektir. Bunun için öncelikle Dünya'da yapılan çalısmalar incelenmis ve tasarımın ekonomik boyutuyla ilgili olusturulan modeller sunulmustur. Teorik anlamda yapılan çalısmalar pratik uygulamalardan örnekler verilerek desteklenmistir. Dünyada tasarımın ekonomilerdeki degerini fark eden birçok ülkede tasarımı desteklemek ve etkin olarak kullanımını saglamak için resmi tasarım destek programları ile tasarım politikaları uygulanıp, akademik çalısmalar yapılırken Türkiye'de bu konuyla ilgili yok denecek kadar az çalısma vardır. Bunlarda konunun belli kısımları üzerinde kısıtlı derecede durmaktadır. Disiplinler arası çalısma gerektiren bu konuya Türkiye'de iktisatçıların ve kurulusların ilgi göstermemesi tasarımın ekonomik ayagının eksik kalmasına ve tasarımın degerinin yeterince fark edilememesine sebep olmaktadır. Bu tezin amacı bu boslugu doldurmak adına bir adım atarak tasarımın ekonomik boyutunun derlendigi ilk çalısmalardan biri olmak ve Türkiye'de bu konuyla ilgili yapılacak çalısmalara yön göstermektir. Anahtar Kelimeler: Tasarım ekonomisi, tasarımın gücü, tasarım ve inovasyon, tasarımın degeri, rekabet.

RekabetTasarım
Eda Bohur
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Neoklasik iktisat, davranışsal iktisat ve İslam iktisadında rasyonellik ve sınırlı rasyonellik kavramları ve bu kavramların farklılaşması

İktisat ve psikoloji biliminin birleşimiyle oluşan davranışsal iktisat, son dönemde varsayımları ile dikkat çekmektedir. İktisat biliminin ana ayaklarından birini oluşturan Neoklasik iktisadın savunduğu rasyonel birey kavramı davranışsal iktisatla birlikte yeniden gündeme gelmiştir. Rasyonel birey yaklaşımında, iktisadi sistemin parçası olan tüketicilerin davranışlarını incelenirken bireyin birçok duygusu göz ardı edilir. Halbuki davranışsal iktisat insanı, onu var eden duygularıyla beraber herhangi bir kısıtlama yapmadan araştırmalarına dahil etmiştir. Yapılan bu güncel çalışmalar doğrultusunda iktisat bilimi, insanın sosyal hayatını ve davranışlarını inceleyen psikoloji ve sosyoloji gibi disiplinlerle, insan hayatına yön veren dini inançlarla doğrudan ya da dolaylı bir bağlantı kurarak, insanların karakterlerinin birbirinden farklı olduğunu ve bu farklılıkları iktisadi kararlarına yansıttıklarını göstermiştir. İktisadi durumlarda etik ve ahlaki değerler ile dini inanç ve piyasa uyum içinde olduğundan, toplumun refahı ve adil bölüşüm gibi konular da fonksiyonda yer almalıdır. Aynı şekilde davranışsal iktisadın teorileri de iktisadi analizlere dahil edilmelidir. Böylelikle iktisadi olayların daha anlaşılır olmasına ve daha iyi analizinin yapılmasına imkan sağlanacaktır.

Davranışsal ekonomiKavramlarRasyonellik+3
Bilge Başargan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Organik tarım ve ekolojik inovasyon: Global Malmquist Luenberger Endeks yaklaşımı

Organik tarım, küresel dünyada sadece sektör olarak nitelendirilmekten ziyade teknoloji ile birleşerek, insani gıda ihtiyaçlarının karşılanmasında da önemli bir yöntem olarak kullanılmaya başlanmıştır. Çalışmanın içeriğinde öncelikle teknolojinin inovasyon haliyle bilimsel dünyaya kazandırılması ve daha sonrasında tarımın çevreyi koruyucu yöntemlerle geliştirilmesindeki önemi açıklanmıştır. Çalışmanın amacı ise organik tarımın ekolojik inovasyonlarla ilerleyerek verimlilikte artış sağladığını göstermek ve amonyak emisyonu salınımında azalış sağladığını uygulanan analiz yöntemi ile somut olarak ortaya koymaktır. Tarımın ekolojik inovasyonla birleşerek organik tarıma dönüşmesini ve amonyak emisyon oranını ile tüketim izlerini azaltıcı etki oluşturan girdileri analiz yöntemi ile göstermesi ise literatüre olan katkısıdır. Çalışmada organik tarım üzerinde uygulanan ekolojik inovasyonların ekonomik ve sosyal kalkınmadaki etkisi araştırılarak pozitif yönde bir ivme kazandırdığı görülmüştür. Avrupa Birliği'ne üye olan ülkelerin amonyak emisyon oranları da incelenerek analize dâhil edilmiş ve bu oranların azalması için organik tarım ve ekolojik inovasyonlar çözüm önerisi olarak sunulmuştur. Seçilen 25 ülkenin 2013-2020 yılları arasındaki verileri belirlenen değişkenlere göre alınmış ve Global Malmquist Luenberger Toplam Faktör Endeksi analiz yöntemi ile incelenmiştir. Araştırmaların sonucunda ise inovasyonlarla gelişen organik tarımın uygulandığı ülkelerde ekonomik büyümeye olumlu katkı sağlarken, güvenli gıda oluşumunu da gerçekleştirdiği görülmüştür. Gıda güvenliği, çevre koruması ve insan sağlığı gibi konulara odaklanarak organik tarımın sürdürülebilir döngü için gerekli olduğu ve tarım sektöründe önemli bir amaç ve yöntem olarak kabul edildiği kanaatine çalışmanın sonunda ulaşılmıştır.

Amonyak emisyonuEko inovasyonEkoloji+4
Gül Altay
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelerde dış borç sorunu ve Türkiye incelemesi

Gelismekte olan ülkelerin temel hedeflerinden en önemlisi sürdürülebilir ekonomik büyümeyi ve kalkınmayı gerçeklestirebilmektir. Bu amaca ulasabilmek için, bulmakta problem yasadıkları sermayenin, dolayısıyla buna baglı olan yatırımların ve istihdamın yükseltilmesi gerekir. Ekonomik gelismenin saglanmasında, yatırımların ve ihracatın artmasında, dıs borçlar önemli bir role sahiptir. Ancak ülke içi kaynakların yetersiz kaldıgı durumlarda diger ülkeler, uluslararası banka ve kurumlardan kaynak temin edilebilir. Gelismekte olan ülkelerdeki temel sorun sermaye birikimi yetersizligidir, bir baska deyisle, birikimleri azdır. Birçok gelismekte olan ülke için yatırımları arttırmanın çözümü dıs borçlardır. Artan dıs borçlar ve bunların ödenmesi ekonomiyi çok ciddi problemlerle karsı karsıya getirebilmektedir, bunun sonucu olarakta makroekonomik ve finansal istikrarsızlık ortaya çıkabilmektedir. Bu çalısmada genel olarak gelismekte olan ülkelerde dıs borç sorunu incelenecektir. Gelismis ülkelerden gelismekte olan ülkelere verilen dıs borçların miktarındaki artısın arkasında yatan nedenler ve bunun sonuçları özellikle vurgulanmıstır. Dıs borçlanma sorununu anlayabilmek için bir bakıs açısı olusturmaya çalısacagım ilk iki bölümde ilgili terimleri, tanımları ve Bretten Woods sisteminden sonraki dönemde dıs borçların gelisimini inceleyecegim. Kalan bölümlerde, dıs borç sorunu durum bazında çesitli ülkelerden alınan datalar ve çözüm önerilerinin tartısılması ile geçecektir. Ayrı bir bölümde Türkiye'deki dıs borç sorunu detaylı bir sekilde incelenecektir. Anahtar Kelimeler : Dıs Borç, Dıs Yardım, IMF, Dıs Borç Servisi

Önder Özbek
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kronik yoksulluğun belirleyicileri üzerine bir analiz

Yoksulluk, geçmişten bugüne dek, bütün toplumların karşı karşıya kaldığı temel sorunlardan biridir. Yoksulluk, genellikle gelire dayalı bir anlayış olarak ifade edilse de, sosyal ve kültürel faktörleri de içeren çok boyutlu bir anlayışı da içerisinde barındırmaktadır. Ancak yoksulluğun bir diğer önemli boyutu da zamana yöneliktir. Bireylerin yalnızca bir dönemdeki yoksulluk durumlarının incelenmesi, bireylerin gerçek yoksunluklarının anlaşılmasında yetersiz kalır. Oysa yoksulluk kavramının dinamik bir yapıda incelenmesi, bir diğer deyişle bireylerin yoksulluğunun geçici mi yoksa kronik mi olduğu, yoksulluk hakkında daha anlamlı çıkarsamalar yapılabilmesine olanak verir. Yoksulluk olgusuna dinamik bir bakış açısıyla yaklaşan bu çalışma, Türkiye'de kronik yoksulluğun temel belirleyicilerinin incelenmesini amaçlamaktadır. Bu bağlamda çalışmada, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmasının 2015-2018 yılları arası mikro panel verileri kullanılarak, kronik yoksulluğun belirleyicileri rassal etkili panel sıralı logit model ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, bireylerin yaşı ilerledikçe, eğitim düzeyi arttıkça, sağlık durumları iyileştikçe, çalışıyor durumda oldukça geçici ve kronik yoksul olma olasılıklarının azaldığı; geçinebilme durumları zorlaştıkça geçici ve kronik yoksul olma olasılıklarının ise arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, kadınların erkeklere göre geçici ve kronik yoksul olma olasılıklarının daha az, evli olan bireylerin ise bekarlara göre geçici ve kronik yoksul olma olasılıklarının daha fazla olduğu görülmüştür.

