
302
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Tasnif dönemi hadis edebiyatının oluşumunda sosyo-kültürel etkenler (Nesâî'nin es-Sünen'i örneği)
Hicri III. asır, hadis tarihinin altın çağı olup hadis eserlerinin tasnifinin zirveye ulaştığı bir dönemdir. Bu dönemde Kütüb-i Sitte başta olmak üzere temel kaynaklar telif edilmiş ve tasnif edebiyatı oluşturulmuştur. Aynı zamanda ilmî ve fikrî cereyanların ortaya çıktığı ve geliştiği, Hanefîlik ve Şafiîlik gibi fıkhi mezheplerin ve hadis eserlerinin tasnifinin zirveye ulaştığı bir dönem olmuştur. Ayrıca siyasi olarak Abbasi'lerin hüküm sürdüğü ve Mihne hâdisesinin yaşandığı bir dönem olmuştur. Bu gelişmeler meydana gelirken, bunların bilhassa hadis edebiyatının teşekkülüne ne derece tesir ettikleri önem arz etmektedir. Nitekim telif edilen her bir eser, bir takım amaçlar, sebepler, etkenler ve hedefler doğrultusunda telif edilmektedirler. Bu sebeple hadis edebiyatının oluşumundaki etkenleri daha iyi anlamak ve değerlendirmek için bu dönemdeki ilmî ve fikrî etkenlerin yanı sıra, sosyo-kültürel etkenler ile coğrafi, tarihi, felsefi ve ekonomik disiplinlere çeşitli yönleriyle değinmek, hadis eserlerine bütüncül bir şekilde yaklaşmanın önünü açacaktır. Böylece hadis eserlerinin en seçkin kaynaklarının ortaya çıkışında sosyo-kültürel olguların etkisinin ne olduğu sorusunu açıklığa kavuşturmak, hadis eserlerinin yazıldığı dönemin sosyo-kültürel yapısını bilmekle mümkün olacaktır.
Örgütsel erdemlilik, örgüt kültürü ve kurumsal girişimcilik arasındaki ilişki: Serbest bölgelerde faaliyet gösteren firmalarda bir araştırma
Kişinin ahlaki iyilik seviyesi erdemlilik olarak tanımlanırken, bağlı bulundukları örgüt içerisinde erdemliliğin sürekliliğinin sağlanması ve tüm örgüt üyeleri tarafından kabul görmesi için sergilenen davranışlar örgütsel erdemlilik olarak tanımlanmaktadır. Örgüt kültürü ise, herhangi bir yapının geçmişten gelen ya da sonradan öğrenilen kendine has özelliklerini temel değer ve inançlarını ortaya koyan, örgüt çalışanları üzerinde etkili olan ve benimsenen eylem ya da ilkeler bütünü olarak tanımlanmaktadır. İşletmelerin yeni dünya düzeninde kendilerine yer edinebilmeleri için işletme yapılarının her kademelerinde yenilikçi ve fark yaratan bakış açısıyla mevcut düzenin dışına çıkarak, fırsatları doğru değerlendirerek ve rakipleri karşısında avantaj elde edebilmek için geliştirmiş oldukları girişimcilik faaliyetleri kurumsal girişimcilik olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı; örgütsel erdemlilik, örgüt kültürü ve kurumsal girişimcilik arasındaki ilişkiyi inceleyerek, etki ve sonuçlarını ortaya koymaktır. Çalışmanın temel sonucu; örgütsel erdemlilik ile örgüt kültürü ve kurumsal girişimcilik arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca örgüt kültürü ile kurumsal girişimcilik arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu saptanmıştır.
