
206
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Lokal endemik Bellevalia koyuncui Karabacak & Yıldırım'ın morfolojik, palinolojik, anatomik özellikleri ve IUCN kategorisinin belirlenmesi
Bu çalışmada Bellevalia koyuncui'nin makro ve mikromorfolojik özellikleri ile IUCN tehlike kategorisi ve bitkinin doğal yaşam alanının toprak özellikleri (Fiziksel ve Kimyasal) incelenmiştir. Makromorfolojik olarak ilk betimlenmiş olduğu çalışma ile uyumluluk göstermiştir. Türün mikromorfolojik özellikleri detaylı olarak ilk defa bu çalışma ile belirlendi. Polen ve tohum yüzeyi özellikleri SEM ile elde edilen görüntüler üzerinden yorumlandı. Kök, skape ve yaprakların anatomik özellikleri mikroton ve elle alınan ince kesitlerin boyanmasıyla elde edeilen görüntüler üzerinden değerlendirildi. Türün yayılış alanı ve bu alanın toprak özellikleri detaylı olarak incelendi. Türün tehlike kategorisi ve koruma önerileri sunuldu.
Antepfıstığında (Pistacia vera L.) matkap aşı uygulaması
Çalışmamız, Siirt ili Merkez ilçeye bağlı Gökçebağ beldesinde, Menengiç anacı üzerine Siirt çeşidinin aşılanmasıyla tesis edilmiş 40-45 yaş aralığında antepfıstığı ağaçlarının bulunduğu bir bahçede yürütülmüştür. Bahçedeki antepfıstığı ağaçlarını gençleştirmek amacıyla ağaçlara matkap aşı yöntemi uygulanmıştır. Aşılamalar, iki zamanlı olarak erken ilkbahar döneminde ve çiçeklenme döneminde gerçekleştirilmiştir. Her iki dönemde de üçer adet farklı antepfıstığı ağacına uç çapı 1-1,2 cm olan matkap ile üstünde iki tane sürgün tomurcuğu bulunan kalemlerle Siirt çeşidi aşılanmıştır. 01.05.2022 tarihinde yapılan kontrollerde her iki farklı zamanda da yapılmış olan aşıların sürgün gözlerinin uyandığı görülmüştür. Erken ilkbahar döneminde yapılan aşılamada 9 adet aşı kaleminden 5 adedinin (%55,5) ve 18 adet sürgün gözünden ise 9 adedinin (%50) uyandığı; çiçeklenme döneminde yapılan aşılamada ise aşılanan 9 adet aşı kaleminden 3 adedinin (%33,3) ve 18 adet sürgün tomurcuğundan 3 tanesinin (%16,6)uyandığı tespit edilmiştir. 06.06.2022 tarihinde yapılan ikinci kontrollerde 1. ve 2. aşı uygulamalarında aşı gözlerinin tümünün tamamen kuruduğu ve aşılama sırasında bitkide açılan yara dokularında yoğun zamk oluşumu ve zamk salgısının olduğu belirlenmiştir. Ağaç gövdelerinin ağırlıklı olarak mantar dokularından oluşması, matkap ucunun kalın olması, aşı deliği ve kalem çapının geniş yüzey alanına sahip olması zamk oluşumunu daha da artırmış ve aşılanan kalemlerin ağaç gövdesindeki kambiyum doku ile kaynaşma olasılığını önemli ölçüde olumsuz etkilemiştir. Bu nedenle 06.03.2024 tarihinde aynı bahçedeki ağaçların genç dallarına sadece erken ilkbahar döneminde 1-1,2 cm çapındaki matkap uçları yerine 0,6-0,8 cm çapındaki matkap uçları kullanılarak aşılama işlemi tekrarlanmıştır. 17.04.2024 tarihinde aşılar kontrol edilmiş ve aşılı 9 kalemden 4'ünün (%44,4) ve 18 sürgün gözünden 8'inin (%44,4) uyandığı görülmüştür. 17.05.2024 tarihinde yapılan son kontrollerde uyanan aşı gözlerinin bir kısmının kuruduğu, kalanların ise kuruma belirtileri gösterdiği gözlenmiştir. Yaptığımız çalışma sonucunda fıstık ağaçlarının odun dokusunda bulunan anaç ile kalem arasındaki boşluğu dolduran sakız salgısı nedeniyle kambiyum dokularının birbirine teması engellenmiş ve matkapla aşı uygulamaları başarılı olmamıştır.