Panel veri modelleriSıralı logitYoksulluk
Betül Sağlam
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kayıt dışı ekonomi ve vergi kaybı

Bu gün kayıt dışı ekonomi hem gelişmiş ülkelerde hem de gelişmekte olan ülkelerde önemli bir toplumsal sorun olarak gündeme gelmektedir. Kayıt dışı ekonomik faaliyetler kamu finansmanının en önemli kalemi olan vergi gelirlerinde büyük bir aşınmaya neden olmaktadır. Kamu gelirlerinde kayıplara neden olan kayıt dışı ekonomi makro ekonomik göstergelerin sağlıklı olmasını engellediğinden dolayı uygulanılan ekonomi politikalarınında başarısını olumsuz yönde etkilemektedir.Bu tez çalışmasında Türkiye' de çok büyük boyutlara ulaşan kayıt dışı ekonomi irdelenmiştir. Çalışmanın amacı kayıt dışı ekonomiyi tüm yönleriyle inceleyip, kayıt dışı ekonomik faaliyetlerin oluşmasının nedenlerini ortaya koymak ve devletin kayıt dışı ekonomi nedeniyle uğradığı vergi kaybını tespit etmeye çalışmaktır.Bu çalışmada kayıt dışı ekonominin vergisel boyutuna ağırlık verilmiştir. Fakat kayıt dışı ekonomi sadece vergi kaybına neden olmamaktadır, bunun dışında kayıt dışı ekonomi verimlilik artışı sağlanması, adil rekabet ortamının yaratılması, doğru iktsadi politikaların oluşturulması ve ekonominin gerçek büyüme potansiyelinin yakalanmasını da engellemektedir. Bu nedenle çalışmanın son bölümlerinde kayıt dışı ekonomi ile mücade için çözüm önerileri sunulmuştur ve dünyadaki kayıt dışı ekonomi ile mücadelede kullanılan yöntemlerden örnekler verilmiştir.Anahtar Kelimeler : Kayıt Dışı, Vergi Kaybı

Canan Ermiş
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Banka birleşmeleri Türkiye için bir değerlendirme

Bu çalışmada bir tür şirket birleşmesi olan banka birleşmelerinin türleri,banka birleşmelerini anlatan hipotezlerle açıklanmış olup, yapılan birleşmelerinsonrasında oluşabilecek sonuçlar araştırılmıştır. Dünyada bankacılık sektörünübirleşmelere yönelten sebepler irdelenmiş, yaşanan birleşmeler nedenleri ve sonuçlarıbakımından incelenmiştir. Türkiye'de yaşanan birleşmeler de yıllar itibariylearaştırılmış olup, yapılan birleşmelerin sonuçlarının ne kadar ve hangi koşullardabaşarılı olabileceği konusunda sonuç alabilmek için önemli birleşme faaliyetleriaraştırılmıştır. Dünyada yapılan birleşmelerin gelişmekte olan ülkelerde yaşanankrizlerden sonra mali yapıdaki bozukluk nedeniyle yapıldığı, gelişmiş piyasalara isepazar payını arttırma, rekabet gücünü arttırma, ölçek-alan ekonomilerindenyararlanma gibi nedenlerle yapıldığı sonucuna varılmıştır. Yapılan araştırmasonucunda gelişmekte olan ülkeler arasında olan Türkiye'de de birleşmelerin,genellikle yaşanan krizlerden sonra devlet müdahalesiyle bankaların maliyapılarındaki bozukluk nedeniyle yaşandığı, 2001 yılından sonra özel bankalarınpazar payını arttırma, rekabet gücünü arttırma gibi nedenlerle devlet müdahalesiolmadan birleştiği görülmüştür ve yapılan bu birleşmelerin sonuçlarının devlettarafından yapılan birleşmelere göre daha başarılı olduğu tespit edilmiştir. Hazırlananbu tezde konu ile ilgili teorik çalışmalardan yararlanılmıştır.Anahtar kelimeler: Banka, birleşme, dünya, ülke, kriz.

Nur Işık
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Genişbant telekom politikası ve oyun teorisi çerçevesinde analizi