Cehennem Deresi Havzasında (İdil, Şırnak) ekoturizm
Sanayi Devrimi ve teknolojinin gelişimine koşut olarak makineleşmenin sağladığı kolaylıklar ve ulaşım araçlarındaki gelişmeler sonucunda insanların boş zamanı artmıştır. Ortaya çıkan bu gelişmelerle, insanlar daha fazla gezip görme ihtiyacı duymuştur. Eskiden kitlesel olarak gerçekleştirilen ve deniz-kum-güneş üçlemesi olarak nitelendirilen turizm anlayışı; çevre bilincinin artması, kitle turizminin ortaya çıkardığı olumsuzlukların farkına varılması, adrenalin, insanların daha bireysel davranma eğilimleri gibi eylemlerin ve durumların sonucunda ekoturizmin daha fazla talep edilmeye başlandığı görülmüştür. Bu çalışmanın amacı, Cehennem Deresi'nin önemi, tarihi ve kültürel geçmişi ile beraber, burada yapılabilecek eko turizm faaliyetlerini ortaya çıkarmaktır. Nitel araştırma yönteminin uygulandığı çalışmada, veriler gözlem ve doküman inceleme tekniği ile elde edilmiştir. Araştırma sonucunda, çalışma sahasında; mağaralardan oluşan 18 eski yerleşim yeri, 10 su değirmeni, 10 mezarlık, Merdodo ve Mergorgis isminde 2 kilise ve bu kiliselere ait mezarlıklar ve günümüzde hayvancılık için kullanılan mağaralar tespit edilmiştir. Cehennem Deresi'nin doğal çekiciliği başta olmak üzere trekking ve akarsu turizmine bağlı faaliyetler için oldukça elverişli olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma ile Cehennem Deresi trekking yürüyüş rotası, kültürel alanları da kapsayacak şekilde uzatılmış, alternatif yollar ve patika yollar ilave edilmiştir. Doğal çekiciliği ile ön plana çıkan mevkiler, seyir tepeleri, mağaralardan oluşan eski yerleşim yelerleri, mezarlıklar, su değirmenleri, trekking yolları noktasal veri olarak işlenmiş ve haritalandırılmıştır. Cehennem Deresi'nin doğal ve kültürel yapısı ile ekoturizm potansiyeline sahip olduğu ve ileride yapılacak çalışmalara ile bölgenin turizm açısından gelişebileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Cehennem Deresi (NawalaKoriye), Kanyon, Yarbaşı (Hespıst), Ekoturizim, Trekking Rotaları
Türkiye'deki gençlik merkezlerinin gençlere yönelik faaliyetleri: Şırnak örneği
Bu çalışmanın konusu son yıllarda sayısı ve gençler üzerindeki etkisi artmaya devam eden Gençlik Merkezleri'nin gençlere yönelik faaliyetleridir. Çalışmanın amacı, coğrafik, ekonomik ve politik birtakım dezavantajları bulunan Şırnak ilindeki Gençlik Merkezlerinin gençler üzerindeki genel etkilerine ve gençlerin gündelik yaşamları ve gelecek inşaları üzerindeki etkisine dikkat çekmektir. Bu amaçla Gençlik Merkezlerinin etkinliklerine katılan gençlerin faaliyetlere yönelik memnuniyet algıları ölçülmeye çalışılmıştır. Çalışmanın kapsamını, Şırnak ili merkezinde ikamet eden 14-29 yaş arası, Gençlik Merkezi faaliyetlerinden yararlanan kız ve erkek genç nüfus oluşturmaktadır. Çalışma nicel bir araştırma yöntemi olan betimsel araştırma yöntemine dayanmakta olup, veriler anket yöntemi ile toplanmıştır. Katılımcıların demografik özelliklerini ve gençlik merkezi faaliyetlerine yönelik memnuniyet algılarını tespit etmeye yönelik hazırlanan anket formu yüz yüze ve dijital platformlar üzerinden uygulanmış ve elde edilen veriler SPSS aracılığıyla analiz edilmiştir. Çalışma sonunda katılımcıların Gençlik Merkezlerinin genel faaliyetlerinden ortalama düzeyde memnun oldukları açığa çıkmıştır. Memnuniyet algısı cinsiyet, eğitim durumu ve yaşanılan yer gibi demografik değişkenler bağlamında anlamlı bir fark oluşturmamıştır. Sonuç bölümünde, elde edilen bulgulara dayanarak Şırnak'ta faaliyet gösteren Gençlik Merkezlerinden sorumlu kurumlara yönelik öneriler geliştirilmiştir. Literatürde benzer çalışmaların çoğunlukla büyük ölçekli kentlerde gerçekleştirildiği göze çarpmaktadır. Bu çalışmanın önemi, küçük ölçekli, sosyo-ekonomik düzeyi düşük ve dezavantajlı bir kent olan Şırnak'ta yapılması ve bu konuda Şırnak'ta yapılan ilk çalışma olmasıdır.
