
118
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
İnfaz koruma memurlarının emeklilikte yaşam doyumu ve sosyal hayata uyum süreçleri
Bu araştırmanın amacı, infaz koruma memurlarının emeklilik döneminde yaşam doyumu ve sosyal uyum deneyimlerini çok boyutlu olarak anlamlandırmak ve süreci etkileyen bireysel/kurumsal etmenleri ortaya koymaktır. Nitel desende yürütülen çalışmada farklı illerden 19 emekli infaz koruma memuru ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yapılmış; veriler tematik analiz ile çözümlenmiştir. Bulgular, emeklilik geçişinin doğrusal olmayan ve bağlama duyarlı bir seyir izlediğini göstermektedir. Öne çıkan temalar; (i) mesleki kimlik/aidiyet kaybı ve buna eşlik eden anlam boşluğu, (ii) yalnızlık/izolasyon ve çalışma arkadaşlığı ağlarının zayıflaması, (iii) ekonomik kısıtlar ve sürdürülebilir geçim stratejileri, (iv) kronik sağlık sorunlarının günlük işlevselliğe etkisi, (v) aile/sosyal destek, hobi–aktivite ve ikinci iş pratiklerinin uyumu kolaylaştırıcı rolü, (vi) kurumla ilişkinin kopukluğu ve emekliliğe hazırlık eksikliğidir. Önceden planlama, psikososyal destek ve akran temelli paylaşımın geçişi yumuşattığı; finansal okuryazarlık ve sağlık yönetiminin yaşam doyumuyla ilişkili olduğu görülmüştür. Çalışma, emekliliğe hazırlık eğitimlerinin yapılandırılması, kademeli geçiş ve danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesine yönelik somut öneriler sunmaktadır.
Türk siyasal hayatında üslup ve mizah (1982-2002)
Bu doktora tezi, siyasi iletişimde mizahın kullanım alanlarını, siyasi liderlerin mizahı neden, nasıl bir strateji unsuru olarak kullandıklarını ve bu kullanımın söylem içindeki etkilerini bütüncül bir biçimde ortaya koymayı amaçlamıştır. Özellikle Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Turgut Özal, Alparslan Türkeş, Necmettin Erbakan ve Tansu Çiller gibi siyasal arenada etkili olmuş liderlerin siyasi yaşam öyküleri, politik düşünce yapıları, liderlik anlayışları ve iletişim stratejileri detaylı olarak analiz edilmiştir. Bu biyografik ve ideolojik altyapı, mizahın üslup, söylem ve retorik içindeki konumunun anlaşılması için sağlam bir temel oluşturmuştur. Çalışma mizah üslup retorik etkileşimlerine odaklanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi genel kurul konuşmaları, televizyon programları, belgeseller, liderlik profilleri, gazete karikatürleri ve mizah dergilerindeki temsil biçimleri üzerinden mizahın kullanım alanlarını derinlemesine bir perspektif üzerinden inceleyerek liderlerin stratejik bir unsur olarak mizahi kullanımlarını karşılaştırmalı olarak göstermektedir. Genel Kurul konuşmaları gibi resmî söylem alanlarında mizahın ne zaman, hangi bağlamda kullanıldığı; karikatür ve dergilerdeki temsillerin, TV programları ve belgesellerde söylem içindeki mizahi kodlarla nasıl örtüştüğü ya da ayrıştığı incelenmiştir. Mizahın siyaset bağlamında bu kadar yaygın ve güçlü biçimde kullanılmasının nedenleri de bu çalışmada ele alınmıştır. Bunlar arasında kriz yönetimi ihtiyacı, halkla bağ kurma arzusu, eleştirileri yumuşatma stratejisi, toplumsal kutuplaşmayı hafifletme, lider imajını sempatik hâle getirme gibi birçok motivasyon saptanmıştır. Mizah‐siyaset‐söylem üzerinden Türkiye özelinde ortaya konan bu çalışma lider söylemleri ve lider etkileşimleri üzerine genel değerlendirmeler yapılmıştır. Liderlerin mizahı bir üslup unsuru olarak kullanması, sadece söylemin biçimsel zenginliğini artırmakla kalmamakta; politik meşruiyet, kamuoyu desteği ve algı kontrolü açısından stratejik bir avantaja dönüşmektedir. Ayrıca mizahın siyasal iletişimde yalnızca bir eğlence aracı değil; ideolojik kodların iletilmesi, toplumsal rızanın üretilmesi ve tabanla duygusal bağ kurulması yönünden de önemli işlevler üstlendiğini göstermektedir. Bu çalışmanın literatüre katkısı, mizah-siyaset-söylem alanında hem yöntemsel olarak hem de teorik olarak (mizahın özel iletişim stratejisi olarak önemini vurgulama) yenilik içermesindedir. Çalışma, gelecekte siyasal lider söylemlerinde mizahın sınırları, etik boyutu, toplumsal etkileri ve medya tarafından yeniden şekillenişi gibi konular için açılan yeni bir zemin sunmaktadır.