Günlük yaşamı ve ekonomik faaliyetleri doğrudan ve dolaylı olarak pozitif yönde etkileyen genişbant internetin kullanımının yaygınlaştırılması sosyal refahı önemli derece yükseltmektedir. Bu nedenle otorite kurumların genişbant internetin yaygınlaştırılmasını, genişbant altyapısının tüm ülke geneline yayılmasını ve uygun bir fiyattan sunulmasını sağlamak için uygun politikalar yürütmesi gerekir. Genişbant altyapısının yaygınlaştırılması ve operatörler arasında rekabetin tesis edilmesi için temel anlamda hizmete dayalı ve altyapıya dayalı rekabet olmak üzere iki tür politika mevcuttur. Ayrıca genişbantın yüksek maliyetli kırsal bölgelerde de ödenebilir bir fiyattan sunulmasını sağlamak için otorite kurumun uyguladığı evrensel hizmet politikası mevcuttur. Yatırımın ilk sabit ve batık maliyetinin yüksek olduğu genişbant telekom sektöründe altyapı açısından alternatif teknolojinin olmadığı zamanlarda hizmete dayalı rekabet modeli ile başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Ancak teknoloji geliştikçe yatırımın ilk sabit ve batık maliyeti düşmüş ve altyapıda kullanılan alternatif yeni teknolojiler gelişmiştir. Bu gelişmeler beraberinde altyapıya dayalı rekabet modelinin uygulanmasını gerektirmekte ancak genişbant sektörünün dinamik yapısı ve müdahale edilebilecek parametrelerin çokluğu bu alanda bu alanda uygun model geliştirmeyi ve politika yapmayı zorlaştırmaktadır. Bu çalışmada da otorite kurumun uygulaması gereken rekabet modeli ve stratejileri oyun teorisi çerçevesinde analiz edilmiştir. Bunun için öncelikle piyasa oyuncuları ve stratejileri belirlenmiş ve bu oyuncular arasındaki strateji seçimi ve rekabet analiz edilerek oyunun dengesi bulunmaya çalışılmıştır. Piyasa oyuncularının olası stratejileri dikkate alınarak farklı oyun modelleri kurulmuş ve oyunun dengesi bulunmuştur. Bulunan oyun dengesi analiz edilerek piyasa açısından dengede en uygun sonucun ortaya çıkması için otorite kurumun hangi parametrelere müdahale etmesi gerektiği ve uygulaması gereken stratejiler belirlenmeye çalışılmıştır. Ölçek ve kapsam ekonomilerinin yoğun olduğu genişbant telekom sektöründe piyasanın kendi haline bırakılması ile doğal tekelin oluşmayacağı; bu nedenle uygun rekabet ortamının oluşturulması, genişbant kullanımının yaygınlaştırılması ve regülasyon maliyetinin minimize edilmesi için altyapıya dayalı rekabet modelinin otorite kurum tarafından uygulanması gerektiği hususu elde edilen önemli sonuçlardandır. Günlük yaşamı ve ekonomik faaliyetleri doğrudan ve dolaylı olarak pozitif yönde etkileyen genişbant internetin kullanımının yaygınlaştırılması sosyal refahı önemli derece yükseltmektedir. Bu nedenle otorite kurumların genişbant internetin yaygınlaştırılmasını, genişbant altyapısının tüm ülke geneline yayılmasını ve uygun bir fiyattan sunulmasını sağlamak için uygun politikalar yürütmesi gerekir. Genişbant altyapısının yaygınlaştırılması ve operatörler arasında rekabetin tesis edilmesi için temel anlamda hizmete dayalı ve altyapıya dayalı rekabet olmak üzere iki tür politika mevcuttur. Ayrıca genişbantın yüksek maliyetli kırsal bölgelerde de ödenebilir bir fiyattan sunulmasını sağlamak için otorite kurumun uyguladığı evrensel hizmet politikası mevcuttur. Yatırımın ilk sabit ve batık maliyetinin yüksek olduğu genişbant telekom sektöründe altyapı açısından alternatif teknolojinin olmadığı zamanlarda hizmete dayalı rekabet modeli ile başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Ancak teknoloji geliştikçe yatırımın ilk sabit ve batık maliyeti düşmüş ve altyapıda kullanılan alternatif yeni teknolojiler gelişmiştir. Bu gelişmeler beraberinde altyapıya dayalı rekabet modelinin uygulanmasını gerektirmekte ancak genişbant sektörünün dinamik yapısı ve müdahale edilebilecek parametrelerin çokluğu bu alanda bu alanda uygun model geliştirmeyi ve politika yapmayı zorlaştırmaktadır. Bu çalışmada da otorite kurumun uygulaması gereken rekabet modeli ve stratejileri oyun teorisi çerçevesinde analiz edilmiştir. Bunun için öncelikle piyasa oyuncuları ve stratejileri belirlenmiş ve bu oyuncular arasındaki strateji seçimi ve rekabet analiz edilerek oyunun dengesi bulunmaya çalışılmıştır. Piyasa oyuncularının olası stratejileri dikkate alınarak farklı oyun modelleri kurulmuş ve oyunun dengesi bulunmuştur. Bulunan oyun dengesi analiz edilerek piyasa açısından dengede en uygun sonucun ortaya çıkması için otorite kurumun hangi parametrelere müdahale etmesi gerektiği ve uygulaması gereken stratejiler belirlenmeye çalışılmıştır. Ölçek ve kapsam ekonomilerinin yoğun olduğu genişbant telekom sektöründe piyasanın kendi haline bırakılması ile doğal tekelin oluşmayacağı; bu nedenle uygun rekabet ortamının oluşturulması, genişbant kullanımının yaygınlaştırılması ve regülasyon maliyetinin minimize edilmesi için altyapıya dayalı rekabet modelinin otorite kurum tarafından uygulanması gerektiği hususu elde edilen önemli sonuçlardandır. Günlük yaşamı ve ekonomik faaliyetleri doğrudan ve dolaylı olarak pozitif yönde etkileyen genişbant internetin kullanımının yaygınlaştırılması sosyal refahı önemli derece yükseltmektedir. Bu nedenle otorite kurumların genişbant internetin yaygınlaştırılmasını, genişbant altyapısının tüm ülke geneline yayılmasını ve uygun bir fiyattan sunulmasını sağlamak için uygun politikalar yürütmesi gerekir. Genişbant altyapısının yaygınlaştırılması ve operatörler arasında rekabetin tesis edilmesi için temel anlamda hizmete dayalı ve altyapıya dayalı rekabet olmak üzere iki tür politika mevcuttur. Ayrıca genişbantın yüksek maliyetli kırsal bölgelerde de ödenebilir bir fiyattan sunulmasını sağlamak için otorite kurumun uyguladığı evrensel hizmet politikası mevcuttur. Yatırımın ilk sabit ve batık maliyetinin yüksek olduğu genişbant telekom sektöründe altyapı açısından alternatif teknolojinin olmadığı zamanlarda hizmete dayalı rekabet modeli ile başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Ancak teknoloji geliştikçe yatırımın ilk sabit ve batık maliyeti düşmüş ve altyapıda kullanılan alternatif yeni teknolojiler gelişmiştir. Bu gelişmeler beraberinde altyapıya dayalı rekabet modelinin uygulanmasını gerektirmekte ancak genişbant sektörünün dinamik yapısı ve müdahale edilebilecek parametrelerin çokluğu bu alanda bu alanda uygun model geliştirmeyi ve politika yapmayı zorlaştırmaktadır. Bu çalışmada da otorite kurumun uygulaması gereken rekabet modeli ve stratejileri oyun teorisi çerçevesinde analiz edilmiştir. Bunun için öncelikle piyasa oyuncuları ve stratejileri belirlenmiş ve bu oyuncular arasındaki strateji seçimi ve rekabet analiz edilerek oyunun dengesi bulunmaya çalışılmıştır. Piyasa oyuncularının olası stratejileri dikkate alınarak farklı oyun modelleri kurulmuş ve oyunun dengesi bulunmuştur. Bulunan oyun dengesi analiz edilerek piyasa açısından dengede en uygun sonucun ortaya çıkması için otorite kurumun hangi parametrelere müdahale etmesi gerektiği ve uygulaması gereken stratejiler belirlenmeye çalışılmıştır. Ölçek ve kapsam ekonomilerinin yoğun olduğu genişbant telekom sektöründe piyasanın kendi haline bırakılması ile doğal tekelin oluşmayacağı; bu nedenle uygun rekabet ortamının oluşturulması, genişbant kullanımının yaygınlaştırılması ve regülasyon maliyetinin minimize edilmesi için altyapıya dayalı rekabet modelinin otorite kurum tarafından uygulanması gerektiği hususu elde edilen önemli sonuçlardandır. Günlük yaşamı ve ekonomik faaliyetleri doğrudan ve dolaylı olarak pozitif yönde etkileyen genişbant internetin kullanımının yaygınlaştırılması sosyal refahı önemli derece yükseltmektedir. Bu nedenle otorite kurumların genişbant internetin yaygınlaştırılmasını, genişbant altyapısının tüm ülke geneline yayılmasını ve uygun bir fiyattan sunulmasını sağlamak için uygun politikalar yürütmesi gerekir. Genişbant altyapısının yaygınlaştırılması ve operatörler arasında rekabetin tesis edilmesi için temel anlamda hizmete dayalı ve altyapıya dayalı rekabet olmak üzere iki tür politika mevcuttur. Ayrıca genişbantın yüksek maliyetli kırsal bölgelerde de ödenebilir bir fiyattan sunulmasını sağlamak için otorite kurumun uyguladığı evrensel hizmet politikası mevcuttur. Yatırımın ilk sabit ve batık maliyetinin yüksek olduğu genişbant telekom sektöründe altyapı açısından alternatif teknolojinin olmadığı zamanlarda hizmete dayalı rekabet modeli ile başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Ancak teknoloji geliştikçe yatırımın ilk sabit ve batık maliyeti düşmüş ve altyapıda kullanılan alternatif yeni teknolojiler gelişmiştir. Bu gelişmeler beraberinde altyapıya dayalı rekabet modelinin uygulanmasını gerektirmekte ancak genişbant sektörünün dinamik yapısı ve müdahale edilebilecek parametrelerin çokluğu bu alanda bu alanda uygun model geliştirmeyi ve politika yapmayı zorlaştırmaktadır. Bu çalışmada da otorite kurumun uygulaması gereken rekabet modeli ve stratejileri oyun teorisi çerçevesinde analiz edilmiştir. Bunun için öncelikle piyasa oyuncuları ve stratejileri belirlenmiş ve bu oyuncular arasındaki strateji seçimi ve rekabet analiz edilerek oyunun dengesi bulunmaya çalışılmıştır. Piyasa oyuncularının olası stratejileri dikkate alınarak farklı oyun modelleri kurulmuş ve oyunun dengesi bulunmuştur. Bulunan oyun dengesi analiz edilerek piyasa açısından dengede en uygun sonucun ortaya çıkması için otorite kurumun hangi parametrelere müdahale etmesi gerektiği ve uygulaması gereken stratejiler belirlenmeye çalışılmıştır. Ölçek ve kapsam ekonomilerinin yoğun olduğu genişbant telekom sektöründe piyasanın kendi haline bırakılması ile doğal tekelin oluşmayacağı; bu nedenle uygun rekabet ortamının oluşturulması, genişbant kullanımının yaygınlaştırılması ve regülasyon maliyetinin minimize edilmesi için altyapıya dayalı rekabet modelinin otorite kurum tarafından uygulanması gerektiği hususu elde edilen önemli sonuçlardandır.

EkonomiTelekomünikasyon politikaları
Hüsamettin Hansu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de ücret ? üretim ilişkisine doğrusal olmayan eşbütünleşme analizi ile yaklaşım

Ekonometrik modellerin temel amaçlarından biri olan doğru öngörülere ulaşmak ancak modelin doğru kurulması ile olabileceği için doğrusallık varsayımı ile kurulan modellerle istenilen amaca ulaşılamamış ve doğrusal olmayan modeller ve bunların katsayı tahminleri üzerine çalışmalar yapılmıştır. 20 yy'ın ilk yarısında doğrusal olmayan modellerin gerekliliği ve tahmini üzerine yapılan çalışmalar olmakla birlikte konjonktürel dalgalanmaların açıklanabilmesi ve finansal zaman serileri analizlerinin yapılabilmesi için doğrusal olmayan zaman serisi modelleri kullanılması gerekliliği net bir biçimde anlaşılmıştır. Bu noktada öne çıkan çalışmalar ise TAR (Threshold Autoregressive) ve STAR (Smooth Transition Autoregressive) modelleridir.Çalışma, sanayi üretim endeksi ile reel ücretler arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Bu değişkenlerin Türkiye'de dorusal olmayan bir yapı sergilediği varsayımından hareket edilerek analiz yapılma yoluna gidilmiştir. Bu varsayım doğrultusunda da teorilerin sınanması ve geliştirilmesinin ancak doğrusal olmayan modeller aracılığı ile mümkün olabileceği varsayılmaktadır.Bu yöntemler üç ana başlık altında incelenmiştir. İlk olarak tek değişkenli doğrusal olmayan zaman serileri modelleri hakkında bilgi verilmektedir. İkinci aşamada doğrusal olmayan zaman serilerinin durağanlık analizi ve doğrusal olmayan zaman serilerinde eşbütünleşme analizi ayrıntılı bir biçimde incelenmektedir. Bu kapsam doğrultusunda teorik açıklamalar yapıldıktan sonra uygulama kısmında ise literatür taraması ve incelenen değişkenler arasındaki ilişki geleneksel birim kök testlerinin yanı sıra TAR birim kök sınaması ve sonrasında TAR eşbütünleşme analizi ile test edilmiştir.