Karakaş koyunlarında doğum ve çeşitli dönem canlı ağırlıkları
Bu çalışma ile Karakaş koyunlarının büyüme ve gelişme düzeyini belirlemek, bu düzeyi etkileyen faktörleri tespit etmek ve diğer çalışmalarda bildirilen düzeylerle karşılaştırarak verim noktasında çıkarımlarda bulunmak, yerli gen kaynaklarımızdan olan söz konusu ırkın ıslahı noktasında doğru stratejileri ortaya koymak ve yayla yetiştiriciliğinin gelişmesi anlamında alınabilecek önlemlerin tespiti amaçlanmıştır. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Diyarbakır ilinde yürütülen " Karakaş Koyunlarının Halk Elinde Islahı Alt Projesi" kapsamında elde edilen veriler, çalışmamızın kaynağını oluşturmaktadır. Kayıt altına alınan kuzulardan doğum dahil 3 tartım alınmıştır. 30.gün, 60.gün, 90.gün ve 120.gün canlı ağırlıkları interpolasyon yöntemiyle tespit edilmiştir. Canlı ağırlık ve GCAA ortalamaları ve diğer istatistikler için SPSS 26 programı kullanılmıştır. Karakaş koyunlarında ortalama doğum, 30., 60., 90. ve 120. gün canlı ağırlık ortalamaları ile doğum-30.gün, doğum-60. gün, doğum-90. gün ve doğum-120.gün arası günlük canlı ağırlık artış ortalamaları genel olarak literatür ile uyumludur. Doğum aylarının canlı ağırlıklara etkisi 90.gün canlı ağırlığı hariç istatistiki olarak önemli bulunmuştur. Ana yaşının 30., 90. ve 120.gün canlı ağırlıkları üzerindeki etkisi önemli bulunmuştur. Yıl faktörünün tüm dönem canlı ağırlıkları ve günlük canlı ağırlık artışları üzerindeki etkisi ise istatistiki olarak önemsiz, cinsiyetin etkisi ise önemli bulunmuştur. Doğum tipinin ise doğum-120. gün arası GCAA hariç diğer canlı ağırlık ortalamalarına ve GCAA ortalamalarına önemli düzeyde etki ettiği tespit edilmiştir. Karakaş koyunlarını korumak, mevcut verimini arttırmak ve yayla hayvancılığının avantajlarını kullanmak gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bunun için de kaliteli damızlık koç temini, elit sürülerdeki kuzuların kesiminin engellenmesi ve en iyi verime sahip olan kuzuların ıslah çalışmalarında kullanılmasının sağlanması, yayla şartlarının iyileştirilmesi gibi hususların üzerinde önemle durulması gerekmektedir.