Osmanlı Devleti'nin son döneminde yayınlanan tasavvufî bir dergi: Mekârimü'l Ahlâk
Mekârimü'l Ahlâk dergisi, II. Meşrutiyet döneminde haftalık olarak yayımlanan tasavvufî/ahlâkî bir dergisidir. Derginin sahibi ve başyazarı Hafız Mehmed Tevfik Efendi'dir. Derginin ilk sayısı 1908 yılında, son sayısı da 1909 yılında yayımlamıştır. Haftalık olarak yayımlanan bu dergi kısa ömürlü olmuş ve 30. sayı sonunda yayın hayatına son vermiştir. Dergi, tasavvuf ve ahlâk konuları başta olmak üzere dinî, siyâsî, edebî, sosyal, kültürel ve güncel konularda yazılan makalelerden oluşmaktadır. Derginin özel bir yazar kadrosu bulunmamaktadır. Bu sebeple isteyen herkes dergiye yazı gönderebilmektedir. Okuyucu kitlesi ise toplumun her kesiminden insanlardan oluşmaktadır. Bu tezin birinci bölümünde, diğer tasavvufî dergiler hakkında bilgi verildikten sonra Mekârimü'l Ahlâk dergisinin özellikleri, yazarları, makaleleri hakkında detaylı incelemeler yapılmıştır. Daha sonra ise konu, yazar ve kronolojik fihrist detaylı şekilde tablolaştırılmıştır.Tezin ikinci bölümünde dergide geçen yazılar tasavvuf ilmi çerçevesinde değerlendirilmiştir. Son olarak ise dergide yayımlanan bazı makalelerden örnekler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Tasavvuf, Mekârimü'l Ahlâk, II. Meşrutiyet, Ahlâk, Dergi
Popüler dindarlığın tıbbi tezahürleri: Dinî şifacılık üzerine sosyolojik bir araştırma
Hastalık ve sağlık insanlığın hayatının her aşamasında varlığını korumuştur. Doğuşu bilinmeyen tın alanı sürekliliğini koruyarak ve gelişerek ilerlemektedir. Sağlık ve hastalık denilince akla gelen noktalar ilaç, ameliyat, hemşire, doktor olmakla birlikte insanlığın hayatında önemli yer edinen dini unsurlarda bu alanda kendisini hissettirmektedir. Özellikle ilk çağlarda sağlıklı olmak ve tedavi üretmek noktasında dinsel alan ön plana çıkmaktadır. Çalışmamızda hastalık ve tedavisi ekseninde şifa bulma arayışları, dini şifacılık ve tıp gelişimi popüler kültür perspektifinde değerlendirilecektir.
Lisânu'l-'Arab'ın istişhâd yönteminde Kur'ân âyetlerinin yeri
Kur'ân, Kur'ân dili olan Arapça ve sünneti korumayı amaçlayarak yazılan eserlerden biri olan Lisânu'l-'Arab; Kur'ân dilinin korunmasına katkıda bulunmuş, kaleme alındığı günden bu yana asırlar boyunca dilbilimciler tarafından itibar görmüş bir sözlüktür. Bu eserin yazarı İbn Manzûr; çeşitli ilimlerde başarılı yönleriyle kendini kanıtlamış, hayatı boyunca birçok âlim yetiştirmiş, gelecek nesillere ışık tutacak birçok eser meydana getirmiş bir âlimdir. Lisânu'l-'Arab da Arap dili'nin zenginliğini ortaya koyan, takdire şayan eserlerinden biridir. Birçok sözlükte bulunan ve bu sözlükte de kullanılan istişhâd metodu, sözlükte verilen bilgilerin doğrulanmasında en önemli faktörlerden biri olmuştur. Arap dilbilimcilerin dayanaklarından olan istişhâd metodu; Kur'ân âyetleri, hadis, şiir, Arap kelamı gibi öğelerle uygulanır. Lakin bu dört öğenin içinde gerek edebiyatı gerekse fesahati yönünden en tutarlı olanının Kur'ân âyetleri olduğu dilbilimcilerin ittifak ettiği bir husustur. Tabi bu durum diğer istişhâd öğeleriyle delillendirilen bilgilerin yanlış olduğunu göstermemektedir. Zira diğer istişhâd öğesi olan şiir, Arapların kültürel değerlerini yansıtmada söz sahibi olmuş; Arapların arasında en fasih olan kişilerin şiir okumaları, farkına varmadan onlar, Arap dili kaidelerinin belirlenmesinde etkili olmuştur. Kur'ân âyetlerinden sonra Arapların en fasihi olan Hz. Resûlullâh'ın (s.a.v.) hadisleri; bir kısmının lafız ile, bir kısmının mana ile rivayet edilmesi sebebiyle istişhâd yönteminde kullanılması konusu dilbilimciler arasında ihtilaflara sebep olmuştur. Bazı dilbilimcilerin hadisle istişhâdı tümden reddetmesi, bazılarının ise ayırt etmeden hadisle istişhâdı kabul görmesinin yanı sıra hadisleri sınıflandırarak istişhâd edilecek veya edilmeyecek olanları belirleyerek orta yolu benimseyenler daha tutarlı bir tutum sergilemiştir. İbn Manzûr'un, eserinde Kur'ân âyetleri, hadis, şiir ve Arap kelamından istişhâd getirdiği görülmektedir. Lisânu'l-'Arab'ta birçok Arapça kelime ve kullanımlarıyla ilgili şahit getirirken bu dört kaynaktan da yararlanması ve geniş kapsamlı bir sözlük olarak ansiklopedi mahiyeti taşıması sebebiyle bu çalışmada kelimelerin anlamları sadece Kur'ân âyetleriyle kelime anlamları, sarf, nahiv, belâgat, kırâat, bazı yer, din, kavim, yiyecek ve içecek isimleri için yalnızca Kur'ân âyetleriyle yapılan istişhâtların incelenmesine yer verilmiştir.