Doğrusal olmayan modellerTAR modeliÜretim
Elçin Aykaç Alp
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Getiri eğrisi tahmini : Teori ve Türkiye piyasası için uygulama

Bu çalışmanın amacı getiri eğrisi teorileri hakkında bilgi vermek, getiri eğrisinin kullanımını açıklamak ve iskontolu bono piyasası için getiri eğrisi tahmin etmektir. Çalışmamızda getiri eğrisi teorilerinden; Beklentiler Teorisi, Likidite Tercihi Teorisi, Piyasa Ayrışması Teorisi ve Tercih Edilmiş Habitat Teorisi anlatılmıştır. Elde edilen eğri şekilleri ve şeklin oluşmasına katkısı olan; beklentiler, risk primi ve konveksite kavramları açıklanmıştır.Uygulama çalışmasında dört farklı yöntem kullanılarak 3 Ocak 2006 ve 2 Mayıs 2008 tarihleri arasında iskontolu bono piyasası için getiri eğrisi tahmini yapılmıştır. Veriler İstanbul Menkul Kıymetler Borsası günlük bültenlerinden getiri ve vadeye kalan günler homojen bir veri seti elde edebilmek için belirli kriterlere göre filtrelenerek elde edilmiştir. Matlab programı kullanılarak Nelson-Siegel, Svensson, Kübik Spline ve Smoothing Kübik Spline Yöntemleri uygulanmıştır. Nelson-Siegel ve Svensson yöntemlerinin parametreleri kısıtlı doğrusal olmayan en küçük kareler optimizasyonu ile bulunmuştur.Uygulanan yöntemlerin performansı hata karelerinden elde edilen Hata Karelerinin Ortalamasının Karekökü, Ortalama Mutlak Hata ve Ağırlıklı Ortalama Mutlak Hata terimleri hesaplanarak kıyaslanmıştır. Yöntemlerin kıyaslanabilmesi için veri içi ve veri dışı tahmin ayrı ayrı gerçekleştirilmiştir. Kıyaslamalar sonucunda veri içi ve veri dışı tahminde en iyi sonucu Smoothing Kübik Spline Yöntemi vermiştir. Parametrik yöntemlerden Svennson Yöntemi Nelson-Siegel yöntemine göre daha iyi sonuçlar üretmiştir.

Coşkun Tarkoçin
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Nitelikli işgücünün gayri safi yurtiçi hasılaya etkisi

Ekonomik güç sosyal gücü beslemektedir. İnsanlar ne kadar ekonomik güce sahip iseler sosyal yönlerine o kadar zaman ayırabileceklerdir. Ekonomik gücünü elde edememiş bir insan bunu elde etmek için yeni yöntemleri araştırır, ama bir türlü sosyal yönüne odaklanamaz. Çünkü önce temel ihtiyaçlarını karşılaması gerekir bunları karşıladıktan sonra sosyal aktivitelere zaman ayırabilmektedir ve özel yaşam iş yaşamı dengesini, ancak bu şartlar altında kurabilmektedir. Ülkelerin kalkınabilmeleri için yeni teknolojiler geliştirmeleri şarttır. Bu şart olduğu gibi, bu teknolojileri geliştirmenin en önemli yolu da bu teknolojileri kültürel olarak yaşamaları, hayatlarını buna göre adapte etmeleridir. Teknoloji ise getirdiği her yeni atılım ile ekonomiye yön vermektedir. İşgücü arz edenler istihdam edilirken asgari seviyede ücret verilmesi, personele gelecek güvencesi için sigorta yapılması gerekmektedir. Personelin işyerine gelmek için katlanmak zorunda olduğu yol masrafları ve personelin yemek giderleri karşılanmalıdır. Nitelikli üretim sürecini insanlara faydalı ürünler üretmek üzere harekete geçirmek, kullandıkları ve kullanmak zorunda oldukları fiziksel ve zihinsel yeteneklerinin tamamı olarak tanımlayabiliriz.

Beşeri sermayeEkonomik etkiGayri safi yurtiçi hasıla+5
Osman Hulusi Aydın
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa birliği sürecinde emek faktör mobilitesi ve Türkiye

Uluslararası emek göçü artan gelir esitsizlikleri ve azalan göç maliyetleri ile birliktedünya genelinde ülkelerin gündemini her geçen gün daha fazla mesgul etmektedir.Artan bölgesel isbirlikleri de bu göç sürecini hızlandırmaktadır. Bu çalısma AvrupaBirliği'ne (AB) katılma sürecinde olan ülkelerin ve birliğin kendisinin karsılastığıönemli bir iktisadi ve sosyal problem olan uluslararası emek göçünü incelemeyiamaçlamaktadır. Özellikle 2004 Genislemesi ile birlikte AB' nin gerçekte korktuğubasına gelmedi. Görünen her iki tarafından bu ortaya çıkan emek hareketliliğindenkarlı çıktığı seklindedir. Fakat Türkiye'nin nüfus büyüklüğü ve iktisadi kalkınmıslıkdüzeyi ve AB'nin kendi içinde artan sosyal huzursuzlukları, AB'nin bu problemedaha duyarlı yaklasmasına neden olmaktadır. Bu yüzden bu çalısma hem AB hem deTürkiye için önümüzdeki dönemlerde de önemini koruyacak tartısmalı bu konuyuarastırmayı amaçlamaktadır. Türkiye bu süreçte yani AB'ine üyelik sürecinde emekgöçünün getirilerini ve maliyetlerini düsünmek zorundadır. Bu tartısma Türkiye'ninAB üyeliğine bu konuda hazırlıklı olması gerektiğini de göstermektedir. Herseydenönce göçün, özellikle nitelikli emek göçünün, doğuracağı maliyetleri azaltmak içinülkede çalısmanın getirisini artırmak için verimliliği artırıcı politikalar izlenmelidir.Dahası özellikle Türkiye'nin ileri teknoloji gerektiren alanlarda emek açığınıgidermek için mevcut AB ülkelerinden emek göçünü tesvik edici politikalarizlemelidir. Bu doğrultuda yeni üye olan ülkelerin de tecrübelerinden yararlanarakAB'ine giris sürecinde karsılasacağı problemleri asgariye indirecek politikalarizlenmelidir.

Canan Yağız
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Risk yönetiminde riske maruz değer kavramı: Teori ve İMKB üzerine uygulamalar

Finansal riskler özellikle 20. Yüzyılın sonlarından itibaren günümüz finans dünyasını derinden sarsan izler bırakmışlardır. 1990'lı yıllarda meydana gelen finansal skandallar ve finansal krizler neticesinde risk yönetimine olan ilgi artarak riskin ölçülmesine ilişkin yöntemler geliştirilmiştir. Düzenleyici otoritelerin de tavsiyeleri ile riskin ölçülmesinde Riske Maruz Değer Yöntemi en çok kullanılan yöntem haline gelmiştir.Bu çalışmanın amacı, finansal kurumların karşı karşıya oldukları risk türleri hakkında bilgi vermek ve piyasa riski ölçümünde yaygın olarak kullanılan Riske Maruz Değer Yöntemlerini açıklayarak, oluşturulan varsayımsal portföylerin Riske Maruz Değerini tahmin etmektir.Çalışmanın uygulama aşamasında, iki farklı model kurulmuştur. Birinci modelde, IMKB-30 endeksini oluşturan hisse senetlerinden varsayımsal bir portföy oluşturularak söz konusu portföyün, Microsoft Excel programında Varyans-Kovaryans ve Monte Carlo Simülasyon yöntemleriyle Riske Maruz Değeri hesaplanmıştır. İkinci modelde ise IMKB-Tüm Endeksine bağlı bir fona sahip varsayılan bir portföy oluşturulmuş, bu portföyün Microsoft Excel programında Varyans-Kovaryans yöntemi ile Riske Maruz Değeri hesaplanmıştır. İkinci modelde ayrıca seçilen dönemler için ARCH, GARCH, PARCH değerleri hesaplanarak kriz dönemlerinin Riske Maruz Değer değerine yansımaları gözlemlenmiştir.Çalışmada oluşturulan her iki modelin de, riske maruz değer hesabında, piyasalarda volatiliteden kaynaklanan fiyat ve getiri değişimlerini de göz önünde bulunduran modeller olduğu ve maruz kalınan risk hakkında sağlıklı bir tahmin imkanı sağladığı elde edilen sonuçlarla net bir şekilde görülmektedir.Anahtar Kelimeler: VAR (Value at Risk), Varyans-Covaryans Metodu ile VAR Ölçümü, Monte Carlo Simülasyonu Metodu ile VAR Ölçümü, Piyasa Risk Ölçümü, ARCH, GARCH, PARCH

Berkay Emekli
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme sürecinde A.B.D. ekonomisinin yükselen piyasalar üzerine etkileri: Türkiye örneği