Yüksekova Ovası toprak verimlilik göstergeleri ve fonksiyonunun mekansal dağılımı ve haritalanması
Toprakların fonksiyonlarını yerine getirmesi, çeşitli ekosistem hizmetlerinin sağlanması için kritik önem taşır. Bu nedenle, hassas bir ekosistem bileşeni olan toprakların fonksiyonel kapasitesinin belirlenmesi ve izlenmesi son derece önemlidir. Arazi kullanımı değişikliğinin etkilediği toprak özelliklerinin zaman içindeki değişimi, toprak kalitesinin bozulmasına ve bunun ekosistem işleyişi üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indiren stratejilerin geliştirilmesi için gereklidir. Bu çalışmada, Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde bulunan ve bölgenin en önemli alt ekosistemlerinden biri olan Yüksekova Ovası'nda arazi kullanım değişiminin toprakların verimlilik fonksiyonuna olan etkisi araştırılmıştır. Yaklaşık 17,500 hektarlık alandan 800 x 800 metre kare gridlerin köşesinden olmak üzere toplam 232 ayrı noktada 0-20 cm derinlikten toprak örnekleri alınmıştır. Toprak örneklerinin tekstür bileşenleri (kil, kum ve silt içeriği), hacim ağırlığı, kireç içeriği, elektriksel iletkenlik (EC), toprak reaksiyonu (pH), organik madde (OM), yarayışlı fosfor, ekstrakte edilebilir potasyum, betaglukozidaz enzim aktivitesi (BGEA) ve üreaz enzim aktivitesi analizleri yapılmıştır. Veriler doğrusal skorlama yöntemi ile optimize edilmiş ve Yüksekova Ovası'nın toprak kalite indeksi (TKİ) hesaplanmıştır. TKİ ve her bir göstergeye ait skorların ovadaki dağılımları coğrafi bilgi sistemleri (CBS) yardımıyla haritalanmıştır. Bulgular, TKİ değerleri 0,53 (düşük kalite) ile 0,91 (çok yüksek kalite) arasında değişmekte ve ortalama 0,74 (yüksek kalite) olduğunu göstermiştir. TKİ değerlerinin ovadaki dağılımı, arazilerin %0,48'inin düşük, %27.8'inin orta, %66,34'ünün yüksek ve geri kalan %5,6'sının ise çok yüksek toprak kalite indeksine sahip olduğunu göstermiştir.
Batman ilinde sulu ve kuru koşullarda badem yetiştiriciliğinin karşılaştırılması
Badem, Batman ekolojisinde yetiştirilmeye uygun olan bir meyvedir. Maddi getirisi fazla olduğundan son yıllarda üreticiler tarafından tercih edilmekte ve badem yetiştiriciliği her geçen sene artmaktadır. Bu tez çalışması ile Batman'daki badem bahçelerinin sulu ve kuru koşullarda çiçeklenme, verim, meyve özellikleri belirlenmiş, ayrıca üreticilerin sosyo-ekonomik koşullarının geliştirilmesi için gerekli uygun bahçe büyüklükleri saptanmıştır. Çalışma 2022-2023 yıllarında yürütülmüştür. Batman'da 2 sulanan, 2 sulanmayan badem bahçesi seçilerek veriler alınmıştır. Batman'ın Oymataş köyünde seçilen sulanmayan (kuru) ve sulanan (sulu) bahçelerde Nonpareil badem çeşidi, Eymir köyünde seçilen kuru bahçede ve Kütüklü köyünde seçilen sulu bahçede Ferragnes çeşidi üzerinde çalışılmıştır. Batmanda sulanan koşullardaki Ferragnes çeşidi çiçeklenme süresi 16 Mart–3 Nisan tarihleri arasında, sulanmayan koşullardaki Ferragnes çeşidinde ise 13 Mart–30 Mart tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Batmanda sulanan koşullardaki Nonpareil çeşidinde çiçeklenme süresi 9 Mart – 28 Mart tarihleri arasında, sulanmayan koşullardaki Nonpareil çeşidinde ise 6 Mart–25 Mart tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Batman'daki sulanmayan bahçemizden ortalama 2023 yılında bir dekardan 283 kg badem elde edilmiştir. Bir kg bademin sektörde 55 TL'den işlem gördüğü belirtilmiştir. Bir dekar badem bahçesinden 2023 yılında elde edilen net gelir 11.093 TL (465 $) olmaktadır. Batman'da ortalama ailedeki birey sayısı 8 olduğundan yoksulluk sınırı 2023 yılında yıllık 560.400 TL (23.487 $) olmuştur. Buna göre Batman'da bir badem üreticisi ailesi geçindirebilmesi için 50,5 dekar kuru (sulanmayan) badem bahçesine ihtiyacı olacaktır.