Yaşar Nuri Öztürk'ün hadis ve sünnet hakkındaki görüşleri
Yaşar Nuri Öztürk, 5 Şubat 1951 yılında Bayburt'ta doğmuş, ilk Kur'an eğitimini babasından alarak dokuz yaşında hafız olmuştur. On yıllık medrese eğitiminden sonra hukuk ve ilahiyat okumuştur. On iki yıl imamlık ve vaizlik görevlerinde bulunmuş sonrasında ise doktora çalışmasını tamamlamıştır. Elmalılı M. Hamdi Yazır (öl. 1361/1942) tarafından yapılan Kur'an-ı Kerim çevirisinin, yorum katılmamış ikinci çevirisini yayınlamıştır. Öztürk, peygamber olsa dahi Kur'an haricinde hiç kimsenin dine herhangi bir ilave hüküm getirmeyeceğini ifade etmiş ve sahâbenin udûl olduğu fikrine de karşı çıkmıştır. Öztürk, hadislerin Hz. Peygamber'in vefatından sonra bir araya getirildikleri için güvenilir olamayacağını, hadislerin Yahudi inancındaki Mişna'ya benzer özellikler taşıdıklarını ve çoğunun Emevî uydurması olduğunu ifade ederek İslâm'ın uydurma hadislerle tahrif edilmeye çalışıldığını söylemiştir. Sünnet konusunda da aldatmacanın olduğunu, Arap örf ve geleneğinin sünnet adı altında din gibi gösterilmeye çalışıldığını, hadis ve sünnetin Kur'an'ı nesh edemeyeceğini belirtmiştir. Bu bağlamda Kâ'b el-Ahbâr'ın (öl. 32/652-53[?]) İsrâiliyat ile ilgili rivayetlerde bulunduğunu ve Hz. Ömer'in şehit edilmesinde etkin rol oynadığını belirtmiştir. Öztürk Buhârî'yi (öl. 256/870) birçok yönüyle eleştirmiş, Buhârî'nin Arapçılık yaptığını, Ebû Hanîfe'yi (öl. 150/767) dikkate almadığını belirtmiştir. Bu çalışmamızda Yaşar Nuri Öztürk'ün hadis ve sünnet hakkındaki görüş ve iddiaları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hadis, Sünnet, Yaşar Nuri Öztürk
Ekoturizm kapsamında çevre bilincinin yeşil ürün satın alma davranışına etkisi: Antalya örneği
Çevre Ekoturizm destinasyonları, çevresel ve doğal deneyimlerle ilgilenen turistlerin talebini karşılamak için popüler hale gelmektedir. Ancak popülerlik ekoturizm destinasyonlarının sürdürülebilir gelişimine çevre kirliliği, hava kirliliği, gürültü kirliliği, kalabalık, artan nüfus, artan tüketim gibi çevresel açıdan zarar verebilmektedir. Dolayısıyla, ekoturizm destinasyonlarının sürdürülebilirliğini sağlamak için çevre dostu, çevre bilincine ve ekoturizm bilgisine sahip olan turistlere sahip olmak önemlidir. Özellikle çevreyi koruma odaklı yeşil ürünlerin kullanımının yaygınlaşması açısından turistlerin çevresel yönler konusunda farkındalığa sahip olması beklenmektedir. Araştırmanın bu bağlamdaki amacı, ekoturizm bağlamında çevre bilinci ile yeşil ürün satın alma davranışı arasındaki ilişkinin varlığını tespit ederek çevre bilincinin yeşil ürün satın alma davranışı üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemi kullanılarak bir anket formu ile veriler 10 Nisan 2021 ve 22 Haziran 2022 tarihleri arasında 454 kişiden toplanmıştır. Araştırmanın evrenini, Antalya ilini ziyaret eden yerli turistler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise evreni temsil edecek sayıda ulaşılan Antalya ilini ziyaret eden yerli turistlerdir. Tarama modeli niteliğinde olan araştırmada kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak kullanılan anket dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm demografik özelliklere ilişkin soruların yer aldığı bölümdür. İkinci, üçüncü ve dördüncü bölümlerde sırasıyla çevre bilinci, yeşil ürün satın alma davranışı ve yeşil konaklama satın alma davranışı ölçeklerinin yer aldığı bölümdür. Anket ile elde edilen veriler, istatistik paket programından