Bu çalışmanın amacı, özellikle son yüzyılda tüm dünyayı etkisi altına alan küreselleşme hareketinin dünya ekonomisinde yarattığı değişimi, Amerika Birleşik Devletleri ve gelişmekte olan ekonomiler ekseninde incelemektir. Çalışmada, küreselleşme sürecinin başlangıcından günümüze dek dünya ekonomisinde yarattığı değişim ve bu değişimin olumlu/olumusuz yönleri ortaya konmakta ve bunların sonuçları analiz edilmektdir.Küreselleşme sürecinin son yüz yılda önümüze getirdiği en önemli gelişme, kuşkusuz, değişen merkez-çevre ilişkileri ve tek kutuplu dünya düzenidir. Oluşan yeni düzenin en önemli aktörü konumundaki Amerika Birleşik Devletleri'nin diğer ülkeler ile olan ilişkileri ve bu ilişkiler neticesinde dünya ekonomisinde gözlenen dengesizlikler, çalışmanın temel araştırma konuları arasında yer almaktadır.Dünya ekonomisinin yeni gündemi haline gelen küresel dengesizlikler sürecinde, iktisat literatüründe kendine önemli bir yer edinen yükselen piyasa ekonomileri, Türkiye'nin de bu kapsama dahil ülkelerden biri olması sebebi ile çalışmanın içeriğine dahil edilmiştir. Küreselleşme sürecinden önemli kazanımlar elde ettiği düşünülen, bununla birlikte iktisat tarihinde sıklıkla ekonomik kriz ve bunalımlara maruz kaldığı gözlenen yükselen piyasa ekonomilerinin küreselleşme karşısındaki çaresizliği ve bu resmin bir parçası olma arzusunun altında yatan sebepler, ilgili bölümde detayları ile ele alınmaktadır.Çalışmanın kapsamına dahil eden konular ortaya koymaktadır ki, dünya ekonomisinde son yüzyılda küreselleşme hareketinin temel varsayımlarından bir tanesi olan tek pazar fikrine ulaşmada önemli aşamalar kaydedilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular, sürecin başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere sanayileşmiş ülkeler ve gelişmekte olan ekonomiler için faklı sonuçlar ve sorunlar ürettiğini doğrular niteliktedir.Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Küresel Dengesizlikler, Amerika Birleşik Devletleri, Yükselen Piyasa Ekonomileri

Ekonomik analiz
Ahmet Talat Karasu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Reel iş çevrim kuramı

ÖZETREEL Ş ÇEVR M KURAMIAli ACARAVCIDoktora Tezi, ktisat Anabilim DalıDanışman: Prof. Dr. Erhan YILDIRIMEylül 2006, 140 sayfaReel ş Çevrim (RBC) kuramına göre ekonomik faaliyetteki dalgalanmalar,ekonomik ajanların verimliliğe gelen stokastik şoklara verdiği optimal tepkilersonucunda ortaya çıkmaktadır. Dışsal verimlilik şokları ve dönemlerarası ikame, itkimekanizması ve yayılma mekanizmasını oluşturmaktadır. Genişletilmiş Reel ş Çevrim(ARBC) Modelleri, ilk RBC modellerindeki yetersizlikleri ortadan kaldırmak içingeliştirilmiştir.RBC yaklaşımı, stilize gerçekler olarak adlandırılan çevrimlerin nitelözellikleriyle ilgilenmektedir. Türkiye imalat sanayiinde, istihdam, reel ücretler veişgücü üretkenliği, çevrimle aynı yönde hareket etmektedir. Fiyatlar ve enflasyon,çevrimle ters yönde hareket etmektedir. Bu gözlemler, RBC kuramının beklentileri iletutarlıdır.Türkiye ekonomisindeki iş çevrimleri, stokastik genel denge modelleriyle analizedilmiştir. Standart reel iş çevrim modelinin (King, Plosser ve Rebelo, 1988) açıklamagücü düşüktür. Bölünemez işgücü (Hansen, 1985) ve nakit-avans kısıtlı (Cooley veHansen, 1989) iş çevrim modellerinin benzetim sonuçları, standart modelden dahaiyidir. Maliye politikasıyla genişletilmiş RBC modeli (Baxter ve King, 1993), gerçekverilerdeki göreceli değişkenliklere en yakın sonuçlara sahiptir.Anahtar Kelimeler: ş Çevrimi, Stilize Gerçekler, Türkiye Ekonomisi, Kalibrasyon,Hesaplanabilir Deney.

Ali Acaravcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Bölgesel/yerel kalkınma, bölgesel gelişme için bir model

iÖZETBÖLGESEL/YEREL KALKINMA, BÖLGESEL GELİŞME İÇİN BİR MODELAKTAKAS, Başak GülYüksek Lisans Tezi, İktisat Anabilim DalıTez Danışmanı: Yrd.Doç.Dr.Yelda TEKGÜLEylül 2006, 189 sayfaİkinci Dünya Savaşından sonra önem kazanan bölgesel kalkınma kavramıekonomi literatürüne girmiş, iktisadi ve sosyal kalkınma sorunu mekansal bir boyutkazanmıştır.Bölgesel Kalkınma Yaklaşımı, ekonomik coğrafyanın adil dağılım göstermemesisonucunda ortaya çıkarken, metropol bölge, kent-kasaba ve köy gibi yerleşmehiyerarşisinin biçimlenmesi ile toplumların gündemine girmiştir. Mevcut hiyerarşi deyer yer bölgeden yerele yani daha da içe gidilmesi gerektiğini ortaya çıkaran bir yerelkalkınma ihtiyacını doğurmuştur. Yani bütünün farklı parçalarını oluşturan küçükparçaların önemi ortaya çıkmıştır ve artık tüm bu gelişme farklarını giderme ihtiyacıkaçınılmaz olmuştur. Bu anlamda yeni bir kavram olan yönetişim, yerel kalkınma içinönemli bir yer teşkil etmektedir. Bölgesel/yerel kalkınma kapsamında kırsal kalkınmakonusu da ihmal edilmemiş, konu içerisinde yerini almıştır. Özellikle Avrupa Birliği veOECD'nin gündeminde önemi itibariyle yerini almış olan bölgesel ve yerel kalkınmadafonlar, finansal kaynağı oluşturmaktadır. Mevcut yerleşme hiyerarşisinde ortaya çıkandezavantajlı bölgelere istihdam ve ekonomik kalkınma için kaynak sağlanmaktadır.Bölgesel/yerel kalkınmada Avrupa Birliği ve OECD'yi inceledikten sonra konuile ilgili olarak Türkiye ele alınacak ve bölgesel/yerel bir gelişme önerisine modelolarak yaşadığımız Çukurova Bölgesi ve merkez kenti Adana'ya yer verilecektir. Buçerçevede Adana'nın mevcut durumu, sorunları ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileriüzerinde durulmuştur.Anahtar Kelimeler: Bölgesel kalkınma, yerel kalkınma, yönetişim, kırsal kalkınma,Adana

Başak Gül Aktakas
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Beşeri sermayenin iktisadi gelişmedeki rolü ve önemi: Adana iline ilişkin bir uygulama

21. yüzyıl ekonomilerinin analizinde, ülkelerin sosyo-ekonomik göstergeleri dahafazla önem kazanmıştır. Sonuç olarak, son 25 yıla kadar hak ettiği ilgiyi göremeyen beşerisermaye daha fazla ilgi çekmeye başlamıştır. Böylece işgücü, sermaye, doğal kaynaklar vegirişimci gibi klasik üretim faktörlerine ilave olarak, son yıllarda beşeri sermayenin artanönemi büyüme ve gelişme politikalarının yeniden gözden geçirilmesini gerekli kılmıştır. Bubağlamda, bu tezde beşeri sermaye ve rekabet arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığıaraştırılmıştır. Özellikle, Adana bölgesindeki imalat sanayinden seçilen firmaların beşerisermaye ölçümü olarak 14 soruyu içeren bir anket geliştirilmiş ve kullanılmıştır. Bağımlıdeğişken tarafında, rekabet gücü göstergesi olarak firmaların vergi matrahları kullanılmıştır.Firmalar, kar bildiren ve zarar bildiren firmalardan oluşan iki gruba ayrılmıştır. Böyle ikili birayırıma, zarar bildiren firmalar için hiçbir vergi matrahı mümkün olmadığı için gerekduyulmuştur. Sonuçta, beşeri sermaye göstergelerinin firmaların kar olasılıkları üzerindekietkisini değerlendirmek için bir Probit Modeli oluşturulmuş ve kullanılmıştır. Sonuçlar, bütünbeşeri sermaye göstergeleri içinden yalnızca toplam çalışma süresinin ve bayan işgücükatılımının kar olasılıklarını önemli ölçüde arttırdığını açıklamaktadır. Ayrıca tekstil kukladeğişkeni, tekstil endüstrisindeki firmaların diğer firmalardan daha düşük kar olasılıklarınasahip olduğunu belirtmektedir.Anahtar Kelimeler:Beşeri Sermaye, Ekonomik Büyüme, Ekonomik Gelişme, Probit Modeli.