Aydın ilinde meydana gelen tarım römorku ve su tankeri kazalarının değerlendirilmesi
Bu araştırmada tarım arabaları ve tarım tankeri bağlı traktörlerin aydın ilinde geçirdikleri kazaların değerlendirmesi yapılmıştır. Yaşanan kazalarda römorkların ikaz etiketlerinin yetersizliği ve karayolları kanunları içerisinde römork ikaz etiklerinin yeterliliği araştırılmıştır. Araştırmada 3 farklı römorkun sırayla sürücüler üzerindeki etkileri ve koşullar ortalamalar alınarak kıyaslanmıştır. Römork farkındalık deneyi sonuçları ile yaşanan kazalar arasında karşılaştırma yapılmıştır. Deney römorklarında ikaz ve aydınlatmaların arttırması sürücülerin daha uzak ve alaca karanlık anlarında daha görünür hale getirdiği saptanmıştır. Aydın ilinde yaşanan kazalarında ikaz etiketlerinin yetersiz olan römorkların aşırı yüklenmesi sonucu ortaya çıktığı tespit edilmiştir. 2019-2021 yılları arasında polis sorumluluk bölgesinde yaşanan römork takılı traktör kazalarında ortalama 62 kişi yaralanmış. Buna karşın kaza ortalaması yıllık 40 adettir. 2019-2022 yıllarında jandarma sorumluluk bölgesinde yaşanan kazalarda ise ortalama 56 kişi yaralanmış, ortalama 4kişi öldü ve ortalama 35,5 kaza yaşanmıştır. Her sene yaşanan kazalarda ağır yaralanmalar ve telafi olmayan sakatlıklar yaşanmasının önüne geçmek için gerekli tedbirler başında eğitim ve denetimin sıkılaştırılması gelmektedir
Kısıntılı sulama uygulamalarının ikinci ürün mısırın su-verim ilişkileri üzerine etkisi
Mardin ili merkez Küçük köyünde çiftçi koşullarında 2022 yılı ikinci ürün mısır bitkisinin yetişme sezonu boyunca yürütülen bu çalışmada, damla sulama yöntemi ile uygulanan farklı sulama düzeylerinin ikinci ürün mısırın su-verim ilişkileri üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme deseninde üç yinelemeli olarak yürütülmüştür. Denemede üç adet mısır çeşidi (Fito portbou, Dekalp 6664 ve Agromar1506) bitki materyalini oluşturmuştur. Araştırmada farklı sulama sevileri, sekiz gün aralıklara 90 cm'lik toprak katmanında tüketilen suyun %100'ünün (I100) uygulandığı tam sulama, tüketilen suyun %25'inin (I75) eksik uygulandığı kısıntılı sulama ve tam sulamaya göre %25 oranında (I125) daha fazla suyun uygulandığı sulama konularından oluşturulmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgulara yapılan varyans analizi sonuçlarına göre verim değerleri sulama konularına göre;1104,00-1479,44 kg/da, genotibe göre;1143,22-1417,22 kg/da, genotipxsulama konusu interaksiyonuna göre ise 982,00-1670,33 kg/da arasında değişiklik göstermiştir. Bitki boyu sulama konularına göre 223,78-252,00 cm; genotibe göre 227,77-250,55 cm; genotipxsulama konusu interaksiyonuna göre ise 210,66-257,33 cm arasında değişiklik göstermiştir. CWSI (Bitki su stres indeksi) sulama konularına göre 0,243-0349; genotibe göre 0,277-0,293; genotipxsulama konusu interaksiyonuna göre ise 0,230-0,360 arasında değişiklik gösterdiği belirlenmiştir. İlk koçan yüksekliği, sap kalınlığı, bitki boyu ve klorofil değerleri yapılan varyans analizi sonuçlarına göre istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır. En düşük tane verimi olarak Fito portbou genotipinden elde edilirken, en yüksek tane verimi Dekalp 6664 genotipinden elde edilmiştir. En yüksek tane verimi I100 sulama konusundan elde edilirken, en düşük tane verimi I75 sulama konusundan belirlenmiştir. Yapılan bu çalışmanın sonuçlarına göre Mardin ilinde ikinci ürün mısır bitkisinde tam sulama (I100) uygulamasının yapılması, gereksinim duyduğu sudan daha az veya daha fazla sulama uygulamasının yapılması ise verimde bir artışa sebep olmadığından dolayı önerilmemektedir. Sonuç olarak Mardin ili koşullarında ikinci ürün mısır bitkisine tam sulama uygulamasının yapılması önerilmektedir.