Nesne tanıma algoritmaları ile trafik tabelası tanıma
Otonom araçlar ve akıllı ulaşım sistemlerinin gelişimi, trafik işaretlerinin doğru, hızlı ve güvenilir biçimde tespit edilmesini zorunlu hale getirmiştir. Trafik işaretlerinin gerçek zamanlı olarak tanınması, araçların yol koşullarına uyum sağlayabilmesi, güvenliğin artırılması ve trafik kurallarına uygun hareket edilmesi açısından önemli bir öneme sahiptir. Bu tez çalışmasında hem doğruluk hem de işlem verimliliği arasında denge sağlamayı amaçlayan altı farklı YOLOv11 versiyonu trafik işareti tespiti açısından incelenmiştir. Modeller, trafik işareti veri kümesi üzerinde eğitilmiş ve doğruluk, geri çağırma ve F1 puanı gibi metrikler üzerinden değerlendirilmiştir. Üç basit YOLOv11 modeli ve bu üç modelin ince ayar yapılmış sürümleri de çalışmada uygulanmış ve böylece trafik işareti tespitinde doğruluk oranının artırılması hedeflenmiştir. Yapılan iyileştirmeler sayesinde modellerin genelleme kabiliyeti güçlendirilmiş, küçük boyutlu ya da kısmen örtülmüş işaretlerin daha başarılı şekilde algılanması sağlanmıştır. Bu durum, özellikle karmaşık yol koşullarında ve farklı aydınlatma ortamlarında daha güvenilir bir performans ortaya koymuştur. Yapılan çalışma sonrasında elde edilen bulgular, YOLOv11n, YOLOv11s ve YOLOv11m modelleri ile bunların ince ayar yapılmış varyantlarının gerçek zamanlı trafik işareti tespiti için uygulanabilir ve güçlü çözümler sunduğunu göstermektedir. Çalışma, aynı zamanda veri artırma ve ince ayar teknikleriyle daha da yüksek performans elde edilebileceğini ortaya koyarak gelecekteki araştırmalar için yeni bir yön çizmektedir. Bu çalışmada kullanılan veri artırımı teknikleri ve dikkatle gerçekleştirilen etiketleme süreci, modellerin gerçek dünya koşullarına uyum yeteneğini önemli ölçüde geliştirmiştir. Farklı hava koşulları, aydınlatma değişimleri ile oluşturulan veriler sayesinde, modellerin dayanıklılığı artırılmış ve tespit hataları minimize edilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda YOLOv11s modelinde 0.9882, YOLOv11m modelinde 0.9877, YOLOv11n modelinde 0.9899 F1 skoru elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, geliştirilen YOLOv11 tabanlı modellerin otonom sürüş sistemleri ve akıllı ulaşım uygulamalarında güvenilir, hızlı ve ölçeklenebilir bir çözüm olarak kullanılabileceğini ortaya koymaktadır.
İnsan gibi hareket eden yürüme robotunun tasarımı, simülasyonu ve deneysel uygulama ile performans karşılaştırması
Bu tez çalışmasında, yürüme bozukluğu yaşayan çocukların rehabilitasyonunda kullanılan alt ekstremite robotlarının tasarımı, kontrolü ve değerlendirilmesi üzerine bir araştırma gerçekleştirilmiştir. İlk olarak, fizik tedavi süreçlerinde kullanılan robotik sistemlerin literatür taraması yapılmış ve mevcut sistemlerin avantajları, sınırlamaları ve tasarım kriterleri analiz edilmiştir. Özellikle alt ekstremite sistemlerinin tasarımında ergonomi, biyomekanik uyum, hareket serbestliği, güvenlik ve kullanıcı dostu arayüzler gibi temel faktörlere odaklanılmıştır. Tasarım aşamasında, yürüme kinematiği detaylı bir şekilde incelenmiş ve bireylerin doğal yürüyüş hareketlerine en yakın sonuçları elde etmek amacıyla kinematik modelleme gerçekleştirilmiştir. Bu kinematik analizler doğrultusunda, bireylerin ihtiyaçlarına uygun tork kontrollü bir kontrol sistemi geliştirilmiştir. Kontrol sistemi, MATLAB Simulink ortamında modellenmiş ve optimize edilmiştir. Simülasyon modelinin doğruluğunu ve güvenilirliğini değerlendirmek için gerçek deney ortamında testler gerçekleştirilmiş ve deneylerden elde edilen tabloveriler, simülasyon sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma sonucunda tespit edilen farklılıklar analiz edilmiştir. Bu sayede, modelin gerçek dünyadaki yürüyüş hareketlerini daha doğru bir şekilde temsil etmesi sağlanmıştır. Simülasyon ve deneysel sonuçların entegrasyonu sayesinde, yürüme bozukluğu çeken bireyler için daha verimli ve kullanıcı dostu robotik çözümler geliştirilmesine katkı sağlanması amaçlanmıştır.