Bilgehan Gökçen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Parasal hedefleme stratejileri: Türkiye için uygun politika seçimleri

Enflasyon 1970'lerde ciddi bir sorun olarak dünya gündemine geldikten sonra fiyatistikrarı para politikalarının öncelikli hedefi haline gelmiştir. Para politikası uygulamalarısosyal ve ekonomik şartlara ve merkez bankalarının konumlarına göre ülkeden ülkeyefarklılıklar göstermesine rağmen, fiyat istikrarı nihai hedef olmadaki kritik öneminikorumuştur. 1970'lerin ikinci yarısına gelindiğinde birçok ülke faiz oranı ve döviz kuruhedeflemesini bırakmış, bunun yerine parasal büyüklükleri öne çıkarmışlardır. Parasalhedeflemenin başarılı olabilmesi, hedeflenen parasal büyüklükler ile enflasyon arasında uzundönemli ve istikrarlı bir ilişkinin varlığına bağlı olmaktadır. Kısaca para talebinin istikrarlıolması gerekmektedir. 1990'lardan sonra, parasal hedefleme ve döviz kuru hedeflemelerininenflasyonu önlemede başarısız olmasından sonra yeni bir strateji olarak enflasyonhedeflemesine geçilmiştir. Enflasyon hedeflemesi fiyat istikrarı sürecinde bazı ülkelerde çokverimli bir şekilde uygulanmıştır.Türkiye'de yıllardır süregelen yüksek ve istikrarsız enflasyonun olumsuz etkileriönlenememiştir. Bu yüzden ve politik ve ekonomik dalgalanmalar bir güvenilirlik sorunugündeme getirmiştir.. Bunun en son örnekleri ise 2000 yılı Kasım ve 2001 yılı Şubatkrizleridir. Bundan dolayı piyasalarda süren güvensizlik problemini ortadan kaldırmak veinsanlardaki önyargıları kırmak kolay olmamaktadır. Sonuç olarak, para politikasıuygulamalarının istikrarlı bir makroekonomik performans için fiyat istikrarını sağlamasıgereklidir. Bu çalışmanın temel amacı da dünyadaki uygulamalar ve Türkiye şartları gözönüne alınarak başarılı bir para politikası uygulaması için öneriler ortaya koymaktır.Anahtar Kelimeler: Para Politikası, Fiyat İstikrarı, Parasal Hedefleme, Döviz KuruHedeflemesi, Enflasyon Hedeflemesi, Var Modeli, Türkiye'de Para Politikaları.

Cuma Bozkurt
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu açıklarının makro ekonomik etkileri: Türkiye çalışması

Kamu kesimi mali politikalarının geleneksel amaçlarından biri de ekonomide uzundönemde dengeli bir büyüme sağlamaktır. Gözlenen gelişmeler, dünya ekonomisindekamu kesimi açıklarının, bu ülkelerin kararlı makro denge içinde büyümelerine engelolacak bir yapı meydana getirdiğini sergilemektedir.Geçen son on yılda, ekonomi politikasında hiçbir konu kamunun bütçe açıklarınınetkileri kadar tartışılmamıştır. Farklı ideolojilerden politikacılar, açığı azaltmanın tümekonomilerin geleceği açısından önemini tartıştılar. Her ne kadar ekonomistler konuylailgili olarak farklı yönlere ayrılsalar da, bir çok iktisatçı açıkların zararlı görüşünüpaylaşmaktadır. Bu çalışmada da Türkiye Ekonomisi'nin 1990-2003 yılları arasıdönemde kamu borçlarının temel ekonomik değişkenler üzerinde oluşturduğu makroekonomik etkiler incelenecektir. Çalışmanın ilk bölümünde konuya teorik bazdayaklaşılacak, ikinci bölümünde ise adı geçen yıllar için istatistiksel uygulamayapılacaktır. Uygulama çalışmasında Johansen Kointegrasyon (Eşbütünleşim) Analizive Vektör Otoregresif Analiz yapılacaktır. Çalışmanın amacı 1990-2003 yıllarıarasındaki dönemde kamu bütçe açığı değişkeninin ekonominin temel değişkenleriüzerindeki etkisini tespit etmektir.Bu çalışmada yapılan analizler sonucunda bütçe açıklarının milli geliri arttırdığınım2'deki artışın milli geliri azalttığını, faiz hadlerindeki artışın, döviz kurundaki artışınve son olarak da cari işlemler açığındaki bir artışın milli geliri arttırıcı yönde etkilediğibulunmuştur. Konu ile ilgili yapılan bir çok çalışmada farklı ülkelerden farklı sonuçlarelde edilmiştir. Ancak genel bir değerlendirme yapıldığında bütçe açıklarının ekonomikdengeleri bozucu sonuçları kaçınılmazdır.Anahtar Kelimeler: Bütçe Açığı, Türkiye, Makro Ekonomik Etki.

Tuba Direkçi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye ve seçilmiş AB üyesi ülkeler arasındaki dış ticaret akımları üzerine analitik bir yaklaşım: Gümrük Birliği öncesi ve sonrası

Son yarım yüzyıldır Türkiye'nin çok önemli hedeflerinden birisi AvrupaBirliği'ne (AB) tam üye olmaktır. Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu(sonrasında Avrupa Topluluğu (AT) ve Avrupa Birliği (AB)) arasındaki ilişkiler1963'te Ankara Anlaşmasıyla başlamıştır. Gümrük Birliği'nin (GB) temelleri1970'de imzalanan ve 1973'de hayata geçirilen Katma Protokol ile atılmıştır.Türkiye ile AB arasında Gümrük Birliği Anlaşması 6 Mart 1995imzalanmıştır. Türkiye'nin GB'ne geçişi, AB'ye tam üyeliğe doğru bir adım alarakdikkate alınmaktadır. Türkiye ile AB arasındaki GB'nin en önemli özelliği iseTürkiye'nin AB'ye tam üye olmadan GB aşamasına geçen ilk ve tek ülke olmasıdır.Çalışmanın amacı, Türkiye'nin seçilmiş 11 AB üyesi (Danimarka, Beluks -Belçika ve Lüksemburg-, Hollanda, Fransa, Almanya, Yunanistan, İrlanda, İtalya,Portekiz, İspanya ve İngiltere) arasındaki genel ve sektörel dış ticaretine, GBAnlaşması'nın etkilerinin test edilmesi ve bu doğrultuda ülke ve sektör ayrışımlarınayoluyla Türkiye'nin ilgili ülkelerle sektörel dış ticaretinde etkili ülke ve stratejiksektör tespitinin de yapılabilmesidir. Bu doğrultuda, 1988-2002 dönemine ait ithalatve ihracat verileri Panel Veri Yöntemi kullanılarak test edilmiştir.Sabit etkiler kullanılarak yapılan analizde ithalat ve ihracat pay modelleri ikigrup olarak incelenmiştir. I.Grup modellerde Türkiye'nin seçilmiş AB ülkeleriyleolan toplam ithalatı ve ihracatı test edilmiştir. Bu modeller iki durumda elealınmıştır. Birincisinde toplam ithalat ve ihracat, döviz kuru ve gelir esneklikleri içinayrışımsız model, ikincisinde de 11 AB ülkesi için ayrışımlı model. II.Grupmodellerde Türkiye'nin seçilmiş AB ülkeleriyle olan imalat sanayi sektörel ihracat veithalatı test edilmiştir. Bu modeller üç yaklaşıma göre uygulanmıştır. Birincisinde,sektörel ithalat ve ihracat döviz kuru ve gelir esneklikleri için ayrışımsız model,ikincisinde sektör etkileriyle genişletilmiş modeller, üçüncüsünde de ülke etkileriylegenişletilmiş modellerdir. Ülke ve sektör ayrışımlı modeller için kullanılan kukladeğişkenler tüm değişkenlerle etkileşim halinde kullanılarak ülkeler ve sektörler arasıfarklılıklar incelenmiştir.I.Grup modellerin analizinde elde edilen sonuçlara göre, GB'nin etkisini açığaçıkartmak için kullanılan GB kukla değişkeni ihracat ve ithalat modellerindeistatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. GB kukla değişkeni her iki modelde depozitif işaret sahiptir. Buda hem ihracatta hem de ithalatta GB öncesi döneme göreartışa işaret etmektedir. Katsayı büyüklüklerine bakıldığında ithalattaki artışınihracattaki artıştan büyük olduğu görülmektedir. Genel bir ifadeyle GB Türkiye'ninithalatını artırıcı yönde etki yaptığı söylenebilir. Bu açıdan, sadece ihracat ve ithalattabir artış yaratmamış, her ikisinde de davranışsal değişikliklere yol açmıştır.I.Grup modellerin analizinde elde edilen sonuçlara göre, ülke etkileriylegenişletilmiş modellerin analiz sonucunda Türkiye'nin sektörel ithalatı ve ihracatındaen etkili ülke olarak Almanya bulunmuştur. Türkiye'nin AB ile olan dış ticaretindeAlmanya'nın en büyük ortak olması bu sonucu destekler niteliktedir. Sektöretkileriyle genişletilmiş modellerin analiz sonucunda Türkiye'nin sektörel ithalatı veihracatında en etkili sektör olarak Taşıma Araçları ve Ekipmanları sektörübulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Gümrük Birliği, Avrupa Birliği, Panel Veri Modelleri

Fatih Yücel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu borçlanması ve nesiller arası yük sorunu