yararlanılarak araştırma amacına uygun analizlere tabi tutularak çözümlenmiş ve yorumlanmıştır. Kurulan hipotezlere bağlı olarak korelasyon ve regresyon analizleri de yapılmıştır. Korelasyon analizi sonucunda, değişkenler arasında düşük ve orta düzey ilişki olduğu tespit edilmiştir. Buna göre çevre bilinci düzeyi arttıkça yeşil ürün satın alma davranışı ve yeşil konaklama satın alma davranışı düzeyi de artmaktadır. Ayrıca, yeşil ürün satın alma davranışı arttıkça yeşil konaklama satın alma davranışı da artmaktadır. Regresyon analizi sonucunda çevre bilincinin yeşil satın alma davranışı ve yeşil konaklama satın alma davranışı üzerinde anlamlı etkisi olup; yeşil satın alma davranışının da yeşil konaklama satın alma davranışı üzerinde anlamlı etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda, araştırma kapsamında geliştirilen H1, H2 ve H3 hipotezleri kabul edilmiştir.
Şırnak'ta doğal olarak yetişen ve pazarlama önemine sahip bazı bitki türlerinin kullanım amaçlarının ortaya konulması
Şırnak bölgesi, farklı coğrafik ve iklim özelliklerine sahip olması nedeniyle, doğada yetişen bitki türleri bakımından son derece zengin bir floraya sahiptir. Şırnak ilinde yetişen bitki türleri, uzun yıllardan beri bölge insanı tarafından farklı amaçlarla kullanılıyor olsa bile, bu bitkilerin bilimsel olarak teşhis edilmesi, kullanım amaçları, pazarlama, bölge ekonomisine katkısı ve ekoturizm açısından mevcut durumunun ortaya konulması önemlidir. Bu çalışma, Şırnak bölgesinin doğal florasında bulunan, bölge insanı tarafından uzun yıllardan beri farklı amaçlarla kullanılan, bölgesel isimleri ile tanınan, bitki türlerinin teşhisinin yapılması, tüketim ve sağlık amaçlı olarak kullanımlarının belirlenmesi, pazar koşulların bilinmesi ve özellikle de ekoturizm açısından potansiyelinin değerlendirilmesi ve bölge ekonomisine katkılarının ortaya konulması amacıyla yürütülmüştür. Araştırma verisi yapılandırılmış/yarı yapılandırılmış görüşme ve saha (arazi) çalışması olmak üzere iki aşamada toplanmıştır. Farklı dönemlerde bölgenin florasındaki bitkiler gözlemlenerek, fotoğraflanarak ve bitki örnekleri alınarak tür bazında teşhisleri yapılmıştır. Ayrıca bölge insanıyla yüz yüze yapılan görüşmelerle, bitkinin yöresel isimleri ve ne amaçla kullanıldığı ile ilgili bilgiler edinilmiştir. Daha sonra bitkilerin yöresel isimleri ile bilimsel isimleri birleştirilerek, ulusal ve uluslararası literatürle desteklenmiştir. Şırnak bölgesinde yapılan saha (arazi) çalışması ve yüz yüze görüşmelerde farklı amaçlarla kullanılan ve ekonomik değere sahip otuzbir tür tespit edilmiş olup, bu türlerin yaygın olarak bilinen ve kullanılan pazarlama, bölge ekonomisi ve eko turizm bakımından potansiyelleri ortaya konulmuştur. Böylece söz konusu türlerin yurt içi ve yurt dışında tanınırlığının ve yaygın etkisinin bilinmesiyle birlikte eko turizm açısından önemli bir farkındalık oluşacağı düşünülmektedir. Bununla birlikte, bölgede eko turizm faaliyetlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, Şırnak bölgesinin bölge ve ülke ekonomisinde önemli yer edineceğini belirtmek gerekir. Ayrıca bölgede doğal olarak yetişen bitki türlerinin insan gıdası (yemek vs.) olarak kullanılabileceğinin bilinmesiyle daha düşük maliyetlerle gıda temin edilebilecektir. Benzer şekilde, bu bitkilerin ilaç olarak kullanımlarının bilinmesiyle de sağlık açısından önemli olan bazı türlerin sağlık sektörüne katkı sağlayacağını belirtmek gerekir.