MLP-FCNN ile düşük bütçeli batarya yönetim sistemi tasarım ve uygulaması
Günümüzde elektrikli araçlar başta olmak üzere birçok alanda kullanılan bataryalar, fosil yakıtların tükenmesiyle birlikte büyük önem kazanmıştır. Fosil yakıt rezervlerindeki azalma, enerji depolama teknolojilerine yönelik çalışmaları hızlandırmış ve batarya sistemlerinin geliştirilmesine olan ihtiyacı artırmıştır. Pil hücrelerinin seri-paralel bağlantılarıyla oluşturulan batarya paketlerinin güvenli, verimli ve ekonomik şekilde izlenebilmesi için Batarya Yönetim Sistemleri (BYS) kritik bir role sahiptir. BYS, batarya paketini gerçek zamanlı takip ederek aşırı şarj/deşarj durumu, batarya doluluk oranı (SOC) ve hücre dengeleme gibi önemli parametreleri izler; böylece batarya ömrünün etkin kullanılmasını sağlar. Bu sistemler sayesinde kullanıcılar batarya arızalarından kaynaklı maliyetlerden korunmakta ve enerji verimliliği artırılmaktadır. Bu tez çalışmasında, on altı hücreli Lityum Demir Fosfat (LiFePO4) batarya paketine yönelik, MLP-FCNN tabanlı ve düşük maliyetli bir BYS tasarlanmış ve uygulanmıştır. Çalışmanın özgün katkısı, sınırlı donanıma sahip ARM® Cortex®-M0 tabanlı 128 kilobayt (kB) bellek kapasitesine sahip STM32F072RBT6 mikrodenetleyicisinde X-CUBE-AI kütüphanesi kullanılarak Tam Bağlantılı Sinir Ağı (FCNN) mimarisi projeye uygun şekilde özelleştirilerek gerçek zamanlı SOC tahmininin başarıyla gerçekleştirilebilmesidir. Literatürdeki birçok çalışma yüksek hafıza ve işlem gücü gerektiren platformlara odaklanırken, bu tezde model boyutu ve bellek kullanımı düşürülerek gömülü sistemlerde düşük maliyetli derin öğrenme uygulanabilir hale getirilmiştir. Tasarlanan BYS, BQ76952 entegresi aracılığıyla hücre gerilimlerini, akımı ve sıcaklığı ölçmekte; aynı zamanda pasif hücre dengelemesi yapmaktadır. Sistem, doğruluk ve maliyet açısından yüksek performans sunarak endüstriyel uygulamalar ve düşük bütçeli prototipler için etkili bir çözüm ortaya koymaktadır.