1950'li yılların sonlarına kadar İktisat literatüründe kamu borçlanmasının nesiller arasıetkilerinin değerlendirilmesine yönelik egemen görüş olan ve kamu borçlanmasının geleceknesillere herhangi bir yük getirmeyeceğini öne süren ?geleneksel yaklaşım?, kamuborçlanmasının sermaye stokunda ve gelecek nesillerin tüketim imkânları veya faydalarındaazalmaya yol açarak nesiller arası kaynak tahsisinde dengesizliğe yol açacağını öne süren?muhalif görüş?, farklı yaş grubuna ait nesillerin aynı anda analize dahil edilebileceğinigösteren ve yaşam boyu gelir teorisi temeline dayanan ?ardışık nesiller modeli? ve resmiolarak yayınlanmış bütçe açığı ve borçlanma rakamlarının maliye politikasının nesiller arasıetkilerinin belirlenmesinde anlamsız bir gösterge olduğunu savunan ?nesilsel hesaplama?yaklaşımları kamu borçlanmasının nesiller arası yük yaratıp yaratmaması konusunda teorikaltyapıyı oluşturur.Bu doktora tez çalışmasında 1998 yılı Türkiye Ekonomisi için kurulmuş 55 nesilliardışık nesiller dinamik genel denge modeli çerçevesinde, 1, 5 ve 10 yıllık gelir vergisiindirimleri sonucu kamu borçlanmasında meydana gelecek artışın, sermaye stoku ve farklınesillerin tüketim imkânları üzerindeki olası etkileri incelenmiştir. Kamu borçlanmasındakiartışın sermaye stokunda önemli düşüşlere yol açabileceği, ancak nesillerin tümü üzerindetüketimi arttırıcı yönde etki yaptığı sonucuna varılmıştır. Diğer yandan yapılan simülasyonlar,vergi indiriminin süresinin de sermaye stokundaki azalma üzerinde önemli etkilere yolaçtığını göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Kamu borçlanması, sermaye stoku, ardışık nesiller modeli,hesaplanabilir genel denge modelleri, nesiller arası yük.

İlter Ünlükaplan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği ortak tarım politikaları ve tarımsal destekleme sistemlerinde yaşanılan yeni gelişmeler: Doğrudan ödeme sistemi ve Türkiye üzerine bir uygulama

Bu çalışmada Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikaları Destekleme Sistemlerinin teorikve ampirik olarak analiz edilmesine çalışılmıştır. Çalışma öncelikle Avrupa Birliği veAvrupa Birliğinin oluşumunun incelenmesi ve Avrupa Birliğinin tarımsal yapısınınekonomik analiziyle başlamaktadır. Bu bölümler, daha sonra incelenecek Avrupa BirliğiOrtak Tarım Politikaları ve Tarımsal Destekleme Sistemleri bölümleri için temeloluşturmaktadır.Destekleme Sistemlerini içinde barındıran Ortak Tarım Politikaları, Avrupa Birliğininilk ve en önemli politikalarından biridir. Öyle ki Birlik bütçesinin yarısı Ortak TarımPolitikaları kapsamında harcanmaktadır. Bu harcamaların çoğunluğu da desteklemesistemleri kanalıyla yapılmaktadır. Zaman içinde bu durum birçok eleştirilere nedenolmuş ve destekleme sistemleri yargılanır hale gelmiştir. Bu bağlamda desteklemesistemlerinden Doğrudan Ödemeler Sisteminin, destekleme alımları sistemiylekarşılaştırmalı olarak incelenmesi öngörülmüştür. Doğrudan ödemeler sistemikapsamında ise uygulamada daha çok kullanılan Fark Ödemeleri ve Doğrudan GelirDesteği seçilmiştirÇalışmada öncelikle destekleme sistemlerinden Doğrudan Ödemeler Sistemi (FarkÖdemeleri ve Doğrudan Gelir Desteği) Destekleme Alımları sistemiyle karşılaştırmalıolarak teorik bazda incelenmiştir. Daha sonra bu üç destekleme sisteminin üretim,tüketim, dış ticaret ve refah üzerindeki etkileri, Kısmi Denge Analizi yöntemikullanılarak farklı karakterdeki iki tarım ürünü (buğday, pamuk) üzerinde beşer yıllıkperiyotlar halinde analiz edilmiş ve karşılaştırılmıştır.Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Tarım, Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikaları,Tarımsal Destekleme Sistemleri.

Osman İnanç Güney
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal sermaye ve beşerî sermayenin sosyal sorumlu tüketim üzerine etkileri

Doğaya zararı olmayan ya da zararın minimum düzeyde olduğu düşünülen sürdürülebilir ürün veya hizmetlerin bilinçli olarak tercih edildiği bir tüketim tarzına "Sosyal Sorumlu Tüketim Davranışı" denilmektedir. Bu çerçevede bu çalışmada kaynağını esas olarak katılımın oluşturduğu ve kişiler arası etkileşimleri ifade eden Sosyal Sermeye ile kişilerin bilgi ve yapabilirlik gibi üretkenlik bağlamında ortaya koyabilecekleri tüm nitelikleri ifade eden Beşeri Sermayenin sosyal sorumlu tüketim davranışı üzerine etkileri araştırılmıştır. Literatürde sosyal sermaye ve beşeri sermayenin sürdürülebilir kalkınma üzerine etkileri ayrı ayrı araştırılmış fakat ikisinin birlikte ilişkisine bakılmamıştır. Bu çalışma birlikte etkinin araştırılması yönünden diğerlerinden ayrışmaktadır. Sosyal sorumlu tüketim davranışı (SSTD), sosyal sermaye (SS) ve beşeri sermayenin, (BS) ölçülebilmesi adına daha önce geçerliliği kanıtlanmış olan sosyal sorumlu tüketim ölçeği (SSTDÖ), sosyal sermaye ölçeği (SSÖ) ve beşeri sermaye ölçeği (BSÖ) için anket formları hazırlanmış ve hazırlanan anketler dijital ortamda Google form aracılığıyla uygulanmıştır. Ankara'da yaşayan 18 yaşından büyük 506 kişi çalışmanın ana kitlesini oluşturmuş ve veriler toplanmıştır. Anket sorularının uygulanabilirliği için Çankırı Karatekin Üniversitesi etik kurulundan gerekli izinler alınmış ve ön testler yapılmıştır. Çalışma verilerinin analizi SPSS-21 programında gerçekleştirilmiştir. Ankete katılan kişilerin demografik özellikleri betimlenmiş, daha sonra ölçeklere ilişkin güvenilirlik testleri yapılmıştır. Tüm ölçeklerde alfa değerinin güvenli sınırlar içinde kaldığı tespit edilmiştir. Değişkenlerin birbirleriyle olan ilişki seviyeleri korelasyon analizi ile çözümlenmiş, tüm değişkenlerin birbirleri ile anlamlı seviyede ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Daha sonra basit regresyon modeliyle sosyal sorumlu tüketim davranışının sosyal sermaye ve beşeri sermaye tarafından nasıl etkilendiği incelenmiştir ve eğitim, cinsiyet gibi kategorilerde sosyal sorumlu tüketim davranışının farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Ulaşılan sonuçlarda, Sosyal sermayenin sosyal sorumlu tüketimi pozitif yönde etkilediği görülmüştür. Beşeri sermaye de basit regresyon testinde sosyal sorumlu tüketim davranışını pozitif yönde etkilemiştir. Daha sonra çoklu regresyon ile SSÖ ve BSÖ nün birlikte etkisine bakılmıştır. Çoklu regresyonda SSTDÖ BSÖ alt boyutlarından çalışan yeteneği ve yaratıcılık ve liderlik ile pozitif yönde hareket ederken çalışan memnuniyeti ve motivasyon ile negatif yönde hareket ettiği SSÖ nün etkisinin olmadığı bulgusu elde edilmiştir. Cinsiyet, eğitim, gelir gibi kategorilerde de sosyal sorumlu tüketim davranışı açısından bir farklılık gözlemlenmemiştir.