Yapısal eşitlik modelleri ve Türkiye ürün ihtisas borsası verileri üzerine bir uygulama
Bu çalışmada, Batman ve Siirt illerinde faaliyet gösteren yatırımcıların Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) ve lisanslı depoculuk sistemine yönelik memnuniyet düzeyleri yapısal eşitlik modellemesi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın temel amacı, yatırımcıların sistemden beklentileri, deneyimleri ve güven düzeyleri doğrultusunda memnuniyetin belirleyicilerini ortaya koymaktır. Çalışmada, Batman ve Siirt'te üretim yapan toplam 388 yatırımcıyla yüz yüze görüşme yöntemiyle elde edilen anket verileri kullanılmıştır. Veri analiz sürecinde açıklayıcı faktör analizi (AFA) ve doğrulayıcı faktör analizi (DFA) uygulanmıştır. AFA sonucunda beş faktör (lisanslı depoculuğun etkinliği, depolama altyapısı ve kullanıcı yetkinliği, destekleyici altyapı ve politikalar, ürün tedarik kolaylığı, güvenirlik ve erişim) belirlenmiş; toplam varyansın %63,887'si açıklanmıştır. Anket ölçeğinin güvenilirliği Cronbach Alpha değeriyle test edilmiş ve 0,795 olarak bulunarak güvenilir kabul edilmiştir. DFA sonucunda modelin uyum iyiliği indeksleri (RMSEA=0,077, CFI=0,944, TLI=0,919) kabul edilebilir düzeyde çıkmıştır. Yapısal eşitlik modeli kapsamında test edilen beş hipotezden üçü istatistik olarak anlamlı bulunmuştur. Lisanslı Depoculuğun Etkinliği, Destekleyici Altyapı ve Politikalar faktörleri Hizmet Kalitesi ve Memnuniyet (HKM) düzeyini pozitif yönde etkilerken, Üye Odaklılık ve Kurumsal Temsil faktörü HKM üzerinde negatif etkili bulunmuştur. Buna karşılık, ürün tedarik kolaylığı ve güvenirlik ve erişim faktörlerinin HKM üzerindeki etkileri istatistik olarak anlamlı bulunmamıştır. Modelin açıklayıcılık düzeyi R²=0,769 olarak tespit edilmiştir. Araştırma bulguları, TÜRİB ve lisanslı depoculuk sisteminin geliştirilmesi için politika yapıcılara ve uygulayıcılara yol gösterici öneriler sunmayı amaçlamaktadır.
Yeşil sentez yöntemi ile nanoparçacık katalizörlerinin geliştirilmesi ve PEM elektroliz hücrelerinde uygulaması
Bu çalışmada, elektrik enerjisini kimyasal enerjiye dönüştüren proton değişim membranlı (PEM) elektroliz hücreleri için çevre dostu, ekonomik ve sürdürülebilir bir yöntem olarak yeşil sentez yaklaşımı benimsenmiştir. Bu kapsamda, biyolojik atık niteliğindeki fıstık yaprağı ekstraktı kullanılarak, düşük çevresel etkiye ve maliyete sahip bir indirgen madde elde edilmiş, bu madde aracılığıyla NiO, LaO ve CeO2 metal oksit nanoparçacıkları sentezlenmiştir. Sentezlenen bu metal oksit nanoparçacıkları, yüksek elektrokimyasal aktiviteye sahip IrOx ile birlikte Adams füzyon yöntemi kullanılarak IrO2-NiO, IrO2-CeO2 ve IrO2-LaO kompozit katalizörleri haline getirilmiş ve PEM elektroliz hücrelerinde anot katalizörleri olarak test edilmiştir. Performans değerlendirmeleri, 20–70 °C aralığında ve sabit sıvı akış hızında polarizasyon ölçümleriyle yapılmıştır. Sonuçlar, IrO2-NiO katalizörünün en düşük hücre gerilimi ve en yüksek akım yoğunluğu değerlerine ulaşarak en iyi elektrokimyasal performansı sergilediğini