Câhız'ın Fezâilu'l-Etrâk adlı eseri bağlamında klasik Arap edebiyatında Türk imajı
Abbâsîler Dönemi'nde Türklerin yönetimde ve orduda etkin roller üstlenmeye başladığı bir süreçte yaşayan Câhız, dönemin önde gelen Türk elitleriyle bir araya gelme imkânı bulmuştur. Edindiği tecrübeler ve aktarılan rivâyetler doğrultusunda, Türklerin fizikî ve ahlaki üstünlüklerine yer verdiği Fezâilu'l-Etrâk adlı eserini kaleme almıştır. Arap literatüründe Türkler hakkında yazılmış ilk müstakil eser olma özelliğini taşıyan bu çalışma, saray çevresi başta olmak üzere yaşadığı dönemde önemli bir etki uyandırmış ve sonraki dönemlerde de etkisini sürdürmüştür. Bununla birlikte, eser modern dönemde özellikle Mısırlı yazar Ahmed Emîn tarafından çeşitli eleştirilere maruz kalmıştır. Söz konusu eleştiriler eserin içeriği, Câhız'ın eseri kaleme almadaki niyeti ve kullandığı yöntem üzerine yoğunlaşmıştır. Ancak, bu eleştirilere karşı eseri savunan ve yöneltilen eleştirilere yanıt vermeye çalışan Zekeriya Kitapçı gibi araştırmacılar da bulunmaktadır. Bu çalışma, Câhız'ın hayatı, hocaları, öğrencileri ve yakın ilişkiler kurduğu Türk şahsiyetler çerçevesinde onun eserlerini incelemekte, özellikle Fezâilu'l-Etrâk bağlamında klasik Arap edebiyatında Türk imajının nasıl şekillendiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Girişte Türklerin kökeni, Araplarla ilişkileri ve Müslüman olma süreçleri ele alınmıştır. Birinci bölümde, Câhız'ın hayatı ve eserleri, ikinci bölümde ise Fezâilu'l-Etrâk adlı eserindeki Türk imajı, esere yöneltilen eleştiriler ve eserin sonraki dönemlere olan etkisi incelenmiştir. Bu yönüyle çalışma, literatüre Câhız'ın ilgili eseri ve onun sonraki müellifler üzerindeki etkisini ele alan özgün bir katkı sunmaktadır. Bu çalışmada, Yükseköğretim Kurulu tarafından izin verilen çerçevede, literatür taraması, kaynakların düzenlenmesi, dilbilgisi ve yazım denetimi ile çeviri süreçlerinde üretken yapay zekâdan faydalanılmıştır.
Sürekli tesis yeri seçimi ve araç rotalama problemi için hibrit modeller
Lojistik sektörü, artan rekabet koşulları, değişken müşteri beklentileri ve karmaşık operasyonel süreçler nedeniyle sürekli olarak daha etkin ve esnek çözümler geliştirme zorunluluğuyla karşı karşıyadır. Tedarik zincirinin temel bileşenlerinden biri olan dağıtım süreçlerinde, tesis yeri seçimi ve araç rotalama kararları, toplam maliyetler üzerinde doğrudan belirleyici rol oynamaktadır. İki karar türü, birbirinden bağımsız düşünülemeyecek kadar iç içe geçmiştir. Aralarındaki etkileşim lojistik performansı doğrudan etkilemektedir. Gerçek hayat problemlerinde, müşteri taleplerinin coğrafi ve niceliksel olarak değişkenlik göstermesi, bu kararların alınmasını daha karmaşık hale getirmektedir. Sürekli düzlemde tesis yeri seçimi ve araç planlamasının birlikte ele alınması, geleneksel yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda daha gerçekçi ve uygulanabilir çözümler sunmaktadır. Literatürde sınırlı sayıda ele alınan bu yaklaşım hem operasyonel hem de stratejik kararların bütüncül şekilde modellenmesini mümkün kılmaktadır. Bu çalışmada, sürekli tesis yeri seçimi ve araç rotalama problemi için iki farklı model geliştirilmiştir. Her iki modelde de tesis yeri seçimi, doğrusal olmayan programlama yaklaşımıyla gerçekleştirilmiştir. Modeller arasındaki temel fark, araç rotalama kısmında kullanılan yöntemlerden kaynaklanmaktadır. İlk modelde, küçük ölçekli veri setleri için karma tam sayılı programlama kullanılmış; ikinci modelde ise büyük veri setlerinde benzetilmiş tavlama algoritması tercih edilmiştir. Her iki model, literatürde daha önce kullanılan standart veri setleri üzerinde test edilmiş ve hem aynı veri setlerini kullanan iki literatür çalışmasıyla hem de kesikli düzlemde bilinen en iyi sonuçla karşılaştırılmıştır. Yapılan toplam 104 karşılaştırmanın %94,23'ünde geliştirilen modeller üstün performans göstermiştir. Birinci model %95, ikinci model ise %93,75 oranında başarı sağlamıştır.