Ümit Şen
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yakınsama teorileri: Türkiye ve Avrupa Birliği bölgeleri örneği

Farklı ekonomilerim gelir düzeylerinin birbirine yakınsama eğiliminde olup olmadığısorusu, Solow'un 1956 yılındaki ekonomik büyüme çalışmasıyla başlayan ve günümüzekadar devam eden önemli sorulardan birisidir. Neoklasik Teori'de fiziksel sermayebirikimi, büyümenin itici gücüdür. Sermaye stoku arttıkça, sermayenin marjinal getirisiazalmaktadır. Böylece başlangıçta daha az sermaye birikimine sahip ülkeler, daha hızlıbir büyüme sağlamakta ve göreli olarak daha zengin ülkelerin düzeylerineyakınsamaktadırlar.Bu çalışmanın amacı, Avrupa Birliği bölgeleri ve Türkiye'nin 67 ili arasında yakınsamahipotezini test etmektir. Yöntem olarak söz konusu ekonomilerin başlangıç gelirdüzeyleri ile gelirlerinin ortalama büyüme oranları arasındaki ilişki araştırılmıştır veelde edilen sonuçlar mutlak yakınsama ölçütü olarak alınmıştır. AB Bölgeleri veTürkiye'nin 67 ili arasında yakınsama bulgusuna rastlanmamıştır. Ayrıca Türkiye'nin67 ili arasında da bir yakınsama söz konusu değildir. Ancak AB bölgeleri kendiiçlerinde birbirlerine yakınsamaktadırlar.Anahtar Kelimeler: Yakınsama, Büyüme Teorileri

Gülay Doğan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Yükselen piyasa ekonomilerinde küreselleşmenin enerji üretimi üzerine etkilerinin çok boyutlu panel veri modelleri ile analizi

Küreselleşme ve enerji birbiri üzerinde önemli etkilere sahip olan karmaşık bir ilişkiye sahiptir. Bu ilişki, ülkelerin ekonomik büyüme ve kalkınmasından küresel enerji piyasalarına, teknoloji transferlerinden yatırımlarına, çevresel sürdürülebilirliğinden jeopolitik dinamiklerine kadar bütün faktörleri etkileyebilen çok boyutlu bir özellik göstermektedir. Bu çalışmada, çok boyutlu panel veri modeli kullanılarak küreselleşme, fosil ve yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen enerji üretimi arasındaki ilişkiyi zamana, ülkelere, gelir gruplarına ve bulundukları coğrafi konumlara göre ele almak ve küreselleşmenin farklı enerji kaynaklarından elde edilen enerji üretimleri üzerindeki etkilerini ortaya koymak amaçlanmıştır. 2000-2015 dönemi için Türkiye'nin de dahil olduğu 26 yükselen piyasa ekonomisinde küreselleşme ve enerji üretimi arasındaki ilişki ülke-gelir grubu-zaman ve ülke-kıta grubu-zaman olmak üzere iki farklı çok boyutlu panel veri modeli ile analiz edilmiş ve elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar, gelir grubu özelinde küreselleşmenin nükleer ve yenilenebilir kaynaklarından enerji üretimi üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkiye sahip olduğunu, hidroelektrik kaynaklardan enerji üretimini ise negatif yönde etkilediğini göstermektedir. Diğer yandan, kıta grubu özelinde yapılan çok boyutlu panel veri modeli analizinde ise, küreselleşme kömür ve hidroelektrik kaynaklarından enerji üretimi üzerinde olumlu bir etkiye sahipken, küreselleşmenin doğalgaz kaynaklarından enerji üretimi ile ilişkisi ise negatif yöndedir. Bu sonuçlara göre ülkelerin farklı gelir düzeylerine sahip olması ve/veya farklı coğrafi konumlarda yer almaları, küreselleşmenin yenilenemez ve yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen enerji üretimlerini farklı düzeylerde etkilediği sonucuna varılmıştır.

Mehmet Ali Demir
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye`de bilgisayar endüstrisi

Yapı-Davranış-Performans ve SWOT analizi yaklaşımları kullanılarak Türkiye bilgisayar piyasasının rekabetçi yapısı incelenmiştir. Piyasadaki firmalar beş gruba ayrılmış, firmaların giriş-çıkış engelleri, stratejik davranış ve seçimleri ile çevreden gelen fırsat ve tehditler analiz edilmiştir. İnterpro'nun 1999 yılında yapmış olduğu çalışmada yer alan firmalardan 23'ünün cevap verdiği anket çalışmada kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Rekabet, Türkiye'de Bilgisayar Endüstrisi

Bilgisayar endüstrisiBilgisayar firmasıBilgisayar sektörü+2
Serkan Dilek
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelerde bankacılık krizleri ve Türkiye

Özellikle 1970'li yıllardan itibaren artarak görülen finansal krizleri açıklamaya yönelik teoriler Yeni Keynezyen kriz teorileri, Post Keynezyen kriz teorileri, Monetarist finansal kriz teorileri, Birinci nesil finansal kriz teorileri, ikinci nesil finansal kriz teorileri ve üçüncü nesil finansal kriz teorileri olarak adlandırılmaktadır.Gelişmekte olan ülkelerde görülen bankacılık krizlerinin en önde gelen nedenleri ise finansal serbestleşmeye iyi hazırlanamamalarından ve zayıf bankacılık düzenleme, denetleme ve yönetme sistemleridirSon yıllarda görülrn krizlerden sonra IMF ve Dünya Bankası birçok reform çalışması yapsa da bu çalışmalar tüm dünyada görülen krizlere karşı etkili olamamıştır. Krizlerin önlenmesinda ve kriz sırasında izlenilecek politika üreticisi bir uluslararası kurum ihtiyacı hala bulunmaktadır.

Gülhan Arda Boran
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Döviz kuru oynaklığının istihdama etkisi: Türkiye örneği

Geçmişten günümüze kadar geçen sürede küreselleşme hız kazanmıştır ve ülkeler arasındaki ilişkiyi sağlayan önemli bir araç olmuştur. Döviz kuru oynaklığı Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin istihdam oranlarını dolaylı yollardan negatif etkilemektedir. Literatür incelendiğinde döviz kuru oynaklığı ile istihdam arasındaki ilişki yerine genellikle kur oynaklığı ve işsizlik üzerine çalışmalara ulaşılmıştır. Bu çalışmada, döviz kuru oynaklığının istihdama etkisi araştırılmış ve analizde güncel veriler kullanılmıştır. Yapılan bu çalışmada döviz kuru oynaklığının istihdam üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda, 2015-2023 yılları için aylık datalardan yararlanılarak ampirik bir analiz gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ekonometrik metot olarak zaman serisi analizi uygulanmıştır. Analiz yöntemi için Autoregressive Gecikmesi Dağıtılmış (ARDL) sınır testinden yararlanılmıştır. Daha sonra Augmented Dickey-Fuller (ADF) birim kök testi gerçekleştirilerek durağanlık analizi uygulanmıştır. Oynaklık serisini düzenleyebilmek için ARCH-GARCH modelinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, bağımsız değişken olan döviz kuru oynaklığının istihdam oranı üzerine olumsuz bir etki yarattığına ulaşılmıştır. Başka bir ifadeyle döviz kuru oynaklığında meydana gelen artış istihdam oranını azaltmaktadır. Diğer bağımsız değişken olan imalat sanayi kapasite kullanım oranında meydana gelen artış istihdam oranında artışa neden olmaktadır. COVİD-19 kukla değişkeninin istatistiksel olarak anlamlı olduğu ve negatif etkisinin olduğu görülmüştür. Ayrıca uzun dönem dengesinde sapmaların yaşanmasına neden olmuştur. Hata düzeltme terimi katsayısı gözlemlendiğinde uzun dönem sapmalarının ortalama olarak 3 aylık bir dönemde yeniden dengeye ulaştığı sonucuna varılmıştır.

Döviz kuru
Belgüzar Ceren Karagöz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Fiziksel girdi yöntemiyle kayıt dışı ekonominin ölçülmesi: Türkiye'de vergi denetimi

Bu çalışmada kayıt dışı ekonomi ve Türkiye'de vergi denetiminin etkileri konusu işlenmiştir. Kayıt dışı ekonomi gelişmişlik düzeylerine göre her ülkede az ya da çok fark etmeksizin küresel bir sorun olmaktadır. Herhangi bir ülkede kayıt dışı ekonominin artması o ülkede yaşayan insanlar için gelir dağılımı eşitliğini ve adaleti bozarak haksız rekabetin ortaya çıkmasına yol açan bir sorundur. Genel olarak kayıt dışı ekonominin tanımı, etkileri, nedenleri, kapsamı, tahmin ve mücadele yöntemleri anlatılmaktadır. Kayıt dışı ekonomiyi ölçmek oldukça güç olup, kullanılan yöntemlere bağlı olarak farklı veriler toplanmaktadır. Çalışmada, OECD ülkeleri ve Türkiye'de kayıt dışı ekonominin büyüklüğünü tahmin etmek için 2014-2022 yıllarına ait elektrik tüketimi yaklaşımı kullanılmıştır. Bu çalışmanın amacı kayıt dışı ekonominin büyüklüğünü tahmin ederken diğer tahmin yöntemlerine göre daha az tercih edilen elektrik tüketim yöntemini dikkate almaktır. Ayrıca elektriğin kaçak kullanım ihtimaline karşı elektrik üretim verileri de kullanılarak tahmin yöntemi farklı bir perspektiften incelenmiştir. Günümüzde modern vergi sistemi beyanlara dayanmaktadır. Elbette beyan sisteminin riskleri de bulunmaktadır. Vergi mükelleflerinin kayıt dışı faaliyetlerde bulunmasını önlemek amacıyla vergi idareleri gerekli denetimlerini yerine getirmekle yükümlüdür. Çalışmada, Türkiye'de vergi denetim siteminin verimlilik ve etkinlik açısından nasıl işlediği; görevli kurumların bu konudaki çalışmaları ve mücadeleleri hakkında bilgilere yer verilmiştir. Son olarak yapılan araştırmalar doğrultusunda kayıt dışı ekonominin tamamen ortadan kaldırılamayacağı fakat uzun vadede küçülebileceği; bu küçülmenin ise verilen politika önerileri ile başarılı olacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kayıt Dışı Ekonomi, Vergi Denetimi, Elektrik Tüketim Yöntemi

Büşra Ayvali
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Genel denge kuramı

BelirsizlikGenel denge kuramıSabit nokta teoremleri+1
Kaan İrfan Öğüt
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00