göstermiştir. IrO2-CeO2 katalizörü, yüksek gerilimlerde yüksek güç yoğunluğu üretmiştir. CeO2'nin oksijen boşluğu oluşturabilme kapasitesi nedeniyle yüksek potansiyellerde aktivitesi artsa da düşük iletkenliği nedeniyle reaksiyon kinetiği sınırlı kalmıştır. IrO2-LaO katalizörü ise orta seviyede bir performans sergilemiş; düşük elektriksel iletkenliğine rağmen, LaO'nun IrO2 ile oluşturduğu kimyasal etkileşim sayesinde CeO2'den daha iyi ancak NiO'dan daha düşük aktivite göstermiştir. Tüm katalizörlerin yapısal, morfolojik ve yüzey özellikleri XRD, TEM,SEM ve XPS analizleriyle detaylı şekilde karakterize edilmiştir. Bu çalışmada, farklı metal oksit destekli IrO2 katalizörlerinin elektrokimyasal aktivite ve güç yoğunluğu performansları karşılaştırılmış ve NiO destekli IrO2 katalizörünün PEM elektroliz hücreleri için en uygun anot katalizörü olduğu belirlenmiştir.
Alçak gerilim şebekelerinde elektrikli araçların etkisinin kondansatör kullanımı ile azaltılması
Elektrikli arabaların (EV'ler) yaygın kullanımı, çevre dostu ulaşım çözümlerine küresel geçişte önemli bir adımı temsil etmektedir. Ancak EV kullanımındaki hızlı gelişme, özellikle elektrik şebekeleri üzerindeki etkileri açısından kritik sorunları gün yüzüne çıkarmıştır. Enerji altyapımızın temel dayanağını oluşturan bu şebekeler, EV şarjından kaynaklanan önemli güç talebi artışı nedeniyle eşi benzeri görülmemiş bir yük altında kalmaktadır. Bu ek yük gerilim kararsızlığına, gücün kalitesiyle ilgili sorunlara ve yerel kesintilere yol açabilir. Bu zorluklarla başa çıkmak için, bu çalışma, EV'lerin alçak gerilim (AG) sistemleri üzerindeki etkisini azaltmada bir yöntem olarak kondansatörlerin stratejik yerleştirilmesini incelemektedir. Elektrik enerjisini depolama ve serbest bırakma yeteneğine sahip olan kondansatörler, şebeke kararlılığını ve dayanıklılığını artırmada umut vaat etmektedir. Ancak potansiyeline rağmen, kondansatörlerin akıllı şebekelere entegrasyonu ve EV'lerin getirdiği özel zorlukları çözmedeki rolü, daha fazla araştırma gerektiren gelişen bir alan olmaya devam etmektedir. Bu tez, AG şebekelerinde güç kalitesini artırmak amacıyla kondansatörlerin kurulumunu detaylı bir şekilde analiz etmektedir. Akıllı şebekelerdeki kondansatör sistemlerinin henüz geniş çaplı kullanım için tamamen gerilim kontrolü sağlamayacak seviyede olduğunu vurgularken, çalışmamız bu teknolojinin sürekli gelişimine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Ampirik çalışma, deneysel doğrulama ve mevcut kondansatör teknolojisinin kapsamlı bir incelemesini birleştirerek, AG şebekelerinde EV kaynaklı sorunların etkili gerilim kontrolü ile yönetilmesini destekleyen uygulanabilir öngörüler sunmayı hedeflemekteyiz. EV'ler alçak gerilim şebekeleri ve kondansatör teknolojisi arasındaki ilişki, özellikle elektrik mühendislerini ilgilendiren teknik bir sorundur. Bu çalışma bu kritik meseleyi vurgulamayı ve daha dayanıklı, çevre dostu bir enerji geleceğine giden yolu aydınlatmayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: EV'ler, AG sistemleri, Kondansatör sistemleri, Akıllı şebekeler