Üretim yapan işletmelerde geri dönüşüm ve atık yönetimi
Bu çalışma, üretim yapan firmalarda geri dönüşüm ve atık yönetimi uygulamalarını inceleyerek, sürdürülebilirlik ilkelerinin firmalar tarafından nasıl benimsendiğini ve uygulandığını araştırmaktadır. On firmayla gerçekleştirilen derinlemesine görüşmeler aracılığıyla, firmaların sürdürülebilirlik, geri dönüşüm ve atık yönetimi konularındaki yaklaşımları ve deneyimleri analiz edilmiştir. Görüşmelerden elde edilen nitel veriler, MaxQDA yazılımıyla tematik olarak kodlanmıştır. Analiz sonucunda ortaya çıkan ana temalar; mevcut durum ve geri dönüştürülen ürünler, süreç yönetimi ve teknolojiler, strateji, politika ve motivasyon, maliyet unsurları ve ekonomik etki, karşılaşılan zorluklar ve çözüm yöntemleri, performans ve etki değerlendirmesi, gelecek planları şeklinde sınıflandırılmıştır. Çalışmanın bulguları, incelenen işletmelerde geri dönüşüm ve atık yönetiminin ağırlıkla yasal uyumla şekillendiğini; süreçlerin çoğunlukla kaynakta ayrım–geçici depolama–lisanslı sevk zincirinde yürüdüğünü, teknolojik entegrasyonun sınırlı kaldığını ve coğrafi erişim/nakliye kaynaklı maliyet baskısının sürdüğünü; buna karşılık sertifikasyon ve itibar alanında görece kazanımlar görülürken, ekonomik getirinin bağlama ve kapasite farklılıklarına duyarlı olarak değiştiğini göstermektedir.
112 acil çağrı uygulamasının test süreçleri ve verimliliğinin artırılması
Bu çalışma, 112 acil çağrı uygulamasının test senaryoları ve kullanıcı memnuniyeti değerlendirme konusunda literatüre önemli bir katkı sunmaktadır. Çalışmada, 112 acil çağrı uygulamasının işlevselliğini ve etkinliğini değerlendirmek için 5 adet test senaryosu tasarlanmış ve bu senaryolar 3056 kişiye uygulanmıştır. Test sonuçları ve memnuniyet anketleri istatistiksel yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Ayrıca bu çalışmada 112 acil çağrı uygulamasının test senaryolarının bazı kısıtlılıklarına ve dezavantajlarına da dikkat çekilmektedir. Bu kısıtlılıklar göz önünde bulundurularak, test senaryolarının daha gerçekçi, kapsamlı ve güvenilir olmasını sağlayacak geliştirmeler yapılması önemlidir. Çalışma, 112 acil çağrı uygulamasının gerçekçi senaryolarla test edilmesi ve kullanıcı memnuniyetinin değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca, çalışma yılı, cinsiyet gibi faktörlerin uygulamadan memnuniyeti etkilediğini göstermektedir. Bu bulgular, 112 acil çağrı uygulamasının geliştirilmesi için önemli bilgiler sunmaktadır. Bu çalışma sonuç olarak, 112 acil çağrı uygulamasının geliştirilmesi ve optimize edilmesi için önemli bilgiler sunmakta ve acil durum müdahale sistemlerinin daha etkin ve verimli bir şekilde çalışmasına katkıda bulunmaktadır.
Kurumsal çevre, lojistik ve yeşil lojistik performans arasındaki ilişki: uluslararası bir araştırma
Küreselleşme ve ekonomik entegrasyonların artmasıyla birlikte lojistik sektörü, ülkelerin ekonomik kalkınmaları ve rekabet gücü açısından stratejik bir konuma gelmiştir. Bunun yanı sıra, lojistik faaliyetlerin çevresel etkileri, özellikle karbon salımı ve hava kalitesi üzerindeki etkileri, çevre dostu politikaların gerekliliğini ortaya koymuştur. Bu çalışmanın amacı, kurumsal çevre, lojistik ve yeşil lojistik performans arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmanın örneklemini Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütüne (OECD) üye olan 38 ülke oluşturmakta, analiz süreci 2007 ve 2023 arasındaki yılları kapsamaktadır. Çalışma sonuçları, kurumsal çevre kalitesinin lojistik performansı artırdığını ortaya koymaktadır. Ayrıca sonuçlar, lojistik performansın ulaştırma sektörü kaynaklı karbon emisyonlarını artırdığını ve dolayısıyla lojistik performansın yeşil lojistik performans üzerinde olumsuz etki oluşturduğunu göstermektedir. Sonuçlara göre, kurumsal çevrenin lojistik performans ve yeşil lojistik performans arasındaki ilişkide anlamlı bir etkisinin olmadığı görülmektedir. Bu çalışma, kurumsal çevre kalitesini farklı göstergelerle değerlendirerek kapsamlı biçimde ele alması ve lojistik performans ile yeşil lojistik performans arasındaki ilişkiyi kurumsal çevre bağlamında incelemesiyle literatüre özgün katkılar sunmaktadır.